|
ÖZET: Başvuran, Terörle Mücadele Kanunu kapsamında Antalya Adliyesi’ne atanmış, ancak hakkında devam eden ceza davası nedeniyle ataması durdurulmuştur. Beraat kararı verilmesine rağmen, kararın kesinleşmemiş olması gerekçesiyle atama işlemi yapılmamıştır. Başvuran, idarenin bu durumu gerekçe göstererek yaptığı işlemin iptali için Ankara 13. İdare Mahkemesi’nde dava açmış ve mahkeme, başvuranın atama talebini kabul etmiştir.
Mahkeme, başvuranın beraat kararının kesinleştiği tarihten itibaren atamasının yapılması gerektiğine hükmetmiştir. Ancak, idare, yeni mevzuat değişiklikleri ve güvenlik soruşturması gerekçesiyle atamanın yapılmadığını belirtmiştir. İdarenin bu tutumu, mahkeme kararının uygulanmasını engelleyen bir durum olarak değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, başvuranın atama talebinin reddi hukuka aykırı bulunmuş, idarenin işleminde herhangi bir hukuka aykırılık tespit edilmemiştir. İdarenin takdir yetkisini kamu yararına uygun kullandığı sonucuna varılmıştır. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2022/13749-S.22.21125
BAŞVURU NO : 2022/6281
KARAR TARİHİ : 25/10/2022
RET KARARI
,TCKN:
Adres:
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın mahkeme kararı uyarınca atanma talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 27/04/2022
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran vekili Av. Dr. (İstanbul Barosu Sicil NO: tarafından yapılan başvuruda başvuran vekili; müvekkili ( T.C. Kimlik No: ) Terörle Mücadele Kanunu
Kapsamında Kamu Kurum ve Kuruluşlarında İstihdam Edilecekler Hakkında Yönetmelik hükümleri gereğince 17.03.2015 tarihinde atama kurası sonucu Antalya Adliyesi hizmetli kadrosuna yerleştirildiğini, ancak müvekkili hakkında Bingöl 1. Ağır Ceza Mahkemesinin / esas / karar sayılı kararı ile beraat kararı verilmiş olmasına rağmen kararın kesinleşmemiş olması gerekçesiyle atama işleminin durdurulduğunu, akabinde ilgili kararın temyiz incelemesinden geçmesi üzerine, kesinleşme şerhleri ile birlikte 28/12/2020 tarihinde idari başvuruda bulunarak müvekkilinin göreve başlatılmasını ve mahrum kaldığı haklarının da tarafına verilmesini talep ettiğini, ancak idare tarafından taleplerinin reddedildiğini, bunun üzerine Ankara 13. İdare Mahkemesi’nde / esasına kayden dava açıldığını, / sayılı ve 25.11.2021 tarihli karar ile davanın kabulüne karar verildiğini, mahkeme kararının uygulanması için
17.12.2021 tarihinde idareye yeniden başvuruda bulunduğunu ve zımnen reddedildiği belirtilerek Ankara
13. İdare Mahkemesi kararının gözetilerek müvekkilinin atamasının yapılmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Başvuruya konu iddialar hakkında bilgi ve belge talebi içeren 16.05.2022 tarih ve
/ -S. sayılı yazımıza istinaden Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 24.05.2022 tarih ve E- – – / sayılı cevabi yazıda özetle; 2.1. Kayıtların tetkikinden; adı geçen hakkında “kasten adam öldürme, kasten adam öldürmeye teşebbüs, sayı ve nitelik bakımından vahim olan silah veya mermilerin satın alınması, taşınması, bulundurulması” suçlarından Bingöl Ağır Ceza Mahkemesinin E: / sayılı dosyasında derdest kamu davasının bulunması ve Adalet Bakanlığı Memur Sınav, Atama ve Nakil Yönetmeliği’nin 18’inci maddesinin 3’üncü fıkrasında yer alan; “Haklarında atama şartlarının kaybedilmesini gerektirecek nitelikteki eylemlerinden dolayı adli bir soruşturma veya kovuşturma bulunanlardan sınavda başarılı sayılanların atamaları, soruşturma veya kovuşturma sonuçlanıncaya kadar bekletilir.” hükmü gereğince adı geçenin durumu hakkındaki kamu davasının sonucuna göre değerlendirileceğinden, söz konusu davanın safahatı hakkında 2’şer aylık sürelerde Bakanlığa bilgi verilmesi hususlarının Alanya Cumhuriyet Başsavcılığına 11.08.2015 tarihli ve 21.01.2021 tarihli yazılarıyla bildirildiği; bu süreç devam ederken yeni mevzuat değişikliği uyarınca 28.06.2021 tarihli ve sayılı yazı ile 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması
Kanunu ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun Ek Madde 1 uyarınca, adı geçen hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yaptırılması için Antalya Valiliğine yazı gönderildiği, Antalya Valiliği İl Emniyet Müdürlüğünün 14.12.2021 tarihli yazısı ile cevap verildiği, gelen cevabi yazıda
Ankara 13. İdare Mahkemesinde davaya konu işlemin dayanağından farklı olarak ilgili hakkında yeni bir takım bilgilerin geldiği, bu sebeple gelen yeni bilgilerin 7315 sayılı Kanun uyarınca oluşturulan
Değerlendirme Komisyonu tarafından değerlendirilmesi gerektiğinden, bu aşamada ise Ankara 13. İdare
Mahkemesinin 25.11.2021 tarih ve sayılı kararı ile 11.02.2021 tarihli ve sayılı işlemin iptaline karar verildiğinin anlaşıldığı, 2.2. Bu itibarla, ilgili hakkında Ankara 13. İdare Mahkemesi tarafından verilen iptal kararından önce
17.04.2021 tarihinde yürürlüğe giren 7315 sayılı Kanun ve yine 2802 sayılı Kanun’da yapılan değişiklik
uyarınca, yeniden güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yaptırılmış olması ve yeniden yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucu gelen yeni bilgilerin 7315 sayılı Kanunu’nun amir hükmü gereği Bakanlık Değerlendirme Komisyonunca değerlendirilmesi ve sonucuna göre adı geçen hakkında işlem yapılması gerektiğinden Ankara 13. İdare Mahkemesinin 25.11.2021 tarih ve E: /
K: / sayılı kararının bu aşamada uygulanmamasına karar verildiği ve ilgili hakkında kararın bu aşamada uygulanmamasına yönelik alınan 06.04.2022 tarihli ve sayılı Bakanlık Olur’unun ilişikte gönderildiği, 2.3. Yukarıda bahsedilen yeniden yapılan yeni mevzuat değişikliği uyarınca, 28.06.2021 tarihli ve sayılı yazı ile 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu ve 2802 sayılı Hâkimler ve
Savcılar Kanunu’nun Ek Madde 1 uyarınca, adı geçen hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapıldığı, yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında Ankara 13. İdare Mahkemesinin gerekçesinde belirtilen bilgilerden farklı yeni bir takım bilgilerin elde edildiği, elde edilen bu bilgilerin
7315 sayılı Kanun uyarınca oluşturulan Değerlendirme Komisyonu tarafından değerlendirildiği ve
Bakanlığın 13.05.2022 tarihli kararı ile atamasının uygun görülmediği, Bakanlığın 16.05.2022 tarihli ve sayılı yazısı ile Alanya Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiğinin anlaşıldığı, Bakanlıkta bulunan bilgi ve belgelerin yazı ekinde gönderildiği ifadelerine yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
/
3. 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın, Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı
74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine
başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu
Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 5. 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanununun; 5.1. “Hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılacaklar” başlıklı 3. Maddesinde; “(1) Arşiv araştırması, statüsü veya çalıştırma şekline bağlı olmaksızın ilk defa veya yeniden memuriyete yahut kamu görevine atanacaklar hakkında yapılır.
(2) Kurum ve kuruluşlarda, yetkili olmayan kişilerin bilgi sahibi olmaları hâlinde devlet güvenliğinin, ulusal varlığın ve bütünlüğün, iç ve dış menfaatlerin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgelerin bulunduğu gizlilik dereceli birimler ile Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve istihbarat teşkilatlarında çalıştırılacak kamu personeli ile ceza infaz kurumlan ve tutukevlerinde çalışacak personel, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışacak öğretmenler, üst kademe kamu yöneticileri, özel kanunları uyarınca güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasına tabi tutulan kişiler ile milli güvenlik açısından stratejik önemi haiz birim, proje, tesis, hizmetlerde statüsü veya çalıştırma şekline bağlı olmaksızın istihdam edilenler hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması birlikte yapılır.” 5.2. “Güvenlik soruşturması” başlıklı 5. Maddesinde; “ (1) Güvenlik soruşturması, arşiv araştırmasındaki hususlara ilave olarak kişinin; a) Görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerindeki olgusal verilerinin, b) Yabancı devlet kurumlan ve yabancılarla ilişiğinin, c) Terör örgütleri veya suç işlemek amacıyla kurulan örgütlerle eylem birliği, irtibat ve iltisak içinde olup olmadığının, mevcut kayıtlardan ve kişinin görevine yansıyacak hususların denetime elverişli olacak yöntemlerle yerinden araştırılmak suretiyle tespit edilmesidir.” 5.3. “Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasını yapacak birimler” başlıklı 6. Maddesinde; “ (1) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı, Emniyet Genel
Müdürlüğü ve mahalli mülki idare amirlikleri tarafından yapılır.
(2) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimler, kendilerine iletilen taleple sınırlı olarak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşları arşivlerinden ve elektronik bilgi işlem merkezlerinden gerekli bilgi ve belgeler ile bu Kanunun
4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi kapsamındaki karar ve kayıtları almaya yetkilidir.
(3) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimlerde yetkilendirilmiş personel, hukuka aykırı olarak elektronik ortamda veya bilgisayar loglarında kişisel verilerle ilgili sorgulama
yapamaz, log kayıtlarını değiştiremez veya silemez, bu şekilde elde edilen bilgileri paylaşamaz veya yayın yoluyla duyuramaz. Görevi gereği öğrendiği veya edindiği kişisel bilgi veya belgeleri yetkisiz kişilerle paylaşamaz ya da basın ve yayın kuruluşlarına veya diğer iletişim kanallarına veremez. Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimler tarafından bu hususlara ilişkin gerekli tedbirler alınır.” 5.4. “Değerlendirme Komisyonu” başlıklı 7. Maddesinde; “ (1) Yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda elde edilen verilerin değerlendirilmesi amacıyla Değerlendirme Komisyonu kurulur. Değerlendirme Komisyonu; Cumhurbaşkanlığında İdari İşler Başkanının görevlendireceği bir üst kademe yöneticisinin, Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığında genel sekreter yardımcısının, bakanlıklarda bakan yardımcısının, diğer kamu kurum ve kuruluşlarında en üst yöneticinin görevlendireceği bir üst kademe yöneticisinin, üniversitelerde rektör yardımcısının, valiliklerde vali yardımcısının başkanlığında, teftiş/denetim, personel ve hukuk birimleri ile uygun görülecek diğer birimlerden birer üyenin katılımıyla başkan dahil en az beş kişiden ve tek sayıda olacak şekilde oluşturulur. Milli güvenlik açısından stratejik önemi haiz birim, proje, tesis ve hizmetlerde istihdam edilecekler hakkındaki değerlendirme, ilgili bakanlık ya da kamu kurumları bünyesindeki Değerlendirme Komisyonunca yapılır.
(2) Memuriyet veya kamu görevlerine uygunluğunun değerlendirilmesini sağlayacak yorum içermeyen olgusal veriler, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimlerce ilgili kurum ve kuruluş bünyesinde kurulan Değerlendirme Komisyonuna iletilir.
(3) Değerlendirme Komisyonu kendisine iletilen verilere ilişkin nesnel ve gerekçeli değerlendirmelerini yazılı olarak atamaya yetkili amire sunar. Mahkemeler tarafından istenildiğinde bu bilgiler sunulur.”
Düzenlemeleri yer almaktadır.
IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
6. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın, atanmasına ilişkin talebinin reddi, idarenin ilk derece mahkemesi kararının uygulanabilirliği olmadığı açıklamalarına istinaden mahkeme kararının yürütmesinin durdurulması talepli Temyiz Kanun Yoluna gidilerek mevzuata uygun şekilde işlem tesis edilmesi yönünde idareye tavsiyede bulunulması gerektiği yönündeki öneri Kamu
Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme
7. Başvuran vekili, müvekkilinin Terörle Mücadele Kanunu Kapsamında Kamu Kurum ve Kuruluşlarında
İstihdam Edilecekler Hakkında Yönetmelik hükümleri gereğince 17.03.2015 tarihinde atama kurası sonucu
Antalya Adliyesi hizmetli kadrosuna yerleştirildiğini, ancak müvekkili hakkında Bingöl 1. Ağır Ceza
Mahkemesinin / esas / karar sayılı kararı ile beraat kararı verilmiş olmasına rağmen kararın kesinleşmemiş olması gerekçesiyle atama işleminin durdurulduğunu, akabinde ilgili kararın temyiz incelemesinden geçmesi üzerine, kesinleşme şerhleri ile birlikte 28/12/2020 tarihinde idari başvuruda
bulunarak müvekkilinin göreve başlatılmasını ve mahrum kaldığı haklarının da tarafına verilmesini talep ettiğini, ancak idare tarafından taleplerinin reddedildiğini, bunun üzerine Ankara 13. İdare Mahkemesi’nde 2021/369 esasına kayden dava açıldığını, / sayılı ve 25.11.2021 tarihli karar ile davanın kabulüne karar verildiğini belirtilerek Ankara 13. İdare Mahkemesi kararının gözetilerek müvekkilinin atamasının yapılmasını talep etmektedir.
8. Anayasa’nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devleti olarak nitelendirilmiştir. Hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayıp yargı denetimine açık olan devlettir.
9. Hukuk devletinde kişilerin temel hak ve özgürlüklerinin sağlanması ve korunması esas olduğundan kişilere etkili hak arama imkanı sağlayan güvencelerin de tanınması gerekmektedir. Bu çerçevede
Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasında, “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” denilerek, herkese, adaleti bulma, hakkı olanı elde etme ve haksızlığı giderme imkanı sağlanmıştır. Böylece kişilerin hukuki güvenlikleri etkin bir koruma mekanizmasına kavuşturulmuştur. Kişilerin, Devlete güven duymaları, maddi ve manevi varlıklarını geliştirebilmeleri, temel hak ve özgürlüklerden yararlanabilmeleri ancak hukuk güvenliği ve üstünlüğünün sağlandığı bir hukuk düzeninde gerçekleşebilir (AYM E:2014/149, K:2014/151).
10. Bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme, mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme, yargılamanın sonuç doğurmasını sağlayan hak arama hürriyetinin olmazsa olmaz koşulu olmakla birlikte hak arama özgürlüğünün bir gereği olan mahkemeye erişim hakkı, yargılama sonunda verilen kararın etkili bir şekilde aynen ve gecikmeksizin uygulanmasını da gerektirmektedir. Mahkeme kararlarını uygulanamaz hale getiren düzenlemeler, mahkemeye erişim hakkını da anlamsız kılacaktır (AYM E:2014/149,
K:2014/151).
11. Hukuk devletinin olmazsa olmaz bir koşulu olarak Anayasa’nın 125 inci maddesinin birinci fıkrasında, “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır.” denilerek idarenin yargısal olarak etkili denetimi amaçlanmıştır (AYM E:2014/149, K:2014/151). İdarenin yargısal denetiminin temel amacı ise, idarenin hukuka aykırı davranmasını engellemek, hukuka aykırılıkları ve haksızlıkları gidermektir.
12. İdari işlem olarak adlandırılan ve idarenin tek yanlı ve kamu gücüne dayanarak tesis ettiği iş ve eylemlere karşı, hak arama özgürlüğü bakımından kişilerin sahip oldukları en etkili yargısal koruma mekanizması iptal davasıdır. İptal davasının konusu idari işlemin bizzat kendisi olup amaç, hukuka aykırı olarak nitelendirilen dava konusu idari işlemin, yapıldığı tarih itibariyle hukuk düzeninden çıkarılmasının sağlanması, idari işlemin hiç yapılmamış, hiç doğmamış hale getirilmesidir. İptal davasında idari işlemin hukuk kurallarına aykırılığının belirlenmesi halinde işlemin iptali yoluna gidilmekte ve bunun sonucunda idarenin hukuka bağlılığı ve hukuk düzeninin korunması sağlanmaktadır (AYM E:2014/149, K:2014/151).
13. Diğer taraftan idari yargının yetkisi, sadece idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluk denetimi ile sınırlıdır. Hüküm vermek yargının, bu hüküm doğrultusunda işlem tesis etmek idarenin görev ve işlevidir.
Nitekim Anayasa’nın 125. Maddesinin 4. fıkrasında “Yargı yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez.”, aynı çerçevede 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunu’nun 2. maddesinin 2. fıkrasında da “İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak,
idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler denilmek suretiyle bu husus ortaya konmuştur.
14. Somut olayda, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler incelendiğinde:
Başvuranın Terörle Mücadele kapsamında Kamu Kurumu ve Kuruluşlarında istihdam Edilecekler
Hakkında Yönetmelik uyarınca 17/03/2015 tarihli atama kurası ile Alanya Adliyesi’ne hizmetli kadrosuna yerleştirildiği ancak hakkında devam eden ceza yargılaması nedeniyle atamasının yapılmadığı ve göreve başlatılmadığı, bunun üzerine göreve başlatılma talebiyle yaptığı 28/12/2020 tarihli başvurunun reddine ilişkin Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü’nün 11/02/2021 tarih ve sayılı işleminin iptali
talebiyle dava açtığı, söz konusu davada, Ankara 13. İdare Mahkemesinin 21.11.2021 tarihli ve E:
sayılı kararında; “Dava dosyasının incelenmesinden, davacının, 17/03/2015 tarihli atama kurası ile Terörle Mücadele
Kanunu Kapsamında Kamu Kurum ve Kuruluşlarında İstihdam Edilecekler Hakkında Yönetmelik uyarınca
Antalya İli, Alanya Adliyesi’nde hizmetli kadrosuna yerleştirildiği, ancak hakkında “Kasten Adam Öldürme, Kasten Adam Öldürmeye Teşebbüs, Sayı ve Nitelik Bakımından Vahim Olan Silah ve Mermilerin Satın
Alınması Taşınması, Bulundurulması” suçlarından ceza yargılamasının devam ettiği gerekçesiyle atamasının yapılmadığı ve göreve başlatılmadığı, göreve başlatılma talebiyle yaptığı 28/12/2020 tarihli başvurunun Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü’nün 11/02/2021 tarih ve sayılı işlemiyle reddedilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, davacı hakkında, davalı idarece sunulan bilgi ve belgelerden; 09/01/1994 tarihinde “6136
Sayılı Yasaya Muhalefet Etkili Eylem Kavgada Silah Boşaltmak” suçundan Diyarbakır 1. Asliye Ceza
Mahkemesi’nde yapılan yargılama neticesinde 03/06/1999 tarih ve E: / K: / sayılı karar ile 3.183.333 lira Ağır Para Cezasına hükmedildiği, 18/10/2010 tarihinde “Hakaret Hakaret, Tehdit, Silahla Tehdit, Hakaret, Tehdit” suçundan Alanya 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapılan yargılama neticesinde E: / K: / sayılı karar ile Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması ve
Denetimli Serbestlik kararının verildiği, 01/09/2014 tarihinde “Basit Yaralama ve Tehdit” suçlarından
Alanya 8. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapılan yargılama neticesinde E: / K: / sayılı karar ile Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması ve Denetimli Serbestlik kararının verildiği, 19/07/2008 tarihinde “Kasten Adam Öldürme, Kasten Adam Öldürmeye Teşebbüs, Sayı ve Nitelik Bakımından Vahim
Olan Silah ve Mermilerin Satın Alınması Taşınması, Bulundurulması” suçlarından Bingöl 1. Ağır Ceza
Mahkemesi’nde yapılan yargılama neticesinde 15/12/2016 tarih ve E: / K: / sayılı Beraat kararının verildiği görülmüştür.
Bu durumda, davacının birden fazla suç kaydı bulunduğu ancak bu suçların 657 sayılı Devlet Memurları
Kanunu’nun 48/A-5 maddesinde yer alan suçlardan olmadığı, davalı idarece de davacının atamasının yapılmamasına gerekçe olarak hakkındaki “Kasten Adam Öldürme” ve “Kasten Adam Öldürmeye
Teşebbüs” suçlarından verilen beraat kararının henüz kesinleşmemiş olmasının gösterildiği anlaşılmış olup, davacı hakkında Bingöl 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen 15/12/2016 tarih ve E: /
K: / sayılı beraat kararının mağdurlar ve ile maktul ilişkin kısımlarının son olarak 19/01/2021 tarihinde kesinleştiği dikkate alındığında, atamasının gerçekleştirilerek göreve başlatılması hususunda herhangi bir hukuki engeli bulunmayan davacının göreve başlatılma talebiyle yaptığı 28/12/2020 tarihli başvurusunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık görülmemiştir.” denilerek işlemin iptaline karar verildiği, 15. İdare tarafından; ilgili hakkında Ankara 13. İdare Mahkemesi tarafından verilen iptal kararından önce
17.04.2021 tarihinde yürürlüğe giren 7315 sayılı Kanun ve yine 2802 sayılı Kanun’da yapılan değişiklik
uyarınca, yeniden güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yaptırılmış olması ve yeniden yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucu gelen yeni bilgilerin 7315 sayılı Kanunu’nun amir hükmü
gereği Bakanlık Değerlendirme Komisyonunca değerlendirilmesi ve sonucuna göre adı geçen hakkında işlem yapılması gerektiği, anılan yeni mevzuat değişikliği uyarınca, 28.06.2021 tarihli ve sayılı yazı ile 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar
Kanunu’nun Ek Madde 1 uyarınca, adı geçen hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapıldığı, yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında Ankara 13. İdare Mahkemesinin gerekçesinde belirtilen bilgilerden farklı yeni bir takım bilgilerin elde edildiği, elde edilen bu bilgilerin 7315 sayılı
Kanun uyarınca oluşturulan Değerlendirme Komisyonu tarafından değerlendirildiği ve Bakanlığın
13.05.2022 tarihli karar ile atamasının uygun görülmediği, belirtilerek söz konusu bilgilerin gizlilik
kaydıyla Kurumumuza iletildiği, dolayısıyla mevcut dosyada mahkeme kararının uygulanmamasından ziyade yeniden yapılan güvenlik soruşturması neticesinde değerlendirme komisyonunca olumsuz bulunması ve atanmamasına karar verilmesi yönünde yeni bir işlem söz konusu olduğu anlaşılmıştır.
16. İdarelerin bir kamu hizmetinin etkili ve verimli bir biçimde yürütülmesi, kamu yararının daha somut bir biçimde ortaya konulması için takdir yetkisinin bulunduğu durumlarda yapılacak olan denetimin idarenin tercih ettiği seçeneğin ve bunun uygulanmasının hukuka uygun olup olmadığının saptanması ile sınırlı olduğu, dolayısıyla idareyi bu seçeneklerden birisini tercihe zorlayacak veya belirli bir yönde işlem veya eylem yapmaya zorunlu kılacak biçimde bir karar verilmesinin hukuka uygunluk ilkesine uygun düşmeyeceği değerlendirilmektedir. Bu kapsamda, başvuruya konu edilen İdareden temin edilen bilgi ve belgelerden, başvuranın atamasının yapılmaması işleminde herhangi bir hukuka aykırılık tespit edilememiştir.
17. Yukarıda anlatılan hususlar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, mahkeme kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; İdare tarafından başvuranın atamasının yapılmaması işleminde takdir yetkisinin kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırı olarak kullanıldığına dair bir bulguya rastlanılmadığı, bu anlamda İdarenin işleminde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı kanaat ve sonucuna varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
18. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmede, şikayet başvurusu kapsamında, idarenin, başvurana ilişkin işlemlerle ilgili bilgi ve belgeleri süresi içerisinde kurumumuza gönderdiği, bu anlamda “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ve “makul sürede karar verme” ilkelerine uygun hareket ettiği ancak, başvuru sahibine verdiği cevapta idari işleme karşı hangi sürede hangi mercie başvurabileceğini göstermediği bu nedenle de karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, idarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
19. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı dava açma süresinden (varsa) kalan süre işlemeye devam edecek olup Antalya İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi