|
ÖZET: Sayıştay kararında, Belediye Teftiş Kurulunda görevli müfettişe, mevzuatta öngörülmediği halde makam ve görev tazminatı ödenmesi nedeniyle kamu zararına yol açıldığı belirtilmiştir. İlgili müfettişin, diğer belediyelerdeki müfettişlerle aynı niteliklere sahip olmasına rağmen, il belediyelerinde bu tazminatların ödenmemesi gerektiği ifade edilmiştir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve ilgili yönetmeliklerdeki düzenlemeler, il belediyeleri için müfettiş norm kadrosu öngörmediğinden, bu durumun eşitlik ilkesine aykırı olduğu vurgulanmıştır.
Kararda, il belediyelerinde müfettiş kadrosu ihdas edilmesine rağmen, tazminatların ödenmesine dair bir düzenleme yapılmadığı ve bu nedenle yapılan ödemelerin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca, müfettişlerin görev, yetki ve sorumluluklarının aynı olduğu, dolayısıyla, büyükşehir belediyeleri ile il belediyeleri arasında ayrım yapılmasının hukuka uygun olmadığı ifade edilmiştir. Sonuç olarak, tazmin hükmü onanmış ve ödemelerin mevzuata uygun olmadığı belirlenmiştir. |
| Kamu İdaresi Türü | Belediyeler ve Bağlı İdareler |
| Yılı | 2014 |
| Dairesi | 5 |
| Karar No | 41723 |
| İlam No | 43413 |
| Tutanak Tarihi | 4.10.2017 |
| Kararın Konusu | Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar |
Konu: Belediye Teftiş Kurulunda görevli müfettişe, mevzuatta öngörülmediği halde makam ve görev tazminatı ödenmesi.
223 sayılı ilamın 8’inci maddesinde, Belediye Teftiş Kurulunda görevli Müfettiş …’a, mevzuatta öngörülmediği halde makam ve görev tazminatı ödenmesi neticesinde … TL kamu zararına sebebiyet verildiği gerekçesiyle tazmin hükmolunmuştur.
İlamda Harcama Yetkilisi olarak sorumlu tutulan …, Gerçekleştirme Görevlisi olarak sorumlu tutulan …., …. ile ahiz …müşterek imzalı dilekçelerinde,
“Müfettişlerin; mesleki açıdan kariyer, liyakat ve özel yetiştirme sistemine tabi ve bütün idari birimlerde, yönetimin başarısı için iyi işleyen, etkin ve verimli çalışan, sorunlara çözüm arayan, önerilerde bulunan, kurumsal rehberlik, inceleme, araştırma, denetim, teftiş, soruşturma yapan, çalışanları gelecek için motive eden niteliklerde olduklarını,
Belediye Müfettişliğinin de liyakat ve özel yetiştirme sistemine tabi kariyer bir meslek olduğunu, mesleğe özel yarışma ve yeterlik sınavıyla girilmekte ya da aynı statüye tabi denetim elemanlarından naklen atanmakta olduklarını, Belediyenin görev alanına giren tüm konularda Belediye Başkanı adına denetim, inceleme, teftiş, idari soruşturma, 4483 sayılı yasaya göre mülki idare amiri adına ön inceleme yapmakta olduklarını, mesleğe girişleri, görev, yetki, sorumlulukları, hukuki statüleri, dayandıkları her türlü hukuki mevzuatın gerek büyükşehir, gerek büyükşehir ilçe, gerekse il belediyeleri için aynı durumda olduğunu, başka bir deyişle 5393 sayılı Kanun, Belediye ve Bağlı Kuruluşları İle Mahalli İdare Birlikleri Norm Kadro İlke ve Standartlarına Dair Yönetmelik ve Teftiş Kurulu Yönetmeliklerindeki görev ve sorumluluklarının aynı olduğunu,
Belediye Müfettişi kadrosunun, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 49. maddesi gereği 22/2/2007 tarihli ve 26442 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulan Belediye ve Bağlı Kuruluşları İle Mahalli İdare Birlikleri Norm Kadro İlke ve Standartlarına Dair Yönetmelik ve eki cetveller ile önce 2007 yılında sadece büyükşehir belediyeleri ve bağlı kuruluşları ile nüfusu 150.000’den büyük olan büyükşehir ilçe belediyelerine verildiğini, daha sonra ise, anılan Yönetmeliğin 12. maddesi ile eki cetvellerde 27/11/2011 tarih 28125 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan değişiklikler ile nüfusu 150.000’den büyük olan il belediyelerine de belediye müfettişliği kadrosu verildiğini, anılan Yönetmeliğin, 5.maddesinde Belediye ve bağlı kuruluşları ile mahalli idare birliklerinin, hukuki durumları ve hizmet özelliklerine göre altı ana gruba ayrıldığını ve TÜİK tarafından yapılan adrese dayalı nüfus sayımında belirlenen nüfuslara uygun olarak yeniden düzenlenerek bu Yönetmeliğe eklenmek suretiyle belediyelerin gruplandırılarak sıralamaya tabi tutulduğunu ve İl Belediyelerinin, Büyükşehir İlçe Belediyelerinden üst grupta yer aldığını,
Ancak, bu yönetmeliğin 2011 yılına kadar ki uygulanışında İl Belediyeleri için Müfettiş norm kadrosu öngörülmemiş olduğunu, 03.05.2002 tarihinde yürürlüğe giren Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Yönetmeliğin 2. madde (A) bendinde, Belediye Müfettişlerinin (belediyelerin teftiş kurullarına atanacaklar) merkezi idarenin kariyer meslekleri ile birlikte (A) grubu kadrolar içinde sayıldıklarını, Belediye Müfettişlerinin, kariyer görevlerin yer aldığı 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 36. maddesinde (2005 yılında yapılan değişiklikle) sayılmakta olup ek göstergelerinin 3600’dür denildiğini, ancak 36.maddede “Belediye Müfettiş Yardımcıları” şeklinde söz edilirken, 152.maddede “büyükşehir belediyeleri ile büyükşehir belediye sınırları içindeki ilçe belediye müfettişleri” ibaresinin kullanıldığını, Kanunun 43.maddesinde, ek göstergelerle ilgili olarak, “II sayılı cetvelde yer alan unvanlarda değişiklik yapmaya ve yeni unvanlar ilave etmeye Bakanlar Kurulu yetkilidir” denildiğini, bütün müfettişlikler için ek göstergelerin aynı olup, temel kriterin çalışılan kurum olmayıp yarışma sınavıyla girilmesi, üç yıllık yeterlilik süresi ve yeterliliğin 3 yıl sonunda elde ediliyor olması olduğunu,
Kamu Konutları Yönetmeliğinde görev tahsisli lojman tahsis edilecekler arasında “Belediye Müfettişi” nin de sayıldığını, Belediye Müfettişlerinin, merkezi denetim elemanı olmaları nedeniyle memur sendikalarına üye olamadıklarını, 21.3.2006 tarih ve 5473 sayılı 657 sayılı Kanunun 3. maddesinin (h) bendi uyarınca 657 sayılı Kanunun 152’nci maddesinde yapılan değişiklik ile büyükşehir ve büyükşehir ilçe Belediye Müfettişleri makam ve görev tazminatı almakta olduklarını, buradaki temel vurgunun ise “en az dört yıl süreli yükseköğrenim bitirmiş, mesleğe özel yarışma sınavıyla girerek belirli süreli meslek içi eğitimden sonra özel bir yeterlik sınavında başarılı olmuş, birinci dereceli kadroya atanmış ve doğrudan belediye başkanı veya genel müdür adına teftiş, denetim ve inceleme yetkisine sahip” olmak üzerine olduğu anlaşılmaktadır ki bu hususta belediyelerdeki müfettişler arasında herhangi bir nitelik farkı bulunmadığının anlaşıldığını,
Şimdiye kadar diğer il belediyelerinde müfettiş kadrosu ihdas edilmemiş olması dolayısıyla belediye müfettişleri arasında tazminatlar konusunda ayrım olup olmadığı hususunun gündeme gelmediğini, il belediyelerinden asgari 150.000 nüfus kriterini tutturanlar için müfettiş kadrosu ihdas edilirken makam ve görev tazminatları ile diğer özlük haklarına dair normlarda düzenlemeye gidilmediğini ve uygulamada büyükşehirler ve bağlı genel müdürlükler ile 150.000 nüfus kriterini tutturan büyükşehirlere bağlı ilçe belediyelerinde önceden var olan belediye müfettişlerine izafeten ve emsalen “belediye müfettişleri” olarak işlemlerin yürütülmekte olduğunu, normatif düzenlemelerde Belediye Müfettişi konusunda bir karmaşa bulunduğunu, kimi düzenlemede “belediye müfettişi” denilirken kiminde ise “büyükşehir belediyeleri ile büyükşehir belediye sınırları içindeki ilçe belediye müfettişi” şeklinde söz edildiğini,
2006 yılı itibarıyla İl Belediyelerinde Müfettişlik kadrosu bulunmadığı için bu kadroların ihdas edildiği 2011 yılına kadarki özlük haklarına ilişkin düzenlemelerde gayet doğal olarak sadece büyükşehirlerdeki belediye müfettişlerine kadro ve görev yerleri itibariyle atıfta bulunulduğunu, nitekim Belediye Kanunu ile kadro ve unvanların dayanağı Norm Kadro Yönetmeliği ve eki cetvellerde de (kadro ve unvan olarak) sadece belediye müfettişleri olarak tıpkı mühendis, avukat, veteriner, mimar, vb. kadrolarda olduğu gibi “Müfettiş” denildiğini,
Ancak, Sayıştay Denetçileri tarafından … Belediyesinde 2014 yılı işlemlerine ilişkin yapılan denetimler sonucunda söz konusu makam ve görev tazminatlarının sorgu maddesi yapıldığını ve savunma yapmalarının istendiğini, 2006/10344 sayılı Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Bakanlar Kurulu Kararının
“Tereddütlerin giderilmesi ile emsal kadro ve unvan tespiti” başlıklı 13.maddesinde
“(1) Zam ve tazminatların ödenmesine esas olmak üzere;
a) Bu Karar ve eki cetvellerin uygulanmasından doğacak her türlü sorunu çözüme bağlamaya Devlet Personel Başkanlığının görüşü üzerine, Maliye Bakanlığı,
b) Bu Kararda yer almayan kadro ve unvanlar için, ekli cetvellerde bulunan benzeri kadro ve unvanları dikkate alarak emsal kadro ve unvanlar tespit etmeye; mahalli idareler için İçişleri Bakanlığı aracılığıyla, diğer kurum veya kuruluşlar için ise ilgili kurum veya kuruluşlarca doğrudan, Devlet Personel Başkanlığından alınacak görüş üzerine Maliye Bakanlığı, yetkilidir.” denildiğini,
Söz konusu Kararın eki cetvellerden 1 No.lu cetvelde Temininde Güçlük Zammı düzenlenirken diğer tüm denetim elemanları sayılırken “Belediye Müfettişleri ve Müfettiş Yardımcıları” unvanlarının zikredildiğinin görülmekte olduğunu ki diğer belediyeler için “Müfettiş” kadrosunun ilk defa olarak 2011 yılında ihdas edildiğini, anılan, Bakanlar Kurulu Kararının bu husustaki hukuki kavram karışıklığına olumlu bir örnek teşkil ettiğinin anlaşıldığını,
Öte yandan, diğer belediyelerde müfettiş kadrosu yok iken “iktisat müfettişleri” hakkında açılan 657 sayılı Yasada “belediye müfettişleri” için öngörülen ek gösterge ve tazminatlardan yararlanmalarına dair dava üzerine Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 24/01/2002 tarih ve 2002/1 No.lu İçtihadı Birleştirme Kararı içeriğinde; (Sürekli olarak “belediye müfettişliğine” atıf yapılmak suretiyle) “Merkezi idarenin çeşitli kuruluşlarında çalışan müfettişler ile belediye müfettişlerinin yaptıkları iş açısından aralarında herhangi bir fark bulunmadığı gibi, iktisat müfettişleri de teftiş kurullarındaki müfettişler gibi belediye adına teftiş yaptıklarından görev yetki ve sorumlulukları açısından belediye müfettişleri ile aralarında fark bulunmamakta” olduğu, “Diğer taraftan, 657 sayılı Kanunun 43/(B) maddesinin (j) fıkrasına 28.3.1988 tarih ve 318 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2’nci maddesiyle, “büyükşehir belediyesi ile büyükşehir belediye sınırları içindeki ilçe belediyeleri” ibaresi eklenmek suretiyle ek gösterge uygulanmasına belediye müfettişleri de dahil edilmiş” olduğu, “Bütün bu açıklamalar ve yasalar karşısında, İktisadi Teftiş Heyeti Müdürlüğünde görev yapan müfettişlerle, Teftiş Heyeti Müdürlüğünde görev yapan müfettişlerin hukuki statülerinde farklılık bulunmadığı, ek göstergeyi düzenleyen kurallarda da ek göstergenin verilebilmesi konusunda müfettişlerin görev alanına göre herhangi bir ayrımın yapılmadığı, sadece yararlanma için mesleğe giriş yönteminin belirlendiği görülmekte” olduğu, “Mesleğe özel yarışma sınavı ile girmeyen belediye iktisat müfettişlerinin, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 43’üncü maddesine ekli 1 ayılı Cetvelin Genel İdare Hizmetleri Sınıfı başlıklı bölümünün 1/g bendinde düzenlenen ek gösterge uygulaması yönünden yine aynı maddede belirtilen şartları (En az üç yıl süreli yükseköğrenim veren fakülte ve yüksekokulları bitirmek, en az sekiz yıl mesleki görev yapmak) taşımak kaydıyla belediye müfettişi kapsamında değerlendirilerek, belediye müfettişleri ile ilgili ek göstergeden yararlandırılmaları gerektiğine, içtihatların Danıştay 12. Dairesi kararları doğrultusunda birleştirilmesine 24.1.2002 tarihinde oyçokluğuyla karar” verilmiş olduğunu,
Danıştay 11. Dairesinin 2006/2870 E.N, 2007/4488 K.No.lu, Belediye İktisat Müfettişlerinin tazminat uygulaması yönünden “Belediye Müfettişi” olarak kabul edilemeyecekleri ve makam tazminatından yararlanamayacakları hakkındaki kararı sırasında Maliye Bakanlığı savunmasında özetle; Belediye iktisat müfettişliğinin, belediye müfettişliğinden ayrı bir kadrosunun bulunduğu, 657 sayılı Yasanın makam tazminatı cetveline eklenen bentle, belediye müfettişi kadrosunda bulunan personele makam tazminatı ödeneceği düzenlenmiş iken, belediye iktisat müfettişlerine yer verilmediği, bu nedenle açıkça zikredilmeyen ve doğrudan belediye başkanı adına teftiş, denetim ve inceleme yetkisine sahip olmayan iktisat müfettişlerine makam tazminatı ödenmemesine ilişkin işlem ile dava konusu genelgenin hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiğinin savunulduğunu,
Genel olarak, Danıştay kararlarında “büyükşehir ve büyükşehir ilçe belediye müfettişi” diye değil salt “belediye müfettişi” ibaresi kullanılarak bu mesleğin kariyer meslek olmasına vurgu yapılarak kararlar verilmiş olduğunu, yine bu kararlarda, ek göstergenin, kadro görevini yürüten personele verilen önemin göstergesi, yetki ve sorumluluğunun karşılığı olduğunun vurgulandığını,
Devlet personel rejiminin statü hukukuna dayandığını, kadronun da bu hukukun ayrılmaz parçasını oluşturmakta olduğunu, yasada, personel kadrolarının tespit edilmesi ve bu hizmetleri göreceklerin kendi sınıfları içindeki derece durumlarına uygun olmak kaydıyla o kadronun aylığını almalarının amaçlandığını, başka bir anlatımla, kadro kavramının, kişilerden soyutlanarak hizmete bağlanmış; hizmetin ise görevin niteliğine göre sınıflara ayrılmış olduğunu, 657 sayılı Kanuna ekli cetvellerdeki ifadelere bakılarak sadece lafzi yorumun doğru olmayacağının değerlendirildiğini, zira 43. maddede kadroya atıfta bulunularak ek göstergelerin 43. maddeye göre düzenlenmiş olduğunu, Belediye müfettişlerinin kadrolarının aynı Yönetmelik ve eki cetvellerde düzenlenmiş ve tamamından “müfettiş” olarak söz edilmiş olduğunu, ayrıca, mesleğin her bakımdan aynı olmasının yanı sıra norm kadro ihdas edilmesindeki kriterin(asgari 150.000 nüfus kriterinin) bile aynı olduğunun görülmekte olduğunu,
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 128’inci maddesinde memur statüsünün kanunla düzenleneceği ilkesi gereği 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile memurların hukuki statülerinin belirlenmiş olduğunu, kanun ve yönetmeliklerde “büyükşehir ve bağlı genel müdürlükleri ile büyükşehir ilçe belediyeleri müfettişliği” diye ayrı bir meslek ve kadro unvanı öngörülmemiş olup belediye müfettişliği kadrolarının düzenlenmiş olduğunu, aylık ve diğer ödemelerin, kadroya dayanılarak yapılmakta olduğunu, yasaların ve diğer alt hukuk normlarının Anayasaya uygun olarak düzenlenmesi, uygulanması, yorumlanması, hukuksal genellik, eşitlik prensipleri ve nitelikleri ile uygulanması gerektiğini, aksi takdirde konumuza dair hukuki normların, örneğin Samsun İli, Canik İlçe Belediyesi, Ordu İli Fatsa İlçe Belediyesi ya da Trabzon İli, Akçaabat İlçe Belediyesi gibi belediyelerin “müfettişler”i için münhasıran uygulanabileceğinin düşünülebileceğini ki bu durumun hukuk sistemimiz, devlet teşkilatımız ve hiyerarşik birimler bakımından tasavvurunun mümkün görülemeyeceğini,
Sayıştay Temyiz Kurulunun 03.06.2003 tarih ve 26490 sayılı Kararında; “Sayıştay Genel Kurulunun 10.06.1985 tarih ve 4502/2 sayılı kararı ile TODAİE’nin görevleri itibariyle üniversitelerle benzeştiği sonucuna varılarak Genel Müdürüne rektörler, Genel Müdür Yardımcısına da rektör yardımcıları gibi ödeme yapılmasının uygun olacağına karar verilmiş olduğu belirtilmiş ve bundan hareketle, görev sorumlulukları üniversite genel sekreterine benzeyen Enstitü Genel Sekreterine de üniversite genel sekreterleri gibi makam tazminatı ödenmesinin kabulü gerektiği ile 1999 yılı İnceleme Komisyon Raporundaki tazmin kararının kaldırılmasına” karar verilmiş olduğunun görüldüğünü,
Büyükşehir ilçe belediyelerinden Müfettiş kadrosu bulunanların Belediye başkanları ile il belediye başkanları ve dolayısıyla müfettişleri arasında da aynı durumun söz konusu olduğunu, dahası burada kadro ve unvanlar da idari teşkilat ve niteliklerin de aynı olduğunu, biri enstitü diğeri üniversite değil, ikisinin de belediye ve üstelik biri siyasi ve idari sistemde hiyerarşik bakımdan da üstte olanın İl Belediyesi olduğunu, “Merkez ilçe belediyesi” olarak bakılsa bile teşkilatı, bağlı ve ilgili birimleri, işlemleri ile her bakımdan büyükşehir ilçe belediyelerinden alt kategoride değerlendirilemeyeceklerinin düşünülmekte olduğunu, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na ekli IV sayılı Makam Tazminatı Cetvelinin 8’inci sırasının (d) bendinde “büyükşehir ilçe belediyesi müfettişi” ibaresinin o tarih itibariyle ilçe belediyesi olarak da yalnızca bu ilçelerde “müfettiş” kadrosu bulunmasından kaynaklı bir durumu yansıtmakta olduğunu, yoksa diğer ilçe belediyelerinde de müfettiş kadrosu olup da kapsama alınmama durumunun söz konusu olmadığını,
Yine “memur ek ödeme oranları” tespit edilirken İl belediye başkan yardımcısı için %185 oranı belirlenmişken, Büyükşehirlerin merkez ilçelerinin belediye başkan yardımcıları için bu oranın %180 olarak belirlenmiş olduğunu,
Maliye Bakanlığının (Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü) 2006 yılında çıkarmış olduğu 6056 sayılı Genelgesinde;
“a) En az dört yıl süreli yükseköğrenim veren fakülte veya yüksekokulları bitirmiş, mesleğe özel yarışma sınavıyla girerek belirli süreli meslek içi eğitimden sonra özel bir yeterlik sınavında başarılı olmuş, birinci dereceli kadroya atanmış ve doğrudan belediye başkanı veya genel müdür adına teftiş, denetim ve inceleme yetkisine sahip büyükşehir belediyeleri ile bunlara bağlı genel müdürlük müfettişleri ve büyükşehir belediye sınırları içindeki ilçe belediye müfettişlerine 15/4/2006 tarihinden itibaren 1000 gösterge üzerinden makam tazminatı ödenecek olup, anılan kurumlarda belirtilen yetkiye sahip bulunmayan “iktisat müfettişi” unvanlı kadrolarda bulunanlara bu ödeme yapılmayacaktır.
b) (a) bendinde belirtilen görevlere 31/12/2005 tarihinden önce atanmış olanlara 657 sayılı Kanuna ekli IV sayılı Makam Tazminatı Cetvelinin 8 inci sırasının (d) bendine göre makam tazminatı ödenmesinde, söz konusu bentte öngörülen atama usulüne ilişkin koşullar (mesleğe özel yarışma sınavıyla girerek belirli süreli meslek içi eğitimden sonra özel bir yeterlik sınavında başarılı olma koşulları) aranmayacaktır.
c) En az iki yıl süreli yükseköğretim mezunu olanlar da, 657 sayılı Kanuna ekli IV sayılı Makam Tazminatı Cetvelinin (8) numaralı sırasına göre makam tazminatı ödenmesinde sadece eğitim seviyesi açısından dört yıl süreli yükseköğretim mezunu kabul edilerek, diğer şartları da taşımaları kaydıyla 15/4/2006 tarihinden itibaren makam tazminatından yararlandırılacak, önceki dönemler için herhangi bir ödeme yapılmayacaktır.” hükmünün öngörülerek bu tarz işlem yürütülmesinin de konu bakımından önem arz ettiğini,
… Belediyesi Teftiş Kurulu Müdürlüğü Görev ve Çalışma Yönetmeliğinin, diğer teftiş kurullarının yönetmeliklerinde olduğu gibi, Müfettişlerin Görev Yetki ve Sorumlulukları başlıklı 11.maddesinde;
“(1)Müfettişler, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun, 5393 sayılı Belediye Kanunu ile ilgili mevzuat, diğer kanunlar ve bu yönetmelikte düzenlenen yetkilerini tam olarak kullanmak ve görevlerini eksiksiz yerine getirmekle yükümlüdürler.
(2) Belediye Müfettişleri Başkana bağlı olup, doğrudan doğruya Başkan adına;
a) 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu uyarınca İç Denetçilerin görev alanına giren işler hariç, Belediye Başkanlığının yönetimi ve denetimi altındaki kişi ve birimlerin faaliyetleri ile her türlü iş ve işlemleri ve etkinlikleri ile ilgili olarak teftiş, denetim, inceleme ve soruşturma işlemlerini yürütmek,
b) Teftiş denetimi yaptıkları işlerde, yanlış ve eksiklikleri, mevzuata uygun olmayan işleri tespit ederek, bunların düzeltilme ve tamamlanması, işlerin daha iyi yürümesi ve görevlilerin çalışmalarından daha fazla verim alınması için gerekli gördükleri tedbirleri, teftişe tabi tutulanların mütalaa ve cevapları ile birlikte Kurul Müdürüne bildirmek,
c) Müfettişler görevlerini yaparken bizzat ya da ihbar yoluyla öğrenmiş oldukları ve görev emrinin dışında kalan yolsuzluk ve usulsüzlükler için, gecikmeden hadiseye müdahale etmek üzere durumu derhal Kurul Müdürüne yazılı olarak bildirirler, gecikmelerinde zarar görülen ve delillerin kaybına meydan verebilecek hallerde delilleri toplarlar, olayın derhal Savcılığa duyurulması zorunlu görülen hallerde doğrudan yetkili Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunarak Tevdi Raporunun bir örneğini Kurul Müdürüne bildirirler,
d) 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu kapsamına giren suçların soruşturulmasında bu kanun hükümleri, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun’ a göre yapılacak ön incelemelerde bu kanun, bu kanunda açıklık bulunmayan hallerde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda düzenlenen usul ve esaslara göre hareket etmek,
e) Başkanlığı ilgilendiren konularda yurt içinde ve yurt dışında araştırmalar yapmak, görevlendirildikleri komisyon, kurs, konferans, seminer, sempozyum ve toplantılara katılmak ve sonuçlarını Başkanlığa bildirmek,
f) Mevzuatın hazırlanması ve uygulanması ile ilgili çalışmalara katılmak,
g) Hizmet içi eğitim programlarının hazırlanması ve uygulanmasına katılmak,
h) Refakatlerine verilen Müfettiş Yardımcılarının yetiştirilmesini sağlamak,
ı) Kanun, tüzük ve yönetmelik hükümleri uyarınca verilen diğer görevleri yapmak,
(3) Müfettişlerin yaptıkları çalışmalar ve hazırladıkları raporlardan yürürlükteki mevzuat çerçevesinde sorumludurlar.” Hükmü öngörülmüş, Müfettişliğe Giriş başlıklı 19.maddesinde ise “(1) … Belediyesi müfettişliğine müfettiş yardımcısı olarak girilir.
(2) Belediye Müfettiş Yardımcılığına tayin edilebilmek için, yapılacak giriş sınavını kazanmak şarttır.
(3) Müfettiş Yardımcılığında geçen süreler dahil olmak üzere, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinde en az 5 (beş) yıllık hizmeti bulunan, mesleğe yarışma ve yeterlilik sınavını kazanarak girmiş 4 yıllık fakülte mezunu olan Müfettişler ile Sayıştay Denetçisi, Başbakanlık Müfettişi, Yüksek Denetleme Kurulu Denetçisi, Maliye Müfettişi, Hesap Uzmanı, Bütçe Kontrolörü, Muhasebat Kontrolörü, Milli Emlak Kontrolörü, Gelirler Kontrolörü, Hazine Kontrolörü kadrolarında çalışmakta olanlar, Bakanlık, Müsteşarlık, Bakanlık ve Genel Müdürlüklerde Müfettiş veya Kontrolör olanlar ile Muhasebe Denetmeni, Milli Emlak Denetmeni, Vergi Denetmeni ile 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununda İç Denetçi olabilecekleri belirtilmiş unvan ve görevlerde daha önce en az 5(beş) yıl bulunanlar, münhal kadro bulunması halinde Belediye Başkanının onayı ile Teftiş Kurulu Müdürlüğü Müfettişliğine naklen veya açıktan atanabilirler” hükümleri öngörülmüş olduğunu,
… Belediyesi Müfettişi …’ın, Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğünün 1991 yılında açmış olduğu yarışma sınavı sonucu üç yıl stajyerlik/yardımcılıktan sonra yeterliğini alarak Milli Emlak Denetmenliğine atandığını ve Belediyeye naklen atandığı 2013 yılına kadar anılan kurumda inceleme, teftiş, soruşturma ile görevli denetim elemanlığı görevinde bulunmuş olduğunu, 5018 sayılı Kanun çerçevesinde İç Denetçi olarak atanabilecek bir mesleğin de mensubu durumunda olduğunu,
Anayasa Mahkemesinin 05.02.2009 tarih ve 2009/21 No.lu (631 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Mali ve Sosyal Haklarında Düzenlemeler ile Bazı Kanun ve KHK’lerde Değişiklik Yapılması Hakkında KHK’nin 17. maddesinin Anayasa’nın 10. maddesine aykırılığı savıyla, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Üçüncü Dairesi (Esas: 2006/53) ile Ankara Birinci İdare Mahkemesince itiraz yoluyla açılan iptal davası) Kararında gerekçe ve sonucun konu bakımından dikkate şayan olup emsal teşkil edecek durumda değerlendirilebileceğini, söz konusu kararın:
“Başvuru kararlarında, görev tazminatının makam tazminatına bağlanmak suretiyle görevle bağlantılı olarak getirildiği, görev tazminatı alma bakımından 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu’na tabi diğer öğretim elemanı profesör ve doçentlerle aynı hukuksal durumda olan Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli, madde kapsamındaki profesör ve doçentlerin tazminatlarının öğretim üyeliği hizmeti dışında aynı rütbe ve kıdemdeki subaylarla kıyaslama yapılarak sınırlandırılmasının hukuken kabul edilebilir haklı bir nedeninin bulunmadığı, hukuk devletinin, hukukun üstünlüğüne dayandığı bunun da kanun önünde eşitlik ilkesinin ana unsurlarından birini oluşturduğu, söz konusu profesör ve doçentlerin bu statüleri nedeniyle aynı zamanda diğer yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanları için 2914 sayılı Yasa’da öngörülen ödenek ve mali haklardan da yararlandıkları, görev tazminatının tamamen öğretim üyeliği görevinin özelliği ve niteliği göz önünde bulundurularak belirlenmesi nedeniyle askeri rütbe ve kıdemin bu tazminatın belirlenmesinde etkisinin olmaması gerektiği, bu nedenle kuralın Anayasa’nın 10. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Anayasa’nın 10. maddesinde, herkesin, … kanun önünde eşit olduğu, hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamayacağı, Devlet organları ve idare makamlarının bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorunda olduğu belirtilmiştir. Bu ilke, birbirinin aynı durumunda olanlara ayrı kuralların uygulanmasını, ayrıcalıklı kişi ve toplulukların yaratılmasını engellemektedir. Aynı durumda olanlar için farklı düzenleme eşitliğe aykırılık oluşturur. Anayasa’nın amaçladığı eşitlik, mutlak ve eylemli eşitlik değil hukuksal eşitliktir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar ayrı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’nın öngördüğü eşitlik ilkesi ihlal edilmiş olmaz. Kişisel nitelikleri ve durumları özdeş olanlar arasında, yasalara konulan kurallarla değişik uygulamalar yapılamaz.
…Yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanları, Anayasa’da kendine özgü önem ve değerde düşünülerek düzenlenmiştir. Yükseköğretim kurumlarının Anayasa’nın 130. maddesinde bilimsel özerkliğe sahip kamu tüzel kişileri olarak tanımlanmasıyla güdülen amacın, çeşitli çevrelerin, yükseköğretim çalışmaları ile öğretim ve eğitimi etki altında tutabilmeleri yolunu kapatmak ve bu faaliyetlerin bilimsel gerekler ve gereksinmelerden başka, herhangi bir dış etkiden uzak kalacak ortamda sürdürülmesini sağlamak olduğunda kuşku yoktur.
İtiraz konusu kuralla, 926 sayılı Yasa’ya tabi olup profesör ve doçent unvanına sahip subaylardan öğretim görevlisi olarak usulüne uygun bir şekilde akademik kariyerini kullanabilecekleri yerlere atanan subaylara ödenen görev tazminatının aynı rütbe ve kıdemdeki emsali subaylardan fazla olamayacağı belirtilerek, öğretim üyeleri yönünden bir sınırlama getirilmektedir. Bu subaylara diğer subaylardan farklı tazminat ve ödenek verilmesi öğretim üyeliği görevinin gereğidir. Görev tazminatı, öğretim üyeliği görevinin niteliği ve özelliği gözönünde bulundurularak saptandığına göre rütbe ve kıdem, tazminatın belirlenmesinde etkileyici olmamalıdır. Başka bir anlatımla, bu tazminat ilgililere, belirli bir rütbe ve kıdemde oldukları için değil, usulüne uygun bir şekilde akademik kariyerini kullanabilecekleri yerlere atanan profesör ve doçent oldukları için verilmektedir.
Kural kapsamındaki profesör ve doçent unvanına sahip subaylar, bu görev gereği görev tazminatı alma hakkını kazanma bakımından diğer yükseköğretim kurumlarında görev yapan öğretim elemanlarıyla aynı hukuksal durumdadır. Söz konusu profesör ve doçentlerin, öğretim üyeliği hizmeti dışındaki bir hizmetle kıyaslama yapılmak suretiyle, görev tazminatlarının sınırlandırılması askeri hizmetin gereklerinden kaynaklanan bir nedene de dayandırılamaz.
Açıklanan nedenle itiraz konusu kural Anayasa’nın 10. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.4.7.2001 günlü, 631 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Mali ve Sosyal Haklarında Düzenlemeler ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 17. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, 5.2.2009 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi” şeklinde olduğunu,
Belediyede müfettiş kadrosu öngörülmesi üzerine üst yönetim tarafından Teftiş Kurulu Müdürlüğü birimi oluşturulmasına karar verildiğini, bu aşamada da Maliye Bakanlığında Milli Emlak Denetmeni olarak görev yapmakta iken 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Defterdarlık Uzmanı yapılarak mağdur edildiğini ve bu mağduriyetlerinin de Kamu Denetçiliği Kurumunun (Ombudsmanlık) 25.11.2014 tarihli Tavsiye Kararı, TBMM Dilekçe Komisyonu ve Başbakanlık İdareyi Geliştirme Merkezi Kararları ile tespit edildiğini, Milli Emlak Denetmenlerinden olan adı geçenin Belediye Teftiş Kurulunda değerlendirilmesi ile uğranılan özlük ve statü haklarından daha iyi durumda olduğu düşünülen Belediye Müfettişliği kadrosuna naklen atanmak suretiyle bu konularda da bir iyileşme olacağı karşılıklı değerlendirmesiyle söz konusu kurumlar arası geçiş suretiyle atamanın gerçekleştirilmiş olduğunu,
Kadro kavramının, kişilerden soyutlanarak hizmete bağlanmış; hizmetin ise görevin niteliğine göre sınıflara ayrılmış olduğunu, müfettiş norm kadrosunun belediyelere objektif kriterlere göre verilmiş olup, belediyelerin bu kadrolara müfettiş atama ve yetiştirmede kanun ve yönetmeliklerde öngörülen objektif kriterlere göre işlem tesis ettiklerini, bu kadrolara atanan müfettişlerin de teftiş, denetim, inceleme ve soruşturmalarında aynı hukuk kurallarını aynı görev, yetki ve sorumlulukla aynı esas ve usullerle yerine getirdiklerini, büyükşehirler ve büyükşehirlerdeki ilçe belediyelerindeki avukatlar, mühendisler, teknikerler nasıl ki aynı kamu görevini yapıp aynı statüye tabilerse, müfettişlerin de aynı durumda olmaları gerektiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmişlerdir.
Başsavcılık mütalaasında;
“…
… Belediye Başkanlığı 2014 yılı hesabının 5 inci Dairece yargılanması sonucunda düzenlenen 21.09.2016 tarih ve 223 no.lu İlamın 8 inci maddesinde yer alan tazmin hükmünü temyiz eden Harcama Yetkilisi …’nin ilgi yazı ekinde gönderilen temyiz dilekçesi incelendi.
İlamın 8’inci maddesinde, Belediye Teftiş Kurulunda görevli Müfettiş …’ a, mevzuatta öngörülmediği halde makam ve görev tazminatı ödenmesi sonucunda oluşan …. TL tutarındaki kamu zararının, İlamda adı geçen sorumlular adına müştereken ve müteselsilen 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 53 üncü maddesi gereğince işleyecek faizleri ile birlikte ödettirilmesine, karar verildiği anlaşılmaktadır.
Temyiz dilekçesinde özetle, makam ve görev tazminatının il belediye müfettişlerine ödenemeyeceği hususunun yasayla düzenlenmediği, il belediyelerine müfettiş norm kadrosu ihdas edilirken öngörülen 150.000 nüfus kriterinin büyükşehir belediyesi dahilindeki ilçe belediyelerine müfettiş kadrosu ihdasındaki nüfus kriteriyle aynı olması ve diğer bütün nitelik ve görev ve sorumluluklarının aynı olması kanun önünde eşitlik ilkesinin dikkate alınarak aynı meslek olarak öngörüldüğü, nüfus kriterinin dışındaki her türlü niteliğin ve kriterin aynı olması nedeniyle belediye müfettişlerinden il belediyelerinde istihdam edilenlerin de makam ve görev tazminatı almaları gerektiğinin değerlendirildiği, çeşitli mevzuat hükümlerine ve yargı kararlarına yer verilerek 2011 yılında Maliye Bakanlığı Milli Emlak Denetmeni olan …’ ın Belediye Teftiş Kurulunda Belediye Müfettişliği kadrosuna atandığı ve söz konusu makam ve görev tazminatının ödendiği ifade edilerek verilen tazmin kararının kaldırılması talep edilmektedir.
657 sayılı sayılı DMK’na ekli IV sayılı Makam tazminatı Cetvelinin 8’inci sırasının (d) bendinde, makam tazminatı alabileceklerde aranan nitelikler tek tek sayıldıktan sonra doğrudan belediye başkanı veya genel müdür adına teftiş denetim ve İnceleme yetkisine sahip büyükşehir belediyeleri ile bunlara bağlı genel müdürlük müfettişleri ve büyükşehir belediye sınırları içerisindeki ilçe belediye müfettişlerinin 1000 gösterge rakamı üzerinden makam tazminatı alabilecekleri belirtilmektedir.
Mahalli idarelerde belediye müfettişliği kadrosu, 2007 yılında sadece büyükşehir belediyelerine ile nüfusu 150.000’den fazla büyükşehir ilçe belediyelerine verilmiş iken 2011 yılından sonra nüfusu 150.000’den fazla olan il belediyelerine de belediye müfettişliği kadrosu verildiği anlaşılmaktadır. Her üç tip belediyede atanan müfettişlerin atanma şartlarının, aranan niteliklerin ve görev ve sorumluluklarının aynı olduğu, herhangi bir farklılık olmadığı anlaşılmaktadır.
Anayasanın 10 uncu maddesinde eşitlik ilkesi açıklanmış olup; Devlet organlarının idare makamların bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorunda olduğu belirtilmiştir. Sorguya konu atama, atanma şartlarım taşıyan kamu görevlisinin … Belediyesine belediye müfettişi olarak atanması İşlemidir. Bu kadroya atanan müfettişlere ödenen makam tazminatının ve görev tazminatının ödenmesinin gerekçesi, belediye müfettişliği kadrosunda bulunmalarından kaynaklanmaktadır. Dolaysıyla sadece büyükşehir belediyesi ve büyükşehir belediyesi içindeki ilçe belediyeleri belediye müfettişlerine makam tazminatı ve görev tazminatının ödenerek il belediyelerine atanan belediye müfettişlerine bu tazminatların ödenmemesi, hukuka uygun olmayacağı ve eşitlik ilkesine aykırı olacağı, dolaysıyla yapılan ödemelerin mevzuata uygun olduğu değerlendirilmektedir.
Bu itibarla, temyiz talebi kabul edilerek Daire kararının kaldırılmasına karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir ” denilmiştir.
…’ın(ahiz) fer’i müdahil sıfatıyla duruşmaya katılma talebi reddedilerek, dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun ek 26’ncı maddesinde;
a) “Değişik: 4/9/1990 – KHK – 418/9 md.; iptal Ana. Mah.’nin 5/2/1992 tarih ve E. 1990/22, K. 1992/6 sayılı Kararı ile;Yeniden düzenleme: 18/5/1994 – KHK – 527/10 md.) Bu Kanuna ekli IV sayılı cetvelde unvanları yazılı görevlerde bulunanlara hizalarında gösterilen gösterge rakamlarının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan miktarda makam tazminatı ödenir. Makam tazminatı damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tabi tutulmaz ve ödemelerde aylıklara ilişkin hükümler uygulanır. Bu tazminattan yararlananlara ayrıca yüksek hakimlik tazminatı ödenmez….” hükmü yer almaktadır.
Aynı Kanuna ekli IV sayılı Makam Tazminatı Cetvelinin 8’inci sırasının (d) bendinde;
“(Ek: 21/3/2006 5473/3 md.) En az dört yıl süreli yükseköğrenim veren fakülte veya yüksekokulları bitirmiş, mesleğe özel yarışma sınavıyla girerek belirli süreli meslek içi eğitimden sonra özel bir yeterlik sınavında başarılı olmuş, birinci dereceli kadroya atanmış ve doğrudan belediye başkanı veya genel müdür adına teftiş, denetim ve inceleme yetkisine sahip büyükşehir belediyeleri ile bunlara bağlı genel müdürlük müfettişleri ve büyükşehir belediye sınırları içindeki ilçe belediye müfettişleri”nin 1000 gösterge rakamı üzerinden makam tazminatı alabileceği hükme bağlanmıştır.
11.06.2008 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 2008/13694 sayılı “Görev Tazminatı Ödenmesi Hakkında Karar”ın “Görev Tazminatı Göstergeleri” başlıklı 1’inci maddesinde;
“Aylıklarını 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanunu ve 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununa göre almakta olan personelden; bu kanunlarda makam tazminatı öngörülmüş olan kadrolara atanmış olanlardan, almakta oldukları makam tazminatı gösterge rakamı;
6.000 olanlara 9.000,
5.500 – 4.500 olanlara 7.000,
4.000 ve daha az olanlara 6.000, gösterge rakamının, almakta oldukları makam tazminatı gösterge rakamına ilave edilmesi suretiyle bulunan görev tazminatı gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucunda bulunacak miktarda görev tazminatı ödenir” hükmü ile kararda belirtilen mevzuat uyarınca ödenebilecek tazminat tutarları belirlenmiştir.
Mezkur mevzuat hükümleri, makam ve görev tazminatının ödeneceği kişileri belirlerken, öğrenim, atama ve sınavlar gibi kişisel şartları belirledikten sonra, bu kişilerin görevli oldukları idarelere ilişkin şartlar getirmiştir. Belediye müfettişlerine makam tazminatının ödenmesi ile ilgili şartlar arasında da Büyükşehir Belediyesi bünyesinde veya Büyükşehir Belediye sınırları dahilindeki ilçe belediyelerinde görevli olmak sayılmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Genel İlkeler” başlıklı 128 inci maddesinde;
“Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür.
Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir.
Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır
Üst kademe yöneticilerinin yetiştirilme usul ve esasları, kanunla özel olarak düzenlenir” hükümlerine yer verilmiştir.
Söz konusu hükümlerden hareketle, … Belediyesinde Teftiş Kurulu bünyesinde görevli müfettiş …’ a makam ve görev tazminatı ödenmesinin mevzuatta yeri olmayıp, söz konusu ödemenin yapılabilmesinin şartı İl Belediye Müfettişleri için makam ve görev tazminatı ödenmesi doğrultusunda yapılacak kanuni bir düzenlemenin olmasıdır. Kıyas yolu veya münferit mahkeme kararlarından yola çıkılarak, kamu görevlilerine mevzuatta bulunmayan herhangi bir ödemenin yapılması mümkün değildir.
Açıklanan nedenlerle, sorumluların iddialarının reddi ile 223 sayılı ilamın 8’inci maddesiyle …..TL ye verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE, oy birliğiyle,
Karar verildiği 04.10.2017 tarih ve 43413 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.