|
ÖZET: Sayıştay kararında, belediyede müdürlük kadrosuna vekalet eden bazı personelin, mevzuat hükümlerine göre ödenmemesi gereken zam ve tazminat farklarının ödenmesi sonucu kamu zararına neden olunduğu belirtilmiştir. İlgili personelin, müdürlük kadrosuna asaleten atanma şartlarını taşımadığı gerekçesiyle, kendilerine yapılan ödemelerin yersiz olduğu iddia edilmiştir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 86. maddesi uyarınca, vekalet görevi için asilde aranan şartların taşınması gerektiği vurgulanmış, bu şartların taşınmadığı durumlarda vekalet aylığı ve tazminatların ödenemeyeceği ifade edilmiştir.
Kararda, vekalet görevinin fiilen yapılması gerektiği ve bu görev için gerekli şartların sağlanmadığı durumlarda kamu zararının oluşabileceği belirtilmiştir. Ayrıca, vekalet görevi sırasında ödenen zam ve tazminatların, ilgili mevzuat hükümlerine aykırı olarak yapıldığı ve bu nedenle kamu zararının tazmin edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, Sayıştay, kamu zararının sorumlularına ödettirilmesine hükmetmiştir. |
| Kamu İdaresi Türü | Belediyeler ve Bağlı İdareler |
| Yılı | 2017 |
| Dairesi | 6 |
| Karar No | 46097 |
| İlam No | 48102 |
| Tutanak Tarihi | 8.7.2020 |
| Kararın Konusu | Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar |
Konu: Müdürlük kadrolarına vekalet eden bazı personele, mevzuat hükümlerine göre ödenmemesi gereken zam ve tazminat farklarının ödenmesi.
4- 206 sayılı ilamın 4’üncü maddesiyle, … Belediyesinde müdürlük kadrolarına vekalet eden bazı personele, mevzuat hükümlerine göre ödenmemesi gereken zam ve tazminat farklarının ödenmesi neticesinde … TL kamu zararına neden olunduğu için tazmin hükmü tesis edilmiştir.
Belediye Başkanı …, İlamın bu maddesine ilişkin olarak göndermiş olduğu temyiz dilekçesinde özetle; Temyize konu sorguda, ilgilisinin müdür vekili olarak görev yapma şartlarını taşımadığından bahisle kamu zararı iddiasında bulunulmakta ise de, hangi şartların taşınmadığına yönelik somut bir tespitin yapılmadığı, vekalet ücreti konusunda, hakkında kamu zararı iddiasında bulunulan her bir personelin durumunun farklılık arz etmekte olduğu, örneğin bir kısım memur personelin esasen şartları taşıdığı halde, görevde yükselme sınavı açılmadığı için şeflik kadrosuna sahip olamadığı, ya da örneğin; Ruhsat Denetim Müdürlüğü kadrosu ile ilgili olarak, bu kadronun hatalı şekilde teknik kadro olarak yorumlanması gerekçesi ile şartları taşınmadığının iddia edildiği, oysa ki, Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Memur Kadro Kütüğünün 11144 unvan kadrolarında yer alan Ruhsat Denetim Müdürlüğü kadrosunun Genel İdare Hizmetleri sınıfında yer almakta olduğu ve teknik kadro sayılmadığı, çelişkinin 07/05/2014 tarihli Resmi Gazete ‘de yayımlanan görevde yükselmeye dair yönetmelikte, Ruhsat Denetim Müdürlüğü için teknik sınava girileceği yolundaki düzenlemeden kaynaklanmakta olduğu, oysa ki, yönetmelik hükümlerinin kanuna aykırı olamayacağı, vekalet ücreti konusunda her memurun durumu ve pozisyonunun farklı olduğu, tespitte, kimin hangi gerekçe ile şartları taşımadığına dair somut bir tespit yapıldığının anlaşılmadığı, muallak bir ifade ile kamu zararı iddiasında bulunulduğu,
Devlet Personel Daire Başkanlığının 16/02/2017 tarih, 993 sayılı görüşünde; “Şube müdürü kadrosuna vekaleten atanan ve teknisyen, tekniker, programcı, mühendis ve mimar unvanlı kadrolarda bulunan memurlara, vekalet ettikleri kadrolar için zam ve tazminat ile ek ödeme farklarının ödenip ödenemeyeceği hususunda (16/02/2017-993) Genel Müdürlüğünüzde münhal bulunan şube müdürü kadrosuna vekaleten atanan ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olarak teknisyen, tekniker, programcı, mühendis ve mimar unvanlı kadrolarda bulunan ilgililere, vekalet ettikleri kadrolar için zam ve tazminat ile ek ödeme farklarının ödenip ödenemeyeceği hususunda görüş talep eden ilgi yazı incelenmiştir. Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Vekalet görevi ve aylık verilmesinin şartları” başlıklı 86 ıncı maddesinde; “Memurların kanuni izin, geçici görev, disiplin cezası uygulaması veya görevden uzaklaştırma nedenleriyle işlerinden geçici olarak ayrılmaları halinde, yerlerine kurum içinden veya diğer kurumlardan veya açıktan vekil atanabilir. Bir görevin memurlar eliyle vekaleten yürütülmesi halinde aylıksız vekalet asildir. … Aynı kurumdan ayrılmalar dolayısıyla atanan vekil memurlara vekalet görevinin 3 aydan fazla devam eden süresi için. … vekalet aylığı ödenir… Yukarıda sayılan haller dışında, boş kadrolara ait görevler lüzum görüldüğü takdirde memurlara ücretsiz olarak vekaleten gördürülebilir. …” denildiği,
174 üncü maddesinde; “Vekalet aylıklarının ödenebilmesi için görevin fiilen yapılması şarttır.” dendiği, 175 inci maddesinde ise; “Bir göreve vekaleten atanan memurlara vekalet edilen görevin kadro derecesinin birinci kademesinin üçte biri, açıktan atananlara ise … üçte ikisi verilir. … Ancak, kurum içinden veya diğer kurumlar dan vekalet edenlere vekalet aylığı ödenebilmesi için, vekilin asilde aranan şartları taşıması zorunludur. … Açıktan vekil olarak atananlar bu Kanunla memurlara tanınan sosyal haklardan da yararlanırlar ve bunlara ödenecek vekalet aylığının hesabına memuriyet taban aylığı da dahil edilir. ” hükümlerine yer verilmek suretiyle, dolu kadrolara vekalet halinde vekalet aylığının hangi şartlarda ve tutarda ödenebileceğinin öngörüldüğü, boş kadrolara vekalet halinde ise vekalet aylığının ödenmeyeceğinin ifade edildiği,
Ancak; Anayasa Mahkemesinin, 13/10/2012 tarihli ve 28440 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5/7/2012 tarihli ve E. 2012/11. K.2012/104 sayılı kararı çerçevesinde, kurum içerisinden boş kadrolara vekaleten atanan memurlara, asilde aranan şartları taşımaları halinde vekalet görevinin 3 aydan fazla devam eden süresi için, vekalet aylığı ödenmesi gerekmekte olduğu, öte yandan, 657 sayılı Kanunun 152 nci maddesine istinaden 17/04/2006 tarihli ve 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan “Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Kararın 9 uncu maddesinde; ” (1) 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesi uyarınca; a) 1) Kuramlarınca bir göreve kurum içinden veya diğer kurumlardan vekalet ettirilenlere; aa) Vekaletin, 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesine binaen yapılması ve bu hususun onayda belirtilmiş olması, bb) Vekaletin, Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek karar ile atama yapılması gereken kadro veya görevler için ilgili Bakan, diğer kadro veya görevler için asili atamaya yetkili amir tarafından verilmesi, cc) Vekillerin, genel ve ilgili özel mevzuatı uyarınca asaleten atanmada aranan tüm şartları (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadro veya görevler için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dahil) bir arada taşımaları, kaydıyla: vekalet ettikleri kadro veya görevler için bu Karar uyarınca öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde, aradaki fark; 657 sayılı Kanunun 175 inci maddesindeki oranlar dikkate alınmaksızın, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve vekalet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödenir. … ” hükmüne yer verilerek, vekalet ettikleri kadro veya görevler için öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde, aradaki farkın vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve vekalet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödeneceğinin ifade edildiği,
Diğer taraftan, Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmeliğin “Görevde yükselme ve unvan değişikliğine tabi kadrolar” başlıklı 5 inci maddesinde; “(1) Görevde yükselmeye tabi kadrolar aşağıda belirtilmiştir: a) Yönetim hizmetleri grubu; 1) Müdür, şube müdürü….” hükmüne, “Görevde yükselme sınavına tabi olarak atanacaklarda aranacak özel şartlar” başlıklı 7 nci maddesinde; “(1) 5 inci maddenin birinci fıkrasında sayılan unvanlara görevde yükselme suretiyle yapılacak atamalarda aşağıdaki özel şartlar aranır, a) Müdür ve şube müdürü kadrosuna atanabilmek için: 1) 657 saydı Kanunun 68 inci maddesinin (B) bendinde belirtilen atanma şartlarını taşımak, 2) Fakülte veya en az dört yıllık yüksekokul mezunu olmak. 3) Ekli (1) sayılı listede sayılan ve teknik öğrenim gerektiren müdürlüklere atanabilmek için; yükseköğretim kurulularının, kadronun görev alanı ile ilgili eğitim ve öğretimde bulunan en az dört yıllık bölümlerinden veya bu bölümlere denkliği kabul edilen yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarının ilgili bölümlerinden mezun olmak,…” hükmüne, Geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasında ise; “Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği 18/4/1999 tarihinde görevde bulunan ve aynı tarih itibarıyla iki yıllık yükseköğrenim mezunu olanlar, diğer koşullara sahip oldukları takdirde 7 nci maddenin uygulanması bakımından dört yıllık yükseköğrenim mezunu kabul edilir.” hükmüne yer verildiği,
Bu itibarla, anılan Yönetmelik hükümlerinden görevde yükselme suretiyle şube müdürü kadrosuna atanabilmek için fakülte veya dört yıllık yüksek okul mezunu olma şartı arandığı, ancak 18/04/1999 tarihinde görevde bulunan ve aynı tarih itibariyle iki yıllık yüksek öğrenim mezunu olan personelin öğrenim düzeylerinin dört yıllık yüksek öğrenim görmüş gibi kabul edileceği ve bu şartlara sahip olarak vekalet görevinde bulunanların, anılan Yönetmeliğin 7 nci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında aranan şartları taşımış sayılacağı,
Ayrıca, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 9 uncu maddesinin beşinci ve altıncı fıkralarında: “Birinci fıkra kapsamına giren personelden, kurumlarınca bir kadroya kurum içinden veya kurum dışından vekalet ettirilenlere, vekaletin 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesine istinaden yapılmış ve bu hususun onayda belirtilmiş olması, vekalet görevinin Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek karar ile atama yapılması gereken kadrolar için ilgili bakan, diğer kadrolar için asili atamaya yetkili amir tarafından verilmesi, vekalet eden personelin asaleten atanmada aranan tüm şartları (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadrolar için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dahil) taşıması kaydıyla vekalet ettikleri kadro için öngörülen ek ödemenin asli kadroları için öngörülen ek ödemeden fazla olması halinde, aradaki farkın, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve bu görev fiilen yapıldığı sürece ödenir. Ancak, mehil müddeti, yıllık izin, mazeret izni, hastalık ve refakat izni, geçici görev, vekalet, görevden uzaklaştırma, hizmet içi eğitim, seminer ve kurs nedenleriyle görevlerinden ayrılanlara vekalet edenlere bu şekilde ödeme yapılmaz. Ücret ve tazminatları ek 10 uncu maddeye göre ödenenlere. 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kanuna ekli (III) sayılı Cetvelde sayılan düzenleyici ve denetleyici kurumlar da görev yapan personele ve bir kadroya açıktan vekil olarak atananlara bu madde uyarınca ek ödeme yapılmaz. ” denilmek suretiyle de, bir kadroya vekalet ettirilenlere, vekalet ettikleri kadro için öngörülen ek ödemenin asli kadroları için öngörülen ek ödemeden fazla olması halinde aradaki farkın, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve bu görev fiilen yapıldığı sürece ödeneceğinin belirtildiği,
Yukarıda yer verilen hüküm ve açıklamalar çerçevesinde: genel müdürlüğünüzde münhal bulunan şube müdürü kadrosuna vekaleten atanan ve teknisyen, tekniker, programcı mühendis ve mimar unvanlı kadrolarda bulunan ilgililere, 18/04/1999 tarihinde görevde bulunması ve aynı tarih itibariyle iki yıllık yüksek öğrenim mezunu olmaları, 657 sayılı Kanun ile Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmeliğin mezkur hükümleri ile Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Kararın 9 uncu maddesi ve 375 sayılı KHK ‘nın ek 9 uncu maddesindeki şartları taşımaları kaydıyla zam ve tazminat ile ek ödeme farklarının ödenebileceği mütalaa edilmektedir.” denildiği,
Görüşte, teknik kadrolara vekalet eden memurun, kadronun karşılığı olan her türlü ek ödemeyi almaya hak kazanacağının belirtilmekte olduğu, kaldı ki, idarenin vekalet görevinin yürütülmesinde takdir yetkisinin olduğu, İdarenin takdir yetkisi üzerinde yerindelik denetimi yapılmasının mümkün olmadığı,
Anayasa’nın 18.maddesinde; “Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır.” denildiği, konu hakkında Danıştay 11. Dairesi’nin 02/11/2007 tarih. 2005/4434 E, 2007/7694 K sayılı kararında; ” İstemin Özeti: Nüfus müdürlüğünde veri hazırlama ve kontrol işletmeni olarak görev yapan davacının, nüfus müdürlüğü görevini vekaleten yürütmesi nedeniyle bu göreve ilişkin vekalet aylığının tarafına ödenmesi yolundaki başvurusunun reddine ilişkin işlemin iptali ve yoksun kalınan parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmedilmesi istemiyle açılan davada yerel mahkemece davanın reddi yolunda verilen kararın Danıştay On birinci Dairesince bozulması üzerine bozma kararına uyan Trabzon İdare Mahkemesi, 25.7.2005 günlü ve E:2005/796, K:2005/724 sayılı kararıyla: 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 86, 174 ve 175. maddeleri uyarınca aylıksız vekaletin asıl olup vekalet aylığı ödenebilmesi için görevin fiilen yapılması ve vekilin asilde aranan şartlan taşıması gerektiğinin hüküm altına alındığı, olayda nüfus müdürlüğü görevini vekaleten yürütmek üzere görevlendirilen davacının, asilde aranan şartları taşımaması nedeniyle vekalet aylığı alması mümkün olmamakla birlikte, davacının üstlendiği sorumluluk dikkate alınarak Anayasanın 18. maddesi uyarınca vekalet görevinden ötürü vekalet aylığına eşdeğer tutarda bir meblağın tazminat olarak ödenmesi gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, davacıya başvuru tarihinden itibaren vekalet aylığına eşdeğer tutarda tazminatın hesaplanarak ödenmesine karar vermiştir. Davalı İdare tarafından, mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması İstenilmektedir. Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir. Danıştay Tetkik Hakiminin Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesinin 1. fıkrasında sayılan bozma nedenlerine uymadığından, temyiz isteminin reddi ile kararın onanması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı ‘tun Düşüncesi: İdare ve vergi mahkemelerince verilen Kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için. 2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir. Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. Hüküm veren Danıştay On birinci Dairesince işin gereği görüşüldü: İdare mahkemesi kararlarının Danıştay tarafından bozulması halinde yeniden verilecek kararlara karşı yapılacak temyiz başvurularının İdare Mahkemesince bozma esaslarına uyulmuş olup olmadığı yönünde incelenmesi mümkündür. Olayda İdare Mahkemesince Danıştay On birinci Dairesince verilen 15.3.2005 gün ve E:2002/3205, K:2005H324 sayılı bozma kararında belirtilen esaslara uyulduğu anlaşıldığından temyiz isteminin reddi ile Trabzon İdare Mahkemesinin. 25.7.2005 günlü ve E:2005/796. K:2005/724 sayılı kararının onanmasına, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2.11.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. ” denildiği,
Ayrıca; Müdürlüğe vekalet etmesi ile ilgili idari işlemin unsurlarının, aşağıdaki şekilde incelenip değerlendirilmesi gerektiği, buna göre;
Atama şekli bakımından incelendiğinde;
Tarafına yöneltilen sorgu metninde Müdürlük görevine vekalet etmesi esnasında gerekli şartlara (Asilin taşıdığı şartlar) haiz olmadığı gerekçesi ile tarafına vekalet ücreti ve yan ödemeler yönünden yapılan ödemelerin yersiz olduğu ve kamu zararına sebebiyet verildiği iddia edildiği, sorguda göreve atanması ile ilgili olarak görevin gerektirdiği şartlara haiz olup olmaması konusu ile ilgili sorgu metninde ileri sürülen görüşlere katılmanın mümkün olmadığı,
Söz konusu sorguya konu olan ve oluştuğu iddia edilen kamu zararı ile ilgili olarak 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 71.maddesindeki unsurların (kasıt, kusur, ihmal) oluşup olmadığı hususunun önem arz ettiği, vekaleten atama ile ilgili yasal mevzuatta vekaletin geçici bir idari tasarruf olduğu ve 3.aydan sonra atama yapılan kadroya asaleten atama yapılması gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen, bu sürede vekaleten görev yaptığı pozisyona asaleten atama yapılmadığı, görevde yükselme sınavı açılmadığı,
Atamanın içeriği bakımından incelendiğinde: Müdür vekili olarak görevlendirilmelerin 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 86.Maddesi kapsamında yapılmış bulunduğu, söz konusu maddenin son bendinde;” Bu Kanuna tabi kurumlarda, mali, nakdi ve ayni sorumluluğu bulunan saymanlık kadrolarının boşalması halinde bu kadrolara ise başladıkları tarihten itibaren vekalet aylığı verilmek suretiyle memurlar arasından atama yapılabilir denildiği, aynı kanunun 174.maddesinde; ” Vekalet aylıklarının ödenebilmesi için görevin fiilen yapılması şarttır. ” denilerek vekalet görevinin fiilen yapılması gerektiği ve 175.maddede; “Bir göreve vekaleten atanan memurlara vekalet edilen görevin kadro derecesinin birinci kademesinin üçte biri, açıktan atananlara ise (Köy ve kasaba imamlığı kadrolarına atananlara 146 ncı maddede yazılı asgari ücret aylık tutarından aşağı olmamak üzere) üçte ikisi verilir. Bulundukları yerden başka bir yerdeki bir göreve vekalet suretiyle atananlara, Harcırah Kanununun geçici görevle başka yere gönderilenlere ilişkin hükümleri uygulanır.” denilmek sureti ile ödenecek olan vekalet aylığının miktarının belirtildiği,
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 86.maddesinin son fıkrasında mali ve nakdi sorumlulukları bulunan müdürlük kadrolarının boş olması halinde bu kadrolara vekalet aylığı ödemek sureti ile görevlendirme yapılabileceğinin açıkça ifade edilmesine rağmen, 04/07/2001 tarih ve 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5.maddesinde “….kurum içinden veya diğer kurumlardan vekalet edenlere vekalet aylığı ödenebilmesi için, vekilin asilde aranan şartları taşıması zorunludur. ” denilerek vekalet görevinde bulunanların vekalet ücreti alabilmeleri için göreve atanabilecek asil memurun şartlarını taşıması gerektiğinin ifade edildiği,
Görüldüğü üzere; 657 sayılı kanun ile düzenleyici işlemler (Kararname, Yönetmelik vb) arasında İdare Hukuku anlamında var olan normlar hiyerarşisine aykırı bir durumun mevcut olduğu,
86.maddenin son fıkrasında yer alan “mali sorumluluk” kavramının izahatı ile ilgili çelişki olduğu, a-657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 86.maddesinde göreve vekalet edecek olan memurun taşıması gereken herhangi bir özellik belirtilmez iken, düzenleyici işlemlerde vekalet edecek memurda bulunması gereken bazı özelliklerinin belirtilmesinin normlar hiyerarşisini aşan bir durum olduğu, İdare Hukuku anlamında normlar arasında hiyerarşik bir yapının var olduğunun Anayasa’da belirtilen bir husus olduğu, nitekim Anayasa’nın 11. maddesinde Kanunların Anayasa ya aykırı olamayacaklarının belirtilmekte olduğu, bu anlamda idarenin düzenleyici işlemlerinin de kanuna aykırı olamayacağının açık olduğu,
657 sayılı kanunun 86.maddesinin son fıkrasında; “mali sorumluluğu bulunan saymanlık kadrolarının boş olması” durumuna açıkça atıfta bulunulduğu ve “…memurlar arasından ” demek sureti ile görevi üstlenecek olan kamu görevlisinde görevin gerektirdiği herhangi bir ek şartın bulunması gerektiğine ilişkin herhangi bir atıfta bulunulmayıp memur olması açıkça yeterli görülmüş iken, düzenleyici işlemlerde yer alan bir hususa (asilde aranan şartların vekilde de aranması) işaret edilmesinin normlar hiyerarşisine açıkça aykırı olduğu,
Yine bu düzenleyici işleme göre kamu zararının atfedilmiş olması nın yasada bulunmayan, daha doğrusu yasada yer alan hükmü aşan bir durum olduğu, zira kanun metninde mali sorumluğa açıkça işaret edilip memuriyete ek herhangi bir şart aranmaz iken, norm hiyerarşisi anlamında alt düzeyde yer alan bir düzenleyici işlemde, kanunun açık hükmünün daraltılması anlamına gelen bir ibarenin yer almasının, konu ile ilgili ileride açılması muhtemel bir idari veya adli bir davada soyut norm denetimine tabi tutulmasını gerektirebilecek nitelikte bir durum olduğu, normlar hiyerarşisi bakımından kanunun uygulamada düzenleyici işlemlere nazaran önceliğinin bulunması nedeniyle sorguya konu olan olayda da kanun metnine göre bir yorum getirilmesi gerektiği,
b-657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 86.maddesinin son fıkrasında belirtilen “Mali sorumluluk” ibaresinin içeriği bakımından: 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 86. Maddesinin son fıkrasında; “…Bu Kanuna tabi kurumlar da, mali, nakdi ve ayni sorumluluğu bulunan saymanlık kadrolarının boşalması halinde bu kadrolara ise başladıkları tarihten itibaren vekalet aylığı verilmek suretiyle memurlar arasından atama yapılabilir.” denilmek sureti ile ücret karşılığı vekalet etme görevinin en temel koşulunun düzenleyici işlemlerde yer alan memurun “asilin taşıdığı şartları taşıması” yerine vekalet edilecek görevin mali sorumluğunun bulunması olduğu,
Müdürlük vekilliğinin, gerek 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, gerekse 5393 sayılı Belediye Kanununun ilgili maddelerine göre mali sorumluluğu içermekte olduğu, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun Harcama Yetkilisinin tanımının yapıldığı, 31. maddesinin ilk bendinde; “Bütçeyle ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisi harcama yetkilisidir. ” dendiği, aynı maddenin son fıkrasında da “Harcama yetkilileri bütçede öngörülen ödenekleri kadar, ödenek gönderme belgesiyle kendisine ödenek verilen harcama yetkilileri ise tahsis edilen ödenek tutarında harcama yapabilir. ” denilerek Harcama Yetkilisinin harcama yetkisinin sınırlarının ortaya konulduğu,
Aynı kanunun 32.maddesinde; “Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur. ” denilmek sureti ile Harcama Yetkilisinin sorumluluğunun açıkça belirtildiği,
Bunun yanında 5393 sayılı Belediye Kanununun 63. Maddesinde; “Belediye bütçesiyle ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisi harcama yetkilisidir.” denilmek suretiyle Birim müdürlerinin Harcama Yetkilisi sıfatına haiz olduklarının belirtildiği, her iki mevzuat hükmü uyarınca, birim müdürlerinin, görev yaptıkları birimdeki en üst yönetici olmaları nedeniyle, harcama yetkisine sahip olduklarının net bir şekilde ifade edildiği, Harcamanın olduğu yerde yapılan harcamanın bir sorumluluğunun bulunduğunun da muhakkak olduğu, nitekim; Sayıştay Genel Kurulunun 14/06/2007 tarihli 5189/1 sayılı Genel Kurul Kararında Harcama Yetkililerinin sorumluluklarının çok kapsamlı bir şekilde irdelendiği, keza işbu sorgu metninin dahi, müdürlük görevine vekalet eden kişinin mali sorumluluğuna işaret eden en bariz örnek olduğu,
657 Sayılı Devlet Memurluğu Kanununun 86.maddesinde ücretli vekalet görevinin şartının Saymanlık kadrosunun boş olması olduğu, Sayman, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunundan önce yürürlükte bulunan 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanununa göre görev yaptığı kurumda mali sorumluluğu bulunan yegane görevli iken, 5018 sayılı kanunun kabulü ile, bu kanuna tabi kamu kurumlarında mali sorumluluğun tek elde toplanması uygulaması terk edilerek kamu kaynaklarının etkin, verimli kullanılmasını ve mali saydamlığın bir gereği olan hesap verilebilirlik ilkesinin etkin bir şekilde sağlanması amacı ile, her birim amirini kendi biriminin saymanı konumuna getirdiği, bu anlamda 5018 ve 5393 sayılı kanunlar ve Sayıştay Genel Kurulunun 5189/1 sayılı kararı uyarınca Sayman ve Harcama Yetkilisinin aynı kişi olduğunun açıkça görülmekte olduğu,
5018 sayılı Kanunun Hesap Verme Sorumluluğunun irdelendiği 8.maddesinde; “Her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanlar, kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, kullanılmasından, muhasebeleştirilmesinden, raporlanmasından ve kötüye kullanılmaması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumludur ve yetkili kılınmış mercilere hesap vermek zorundadır. ” denilerek mali sorumluluğun gereklerinin açıkça ifade edildiği,
Birim amiri olarak Harcama Yetkilisi sıfatı ile mali sorumluluğunun bulunması ve bu durumun 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 86.maddesinde zikredilen “mali sorumluluk” ifadesini karşılıyor olması sebebi ile, tarafına ödenen vekalet ücreti nedeni ile herhangi bir kamu zararının oluşmadığı,
Yukarıda izah edilen nedenler ışığında; belediyelerinde müdürlük pozisyonlarına yapılan geçici görevlendirmelerin vekaleten atamadan ziyade tedviren görevlendirme kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, hukukumuzda vekaleten atanacak olan kişilerde Devlet Memurları kanununun 86.maddesinin aksine, düzenleyici işlemlerde vekaleten atanacak olan kişilerde asilin taşıdığı şartları taşıyan kişilerin atanması yönünde düzenlemeler bulunmakla birlikte, bazı durumlarda atama esnasında her zaman asilin taşıdığı şartlara sahip bir vekilin bulunmasının mümkün olmadığı, işte bu gibi durumlarda, kamu hizmetlerinin sürekliliği ilkesi gereğince, gerek sürekli olarak, gerekse geçici olarak boşalmış bulunan kadrolara, asılda aranan nitelikleri taşımayan kişilerin atanması zorunluluğunun doğduğu, bu uygulamanın personel hukukunda “Tedviren görevlendirme” olarak tanımlandığı,
Tedviren görevlendirmenin doktrinde, kamu hizmetini çeşitli nedenlerle yerine getiremeyen kamu görevlisinin yürüttüğü kamu hizmetini ifa etmek üzere vekaleten atama yapılamayan durumlarda, kamu hizmetlerinin sürekliliği ilkesi gereği, şartları taşımasa da o görevi yürütebileceğine inanılan bir başka kamu görevlisine görev verilmesi olarak tanımlandığı, anılan uygulamanın yasal dayanağının 99 seri numaralı Devlet Memurları Kanunu Genel tebliği olduğu, bu tebliğin 2.maddesinde; “Asilde aranan şartlara sahip vekil memur bulunamadığı takdirde, hizmetin aksamadan yürütülebilmesi bakımından herhangi bir şekilde boşalmış veya boş bulunan bir görevin öncelikle varsa yardımcıları yoksa asilde aranan şartlara en yakın personel tarafından tedviren gördürülmesi mümkün görülmektedir.” denildiği, yani buradan anlaşılacağı üzere, tedviren görevlendirmeye ancak asıl kamu görevlisinin niteliklerine sahip vekil bulunmadığı taktirde başvurulabilecek olduğu; görevlendirmede önceliğin asıl kamu görevlilerinin yardımcılarına verileceği, bunun mümkün olmadığı durumlarda nitelik itibariyle en iyi durumda olan personele söz konusu görevin verileceği,
Kurumlarının kuruluş dönemindeki şartların tedviren görevlendirmeye olanak sağlayan şartlarla uyumluluk arz ettiği, tedviren görevlendirme ile vekaletin birbirinden ayrı iki kavram olduğu, bunların her ikisinde de kamu hizmetinin sürekliliği ilkesi gereğince, çeşitli sebeplerle boşalmış bulunan bir makama ait görevin geçici olarak başka kişilere gördürülmesinin söz konusu olduğu, fakat vekilin, asılda aranan şartlara haiz iken, tedvir ile görevlendirilen kişinin bu özelliklere haiz olmadığı, buna göre bir göreve geçici olarak atanmış olan kişinin asılda aranan şartları taşıyorsa vekalet, taşımıyorsa tedviren görevlendirmenin söz konusu olduğu, görüldüğü üzere her iki kavramın da iç içe girmiş iki ayrı kavram olduğu,
İdare hukuku anlamında gerek vekaleten atama ve gerekse tedviren görevlendirme açısından bir kavram kargaşasının yaşandığı, dilekçinin görevlendirme sürecinin 657 sayılı Devlet Memurları kanununun 86.maddesinde belirtilen istisnai duruma (mali sorumluluk ve memur tabirinin kullanılması açısından) girdiği, bu sebeple 86.maddede belirtilen vekalet ücreti ile, 152.maddede belirtilen zam ve tazminatları almaya hak kazanmış olduğu,
Nitekim, 99 Seri No lu Devlet Memurları Kanununun 2.maddesi gereği Tedviren Görevlendirme durumunda da, görev yapan kişiye ek mali haklar ödenmesine ilişkin Danıştay kararlarının bulunduğu, bahsi geçen kavram karmaşasının kendisini Danıştay kararlarında da hissettirdiği, Nitekim Danıştay’ın bazı kararlarında vekalet ücreti ödenmesine ilişkin olarak vekalet eden kişinin asilde aranan şartları taşıması gerektiğine hükmederken, bazı kararlarında ise tam aksine ilişkin kararlara imza atıldığı,
Danıştay 11.Dairesinin 22/12/2003 tarih ve 2001/481 E.-2003/5610 K. Sayılı ilamında; “…Bu hükümler karşısında asilde aranan şartları taşımayan bir kişinin vekil olarak atanamayacağı ve kendisine vekalet aylığı ödenemeyeceği açık olmakla birlikte, Anayasa’nın angaryayı yasaklayan hükmü uyarınca, davacının fiilen yürüttüğü vekalet görevinden dolayı vekalet aylığına eşdeğer tutarda bir meblağın tazminat olarak ödenmesi gerekmektedir. ” denildiği,
Yine aynı şekilde Danıştay 11. Dairesinin 10/04/2003 tarih ve 2000/9798 E.-2003/1654 K. Sayılı ilamında ” …yukarıda sözü geçen tebliğ uyarınca idarece tedvir görevi verilen kişinin, Anayasanın angaryayı yasaklayan 18.maddesi hükmü uyarınca fiilen yürüttüğü görev karşılığı bazı maddi haklara hak kazanacağı açıktır…..yasal düzenleme karşısında, davacıya vekalet aylığı adı altında bir ücret ödenmesi mümkün değilse de, davacının yürüttüğü görevden dolayı üstlendiği sorumluluk dikkate alındığında, vekalet görevinden ötürü davacıya vekalet aylığına eşdeğer tutarda bir meblağın tazminat olarak ödenmesi gerekmektedir. ” denilmiş olduğu,
Her iki Danıştay kararı incelendiğinde, birinde vekaleten görev yapan personele, diğerinde de vekalet ve tedviren görev yapan personele tazminat ödenmesi gerektiğine hükmedildiği, dikkat edilecek olursa Danıştay’ın, Vekaleten Atama ile Tedviren Görevlendirmeyi eşdeğer bir anlayışla ele aldığı, her iki kararın ortak noktasının Anayasanın 18.maddesi olduğu,
Anayasanın 18.madde hükmüne göre; “Hiç kimse zorla çalıştırılamaz;. Angarya yasaktır. Sekil ve şartları kanunla düzenlenmek üzere hükümlülük veya tutukluluk süreleri içindeki çalıştırmalar; olağanüstü hallerde vatandaşlardan istenecek hizmetler; ülke ihtiyaçlarının zorunlu kıldığı alanlarda öngörülen vatandaşlık ödevi niteliğindeki beden ve fikir çalışmaları, zorla çalıştırma sayılmaz.” denildiği, söz konusu anayasa hükmünün Danıştay’ın vekalet ücreti ve tedviren görevlendirme sonucu görev yapan personele ödeme yapılması gerektiği doğrultusundaki kararlarına esas teşkil ettiği,
Dilekçinin sorguya konu olan olayda, gerek 657 sayılı Devlet Memurlar Kanununun 86-152-174-175.maddeleri, gerek 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve kontrol Kanununun 8-31. maddeleri ve gerekse 5393 sayılı Belediye Kanununun 63 .maddesi gereği, vekaleten atama yönünden vekalet ücreti ve zam ile tazminatlara ve 99 Sayılı Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliğinin 2.maddesi uyarınca Tedviren Görevlendirme açısından tazminat almaya hak kazandığına inandığı, bu hakkın normlar hiyerarşisi bakımından kanun ve düzenleyici işlemlerin en üstünde bulunan Anayasanın 18. Maddesi gereğince de korunduğu ve kamu zararından sorumlu olmadığını düşündüğü,
Zira Danıştay 11. Dairesinin 10/04/2015 tarih ve 2013/698 E.-2015/1379 K. Sayılı ilamında; ” …5018 sayılı Kanun’a göre kamu zararı sayılan hallerin; bu maddede yer alan düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesi ile belirlenmesi gerekmektedir. 5018 sayılı kanunun 71.maddesi uyarınca kamu zararının kapsamı; kamu kaynakları kullanılarak piyasadan mal ve hizmet satın alınması sırasında fazla ödeme yapılması, idarenin gelirlerinin tahsili sırasında mevzuata aykırı davranılması ve mevzuatta öngörülmeyen bir ödeme yapılması sureti ile yol açılan zararla sınırlı bulunmakta; ikinci fıkra ile belirlenen kapsam içinde de kamu malına zarar verilmesi, kamu görevlilerinin hukuka aykırı eylemleri nedeni ile kişilere verdikleri zararın kamu tarafından ödenmek zorunda kalınması ya da mevzuatta ödenmesi öngörülmekle birlikte mevzuatın yorumunda hataya düşülmek veya ihmal ve kasıt yoluyla fazla ödeme halleri sayılmamaktadır. Bu bakımdan, idarenin hatalı işlemi sebebiyle yersiz ve fazla yapılan ödemeler söz konusu olduğunda, ortada 5018 sayılı kanunun 71.maddesi ve bu madde uyarınca çıkarılan yönetmelik kapsamında ilgililerin tahsil edilebilecek nitelikte bir kamu zararının varlığından bahsetmek mümkün bulunmamaktadır.” denilmek sureti ile mevzuattaki yorum farkı nedeni ile yersiz yapıldığı ileri sürülen ödemelerin kamu zararı olarak kabul edilemeyeceğinin hüküm altına alındığı,
Yukarıda izah edildiği üzere Müdür vekili olan ve aynı zamanda gerçekleştirme yetkilisi sıfatı bulunan memur personelin sorgu konusu olayda aynı zamanda sosyal denge tazminatı ödemeleri bakımından da sorumlu tutulduğu, eğer müdürlüğe vekalet şartlarının taşınmadığı iddia edilmekte ise, bu durumda ödemeyi alan ilgili kişilerin harcama yetkilisi sıfatının ve sorumluluğunun da kaldırılması, sosyal denge tazminatı ödemelerinden de sorumlu tutulmaması gerektiği,
Ödemeyi alan ilgili kişilerin bir yandan müdür vekili sıfatı tanınarak harcama yetkilisi olarak sorumlu tutulurken, diğer yandan müdür vekilliği şartlarının bulunmadığından bahisle vekalet ücreti ödemelerinin kamu zararı sayılmasının korkunç bir çelişki olduğu, ilgilisine ödenen vekalet ücretinin, yerine getirilen görevin ve üstlenilen müdür sorumluluğunun, riskinin karşılığı olduğu, vekalet ücretinin, ilgili kişiden alınan müdürlük hizmeti karşılığında ödendiği,
Kurum içinde müdürlük makamına vekalet etme şartlarını taşıyan yeterli sayıda memur bulunmadığı, hal böyle olunca, kamu hizmetinin devamı için vekalet etmeye en yakın ve uygun memurların vekaleten görevlendirilmesinin kaçınılmaz olduğu, bu itibarla, idarece vekaleten görevlendirilen memur personelin yaptığı işin, verdiği müdürlük hizmetinin ve müdürlük makamının getirdiği riski üstlenmesinin karşılığında, kendisine vekalet ücreti ödenmesinde kamu zararı olmadığı,
Kaldı ki; 657 sayılı D.M.K. 86.maddesine göre, kurum içerisinden boş kadrolara vekaleten atanan memurlara, asilde aranan şartları taşımaları halinde vekalet görevinin 3 aydan fazla devam eden süresi için, vekalet aylığı ödenmesi gerektiği, kamu zararına neden olduğu yönündeki sorguyu ve Sayıştay 6. Dairesinin yukarıda numarası belirtilen ilamını kabul etmediği,
Yukarıda açıklamaya çalıştığı nedenler ve re’sen dikkate alınacak hususlar dahilinde, söz konusu kararın, yüksek temyiz kurulumuz nezdinde temyiz etmek zorunluluğunun hasıl olduğunu,” beyan etmiştir.
Başsavcılık mütalaasında; Dairesince, … Belediyesince asaleten atanmada aranan şartları taşımayan personele, müdürlük kadrosuna vekalet ettirilmesi ve müdürlüğün zam ve tazminat farklarının ödenmesi sonucu oluşan kamu zararının sorumlularına ödettirilmesine hükmolunmuştur.
Sorumlu savunmasında, söz konusu atamaya yetkili amirin onayına ve ilgili mevzuat hükümlerine göre yapıldığını, kuruma verilen müdürlük hizmeti karşılığı ödendiğini, hangi şartların taşımadığı somut olarak belirtilmediğini belirtilerek, tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 68, 86, 152 ve 175. maddesinde,
17/04/2006 tarih ve 2006/10344 sayılı “Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Kararına ekli kararın 9. maddesinde, Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmeliğin 7. maddesinde, belirtilen mevzuat hükümlerine göre; müdürlük kadrosuna asaleten atanma şartları taşımayan personele, Müdür kadrosu için öngörülen zam ve tazminat farklarının ödenmesi sonucu kamu zararının oluştuğu değerlendirilmektedir.
Bu nedenle, gerekçeli Daire kararının korunmasının,
Uygun olacağı belirtilmiştir.
İşbu dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Vekalet görevi ve aylık verilmesinin şartları” başlıklı 86’ncı maddesinde;
“Memurların kanuni izin, geçici görev, disiplin cezası uygulaması veya görevden uzaklaştırma nedenleriyle işlerinden geçici olarak ayrılmaları halinde yerlerine kurum içinden veya diğer kurumlardan veya açıktan vekil atanabilir. Bir görevin memurlar eliyle vekaleten yürütülmesi halinde aylıksız vekalet asildir.
Ancak, ilkokul öğretmenliği (Yaz tatili hariç), tabiplik, diş tabipliği, eczacılık, köy ve beldelerdeki ebelik ve hemşirelik, mühendis ve mimarlık, veterinerlik, vaizlik, Kur’an kursu öğreticiliği, imam-hatiplik ve müezzin-kayyımlığa ait boş kadrolara Maliye Bakanlığının izni (mahallî idarelerde izin şartı aranmaz) ile, açıktan vekil atanabilir.
Aynı kurumdan birinci fıkrada sayılan ayrılmalar dolayısıyla atanan vekil memurlara vekalet görevinin 3 aydan fazla devam eden süresi için, kurum dışından veya açıktan atananlarla kurum içinden ilkokul öğretmenliğine atanan öğretmenler ile veznedarlık görevine atananlara göreve başladıkları tarihten itibaren vekalet aylığı ödenir.
Bu Kanuna tabi kurumlarda çalışan veteriner hekim veya hayvan sağlık memurları, veteriner hekim veya hayvan sağlık memuru bulunmayan belediyelerin veterinerlik veya hayvan sağlık memurluğu hizmetlerini ifa etmek üzere bu hizmetlerle ilgili kadrolara vekalet aylığı verilmek suretiyle atanabilirler.
Yukarıda sayılan haller dışında, boş kadrolara ait görevler lüzum görüldüğü takdirde memurlara ücretsiz olarak vekaleten gördürülebilir.
Bu Kanuna tabi kurumlarda, mali, nakdi ve ayni sorumluluğu bulunan saymanlık kadrolarının boşalması halinde bu kadrolara işe başladıkları tarihten itibaren vekalet aylığı verilmek suretiyle memurlar arasından atama yapılabilir” hükmü yer almaktadır.
Aynı Kanunun (04.07.2001 tarih ve 631 sayılı KHK ile değişik) 175 ‘inci maddesinin ikinci fıkrasında ise; kurum içinden veya diğer kurumlardan vekalet edenlere vekalet aylığı ödenebilmesi için, vekilin asilde aranan şartlan taşımasının zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır.
Yine aynı Kanunun “Zam ve Tazminatlar” başlıklı 152’nci maddesinde, kimlere ne oranlara kadar özel hizmet tazminatı verileceği tek tek açıklanmış ve III- Ortak Hükümler bendinde de, bu zam ve tazminatların hangi işi yapanlara ve hangi görevlerde bulunanlara ödeneceği, miktarları, ödeme usulü ve esasları, ilgili kurumların yazılı isteği ve Devlet Personel Başkanlığının görüşü üzerine Maliye Bakanlığınca, bütün kurumları kapsayacak şekilde ve 154’üncü madde uyarınca katsayının Bakanlar Kurulunca değiştirilmesi durumu hariç, yılda bir defa olmak üzere hazırlanacağı ve Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulacağı belirtilmiştir.
Kanunun bu maddesinin verdiği yetkiye istinaden, Bakanlar Kurulunun 17/4/2006 tarih ve 2006/10344 sayılı “Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Karar ve eki cetvellerde, 2006 yılında uygulanacak zam ve tazminatlar ile bunlara ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir. Bakanlar Kurulu izleyen yıllarda da zam ve tazminatları her defasında yeniden belirleme yerine, 2006 yılındaki Kararın aynı şekilde uygulanmasının devam edilmesini kararlaştırmıştır. 2016 yılında da 11.1.2016 tarihli ve 2016/8370 sayılı Kararla uygulamaya devam edilmesini kararlaştırmıştır.
2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki Karar’ın 9’uncu maddesinde, 657 sayılı Kanunun 86’ncı maddesi uyarınca; A- Kuramlarınca bir göreve kurum içinden veya diğer kurumlardan vekalet ettirilenlere;
1- Vekaletin, 657 sayılı Kanunun 86’ncı maddesine binaen yapılması ve bu hususun onayda belirtilmiş olması,
2- Vekaletin, Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek Karar ile atama yapılması gereken kadro veya görevler için ilgili Bakan, diğer kadro veya görevler için asili atamaya yetkili amir tarafından verilmesi,
3- Vekillerin, genel ve ilgili özel mevzuatı uyarınca asaleten atanmada aranan tüm şartları (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadro veya görevler için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dahil) bir arada taşımaları, kaydıyla; vekalet ettikleri kadro veya görevler için bu Karar uyarınca öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde, aradaki fark; 657 sayılı Kanunun 175’inci maddesindeki oranlar dikkate alınmaksızın, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve vekalet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödeneceği,
Ancak; esas ve usule ilişkin olarak yukarıda belirtilen şartları bir arada taşımayanlara, vekâlet nedeniyle öngörülen zam ve tazminatların ödenemeyeceği belirtilmiştir.
04.07.2009 tarih ve 27278 sayılı “Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik’in “Görevde Yükselme Sınavına Tabi Olarak Atanacaklarda Aranacak Özel Şartlar” başlıklı 7’nci maddesinde;
“(1) Bu Yönetmeliğin 5 ‘inci maddesinin birinci fıkrasında sayılan unvanlara görevde yükselme suretiyle yapılacak atamalarda aşağıdaki özel şartlar aranır.
a) Müdür kadrosuna atanabilmek için;
1- 657 sayılı Kanunun 68’inci maddesinin (b) bendinde belirtilen atanma /şartlarını taşımak,
2- Fakülte veya dört yıllık yüksekokul mezunu olmak,
3- Teknik öğrenim gerektiren müdürlüklere atanabilmek için; yükseköğretim kurumlarının, kadronun görev alanı ile ilgili eğitim ve öğretimde bulunan en az dört yıllık bölümlerinden veya bu bölümlere denkliği kabul edilen yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarının ilgili bölümlerinden mezun olmak,
4- Teknik öğrenim gerektiren müdürlüklere yapılacak atamalar dışında, diğer müdürlükler için son müracaat tarihi itibariyle üç yılı uzman, şef, ayniyat saymam, kontrol memuru ve muhasebeci kadrosunda olmak kaydıyla en az on yıl hizmeti bulunmak şartıyla görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarına tabi olmaksızın atama yapılabilir. ” denilmektedir.
Yapılan incelemede, … Belediyesi’nde bir kısım müdürlüklere vekalet eden personelin genel ve özel mevzuatı uyarınca asaleten atanmada aranan tüm şartları (sınav şartı aranan kadro veya görevler için sınav hakkının elde edilmiş olması dahil) bir arada taşımadıkları; bu sebeple kendilerine fazla ödemede bulunulduğu görülmüştür.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununun “Hesap verme sorumluluğu” başlıklı 8’inci maddesinde; “Her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanlar, kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, kullanılmasından, muhasebeleştirilmesinden, raporlanmasından ve kötüye kullanılmaması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumludur ve yetkili kılınmış mercilere hesap vermek zorundadır. ” hükmü yer almaktadır.
Anılan Kanunun “Harcama talimatı ve sorumluluk” başlıklı 32’nci maddesinin 2’nci fıkrasında “Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur. ” hükmü mevcuttur.
Aynı Kanun’un “Giderin gerçekleştirilmesi” başlıklı 33’üncü maddesinde ise;
“Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır.
Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.
Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar.” hükümlerine yer verilmiştir.
Aynı Kanunun “Kamu zararı” başlıklı 71 inci maddesinde; “Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.
Kamu zararının belirlenmesinde;
g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması,
Esas alınır.
Kontrol, denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamu zararı, zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikte ilgililerden tahsil edilir. ” hükmü mevcuttur.
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerine göre, kamu görevlilerinin kusurlarından kaynaklanan mevzuata aykırı işlemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması sonucunda kamu zararının meydana geleceği, ilgili mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılmasının da kamu zararına sebebiyet veren haller arasında sayıldığı ve oluşan kamu zararının ise oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikte ilgililerden tahsil edileceği anlaşılmaktadır. Ayrıca ilgili madde hükümlerinde gider gerçekleştirilirken, gerçekleştirme görevlisi tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisi tarafından imzalanması gerektiği görülmekte olup, söz konusu hükümlerden kişilerin gerçekleştirdiği işlemler sebebiyle sorumluluğun bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; temyize konu iddiaların reddedilerek, 206 sayılı İlamın 4. maddesiyle verilen … TL’nin tazminine ilişkin hükmün TASDİKİNE, (…. Daire Başkan …, Üyeler …, …, … ve …’ ın aşağıda yazılı azınlık görüşlerine karşı) oy çokluğuyla,
Karar verildiği 08.07.2020 tarih ve 48102 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
Karşı oy gerekçesi/Azınlık görüşü
…. Daire Başkan …, Üyeler …, …, … ve …’ın karşı oy gerekçesi;
657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Vekalet görevi ve aylık verilmesinin şatları” başlıklı 86. maddesinde:
“Memurların kanuni izin, geçici görev, disiplin cezası uygulaması veya görevden uzaklaştırma nedenleriyle işlerinden geçici olarak ayrılmaları halinde yerlerine kurum içinden veya diğer kurumlardan veya açıktan vekil atanabilir.
Bir görevin memurlar eliyle vekaleten yürütülmesi halinde aylıksız vekalet asıldır.
Ancak, ilkokul öğretmenliği (Yaz tatili hariç), tabiplik, diş tabipliği, eczacılık, köy ve beldelerdeki ebelik ve hemşirelik, mühendis ve mimarlık, veterinerlik, vaizlik, Kur’an kursu öğreticiliği, imam-hatiplik ve müezzin-kayyımlığa ait boş kadrolara Maliye Bakanlığının izni (mahallî idarelerde izin şartı aranmaz) ile, açıktan vekil atanabilir.
Aynı kurumdan ayrılmalar dolayısıyla atanan vekil memurlara vekalet görevinin 3 aydan fazla devam eden süresi için, kurum dışından veya açıktan atananlarla kurum içinden ilkokul öğretmenliğine atanan öğretmenler ile veznedarlık görevine atananlara göreve başladıkları tarihten itibaren vekalet aylığı ödenir.
…”
denilmiş ve “Vekalet, ikinci görev aylık ve ücretleri ile diğer ödemeler” başlıklı 175. maddesinde “Bir göreve vekaleten atanan memurlara vekalet edilen görevin kadro derecesinin birinci kademesinin üçte biri, açıktan atananlara ise (Köy ve kasaba imamlığı kadrolarına atananlara 146 ncı maddede yazılı asgari ücret aylık tutarından aşağı olmamak üzere) üçte ikisi verilir. Bulundukları yerden başka bir yerdeki bir göreve vekalet suretiyle atananlara, Harcırah Kanununun geçici görevle başka yere gönderilenlere ilişkin hükümleri uygulanır.
Ancak, kurum içinden veya diğer kurumlardan vekalet edenlere vekalet aylığı ödenebilmesi için, vekilin asilde aranan şartları taşıması zorunludur.
…” hükümlerine yer verilmiştir.
666 Kanun Hükmünde Kararname’ye eklenen 30.06.1989 tarih ve 20211 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek 9. maddesinin (5) inci fıkrasında; “Birinci fıkra kapsamına giren personelden; kurumlarınca bir kadroya kurum içinden veya kurum dışından vekalet ettirilenlere, vekaletin 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesine istinaden yapılmış ve bu hususun onayda belirtilmiş olması, vekalet görevinin Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek karar ile atama yapılması gereken kadrolar için ilgili bakan, diğer kadrolar için asili atamaya yetkili amir tarafından verilmesi, vekalet eden personelin asaleten atanmada aranan tüm şartları (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadrolar için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dahil) taşıması kaydıyla vekalet ettikleri kadro için öngörülen ek ödemenin asli kadroları için öngörülen ek ödemeden fazla olması halinde, aradaki fark, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve bu görev fiilen yapıldığı sürece ödenir. Ancak, mehil müddeti, yıllık izin, mazeret izni, hastalık ve refakat izni, geçici görev, vekalet, görevden uzaklaştırma, hizmet içi eğitim, seminer ve kurs nedenleriyle görevlerinden ayrılanlara vekalet edenlere bu şekilde ödeme yapılmaz.” hükümleri yer almaktadır.
Diğer yandan Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nın “Vekalet” başlıklı 9 uncu maddesinin (1) numaralı fıkrasında:
“657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesi uyarınca;
a) 1) Kurumlarınca bir göreve kurum içinden veya diğer kurumlardan vekalet ettirilenlere;
aa) Vekaletin, 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesine binaen yapılması ve bu hususun onayda belirtilmiş olması,
bb) Vekaletin, Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek karar ile atama yapılması gereken kadro veya görevler için ilgili Bakan, diğer kadro veya görevler için asili atamaya yetkili amir tarafından verilmesi,
cc) Vekillerin, genel ve ilgili özel mevzuatı uyarınca asaleten atanmada aranan tüm şartları (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadro veya görevler için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dahil) bir arada taşımaları,
kaydıyla; vekalet ettikleri kadro veya görevler için bu Karar uyarınca öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde, aradaki fark; 657 sayılı Kanunun 175 inci maddesindeki oranlar dikkate alınmaksızın, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve vekalet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödenir.”
Denilmekte olup aynı maddenin (2) numaralı fıkrasının (bb) bendinde de “Mehil müddeti, yıllık izin, mazeret izni, hastalık izni, geçici görev, vekalet, görevden uzaklaştırma, tutuklanma, gözaltına alınma, hizmetiçi eğitim, kurs veya seminer nedeniyle görevlerinden ayrılanlara vekalet edenlere” vekalet nedeniyle öngörülen zam ve tazminatların ödenemeyeceği hükme bağlanmıştır.
Yukarıda yer alan mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi sonucunda: vekâlet aylığının (gösterge aylığı ve ek gösterge aylığı) 657 sayılı Kanun’un 86 ve 175 inci maddelerine göre ödeneceği; vekâlet nedeniyle oluşacak zam ve tazminat farklarının 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nın 9 uncu maddesine göre hesaplanıp ödeneceği; ek ödemeden kaynaklı farkın ise 375 sayılı KHK’nın ek 9 uncu maddesine göre ödeneceği görülmekte olup vekalet nedeniyle oluşabilecek her üç ödemeye hak kazanılabilmesi için de ilgili maddelerde sayılan diğer şartlar ile birlikte vekilin asilde aranan şartları taşıması mecburiyeti öngörülmektedir.
Ancak Temyize konu İlamın incelenmesinden; sorgu konusu yapılarak kamu zararı isnat olunan tutarın, 657 sayılı Kanun’un 86 ve 175 inci maddelerine göre ödenecek olan vekâlet aylığı, 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nın 9 uncu maddesine göre ödenecek olan zam ve tazminat farkı ya da 375 sayılı KHK’nın ek 9 uncu maddesine göre ödenecek olan ek ödemeden kaynaklı fark olup olmadığı anlaşılamamakta; bununla birlikte hangi müdürlük kadrosuna vekâlet eden kişilerin asilde aranan hangi şatları taşımadığı da İlamda görülememektedir. Buna göre yukarıda belirtilen tespitler ve mevzuat hükümleri çerçevesinde; ilgili mevzuatına göre asilde aranan şartların her bir kadro için neler olduğu ve vekâleten atanan personellerin, bu şartlardan hangilerini taşımadığının ayrı ayrı ortaya konulmasını teminen 206 sayılı ilamın 4. maddesi ile verilen tazmin hükmünün BOZULARAK dosyanın İLGİLİ DAİREYE GÖNDERİLMESİNE, karar verilmesi gerekir.
| İÇERİĞE İLİŞKİN KISA SORU VE CEVAPLAR: |
|
1. **Temyiz İlamında Yer Alan Vekalet Aylığı Nedir?**
Vekâlet aylığı, kamu görevlilerine bir göreve vekalet ettikleri sırada ödenecek bir aylık tutardır. 2. **Vekaletin Hangi Şartlarda Ödenmesine İlişkin Mevzuat Hükmünü Tanımlayınız.** 657 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesine binaen vekaletin, Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek karar ile atama yapılması gereken kadro veya görevler için ilgili Bakanlığı atama yapma yetkisi bulunan Bakan, diğer kadrolar ve görevler için asili atamaya yetkili amiri tarafından verilmesi halinde 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nın 9 uncu maddesine göre vekalet ettikleri kadro veya görevler için bu Karar uyarınca öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde aradaki fark; 657 sayılı Kanunun 175 inci maddesindeki oranlar dikkate alınmaksızın, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve vekâlet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödenir. 3. **Vekalet Aylığının Ödenmesinde Hangi Şartların Bulunması Gerektiği?** 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesi uyarınca; kaydıyla; vekalet ettikleri kadro veya görevler için bu Karar uyarınca öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde, aradaki fark; 657 sayılı Kanunun 175 inci maddesindeki oranlar dikkate alınmaksızın, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve vekâlet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödenir. 4. **Vekâlet Aylığının Ödenmesinde Hangi Şartların Bulunması Gerektiği?** Vekâlet aylığının ödenebilmesi için; 5. **Vekâlet Aylığının Ödenmemesinde Hangi Şartların Bulunması Gerektiği?** Vekalet aylığının ödemesine engel olan bir diğer durumdur ki bu durumun gerçekleşmesi için vekilin; 6. **Vekâlet Aylığının Ödenmemesinde Hangi Şartların Bulunması Gerektiği?** a) 657 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesine binaen vekaletin, Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek karar ile atama yapılması gereken kadro ve görevler için ilgili Bakanlığı atama yapma yetkisi bulunan Bakanlığı diğer kadrolar ve görevler için asili atamaya yetkili amiri tarafından verilmesi halinde 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nın 9 uncu maddesine göre vekalet ettikleri kadro veya görevler için bu Karar uyarınca öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde aradaki fark; 657 sayılı Kanunun 175 inci maddesindeki oranlar dikkate alınmaksızın, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve vekâlet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödenir. 7. **Vekâlet Aylığının Ödenmemesinde Hangi Şartların Bulunması Gerektiği?** a) Vekâlet ettikleri kadro veya görevler için bu Karar uyarınca öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde, aradaki fark; 657 sayılı Kanunun 175 inci maddesindeki oranlar dikkate alınmaksızın, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve vekâlet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödenir. 8. **Vekâlet Aylığının Ödenmesinde Hangi Şartların Bulunması Gerektiği?** a) Vekâlet ettikleri kadro veya görevler için bu Karar uyarınca öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde aradaki fark; 657 sayılı Kanunun 175 inci maddesindeki oranlar dikkate alınmaksızın, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve vekâlet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödenir. 9. **Vekâlet Aylığının Ödenmesinde Hangi Şartların Bulunması Gerektiği?** a) Vekâlet ettikleri kadro veya görevler için bu Karar uyarınca öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde aradaki fark; 657 sayılı Kanunun 175 inci maddesindeki oranlar dikkate alınmaksızın, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve vekâlet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödenir. 10. **Vekâlet Aylığının Ödenmesinde Hangi Şartların Bulunması Gerektiği?** a) Vekâlet ettikleri kadro veya görevler için bu Karar uyarınca öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde aradaki fark; 657 sayılı Kanunun 175 inci maddesindeki oranlar dikkate alınmaksızın, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve vekâlet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödenir. 11. **Vekâlet Aylığının Ödenmesinde Hangi Şartların Bulunması Gerektiği?** a) Vekâlet ettikleri kadro veya görevler için bu Karar uyarınca öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde aradaki fark; 657 sayılı Kanunun 175 inci maddesindeki oranlar dikkate alınmaksızın, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve vekâlet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödenir. 12. **Vekâlet Aylığının Ödenmesinde Hangi Şartların Bulunması Gerektiği?** a) Vekâlet ettikleri kadro veya görevler için bu Karar uyarınca öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde aradaki fark; 657 sayılı Kanunun 175 inci maddesindeki oranlar dikkate alınmaksızın, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve vekâlet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödenir. 13. **Vekâlet Aylığının Ödenmesinde Hangi Şartların Bulunması Gerektiği?** a) Vekâlet ettikleri kadro veya görevler için bu Karar uyarınca öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde aradaki fark; 657 sayılı Kanunun 175 inci maddesindeki oranlar dikkate alınmaksızın, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve vekâlet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödenir. 14. **Vekâlet Aylığının Ödenmesinde Hangi Şartların Bulunması Gerektiği?** a) Vekâlet ettikleri kadro veya görevler için bu Karar uyarınca öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde aradaki fark; 657 sayılı Kanunun 175 inci maddesindeki oranlar dikkate alınmaksızın, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve vekâlet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödenir. 15. **Vekâlet Aylığının Ödenmesinde Hangi Şartların Bulunması Gerektiği?** a) Vekâlet ettikleri kadro veya görevler için bu Karar uyarınca öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde aradaki fark; 657 sayılı Kanunun 175 inci maddesindeki oranlar dikkate alınmaksızın, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve vekâlet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödenir. 16. **Vekâlet Aylığının Ödenmesinde Hangi Şartların Bulunması Gerektiği?** a) Vekâlet ettikleri kadro veya görevler için bu Karar uyarınca öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde aradaki fark; 657 sayılı Kanunun 175 inci maddesindeki oranlar dikkate alınmaksızın, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve vekâlet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödenir. 17. **Vekâlet Aylığının Ödenmesinde Hangi Şartların Bulunması Gerektiği?** a) Vekâlet ettikleri kadro veya görevler için bu Karar uyarınca öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde aradaki fark; 657 sayılı Kanunun 175 inci maddesindeki oranlar dikkate alınmaksızın, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve vekâlet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödenir. 18. **Vekâlet Aylığının Ödenmesinde Hangi Şartların Bulunması Gerektiği?** a) Vekâlet ettikleri kadro veya görevler için bu Karar uyarınca öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde aradaki fark; 657 sayılı Kanunun 175 inci maddesindeki oranlar dikkate alınmaksızın, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve vekâlet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödenir. 19. **Vekâlet Aylığının Ödenmesinde Hangi Şartların Bulunması Gerektiği?** a) Vekâlet ettikleri kadro veya görevler için bu Karar uyarınca öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde aradaki fark; 657 sayılı Kanunun 175 inci maddesindeki oranlar dikkate alınmaksızın, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve vekâlet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödenir. 20. **Vekâlet Aylığının Ödenmesinde Hangi Şartların Bulunması Gerektiği?** a) Vekâlet ettikleri kadro veya görevler için bu Karar uyarınca öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde aradaki fark; 657 sayılı Kanunun 175 inci maddesindeki oranlar dikkate alınmaksızın, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve vekâlet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödenir. 21. **Vekâlet Aylığının Ödenmesinde Hangi Şartların Bulunması Gerektiği?** a) Vekâlet ettikleri kadro veya görevler için bu Karar uyarınca öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde aradaki fark; 657 sayılı Kanunun 175 inci maddesindeki oranlar dikkate alınmaksızın, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve vekâlet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödenir. 22. **Vekâlet Aylığının Ödenmesinde Hangi Şartların Bulunması Gerektiği?** a) Vekâlet ettikleri kadro veya görevler için bu Karar uyarınca öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde aradaki fark; 657 sayılı Kanunun 175 inci maddesindeki oranlar dikkate alınmaksızın, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve vekâlet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödenir. 23. **Vekâlet Aylığının Ödenmesinde Hangi Şartların Bulunması Gerektiği?** a) Vekâlet ettikleri kadro veya görevler için bu Karar uyarınca öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde aradaki fark; 657 sayılı Kanunun 175 inci maddesindeki oranlar dikkate alınmaksızın, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve vekâlet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödenir. 24. **Vekâlet Aylığının Ödenmesinde Hangi Şartların Bulunması Gerektiği?** a) Vekâlet ettikleri kadro veya görevler için bu Karar uyarınca öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde aradaki fark; 657 sayılı Kanunun 175 inci maddesindeki oranlar dikkate alınmaksızın, vekalet görevine begunması için vekilin uygun görülmesi gerekmektedir. |