ÖZET: Başvuru, Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen beraat kararı ile sanık lehine hükmedilen vekâlet ücretinin ödenmesi talebine ilişkindir. Başvuran, Adalet Bakanlığı’nın, mahkeme kararının kesinleşmeden ödeme yapılmayacağına dair görüş yazısını gerekçe göstererek vekâlet ücretinin ödenmediğini belirtmiştir. İcra takibi başlatılmış olmasına rağmen, devlet mallarının haczedilemezliği nedeniyle borcun tahsil edilemediği ifade edilmiştir. Başvuran, bu durumun adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini savunmaktadır.

Adalet Bakanlığı, ilgili mevzuat ve Yargıtay içtihatlarına dayanarak, beraat kararlarının kesinleşmeden vekâlet ücretinin ödenemeyeceğini belirtmiştir. Ancak, Türkiye Barolar Birliği, beraat kararlarının kesinleşme şartı aranmaksızın vekâlet ücretinin ödenmesi gerektiğini savunmaktadır. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, mahkeme kararlarının uygulanmasının adil yargılanma hakkının bir parçası olduğunu vurgulamaktadır.

Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun kabulüne ve Adalet Bakanlığı’na, beraat kararında hükmedilen vekâlet ücretinin ödenmesi konusunda tavsiyede bulunulmasına karar vermiştir. Bu kararın, Adalet Bakanlığı tarafından otuz gün içinde bildirilmesi gerekmektedir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/8482-S.24.13262

BAŞVURU NO : 2024/2860

KARAR TARİHİ : 13.08.2024

TAVSİYE KARARI

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :

BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Beraat kararında hükmedilen vekâlet ücretinin ödenmesi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 22.02.2024

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran adına vekili tarafından yapılmış olan başvuruda; Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/03/2022 tarihli, / E.ve / K. sayılı beraat kararı ile müvekkili lehine vekâlet ücretine hükmedildiği, vaki karar her ne kadar henüz kesinleşmemiş ise de mahkûmiyete ilişkin ceza ilamlarının tazminat ve yargılama giderlerine ilişkin kısımlarının kesinleşmeden icra edilemeyeceği ancak beraat kararları ile sanık lehine hükmolunan vekâlet ücretinin ödenmesi için ilamın kesinleşmesine ilişkin meri mevzuatta herhangi bir düzenleme olmadığı, ilama konu vekâlet ücretinin Mersin Cumhuriyet

Başsavcılığından tahsil edilmesi için 22/02/2023 tarihinde, Mut İcra Müdürlüğünün / sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya 17/03/2023 tarihinde tebliğ edildiği ve takibin 27/03/2023 tarihinde kesinleştiği ancak borcun bugüne kadar ödenmediği, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 16/11/2023 tarihli ve E-19120602-(045-021281-2023)-2578/117492 sayılı görüş yazısı gerekçe gösterilerek mahkeme kararı kesinleşmeden ödeme yapılamayacağının belirtildiği, İcra ve İflas Kanunu’ndaki Devlet mallarının haczedilemeyeceğine ilişkin hüküm nedeniyle borçlu hakkında haciz işlemi yapılmasının imkânsız olduğu, Devlet karşısında zayıf olan vatandaşın, ilama dayalı alacağını icra yolu ile bile tahsil edememesinin kendilerini çaresiz bıraktığı belirtilerek bahse konu vekâlet ücretinin ödenmesi talep edilmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Adalet Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 18/04/2024 tarihli ve sayılı yazısı ve eklerinde özetle; 2.1. Başvuru konusuyla ilgili olarak Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün “Kesinleşmemiş Ceza Mahkemesi

Kararında Beraat Eden Sanık Hakkında Vekalet Ücretinin Ödenmesi” konulu, 16/11/2023 tarihli ve E19120602-[045-02-1281-2023]-2578/117492 sayılı görüş yazısına yer verilmiş olup görüş yazısında; ilgili mevzuat hükümleri sıralandıktan sonra Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05/10/2005 tarih ve 2005/12-534 esas, 2005/554 karar sayılı ilâmında; “… ilâmın yargılama giderine (vekâlet ücretine) ilişkin bölümü, davanın kabulü ya da reddine ilişkin bölümüyle bir bütündür. Bu kalemlerin kesinleşmesi ve infazı ancak bir bütün olarak ilâmın kesinleşmiş olmasına bağlıdır. Dolayısıyla, ilâmın esasına ilişkin hüküm kısmı kesinleşmeden yargı gideri ve vekâlet ücretine ilişkin kısmı da icra takibine konu edilemez…”, Yargıtay 12.

Hukuk Dairesinin 30/09/2021 tarih ve 2021/3801 esas, 2021/8226 karar sayılı ilâmında; “… İlâm bir bütün olup, ilâmda yer alan eklentiler de aynı kurala tâbidir. İlâmda yer alan tüm alacak kalemlerinin ilâmın kesinleştiği tarihte muaccel hale geleceği belirgin olmakla, ilâm kesinleşmeden, eklentilerin ayrıca takibe konu edilmeleri de söz konusu olamayacaktır. Bu kalemlerin kesinleşmesi ve infazı, ancak bir bütün olarak ilâmın kesinleşmiş olmasına bağlıdır. Dolayısıyla, ilâmın esasına ilişkin hüküm kesinleşmeden, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin hüküm bölümü de infaz ve icra takibine konu edilemez…”, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 09/11/2021 tarih ve 2021/4622 esas, 2021/9932 karar sayılı ilâmında; “…

Mahkûmiyete ilişkin ceza ilâmlarının tazminat ve yargılama giderlerine ilişkin kısımları (5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun’un 4. maddesi)…kesinleşmeden takibe konu edilemezler…” şeklindeki ifadelerin yer aldığı belirtilmiştir.

2.2. Anılan görüş yazısında ayrıca 5271 sayılı Kanun’un “Yargılama giderleri” kenar başlıklı 324 ve devamındaki maddelerinde, harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemelerin yargılama giderleri olduğu, hüküm ve kararda yargılama giderlerinin kimlere yükletileceğinin gösterileceği, hakkında beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen kişinin sadece kendi kusurundan ileri gelen giderleri ödemeye mahkûm edileceği, Avukatlık

Asgari Ücret Tarifesi’nin, 2’inci maddesinde; bu tarifede yazılı avukatlık ücretinin, kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemler karşılığı olduğunun belirtildiği, öte yandan, 1136 sayılı Avukatlık

Kanunu’na göre avukatlık ücretinin, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade ettiği, karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre ödeme yapılması gerektiği ve 5275 sayılı Kanun’un 5’inci maddesi uyarınca ceza mahkemesi kararları ancak kesinleşmekle infaz kabiliyeti kazanacağından infaz edilecek mahkeme kararının kesinleşmiş hâline göre mahkeme hükmünde yer alan şekilde takdir edilen vekâlet ücretinin ödenmesi gerektiği, bu itibarla; 5271 sayılı Ceza

Muhakemesi Kanunu ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca beraat eden sanık lehine hükmedilen vekâlet ücretinin 5275 sayılı Kanun’un 5’inci maddeleri gereğince mahkeme kararı kesinleşmeden ödenemeyeceğinin değerlendirildiği ve bahse konu görüş yazısında herhangi bir değişiklik yapılmasının düşünülmediği ifade edilmiştir.

3. Türkiye Barolar Birliği Hukuk Müşavirliğinin 28/06/2024 tarihli ve – – sayılı yazısında özetle; 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 4 ve 5’inci maddelerinin beraat ilamlarına ilişkin herhangi bir düzenleme içermediğinin görüldüğü, beraat ilamları yönünden kesinleşme şartı aranmadığı dikkate alınarak beraat kararı sebebi ile verilen vekalet ücretlerinin ödenmesi için de kesinleşme aranmaması gerektiği, adaletin sağlıklı işlemesi, adil yargılanma ilkesinin tam olarak uygulanabilmesi, avukatlık mesleğinin niteliği ve görevi ifa ederken alınan ağır sorumluluklar, harcanan mesai ve emek düşünüldüğünde kamu hizmetinin daha iyi yürümesi için avukatın emeğinin karşılığını tam ve zamanında alabilmesinin hukuk ve hakkaniyet gereği olduğu belirtilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın; 4.1. “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2’nci maddesinde: “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.” 4.2. “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36’ncı maddesinde: “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.” 4.3. “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40’ıncı maddesinde: “Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.

Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.

Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”

4.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde:

“…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…” 4.5. “Yargı yolu” başlıklı 125’inci maddesinde: “…İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” 4.6. “Mahkemelerin Bağımsızlığı” başlıklı 138’inci maddesinin son fıkrasında: “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” 5. 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Avukatlık ücreti” başlıklı 164’üncü maddesinde: “Avukatlık ücreti, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder.

[…]

Avukatlık asgarî ücret tarifesi altında vekâlet ücreti kararlaştırılamaz…

Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.” 6. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun; 6.1. “Duruşmanın sona ermesi ve hüküm” başlıklı 223’üncü maddesinde: “(1) Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür…” 6.2. “Yargılama giderleri” başlıklı 324’üncü maddesinde: “(1) Harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla

Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemeler yargılama giderleridir.

(2) Hüküm ve kararda yargılama giderlerinin kimlere yükletileceği gösterilir…” 6.3. “Beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi hâlinde gider” başlıklı 327’inci maddesinde: “(1) Hakkında beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen kişi, sadece kendi kusurundan ileri gelen giderleri ödemeye mahkûm edilir.

(2) Bu kişinin önceden ödemek zorunda kaldığı giderler, Devlet Hazinesince üstlenilir.” 7. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un

“İnfazın koşulu” başlıklı 4’üncü maddesinde: “(1) Mahkûmiyet hükümleri kesinleşmedikçe infaz olunamaz.” 8. 04/02/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun; 8.1. “Başvurunun icraya etkisi” başlıklı 350’nci maddesinde: “(1) İstinaf yoluna başvurma, kararın icrasını durdurmaz…” 8.2. “Temyizin icraya etkisi” başlıklı 367’nci maddesinde: “(1) Temyiz, kararın icrasını durdurmaz…” 9. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında: “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 10. 21/09/2023 tarihli ve 32316 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Avukatlık

Asgari Ücret Tarifesi’nin “Ceza davalarında ücret” başlıklı 14’üncü maddesinde: “(4) Beraat eden ve vekil veya müdafi ile temsil edilen sanık yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir…”

Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

11. Yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan Tavsiye Karar Önerisi Kamu

Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 12. Başvuran adına vekili tarafından yapılmış olan başvuruda; Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/03/2022 tarihli, / E. ve / K. sayılı beraat kararı ile hükmedilen vekâlet ücretinin ödenmesi talep edilmektedir.

13. Anayasa’nın 2’nci maddesinde Devletin temel nitelikleri arasında sayılan hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir (AYM, E.2013/44, K.2013/59).

14. İdare; eylem ve işlemlerinde kanunun çizdiği sınırlar içerisinde kalmak zorundadır. Anayasanın 8’inci maddesinde bu husus yürütme yetkisi ve görevi Anayasa ve Kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir denilerek ifade edilmiştir(Kemal Gözler, Gürsel Kaplan, İdare Hukukuna Giriş, Ekin Basın Yayın

Dağıtım, Ağustos, 2017.).

15. Yasama ve yürütme organları ile idareler, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş kararlar hiçbir suretle değiştirilemeyeceği gibi idareler bu kararların yerine getirilmesini de geciktiremez.

16. Kanun koyucu, Anayasa’nın 138’inci ve İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesi ile yargı kararlarının ne olursa olsun uygulanmamasından idareyi sorumlu tutmuş ve idarenin yargı kararlarını

uygulaması hususunda idareye anayasal ve kanuni bir zorunluluk yüklenmiştir. Dolayısıyla idarenin kararı uygulama yükümlülüğü devam ettikçe, yargı kararının uygulanmamasından doğan sorumluluğu da devam edecektir.

17. Başvurucuların, mahkeme ilamına dayalı icra takibine rağmen hükmedilen bedellerin ödenmediği, kamu mallarının haciz edilemezliğine dayalı kanun hükümlerine dayanarak ödemeden kaçınıldığından bahisle, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürdükleri davada Anayasa Mahkemesi; “mahkemeye erişim hakkının adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olduğu ve bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme, mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsadığını” ifade ederek yargı kararlarının uygulanmasını “mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendirmiş, ayrıca

Devletin bir kurumunun aleyhinde verilen nihai ve bağlayıcı mahkeme kararı ile ortaya konulan borcunu ekonomik kaynak yokluğunu ileri sürerek makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağını açıkça ifade etmiştir(Anayasa Mahkemesinin 03/04/2014 tarihli ve 2013/711 sayılı Bireysel Başvuru Kararı).

18. Benzer şekilde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Mahkeme, kararların icrası hakkını adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak kabul etmekte, mahkemeye erişim hakkının, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme ve aynı zamanda mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsadığını, Mahkeme kararlarının uygulanmasının, yargılama sürecini tamamlayan ve yargılamanın sonuç vermesini sağlayan bir unsur olduğunu, karar uygulanmazsa yargılamanın da bir anlamı olmayacağını belirtmiştir(AİHM, Hornsby/Yunanistan, B. No: 18357/91, 19/3/1997).

19. Somut olayda; Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/03/2022 tarihli, / E. ve / K.

sayılı beraat kararı ile sanık lehine vekâlet ücretine hükmedilmiş, ilama konu vekâlet ücretinin Mersin

Cumhuriyet Başsavcılığından tahsil edilmesi için 22/02/2023 tarihinde, Mut İcra Müdürlüğünün / sayılı dosyasında icra takibi başlatılmış ve icra takibi kesinleşmiştir. İdare tarafından ise söz konusu vekâlet ücretinin ödenmesi için mahkeme kararının kesinleşmesi gerektiği ve karar kesinleştikten sonra ödemenin gerçekleştirileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda uyuşmazlığın, beraat kararında sanık lehine hükmedilen vekâlet ücretinin tahsili için mahkeme kararının kesinleşmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplandığı anlaşılmıştır.

20. Gerek medeni usul gerekse icra ve iflas hukukumuzda benimsenmiş olan temel ilkeye göre; bir karara karşı istinaf veya temyiz yoluna başvurulmuş olması, kural olarak o kararın yerine getirilmesini durdurmamaktadır (HMK m.350, m.367). Dolayısıyla mahkeme kararlarının kesinleşmeden icraya konulması kural olup karar kesinleşmeden icra takibi yapılamaması ise istisnadır. Bu yöndeki istisnalar, verilen mahkeme kararların kesinleşmeden icrası ve daha sonra hükmün bozulması halinde, telafisi imkânsız durumların ortaya çıkabileceği düşünülerek mevzuatta ayrıca düzenlenmiştir.

21. Yerine getirilebilmesi için kesinleşmesi gereken mahkeme kararlarına örnek olarak; taşınmaz mal ile ilgili aynî haklara ilişkin ilâmlar, kişiler ve aile hukukuna ilişkin ilâmlar (HMK m.350/1, m.367/1; İİK m.36), kira tespit ilamları (12.11.1979 tarih 1979/1-3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı), menfi tespit davasına ilişkin ilamlar (İİK m.72), yabancı mahkeme ilamlarının tenfizi hakkındaki kararlar (MÖHUK m.41/2), Sayıştay kararları (6085 sayılı Sayıştay Kanunu m.53) verilebilir.

22. Ceza yargılamaları açısından ise 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223’üncü maddesinde hüküm olarak; beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı sayılmış olup 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında

Kanun’un 4’üncü maddesinde sadece mahkûmiyet hükümlerinin kesinleşmedikçe infaz olunamayacağı düzenleme altına alınmıştır. Beraat kararı da dâhil olmak üzere hüküm olarak sayılan diğer kararların yerine getirilmesi konusunda ilamın kesinleşmesi gerektiği yönünde ise mevzuatta herhangi bir düzenleme getirilmemiştir.

23. İdare tarafından başvuruya konu vekâlet ücretinin ödenememesine dayanak gösterilen görüş yazısında yer verilen Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 09/11/2021 tarih ve 2021/4622 esas, 2021/9932 karar sayılı ilâmında da mahkûmiyete ilişkin ceza ilâmlarının tazminat ve yargılama giderlerine ilişkin kısımlarının kesinleşmeden takibe konu edilemeyeceğinin belirtildiği, görüş yazısında yer verilen diğer Yargıtay içtihatlarının ise zaten mevzuatta açıkça düzenlenmiş olan istisnalar kapsamındaki taşınmaz mal ile ilgili aynî haklara ilişkin ilamlar ile menfi tespit davasına ilişkin ilamlar hakkında olduğu ve anılan içtihatlarda beraat kararlarının kesinleşmeden takibe konu edilemeyeceğine dair bir tespit bulunmadığı anlaşılmıştır.

24. Konuyla ilgili olarak; Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 02/12/2011 tarihli, 2011/19187 E. ve 2011/26516

K. sayılı kararında: “Ceza mahkemelerinin, tazminata ve yargılama giderlerine ilişkin hükümleri ilamlı icra takibine konu edilebilir. 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 4.

maddesi uyarınca mahkumiyet hükümleri kesinleşmedikçe infaz olunamaz. Mahkumiyet kararının eklentisi olarak hükmolunan tazminat, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin de hüküm kesinleşmedikçe asla tabi olarak infazı istenemez. Somut olayda ise takibe konu edilen Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin yukarıda anılan ilamının konusu ceza mahkumiyeti içermeyen, haksız tutuklama nedenine dayalı olarak tesis edilen tazminata ilişkin olup, takibe konulabilmesi için kesinleşmesine gerek bulunmamaktadır…” denmek suretiyle ceza mahkemesinde mahkumiyet dışında verilen kararın kesinleşmeden takip konusu yapılabileceği belirtilmiştir.

25. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 03/10/2013 tarihli, 2013/7585 E. ve 2013/14130 K. sayılı kararında da benzer şekilde: “Ceza Mahkemeleri’nin tazminata ve yargılama giderlerine ilişkin hükümleri ilamlı icra takibine konu edilebilir. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’nun 4. maddesi uyarınca mahkumiyet hükümleri kesinleşmedikçe infaz olunamaz. Mahkumiyet kararın eklentisi olarak hükmolunan tazminat, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin de hüküm kesinleşmedikçe asla tabi olarak infazı istenemez. Somut olayda ise takibe konu edilen Bursa 3. İcra Ceza Mahkemesi’nin yukarıda anılan ilamın Ceza Mahkemesinden verilen hükmün açıklamasının geri bırakılmasına ilişkin olup yazılan karar mahkumiyet hükmü içerdiği kabul edilemez. (HGK 01.02.2012 gün 2011/19-639 E 2012/30 K) Bu durumda dayanak ilamın tazminat ilamı olduğu ve kesinleşmeden takip konusu yapılabileceği düşünülmelidir.” ifadelerine yer verilmiştir.

26. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; yerine getirilebilmesi için kesinleşmesi gereken mahkeme kararlarının ilgili kanunlarda istisna olarak düzenlendiği, mahkûmiyete ilişkin ceza ilamlarının tazminat ve yargılama giderlerine ilişkin kısımlarının da bu kapsamda sayıldığı ancak beraat kararlarının yerine getirilebilmesi için kesinleşmesi gereken istisnalar kapsamında olmadığı, dolayısıyla başvuruya konu beraat kararında hükmedilen vekâlet ücretinin karar kesinleşmediğinden bahisle ödenmemesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 27. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgeler bakımından idare tarafından süresi içerisinde işlem tesis edildiği; böylece “makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı anlaşılmıştır. Buna karşılık, başvurana iletilen cevabi yazıda, idarenin kararına karşı hangi sürelerde hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmediği anlaşıldığından

“karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranılmadığı tespit edilmiş olup, idareye bu ilkeye de uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

28. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 17’nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup anılan Kanun’un 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu

Tavsiye Kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KABULÜNE; Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/03/2022 tarihli, / E.ve / K. sayılı beraat kararı ile sanık lehine hükmedilen vekâlet ücretinin ödenmesi konusunda ADALET BAKANLIĞINA

TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca; bu karar

üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın; BAŞVURANA, ADALET BAKANLIĞINA ve bilgi için TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ

BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi