|
ÖZET: Başvuranın, hem babası hem de eşinden ölüm aylığı talep etmesi üzerine yapılan incelemede, her iki dosyadan aylık bağlanmasının mümkün olmadığı belirlenmiştir. Başvuranın eşine ait sigorta dosyası üzerinden bayram ikramiyesi ödemesi yapılmış olması, mevcut durumda yalnızca bir aylığın bağlanabileceğini göstermektedir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve ilgili sosyal güvenlik mevzuatı, bu tür durumlarda yalnızca bir kaynaktan aylık bağlanabileceğini öngörmektedir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 54. maddesi, hem eşinden hem de ana/babasından ölüm aylığına hak kazananların, tercihine göre yalnızca bir kaynaktan aylık alabileceğini belirtmektedir. Başvuranın durumu, bu mevzuat çerçevesinde değerlendirildiğinde, eşinin vefat tarihi 2011 olduğu için, bu tarihten sonra hak kazanılan aylıklar açısından 5510 sayılı Kanun’un hükümleri geçerli olmaktadır. Dolayısıyla, başvuranın hem babasından hem de eşinden aylık alması mümkün değildir. Sonuç olarak, başvuranın talebi, hukuka ve hakkaniyete uygun olarak reddedilmiştir. İlgili idarelerin, başvuru süreçlerinde iyi yönetim ilkelerine uyması ve başvuranlara gerekli bilgilendirmeleri yapması önerilmektedir. Başvuran, bu ret kararına karşı yargı yoluna başvurma hakkına sahiptir. |
tercih edilen aylığın ödenmesi gerektiğinden her iki dosyadan aylık bağlanmasına imkan bulunmadığı 3. Başvurana halihazırda aylık olmakta olduğu eşine ait sigorta dosyası üzerinden bayram ikramiyesinin ödendiği, hususları ifade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde, “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan
Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…” ,
5. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun
Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
6. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Aylık ve gelirlerin birleşmesi” başlıklı 54’üncü maddesinde, “Bu Kanuna göre bağlanacak aylık ve gelirlerin birleşmesi durumunda; a) Uzun vadeli sigorta kollarından; (…) 5) Hem eşinden, hem de ana ve/veya babasından ölüm aylığına hak kazananlara, tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından bağlanacak aylığı, (…) bağlanır…”, 7. 5510 sayılı Kanunun “Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkin bazı geçiş hükümleri” başlıklı Geçici 1’inci maddesinin ikinci fıkrasında, “17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı kanunlara göre bağlanan veya hak kazanan; aylık, gelir ve diğer ödenekler ile 8/2/2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre ödenmekte olan ek ödemenin verilmesine devam edilir. Bu gelir ve aylıkların durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümleri uygulanır.” , 8. Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin Geçici 4’üncü maddesinin ikinci fıkrasında, “Kanunun yürürlük tarihinden önce ölen sigortalıların hak sahiplerine gelir veya aylık bağlanmasında, sigortalıya ilişkin koşulların tespiti ile gelir veya aylığın hesaplanması ve paylaştırılmasında ölüm tarihindeki, hak sahiplerine ilişkin koşulların tespitinde ise hak sahibi olma niteliğinin kazanıldığı tarihteki Kanun hükümleri uygulanır.” hükümlerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
9. Kamu Denetçisi tarafından yapılan değerlendirmede, başvuran hakkında tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durumun olmadığı değerlendirildiğinden, ret kararı verilmesine ilişkin öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 10. Başvuran ile idare arasındaki uyuşmazlığın, başvuranın hem babasının hem de eşinin ölümü üzerine her iki dosyadan tarafına aylık bağlanması talebinden kaynaklandığı görülmektedir.
Başvuranın babasının ve eşinin mülga 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğu, hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanabilmesi için gerekli olan prim ödeme gün sayısı şartının her ikisi bakımından da sağlandığı konusunda taraflar arasında herhangi bir ihtilaf bulunmamakla birlikte başvurana her iki sigortalı dosyası üzerinden aylık bağlanıp bağlanamayacağının incelenmesi gerekmektedir.
11. Başvuruya konu olayda başvuranın; 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı babasının 18/03/1968 tarihinde ve 5510 sayılı Kanunun 4/1-(a) kapsamında sigortalı olan eşinin ise 31/12/2011 tarihinde vefat ettiği tespit edilmiştir.
