onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararı, 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalılığının tespitine ilişkin bir uyuşmazlığı ele almaktadır. Davacı, 22.03.1985 tarihinden itibaren Bağ-Kur sigortalılığı talep etmekte, ancak davalı Kurum, yapılan incelemeler sonucunda oda kaydının geçersiz olduğunu iddia ederek sigortalılığı reddetmiştir. Mahkeme, davacının Bağ-Kur sigortalılığına ilişkin taleplerini önceki kararlar doğrultusunda incelememiş ve davanın reddine karar vermiştir. Ancak Yargıtay, bu durumu bozarak, davacının oda kaydının geçerliliğinin araştırılması gerektiğine ve bu bağlamda sigortalılık şartlarının irdelenmesi gerektiğine hükmetmiştir.

Mahkeme, Yargıtay’ın bozma kararına uyarak, davacının 22.03.1985 – 28.06.2000 tarihleri arasındaki çalışmalarının Bağ-Kur kapsamında olduğuna ve dolayısıyla 30.10.2002 tarihi itibariyle kısmi emekliliğe hak kazandığına karar vermiştir. Bu süreçte, davacının prim borçlarının ödenmesi ve ödenmeyen aylıkların faizi ile birlikte tahsil edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Sonuç olarak, davacının Bağ-Kur sigortalılığı tespit edilerek, emeklilik talebi kabul edilmiştir.

10. Hukuk Dairesi         2024/14478 E.  ,  2024/13668 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
    SAYISI : 2022/1601 E., 2024/400 K.

    Taraflar arasındaki 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalılığının tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
    Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Mahkeme kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I.DAVA
    1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 12.10.1968 – 22.10.2002 tarihleri arasında aralıksız olarak hamallık yaptığı, bu faaliyetine istinaden de Yükcüler Odasına 115 sicil numarası ile kayıtlı olduğu ve bu oda kaydına istinaden de 22.03.1985 tarihinden itibaren Bağ-Kur sigortalılığının başlatıldığı, prim borçlarının eksiksiz ödediği, yükcüler odası üyeleri vergi kaydından muaf oldukları için vergi kaydı bulunmamakla birlikte 19.07.2000 – 30.10.2002 tarihleri arasında esnaf sicil kaydı bulunduğu, davacının gerekli yasal koşulları tamamlayarak 30.10.2002 tarihinde davalı Kuruma yaptığı başvuru üzerine kendisine emekli maaşı bağlandığı, ancak Bağ-Kur sigortalılığının dayanağı olan yükcüler odası kaydının davalı Kurum müfettişlerinin yaptığı inceleme sonucunda Bağ-Kur sigortalılığı ile almakta olduğu maaşının iptal edildiği, oda kayıtlarında var olan çelişkilerle davacının hiçbir ilgisi bulunmadığı gibi yıllardır hamal olarak çalışan davacının aylığının haksız olarak iptali ile mağdur duruma düştüğü, meslek odasının çelişkili kayıtlarından davacının sorumlu tutulamayacağı, bir an için bu kayıtların gerçekte var olmadığı kabul edilse bile eksiksiz olarak primlerini ödemiş bulunduğundan, yerleşik Yargıtay uygulaması gereğince primleri alınan sürelerde zorunlu sigortalı olarak kabulü gerektiği iddiasıyla davacının kendi nam ve hesabına bağımsız çalışma olgusunun gerçekleştiği dikkate alınarak vergi mükellefiyetinden muaf tutulduğu meslek odası ve sicil memurluğu kayıtlarının aralıksız devam ettiği ve Bağ-Kur açısından oda kayıtlarının geçerli kabul edildiği 22.03.1985 – 22.10.2002 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalılığının tespitine ve Kuruma yaptığı 30.10.2002 tarihli emeklilik talebinin geçerliliğinin tespiti ile bu tarihten itibaren ödenmeyen maaşlarının tespiti ile Kurumdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
    2.Davacının yaşlılık aylığı tahsisine ilişkin talebi tefrik edilerek ayrı esasa kaydedilmiştir.
