|
ÖZET: Başvuru, 10/04/2021 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) yapılan itirazla ilgilidir. Başvuran, 10/08/1991-28/02/2002 tarihleri arasında tavuk besiciliği faaliyetine dayanan Bağ-Kur kaydının, emeklilik başvurusunun reddedilmesi üzerine usulüne uygun olmadığını iddia etmektedir. SGK’nın verdiği yanıtta, başvuranın Bağ-Kur kaydının 1479 sayılı Kanun kapsamında başlatıldığı, ancak bu kaydın 2926 sayılı Kanun kapsamında olması gerektiği belirtilmiştir. Başvuranın prim gün sayısının 3800’den 2547’ye düşürülmesi, emeklilik şartlarını sağlamadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın durumu ile ilgili yaptığı incelemede, 1479 sayılı Kanun kapsamında yapılan tescilin hukuka aykırı olduğunu tespit etmiştir. Başvuranın tavuk besiciliği faaliyetinin tarımsal bir faaliyet olarak değerlendirilmesi gerektiği ve bu nedenle 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olması gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu bağlamda, başvuranın 3800 prim ödeme gününün tamamının 2926 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun kabul edilerek başvuranın prim gün sayısının 2926 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi için SGK’ya tavsiyede bulunmuştur. İdarenin, bu tavsiyeye uyması ve gerekli işlemleri 30 gün içinde tamamlaması beklenmektedir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/13826-S.21.22177
BAŞVURU NO : 2021/7549
KARAR TARİHİ : 27/09/2021
TAVSİYE KARARI
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Bağ-kur kaydı hakkında yapılan terkin işlemine itirazı hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 10/04/2021
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza tarihinde e-başvuru yoluyla yapılan başvuruda başvuran özetle; tavuk besiciliği işletmeciliğine ilişkin maliye kaydına istinaden 10/08/1991-28/02/2002 tarihinde Bağ-Kur kaydının başlatıldığını, 26/11/2020 tarihinde emeklilik başvurusunda bulunduğunu, ret cevabı üzerine
SGK ile yaptığı görüşmede, maliye kaydına istinaden başlatılan Bağ-Kur kaydının usulüne uygun olmadığı,
3800 günlük esnaf Bağ-Kur süresinin isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalılık süresine çevrildiği ve isteğe bağlı
Bağ-Kur sigortalılık süresinin ise 2547 gün olduğu bilgisinin verildiğini ifade etmek suretiyle hukuki yollara mehil vermeden mağduriyetinin giderilmesi için gerekli işlemlerin yapılmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 19/04/2021 tarihli ve sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben Sosyal
Güvenlik Kurumu tarafından gönderilen 30/07/2021 tarihli ve sayılı yazıda; 2.1. Adı geçen sigortalının, tescil ve terk işlemlerinin; 1479 sayılı Kanunun 25 inci maddesi kapsamında,
5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 9 uncu maddesinin (a) bendi
kapsamında yapıldığı,
2.2. Adı geçen sigortalının vergi mükellefiyeti gereğince, 10.08.1991 tarihinde, 1479 Kanunun 24 üncü maddesinin birinci fıkrasına (a) bendine istinaden zorunlu sigortalı olarak tescilinin yapıldığı ancak daha sonra yapılan tetkikte, vergi kazanç türünün ziraai kazanç olduğunun anlaşıldığı, o tarihte tarımda kendi adına ve hesabına çalışanların sigortalılığının düzenlendiği ayrı bir Kanun (2926 sayılı) kapsamı
bulunduğundan, bu şekilde, 2926 sayılı Kanun kapsamında tescil edilmesi gerektiği halde, 1479 sayılı
Kanun kapsamında tescili yapılan sigortalıların durumunda olanlar için ikincil mevzuatta düzenlenmeye gidildiği, bu kapsamdaki 1997-04 sayılı Bağ-Kur Genelgesinde; “Yönetim Kurulumuzun 28/01/1994 tarih ve 94/17 sayılı Kararı ile; İl müdürlüklerimizce 2926 sayılı
Kanuna tabi sigortalı olmaları gerektiği halde, vergi mükellefiyetlerinin hangi faaliyetten dolayı tesis edildiği araştırılmadan 1479 sayılı Kanuna göre kayıt ve tescilleri yapılan sigortalıların, 1479 sayılı
Kanuna tabi sigortalılıklarının iptal edilerek, iptal edilen giriş bildirgelerinin yerine tarım sigortası giriş bildirgesi tanzim edilmesi ve sigortalılıklarının 2926 sayılı Kanuna göre başlatılması uygun görülmüş ve 15/02/1994 tarih ve 1994/4 sayılı genelgenin 4 üncü maddesine uygulama hakkında il müdürlüklerimize bilgi verilmiştir.
Ancak, 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalılıkları süresince hak ve yükümlülüklerini yerine getirerek, başta sağlık sigortası yardımları olmak üzere diğer haklardan yararlanan sigortalıların, yukarında açıklanan şekilde 2926 saylı Kanun kapsamına alınmaları durumunda, her iki kanun uygulamasında, sağlık sigortası, askerlik borçlanması gibi hak ve yükümlülüklerde farklılıkları olması, özellikle sağlık sigortası yardımlarından dolayı Kurum giderlerinin tespit ve tahsili ile verilen hakların geri alınması karşısında sigortalıların mağduriyetleri söz konusu olmaktadır.
Bu nedenle, il müdürlüklerinin tarım sigortası kapsamına alındığı tarihten sonra başlayan zirai mükellefiyetlerinden dolayı 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olmaları gerektiği halde, 1479 sayılı
Kanuna göre kayıt ve tescilleri yapılarak sigortalılıkları başlatılanların, 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalılıklarının iptal edilerek; a) Haklarında 1479 sayılı Kanuna göre; İsteğe bağlı giriş bildirgesi doldurularak, İsteğe bağlı sigortalılıklarının, İptal edilen sigortalılıklarının başlangıç tarihi İtibariyle başlatılması,” hükmünün yer aldığı, Sigortalının vergi mükellefiyetine istinaden başlayan 1479 sayılı Kanuna tabi zorunlu sigortalılık süreleri yukarıda yer alan bu düzenlemeler gereğince 1479 sayılı Kanuna tabi isteğe bağlı sigortalılık sürelerine çevrildiği,”
2.3. Sigortalının dosyasında yer alan belgeler incelendiğinde, Bağ-Kur kapsamında ilk işe giriş bildirgesinde “Bildirge Sahibinin Mesleği” alanında “Tavuk Besiciliği” yazıldığı, ilk tescilin 2926 sayılı
Kanun kapsamında değil, 1479 sayılı Kanunun 24 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında, ünitece sehven yapıldığının anlaşıldığı, bununla birlikte, sigortalının tescili (farklı statüde olması gerektiği daha sonra anlaşılsa dahi) geçerli bir tescil olduğundan da sigortalı tarafından yapılan prim ödemelerinin kabul edilmesinin usulüne uygun olduğunun değerlendirildiği,
2.4. Sigortalının vergi mükellefiyetine istinaden başlayan 1479 sayılı Kanuna tabi zorunlu sigortalılığının
1479 sayılı Kanuna tabi isteğe bağlı sigortalılığa çevrilmesi gerektiği tespit edildikten sonra, sigortalının
ilk durumdaki sigortalılık süresi içerisinde (10.08.1991-28.02.2002) düzenli olmayan aralıklarla ve tutarlarda yaptığı prim ödemelerine istinaden, 4956 sayılı Kanunla değişik 1479 sayılı Kanunun 79 uncu maddesi çerçevesinde hizmetlerin yeniden düzenlenmesi neticesinde sigortalının 3800 günlük sigortalılık süresinin 2547 gün olarak güncellendiği, /
2.5. Sigortalının hali hazırda, işe giriş tarihi itibariyle, 506 sayılı Kanunun Geçici 81 inci maddesinin birinci fıkrasının (B) bendine göre, tabi olduğu aylığa hak kazanma şartları olan 50 yaş, 5375 prim ödeme gün sayısı ve 25 yıl sigortalılık süresi şartlarının sağlaması halinde aylığa hak kazanmasının (emekli olması)
mümkün olduğu, sigortalının yeni durumunda, (1479 sayılı Kanuna tabi zorunlu sigortalılık sürelerinin
1479 sayılı Kanuna göre isteğe bağlı sigortalılık sürelerine çevrilmesi sonrası) emekliliğe hak
