|
ÖZET: Bu karar, başörtüsü nedeniyle kamu görevinden çıkarılan ve eğitimine devam edemeyen bir başvuranın lisans tamamlama talebine ilişkindir. Başvuran, 1998 yılında başörtüsü nedeniyle hemşirelik görevine son verildiğini ve 2014 yılında af düzenlemesi ile eğitimine geri dönebildiğini belirtmektedir. Ancak, 2547 sayılı Kanun’un Geçici 69 uncu maddesi gereği, 19/11/2014 tarihinden önce mezun olanların lisans tamamlama başvurusu yapamadığını ifade etmektedir. Bu durum, başvuranın eğitim hakkının ihlal edildiğini ortaya koymaktadır.
Danıştay, başvuranın mağduriyetinin giderilmesi gerektiğine ve benzer durumda olan diğer kişilerin de haklarının korunması gerektiğine vurgu yaparak, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’na tavsiyede bulunmuştur. Bu tavsiye, başörtüsü mağduru olan bireylerin lisans tamamlama haklarının tanınması ve eğitim süreçlerinin desteklenmesi yönündedir. Bu karar, sosyal hukuk devleti ve hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2019/4958-S.7423
BAŞVURU NO : 2019/7853
KARAR TARİHİ : 01/07/2019
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : YÜKSEKÖĞRETİM KURULU BAŞKANLIĞI
Başörtüsü mağduru olan başvuranın lisans tamamlama
BAŞVURUNUN KONUSU :
talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 11/04/2019
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran, 1998 yılında … Üniversitesi Tıp Fakültesinde hemşire olarak görev yapmakta iken başörtüsü nedeniyle görevine son verildiğini ve Anadolu Üniversitesi Açıköğretim
Fakültesi Hemşirelik Bölümündeki kaydının, başörtülü olarak sınavlara giremediği için silindiğini belirtmektedir. Başvuran, 2013 yılında çıkarılan yasa ile … Eğitim Araştırma
Hastanesinde hemşire olarak göreve başladığını, 2014 yılında çıkan afla Anadolu Üniversitesi
Açköğretim Fakültesi Hemşirelik Bölümüne kaydolduğunu ve 2016 yılında Önlisans
Programından mezun olduğunu belirtmektedir. 2547 sayılı Kanun’un Geçici 69 uncu maddesi 19/11/2014 tarihinden önce mezun olanları kapsadığından sağlık alanında lisans tamamlama başvurusu yapamadığını belirten başvuran, 2013 yılında başörtüsü mağdurlarına sunulan imkanın lisans tamamlama hususunda da verilmesini, 2015-2018 yılları arasında yayımlanan
Kılavuzların mağduriyete sebep olduğunu ifade etmekte ve Kurumumuzdan sağlık alanında ön lisans diploması alan ebelik ve hemşirelik programlarından mezun olan 28 Şubat mağdurlarına herhangi bir yıl sınırlaması olmaksızın lisans tamamlama hakkı verilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının 14/05/2019 tarihli ve E… sayılı yazısında; 2.1. Sağlık Lisans Tamamlama’nın 2547 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 69 uncu madde ve
“Sağlık Önlisans Mezunlarının Sağlık Lisans Tamamlamalarına İlişkin Usul ve Esaslar uyarınca yapıldığı, mevzuat gereği sağlık önlisans programlarına 19/11/2014 tarihinden önce mezun olan adayların başvurabileceği, 2.2. 2015 yılından itibaren yapılan Sağlık Lisans Tamamlama kapsamında toplam 127.374 öğrencinin lisans programlarına yerleştirildiği,
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi
https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.
Açıklamalarına yer verilmektedir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Cumhuriyetin temel nitelikleri” başlıklı 2 nci maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”, “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesinde; “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır”, “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10 uncu maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında; “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz….”, Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi” başlıklı 42 nci maddesinin ilk iki fıkrasında; “Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz. Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir.”, “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir…”, 5. 4455 sayılı Memurlar ile Diğer Kamu Görevlilerinin Disiplin Cezalarının Affı
Hakkında Kanun’un 1 inci maddesinin birinci fıkrasında; “23 Nisan 1999 tarihinden önce işlenmiş, Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla basit veya nitelikli zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kinci suçlar veya istimal ve istihlâk kaçakçılığı dışında kalan kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma Devlet sırlarını açığa vurma suçlan sebebiyle kurumla sürekli olarak ilişik kesilmesi sonucunu doğuran disiplin cezaları ile 2802 sayılı Hâkimler ve
Savcılar Kanununun 68 inci maddesinin (e) ve (i) bentlerine ve 69 uncu maddesinin bir ilâ !dördüncü fıkralarına göre verilmiş yer değiştirme veya meslekten çıkarma, mülga 2556 sayılı Hâkimler Kanununun 92 nci maddesinin bir, iki, dört ve altıncı. fıkralarına göre verilmiş meslekten çıkarma cezalan hariç olmak üzere; kanun, tüzük ve yönetmelikler gereğince memurlar ve diğer kamu görevlileri ile bu görevlerde bulunmuş olanlar hakkında verilmiş disiplin cezalan bütün sonuçlan ile affedilmiştir.”,
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi
https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.
6. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 04/07/2012 tarihli ve 6353 sayılı 40 ıncı maddesiyle değişik Geçici 44 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “23/4/1999 ile 14/2/2005 tarihleri arasında tabi oldukları personel mevzuatına göre almış oldukları disiplin cezası sonucu memuriyetleri sona erip, 22/6/2006 tarihli ve 5525 sayılı
Kanun uyarınca haklarında verilmiş disiplin cezaları bütün sonuçları ile ortadan kaldırılanların bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren 3 ay içinde Kuruma müracaat etmeleri halinde ve yaş haddine ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla; memuriyetlerinin sona erdiği tarih ile 22/6/2006 tarihi arasındaki dönem içinde uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarak sigorta primi ödenmemiş veya emekli keseneği yatırılmamış sürelerine ilişkin kesenek ve kurum karşılığı toplamları, görevden ayrıldıkları tarihteki derece ve kademelerine hizmet olarak sayılacak sürenin her üç yılına bir derece ve her yılına bir kademe verilmek ve öğrenim durumları itibarıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 36 ncı maddesindeki yükselebilecekleri dereceleri geçmemek üzere tespit edilecek derece ve kademeleriyle başvuru tarihinde uygulanmakta olan katsayılar esas alınarak belirlenecek emekli keseneğine esas aylık tutarları üzerinden Kurum tarafından hesaplanarak halen çalıştıkları veya kamu görevlisi olarak en son çalışmış oldukları kamu idarelerine bildirilir ve söz konusu tutarlar bu idareler tarafından üç ay içerisinde Kuruma defaten ödenir.”,12/07/2012 tarihli ve 6353 sayılı Bazı
Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 02/08/2013 tarihli ve 28726 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6495 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun’un 41 inci maddesiyle değişik Geçici 51 inci maddede; “…Geçici 44 üncü madde hükümleri, 28/2/1997 ile 23/4/1999 tarihleri arasında tabi oldukları personel mevzuatına göre almış oldukları disiplin cezası sonucu memuriyetleri sona erip, 8/8/1999 tarihli ve 4455 sayılı