    II.CEVAP
    Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının İstanbul Yükcüler esnaf odasındaki 115 sayılı kaydına istinaden 22.03.1985 tarihi itibariyle kayıt tescilinin yapıldığı, Kurum baş müfettişi … tarafından İstanbul yükcüler odası üye kayıt defterinin usulüne uygun tutulmadığı ve üyeliğe kayıt defterinde isimlerin sonradan kayıt olduğu halde geriye dönük tescilleri yapılarak hizmet süresi kazandırıldığı konusunda yürütülen soruşturma neticesinde, 05.04.2002 tarihli raporda belirtilen Ek:37 no.lu listede adı geçen davacının sigortalılık belgelerine itibar edilmemesi ve bu şahıslardan prim ödemesinde bulunanların ilk prim ödeme tarihlerinden itibaren isteğe bağlı sigortalılıklarının başlatılması ve daha sonraki ödemelerinin de bu doğrultuda değerlendirilmesi gerektiğinden, davacının esnaf sicil kaydının 19.07.2000 tarihi itibariyle İstanbul yükcüler esnaf odasındaki kaydının 29.06.2000 tarihi itibariyle başladığı ve ilk ödemesini de 29.06.2000 tarihinde yaptığı ve buna göre sigortalılık başlangıcının 29.06.2000 olarak esas alındığı, Kurumca yapılan işlemlerde hata söz konusu olmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
    III.MAHKEME İLK KARARI
    Mahkeme tarafından 27.10.2011 tarihli ve 2010/524 Esas, 2011/936 Karar sayılı kararla taraf vekillerinin yazılı beyanları, işyeri ve sigorta kayıtları, bilirkişi incelemesi ve raporu karşısında, bilirkişi raporuna Mahkememizce itibar edilerek ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğundan, davacının Bağ-Kur dosyası içinde mevcut 18.02.2003 günlü oda kaydının iptali nedeniyle ödediği primlerin iadesine ilişkin istemi ve bu istemine istinaden davacıya toptan ödeme yapılarak primlerinin iade edilmiş olması karşısında, bu konudaki taleplerinin kabulünün mümkün bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
    IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
    1. Mahkemenin 27.10.2011 tarihli ve 2010/524 Esas, 2011/936 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 22.03.2013 tarihli ve 2012/5835 Esas, 2013/5533 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:
    “…İstanbul Yükçüleri Esnaf Odasına 12.10.1968 – 20.10.2002, sicile de 19.07.2000 – 30.10.2002 tarihleri arasında kaydı bulunan davacının; 24.01.2000 tarihli işlem ile 22.03.1985 tarihinden itibaren sigortalı olarak tescil edildiği; İstanbul Yükçüleri Esnaf Odasındaki kaydının usulsüz olduğu gerekçesi ile ilk prim ödemesinin bulunduğu 29.06.2000 tarihi ile sicil kaydının sona erdiği 30.10.2002 tarihi arası dönemde sigortalı sayarak fazla primin iade edilerek böylece aylık talebinin reddedildiği anlaşılmıştır. Davacı, İstanbul Yükçüler Odası kaydının usule uygun olup odaya kayıtlı dönemin tamamında kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasının bulunduğunu ileri sürerek sonucunda, 22.03.1985 – 28.06.2000 tarihleri arası dönemdeki iptal edilen sigortalılığın geçerli olduğunun ve yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitini istemiş; Mahkemece, oda kaydı ve bunun sonucunda sigortalılık süresi ile ilgili araştırma değerlendirme yapılmaksızın primlerin iade edilmiş olması nedeniyle yaşlılık aylığı tahsis şartlarının bulunmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.
    01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanun’un 24. maddesine göre bir kimsenin zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olması için meslek kuruluş kaydı ile birlikte, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışması gerekir. Öte yandan, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanun’un 6. maddesi ile değişik 1479 sayılı yasanın 24. maddesinde, zorunlu Bağ Kur sigortalısı olmak için ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya götürü usulde gelir vergisi mükellefi olma, gelir vergisinden muaf olanların da meslek kuruluşuna kayıtlı olması hükmü yer almaktadır. Yine 22.03.1985 tarihinde 3165 sayılı kanunla getirilen düzenleme ile de kendi nam ve hesabına çalışanlardan vergi mükellefi olan, esnaf siciline veya meslek kuruluşuna kaydı olanların Bağ-Kur sigortalısı olacağı belirtilmiştir.
    Mahkemece, İstanbul Yükçüleri Esnaf Odasının kayıt ve defterleri ile bu kayıtlara ilişkin Kurum müfettişi tarafından yapıldığı belirtilen inceleme kayıtları ve sonucunda düzenlenen rapor getirtilmeli; anılan oda yöneticileri ve tanık beyanlarına başvurularak kaydın geçerliliği ve davacının odaya kayıtlı olduğu dönemde kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasının bulunup-bulunmadığı araştırılarak uyuşmazlık konusu dönemde sigortalı olup-olmayacağı araştırılıp tartışılmalı; belirtilen araştırmalar yapılırken davacının, kahvehane işletmesi nedeniyle 01.05.1976 – 31.12.1981 tarihleri arası dönemde vergiye, 10.10.1975 – 17.12.1985 tarihleri arasında da ayrı bir oda kaydının bulunduğu gözetilip bu faaliyetin devam ettiği süre ile bu dönemde yükçülüğün yapılıp-yapılmadığı, sonucunda da sigortalılık süresi şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenip yaşlılık aylığı talebinin de sonucuna göre değerlendirilmesi gerekirken; sigortalılık süresiyle ilgili olumlu-olumsuz karar verilmeksizin, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir…”
    2.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak 20.01.2015 tarihli ve 2013/324 Esas, 2015/44 Karar sayılı kararla davacının 22.03.1985 – 28.06.2000 tarihleri arasında vergi mükellefi olduğu, 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 1. maddesi ve 3165 sayılı Kanun ile 24. maddesine göre davacının vergi dairelerinde kayıtları bulunarak vergi mükellefi olduğu anlaşılmakla davacının 22.03.1985 – 28.06.2000 tarihleri arasındaki çalışmalarının Bağ-Kur kapsamında bulunduğunun tespitine ve böylece davacının 30.10.2002 tarihi itibariyle kısmi emekliliğe hak kazandığının tespitine ve o tarihten itibaren ödenmeyen aylıkların davacıya faizi ile birlikte ödenmesine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının 22.03.1985 – 28.06.2000 tarihleri arasındaki çalışmalarının Bağ-Kur kapsamında bulunduğunun tespitine ve böylece davacının 30.10.2002 tarihi itibariyle kısmi emekliliğe hak kazandığının tespitine ve o tarihten itibaren ödenmeyen aylıkların davacıya faizi ile birlikte ödenmesine, karar verilmiştir.
    3. Mahkemenin 20.01.2015 tarihli ve 2013/324 Esas, 2015/44 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 18.06.2015 tarihli ve 2015/7064 Esas, 2015/12145 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:
    “…Mahkemece verilen ilk karar, Dairemizin 22.03.2013 günlü 2012/5835 E. ve 2013/5533 K. sayılı ilamı ile davacının oda kaydının geçerliliğinin ve davacının odaya kayıtlı olduğu dönemde kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasının bulunup bulunmadığının araştırılması yönüyle bozulmuş ve Mahkemece bozmaya uyulmasına karar verilmiştir.
    Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. ‘Usuli kazanılmış hak’ olarak tanımlayacağımız bu olgu; Mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi Mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı).
    Mahkemece bozma ilâmına uyulmakla birlikte davacının oda kaydının geçerliliğinin araştırılması yönünden ilâm gereğinin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmış olup Dairemizin bozma ilamında belirtildiği üzere; davacının oda kaydının geçerliliği usulünce araştırılmalı, bu bağlamda İstanbul Yükçüleri Esnaf Odasının kayıt ve defterleri getirtilerek davacının kayıtları üzerinde silinti, kazıntı, tahrifat ve benzeri yollarla usulsüzlük yapılıp yapılmadığı gerekirse bilirkişi marifeti ile belirlenmeli, oda kaydının geçerli olduğunun kabulü halinde, uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan mevzuat uyarınca sigortalılık şartları irdelenmeli ve tüm kanıtlar değerlendirilerek varılacak sonuca göre karar verilmelidir.
    Mahkemece bozma ilâmındaki bu eksikler giderilmeden eksik araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir…”
    4.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak 19.04.2016 tarihli ve 2015/572 Esas, 2016/226 Karar sayılı kararla davacının 22.03.1985 – 28.06.2000 tarihleri arasında vergi mükellefi olduğu, 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 1. maddesi ve 3165 sayılı Kanun ile 24. maddesine göre davacının vergi dairelerinde kayıtları bulunarak vergi mükellefi olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının 22.03.1985 – 28.06.2000 tarihleri arasındaki çalışmalarının Bağ-Kur kapsamında bulunduğunun tespitine ve böylece davacının 30.10.2002 tarihi itibariyle kısmi emekliliğe hak kazandığının tespitine ve o tarihten itibaren ödenmeyen aylıkların davacıya faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmiştir.
    5. Mahkemenin 19.04.2016 tarihli ve 2015/572 Esas, 2016/226 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 13.02.2018 tarihli ve 2016/13409 Esas, 2018/927 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:
    “…İstanbul Yükçüleri Esnaf Odasına 12.10.1968–20.10.2002, sicile de 19.07.2000–30.10.2002 tarihleri arasında kaydı bulunan davacının; 24.01.2000 tarihli işlem ile 22.03.1985 tarihinden itibaren sigortalı olarak tescil edildiği; İstanbul Yükçüleri Esnaf Odasındaki kaydının usulsüz olduğu gerekçesi ile ilk prim ödemesinin bulunduğu 29.06.2000 tarihi ile sicil kaydının sona erdiği 30.10.2002 tarihi arası dönemde sigortalı sayarak fazla primin 29.05.2003 tarihinde iade edilerek böylece aylık talebinin reddedildiği anlaşılmıştır.
    Davacı, İstanbul Yükçüler Odası kaydının usule uygun olup odaya kayıtlı dönemin tamamında kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasının bulunduğunu ileri sürerek sonucunda, 22.03.1985–28.06.2000 tarihleri arası dönemdeki iptal edilen sigortalılığın geçerli olduğunun ve yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitini istemiştir.
    Mahkemece, Dairemizin uyulan 22.03.2013 ve 18.06.2015 günlü bozma ilamları uyarınca davanın kabulüne karar verilmiş ise de davacının oda kaydının geçerliliğinin araştırılması yönündeki ilâm gereği tam olarak yerine getirilmemiştir.
    Şu halde yapılması gereken iş; oda kaydının geçersizliğine dair ilgili müfettiş raporu veya Kurum tespitleri usulünce celbedilerek oda kadının sahteciliğe dayalı olup olmadığı araştırılmalıdır. Şayet, oda kaydının sahte olmadığı anlaşılır ise kaydın geçersizliğiyle fazla primlerin 29.05.2003 tarihinde davacıya iade edilmiş olması gözetilerek tahsiste esas alınacak 22.03.1985-30.10.2002 tarihleri arası döneme ait prim borcunun davacı tarafından ödenmesi usulünce sağlanarak ödemeyi takip eden aybaşından yaşlılık aylığı bağlanmalıdır.
    Mahkemece bozma ilâmındaki bu eksikler giderilmeden eksik araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir…”
    6.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak 01.07.2021 tarihli ve 2018/337 Esas, 2021/281 Karar sayılı kararla yapılan incelemede bilirkişi raporunun davacı lehine olduğu, bozma ilamı gereğince davacıya usulünce ödeme yaptırılarak ödeme tarihini takip eden ay başından itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiği belirtildiği, buna rağmen Kurumun ödemeleri kabul etmediği davacının üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiği, defaatle Bağcılar SGM ye müzekkere yazılarak ödemeyi kabul etmesi talimatı verdiği, buna rağmen Kurumun ödemeyi kabul etmediği dikkate alındığında davacının yaşı da dikkate alınarak daha fazla mağdur olmaması için SGK’nın Mahkememizce ödemeyi kabul etmesi için müzekkere yazıldığı tarih itibariyle davacıya yaşlılık aylığı bağlanması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne davacıya SGK nın ödemeyi kabul etmediği ilk tarih olan 07.08.2020 tarihini takip eden 01.09.2020 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlanmasına, ödenmeyen aylıkların her bir ay için işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
    7. Mahkemenin 01.07.2021 tarihli ve 2018/337 Esas, 2021/281 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 22.02.2022 tarihli ve 2021/11078 Esas, 2022/2344 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:
    “…Eldeki davada ise bozmaya uyulmuş ise de bozma gereklerinin yerine getirilmediği gibi bozmaya yanlış anlam verildiği anlaşılmaktadır. Dava dosyasından anlaşıldığı kadarıyla, davalı Kurumca oda kayıtları üzerinde inceleme yapıldığı, Kurum tarafından müfettiş incelemesi sonucu düzenlenen 21.02.2006 tarihli ve 1 sayılı rapor ve 23.03.2006 tarihli Teftiş Kurulu Başkanlığı raporu ile oda kayıtları geçersiz kabul edilerek ibraz edilen Yükçüler Esnaf Odası kayıtlarına itibar edilmemesi gerektiğinin belirtildiği, davacının da aralarında bulunduğu kişiler hakkında odaya üye olmayan şahısların yeni tarih ile tasdikli defter sayfalarına üye kaydı yapılıp eskiden beri üyeymiş gibi belgeler düzenlenerek emekli olmalarının sağlandığı iddiası ile kamu davası açıldığı, Oda başkanı ve Başkan yardımcıları hakkında yapılan yargılamada, İstanbul 4.Ağır Ceza Mahkemesinin bozma kararına konu 2014/300 Esas sayılı dosyası içinde mevcut 15.05.2017 tarihli bilirkişi raporunda, ‘defterlerin fiziki olarak kötü durumda olmaları dışında Kurumun iddia ettiği defter sayfalarının tahrif edildiği ve koparılıp sahte noter tasdikli sayfaların araya sokuşturulduğuna dair hiçbir belge ve iz bulunamadığı, sanıkların yanı sıra tüm üyelerin de usulüne uygun olarak kaydedildiğinin’ belirtildiği, burada aldırılan 02.07.2020 tarihli bilirkişi raporu ile de 26.05.1986 noter onay tarihli defterin 60. sırasında davacının adının yer aldığı ve herhangi bir kazıntı veya silintinin bulunmadığının belirtildiği, Mahkemece prim borcunun davacıya ödettirilmesi sağlanmaksızın yazılı şekildekarar verildiği anlaşılmaktadır.
    Eldeki davada ise davalı Kurumun davacı hakkında anılan müfettiş raporları ve defter kayıtlarının usulüne uygun olmadığı bu nedenle sigortalılığının kabul edilmediği hususu üzerinde durulmalı, müfettiş raporlarının temini ile ceza davasının gerekirse onaylı örneğinin getirtilmesi ile orada alınan ve sahteciliğe ilişkin bir raporun bulunup bulunmadığı ile davacı hakkında esas olan kayıtlarda silinti kazıntı veyahut başkaca bir usulsüzlüğün bulunup bulunmadığının tespit edilmesi ve davacı hakkında oda üye kayıt ve karar defteri kayıtlarında sahteliğe ilişkin olguların varlığı halinde sigortalı olmasının mümkün olmadığının dikkate alınması ile davacının talebinin sigortalılık süresinin tespiti ve yaşlılık aylığı tahsisine yönelik olduğu gözetilerek tahsise esas sigortalılık süresinin karar yerinde gösterilmesi ve tahsis bakımından tahsise esas sigortalılık süresi hakkında davacının prim borcunun bulunmaması şartının gerçekleşmesi gereklerine riayet edilerek hükmüne uyulan bozma ilamı kapsamında oluşan usuli kazanılmış hak çerçevesinde belirtilen tüm araştırmaların yapılması ile sonucuna göre davacının talebinin mümkün olup olmadığının irdelenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
    Diğer taraftan, kabule konu dönemde oda kayıtlarının geçerli olmadığının anlaşılması halinde sigortalılık koşullarının davacının tüm kayıtları dikkate alınarak yeniden incelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi de isabetsizdir.
    Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
    Kabule göre de aylıkların geç ödenmesi nedeniyle işleyen faizler bakımından, 5510 sayılı Kanun’un 42. maddesinin ‘Kurum, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık veya toptan ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını yazı ile bildirir.’ Hükmüne uyulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir…”
    8.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporu incelemesinde odaya ait üye kayıt ve defterlerine ait açılış tasdiklerinin süresinde yapıldığı üyelere ait kayırların düzenli şekilde işlendiği TTK hükümlerine göre usulüne uygun defterlerin tutulduğu, defter sahifelerinde tahrif, kopartılma, sahte noter tasdikli sahifelerin araya sokuşturulduğuna dair emare bulunmadığı Kurumun hatalı değerlendirmesi nedeniyle ilgili kişilerin sosyal güvenceden mahrum kaldığını belirttiği yönünde rapor düzenlemiş olduğu, bozma öncesi alınan imza bilirkişi tarafından düzenlenen 24.06.2020 tarihli bilirkişi raporu ile davacının herhangi bir sorumluluğunun olmadığı, ayrıca incelenen defterlerde tahrifat izine rastlanılmadığı, somut olayda, davacının, uyuşmazlık konusu dönemde İstanbul Yükçüler Odasına kaydının bulunduğu, davalı Kurum müfettişi tarafından yapılan inceleme neticesinde ise oda kayıtlarında usulsüzlük yapıldığı belirtilerek davacının Bağ-Kur sigorta kaydının 29.06.2000 tarihi itibariyle başlatıldığı, dosyada dinlenen davacı tanıkları, davacının 1968-1969 senesinden itibaren yükcülük işi yaptığını ve İstanbul Yükcüler Esnaf Odasına kayıtlı olarak çalıştığını, ilgili dönemde, Esnaf Odasına bağlı olmadan yükcülük yapılamadığını beyan etmişlerdir. Dosya içerisinde bulunan bozmadan önce gönderilen İstanbul Yükcüler Esnaf Odası yazı cevabının da davacı iddiası ve tanık anlatımlarını doğrular nitelikte olduğu anlaşılığı, tüm bu açıklamalar doğrultusunda davacının davasını kabul etmek gerekmiş emeklilik ve mahrum kalınan maaşlar yönünden ise 03.10.2023 tarihli bağlıca SGM yazı cevabında davacı tarafından ödenmek istenen prim ödemesi açıkça kabul edilmediğinden emeklilik tespiti ve ödenmeyen maaş ve faizleri yönünden dosyadan tefriki sağlanarak işbu dosyanın kesinleştikten sonra bir karar vermek üzere yeni esasında bekletici mesele yapılmasına karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının 22.03.1985 – 28.06.2000 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun’un 4/1-d bendi kapsamında Bağ-kur sigortalısı olarak sayılmasının tespitine karar verilmiştir.
    V.TEMYİZ
    A. Temyiz Sebepleri
    Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının süresinde başvurusu ve prim ödemesi olmadığından sigortalı sayılamayacağı ve Kurum işlemlerinin yerinde olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
    B. Değerlendirme ve Gerekçe
    Uyuşmazlık, 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalılığının tespitine ilişkindir.
    1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
    2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz kapsam ve nedenlerine göre temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
    Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
    24.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.