ÖZET: Başvuran, Diyarbakır Barosuna kayıtlı bir avukat olarak, 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu çerçevesinde Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurullarının üye seçimine dair bilgi talep etmiştir. Ancak, Diyarbakır Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu tarafından verilen yanıtların, ilgili mevzuat ve Anayasa’ya aykırı olduğunu öne sürerek, Bilgi Edinme Değerlendirme Kuruluna itirazda bulunmuştur. Kurul, başvurunun kısmen kabulü ve kısmen reddine karar vermiştir. Başvuran, bu süreçte ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini iddia ederek, talep ettiği bilgilerin kendisiyle paylaşılmasını istemektedir.

Diyarbakır Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi, başvurana verdiği yanıtta, izleme kurulu üyeliği için duyuruların belirli periyotlarla yapıldığını, ancak kişisel bilgilerin gizliliği nedeniyle bazı bilgilerin verilemeyeceğini belirtmiştir. Başvuranın talep ettiği bazı bilgilerin, özel hayatın gizliliği ve kurum içi düzenlemeler gibi gerekçelerle reddedilmesi, ifade özgürlüğüne müdahale olarak değerlendirilmiştir. İlgili mevzuat çerçevesinde, bilgi edinme hakkının kamu yararı gözetilerek kullanılması gerektiği vurgulanmıştır.

Sonuç olarak, başvuranın bilgi edinme talebinin kısmen kabulü ve kısmen reddi ile ilgili idareye tavsiyede bulunulması kararlaştırılmıştır. İdarenin, bilgi edinme taleplerine daha özenli yaklaşması gerektiği ifade edilmiştir. Başvuranın ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiası ise reddedilmiştir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/8343-S.24.13061

BAŞVURU NO : 2024/2493

KARAR TARİHİ : 12.08.2024

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI ,TCKN:

Adres

BAŞVURUYA KONU İDARE : DİYARBAKIR ADLİ YARGI İLK DERECE MAHKEMESİ

ADALET KOMİSYONU

ADALET BAKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuran, bilgi edinme başvurusunun ilgili mevzuat ve içtihada uygun olarak karşılanmaması sebebiyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini iddia etmekte, başvurusuna konu bilgilerin tarafıyla paylaşılmasını talep etmektedir.

BAŞVURU TARİHİ : 15.02.2024

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran özetle, Diyarbakır Barosuna kayıtlı bir avukat olduğunu, 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı

Kanunu çerçevesinde Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurullarının üye seçimine ilişkin bilgi edinmek amacıyla 30.10.2023 tarihli dilekçesiyle Diyarbakır Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet

Komisyonu Başkanlığına başvuruda bulunduğunu, Diyarbakır Adalet Komisyonu Başkanlığının

04.12.2023 tarih ve / sayılı yazısıyla verilen yanıtların 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı

Kanunu’nun 4 ve devamı maddeleri, Anayasa 74, 26 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 10.

maddelerine aykırı olduğunu, buna istinaden Bilgi Edinme Değerlendirme Kuruluna itiraz ettiğini, Bilgi

Edinme Değerlendirme Kurulunun (BEDK) 27.12.2023 tarih ve / sayılı kararıyla başvurusu hakkında kısmen kabul ve kısmen ret kararı verdiğini, idarenin ve BEDK’nın işleminin yüksek yargı içtihadıyla belirlenen kriterlere uygun olmadığını, bilgi edinme başvurusunun gereğince karşılanmaması sebebiyle ifade özgürlüğünün ihlaline sebebiyet verildiğini iddia ve ifade ederek, 30.10.2023 tarihli dilekçesi ile idareden talep ettiği bilgilerin tarafıyla paylaşılmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

/

2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Diyarbakır Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi

Adalet Komisyonu Başkanlığından 04/03/2024 tarihli ve S. sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, adı geçen Başkanlığın 05/03/2024 tarihli ve / sayılı cevabi yazısında, 2.1. Kurul üyeliği seçimine yönelik duyurularının Yönetmelik gereğince 4 yılda bir yapıldığının, başvuranların kimlik bilgileri kişisel bilgi içerdiğinden başvurana verilemeyeceği, 2.2. (Başvuranın dilekçesinde yer alan “(4) Duyuru neticesinde başvuran avukat yoksa savcılık tarafından hangi avukatlar ve hangi kriterlere göre seçilmektedir?” sorusunun Kurumumuzca da sorulması üzerine)

İlgili mevzuatında yer alan izleme kurulu üyelerinde aranacak nitelikler dışında herhangi bir ölçüt aranmadığı, 2.3. Kurul üyelerinin toplantılarına yönelik tutanağın infaz kurumlarında bulunan hükümlü/tutuklu talepleri ve kurul kararları ceza infaz kurumlarının işleyişi vb. konuları ihtiva ettiğinden güvenlik nedeniyle ve çok sayıda olması nedeniyle talep edene verilemeyeceği, hususları bildirilmiş, konuya ilişkin belgeler

Kurumumuza gönderilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 3.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”; 3.2. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20 nci maddesi birinci ve üçüncü fıkralarında “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. … (Ek fıkra: 7/5/2010-5982/2 md.) Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.” 3.3. “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” başlıklı 26 ncı maddesinin ilk iki fıkrası “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet Resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. … Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.” 3.3. Anayasanın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin 3. ve 4. fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”,

4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “İfade Özgürlüğü” başlıklı 10 uncu maddesinde; “1. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar. Bu madde, Devletlerin radyo, televizyon ve sinema işletmelerini bir izin rejimine tabi tutmalarına engel değildir. 2. Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerin kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu güvenliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın, başkalarının şöhret ve haklarının korunması, gizli bilgilerin yayılmasının önlenmesi veya yargı erkinin yetki ve tarafsızlığının güvence altına alınması için gerekli olan bazı formaliteler, koşullar, sınırlamalar veya yaptırımlara tabi tutulabilir.”; 5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 6. 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu; 6.1. “Amaç, Kapsam ve Tanımlar” başlıklı birinci bölümünde yer alan “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde “Bu Kanunun amacı; demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına ilişkin esas ve usulleri düzenlemektir.”, 6.2. “Bilgi Edinme Hakkı” başlıklı 4 üncü maddesinde “Herkes bilgi edinme hakkına sahiptir…

6.3. “Bilgi verme yükümlülüğü” başlıklı 5 inci maddesinde “Kurum ve kuruluşlar, bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri almakla yükümlüdürler…” 6.4. “İstenecek bilgi veya belgenin niteliği” başlıklı 7 nci maddesinde “Bilgi edinme başvurusu, başvurulan kurum ve kuruluşların ellerinde bulunan veya görevleri gereği bulunması gereken bilgi veya belgelere ilişkin olmalıdır. Kurum ve kuruluşlar, ayrı veya özel bir çalışma, araştırma, inceleme ya da analiz neticesinde oluşturulabilecek türden bir bilgi veya belge için yapılacak başvurulara olumsuz cevap verebilirler…” 6.5. “Yayımlanmış veya kamuya açıklanmış bilgi veya belgeler” başlıklı 8 inci maddesinde “Kurum ve kuruluşlarca yayımlanmış veya yayın, broşür, ilân ve benzeri yollarla kamuya açıklanmış bilgi veya belgeler, bilgi edinme başvurularına konu olamaz. Ancak, yayımlanmış veya kamuya açıklanmış bilgi veya belgelerin ne şekilde, ne zaman ve nerede yayımlandığı veya açıklandığı başvurana bildirilir.” 6.6. “Başvuruların cevaplandırılması” başlıklı 12 nci maddesinde “Kurum ve kuruluşlar, bilgi edinme başvurularıyla ilgili cevaplarını yazılı olarak veya elektronik ortamda başvuru sahibine bildirirler.

Başvurunun reddedilmesi hâlinde bu kararın gerekçesi ve buna karşı başvuru yolları belirtilir.” 6.7. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 21 inci maddesinde “Kişinin izin verdiği hâller saklı kalmak üzere, özel hayatın gizliliği kapsamında, açıklanması hâlinde kişinin sağlık bilgileri ile özel ve aile hayatına, şeref ve haysiyetine, meslekî ve ekonomik değerlerine haksız müdahale oluşturacak bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır. Kamu yararının gerektirdiği hâllerde, kişisel bilgi veya belgeler, kurum

/

ve kuruluşlar tarafından, ilgili kişiye en az yedi gün önceden haber verilerek yazılı rızası alınmak koşuluyla açıklanabilir.” 6.8. “Kurum içi düzenlemeler” başlıklı 25 inci maddesinde “Kurum ve kuruluşların, kamuoyunu ilgilendirmeyen ve sadece kendi personeli ile kurum içi uygulamalarına ilişkin düzenlemeler hakkındaki bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkının kapsamı dışındadır. Ancak, söz konusu düzenlemeden etkilenen kurum çalışanlarının bilgi edinme hakları saklıdır.” 7. 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun; 7.1. “Amaç” başlıklı 1 inci maddesi “Bu Kanunun amacı, kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak ve kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esasları düzenlemektir.” 7.2. “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesi “Bu Kanun hükümleri, kişisel verileri işlenen gerçek kişiler ile bu verileri tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla işleyen gerçek ve tüzel kişiler hakkında uygulanır.” 7.3. “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesi “Bu Kanunun uygulanmasında; … d) Kişisel veri: Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi… ifade eder.” 7.4. “Veri güvenliğine ilişkin yükümlülükler” başlıklı 12 nci maddesinde “(1) Veri sorumlusu; a)

Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini önlemek, b) Kişisel verilere hukuka aykırı olarak erişilmesini önlemek, c) Kişisel verilerin muhafazasını sağlamak, amacıyla uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli her türlü teknik ve idari tedbirleri almak zorundadır. …” hükümlerini amirdir.

8. 27.04.2004 tarihli ve 25445 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Bilgi Edinme Hakkı Kanununun

Uygulanmasına İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Yönetmeliğin; 8.1. “Bilgi edinme hakkı” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, Kanun ve bu

Yönetmelikte belirlenen esas ve usuller çerçevesinde bilgi edinme hakkına sahiptir…” 8.2. “İstenecek bilgi veya belgelerin niteliği” başlıklı 12 nci maddesinin ilk iki fıkrası “Bilgi edinme başvurusu, başvurulan kurum ve kuruluşların ellerinde bulunan veya görevleri gereği bulunması gereken bilgi veya belgelere ilişkin olmalıdır. Kurum ve kuruluşlar; ayrı veya özel bir çalışma, araştırma, inceleme ya da analiz neticesinde oluşturulabilecek türden bir bilgi veya belge için yapılacak başvurular ile tekemmül etmemiş bir işleme ilişkin bilgi veya belge için yapılacak başvurulara olumsuz cevap verebilirler…” 8.3. “Yayımlanmış veya kamuya açıklanmış bilgi veya belgeler” başlıklı 13 üncü maddesi “Kurum ve kuruluşlarca yayımlanmış veya kitap, broşür, ilan ve benzeri yollarla kamuya açıklanmış bilgi veya belgeler, bilgi edinme başvurusuna konu olamaz. Ancak birinci fıkrada belirtilen yollarla kamuoyuna açıklanmış veya kurum ve kuruluşlarca elektronik ortamda yayımlanmış kamunun erişimine açık bilgi veya belgelerin ne şekilde, ne zaman ve nerede yayımlandığı veya açıklandığı başvurana bildirilir.” 8.4. “Kanunda istisna sayılan bilgi veya belgelere ilişkin talepler” başlıklı 23 üncü maddesinde

“Kanunda bilgi edinme hakkının istisnaları olarak düzenlenen konularda yapılan bilgi edinme başvuruları reddedilir ve ret kararı başvuru sahibine gerekçeli olarak bildirilir.

