ÖZET: Başvuran, 01.03.2015 tarihinde bağlanan yaşlılık aylığının 24.02.2020 tarihinde iptal edilmesi ve adına 78.452,70 TL borç tahakkuk ettirilmesi işlemlerinin geri alınmasını talep etmiştir. İddialarına göre, iptal işlemi, fiili çalışması olmadığı gerekçesiyle yapılmış ancak başvuran, çalıştığına dair belgeler sunarak bu gerekçenin geçersiz olduğunu savunmuştur. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), başvuranın 2014-2015 yılları arasında fiilen çalışmadığını belirterek, yersiz ödeme kaydı oluşturmuştur.

SGK’nın açıklamalarında, başvuranın 4/1-(b) statüsünde yaşlılık aylığına hak kazanma koşullarını yerine getiremediği ve bu nedenle aylığının iptal edildiği ifade edilmiştir. Ayrıca, başvuranın çalıştığı iddia edilen iş yerinde fiili çalışma olup olmadığını belirlemek için yapılan denetimlerde, başvuranın çalışma durumuna dair yeterli kanıt bulunamamıştır. Denetim raporunda, başvuranın iş yerinde çalışmadığı sonucuna varılmıştır.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın fiilen çalışıp çalışmadığına dair belirsizliklerin giderilmesi gerektiğini vurgulayarak, SGK’ya tavsiyede bulunmuştur. İlgili işlemlerin yeniden değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş, ayrıca başvuranın hak arama özgürlüğü çerçevesinde yargı yoluna başvurma hakkı hatırlatılmıştır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2020/89574-S.20.98115

BAŞVURU NO : 2020/75929

KARAR TARİHİ : 15/12/2020

TAVSİYE KARARI

SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUYA KONU İDARE :

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuran tarafından aylığının kesilmesi ve yersiz ödeme kapsamında adına borç çıkarılması yönünde tesis edilen işlemlerin geri alınması talep edilmektedir.

BAŞVURU TARİHİ : 23/06/2020

I. BAŞVURANIN İDDİALARI VE TALEPLERİ

1. Başvuran tarafından 01.03.2015 itibariyle kendisine yaşlılık aylığı bağlandığı, 24.02.2020 tarihli işlemle yaşlılık aylığının iptal edildiği, adına 78.452,70 TL borç tahakkuk ettirildiği, söz konusu işlemin fiili çalışması bulunmadığı gerekçesiyle tesis edildiği, ancak anılan dönemde çalıştığı, dolayısıyla söz konusu gerekçenin gerçeği yansıtmadığı, çalışmadığı öne sürülen dönemde işe zamanında gitmemesi üzerine işvereni tarafından kendisinden savunma istendiği, buna ilişkin belgeleri Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) sunduğu, söz konusu belgelerin de fiili çalışmayı gösteren bir kanıt niteliğinde olduğu ifade edilerek aylığın kesilmesi ve adına borç tahakkuk ettirilmesi yönündeki işlemlerin geri alınması talep edilmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. SGK’nin 22.07.2020 tarihli ve sayılı yazısında ve eklerinde; 2.1. Başvurana 01.03.2015 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanunun geçici 81’inci maddesinin B bendinin (g) alt bendine göre yaşlılık aylığı bağlandığı,

2.2. Hizmet iptali neticesinde; 2829 sayılı Kanunun 8’inci maddesine göre son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan statünün 4/1-(b) kapsamına geçmesi nedeniyle, 4/1-(a) kapsamında bağlanan yaşlılık aylığının başlangıç tarihi itibariyle iptal edildiği,

2.3. Başvuranın 4/1-(b) kapsamında yaşlılık aylığına hak kazanma koşullarını yerine getiremediği,

2.4. 5510 sayılı Kanunun 96’ncı maddesinin birinci fıkrasının “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara, gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmi dört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmi dört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.

Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanunî faiz kalan borca uygulanır.” hükmünü amir olduğu,

2.5. Fazla veya Yersiz Ödemelerin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 5’inci maddesinde “sahte hizmet kazandırılmak suretiyle sağlık hizmetleri ve diğer haklardan, ödeneklerden yararlanılması ile gelir veya aylık bağlatılmasının” ilgililerin kasıtlı ve kusurlu davranışları arasında sayıldığı,

2.6. Bu sebeple başvuran adına 5510 sayılı Kanunun 96’ncı maddesinin birinci fıkrasının (a)

bendi kapsamında borç kaydı oluşturulduğu,

2.7. Başvuranın, A.Ç. unvanlı işyerindeki 01/01/2014 – 27/11/2014 tarihleri arasındaki 327 günlük hizmetinin iptal edildiği,

2.8. 03.02.2020 tarihli ve 2020/SD/024/İNC. ARŞ. sayılı Raporda; işveren A.Ç. tarafından başvuran ara eleman olarak çalıştığı, yardımcı muhasebe elemanı olarak da muhasebe işlerine yardım ettiği yönünde beyanda bulunulduğu, denetim kapsamında ifadesi alınan C.Ç.’in de başvuranın anılan iş yerinde çalıştığını beyan ettiği,

2.9. Başvuranın ifadesinde, giyim dükkanı işlettiğini, A. Ç.’in yanında 01.01.2014 tarihinde işe başladığını, bizzat anılan kişinin kendisini işe aldığını, 4/1-(a) kapsamında emekli olmak amacıyla anılan işe başladığını, asgari ücret konusunda anlaştıklarını, yazılı olarak herhangi bir iş sözleşmesi yapmadıklarını, 1987 – 1990 yıllarında muhasebe işinde çalıştığı için kendisinin işe alındığını, M. Ç., C. Ç., F. S., A. Ç., M. F. Y. isimli kişilerin de aynı işyerinde kendisiyle birlikte çalıştıklarını beyan ettiği,

2.10. F. S. A.’ın ifadesinde, Mayıs 2012 – Mayıs 2015 arasında anılan iş yerinde çalıştığını, , Z. Y., S. C., A. Ç. isimlerini hatırladığını, bu kişilerin dönem dönem A. Ç.’in yanında çalıştığını beyan ettiği,

2.11. M. A. Ç.’nin ifadesinde, Ocak 2014’te söz konusu iş yerinde çalışmaya başladığını, bu sırada F. S., M. F. Y., A. Ç., O. C., E. Y., C. Ç. isimli kişilerin de bu iş yerinde çalıştığını, muhasebe meslek elemanı olarak çalıştığını beyan ettiği,

2.12. M. F. Y.’in ifadesinde, 2014 yılının başlarında anılan iş yerinde çalışmaya başladığını, yaklaşık iki yıl çalıştıktan sonra ayrıldığını, sonra tekrar aynı iş yerine döndüğünü, M. A. Ç., F.

S., O. C., M. Ç., A. Y. isimli kişilerin de kendisiyle aynı dönemde bu iş yerinde çalıştığını, isimli kişiyi tanımadığını beyan ettiği,

2.13. O. C.’un ifadesinde, 01.02.2015 tarihinde söz konusu iş yerinde çalışmaya başladığını, muhasebe bölümünden mezun olduğunu, A. Ç.’in yanında 11 ay çalıştığını, çalıştığı dönemde yaklaşık 70 – 80 kadar mükellefin bulunduğunu, M. Ç. ve E. Y. isimli kişilerin de aynı iş yerinde çalıştığını, bunun haricinde çalışan kimse olmadığını, C. Ç., F. S., M. F. Y., M. C. isimli kişileri tanımadığını, kendisiyle aynı dönemde bu kişilerin anılan iş yerinde çalışmadığını, büronun zaten büyük bir yer olmadığını, fazla kişi çalıştırmayı gerektiren bir iş kapasitesinin de bulunmadığını, sürekli ofiste olduğu için kimin çalışıp çalışmadığını bildiğini beyan ettiği,

2.14. 2014/01 ayına ait bordroda ismi bulunan S. C.’un imzasının bulunmadığı, 2014/06 ayına ait bordroda ismi bulunan E. Y.’ın imzasının bulunmadığı, 2014 yılının diğer aylarına ait bordroların şekil şartlarını taşıdığı,

2.15. İşveren tarafından başvuranın personel özlük dosyasının denetim kapsamında ibraz edildiği ve incelendiği, dosya içeriğinde başvuranın kimlik fotokopisinin olduğu, belirsiz süreli iş sözleşmesi bölümünde başlangıç tarihi olarak 01.01.2014 tarihinin yazılı olduğu, ücret bölümünün boş olduğu, sigortalı işe giriş bildirgesinin yer aldığı, işveren olarak A. Ç.’in ve personel olarak imza attığı, başka herhangi bir belgenin olmadığı,

2.16. Sigortalılık niteliğinin işe başlama tarihinde başladığı, bundan kastın fiili çalışma olduğu, hizmet sözleşmesi yapılmasına karşın fiili olarak çalışmaya başlanmadıkça sigortalılığın başlamasının hukuken mümkün olmadığı,

2.17. Başvuranın söz konusu iş yerinde çalıştığını beyan etmesine rağmen iş yeri hakkında herhangi bir bilgi sahibi olmadığının anlaşıldığı, işveren A. Ç.’in ve ifadesine başvurulan personelin beyanları ve iş yeri kayıtlarının incelenmesi ve başvuranın anılan iş yerinde fiilen çalıştığını gösteren resmi belge bulunmaması birlikte değerlendirildiğinde başvuranın fiilen çalışmadığı sonucuna varıldığı,

2.18. F. S. A. ve M. A. Ç.’nin anılan iş yerinde fiilen çalıştığı, M. F. Y.’in ise fiilen çalışıp çalışmadığının tespit edilemediği, C. Ç. ve A. Ç.’ın fiilen çalışmadığı sonucuna varıldığı ifade edilmektedir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 5510 sayılı Kanunun “Yersiz ödemelerin geri alınması” başlıklı 96’ncı maddesinde, “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara, gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmi dört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmi dört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.

Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanunî faiz kalan borca uygulanır…

Yersiz ödemelerin tespiti ile geri alınmasına ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir. ” hükmü yer almaktadır.

4. Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin “Sosyal sigorta kayıtlarının tutulması ve düzeltilmesine ilişkin esaslar” başlıklı 7’nci maddesinde, “(1) Bu Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde belirtilen sosyal sigorta kayıtlarının, bu Yönetmelikte belirtilen ve usulüne göre düzenlenmiş belgelere dayandırılması zorunludur.

(2) Usulüne göre düzenlenmiş belgeye dayandırılarak oluşturulan sosyal sigorta kayıtları; a) Dayanak belgesinde bulunduğu hâlde kayıtlara hatalı veya eksik olarak tescil edilen ya da hiç yazılmayan bilgilerin veya mükerrer kayıtların bulunduğunun Kurumca tespitine, b) Kamu idareleri denetim elemanları ile Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurları tarafından yapılan inceleme ve soruşturma raporlarına, c) Mahkeme kararlarına, ç) Kamu idareleri ile döner sermayeli kuruluşlar, 5411 sayılı Kanun kapsamındaki kuruluşlar, kanunla kurulan kurum ve kuruluşlardan temin edilen bilgi ve belgelere istinaden Kurumca yapılacak incelemeye, göre düzeltilir, silinir veya yeni kayıt eklenir.” hükmü yer almaktadır.

5. Anılan Yönetmeliğin “Sigortalıların yersiz tescili” başlıklı 19’uncu maddesinde, “Kanuna göre sigortalılık niteliği taşımadığı hâlde, gerçeğe aykırı olarak bildirim yapıldığı tespit edilen tescil kayıtları iptal edilir.” hükmü yer almaktadır.

6. Anılan Yönetmeliğin “Hizmet kayıtlarının düzeltilmesi” başlıklı 24’üncü maddesinde, “(1)

Kurumca hizmet kayıtları; a) Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca veya kamu idarelerinin denetim elemanlarınca düzenlenen raporlarda gerçeğe aykırı hizmet kazandırıldığının veya hatalı ve eksik kayıt bulunduğunun tespit edilmesi, b) Sigortalının prime esas kazançları, gün sayıları ve prim tahsilatına ilişkin bilgilerin hatalı veya eksik aktarıldığının tespit edilmesi, c) Kesinleşen yargı kararları ile sigortalıya hizmet kazandırılması veya Kurum kayıtlarında var olan hizmet veya prime esas kazançların yeniden belirlenmesi, hallerinde düzeltilir, iptal edilir veya yeni kayıt oluşturulur…” hükmü yer almaktadır.

7. Fazla veya Yersiz Ödemelerin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin

“İlgililerin kasıtlı ve kusurlu davranışlarından doğan fazla veya yersiz ödemeler” başlıklı 5’inci maddesinde, “(1) Bu Yönetmeliğin uygulamasında; a) Kuruma verilen veya ibraz edilen belgelerle gerçeğe aykırı bildirimde bulunulması, b) Örneği Kurumca hazırlanan belgelerle bildirilmesi taahhüt edilen durum değişikliklerinin bir ay içinde Kuruma bildirilmemesi, c) Kanunda öngörülen şartlar yerine gelmediği hâlde, sahte bilgi ve belgelerle sağlık hizmetleri ve diğer haklardan, ödeneklerden yararlanılması ile gelir veya aylık bağlatılması, ç) Sahte hizmet kazandırılmak suretiyle sağlık hizmetleri ve diğer haklardan, ödeneklerden yararlanılması ile gelir veya aylık bağlatılması, d) Boşanma nedeniyle gelir veya aylık bağlandıktan sonra boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşanması, e) Gelir ve aylıklarının kesilmesi gerektiği hâlde durumun gizlenmesi ve/veya bildirilmemesi, f) Sigortalılar ile gelir veya aylık alanlara yapılan ödemelerden, hak sahipliği sona ermesine rağmen her hangi bir kişi tarafından tahsilat yapılması, ilgililerin kasıtlı ve kusurlu davranışlarını oluşturur. Ancak, sigortalılıklarının (b) bendinde belirtilen süre içerisinde bildirim yükümlüleri tarafından Kuruma bildirilmesi halinde ya da

Kurum tarafından yeni bir gelir veya aylık bağlanması durumunda ilgililer (b) ve (e) bentleri kapsamında kasıtlı veya kusurlu sayılmaz.

(2) Birinci fıkrada sayılan durumların tespit edildiği tarihten geriye doğru en fazla on yıllık süre içinde yapılan fazla veya yersiz ödemeler, her bir ödemenin yapıldığı tarihten itibaren hesaplanacak kanunî faizi ile birlikte tahsil edilir…” hükmü yer almaktadır.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE

ÖNERİSİ

8. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın fiilen çalışıp çalışmadığının tüm açıklığıyla belirlenemediği, uyuşmazlık konusu hususun hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenemediği gözetilerek 01/01/2014 – 27/11/2014 tarihleri arasındaki 327 günlük hizmetin iptal edilmesi, buna bağlı olarak aylığının kesilmesi ve yersiz ödeme kapsamında adına borç çıkarılması yönünde tesis edilen işlemlerin yeniden değerlendirilmesi hususunda “Tavsiye Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 9. 5510 sayılı Kanunun 4/1-(a) ve 4/1-(b) bentleri kapsamında hizmetleri bulunan ve hizmet birleştirmesi suretiyle 01.03.2015 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanunun geçici 81’inci maddesinin B bendinin (g) alt bendine göre yaşlılık aylığı bağlanan başvuranın 01/01/2014 – 27/11/2014 tarihleri arasında 4/1-(a) kapsamında geçen 327 günlük hizmetinin iptal edilmesine bağlı olarak yaşlılık aylığına hak kazanma şartlarını yitirdiği, bu sebeple kendisine ödenen aylıkların yersiz ödeme niteliği kazandığı, 5510 sayılı Kanunun 96’ncı maddesi uyarınca adına borç tahakkuk ettirildiği görülmektedir.

10. Bu itibarla başvuran ile idare arasındaki uyuşmazlığın, iptal edilen 01/01/2014 – 27/11/2014 tarihleri arasındaki 327 günlük hizmetin fiili çalışmaya dayanıp dayanmadığına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Zira sigortalılık niteliği, 5510 sayılı Kanunun 4/1-(a) bendi kapsamında hizmet akdinin kurulması ve 7’nci maddesi gereğince çalışmaya başlanması ile edinilmektedir. Bu maddelerde açıkça belirtildiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Fiili çalışma saptanmadıkça, sadece hizmet akdine dayanılması halinde sigortalılık söz konusu olamaz.

11. Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin uyuşmazlıklar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle incelenmesi ve araştırılması zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi bakımından önem taşımaktadır (Bkz. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 02.03.2015 tarihli ve E.2014/13622, K.2015/3544 sayılı kararı).

12. Bu tür uyuşmazlıkların çözümünde fiili çalışmanın gerçekleşip gerçekleşmediğinin tüm açıklığıyla belirlenmesi, uyuşmazlık konusu hususun hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenmesi, delillerin hep birlikte değerlendirilmesi suretiyle varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda işyeri dosyaları ile tüm dönem bordrolarının incelenmesi, varsa sigortalılığı iptal edilmeyen ve uyuşmazlık konusu dönemde başvuran ile birlikte çalışan ve işverenin bordrolarında kayıtlı kişiler ile işverenin farklı işyerlerinde çalışan ve ihtilaf konusu çalışmaların geçtiği işyerini bilen bordro tanıkları ve aynı yörede komşu işverenler veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişilerin titizlikle araştırılarak belirlenmesi ve bu çerçevede tanıkların bilgi ve görgülerine başvurulması, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınarak tanık beyanlarının denetlenmesi, başvuranın anılan işyerinde hangi işi yaptığının belirlenmesi, işyerinin ticari faaliyetinin kapsamına, ticaret ve çalışma hayatının gerçeklerine göre ihtilaf konusu dönemde SGK’ye bildirildiği kadar işçinin anılan işyerinde çalışıp çalışamayacağının ve bu çerçevede gerçeğe aykırı bildirimin bulunup bulunmadığının, işyerinin sahte bir işyeri olup olmadığının irdelenmesi, tanık beyanları arasında çelişki olursa giderilmesi gerekmektedir (Bkz. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 18.01.2018 tarihli ve

E.2015/20728, K.2018/189 sayılı kararı).

13. Başvuranın hizmetlerinin iptaline dayanak teşkil eden denetim raporu incelendiğinde; söz konusu raporu tanzim eden kamu görevlisince başvuranın söz konusu iş yerinde fiilen çalışmadığı sonucuna varıldığı görülmektedir. Kamu görevlisini bu sonuca götüren sebepler raporda şu şekilde sıralanmaktadır: i) Başvuranın iş yeri hakkında herhangi bir bilgi sahibi olmaması, ii) İşveren A. Ç.’in beyanı, iii) İfadesine başvurulan personelin beyanları, iv) İş yeri kayıtlarının incelenmesi, v) Başvuranın anılan iş yerinde fiilen çalıştığını gösteren resmi belge bulunmaması.

14. Denetim raporu incelendiğinde; işveren A. Ç. ile anılan iş yerinden sigortalı olarak bildirilen

C. Ç., F. S. A., M. A. Ç. adlı kişilerin başvuranın anılan iş yerinde çalıştığı yönünde beyanda

bulunduğu, işveren tarafından başvuranın muhasebe işlerinden anladığı ve bu işlere yardım etmek üzere istihdam edildiği yönünde beyanda bulunulduğu, başvuranın M. Ç., C. Ç., F. S., A. Ç., M. F. Y. isimli kişilerin de aynı işyerinde kendisiyle birlikte çalıştıklarını beyan ettiği, denetim sonucunda F. S. A. ve M. A. Ç.’nin anılan iş yerinde fiilen çalıştığı, M. F. Y.’in ise fiilen çalışıp çalışmadığının tespit edilemediği, C. Ç. ve A. Ç.’ın fiilen çalışmadığı sonucuna varıldığı, ifadesi alınan kişiler arasında başvuranı tanımadığı yönünde beyanda bulunanlar olmakla birlikte başvuranın anılan iş yerinde çalışmadığı yönünde herhangi bir beyanda bulunulmadığı görülmektedir. Diğer taraftan başvuranın aynı dönemde birlikte çalıştığını iddia ettiği C. Ç. ve A. Ç.’ın denetim sonucunda söz konusu iş yerinde fiilen çalışmadığının tespit edildiği gözetildiğinde dinlenen tanıkların beyanları arasında çelişkiler bulunduğu, yapılan denetimde söz konusu çelişkilerin tam olarak giderilemediği anlaşılmaktadır.

15. Başvuranın personel özlük dosyasının denetim kapsamında incelendiği, dosya içeriğinde başvuranın kimlik fotokopisinin olduğu, belirsiz süreli iş sözleşmesi bölümünde başlangıç tarihi olarak 01.01.2014 tarihinin yazılı olduğu, ücret bölümünün boş olduğu, sigortalı işe giriş bildirgesinin yer aldığı, sözleşmeye işveren olarak A. Ç.’in ve personel olarak imza attığı görülmektedir.

16. Denetim kapsamında iş yeri kayıtlarının ve belgelerinin incelenmesi neticesinde, başvuranın sigortalı olarak bildirildiği 2014 yılına ilişkin bordrolarda 2014/01 ayına ait bordroda ismi bulunan S. C.’un imzasının bulunmadığı, 2014/06 ayına ait bordroda ismi bulunan E. Y.’ın imzasının bulunmadığı, 2014 yılının diğer aylarına ait bordroların şekil şartlarını taşıdığı sonucuna varıldığı görülmektedir.

17. Başvuranın iş yerinin adresine ve aynı dönemde birlikte çalıştığı kişilere ilişkin verdiği bilgi, işverenin beyanı, anılan iş yerinde çalıştığı tespit edilen kişilerin başvuranın fiilen çalıştığını teyit etmesi, denetim raporunda 2014 yılına ilişkin bordrolarda başvurana dair herhangi bir eksikliğin tespit edilmemesi, işveren ve başvuran tarafından imza altına alınan belirsiz süreli iş sözleşmesinin varlığı, buna mukabil başvuranın birlikte çalıştığını iddia ettiği kişilerden ikisinin anılan iş yerinde fiilen çalışmadığının tespiti, tanık beyanları arasında çelişkilerin bulunması ve bu çelişkilerin tam olarak giderilememesi dikkate alındığında başvuran bakımından fiili çalışmanın gerçekleşip gerçekleşmediğinin tüm açıklığıyla belirlenemediği, uyuşmazlık konusu hususun hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenemediği görülmektedir.

18. Bu itibarla başvuranın fiili çalışmaya dayanmadığı gerekçesiyle hizmetlerinin iptal edilmesi ve yersiz ödeme kapsamında adına borç çıkarılması yönündeki işlemlerin söz konusu hususlar gözetilerek yeniden değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.

B. İyi Yönetim İlkelerine Uygunluk Yönünden Değerlendirme 19. İyi yönetim ilkelerine Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; Kurumumuzca istenen bilgi ve belgelerin idare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak gönderildiği, bu yönüyle “kanunlara uygunluk ve hesap verebilirlik” ilkelerine uygun davranıldığı; diğer taraftan idarece başvurana verilen cevabi yazıda ilgili işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmediği, bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uyulmadığı anlaşılmış olup idarenin söz konusu ilkeye uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA HÜRRİYETİNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

20. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden artakalan süre işlemeye devam edecek olup Osmaniye İş Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Başvurunun KABULÜNE, Başvuranın fiilen çalışıp çalışmadığının tüm açıklığıyla belirlenemediği, uyuşmazlık konusu hususun hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenemediği gözetilerek 01/01/2014 – 27/11/2014 tarihleri arasındaki 327 günlük hizmetin iptal edilmesi, buna bağlı olarak aylığının kesilmesi ve yersiz ödeme kapsamında adına borç çıkarılması yönünde tesis edilen işlemlerin yeniden değerlendirilmesi hususunda SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA

TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kanunun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis edilecek

işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğunun idareye hatırlatılmasına, Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi