|
ÖZET: Başvuran, 15.12.1987-31.12.1987 tarihleri arasında babasının işyerinde sigortalı olarak çalıştığını, ancak bu dönemde 18 yaşından küçük olduğu için emeklilik başvurusunun reddedildiğini iddia etmektedir. Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın bu süre zarfındaki sigortalılığının geçerli sayılabilmesi için yasal gerekliliklerin yerine getirilmediğini, dolayısıyla emeklilik şartlarını taşımadığını belirtmiştir. Başvuranın, babasıyla olan iş akdinin geçerliliği, ilgili mevzuat çerçevesinde incelenmiştir.
Yapılan değerlendirmelerde, başvuranın 18 yaşından önceki çalışmasının sigortalılık süresine dahil edilip edilemeyeceği hususu ön plana çıkmaktadır. 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 271. maddesi gereği, çocukların ebeveynleriyle yapılan hizmet akitlerinin geçerliliği için kayyımın katılımı ve hakim onayı gerektiği ifade edilmiştir. Bu şartların sağlanmadığı durumlarda, başvuranın emeklilik talebinin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, başvuranın babasının işyerinde 18 yaşından önceki sigortalı sürelerinin geçerliliği, fiili çalışma olup olmadığına bağlı olarak yeniden değerlendirilmelidir. Sosyal Güvenlik Kurumu’na, bu konuda gerekli incelemelerin yapılması ve sonuçların bildirilmesi tavsiye edilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2020/87681-S.20.95491
BAŞVURU NO : 2020/44632
KARAR TARİHİ : 13/11/2020
TAVSİYE KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
Emekli olma talebi Hk.
BAŞVURUNUN KONUSU :
BAŞVURU TARİHİ : 15/05/2020
I. BAŞVURANIN İDDİALARI VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza, vekili tarafından yapılmış olan başvuruda; başvuran vekili başvuranın emeklilik için gerekli koşulları taşıdığı gerekçesiyle 14.02.2020 kurum kayıt tarihli ve kurum kayıt sayılı dilekçe ile SGK Kütahya İl Müdürlüğünden yaşlılık aylığı bağlanma talebinde bulunduğunu, 14.02.2020 kurum kayıt tarihli söz konusu tahsis talebinin, SGK Kütahya İl Müdürlüğünün 17.02.2020 tarihli ve sayılı cevabi yazısı ile reddedildiğini, 15.12.1987-31.12.1987 tarihleri arasında sigortalı çalışmasına karşın, bu çalışmasının babasının yanında olması ve kendisinin 18 yaşından küçük olmasından ötürü emekli olma sürelerine dâhil edilmediğini ve bu durumun hak kaybına neden olduğunu iddia ederek vekil edeninin mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 02/09/2020 tarihli ve S. sayılı bilgi belge isteme yazısına cevaben Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 15/10/2020 tarihli ve E. sayılı yazıda özetle; 2.1. Şikayete konu olan 15/12/1987-31/12/1987 tarihleri arasında 2013/11 sayılı Genelge ve
Medeni Kanun yürürlükte olmadığı fakat o tarihte yürürlükte bulunan 743 sayılı Türk Kanunu
Medenisinin 271 inci maddesi gereğince, anne babasına ait iş yerinde çalışan 18 yaşından küçük çocukların hizmet akitlerinde vasinin iştiraki ile yazılı olarak yapılmış hakim tarafından tasdik edilmiş olma şartının aranmasının gerektiği, 2.2. İlgilinin, işvereninin babasının olduğu anlaşıldığı, 15/12/1987-31/12/1987 tarihleri arasındaki hizmetlerinin geçerli olması halinde aylığa hak kazanma koşullarının; 25 yıl sigortalılık süresi, 50 yaş ve 5375 prim ödeme gün sayısı olarak tespit edildiği, 2.3. İlgilinin, söz konusu döneme ait hizmetlerinin geçeri olmaması ve işe giriş tarihinin 16/06/1992 olarak kabul edilmesi halinde ise, sigortalının yaşlılık aylığına hak kazanma koşulları 25 yıl sigortalılık süresi. 53 yaş ve 5600 prim ödeme gün sayısı olduğu, Hususları bildirilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5.
maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “506, 1479, 5434, 2925, 2926 sayılı kanunlara ilişkin ortak geçiş hükümleri” başlıklı Geçici 7 nci maddesinde; “ Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı, 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı kanunlar ile 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine göre sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları kanun hükümlerine göre değerlendirilir.” 6. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunun; 6.1. Sigortalı sayılanlar başlıklı mülga 2 nci maddesinde (Değişik madde: 11/05/1976 – 1992/1 md.); “Bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanlar bu kanuna göre sigortalı sayılırlar.” 6.2. Sigortalılığın başlangıcı ve mecburi oluşu başlıklı mülga 6 ncı maddesinde; “Çalıştırılanlar, işe alınmalariyle kendiliğinden “Sigortalı” olurlar. Sigortalılar ile bunların işverenleri hakkında sigorta hak ve yükümleri sigortalının işe alındığı tarihten başlar. Bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez” 6.3. Yaşlılık aylığından yararlanma esas ve şartları başlıklı mülga 60 ıncı maddesinde; …
g) “Bu maddenin uygulanmasında; 18 yaşından önce Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Ancak, bu tarihten önceki süreler için ödenen Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir.
…” 6.4. Geçici 81 inci maddesinin birinci fıkrasının B bendinde; …
g) “Sigortalılık süresi 12 (dahil) yıldan fazla, 13 yıldan az olan kadınlar 20 yıllık sigortalılık süresini ve 46 yaşını doldurmaları, sigortalılık süresi 14 (dahil) yıldan fazla, 15 yıl 6 aydan az olan erkekler 25 yıllık sigortalılık süresini ve 50 yaşını doldurmaları ve en az 5375 gün,”
J) “Sigortalılık süresi 9 (dahil) yıldan fazla, 10 yıldan az olan kadınlar 20 yıllık sigortalılık süresini ve 49 yaşını doldurmaları, sigortalılık süresi 9 yıl 6 ay (dahil) dan fazla, 11 yıldan az olan erkekler 25 yıllık sigortalılık süresini ve 53 yaşını doldurmaları ve en az 5600 gün, …
Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş bulunmaları şartı ile yaşlılık aylığından yararlanabilirler.” 7. Başvuranın, babasının işyerinde sigortalı olduğu tarihte yürürlükte olan mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin Çocukla ana ve baba arasında vakı hukuki tasarruflar başlıklı 271. Maddesinde; “Çocuk ile baba veya ana arasında yahut ana ve babanın nefine olarak çocuk ile üçüncü şahıs arasında yapılacak her hangi bir tasarrufta çocuk, borç iltizam etmiş olursa bir kayyımın iştiraki ve hakimin tasdiki lazımdır.” 8. Başvuranın, babasının işyerinde sigortalı olduğu tarihte yürürlükte olan mülga 818 sayılı Borçlar Kanununun Hizmet akdi başlığı altındaki 314 üncü maddesinde; “ Hilafına bir hüküm bulunmadıkça, hizmet akdi hususi bir şekle tabi değildir.
Ezcümle hizmet muayyen bir zaman için kabul edilmiş olur ve işin iktizasına göre o hizmet ancak ücret mukabilinde yapılabilirse, hizmet akdi inikad etmiş sayılır.” 9. Sosyal Güvenlik Kurumunun 2013/11 sayılı genelgesinin Sigortalı Sayılmayanlar başlıklı kısmında; “Ancak, baba veya anasına ait işyerinde çalışan mümeyyiz küçüklerin vasinin iştiraki ile yazılı olarak yapılmış ve hakim tarafından tasdik edilmiş bir hizmet akdi mevcut olmadıkça sigortalı sayılmalarına imkan bulunmamaktadır. Bununla beraber işverenin
18 yaşını bitirmiş veya 18 yaşından evvel evlendiğinden reşit sayılmış çocukları hizmet akdi
mevcut ise sigortalı sayılacaklardır.”
Hükümlerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
10. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin hazırlanan “Tavsiye Karar
Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 11. Başvuran tarafından özetle; 15.12.1987-31.12.1987 tarihleri arasında sigortalı çalışmasına karşın, bu çalışmasının babasının yanında olması ve kendisinin 18 yaşından küçük olmasından ötürü emekli olma sürelerine dâhil edilmediği gerekçe gösterilerek emeklilik başvurusunun reddedildiği ifade edilerek tarafına yaşlılık aylığı bağlanılması talep edilmektedir.
12. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından özetle; başvuranın babasına ait işyerinden sigortalı olarak bildirildiği 15.12.1987-31.12.1987 tarihleri arasında yürürlükte olan 743 sayılı Türk
Kanunu Medenisinin 271 inci maddesine göre çocuk ile ana baba arasında yapılacak hukuki işlemle çocuğun borç altına girebilmesinin bir kayyımın katılmasına ve hakimin onayına bağlı olduğu, hizmet akdinin geçerliliğinin de bu şarta bağlı olduğu, bu şartlar yerine getirilmediğinden bahse konu süreleri geçerli sayılmayan başvuranın emeklilik talebinin emeklilik şartlarını taşımadığı gerekçesiyle reddedildiği ifade edilmiştir.
13. Bu çerçevede başvuruya konu uyuşmazlığın, başvuranın 15.12.1987-31.12.1987 tarihleri arasındaki hizmet akdinin ve buna bağlı olarak sigortalı çalışmasının geçerli sayılıp sayılmayacağı noktasında düğümlendiği anlaşılmaktadır.
14. Somut olaya sosyal güvenlik mevzuatı çerçevesinde bakıldığında, başvuruya konu sigortalılık süresinin geçtiği dönemde yürülükte olan 506 sayılı Kanunda, hizmet sözleşmesine dayanarak işveren tarafından çalıştıranların işe alındıkları tarihten itibaren sigortalı sayılacağının, yaşlılık aylığından yararlanma şartları yönünden 18 yaşından önce MYÖ sigortaya tabi olanların sigortalılık sürelerinin 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış sayılacağının ve 18 yaşından önceki süreler için ödenen MYÖ primlerinin, prim ödeme gün sayılarına dahil edileceğinin düzenlendiği görülmektedir. Bununla birlikte Kanunda kişilerin
18 yaşından önce sigortalı olamayacaklarına yönelik olarak doğrudan ve açık bir hüküm
bulunmamakta ve 18 yaşın altındaki kişiler de sigortalı olarak çalışabildiği görülmektedir.
15. Diğer taraftan, hizmet akdinin geçerliliği yönünden ilgili mevzuata bakıldığında, başvuranın babasına ait işyerinden sigortalı bildirildiği tarihte yürülükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunun
11 inci maddesinde akdin geçerliliğinin kanunda aksi öngörülmedikçe hiç bir şekle bağlı
olmadığı, başkaca bir hüküm bulunmadıkça kanunun emrettiği şekle uyulmayan sözleşmelerin geçerli olmadığı, 314 üncü maddesinde ise aksine bir hüküm bulunmadıkça hizmet akdinin özel bir şekle tabi olmadığı düzenlenmiş olsa da 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 271 inci maddesinde çocukla ebeveynler arasında yapılacak herhangi bir hukuki işlemle çocuğun borç altına girebilmesinin bir kayyımın katılmasına ve hakimin onayına bağlı olduğunun belirlendiği görülmektedir.
16. Hizmet akdi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle iş görmeyi, işverenin de işçiye zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği, dolayısıyla sözleşmenin tam iki tarafına borç yükleyen bir sözleşmedir. Buna göre, çocukların ebeveyneleriyle yapacakları hizmet sözleşmelerinin 818 sayılı Kanunun 11 inci maddesi gereği
743 sayılı Kanunun 271 inci maddesinde öngörülen şekle uygun olarak kayyımın katılımı ve
hakim onayı ile yapılması gerektiği anlaşılmaktadır. 818 sayılı kanunun 11 inci maddesinde yer alan genel hüküm uyarınca kanunda öngörülen şekil, kural olarak bir geçerlilik koşuludur.
17. Somut olayda, 18 yaşından küçük iken babasına ait işyerinde sigortalı olarak bildirilen başvuranın hizmet akdinin kanunun emredici hükmüne uygun olarak kayyım katılımı ve hakim onayı ile yapılmadığı, dolayısıyla kanunun kurucu nitelikteki emredici hükümlerine aykırı olduğu anlaşılmaktadır. Kanunun emredici hükümlerine aykırı sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür. Kanunda düzenlenen kurucu nitelikteki emredici hükümlere aykırı sözleşmeler söz konusu işlemi yokluk ile sakat hale getirmektedir. Genel kural olarak yok hükmündeki bir sözleşme baştan itibaren ölü doğmakta ve geçerlilik kazanıp hüküm ve sonuç doğurmamaktadır.
18. Bununla birlikte geçerli olarak kurulmuş bir hizmet akdine dayanmasa dahi fiili çalışmanın söz konusu olduğu durumlarda söz konusu çalışmalara binaen doğacak hukuki sonuçların ortaya konulması gerekmektedir.
19. 818 sayılı mülga Borçlar Kanunun yerine yürülüğe konan 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı
Türk Borçlar Kanununun hizmet sözleşmelerinin kurulması hakkındaki 394 üncü maddesinde, geçersizliği sonradan anlaşılan hizmet sözleşmesinin, hizmet ilişkisi ortadan kaldırılıncaya kadar, geçerli bir hizmet sözleşmesinin bütün hüküm ve sonuçlarını doğuracağı hüküm altına alınmış böylece daha önce de sık sık ortaya çıkan ve yargı içtihatlarıyla çözülen bu meselenin halli için yasal düzenlemeye gidilmiştir.
20. Nitekim Yargıtay’ın 18.06.1958 tarihli E:20, K:9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme
Kararında kanunun emredici hükmüne aykırı olması nedeniyle geçerli olmayan hizmet sözleşmesinin sonuçlarına yönelik olarak; “Dördüncü Hukuk Dairesinin kararında işçinin yaşı dolayısıyla işe alınması İş Kanununa dayanan Nizamname hükümlerince yasak olduğu cihetle işçi sıfatını kazanamayacağı ve bundan dolayı İşçi Sigortalarından istifade edilemeyeceği kabul edildiği halde Ticaret
Dairesinin kararında işe alınma yasağının işçilik sıfatını ve İşçi Sigortaları hükümlerince sigortalı olma durumunu halele uğratmayacağı esası benimsenmiştir. O halde kararlar arasında açıkça birbirini tutmazlık ve ortada içtihadı birleştirme sebebi vardır.
İş Kanunlarının ve İşçi Sigortaları Kanunlarının kabulündeki ilk gaye, işçinin menfaatlerini korumak olmasına, belki işte çalışması yaşı veya kadın olması itibariyle veya işin ağır işlerden bulunması gibi sebeplerle yasak olan bir kimsenin (velev ki hilesiyle durumunu saklayarak) işçi sıfatını kazanmış olması halinde butlan sebebini taraflardan birisi ileri sürünceye kadar işçi sayılmasının ve işçinin sağladığı hak ve salahiyetlerden ve bu arada sigortalı olma hakkından istifade etmesinin İş kanunu ve İşçi Sigortaları Kanunlarının kabul edilmiş gayesine uygun ve bunun aksine olan düşüncenin kanunun gayesine aykırı olacağına ve iş akdinin hükümsüz olmasını gerektiren bir hukuk kaidesinin akdin hükümsüz sayılmasiyle korunmak istenilen kimsenin aleyhine neticeler verecek şekilde tatbikinin kanunun gayesine uygun olarak tefsiri lazım geldiği yollu hukuk kaidesine aykırı düşeceğine ve 255 sayılı tefsir karariyle Türkiye Büyük Millet Meclisi dahi batıl olan iş akdinin muteber bir akit gibi işçi lehine hukuki neticeler doğurması gerekeceğini kabul etmiş olmasına göre
Ticaret Dairesinin İçtihadı kanunun ruhuna uygun ve doğrudur.
Netice: Yaşı veya kadın oluşu gibi sebeplerle herhangi bir işte çalışması yasak bulunan işçinin yasağa rağmen çalıştırılmış olması halinde işçi sayılacağına ve bundan dolayı İşçi
Sigortaları Kanunlarının işçilere tanıdığı haklardan istifade edeceğine, 18/6/1958 tarihinde birinci toplantıda ittifakla karar verildi. (RG.30.09.1958; S: 10020).” İfadelerine yer verilmiştir.