12. Kanunların zaman bakımından uygulanmasında, her kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen olaylara uygulanması esastır. Bu doğrultuda, kanunun yürürlük tarihinden önceki olaylara uygulanması için özel bir kanun hükmünün varlığı gerekli olduğu gibi, yürürlükten kaldırılan kanunun ileriye etkili olarak uygulanmaya devam edilebilmesi için de yine özel bir kanun hükmünün varlığı zorunludur. Nitekim 5510 sayılı Kanun’un geçici 1’inci maddesinin ikinci fıkrası ile kanun koyucu, mezkûr Kanun’un yürürlüğünden önceki sosyal güvenlik kanunları uygulanmak suretiyle hak sahiplerine bağlanılan veya hak kazanılan gelir veya aylıkların, durum değişikliği sebebine bağlı olarak kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, Kanun’un yürürlük tarihinden önceki hükümlerin esas alınması gerektiğini benimsemiştir. Bu tür istisnai hükümler dışında, ölüm sigortasından aylık tahsislerinde genel kural olarak hakkı doğuran olay tarihinde yürürlükte olan mevzuatın uygulanması gerekmektedir. Bu noktada evli kız çocukları, ölüm aylığı bağlanmasında baba yönünden hak sahipliği sıfatını, eşini kaybetmekle kazanmakta, başka bir anlatımla eş hayatta iken baba yönünden hak sahipliği sıfatı söz konusu olmamaktadır. Belirtmek gerekir ki kız çocuğuna baba üzerinden ölüm aylığı bağlanabilmesi için yalnızca ölümün gerçekleşmesi veya evli olunmaması yeterli değildir.
Aylık tahsisi için her iki olgunun bir arada varlığı gerekmektedir. Bu yönüyle evli kız çocuğu kimi zaman boşanmayla, bazen de ölümle hak sahibi sıfatını kazanmaktadır. Diğer bir deyişle sigortalı baba yaşamını yitirmesine karşın kız çocuğu evli ise hak sahibi olamamakta, evli olmayan kız çocukları ise sigortalı baba hayatta olduğu sürece bu sıfatla anılmamakta ve her iki durumda da aylığa hak kazanılamamaktadır. Şu durumda, evli kız çocuğu bazen boşanmayla, kimi zaman da ölümle ve hangisi daha sonra ise o tarihte ölüm aylığı açısından hak sahibi olmaktadır.
13. Bu itibarla her ne kadar başvuranın babası 1968 yılında vefat etmiş ise de başvuran babasının sigorta dosyası üzerinden hak sahibi sıfatını 2011 yılında eşinin vefatıyla kazandığı ve 5510 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesinin 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girdiği gözetildiğinde uyuşmazlığın anılan hüküm uygulanmak suretiyle çözüme kavuşturulması gerektiği anlaşılmaktadır.
14. 5510 sayılı Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun Aylık ve Gelirlerin
Birleştirilmesi başlıklı 54 üncü maddesi “- Bu Kanuna göre bağlanacak aylık ve gelirlerin birleşmesi durumunda; Hem eşinden, hem de ana ve/veya babasından ölüm aylığına hak kazananlara, tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından bağlanacak aylığı bağlanır” hükmüne amirdir.
15. Bununla birlikte Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin Aylık ve gelirlerin birleşmesi başlıklı geçici 31 inci maddesinde, iştirakçiliği 5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden önce başlayan, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki sigortalılar hariç olmak üzere, sigortalı veya hak sahiplerinin Kanunun yürürlük tarihinden önce; bir dosyadan gelir veya aylık almakta iken Kanunun yürürlük tarihinden sonra yeni bir dosyadan gelir veya aylığa hak kazanması halinde; eski ve yeni sigortalılık halinin aynı olması durumunda Kanunun 54 üncü maddesi, farklı olması durumunda ise Kanunun yürürlük tarihinden önceki kanunların mülga hükümleri uygulanacağı düzenlenmiştir.
16. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine göre yapılacak değerlendirmeler sonucunda, bir kişide ikiden fazla gelir veya aylık birleştiği takdirde, aylık bağlanmasına hak kazandıran olayın gerçekleştiği tarihin bu aylık ve gelirlerin hangisi ve/veya hangilerinin bağlanacağının tespitinde belirleyici olduğu görülmektedir.
17. Şüphesiz ki sosyal güvenlik hakkının kullanımı yasa ile sınırlanmış ve belirli koşulların varlığına bağlanmıştır. Sigortalının ölümü ile birlikte sosyal güvenlik hakları koruma altına alınan hak sahiplerinin de ölüm sigortasından yararlanabilmeleri için kanun koyucu tarafından belirli koşullar getirilmiştir. Burada önemli olan sürdürülebilir bir sosyal güvenlik sistemi için getirilen sınırlamaların sosyal güvenlik hakkından yararlanmayı engellememesi hukuk devleti sınırları dahilinde yasayla getirilen öngörülebilir olmasıdır.
18. Nitekim başvuru konusuna benzer bir yargılamada Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından verilen 19/04/2017 tarih ve E. 2015/194, K. 2017/800 sayılı Kararda “Bilindiği üzere, sosyal güvenlik hakkı temel insan haklarından olup, uluslararası hukuk normları ile
Anayasada güvence altına alınmıştır. Bireyleri toplum içinde iktisadi bakımdan desteklemeyi, muhtaçlığa düşmesini önlemeyi, sosyo – ekonomik ve fizyolojik risklerin sonuçlarına karşı korumayı hedef alan bir haktır. (K. Arıcı, Türk Sosyal Güvenlik Hukuku, Ankara 2015, s.95).
Ölüm ise gerçekleşmesi mutlak, ancak ne zaman gerçekleşeceği bilinmeyen tipik bir sosyal güvenlik riskidir. (K. Arıcı, Türk Sosyal Güvenlik Hukuku, Ankara 2015, s.386). Bu risk hak sahibi konumunda olan dul eş ve yetim çocuk yönünden etkili olacaktır. Sigortalının ölümü ile birlikte sağ kalan hak sahibi aile bireyleri gelir kaybına uğrayacak bu nedenle sosyal güvenlik yönünden bir korumaya gereksinim duyacaklardır. İşte bu noktada ölüm sigortası ile risk altında olan hak sahiplerinin sosyal güvenlik hakları koruma altına alınmıştır.
Ancak Sosyal güvenlik hakkının kullanımı yasa ile sınırlanmış ve belirli koşulların varlığına bağlanmıştır. Sigortalının ölümü ile birlikte sosyal güvenlik hakları koruma altına alınan hak sahiplerinin de ölüm sigortasından yararlanabilmeleri için kanun koyucu tarafından belirli sınırlamalar getirilmiştir. İşte 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun 54. maddesi de bu sınırlamalardan biridir.” denilerek, davacı hak sahibinin ölüm tarihi 5510 sayılı Kanunun yürürülük tarihi olan 2008 tarihinden önce olan 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olan babasının sigortalı dosyası üzerinden de ölüm aylığı bağlanması talebi “ davacının eşinin vefatının 01.10.2008 tarihinden sonra olması nedeniyle ölüm aylığına hak kazanma tarihi açısından 5510 sayılı Kanun’un 54. maddesi kapsamında değerlendirme yapılması gerekmektedir. 5510 sayılı Kanun’un 54. maddesinde hem eşinden, hem de ana ve/veya babasından ölüm gelirine hak kazananlara, tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından gelir bağlanacağı açıkça düzenlenmiş olmakla davacıya hem eşinden hem babasından aynı anda ölüm aylığı bağlanması mümkün değildir.” gerekçesiyle reddedilmiştir.
19. Sonuç olarak hak sahibi sıfatının 5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden sonra kazanılması durumunda yasanın amir hükmüne göre herhangi bir hak sahibinin hem eşinden hem de ana ve/veya babasından ölüm aylığına hak kazanması halinde, kendisine her iki dosya üzerinden aylık bağlanmaması, tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından aylık bağlanması öngörülmektedir. Somut olay incelendiğinde başvuranın hem babasından hem de eşinden dolayı ölüm aylığına hak kazandığı, dolayısıyla 54’üncü maddede düzenlenen aylıkların birleşmesi halinin söz konusu olduğu, eşinden dolayı tarafına ölüm aylığı bağlandığı, bu aylıkla birlikte babası üzerinden de aylık bağlanmasının mümkün olmadığı görülmekte bu gerekçeyle başvurana her iki dosya üzerinden aylık bağlanması talebiyle yaptığı başvurunun idarece reddedilmesi işleminde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 20. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği
Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarelerin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle
“karara karşı başvuru yollarının ve süresinin gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
21. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, İstanbul İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE; BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi