| 8. Daire 1992/3171 E. 1994/285 K. |
|
Temyiz İsteminde Bulunan : … Belediye Başkanlığı Vekili : Av. … Karşı Taraf : … Koll. Şti … ve Ortağı Vekili : Av. … İstemin Özeti : … kapı sayılı yerde davacı şirkete ait Taşocağının 1580 sayılı Basanın 15/19 maddesine istinaden mühürlenmesine ilişkin davalı idarenin 12.3.1990 günlü işleminin iptali istemiyle açılan davayı; 1580 sayılı Belediye Kanununun 15/19.maddesinde “Belediye kanun nizam ve yasaklarına uymayan kanunen ruhsata tabi iken ruhsatsız yapılan, beldenin selamet intizam sıhhat ve huzurunu ihlal eden şeylere meydan vermemek ve bunları men etmek belediyelerin görevleri arasında sayıldığı, dosyanın incelenmesinden dava konusu işlemin dayanağı olan tutanak, şikayet ve diğer belgeleri içeren işlem dosyasının mahkemelerinin müteaddit ara kararlarıyla davalı idareden istenilmesine karşın gönderilmediği, gönderilen belgelerin ise işyerinin mühürlenmesine mesnet olacak belgeler olmadığı davalı idarenin dava konusu işlemin dayanağını belgeleyemediği işlemin dayanaksız olduğunun kabulünün zorunlu görüldüğü gerekçesiyle iptal eden İstanbul 4.İdare Mahkemesinin 26.3.1992 gün ve 535 sayılı kararının; dosyanın mahkemede kaybolduğu bu nedenle iptal kararı verilemiyeceği öne sürülerek 2577 sayılı Yasanın 49.maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemidir. Savunmanın Özeti : Yanıt verilmemiştir. Danıştay Tetkik Hakimi : Nesrin Burma Danıştay Savcısı H.Erol Çanga”nın Düşüncesi : 3213 sayılı Maden Yasası 15.6.1985 gününde Resmi. Gazetede” yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Yasanın 7.maddesi uyarınca. Belediye ve mücavir alanlarda madencilik faaliyetlerine başlıyabilmek için ilgili Belediyeden izin alınması gereklidir. Ancak arama izni alındıktan sonra imar sınırları içine alınanlarda bu izin aranmaz. Yani 3213 sayılı Yasanın yürürlüğünden sonra Belediye ve mücavir alanlarında imar sınırları içinde madencilik faaliyetine yeni başlıyacakları, ilgili belediyelerden izin almadıkça çalışmalara başlıyamazlar. Ancak Yasada daha önce faaliyete başlıyanların durumu yer almamaktadır. Yerleşik Danıştay 8.Daire görüşü (örneğin 26.1.1990 gün ve E:88/1086, K:1990/114 sayılı kararında belirtildiği üzere) ilgili belediyenin bu konuda resen işlem tesis edemiyeceği ancak gerekli işlemin yapılması için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına başvuruda bulunabileceği yolundadır. Bununla beraber Bakanlıkça işlem tesis edilinceye kadar ilgili Belediyelerin 1580 sayılı Yasanın 15/19.maddesi uyarınca geçici kapama işlemi tesis edebilecekleri de kuşkusuzdur. Dava dosyasındaki belge ve bilgilerden maden alanındaki madencilik faaliyetine hangi gün başlanıldığı bilinememekte ise de belediye işleminde 3213 sayılı Yasanın 7.maddesine dayalı olduğu yolunda açıklama bulunmadığından olayda bu madde uygulanmasının söz konusu olmadığı sonucuna varılmaktadır. Bu durumda 1580 sayılı Yasanın 15/19.maddesine göre belediyeler yukarıda açıklandığı üzere ancak önlem niteliğinde madencilik faaliyetlerini durdurabilmeye yetkili iken olayda mevzuata aykırı biçimde madenin tamamen kapatılması yolunda kesin işlem tesis edildiği anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle sonucu itibariyle yerinde görülen mahkeme kararının temyiz isteminin reddinin uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü: 1593 sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanununun 270.maddesi gereğince Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı”nın da görüşü alınarak Düzenlenen Gayri Sıhhi Müesseselerin Sınıflarını gösterir liste”nin A/5 bendinde: maden ocakları 1. sınıf Gayri sıhhi Müesseseler arasında sayılmıştır. Birinci sınıf gayri sıhhi müessese ruhsatı vermek 3030 sayılı yasanın 6-e maddesi uyarınca Büyükşehir Belediyelerinin yetkisi dahilindedir. 3213 sayılı Maden Yasasının 7.maddesinde; Belediye İmar sahaları ve mücavir alanları içinde işletme faaliyetlerinin belediyeden izin alınarak yapılacağı ve sonradan belediye imar sınırı içine alınan alanların bu kural dışında kalacağı belirtilmiştir. Bu durumda yukarıda anılan yasa maddeleri uyarınca uyuşmazlık konusu maden ocağının gayri sıhhi müessese izni bulunup bulunmadığının, anılan yasa maddesi kuralına göre maden alanının, belediye imar alanı ve mücavir alanın neresinde kaldığının saptanılarak içinde ise tümünde mi yoksa bir bölümünde mi çalışmasının sakıncalı olduğunun, nerelerinde çalışma yapılabileceğinin, sakıncalarının giderilip giderilemiyeceği ve Gayri Sıhhi Müessese izni verilip verilemeyeceği hususlarının gerekirse yerinde yapılacak bir inceleme ile belirlendikten sonra bir karar verilmesi ve burada taşocağı işletilmesinde sakınca varsa ilgili belediyenin Bakanlığa başvuruda bulunması ve iznin durdurulması yada kaldırılmasını sağlaması gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle noksan incelemeye dayalı olarak verilen İstanbul 4.İdare Mahkemesinin 26.3.1992 gün ve 535 sayılı kararının bozulmasına 27.1.1994 gününde oybirliğiyle karar verildi. |
| ÖZET: İstanbul 4. İdare Mahkemesi, davacı şirkete ait taşocağının mühürlenmesine ilişkin davalı idarenin 12.3.1990 tarihli işlemini iptal etmiştir. Mahkeme, davalı idarenin işlemine dayanak belgeleri sunamadığını belirterek, işlemin dayanaksız olduğuna karar vermiştir. Temyiz istemi üzerine Danıştay, 3213 sayılı Maden Yasası ve 1580 sayılı Belediye Kanunu çerçevesinde, maden ocağının ruhsat durumu ve belediye imar sınırları içindeki konumunun belirlenmesi gerektiğini ifade ederek, İstanbul 4. İdare Mahkemesi’nin kararını bozmaya oybirliğiyle karar vermiştir. |