ÖZET: Bu Danıştay kararında, başvuranın Bursa Barosu Başkanlığı’nın kendisine yönelik şikayet hakkının kısıtlanması talebi incelenmiştir. Başvuran, Baro’nun kendisi hakkında yaptığı suç duyurularının yalan beyan ve iftira içerdiğini öne sürerek, bu şikayetlerin sonlandırılmasını talep etmiştir. Ancak, Bursa Barosu Başkanlığı, Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca şikayet hakkının meşru bir hak olduğunu ve mevcut davaların devam ettiğini belirterek başvurunun reddini istemiştir.

Kararda, hak arama hürriyetinin Anayasa’nın temel bir ilkesi olduğu vurgulanmış, bu hakkın kullanımında meşru sınırların aşılmaması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurunun esastan incelenmesi sonucunda, Baro Başkanlığı’nın şikayetlerinin hak arama hürriyeti kapsamında değerlendirildiği ve başvurucunun iddialarının hukuka aykırı bir durum oluşturmadığı sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, başvurunun reddine karar verilmiştir. Bu durum, idarelerin şikayet hakkının kısıtlanamayacağına dair önemli bir içtihat oluşturmuştur.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/13566-S.23.21463

BAŞVURU NO : 2023/6833

KARAR TARİHİ : 24/10/2023

RET KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : BURSA BAROSU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Şikayet Hakkının Kısıtlanması Talebi

BAŞVURU TARİHİ : 16/05/2023

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran özetle; 2019 yılından bu yana Bursa

Barosu Başkanlığının yalan beyan ve iftiralarda bulunarak sosyal medyada kendisini susturmaya, yıldırmaya çalıştığını, çektiği videolar ile amacının sadece halkı aydınlatmak olduğunu, ancak Bursa

Barosunun kendisi hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, Cumhuriyet Başsavcılığınca takipsizlik kararı verildiğini, aynı şekilde 2022 yılında da aynı suçlamalarla bahane üreterek tekrar asılsız iftiralar atarak savcılığa şikâyet ettiklerini, yine savcılığın kendisini haklı bulduğunu, bu durumun böyle devam ettiğini belirtmiş, baronun şikâyet hakkının sonlandırılmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2.Bursa Barosu Başkanlığının cevabi yazısı ve eklerinde özetle:

2.1. Başvurucunun Bursa Barosu ile ilgili CIMER başvurusu yaptığını, KVKK kuruluna, Cumhuriyet

Savcılığına başvuruda bulunduğunu, Bursa 6.Sulh Hukuk Mahkemesi, Bursa 6.Asliye Hukuk

Mahkemesinde tazminat davası ile Ankara 16.Idare Mahkemesi dosyası ile iptal davası açtığını 2.2. Başvurucunun, Bursa 6.Sulh Hukuk Mahkemesi dosyası ile Bursa

Barosu, Başkan, Başkan Yardımcısı, Bursa Barosu personeli hakkında aynı iddialarıyla ilgili tazminat davası açtığını, açmış olduğu bu davanın görevsizlikle sonuçlandığını ve bu dosyanın Bursa 6. Asliye

Hukuk Mahkemesi derdest tazminat davası olarak görülmeye başlandığını, anılı yargılamanın ilk duruşmasının 29/09/2023 tarihinde yapılacağını Bursa Barosu Başkanlığınca iddialar hakkında idari yargı yoluna başvurulması gerektiği belirtilerek bu dosyaya yargı yolu görev itirazında bulunulduğunu,

A-İlgili Hukuk davası içeriğine bakıldığında başvuru konusu olan Bursa Barosu Başkanlığının idari bir işlemi sebebiyle Bursa Barosu Başkanlığı ve diğer davalılar aleyhine karsı manevi tazminat davası açıldığının anlaşıldığını

B-İdarenin eylem ve işlemlerinden doğan tazminat davaları idare mahkemelerinin görev alanına girdiğinden, davacı tarafından idarenin işlem ve eylemleriyle kişilere zarar verdiği iddiası ile ancak idari yargıda maddi ve manevi tazminat davası açılabildiğinden, hatalı yargı yoluna başvurarak Bursa Barosu

Başkanlığına karsı açılan bu davanın idari yargı yolunda açılmamasından dolay görevsizlik ile reddedilmesi gerektiği konusunda Bursa 6. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasına yargı yolu görev itirazında bulunulduğunu ve ön inceleme duruşmasının 29/09/2023 tarihinde yapılacağını

C- Dava ve başvuru konusu edilen Bursa Barosu Başkanlığının kamusal faaliyetine ilişkin savcılık şikâyeti olduğunu, başvurucu bu şikâyet sebebiyle manevi zarara uğradığından bahisle Bursa Barosu Başkanlığıyla beraber şikâyet tarihinde Bursa Barosu yönetim kurulu üyesi olan ve halen Bursa Barosu başkanı olan Av.

, şikâyet tarihinde Bursa Barosu yönetim kurulu üyesi olan ve halen Bursa Barosu başkan yardımcısı olan Av. ile Baro personeli İhsan Bölük aleyhine işbu davanın açıldığını, idarenin işlem ve eylemleriyle kişilere zarar verdiği iddiası ancak idari yargıda söz konusu idareye karşı talep edilmek suretiyle açılabildiğinden diğer davalılar olan , ve

’e davalı olarak husumet yöneltilemeyeceği, açılan davanın Bursa Barosu Başkanlığının kamusal faaliyeti çerçevesinde “avukatlık kanuna muhalefet ” sebebiyle davacı hakkında yapılan savcılık şikâyetleri sebebiyle acilmiş olduğu tazminat hukuku açısından da gerek kurumun gerekse diğer gerçek kişi davalıların sorumluluğunu gerektirir bir durum söz konusu olmaması sebebiyle maddi hukuk açısından da davanın reddinin talep edildiğini 2.3. Başvurucunun yine aynı iddialarla ilgili Bursa Barosu Başkan, önceki Başkanı, Başkan Yardımcısı, Bursa Barosu personeli hakkında Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğu, Adalet

Bakanlığınca; “Avukatlar ve ‘un, müşteki tarafından sözü edilen baroya ve baroya kayıtlı avukatlara yöneltilen ve süreklilik arz ettiğini ve hâksiz olduğunu düşündükleri sosyal medyada yaylanan bir kısım paylaşımlardan dolay, başkan sıfatlardan kaynaklanan yetkilerini kullanmak suretiyle müşteki hakkında bahsi geçen şikâyette bulunarak sözü edilen soruşturmayı başlattıkları, diğer şikâyet edilen

Avukat ise müvekkilinin hak ve menfaatleri doğrultusunda vekillik görevini verine getirdiği, suçun gerçekte islenmediğini bildiklerine dair soyut iddia dışında delil bulunmadığı, ayrıca

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasın 36. maddesinde “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” hükmünün düzenlendiği, bu hükme göre müracaatının Anayasal bir hakkın kullanımı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, delilleri değerlendirme ve takdir yetkisinin de ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına ait olduğu, Bu sebeple, iddianın kısmen doğrulanmadığı, kısmen de eylemin muahezeyi gerektirmediği

Dosya kapsam ile Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının bildiriminden anlaşmıştır.

Bu bakımdan; Bursa Barosu Başkanı Avukat , belirtilen baro eski Başkanı Avukat ve aynı baroda kayıtlı Avukat haklarında 1136 sayılı Avukatlık Kanunun 58.

maddesi uyarınca soruşturma izni verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.” Yönündeki kararına karşı başvurucunun da soruşturma izni verilmemesine ilişkin Adalet Bakanlığı kararına karşı Ankara 16.İdare

Mahkemesi dosyası ile iptal davası açtığını

2.4. Başvurucunun iddialarıyla ilgili yargı mercileri önünde savunma ve beyanlar verildiğini, başvurucunun iddia ettiği işlemleri bizzat kendi yaparak yani şikâyet ve başvuru haklarını aslında bizzat kötüye kullanarak tüm bu davalara verdiği dilekçelerde kurum yöneticileri hakkında bahsedilen her türlü şikâyet ve başvuruyu yaparak kurumu, kurumlar ve yargı mercilerini gereksiz ve hâksiz yere meşgul ettiğini 2.5. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 36. maddesinde “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” hükmünün düzenlendiğini, bu hükme göre Bursa Barosu Başkanlığının şikâyet hakkının Anayasal ve yasal bir hakkın kullanımı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden, aynı zamanda 6328 S.H kanun gereği başvuru yapılan konu yargıya intikal etmişse bu başvuruların incelenmemesi gerektiğinden, başvurucunun başvurusunun hem esas hem de usul açısından reddine karar verilmesini talep edildiğini

Belirttiği görülmüştür.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın;

3.1. “ Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesinde; Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz

3.2. “ Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ıncı maddesinde; “ Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.16

Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.”

4. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”

IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

5. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvurunun reddi gerektiği yönündeki öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 6. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran özetle; 2019 yılından bu yana Bursa Barosu Başkanlığının yalan beyan ve iftiralarda bulunarak sosyal medyada kendisini susturmaya, yıldırmaya çalıştığını, çektiği videolar ile amacının sadece halkı aydınlatmak olduğunu, ancak Bursa Barosunun kendisi hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, Cumhuriyet Başsavcılığınca takipsizlik kararı verildiğini, aynı şekilde 2022 yılında da aynı suçlamalarla bahane üreterek tekrar asılsız iftiralar atarak savcılığa şikâyet ettiklerini, yine savcılığın kendisini haklı bulduğunu, bu durumun böyle devam ettiğini belirtmiş, baronun şikâyet hakkının sonlandırılmasını talep etmektedir.

7. Bursa Barosu Başkanlığı tarafından Kurumumuza gönderilen cevabi yazıda ise özetle; Türkiye

Cumhuriyeti Anayasasının 36. maddesinde “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı

mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” hükmünün düzenlendiğini, bu hükme göre Bursa Barosu Başkanlığının şikâyet hakkının Anayasal ve yasal bir hakkın kullanımı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden, aynı zamanda 6328 s.y kanun gereği başvuru yapılan konu yargıya intikal etmişse bu başvuruların incelenmemesi gerektiğinden, başvurucunun başvurusunun hem esas hem de usul açısından reddine karar verilmesini talep edildiği anlaşılmaktadır.

8. Temelde başvurunun Bursa Barosu Başkanlığının şikâyet hakkının engellenmesine yönelik bir talep olduğu görülmektedir. Öncelikle Bursa Barosu Başkanlığının aynı konuya ilişkin olarak yargı mercilerinde görülmekte olan dava bulunması nedeniyle inceleme yapılamayacağı yönündeki usul itirazı incelendiğinde, dava konusu edilen hususların idarenin şikâyet hakkının kısıtlanması talebi olmadığı, başvurucunun talebine yönelik olarak devam eden bir dava bulunmadığı bu nedenle ilgili başvurunun esastan incelenmesinde mevzuata aykırı bir husus bulunmadığı anlaşılmaktadır 9. Başvurunun esastan incelenmesi neticesince uyuşmazlığın temel hak ve hürriyetlerin kullanımına yönelik olduğu, temel hak ve hürriyetlerin kullanımında meşru sınırların aşılması hususunun irdelenmesi gerektiği görülmüştür.

10. Başvuruya konu edilen hak; temel hak ve hürriyetlerden olan kişi haklarının en önemlilerden Hak

Arama Hürriyetidir. Hak Arama Hürriyeti 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 36. Maddesinde

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.16 Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz” hükmüyle vücut bulmuştur. Anayasa Mahkemesinin yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere Anayasa da hak arama hürriyeti olarak adlandırılan bu hakkın kapsamında, hiç şüphesiz talep ve savları temellendirme, (bilgi edinme ve dilekçe hakları paralelinde düşünüldüğünde) bu temellendirme için gereken argümanları edinme de vardır. Çıplak olarak tanınacak bir “mahkemeye başvurma hakkı”nın Anayasa’nın ruhu ile bağdaşmayacağı izahtan varestedir. Fakat anılan ibare dolayısı ile hakkı ihlal edildiğinden bahisle mahkemeye müracaat eden kimsenin, iddialarını temellendirmek, şikayetine dayanak delilleri tartışmak için, kendinde bulunması zaruri olan tutanak ve belgeleri edinme imkanı, vekil ataması şartına bağlanmıştır.

11. Hak arama özgürlüğü, genel olarak pozitif hukuk tarafından tanınmış hakların ön şartı ve usulü güvencesi olarak anlaşılır. Bu hakkın kullanılması da ancak buna ilişkin başvuru yollarının tam ve etkin biçimde tanınmasıyla mümkün olabilir. (KABOGLU, İbrahim Ö; Özgürlükler Hukuku, s. 86)

12. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli

ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir. (AYM B. No:

2012/791,7/11/2013, § 52).

13. Temel hak ve hürriyetlerin ne şekilde sınırlandırılabileceği ise 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti

Anayasası’nın 13. Maddesinde Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz hükmüyle belirtilmiştir. Anayasa mahkemesi hak arama hürriyeti geniş çerçevede ele almış alıp topyekûn hakkın kısıtlanmasının ise Anayasanın ilgili hükümlerine aykırı olduğuna çeşitli kararlarında yer vermiştir.

14. Kurumumuzca yapılan inceleme ve araştırma neticesinde, başvurucunun şikâyetinin temelinin kendisi hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan ve takipsizlik ile sonuçlanan şikâyet sebebiyle uğradığı zararların gereği olarak Bursa Barosu Başkanlığının şikâyet hakkının engellenmesine yönelik olduğu,

mevcut olayda Baro Başkanlığınca yapılan şikâyetin hak arama hürriyeti kapsamında kaldığının açık olduğu, Başsavcılıklara yapılan şikâyetlerin kişi itibarında olumsuz sonuç doğurmayacağı gibi kovuşturmaya yer olmadığına yönelik kararla sonuçlanan şikâyetlerin hukuk âleminde herhangi bir sonuç doğurmayacağı izahtan varestedir. Bursa Barosu Başkanlığının kişi hak ve hürriyetlerini zedeleyici işlem yapmadığı ve Başsavcılığa yapılan şikâyetle hak ve hürriyetlerin kullanımında sınırı aşmadığı anlaşılmaktadır. Diğer yandan bu gibi halde dahi kişi hak ve hürriyetlerinden olan hak arama hürriyetinin topyekûn kısıtlanması durumunun söz konusu olamayacağı gibi Kurumumuzun da bu şekilde bir yaptırım uygulama yetkisi de bulunmamaktadır. Açıklanan sebeplerle tezahür eden idari işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durum bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 15. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmede, şikâyet başvurusu kapsamında, idarenin, başvurana ilişkin işlemlerle ilgili bilgi ve belgeleri süresi içerisinde ve gerekçeli olarak kurumumuza gönderdiği, bu anlamda “kararların gerekçeli olması” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun hareket ettiği ancak, başvuru sahibine verdiği cevapta idari işleme karşı hangi sürede hangi mercie başvurabileceğini göstermediği bu nedenle de karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, idarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

16. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Bursa İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın BAŞVURANA ve BURSA BAROSU BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi