|
ÖZET: Başvuran, 25 Temmuz 1994’te vefat eden eşinden ölüm aylığı almakta iken, 2022 Ekim ile 2023 Mart arasında aylığından kesinti yapıldığını ve kendi sigortalılığından aldığı yaşlılık aylığında da 2022 Kasım ile 2023 Nisan arasında benzer bir kesinti yaşandığını belirtmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile yaptığı görüşmelerde, sorunun nüfus idaresinden kaynaklandığı ve iade işlemlerinin 2023 Mayıs ayında yapılacağı bilgisi verilmiş olmasına rağmen, iade işlemleri gerçekleşmemiştir. Başvuran, kesilen tutarların faiziyle birlikte ödenmesini talep etmektedir.
SGK, başvuranın müteveffa eşinden dolayı ölüm aylığı aldığını, ancak diğer eşinden dolayı sehven aylık bağlandığını ve bu nedenle kesintilerin yapıldığını açıklamıştır. 1 Mayıs 2018 ile 1 Nisan 2019 tarihleri arasında toplam 18.625,57 TL tutarındaki aylıkların 22 Mayıs 2023 tarihinde faizsiz olarak ödendiği belirtilmiştir. Ancak başvuranın faiz talebi, mahkeme kararı olmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Ayrıca, başvuranın ödenmesi gereken toplam tutardan yapılan kesintilerin gerekçeleri de sorgulanmıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın talebinin kabul edilmesi yönünde bir tavsiye kararı hazırlamıştır. Bu karar, SGK’nın başvuranın aylık ödemelerine ilişkin işlemlerinde eksiklikler olup olmadığını ve iade edilen tutara yasal faiz ödenip ödenmeyeceğini incelemektedir. Ayrıca, SGK’nın kesintilerin yerinde olup olmadığını yeniden değerlendirmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/553-S.24.875
BAŞVURU NO : 2023/10894
KARAR TARİHİ : 18.01.2024
TAVSİYE KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
Aylık kesinti işlemleri hakkındadır.
BAŞVURUNUN KONUSU :
BAŞVURU TARİHİ : 22.07.2023
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Başvuran özetle; 25/7/1994 tarihinde vefat eden eşi üzerinden ölüm aylığı almaya başladığını,
bununla birlikte 2022 yılı Ekim ayından 2023 yılı Mart ayına kadar aylığından kesinti yapıldığını, yine kendi sigortalılığından tahsis numarası ile almakta olduğu yaşlılık aylığından da 2022 yılı
Kasım ayından 2023 yılı Nisan ayına kadar kesinti yapıldığını, Bağımsız ve Hizmet Akdiyle Çalışanlar
Daire Başkanlığı yetkilileri ile yaptığı görüşmede sorununun nüfus idaresinden kaynaklandığı ve en geç
2023 yılı Mayıs ayında iade işlemlerinin gerçekleştirileceği bilgisinin verildiğini ancak hala iade
edilmediğini belirterek aylıklarından kesilen tutarların faiziyle ödenmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün başvuru
konusuna ilişkin 6/10/2023 tarihli ve sayılı yazısı ile 15/12/2023 tarihli ve sayılı yazısında özetle;
2.1) Başvuranın müteveffa eşi dan dolayı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında 1/5/2018 aylık başlangıç tarihi ile ölüm aylığı aldığı, diğer eşi ile 30/4/2018 tarihinde boşandığı ve nın 22/3/2019 tarihinde vefat ettiği ancak başvurana 22/3/2019 tarihi itibarıyla ’dan dolayı 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sehven aylık bağlandığı ve 4B Kapsam Programı tarafından bu durumun tespit edilmesiyle 4/b ölüm aylığının durdurularak tarafına ödenen aylıkların borç oluşturulduğu, daha sonra başvuranın ’dan vefatından önce boşanmış olduğunun tespit edilmesiyle 4/a ölüm aylığının iptal edildiği ve müteveffa eşi ’dan dolayı aylık almasına yönelik yasal engelin kalktığı ve 1/5/2018-
1/4/2019 tarihleri arasındaki toplamda 18.625,57 TL tutarındaki alamadığı aylıklarının 22/5/2023 tarihinde günlük ödeme şeklinde faizsiz olarak banka hesabına gönderildiği, bununla birlikte başvuranın dosyasında yapılan 2. Karar işlemi neticesinde 1.341,99 TL sağlık kesintisi ve 1.469,82 TL aylık borcu tutarının 21.437,38 TL toplam birikmiş alacağından düşüldüğü,
2.2) Öte yandan, alınamayan aylıkların faiziyle beraber iadesi ile ilgili herhangi bir mahkeme kararı
olmadığından iadelerin faizsiz olarak yapıldığı açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3) 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın; “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine
başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”
4) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5. maddesinin
birinci fıkrasında;
“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”
5) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun;
5.1) “Borçlunun temerrüdü” başlıklı 117. maddesinde;
“Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.
Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır.”
5.2) “Temerrüt faizi” başlıklı 120. maddesi;
“Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir.
Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz.
Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.”
6) 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un “Temerrüt faizi” başlıklı 2.
maddesinin birinci fıkrasında;
“Bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1 inci maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur.”
Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
7) Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın talebinin kabul
edilmesi hususunda hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
8) Somut olayda; başvuranın Kurumumuz kayıtlarına 22/7/2023 tarihinde giren dilekçesi ile aylıklarından
yapılan kesintilerin faizi ile birlikte iade edilmesini talep ettiği, bunun üzerine Sosyal Güvenlik Kurumu ile yapılan yazışma neticesinde başvuranın 1/5/2018-1/4/2019 tarihleri arasındaki toplamda 18.625,57 TL tutarındaki alamadığı aylıklarının 22/5/2023 tarihinde günlük ödeme şeklinde faizsiz olarak banka hesabına gönderildiği anlaşılmıştır. Başvuranın faiz talebi ise herhangi bir mahkeme kararı olmadığı gerekçesi ile reddedilmiştir. Öte yandan başvuranın 31/10/2023 tarihinde Kurumumuz kayıtlarına giren dilekçesinde, tarafına 21.437,38 TL ödenmesi gerekirken 18.625,57 TL ödendiğini ve bu nedenle 2.811,81 TL daha alacağının olduğunu iddia ettiği anlaşılmıştır. Dolayısıyla somut olayda uyuşmazlığın, başvuranın alamadığı aylıklarının iadesine yönelik Kurum işlemlerinde eksiklik bulunup bulunmadığı ile iade edilen tutara yasal faiz ödenip ödenmeyeceği meselelerinden ibaret olduğu anlaşılmaktadır.
9) Bu noktada, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ilgililere sonradan ödenen ya da iade edilen tutarlara
ilişkin olarak yasal faiz ödenip ödenemeyeceğine yönelik hukuki sorunun daha önce Kurumumuza başvuru konusu edildiği görülmektedir. (21/07/2017 tarihli ve 2017/428 Başvuru No’lu Tavsiye Kararı, 16/09/2019 tarihli ve 2019/6522 Başvuru No’lu Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Kararı, 06/07/2020 tarihli ve 2020/575
Başvuru No’lu Tavsiye Kararı, 07/01/2021 tarihli ve 2020/91035 Başvuru No’lu Kısmen Tavsiye Kısmen
Ret Kararı, 30/12/2021 tarihli ve 2021/22132 Başvuru No’lu Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Kararı, 13/04/2022 tarihli ve 2022/5581 Başvuru No’lu Tavsiye Kararı, 04/07/2022 tarihli ve 2022/9463 Başvuru
No’lu Tavsiye Kararı, 9/6/2023 tarihli ve 2023/659 Başvuru No’lu Tavsiye Kararı). Bu çerçevede uygulanacak ilkelere 21/07/2017 tarihli ve 2017/428 Başvuru No’lu Tavsiye Kararı’nda şu şekilde yer
verilmiştir:
9.1) “Faiz, hukukumuzda 6098 sayılı Borçlar Kanunu ve 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine
İlişkin Kanunda düzenlenmekle birlikte Kanunda tanımına yer verilmemiştir. Ancak öğreti ve yargı kararları ışığında faiz; “alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlem ile belirlenmiş, para borçları bakımından özel olarak düzenlenen, tahsili için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semeredir.” (HELVACI Mehmet, Borçlar ve Ticaret Kanunu Bakımından Para
Borçlarında Faiz Kavramı, Beta Basım Yayım Dağıtım, İstanbul 2000, s. 65). Bu tanımdan yola çıkarak somut olayda faizi tanımlarsak; Sosyal Güvenlik Kurumunun tahsis işlemleri tamamlanmasına rağmen başvuranın emekli aylığı ve emekli ikramiyesinin 11 ay sonra ödenmesi anına kadar geçen süre bakımından hak ettiği parayı kullanamaması nedeniyle, mahrum kalınan süreye bağlı olarak ödenmesini talep edebileceği bir karşılık ve tazminattır.
9.2) Yüksek yargı kararları incelendiğinde, Yargıtay 10. Sayılı ve
“Davacının 01.04.2003-17.06.2005 tarihleri arasında adına tahakkuk eden birikmiş yaşlılık aylıkları tutarlarına ay be ay, ödeme tarihine kadar işletilecek yasal faiz tutarlarından şimdilik … YTL´nin ödenmesine karar verilmesi” istemli kararında; “Alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlemle belirlenmiş, para borçları açısından özel olarak düzenlenen, tahsil için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semere olarak tanımlan faiz kavramı kapsamındaki temerrüt faizi de; muhtemel zararların giderilmesi amacıyla doğrudan doğruya yasa koyucu tarafından öngörülmüş bir karşılık olup, talep edilebilmesi için gerçekten bir zarar görülmüş olması GEREKLİ
DEĞİLDİR. Bu konuda borçluya bir ispat hakkı tanınmadığı gibi; borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olması da ŞART DEĞİLDİR. Borçlunun para borcunu zamanında ödememesi ve temerrüde düşmesi üzerine kanun gereği kendiliğinden işlemeye başlayan ve temerrüdün devamı müddetince varlığını sürdüren bir karşılık olarak, alacaklının aksi iddia olunmayan farazi zararının asgari oranda giderilmesine yönelik, para borcunun fer’isi niteliğindeki (BK. Md. 113/2 ve 131) faizin, asıl alacakla birlikte sona ermemesi için saklı tutulması, ya da, halin icabından saklı tutulduğunun anlaşılması da yasal BİR GEREKLİLİKTİR.”
9.3) Yine Yargıtay 10. .’nin sayılı ve yaşlılık aylığının geç bağlanması
nedeniyle davacının uğradığı zararın giderilmesi talebiyle açılan davada verdiği kararında; “Zararın kapsamının saptanmasında Kurum işleminin niteliği ile davacının istek ve amacının göz önünde tutulması gerekir. Hal böyle olunca davacının mal varlığında husule gelen zarar, davacıya bağlanması gereken yaşlılık aylığıdır. Ayrıca alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında, elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlem ile belirlenmiş, para borçları açısından özel olarak düzenlenen, tahsil için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semere olarak tanımlanan faiz kavramı kapsamındaki muhtemel zararların giderilmesi amacıyla doğrudan doğruya yasa koyucu tarafından öngörülmüş bir karşılık olup, talep edilebilmesi için gerçekten bir zarar görülmüş olmayan faiz olarak belirlenen temerrüt faizi de zarar içinde mütalaa edilmelidir. Davacının asıl alacağı tahsili sırasında açıkça faiz hakkını saklı tutması (ihtirazı kayıt)
karşısında davalı Kurumun yasal faizle sorumlu tutulacağı açıktır.” hükmünü kurduğu görülmektedir.
9.4) Yapılan bu değerlendirme neticesinde; Kurumun kusurlu işlemi sonucu, sosyal güvenlik
mevzuatlarında düzenlenen yaşlılık aylığından yararlanma şartlarını yerine getirilmesi ile yaşlılık aylığına hak kazanıldığı, yaşlılık aylığının konusunu para borcunu oluşturulması ve kişilere ödenecek bu paranın hangi usul ve esaslara göre hesaplanacağının Kanun tarafından belirlenmiş olması, (bu para borçlarının belirlenebilir nitelikte oldukları), hak kazanılan yaşlılık aylıkları bakımından Kurumun aylıkları zamanında ve eksiksiz bağlama borcuna aykırı davrandığı durumlarda Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere Kurumun temerrüt faizi ile sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.
9.5) Yüksek yargının istikrar kazanmış içtihatlarının aksine Kurumun asıl alacak öderken mevzuatta açık
düzenleme olmadığı gerekçesiyle kendiliğinden faiz ödememesi, bu hususun yargılamaya konu olmasına ve yine istikrar kazanmış yargı kararları uyarınca ilave yargılama gideri ve vekâlet ücreti ödemek yanında yargı yükünün artmasına ve vatandaşların da yargılama sürelerinin uzunluğu nedeniyle mağduriyet
yaşamasına neden olmakta, diğer bir deyişle Kurumun ödemek zorunda olduğu miktar giderek artmakta ve bu da Kurum için ayrı bir gider kalemi oluşturmaktadır.”
10) Bununla birlikte, mülkiyet hakkı kapsamında alacağın geç ödenmesi durumunda arada geçen sürede
enflasyon nedeniyle paranın değerinde oluşan hissedilir aşınma ile mülkiyetin gerçek değeri azaldığı gibi bu bedelin tasarruf veya yatırım aracı olarak getirisinden yararlanma imkânı da bulunmamakta, bu şekilde kişiler mülkiyet haklarından mahrum edilerek haksızlığa uğratılmaktadır (AYM, E.2008/58, K.2011/37, 10/2/2011). Anayasa Mahkemesince kanun koyucunun bir hak olarak öngördüğü veya kamu borcu hâline gelmiş ödemelerin geç yapılması nedeniyle mağdur olunduğu iddiasıyla yapılan başvurularda, alacakta veya hakka konu bedelde meydana gelen değer aşınmalarının başvurucular üzerinde orantısız bir yük oluşturması hâlinde mülkiyet hakkının ihlaline karar verilmiştir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri; Akel Gıda
San. ve Tic. A.Ş., B. No: 2013/28, 25/2/2015).
11) Paranın enflasyon karşısında yitirilen değerini telafi eden araçlardan biri de faizdir. Bu sebeple alacağın
geç ödenmesi sebebiyle parada oluşan değer kaybı, borçlu aleyhine faize hükmedilmek suretiyle kısmen veya tamamen giderilebilir (Necat Coşkun, B. No: 2018/2994, 8/9/2021, § 62).
12) Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi, bir memurun görevden uzaklaştırıldığı dönemde aylıklarından
kesilen tutarların faiziyle ödenmesi talebinin faiz ödenmesini öngören bir hükmün bulunmadığı gerekçesiyle mahkemece reddedilmesi üzerine yapılan bir başvuruda, Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının, kamu otoritelerince mülke erişimin ve mülkün kullanılmasının engellenmesi sebebiyle oluşan zararların karşılanmasını gerektirdiğini, mahkemenin bireylerin idari işlemden kaynaklanan zararının (paranın enflasyon karşısında yitirilen değerinin) karşılanmasını açık bir kanuni hükmün varlığına bağlayan görüşünün idare hukukunda bir temelinin bulunup bulunmadığı bir yana
Anayasa’nın 35. maddesiyle açık bir çelişki içinde olduğunu belirtmiştir (Necat Coşkun, B. No: 2018/2994, 8/9/2021, § 62-64).
13) Somut olayda, müteveffa eşi ’dan dolayı bağlanan aylığının diğer eşi ’dan dolayı sehven aylık
bağlanması nedeniyle kesildiği, daha sonra başvurana müteveffa eşi ’dan dolayı aylık almasına yönelik yasal engel bulunmadığının anlaşılması üzerine 1/5/2018-1/4/2019 tarihleri arasındaki toplamda 18.625,57
TL tutarındaki alamadığı aylıklarının 22/5/2023 tarihinde günlük ödeme şeklinde faizsiz olarak banka hesabına gönderildiği anlaşılmaktadır.
14) Diğer taraftan Kurumumuz tarafından yukarıdaki paragraflarda da atıf yapılan benzer nitelikteki
uyuşmazlıklar üzerine başvuranlara faiz ödenmesine yönelik Tavsiye Kararlarına Sosyal Güvenlik Kurumu
Başkanlığınca verilen cevabi yazılarda, “…yapılan ödemelere ilişkin olarak Kurumumuzca ayrıca yasal faiz ödenmesine imkân tanıyacak bir hükmün bulunmaması nedeniyle, Tavsiye Kararının bu bölümünün uygulanmasına kanunen imkân bulunmamaktadır.” denilerek bu konuda yasal düzenleme yapılması gerektiği aksi halde ödeme yapılamayacağı belirtilmekte olup bu cevap istikrar kazanmıştır. Mevcut başvuru ile ilgili olarak ise 2.2 numaralı paragrafta yer verildiği üzere faiz ödenmesine yönelik mahkeme kararı bulunmadığından iade işlemlerinin faizsiz olarak yapıldığı ifade edilmiştir.
15) Bu kapsamda, başvuranın idare tarafından gerçekleştirilen iş ve işlemlerden kaynaklanan sebeplerle
geciken aylık ödemelerine faiz uygulanması için 21/07/2017 tarihli ve 2017/428 Başvuru No’lu ve sonraki
Tavsiye Kararları da dikkate alınarak, gerekli yasal düzenlemelerin hazırlanmasına yönelik çalışmaların yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
16) Öte yandan başvuranın tarafına 21.437,38 TL ödenmesi gerekirken 18.625,57 TL ödendiği ve bu
nedenle 2.811,81 TL daha alacağının olduğu iddiasının da ele alınması gerekmektedir. Bu noktada başvuru dosyasında yer alan bilgi ve belgelerden, başvurana yapılan ödemenin müteveffa eşi dan dolayı 1/5/2018-1/4/2019 tarihleri arasında müstahak olduğu aylıklara ilişkin olduğu görülmektedir. Diğer taraftan başvurana ödenmesi gereken toplam aylık tutarından 2.811,81 TL kesinti yapılmasının nedeninin 1.341,99 TL sağlık kesintisi ve 1.469,82 TL aylık borcu tutarı olduğu anlaşılmaktadır. Başvurana, diğer eşi
’dan dolayı 22/3/2019 tarihi itibarıyla 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sehven aylık bağlanması nedeniyle aylık borcu oluşması mümkün görülmekle birlikte, dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerden söz konusu borcun 1.469,82 TL olduğuna yönelik bir tespit yapılamamıştır. Yine başvuranın sağlık hizmetlerinden yararlanması nedeniyle sağlık kesintisi yapılması mümkün olmakla birlikte, dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerden yapılması gereken kesintinin 1.341,99 TL olduğuna yönelik bir tespit yapılamamıştır. Belirtmek gerekir ki, İstanbul Sosyal Güvenlik İl
Müdürlüğü Şişli Sosyal Güvenlik Merkezinin 22/8/2023 tarihli ve sayılı yazısında başvuranın aylıklarından yersiz sağlık kesintisi yapıldığı ifade edilmekte olup, Kurum tarafından mezkûr yazıda ifade edilen sağlık kesintisi ile 1.341,99 TL’lik kesinti arasındaki çelişki giderilmemiştir. Bu nedenle dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerden, başvurana ödenmesi gereken toplam aylık tutarından yapılan 1.341,99 TL sağlık kesintisi ve 1.469,82 TL aylık borcu kesintisinde açık bir hukuka aykırılık tespit edilememekle birlikte, yapılan kesintilerin yerinde olup olmadığının idare tarafından yeniden değerlendirilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
17) İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği’nin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvurunun incelenmesi ve araştırılması kapsamında, Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin idare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylece
“kararların gerekçeli olması ve makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı; ancak idarenin, başvurana verdiği cevaplarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle
“karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idareden bahse konu ilkeye de uygun davranması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
18) 6328 sayılı Kanun’un 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ
tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)
dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup İstanbul İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle;
Başvurana ödenmesi gereken aylıklara ilişkin olarak talep edilen faizin, yargı organlarınca ayrıca verilecek bir karar aranmadan ödenebilmesine yönelik düzenleme yapılması için gerekli çalışmaların başlatılması,
Başvurana ödenmesi gereken toplam aylık tutarından yapılan 1.341,99 TL sağlık kesintisi ve 1.469,82 TL aylık borcu kesintisinin yerinde olup olmadığının tespitine yönelik işlem tesis edilmesi hususlarında Sosyal Güvenlik
Kurumu Başkanlığına tavsiyede bulunulmasına,
6328 sayılı Kanun’un 20. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Sosyal Güvenlik Kurumunca bu karar üzerine
tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Kararın başvurana ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi