2018 Yılında Uygulanacak Yeninden Değerleme Oranı Yüzde 14,47 Olarak Belirlendi

Belediyeler, yapmış oldukları hukuki işlemler ve sözleşmeler ile sebepsiz zenginleşme ya da haksız fiil gibi durumlarla çeşitli borç ilişkilerine taraf olmaktadırlar. Belediyelerin bu işlem, fiil ya da durumlardan kaynaklı borçlarının, alacaklıları tarafından üçüncü şahıslara devredilmesi durumunda takınacakları tavır ne olacaktır?

Bilindiği üzere kamu idareleri, mevzuatta kendileri için düzenlenmiş ayırıcı bir hüküm yoksa genel hukuk hükümlerine tabi olmaktadırlar. Dolayısı ile alacaklının alacağını temlik etmesi durumunda bu devirin belediyeler açısından doğuracağı sonuçların neler olacağına, Borçlar Kanunu ile birlikte idare hukukuna bakılarak cevap aranacaktır.

Alacağın devrine ilişkin hükümler Borçlar Kanunu’nun 183 – 186’ncı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre alacaklı sözleşmede aksine bir hüküm yoksa ya da işin niteliği devre engel olmuyorsa, alacağını üçüncü bir şahsa devrederken borçlunu rızasını aramak zorunda olmayacaktır. Yani burada belediyenin devri kabul edip etmemesi sonucu değiştirmeyecektir. Ayrıca, alacağın devri sözleşmeleri yazılı şekil şartına bağlanmıştır. Yani alacaklının sözlü beyanı ile alacağını üçüncü kişiye devrettiğini ifade etmesi bir hüküm doğurmayacaktır.

Genel hükümler yukarıda belirtildiği gibi olmakla birlikte, Mahalli İdareler Harcama Belgeleri Yönetmeliğinde belediyeler için ilave bir hüküm getirilmiştir. Yönetmeliğin 7’nci maddesinde “Herhangi bir alacağı temellük eden kişilere yapılacak ödemelerde, noterce onaylanmış alacak temliknamesi.” aranacağı belirtilmiştir.

Dolayısı ile belediyelerin borçlu olduğu hukuki durumlarda alacağın devredilmesi halinde, belediyelerin üçüncü kişilere ödeme yapabilmesi, temliknamenin noter huzurunda düzenlenmesi ile mümkün olabilecektir.

Alacağın devri durumunda belediyelerin sadece Borçlar Kanunu’nunda yer alan hükümleri gözetmesi yani noter onayı aramaması, mükerrer ödemeye yol açabileceğinden kamu zararına sebebiyet verebilecektir.

Malimevzuat.com