|
ÖZET: Başvuran, İstanbul İl Jandarma Komutanlığı Ümraniye Jandarma Bölük Komutanı olarak görev yaptığı dönemde, kendisinin doğrudan yer almadığı bir sevk ve nakil işlemi sırasında bir hükümlünün hastaneden firar etmesi sonucu psikolojik sorunlar yaşamaya başlamış ve “adi malul” olarak emekli edilmiştir. 2017 yılında malullük aylığı bağlanmış, ancak 2018’de vazife malullüğü talebi reddedilmiştir. Başvuran, bu kararın iptali için dava açmış ve Ankara 12. İdare Mahkemesi, başvuranın malullüğünün vazifesinden kaynaklandığına karar vermiştir. Mahkeme kararı sonrasında, başvuranın malullük aylıkları vazife malullüğü aylığına dönüştürülmüştür.
Başvuran, 2330 sayılı Kanun kapsamında aylık bağlanması talebinde bulunmuş, ancak Sosyal Güvenlik Kurumu, sevk ve nakil işlemlerinin kendisi tarafından bizzat gerçekleştirilmediğini belirterek talebi reddetmiştir. Mahkeme, başvuranın görevini yerine getirmediği gerekçesiyle 2330 sayılı Kanun kapsamına girmediğine hükmetmiştir. Başvuranın maluliyetinin, görevini ifa ederken yaşanan bir olaydan kaynaklandığı kabul edilse de, bu durumun 2330 sayılı Kanun kapsamında sayılmadığı sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, başvuranın vazife malullüğü aylığının 2330 sayılı Kanun hükümlerine göre ödenmesi talebinin reddi, hukuka ve hakkaniyete uygun bulunmuştur. Kamu Denetçiliği Kurumu, idarenin karar verme süreçlerinde iyi yönetim ilkelerine uygun davranması gerektiğini vurgulamıştır. |
getirdikleri sırada veya bu görevleri bizzat yerine getirmeleri nedeniyle yaralanmaları, ölmeleri veya engelli hale gelmeleri halinde anılan Kanun kapsamında aylık bağlanacağının düzenlendiği, 2.2. Başvuranın İstanbul İl Jandarma Komutanlığı Ümraniye Jandarma Bölük
Komutanlığında Bölük Komutanı olarak görev yapmaktayken kendisinin sevk ve naklinde bulunmadığı, kendisi tarafından görevlendirilen personelin sevk ve naklini gerçekleştirdiği bir hükümlünün götürüldüğü hastaneden firara etmesi sonrasında yaşamış olduğu psikolojik sorunlar nedeniyle adına düzenlenen 8.9.2016 tarihli ve sayılı “Jandarma Genel
Komutanlığında Görev Yapamaz” kararlı sağlık kurulu raporun 8.3.2017 tarihli yazı ile
Kurumlarına gönderildiği, Kurum Sağlık Kurulunca yapılan inceleme neticesinde 1.8.2017 tarihli ve sayı ile başvuranın “adi malul” olduğuna karar verildiği, başvuranın
16.11.2017 tarihinde malulen emekliye sevk edilmesi üzerine 15.12.2017 tarihinden başlamak
üzere başvurana malullük aylığı bağlandığı, 2.3. Başvuranın hakkında vazife malullüğü hükünlerinin uygulanması talepli 24.12.2018 tarihli dilekçesi üzerine Kurum Sağlık Kurulunca yapılan incelemede 22.4.2019 tarih ve sayı ile “…hastalığının görevinin neden ve etkisiyle meydana gelmediğine …” şeklinde karar verildiği, 2.4. Başvuranın hakkında vazife malullüğü hükümlerinin uygulanması talebinin reddi işleminin iptali talebiyle açmış olduğu davada Ankara 12. İdare Mahkemesinin 25.12.2019 tarihli ve E: / , K: / sayılı kararı ile dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, anılan mahkeme kararı üzerine Kurumlarının 2.7.2020 tarihli işlemi ile başvuranın malullük aylıklarının vazife malullüğü aylığına dönüştürüldüğü ve aylık farklarının yasal faiziyle birlikte tarafına ödendiği, 2.5. Başvuranın, vazife malullüğünün 2330 sayılı Kanun kapsamında kabul edilerek aylıklarının bu kapsamda ödenmesi talebinin ise; vazife malullüğünün, Bölük Komutanı olarak görev yapmaktayken bizzat kendisinin sevk ve naklinde bulunmadığı, kendisi tarafından görevlendirilen personelin sevk ve naklini gerçekleştirdiği bir hükümlünün götürüldüğü hastaneden firar etmesi sonrasında yaşamış olduğu psikolojik sorunlara bağlı olarak gerçeklemesi nedeniyle reddedildiği hususları bildirilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde;
“…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…” hükmü yer almaktadır.
4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” denmektedir.
5. 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun; 5.1. “Amaç” başlıklı 1 inci maddesi; “Bu kanunun amacı; barışta güven ve asayişi korumak, kaçakçılığı men, takip ve tahkikle, trafik ve yol güvenliğini veya tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakillerini sağlamakla görevli olanların; Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Teşkilatında bulunan patlayıcı maddelerin incelenmesi, muhafazası, nakli, imha edilmesi ve zararsız hâle getirilmesi işlemlerinde görevlendirilenlerin bu görevlerinden dolayı ya da görevleri sona ermiş olsa bile yaptıkları hizmet nedeniyle derhal veya bu yüzden maruz kaldıkları yaralanma veya hastalık sonucu ölmeleri veya engelli hâle gelmeleri halinde ödenecek nakdi tazminat ile birlikte bağlanacak aylığın ve bu yüzden yaralanmaları halinde ödenecek nakdi tazminatın esas ve yöntemlerinin düzenlenmesidir.” 5.2. “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesi; “Bu kanun; a) İçgüvenlik ve asayişin korunması veya kaçakçılığın men, takip ve tahkiki veya trafik ve yol
güvenliğini sağlamak konularında görevlendirilen:
1. (Değişik: 7/6/1990 – 3658/1 md.) Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personelini, 2. Silahlı Kuvvetler mensuplarını, 3. Milli İstihbarat Teşkilatı mensuplarını, 4. Çarşı, mahalle ve kır bekçilerini, 5. (Değişik: 7/6/1990 – 3658/1 md.) Orman memurları ve personeli ile Gümrük Muhafaza memurlarını, b) Güven ve asayişi ihlal eden eylemlere ve kaçakçılığa ilişkin olayların soruşturma ve kovuşturma işlemlerini yürüten adli ve askeri hakimleri, Cumhuriyet savcı ve yardımcılarıyla askeri savcı ve yardımcılarını; c) (Değişik: 4/7/2012-6353/73 md.) Güven ve asayişi ihlal eden eylemler ile kaçakçılığa ilişkin eylemlerin önlenmesine yönelik görev yapan mülki idare amirlerini; d) Tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakilleri ile ceza ve tutukevlerinin iç ve dış güvenliğini sağlamakla görevli bulunan personeli; e) Güven ve asayişin korunmasında hizmetlerinden yararlanılması zorunlu olan ve yetkililerce kendilerine bu amaca yönelik görev verilen kamu görevlileri ve sivilleri; f) (Ek: 7/6/1990 – 3658/1 md.) İç güvenlik ve asayişin korunmasında veya kaçakçılığın men, takip ve tahkiki ile ilgili olarak güvenlik kuvvetlerine kendiliklerinden yardımcı olmuş ve faydalı oldukları yetkililerce tevsik edilmiş şahısları; g) (Ek: 7/6/1990 – 3658/1 md.) Devlet güçlerini sindirme amacına yönelik olarak yapılan saldırılara maruz kalan kamu görevlilerini; h) (Ek: 12/7/2013-6495/79 md.) Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil
Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Teşkilatında bulunan ve 24/2/2000 tarihli ve 4536 sayılı
Denizlerde ve Yurt Yüzeyinde Görülen Patlayıcı Madde ve Şüpheli Cisimlere Uygulanacak
Esaslara İlişkin Kanunda tanımlanan patlayıcı maddelerin incelenmesi, muhafazası, nakli, imha edilmesi ve zararsız hâle getirilmesi işlemlerinde görevlendirilenleri; ı) (Ek: 7/6/1990 – 3658/1 md.) Yukarıdaki bentlerde sayılanların yaptıkları görevler veya yardımlar sebebiyle saldırıya maruz kalan eş, füru, ana, baba ve kardeşlerini; kapsar.” 6. 18.1.1993 tarihli ve 21469 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Nakdi Tazminat ve
Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmeliğin “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesi; “Bu
Yönetmelik; a) (Değişik: 22/2/2013-2013/4380 K.) İç güvenlik ve asayişin korunmasında, kaçakçılığın men, takip ve tahkikinde, trafik ve yol güvenliğini veya tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakillerini sağlamada, güven ve asayişi ihlal eden eylemler nedeniyle yakalanan, gözaltına alınan, tutuklanan veya hükümlü bulunanların muayene ve tedavilerinde, kaçakçılığın men, takip ve tahkiki maksadıyla mayınlanmış sahaların temizlenmesinde, 2935 sayılı
