Coşkun KULGU, Sayıştay Başdenetçisi

Kamu idarelerinde kimlerin emrine ve zatına binek otomobil verilebileceği, idarelerin makam ve hizmetler için azami ne kadar araç bulundurabilecekleri, taşıt ihtiyacının ne surette karşılanabileceği ve edinilecek araçların hangi standartlarda olacağı gibi hususlar, 237 sayılı Taşıt Kanununda düzenlenmiştir.

Dolayısıyla 237 sayılı Kanunla, kamu kaynaklarının ekonomik kullanımını teminen, idarelerin araç edinim ve kullanımları konusunda sınırlama getirildiği söylenebilir.

237 sayılı Kanun’un kapsam maddesinde yer alan ifadelerin tanımlanmamış olmasının, belediyelerin ortak oldukları şirketlerin bu Kanuna tabi olup olmadıkları konusunda tereddüde sebep olduğu görülmektedir. Bu durum, Kanunda tanımlama yapılmamış olmasının yanında doğrudan “şirketler” ifadesinin kullanılmamış olmasından da kaynaklanmaktadır.

Kanun’un kapsamını düzenleyen 1’inci maddesinde;

a) Genel bütçeye dahil dairelerle katma ve özel bütçeli idareler ve bunlara bağlı sabit ve döner sermayeli müesseselerin, il özel idareleri, belediyeler ve bunların bağlı kuruluşları ile mahalli idare birliklerinin,

b) İktisadi Devlet Teşekkülleri ve özel kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle kurulan her çeşit banka ve teşekküllerin,

c) Yukardaki (a) ve (b) fıkralarında yazılı daire, idare, banka, teşekkül ve müesseselerin sermayesinin yarısından fazlasına sahip bulundukları teşekkül ve müesseselerin,

Kanun’un kapsamında olduğu belirtilmiştir.

Hükümden görüleceği üzere, belediyelerin sermayesinin yarısından fazlasına sahip oldukları teşekküller, Taşıt Kanunu’na tabi kılınmışlardır. Kanunda teşekkül ifadesinin tanımlaması yapılmadığından, Kanun Koyucunun teşekkül ifadesi ile ne kastettiğinin anlaşılması, bu ifadenin dilimizdeki ve daha özelde mevzuatımızdaki genel kullanımına bakılarak mümkün olabilecektir. Konuyu başlığımızla ilişkilendirecek olursak, teşekkül ifadesinin şirket tabirini de içerecek şekilde kullanım alanı bulacak olması bizi, Yasanın teşekkül ifadesi ile belediye şirketlerini de kastettiği ve belediye şirketlerinin Taşıt Kanunu kapsamında oldukları sonucuna ulaştıracaktır.

233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 2’nci maddesinde teşekkül kavramı; sermayesinin tamamı devlete ait, iktisadi alanda ticari esaslara göre faaliyet göstermek üzere kurulan, kamu iktisadi teşebbüsü şeklinde tanımlanmıştır. Kamu iktisadi teşebbüsü kavramı ise; iktisadi devlet teşekkülü ile kamu iktisadi kuruluşunun ortak adı şeklinde ifade edilmiştir. KHK’nın 3 üncü maddesinde ise Teşebbüslerin, anonim şirket şeklinde de kurulabileceği belirtilmiştir. Anlaşılacağı üzere, 233 sayılı KHK, teşekkül kavramını şirketleri de içine alacak şekilde geniş olarak kullanmıştır.

233 sayılı KHK’da yer alan tanımlamaların, Taşıt Kanunu uygulamalarında doğrudan esas alınması mümkün bulunmamakla birlikte bu tanımlama, Kanun Koyucunun teşekkül ifadesi ile şirketleri de kapsama alma konusunda iradesine karine oluşturmaktadır.

Ayrıca hükümde geçen “(a) ve (b) fıkralarında yazılı daire, idare, banka, teşekkül ve müesseselerin sermayesinin yarısından fazlasına sahip bulunduklar” ifadesine bakıldığında, (a) ve (b) bentlerinde sayılan idarelerin, şirketler haricinde sermayesine iştirak edebilecekleri kuruluşlar bulunmadığından, Kanun Koyucunun teşekkül ifadesi ile şirketleri kastettiği açıklık kazanmaktadır. Ayrıca “teşekkül ve müesseseler” ifadesinde yer alan müessese kavramından ise, belediyeler açısından bütçe içi işletmeler gibi ticari oluşumların anlaşılması gerektiği değerlendirilmektedir.

Sonuç olarak, 237 sayılı Kanunda yer alan teşekkül ifadesi ile şirketlerin (şirketlerin de) kastedildiği ve belediyelerin sermayesinin yarısından fazlasına sahip oldukları şirketlerin, 237 sayılı Taşıt Kanununa tabi olduğu kanaatine varılmaktadır.

Malimevzuat.com.tr


ÖZET: Coşkun KULGU, 237 sayılı Taşıt Kanunu’nun kamu idarelerine binek otomobil verilmesi, araç sayısı ve standartları gibi konuları düzenlediğini belirtmektedir. Kanun, kamu kaynaklarının ekonomik kullanımını sağlamak amacıyla sınırlamalar getirmektedir. Ancak, belediyelerin ortak olduğu şirketlerin bu Kanun kapsamına girip girmediği konusunda belirsizlikler bulunmaktadır. Teşekkül ifadesinin tanımlanmaması, bu belirsizliğe yol açmakta; ancak 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’deki tanımlar, belediyelerin sahip olduğu şirketlerin de Taşıt Kanunu’na tabi olduğunu göstermektedir.