[restrict …]

Belediye Gelirleri Denetim Hazırlık Rehberi kitabı ile, belediyeler hakkında 2020 yılı içerisinde yayınlanmış olan tüm denetim raporlarında yer alan gelir mevzuatı hataları derlenmiştir.

Raporlarda yer alan hatalardan mükerrer olanlar tek başlık haline getirilmiştir. Böylece, yüzlerce raporda tekrarlanan konuların tek başlıkta kontrol edilmesi sağlanmıştır.

Gelir mevzuatı hataları; “emlak vergisi”, “çevre temizlik vergisi”, “ilan ve reklam vergisi”, “eğlence vergisi”, “elektrik ve havagazı tüketim vergisi”, “harç, pay, bedel ve ücretler” ile “ortak ve son konular” başlıkları altında yedi bölüme ayrılmıştır.

 

 


BELEDİYE GELİRLERİ DENETİM HAZIRLIK REHBERİ


BÖLÜM 1: EMLAK VERGİSİ


Emlak Vergisine İlişkin Gerekli Kontrollerin Yapılmaması

Emlak vergisi mükellefiyetinin sağlıklı bir şekilde tesis edilememesi nedeniyle söz konusu verginin tahsilatında gelir kaybı yaşandığı görülmüştür.

Belediyenin yetki alanındaki gelirlerden biri olan emlak vergisi, 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nda düzenlenmiştir. Kanun’un 3’üncü maddesinde; binanın maliki, varsa intifa hakkı sahibi, her ikisi de yoksa binaya malik gibi tasarruf edenlerin bina vergisinin mükellefi olduğu hükme bağlanmıştır. Bu hüküm uyarınca, özellikle kaçak yapılarda tapu kayıtlarında bina maliki gözükmese bile binaya malik gibi tasarruf edenlerin mükellef olarak bina üzerinden emlak vergisi ödemeleri gerekmektedir. Nitekim 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3’üncü maddesinde de vergiyi doğuran olayda işlemin gerçek mahiyetinin esas olduğu vurgulanmıştır. Dolayısıyla vergiyi doğuran olay binanın kullanımı olduğundan binanın kaçak yapı olması ya da yapı kullanma izninin bulunmaması, verginin bina üzerinden alınması gerekliliğini değiştirmemektedir. Zira 1319 sayılı Kanun’un 19’uncu maddesinde de inşaatın bittiği yılı takip eden bütçe yılından itibaren arsa/arazi vergisi mükellefiyetinin sona ereceği ifade edildiğinden bu tarih itibarıyla verginin bina üzerinden alınması gerekmektedir.

Ancak yapılan incelemelerde, inşaatın bitmesine rağmen hukuki süreçleri tamamlanmayan taşınmazlarda emlak vergisinin, uzun süre bina yerine arsa/arazi üzerinden alındığı görülmüştür. Bahse konu taşınmazlar, ancak 2018 yılında yürürlüğe giren 3194 sayılı İmar Kanunu’nun geçici 16’ncı maddesinden yararlanılarak yapı kayıt belgesi alındıktan sonra bina üzerinden vergilendirilmiştir. Diğer bir ifadeyle, gerekli izin ve ruhsatlar alınmaksızın üzerinde malik gibi tasarrufta bulunulan binalardan, yukarıdaki mevzuat hükümlerinin aksine arsa/arazi üzerinden emlak vergisi alınarak gelir kaybına sebep olunduğu anlaşılmıştır.

Sonuç olarak mükellefiyetin etkin vergilendirmeyi mümkün kılacak şekilde tesis edilmesi ve bunu sağlayacak kontrol mekanizmalarının oluşturulması, Belediye gelirlerinin artırılmasına katkı sunacaktır.


Zamanında Bildirim Vermeyen Emlak Vergisi Mükelleflerinin Tespit Edilmemesi

Emlak vergi değerini tadil eden sebeplerin gerçekleşip mükellefinin bildirim vermediği taşınmazların takibinin yapılmadığı bu sebeple Belediyenin gelir kaybına uğradığı tespit edilmiştir.

1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun 23’üncü maddesinde;  

‘‘Bu Kanunun 33 üncü maddesinde (8 numaralı fıkra hariç) yazılı vergi değerini tadil eden nedenlerin bulunması halinde (geçici ve daimi muafiyetten faydalanılması hali dahil) emlâk vergisi bildirimi verilmesi zorunludur. Devlete ait arazi için bildirim verilmez.

Bildirimler;  

  1. Yeni inşa edilen binalar için, inşaatın sona erdiği veya inşaatın sona ermesinden evvel kısmen kullanılmaya başlanmış ise her kısmın kullanılmasına başlandığı bütçe yılı içerisinde,
  2. Bu Kanunun 33 üncü maddesinde (8 numaralı fıkra hariç) yazılı vergi değerini tadil

eden sebeplerin doğması halinde, değişikliğin vuku bulduğu bütçe yılı içerisinde,

 Emlâkın bulunduğu yerdeki ilgili belediyeye verilir.

Yukarıdaki fıkralarda yazılı haller bütçe yılının son üç ayı içinde vuku bulduğu takdirde bildirim, olayın vuku bulduğu tarihten itibaren üç ay içinde verilir. Elbirliği mülkiyetinde mükellefler müşterek imzalı bir bildirim verebilecekleri gibi, münferiden de bildirim verebilirler. Paylı mülkiyet halinde ise bildirim münferiden verilir.’’ Denilmektedir.

Aynı Kanun’un 32’inci maddesinde; bildirimin süresinde verilmemesi halinde verginin idarece tarh edileceği belirtilmiştir.

Kanun’un 33’üncü maddesinde ise; yeni bina inşa edilmesi, mevcut binaya ilaveler yapılması, binanın kullanış tarzında değişiklik yapılması ve bir kısmının işyeri olarak kullanılması vergiyi tadil eden sebepler arasında sayılmıştır.

3194 sayılı İmar Kanunu’nun ‘‘Yapı Ruhsatiyesi’’ başlıklı 21’inci maddesinde; Bu Kanun’un kapsamına giren bütün yapılar için 26 ncı maddede belirtilen istisna dışında belediye veya valiliklerden (….) (1) yapı ruhsatiyesi alınması mecburidir. Ruhsat alınmış yapılarda herhangi bir değişiklik yapılması da yeniden ruhsat alınmasına bağlıdır.’’ hükmüne yer verilmiştir.

Yeni inşa edilen binalara ve vergi değerini tadil eden sebeplerin gerçekleştiği taşınmazlara ilişkin emlak vergisi bildirimlerinin zamanında yapılmadığı durumlarda idare tarafından tarhiyat uygulanması gerekirken bu taşınmazlara ilişkin değişikliklerin takip ve denetim yapılmadığı bunun sonucunda da Belediyenin gelir kaybına uğrama ihtimalinin doğduğu görülmüştür.

İdarenin emlak vergisi ile görevli birimi Mali Hizmetler Müdürlüğüne bağlı Tahakkuk Servisi tarafından verilen yapı ruhsatlarını ve tadilat ruhsatlarını takip ederek mevzuatta belirtilen emlak vergisi tarhiyatlarını yapması gerekmektedir.


Emlak Vergisinde Mevzuatta Yer Alan İndirimlerin Uygulanmaması

Mevzuat hükümleri gereği İdarece uygulanması gereken indirimler dikkate alınmaksızın emlak vergisi tarhiyat işlemleri gerçekleştirilmiştir.

1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun 29’uncu maddesi birinci fıkrasının (b) bendinde binalar için vergi değerinin; Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca (Kanun’da: Maliye ve Bayındırlık ve İskân Bakanlıklarınca ) müştereken tespit ve ilân edilecek bina metrekare normal inşaat maliyetleri ile arsa veya arsa payı değeri esas alınarak 31’inci madde uyarınca hazırlanmış bulunan tüzük (yeni ibare: yönetmelik) hükümlerinden yararlanılmak suretiyle hesaplanacağı belirtilmektedir. 

Mezkur Kanun’un 31’inci maddesi hükmüne istinaden yürürlüğe konulan Emlak Vergine Matrah Olacak Vergi Değerlerinin Takdirine İlişkin Tüzük’ün 2’nci maddesinde vergi değerinin, emlak vergisi mevzuuna giren bina, arsa ve arazinin rayiç bedeli; rayiç bedelin ise bina, arsa ve arazinin beyan tarihindeki normal alım satım bedeli olduğu ifade edilmektedir.

Anılan Tüzük’ün 16’ncı maddesinde de, binaların normal alım satım bedelinin, emsal binanın normal alım satım bedeline göre belirleneceği, bunun mümkün olmaması halinde maliyet bedeli ve bunun da mümkün olmaması halinde ortalama gelir bedeli yoluyla bulunacağı hükmü yer almaktadır. 

İdarenin emlak vergisi uygulamalarında vergi değerinin belirlenmesinde maliyet bedeli yönteminin kullanıldığı görülmektedir. 

Tüzük’ün “Bina vergi değerinin maliyet bedeli yoluyla bulunması” başlıklı 19’uncu maddesinde bina maliyet bedelinin 20’nci madde hükümlerine göre hesaplanan inşaat maliyet bedeli ve bunun %20’si oranındaki satış kârı ile inşa edildiği arsanın normal alım satım bedelinin toplanması suretiyle hesaplanacağı hüküm altına alınmıştır. Tüzük’ün 20’nci maddesinde ise İnşaat maliyet bedelinin, binanın dıştan dışa yüzölçümü ile metrekare normal inşaat maliyet bedelinin çarpılması suretiyle bulunacağı ifade edilmiştir. 

Ayrıca, Tüzük’ün 21’inci maddesinde; birden çok katlı binalarda, 19 ve 20’nci madde hükümlerine göre hesaplanan maliyet bedelinden, bodrum katlar için derinlik derecesine göre %10 – 15, zemin katlar için %3, dördüncü katlar için %2, beşinci katlar için %3, altıncı ve daha yukarı katlar için %4 oranında indirim uygulanacağı; katların, yapı ruhsatiyesinin eki belediyece tasdikli yapı projesine, sahipleri tarafından proje gösterilemeyen yapılarda ise imar mevzuatına uygun olarak tespit edileceği belirtilmiştir. 

Yukarıda yer verilen mevzuat hükmünden anlaşılacağı üzere, emlak vergisi tarhiyat işlemi yapılırken vergiye konu binalarda yer alan bağımsız bölümlerin konumu yapı projelerine ve imar durumlarına bakılarak İdarece resen dikkate alınacak ve mevzuatta konumlarına denk düşen bir indirim oranı varsa, vergi matrahının hesabına dikkate alınan maliyet bedelinden bu oranda indirim yapılacaktır. 

Yapılan incelemede; İdarenin, emlak vergisi tarhiyat işlemlerinde mevzuatta yer alan bu hükmü dikkate almadığı ve indirim uygulanması gereken mükellefler için indirim uygulanmadığı tespit edilmiştir.

Söz konusu tespit sonrasında, Kamu idaresi cevabında özetle; bulguda belirtilen konuya ilişkin olarak gerekli çalışmaların yapılacağı, bununla birlikte mevzuat hükümlerinin bu çalışmaları güçleştirdiği belirtilmiş, ayrıca mahkeme kararlarında bu tarz bir indirim yapılması gerekliğine yönelik hali hazırda verilmiş bir hüküm olmadığı ifade edilmiştir. Ancak, Emlak Vergine Matrah Olacak Vergi Değerlerinin Takdirine İlişkin Tüzük’ün hükümleri gayet açık olup Tüzük’te belirtilen indirimlerin uygulanması İdarenin yararına olacaktır.

Yukarıda yapılan açıklamalar itibariyle; emlak vergisine ilişkin tarhiyat işlemlerinin mevzuat hükümleri doğrultusunda yerine getirilmesi gerekmektedir. 


Emlak Vergisi Tarh ve Tahakkuk İşlemlerinde Bina İnşaat Sınıflarının Sağlıklı bir Şekilde Belirlenmemesi

Belediye sınırları içerisinde emlak vergisine tabi olan binaların inşaat sınıfları ayrımının inşaat sınıflarının tayinine esas alınacak nitelikler ortaya konulmadan belirlendiği görülmüştür.

1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun 29’uncu maddesinde; binalar için emlak vergi değerinin, Maliye ve Bayındırlık ve İskan Bakanlıklarınca müştereken tespit ve ilân edilecek bina metrekare normal inşaat maliyetleri ile arsa veya arsa payı vergi değerinin toplamı olduğu ve bu hususların çıkarılacak bir yönetmelikle hesaplanacağı ifade edilmiştir. 2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı KHK’nın 59 uncu maddesiyle, bu maddede yer alan “tüzük” ibaresi “yönetmelik” şeklinde değiştirilmiştir.

Emlak Vergisine Matrah Olacak Vergi Değerlerinin Takdirine İlişkin Tüzük’ün “Binaların inşaat sınıflarına göre ayrımı” başlıklı 10 uncu maddesinde, binaların yapılış tarzı, işçiliği, çeşitli kısımlarında kullanılan malzemenin cinsi, kalitesi ve benzeri hususlar dikkate alınarak binalar, lüks inşaat, birinci sınıf inşaat, ikinci sınıf inşaat,üçüncü sınıf inşaat, basit inşaat olmak üzere beş sınıfa ayrılmıştır.

Bahse konu 10 uncu maddenin son fıkrasındaki hükme istinaden Maliye Bakanlığı tarafından 15.12.1982 tarih ve 17899 sayılı RG’de “Bina İnşaat Sınıflarının Tespitine Dair Cetvel” yayımlanmıştır. Cetvelde; binaların yapılış tarzı, işçiliği, çeşitli kısımlarında kullanılan malzemenin cinsi ve kalitesi gibi özelliklere yer verilmiş, binalar Tüzük’e uygun olarak beş sınıfa ayrılmış ve her sınıf için on adet kriter belirlenmiştir

Bina inşaat sınıflarının doğru tespit edilmesi binaların vergi değerinin tespitinde büyük önem arz etmektedir.

1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun 29 uncu maddesine göre binaların vergi değeri bina inşaat maliyet bedeli ile arsa payı değerinden oluşmaktadır. Emlak Vergisine Matrah Olacak Vergi Değerlerinin Takdirine İlişkin Tüzük’ün “İnşaat maliyet bedelinin hesaplanması” başlıklı 20 nci maddesine göre; inşaat maliyet bedeli, binanın dıştan dışa yüzölçümü ile metrekare normal inşaat maliyet bedelinin çarpılması suretiyle bulunmaktadır. Metrekare normal inşaat maliyet bedelleri; binaların kullanılış tarzları, inşaat nevileri ve sınıflarına göre Maliye ve Çevre ve Şehircilik Bakanlıklarınca birlikte belirlenmekte ve uygulanacağı bütçe yılından önce ilan olunmaktadır.

Her bütçe yılından önce yayımlanan Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğ eklerinde yer verilen “Binaların Metrekare Normal İnşaat Maliyet Bedellerini Gösterir Cetveller” incelendiğinde, metrekare normal inşaat maliyet bedellerinin bina sınıflarına göre belirlendiği görülmektedir. Bina sınıfının, olması gerekenden daha düşük bir sınıf olarak belirlenmesi; inşaat maliyet bedelinin, dolayısıyla bina vergi değerinin olması gerekenden daha az miktarda hesaplanmasına, kurum tarafından daha az miktarda emlak vergisi tahakkuk ve tahsilatı yapılmasına sebep olacaktır..

Konuyla ilgili olarak Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan 14 Seri no’lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğinde; binanın gireceği sınıfın, belirlenen özelliklerden yarıdan fazlasını taşıyıp taşımadığına bakılarak belirleneceği,  binada anılan özelliklerden yarıdan fazlası yoksa, bu defa özellikleri itibariyle en yakın olduğu sınıfın beyan edileceği, diğer taraftan, binanın bir alt veya üst sınıftan hangisine gireceği konusunda tereddüde düşülen hallerde, rayiç bedelin beyan edilmesinin esas olduğu da dikkate alınarak, bir üst sınıf bildirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Tüzük’ün 3’üncü maddesinde; inceleme yetkisine sahip memurların, mükelleflerden emlakin genel durumuna, kullanılış tarzına ilişkin gerekli bilgileri isteyebileceği, 4’üncü maddesinde ise; inceleme yetkisine sahip memurların, vergi değeri takdir edilecek bina, arsa ve araziyi gezip görebileceği ifade edilmiştir.

Binaların sınıflarının belirlenmesi için binalara ait proje ve yapı kullanma izin belgelerinde binalara ait niteliklerin tam olarak yer almadığı, bunun dışında binaların özelliklerini belirten herhangi bir belgenin veya idarenin vergi değeri takdir edilecek binayı gezip gördüğüne ait bir tutanağın yer almadığı görülmüştür.

Binalara ait proje ve yapı kullanma izin belgelerinde belirtilen nitelikler bina inşaat sınıflarının belirlenmesi ve ayrılması için yeterli düzeyde değildir. Bunun için idarenin binanın genel durumuna ilişkin bilgileri istemesi ve idare personelinin vergi değeri takdir edilecek binayı gezip bina özelliklerini bir tutanakla tespit etmesi gereklidir.

Mevcut bina vergisi mükelleflerinin beyanları ile binanın durumuna göre sınıf tespit çalışmalarına başlanıldığı ifade edilmiş olmakla birlikte henüz çalışmalara başlanmadığı görülmüştür.

Binalara ait özellikler tam olarak bilinmeden bina inşaat sınıflarının sağlıklı belirlenmesi mümkün olamayacağı gibi idarenin de bu kontrol eksikliği dolayısıyla vergi kaybına uğrayacağı açıktır.

Sonuç olarak; binalara ait özelliklerin tam olarak tespit edilerek belgelenmesi yoluyla bina inşaat sınıflarının belirlenmesi ve buna yönelik çalışmaların yapılması gerekmektedir.


İşyeri Olarak Kullanılan Dairelerin Emlak ve Çevre Temizlik Vergisinin Hatalı Tahakkuk Ettirilmesi

İş yeri olarak kullanılan meskenlerin emlak ve çevre temizlik vergisi hesabının mesken için geçerli olan oran üzerinden hesaplandığı görülmüştür.

1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun 3’üncü maddesinde bina vergisini, binanın maliki, varsa intifa hakkı sahibi, her ikisi de yoksa binaya malik gibi tasarruf edenlerin ödeyeceği, 8’inci maddesinde bina vergisinin oranının meskenlerde binde bir, diğer binalarda ise binde iki olduğu; bu oranların 5216 sayılı Kanun’un uygulandığı büyükşehir belediye sınırları içinde % 100 artırımlı uygulanacağı,  9’uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde de, bina vergisi mükellefiyetinin, bu Kanun’un 33’üncü maddesinin (1) ila (7) numaralı fıkralarında yazılı vergi değerini tadil eden sebeplerin doğması halinde bu değişikliklerin vukuu bulduğu tarihi takip eden bütçe yılından itibaren başlayacağı hükme bağlanmıştır. 1319 sayılı Kanun’un “Vergi Değerini Tadil Eden Sebepler” başlıklı 33’üncü maddesinde,

 “Vergi değerini tadil eden sebepler aşağıda gösterilmiştir.

…

3.Bir binanın kullanış tarzının tamamen değiştirilmesi veya bir binanın ikamete mahsus mahallerinden bir kısmının dükkan, mağaza, depo gibi ticaret ve sanat icrasına mahsus mahaller haline kalbedilmesi, (Bu hükmün uygulanmasında bir apartmanın her dairesi bir bina sayılır ve tadil sebebi, yalnız kullanış tarzı tamamen veya kısmen değiştirilen daire için geçerli olur).” hükmüne yer verilmiş, 213 sayılı Vergi Usul

Kanunu’nun “İşyeri” başlıklı 156’ncı maddesinde, “Ticari, sınai, zirai ve mesleki faaliyette iş yeri; mağaza, yazıhane, idarehane, muayenehane, imalathane şube, depo, otel, kahvehane, eğlence ve spor yerleri, tarla, bağ, bahçe, çiftlik, hayvancılık tesisleri, dalyan ve voli mahalleri, madenler, taş ocakları, inşaat şantiyeleri, vapur büfeleri gibi ticari, sınai, zirai veya mesleki bir faaliyetin icrasına tahsis edilen veya bu faaliyetlerde kullanılan yerdir.” düzenlemesi yapılmıştır. Ayrıca 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun Mükerrer 44’üncü maddesinde, belediye sınırları içinde bulunan ve belediyelerin çevre temizlik hizmetlerinden yararlanan konut, iş yeri ve diğer şekillerde kullanılan binaların çevre temizlik vergisine tabi olduğu, işyerleri ile konutların çevre temizlik vergisi hesaplama usullerin farklı olduğu belirtilmiştir. 

Belirtilen mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, mükelleflerin ticari, sınai, zirai ve mesleki faaliyetlerini sürdürdükleri yerler iş yeri özelliğini taşımaktadır. Bitlis Belediyesi sınırları içerisindeki eczacılar, avukatlık büroları, serbest mali müşavirlerin büroları, optisyenler, mimarlık-mühendislik büroları, veterinerlik işyerleri, noterler, özel eğitim kurumları ve özel muayenehaneler gibi iş yeri çalışma ruhsatı harcından istisna işyerlerine ilişkin mükelleflere ait aktif işyerlerinin belirlenmesi için Bitlis Vergi Dairesi ile yazışma yapılmıştır. Vergi Dairesince verilen cevapta belirtilen şekilde belediye sınırları içindeki 85 adet aktif işletmelerin sayısı ve adresleri tarafımıza bildirilmiştir. Aktif işyerlerine ilişkin liste Bitlis Belediyesinin ilgili birimine verilmiş ve belediye kayıtlarında mesken olan/kaydı olmayan ancak işyeri olarak kullanılan dairelere yönelik yerinde tespit yapılması istenmiştir. Ancak çalışma tam olarak sonuçlandırılmamıştır. Verilen liste ile Belediye kayıtları karşılaştırılarak tüm aktif işyerlerine ilişkin tahakkuk kayıtlarının doğru yapılmasının devamı sağlanmalıdır.

1319 sayılı Kanun’un 23’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca söz konusu meskenler için yeni duruma göre emlak vergisi bildirimi verilmesi ve meskenlerin iş yeri olarak kullanılmaya başlandığı tarihi izleyen bütçe yılından itibaren iş yerlerine ait oran üzerinden vergilendirilmesi ile söz konusu yerlerden çevre temizlik vergisinin iş yeri olarak alınması için gerekli işlemlerin yapılması gerekir.


Emlak Vergisi İşlemleri İçin Kamu Kurum ve Kuruluşlarınca Yapılan Kamulaştırmalara İlişkin Bilginin Tapu Müdürlüğünden Alınmaması

2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerince kamu kurumları tarafından kamulaştırılan taşınmazların emlak vergisi ile ilgili işlemlerin mevzuata uygun olarak gerçekleştirilmesi için gerekli olan kamulaştırma bilgileri ilgili tapu idaresinden alınmamıştır.

2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 10’uncu maddesinde; kamulaştırılması yapılan taşınmaz mal, tahsis edildiği kamu hizmeti itibariyle sicile kaydı gerekmeyen bir niteliğe dönüşmüş ise, istek halinde mahkemece sicil kaydının terkinine karar verileceği, bu tescil ve terkin işlemi sırasında mal sahiplerinin bu taşınmaz mal nedeniyle vergi ilişkisinin aranmayacağı, ancak tapu dairesinin durumu ilgili vergi dairesine bildireceği hükmü bulunmaktadır.

1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun 30’uncu maddesinde; devir ve ferağı yapılan bina ve arazinin, devir ve ferağın yapıldığı yıl ile geçmiş yıllara ait ödenmemiş Emlak Vergisi’nin ödenmesinden devreden ve devralanın müteselsilen sorumlu tutulacağı; devralanın mükellefe rücu hakkının saklı olduğu; tapu dairelerinin devir ve ferağ işlemini, işlemin yapıldığı ayı takip eden ayın 15’inci günü akşamına kadar ilgili belediyelere bildireceği düzenlemesine yer verilmiştir.

1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun 37’nci maddesinde; bu Kanun’da geçen “Vergi dairesi” tabiri, belediyeleri ifade eder denilmektedir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Devamlı bilgi verme” başlıklı 149’uncu maddesinde: Kamu idare ve müsseseleri (Kamu hizmeti ifa eden kurum ve kuruluşlar dahil) ile gerçek ve tüzelkişiler vergilendirmeye ilişkin olaylarla ilgili olarak Maliye ve Gümrük Bakanlığı ve vergi dairesince kendilerinden yazı ile istenecek bilgileri belli fasılalarla ve devamlı olarak yazı ile vermeye mecburdurlar düzenlemesine, “Bilgi vermekten imtina edememek” başlıklı 151’inci maddesinde de: Kendilerinden bilgi istenilen gerçek ve tüzel kişiler, özel kanunlarda yazılı mahremiyet hükümlerini ileri sürerek, bilgi vermekten imtina edemezler düzenlemesine yer verilmiştir. 213 sayılı Kanun’un mükerrer 335’inci maddesinde ise 149’uncu madde hükümleri çerçevesinde bilgi verme görevini yerine getirmeyenlere “Özel Usulsüzlük Cezası” kesileceği düzenlenmiştir.

Bu nedenle kamulaştırma, devir ve ferağ gibi nedenlerle emlak vergisiyle ilgili işlemlerin mevzuata uygun olarak yapılabilmesi için gerekli bilgilerin belediye tarafından başta tapu idareleri olmak üzere diğer kurum ve kişilerden alınması gerekmektedir. 

Yukarda yer verilen hükümler çerçevesinde kamulaştırma, devir ve ferağ işlemleriyle ilgili bilgilerin emlak vergisi açısından vergi dairesi hükmünde olan belediye tarafından ilgili kurum ve kişilerden istenilmesi, ilgili kurum ve kişiler tarafından istenilen bilgilerin verilmemesi durumunda ise belediye tarafından özel usulsüzlük cezası kesilmesi gerekmektedir.


İndirimli Emlak Vergisi Hükümlerinden Yararlanan Mükelleflerin, Zaman İçerisinde Söz Konusu İndirim Şartlarının Devam Edip Etmediğinin Kontrol Edilmemesi

İndirimli emlak vergisi hükümlerinden yararlanan mükelleflerin, söz konusu indirim şartlarını koruduğunun idareler tarafından kontrol edilmediği ve bu kontrollerin etkin yapılmasına yönelik bir takip mekanizması bulunmadığı görülmüştür.

Türkiye sınırları içinde bulunan binalar “bina vergisine” tabidir ve bina vergisini, binanın maliki, varsa intifa hakkı sahibi, her ikisi de yoksa binaya malik gibi tasarruf edenler ödemektedir.

1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nda söz konusu vergiye ilişkin detaylı düzenlemeler yapılmış, Kanun’un birinci kısmının ikinci bölümünde muafiyet ve istisna hükümlerine yer verilmiştir. Bu bölümde yer alan daimi ve geçici muafiyetlerin dışında Kanun’un “Nispet” başlıklı 8 inci maddesinde aynen;

“Cumhurbaşkanı, kendisine bakmakla mükellef kimsesi olup onsekiz yaşını doldurmamış olanlar hariç olmak üzere hiçbir geliri olmadığını belgeleyenlerin, gelirleri münhasıran kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları aylıktan ibaret bulunanların, gazilerin, engellilerin, şehitlerin dul ve yetimlerinin Türkiye sınırları içinde brüt 200 m²’yi geçmeyen tek meskeni olması (intifa hakkına sahip olunması hali dahil) halinde, bu meskenlerine ait vergi oranlarını sıfıra kadar indirmeye yetkilidir. Bu hüküm, yukarıda belirtilenlerin tek meskene hisse ile sahip olmaları halinde hisselerine ait kısım hakkında da uygulanır. Muayyen zamanda dinlenme amacıyla kullanılan meskenler hakkında bu hüküm uygulanmaz. Geliri olmadığını belgelemenin usul ve esaslarını belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir” ifadesine yer verilerek belli şart ve durumda olanlar için vergi oranlarının Cumhurbaşkanının (eskiden BKK) kararı ile sıfıra kadar indirilebileceği düzenlenmiştir.

Anılan hükmün verdiği yetkiye dayanılarak muhtelif tarihlerde çıkarılan Bakanlar Kurulu kararları ile 1999-2006 yılları için, 2006/11450 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile de 2007 ve müteakip yıllar için yukarıda bahsedilen durumlarda bina vergisi oranının sıfır olarak uygulanacağı belirlenmiştir.

Konu hakkında yayımlanan 38 seri no.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliği’nde hiçbir geliri olmadığını beyan eden mükelleflerin, indirimli vergi oranından yararlanabilmeleri için, hizmet karşılığı elde edilen ücret geliri, ticari, sınai ve mesleki faaliyet geliri, tarımsal faaliyet geliri, menkul ve gayrimenkul geliri, faiz ve temettü geliri veya benzeri türde bir gelirinin olmaması gerektiği belirtilmiş, mükelleflerin daha sonradan yukarıda belirtilen türden bir gelir elde etmeleri veya ikinci bir mesken binasına sahip olmaları halinde bu durumun belediyeye bildirilmesi zorunlu tutulmuştur.

Aynı şekilde mezkûr Tebliğ’de Sosyal güvenlik kurumlarından emekli, dul, yetim, ölüm ve malûliyet aylığı alanların, bu aylıkları dışında başka gelirlerinin bulunması halinde, bunlara ait meskene indirimli vergi oranının uygulanmayacağı hüküm altına alınmıştır.

57 seri no.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliği’nde emlâk vergisi işlemlerinde mükellefler tarafından bildirilen hususların teyidinin, mükelleflerden belge istenmeden ilgili kurum ve kuruluşlardan yapılması gerektiği, bu bağlamda belediyelerce, mükelleflere ait kimlik bilgilerinin İçişleri Bakanlığı Kimlik Paylaşım Sistemi, tapu kayıtlarının Tapu ve Kadastro Bilgi Sisteminden alınabileceği, mükelleflerin şehit, gazi, dul, yetim ve emekli olduklarına ilişkin bilgilerin ise Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından elektronik ortamda sağlanacağı belirtilmiş, gerek duyulması halinde bildirimlerin kontrolü amacıyla bildirime konu taşınmazlarda yoklama ve tespit yapılabileceği düzenlenmiştir.

Konu hakkında yayımlanan bir başka Genel Tebliğ olan 44 seri no.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliği’nin “II- Hiçbir Geliri Olmadığını Beyan Eden Mükelleflerin Geliri Veya İkinci Bir Meskeni Bulunduğunun Tespit Edilmesi Halinde Yapılacak İşlemler” başlıklı bölümünde; indirimli vergi oranından yararlanma şartlarını taşımadığı halde, gerçek dışı taahhütte bulunmak suretiyle indirimli vergi oranından yararlanan mükellefler ile durumunda meydana gelen değişikliği bildirmeyen mükelleflerden alınması gereken verginin cezalı olarak ve gecikme faizi ile birlikte alınacağı açıklanmıştır.

İdareye ilişkin gelir kayıtlarının incelenmesi sonucunda; “hiç geliri olmamak” veya “Sosyal Güvenlik Kurumundan alınan aylık dışında geliri olmamak” sebepleriyle indirimli emlak vergisinden faydalanan kişilerin, yukarıda bahsedilen şartları taşıyıp taşımadıklarının ilk beyan tarihlerinden bu yana kontrol edilmediği anlaşılmıştır.

Bu itibarla; İdarenin gelir kaybına uğramaması için ilgili diğer kurumlardan da bilgi alınarak bu konuda kontrollerin belirli periyotlarla yapılması gerekmektedir. Bu husus gelecek denetimlerde izlenecektir.


İmar Programlarının Mevzuatta Öngörülen Süre Zarfında Hazırlanmaması Nedeniyle 1/10 Oranında Emlak Vergisi Uygulamasına Devam Edilmesi

İmar programlarının mevzuatta öngörülen süre zarfında hazırlanmaması nedeniyle, tasarrufu kısıtlanmış bina ve arsalara ilişkin emlak vergisi 1/10 oranında uygulanmaya devam edilmektedir.  

1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun 30’uncu maddesinde; kanunlar veya diğer mevzuatla tasarrufu kısıtlanan bina, arsa veya araziye ilişkin olarak emlak vergisinin, kısıtlamanın devam ettiği süre zarfında 1/10 oranında uygulanacağı belirtilmiştir.

Mezkûr Kanun’un ilgili hükmüne dayanılarak yürürlüğe konulan Tasarrufu Kısıtlanan Bina, Arsa ve Arazi Hakkında Yönetmelik’in 2’nci maddesinde ise, imar planlarında, resmi yapılara, tesislere ve okul, cami, yol, meydan, otopark, yeşil saha, çocuk bahçesi, pazar yeri, hal, mezbaha ve benzeri umumi hizmetlere ayrılmış olması sebebiyle üzerinde inşaat yapılmasına izin verilmeyen arsalar ile esaslı değişiklik ve ilaveler yapılmasına izin verilmeyen binaların tasarrufu kısıtlanmış sayılacağı; bu hallerde kısıtlı vergilemenin, imar planının kesinleştiği tarihi izleyen yılbaşından itibaren yapılacağı; kısıtlamanın, ilgili arsa veya binanın bulunduğu alan imar programına alınıncaya (imar programının kesinleştiği tarihe) kadar devam edeceği ifade edilmiştir. 

Ayrıca, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 10’uncu maddesinde; imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren en geç 3 ay içerisinde bu planları tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarının hazırlanacağı; aynı Kanun’un 13’üncü maddesinde ise imar planlarında umumi hizmetlere ayrılan yerlerden imar programına alınanlara ilişkin olarak emlak vergisi ödemesinin durdurulacağı ifade edilmiştir.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden anlaşılacağı üzere, imar planlarında umumi hizmete ayrılan ve dolayısı ile mevzuat gereği tasarrufu kısıtlanan bina ve arsalara ilişkin olarak emlak vergisi; imar planlarının kesinleştiği tarihi izleyen yılbaşından itibaren 1/10

oranında tahsil edilecek, imar planlarının tatbikine ilişkin imar programlarının hazırlanmasından itibaren ise emlak vergisi uygulaması durdurulacaktır. İmar programları ise ilgili imar planlarının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç 3 ay içerisinde hazırlanacaktır. 

Dolayısı ile mevzuat 1/10 oranında emlak vergisi uygulamasını, imar planlarının kesinleşme tarihinden bu planlara ilişkin programların hazırlanmasına kadar geçecek 3 aylık dönem için öngörmüştür. Mevzuatta öngörülen 3 aylık dönem içerisinde imar programlarının hazırlanamaması durumunda, her ne kadar 1/10’luk emlak vergisi uygulamasına devam edilmesi gerekecek olsa da, İdareden kaynaklanan nedenlerle mükellefe emlak vergisi tahakkuk ettirilmeye devam edilmiş olacaktır.

İdare hesap ve işlemlerinin incelenmesinde; mevzuatta imar planlarının uygulanmasına ilişkin olarak 3 aylık zaman zarfında hazırlanması öngörülen imar programlarının, yürürlükte bulunan imar planları için hiç hazırlanmadığı; dolayısı ile tasarrufu kısıtlanmış bina ve arsalara ilişkin olarak 1/10 oranında emlak vergisinin genel bir uygulama olarak devam ettirildiği görülmüştür. 

Yukarıda yer alan denetim tespitine binaen, İdare tarafından; bulguya esas konu ile ilgili gerek İdarenin İmar Müdürlüğü gerekse İBB Boğaziçi İmar Müdürlüğü ile gerekli yazışmaların yapılarak değişiklikler takip edildiği; bu kapsamda 27/01/2020 tarihli ve 7733 sayılı yazı ile bahse konu işleme esas olmak üzere Boğaziçi İmar Müdürlüğüne yazı gönderildiği anlaşılmıştır.

İdarenin herhangi bir mali külfetle karşılaşmaması için, imar programlarının süresinde

yapılması ve emlak vergisi uygulamasının mevzuatına uygun hale getirilmesi gerekmektedir. 


Kamulaştırılan Yerlerle İlgili Emlak Vergisi Tarhının Yapılmaması

Menemen Belediyesi sınırları içinde kamulaştırılan taşınmazlarla ilgili fark değer üzerinden cezalı emlak vergisi tarhiyatı yapılmadığı görülmüştür.

2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun “Vergilendirme” başlıklı 39’uncu maddesinde, “Kamulaştırılan taşınmazın kamulaştırıldığı yıla ait emlak vergisi tarhına esas olan vergi değeri, kesinleşen kamulaştırma bedelinden az olduğu takdirde, kamulaştırma bedeli ile vergi değeri arasındaki fark üzerinden, cezalı emlak vergisi tarh olunur. Emlak vergisi beyannamesinin ek süreye rağmen verilmemiş olması halinde, kesinleşen kamulaştırma bedeli, kamulaştırmanın yapıldığı yıla ait vergi değeri yerine geçer ve bu değer üzerinden cezalı emlak vergisi tarhiyatı yapılır.” denilmektedir.

Kanunun bu hükmünden anlaşılacağı üzere kesinleşen kamulaştırma bedeli ile bu yıl için belediyede görünen emlak vergi değeri arasındaki olumlu fark üzerinden cezalı emlak vergisi alınmalıdır. Yapılan incelemede bu uygulamanın yapılmadığı görülmüştür.

Kamulaştırma yapan belediyeye ait veriler dışında diğer kamu kurum ve kuruluşlarının yaptıkları kamulaştırma işlemlerine ait bilgiler temin edilerek gerekli süreç işletilmelidir.

Kesinleşen kamulaştırma bedeli ile emlak vergi değeri arasındaki olumlu fark üzerinden cezalı emlak vergisi alınması sağlanmalıdır.


BÖLÜM 2: ÇEVRE TEMİZLİK VERGİSİ


Belediye Gelirleri Kanunu’nda Sayılan Muafiyet Kapsamında Yer Almadığı Halde Dernek Binalarından Çevre Temizlik Vergisinin Alınmaması

Kurum mali tablolarının incelenmesi neticesinde; belediye ve mücavir alan sınırları içinde bulunan ve kurumun sunmuş olduğu çevre temizlik hizmetlerinden yararlanan derneklere ait binaların 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nda çevre temizlik vergisinden muaf olduklarına ilişkin hüküm olmamasına rağmen söz konusu verginin takip ve tahsil edilmediği tespit edilmiştir.

2464 sayılı Kanun’un mükerrer 44’üncü maddesinde çevre temizlik vergisine tabi yerler belirlenmiş, aynı Kanunun 44’üncü maddesinin 2’nci fıkrasında da, hangi kurum ve kişilerin çevre temizlik vergisinden muaf oldukları belirtilmiştir. İlgili mevzuatta derneklere ait binalardan çevre temizlik vergisi alınmayacağına ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. 

Hal böyle iken yapılan incelemede; 2464 sayılı Kanun ve ilgili diğer mevzuatta herhangi bir muafiyet hükmü bulunmamasına rağmen dernek binalarından çevre temizlik vergisi alınmadığı tespit edilmiştir. 

İlçe Sivil Toplumla İlişkiler Şefliğinden alınan verilerde, İskenderun sınırları içerisinde aktif olarak faaliyet gösteren dernek sayısının 272 olduğu görülmüştür. Yapılan incelemede bu derneklerin 2019 yılsonu itibariyle 223’ünün çevre temizlik vergisi mükellefi olmadığı tespit edilmiştir. 

Belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde bulunan dernek binalarından çevre temizlik vergisinin alınmaması Kurumun gelir kaybına sebep olmaktadır.


Belediyeden İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı Almaktan Muaf İşyerlerine Çevre Temizlik Vergisi Tahakkuk Ettirilmemesi

Belediyeden farklı kurumlardan işyeri açma ve çalışma ruhsatı alan özel okullar, dil kursları, sürücü kursları, özel öğrenci yurtları, etüt merkezleri, özel hastaneler, eczaneler, gözlükçüler, doktorlar ve diş hekimleri, mimar ve mühendisler, mali müşavirler, avukatlar vb. iş kollarının bazılarına çevre temizlik vergisinin tahakkuk ettirilmediği görülmüştür.

Yukarıda sayılan işkolları için işyeri açma ve çalışma ruhsatları ilgisine göre, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, İlçe Sağlık Müdürlüğü, Mimarlar ve Mühendisler Odası, Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası ve Adana Barosundan verilmektedir.  Dolayısıyla bu işkollarındaki işyerleri, Belediyeden işyeri açma ve çalışma ruhsatını almaktan muaf tutulmuşlardır. Ancak bu durum Belediye açısından mükelleflerini tespit etme ve vergi toplama gibi hususlarda ciddi zorluklar oluşturmaktadır. 

 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun Mükerrer 44’üncü maddesinde; “Belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde bulunan ve belediyelerin çevre temizlik hizmetlerinden yararlanan konut, iş yeri ve diğer şekillerde kullanılan binalar çevre temizlik vergisine tabidir.

Verginin mükellefi, binaları kullananlardır. Mükellefiyet binanın kullanımı ile başlar.” denilmektedir.

 Yapılan incelemeler esnasında Adana Vergi Dairesi Başkanlığı ile görüşülerek işyeri açma ve çalışma ruhsatı almaktan muaf işyerlerinin listesi istenmiş, söz konusu işyerlerinin sayısının 5300 olduğu belirlenmiş ve bu liste üzerinden yapılan yoklama çalışması sonucu 9 sürücü kursu, 10 özel yurt, 2 özel hastane, 15 özel etüt merkezi, 11 özel okul, 10 özel okul kantini, 4 özel dil kursu, 19 mimar-mühendis bürosu, 96 eczane, 81 doktor ve diş hekimi muayenehanesi, 151 mali müşavir ve 376 avukat bürosu olmak üzere toplam 784 yeni çevre temizlik vergisi mükellefi tespit edilmiştir. 

Çevre temizlik vergisi özelinde Belediyece yapılan yoklama sonuçları, işyeri açma ve çalışma ruhsatı almaktan muaf işyerlerinin Belediyenin mükelleflerini tespit ederken ve vergi toplarken karşılaştığı güçlüğü ortaya koymaktadır. 

Dolayısıyla bu işkollarında yer alan işyerlerinin vergisel açıdan takibinde daha hassas olunmalı, bu işkollarına işyeri açma ve çalışma ruhsatı veren kurumlarla işbirliği yapılmalı ve belirli aralıklarla resmi yazı ile bu kurumlardan bilgi istenmelidir. 


Su ve Kanalizasyon İdaresi Tarafından Aktarılması Gereken Çevre Temizlik Vergisi Paylarının Tahakkuk ve Tahsilatının Takip Edilmemesi

Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresince (ASKİ) belediye ve mücavir alan sınırları içerisindeki konutlar üzerinden tahsil edilen çevre temizlik vergisi paylarına ilişkin bildirimlerin zamanında yapılmadığı, tahsilat işlemlerinin bir kısmının kurumun su borçlarına mahsuben yapıldığı, bunun sonucu olarak söz konusu verginin tahakkuk ve tahsilat

işlemlerinin sağlıklı bir şekilde izlenmediği tespit edilmiştir.

BGK’nın “Çevre Temizlik Vergisi” başlıklı (ÇTV) mükerrer 44’üncü maddesine göre, Ankara ilinde 2560 sayılı Kanun hükümleri doğrultusunda Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi kurulmuş olup, çevre ve temizlik vergisinin tahsil sorumluluğu ASKİ’ye aittir.

Aynı maddenin 9’uncu fıkrasına göre ise, ilçe belediyesi ve mücavir alan sınırları içerisinde yer alan konutlar üzerinden tahsil edilen çevre temizlik vergisi ile bu verginin süresinde ödenmemesi nedeniyle tahsil edilen gecikme zammının %80’inin ASKİ tarafından tahsilatı takip eden ayın 20’nci günü akşamına kadar ilgili belediyeye bildirilip aynı süre içerisinde de ödenmesi gerekmektedir.

Tahsil edilen vergi veya gecikme zammını belirtilen süre içinde ilgili belediyeye yatırmayan idarelerden, bu tutarların 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre gecikme zammı tatbik edilerek tahsil edileceği aynı maddede hüküm altına alınmıştır.

Diğer taraftan ilçe belediyelerince işyerleri üzerinden tahsil edilen ÇTV’nin %20’sinin büyükşehir belediyelerine aktarılması gerektiği BGK’nın 44’üncü maddesinin emredici hükmüdür.

2019 mali yılı uygulamasına bakıldığında, ASKİ tarafından kuruma aktarılması gereken ÇTV payının genel olarak düzenli bir şekilde beyan edilip ödenmediği, tahsilat işlemlerinden bir bölümünün kurumun su borçlarına mahsuben gerçekleştirildiği, bir kısmının yılın sonuna doğru kurumun hesabına aktarıldığı bunun sonucu olarak söz konusu verginin tahakkuk ve tahsilat işlemlerinin sağlıklı bir şekilde yürütülemediği görülmüştür.

ASKİ tarafından tahsil edilen ÇTV payları düzenli beyan edilmediğinden idarenin ASKİ’den olan alacaklarının cari durumu bilinememektedir.

Çevre Temizlik Vergisi Paylarının takip ve tahsil işlemlerinin düzenli ve usulüne uygun şekilde yapılacağı ifade edilmiş olmakla birlikte bu aşamada herhangi bir çalışmaya başlanmadığı görülmüştür.

ASKİ tarafından kuruma aktarılması gereken ÇTV payının düzenli bir şekilde beyan edilip ödenmesi için gerekli girişimlerde bulunulması ve takip ve tahsil işlemlerinin düzenli ve usulüne uygun şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir.


Bazı İşyerlerine ait Çevre Temizlik Vergisinin Hatalı Olarak Hesaplanması

Belediye sınırları içinde faaliyet gösteren işyerlerine ait çevre temizlik vergisine esas grupların hatalı belirlendiği ve bu nedenle eksik tahakkuk ve tahsilat yapıldığı tespit edilmiştir.

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun mükerrer 44’üncü maddesinde işyerlerinden alınacak çevre temizlik vergisinin madde metninde yer alan tarifeye göre alınacağı ifade edilmektedir. Mezkûr tarife incelendiğinde binaların 5 dereceye, her derecenin de 9 gruba ayrıldığı görülmektedir. Bu maddeye dayanılarak çıkarılan 2005/9817 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 1’inci maddesinde; 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun mükerrer 44’üncü maddesinde yer alan Çevre Temizlik Vergisi Tarifesindeki bina grupları tespit edilmiştir. Aynı Kararın 2’nci maddesinde ise; kullanım alanı dikkate alınarak belirlenen yerlerde metrekare ölçüsü kapalı ve açık alanların toplamı için dikkate alınacağı ifade edilmiştir.

İdareden temin edilen işyeri ruhsatı listesi ile çevre temizlik vergisi mükellefleri listesi karşılaştırıldığında metrekare üzerinden alınan her türlü yeme, içme ve eğlence yerlerine ait bazı mükelleflerin olması gerekenden daha düşük gruplardan vergilendirildiği görülmüştür.  Örneğin idarenin Ruhsat Denetim Müdürlüğünden alınan listede işyeri ruhsatında 907 metrekare olan restoranın çevre temizlik vergisinde beyanı 300 metrekare kaydedildiği görülmüştür. Dolayısıyla mükellef iş yeri ruhsatına göre II. Grup’ ta yer alırken beyanı dikkate alındığında III. Grup’tan çevre temizlik vergisi tahakkuk ve tahsilatı yapıldığı anlaşılmıştır.

Sonuç olarak, ilgili birimler arasındaki uyumsuzluğun giderilmesi ve eksik yapılan tahakkuk ve tahsilatların düzeltilerek mevzuata uygun hale getirilmesi gerekmektedir.

Bulgu konusu tespite ilişkin hataların giderilmeye başlanıldığı belirtilmiş olmakla birlikte çevre temizlik vergisine esas grupların hatalı olması nedeniyle eksik tahakkuk ve tahsilatların düzeltilip düzeltilmediğine ilişkin değerlendirme sonraki denetimlerde dikkate alınacaktır.


Belediyenin Sınırları İçerisinde Bulunan Bazı İş Yerlerinden Çevre Temizlik Vergisi Alınmaması

Belediye sınırları içerisinde faaliyette bulunan otellerin içerisinde kiraya verilmiş olan dükkânlardan çevre temizlik vergisi tahsil edilmediği tespit edilmiştir.

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun mükerrer 44’üncü maddesinde, belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde bulunan ve belediyelerin çevre temizlik hizmetlerinden yararlanan konut, iş yeri ve diğer şekillerde kullanılan binaların çevre temizlik vergisine tabi olduğu belirtilmiştir. Aynı maddede, verginin mükelleflerinin binayı kullananlar olduğu ve mükellefiyetin binanın kullanıma başlanmasından itibaren başlayacağı hüküm altına alınmıştır. Aynı maddenin 4 ve 5’inci fıkrasında çevre temizlik vergisi tarifesi belirtilmiş olup 8’inci fıkrasında; “…İş yeri ve diğer şekilde kullanılan binalarla ilgili olarak tahakkuk eden bu vergi, her yıl, emlak vergisinin taksit sürelerinde ödenir.” hükmüne yer verilmiştir.

Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, belediye sınırları içinde yer alan ve belediyenin çevre temizlik hizmetlerinden faydalanan tüm iş yerlerinin çevre temizlik vergisine tabi olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Belediyede gelir şefliğinde bulunan saha ekibi tarafından yapılan çalışma sonucunda 1183 adet yeni mükellefiyet bulunduğu ve bu mükellefler adına 1.251.427,16-TL tahakkuk kaydı yapılması gerektiği tespit edilmiştir.

Bulgu konusu tespite ilişkin hataların giderilmeye başlanıldığı belirtilmiş olmakla birlikte çevre temizlik vergisinin eksik tahsil edilmesi hususunun düzeltilip düzeltilmediğine ilişkin değerlendirme sonraki denetimlerde dikkate alınacaktır.


BÖLÜM 3: İLAN VE REKLAM VERGİSİ


Yön Levhaları Üzerinde Yer Alan Reklam Yerlerinden İlan Ve Reklam Vergisi Alınmaması

Belediye tarafından kiraya verilen sistem yön levhaları ve sokak yön levhaları üzerinde yer alan reklam yerlerinden ilan reklam vergisi tahakkuk ve tahsilatının yapılmadığı görülmüştür.

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 12’nci maddesinde, belediye sınırları ile mücavir alanları içinde yapılan her türlü ilan ve reklamın, İlan ve Reklam Vergisine tabi olacağı hükmü, 13’üncü maddesinde de, İlan ve Reklam Vergisinin mükellefinin, yurt dışından gönderilen ilan ve reklamlar dahil olmak üzere, ilan ve reklamı kendi adına yapan veya yaptıran gerçek veya tüzelkişiler olduğu hükmü yer almakla birlikte, ilan ve reklam işlerini mutat meslek olarak ifa edenlerin, başkaları adına yaptıkları ilan ve reklamlara ait vergileri mükellefler adına ilgili belediyeye yatırmaktan sorumlu oldukları ifade edilmektedir. Ayrıca aynı Kanun’un 14’üncü maddesinde, ilan ve reklam vergisine ilişkin istisna ve muafiyet hükümleri düzenlenmiştir. Mezkûr Kanun’un 15’inci maddesinde ise İlan ve Reklam Vergisine ilişkin olarak tarife ve nispetler yer almaktadır.

Yukarıdaki mevzuat hükümlerinde de belirtildiği üzere belediye sınırları ve mücavir alan içinde yapılan her türlü ilan ve reklam, İlan ve Reklam Vergisine tabidir. Büyükşehir sınırları içerisinde yer alan yön gösterme amacıyla konulan levhaların altlarına yerleştirilen reklam levhalarının, büyükşehir belediyesi tarafından kiraya verildiği fakat kiraya verilen reklam alanlarına ilişkin herhangi bir İlan Reklam Vergisi tahakkuk ve tahsilatı yapılmadığı tespit edilmiştir.

Bu itibarla, büyükşehir belediyesi sınırları içinde bulunan sistem yön levhaları ve sokak yön levhaları üzerinde yer alan reklam alanlarından, büyükşehir belediyesinin yetki alanındaki meydan, bulvar, cadde ve ana yollar üzerindeki her türlü ilan ve reklamların vergilerinin büyükşehir belediyesi tarafından; bu yerlerin dışında kalan büyükşehir ilçe belediyesi sınırları içinde yapılacak ilan ve reklamların vergilerinin ise ilçe belediyesi tarafından tahakkuk ve tahsilatının yapılması gerekmektedir.

Büyükşehir belediyesinin yetki alanındaki meydan, bulvar, cadde ve yollarda bulunan sistem yön levhaları ve sokak yön levhaları üzerinde yer alan reklam alanlarına ait ilan ve reklamların bulgumuz üzerine tespit çalışmaları yapılmış olduğundan devamında İlan ve Reklam Vergisinin tahakkuk, takip ve tahsilat işlemlerinin gerçekleştirilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.


Alışveriş Merkezlerinin İçlerinde Yer Alan İlan ve Reklamlara İlişkin Vergi Tahakkuku Yapılması ve Vergilemede Uygulama Birliğinin Bulunmaması

Kurum gelir hesaplarının incelenmesi sonucunda; Ankara sınırlarında bulunan AVM (Alışveriş Merkezi) içlerinde yer alan ilan ve reklamlar dolayısıyla ilçe belediyeleri tarafından tahakkuk ettirilmesi gereken İlan ve Reklam Vergisi’nin genel olarak Kurum tarafından gerçekleştirildiği görülmüştür. Bununla birlikte, söz konusu hususta tüm AVM’ler için uygulama birliği de bulunmadığı, bazı tahakkukların Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından, bazılarının ise ilçe belediyelerince yerine getirildiği tespit edilmiştir.

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 12’nci maddesinde söz konusu Vergi hakkında detaylı bilgilere yer verilmiştir.

5216 sayılı Kanun’un  büyükşehir belediyelerinin görev, yetki ve sorumluluklarını belirleyen 7’nci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde; büyükşehir belediyelerinin yetkisinde bulunan yol, meydan, bulvar, cadde ve ana yollara yer verilmiş, aynı Kanun’un 23’üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde ise aynen; “7 nci maddenin birinci fıkrasının (g) bendinde belirtilen alanlar ile bu alanlara cephesi bulunan binalar üzerindeki her türlü ilân ve reklamların vergileri ile asma, tahsis ve bakım ücretleri” ifadesine yer verilerek söz konusu gelirler büyükşehir belediyesinin gelirleri arasında zikredilmiştir.

Yukarıda yer verilen Kanun hükümlerine göre; büyükşehir belediyelerinin belirtilen alanlar ile bu alanlara cephesi bulunan binalar üzerindeki her türlü ilan ve reklamların hem vergilerini, hem de asma tahsis ve bakım ücretlerini almaya yetkili olduğu konusunda şüphe bulunmamaktadır.

Her ne kadar Kurum yetkilileri, AVM’lerin dış cepheleri gibi içlerinin de büyükşehir belediyelerinin yetkisinde olduğunu iddia etmiş ve söz konusu hususa Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından verilen bir Özelgeyi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi 2018 yılı Sayıştay Raporunu ve 5216 sayılı Kanun’un ilgili maddelerini örnek göstermişlerse de söz konusu iddianın kabulü mümkün değildir. Zira 5216 sayılı Kanun’un yukarıya aynen alınan 23’üncü maddesinde açıkça “binaların üzerindeki” ifadesine yer verilmiş, bina içleri ile alakalı herhangi bir hükme yer verilmemiştir.

Çeşitli kurumlar tarafından verilen özelge ve raporlar, konu hakkındaki ilgili kurum ve kişileri bağlar. Kanun’da bina içleri ile alakalı açık bir hüküm yazılmadığından salt diğer kurumlar için verilen özelge ve yazılan raporlardan yola çıkılarak kesin hüküm tesis edilmesi doğru bir yaklaşım değildir.

Nitekim benzer bir olayda Danıştay 9. Dairesinin 10.4.2019 tarih ve E.2015/8280,

K.2019/1527 sayılı Kararı’nda binaların ana caddeye cephesi olmayan yüzlerine veya bina içinde asılan panolara ilişkin tahakkuk ettirilecek verginin ilçe belediyelerince alınacağına hükmedilmiştir.

Yapılan incelemelerde Kurum tarafından bir uygulama birliğinin bulunmadığı, bazı AVM içlerinde yer alan ilan ve reklamlar için vergi tahakkuku yapılırken bazı AVM içleri için söz konusu tahakkukların yapılmadığı, hatta aynı AVM içinde yer alan bazı şirketlere tahakkuk kaydı yapılırken bazılarına yapılmadığı görülmüştür.

Yukarıda yer alan kanun hükümleri ve Yargı Kararı’nda da açıkça görüleceği üzere ana arter ve caddeye cephesi bulunsa da AVM içlerinde yer alan ilan ve reklamlar için büyükşehir belediyesi tarafından vergi tahakkuku yapılmasının mümkün olmadığı, söz konusu ilan ve reklamlara ilişkin vergilerin ilçe belediyelerince alınması gerektiği açıktır. Uygulamanın yargı kararları doğrultusunda düzeltilmesi ve aynı durum ve özelliklerde bulunan kişilere/şirketlere aynı usulün uygulanması ile uygulamada birliğin sağlanması önem arz etmektedir.


Stadyum/Gösteri Merkezi İçindeki İlan ve Reklamlardan İlan ve Reklam Vergisi Alınmaması

Büyükşehir Belediyesi yetki alanında bulunan stadyum/gösteri merkezi içinde yapılan ilan ve reklamlardan ilan ve reklam vergisi tahakkuk ve tahsilatının yapılmadığı görülmüştür. 

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 12’nci maddesinde, belediye sınırları ile mücavir alanları içinde yapılan her türlü ilan ve reklamın ilan ve reklam vergisine tabi olduğu, 13’üncü maddesinde ilan ve reklam vergisinin mükellefinin ilan ve reklamı kendi adına yapan veya yaptıran gerçek veya tüzelkişiler olduğu, “İstisna ve muaflıklar” başlıklı 14’üncü maddesinde istisna ve muafiyet hükümlerinin ayrıntılı bir şekilde düzenlendiği,  15’inci maddesinin dördüncü sırasında ışıklı veya projeksiyonlu ilân ve reklamlardan her metrekare için yıllık olarak en az 30 ve en çok 150TL, altıncı mahiyeti ne olursa olsun yapıştırılacak çeşitli afişler ve benzerlerinin beherinin metrekaresinden  en az 0,02 ve en çok 0,50TL vergi alınacağı, 16’ncı maddesinde vergiye tabi ilan ve reklamlarda, ilan ve reklam işinin mükellefçe yapılması halinde ilan veya reklam işinin yapılmasından önce mükellefler tarafından, ilan ve reklam işinin bu işi mutad meslek olarak ifa edenler tarafından yapılması halinde ilan ve reklam işini yapanlarca ilan veya reklamın yapıldığı ayı takip eden ayın 20’nci günü akşamına kadar verilecek beyanname üzerine tarh ve tahakkuk ettirileceği,

beyannamelerin vergi tarifesinin 1, 2, 3, 4, 5 ve 6’ ncı bentlerinde yazılı ilan ve reklamlarda bunların yayınlandığı, dağıtıldığı veya teşhir edildiği mahallin belediyesine verileceği, ilan ve reklam vergisinin beyanname verme süresi içinde ödeneceği, ancak belediye meclislerinin vergi tarifesinin 1, 2 ve 4’ üncü bentlerinde yazılı yıllık ilan ve reklamlara ait vergileri, yılı içinde, iki eşit taksitte almaya yetkili oldukları, ilan ve reklam vergisinin ödendiğinin belgelendirilmesi yönünde ilgili belediyelerin gerekli usulleri ihdas edebileceği  hükme bağlanmıştır. 2464 sayılı Kanun’un 98’inci maddesinde de, bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanuna göre alınacak vergi, harç ve katılma payları hakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve bunların ek ve tadilleri hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

 213 sayılı Kanunun 352’nci maddesinde, vergi ve harç beyannamelerinin süresinde verilmemiş olması durumunda birinci derece usulsüzlük cezasının kesileceği, 341’inci maddesinde, vergi ziyaının, mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesi veya eksik tahakkuk ettirilmesini ifade ettiği, 344’üncü maddesinde 341’inci maddede yazılı hallerde vergi ziyaına sebebiyet verildiği takdirde, mükellef veya sorumlu hakkında ziyaa uğratılan verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesileceği, 336’ncı maddesinin birinci fıkrasında ise cezayı istilzam eden tek bir fiil ile vergi ziyaı ve usulsüzlük birlikte işlenmiş olursa bunlara ait cezalardan sadece miktar itibarıyla en ağırının kesileceği hüküm altına alınmıştır. İlan ve reklam vergisi beyannamesinin süresinde verilmemesi Vergi Usul Kanunu’nun 352/1 inci maddesi uyarınca birinci derece usulsüzlük cezası fiilini oluşturmaktadır. Aynı Kanunun 336’ncı maddesinin birinci fıkrasında da cezayı istilzam eden tek bir fiil ile vergi ziyaı ve usulsüzlük birlikte işlenmiş olursa bunlara ait cezalardan sadece miktar itibarıyla en ağırının kesilmesi öngörülmüştür. 

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Malî hizmetler birimi” başlıklı 60’ncı maddesinin (e) fıkrasında, ilgili mevzuatı çerçevesinde idare gelirlerini tahakkuk ettirmek, gelir ve alacaklarının takip ve tahsil işlemlerini yürütmek ve (k) fıkrasında ise malî kanunlarla ilgili diğer mevzuatın uygulanması konusunda üst yöneticiye ve harcama yetkililerine gerekli bilgileri sağlamak ve danışmanlık yapmanın malî hizmetler birimi tarafından yürütüleceği belirtilmiştir.

 “Büyükşehir belediyesinin gelirleri” başlıklı 23’üncü maddesinin (e) fıkrasında, “7 nci maddenin birinci fıkrasının (g) bendinde belirtilen alanlar ile bu alanlara cephesi bulunan binalar üzerindeki her türlü ilân ve reklamların vergileri ile asma, tahsis ve bakım ücretleri”  düzenlemeleri yapılmış ve 3289 sayılı Gençlik ve Spor Kanunu’nun “Müsabaka hasılatları” başlıklı 16’ncı maddesinde, “Müsabakalardan elde edilecek brüt hasılattan gerekli masraflar çıktıktan sonra geriye kalan miktar; müsabakanın yapıldığı spor il müdürlüklerine ve müsabaka yapan kulüplere dağıtılır. Bu konudaki uygulama, usul ve esaslar bir yönetmelikle belirtilir.”, “Muafiyet” başlıklı 17’nci maddesinde, “Bu Kanuna göre yapılacak spor müsabaka ve gösterilerinden elde edilecek gelirler Katma Değer Vergisi hariç her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır.”  düzenlemesi yapılmıştır.

Stadyum ve gösteri merkezi Gençlik Spor İl Müdürlüğü tarafından Büyükşehir Belediyesine tahsis edilmiş, Büyükşehir Belediyesi de 5216 sayılı Kanun’un 26’ncı maddesi gereğince Spor A.Ş. şirketine tahsis etmiştir. Stadyum ilan ve reklam gelirleri Kayserispor, gösteri merkezi içindekiler ise Kayseri Basketbol tarafından alınmaktadır. Dolayısıyla bu ilan ve reklamların ilan ve reklam vergisine tabi olduğu, 3289 sayılı Kanun’un 17’nci maddesine istinaden muaf olduğu söylenemez. 

Stadyum ve gösteri merkezi içinde yapılan ilan ve reklamlardan alınmayan ilan ve reklam vergilerinin 2464 sayılı Kanun’a istinaden alınması ile ilgili gerekli işlemin ve 213 sayılı Kanun’un ilgili hükümlerinin uygulanması gerekir.


Belediye Meclis Kararı ile İlçe Belediyelerinin Sorumluluğuna Bırakılan Yerlerden Tahsil Edilen İlan ve Reklam Vergisi Tutarlarının İade Edilmemesi

Kurum gelir hesapları üzerinde yapılan incelemelerde; Büyükşehir Belediye Meclisi Kararı ile 15 metrenin altındaki yolların sorumluluğunun ilçe belediyelerine bırakıldığı, bu Karara rağmen söz konusu yollarda yer alan işletmelere ait İlan ve Reklam Vergisi tahakkuklarının Büyükşehir Belediyesi tarafından yapıldığı, 2018 yılı Sayıştay Raporunda mezkûr husus bulgu konusu edilince tahakkuk kayıtlarının terkin edildiği ve vergi kayıtlarının kapatıldığı, ancak terkin öncesinde tahsilatı gerçekleşen tutarlara ilişkin iade işlemlerinin tam olarak gerçekleştirilmediği tespit edilmiştir.

Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından alınan 15.12.2017 tarih ve 2445 sayılı Karar ile 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 27’nci maddesine istinaden Büyükşehir Belediye birimleri ile ilçe belediyeleri tarafından yürütülen hizmetlerin daha etkin ve verimli bir şekilde gerçekleştirilebilmesi amacıyla genişlikleri 15 metrenin altındaki yolların sorumluluğu tümüyle ilçe belediyelerine bırakılmıştır.

Mezkûr Karara rağmen ilgili yerlerde faaliyet gösteren işletmelerin İlan ve Reklam Vergisi mükellefiyetlerine ilişkin kayıtlar Kurum veri tabanından çıkarılmamış, tahakkuk ve tahsilat kaydı yapılmaya devam edilmiştir. 2018 yılında söz konusu yerlere ilişkin 1.485.081,85 TL tahakkuk ve 560.655,01 TL tahsilat gerçekleştirilmesi üzerine konu Sayıştay tarafından incelemeye alınmış ve 2018 yılı Sayıştay Raporunda bulgu konusu yapılmıştır.

2019 yılında da mezkûr yerlere ilişkin tahakkuk ve tahsilatlar devam etmiş ve 2019

yılında da toplamda 1.488.585,92 TL tahakkuk ve 181.958,46 TL tahsilat gerçekleştirilmiştir.

Sayıştay tarafından düzenlenen Raporun Kuruma ulaşmasından sonra gerek 2018 yılı gerekse de 2019 yılı için yapılan tahakkuk kayıtları terkin edilmiş ancak terkin öncesi yapılan tahsilatların iadesine ilişkin herhangi bir çalışma başlatılmamıştır. Ödemeyi yapan ilgili kişi veya şirket tarafından Kuruma başvurulması durumunda gerekli incelemeler yapılarak iade işlemi gerçekleştirilmekte ise de herhangi bir başvuru olmaması durumunda sehven tahsil edilen bu tutarlar Kurum hesaplarında yer almaya devam etmektedir.

Buna göre; Kurum tarafından yapılan hatalı tahakkuk kayıtları düzeltildiği gibi sehven alınan tahsilatlar da iade edilmeli ve Kurum tarafından Kanun’a aykırı icra edilen işlem tüm sonuçlarıyla geciktirilmeksizin ortadan kaldırılmalıdır.


Vergi Sorumlusu Olan Bazı Şirketler Tarafından Vergi Mükellefi Gibi İlan ve Reklam Vergisine İlişkin Beyanname Verilmesi ve Bu Şirketlere Vergi İndirimi Uygulanması

Kurum gelir hesaplarında yapılan incelemeler neticesinde; ilan ve reklam işlerini mutat meslek olarak ifa eden bazı şirketler tarafından başkaları adına yapılan ilan ve reklamlara ait vergilerin mükellefler adına hesaplanıp sorumlu sıfatıyla belediyeye yatırılmadığı, bunun yerine söz konusu mahallerde yapılan ilan ve reklamlar bizzat söz konusu şirketlere aitmiş gibi beyanname verildiği, ayrıca söz konusu şirketlere kanuna aykırı olarak vergi indirimi uygulandığı tespit edilmiştir.

a) Vergi Sorumlusu Şirketlerin Vergi Mükellefi Gibi Yıllık Beyanname Vermeleri

2464 Sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 12’nci maddesinde belediye sınırları ile mücavir alanları içinde yapılan her türlü ilan ve reklamın İlan ve Reklam Vergisine tabi olduğu, 13’üncü maddesinde İlan ve Reklam Vergisinin mükellefinin ilan ve reklamı kendi adına yapan veya yaptıran gerçek veya tüzel kişi olduğu belirtilmiş, aynı maddede ilan ve reklam işlerini mutat meslek olarak ifa edenlerin başkaları adına yaptıkları ilan ve reklamlara ait vergileri mükellefler adına ilgili belediyeye yatırmaktan sorumlu bulunduğu belirtilmiştir. 

Kanun’un 15’inci maddesinin birinci fıkrasında tarifeler belirtilmiş, ikinci fıkrasının (d) bendinde aynen; “Vergi tarifesinin 1, 2 ve 4 üncü bentlerinde belirtilen ilan ve reklamların süresi 6 aydan; 3 üncü bendinde belirtilen ilan ve reklamın süresi 1 haftadan az olursa vergi miktarının yarısı alınır. 6 ayı geçen süreler 1 yıl, hafta kesirleri de tam hafta sayılır.” hükmüne yer verilmiştir.

Aynı Kanun’un 16’ncı maddesinde; vergiye tabi ilan ve reklamlarda, ilan ve reklam işinin mükellefçe yapılması halinde ilan veya reklam işinin yapılmasından önce mükellef tarafından, ilan ve reklam işinin bu işi mutat meslek olarak ifa edenler tarafından yapılması halinde ilan ve reklam işini yapanlarca ilan veya reklamın yapıldığı ayı takip eden ayın 20’nci günü akşamına kadar verilecek beyanname üzerine, tarh ve tahakkuk ettirileceği düzenlenmiştir.

5216 Sayılı Kanun’un büyükşehir belediyelerinin görev, yetki ve sorumluluklarını belirleyen 7’nci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde; büyükşehir belediyelerinin yetki alanında bulunan yol, meydan, bulvar, cadde ve ana yollar belirtilmiş, aynı Kanun’un 23’üncü maddesinde bu alanlar ile bu alanlara cephesi bulunan binalar üzerindeki her türlü ilân ve reklamların vergileri ile asma, tahsis ve bakım ücretlerinin büyükşehir belediyesinin gelirleri arasında olduğu ifade edilmiştir.

Bu kapsamda Kurum tarafından söz konusu alanlar ile belediyeye ait otobüs duraklarında bulunan reklam ünitesi, billboard, köprü alınlığı, CLP, vitrin vb. kent mobilyası yapmak ve söz konusu reklam alanlarını işletmek üzere çeşitli tarihlerde 8 ayrı ihale yapılmış ve söz konusu işler çeşitli firmalara tevdi edilmiştir. Söz konusu yüklenici firmalar da ya bizzat kendileri ya da görevlendirdikleri alt yüklenicileri eliyle mezkûr reklam alanlarında diğer şirketlerin haftalık/aylık reklamlarını yayımlamışlardır.

Ne var ki üçüncü kişilere ait yapılan bu ilan ve reklamlara ait vergiler; mükellef, ilan süresi, haftaya veya 6 aya tamamlama kriteri ve ilan alanı itibariyle tek tek hesaplanıp aylık olarak Kuruma beyan edilmemiş, bunun yerine ihale edilen tüm alan üzerinden sanki yüklenici firma ilan ve reklamın da sahibi gibi tüm yıl tek bir ilan yapılmış gibi beyanname verilmiştir.

Yukarıda detaylı bir şekilde açıklanan 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nda ilan ve reklam işini mutat meslek olarak ifa eden sorumluların beyannameyi nasıl verecekleri anlatılmıştır. Bu kapsamda ilan ve reklam veren üçüncü kişilerin her biri için ilan verme süresi ve bu süreye göre haftalık veya 6 aylık süreye tamamlama kriteri esas alınarak verginin vergi sorumlusu tarafından hesaplanması, hesaplanacak tutarın ilan ve reklam sahibinden tahsil edilerek izleyen ay itibariyle belediyeye beyan edilmesi gerekmektedir. Söz konusu hususun dikkate alınmayarak ihaleyi alan firmanın vergi mükellefi gibi davranması vergi tutarının ve vergi mükellefiyetinin tespitinde hataya sebep olmakta, mevzuata aykırı işlem gerçekleştirilmektedir.

b) Kurumdan İlan ve Reklam Yerlerinin Kurulması ve İşletilmesi İşini Alan Şirketler ile Belediyeye Ait Otobüslerin İç-Dış Reklam İşini Alan Şirkete Vergi İndirimi Yapılması

İdarenin önemli gelir kaynaklarından olan birçok vergi ve harç gibi İlan ve Reklam Vergisi de 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nda düzenlenmiştir. Söz konusu Kanun’un

24.05.2013 tarih ve 6487 sayılı Kanun’la değişik 96’ncı maddesinin (A) fıkrasında Cumhurbaşkanının (önceleri Bakanlar Kurulu) bu Kanun’da en az ve en çok miktarları gösterilen vergi ve harçların tarifelerini belediye grupları itibarıyla tayin ve tespit edeceği hüküm altına alınmıştır.

Aynı fıkraya 6527 sayılı Kanun ile eklenen ikinci paragrafta ise Kanun’un 15’inci maddesinde yer alan maktu ilan ve reklam vergisi tarifesinin Kanun’da belirtilen en alt ve en üst sınırları aşmamak şartıyla mahallin çeşitli semtleri arasındaki sosyal ve ekonomik farklılıklar göz önünde tutularak ilgili belediye meclislerinin önerisi, İçişleri Bakanlığının görüşü ve Hazine ve Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Cumhurbaşkanınca tespit edileceği belirtilmiş, tespit edilen bu tutarların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere bir önceki yıla ilişkin olarak Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre belirlenen yeniden değerleme oranında arttırılacağı ifade edilmiştir.

Bu madde uyarınca 45 seri no.lu Belediye Gelirleri Kanunu Genel Tebliği yayımlanmış, belediyelerin söz konusu tarife tespitleri için yapacakları çalışmalar detaylı bir şekilde anlatılmıştır.

Cumhurbaşkanınca tespit yapılıp tarifeler tamamlanıncaya kadar geçecek sürede harç ve vergilerin nasıl uygulanacağı ise 2464 sayılı Kanun’un Geçici 7’nci maddesinde hüküm altına alınmıştır. Bu maddeye göre mezkûr devrede belediyeler tarafından 2013 yılında uygulanmak üzere belediye meclislerince belirlenmiş olan maktu vergi ve harç tarifelerinin uygulanması gerektiği kanuni bir zorunluluk olarak belirtilmiştir.

Yukarıda detaylı bir şekilde anlatıldığı üzere belediye meclisince önerilip Cumhurbaşkanınca kabul edilecek tarifeler yürürlüğe girinceye kadar 2013 yılında uygulanmak üzere belediye meclisince belirlenen ilan ve reklam vergisi tarifeleri uygulanmak zorundadır. Kanun’da açıkça belirtilmiş, hesap ve uygulanması detaylı olarak açıklanmış bir hususta belediye meclis kararı ile değişiklik yapılması, bazı kişi ve kurumlara her ne sebeple olursa olsun indirim sağlanması mümkün değildir. Zira Anayasa’nın “Vergi Ödevi” başlıklı 73’üncü maddesinde aynen;

“Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Cumhurbaşkanına verilebilir” hükmüne yer verilerek söz konusu yetkinin münhasıran Cumhurbaşkanında olduğu ifade edilmiştir.

İlan ve Reklam Vergisi tahakkukları üzerinde yapılan incelemelerde; çeşitli tarihlerde belediye meclis kararları alınarak Kurumdan ilan ve reklam yerlerinin kurulması ve işletilmesi işini alan şirketler ile Belediyeye ait otobüslerin iç-dış reklam işini alan şirket için 2464 sayılı Kanun’un amir hükmü gereği uygulanması gereken 2013 yılı tarifeleri yerine daha düşük tutarlı tarifeler belirlendiği tespit edilmiştir.

2013 yılı tarifesinde ışıklı veya projeksiyonlu ilan ve reklamlardan; 5216 sayılı Kanun ile bağlanan ilçe belediyeleri sınırlarında olanlar için 40,00 TL/m2, metropol caddeler için 70,00 TL/m2, metropol bulvarlar için 140 TL/m2 tarife belirlenmiş olmasına rağmen Belediye Meclisinin 14.08.2015 tarih ve 1632 ve 1633 sayılı Kararları ile köprü, alt-üst geçit alınlıkları, Bilboard, Kuleboard, Megalight, Raket, Otobüs Durakları ve benzeri yerlerde yüklenici firmalar tarafından yapılan ilan ve reklamlar için ilan ve reklam vergisi tutarı 30 TL/m2 olarak belirlenmiş, bu şekilde Kanun’un uygulanmasını emrettiği tarifelerde bazı şirketler için mevzuata aykırı olarak indirime gidilmiştir.

Benzer şekilde 2013 yılı tarifesinde motorlu taşıt araçlarının içine veya dışına konulan ilan ve reklamlar için 40 TL/m2 tarife tutarı belirlenmiş olmasına rağmen Belediye Meclisinin 16.08.2012 tarih ve 1329 sayılı Kararı ile belediye tarafından kiraya verilen veya verilecek olan motorlu araçlar (otobüsler) ile bu araçlar üzerine asılan veya yapıştırılan reklamlarla ilgili 10,00 TL/m2 tarife tutarı belirlenmiş, aynı Karar’da söz konusu tutarın her sene ÜFE oranında artış yapılarak güncelleneceği hükme bağlanmıştır. Bu kapsamda yapılan güncellemeler sonucunda 2019 yılında uygulanan tarifenin 19,75 TL/m2 olduğu, bu tutarın dahi Kanunen uygulanması gereken tutarın çok altında olduğu tespit edilmiştir.

Yukarıda da belirtildiği üzere kanunlarda belirlenen vergi ve harçlarda kanunlarda belirtilen sınırlar dâhilinde indirim yapabilme yetkisi Anayasa ile münhasıran Cumhurbaşkanına verilmiştir. 2464 sayılı Kanun’da yer alan amir hüküm gereğince 2013 yılında Belediye Meclisince belirlenmiş tarifenin uygulanması zorunlu tutulmuşken hangi sebeple olursa olsun bazı şirketlere bu tutarlar yerine daha düşük tutarlı tarife uygulanması mümkün değildir. Söz konusu husus hukuka aykırı olduğu gibi aynı zamanda açık bir yetki gaspıdır. Bu nedenle söz konusu hatalı uygulamadan derhal vazgeçilmesi ve geçmişe dönük zamanaşımına uğramayan tutarlar için tahakkuk kayıtlarının yapılması önem arz etmektedir.


İlan ve Reklam Vergisi Mükellefi Bazı İşletmeler İçin İlan ve Reklam Vergisi Tahakkuklarının Yapılmaması

Belediye sınırları içerisinde bulunan bazı ilan ve reklam vergisi mükelleflerinin ilan ve reklam vergisi tahakkuk kayıtlarının olmadığı, bazı mükelleflerin ise eksik beyanda

bulunduğu, bu nedenle idarenin gelir kaybına uğradığı belirlenmiştir.

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’na göre belediye ve mücavir alan sınırları içinde yapılan her türlü ilan ve reklamın İlan ve reklam vergisine tabi olduğunu belirtmiştir. İlan ve reklam vergisinin mükellefi ise ilan ve reklamı kendi adına yapan veya yaptıran gerçek veya tüzel kişilerdir.  

Kanun’un “Tarife ve Nispet” başlıklı 15’inci maddesinde dükkân, ticari ve sınai müessese ve serbest meslek erbabınca çeşitli yerlere asılan ve takılan her çeşit levha, yazı ve resim gibi tüm sabit ilan ve reklamların beher metrekaresinden yıllık vergi alınması gerektiği ifade edilmiştir. Aynı Kanun’un 16’ncı maddesinde ise; ilan ve reklam işinin mükellefçe yapılması halinde ilan veya reklam işinin yapılmasından önce mükellef tarafından verilecek beyanname üzerine, tarh ve tahakkuk ettirileceği ve belediye meclislerince alınacak karar üzerine iki eşit taksitte ödenebileceği hüküm altına alınmıştır.

Mali Hizmetler Müdürlüğünden alınan ilan ve reklam vergisi mükellef listesi ile Bartın Vergi Dairesi Başkanlığından alınan iş yerleri mükellef listesi karşılaştırıldığında 1201 adet iş yeri için ilan ve reklam vergisi tahakkuk ve tahsilatının yapılmadığı tespit edilmiştir.

Vergi Dairesi nezdinde kayıtlı mükellefler ile ilan ve reklam vergisi mükellefleri karşılaştırmasında birebir eşleşme beklenemeyecek olsa da idare nezdinde ilan ve reklam vergisi mükellefi olarak tahakkuk yapılmamış işyeri sayısının yüksekliği, verginin tahakkuku, takibi ve tahsili konusunda yönetim süreçlerinde kontrol eksikleri bulunduğunu göstermektedir. Uygulama Belediyenin bu kaynaktan sağlaması gereken gelirden mahrum kalmasına ve 600 Gelirler Hesabı ile 800 Bütçe Gelirleri Hesabının olması gerekenden düşük görünmesine neden olmaktadır.

İlan ve reklam vergisi mükellefleri ile ilgili tespit edilen eksikler için gerekli çalışmaların başlatıldığı belirtilmiş olmakla birlikte eksiklikler henüz tamamlanmamıştır.


İlan ve Reklam Vergisi Beyannamesi Vermeyen Mükelleflere Ceza Uygulanmaması

İdare tarafından vergi kanunlarında belirtilen hükümlere aykırı hareket edenlere, Vergi Usul Kanunu’nda yer verilen usulsüzlük ve vergi ziyaı cezasına ilişkin müeyyidelerinin tatbik edilmediği görülmüştür.

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun “Usul hükümleri” başlıklı 98’inci maddesinde; 

“Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanuna göre alınacak vergi, harç ve katılma payları hakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve bunların ek ve tadilleri hükümleri uygulanır.” Hükmü yer almaktadır.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Cezalar” başlıklı 331’inci maddesinde; 

“Vergi kanunları hükümlerine aykırı hareket edenler, bu kitapta yazılı vergi cezaları

(vergi ziyaı cezası  ve usulsüzlük cezaları) ve diğer cezalar ile cezalandırılırlar.” Denilmektedir.

213 sayılı Kanun’un “Vergi ziyaı” başlıklı 341’inci maddesinde, vergi ziyaı, mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi neticesinde verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesi veya eksik tahakkuk ettirilmesi olarak hüküm altına alınmış olup Kanun’un “Vergi ziyaı cezası” başlıklı 344’üncü maddesinde mükellef veya sorumlu hakkında ziyaa uğratılan verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesileceği ifade edilmiştir.

Mezkûr Kanun’un “Usulsüzlüğün tarifi” başlıklı 351’inci maddesinde usulsüzlük, vergi kanunlarının şekline ve usulüne ilişkin hükümlere riayet edilmemesi olarak tanımlanmış olup Kanun’un “Usulsüzlük dereceleri ve cezaları” başlıklı 352’nci maddesinde, vergi ve harç beyannamelerinin süresinde verilmemiş olması halinde birinci derece usulsüzlük cezası kesileceği belirtilmiştir.

Öte yandan 213 sayılı Kanun’un “Muhtelif cezayı istilzam etmesi” başlıklı 336’ncı maddesinin 1’inci fıkrasında ise cezayı istilzam eden tek bir fiil ile vergi ziyaı ve usulsüzlük birlikte işlenmiş olursa bunlara ait cezalardan sadece miktar itibarıyla en ağırının kesileceği ifade edilmiştir.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca mükellef veya sorumluların, 2464

sayılı Kanun kapsamında bulunan vergi ve harçlara ilişkin beyannamelerini süresi içinde vermemiş olması halinde vergilendirme ile ilgili ödevlerin zamanında yerine getirilmemesi halinin vuku bulacağı, söz konusu hallerin de verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesine sebebiyet vereceği değerlendirilmektedir. Bu suretle ilgililer hakkında 213 sayılı Kanun’da belirtilen vergi ziyaı ve usulsüzlük cezalarının Kanun’un “Muhtelif cezayı istilzam etmesi” hükmü nazara alınarak uygulanması gerekmektedir.

Yapılan incelemede 2464 sayılı Kanun’un “Verginin tarhı ve ödenmesi” başlıklı 16’ncı maddesinde hüküm altına alınan sürelerde mükellef veya sorumlular tarafından verilmesi gereken ilan ve reklam vergisine ilişkin beyannamelerin anılan sürelerde verilmediği, zabıta denetimleri sırasında beyanname vermediği tespit edilen mükelleflere tespit anında beyanname imzalatıldığı ancak herhangi bir cezai müeyyide uygulanmadığı görülmüştür. İlgililere 213 sayılı Kanun’da yer verilen vergi ziyaı cezası ve usulsüzlük cezaları uygulanmamıştır.

Bu itibarla idare tarafından ilan ve reklâm vergisinin tahakkukuna ilişkin esas ve usullere riayet etmeyen mükellefler nezdinde vergi ziyaı ve usulsüzlük cezalarının uygulanmaması idare gelirlerini olumsuz etkilemekle birlikte mevzuata aykırılık teşkil ettiği değerlendirilmektedir.


Binalara Asılan İlanlarla İlgili İlan ve Reklam Vergisi Tahakkuku Yapılmaması

Belediye sınırları içinde binaların cephe ve yanlarına asılan bez veya sair maddeler vasıtasıyla yapılan ilan ve reklamlarla ilgili gerekli işlemin yapılmadığı görülmüştür. 

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 12’nci maddesinde, belediye sınırları ile mücavir alanları içinde yapılan her türlü ilan ve reklamın İlan ve Reklam Vergisine tabi olduğu, 13’üncü maddesinde İlan ve Reklam Vergisinin mükellefinin ilan ve reklamı kendi adına yapan veya yaptıran gerçek veya tüzelkişiler olduğu, 15’inci maddenin üçüncü sırasında cadde, sokak ve yaya kaldırımları üzerine gerilen, binaların cephe ve yanlarına asılan bez veya sair maddeler vasıtasıyla yapılan geçici mahiyetteki ilân ve reklamların metrekaresinden haftalık olarak en az 2 ve en çok 10 TL olmak üzere belirlenen tutarda vergi alınacağı hüküm altına alınmıştır. Bu kapsamda, gerçek veya tüzel kişilerce Belediye sınırları içinde binaların cephe ve yanlarına asılan bez veya sair maddeler vasıtasıyla yapılan ilan ve reklamlar İlan ve Reklam Vergisine tabi olmaktadır. Binaların cephe ve yanlarına asılan bez veya sair maddeler vasıtasıyla yapılan ilan ve reklamlarla ilgili her hangi bir işlem yapılmamaktadır. 

2464 sayılı Kanun’un 16’ncı maddesinde vergiye tabi ilan ve reklamlarda, beyan edilecek süre ve tarife belirlenmiş ve Kanun’un 98’inci maddesinde de, bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanuna göre alınacak vergi, harç ve katılma payları hakkında 213 sayılı ile 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. İlan ve reklam vergisi beyannamesinin süresinde verilmemesinin Vergi Usul Kanunu’nun

352/1 inci maddesi uyarınca birinci derece usulsüzlük cezası fiilini oluşturduğu, aynı Kanun’un 336’ncı maddesinin birinci fıkrasında da cezayı istilzam eden tek bir fiil ile vergi ziyaı ve usulsüzlük birlikte işlenmiş olursa bunlara ait cezalardan sadece miktar itibarıyla en ağırının kesileceği belirtilmiştir. İlan ve reklam vergisi beyannamelerinin süreler geçtikten sonra verilmesi halinde kesilecek birinci derece usulsüzlük cezası ile vergi ziyaı cezasının karşılaştırılarak miktar itibarıyla fazla olan cezanın kesilmesi gerekmektedir.

Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri çerçevesinde binaların cephe ve yanlarına asılan bez veya sair maddeler vasıtasıyla yapılan geçici mahiyetteki ilân ve reklamların metrekaresinden haftalık olarak ilan ve reklam vergisi alınması ile ilgili gerekli işlemin ve 213 sayılı Kanun’un ilgili hükümlerinin uygulanması gerekir.


El İlanlarıyla İlgili İlan ve Reklam Vergisi Tahakkuku Yapılmaması

Belediye sınırları içinde el ile dağıtılan reklamlarla ilgili gerekli işlemin yapılmadığı görülmüştür. 

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 12’nci maddesinde, belediye sınırları ile mücavir alanları içinde yapılan her türlü ilan ve reklamın İlan ve Reklam Vergisine tabi olduğu, 13’üncü maddesinde İlan ve Reklam Vergisinin mükellefinin ilan ve reklamı kendi adına yapan veya yaptıran gerçek veya tüzelkişiler olduğu, 15’inci maddenin beşinci sırasında ilân ve reklam amacıyla dağıtılan broşür, katalog, duvar ve cep takvimleri, biblolar veya benzerlerinin her biri için en az 0,01 ve en çok 0,25TL olmak üzere belirlenen tutarda vergi alınacağı hüküm altına alınmıştır. Bu kapsamda, gerçek veya tüzel kişilerce Belediye sınırları içinde el ile dağıtılan ilan ve reklamlar İlan ve Reklam Vergisine tabi olmaktadır. Dağıtımı yapılan el ilanlarına ilişkin verginin matrahına ulaşmak için, ilanı kendi adına yapan veya yaptıran gerçek veya tüzelkişilerden âdeti de içerecek şekilde beyan alınmalıdır. 

2464 sayılı Kanun’un 16’ncı maddesinde vergiye tabi ilan ve reklamlarda, beyan edilecek süre ve tarife belirlenmiş ve Kanun’un 98’inci maddesinde de, bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanuna göre alınacak vergi, harç ve katılma payları hakkında 213 sayılı ile 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. İlan ve reklam vergisi beyannamesinin süresinde verilmemesinin Vergi Usul Kanunu’nun

352/1 inci maddesi uyarınca birinci derece usulsüzlük cezası fiilini oluşturduğu, aynı Kanun’un 336’ncı maddesinin birinci fıkrasında da cezayı istilzam eden tek bir fiil ile vergi ziyaı ve usulsüzlük birlikte işlenmiş olursa bunlara ait cezalardan sadece miktar itibarıyla en ağırının kesileceği belirtilmiştir. İlan ve reklam vergisi beyannamelerinin süreler geçtikten sonra verilmesi halinde kesilecek birinci derece usulsüzlük cezası ile vergi ziyaı cezasının karşılaştırılarak miktar itibarıyla fazla olan cezanın kesilmesi gerekmektedir.

2464 sayılı Kanuna göre el ile dağıtılan ilan ve reklamlarla ilgili gerekli tespitler yapılarak bastırılıp dağıtılan miktara göre ilan ve reklam vergisinin alınması ile ilgili gerekli işlemin ve 213 sayılı Kanun’un ilgili hükümlerinin uygulanması gerekir.


Tanıtıcı Levhalarda Yer Alan İlan ve Reklamlarla İlgili İlan ve Reklam Vergisi Tahakkuk/Tahsilatının Yapılmaması

Belediyenin kiraya verdiği levhalara asılan (billboard) ilan ve reklamlardan ilân ve reklam vergisinin alınmadığı görülmüştür. 

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 12’nci maddesinde, belediye sınırları ile mücavir alanları içinde yapılan her türlü ilan ve reklamın İlan ve Reklam Vergisine tabi olduğu, 13’üncü maddesinde İlan ve Reklam Vergisinin mükellefinin ilan ve reklamı kendi adına yapan veya yaptıran gerçek veya tüzelkişiler olduğu,  15’inci maddenin dördüncü sırasında ışıklı veya projeksiyonlu ilân ve reklamlardan her metrekare için yıllık olarak: en az 30 ve en çok 150 TL olmak üzere belirlenen tutarda vergi alınacağı, 15’inci maddenin altıncı sırasında mahiyeti ne olursa olsun yapıştırılacak çeşitli afişler ve benzerlerinin beherinin metrekaresinden en az 0,02 ve en çok 0,50 TL olmak üzere belirlenen tutarda vergi alınacağı, 16’ncı maddesinde vergiye tabi ilan ve reklamlarda, ilan ve reklam işinin mükellefçe yapılması halinde ilan veya reklam işinin yapılmasından önce mükellef tarafından, ilan ve reklam işinin bu işi mutad meslek olarak ifa edenler tarafından yapılması halinde ilan ve reklam işini yapanlarca ilan veya reklamın yapıldığı ayı takip eden ayın 20’nci günü akşamına kadar verilecek beyanname üzerine tarh ve tahakkuk ettirileceği hüküm altına alınmıştır. 

Bitlis Belediyesince muhtelif adreslerde bulunan 54 adet ilan ve reklamların asıldığı ilan tahtalarının (billboardlar) kullanım hakkı 26.07.2012 tarihinde 10 yıllığına bir firmaya ihale edilmiş ve 14.08.2012 tarihinde sözleşme imzalanmıştır. 54 adet billboardların toplam alanı 378m2’dir. İhale edilen iş billboardların 10 yıllığına kiralanmasıdır. Sözleşmenin 4’üncü maddesinin (a) fıkrasında, “Yüklenici ilan reklam vergisi 5393 sayılı Belediyeler Kanunu’nun, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu, reklam Tabela Yönetmeliği ile diğer sair mevzuata hükümlerine bağlı kalacaktır.” denilmiştir.  Aynı hüküm Bilboardların (İlan Tahtasının ) Kiraya Verilmesine İlişkin Teknik Şartname’nin 4’üncü maddesinin (a) fıkrasında da yer almıştır.

2464 sayılı Kanun’un 16’ ncı maddesinde vergiye tabi ilan ve reklamlarda, ilan ve reklam işinin mükellefçe yapılması halinde ilan veya reklam işinin yapılmasından önce mükellefler tarafından, ilan ve reklam işinin bu işi mutad meslek olarak ifa edenler tarafından yapılması halinde ilan ve reklam işini yapanlarca ilan veya reklamın yapıldığı ayı takip eden ayın 20’nci günü akşamına kadar verilecek beyanname üzerine tarh ve tahakkuk ettirileceği, beyannamelerin vergi tarifesinin 1, 2, 3, 4, 5 ve 6’ ncı bentlerinde yazılı ilan ve reklamlarda bunların yayınlandığı, dağıtıldığı veya teşhir edildiği mahallin belediyesine verileceği, ilan ve reklam vergisinin beyanname verme süresi içinde ödeneceği, ancak belediye meclislerinin vergi tarifesinin 1, 2 ve 4’ üncü bentlerinde yazılı yıllık ilan ve reklamlara ait vergileri, yılı içinde, iki eşit taksitte almaya yetkili oldukları, ilan ve reklam vergisinin ödendiğinin belgelendirilmesi yönünde ilgili belediyelerin gerekli usulleri ihdas edebileceği  hükme bağlanmıştır. Aynı Kanun’un 98’inci maddesinde de, bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanuna göre alınacak vergi, harç ve katılma payları hakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve bunların ek ve tadilleri hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

 213 sayılı Kanun’un 352’nci maddesinde, vergi ve harç beyannamelerinin süresinde verilmemiş olması durumunda birinci derece usulsüzlük cezasının kesileceği, 341’inci maddesinde, vergi ziyaının, mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesi veya eksik tahakkuk ettirilmesini ifade ettiği, 344’üncü maddesinde

341’inci maddede yazılı hallerde vergi ziyaına sebebiyet verildiği takdirde, mükellef veya sorumlu hakkında ziyaa uğratılan verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesileceği, 336’ncı maddesinin birinci fıkrasında ise cezayı istilzam eden tek bir fiil ile vergi ziyaı ve usulsüzlük birlikte işlenmiş olursa bunlara ait cezalardan sadece miktar itibarıyla en ağırının kesileceği hüküm altına alınmıştır.

 İlan ve reklam vergisi beyannamesinin süresinde verilmemesi Vergi Usul Kanunu’nun 352/1 inci maddesi uyarınca birinci derece usulsüzlük cezası fiilini oluşturmaktadır. Aynı Kanun’un 336’ncı maddesinin birinci fıkrasında da cezayı istilzam eden tek bir fiil ile vergi ziyaı ve usulsüzlük birlikte işlenmiş olursa bunlara ait cezalardan sadece miktar itibarıyla en ağırının kesilmesi öngörülmüştür. İlan ve reklam işinin mükellefler tarafından yapılması halinde ilan veya reklamın yapılmasından önce mükellef tarafından, ilan ve reklam işini mutad meslek olarak ifa edenler tarafından yapılması halinde ise ilan ve reklam işini yapanlarca ilan veya reklamın yapıldığı ayı takip eden ayın 20’nci günü akşamına kadar verilecek beyanname üzerine tarh ve tahakkuk ettirilmesi gerekmektedir. Öte yandan, süreklilik arz eden ilan ve reklamlar için ayrıca yeniden beyanname verilmeksizin (değişiklik beyanları hariç) ilan ve reklam vergisi beyannamesinin her yılın Ocak ayı itibarıyla tarh ve tahakkuk ettirilmesi ve bu süre içerisinde de ödenmesi gerekmektedir. Bu itibarla, ilan ve reklam vergisi beyannamelerinin yukarıda yer verilen süreler geçtikten sonra verilmesi halinde kesilecek birinci derece usulsüzlük cezası ile vergi ziyaı cezasının karşılaştırılarak miktar itibarıyla fazla olan cezanın kesilmesi gerekmektedir.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Malî hizmetler birimi” başlıklı 60’ncı maddesinin (e) fıkrasında, ilgili mevzuatı çerçevesinde idare gelirlerini tahakkuk ettirmek, gelir ve alacaklarının takip ve tahsil işlemlerini yürütmek ve (k) fıkrasında ise malî kanunlarla ilgili diğer mevzuatın uygulanması konusunda üst yöneticiye ve harcama yetkililerine gerekli bilgileri sağlamak ve danışmanlık yapmanın malî hizmetler birimi tarafından yürütüleceği belirtilmiştir.

Bilboardlarda yer alan ilanların ilan ve reklam vergisi ihale edildiği tarihten bu güne kadar alınmamıştır. Bu işte görevli ve yetkili olanlar görevlerinin gereğini yapmayarak gelir kaybına neden olmuşlardır. 

Kamu İdaresi tarafından, firmadan kiralama ücreti alındığı, ilan reklam vergisinin alınması için yıllık olarak süreklilik arz etmesi gerektiği, ilan tahtalarının bir kısmına yılı içinde hiç ilan asılmadığı veya birkaçına asıldığı ve toplamda en fazla ilan tahtasına asılan ilanların kış şartları da dahil edildiğinde üç, dört ayı geçmediği,  tarifelerin hiç birinde anılan ilan tahtalarına yönelik bir tarife bulunmadığı ifade edilmiştir.

İdare tarafından tarife bulunmadığı belirtilmiş ise de, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 15’inci maddenin dördüncü sırasında ışıklı veya projeksiyonlu ilân ve reklamlardan her metrekare için yıllık olarak: en az 30 TL ve en çok 150 TL olmak üzere belirlenen tutarda, altıncı sırasında mahiyeti ne olursa olsun yapıştırılacak çeşitli afişler ve benzerlerinin beherinin metrekaresinden en az 0,02 TL ve en çok 0,50 TL olmak üzere belirlenen tutarda vergi alınacağı belirtilmiştir. Dolayısıyla ilan ve reklamların asıldığı bilbordların özelliğine göre dört veya altıncı sırasına göre vergi tahakkuk ettirilmelidir. Yine 15’inci maddede vergi tarifesinin uygulanmasında uyulacak esaslar belirlendiği için buna göre işlem yapılmalıdır. Gelir İdaresi Başkanlığının 2015 yılındaki bir özelgesinde, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 15’inci maddenin dördüncü ve altıncı sırasında bahsedilerek buna göre, açık hava reklam araçlarından olan ve üstten aydınlatması bulunan billboardlarda yer alan ilan ve reklamlar ışıklı veya projeksiyonlu ilan ve reklamlardan sayılacağından, anılan Kanunun 15’inci maddesinin birinci fıkrasının dört numaralı bendine göre vergilendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Bilboardlarda yapılan ilanlarla ilgili ihale edildiği tarihten bu güne kadar alınmayan ilan ve reklam vergisinin alınması ile süresinde beyanda bulunmayanlarla ilgili Vergi Usul Kanunu ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil usulü Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanması ve görevini yapmayan kamu görevlileri ile ilgili gerekli sürecin işletilmesi sağlanmalıdır.


BÖLÜM 4: EĞLENCE VERGİSİ


Eğlence Hizmeti Sunan Yerlere Eğlence Vergisi Tahakkukunun Yapılmaması

Belediye sınırları ile mücavir alan sınırları içerisinde yer alıp eğlence hizmeti sunan otellere ve alış-veriş merkezine (Bilardo Salonu-Oyun Salonu-Play Station Kafe) eğlence vergisi tahakkuk ettirilmediği tespit edilmiştir. 

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 17’nci maddesiyle belediye ve mücavir alan sınırları içindeki eğlence faaliyetleri eğlence vergisinin konusu kapsamına alınmıştır. 

Anılan Kanun’un 21’inci maddesinde, eğlence vergisinin konusuna giren faaliyetler sayılmış, anılan Kanun’un 20/3’üncü maddesinde, biletle girilmesi zorunlu olmayan bilardo salonu, oyun salonu, play-station cafe ve masa futbolu salonları gibi eğlence yerlerinde işin mahiyetine göre çalışılan her gün için, belediye meclislerince takdir edilecek miktarda eğlence vergisi ödeneceği hükme bağlanmıştır. 

Kanun’un eğlence vergisini düzenleyen 17’nci maddesinde; 21’inci maddede belirtilen ve belediye sınırları ile mücavir alanlar içinde yer alan eğlence hizmeti sunan otellerin faaliyetlerinin eğlence vergisine tabi olacağı ve verginin mükellefinin, eğlence yerlerini işleten gerçek veya tüzel kişiler olduğu belirtilmiştir. 

Bu itibarla; Kurum Mali Hizmetler Müdürlüğünden alınan verilerde, otel içinde ve alışveriş merkezinde bilardo salonu, oyun salonu, play-station cafe ve masa futbolu hizmeti veren

47 adet işletmeye eğlence vergisi tahakkukunun yapılmamış olması yukarıda anılan hükümlere aykırılık teşkil etmektedir. 

Bulgu konusu tespite ilişkin hataların giderilmeye başlanıldığı belirtilmiş olmakla birlikte eğlence vergisinin eksik tahakkuk ve tahsil edilmesi hususunun düzeltilip düzeltilmediğine ilişkin değerlendirme sonraki denetimlerde dikkate alınacaktır.


Büyükşehir Belediyesince Aktarılması Gereken Eğlence Vergisinin Takip Ve Tahsilatının Sağlanmaması

2464 sayılı Kanun’un 18’inci maddesi uyarınca eğlence vergisinin mükellefi olan Türkiye Jokey Kulübü tarafından Adana Büyükşehir Belediyesine aktarılan paylardan, Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından Seyhan Belediyesi’ne aktarılması gereken eğlence vergisinin aktarılmadığı, Belediyenin de söz konusu gelirin takip ve tahsili bağlamında gerekli girişimlerde bulunmadığı görülmüştür.

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun;

21’inci maddesinde, belediye sınırları ile mücavir alanlar içinde yer alan eğlence işletmelerinin faaliyetleri Eğlence Vergisine tabi olduğu,

18’inci maddesinde, verginin mükellefinin, eğlence yerlerini işleten gerçek veya tüzelkişiler olduğu,

20’nci maddesinin 1 ve 2’nci bentlerinde matrahın, biletle girilen yerlerde Eğlence Vergisi hariç olmak üzere bilet bedeli olarak sağlanan gayri safi hasılat olduğu (bilet bedeli dışında bağış veya başka adlar altında alınan paralar dâhil), müşterek bahislerde ise, iştirakçilerden tahsil edilen tutardan Katma Değer Vergisi düşüldükten sonra kalan tutar olduğu,

21’inci maddesinde, biletle girilen yerlerden olan at yarışlarında %10 ve müşterek bahislerden ise %5 olduğu, hüküm altına alınmıştır.

2464 sayılı Kanun’un 22’nci maddesinin (2) numaralı bendinde ise müşterek bahislerde her aya ait verginin, o ayı takip eden ayın 20 nci günü akşamına kadar ilgili belediyeye bir beyanname ile bildirilmesi ve aynı sürede ödenmesi gerektiği belirtilmiştir.

5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu’nun 23’üncü maddesinin (c ) bendinde;

“2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununda yer alan oran ve esaslara göre büyükşehir belediyesince tahsil olunacak at yarışları dâhil müşterek bahislerden elde edilen Eğlence Vergisinin %20’si müşterek bahislere konu olan yarışların yapıldığı yerin belediyesine, %30’u nüfuslarına göre dağıtılmak üzere diğer ilçe belediyelerine ayrıldıktan sonra kalan %50’si” Büyükşehir belediyesinin gelirleri arasında sayılmıştır.

Anılan mevzuat hükmünden anlaşılacağı üzere, at yarışları dâhil müşterek bahisler nedeniyle doğacak Eğlence Vergisi’nin Türkiye Jokey Kulübünden Adana Büyükşehir Belediyesince tahsil edilmesi ve 5216 sayılı Kanun’un 23’üncü madde esaslarına göre müşterek bahislere konu olan yarışların yapıldığı yerin belediyesi olan Seyhan Belediyesine Eğlence Vergisinin %20’sinin dağıtılması gerekmektedir.

Yapılan inceleme sonucunda, 2006-2019 yılları arasında Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından Kuruma 32.062.334,87 TL tutarında eğlence vergisi ödemesi yapıldığı görülmüştür.

Ancak Adana Büyükşehir Belediyesinden alınan verilerde, 2006-2019 tarihi itibariyle Kuruma aktarılması gereken eğlence vergisi tutarının 57.462.630,95 TL olduğu, bu çerçevede tahakkuk ve tahsilatı gerçekleşmeyen eğlence vergisi tutarının 25.400.296,08 TL olduğu tespit edilmiştir.

İleride doğabilecek olası kurum zararlarının önlenmesi açısından idare tarafından başlatıldığı bildirilen işlemlerin tamamlanması gerekmektedir.

Söz konusu durum, Belediyenin 25.400.296,08 TL gelir kaybına sebep olmaktadır.

Tablo 5: 2006-2019 yılları arası Türkiye Jokey Kulübünce Aktarılan Eğlence Vergisi Payları

Yıl Türkiye Jokey

Kulübünden

Yapılan Ödemeler

Büyükşehir Belediyesi Payı (%50)  

Seyhan Belediyesi

Payı (%20)

Seyhan Belediyesine

Ödenen

2006 8.440.879,50 4.220.439,75  

1.688.175,90

0,00
2007 10.373.372,46 5.186.686,23                    2.074.674,49 0,00
2008 12.513.272,71 6.256.636,36                    2.502.654,54 69.956,87
2009 11.562.250,57 5.781.125,29                    2.312.450,11 23.977,62
2010 10.894.203,67 5.447.101,84                    2.178.840,73 1.248.669,45
2011 11.042.865,41 5.521.432,71                    2.208.573,08 1.929.628,51
2012 14.826.186,27 7.413.093,14                    2.965.237,25 1.201.462,07
2013 23.265.911,93 11.632.955,97                    4.653.182,39 2.352.180,07
2014 29.810.976,32 14.905.488,16                    5.962.195,26 4.871.897,42
2015 30.764.564,37 15.382.282,19                    6.152.912,87 5.385.620,69
2016 31.833.696,24 15.916.848,12                    6.366.739,25 4.451.715,22
2017 25.149.547,59 12.574.773,80                    5.029.909,52 3.811.055,50
2018 29.754.250,45 14.877.125,23                    5.950.850,09 4.204.612,11
2019 37.081.177,24 18.540.588,62                    7.416.235,45 2.511.559,34
TOPLAM 287.313.154,73 143.656.577,37                  57.462.630,95 32.062.334,87

Eğlence Vergisi Paylarının İlgili İlçe Belediyelerine Aktarılmaması

 Büyükşehir Belediyesi tarafından ilçe belediyelerine aktarılması gereken eğlence vergisi paylarının, ilçe belediyeleri tarafından İdareye gönderilmesi gereken çevre temizlik vergisi paylarıyla mahsup edildiği, mahsup sonrası kalan eğlence vergisi tutarlarının ise ilçe belediyelerine gönderilmediği tespit edilmiştir. 

 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun ‘Büyükşehir belediyesinin gelirleri’ başlıklı 23’üncü maddesinde; at yarışı müşterek bahisleri dolayısı ile Büyükşehir Belediyelerince tahsil edilen eğlence vergisinin %20’sinin yarışların yapıldığı yerin ilçe belediyesine, %30’unun ise nüfuslarına göre dağıtılmak üzere diğer ilçe belediyelerine aktarılacağı hüküm altına alınmıştır.  Mezkur maddenin son fıkrasında, büyükşehir belediyeleri ile ilçe belediyelerinin; tahsil ettikleri vergilerden, birbirlerine ödemeleri gereken payları zamanında yatırmadıkları takdirde, ilgili belediyenin talebi üzerine söz konusu tutarın, İller Bankası tarafından, yükümlü belediyenin genel bütçe vergi gelirleri payından kesilerek alacaklı belediyenin hesabına aktarılacağı belirtilmiş ve bu tür bir gecikmeden kaynaklanacak faiz ve benzeri her türlü zararın tazmininden, ilgili belediye başkanı ve muhasebe yetkilisi şahsen sorumlu tutulmuştur.

 Aşağıdaki tabloda da görüleceği üzere söz konusu payların ilgili belediyelere aktarımlarının yapılmadığı, bu durumda faiz ve benzeri mali yükümlülüklerle karşılaşılabileceği tespit edilmiştir. Tabloda yer alan ilk 16 sıradaki ilçe belediyesinin, büyükşehir belediyesinden olan eğlence vergisi paylarının 2019 yılı boyunca sürekli artış gösterdiği, diğer 9 ilçe belediyesinin alacaklarında ise çeşitli mahsuplaşma işlemleri neticesinde kısmi bir azalma olduğu görülmüştür.

Tablo 9: İlçe Belediyelerine Aktarılması Gereken Eğlence Vergisi Payları

Sıra No İlçe Adı Aktarılması Gereken Toplam Tutar (TL)
1 Akyurt Belediyesi 98.295,63
2 Altındağ Belediyesi 2.172.175,25
3 Ayaş Belediyesi 117.731,79
4 Bala Belediyesi 156.038,36
5 Beypazarı Belediyesi 310.928,60
6 Çamlıdere Belediyesi 75.959,11
7 Çankaya Belediyesi 2.398.196,41
8 Çubuk Belediyesi 277.154,24
9 Etimesgut Belediyesi 4.063.332,43
10 Evren Belediyesi 19.695,87
11 Gölbaşı Belediyesi 419.832,27
12 Güdül Belediyesi 74.490,48
13 Haymana Belediyesi 188.276,92
14 Kazan Belediyesi 51.674,75
15 Keçiören Belediyesi 10.627.434,24
16 Kızılcahamam Belediyesi 138.061,53
17 Elmadağ Belediyesi 42.268,11
18 Kalecik Belediyesi 9.059,97
19 Mamak Belediyesi 660.869,71
20 Nallıhan Belediyesi 22.128,22
21 Polatlı Belediyesi 116.162,90
22 Pursaklar Belediyesi 122.949,84
23 Sincan Belediyesi 400.598,67
24 Şereflikoçhisar Belediyesi 36.101,27
25 Yenimahalle Belediyesi 11.412.022,62
  Toplam 34.011.439,19

Sonuç olarak Büyükşehir Belediyesinin faiz ve benzeri yükümlülüklerle karşılaşmaması için ilgili vergi paylarını zamanında göndermesi gerekmektedir.


Maktu Alınan Eğlence Vergisinde Mevzuatta Belirtilen Usul ve Esaslara Uyulmaması

Kurum gelir hesapları ve tarife cetvellerinde yapılan incelemeler neticesinde; biletle girilmesi zorunlu olmayan eğlence yerlerinden maktu olarak alınan eğlence vergisinin mevzuatta öngörülen tutarın üzerinde belirlendiği tespit edilmiştir.

İdarenin önemli gelir kaynaklarından olan birçok vergi ve harç 2464 sayılı Belediye

Gelirleri Kanunu’nda düzenlenmiştir. Söz konusu Kanun’un 96’ncı maddesinin (A) fıkrasında Cumhurbaşkanının bu Kanun’da en az ve en çok miktarları gösterilen vergi ve harçların tarifelerini belediye grupları itibarıyla tayin ve tespit edeceği hüküm altına alınmıştır.

Aynı fıkraya 6527 sayılı Kanun ile eklenen ikinci paragrafta ise Kanun’un 21’inci maddesinin birinci fıkrasının (III) numaralı bendinde (eğlence vergisi) yer alan maktu vergi ve harç tarifesinin Kanun’da belirtilen en alt ve en üst sınırları aşmamak şartıyla mahallin çeşitli semtleri arasındaki sosyal ve ekonomik farklılıklar göz önünde tutularak ilgili belediye meclislerinin önerisi, İçişleri Bakanlığının görüşü ve Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Cumhurbaşkanınca tespit edileceği belirtilmiş, tespit edilen bu tutarın, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere bir önceki yıla ilişkin olarak Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre belirlenen yeniden değerleme oranında arttırılacağı ifade edilmiştir.

Bu madde uyarınca 45 seri no.lu Belediye Gelirleri Kanunu Genel Tebliği yayımlanmış, belediyelerin söz konusu tarife tespitleri için yapacakları çalışmalar detaylı bir şekilde anlatılmıştır.

Cumhurbaşkanınca tespit yapılıp tarifeler tamamlanıncaya kadar geçecek sürede harç ve vergilerin nasıl uygulanacağı ise 2464 sayılı Kanun’un Geçici 7’nci maddesinde hüküm altına alınmıştır. Bu maddeye göre mezkûr devrede belediyeler tarafından 2013 yılında uygulanmak üzere belediye meclislerince belirlenmiş olan maktu vergi ve harç tarifelerinin uygulanması gerektiği belirtilmiştir.

İdareye ait tarife cetvelleri ve gelir kayıtları üzerinde yapılan incelemeler neticesinde; Cumhurbaşkanınca tespit edilmesi gereken maktu vergi ve harçlar için yukarıda bahsedilen süreçlerin tamamlanmadığı, buna rağmen maktu eğlence vergisi için 2013 yılında Belediye Meclisince kararlaştırılan tarifenin uygulanmadığı, 2019 yılı Tarife Cetvelinde daha yüksek bir tutarın belirlendiği görülmüştür. 

Eğlence vergisinin düzenlendiği Kanun’un 21’inci maddesinin birinci fıkrasının (III) numaralı bendi için 2013 yılı Tarife Cetvelinde 75 TL maktu vergi tutarı yer almasına rağmen 2019 yılında söz konusu bent için 100 TL maktu vergi alınacağı karara bağlanmıştır.

Cumhurbaşkanı tarafından tespit edilmesi gereken maktu vergi ve harçlar için gerekli işlemlerin İdare tarafından yerine getirilmemesi, söz konusu vergi ve harç miktarlarında 2013 yılı tarifelerinin kullanılmasını zorunlu kılmaktadır. Söz konusu tarifelerin kullanılmamasının Kanun’un amir hükmüne açık aykırılık oluşturduğu aşikârdır. Bununla birlikte 2013 yılı tarifelerinin kullanılması aradan geçen uzun süre zarfına rağmen tarifelerin güncellenmemesine sebebiyet verecek ve Kurum gelirlerinde ciddi miktarlarda azalışa neden olacaktır. Bu nedenle mezkûr tespit yapılıncaya kadar söz konusu vergi ve harçlar için 2013 yılı tarifelerinin kullanılması gerekliliği ile beraber, Cumhurbaşkanlığınca tespitin yapılması için gerekli çalışmaların ivedilikle tamamlanması İdare gelirleri açısından önem arz etmektedir.


İlgili Belediye, Dernek ve Benzeri Kurumlara Aktarılması Gereken Eğlence Vergisi Paylarına İlişkin Uygulama Hatalarının Bulunması

Vergi gelirlerinin incelenmesinde, Türkiye Jokey Kulübü tarafından Adana Büyükşehir belediyesine ödenen eğlence vergisinin; ilçe belediyelerine ait paylarının düzenli olarak ilgili ilçe belediyelerine aktarılmadığı, Verem Savaş Derneği payının hatalı hesaplandığı ve ayrılmaması gereken sosyal kurum payı ayrılarak ilçe belediyesi paylarının eksilmesine neden olunduğu görülmüştür.

A) Belediye Tarafından İlçe Belediyelerine Aktarılması Gereken Eğlence Vergisinin Düzenli Aktarılmaması

Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 18’inci maddesi uyarınca eğlence vergisinin mükellefi olan Türkiye Jokey Kulübü tarafından, ödenen vergilerden, ilçe belediyelerine aktarılması gereken Eğlence Vergisi paylarının düzenli bir şekilde aktarılmadığı görülmüştür.

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun;

21’inci maddesinde, belediye sınırları ile mücavir alanlar içinde yer alan eğlence işletmelerinin faaliyetlerinin Eğlence Vergisine tabi olduğu,

18’inci maddesinde, verginin mükellefinin, eğlence yerlerini işleten gerçek veya tüzel kişiler olduğu,

20’nci maddesinin, 1 ve 2’nci bentlerinde, matrahın, biletle girilen yerlerde Eğlence Vergisi hariç olmak üzere bilet bedeli olarak sağlanan gayri safi hasılat olduğu (bilet bedeli dışında bağış veya başka adlar altında alınan paralar dâhil), müşterek bahislerde ise, iştirakçilerden tahsil edilen tutardan, Katma Değer Vergisi düşüldükten sonra kalan tutar olduğu,

21’inci maddesinde, biletle girilen yerlerden olan at yarışlarında %10 ve müşterek bahislerden ise %5 olduğu, hüküm altına alınmıştır.

2464 sayılı Kanun’un 22’nci maddesinin (2) numaralı bendinde ise müşterek bahislerde her aya ait verginin, o ayı takip eden ayın 20 nci günü akşamına kadar ilgili belediyeye bir beyanname ile bildirilmesi ve aynı sürede ödenmesi gerektiği belirtilmiştir.

5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun, “Büyükşehir belediyesinin gelirleri” başlıklı 23’üncü maddesinin c) fıkrasında;

“2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununda yer alan oran ve esaslara göre büyükşehir belediyesince tahsil olunacak at yarışları dâhil müşterek bahislerden elde edilen Eğlence Vergisinin % 20’si müşterek bahislere konu olan yarışların yapıldığı yerin belediyesine, %

30’u nüfuslarına göre dağıtılmak üzere diğer ilçe belediyelerine ayrıldıktan sonra kalan % 50’si” denilmek suretiyle Büyükşehir belediyesinin gelirleri arasında at yarışları dâhil müşterek bahislerden elde edilen Eğlence Vergisi sayılmıştır.

Anılan mevzuat hükmünden anlaşılacağı üzere, at yarışları dâhil müşterek bahisler nedeniyle doğacak eğlence vergisinin büyükşehir belediyelerince tahsil edilmesi ve maddede belirtilen esas ve oranlar dâhilinde ilçe belediyelerine dağıtılması gerekmektedir.

Tablo 7: 2006-2019 yılları arası Türkiye Jokey Kulübünce Aktarılan Eğlence Vergisi Payları

Yıl Türkiye Jokey

Kulübünden

Yapılan

Ödemeler

Büyükşehir Belediyesi Payı (%50) Diğer İlçe

Belediyeleri Payı (%30)

Seyhan Belediyesi

Payı (%20)

Seyhan

Belediyesine

Ödenen

2006 8.440.879,50 4.220.439,75 2.532.263,85 1.688.175,90 0,00
2007 10.373.372,46 5.186.686,23 3.112.011,74 2.074.674,49 0,00
2008 12.513.272,71 6.256.636,36 3.753.981,81 2.502.654,54 69.956,87
2009 11.562.250,57 5.781.125,29 3.468.675,17 2.312.450,11 23.977,62
2010 10.894.203,67 5.447.101,84 3.268.261,10 2.178.840,73 1.248.669,45
2011 11.042.865,41 5.521.432,71 3.312.859,62 2.208.573,08 1.929.628,51
2012 14.826.186,27 7.413.093,14 4.447.855,88 2.965.237,25 1.201.462,07
2013 23.265.911,93 11.632.955,97 6.979.773,58 4.653.182,39 2.352.180,07
2014 29.810.976,32 14.905.488,16 8.943.292,90 5.962.195,26 4.871.897,42
2015 30.764.564,37 15.382.282,19 9.229.369,31 6.152.912,87 5.385.620,69
2016 31.833.696,24 15.916.848,12 9.550.108,87 6.366.739,25 4.451.715,22
2017 25.149.547,59 12.574.773,80 7.544.864,28 5.029.909,52 3.811.055,50
2018 29.754.250,45 14.877.125,23 8.926.275,14 5.950.850,09 4.204.612,11
2019 37.081.177,24 18.540.588,62 11.124.353,17 7.416.235,45 2.511.559,34
TOPLAM 287.313.154,73 143.656.577,37 86.193.946,42 57.462.630,95 32.062.334,87

Yapılan incelemede, yukarıdaki tabloda ayrıntısı gösterildiği üzere 2006-2019 yılları arasında Türkiye Jokey Kulübü tarafından Adana Büyükşehir Belediyesi’ne ödenen vergiler toplamının 287.313.154,73 TL olduğu, bu toplam tutar üzerinden Seyhan Belediyesi’ne (at yarışlarının yapıldığı yer ilçe belediyesi olduğu için %20’si) 57.462.630,95 TL, diğer ilçe belediyelerine 84.624.888,29 TL olmak üzere aktarılması gereken toplam tutarın 143.656.577,37 TL olduğu, buna karşın Seyhan Belediye Başkanlığı’ndan elde edilen veriler ışığında aynı dönem için fiili olarak 32.062.334,87 TL, Büyükşehir Belediyesi’nden edinilen bilgiler doğrultusunda diğer ilçe belediyelerine ise 33.546.593,03 TL aktarıldığı tespit edilmiştir.

Türkiye Jokey Klübü de üzerine düşen yükümlülüğü zamanında yerine getirerek her aya ait vergisini o ayı takip eden ayın 20 nci gününe kadar ödemelerini yerine getirmektedir. 

 Görüldüğü üzere Büyükşehir Belediyesi, Seyhan Belediyesine (57.462.630,95 TL-

32.062.334,87 TL=) 25.400.296,08 TL, diğer ilçe belediyelerine ise (84.624.888,29 TL-

33.546.593,03 TL=) 51.078.295,26 TL tutarındaki paylarının aktarmasını yapmamıştır.

Sonuç olarak, Türkiye Jokey Kulübü tarafından Adana Büyükşehir Belediyesine her ayın 20’sinde peşin olarak ödenen vergi tutarından; 

  • 5216 sayılı Kanun’un 23’üncü maddesinde belirtilen esaslara göre ilçe belediyelerine düşen payların zamanında ve tam olarak aktarılması,
  • Belediyenin 2006-2019 dönemine ait aktarmadığı toplam 76.478.591,34 TL’ yi de ilgili ilçe belediyelerine gerekli bilgileri de paylaşarak tahakkuk, mahsup/ödeme işlemlerini gerçekleştirmesi gerekmektedir.

B) %10’luk Verem Savaş Derneği Payının Hatalı Hesaplanması

Adana Büyükşehir Belediyesine Türkiye Jokey Kulübü tarafından ödenen Eğlence Vergisinden, 2464 sayılı Kanun’un 103’üncü maddesi uyarınca Verem Savaş Derneği’ne yardım olarak aktarılan tutarın hatalı hesaplandığı görülmüştür.

2464 sayılı Kanun’un, “Sosyal amaçlı yardımlar” başlıklı 103’üncü maddesinin 2’nci fıkrasında; “Eğlence Vergisi hasılatının yüzde 10’u, bulunan yerlerde darülaceze ve benzeri kuruluşlar hissesi olarak ayrılıp belediyece sözü geçen müesseselere yüzde 10’u da verem savaşına ayrılıp belediye sınırları içinde Verem Savaş Derneği Teşkilatı varsa yardım olarak bu derneğe verilir.” denilmektedir.

Yukarıdaki mevzuattan anlaşılacağı üzere belediyeler, belediye sınırları içerisinde Verem Savaş Derneği Teşkilatı varsa eğlence vergisi hasılatının yüzde 10’unu bu derneğe yardım olarak verecektir. 

Bu bağlamda söz konusu %10’luk Verem Savaş Derneği Teşkilatı Payının, Adana Büyükşehir Belediyesince sadece kendi payına düşen % 50 den, ayrılması ve derneğe gönderilmesi gerekmektedir. 

Yapılan incelemede, Türkiye Jokey Kulübü tarafından 2019 yılında Adana Büyükşehir Belediyesi’ne ödenen toplam vergi tutarının, 37.081.177,24 TL olduğu, bu toplam tutar üzerinden %10’luk kısmının ilgili Verem Savaş Derneğine gönderilmek üzere tahakkukunun yapıldığı, başka bir deyişle hatalı olarak, 37.081.177,24 TL’nintamamının%10’u olan

3.708.117,72 TL üzerinden verem savaş derneği payı hesaplandığı tespit edilmiştir.

Büyükşehir Belediyesinin yapmış olduğu bu hatalı uygulama sonucunda, Türkiye Jokey Kulübü tarafından yatırılan Eğlence Vergisi tutarlarından diğer ilçe belediyeleri adına da %10’luk sosyal yardım payının kaynakta kesilerek tahakkukunun ve ödemesinin gerçekleştirildiği, dolayısıyla 2464 sayılı Kanun’un 103’üncü maddesinde açıkça belirtildiği üzere yardımın yapılacağı derneğin “belediye sınırları içinde”  olma ölçütü ile de bağdaşmadığı değerlendirilmektedir. Bahsi geçen bu uygulama ile büyükşehir belediyesi, ilçe belediyelerinin kendi paylarından Verem Savaş Derneği’ne, anılan mevzuat hükmü gereği ödemeleri gereken tutarları da üstlenmiş olmaktadır. 

Kamu idaresi, Türkiye Jokey Kulübü tarafından ödenen Eğlence Vergisinden sadece kendi payına isabet eden tutar üzerinden %10’luk Verem Savaş Derneği Teşkilatı Payını tahakkuk ettirmelidir. Kamu idaresi ayrıca tahakkuk eden bu tutarların tamamını da Verem Savaş Derneği’ne ödememekte, yapılan kesintileri kendi öz kaynağı gibi kullanmaktadır.

Bu itibarla; 

  • Türkiye Jokey Kulübü tarafından 2019 yılında Adana Büyükşehir Belediyesi’ne ödenen toplam eğlence vergisi tutarından, Büyükşehir Belediyesine ait olan 18.540.588,62 TL üzerinden %10’luk kısmın (1.854.058,86 TL) tahakkukunun yapılarak ilgili Verem Savaş Derneğine gönderilmesi,
  • Yapılan hatalı tahakkukların ise herhangi bir kamu zararına sebebiyet verilmemesini teminen yukarıda izah edildiği şekliyle düzeltilmesi,

gerekmektedir.

C) Belediye Tarafından Ayrılmaması Gereken %10’luk Sosyal Kurum Payının Her Yıl Ayrılması

Adana Büyükşehir Belediyesi’ne Türkiye Jokey Kulübü tarafından ödenen Eğlence Vergisinden,  2464 sayılı Kanun’un 103’üncü maddesi gerekçe gösterilerek %10 Sosyal Kurum Payı adı altında her yıl ayrılarak emanet hesaplarına alındığı ve yılı geçtikten sonra kurum bütçesine gelir kaydedildiği görülmüştür.

2464 sayılı Kanun’un Sosyal amaçlı yardımlar başlıklı 103’üncü maddesinin 2’nci fıkrasında; “Eğlence Vergisi hasılatının yüzde 10’u, bulunan yerlerde darülaceze ve benzeri kuruluşlar hissesi olarak ayrılıp belediyece sözü geçen müesseselere yüzde 10’u da verem savaşına ayrılıp belediye sınırları içinde Verem Savaş Derneği Teşkilatı varsa yardım olarak bu derneğe verilir.” denilmektedir.

Yukarıdaki mevzuattan anlaşılacağı üzere belediyeler, bulunması halinde darülaceze ve benzeri kuruluşlara Eğlence Vergisi Hasılatının, %10’unu sosyal amaçlı yardım olarak verecektir. 

Yapılan incelemede, Türkiye Jokey Kulübü tarafından 2006-2019 yılları arasında Adana Büyükşehir Belediyesi’ne ödenen vergiler toplamının 287.313.154,73 TL olduğu, bu tutar üzerinden %10’luk kısmın (28.731.315,47 TL) “Sosyal Kurum Payı” adı altında mevzuata aykırı olarak hesabı yapılarak büyükşehir belediyesi emanet hesaplarına alındığı ve zamanaşımı dolduktan sonra da bütçeye gelir kaydedildiği tespit edilmiştir.

Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılmış olan bu mevzuata aykırı uygulama sonucu; Türkiye Jokey Kulübünden gelen tutarlardan diğer ilçe belediyelerine düşen payların eksik hesaplanmasına ve aktarılmasına sebebiyet verilmiştir.

2006-2019 yılları arasında için ayrılan %10’luk “Sosyal Kurum Payı” 28.731.315,47 TL’dir. Bu tutarın %20’si olan 5.746.263,09 TL Seyhan Belediyesi’ne, %30’u olan 8.619.394,64 TL ise nüfus büyüklüklerine göre diğer ilçe belediyelerine aktarılması gereken paylardır. Görüldüğü üzere büyükşehir belediyesi, kendisine dağıtılmak üzere gelen paylardan 14.365.657,74 TL ilçe belediyelerine eksik yatırmış olmaktadır.

Sonuç olarak, Adana Büyükşehir Belediyesi’ne Türkiye Jokey Kulübü tarafından ödenen Eğlence Vergisi tutarından, 2464 sayılı Kanun’un 103’üncü maddesi gerekçe gösterilerek %10 Sosyal Kurum Payı adı altında kesinti yapılmaması, 2006-2019 yılları arasında mevzuata aykırı olarak kesilmiş olan toplam 14.365.657,74 TL’yi de ilgili ilçe belediyelerine gerekli bilgileri paylaşarak tahakkuk, mahsup/ödeme işlemlerinin gerçekleştirilmesi gerekmektedir.


BÖLÜM 5: ELEKTRİK VE HAVAGAZI TÜKETİM VERGİSİ


İlçe Sınırları İçerisinde Serbest Tüketiciler İle Sözleşme Yapan Tedarikçilerin Elektrik    ve    Havagazı Tüketim Vergisi Beyannamesini Vermemeleri

Manavgat ilçe sınırları içerisinde serbest tüketiciler ile sözleşme yapan tedarikçi firmaların listesi ve tüketilen elektrik miktarları 2019 yılı için aylar itibariyle ilgili elektrik dağıtım şirketinden yazı ile istenmiş olup, gönderilen listede 41 firmadan 16‘sının on iki aylık dilimde bazı ayların beyannamelerini vermedikleri, 10 firmanın ise hiç beyanname vermedikleri görülmüştür.

Belediye Gelirleri Kanunu’nun 34’üncü maddesinde elektrik ve havagazı tüketim vergisinin konusunu, belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde elektrik ve havagazı tüketimi oluşturmaktadır. Kanun’un 35’inci maddesinde verginin mükellefi,  Elektrik ve Havagazı

tüketenler, verginin sorumlusu, elektrik enerjisini tedarik eden ve havagazını dağıtan kuruluşlar ise satış bedeli ile birlikte bu verginin de tahsilinden ve ilgili belediyeye yatırılmasından sorumlu oldukları belirtilmektedir.

Aynı Kanun’un 39’uncu maddesinde ise, elektrik enerjisini tedarik eden veya havagazını dağıtan kuruluşların tahsil ettikleri vergiyi, tahsil tarihini takip eden ayın 20’nci günü akşamına kadar belediyeye bir beyanname ile bildirmeye ve vergiyi aynı sürede ödemeye mecbur oldukları ifade edilmektedir.

Elektrik ve Havagazı Tüketim Vergisinin belediyeye ödenmesi sorumlu sıfatıyla tedarikçi firmalara aittir. Verginin mükellefi nihai tüketici olup, vergiyi tahsil eden tedarikçi firmanın beyanname ile belediyeye vergiyi sorumlu sıfatıyla yatırmaması durumunda vergi tedarikçi firmanın üzerinde kalmaktadır.

Söz konusu süreçlerde ilçe sınırları içerisinde serbest tüketici-tedarikçi sözleşmesinden belediye başkanlığının herhangi bir bilgisi bulunmamakla birlikte her tedarikçinin, sorumlu sıfatıyla verginin beyanname ile beyan edilip ödeneceği bilgisi dahilindedir. Buna karşılık belediyede bu süreçleri takip ve kontrol edecek bir mekanizma bulunmadığı gibi konuyla ilgili kamu kurum ve kuruluşlarından da verilere erişim sağlayacak sistemi bu yönüyle de kontrole tabi kılacak bir mekanizmanın bulunmadığı anlaşılmıştır.

Bulguda belirtilen hususlara İdare tarafından iştirak edildiği anlaşılmakla birlikte, bulgu doğrultusunda Mali Hizmetler Müdürlüğünce Manavgat İlçe Sınırları içerisinde Serbest Tüketiciler ile Sözleşme Yapan Tedarikçilere Elektrik ve Havagazı Tüketim Vergisi Beyannamesi vermeleri konusunda 15.05.2020 tarih ve E.7724 sayılı yazı yazıldığı, gelen cevabi yazılara istinaden işlem tesis edileceği belirtilmekte olup, bulgu konusunun İdare tarafından düzeltilip düzeltilmediğine ilişkin değerlendirme sonraki denetimlerde dikkate alınacaktır.


Elektrik Tüketim Vergisi Beyannamelerine İlişkin Kontrollerin Yapılmaması

Elektrik enerjisi tedarik eden şirketler tarafından verilen elektrik tüketim vergisi beyannamelerinin, ayrıntı bazında kontrol edilememesi nedeniyle Belediyenin gelir kaybı riskiyle karşı karşıya olduğu görülmüştür.

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun, “Çeşitli Vergiler” başlıklı beşinci bölümünde yer alan Elektrik ve Havagazı Tüketim Vergisine ilişkin hükümlere göre Elektrik Tüketim Vergisinin konusu, belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde elektrik tüketimi olup mükellefi elektriği tüketenlerdir. Ancak 4628 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’a göre elektrik enerjisini tedarik eden kuruluşlar, satış bedeli ile birlikte bu verginin tahsilinden ve ilgili belediyeye yatırılmasından sorumlu tutulmuşlardır. Bu kuruluşlar bu sorumluluğu yerine getirirken bu vergiyi ilgili belediyeye tahsil tarihini takip eden ayın 20’nci günü akşamına kadar bir beyanname ile bildirmeye ve vergiyi aynı süre içinde ödemeye mecburdurlar.

4628 sayılı Kanun’da, Elektrik Tüketim Vergisi nispetleri ise imal ve istihsal, taşıma, yükleme boşaltma, soğutma, telli ve telsiz telgraf ve telefon müraselesi işlerinde tüketilen elektriğin satış bedeli üzerinden % 1’i olacağı bunun dışında kalan maksatlar için de tüketilen elektriğin satış bedeli üzerinden % 5’i olacağı ifade edilmiştir.

Yapılan incelemede, Belediye sınırları içerisinde 4628 sayılı Kanun kapsamında faaliyette bulunan elektrik tedarik şirketlerinin, nihai tüketicilere elektrik satışı yaptıkları ve 2019 yılı boyunca yaptıkları bu elektrik satışı üzerinden abone türlerine göre % 1 ve % 5’lik vergi oranlarını esas alarak Belediyeye Elektrik Tüketim Vergisi beyanında bulundukları, bu şekilde tahsil edilen Elektrik Tüketim Vergisi tutarının da toplamda 2.341.699,90-TL olduğu görülmüştür.

Ancak, Belediye tarafından 2019 yılında elektrik tedarik şirketlerinin, Elektrik Tüketim Vergisi Beyannameleri doğrultusunda tahsil edilen 2.341.699,90-TL’lik tutarın doğruluğuna yönelik herhangi bir tespit çalışması yapılamadığı, elektrik tedarikçisi olan şirketlerden elektrik satın alan serbest tüketicilerin ilgili aydaki gerçek elektrik tüketim miktarının, tedarikçi şirketlerin Belediyeye beyan ettikleri elektrik tüketim miktarıyla uyuşup uyuşmadığının bilinemediği ve elektrik tüketim abonelerinden hangilerinin % 1’lik veya % 5’lik abone gruplarında yer alan müşterilerden olduklarının kontrolünün sağlanamadığı tespit edilmiştir.

Bu itibarla, yukarıda belirtilen risklerin giderilmesi ve Belediyenin asli gelirleri arasında yer alan Elektrik Tüketim Vergisi payı miktarının doğru olarak tespiti için gerekli kayıt, kontrol ve mutabakat çalışmalarının yapılması gerekmektedir.


Elektrik ve Hava Gazı Tüketim Vergisi ile Haberleşme Vergisinde Usulsüzlük Cezasının Uygulanmaması ve Gecikme Zammına Ait Sürelerin Hatalı Belirlenmesi

Elektrik         ve        hava         gazı         tüketim         vergisi         ile            haberleşme vergisi sorumlularının/mükelleflerinin bazılarının beyannamelerini süresinde idareye vermediği halde bunlar hakkında usulsüzlük cezası uygulanmadığı ve bu vergilerin son ödeme tarihlerinin programda hatalı belirlenmesi dolayısıyla gecikme zammı alınmadığı tespit edilmiştir.

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun (BGK) elektrik ve hava gazı tüketim vergisinin beyan ve ödeme süresini düzenleyen 39’uncu maddesinde; elektrik enerjisini tedarik eden veya havagazını dağıtan kuruluşların tahsil ettikleri vergiyi, tahsil tarihini takibeden ayın 20 nci günü akşamına kadar belediyeye bir beyanname ile bildirecekleri ve vergiyi aynı sürede ödeyecekleri,

Anılan Kanun’un haberleşme vergisinin beyan ve ödeme süresini düzenleyen 33’üncü maddesinde; bir ay içinde tahsil edilen telefon, teleks, faksimili ve data ücretlerine isabet eden Haberleşme Vergisinin, ilgili belediyeye tahsilatı takip eden ayın sonuna kadar bir beyanname ile bildirileceği ve aynı süre içinde tediye edileceği, ifade edilmiştir.

Buna göre elektrik ve hava gazı tüketim vergisinin tahsil eden kuruluşların; sorumlu sıfatıyla tahsil ettikleri vergiyi, tahsil tarihini takip eden ayın 20’nci günü akşamına kadar belediyeye bir beyanname ile bildirmeleri ve vergiyi aynı sürede ödemeleri gereklidir.

Aynı şekilde haberleşme vergisini tahsil eden kuruluşun mükellef sıfatıyla tahsil ettiği vergiyi, tahsil tarihini takip eden ayın sonuna kadar belediyeye bir beyanname ile bildirmesi ve vergiyi aynı sürede ödemesi gereklidir.

213 sayılı Kanun’un 331’inci maddesinde, vergi kanunları hükümlerine aykırı hareket edenlerin, bu kitapta yazılı vergi cezaları (vergi ziyaı cezası ve usulsüzlük cezaları) ve diğer cezalar ile cezalandırılacağı, 351’inci maddesinde, vergi kanunlarının şekle ve usule müteallik hükümlerine riayet edilmemesinin usulsüzlük cezasını oluşturacağı, 352’nci maddesinde, usulsüzlük cezalarının dereceleri ve bağlı cetvellere göre yapılacak cezalandırmalar hüküm altına alınmıştır. Kanun’un 352’nci maddesinde vergi beyannamelerinin süresinde verilmemesi halinde 1’inci derece usulsüzlük cezasının uygulanacağı belirtilmiştir.

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 37’nci maddesinde amme alacaklarının özel kanunlarda düzenlenmiş olan ödeme sürelerinde ödeneceği ve ödeme süresinin son gününün amme alacağının vade günü olduğu,

Aynı Kanun’un 51’inci maddesinde ise amme alacağının ödeme müddeti içinde ödenmeyen kısmına vadenin bitim tarihinden itibaren gecikme zammının tatbik edileceği, belirtilmiştir.

Buna göre vergi beyannamelerinin süresinde verilmediği taktirde 1’inci derece usulsüzlük cezasının uygulanması ve süresinde ödenmeyen vergiler için gecikme zammının alınması gerekir.

Yapılan incelemede;

Elektrik ve hava gazı tüketim vergisi ile haberleşme vergisi sorumluların/ mükelleflerin bazılarının beyannamelerini kargo yoluyla belediyeye gönderdikleri, bu beyannamelerin süresinde idareye gelmediği ve bunlar için 1’inci derece usulsüzlük cezasının uygulanmadığı,

Elektrik ve hava gazı tüketim vergisi ile haberleşme vergisinin tahakkuk ve tahsilat süreçlerinin yürütüldüğü yazılımda; elektrik ve hava gazı tüketim vergisi son ödeme tarihinin, tahsil tarihini takip eden ayın 20’nci günü akşamı olması gerekirken, beyanname tarihini takip eden ay sonu olarak belirlendiği, haberleşme vergisinin son ödeme tarihinin ise, tahsil tarihini

takip eden ay sonu yerine beyanname tarihini takip eden ay sonu olarak belirlendiği görülmektedir.

Böylece elektrik ve hava gazı tüketim vergisi ile haberleşme vergisinin son ödeme tarihleri daha geç belirlenmiş olduğundan gecikme zammı yanlış hesaplanmakta ve eksik alınmaktadır.

Süresinde beyan vermeyen ve ödemesini de zamanında yapmayan mükellefler için gerekli işlemlerin yapılacağı belirtilmiş ancak mevcut durumda henüz yapılan bir işlem bulunmamaktadır.

Vergi beyannamelerini süresinde idareye bildirmeyenler hakkında gerekli cezanın uygulanması ve söz konusu yazılımda elektrik ve hava gazı tüketim vergisi ile haberleşme vergisinin son ödeme tarihlerinin mevzuata uygun hale getirilmesi gerekmektedir.


BÖLÜM 6: HARÇ, PAY, BEDEL VE ÜCRETLER


Otellerin İçindeki İşyerlerinin Çalışma Ruhsatı Olmaksızın Faaliyette Bulunmaları ile İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsat Harcı Ödememeleri

Kurumun Ruhsat Müdürlüğü verilerinin incelenmesi neticesinde; belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde bulunan otelllerin içinde işyeri açma ve çalışma ruhsatı olmaksızın faaliyet yürüten işletmelerin mevcut olduğu tespit edilmiştir. 

3572 sayılı İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair Kanuna istinaden yayımlanan İşyeri Açma ve Çalışma

Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik’e göre, belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde anılan Yönetmelik kapsamındaki işyerlerinin açılıp faaliyet gösterebilmesi için ilgili belediyeden işyeri açma ve çalışma ruhsatının olması gerekmektedir. 

Diğer taraftan 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 81’inci maddesinde; İşyerinin açılması İşyeri Açma İzni Harcına tabi olduğu belirtilmektedir.

Kurumun Ruhsat Müdürlüğünden alınan kayıtların incelenmesinde; 31.12.2019 tarihi itibariyle belediye ve mücavir sınırlar içindeki otellerde 1.183 adet işletmenin bulunduğu ancak bunlardan 187 adetinin işyeri açma ve çalışma ruhsatı alarak faaliyet gösteren işletme olduğu görülmüştür. 

Bu durum, hem 3572 sayılı Kanuna aykırılık oluşturmakta hem de Kurum gelirlerinin düşük kalmasına sebep olmaktadır.

Bulgu konusu tespite ilişkin hataların giderilmeye başlanılacağı belirtilmiş olmakla birlikte işyeri açma ve çalışma ruhsatı olmadan faaliyette bulunan işletmelerin tespiti işlemlerinin yapılıp yapılmadığına ilişkin değerlendirme sonraki denetimlerde dikkate alınacaktır.


Kamu Kurum ve Kuruluşları Tarafından Yaptırılan İnşaatların Müteahhitlerinden Yapı Kullanma İzni Harcı Alınmaması

Kamu kurum ve kuruluşlarından yapı kullanma izni harcı ücretlerinin alınmadığı tespit edilmiştir.

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun “İmar ile ilgili harçlar” başlıklı 80’inci maddesinde; “İmar mevzuatına ilişkin harçlardan olan yapı kullanma izni harcının belediyeler

tarafından tahsil edileceği” ifade edilmiş olup, Yapım İşleri İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’ne ekli Tip İdari Şartnamelerin “Teklif fiyata dahil olan giderler” başlıklı maddesinde ise, İsteklinin sözleşmenin uygulanması sırasında ilgili mevzuat gereğince ödeyeceği yapı kullanım izin belgesi giderlerinin teklif fiyata dahil olduğu” ifade edilmektedir.

Bu hükümlere göre, yapı kullanma izni verilmesi işlerinin yapı kullanma izni harcına tabi tutulması ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamındaki idarelerin bu Kanun’a göre gerçekleştirdikleri yapım işlerinde, yapı kullanım izin belgesi giderleri ve benzeri giderlerin yükleniciler tarafından Belediyeye ödenmesi gerekmektedir.

Bu itibarla, kamu kurum ve kuruluşlarına verilen yapı kullanma izin belgeleri nedeniyle yükleniciler adına tahakkuk ettirilmesi gereken yapı kullanma izin belgesi harcının tahakkuk ettirilmediği görülmüştür. Kamu kurum ve kuruluşlarına verilecek yapı kullanım izin harcı tarifesinin belirlenerek tahakkuk ettirilmesi gerekmektedir.


Telekomünikasyon Alt Yapı ve Şebekelerinden Alınması Gereken Geçiş Hakkı Bedellerinin Takip ve Tahsilinin Yapılmaması

Çankaya Belediyesi mücavir alanı içinde kalan sabit ve mobil haberleşme altyapısı veya şebekelerinde kullanılan her türlü kablo ve benzeri gerece ilişkin geçiş hakkı ücretlerine Belediye gelir tarifesinde yer verilmediği ve dolayısıyla da söz konusu gelir kaleminin takip ve tahsilinin yapılmadığı görülmüştür.

27.12.2012 tarih ve 28510 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Sabit ve Mobil Haberleşme Altyapısı veya Şebekelerinde Kullanılan Her Türlü Kablo ve Benzeri

Gerecin Taşınmazlardan Geçirilmesine İlişkin Yönetmelik, elektronik haberleşme altyapısı, elektronik haberleşme şebekesi, geçiş hakkı, geçiş hakkı sağlayıcısı, işletmeci, geçiş hakkı ücreti ve geçiş hakkı ücret tarifesi gibi birçok kavramı tanımlamıştır.

Aynı Yönetmelik’te işletmeci ve geçiş hakkı sağlayıcısının geçiş hakkına ilişkin anlaşmaları, Yönetmelik’te belirlenen ilkeler doğrultusunda serbestçe yapabileceği, geçiş hakkına ait ücretlerin ödeme şeklinin sözleşmede yer alacağı hüküm altına alınmış ve ayrıca 01.01.2014 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere geçiş hakkı ücretleri tarifesi Yönetmelik’e eklenmiştir.

Yukarıda belirtilen düzenlemeler ve açıklamalar çerçevesinde, Çankaya Belediyesi tarafından altyapı geçiş hakkı bedellerinin takip ve tahsil edilmemesi sonucu Belediye bu geliri elde edememiştir. Yönetmelik’te yer verilen tarifenin uygulanarak altyapı geçiş hakkı bedellerinin takip ve tahsil işlemlerinin başlatılması gerekmektedir.


Otopark Yönetmeliği Uyarınca Alınan Bedellerin Mevzuatta Belirtilen Şekilde Hesaplanmaması

3194 sayılı İmar Kanunu’nun 37’nci ve 44’üncü maddelerine dayanılarak hazırlanan Otopark Yönetmeliği hükümleri doğrultusunda parselinde otopark ihtiyacı karşılanamayan durumlarda yapı sahiplerinden alınması gereken birim otopark bedellerinin, belediye meclis kararı ile gelir tarifesinde 330,00-TL olarak belirlendiği tespit edilmiştir.

Mezkûr Yönetmelik hükümlerine göre;

Birim otopark bedeli: (A + B ) x 20 m2 x Y formülü ile hesaplanır.

A: Birim otopark bedeli arsa payını ifade eder ve otopark arsalarının emlak vergisi değerinin, planda belirlenen katlar alanı hesabına konu alana bölünmesi ile tespit edilir.

Adıyaman Belediyesi imar planında bölge ve genel otopark alanı olarak ayrılmış yerler bulunmadığından, birim otopark bedeli arsa payının hesabı mümkün olmamıştır.

B: Birim otopark bedeli yapı payını ifade eder. Yapı ruhsatının düzenlendiği yıl için, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yayımlanan Mimarlık ve Mühendislik Hizmet Bedellerinin Hesabında Kullanılacak Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkında Tebliğde yer alan otoparka ait birim fiyatlara karşılık gelen bedeldir. 16.03.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan tebliğde ‘katlı garaj’ birim yapı bedeli 980,00-TL olarak belirlenmiştir.

20 m2: Binek otolar dikkate alınarak belirlenen manevra alanı dâhil en az birim park alanını ifade eder.

 Y: Belediye Meclis Kararı ile belirlenen yerleşme bölgelerinde ayrılan gruplara göre uygulanacak oranı (%100-%60 arası oranı) ifade eder. Adıyaman Belediye Meclisince bu minvalde bir karar alınmadığı için %100 oranın uygulanması gerektiği değerlendirilmiştir.

Yukarıda yer verilen bilgiler ışığında, Adıyaman Belediyesince öncelikle imar planlarında bölge ve genel otopark alanlarının belirlenmesi gerektiği açıktır. Ayrıca meclis tarafından tespit edilen 330,00-TL’nin yasal dayanağının olmadığı, çok düşük bir tutar olarak belirlendiği ve yapı sahiplerini otopark yeri ayırmak yerine söz konusu tutarı ödeme yoluna sevk ettiği görülmüştür. 

Sonuç olarak, otopark bedellerinin, mevzuatta öngörülen şekilde hesaplanması gerekmektedir.


Yol Üstü Araç Park Yerlerinin İşletilmesinden Elde Edilen Gelirlerin Tüm İlçe Belediyelerine Nüfusları Oranında Paylaştırılmaması

Büyükşehir Belediyesi tarafından karayolu, yol, cadde, sokak, meydan ve benzeri yerler üzerindeki araç park yerlerinin işletilmesi, işlettirilmesi veya kiraya verilmesi suretiyle elde edilen otopark gelirlerinin %50’sinin nüfusları oranında tüm ilçe belediyelerine dağıtılmadığı sadece yol üstü park yeri tespit edilen bazı ilçelere pay edildiği görülmüştür.

5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun “Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin görev ve sorumlulukları” başlıklı 7’nci maddesinin “f” bendinde;

“…durak yerleri ile karayolu, yol, cadde, sokak, meydan ve benzeri yerler üzerinde araç park yerlerini tespit etmek ve işletmek, işlettirmek veya kiraya vermek…”

“Büyükşehir belediyesinin gelirleri” başlıklı 23’üncü maddesinin “f” bendinde;

“7 nci maddenin (f) bendine göre tespit edilen park yerlerinin işletilmesinden elde edilen gelirin ilçe ve ilk kademe belediyelerine, nüfuslarına göre dağıtılacak %50’sinden sonra kalacak %50’si”  hükümleri yer almaktadır.

Yukarıdaki mevzuat hükümlerinde, “durak yerleri ile karayolu, yol, cadde, sokak, meydan ve benzeri yerler üzerinde araç park yerlerini tespit etmek ve işletmek, işlettirmek

veya kiraya vermek” görevinin Büyükşehir Belediyelerine ait olduğu ve buraların işletilmesinden elde edilen gelirlerin %50’sinin, ilçe belediyelerine nüfusları oranında aktarılması hususu açıkça düzenlenmiştir.

Yapılan incelemede; Büyükşehir Belediyesi tarafından kiraya vermek suretiyle elde edilen yol üstü park gelirlerinin %50’sinin, sadece yol üstü park yeri tespit edilen bazı ilçelere nüfusları oranında pay edildiği, tüm ilçe belediyelerine dağıtılmadığı tespit edilmiştir. Oysaki açıklanan mevzuat gereğince Büyükşehir Belediyesi tarafından kiraya vermek suretiyle elde edilen yol üstü park gelirlerinin %50’sinin tüm ilçe belediyelerine nüfusları oranında pay edilmesi gerekirdi.


Belediye Meclisince Asansör Muayene Kuruluşundan Belediyeye Aktarılacak Olan Periyodik Kontrol Ücretine İlişkin Oranın Belirlenmemesi

Seyhan Belediye Meclisince A tipi muayene kuruluşu tarafından belediyeye aktarılacak olan periyodik kontrol ücreti (azami %10’u) oranın belirlenmediği ve taraflar arasındaki protokolde bu oranın yer almadığı görülmüştür. 

İlçe sınırları içerisindeki hizmete sunulan asansörlerin tescil ve periyodik kontrolleri, 5393 Sayılı Belediye Kanunu’nun “Belediyelerin Yetkileri ve İmtiyazları” başlıklı 15’nci maddesinin (s) bendinde yer alan “Belediye sınırları içerisinde, yapı ruhsatı veya yapı kullanma izni hangi idare tarafından verilmiş olursa olsun, hizmete sunulacak olan asansörlerin tescilini yapmak, ilgili teknik mevzuat çerçevesinde yıllık periyodik kontrollerini yapmak ya da yetkilendirilmiş muayene kuruluşları aracılığıyla yaptırmak, gerekli hâllerde asansörleri hizmet dışı bırakmak.” hükmü gereğince belediyelerin yetkisindedir. 

Asansör İşletme, Bakım ve Periyodik Kontrol Yönetmeliği “Periyodik Kontrol Ücreti başlıklı” 20’nci maddesinin 2’nci fıkrasında “A tipi muayene kuruluşu, bina sorumlusundan ve/veya asansör yaptırıcısından tahsil edeceği periyodik kontrol ücretinin azami % 10’unu, protokol yapacağı ilgili idareye aktarır. Periyodik kontrol ücretinin ilgili idareye aktarılacak kısmı, ilgili idarenin karar organı tarafından belirlenir ve taraflar arasında imzalanacak protokolde yer alır.” denilmektedir. 

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine göre A tipi muayene kuruluşu tarafından belediyeye aktarılacak olan periyodik kontrol ücretinin oranına ilişkin Belediye Meclisince karar alınması, bu oranın A tipi muayene kuruluşu ile belediye arasında imzalanan protokolde yer alması ve periyodik kontrol ücretinim idare hesaplarına aktarılması gerekmektedir. 

İleride doğabilecek olası kurum zararlarının önlenmesi açısından idare tarafından başlatıldığı bildirilen işlemlerin tamamlanması gerekmektedir. Aksi bir uygulama belediyenin gelir kaybına yol açacaktır.


Semt Pazarlarındaki Tezgâhlardan İşgaliye Alınmaması

Seyhan ilçesinde kurulan halka açık semt pazarlarında belediyenin yerini kullanan esnaftan işgaliye harcı alınmadığı görülmüştür.

2464 Sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun “Konu” başlıklı 52’nci maddesinde; Belediye sınırları içinde bulunan aşağıdaki yerlerden herhangi birinin satış yapmak veya sair maksatlarla ve yetkili mercilerden usulüne uygun izin alınarak geçici olarak işgal edilmesi halinde, İşgal Harcına tabi olduğu,  pazar veya panayır kurulan yerlerin, meydanların, mezat yerlerinin her türlü mal ve hayvan satıcıları tarafından işgali ile yol, meydan, pazar, iskele, köprü gibi umuma ait yerlerden bir kısmının herhangi bir maksat için işgalinin işgal harcının konusunu oluşturduğu, 

53’üncü maddesinde; İşgal Harcını, işgali harca tabi yerleri 52’nci maddede yazılı maksatlarla işgal edenlerin ödemekle mükellef olduğu, hükme bağlanmıştır.

56’ncı maddesinde ise Harcın tarifesi tablo halinde belirlenmiştir.

Harç; kamu kuruluşlarının sundukları bazı hizmetler karşılığında, bu hizmetlerden yararlananlardan alınan ödemelerdir. Bu ödemenin doğması için toplum yararı sağlanmış olabileceği gibi, özel fayda sağlanmış da olabilir. Harçlar zorunludur, kişilerin tercihine bağlı bir husus değildir.

Belediye Zabıta Müdürlüğü ve Mali Hizmetler Müdürlüğü yetkilileri ile yapılan görüşmeler neticesinde semt pazarlarından hiç işgaliye harcı alınmadığı tespit edilmiştir.

İleride doğabilecek olası kurum zararlarının önlenmesi açısından idare tarafından başlatıldığı bildirilen işlemlerin tamamlanması gerekmektedir.

Yukarıda yer alan 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun ilgili maddelerinden de anlaşılacağı üzere, semt pazarlarında belediyenin yerini kullanan esnaftan işgaliye harcı tarifesindeki işgaliye harcının tahakkuk ve tahsil edilmesi gerekmektedir. Söz konusu harcın tahakkuk ve tahsil edilmemesi, Belediyeyi gelir kaybına uğratacağı değerlendirilmektedir.


Harcamalara Katılma      Paylarının Tahakkuk ve Tahsilinin Yapılmaması

Belediye tarafından yol, kanalizasyon ve su tesisleri harcamalarına katılma paylarının, bu hizmetlerden yararlanan gayrimenkul sahiplerinden tahsilinin yapılmadığı görülmüştür.

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun “Yol harcamalarına katılma payı” başlıklı 86’ncı maddesi “Kanalizasyon harcamalarına katılma payı” başlıklı 87’inci maddesi ile “Su tesisleri harcamalarına katılma payı” başlıklı 88’inci maddelerinde; inşa, tamir ve genişletilmeye tabi tutulan yoldan, kanalizasyon tesisi yapılmasından ve su tesisleri yapılmasından yararlanan gayrimenkul sahiplerine harcamalara katılma pay veya paylarının tahakkuk ettirilerek tahsil edilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

Harcamalara katılma paylarının nasıl hesaplanacağı ve gayrimenkul sahipleri arasında nasıl dağıtılacağı, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun Harcamalara Katılma Payları ile İlgili Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik’te açıklanmıştır.

Yapılan incelemede; geçmiş yıllarda yol, kanalizasyon ve su tesislerine ilişkin harcamalar yapıldığı ancak söz konusu Yönetmelik hükümlerine göre hesaplanması gereken harcamalara katılma paylarının belirlenerek tahakkuklarının yapılmadığı ve ilgili gayrimenkul sahiplerinden tahsil edilmediği tespit edilmiştir.

Bu itibarla, söz konusu harcamalara katılma payları ile ilgili geriye dönük gerekli tespitlerin yapılarak bunların tahakkuk ve tahsilinin sağlanması gerekmektedir.


Harcamalara Katılma Paylarının Yalnızca Yapı Ruhsatı Başvurusunda Bulunan Şahıslardan Alınması

 Yol, Su ve Kanalizasyon Harcamalarına katılma paylarının, mevzuatta öngörülen tüm mükellefler yerine yalnızca ruhsat alan kişilerden tahsil edildiği tespit edilmiştir.

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun ‘Yol harcamalarına katılma payı’ başlıklı 86’ncı maddesinde,  yeni yol yapım giderlerinin; ‘Kanalizasyon Harcamalarına Katılma Payı’ başlıklı 87’nci maddesinde, yeni kanalizasyon tesisi yapılması ve mevcut tesislerin ıslahı için yapılan giderlerin; ‘Su Tesis Harcamalarına Katılma Payı’ başlıklı 88’inci maddesinde ise yeni içme suyu şebeke tesisi yapılması ve mevcut şebeke tesislerinin tevsii ve ıslahı için yapılan giderlerin, bunlardan faydalanan gayrimenkullerin sahiplerinden katılma payı olarak tahsil edileceği hüküm altına alınmıştır.

Aynı Kanun’un 89 ile 94’üncü maddeleri arasındaki maddelerinde ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun Harcamalara Katılma Payları İle İlgili Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik’te, katılma paylarının tahakkuku ve tahsiline ilişkin usuller belirlenmiştir. Söz konusu hükümler arasında; harcamalara katılma paylarının yukarıda belirtilen hizmetler dolayısıyla yapılan giderlerin tamamı olduğu, bu payların bina ve arsalarda vergi değerinin %2’sini geçemeyeceği, hizmetin tamamlanarak halkın istifadesine sunulmuş olmasından sonra ilgili payın tahakkukunun yapılacağı açıkça belirtilmiştir.

Bu itibarla yol, içme suyu şebekesi ve kanalizasyon yapım, yenileme ve tamiratı için katlanılan harcamaların bedellerinin yukarıda işaret edilen mevzuat hükümlerine uygun olarak hesaplanan katılma payları aracılığı ile bu yapılardan yararlanan gayrimenkul sahiplerinden tahsil edilmesi gerekmektedir.

Yukarıdaki mevzuat hükümlerine rağmen; Adıyaman Belediyesi tarafından söz konusu yapılardan yararlanan tüm gayrimenkul sahiplerinden alınması gereken katılma paylarının sadece yapı ruhsatı başvurusunda bulunan gayrimenkul sahiplerinden alındığı, geçici kabul yapıldığı tarihte gayrimenkulün sahibi olan kişi ile yapı ruhsatı başvurusu aşamasında gayrimenkulün sahibi olan kişinin değişebildiği ve mükellefiyet tespitinde sorun yaşanabileceği, henüz yapımı tamamlanmamış ve hatta yapımına başlanmamış yol ve şebekelere ilişkin katılma paylarının alındığı ve bu aşamadaki pay hesabının maliyetlerin bilinmemesi nedeni ile mevzuata uygun olarak yapılmadığı, mevzuatta bu paylara ilişkin bir alt sınır belirlenmemiş olmasına rağmen vergi değerinin %1’inin altında katılma payı düşen yapılardan %1 pay alındığı tespit edilmiştir.

Sonuç olarak, harcamalara katılma paylarının, mevzuatta öngörülen usul ve esaslar dahilinde ve tüm mükellefler adına zamanında tahakkuk ettirililerek takibinin yapılması gerekmektedir.


Yol Harcamalarına Katılma Payına İlişkin İşlemlerde Mevzuata Aykırı Uygulamalar Yapılması

Kurum gelir hesapları üzerinde yapılan incelemelerde; yol harcamalarına katılma payı tahakkuk işlemlerinin gerçekleştirilmesinde mükellefiyet hususunda hatalar yapıldığı, tahakkuku yapılan payların tahsilat işlemlerinde zamanaşımı olgusunun tam olarak takip edilmediği, yapılan bir kısım hataların düzeltilmesi amacıyla tahsilatların uzunca bir süre durdurulduğu, tapuda yer alan kısıtlılık kararlarının kaldırılarak mezkûr payların tahsilatının zorlaştırıldığı tespit edilmiştir.

a) Mükellefiyet Hususunda Hata Yapılması

Harcamalara katılma paylarının neler olduğu, hangi durumlarda alınacağı, hesaplamanın nasıl yapılacağı gibi hususlar 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun “Harcamalara Katılma Payları” başlıklı Üçüncü Kısmında ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir.

Kanun’un “Tahakkuk zamanı” başlıklı 91’inci maddesinde harcamalara katılma paylarının hizmetin tamamlanarak halkın istifadesine sunulmuş olmasından sonra tahakkuk ettirileceği ifade edilmiştir.

Yukarıda da belirtildiği üzere kanun koyucu, hizmet götürüldüğü esnada bu hizmetten yararlanacak veya gayrimenkullerinin değerinde artış olacak mülk sahiplerince söz konusu maliyetlere katlanılmasını öngörmüş ve kanun sistematiğini bu esas üzerine bina etmiştir.

Danıştay 9. Dairesi tarafından verilen çeşitli kararlarda da bu doğrultuda bir değerlendirme yapılmış, yol harcamalarına katılma payı tahakkukunun asfalt çalışmasının tamamlanarak halkın istifadesine sunulmuş olmasından sonra yapılacağı vurgulanarak söz konusu tarih geçtikten sonra taşınmaz mülkiyetini alan şahsa yapılan tahakkukun hukuka uygun olmadığı belirtilmiştir. Zira böyle bir hesaplama yönteminde katılma payını gerçekten ödemesi gereken (yol yapımı sırasında mülk sahibi kişi) mükellef yerine taşınmazda değer artışı olduktan sonra mülk sahibi olanlardan tahsilat yapılmış olmaktadır.

Yapılan incelemelerde 2004-2014 yıllarında inşa ve tamir edilen yollar nedeniyle yapılan katılma payı tahakkuk işlemlerinde yol yapım işlemi tamamlanıp geçici kabulünün yapılmasından çok uzun süre sonra katılma payı tahakkuk işlemlerinin yapıldığı görülmüştür. Söz konusu tahakkuklar yapılırken de ilgili tarihteki mülk sahibi yerine tahakkuk tarihinde gayrimenkulün sahibi olan kişiler üzerinden işlemlerin gerçekleştirildiği, bu suretle mükellefiyet hususunda hata yapılmış olma riskinin doğduğu tespit edilmiştir. Nitekim bu suretle Belediye aleyhine açılmış bazı davalar da bahsedilen husus sebebiyle kaybedilmiş ve tahakkuk kaydının terkin edilmesi gerekmiştir.

Böyle bir durumda geçmiş tarihli tahakkuk kayıtlarının tekrardan gözden geçirilmesi, ilgili mahalde yapılan imalat dolayısıyla geçici kabul tarihinde mülk sahibi olan kişilere tahakkuk kayıtlarının açılması gerekmekte ise de aradan uzunca bir süre geçtiğinden yeni yapılacak kayıtların birçoğunda tahakkuk zamanaşımı meselesi gündeme gelecek ve tahakkuk ve tahsil imkânı mümkün olamayacaktır. 

Kurum mali tablolarında yer alan 121 Gelirlerden Takipli Alacaklar Hesabında bulunan yol harcamalarına katılma payı 2019 yılında 289.183.900,04 TL borç bakiyesi vermiştir. Yukarıda açıklandığı üzere söz konusu tutarın ödenmesinden sorumlu kişilerin kaçının mükellefiyet bilgisinin doğru olduğu ise bilinememektedir. Bir başka deyişle Kurum bilançosuna bakıldığında tahsil edilebilir alacak olarak gözüken bu yüksek tutarın ne kadarının gerçekten doğru ve tahsil edilebilir olduğu şüphelidir. Bu nedenle; mali tablolarda yer alan mezkûr tutarların gözden geçirilmesi ve hatalı kayıtların düzeltilmesi; yeni yapılacak işlemlerde katılma payı mükellefiyetinin doğru belirlenmesi; Kurum gelirlerinin tam ve zamanında alınması ve mali tabloların gerçeği tam olarak yansıtması açısından önem arz etmektedir.

b) Tahsilatın Zamanında Yapılmaması, Tahsilata Ara Verilmesi ve Katılma Payı Ödenmeden Tapu İntikaline İzin Verilmesi

Yapılan incelemelerde 2014 öncesi dönemde tahakkuku yapılan bazı katılma payı alacaklarında zamanaşımı hususunun sistematik olarak kontrol edilmediği, 06.05.2019 tarihli Başkanlık emri ile tahakkuk eden katılma paylarının tahsilatının durdurulduğu ve tahsilat olmaksızın tapudaki kısıtlamaların kaldırıldığı görülmüştür. 

Kanun’un “Yol harcamalarına katılma payı” başlıklı 86’ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan ve yol harcamalarına katılma payının alınmasını zorunlu tutan “alınır” ifadesi 06.12.2012 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun’un 28’inci maddesi ile “alınabilir” olarak değiştirilmiştir.

Yapılan değişiklik ile inşa, tamir ve genişletilmeye tabi tutulan yollar için önceleri zorunlu olarak tahsil edilen katılma payının alınıp alınmaması hususu belediye meclis kararına bağlanmış, bir başka deyişle zorunlu tahakkuk ve tahsilat sonlandırılmıştır.

6360 sayılı Kanun’da, değişikliğin yürürlüğe girdiği 06.12.2012 tarihinden önceki döneme ilişkin de düzenleme yapılmış ve Kanun’un Geçici 1’inci maddesinin (27) numaralı fıkrasında aynen;

“Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce yolların inşa, tamir ve genişletilmesi nedeniyle 2464 sayılı Kanunun 86 ncı maddesi uyarınca tarh edilmemiş harcamalara katılma payları belediye meclisi kararıyla alınmayabilir.” hükmüne yer verilmiştir.

Geçici madde ile yapılan düzenlemeyle önceki dönem tahakkuk ve tahsilat işlemleri için belediye meclislerine bir yetki verilmiş ise de bu yetki sadece söz konusu tarihe kadar henüz tarh edilmemiş katılma payları için tanımlanmıştır. Dolayısıyla bu tarihten önce tarh ve tahakkuk işlemleri tamamlanmış ve tahsil aşamasına geçilmiş katılma payı alacakları için terkin, tahsilattan vazgeçme veya tahsilatın durdurulması gibi işlemlerin yapılması mümkün değildir.

Kanun’un “Tahsil Şekli” başlıklı 93’üncü maddesinde harcamalara katılma paylarının taksit ve peşin ödemelerde nasıl gerçekleştirileceği detaylı bir surette açıklanmıştır. Aynı maddede ayrıca harcamalara katılma payına tabi gayrimenkullerin listesinin belediyelerce ilgili tapu dairelerine bildirileceği, bu gayrimenkullerin satış, hibe ve trampaları halinde tapu dairesi tarafından payın tahsilini sağlamak üzere belediyenin haberdar edileceği ve pay ödenmedikçe intikal işleminin yapılamayacağı hüküm altına alınmıştır.

Katılma payı 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 1 ve 3’üncü maddeleri gereği bir amme alacağıdır ve tahsilinin nasıl yapılacağı, zamanaşımına ilişkin sürelerin neler olduğu bu Kanun’da düzenlenmiştir.

Yukarıda da bahsedildiği üzere, 6360 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 06.12.2012 tarihinden önce tahakkuk kayıtları yapılmış katılma paylarının terkin veya tahsilatlarından vazgeçilmesi hususunda ne belediye başkanına ne de belediye meclisine verilmiş bir yetki bulunmaktadır. Bu nedenle söz konusu tahsil işlemlerinin 2464 sayılı Kanun’da yer alan usul ve 6183 sayılı Kanun’da belirtilen zamanaşımı süreleri göz önünde bulundurularak gerçekleştirilmesi, tahsilat işlemleri tamamlanıncaya kadar da tapu kayıtlarında intikal işlemlerin durdurulması mevzuat gereği bir zorunluluktur. 

Bu nedenle bahsi geçen tahakkuk kayıtlarında varsa hatalı kayıtların geciktirilmeksizin düzeltilmesi, düzeltilen kayıtlara ilişkin tahsilatların zamanaşımına uğratılmadan gerçekleştirilmesi ve bu süre zarfında tapu daireleri bilgilendirilerek intikal işlemlerinin durdurulması, amme alacağının tahsili ve güvenliği açısından büyük önem arz etmektedir.


Geliştirme Alanı Vasfı Taşımayan Bölgelerde Yapılacak Binalardan Teknik Altyapı Bedeli Alınması

Kurum gelir hesapları üzerinde yapılan incelemelerde; geliştirme alanı olup olmadığına, hali hazırda yeni bir yol inşası yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın Büyükşehir Belediyesi tasarrufundaki yollara cephesi olan yerlerde yapılacak yeni binalardan meclis kararı ile belirlenen hesaplamaya göre “Stabilize Yol Teknik Altyapı Bedeli” tahsil edildiği tespit edilmiştir.

3194 sayılı İmar Kanunu’nda yapı ruhsatı konusunda açıklamalara yer verilmiş, Kanun’un 21 ve 22’nci maddelerinde yapı ruhsatı ve ruhsat alma şartları ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Söz konusu maddelerde yapı ruhsatı almak isteyen ilgililerden teknik alt yapı bedelinin tahsil edileceğine ilişkin herhangi bir hükme yer verilmemiştir.

Bir sonraki madde olan “Geliştirme alanlarında yapı ruhsatı” başlıklı 23’üncü maddesinde ise özel ve istisnai bir düzenleme yapılmış ve iskân hudutları içinde olup da “imar planında beldenin inkişafına ayrılmış bulunan sahalarda yapı izni verilebilmesi” için gereken şartlar detaylı bir şekilde anlatılmıştır. 

Söz konusu maddede, mezkûr sahalarda yapı izni verilebilmesi için ilgili sahanın yol, pis ve içme suyu şebekeleri gibi teknik alt yapısının yapılmış olması zorunlu tutulmuştur. Teknik alt yapısı henüz tamamlanmamış olan yerlerde ise ancak belli şartlar dâhilinde yapı izni verilebileceği belirtilmiş, bu kapsamda ya ilgili idarenin izni ve ilgili idarece hazırlanacak projeye uygun olarak teknik alt yapının ilgili kişilerce yaptırılması ya da parselleri hizasına rastlayan ve hissesine düşen teknik alt yapı bedelinin Kuruma ödenmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.

Görüldüğü üzere İmar Kanunu’nun 23’üncü maddesinde yapı ruhsatı alınırken yol ve kanalizasyon yapımı için “Teknik Altyapı Bedeli” alınması öngörülmüş ancak bu bedel hali hazırda yol ve kanalizasyon tesisi bulunmayan ve imar planında beldenin inkişafına ayrılmış “Geliştirme Alanları” ile sınırlandırılmıştır.

Dolayısıyla geliştirme alanı olup olmadığına bakılmaksızın belediyenin sorumluluğunda bulunan tüm alanlarda inşa edilecek yeni yapılardan İmar Kanunu’na göre teknik alt yapı bedeli alınması doğru bir uygulama değildir.

Söz konusu bedelin Belediye Meclis Kararları uyarınca hesaplanıp tahsil ediliyor olması da işlemi hukuka uygun hale getirmek için yeterli değildir. Zira tüm kamu kurumları gibi belediyeler de ancak kanunlarda izin verilen ölçülerde gelir toplayabilirler. Kanuni dayanağı olmadan veya kanunlarda belirtilen sınırların aşılarak gelir toplanması mali mevzuat açısından uygun değildir. 

  Şayet belediye tarafından yeni bir yol açıldı, mevcut bir yol tamir edildi veya genişletildi ise söz konusu masrafların ilgililerden nasıl tahsil edileceği 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun “Harcamalara katılma payları” başlıklı Üçüncü kısmında detaylı bir şekilde anlatılmıştır.

Mezkûr Kanun’un “Yol harcamalarına katılma payı” başlıklı 86’ncı maddesinde bu konuya ilişkin detaylı açıklamalar yapılmış, yeni yol açılması, mevcut yolun genişletilmesi, mevcut yola asfalt yapılması durumunda söz konusu katılma payının alınacağı hususu ayrı ayrı zikredilmiştir. 

Kanun’un ilerleyen maddelerinde payların nasıl hesaplanacağı, harcamalara katılma payının yapılan hizmet için katlanılan giderin tamamı olduğu, hesaplanan katılma paylarının ilgili gayrimenkullerin vergi değerlerine oranlanarak dağıtılıp tahakkuk ettirileceği, alınacak pay tutarının bina ve arsa vergi değerinin %2’sini geçemeyeceği gibi detaylı açıklamalara yer verilmiştir.

Kanun koyucu, hizmet götürüldüğü esnada bu hizmetten yararlanacak veya gayrimenkullerinin değerinde artış olacak mülk sahiplerince söz konusu maliyetlere katlanılmasını öngörmüş ve kanun sistematiğini de bu esas üzerine bina etmiştir. Nitekim

Danıştay tarafından verilen birçok kararda da bu husus vurgulanmış ve yol çalışmasının tamamlanarak halkın istifadesine sunulmuş olmasından sonra tahakkuk kayıtlarının yapılacağı, söz konusu tarih geçtikten sonra taşınmaz mülkiyetini alan şahsa yapılan tahakkukun hukuka uygun olmadığı belirtilmiştir. 

Yapılan incelemelerde; Kurum tasarrufunda olan yollara cephesi bulunan yerler için bina inşaat ruhsatı alacak yapı sahiplerinden bölgenin geliştirme alanı olup olmadığına, hali hazırda yeni bir yol inşası yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın “Stabilize Yol Teknik Altyapı Bedeli” tahsil edildiği, bu suretle 2019 yılında toplamda 62.200.995,08 TL tahakkuk kaydı yapıldığı tespit edilmiştir.

Şayet alınan bedel ilgili yolun ilk yapıldığında alınması gereken bedellerin alınmaması sebebiyle alınıyorsa yukarıda detaylı bir surette açıklandığı üzere uygulama yine de hatalıdır. Zira böyle bir durumda, yol ilk yapıldığında 2464 sayılı Kanun’a göre katılma paylarının hesaplanıp hizmetin götürüldüğü sırada mülk sahibi olanlara ilgili tutarların dağıtılması gerekmekteydi. Aksi bir uygulama katılma payını gerçekten ödemesi gereken mükellef yerine bir başka kişiden söz konusu maliyetlerin alınmaya çalışılması anlamına gelir ki böyle bir durumun hukuka uygun olduğunun söylenmesi mümkün değildir.

Buna göre; İmar Kanunu’nun 23’üncü maddesi uyarınca alınacak teknik alt yapı bedellerinin sadece maddede açıkça belirtilen “Geliştirme alanları” ile sınırlı tutulması, Kurum tarafından uygulanan program dâhilinde yeni yapılan yollar için ise 2464 sayılı Belediye Kanunu’nda yer alan katılma payı hükümlerinin tatbik edilmesi, yapılan işlemlerin hukuka uyarlılığı açısından önem arz etmektedir.


Gelir Tarifesinde Yer Alan Çeşitli Harçlar İçin Bakanlar Kurulu Kararı ile Tespit Edilen Tutarların Üzerinde Tarife Belirlenmesi

Kurum tarife cetvelleri üzerinde yapılan incelemeler neticesinde, Belediye Gelirleri Kanunu’na göre tahakkuk ve tahsil edilen bazı harçların Bakanlar Kurulu Kararı ile tespit edilen tutarların üzerinde belirlendiği görülmüştür.

Belediyelerin önemli gelir kaynaklarından olan harçlara ilişkin detaylı belirlemeler 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun ikinci kısmında yer almış, söz konusu kısmın sekizinci bölümünde çeşitli harçlara ilişkin temel hususlar anlatılarak uygulanabilecek asgari ve azami tutarlara yer verilmiştir. Bu kapsamda Kanun’un 79’uncu maddesinde “Kayıt ve Suret Harcına”, 82’nci maddesinde “Muayene, ruhsat ve rapor harcına” , 83’üncü maddesinde ise “Sağlık belgesi harcına” ilişkin düzenlemeler yapılmış, Kanun’un 84’üncü maddesinde söz konusu harçlara ilişkin uygulanabilecek en az ve en çok tutarlar belirlenmiştir. 

Mezkûr Kanun’un 95’inci maddesinde belediyelerin nüfusları ile ekonomik ve sosyal gelişme durumlarına göre Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığının görüşü alınarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca (önceleri İçişleri Bakanlığı) beş gruba ayrılacağı ve söz konusu hususun Resmi Gazete’de ilan olunacağı ifade edilmiştir.

Bu kapsamda çeşitli tarihlerde İçişleri Bakanlığınca tebliğler yayımlanmış, belediyeler nüfuslarına göre beş gruba ayrılmış ve nüfusu 100.001 ve yukarı olan belediyelerin en üst grup olan 1. Grupta yer alacağı belirtilmiştir.   

2464 sayılı Kanunun 96’ncı maddesinde ise aynen;

“Cumhurbaşkanı, bu Kanunda en az ve en çok miktarları gösterilen vergi ve harçların tarifelerini belediye grupları itibarıyla tayin ve tespit eder” hükmüne yer verilerek Kanun’da en az ve en çok tutarları belirlenen vergi ve harçların belediye grupları itibariyle uygulama tutarlarının bizzat Cumhurbaşkanı tarafından (önceleri Bakanlar Kurulu) tespit edileceği açıkça belirtilmiş, bu kapsamda belediye meclisleri ile belediyenin diğer birimlerinin tutar tespiti konusunda herhangi bir yetkileri olmadığı zımnen ifade edilmiştir.

Mezkûr hükme dayanarak Bakanlar Kurulu tarafından çeşitli tarihlerde kararlar yayımlanmış, Kanun’da asgari ve azami tutarları belirlenen vergi ve harçların belediye grupları itibariyle uygulanacak tutarları tespit edilmiştir.

Kurum gelir hesapları ve tarife cetvelleri üzerinde yapılan incelemelerde “Kayıt ve Suret Harcı”, “Muayene, ruhsat ve rapor harcı” ve “Sağlık belgesi harcı” tespitinde Bakanlar Kurulu Kararı ile tespit edilen tutarlara dikkat edilmediği, bu tutarların üzerinde tahakkuk ve tahsilatlar yapıldığı görülmüştür.

Aşağıdaki tabloda 13.04.2005 tarih ve 2005/8730 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 1.grupta yer alan belediyeler için tespit edilen ve Kurum tarafından uygulanması gereken harç tutarlarına ve Kurum tarafından 2019 yılı tarifesinde belirlenen hatalı tarifeye yer verilmiştir:

Tablo 12: Çeşitli Harçlara İlişkin Kıyaslama Tablosu

Harcın Adı BKK ile Tespit Edilen ve Uygulanması

Gereken Tutar

(TL)

(a)

Kurum Tarafından 2019 Yılında

Uygulanan Tutar

(TL) (b)

Kurum Uygulamasının Olması Gereken Tutarın

Yüzde Kaç Fazlası Olduğu (c=(b-a)/a))

Kayıt ve Suret Harcı 8,00 12,00 %50
Muayene, Ruhsat ve

Rapor Harcı

13,00 15,00 %15,38
Sağlık Belgesi Harcı 2,25 3,00 %33,33

Kanun’da en az ve en çok hadleri belirtilen ve belediye grupları itibariyle alınacak tutarların doğrudan Cumhurbaşkanınca tespit edildiği harçların belediye meclis kararı ile belirtilen değerlerin üzerine çıkarılması mümkün değildir. Kurum tarafından kanuni dayanağı olmadan gelir toplanamayacağı gibi kanunlar ve kanunların verdiği yetkiye dayanılarak Cumhurbaşkanı (önceleri Bakanlar Kurulu) tarafından belirlenen değerlerin aşılarak gelir toplanması da mümkün değildir. Bu nedenle hatalı uygulamalara son verilerek tarife cetvellerinin tümüyle gözden geçirilmesi, kanuni düzenlemelere ve daha önceden yayımlanmış Bakanlar Kurulu kararlarına aykırı hususların düzeltilmesi, Kurum tarafından gerçekleştirilen tahakkuk ve tahsilatların hukuka uyarlılığı açısından önem arz etmektedir.


Kurumun Hizmet Bedeli Ücret Tarifesinde Hatalı Düzenlemeler Yapılması

Kurumun sunmuş olduğu hizmetlere karşılık belirlemiş olduğu “2019 Yılı Hizmet Bedeli Ücret Tarifesi”nde mevzuata uygun düşmeyecek düzenlemelere yer verildiği tespit edilmiştir. 

4736 sayılı Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Ürettikleri Mal ve Hizmet Tarifeleri İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 1’inci maddesinde aynen;

“Genel bütçeye dahil daireler ile katma bütçeli idareler, bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlar, kanunla kurulan fonlar, kefalet sandıkları, sosyal güvenlik kuruluşları, genel ve katma bütçelerin transfer tertiplerinden yardım alan kuruluşlar, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıkları ile müesseseleri, il özel idareleri ve belediyeler ile bunların kurdukları birlik, müessese ve işletmeler, özel bütçeli kuruluşlar, özelleştirme işlemleri tamamlanıncaya kadar, 24.11.1994 tarihli ve 4046 sayılı Kanuna tâbi kuruluşlar ve özel hukuk hükümlerine tâbi, kamunun çoğunluk hissesine sahip olduğu kuruluşlar, kamu banka ve kuruluşları ile bunlara bağlı iş yerleri ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca üretilen mal ve hizmet bedellerinde işletmecilik gereği yapılması gereken ticarî indirimler hariç herhangi bir kişi veya kuruma ücretsiz veya indirimli tarife uygulanmaz” denilmektedir.

Müteakip ikinci fıkrasında kurum ve kuruluşlarınca üretilen mal ve hizmetlerden ücretsiz ve indirimli olarak yararlanabilecek kişiler sayma yoluyla belirlenmiş,

6’ncı fıkrasında ise, Cumhurbaşkanının birinci fıkra hükmünden muaf tutulacak kişi veya kurumları tespit etmeye yetkili olduğu düzenlenmiştir.

Ancak yapılan incelemede; Kurum tarafından 2019 yılı için düzenlenen Ücret Tarife Cetvelinde yer alan bazı hizmetlerin belediye personeli, belediye şirketi personeli ve birinci derece aile fertleri için ücretsiz olarak verileceğine ilişkin düzenlemelere yer verildiği görülmüştür. Kurum tarafından kurumda üretilen mal ve hizmetlerle ilgili olarak gerekli düzeltmenin yapıldığı, bu çerçevede 2020 yılı Gelir Tarife Cetvelinde belediye personeli, belediye şirket personeli ve bunların birinci derece aile fertlerine yönelik indirimli tarife uygulaması veya muafiyet bulunmadığı belirtilmiştir.

Sonuç olarak, Kurumun sunmuş olduğu hizmetlere karşılık belirlemiş olduğu ücret tarifesinde 4736 sayılı Kanun’un hüküm altına aldığı istisnalar dışında kişi ve kurumlar için indirimli ücret tarifesi belirlemesinin hukuka uyarlığı bulunmadığından müteakip dönemlerde de anılan Kanun’a göre işlem tesis edilmeye devam edilmelidir.


Belediye Tarafından Alınan İmar Harçlarının Hesaplanmasında Tespit Edilen Hususlar

A) Bina İnşaat Harcının Matrahının Yanlış Hesaplanması

Gölbaşı Belediyesinin gelir hesaplarının incelenmesi neticesinde Bina İnşaat Harcının mevzuata uygun olarak hesaplanmadığı tespit edilmiştir.

 2464 Sayılı Kanun’un Bina İnşaat Harcına ilişkin olarak harcın konusunu ve vergiyi doğuran olayı belirleyen Ek 1’inci maddesine göre Belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde yapılan her türlü bina inşaatı (ilave ve tadiller dahil), inşaat veya tadilat ruhsatının alınması bina inşaat harcına tabidir.

Harcın matrahının belirlendiği Kanun’un Ek 4’üncü maddesinde işyeri inşaatlarında harcın matrahına müştemilat ve ortak yerlerden gelen hisselerin tümünün dâhil edileceği, konut inşaatlarında ise ortak yerlerden gelen hisselerden yalnızca konut sahibinin kullanımına özgülenmiş olan özel garaj, özel depo gibi alanların harcın matrahına dahil edileceği, diğer ortak kullanım alanlarının dahil edilmeyeceği, hesaplama yapılırken her bir konut veya işyeri biriminin alanı ayrı ayrı dikkate alınması gerektiği anlatılmıştır.

  Gölbaşı Belediyesinde inşaat harcının matrahı hesaplanırken bağımsız bölümlerin niteliğine bakılmamakta, dıştan dışa toplam inşaat sahasının yüz ölçümünün katsayı ile çarpılmakta ve bunun sonucunda bağımsız bölüm ayrımı yapılmadan inşaat alanın tamamı matraha dahil edilmektedir.

B) Bina İnşaat Harcının Mevzuattın Öngördüğünün Üzerinde Alınması

Gölbaşı Belediyesinin Bina İnşaat Harcı tarifesinin mevzuata uygun olarak belirlenmediği tespit edilmiştir.

 2464 Sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun Bina İnşaat Harcına ilişkin olarak harcın konusunu ve vergiyi doğuran olayı belirleyen Ek 1’inci maddesine göre Belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde yapılan her türlü bina inşaatı (ilave ve tadiller dahil), inşaat veya tadilat ruhsatının alınması bina inşaat harcına tabidir.

Ek 4’üncü maddesinde harcın matrahı anlatılmış, ek 6’ncı maddesinde bina inşaat harcının tarifesi 30.12.2004 tarihinde 5281 sayılı Kanun’un 25’inci maddesi ile değiştirilmiştir. 

2464 sayılı Kanun’un 96’ncı maddesinin a fıkrasında Bakanlar Kurulunun, bu Kanun’da en az ve en çok miktarları gösterilen vergi ve harçların tarifelerini belediye grupları itibarıyla tayin ve tespit edeceği ifade edilmiştir. 

Mezkur Kanun ve maddenin a fıkrasının eski halinde de yeni halinde de bina inşaat harcı belediye gruplarına göre Bakanlar Kurulu (Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde Cumhurbaşkanı) kararıyla belirlenecektir.

Kanun’un 96’ncı maddesinin a fıkrası gereği 13.04.2005 tarihinde 2005/8730 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı alınmış ve bina inşaat harcı 1. Grup belediyelerde; 

 

““KONUT İÇİN;

 Birim İnşaat Alanı                                                        Beher m2 

  • m2ye kadar olanlara 0,75 TL 
  • – 120 m2 olanlara 1,5 TL                                             

121 – 150 m2 olanlara                                                                2,25 TL                                         

151 – 200 m2 olanlara                                                                 3 TL                                               

200 m2’ den yukarısı için                                                             3,75 TL  

İŞYERİ İÇİN;

Birim İnşaat Alanı                                                        Beher m2

  • m2ye kadar olanlara     3 TL,           
  • – 50 m2 olanlara 4,5 TL,

51-100 m2 olanlara                                                                     6 TL,

100 m2’ den yukarısı için                                                             7,5 TL”

 

şeklinde belirlenmiştir. Alınan bu Bakanlar Kurulu kararından sonra bina inşaat harcını belirleyen başka bir karar alınmamıştır.

İçişleri Bakanlığınca çıkarılan 16.09.2011 tarih ve 28056 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Belediye Gelirleri Kanunu Genel Tebliğ’inde Nüfusları ile sosyal ve ekonomik gelişme durumlarına göre nüfusu 100.001 ve yukarı olan belediyeler 1. Grup olarak belirlenmiş, söz konusu Tebliğ’in ekinde Ankara Gölbaşı Belediyesi 1’inci Grup belediyeler arasında açıkça sayılmıştır. 

02.07.2018 tarih ve 700 sayılı KHK’nın geçici 1’inci maddesindeki hüküm gereği yukarıda bahsedilen Bakanlar Kurulu kararı yürürlükten kaldırılmadığı için geçerliliğini korumaktadır.

Yukarıda verilen mevzuat hükümlerinden anlaşılacağı üzere bina inşaat harcın tarifesi olarak dikkate alınması gereken kaynak yeni düzenleme oluncaya kadar 2005/8730 sayılı

Bakanlar Kurulu Kararıdır. Belediye meclisleri bina inşaat harcı tarifesini anılan karara göre belirlemeleri gerekmektedir.

 Gölbaşı Belediyesinin tarifesinde ise metre kare başına konut için 4,45 TL, işyeri için 9,35 TL olarak belirlenmiş ve bu birim fiyatlar üzerinden bina inşaat harcı alınmaktadır.

Bakanlar Kurulu kararına göre birim fiyat konut için maksimum 3,75 TL, işyeri için maksimum 7,5 TL alınması gerekmektedir. Bina inşaat harcının matrahı, her bir konut veya işyeri biriminin ayrı ayrı inşaat sahasının yüzölçümleri olarak hesaplanacağı için metre kare başına alınması gereken harç tutarı daha da düşecektir.

C) Yapı Kullanma İzni Harcının Mevzuatın Öngördüğünün Üzerinde Hesaplanması

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 80’inci maddesinde; İmar mevzuatı

gereğince belirtilen harçların belediyece tahsil olunacağı, aynı maddenin 1’inci fıkrasının f bendinde yapı kullanma izni verilmesi işleri “Yapı Kullanma İzni Harcına” tabi olacağı hükümleri mevcuttur. Aynı Kanun’un 84’üncü maddesinin 1’inci fıkrasının 2’inci bendinin e alt bendinde yapı kullanma izni harcı (beher inşaat metrekaresi için) en az 0,05 TL, en fazla 0,15 TL alınabileceği belirtilmiştir. Bina inşaat harcında olduğu gibi mezkur Kanun’un 96/A fıkrası gereği, yapı kullanma izni harcı da Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenmesi hükme bağlanmıştır.  Bina inşaat harcı tarifesinin belirlendiği 2005/8730 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında; yapı kullanma izni harcı m2 başına 1’inci grup belediyelerde işyerleri için 0,11, konutlar için 0.09 TL olarak belirlenmiştir. Söz konusu tarife Cumhurbaşkanının yeni bir kararı ile değiştirilmediği için 2019 yılında da uygulanmaya devam edilmektedir. Gölbaşı

Belediyesinin 1. Grup belediyelerden olduğunu yukarıda ifade etmiştik. Dolayısıyla Gölbaşı

Belediyesince alınması gereken yapı kullanma izni harcı beher metre kare için işyerinde 0,11 TL, konutta 0,09 TL ‘dir. Oysa ki idare, konut işyeri ayrımı yapmadan toplam m2 üzerinden beher m2 için 0,15 TL harç almaktadır.

Belediyece 2018 yılında 486 adet inşaat ruhsatı verilmiş, verilen bu ruhsatlardan 5.967.753,65 TL bina inşaat harcı alınmıştır. 2019 yılında 300 adet inşaat ruhsatı verilmiş, verilen bu ruhsatlardan 262.369,40 TL bina inşaat harcı alınmıştır. Son iki yıl dikkate alındığında verilmiş olan tüm inşaat ruhsatlarından bina inşaat harcının yanlış hesaplanması sebebiyle mükelleften fazla bedel alınmıştır.

5018 sayılı Kanun’un “Hesap verme sorumluluğu” başlıklı 8’inci maddesinde her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanların; kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, kullanılmasından, muhasebeleştirilmesinden, raporlanmasından ve kötüye kullanılmaması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumlu oldukları ve yetkili kılınmış mercilere hesap vermek zorunda olacakları belirtilmektedir.

Bina inşaat harcı ile yapı kullanma izni harcının belediyece fazla alınması idareye önemli gelir getirse de inşaat yapmak isteyen yatırımcılar ve diğer vatandaşlar önemli külfete katlanmak zorunda kalacaklardır. Ayrıca mevzuat gereği alınması gerekenin üzerinde harç alınması ileride dava konusu olabileceği gibi, beklenmeyen iadelerin oluşması durumunda ise belediye ekonomik açıdan sorunlar yaşayabilecektir. 5018 sayılı Kanun’da görüldüğü gibi kaynakların hukuka uygun elde edilmemesinden sorumluluklar doğacaktır. 

Tüm bu durumların yaşanmaması için belediye harçlarının tekraren gözden geçirilmesi ve özellikle bina inşaat harcı ile yapı kullanma izni harcının mevzuata uygun olarak hesaplanmasına ve alınmasına gayret edilmelidir.


Büyükşehir Belediyesinden Alınması Gereken Zemin Tahrip Bedellerinin Takip ve Tahsilinin Sağlanmaması

Keçiören belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde yapılan kazılara ilişkin zemin tahrip bedellerinin Ankara Büyükşehir Belediyesince Kuruma aktarılmadığı, Kurumun da söz konusu gelirin tahsilatını henüz sağlamadığı tespit edilmiştir. 

5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu’nun “Altyapı Hizmetleri” başlıklı 8’inci maddesinin 1’inci fıkrasında; 

“Büyükşehir içindeki alt yapı hizmetlerinin koordinasyon içinde yürütülmesi amacıyla büyükşehir belediye başkanı ya da görevlendirdiği kişinin başkanlığında, yönetmelikle belirlenecek kamu kurum ve kuruluşları ile özel kuruluşların temsilcilerinin katılacağı alt yapı koordinasyon merkezi kurulur. Büyükşehir ilçe (…) belediye başkanları kendi belediyesini ilgilendiren konuların görüşülmesinde koordinasyon merkezlerine üye olarak katılırlar.” denilmekte olup, aynı maddenin son fıkrasında alt yapı koordinasyon merkezinin çalışma esas ve usulleri ile bu kurullara katılacak kamu kurum ve kuruluş temsilcilerinin, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği düzenlenmiştir. 

Bu çerçevede, 25.06.2006 tarih ve 26199 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Büyükşehir Belediye Koordinasyon Merkezleri Yönetmeliği’nin kapsamında, büyükşehir belediyesi Alt Yapı Koordinasyon Merkezi ile Ulaşım Koordinasyon Merkezinin kuruluş, görev ve yetkileri ile bu merkezlerin çalışma usul ve esasları, alt yapı yatırım hesabının oluşumu ve geliri yer almaktadır. 

Anılan Yönetmelik’in 13’üncü maddesinde Alt Yapı Koordinasyon Merkezi “Çalışma esas ve usulleri” ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.

“Altyapı Yatırım Hesabı” başlıklı 14’üncü maddesinin 3 numaralı bedinde; 

“Büyükşehir (Değişik ibare:RG-25/4/2014-28982) ve ilçe (Mülga ibare:RG-25/4/201428982) (…) belediyeleri cadde, bulvar, meydan ve sokaklarında yapılacak tüm kazılardan elde edilecek gelirler büyükşehir belediyesi bünyesinde açılacak alt yapı yatırım hesabında toplanır. Sokakların kazısından elde edilen gelirler ilgili belediyeye aktarılır. Bu paralar büyükşehir ilçe (Mülga ibare: RG-25/4/2014-28982) (…) belediyeleri tarafından sadece cadde, bulvar, meydan ve sokakların asfalt ve kaldırımların yapımında kullanılır. Bu gelirler amacı dışında kullanılamaz.” hükmü yer almaktadır. 

Yukarıdaki mevzuat hükümlerinden anlaşılacağı üzere, büyükşehir belediye sınırları içerisindeki altyapı çalışmalarının tüm sorumluluğu ve koordinasyonu altyapı koordinasyon merkezlerine aittir. Bu sorumluluklardan birisi de büyükşehir belediye sınırları dâhilindeki tüm kazılardan elde edilecek gelirlerin toplanması ve sorumluluk sahalarına göre ilçe belediyelerine dağıtımıdır. 

Ancak Kurumun 2019 mali yılı tablolarının incelenmesi neticesinde, 2018 yılı denetim raporunda belirtilen 35.183.946,15 TL zemin tahrip bedelinden sadece 3.713.970,84 TL tutarının mahsuplaşma yoluyla tahsil edildiği, kalan tutarların henüz tahsilatının gerçekleşmediği görülmektedir. Bu durum, Kurumun geçmiş yıllardan olan 31.469.975,31 TL ve 2019’a ilişkin hesaplanacak tutar kadar gelir kaybına sebep olmaktadır.


Ortak Altyapı Hizmetleri Kapsamında Büyükşehir Belediyesi Tarafından Tahsil Edilen Gelirlerden Kuruma Aktarılması Gereken Gelirlerin Takibinin Yapılmaması

Çankaya Belediyesi sınırları içindeki sokaklarda ortak altyapı hizmetleri kapsamında yapılan kazılar nedeniyle Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından tahsil edilerek Kuruma aktarılması gereken gelirlerin aktarılmadığı ve bu tutarların Kurum tarafından da takip edilmediği anlaşılmıştır.

5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun “Alt yapı hizmetleri” başlıklı 8’inci maddesi ile büyükşehir içindeki alt yapı hizmetlerinin koordinasyon içinde yürütülmesi amacıyla alt yapı koordinasyon merkezinin kurulacağı, altyapı koordinasyon merkezlerinin (AYKOME) çalışma esas ve usullerinin çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği hüküm altına alınmıştır.

Yukarıda yer verilen Kanun hükmüne dayanılarak hazırlanan Büyükşehir Belediyeleri Koordinasyon Merkezleri Yönetmeliği 15.06.2016 tarih ve 26199 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Söz konusu Yönetmelik’in “Görev ve yetkileri” başlıklı 8’inci maddesinin (f) bendi ile altyapı ile ilgili kazı yapacak gerçek ve tüzel kişilere izin ve kazı ruhsatı verilmesi ile buna ilişkin bedelin belirlenmesi işlemlerinin AYKOME yetkisinde olduğu, “Hesabın oluşumu ve geliri başlıklı” 14’üncü maddesinin üçüncü fıkrasında, Büyükşehir ve ilçe belediyeleri cadde, bulvar, meydan ve sokaklarında yapılacak tüm kazılardan elde edilecek gelirlerin büyükşehir belediyesi bünyesinde açılacak alt yapı yatırım hesabında toplanacağı, sokakların kazısından elde edilen gelirlerin ise ilgili belediyeye aktarılacağı, bu paraların büyükşehir ilçe belediyeleri tarafından sadece cadde, bulvar, meydan ve sokakların asfalt ve kaldırımların yapımında kullanılacağı, bu gelirlerin amacı dışında kullanılamayacağı hükme bağlanmıştır.

Ancak yapılan incelemede, sokak kazıları nedeniyle Büyükşehir Belediyesi tarafından elde edilen gelirlerin İdareye aktarılmadığı, ilgili birimlerin bu gelirin takibine ilişkin herhangi bir işlem tesis etmediği görülmüştür.

Bu itibarla söz konusu payların doğru bir şekilde ve zamanında Belediyeye aktarılmasını temin edecek süreçlerin ve kontrol mekanizmasının kurulmasının, kamu kaynağının etkili, ekonomik ve verimlilik ilkesine uygun olarak elde edilmesine katkı sunacaktır.


Büyükşehir Belediyesi Tarafından Aktarılması Gereken Otopark Gelir Paylarının Takip Edilmemesi

Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından araç park yerlerinin işletilmesinden elde edilen gelirlerden belediyeye gönderilmesi gereken paya ilişkin alacağın tahsil edilmediği görülmüştür.

5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun “Büyükşehir ve İlçe Belediyelerinin Görev ve Sorumlulukları” başlıklı 7’nci maddesinin (f) bendinde; “…durak yerleri ile karayolu, yol, cadde, sokak, meydan ve benzeri yerler üzerinde araç park yerlerini tespit etmek ve işletmek, işlettirmek veya kiraya vermek…” hükmü yer almaktadır. 

Aynı Kanun’un “Büyükşehir Belediyesinin Gelirleri” başlıklı 23’üncü maddesinin (f) bendinde ise; “7’nci maddenin (f) bendine göre tespit edilen park yerlerinin işletilmesinden elde edilen gelirin ilçe ve ilk kademe belediyelerine, nüfuslarına göre dağıtılacak %50’sinden sonra kalacak %50’si” Büyükşehir belediyesi gelirleri arasında sayılmıştır.

Yukarıdaki mevzuat hükümlerinde “durak yerleri ile karayolu, yol, cadde, sokak, meydan ve benzeri yerler üzerinde araç park yerlerini tespit etmek ve işletmek, işlettirmek veya kiraya vermek” görevinin büyükşehir belediyelerine ait olduğu ve buraların işletilmesinden elde edilen gelirin %50’sinin ilçe belediyelerine nüfusları oranında aktarılması hususu açıkça düzenlenmiştir. Buna göre; Büyükşehir belediyesince araç park yerlerinin işletilmesinden elde edilen gelirlerden ilçe belediyelerine bir pay verilmesi gerekmektedir. 

Yapılan incelemede; Büyükşehir Belediyesi tarafından işletilen açık, kapalı otoparklar ile cadde ve sokaklardaki park yerlerinin otopark olarak işletilmesinden dolayı elde edilen gelirlerden, Seyhan Belediyesine verilmesi gereken payın 2017 yılından itibaren aktarılmadığı, Belediyenin ise bu alacağın Büyükşehir Belediyesinden tahsili için gerekli takip ve başvuru yollarını kullanmadığı tespit edilmiştir.

Bu itibarla, Büyükşehir Belediyesinin Seyhan Belediyesine aktarması gereken otopark gelirleri ilçe payının tahakkuk ve tahsili ile ilgili olarak idare tarafından başlatıldığı bildirilen işlemlerin tamamlanması ve tahsilatın yapılması gerekmektedir.


Ulusal Bayram Gününde Çalışan İşyerlerinden Tatil Günlerinde Çalışma Ruhsatı Harcı Alınmaması

2019 yılında ulusal bayram gününde faaliyet gösteren işyerleri olmasına rağmen tatil günlerinde çalışma ruhsatı harcı tahsil edilmemektedir.

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 58’inci maddesinde, ulusal bayram günlerinde çalışmaları belediyelerce izne bağlı işyerlerine ruhsat verilmesinin, Tatil Günlerinde Çalışma Ruhsatı Harcına tabi olduğu ifade edilmiştir.

2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun’un 1’nci maddesine göre, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı ulusal bayramdır. Bayram, 28 Ekim günü saat 13.00’ten itibaren başlar ve 29 Ekim günü devam eder.

İdarenin hesap ve işlemlerinin incelenmesi neticesinde; İdarece, ulusal bayram günlerinde çalışan iş yerlerinin tespitine ve söz konusu günlerde çalışan/çalışmak isteyen iş yerlerinden tatil günlerinde çalışma ruhsatı harcının tahsiline ilişkin herhangi bir çalışma yapılmadığı anlaşılmıştır.

Yukarıda yer alan denetim tespitine istinaden, İdare tarafından; ulusal bayramlarda faaliyette bulunacak işyerlerine İdareye başvuruda bulunmaları konusunda gerekli tebligatın yapılabilmesi amacıyla ilgili müdürlüğün bilgilendirildiği ifade edilmiştir

Sonuç olarak tatil günlerinde çalışma ruhsatı harcının mükellefi, ulusal bayram olan Cumhuriyet Bayramında çalışan işyerleri olup söz konusu günde faaliyet gösteren işyerlerinin tespiti yapılarak bu harcın tahsili sağlanmalıdır.


Hazineye Ait Taşınmazların Satış Bedellerinin Tahsil Edilen Kısmından Hesaplanan Belediye Payının Takibinin Yapılmaması

Belediye sınırları içindeki Hazineye ait taşınmazların satışından alınması gereken İdare payları takip edilmemektedir.

4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un “Taksitle ödeme, satış bedelinden pay verilmesi, belediyelere devir” başlıklı 5’inci maddesinde göre; Hazineye ait taşınmazların satışından elde edilen gelirlerin %10’u gecekondu fonu hesabına yatırılmak üzere ilgili belediyeye; ayrıca kalan kısmının %30’u da ilgili belediyeye, %10’u da varsa büyükşehir belediyesine aktarılmaktadır.

İdarenin hesap ve işlemlerinin incelenmesinde; belediye sınırları içindeki Hazineye ait taşınmazların satışından alınması gereken payların takip edilmediği tespit edilmiştir. Şöyle ki; Iğdır Defterdarlığına gönderilen 03.02.2020 tarihli yazıya alınan cevaba göre; belediye sınırları içinde 2019 yılı içerisinde 17 adet Hazine taşınmazı satılmış, ilgili idarelerce toplam 402.000,00 TL tahsilat yapılmış, ancak Belediyeye herhangi bir pay gönderilmemiştir.

Yukarıda yer verilen denetim tespitine binaen, İdare tarafından bulgu doğrultusunda gerekli işlemlerin yapılacağı ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, idare tarafından 4706 sayılı Kanun kapsamındaki taşınmaz satışlarının takibi ve buna bağlı olarak da İdare paylarının tahsili sağlanmalıdır.


Müze Giriş Ücretleri Belediye Payının Takip ve Tahsil Edilmemesi

Müze giriş ücretlerinden ilçe belediyesi hesabına yatırılması gereken payların Büyükşehir Belediyesi tarafından aktarılmadığı görülmüştür.

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun “Müze giriş ücretleri ile madenlerden belediyelere pay” başlıklı mükerrer 97’nci maddesinde belediye ve mücavir alan sınırları içinde gerçek ve tüzel kişilerce işletilen her türlü müzelerin giriş ücretlerinin ilgili ilçe belediyelerine dağıtılma esasları düzenlenmiştir.

Alanya Belediyesinin 2019 yılı hesapları incelendiğinde müzelere giriş ücretlerinden aktarılması gereken paya ilişkin bir tahakkuk ya da tahsilat kaydının olmadığı tespit edilmiştir.

Bu itibarla, Büyükşehir Belediyesi tarafından tahsil edilen müze giriş bedellerinden Alanya Belediyesine aktarılması gereken payın takibi ve tahsili için gerekli işlemlerin yapılması gerekmektedir. Bu durum kurum gelirlerinin mali tablolarda hatalı görünmesine neden olmaktadır.


Büyükşehir Belediyesine Aktarılması Gereken Hidrolik Kaynaklara Dayalı Elektrik Üretim Lisans Harçlarının Takibinin Yapılmaması

Antalya il sınırları içerisinde faaliyet gösteren Elektrik Piyasası Kanunu kapsamında, özelleştirme bedeli, lisans ihale bedeli ve su kullanım bedeli ödemeksizin hidrolik kaynaklara dayalı elektrik üretim faaliyetinde bulunan işletmelerden, 492 sayılı Harçlar Kanunu’na göre Hazine ve Maliye Bakanlığınca tahsil edilip %90’ı Antalya Büyükşehir Belediyesine aktarılması gereken hidrolik kaynaklara dayalı elektrik üretim lisans harçlarının takibinin yapılmadığı tespit edilmiştir.

Belediyenin 2019 yılı hesabının incelenmesi sırasında Hazine ve Maliye Bakanlığınca Antalya Büyükşehir Belediyesi banka hesaplarına 2018 yılında 286.888,01-TL tutarında lisans harcı yatırılmasına rağmen 2019 yılında herhangi bir lisans harcı bedeli yatırılmadığı tespit edilmiştir.

İlgililerle yapılan şifahi görüşmelerde, Hazine ve Maliye Bakanlığınca yatırılan lisans harçlarının sadece gelir kaydedildiğini, hangi işletmeye veya işletmelere ait lisans harçları olduğunun araştırılmadığını, Antalya il sınırları içerisinde bu kapsamda ne kadar işletme bulunduğunu bilmediklerini, Hazine ve Maliye Bakanlığınca da bu kapsamda kendilerine ayrıntılı bir bilgi veya beyanname verilmediğini, 2019 yılı için de bu konuda herhangi bir araştırma yapılmadığını ifade etmişlerdir.

Harçlar Kanunu’na göre Antalya il sınırları içerisinde faaliyet gösteren Elektrik Piyasası Kanunu kapsamında, özelleştirme bedeli, lisans ihale bedeli ve su kullanım bedeli ödemeksizin hidrolik kaynaklara dayalı elektrik üretim faaliyetinde bulunan işletmelere ait bilgilerin gerek

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan gerekse Hazine ve Maliye Bakanlığından resmi yazı ile temin edilip bu bilgiler çerçevesinde yatırılan veya yatırılması gereken lisans harçlarının takip ve tahsilinin uygun olacağı yönündeki tespit ve değerlendirmeye idare tarafından iştirak edildiği anlaşılmakla birlikte, idare cevabında konunun Hazine ve Maliye Bakanlığına iletildiğini cevapta harçların hangi tesislerden tahsil edildiği bilgisinin Bakanlıkta bulunmadığını, konuyla ilgili diğer Bakanlıklarla da yazışmaların yapılacağı ifade edilmektedir. 

Bulgu konusuna ilişkin tespit ve değerlendirmelerin idarece düzeltilip düzeltilmediği sonraki denetimlerde dikkate alınacaktır.


Belediye Sınırları İçinde Faaliyet Gösteren Maden İşletmelerince Yatırılması Gereken Belediye Paylarının Takip ve Tahsilinin Yapılmaması

Belediye sınırları içinde faaliyet gösteren maden işletmelerince yatırılması gereken belediye paylarının, Manavgat Belediyesi hesaplarına, yatırılmadığı tespit edilmiştir.

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun mükerrer 97’nci maddesinin (b) fıkrasında,  belediye sınırları içerisinde faaliyet gösteren maden işletmelerinden yıllık satış tutarının % 0,2’si nispetinde belediye payı tahsil edileceği belirtilmiştir. 

Ancak, Manavgat Belediyesi 2019 yılı hesabı incelendiğinde, belediye sınırları içerisinde faaliyet gösteren maden işletmelerine ait bilgilerin bulunmadığı ve herhangi bir maden işletmesinden belediye payı tahsil edilmediği tespit edilmiştir.

Dolayısı ile Manavgat ilçe sınırları içerisinde faaliyet gösteren maden işletmelerine ait bilgilerin, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü ile Antalya Valiliği Yatırım İzleme ve

Koordinasyon Başkanlığından alınarak, ilçe sınırları içerisinde faaliyet gösteren maden işletmelerinden alınması gereken belediye paylarının takip ve tahsilinin yapılması gerekmektedir.

Bulgu konusu tespite ilişkin İdarece ilgili kurumlardan bilgilerin istendiği ve gelen bilgilere göre işlem tesis edileceği ifade edildiğinden söz konusu tespitin düzeltilip düzeltilmediğine ilişkin değerlendirme sonraki denetimlerde dikkate alınacaktır.


Evsel Katı Atık Ücretinin Takip ve Tahsilatının Yapılmaması

Evsel katı atık toplama, taşıma ve bertaraf ücretine ait tarifenin belirlenmediği, tahakkuk ve tahsilâtların yapılmadığı görülmüştür.

2872 sayılı Çevre Kanunu’nun “Tanımlar” başlıklı 2 nci maddesi ve “İlkeler” başlıklı 3 üncü maddesinde özetle; çevresel kirlenmeye neden olanların bu kirlenmeye karşı yapılan masrafların bedellerini ödemesi gerektiği belirtilmiştir.

Aynı Kanun’un 11 nci madde 11 nci fıkrasında ise; 

“Büyükşehir belediyeleri ve belediyeler evsel katı atık bertaraf tesislerini kurmak, kurdurmak, işletmek veya işlettirmekle yükümlüdürler. Bu hizmetten yararlanan ve/veya yararlanacaklar, sorumlu yönetimlerin yapacağı yatırım, işletme, bakım, onarım ve ıslah harcamalarına katılmakla yükümlüdür. Bu hizmetten yararlananlardan, belediye meclisince belirlenecek tarifeye göre katı atık toplama, taşıma ve bertaraf ücreti alınır. Bu fıkra uyarınca tahsil edilen ücretler, katı atıkla ilgili hizmetler dışında kullanılamaz.”

Hükümleri yer almaktadır.

7742 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Atık Su Altyapı Ve Evsel Katı Atık Bertaraf Tesisleri Tarifelerinin Belirlenmesinde Uyulacak Usul Ve Esaslara İlişkin Yönetmelik’inde özetle; belediyelerin Evsel Katı Atık İdaresi olduğu ve bu nedenle evsel katı atık hizmetini vermek veya verdirmekle, evsel katı atık hizmetlerine ilişkin tarifeleri belirlemekle ve evsel katı atık ücretini toplamakla yükümlü oldukları belirtilmiştir. 

 Belediyeler tarafından gerçekleştirilen evsel katı atık toplama işi, kirleten kişilere yapılan bir hizmettir. 2872 sayılı Kanun’a göre bu hizmetten yararlananlardan, belediye meclisince belirlenecek tarifeye göre katı atık toplama, taşıma ve bertaraf ücreti alınması gerekmektedir.

Bu itibarla; söz konusu hizmet için ücret tarifesi belirlenmesi, masrafların kirleten kişilerden tahsil edilmesi uygun olacaktır.


Su ve Kanalizasyon Tesisi Harcamalarına Katılım Payının Tahakkuk ve Tahsilinin Yapılmaması

Kamu idaresi gelirlerinin incelenmesinde; su ve kanalizasyon tesisi harcamalarına katılım payının tahakkuk ve tahsilinin yapılmadığı tespit edilmiştir. 

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun “Kanalizasyon Harcamalarına Katılma Payı” başlıklı 87’nci maddesi ile “Su Tesisi Harcamalarına Katılma Payı” başlıklı 88’inci maddelerinde belediyelerce veya belediyelere bağlı müesseselerce beldede yeni içme suyu veya kanalizasyon tesisi yapılması ile ıslah edilmesi halinde dağıtımın yapıldığı saha dahilindeki gayrimenkullerin sahiplerinden, su ve kanalizasyon tesisleri harcamalarına katılma payı alınacağı ifade edilmiştir. 

Mevzuatta belirtildiği üzere yeni içme suyu veya kanalizasyon şebekesi yapılması, mevcut olanın ıslah edilmesi veya genişletilmesi durumunda yapılan harcamalara ilişkin katılma payının tahakkuk ve tahsilinin yapılması zorunludur. Kanalizasyon ve su tesisi harcamalarına katılım paylarının nasıl hesaplanacağı ve paydaşlar arasında nasıl dağıtılacağı

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun Harcamalara Katılma Payları ile ilgili Hükümlerinin Uygulanmasına ilişkin Yönetmelik’in 5’inci maddesinde açıklanmıştır. 

Bu nedenle, Kurum hesaplarında yapılan incelemede su ve kanalizasyon tesisi ve ıslahına ilişkin harcamalar yapıldığı halde ilgili meblağların paydaşlardan tahsil edilmediği görüldüğünden, tahsil edilmesinin sağlanması gerektiği değerlendirilmiştir.

Su ve kanalizasyon harcamalarına katılım payı olarak; kanalizasyon bağlantısı talep edenlerden kanalizasyon bağlantı bedelinin, su faturalarının % 30’u oranında kanalizasyon payının, şebeke iştirak bedelinin, bağlantı ve su açma ücretlerinin alındığı belirtilmiştir. İfade edilen bu ücretler bireysel olarak bir hizmetten yararlanmanın karşılığı alınan ücretlerdir. Bu ücretler su ve kanalizasyon harcamalarına katılım payı olarak nitelendirilemezler.

Tahsil edilen bu ücretler; 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 97’nci maddesi gereği ücrete tabi işler kapsamında olup, katılma payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa edilen her türlü hizmet için belediye meclislerince düzenlenen tarifelere göre alınan ücretlerdir.


Pazar Yerlerinin İşletilmesinin ve İşgal Harcı Toplama Yetkisinin Yapılan Hizmet Protokolü İle Meslek Kuruluşlarına Devredilmesi

Belediye gelir işlemlerinin incelenmesinde; pazar yerlerinin işletilmesinin ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’na göre pazar yerlerinin kullanılması karşılığı alınan İşgal Harcını (Tahsis Ücreti) tahsil etme yetkisinin yapılan hizmet protokolü ile Seyyar Pazarcılar Odasına devredildiği tespit edilmiştir.

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Belediye başkanının görev ve yetkileri” başlıklı 38’inci maddesine göre belediyenin gelir ve alacaklarını takip ve tahsil etme görevi belediye başkanına verilmiş ve bu konuda belediye başkanı birinci derecede sorumlu kılınmıştır.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Gelirlerin toplanması sorumluluğu” başlıklı 38’inci maddesinde “Kamu gelirlerinin tarh, tahakkuk, tahsiliyle yetkili ve görevli olanlar, ilgili kanunlarda öngörülen tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin zamanında ve eksiksiz olarak yapılmasından sorumludur.” denilmektedir.

Aynı Kanun’un “Muhasebe hizmeti ve muhasebe yetkilisinin yetki ve sorumlulukları” başlıklı 61’inci maddesinde ise Muhasebe Yetkilisine gelirlerin ve alacakların tahsili görevi verilmiştir.

Ancak üst yönetici ve muhasebe yetkilisine verilen tüm bu görev ve sorumluluklara karşın yapılan inceleme sonucunda, yapılan hizmet protokolü ile Belediye sınırları içinde haftanın belirli günlerinde kurulan semt pazarı yerlerinin işletilmesinin ve pazar yeri kullanılması karşılığı alınan İşgal Harcının (Tahsis Ücreti) tahsilinin aylık 175.000,00 TL karşılığında Seyyar Pazarcılar Odasına devredildiği tespit edilmiştir. 

Söz konusu protokolün 32’nci maddesinde; “5957 sayılı kanunun 12.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren yönetmeliğinde belirtilen 6. Maddenin 1. Fıkrası, 6. Maddenin 8. Fıkrasında belirtilen tesis ve alt yapı çalışmalarının Belediye tarafından yapılıp Odaya devir edilecektir. Devirden sonra söz konusu yerlerin işletmesinden, korunmasından ve temizlenmesinden Oda sorumludur. Oda, devir edilen tesislerin amacı dışında kullanmamayı taahhüt eder.” denilmektedir. Protokolün 3’üncü maddesinde her ne kadar yapılan işlemin devir olmadığı belirtilse de söz konusu protokolün 32’nci maddesi yapılan işlemin devir olduğunu ifade etmektedir. Yapılan protokole Pazar Yerleri Hakkında Yönetmelik’in 5’inci maddesinin 8’inci fıkrası dayanak gösterilmiştir. 

Pazar Yerleri Hakkında Yönetmelik’in 5’inci maddesinin 8’inci fıkrası; “(Değişik: RG13/7/2013-28706) Pazar yerleri, belediyeler veya yüzde ellisinden fazlasına sahip oldukları iştiraklerince işletilir ve bu yetki devredilemez. Ancak, pazar yerlerinin işletilmesine ilişkin bazı hizmetler, bu Yönetmelik ve ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hüküm içermeyecek şekilde yapılacak belirli süreli protokoller ile meslek kuruluşları eliyle yürütülebilir. Meslek kuruluşları, bu fıkrada belirtilen belediye iştiraklerine ortak olabilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Yönetmelik maddesine göre pazar yerleri belediyeler veya yüzde ellisinden fazlasına sahip oldukları iştiraklerince işletilir ve bu yetki devredilemezdir. Ancak pazar yerlerinin işletilmesinde bazı hizmetler protokoller ile meslek kuruluşları eliyle yürütülebilir. 

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun “Harcın ödenmesi” başlıklı 57’nci maddesinde; “İşgal harcı belediyelerin yetkili kılacakları memur veya kişilerce makbuz karşılığında tahsil edilir.” denilmektedir. 

Pazar Yerleri Hakkında Yönetmelik’in “Tanımlar” başlıklı 4’üncü maddesi 1’inci fıkrası (n) bendinde; “n) Tahsis ücreti: 2464 sayılı Kanuna göre, işgal edilen alan ile orantılı olarak belediye meclisince belirlenen işgaliye harcını,” işgal harcı tahsis ücreti olarak tanımlanmıştır.

Adı geçen Yönetmelik’in 15’inci maddesinde; “(1) Tahsis ücreti, satış yerinin kullanımı sonrasında belediye meclisince her yıl belirlenecek tarifeye göre belediyelerin yetkili kılacakları memur veya kişilerce makbuz karşılığında   tahsil edilir.  Tahsis ücretinin günlük tahsil edilmediği durumlarda toplu tahsilatlar bir aylık süreyi aşmayacak şekilde yapılır.

…

(3) Meslek kuruluşları, belediyelerle yapılan protokoller çerçevesinde verdikleri hizmetler için, 7/6/2005 tarihli ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu kapsamında makbuz karşılığında ücret tahsil edebilir.

…” denilmektedir. 

2464 sayılı Kanun’un 57’nci maddesi ve adı geçen Yönetmelik’in 15’inci maddesinin

1’inci fıkrasına göre İşgal Harcı (Tahsis Ücreti) belediyelerin yetkili kılacakları memur veya kişilerce makbuz karşılığında tahsil edilir. Meslek kuruluşları belediyelerle yapılan protokoller çerçevesinde verdikleri hizmetler karşılığı pazar yerleri kullanıcılarından ayrıca makbuz karşılığında ücret tahsil edebilir. Meslek kuruluşlarının adı geçen mevzuat hükümlerine göre İşgal Harcı (Tahsis Ücreti) tahsil etme yetkileri bulunmamaktadır. 

Yapılan açıklamalar doğrultusunda pazar yerlerinin Belediyece işletilmesi, İşgal Harcını (Tahsis Ücreti) tahsil etme yetkisi verilen Seyyar Pazarcılar Odası ile yapılan hizmet protokolünün belirtilen mevzuat hükümlerine göre güncellenmesi, pazar yerlerinin kullanılması karşılığı alınan işgal harcının belediyelerin yetkili kılacakları memur veya kişilerce makbuz karşılığında tahsil edilmesi gerekmektedir.


Hafriyat ve İnşaat Atıklarının Kontrolü ile Buna Bağlı Gelir Takibinin Yapılamaması

Gerek 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu, gerekse de Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği, büyükşehir belediyelerine hafriyat toprakları ve inşaat atıklarının takip ve kontrolü ile bunların toplanması, taşınması ve bertaraf bedelini belirleme görev ve yetkisini vermekle beraber Belediye’nin bu konuda düzenleyici bir çalışmasının bulunmadığı anlaşılmıştır.

5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun “Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin görev ve sorumlulukları” başlıklı 7’inci maddesinin (i) bendinde; 

“Sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak çevrenin, tarım alanlarının ve su havzalarının korunmasını sağlamak; ağaçlandırma yapmak; gayrisıhhî işyerlerini, eğlence yerlerini, halk sağlığına ve çevreye etkisi olan diğer işyerlerini kentin belirli yerlerinde toplamak; inşaat malzemeleri, hurda depolama alanları ve satış yerlerini, hafriyat toprağı, moloz, kum ve çakıl depolama alanlarını, odun ve kömür satış ve depolama sahalarını belirlemek, bunların taşınmasında çevre kirliliğine meydan vermeyecek tedbirler almak; büyükşehir katı atık yönetim plânını yapmak, yaptırmak; katı atıkların kaynakta toplanması ve aktarma istasyonuna kadar taşınması hariç katı atıkların ve hafriyatın yeniden değerlendirilmesi, depolanması ve bertaraf edilmesine ilişkin hizmetleri yerine getirmek, bu amaçla tesisler kurmak, kurdurmak, işletmek veya işlettirmek; sanayi ve tıbbî atıklara ilişkin hizmetleri yürütmek, bunun için gerekli tesisleri kurmak, kurdurmak, işletmek veya işlettirmek; deniz araçlarının atıklarını toplamak, toplatmak, arıtmak ve bununla ilgili gerekli düzenlemeleri yapmak.” hükmü yer almaktadır. 

Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği’nin “Belediyelerin Görev ve Yetkileri” başlıklı 8’inci maddesinde;

“İl belediye mücavir alanı içerisinde il ve ilçe belediyeleri, büyük şehirlerde büyükşehir belediyeleri, büyükşehir belediyeleri dışında ise ilçe belediyeleri, 

  • Hafriyat toprağı, inşaat/yıkıntı atıkları ile doğal afet atıklarının toplanması, geçici

biriktirilmesi, taşınması, geri kazanılması ve bertarafı ile ilgili yönetim planı hazırlamakla,

  • Hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıkları geri kazanım tesisleri sahaları ile depolama sahalarını belirlemek, kurmak/kurdurtmak ve işletmek/işlettirmekle, 
  • Depolama sahası yerinin seçimi, inşaatı veya işletilmesi sırasında çevre ve insan

sağlığını olumsuz etkilemeyecek şekilde gerekli tedbirleri almak veya aldırtmakla, 

  • Hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıklarının toplanması, taşınması ve bertaraf

bedelini belirlemekle, 

  • Hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıkları için toplama, taşıma hizmeti verecek firmaların adresleri ve telefon numaraları ile nakliye bedellerini halkın bilgileneceği şekilde ilan etmekle,
  • Hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıklarının toplanması, geçici biriktirilmesi,

taşınması ve bertarafı faaliyetlerini denetlemekle, 

  • Belediye sınırları içindeki hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıkları geri kazanım tesisleri ile depolama sahalarına izin vermek ve gerektiğinde bu izni iptal etmekle,
  • Toplanan         inşaat/yıkıntı         atıklarını        öncelikle         altyapı         çalışmalarında kullanmak/kullandırmakla, 
  • Belediye sınırları içinde oluşan, toplanan, geri kazanılan ve bertaraf edilen hafriyat toprağı ile inşaat/yıkıntı atıklarına ilişkin istatistiki bilgileri valilikler aracılığı ile yıl sonunda Bakanlığa bildirmekle, 
  • Doğal afet atıklarının yönetimi konusunda valilik koordinasyonunda oluşturulan Kriz Merkezi kararlarını uygulamakla, yükümlüdürler.”

Görüldüğü gibi gerek 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu, gerekse de Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği, büyükşehir belediyelerine hafriyat toprakları ve inşaat/yıkıntı atıklarının takip ve kontrolü ile hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıklarının toplanması, taşınması ve bertaraf bedelini belirleme hususunda önemli görev ve yetkiler vermektedir. 

Oysa Belediye tarafından kurulan veya işletilen bir hafriyat toprağı ve inşaat atığı döküm ve bertaraf sahasının bulunmadığı, büyükşehir belediyesi ücret tarife cetvelinde hafriyat toprağı ve inşaatı atığı toplama, taşıma ve bertarafına ilişkin bir ücret belirlenmediği, hafriyat toprağı ve inşaat atıklarını toplama ve taşımaya ilişkin İdarece yetkilendirilmiş bir kuruluş olmadığı için kamuoyuna ilan edilemediği; bundan dolayı mücavir alan sınırları içerisinde gerçekleştirilmekte olan hafriyat toprağı ve inşaat atıklarının taşınması, biriktirilmesi ve bertarafı faaliyetlerinin denetlenemediği; yıl içinde biriken, toplanan ve bertaraf edilen hafriyat toprağı ile inşaat/yıkıntı atıklarına ilişkin istatistiki bilgi elde edilememesi sebebiyle yılsonlarında Valiliğe bildirim yapılamadığı tespit edilmiştir. 

Ayrıca; bu hususa 2017-2018 yılları Sayıştay Raporlarında da yer verilmiştir.

Ülkemizde kentleşmenin ve buna bağlı olarak da inşaat faaliyetlerinin hızla arttığı düşünüldüğünde, hafriyat toprakları ve inşaat atıklarının takip ve kontrolünün çevresel etkilerinin oldukça önemli seviyede olduğu düşünülmektedir. Bu sebeple kamu idaresi açısından hafriyat atıklarını bertaraf, takip ve kontrolü ile ilgili tedbirlerin alınmasının, hem çevrenin korunması hem de önemli gelir kalemi olması sebebiyle mevzuatta belirtilen sorumlulukların yerine getirilmesinin bir zorunluluk olduğu değerlendirilmektedir. 


Peşin Tahsil Edilmesi Gereken Harç Gelirlerinden Bazılarının Tahsil Edilmemesi

İdare tarafından mevzuat hükümleri gereği peşin olarak tahsil edilmesi gereken harçların bazıları tahsil edilmemiştir.

2464 sayılı Kanun’un ilgili maddelerinde belediyelerin tahsil etmesi gereken harçlar detaylı bir şekilde hüküm altına alınmıştır. 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun “Harçlara ilişkin müeyyideler” başlıklı 99’uncu maddesinde; “Gerekli harçları tamamen almadan iş gören görevliler, harcın ödenmesinden mükellefler ile birlikte müteselsilen sorumludurlar.” hükmü açık bir şekilde ortaya konulmuştur.

Bu bağlamda, harcın alınması gereken hallerde düzenlenen belge, ruhsat vb. belgeler ilgililere düzenlenerek teslim edildiğinde tahakkuk eden harcın tahsilatı da gerekmektedir. Aksi halde harcı almayan kamu görevlileri harcın mükellefi ile birlikte ödenmeyen harç miktarından sorumlu olmaktadır.

İdarenin gelir işlemlerinin incelenmesi neticesinde; İdarenin 2019 Yılı Bütçe Gelir Kesin Hesabına göre 615.833,05 TL tutarında Bina İnşaat Harcının, 115.944,28 TL’lik İşyeri Açma İzni Harcının, 2.329.174,93 TL’lik Yapı Kullanma İzni Harcının tahsil edilmediği;  belirtilen tutarların bir kısmının harç geliri niteliğinde olup tahsil edilmediği, bir kısmının ise harç niteliğinde olmayan harç ile birlikte tahakkuk eden ücret niteliğindeki ödemelerin harç olarak kaydedilmesinden kaynaklı olduğu anlaşılmıştır. 

Yukarıda yer alan denetim tespiti sonrasında; İdare tarafından; “İdarenin gelir işlemlerinin incelenmesi neticesinde; idarenin 2019 yılı Bütçe gelir kesin hesabına göre 615.833.05 TL tutarında bina inşaat harcının, 2.329.174,93 TL’lik yapı kullanma izni harcının tahsil edilmediği” hususu üzerine İmar ve Şehircilik Müdürlüğü tarafından imar işlem dosyalarında yapılan inceleme neticesinde 2019 yılına ait yapı ruhsatlarına ve yapı kullanma izin belgelerine esas yapılan tahakkuklara ait ödenen makbuz tarihleri ve seri numaraları tespit edildiği, bunun dışında herhangi bir belgeye rastlanılmadığı;

UKBS (Eski otomasyon sistemi) sistemi üzerinde kesinleşmemiş borç olarak (bekleyende) gözüken miktarlar yeni otomasyon sistemine (Flexcity) aktarımında borç olarak gözükmekte olup söz konusu açıkta duran miktarlarla ilgili olarak Mali Hizmetler

Müdürlüğünce listelerin kapatılması ve ayrıca UKBS ve Flexcity programlarında İmar ve Şehircilik Müdürlüğümüzce kullanılan modüllerde sehven açık gözüken miktarların iptal edilmesi hususunda elektronik posta iletisiyle bilgi istenildiği, gelen cevaba istinaden kapatma işlemi yaptırıldığı;

Ayrıca Bilgi İşlem Müdürlüğüne de sehven açıkta kalan tahakkukların iptal edilmesi hususunda gerekli yazının gönderildiği ifade edilmiştir.

Ancak, bulgumuzda; İdarenin 2019 Yılı Bütçe Gelir Kesin Hesabına göre tahsil edilmeyen kesinleşmiş harç alacaklarının tahsil edilmediği tespiti yer almaktadır. İdare tarafından verilen cevap ise bekleyen tahakkuklara ilişkin olup bulgumuzda ortaya konulan hususu karşılamamaktadır.  

Sonuç olarak, tahsil edilmeyen ya da eksik tahsil edilen harçlardan ilgili memurların da harcın ödenmesinden mükellefler ile birlikte ve müteselsilen sorumlu olması nedeniyle; söz konusu harçların mevzuatına uygun olarak ve harçların ücret vb. nitelikteki diğer gelirlerden ayrımı sağlanarak harca konu olan ruhsat, belge vb. evrakların idarece düzenlenmesi aşamasında peşin tahsil edilmesi gerekmektedir. 


İdare Alacaklarına İlişkin Ödeme Emirlerine İtiraz Edenlerden Haksız Çıkma Zammının Tahsil Edilmemesi

İdarece gönderilen ödeme emrine itiraz edilmesi sonucu mükellefin mahkeme kararı ile haksız bulunması durumunda, amme alacağının % 10 zamla tahsil edilmesi uygulaması yapılmamıştır.

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 1’inci maddesinde, belediyelere ait vergi, resim, harç, mahkeme masrafı, vergi cezası, para cezası, gecikme zammı ve gecikme faizi gibi alacakların bu Kanun’a tabi olduğu; 55’inci maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; 58’inci maddesinin birinci fıkrasında, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı iddiası ile tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait davalara bakan vergi mahkemesi nezdinde dava açabileceği; 58’inci maddesinin beşinci fıkrasında ise, itirazında tamamen veya kısmen haksız çıkan borçludan, hakkındaki itirazın ret olunduğu miktardaki amme alacağının %10 zamla tahsil edileceği hükümleri yer almaktadır.

İdarenin hesap ve işlemlerinin incelenmesi neticesinde; İdarece gönderilen bazı ödeme emirlerine hâlihazırdaki vergi mahkemesine itiraz edildiği, itirazların ilgili mahkemelerde karara bağlanması ile söz konusu mükelleflerin haksız bulunduğu ancak haksız bulunan mükelleflerden amme alacağının % 10 zamlı tahsil edilmediği tespit edilmiştir.

Yukarıda yer alan denetim tespiti sonrasında İdare tarafından, bulgu doğrultusunda işlem tesis edilmeye başlandığı ifade edilmiştir.

Netice olarak, İdarenin haklı bulunduğu “ödeme emrine itiraz davaları”nın takip edilip ilgili tutarın %10 zamlı olarak tahsil edilmesi gerekmektedir.


Ticari Araçlarda Reklam Bulundurulmasına Yönelik Olarak Düzenlenen İzin Belgeleri İçin Büyükşehir Belediye Meclisince Ücret Tarifesi Belirlenmemesi

Ticari araçlarda reklam bulundurulmasına yönelik olarak düzenlenecek izin belgesi kapsamında alınması gereken bedeller için belediye meclisince bir tarife belirlenmemiştir.

06.08.2011 tarih ve 28017 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ticari Araçlarda Reklam Bulundurulması Hakkında Yönetmelik’in “Kapsam” başlıklı 2’inci maddesinde, Yönetmelik hükümlerinin belediye ve mücavir alan sınırları içinde umum servis aracı, personel servis aracı ile okul taşıtı hariç olmak üzere ticari amaçla yük ve yolcu taşımacılığı yapılan taksi, taksi dolmuş, minibüs, otobüs ve kamyonetler ile kiralık otomobil cinsi motorlu araçları ve bu araçlarla çekilen hafif römorkları kapsayacağı ifade edilmiştir. 

Adı geçen Yönetmelik’in 5’inci maddesinde, ticari araçlara reklam uygulanabilmesi için ilgili belediyeden “Ticari Araç Reklam Yetki Belgesi” alınması gerektiği; 7’nci maddesinde ise, yetki belgesine sahip reklamcı ile ticari araçlarında reklam bulunduracak araç sahipleri veya işletenleri arasında yapılacak sözleşme ile ilgili belediyeye müracaat edilerek reklam bulundurulacak her bir ticari araç için ayrı ayrı düzenlenmek üzere “Ticari Araç Reklam İzin Belgesi”nin alınması gerektiği hüküm altına alınmıştır. 

Mezkûr Yönetmelik’in “Yetki ve izin belgesinin basımı, kullanıma sunulması ve ücretlerinin belirlenmesi” başlıklı 10’uncu maddesinde ise, bu belgelerin verilmesinde belediyelerce alınacak ücretlerin 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 97’nci maddesine dayanılarak ilgili belediyesince belirleneceği ifade edilmiştir. 

Yönetmelik’te geçen ilgili belediye, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu kapsamında bulunan alanlarda Büyükşehir Belediyesidir.

2464 sayılı Kanun’un “Ücrete tabi işler” başlıklı 97’inci maddesinde de;

“Belediyeler bu Kanunda harç veya katılma payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa edecekleri her türlü hizmet için belediye meclislerince düzenlenecek tarifelere göre ücret almaya yetkilidir. Belediye’ye tekel olarak verilmiş işler kendi özel hükümlerine tabidir.” hükmü yer almaktadır. 

Yukarıdaki hükümlerden de anlaşılacağı üzere ticari araçlarda reklam bulundurulabilmesi için öncelikle reklamcı tarafından ilgili belediyeye müracaat edilerek ticari araç reklam yetki belgesinin alınması, daha sonra da bu belgeye sahip reklamcının her bir ticari araç için ayrı ayrı düzenlenecek ticari araç reklam izin belgesini alması, İdarenin de bu belgelerin verilmesi esnasında 2464 sayılı Kanun’un 97’nci maddesi hükmüne istinaden Belediye Meclisince belirlenecek ücreti tahsil etmesi gerekmektedir. 

İdarenin hesap ve işlemlerinin incelenmesi neticesinde; Belediye Meclisi tarafından ticari araç reklam yetki belgesi düzenlenmesi karşılığında alınacak ücret, belirlenmiş olmasına rağmen (Aralık/2018) reklam bulundurulacak her bir araç için alınması gereken ticari araç reklam izin belgesine yönelik herhangi bir ücretin 2019 yılı sonu itibariyle belirlenmediği tespit edilmiştir.

Yukarıda yer alan denetim tespiti sonrasında, İdare tarafından ticari araç reklam izin belgeleri için İBB Meclisince 2020 yılı ücret tarifesi belirlendiği ifade edilmiştir.

Netice olarak; Belediye Meclisince ticari araç reklam izin belgesi için her yıl tarife belirlenmesi kamu yararına olacaktır.


Kamu Kurumlarının Binalarından Yapı Kullanım İzin Harcı Alınmaması

Herhangi bir istisna düzenlemesi olmamasına rağmen Kamu kurumlarının mülkiyetindeki binalardan yapı kullanım izin harcının alınmamaktadır.

3194 sayılı İmar Kanunu’nun 30’uncu maddesinde;

“Yapı tamamen bittiği takdirde tamamının, kısmen kullanılması mümkün kısımları tamamlandığı takdirde bu kısımlarının kullanılabilmesi için inşaat ruhsatını veren belediye, valilik (…) (1) bürolarından; 27 nci maddeye göre ruhsata tabi olmayan yapıların tamamen veya kısmen kullanılabilmesi için ise ilgili belediye ve valilikten izin alınması mecburidir.” denilmektedir.

Diğer yandan, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 80’inci maddesine göre; bu maddede sayılan harçlar,  imar mevzuatı gereğince belediyece tahsil olunmaktadır. Yapı kullanma izni verilmesi işleri de bu madde kapsamında olmak üzere Yapı Kullanma İzni Harcına tabidir. Ayrıca, mezkûr maddede, söz konusu harçlardan istisna tutulan yapılar da sayılmıştır. Bu bağlamda;

Yatırım Teşvik Belgesi kapsamında inşa edilen yapı ve tesisler, 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun hükümleri uyarınca yapılan yapı ve tesisler ile belediye ve mücavir alan sınırları içinde veya dışında inşa edilecek sera ve benzeri örtü altı tarım faaliyetinde kullanılmak üzere inşa edilen tesisler, ahır, samanlık, kümes ve hayvan barınakları ile yemlik gibi yapı ve tesisler bina inşaat harcı dâhil Kanun’un 80’inci maddesinde sayılan harçlardan müstesnadır. Diğer yandan, Organize Sanayi Bölgeleri ile Sanayi ve Küçük Sanat Sitelerinde yapılan yapı ve tesisler de bina inşaat harcı ve yapı kullanma izni harcından müstesnadır.

Yukarıdaki mevzuat hükümlerinde yapının kullanıma izin verilmesi işleminin yapı kullanım izin harcına tabi olduğu belirtilmiş, daha sonra bu harçtan istisnalar belirtilmiştir. Bu istisnalar arasında kamu kurumları tarafından yapılan veya yaptırılan yapı ve tesisler sayılmamıştır.

İdarenin hesap ve işlemlerinin incelenmesi neticesinde; kamu kurumları tarafından yapılan veya yaptırılan yapı ve tesisler için yapı kullanım izin harcı alınmadığı tespit edilmiştir.

Yukarıda yer alan denetim tespitine binaen, İdare tarafından; kamuya ait binalara harç tahakkuku yapılmaya devam edildiği ifade edilmiştir.

Netice olarak, kamu kurumları tarafından yapılan veya yaptırılan yapı ve tesisler için yapı kullanım izin harcı alınması gerekmektedir.


Jeotermal Kaynaklardan Alınması Gereken Belediye Payının Takibinin Yapılmaması

Kurumun 2019 yılı mali tablolarının incelenmesinde İzmir Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığınca jeotermal kaynakları kullanan işletmeden tahsil edilen idare payından belediyeye ödenmesi gereken payın ödenmediği ve Bergama Belediyesince de bahsi geçen payın takibine yönelik herhangi bir işlemin yapılmadığı görülmüştür. 

5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu’nun “Devir, sicil, ihale, harç, teminat ve idare payı” başlıklı 10’uncu maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde aynen;

“İdare payı: Akışkanın doğrudan ve/veya dolaylı kullanıldığı tesislerin gayrisafi hasılatının % 1’i tutarında idare payı, her yıl Haziran ayı sonuna kadar idareye ödenir. Tahsil edilen tutarın beşte biri, idare tarafından, kaynağın bulunduğu belediye veya köy tüzel kişiliğine bir ay içerisinde ödenir.” denilmektedir.

Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu Uygulama Yönetmeliği’nin “İdare payı” başlıklı 20’nci maddesinin birinci fıkrasında aynen; 

“Jeotermal kaynakların konut, iş yeri, balıkçılık, sera, kaplıca, termal kür merkezi gibi, ısıtma ve diğer amaçlı doğrudan kullanıldığı alanlar ve/veya dolaylı olarak yararlanıldığı elektrik enerjisi üretimi, kuru buz, mineral tuz eldesi, kurutma, soğutma gibi durumlarda ruhsat sahibinin ve/veya sözleşmeler yoluyla kaynağı kullanan gerçek ve tüzel kişilere ait işletme ve tesislerin kaynaklarla ilgili bir önceki yılın gayrisafi hasılat bilançosunun mart ayı sonuna kadar idareye verilmesi zorunludur. İdareye bildirilen gayrisafi hasılatın %1’i tutarında idare payı alınır. Bu pay, her yıl Haziran ayı sonuna kadar İdareye ödenir. Tahsil edilen tutarın beşte biri, kaynağın sınırları içinde bulunduğu belediye veya ilgili köy tüzel kişiliğine bir ay içinde İdare tarafından ödenir. Doğal mineralli sular ile Kanuna tabi gazların da doğrudan ve/veya dolaylı olarak kullanıldığı tesislerden elde edilen

gayrisafi hâsılatın % 1’i tutarında idare payı alınır.” denilmektedir.

Yukarıdaki mevzuat hükümlerinde zikredilen İdare; il özel idareleri, büyükşehir belediyesi bulunan illerde valilik yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıklarıdır. Mezkûr mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere jeotermal kaynağı kullanan gerçek ve tüzel kişilere ait işletme ve tesislerin kaynaklarla ilgili bir önceki yılın gayrisafi hasılatlarından %1’i tutarında idare payı alınmaktadır. Tahsil edilen bu tutarın beşte biri, kaynağın sınırları içinde bulunduğu belediye veya ilgili köy tüzel kişiliğine bir ay içinde idare tarafından ödenmektedir. 

Bergama Belediyesince 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu’nda öngörülen payın takibinin yapılması, valilik yatırım izleme ve koordinasyon başkanlığı ile irtibata geçilmesi ve gerekli yazışmaların yapılarak ilgili payın talep edilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.


BÖLÜM 7: ORTAK VE SON KONULAR


Belediye Vergi Gelirlerinden Herhangi Bir Gerekçe Gösterilmeden Eksiltme Yapılması

Belediye gelirlerinin incelenmesinde, 1.241.947,80 TL tutarındaki tahakkuk etmiş belediye vergi gelirinin herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadan düzeltme kaydı ile eksiltme yapıldığı tespit edilmiştir.

10.04.2019 tarihli 5656 yevmiye nolu muhasebe işlem fişi incelendiğinde, 333.99.99 Diğer Emanetler hesabından 2.280.877,47 TL borç kaydı yapılarak çıkış yapıldığı, 1.138.929,67 TL alacak kaydı yapılarak giriş yapıldığı ve aradaki fark olan 1.241.947,80 TL’nin 500.01.09 Diğer Denge Kayıtları hesabına alınarak eksiltildiği görülmüştür. 

Yetkililerle yapılan görüşmede, programdan kaynaklanan sorun nedeniyle emanet hesapta alacaklı görülmemesi gerektiği halde muhasebede alacağı var görünen sicilleri, 333.99.99 hesabı borç çalıştırarak; tam tersi emlak ve gelir servisi kayıtlarına göre alacağı olduğu halde muhasebe kayıtlarında görünmeyen sicilleri de 333.99.99 hesap alacak çalıştırılarak programcı firma tarafından 5656 nolu yevmiye oluşturulduğu belirtilmiştir. Söz konusu kaydın emlak ve gelir servisi kaydı ile muhasebe kaydının birbiri ile uyumlu olması yani birimlerin birbiri ile entegresinin sağlanması için yapıldığı ifade edilmiştir. İlgili muhasebe işlem fişinin kaydına yönelik tamamlayıcı belgeler istendiğinde herhangi bir belgenin olmadığı belirtilmiştir. Ayrıca eksiltilen gelirlere yönelik Belediye tarafından detaylı bir çalışma yapılmadığı, bir gerekçe raporu hazırlanmadığı görülmüştür.  

Eksiltilen Belediye gelirleri ile ilgili bir komisyon kurulup detaylı bir çalışma yapılarak programdaki hatanın kaynaklarının tespit edilmesi gerekmektedir. Yapılan çalışma ile eksiltilen gelirler hangi yıllara ve hangi mükelleflere ait olduğu belirlenmelidir. Söz konusu gelirlerin ne kadarının tahsil edilen gelir ne kadarının tahakkuk etmiş ancak tahsil edilmemiş gelir olduğu da tespit edilmelidir. Yapılacak bu çalışma ile bir rapor hazırlanıp harcama yetkilisi veya üst yöneticinin onayı ile gerekli işlemler yapılmalıdır. Ortaya çıkan sonuçlara göre ilgili muhasebe hesaplarına kayıt yapılmalıdır. Mevcut kayıtta 500.01.09 Diğer Denge Kayıtları hesabına kayıt Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği’ne göre mümkün değildir. 

Mevcut uygulama ile tahsil edilen gelir veya tahakkuk etmiş ancak tahsil edilmemiş gelir kalemlerinde yanlışlık yapılma ihtimali yani eksiltilmemesi gereken gelirlerin eksiltilmesi ihtimali yüksektir. Çünkü mevcut kayıt yazılım firması tarafından yapılmış olup idarece bir çalışma yapılmamıştır.

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Belediye başkanının görev ve yetkileri” başlıklı 38’inci maddesine göre belediyenin gelir ve alacaklarını takip ve tahsil etme görevi belediye başkanına verilmiş ve bu konuda belediye başkanı birinci derecede sorumlu kılınmıştır.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Gelirlerin toplanması sorumluluğu” başlıklı 38’inci maddesinde “Kamu gelirlerinin tarh, tahakkuk, tahsiliyle yetkili ve görevli olanlar, ilgili kanunlarda öngörülen tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin zamanında ve eksiksiz olarak yapılmasından sorumludur.” denilmektedir. Aynı Kanun’un “Muhasebe Hizmeti ve Muhasebe Yetkilisinin Yetki ve Sorumlulukları” başlıklı 61’inci maddesinde ise Muhasebe Yetkilisine gelirlerin ve alacakların tahsili görevi verilmiştir.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 8, 11 ve 32’nci maddelerine göre; üst yöneticiler, harcama yetkilileri ve her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanlar; kaynakların etkili, ekonomik, verimli kullanılmasından ve kötüye kullanılmaması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumludurlar. 

Yapılan açıklamalar doğrultusunda, kaynakların etkili, ekonomik, verimli kullanılması ilkesi gereği, yapılan detaylı çalışma ile bir daha bu tür hata ve aksaklıkların yaşanmaması adına önlemler alınması gerekmektedir.


Vergi Kanunlarına Aykırı Hareket Eden Mükelleflere Uygulanan Usulsüzlük Cezasının Hazine ve Maliye Bakanlığınca Belirlenen Tutarların Altında Kalması

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun “Usul hükümleri” başlıklı 98’inci maddesinde;

“Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanuna göre alınacak vergi, harç ve katılma payları hakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve bunların ek ve tadilleri hükümleri uygulanır.” hükmü yer almaktadır.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun Cezalar başlıklı 331’inci maddesinde;

“Vergi kanunları hükümlerine aykırı hareket edenler, bu kitapta yazılı vergi cezaları

(vergi ziyaı cezası ve usulsüzlük cezaları) ve diğer cezalar ile cezalandırılırlar.” denilmektedir.

Mezkûr Kanun’un “Usulsüzlüğün tarifi” başlıklı 351’inci maddesinde usulsüzlük, vergi kanunlarının şekline ve usulüne ilişkin hükümlere riayet edilmemesi olarak tanımlanmış olup Kanun’un “Usulsüzlük dereceleri ve cezaları” başlıklı 352’nci maddesinde, vergi ve harç beyannamelerinin süresinde verilmemiş olması halinde birinci derece usulsüzlük cezası kesileceği belirtilmiştir.

2019 yılında uygulanacak usulsüzlük ve özel usulsüzlük ceza tutarları için; 31 Aralık

2018 tarihli ve (3. Mükerrer) 30642 sayılı Resmi Gazete’de 504 Sıra no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği yayımlanmıştır. Vergi Usul Kanunu’nun birinci derece usulsüzlükleri için öngördüğü miktarlar 01 Ocak 2019 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aşağıdaki şekilde belirlenmiştir:

Tablo 4: Birinci derece usulsüzlük ceza tutarı

1- Sermaye şirketleri 180
2- Sermaye şirketi dışında kalan birinci sınıf tüccarlar ve serbest meslek erbabı                                                                             110
3 – İkinci sınıf tüccarlar 55
4- Yukarıdakiler dışında kalıp beyanname usulüyle gelir vergisine tabi olanlar    25
5- Kazancı basit usulde tespit edilenler                                                 14,80
6- Gelir vergisinden muaf esnaf      7

İdarenin hesap ve işlemleri kapsamında olmak üzere, örnekleme yöntemiyle yapılan incelemede; birinci derece usulsüzlük cezaları için 504 Sıra no.lu Vergi Usul Kanunu Genel

Tebliği’nde belirlenen sınıflandırmanın dikkate alınmadığı ve daha düşük bedellerin tahsil edildiği görülmüştür. Örneğin, sermaye şirketleri için öngörülen 180 TL tutarının yerine 110 TL tahsil edilmiştir. Bu durum İdarenin gelir kaybına sebebiyet vermektedir.

Söz konusu denetim tespiti sonrasında, İdare tarafından; 2020 yılında Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’ne uygun işlemler yapılmaya başlandığı belirtilmiştir. 

Netice olarak; vergi usulsüzlük ceza tahakkuk ve tahsilatlarında, Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nde belirtilen tutarlara uyulması gerekmektedir.


[/restrict]