Kanun uyarınca haklarında verilmiş disiplin cezaları bütün sonuçları ile ortadan kaldırılanlar hakkında da aynı usul ve esaslar çerçevesinde uygulanır ve anılan maddede öngörülen süreler bu fıkra kapsamında bulunanlar için bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlar.” 7. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 19/11/2014 tarihli ve 6569 sayılı Kanun’un 32 nci maddesiyle değişik Geçici 68 inci maddesinde; “Yükseköğretim kurumlarından bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce ilişiği kesilen öğrenciler, ilişiklerinin kesildiği yükseköğretim kurumuna bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş ay içinde başvuruda bulunmaları hâlinde, geçici 58 inci maddede yer alan esaslara göre, ilgili yükseköğretim kurumunda açılmış program ve ders var ise takip eden eğitim-öğretim yarıyılında, yoksa takip eden eğitim-öğretim yılında öğrenimlerine başlayabilirler.”, Geçici 69 uncu maddesinde; “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla sağlık alanında ön lisans diploması alanlardan ebelik ve hemşirelik programlarından mezun olanlara kendi alanlarında, diğerlerine ise Yükseköğretim Kurulunun belirleyeceği, ebelik ve hemşirelik programları dışındaki ilişkili alanlarda lisans tamamlama eğitimi yaptırılır. Bu eğitimler, Yükseköğretim
Kurulunun belirleyeceği alanlarda uzaktan eğitim yöntemleri ile verilebilir. Uygulama eğitimleri için Sağlık Bakanlığı ile Yükseköğretim Kurulu iş birliği yapar. Bu eğitimlerin usul ve esasları Yükseköğretim Kurulunca belirlenir.”, 8. 25/10/1982 tarihli ve 17849 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu Kurum ve
Kuruluşlarında Çalışan Personelin Kılık ve Kıyafetine Dair Yönetmelik’in 04/10/2013
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi
https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.
tarihli ve 2013/5443 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile değişik 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde; “a. Kadınlar; Kolsuz ve çok açık yakalı gömlek, bluz veya elbise ile strech, kot ve benzeri pantolonlar giyilmez. Etek boyu dizden yukarı ve yırtmaçlı olamaz. Terlik tipi (sandalet) ayakkabı giyilmez.”, düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ ARİF DÜLGER’İN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
9. Başvuranın mağduriyetinin giderilmesi yönünde gerekli düzenlemelerin yapılması amacıyla ilgili İdareye tavsiyede bulunulmasının uygun olacağı değerlendirildiğinden başvuru talebinin kabulü yönünde hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” kabul öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
IV. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 10. Başörtüsü nedeniyle çıkarıldığı kamu görevine af kanunlarıyla 2013 yılında, sınavlarına giremediği için ilişiği kesilen Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Hemşirelik
Bölümündeki eğitimine 2014 yılında geri döndüğünü belirten başvuran, 2547 sayılı Kanun’un
Geçici 69 uncu maddesi 19/11/2014 tarihinden önce mezun olanları kapsadığından sağlık alanında lisans tamamlama başvurusu yapamadığını belirtmektedir. Başvuran, Kurumumuzdan sağlık alanında ön lisans diploması alan ebelik ve hemşirelik programlarından mezun olan 28
Şubat mağdurlarına herhangi bir yıl sınırlaması olmaksızın lisans tamamlama hakkı verilmesini talep etmektedir.
11. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin demokratikleşme ve ilerleme adımlarını sekteye uğratan en büyük engel askeri darbeler olmuştur. Türkiye’de her on yılda bir gerçekleştirilen darbeler, milli iradeyi yok ederek, demokrasinin kesintiye uğramasına yol açmıştır.
Askeri darbeler devletle millet arasına mesafeler koyduğu kadar aynı zamanda Peygamber ocağı olarak milletin gönlünde taht kurmuş olan Türk Silahlı Kuvvetleri ile şehadeti en büyük şeref sayan millet arasına da mesafeler koymuş, böylece Türk Milletinin kadim devlet geleneğinin genleriyle oynamayı amaç edinmiştir. Siyasî hayatımızda 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 ve 28 Şubat 1997 tarihlerinde demokrasiye hukuk dışı müdahaleler yapılmış; hükümetler cebir ve şiddet ya da baskı kullanılarak görevlerinden uzaklaştırılmış; millî iradenin tecelligâhı olan yüce parlamento lağvedilmiştir. Başbakan ve Bakan konumundaki devlet adamları hukuksuz biçimde idam edilmiş, yüz binlerce vatandaşımız mağdur edilmiştir. 27 Nisan 2007 tarihinde e-muhtıra olarak adlandırılan bir bildiriyle halkın seçimiyle işbaşına gelen hükümete karşı müdahale teşebbüsünde bulunulmuştur. Nihayet 15
Temmuz 2016 tarihinde ordu içerisinde ABD’nin Pensilvanya eyaletinde yaşayan
Fetullah Gülen’in liderliğini yaptığı Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)’ye bağlı bir grup tarafından, TSK içindeki mensupları öncülüğünde askeri darbe girişiminde bulunulmuş, tarihinde ilk defa Türkiye Büyük Millet Meclisi bombalanmış, milletin devletine ve hükümetine sahip çıkmasıyla darbe teşebbüsü başarısızlıkla sonuçlanmıştır.