Kanunun 28 inci maddesinde belirtilen görev ve işlerin yerine getirilmesinde, Devlet istihbarat faaliyetlerinde, Devletin kara sınırlarının korunması ve güvenliğinin sağlanmasında ve terörle mücadele faaliyetlerinde ve patlayıcı madde ve şüpheli cisimlerin tespiti, incelenmesi, muhafazası, nakli, imhası ve zararsız hale getirilmesinde görevlendirilen; (1) Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personelinin, …
d) (Değişik: 22/2/2013-2013/4380 K.) Tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakilleri ile ceza ve tutukevlerinin iç ve dış güvenliğini sağlamakla görevli bulunan personelin, …
bu görev ve yardımlarından dolayı veya görev ve yardımları sona ermiş olsa bile yaptıkları bu görev ve yardımları nedeniyle ya da devlet güçlerini sindirme amacına yönelik saldırı sonucu, derhal veya bu yüzden maruz kaldıkları yaralanma ve hastalık sonucu ölmeleri halinde 2330 sayılı Kanunda belirtilen hak sahiplerine verilecek nakdi tazminat ile dul ve yetimlerine bağlanacak aylıkların, engelli hale gelmeleri halinde kendilerine verilecek nakdi tazminat ile bağlanacak aylığın, yaralanmaları halinde ise kendilerine verilecek nakdi tazminatın ve yapılacak öğretim ve sağlık yardımının esaslarını kapsar…”
hükmünü amirdir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
7. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde, başvuran hakkında tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durumun bulunmadığı değerlendirildiğinden, ret kararı verilmesine ilişkin öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. Başvuran tarafından özetle, Ümraniye E ve T Tipi Cezaevleri ve Paşakapısı
Cezaevinin dış güvenliğini sağlamakla birinci dereceden sorumlu ve görevli amir konumunda
Jandarma Bölük Komutanı olarak görev yapmaktayken görevlendirmiş olduğu sevk ve nakil devriyesinin hastaneye tedavi için sevk ettiği hükümlünün firar etmesi olayının etkisiyle psikolojik rahatsızlıklar yaşamaya başladığı, bunun neticesinde adi malul olarak emekli edildiği ancak Ankara 12. İdare Mahkemesinin kararı üzerine aylıklarının vazife malullüğü aylığına dönüştürüldüğü belirtilerek mahkeme kararındaki tespitler de dikkate alınarak tarafına 2330 sayılı Kanun hükümlerine göre aylık bağlanması talep edilmektedir.
9. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından özetle, başvurana Ankara 12. İdare
Mahkemesinin kararı üzerine vazife malullüğü hükümleri uygulanarak aylık bağlandığı, başvuranın vazife malullüğüne neden olan, tedavi için hastaneye sevk ve nakil olan bir hükümlünün kaçması olayında sevk ve nakil görevinin başvuran tarafından bizzat gerçekleştirilmediği, başvuran tarafından görevlendirilen personel eliyle gerçekleştirildiği, bu nedenle başvurana 2330 sayılı Kanun kapsamında aylık bağlanmasına imkan bulunmadığı ifade edilmiştir.
10. Dosya kapsamından; Başvuranın, İstanbul İl Jandarma Komutanlığı Ümraniye
Jandarma Bölük Komutanlığında Bölük Komutanı olarak görev yapmaktayken 6.10.2015 tarihinde kendisi tarafından görevlendirilen sevk ve nakil devriyesinin sevk ve naklini gerçekleştirdiği bir hükümlünün, götürüldüğü hastaneden firar etmesi sonrasında psikolojik sorunlar yaşamaya başladığı, Bolu İzzet Baysal Devlet Hastanesince adına 8.9.2016 tarihli ve sayılı “Jandarma Genel Komutanlığında Görev Yapamaz” kararlı sağlık kurulu raporu düzenlendiği, SGK Sağlık Kurulunca yapılan inceleme neticesinde 1.8.2017 tarihli ve sayı ile başvuranın “adi malul” olduğuna karar verildiği, başvurana 15.12.2017 tarihinden başlamak üzere malullük aylığı bağlandığı, hakkında vazife malullüğü hükümlerinin uygulanması talebinin SGK tarafından reddedilmesi üzerine açmış olduğu davada Ankara 12. İdare Mahkemesinin 25.12.2019 tarihli ve E: / , K: / sayılı kararı ile dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, anılan mahkeme kararı üzerine
SGK’nın 2.7.2020 tarihli işlemi ile malullük aylıklarının vazife malullüğü aylığına dönüştürüldüğü, son olarak mahkeme kararındaki tespitler dikkate alınmak suretiyle vazife malullüğü aylığının 2330 sayılı Kanun hükümlerine göre ödenmesi talebinin SGK tarafından
16.11.2020 tarihinde reddedildiği görülmektedir.
11. Buna göre somut olayda uyuşmazlığın, başvuranın vazife malullüğünün 2330 sayılı
Kanun kapsamına girip girmediği noktasında düğümlendiği anlaşılmaktadır.
12. 5510 sayılı Kanunun Geçici 4 üncü maddesinde özetle Kanunun yürürlüge girdigi
2008 yılı Ekim ayı başından önce sosyal güvenlik bakımından 5434 sayılı Türkiye
Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine tabi olarak çalışan sigortalılar hakkında,
5510 sayılı Kanunda aksine bir hüküm belirtilmedikçe, 5510 sayılı Kanun ile yürürlükten
kaldırılan mülga hükümleri de dahil olmak üzere 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı düzenlenmiştir. Nitekim ilk defa bahse konu tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi çalıştığı anlaşılan başvuran hakkında da 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılması gerekmektedir.
13. 5434 sayılı Kanunun 44 üncü maddesinde vazifelerini yapamayacak duruma girenlere malul denileceği düzenlenmiş iken 45 inci maddesinde malullük halinin hangi hallerde vazife malullüğü sayılacağı belirlenmiştir.
14. Diğer yandan, 2330 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde Kanunun amacı olarak maddede sayılı faaliyetlerde görevli olup yine maddede sayılı statülerde bulunanlara ödenecek nakdi tazminat ile bağlanacak aylığın esas ve yöntemlerinin belirlenmesine yer verilmiştir. “Tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakillerini sağlamakla görevli olanlar”dan bu görevlerinden dolayı engelli hale gelenler de maddede sayılı görevliler arasında yer almaktadır.
14.1. Kanunun “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde hangi faaliyetlerle görevli olanların
Kanun kapsamına girdiği ayrıntısıyla ve açık bir şekilde sayılarak düzenlenmiş ve Kanundaki başkaca görevlerin ve hallerin yanında “Tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakilleri ile ceza ve tutukevlerinin iç ve dış güvenliğini sağlamakla görevli bulunan personelin” de kapsamda olduğu düzenlenmiştir.
14.2. Bunun yanında Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmeliğin
“Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakillerini sağlamada, güven ve asayişi ihlal eden eylemler nedeniyle yakalanan, gözaltına alınan, tutuklanan veya hükümlü bulunanların muayene ve tedavilerinde görevlendirilen Jandarma
Genel Komutanlığı personeli ile tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakilleri ile ceza ve tutukevlerinin iç ve dış güvenliğini sağlamakla görevli bulunan personelin 2330 sayılı
Kanunun kapsamında olduğu düzenlenmiştir.
15. Diğer taraftan başvuran tarafından içeriğinde yer alan tespitlerin dikkate alınması halinde 2330 sayılı Kanun kapsamında yer aldığının anlaşılacağını ifade etiği Ankara 12.
İdare Mahkemesinin ilgili kararında; başvuranın ifa ettiği cezaevi birlik komutanlığı görevinin, bu görevi yürüten yönünden her an büyük bir disiplin, dikkat ve kontrol sorumluluğu gerektirdiği hususları göz önünde bulundurulduğunda başvuranın görevinin sebep ve tesiriyle malul hale geldiği tespitlerine yer verilmiştir.
16. Mevcut mahkeme kararı neticesinde başvuranın maluliyetinin vazifesinden kaynaklandığı dolayısıyla vazife malulü olduğu hususu hukuken sabit olup bu konuda herhangi bir uyuşmazlık söz konusu değildir. Bu noktada ortaya konulması gereken husus, gerek somut olayın kendisi gerekse mahkeme kararındaki tespitler ışığında başvuranın vazife malullüğünün 2330 sayılı Kanun kapsamında yer alıp almadığıdır.
17. Somut olayda başvuranın vazife malullüğüne sebep olan olayın, başvuranın cezaevi bölük komutanı sıfatıyla görev yapmaktayken kendisi tarafından görevlendirilmiş sevk ve nakil devriyesinin, tedavi amacıyla hastaneye sevk ve naklini yaptığı hükümlünün firarı neticesinde gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Anılan dönemde sevk ve nakil işlemlerine yönelik olarak başvuranın bölük komutanı sıfatıyla sevk ve nakil işlemlerinin planlamasından ve yürütümünden sorumlu olduğu, sevk ve nakil işlemlerinde görev yapacak personeli kendisinin belirlediği ve görevlendirdiği, sevk ve nakil işlemlerini kıtadan sevk ve koordine ettiği, kendisinin sevk ve nakil işlemlerinde bizzat ve fiilen bulunmadığı, nitekim vazife malullüğüne sebep olan olay esnasında da aynı şekilde sevk ve nakil işlemini kıtadan sevk ve koordine ettiği ve olayın gerçekleştiği sevk ve nakil işleminde bizzat ve fiilen bulunmadığı anlaşılmaktadır.
18. Mahkeme kararında yer verilen tespitlerin, başvuranın görevinin gerektirdiği sorumluluk ile meydana gelen olay sonrası başvuranda ortaya çıkan psikolojik rahatsızlık arasındaki bağlantıyı ortaya koyduğu ve başvuranın maluliyetinin vazifesinden kaynaklandığına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Mahkeme kararında başvuranın malullüğünün somut olarak 2330 sayılı Kanunda sayılmış görevler ve haller neticesinde meydana geldiğine dair gerek doğrudan gerekse dolaylı olarak herhangi bir tespit bulunmadığı değerlendirilmektedir.
19. 2330 sayılı Kanunun hangi kapsamdaki personele uygulanacağının, gerek Kanunda gerekse ilgili Yönetmelikte personelin statüleri ve ifa ettikleri görevler eşleştirilmek suretiyle ayrıntılı olarak belirlendiği görülmektedir. Nitekim bu çerçevede Kanunun 2 nci maddesinin (a) bendinde içgüvenlik ve asayişin korunması veya kaçakçılığın men, takip ve tahkiki veya trafik ve yol güvenliğini sağlamak konularında görevlendirilenler teşkilat ve statüler temelinde sayılmışken; maddenin (b) ve (c) bentlerinde güven ve asayişi ihlal eden eylemlere ve kaçakçılığa ilişkin olarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerini yürüten yargı mensupları ile aynı kapsamdaki eylemlerin önlenmesine yönelik görev yapan mülki idare amirleri meslek mensubiyetleri temelinde sayılmış; yine (h) bendinde ilgili teşkilatlarda bulunan ve 4536 sayılı Kanunda tanımlanan patlayıcı maddelerin incelenmesi, muhafazası, nakli, imha edilmesi ve zararsız hale getirilmesi işlemlerinde görevlendirilenler salt bahse konu işlemlerde görevlendirilme temelinde sayılmıştır. Söz konusu düzenlemelerden Kanun kapsamında vazife malulü sayılmak için Kanunda belirlenmiş statülerde bulunup yine
Kanunda belirlenmiş faaliyetlere ilişkin görevleri bizzat ve fiilen ifa ediyor olmak gerektiği, salt sayılan statüde olmanın ya da sayılan faaliyetlerde genel görevli olmanın kapsamda sayılmak için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.
20. Bu çerçevede Kanunun 2 nci maddesinin (d) bendinde yer verilen “tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakilleri ile ceza ve tutukevlerinin iç ve dış güvenliğini sağlamakla görevli bulunan personel” ifadesinden, bahse konu sevk ve nakil işlemleri ile güvenliği sağlama görevini bizzat ve fiilen yapan personelden anılan görevleri ifa ettikleri sırada yaralanan, engelli hale gelen ya da vefat edenlerin Kanun kapsamda sayıldığı anlaşılmaktadır.
21. Buna göre, bölük komutanı olarak görev yapmaktayken sevk ve nakil işlerinin planlaması ve yürütümünden sorumlu olup söz konusu görevi kıtadan sevk ve koordine ettiği, bizzat ve fiilen sevk ve nakil görevi ifa etmediği anlaşılan başvuranın maluliyetinin 2330 sayılı Kanun kapsamında bulunmadığı değerlendirildiğinden başvuranın vazife malullüğü aylığının 2330 sayılı Kanuna göre ödenmesi talebinin reddi işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 22. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarelerin
Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
23. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren ilgili idare işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA
TEBLİĞİNE;
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi