ÖZET: Belediye tabip kadrolarında görevli personelin, belediye şirketlerinde çalışanların sağlık hizmetlerini sunup sunamayacağına dair yapılan değerlendirmede, ilgili mevzuat ve yargı kararları dikkate alınmıştır. 10.2.2005 tarihli Kurum Tabipliklerinin Standardına Dair Tebliğ, belirli kamu kurumları dışında kalan sağlık birimlerini kapsamaktadır. Bu bağlamda, belediye şirketleri, kamu kurumu niteliği taşımadıkları için bu tebliğin hükümlerinden yararlanamazlar.

Yargıtay kararları, belediye şirketlerinin özel hukuk tüzel kişileri olduğunu ve kamu tüzel kişiliği kazanmadıklarını ortaya koymaktadır. Dolayısıyla, bu şirketlerde çalışan personelin tedavi işlemleri, belediye tabipleri tarafından gerçekleştirilemez. Ayrıca, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın rehberinde de, belediyelerin kurduğu şirketlerin Türk Ticaret Kanunu’na tabi olduğu ve bu şirketlerin kendi iş sağlığı ve güvenliği politikalarını geliştirmeleri gerektiği vurgulanmaktadır.

Sonuç olarak, mahalli idareler ve bu idarelerin çoğunluk hisselerine sahip olduğu şirketler, Kurum Tabipliklerinin Standardına Dair Tebliğ kapsamına girmemekte ve bu nedenle şirket personeline yönelik sağlık hizmetleri sunulması mümkün değildir. Bu durum, ilgili sağlık hizmetlerinin yürütülmesi açısından dikkate alınmalıdır.

NOT: Belediye tabip kadrolarında istihdam edilenlerin belediye şirket personeline bakıp bakamayacağı hakkında

T.C.

ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI
Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğü

Sayı: E-53773008-622.02-10991365 02/12/2024

Konu: Görüş (Belediye Tabip Kadrolarında İstihdam Edilenlerin

Belediye Şirket Personeline Bakıp Bakamayacağı)

BELEDİYE BAŞKANLIĞINA

İlgi: tarihli ve sayılı yazı.

Başkanlığınız emrinde tabip kadrosunda görev yapan bir personelin yine Belediyeniz şirketlerinde istihdam edilen personelin tedavi iş ve işlemlerini yapıp yapamayacağına ilişkin ilgi yazı incelenmiştir.

Bilindiği üzere, 10.2.2005 tarihli ve 25723 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kurum Tabipliklerinin Standardına Dair Tebliğin 2 nci maddesinde, “Bu Tebliğ; Cumhurbaşkanlığı, yüksek mahkemeler, Sayıştay, Türk Silahlı Kuvvetleri, Milli İstihbarat Teşkilatı, üniversiteler, mahalli idareler ve mazbut vakıflara ait sağlık birimleri hariç olmak üzere, bakanlıkları, bakanlıkların bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşları ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarını kapsar.

Ancak;

a) Cezaevi, yurt ve benzeri kurumların sunduğu hizmetin tamamlayıcısı olarak görev yapan sağlık personeli,

b) Kurumlarca yapılacak idari iş ve işlemlere esas teşkil etmek üzere raporlama hizmeti veren sağlık personeli bu Tebliğin kapsamı dışındadır.” hükmü yer almaktadır.

Diğer taraftan, Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 13.6.2017 tarihli ve E:2016/24028, K:2017/14012 sayılı kararında, “Sermayesinin tamamı belediyelere ait olsa da bu durum belediye şirketlerine kamu kurumu niteliği kazandırmamaktadır. Ayrıca devlet teşkilatında belediye şirketleri kamu kurumları arasında sayılmamış olup özel bir kanunla düzenlenmediği sürece de bunlara bu statünün verilmesi mümkün değildir. Bu şirketler özel kanunları olmadığından KİT, KİK veya Bağlı Ortaklık gibi nitelikleri de yoktur.” denilmiştir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 28/6/2022 tarihli ve E:2022/6447, K:2022/8363 sayılı Kararında ise, “Belediyeler tarafından kurulan veya ortak olunan şirketler ise, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun) hükümlerine tabi sermaye şirketleri olup belediyelerin tüzel kişiliğinden ayrı ve bağımsız özel hukuk tüzel kişileridir. Belediyelerin kurdukları veya ortak oldukları ticaret şirketlerine, kamu tüzel kişiliği kazandıran herhangi bir kanun hükmü bulunmadığı gibi kamusal yetki ve ayrıcalıklar tanınmamıştır. Dolayısıyla, söz konusu şirketlerin kamu tüzel kişisi ya da kamu kurum ve kuruluşu oldukları kabul edilemez.” denilmiştir.

Yine, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca hazırlanan Belediyelerde İş Sağlığı ve Güvenliği Uygulama Rehberinde, “Belediyeler tarafından kurulan veya ortak olunan şirketler ise bu idarelerin aksine, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi sermaye şirketleri olup, belediyelerin tüzel kişiliğinden ayrı ve bağımsız özel hukuk tüzel kişileridir. Bu ticaret şirketlerine, kamu tüzel kişiliği kazandıran herhangi bir kanun hükmü bulunmadığı gibi, kamusal yetki ve ayrıcalıklar da tanınmamıştır. Dolayısıyla, belediye iştiraki olan sermaye şirketlerinin, kamu tüzel kişiliğini haiz değillerdir. Bu şirketlerin yönetimleri belediyelere bağlı olmakla birlikte İSG ile ilgili yapılanmalarını kendi bünyelerinde belediyenin iş sağlığı ve güvenliği politikasına uygun ve bağlı olarak gerçekleştirmeleri yerinde olacaktır. Bu şirketler için gerekli şartları sağlamları durumunda ayrı İSG kurulları oluşturulmalı, İSG profesyonelleri şirket bünyesinden görevlendirilmeli ve çalışmalar planlanmalıdır. Belediye bünyesinde kurulacak İSG koordinasyon kuruluna aktif katılım sağlayarak belediyenin kendi bünyesi ve diğer iştirak şirketleri ile iş sağlığı ve güvenliği konusunda işbirliği ve birlikte çalışma sağlanmalıdır.” açıklamasına yer verilmiştir.

Bu itibarla, mahalli idarelerin ve bu idarelerin sermayesinin yarıdan fazlasına sahip olduğu şirketlerin Kurum Tabipliklerinin Standardına Dair Tebliğ kapsamına girmediği, şirket personelinin tedavi iş ve işlemleri ile ilgili olarak yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde işlem yapılması gerektiği mütalaa edilmektedir.

Bilgilerini rica ederim.

Bakan a.

Yerel Yönetimler Genel Müdürü