onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararında, davacı vekilinin asıl dava dilekçesinde, davacının belirli bir tarih aralığında Bağ-Kur’lu sayılmasına itiraz ederek ödediği toplam 8.335,82 TL’nin yasal faiziyle birlikte iadesini talep ettiği ve birleşen davada ise sigortalılığının tespitini istediği belirtilmiştir. Mahkeme, yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kabulüne ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.

Mahkeme, davacının ödediği tutarların yasal faiziyle birlikte iadesine ve belirli bir dönem için 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a maddesi uyarınca sigortalı olduğunun tespitine hükmetmiştir. Bu karar, davacının Bağ-Kur sigortalılığına ilişkin durumu netleştirmiş ve davalı SGK Başkanlığı’nın itirazlarını reddetmiştir.

Sonuç olarak, mahkeme, davacının sigortalılık durumunu ve ödenen tutarların iadesini içeren kararını, Yargıtay bozma ilamına uygun bir şekilde vermiştir. Bu durum, davacının haklarının korunması açısından önemli bir adım teşkil etmektedir.

10. Hukuk Dairesi         2023/11181 E.  ,  2024/8913 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
    SAYISI : 2018/147 E., 2023/439 K.
    KARAR : Kısmen kabul

    Taraflar arasında görülen asıl alacak birleşen tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

    Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    Mahkeme kararı davalı SGK Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I.DAVA
    Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; davacının “… ve Dekorasyon Limited Şirketi” unvanlı şirkete ortak olması nedeniyle Kurumca resen 02.04.2009-28.02.2011 tarihleri arasında Bağ-kur’lu sayılması ile bu tarih aralığı için ödediği 7.614,05 TL ile 22.02.2013 tarihli tahsis talebi sonrasında 01.03.2013-06.05.2013 tarihleri arasında res’en tescil olunan Bağ-Kur sigortalılığı için ödediği 721,77 TL toplamı olan 8.335,82 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte Kurumdan tahsilini istemiş, birleşen dava dilekçesinde ise özetle; davacının 02.04.2009-28.02.2011 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun 4/a maddesi uyarınca sigortalı olduğunun tespiti ile Kurum’a 8.335,82 TL borcu bulunmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.

    II.CEVAP
    Davalı SGK Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu, dönüştürülen ve ödenen Bağ-Kur primlerinin iadesinin söz konusu olmadığını ve yerinde olan Kurum işleminin iptaline mahal bulunmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.

    III.MAHKEME KARARI
    Mahkemenin 02.04.2015 tarih ve 2013/785 – 2015/109E.K. sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
    A. Bozma Kararı
    Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı SGK Başkanlığı vekili tarafından temyiz isteminde bulunması üzerine (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 15.03.2016 tarih ve 2015/10583 – 2016/4361 E.K. sayılı kararı ile …somut olayda, 01.11.2008-31.08.2010 tarihleri arasında ortağı olduğu şirket tarafından kısmen sigortalı gösterilmiş ise de 5510 sayılı Kanun’un 53/2 nci maddesi gereğince bu bildirimin geçersiz olduğu, davacının “… ve Dekorasyon Limited Şirketi” unvanlı şirkette 02.04.2009-28.02.2011 tarihleri arasındaki ortaklığı nedeniyle 02.04.2009 tarihinde Bağ-Kur sigortalılığının başladığı, o halde önce başlayan (02.04.2009) tarihli Bağ-Kur sigortalılığı olduğundan 5510 sayılı Kanun’un 53/1 inci maddesi gereği 28.02.2011 tarihine kadar 5510 sayılı Kanunun 4/a maddesi kapsamında sigortalı olamayacağı (kendi şirketi değil başkaca şirket tarafından sigortalı olsa bile), ayrıca birleşen davanın konusu hizmet tespiti ve alacak iken asıl davanın konusu Bağ-Kur sigortalılığının iptali ile borçlu olmadığının tespitine yönelik olup dava konuları birbirinden farklı olduğundan, birleşen dava hakkında olumlu olumsuz karar verilmemesinin hatalı olduğu, yapılacak işin; davacının 02.04.2009-28.02.2011 tarihleri arasında Bağ-kur sigortalısı olduğunu kabul ederek asıl ve birleşen dava yönünden esasa girerek sonucuna göre karar vermekten ibaret olduğu gereğine işaret edilerek hüküm bozulmuştur.

    B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
    Mahkemenin 10.11.2016 tarih ve 2016/281 – 2016/337 E.K. sayılı kararı ile Yargıtay bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller, celp olunan bilgi ve belgeler ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu Kurum işleminde bir yanlışlık olmadığı anlaşıldığından, sübut bulmayan asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

    C. Bozma Kararı
    Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunması üzerine (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 28.11.2017 tarih ve 2017/751 – 2017/9821 E.K. sayılı kararı ile; somut olayda, davacının Emekli Sandığı hizmeti olup olmadığı araştırılmadan, tüm hizmetleri ortaya konulmadan davanın reddine dair karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, yapılacak işin; davacının Emekli Sandığı hizmeti olup olmadığını davalı Kurumdan sormak, var ise Emekli Sandığı dosyasını istemek, davacının işe giriş tarihini belirlemek, tüm hizmetlerini ortaya koyarak 5510 sayılı Kanun’un geçici 63 üncü maddesi dikkate alınarak 22.02.2013 tarihli tahsis talebine göre yaşlılık aylığına hak kazanıp kazanmadığını tespit etmek ve sonucuna göre karar vermekten ibaret olduğu belirtilerek, hüküm bozulmuştur.

    D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
    Mahkemenin 18.07.2023 tarih ve 2018/147 – 2023/439 E.K. sayılı kararı ile Yargıtay bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller, celp ve ibraz olunan bilgi ve belgeler, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, 1- Asıl davanın kabulüne, davacı tarafından 30.04.2013 tarihinde 7.614,15 TL, 06.05.2013 tarihinde 721,77 TL olarak ödenen toplam 8.335,92 TL nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davacıya iadesine,

    2- Birleşen davanın kısmen kabulüne, davacının 15.10.2009-28.02.2011 döneminde 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a maddesi kapsamında sigortalı olduğunun tespitine, fazlaya dair talebinin reddine karar verilmiştir.

    V.TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı SGK Başkanlığı vekili; eksik inceleme ile hazırlanan bilirkişi raporu esas alınarak verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, bozulmasını istemiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, asıl davada alacak, birleşen davada tespit istemine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 ncü maddesinin 2 nci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin 7, 8, 9 uncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin 2 nci fıkrası,

    3. Değerlendirme
    1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin 2 nci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

    2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Davalı SGK Başkanlığı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

    24.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.