onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararında, davacının 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine yönelik talebi incelenmiştir. Davacı, 05.04.1999-17.07.2000 tarihleri arasında zorunlu sigortalı sayılması gerektiğini öne sürerken, davalı Kurum vekili, gerekli tescilin yapılmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi, davayı reddetmiş, ancak Bölge Adliye Mahkemesi, davacının istinaf başvurusunu kabul ederek davanın kabulüne karar vermiştir.

Temyiz aşamasında, Yargıtay, davacının zorunlu sigortalılık tescilinin yapılmadığını ve 4956 sayılı Kanun’un 47. maddesi ile 1479 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 18. maddenin yürürlüğe girmesinden önceki dönemde Bağ-Kur sigortalısı sayılmasının mümkün olmadığını vurgulamıştır. Bu nedenle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı olduğu sonucuna vararak, kararın bozulmasına ve dosyanın ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmetmiştir. Bu durum, Bağ-Kur sigortalılığında tescil şartlarının önemini ortaya koymaktadır.

10. Hukuk Dairesi         2024/7346 E.  ,  2024/11654 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2022/1510 E., 2023/495 K.
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Malatya 3. İş Mahkemesi
    SAYISI : 2021/208 E., 2022/270 K.

    Taraflar arasındaki Bağ-Kur sigortalılığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
    Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I.DAVA
    Davacı, 05.04.1999 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesindeki ilanda ve Malatya … Vergi Dairesi kayıtlarında vergi kaydının bulunduğunun açıkça görüldüğünü, 1479 sayılı Kanun kapsamında vergide kayıtlı olduğu dönemde zorunlu sigortalı sayılması gerektiğini belirterek 05.04.1999-17.07.2000 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
    II.CEVAP
    Davalı Kurum vekili, 1479 ve 4956 sayılı Kanunların hükümlerine göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 4.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların hak ve mükellefiyetlerinin 4.10.2000 tarihinde başlayacağının belirtildiğini, bu Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olan sigortalıların, Kanunun yürürlük tarihinden itibaren 6 ay içinde Kuruma yazılı olarak başvurmaları gerektiğini ve davacının bu işlemleri yerine getirmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
    B. İstinaf Sebepleri
    Davacı vekili, yeterli inceleme yapılmadığını, talep ettiği tarihte Bağ-Kur sigortalısı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, davacının 05.04.1999 – 17.07.2000 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmiştir.
    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı Kurum vekili, eksik inceleme ile karar verildiğini, Bağ-Kur sigortalılığında sigorta başlangıcının talep edilemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, davacının 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
    2. İlgili Hukuk
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 1479 sayılı Kanun’un 24, 25. maddeleridir.
    3. Değerlendirme
    01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanun’un 24. maddesinde zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için esnaf sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kaydı aranırken 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanun ile 1479 sayılı Kanun’un 24. maddesi değiştirilerek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olması şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için meslek kuruluşuna kayıtlı olma yeterli görülmüş, 22.03.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanun ile 24. madde değiştirilerek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için vergi kaydı veya esnaf sicil kaydı veya oda kaydının bulunması yeterli görülmüş, 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun ile 24. madde değiştirilerek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olma şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için esnaf sicil kaydı ve oda kaydının bir arada bulunması yeterli görülmüştür.
    619 sayılı KHK’nın Geçici 1. maddesi ile de bu Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları hâlde bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış bulunan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetlerinin bu KHK’nın yürürlüğe girdiği 04.10.2000 tarihten itibaren başlayacağı, ancak, 1479 sayılı Kanun’a göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olmak kaydıyla, 20.04.1982 tarihinden bu KHK’nın yürürlüğe girdiği tarihe kadar vergi dairelerine kayıtlı olarak kendi nam ve hesabına bağımsız çalıştıklarını belgeleyen sigortalıların, vergiye kayıtlı bulundukları süreleri borçlanabilecekleri ve bu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirileceği hükme bağlanmış ise de Anayasa Mahkemesinin 08.08.2001 tarihinde yürürlüğe giren 26.10.2000 tarihli kararı ile anılan hüküm iptal edilmiştir.
    Bu iptal sonrası benzer bir düzenlemeyi öngören ve 02.08.2003 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun’un 47. maddesiyle 1479 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 18. madde ile de; Bu Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetlerinin 04.10.2000 tarihinden itibaren başlayacağı, ancak, bu Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanların, 20.04.1982-04.10.2000 tarihleri arasında vergide kayıtlı oldukları süreleri borçlanabilecekleri ve bu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirileceği belirtilmiştir.
    Dosya kapsamından; davacının 03.03.1999-17.07.2000 tarihleri arasında şirket ortağı olduğu, 10.03.2008 tarihinden itibaren devam etmekte olan vergi kaydı bulunduğu, 05.06.2003 tarihli Bağ-Kur isteğe bağlı sigortalı giriş bildirgesini Kuruma verdiği, 05.06.2003-31.08.2005 döneminde isteğe bağlı Bağ-Kur, 19.03.2008-2020/7 döneminde zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğu, 05.04.1999-17.07.2000 tarihleri arasında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitini talep ettiği anlaşılmaktadır.
    Açıklanan maddi ve hukuki olgular karşısında; 4956 sayılı Kanun’un 47. maddesi ile 1479 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 18. maddenin yürürlüğe girdiği 02.08.2003 tarihinden önce Kuruma zorunlu sigortalılık tescili yapılmamış olan davacının, Bağ-Kur isteğe bağlı sigortalılık giriş bildirgesi esas alınarak dava konusu dönemde 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalısı sayılmasına yasal olanak bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yönünde hüküm kurulması yerinde değildir.
    Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
    Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    25.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.