21. Bunun yanında öğretide, Borçlar Kanununa yeni olarak getirilen ve İş Kanunu kapsamındaki işçilere de uygulanması gereken geçersizliği sonradan anlaşılan hizmet sözleşmesinin, “hizmet ilişkisi ortadan kaldırılıncaya kadar geçerli bir hizmet sözleşmesinin bütün hüküm ve sonuçlarını doğurur” hükmünün hukukumuzda bu esasa uygun olarak sağlanan gelişmeleri yasal bir temele oturttuğu, İş Hukuku alanında, yukarıda sunulan
Yargıtay’ın İçtihadı Birleştirme Kararında, yaş küçüklüğü veya kadın olması nedeniyle herhangi bir işte çalışması yasak bulunan işçinin yasağa karşın çalıştırılması halinde işçi sayılacağı ve işçi sigortaları kanunlarının tanıdığı haklardan yararlanacağının kabul edildiği, öğretide de, bu durumlarda sözleşmenin hükümsüz sayılması kuralının uygulanmasının, kanundaki güçsüz olan işçinin korunması amacına aykırı düştüğü ve Türkiye Büyük Millet
Meclisinin 255 sayılı tefsir kararındaki, bâtıl (kesin hükümsüz) olan iş sözleşmesinin taraflardan biri bunu ileri sürünceye kadar geçerli bir sözleşme gibi işçi yararına hukukî sonuçlar doğuracağı görüşünün yerinde olduğu sonucuna varıldığı, böylece, Yargıtaya göre, bu durumlarda hükümsüzlüğün sadece geleceğe yönelik olarak etki doğuracağı, geçmişe etkili olmayacağı, bu kararın iş ilişkisi-iş sözleşmesi ayırımına ve bunun sonucu olarak ortaya çıkan, iş sözleşmesinin hükümsüzlüğüne karşın iş ilişkisinden o ana kadar doğan hakların göz önünde tutulması gerektiği esasına uygun olduğu belirtilmektedir (SÜZEK, S, Yeni Türk Borçlar
Kanunu Çerçevesinde İş akdinin Geçersizliği, T.C. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Hukuk Araştırmaları Dergisi Özel Sayı, Prof. Dr. Ali Rıza Okur’a Armağan, İstanbul 2014, Cilt: 20, Sayı : 2020/87681-S.20.95491 1 s.136-137).
22. Yukarıda yer verilen mevzuat, yargı kararları ve öğretideki görüş bir arada değerlendirildiğinde; başvuranla babası arasındaki iş akdine ilişkin geçersizliği halinde dahi söz konusu geçersizliğin ancak tespit tarihinden itibaren etki doğuracağı, geçmişe etkili olmayacağı, iş ilişkisi kurulduysa ve fiili çalışma gerçekleştiyse hizmet akdinin geçersizliğinden bağımsız olarak işçinin çalışması karşılığı olarak o ana kadar ortaya çıkan haklarından yararlanması gerektiği, yani geçersizlik hükmünün geçmişe dönük olarak işçi aleyhine sonuç doğurmayacağı, aksi bir kabulün iş hukukunun ve kanunun işçinin korunması amaçlarıyla örtüşmeyeceği değerlendirilmektedir.
23. Yukarıda yer verilen çerçevede yapılan değerlendirme neticesinde; babasına ait işyerinden
18 yaşın altında bildirilen sigortalı sürelerinin, fiili bir çalışma olup olmadığı ortaya
konmaksızın, salt vasinin iştiraki ve hakim onayı bulunan bir hizmet sözleşmesi bulunmadığı gerekçesiyle sigortalı çalışma olarak sayılmayıp başvuranın emeklilik hesabında değerlendirilmemesi işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 24. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; ilgili idarenin, Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap vermediği bu anlamda
‘makul sürede karar verme’, ilkesine, ayrıca şikâyetçiye verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle ‘karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi’ ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
25. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Kütahya
İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KABULÜNE, Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Başvuranın babasına ait işyerinden 18 yaş altında bildirilen sigortalı sürelerinin geçerliliğinin, söz konusu bildirimin fiili çalışmaya dayanıp dayanmadığına yönelik yapılacak inceleme/araştırma/tespit üzerine ulaşılan sonuç çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi hususunda SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,
Sosyal Güvenlik Kurumunca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde
Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA
TEBLİĞİNE,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi