4. Daire  1993/3034 E.  1994/5442 K.

Temyiz Eden : … Vergi Dairesi Müdürlüğü

Karşı Taraf : … Belediye Başkanlığı

Vekili : Av. …

İstemin Özeti : Davacı Belediye tarafından kaplıca ile birlikte işletilen otel ve lokantadan elde edilen gelirin beyan edilmediği öne sürülerek vergi inceleme raporunda bulunan matrah üzerinden 1988 yılı için kurumlar vergisi salınmış ve kaçakçılık cezası kesilmiştir. Ankara 5. Vergi Mahkemesi 24.11.1992 günlü ve E:1990/176, K:1992/1641 sayılı kararıyla: belediyece işletilen otel ve lokanta, kaplıca ile aynı çatı altında bulunup, bu tesislerin komple bir tesis olduğu ve kaplıcanın hizmet verebilmesi için bu tesislerin de aynı yerde bulunması gerektiği. Sağlık Bakanlığınca davacı belediyeye ait kaplıcanın insan sağlığını koruduğu kabul edildiğine göre, kaplıcaya bağlı lokanta ve otel işletmesinin de kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanması gerektiği gerekçesiyle tarhiyatın terkinine karar vermiştir. Vergi dairesi Müdürlüğü, kaplıca işletmesinin kurumlar vergisinden muaf olduğunu, ancak otel ve lokantanın muafiyetten yararlanamayacağını ileri sürerek mahkeme kararının bozulmasını istemektedir.

Savunmanın Özeti : Cevap verilmemiştir.

Danıştay Savcısı Metin Tekgündüz”ün Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp vergi mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında, anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.

Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle Vergi Mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

Tetkik Hakimi Mustafa Bahtiyar”ın Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Dördüncü Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

Uyuşmazlık, belediye tarafından işletilen kaplıcayla birlikte hizmet veren otel ve lokanta işletmelerinin kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanıp, yararlanamayacağına ilişkindir.

5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu”nun 1 inci maddesinde iktisadi kamu müesseselerinin kazançlarının kurumlar vergisine tabi olduğu ve kurum kazancının gelir vergisi mevzuuna giren gelir unsurlarından terekküp edeceği belirlenmiş olup 4 üncü maddesinde “Devlete, özel idarelere, belediyelere ve diğer kamu idarelerine ve müesseselerine ait ve tabi olup faaliyetleri devamlı bulunan ve birinci maddenin (A) ve (B) işaretli bentleri haricinde kalan ticari, sınai ve zirai işletmeler iktisadi kamu müesseseleridir.

Bunların kazanç gayesi gütmemeleri faaliyetin kanunla tevdi edilmiş görevler arasında bulunması, tüzel kişiliklerinin olmaması, müstakil muhasebeleri ve kendilerine tahsis edilmiş sermayelerinin veya işyerlerinin bulunmaması mükellefiyetlerine tesir etmez.” hükmü mevcut olup Kanunun 13 üncü maddesinde safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanunu”nun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.

Aynı Kanunun 7 nci maddesinde muaflıklar sayılmış olup maddenin 4 numaralı bendinde “kamu idare ve müesseseleri tarafından genel insan ve hayvan sağlığını korumak ve tedavi maksadiyle işletilen müesseseler (Hastane, nekahathane, klinik, dispanser, prevantoryum, sanatoryum, çocuk bakımevleri, hayvan hastaneleri ve dispanserleri, hayvan bakımevleri, veteriner bakteriyoloji, seroloji ve distofajin gibi müesseseler) in kurumlar vergisinden muaf olduğu hükmü mevcuttur.

Dava konusu olayda, belediyece işletilen kaplıca işletmesinin kurullar vergisinden muaf olduğu konusunda taraflar arasında ihtilaf yoktur. Otel ve lokanta işletmesine gelince; bu işletmeler genel insan sağlığını korumak ve tedavi maksadiyla işletilmediği gibi bu amaca yönelik olarak faaliyet gösteren kaplıca işletmesinin mütemmim cüz”ü niteliğinde de değildirler. Dolayısıyla yukarıda açıklanan kanun hükümlerine göre faaliyeti vergi konusuna giren ve muafiyet tanınmamış bu işletmelerin kurumlar vergisi mükellefi olmaları ve kazançları üzerinden vergi ödemeleri tabiidir. Anılan işletmelerin sadece kaplıca müşterilerine hizmet vermediği, dışarıdan gelen şahıslara da hizmet verdiği de açıktır. Bu durumda anılan işletmelerden dolayı yapılan tarhiyatın ve kesilen cezanın yerinde olup olmadığının incelenmesi gerekirken sözkonusu işletmelerin de kaplıcayla birlikte kurumlar vergisinden muaf olduğu gerekçesiyle tarhiyatın terkininde isabete görülmemiştir.

Bu nedenle. Ankara 5. Vergi Mahkemesinin 24.11.1992 günlü ve E:1990/176, K:1992/1641 sayılı kararının bozulmasına 21.11.1994 gününde lokanta işletmesi yönünden oybirliği, otel işletmesi yönünden oyçokluğuyla karar verildi.

AZLIK OYU

Yükümlü belediyece işletilen kaplıcanın otel ve lokanta işletmelerinden dolayı yapılan tarhiyatta; lokanta işletmesi yönünden yapılan tarhiyatın yerinde olduğu, ancak otel işletmesi kaplıcanın tamamlayıcı unsuru olduğundan ve kaplıca fiyatına otel ücreti de dahil bulunduğundan, otel işletmesinin de kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanması gerekeceği, dolayısıyla mahkeme kararının sadece lokanta işletmesi yönünden bozulması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına karşıyız.


ÖZET: Dava, belediye tarafından işletilen kaplıca ile birlikte hizmet veren otel ve lokantanın kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanıp yararlanamayacağına ilişkindir. Ankara 5. Vergi Mahkemesi, kaplıca ile otel ve lokantanın bir bütün olarak değerlendirildiği ve kaplıcanın sağlık açısından koruyucu bir hizmet sunduğu gerekçesiyle vergi tarhiyatının terkinine karar vermiştir. Ancak, Danıştay Dördüncü Dairesi, otel ve lokantanın genel sağlık amacı taşımadığını belirterek, bu işletmelerin kurumlar vergisi mükellefi olmaları gerektiğine ve mahkeme kararının bozulmasına karar vermiştir.