12. Darbelerden kurtulmak, insan haklarına dayalı demokratik bir rejim kurmak ve kurumsallaştırmak, her şeyden önce demokrasiye inanan bireylere, sivil toplum örgütlerine ve
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi
https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.
siyaset kurumuna ve çok boyutlu tutarlı bir mücadeleye bağlıdır. Bugüne kadar yaşanan darbeler, muhtıralar, demokrasi dışı müdahaleler ülkemize ve milletimize büyük acılar yaşatmış, toplumun her kesiminden insanlar bu müdahalelerin mağduru olmuşlardır. Bu süreçlerin toplum ve devlet hayatımız üzerinde meydana getirdiği tahribatın ortaya konulması, maddi ve manevi zararların ve hak ihlallerinin bütüncül bir şekilde giderilmesi büyük önem taşımaktadır. Ders alınmayan ve oluşturduğu mağduriyetlerin giderilmediği her darbe sonraki darbelere zemin hazırlamaktadır.
13. Darbecilikle mücadelenin gerçek bir yüzleşme sağlayarak başarılı bir şekilde yapılabilmesi için mağduriyetlerin makul ölçülerde giderilebilmesi gerekir. Darbeci anlayışla mücadelede doğrudan darbenin faili olanlar kadar onlara destek verenlerin de teşhir edilmeleri ve rayiç hukuk esasında değerlendirmeleri önemlidir. Keza hukuk tanımaz bir şekilde gerçekleştirilen uygulamalardan mağdur olanların da mağduriyetlerini gidermek, insan hak ve hukuk ihlallerinin telafisini sağlamak önem taşımaktadır. (Meclis Araştırma komisyonu Raporu, Kasım 2012, s.647)
14. 28 Şubat post-modern darbesinde de görüldüğü üzere her darbe girişimi, yayınlanan her muhtıra, siyaset kurumuna yapılan her müdahale, ülkeyi geriye götürmüştür. Bunun sonucu olarak ülkemiz demokrasi, hukukun üstünlüğü, temel insan hak ve özgürlükleri ve ekonomik refah seviyesi açısından olması gereken seviyeye bir türlü çıkarılamamıştır.
15. 1997 yılının Ocak ayı sonunda Sincan Belediyesinin düzenlediği Kudüs Gecesi sonrasında
Sincan’da tankların yürütülmesi ile ordunun darbe yapacağı algısı oluşturulmuş, 28 Şubatta ise, “irtica” gündemiyle toplanan Milli Güvenlik Kurulu’nun “uygulanması beklenen” 18 maddelik kararlar listesi ile Necmettin Erbakan başkanlığındaki Refah-Yol Hükümeti baskı altına alınmaya çalışılmıştır. Akabinde, Refah Partisi hakkında, “Laik cumhuriyet ilkesine aykırı eylemlerin odağı olduğu” iddiasıyla kapatma davası açılmış, yargı mensupları Genelkurmay
Başkanlığı’na çağrılarak kendilerine irtica konusunda brifing verilmiştir. Baskı ve yıldırma amaçlı uygulamalar neticesinde 18 Haziran 1997 tarihinde Necmettin Erbakan istifa etmek durumunda kalmış ve Refah-Yol dönemi sonlanmıştır.
16. Kısaca tarihsel arka plana bakıldığında, hukuk ihlallerinin yaşandığı, temel hak ve hürriyetlerin hukuki alt yapıdan yoksun, siyasi ve ideolojik nedenlerle sınırlandığı bu süreç resmi olarak 28 Şubat 1997 tarihinden itibaren etkisini daha açık şekilde göstermeye başlamıştır. Bu dönemde “irticaya karşı” başlatıldığı iddia edilen ordu ve bürokrasi temelli sistematik uygulamalar ile kılık kıyafetlerinden veya dini hassasiyetlerinden ötürü birçok vatandaşımız, başta memurlar ve üniversite öğrencileri olmak üzere mağduriyetler yaşamış; çeşitli haksızlıklara uğramıştır. Kamuda istihdam edilen vatandaşlarımız dini inançları nedeniyle ya disiplin cezası alarak meslekten çıkarılmış ya da istifaya zorlanmış; üniversite öğrencisi olanlar ise, yine ya çıkarma cezası ile yükseköğretim kurumları ile ilişikleri kesilmiş ya da eğitim hayatına son vermek zorunda kalmışlardır.
17. Kurumumuza sunulan bilgi ve belgelerden başvuranın 1998 yılında ideolojik amaçla Kamu
Kurum ve Kuruluşlarında Çalışan Personelin Kılık Kıyafetine Dair Yönetmelik hükümlerine uymamakta ısrar etmek suretiyle üniversitenin huzur ve sükûnunu bozmak suçuyla
Yükseköğretim Kurumları Yönetici Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği’nin
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi
https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.
11 inci maddesinin (a) fıkrası kapsamında kamu görevinden çıkarma cezası ile tecziye edildiği
görülmektedir.
18. 4455 sayılı Memurlar ile Diğer Kamu Görevlilerinin Disiplin Cezalarının Affı Hakkında
Kanun’un 1 inci maddesinin birinci fıkrası hükmüyle 23/04/1999 tarihinde öncesinde işlenmiş bütün disiplin cezalan bütün sonuçları ile affedildiği, bu kapsamda başvuranın da kamu görevine geri döndüğü belirlenmiştir.
19. 5510 sayılı Kanun’da 28/2/1997 ile 23/4/1999 tarihleri arasında tabi oldukları personel mevzuatına göre almış oldukları disiplin cezası sonucu memuriyetleri sona erip, 4455 sayılı
Kanun uyarınca haklarında verilmiş disiplin cezaları bütün sonuçları ile ortadan kaldırılanların, geçmişe dönük olarak çalışmadıkları sürelerin hizmetlerine sayılarak kademe ve derece artışından yararlanmaları ve bu süreler boyunca sigorta primi ödenmemiş veya emekli keseneği yatırılmamış sürelerine ilişkin kesenek ve kurum karşılığı toplamlarının ilgili kurumlar tarafından ödenmesi için düzenlemeler yapıldığı görülmekte olup başvuranın da bu düzenlemelerden istifade ettiği değerlendirilmektedir.
20. 2547 sayılı Kanun’un 19/11/2014 tarihinde yürürlüğe giren Geçici 68 inci maddesiyle, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce öğrencilikle ilişiği kesilenlere eğitim ve öğretimlerine devam etme hakkı verilmiştir. Bu kapsamda başvuranın da Anadolu Üniversitesi Açıköğretim
Fakültesi Hemşirelik Önlisans Programı’ndaki eğitimine geri döndüğü belirlenmiştir.
21. 2547 sayılı Kanun’un Geçici 68 inci maddesiyle aynı tarihte yürürlüğe giren Geçici 69 uncu maddesinde ise, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ön lisans diploması alanlardan hemşirelik programlarından mezun olanlara kendi alanlarında lisans tamamlama eğitimi yaptırılması düzenlemiştir.
22. Yine, anılan dönemde başörtülü öğrencilerin üniversitelere hiçbir surette alınmadıkları, kamu kurum ve kuruluşlarındaki başörtüsü yasağının Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Çalışan
Personelin Kılık ve Kıyafetine Dair Yönetmelik’te 2013 yılında yapılan değişiklikle kaldırıldığı bilinmektedir. Dolayısıyla, 1998 yılında başvuranın Anadolu Üniversitesi Açıköğretim
Fakültesi Hemşirelik Bölümündeki sınavlarına başörtüsü sebebiyle girebilmesi imkânı bulunmamakta, sınavlara giremeyen öğrencilerin ise öğrencilikle ilişkileri kesilmekte olup, başvuranın başörtüsü sebebiyle eğitim ve öğrenim hakkından da mahrum bırakıldığı belirlenmiştir. Kamu kurum ve kuruluşlarında başörtüsü yasağının 2013 yılında kaldırılmış olduğu gözetildiğinde, başörtülü olan başvuranın bu tarihten önceki af düzenlemelerinden yararlanması halinde eğitim ve öğretimini yine yarıda bırakmak zorunda kalabileceği değerlendirilmiştir. Bu itibarla, başvuranın ancak 2014 yılındaki öğrenci af düzenlemesinden faydalanıp başörtüsü ile sınavlara girebilme hakkına sahip olacak şekilde eğitim ve öğretimine devam edebildiği görülmektedir.
23. Ayrıca, kamu kurum ve kuruluşlarında başörtüsü yasağının 2013 yılında kaldırılmış olması itibarıyla daha önceki af düzenlenmelerinden faydalanma imkânı bulunmayan başvuranın 2547 sayılı Kanun’un Geçici 68 inci maddesinin yürürlüğe girdiği tarihte hemşirelik önlisans programındaki yarım kalan eğitim ve öğretimine başörtülü olarak devam etmeye henüz hak kazanması nedeniyle, Geçici 69 uncu maddedeki hemşirelik alanında önlisans programını
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi
https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.
tamamlayanlara tanınan lisans tamamlama hakkından faydalanması olanağı bulunmamaktadır.
Diğer bir anlatımla, hemşirelik önlisans programındaki eğitimini kendi ihmal, kusur veya hatası nedeniyle değil, tamamen dönemin özellikleri nedeniyle yarım bırakmak zorunda kalan, yine başörtüsü yasağı nedeniyle 2013 yılından önceki af düzenlemelerinden faydalanamayan başvuranın, Geçici 69 uncu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte önlisans eğitimini tamamlamış olarak lisans tamamlama yapma imkânı bulunmamaktadır.
24. Anayasamızın 2 nci maddesinde Devletimizin sosyal bir hukuk devleti olduğu vurgulanmış; 5 inci maddesinde Devletin temel amaç ve görevleri arasında; kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamanın, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmanın, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmanın bulunduğuna yer verilmiştir.
25. Devletimizin nitelikleri arasında sayılan sosyal hukuk devleti; insan haklarına dayanan, kişilerin huzur, refah ve mutluluk içinde yaşamalarını güvence altına alan, kişinin onurlu bir yaşam sürdürmesi ve maddi ve manevi varlığını bu yönde geliştirmesi için gerekli koşulları oluşturan, çalışma hayatını geliştirerek ve ekonomik önlemler alarak çalışanlarını koruyan, onların insan onuruna uygun hayat sürdürmelerini sağlayan, milli gelirin adil bir şekilde dağıtılması için gereken önlemleri alan, sosyal güvenlik hakkını yaşama geçirebilen, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak sosyal adaleti ve toplumsal dengeyi gözeten devlettir. Çağdaş devlet anlayışı, sosyal hukuk devletinin tüm kurum ve kurallarıyla Anayasa’nın özüne ve ruhuna uygun biçimde kurularak işletilmesini, bu yolla bireylerin refah, huzur ve mutluluğunun sağlanmasını gerekli kılmaktadır.
26. Dolayısıyla, sosyal hukuk devleti ve hakkaniyet ilkeleri, aynı sürecin mağduru olanların mağduriyetlerinin tespit edilmesini ve giderilmesini gerektirmektedir. Bu amaçla, kamu görevlileri için bir takım af kanunları yürürlüğe girmiş, af kanunlarıyla kamu görevlerine geri dönenlerin geçmişe dönük sosyal güvenliğe ilişkin hakları verilmiş, eğitim ve öğretimini tamamlayamayanlar için de af düzenlenmeleri yapılmıştır.
27. Başvuru konusu olayda, başörtüsü mağduru, kamu görevlisi ve öğrenci olan başvuranın, başörtüsü mağduru bir kamu görevlisi olması yönündeki haklarının disiplin affı ve sosyal güvenliğe ilişkin düzenlemelerle geri verildiği görülmektedir. 2547 sayılı Kanun’daki af düzenlemesiyle başvuran 19/11/2014 tarihi itibarıyla hemşirelik önlisans programındaki eğitim ve öğretimine devam etme hakkını da elde etmiş, bu suretle eğitim ve öğrenime dönük mağduriyetinin bir kısmı giderilmiştir. Fakat başvuranın önlisans hemşirelik programına girme hakkına kavuştuğu 2547 sayılı Kanun’un Geçici 68 inci maddesiyle hemşirelik önlisans programlarından maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce mezun olanlara verilen lisans tamamlama hakkı veren Geçici 69 uncu madde, aynı tarihte yürürlüğe girmiştir. Bu çerçevede, başvuranın hemşirelik önlisans programını kendi ihmal, kusur veya hatası nedeniyle değil, tamamen dönemin yukarıda izah edilen özellikleri sebebiyle tamamlayamadığı, 2013 yılında kamu kurum ve kuruluşlarında başörtüsü yasağının kaldırılmış olması itibarıyla daha önceki öğrenci affı düzenlemelerinden faydalanma olanağının bulunmadığı, Geçici 69 uncu maddenin başvuranın henüz eğitim ve öğretim hakkına sahip olduğu tarihten önce mezun olanları
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi
https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.
kapsadığı dikkate alındığında; başvuranın anılan maddede belirtilen tarihten önce programı bitirmiş olma şartını sağlamış olmasını beklemenin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu açıktır.
28. Ayrıca, başvuranın din ve vicdan özgürlüğünü yaşama hakkından istifade etme gayretindeki bir kadın olduğu görülmektedir. “Kadın hakları, kadınların ne giyip giymeyeceklerinin söylenmesi ve kendileriyle ilgili alınan kararlara uymadıklarında eğitim ve çalışma haklarından mahrum edilmeleri ile korunmaz.” (Benli, 2010:25). Avrupa
Parlamentosunun 13/02/2007 tarihli “Türkiye’de Sosyal, Ekonomik ve Politik Hayatta kadınların Rolüne İlişkin Avrupa Parlamentosu Önergesi”nde kılık ve kıyafet ayrımcılığının çalışma hayatında mağduriyetlere yol açtığı tespit edilmiştir. (European Parliament Resolution on women’s role in social, economic and political life in Turkey-2006/2214(INI), Women in
Turkey, 13 February 2007-Strasbourg) Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Kaldırılması Komitesi (CEDAW), 32 nci oturumunda “okullar ve üniversitelerdeki başörtüsü yasağının kız çocukları ve kadınlar üzerindeki etkilerini dikkate almak gerektiği”ni vurgulamıştır. (Committe on the
Elimination of Discrimination against Women Thirty-second session 10-28 January 2005).
Ülkemizin de taraf olduğu ”Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslararası
Sözleşmesi”ne (CEDAW) göre “kadına karşı ayrım” kadınların medeni durumlarına bakılmaksızın ve kadın ile erkek eşitliğine dayalı olarak politik, ekonomik, sosyal, kültürel, medeni ve diğer alanlardaki insan hakları ve temel özgürlüklerinin tanınmasını, kullanılmasını ve bunlardan yararlanılmasını engelleyen veya ortadan kaldıran veya bunu amaçlayan ve cinsiyete bağlı olarak yapılan herhangi bir ayrım, mahrumiyet veya kısıtlama anlamına gelmektedir. Sözleşme, taraf Devletleri kadınlara karşı her türlü ayrımı yasaklayan ve gerekli yerlerde yaptırımları da içeren yasal ve diğer uygun önlemleri almayı kabul etmekle; kadınlara karşı herhangi bir ayrımcı hareket yapılmasından veya uygulanmasından kaçınmakla ve kamu yetkilileri ile kuruluşlarının bu yükümlülüğe uyumlu olarak hareket etmelerini sağlamakla; kadınlara karşı ayrımcılık oluşturan mevcut yasa, yönetmelik, adet ve uygulamaları değiştirmek veya feshetmek için yasal düzenlemeler de dahil gerekli bütün uygun önlemleri almakla sorumlu tutmaktadır. Sözleşmeye göre, taraf Devletler kadının tam gelişmesini ve ilerlemesini sağlamak için özellikle politik, sosyal, ekonomik ve kültürel alanlar başta olmak üzere bütün alanlarda, erkeklerle eşit olarak insan hakları ve temel özgürlüklerden yararlanmalarını ve bu hakları kullanmalarını garanti etmek amacıyla yasal düzenleme dahil bütün önlemleri almakla yükümlüdür. Ülkemizde kadınların sosyal hayata ve eğitim hayatına katılımları teşvik edilmekte, kadının tam gelişmesini ve ilerlemesini sağlamak için eğitim ve öğretimin asli unsuru olduğu politik, sosyal, ekonomik ve kültürel alanlar başta olmak üzere, kadınların insan hakları ile temel hak ve özgürlüklerinden yararlanmalarını garanti etmek amacıyla yasal düzenleme dâhil bütün uygun önlemler alınmaktadır. Başörtülü kamu görevlilerinin kamu hizmetine girme ve bu hizmetlerini başörtülü olarak yerine getirmeleri önündeki engellerin zaman içerisinde kaldırılmış olmasına karşın, bu kişilerin eğitim ve öğretim hayatındaki haklarının güçlendirilmesi, kadın hakları ile hakkaniyetin bir gereğidir.
29. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; sosyal hukuk devleti ve hakkaniyet ilkeleri gereğince; başvuranla benzer durumda olan pek çok kişi bulunduğu, 28 Şubat post modern darbe süreci, başvuranın yaşadığı mağduriyetin özellikleri ve mevcut hukuki
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi
https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.
düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, başvuranın mağduriyetinin tespit edilmesine ve giderilmesine yönelik, durumuna özel bazı düzenlemeler yapılması amacıyla ilgili İdareye tavsiyede bulunulmasının uygun olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 30. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.
V. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
31. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara
İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VI. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE; Sosyal hukuk devleti ve hakkaniyet ilkeleri gereğince, ebelik ve hemşirelik önlisans programlarını 2547 sayılı Kanun’un Geçici 69 uncu maddesinin yürürlüğe girdiği 19/11/2014 tarihinden önce kılık ve kıyafeti nedeniyle tamamlayamayarak mağdur edilenlerin belirlenmesi, Mağduriyetleri tespit edilen bu kişilere bir defaya mahsus olmak üzere sağlık ve ebelik lisans tamamlama hakkı verilmesi yönünde düzenlemeler yapılması için YÜKSEKÖĞRETİM
KURULU BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
Kararın, başvurana ve YÜKSEKÖĞRETİM KURULU BAŞKANLIĞINA tebliğine ve bilgileri için CUMHURBAŞKANLIĞI HUKUK POLİTİKALARI KURULU ile HUKUK
VE MEVZUAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE sunulmasına,
6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Yükseköğretim Kurulu
Başkanlığınca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi
https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.