kazanamaması, aylığa hak kazanma şartlarının değişmesinden dolayı değil, prim ödeme gün sayısının azalması neticesinde 5375 günlük prim ödeme gün sayısı şartının yerine getirilemiyor olmasından kaynaklandığı,
2.6. 1479 sayılı Kanunun zorunlu sigortalılık statüsünde olanlar ile isteğe bağlı sigortalılık statüsüne tabi olanlar arasında emekliliğe hak kazanma şartları ya da sağlanan yardımlar açısından herhangi bir farklılık bulunmadığı, aylığa hak kazanma şaftlarının belirlenmesinde, 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına
Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesinde yer alan “.., son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise eşit hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır ve ödenir.” hükmüne göre işlem yapıldığı, buna göre sigortalının son yedi yıllık fiili hizmet süresi içerisindeki daha fazla olan hizmeti 506 sayılı Kanun kapsamında olduğundan, kalan sigortalılık sürelerinin 1479 sayılı
Kanun kapsamındaki zorunlu yahut isteğe bağlı sigortalılık süreleri ile tamamlanması aylık bağlama statüsünü değiştirmeyeceğinden bir fark da doğurmadığı,
2.7. Sigortalının ilk işe girdiği tarihte geçerli mevzuata göre, herhangi bir işverene bağlı olmaksızın tarımsal faaliyette bulunanların sosyal güvenlik haklarının, Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar
Hakkındaki Kanundan (1479 sayılı Kanun) özelleştirilerek, 2926 sayılı ayrı bir Kanun kapsamında düzenlendiği, sigortalı ın da kendi adına yürüttüğü ticari faaliyetinin tarımsal faaliyet niteliği taşıması sebebiyle bu sigortalının 2926 sayılı Kanun kapsamında yapılması gerekirken sehven 1479 sayılı
Kanun kapsamında yapılan tescil işleminin, düzeltilmesi gerektiği, buna göre 1479 sayılı Kanunun zorunlu sigortalılık kapsamındaki hizmet süreleri bu konuda mevcut olan ve yukarıda değinilen düzenlemelerin gerektirdiği şekilde 1479 sayılı Kanunun isteğe bağlı sigortalılık niteliğindeki sürelere çevrildiği, bu çevrilme işleminin sigortalının (10.08.1991-28.02.2002 tarih aralığında) parçalı olarak yaptığı prim ödemelerine göre gerçekleştirildiği, 1479 sayılı Kanuna göre zorunlu sigortalılık kapsamında prim ödemesi yapıldığında yapılan prim ödemeleri, öncelikle ödemenin yapıldığı aya ait prim borcuna, fazlası ise en eski dönem prim ve prime ilişkin gecikme zammı ve faiz borcuna mahsup edildiği, ayrıca sigortalıların yapılandırma kanunlarından faydalanarak daha az tutarda prim ödemek suretiyle daha fazla prim ödeme gün sayısına sahip olabildiğini, 1479 sayılı Kanunun isteğe bağlı sigortalılık hükümlerine göre ise, (2000 yılı sonrasında) isteğe bağlı sigortalılık süreleri, prim ödeme tarihinden itibaren ileriye dönük olarak ödemelerin karşılık geldiği süre kadar hizmet kazandırıldığı ayrıca sürelerin isteğe bağlı sigortalılığa çevrilirken yapılandırmaların bozulduğu, hizmet sürelerinin çevrilmesi neticesinde adı geçen sigortalının toplam prim ödeme gün sayısının azalması, açıklanan bu hususlardan kaynaklandığından, yapılan işlemlerin mevzuata uygun olduğu, ifade edilmiştir.
Belge /
3. Kurumumuzun 19/04/2021 tarihli ve sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben Sakarya
Vergi Dairesi tarafından gönderilen 21/05/2021 tarihli ve sayılı cevabi yazıda; 3.1. Konu ile ilgili olarak, Sakarya Vergi Dairesi Başkanlığına bağlı Gümrükönü Vergi Dairesi
Müdürlüğü’nün 07/05/2021 tarihli ve sayılı yazısında; T.C. Kimlik numaralı
‘ın 10/08/1991-31/12/2000 tarihleri arasında Dairelerinin vergi kimlik numarasında
“Kümes Hayvanlarının Yetiştirilmesi (tavuk, hindi, ördek, kaz ve beç tavuğu vb.)” faaliyetinden dolayı kayıtlı bulunduğu, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununa göre faaliyet türü itibariyle zirai kazanç olarak vergilendirilmesi gerektiği, işyeri adresinin Adapazarı/Sakarya olduğu,
3.2. 01/01/2001 tarihi itibariyle sicil kaydının re’sen Ali Fuat Cebesoy Vergi Dairesine aktarıldığı, Ali Fuat
Cebesoy Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün 17/05/2021 tarih ve sayılı yazısında da; 10/08/1991 tarihinde
Gümrükönü Vergi Dairesi Müdürlüğü yetki alanında ( -kümes hayvanlarının yetiştirilmesi)
faaliyetinden gelir vergisi mükellefi olarak zirai kazanç elde ettiği; 31.12.2000 tarihinde mükellefiyeti nakil terk yapılarak 01/01/2001 tarihi itibari ile dairelerinin ( – kümes hayvanlarının yetiştirilmesi)
faaliyetinden Gelir vergisi mükellefi olarak zirai kazanç elde ettiği ve 28.02.2002 tarihi itibari ile mükellefiyetini sonlandırdığı belirtilmiş olup, söz konusu yazı ve eklerinin birer örneği yazı ekinde
Kurumumuza sunulmuştur.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde, “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”, 5. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı
5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü
eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 6. 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun “geçici 81 inci maddesinin 1 fıkrasının (B) bendi; “g)
Sigortalılık süresi 12 (dahil) yıldan fazla, 13 yıldan az olan kadınlar 20 yıllık sigortalılık süresini ve 46 yaşını doldurmaları, sigortalılık süresi 14 (dahil) yıldan fazla, 15 yıl 6 aydan az olan erkekler 25 yıllık sigortalılık süresini ve 50 yaşını doldurmaları ve en az 5375 gün,” 7. 1479 Sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu
Kanununun “Kanunun amacı, sigortalı sayılanlar ve sayılmayanlar” Başlıklı 24/II-d maddesi; “Tarım işi yapanlar (Tarım sanatlarına ait işleri yapanlar hariç), Sigortalı sayılmazlar.” İsteğe bağlı sigorta”
Başlıklı 79 uncu maddesi; “Bu Kanunun 24 üncü maddesinin (I) numaralı bendi kapsamına girmeyenlerden, aynı maddenin (II) numaralı bendinin (a) ve (c) alt bentlerinde sayılanlar dışında kalanlar, ev kadınları ve Türkiye’de ikamet eden yabancı uyruklular talepleri halinde isteğe bağlı sigortalı olabilirler.” …. “İsteğe bağlı sigortalılık, sigortalılık tescil talebinin Kuruma intikal ettiği tarih itibariyle
başlar ve terk talebinin Kuruma intikal ettiği tarihte veya diğer sosyal güvenlik kanunlarına tabi olarak çalışmaya başladığı tarihten bir gün önce veya sigortalının toplam borcunun üç aylık prim ve ceza tutarından fazla olması halinde sigortalının daha önce ödediği primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle sona erer.” 8. 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununun “Zirai Kazanç, Zirai Faaliyet, Zirai İşletme, Çiftçi ve Mahsulün
Tarifi” Başlıklı 52 nci maddesinin 1 inci ve 2 nci fıkrası; “Zirai faaliyetten doğan kazanç zirai kazançtır.
Zirai faaliyet; arazide, deniz, göl ve nehirlerde, ekim, dikim, bakım, üretme, yetiştirme ve ıslah yollariyle veyahut doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle nebat, orman, hayvan, balık ve bunların mahsullerinin istihsalini, avlanmasını, avcıları ve yetiştiricileri tarafından muhafazasını, taşınmasını, satılmasını veya bu mahsullerden sair bir şekilde faydalanılmasını ifade eder.”
9. 2926 Sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununun “Kapsam”
Başlıklı 2 nci maddesinin 1 inci fıkrası; “Kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın
3 üncü maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyetlerde bulunanlar, bu Kanuna göre sigortalı
sayılırlar.” “Tanımlar” Başlıklı 3 üncü maddesinin b) bendinde; “b) Tarımsal Faaliyette Bulunanlar:
Kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanları veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanları, ifade eder.” hükümleri yer almaktadır.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
10. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan
“Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 11. Başvuranın 10/08/1991 ila 28/02/2002 tarihleri arasında kümes hayvanı yetiştiriciliği faaliyeti kapsamında bağ-kur kaydının başlatıldığı, 26/11/2020 tarihinde emeklilik tahsis talebine istinaden SGK tarafından verilen cevapta; kümes hayvanı yetiştiriciliğinin zirai faaliyet kapsamında olduğu, 1991 yılında başlatılan kaydın 2926 sayılı Kanun kapsamında yapılması gerekirken sehven 1479 sayılı Kanun kapsamında yapıldığı, dolayısıyla yapılan yanlışlığın düzeltilmesi amacıyla başvuranın sigortalılığının
1479 sayılı Kanunun isteğe bağlı sigortalılık kapsamına alındığı, söz konusu işlem neticesinde başvuranın
3800 prim ödeme gününün 2547 prim ödeme gününe düştüğü, bu prim ödeme günlerinin ise emekliliğe
esas şartları sağlamadığı gerekçesiyle emeklilik tahsis talebinin reddedildiği, bunun üzerine başvuranın
3800 gün sigortalılık süresinin geçerli sayılarak emeklilik tahsis işlemlerinin yapılması talebiyle
Kurumumuza başvurduğu görülmektedir.
12. Başvuruya konu uyuşmazlığın, başvuranın prim ödeme gün sayısında ve ödeme yaptığı prim günlerinin hangi kanun kapsamında olduğu noktasında toplandığı görülmektedir.
13. Dosya kapsamında tespit edilen hususlar; 13.1. Başvuranın tavuk besiciliği faaliyeti kapsamında, Ekinli Köyü Adapazarı/Sakarya adresi olmak üzere 10/08/1991 tarihinde Cebesoy Vergi Dairesinde kaydının başlatıldığı, Sakarya Vergi Dairesi
Başkanlığından alınan 21/05/2021 tarihli yazıda başvuranın “kümes hayvanlarının yetiştirilmesi” faaliyetinden gelir vergisi mükellefi olarak zirai kazanç elde ettiği ve 28/02/2002 tarihi itibariyle mükellefiyetinin sonlandırıldığı, 13.2. Sigorta girişinin ise 1479 sayılı Kanunun 24 üncü maddesinin “Esnaf ve sanatkarlar ile diğer bağımsız çalışanlardan ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar ile gelir vergisinden muaf olanlardan Esnaf ve Sanatkar Sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar,” hükmü kapsamında başlatıldığı, 13.3. Başvuranın 26/11/2020 tarihinde emeklilik tahsis talebinde bulunması üzerine SGK tarafından yapılan incelemede; zirai faaliyetinden dolayı mülga 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına
Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu kapsamında yapılması gereken sigorta kaydının sehven mülga 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu kapsamında yapıldığının tespit edildiği, 13.4. SGK tarafından, vergi mükellefiyetlerinin hangi faaliyetten dolayı tesis edildiği araştırılmadan 1479 sayılı Kanuna göre kayıt ve tescilleri yapılan sigortalıların, yeniden düzenlenecek sigortalılık statülerine ilişkin çıkarılan, 03/02/1997 tarihli 97/4 sayılı Genelgesi kapsamında; başta sağlık sigortası yardımları olmak üzere diğer haklardan yararlanan sigortalıların, 2926 sayılı Kanun kapsamına alınmaları durumunda, her iki Kanunun uygulanmasında, sağlık sigortası, askerlik borçlanması gibi hak ve yükümlülüklerde farklılıklar olması, özellikle sağlık sigortası yardımlarından dolayı Kurum giderlerinin tespit ve tahsili ile verilen hakların geri alınması karşısında sigortalıların mağduriyetlerinin söz konusu olduğu, bu nedenle
1479 sayılı Kanuna tabi sigortalılıklarının iptal edilerek; haklarında 1479 sayılı Kanuna göre; isteğe bağlı
giriş bildirgesi doldurularak isteğe bağlı sigortalılıklarının, iptal edilen sigortalılıklarının başlangıç tarihi itibariyle başlatılmasının kararlaştırıldığı, 13.5. Bu kapsamda; başvuranın 1479 sayılı Kanun kapsamında yaptırılan zorunlu sigortalılığının yine 1479 sayılı Kanun kapsamında isteğe bağlı sigortalılığa dönüştürüldüğü ve bu işlem sonrasında, başvuranın 3800 prim ödeme gününün 2547 güne düşürüldüğü görülmüştür. Bu kapsamda öncelikle prim ödeme gün sayısına ilişkin uyuşmazlık incelenecek daha sonra söz konusu günlerin hangi kanun kapsamında olması gerektiği değerlendirilecektir.
14. Somut olay kapsamında; 3800 prim ödeme günü olan başvuranın söz konusu sürelerinin 2547 güne düşürülmesi hususunda yapılan değerlendirmede;
14.1. İdarenin yaptığı işlemler hukuka uygunluk karinesinden yararlanmaktadır, kişiler de bu işlemlere güvenerek ilişkilerini düzenlemektedir. Nitekim somut olayda başvuranın bu itibarla emekliliğini hızlandırmak maksadıyla 2014 yılında yapılandırmadan faydalanmak suretiyle prim ödeme gün sayısını arttırdığı görülmektedir.
14.2. Diğer yandan, herhangi bir işlemin hukuka aykırı olduğunun idarece tespit edilmesi halinde söz konusu işlemin hukuk düzeninde doğurduğu sonuçların ortadan kaldırılması gerekmektedir. Zira hukuka aykırılıkların giderilmesi hukuk düzeninin temel değeridir. Bununla birlikte hukuk güvenliğinin ihlal edilmemesi için geri almanın, hukuka aykırı işlemlerle sınırlı tutulduğu, buna ilaveten bir de süre sınırlaması getirildiği görülmektedir. Bu kapsamda hukuka aykırı işlemlerden kişileri yükümlendirici nitelikte olanların süre sınırı olmadan geri alınabileceği, hukuka aykırı olmakla birlikte kişileri yararlandırıcı nitelikte olan işlemlerin ise ancak dava açma süresi içinde geri alınabileceği kabul edilmektedir. Bu itibarla idarenin hatasıyla ortaya çıkan hukuka aykırı işlem, işlemin muhatabının lehine ise ve bu hatanın ortaya çıkmasında muhatabın etkisi ve kusuru yoksa söz konusu işlem idarece geri alınamaz (Bkz. Onur Karahanoğulları, İdarenin Hukukla Kavranması: Yasallık ve İdari İşlemler, Turhan
Kitabevi, Ankara, 2012, s. 585-586).
14.3. Bu bilgiler ışığında; Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ilk kez 10/08/1991 tarihinde sehven yapılan tescilin 2021 yılında geri alındığı, yine 2926 sayılı Kanun kapsamına alınması gereken kaydın sağlık sigortası ve diğer haklar bakımından kişilere külfet yüklediği gerekçesiyle 1479 sayılı Kanunun isteğe bağlı sigortalılık statüsünde değerlendirildiği, bununla birlikte 3800 prim ödeme günü bulunan başvuranın, yeni işlemle birlikte prim ödeme gün sayısının 2547 güne düştüğü, başvuranın itirazının da bu noktada başladığı görülmektedir. SGK tarafından kişilere külfet yüklenmesi çerçevesinde yapılan değerlendirmenin genel ve soyut nitelikte olduğu, başvuran kişi bakımından münferit değerlendirmenin ve tespitin yapılmadığı, ayrıca işlemin geri alınması bakımından makul sürenin aşıldığı, nitekim kişinin yapılandırma kanunlarından faydalandırıldığı da göz önüne alındığında haklı beklentinin ve hukuki güvenliğin ihlal edildiği değerlendirilmektedir.
14.4. Bu itibarla; başvuranın 3800 prim ödeme gün sayısının 2926 sayılı Kanun kapsamına alınması gerekirken 1479 sayılı Kanunun isteğe bağlı sigortalılığa çevrilmesi neticesinde yapılandırma kanunlarından faydalanarak kazandığı gün sayısının silinmesi suretiyle prim ödeme gün sayısının 2547 güne düşürülmesi işlemlerinde haklı beklentinin ve hukuki güvenliğin ihlali kapsamında yapılan değerlendirmede 3800 prim ödeme gün sayısının düşürülmemesi gerektiği değerlendirilmektedir.
15. Başvuruya konu diğer ihtilaf ise başvuranın sehven kaydedilen prim günlerinin hangi statüye alınacağı konusudur. Bu kapsamda yapılan değerlendirmede ise; 15.1. Yukarıda bahsedildiği gibi hukuka aykırı olmakla birlikte kişiler bakımından yararlandırıcı işlemlerin makul sürede geri alınabildiği kabul edilmektedir. Emeklilik tahsis talebinde bulunan başvurana henüz emekli aylığı bağlanmadığından hizmetlerinin statüsünün değiştirilmesi bakımından makul sürenin aşılmadığı, diğer yandan 2926 sayılı Kanun kapsamına alınması gereken hizmetlerinin 1479 sayılı Kanun kapsamına alınması işleminin ise hukuka aykırılık teşkil ettiği değerlendirilmektedir.
15.2. Şöyle ki; 1479 sayılı Kanunun 24 üncü maddesinin son fıkrasında tarım işiyle uğraşanların bu kanuna göre zorunlu sigortalı sayılmayacağı hükme bağlanmıştır. Bununla birlikte; 2926 sayılı Kanuna göre, sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın, kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanları veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına tarımsal faaliyette bulunanların bu Kanuna göre sigortalı sayılacağı hükme bağlanmıştır. Somut olay kapsamında ise 3 numaralı paragrafta yer verildiği üzere başvuranın kümes hayvanlarının yetiştirilmesi faaliyetinden zirai kazanç elde ettiği açıktır. Dolayısıyla 1479 sayılı Kanun tarım işiyle uğraşanları açıkça kapsam dışı bırakırken 2926 sayılı Kanun tarım işiyle uğraşanların sigortalı olacağını açıkça hükme bağlamıştır. Netice itibariyle başvuranın sigortalılık sürelerinin tarım bağ-kur kapsamında olması gerektiği açıktır.
15.3. Bununla birlikte; Yargıtay Onuncu Hukuk Dairesinin 29/06/2009 tarihli ve E.2008/8024 ve
K.2009/11737 sayılı somut olaya emsal teşkil edecek kararında; “İlk defa 18.08.1987 tarihinde tavuk besiciliğine dayalı vergi kaydına istinaden 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil edilen davacının murisinin mesleği, bildirgede de tavuk besiciliği olarak tanımlanmıştır. Davalı Kurumca, bu faaliyetinin ticari değil zirai faaliyet olduğundan bahisle, 1479 sayılı Kanuna ilişkin tescil kaydı başından itibaren iptal edilmiş ve 1997/4 no’lu genelgeye istinaden, tescili 09.01.1997 tarihinde isteğe bağlı sigortalılığa çevrilmiştir.
2926 sayılı Kanunun Sakarya ilinde yürürlük tarihi olan 01.03.1988 tarihinden başlamak koşuluyla vergi
kayıt süreleri nazara alınarak, murisin 01.03.1988-20.06.1991 ve 30.04.1993-30.04.1994 tarihleri arasında tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğu, 01.03.1988 tarihinden önceki dönem için ise, primi ödenmiş süreler bakımından 2926 sayılı Yasanın 60. maddesi uyarınca isteğe bağlı tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak kabul edilebileceği hususu da değerlendirmeye tabi tutulmalıdır.” şeklinde karar verilmiştir.
16. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; yukarıda yer verilen Kanun hükümleri ve emsal yargı kararı ışığında; başvuranın kümes hayvanı yetiştiriciliğinden dolayı 1479 sayılı Kanun kapsamında önce zorunlu sigortalılığının başlatılması akabinde 1479 sayılı Kanunun isteğe bağlı sigortalılığına çevrilmesi ve bunun neticesinde başvuranın 3800 prim ödeme gününün 2547 güne düşürülmesi ve 2926 sayılı Kanun kapsamında sigorta tescilinin yapılmaması işlemlerinde hukuka ve hakkaniyete uyarlık bulunmamaktadır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 17. İyi yönetim ilkelerine 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup Milli Eğitim Bakanlığı’ndan istenen bilgi ve belgelerin Kurumumuza süresi içinde ve gerekçeli olarak gönderildiği, idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde hesap verilebilirlik, makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi ilkelerine uygun hareket ettiği, ancak başvurana hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini
göstermediği, dolayısıyla iyi yönetim ilkelerinden karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi ilkesine uymadığı anlaşılmış olup idarenin bu ilkeye de uyması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
18. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu
Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Sakarya İş
Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE, Başvuranın 10/08/1991 tarihinden başlatılmak üzere kazandığı 3800 prim ödeme gününün tamamının 2926 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi hususunda SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA
TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu
karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın gereği için BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA, tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi
/