8.5. “Rapor düzenlenmesi” başlıklı 44 üncü maddesinin ilgili kısımlarında “Kurum ve kuruluşlar, bir önceki yıla ait olmak üzere; a) Kendilerine yapılan bilgi edinme başvurularının sayısını, b) Olumlu

/

cevaplanarak bilgi veya belgelere erişim sağlanan başvuru sayısını, c) Reddedilen başvuru sayısı ve bunların dağılımını gösterir istatistik bilgileri, d) Gizli ya da sır niteliğindeki bilgiler çıkarılarak ya da bu nitelikteki bilgiler ayrılarak bilgi veya belgelere erişim sağlanan başvuru sayısını, e) Başvurunun reddedilmesi üzerine itiraz edilen başvuru sayısı ile bunların sonuçlarını, gösterir bir rapor hazırlayarak, bu raporları her yıl Şubat ayının sonuna kadar Bilgi Edinme Değerlendirme Kuruluna gönderirler.” 9. 07.08.2001 tarihli ve 24486 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Ceza İnfaz Kurumları ve

Tutukevleri İzleme Kurulları Kanunu ile Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları

Yönetmeliğinin; 9.1. “İzleme Kurullarının Kuruluşu” başlıklı 4 üncü maddesinin ilgili fıkralarında “Bulunduğu yargı çevresinde infaz kurumu olan her adalet komisyonunca bir izleme kurulu kurulur. İzleme kurulu başkanla birlikte beş asıl ve üç yedek üyeden oluşur. Asıl üyelerden en az birinin kadınlardan seçilmesi zorunludur.

Üyeler dört yıl için seçilir. Süresi dolan üyeler yeniden seçilebilir.” 9.2. “Üyelerin Seçimi ve Andiçmesi” başlıklı 5inci maddesinin birinci fıkrasında “İzleme kurulu üyeleri, Kanunun 3 ve 4 üncü maddelerinde yazılı şartlara durumları uygun olan kişilerden re’sen veya o yerdeki ilgili kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının görüşleri alınarak ya da o yerin en büyük mülkî âmirinin yardımıyla belirlenecek olanlar ile doğrudan başvuranlar arasından adalet komisyonunca oybirliğiyle seçilirler. Üye adaylarının doğrudan başvurularını sağlamak amacıyla adliye divanhanesi, yerel gazeteler ve benzeri mutat vasıtalarla ilân yapılabilir. İlânın şeklini adalet komisyonu belirler.”

Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

10. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin “Kısmen

Tavsiye Kısmen Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden 11. Başvuran 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda özetle; bilgi edinme başvurusunun gereğince karşılanmaması sebebiyle ifade özgürlüğünün ihlaline sebebiyet verildiğini iddia ve ifadeyle Adalet Bakanlığı Diyarbakır Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu

Başkanlığına yaptığı bilgi edinme başvurusunun mevzuat ve içtihata uygun olarak yanıtlandırılmasını talep etmektedir.

12. Şikâyete konu bilgi edinme talebine ilişkin süreç şöyle işlemiştir:

12.1. Başvuran CİMER üzerinden Diyarbakır Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu

Başkanlığına ilettiği 30.10.2023 tarihli bilgi edinme başvurusunda özetle; “Ben Diyarbakır Barosunun sicil numaralı üyesiyim ve 2009’dan bu yana serbest avukatlık

yapmaktayım. Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları Yönetmeliğinin (Resmî Gazete Tarihi:

07.08.2001 Resmî Gazete Sayısı: 24486) 5. Maddesine göre izleme kurullarının üye seçimi yapılmaktadır.

Anılan maddeye göre; Diyarbakır Adalet Komisyonu tarafından (1) Yönetmeliğin 5 maddesine göre duyurular yapılmakta mıdır?

(2) Yapılıyorsa duyurular nerede ve ne zaman ve ne kadar sıkılıkla yapılmaktadır?

(3) Duyuru neticesinde başvuran avukat var mıdır? Varsa kimlerdir?

(4) Duyuru neticesinde başvuran avukat yoksa savcılık tarafından hangi avukatlar ve hangi kriterlere göre seçilmektedir?

(5) Kurul toplantılarına katılan avukatların toplantılarda olumlu veya olumsuz görüş bildirme sayıları veya yüzdelikleri kaçtır?

Sorularını Başkanlığa iletmiştir.

12.2. Diyarbakır Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığının başvuranı muhatap 04/12/2023 tarihli ve / Muh sayılı cevabi yazısında özetle “Diyarbakır Ceza İnfaz Kurumları ve

Tutukevleri İzleme Kuruluna üye seçimi 4681 Ceza Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları Kanunu ile

Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları Yönetmeliğinin 5. Maddesine göre yapılmaktadır.” dendiği görülmüştür.

12.3. Başvuran idarece verilen yanıta itirazla, 12.12.2023 tarihinde Bilgi Edinme Değerlendirme Kuruluna (BEDK) başvurmuştur. BEDK tarafından verilen 27/12/2023 tarihli / kararla (1), (2) no.lu sorularının tamamı, (3) no.lu sorusunun ilk kısmı kabul edilmiş; (4) ve (5) no.lu soruları ise 4982 sayılı

Kanunun “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 21 inci ve “Kurum içi düzenlemeler” başlıklı 25 inci maddeleri uyarınca reddedilmiştir. Karar BEDK’nın 01/02/2024 tarihli yazısı ekinde Diyarbakır Adli Yargı İlk Derece

Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığı’na gönderilmiştir.

12.4. BEDK Kararı üzerine Diyarbakır Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu

Başkanlığından başvurana gönderilen 02/02/2024 tarihli ve / Muh sayılı yazıda kararın incelendiği

ifade edilerek, ilaveten aşağıdaki bilgiler verilmiştir:

“(1) Diyarbakır Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kuruluna üye seçimi 4681 Ceza Kurumları ve

Tutukevleri İzleme Kurulları Kanunu ile Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları

Yönetmeliğinin 5. Maddesine göre duyurular yapılmaktadır.

(2) Anılan Yönetmeliğin 5. Maddesine göre yapılan duyuruların ilan edilmek üzere Diyarbakır Adliyesi ilan panosuna, Diyarbakır Valiliğine ve Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığına gönderilmektedir.

(3) Başvuru yapan avukatın bulunduğu, üye olarak seçildiği, bilahare isteği üzerine istifa ettiği anlaşılmıştır.” 12.5. Başvuran, Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulunun 27.12.2023 tarih ve / karar sayılı kararının anılan mevzuata ve Anayasa ve AİHM içtihatlarına aykırı olarak yapılan inceleme sonucunda verildiğini, özellikle “Kurul toplantılarına katılan avukatların toplantılarda olumlu veya olumsuz görüş bildirme sayıları veya yüzdelikleri kaçtır?” sorusunda Bilgi Edinme Hakkı Kanununun Uygulanmasına

İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Yönetmelik’in 44. maddesine aykırı cevap verildiğini, talep edilen istatistiki bilginin idareye iş yükü getirmediği gibi Adalet Bakanlığı ve il Adalet Komisyonu

Başkanlıklarınca mevcut kararların istatistiklerinin tutulmasının elzem olduğunu, Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesinin (AİHM) 2016 tarihli Magyar Helsinki Bizoqság/Macaristan kararı ile Anayasa Mahkemesi (AYM) Genel Kurulunun, 2023 tarihli Yaman Akdeniz (2) kararlarına atıfta bulunarak, bilgiye erişimin reddedilmesinin ifade özgürlüğü hakkına bir müdahale teşkil edip etmediğinin tespiti için belirlenen kriterlere bakılmaksızın idarelerce verilen yanıtların eksik ve hatalı olduğunu belirterek, sorduğu

sorularının tamamının, eksiksiz olarak yanıtlandırılmasını ve istenen bilgilerin tarafına verilmesini talep etmiştir. Başvuranın ifadelerinden yola çıkılarak, bilgi edinme talebinin reddine yönelik idari işlemin, ifade özgürlüğüne müdahale teşkil ettiğini iddia ettiği değerlendirilmiştir.

12.6. Bu çerçevede, başvurunun çözümlenmesi öncelikle bilgi edinme hakkının genel çerçevesinin çizilmesini, bilgi edinme hakkı ile ifade özgürlüğü arasındaki bağın belirlenerek ifade özgürlüğü ile ilgili yasal mevzuatın maddesinin kişilere resmî makamlarca tutulan bilgiye ulaşma hakkı, devlete de elindeki veri ve belgelerle ilgili bilgi verme yükümlülüğü yükleyip yüklemediğinin belirlenmesini gerektirmektedir.

13. Bilgi edinme hakkının genel çerçevesinin çizilmesi 13.1. Bilgi edinme hakkı, düşünce ve ifade özgürlüğü, savunma ve adil yargılanma gibi birçok temel hak ve özgürlüğün kullanılması için vazgeçilmez haklardan biri olmasının yanı sıra, kamu hizmetlerinde şeffaflığın sağlanmasının ve kişilerin idarenin faaliyetlerinden haberdar olarak, gerekirse sürece katılmalarının ve böylece idarenin hukuk sınırları içerisinde hareket etmesinin, bir diğer ifadeyle idarenin hesap verilebilirliğinin sağlanması açısından önemli bir hukuki araç ve hak olarak görülmektedir.

13.2. Devletin varlık sebebinin ve esas görevinin vatandaşına hizmet etmek olduğunun kabul edildiği hukuk devletinde, vatandaşların devlete güveninin sağlanması idarenin objektif, adil ve etkin bir şekilde işlediğinin bilinmesine bağlıdır. Hukuk devletinin en önemli araçlarından olan yönetimde şeffaflık ilkesi gereği, devlet idarenin işleyişine yönelik alınan kararlar, yerine getirilen iş ve işlemler ile personelin tutum ve davranışları gibi hususlarda vatandaşlarını bilgilendirmekle yükümlüdür. Yönetimde şeffaflık, idarenin yaptığı işlemleri en başta ilgilileri olmak üzere herkesin bilmesine bağlı olup, bunun için idarenin elindeki bilgi ve belgeleri bu kimselere ulaştırması veya bu bilgileri edinme hakkını onlara tanıması gerekir. Bilgi edinme hakkı, Devletin elinde bulunan ve erişilebilir olmayan bilgi ve belgelere ulaşabilmeyi güvence altına almakta, böylece bireylere daha yakın bir yönetimi ve yönetenlerin hesap verilebilirliğini sağlamayı hedeflemektedir. Devletin vatandaşı bilgilendirme sorumluluğundan kaynaklanan bilgi edinme hakkı yönetimde şeffaflığın, demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün gereklerindendir.

13.3. Ulusal mevzuatımızda ilk olarak 9/10/2003 tarihli ve 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu ile düzenlenen bilgi edinme hakkına yönelik olarak, anılan Kanun’un genel gerekçesinde; “Demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün gereklerinden olan bilgi edinme hakkı, bireylere daha yakın bir yönetimi, halkın denetimine açıklığı, şeffaflığı sağlama işlevlerinin yanı sıra halkın Devlete karşı duyduğu kamu güvenini daha yüksek düzeylere çıkarmada önemli bir rol oynamaktadır. Kullanılan bu hak sayesinde hem halkın Devleti denetimi kolaylaşmakta hem de Devletin demokratik karakteri güçlenmektedir.

Bilindiği üzere, kamu kurum ve kuruluşlarında açıklık ve şeffaflık kavramı, olumsuz olarak görülen gizlilik kavramının giderilmesi ile yönetilenlerin yönetenlerin işlem ve faaliyetlerini denetlemesinin sağlanması düşünceleri üzerine ortaya çıkmıştır. Demokratik ülkelerde, bilgi edinme özgürlüğü, temel hak ve özgürlüklerin kullanılması bağlamında vazgeçilmez temel haklardan biri olarak kabul edilmektedir.

Şeffaflık ve gizliliğin iki yönü bulunmaktadır. Bunlardan birincisi, kurum ve kuruluşların “bilgi verme ödevi”, ikincisi ise, vatandaşların “bilgi edinme hakkı”dır. Kurum ve kuruluşlar; bilgi edinme hakkının kullanılması konusunda yapılan başvuruları cevaplandırmak, bilgi veya belgeye erişimde gereken kolaylıkları sağlamak yoluyla şeffaf yönetimin sağlanmasına katkıda bulunabilirler. Kamu kaynaklarıyla üretilen ve hiçbir gizliliği olmayan bilgilere erişimin gereksiz yere kısıtlanmaması, vatandaşların, kendileriyle ilgili bilgilere kolayca erişiminin sağlanması ve kamusal hizmetle yükümlü kurum ve

/

kuruluşların çalışmalarını görmesini, izlemesini, bilgilenmesini sağlamak amacıyla bilgi edinme hakkının kullanılmasının sınırlarını da belirlemek gerekmektedir.” açıklamalarına yer verilmiştir.

13.4. Bilgi edinme hakkı, 2010 yılında Anayasanın 74 üncü maddesine eklenen dördüncü fıkra ile anayasal güvence altına alınmıştır. Anılan fıkrada “herkesin bilgi edinme hakkına sahip olduğu” belirtilerek genel bir düzenleme yapılmış, hakkın sınırı konusunda ayrıca bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Ancak elbette ki, bilgi edinme hakkı da mutlak bir hak olmayıp, ilgili mevzuatı kapsamında belli bazı kısıtlamalara tabi tutulabilecektir.

13.5. Anayasa Mahkemesinin 4.12.2014 tarihli ve E:2013/114 ve K:2014/184 sayılı kararında “Bilgi edinme hakkının konusu, resmî makamlarca tutulan ve kişinin kendisi hakkında olan veya olmayan verilere erişim talebi olabileceği gibi resmî makamlarca tutulan, kişinin kendisi ile ilgili olmayan ancak kamu yararı taşıyan konulardaki bilgiler de olabilir. Kapsamı itibarıyla çoğu temel hak ve özgürlük ile bağlantılı olabilecek bilgi edinme hakkı Anayasa Mahkemesine göre de yönetilenlerin yönetenleri denetleyebilmesinin, dolayısıyla hukukun üstünlüğünün sağlanabilmesinin önemli bir aracı olarak işlev görmektedir. Bilgi edinme hakkı, devletin demokratik niteliğinin geliştirilmesi ve bireyin temel hak ve özgürlüklerinin korunması hususlarında önemli bir rol oynadığından, demokratik hukuk devletinde vazgeçilmez bir hak niteliğine sahip bulunmaktadır. Bu hakkın sınırlanmasını öngören düzenlemelerin de

Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen güvencelere ve bu bağlamda ölçülülük ilkesine uygun olması gerektiği açıktır.” denmek suretiyle, bilgi edinme hakkına getirilecek sınırlamanın çerçevesi çizilmiştir.

13.6. Bilgi edinme hakkının kullanımına yönelik esas ve usullerin belirlendiği 4982 sayılı Kanunu’nun 1 inci maddesi ile kanunun amacı “demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına ilişkin esas ve usulleri düzenlemek” olarak belirtilmiş, 5 inci maddesi uyarınca, kamu kurum ve kuruluşları, bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri almakla yükümlü kılınmıştır.

13.7. Kurum ve kuruluşların yükümlülüklerinin kapsamının ne olduğu ve bilgi verme yükümlülüğünün sınırlarının neler olduğu Kanunda belirlenmiştir. Dolayısıyla, Kanunun temel amacı açısından serbesti kural olmakla birlikte, 4982 sayılı Kanun kapsamındaki bir bilgi edinme başvurusu bu Kanunun getirdiği bir istisnaya dayanılarak reddedilebilecektir.

13.8. Bilgi edinme hakkının sınırları 4982 sayılı Kanunun 4. Bölümünde düzenlemiş olup, 15 ila 28 inci maddeleri arasında yer alan bu istisnaların, yargı denetimi kapsamındaki işlemler, devlet sırrına, ülkenin ekonomik çıkarlarına, istihbarata, idari ve adli soruşturma ve kovuşturmaya ilişkin bilgi ve belgeler, özel hayatın ve haberleşmenin gizliliği, ticari sır, fikir ve sanat eserleri, kurum içi düzenlemeler, kurum içi görüş, bilgi notu ve tavsiyeler ve gizliliği olan belgelerden oluştuğu görülmektedir.

14. Bilgi Edinme Hakkı ile ifade özgürlüğü arasındaki ilişki 14.1. Anayasa’nın 26. maddesinin birinci fıkrasında vurgulandığı üzere ifade özgürlüğü, herkesin söz, yazı, resim veya başka yollarla düşünce ve kanaatlerini açıklama ve yayma hakkını ve buna bağlı olarak haber veya görüş alma ve verme özgürlüklerini kapsamaktadır. Bu çerçevede ifade özgürlüğü, kişinin haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden dolayı kınanamaması

/

ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi, 1 savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir.

14.2. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10 uncu maddesinde de “Herkesin ifade özgürlüğü hakkına sahip olduğu, bu hakkın, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsadığı, görev ve sorumluluklar yükleyen bu özgürlüklerin, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda güvenliğin korunması, kamu düzeninin sağlanması için gerekli olan bazı formaliteler, koşullar, sınırlamalar veya yaptırımlara tabi tutulabileceği” belirtilmiştir.

14.3. Kişilerin bir konu hakkında düşünce ve kanaat oluşturabilmesinin bilgi sahibi olmalarına bağlı olduğu tartışmasızdır. İfade özgürlüğünün ön koşulu olan haber, düşünce ve bilgilerin serbestçe araştırılması, elde edilmesi ve öğrenilmesinin haber ve bilgi kaynaklarının erişilebilir olmasına bağlıdır. “Bireyler çeşitli yollarla elde ettikleri bilgiler sayesinde düşüncelerini oluşturma sürecine girer. Devlet, kamu düzeni içinde sahip olduğu konumu ve bireylerle arasında kurduğu ilişkideki üstünlüğü nedeniyle ilk elden, ham ve çarpıtılmamış bilginin elde edilebileceği temel bir kaynak konumunda olduğundan objektif bilgiye erişimin çoğu zaman resmî makamların elinde bulunan bilgi ve belgelerin ulaşılabilir olması ile mümkün olabileceği 2 açıktır. Bu anlamda bilgi edinme hakkı, ifade özgürlüğünün gerçekleşmesine hizmet eder.”

14.4. AİHM, 2016 yılında verdiği Magyar Helsinki Bizottság/Macaristan ([GK], (B. No:

18030/11,8/11/2016, § 156) kararı ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 10. maddesinin bireye bir kamu otoritesi tarafından tutulan bilgilere erişim hakkı vermediği veya devlete bu bilgileri bireye verme yükümlülüğü getirmediği şeklindeki kanaatini önceki kararları ile uyumlu olarak devam ettirmişse de kesin hüküm niteliği kazanmış bir yargı kararına bağlı olarak bilginin açıklanması gereken hâller veya bilgiye erişimin sağlanmasının kişinin düşüncesini açıklaması hakkını kullanmasının bir aracı olması hâli söz konusu olduğunda Sözleşme’nin 10. maddesi kapsamında böyle bir yükümlülüğün doğabileceğini 3 belirterek yeni bir yaklaşım benimsemiştir.

14.5. AYM de AİHM içtihadıyla uyumlu olarak, Anayasa’nın 26. maddesinin kişilere resmî makamlarca tutulan bilgiye ulaşma şeklinde genel bir hak tanımadığını, devlete de elindeki veri ve belgelerle ilgili bilgi verme ve/veya talep edilen bilgiyi toplama yükümlülüğü yüklediği şeklinde bir sonuç çıkarılamayacağını belirtmektedir.

14.6. Mahkeme ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahaleye yol açabileceğini kabul eden “kesin nitelikteki bir yargı kararıyla devlete bilgi verme yükümlülüğü yüklenmesi” durumu ile “resmî makamlarca tutulan verilere erişimin düşüncenin açıklanması özgürlüğünün kullanılmasında araçsal bir işlev üstlenmesi” 4 durumuna bağlayan AİHM içtihadından ayrılmamaktadır.

14.7. Anılan yüksek mahkeme kararları uyarınca, kesin nitelikteki bir yargı kararıyla devlete bilgi verme yükümlülüğü yüklenmesi durumunda bilginin verilmemesinin hakkın kullanımına müdahale teşkil edeceği açıkça kabul edilmektedir.

1 (AYM, Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §33)

2 (Yaman Akdeniz (2) [GK], B. No: 2016/6815, 15/2/2023, §51)

3 (Yaman Akdeniz (2) [GK], B. No: 2016/6815, 15/2/2023, § 23)

4 (Yaman Akdeniz (2) [GK], § 52)

/

14.8. İkinci durumda, yani resmî makamlarca tutulan verilere erişimin düşüncenin açıklanması özgürlüğünün kullanılmasında araçsal bir işlev üstlenmesi durumunda ise, bilgiye erişimin reddedilmesinin başvuranın ifade özgürlüğü hakkına bir müdahale teşkil edip etmediğinin ya da hangi ölçüde bir müdahale olduğu hususunun her olayın kendine özgü koşullarında değerlendirilmesi gerektiğini belirtilerek bazı kriterler belirlenmiş ve hakkın Sözleşmenin 10 uncu maddesi ve Anayasanın

26 ncı maddesi kapsamında değerlendirilebilmesi için somut olayda bu kriterler temelinde belirli bir

5

eşiğe ulaşma şartı aranmıştır. Bu kriterler özetle şöyledir :

i. Bilgi Edinme Talebinin Amacı: Kamu kurumları tarafından tutulan bilgiye erişim düşüncenin açıklanması amacının bir ön koşulu olmalıdır. Bu bağlamda talep edilen bilginin gazetecilik faaliyetlerinde veya kamusal tartışma platformu oluşturan diğer faaliyetlerin hazırlık aşaması olan düşüncenin oluşumu sürecinde faydalanılmak üzere ulaşılması gerekli bir araç olduğunun ortaya konulması gerekir.

ii. Talep Edilen Bilginin Niteliği: Talep edilen bilginin niteliği kamu yararı testini geçiyor olmalıdır. Bu bağlamda resmî makamlarca tutulan ve kişinin kendisi hakkında olan bilgiye erişim talepleri ile kişinin kendisi hakkında olmamakla birlikte kamu yararı amacı da taşımayan bilgiye erişim talepleri başvuruculara Anayasa’nın 26. maddesi kapsamında bir hak tanımaz. Ancak kamu yararını ilgilendiren, kamuya menfaat sağlayacak meselelere ilişkin bilgi taleplerinde bilgi edinme hakkının ifade özgürlüğünün gerçekleştirilmesinde başvurulan bir araç işlevi gördüğü kabul edilebilir.

iii. Bilgi Edinme Talebinde Bulunan Kişinin Kimliği: Bilgi edinme talebinde bulunan kişinin kamuoyunun bilgilendirilmesi konusundaki rolü özel bir önem taşımalıdır. Kamuoyuna çeşitli fikir ve tutumların iletilmesi ile bunlara ilişkin bir kanaat oluşturması için en iyi araçlardan biri olması (İlhan

Cihaner (2), B. No: 2013/5574, 30/6/2014, § 63) ve kamu gücünü kullanan organların yetkilerini hukuka uygun kullanıp kullanmadıklarının kamuoyunca denetiminde gördüğü işlev dikkate alındığında basın için haber hazırlama aşamasında resmî makamların elinde bulunan bilgi ve belgelere erişim, basının görevini yerine getirebilmesinde hayati önemdedir. Dahası demokratik katılımın ön planda olduğu çoğulcu demokrasilerde, tüm toplumu veya toplumun belli kesimlerini ilgilendiren konularda harekete geçerek kamu bilincinin oluşması ve kamusal tartışma alanlarının yaratılması yalnızca medya kuruluşlarına ve profesyonel gazetecilere özgülenmiş bir fonksiyon da değildir. Bilim insanları, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşları gibi çevreler de kamusal meselelerin tartışılmasında önemli katkılarda bulunabilmektedir (Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri [GK], B. No: 2018/17635, 26/7/2019, §§ 110, 111). Üstlendikleri bu görev nedeniyle resmî makamların elinde bulunan bilgi ve belgeler, söz konusu çevreler için de düşüncenin oluşumunda ve üretiminde başvurulabilecek esaslı kaynak niteliğindedir. Bu gibi durumlarda ifade özgürlüğünün etkin olarak kullanılabilmesinde bilgi edinme hakkının işlevselliği yadsınamaz.

iv. Talep Edilen Bilginin Mevcudiyeti: Anayasa’nın 26. maddesi resmî makamlara bilgi ve veri toplama yükümlülüğü yüklememektedir. Bu nedenle ancak hazır ve kullanılabilir olan bilgiye erişim taleplerinin reddedilmesi ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale oluşturabilir. Nitekim 4982 sayılı Kanun’un 5.

maddesinin birinci fıkrası ile 27/4/2004 tarihli Yönetmelik’in 6. maddesi resmî makamları, belirli istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanması için tasnif etmek ve sunmak üzere gerekli idari ve teknik tedbirleri almakla yükümlü kılmıştır (bkz. §§ 17, 20).

5 (Yaman Akdeniz (2) [GK], § 53)

15. Bilgi edinme hakkına ilişkin olarak belirtilen bu genel çerçeve içerisinde, başvuranın idareye yaptığı bilgi edinme başvurusunun tek tek sorular bazında incelenmesinin yerinde olacağı değerlendirilmiştir.

16. Başvuranın “Diyarbakır Adalet Komisyonu tarafından (1) Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri

İzleme Kurulları Yönetmeliğinin 5 maddesine göre duyurular yapılmakta mıdır?” (2) Yapılıyorsa duyurular nerede ve ne zaman ve ne kadar sıkılıkla yapılmaktadır? sorularına verilen yanıtların

incelenmesi:

16.1. Bahse konu soruya cevaben idare tarafından gönderilen 04/12/2023 tarihli ve 04/04/2024 tarihli yazılarda “(1) Diyarbakır Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kuruluna üye seçimi 4681 sayılı

Ceza Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları Kanunu ile Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme

Kurulları Yönetmeliğinin 5. Maddesine göre duyurular yapılmaktadır.” şeklinde yanıt verilmiş olup, verilen yanıtın 4982 sayılı Kanunun 5 inci maddesi kapsamında yerinde ve yeterli olduğu değerlendirilmiştir.

16.2. Başvuran, söz konusu sorunun tamamlayıcısı niteliğinde olarak “duyuruların nerede ve ne zaman ve ne kadar sıkılıkla yapıldığını” da sormuş, ancak idare 04/12/2023 tarihli ilk yazısında bu hususa değinmemiş; BEDK’ya yapılan itiraz neticesinde verilen karar üzerine başvuranı muhatap 02/02/2024 tarihli yazısında “Anılan Yönetmeliğin 5. maddesine göre yapılan duyuruların ilan edilmek üzere

Diyarbakır Adliyesi ilan panosuna, Diyarbakır Valiliğine ve Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığına gönderildiği” bildirilmiştir 16.3. Bilindiği üzere, 2001 tarihinde kabul edilen 4681 sayılı Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme

Kurulları Kanunu ile ceza infaz kurumları ve tutukevlerinin yönetim, işleyiş ve uygulamalarını yerinde görmek, incelemek, bilgi almak ve tespitlerini rapor haline getirerek yetkili ve ilgili mercilere sunmak üzere, ceza infaz kurumları ve tutukevleri izleme kurullarının (izleme kurulu) kurulmasına karar verilmiş, görev ve yetkilerine ilişkin esas ve usuller düzenlemiştir.

16.4. Anılan Kanunun 2 nci maddesi uyarınca “bulunduğu yargı çevresinde ceza infaz kurumu veya tutukevi olan her adlî yargı adalet komisyonunca bir izleme kurulu kurulmakta” olup, Ceza İnfaz Kurumları ve

Tutukevleri İzleme Kurulları Yönetmeliğinin 5 inci maddesi uyarınca izleme kurulu üyeleri, anılan

Kanunda yazılı şartları taşıyan kişilerden re’sen veya o yerdeki ilgili kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının görüşleri alınarak ya da o yerin en büyük mülkî âmirinin yardımıyla belirlenecek olanlar ile doğrudan başvuranlar arasından adalet komisyonunca oybirliğiyle seçilmektedir.

16.5. Anılan Yönetmelik maddesinin devamında ise “Üye adaylarının doğrudan başvurularını sağlamak amacıyla adliye divanhanesi, yerel gazeteler ve benzeri mutat vasıtalarla ilân yapılabileceği, ilânın şeklini adalet komisyonunun belirleyeceği” belirtilmiştir.

16.6. 4982 sayılı Bilgi Edinme Kanunu’nun 8 inci maddesinde ise “Kurum ve kuruluşlarca yayımlanmış veya yayın, broşür, ilân ve benzeri yollarla kamuya açıklanmış bilgi veya belgelerin, bilgi edinme başvurularına konu olamayacağı, ancak, yayımlanmış veya kamuya açıklanmış bilgi veya belgelerin ne şekilde, ne zaman ve nerede yayımlandığının veya açıklandığının başvurana bildirileceği” hüküm altına alınmıştır. Kanunun uygulama Yönetmeliğinin 13 üncü maddesinde de benzer bir hükme yer verilmiştir.

16.7. Anılan mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, idarece başvuranın (2) numaralı sorusuna verilen yanıtta “… duyuruların ilan edilmek üzere Diyarbakır Adliyesi ilan panosuna, Diyarbakır Valiliğine ve Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığına gönderildiği” yönündeki bilginin eksik olduğu, duyuruların ne zaman ve nerede yayımlandığının başvurana bildirilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

17. Başvuranın “(3) Duyuru neticesinde başvuran avukat var mıdır? Varsa kimlerdir?” (4) Duyuru neticesinde başvuran avukat yoksa savcılık tarafından hangi avukatlar ve hangi kriterlere göre

seçilmektedir?” sorularına idarece verilen yanıtların incelenmesi:

17.1. İdare tarafından başvuranın ilk başvurusu üzerine verilen 04/12/2023 tarihli ilk yazısında bu hususa değinilmemiş; ancak BEDK’ya yapılan itiraz neticesinde verilen karar üzerine başvuranı muhatap 02/02/2024 tarihli yazısında “(3) Başvuru yapan avukatın bulunduğu, üye olarak seçildiği, bilahare isteği üzerine istifa ettiği anlaşılmıştır.” bilgisinin verildiği görülmüştür.

17.2. Başvuru yapan avukat olup olmadığı bilgisi, 4982 sayılı Kanunun 5 inci maddesi kapsamında idarece karşılanması gereken bilgilerdendir. Nitekim idare “başvuru yapan avukatın bulunduğunu” bildirmiş, mevzuattan kaynaklanan yükümlülüğünü –gecikmeli olarak- yerine getirmiştir.

17.3. Bununla birlikte, başvuran “Varsa kimlerdir?” sorusu ile izleme kurullarına üyelik için başvuru yapan avukatların özel hayatlarının gizliliğinin ihlaline sebep olacak, kişisel verilerini içeren ilave bilgi de talep etmiştir.

17.4. Yukarıda belirtildiği üzere, 4982 sayılı Kanunun temel amacı açısından serbesti kural olmakla birlikte, bu Kanunun hakkın kullanımına kısıtlamalar bulunmaktadır. Kanunun getirdiği istisnalardan biri

21 inci maddesinde yer verilen “Özel hayatın gizliliğine” ilişkin olup, buna göre “Kişinin izin verdiği hâller

saklı kalmak üzere, özel hayatın gizliliği kapsamında, açıklanması hâlinde kişinin sağlık bilgileri ile özel ve aile hayatına, şeref ve haysiyetine, meslekî ve ekonomik değerlerine haksız müdahale oluşturacak bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır. Kamu yararının gerektirdiği hâllerde, kişisel bilgi veya belgeler, kurum ve kuruluşlar tarafından, ilgili kişiye en az yedi gün önceden haber verilerek yazılı rızası alınmak koşuluyla açıklanabilir.” 17.5. Başvuranın talebinin anılan madde kapsamında değerlendirilmesinden, talebin karşılanması halinde izleme kurulu üyeliği için başvuran avukatların özel hayatlarının gizliliğinin ihlal edileceği açık olup, söz konusu bilginin açıklanmasında herhangi bir kamu yararı da bulunmadığı, öte yandan, talebin 6698 sayılı

Kişisel Verileri Koruma Kanunu’nun 12 nci maddesi uyarınca da başvuranla paylaşılmasının mümkün olmadığı birlikte değerlendirildiğinde, başvuranın talebinin bu yönüyle reddi gerekmektedir.

17.6. Bununla birlikte, 4982 sayılı Kanunun 12 nci maddesinde yer alan “Başvurunun reddedilmesi hâlinde bu kararın gerekçesi ve buna karşı başvuru yolları belirtilir.” hükmü karşında, idarece talebin reddine yönelik işlemde dahi kararın gerekçesinin ve buna karşı başvuru yollarının belirtilmesi gerektiği anlaşıldığından, idarenin yanıtının eksik olduğu, bilgi edinme başvurularının daha özenli yanıtlanması hususunda idareye tavsiyede bulunulması gerektiği değerlendirilmiştir.

17.7. Başvuran, 3 üncü sorusuna ilaveten, idareye koşullu “(Duyuru neticesinde başvuran avukat yoksa)

savcılık tarafından hangi avukatlar ve hangi kriterlere göre seçilmektedir?” şeklinde 4 üncü sorusunu yöneltmiştir. 3 üncü sorunun cevabın olumlu olması, yani sorudaki koşulun ortadan kalkması sebebiyle söz konusu sorunun yanıtlandırılması gerekmediği değerlendirilmektedir. Nitekim bu hususun aydınlatılması amacıyla aynı sorunun Kurumumuzca yeniden yöneltilmesi sonucunda idarece “İlgili mevzuatında yer alan izleme kurulu üyelerinde aranacak nitelikler dışında herhangi bir ölçüt aranmadığı” belirtilmiştir.

18. Başvuranın “Kurul toplantılarına katılan avukatların toplantılarda olumlu veya olumsuz görüş

bildirme sayıları veya yüzdelikleri kaçtır? sorusuna idarece verilen yanıtın incelenmesi:

/

18.1. İlgili idarece başvuranın bu sorusuna başvuranı muhatap 04/12/2023 tarihli ilk yazıda cevap verilmediği görülmüştür. Başvuran tarafından, BEDK’ya yapılan itiraz neticesinde Kurul tarafından 4982 sayılı Kanunun “Kurum içi düzenlemeler” başlıklı 25 inci maddesi gerekçe gösterilerek talebin reddi yönünde verilen karar üzerine başvuranı muhatap 02/02/2024 tarihli yazıda da bu hususa değinilmediği anlaşılmaktadır.

18.2. 4982 sayılı Kanunun “Kurum içi düzenlemeler” başlıklı 25 inci maddesinin birinci fıkrası “Kurum ve kuruluşların, kamuoyunu ilgilendirmeyen ve sadece kendi personeli ile kurum içi uygulamalarına ilişkin düzenlemeler hakkındaki bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkının kapsamı dışındadır.” hükmünü amir olup, anılan Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin 6 ncı maddesinde de benzer bir düzenlemeye yer verilmiştir.

18.3. Belirtilen mevzuat hükümlerine göre, bir bilgi edinme başvurusunun bu madde kapsamında reddedilebilmesi iki koşula bağlanmıştır. Bunun için talebin öncelikle, kurum ve kuruluşların kamuoyunu ilgilendirmeyen düzenlemeleri içeren bilgi-belgeleri hakkında olması, bu koşulun sağlanması halinde kurum ve kuruluşların sadece kendi personeli ile kurum içi uygulamalarına ilişkin düzenlemelerine ilişkin olması gerekmektedir.

18.4. Talebe konu bilgi Kanunun 25 inci maddesi kapsamında incelendiğinde, ceza infaz kurumlarındaki işleyişin “kamuoyunu ilgilendirmeyen” konulardan olduğunun kabulü mümkün değildir. Zira mevcut ceza infaz sisteminin amacı hükümlünün iyileştirilmesi ve topluma yeniden kazandırılması olarak tanımlanmış, cezanın infazında insan hak ve onuruna yakışır idari davranış usullerinin benimseneceği kabul edilmiştir.

Dolayısıyla ceza infaz kurumlarındaki uygulamalar, temel hak ihlallerinin önüne geçilmesi amacıyla kamu tarafından takip edilen, diğer kamusal hizmetler gibi kamuoyunu doğrudan ilgilendiren konular arasındadır.

18.5. Nitekim idare tarafından Kurumumuza verilen yanıtta da Kanunun 25 inci maddesinden bahsedilmemiş, bu soruya cevaben, 4982 sayılı Kanunun herhangi bir maddesine atıfta bulunulmaksızın

“Kurul üyelerinin toplantılarına yönelik tutanağın infaz kurumlarında bulunan hükümlü/tutuklu talepleri ve kurul kararları ceza infaz kurumlarının işleyişi vb. konuları ihtiva ettiğinden güvenlik nedeniyle ve çok sayıda olması nedeniyle talep edene verilemeyeceği” yönünde yanıt verilmiştir.

18.6. Ancak, soruda açıkça görüleceği üzere, başvuran kurul toplantı tutanaklarının örneklerini değil, “Kurul toplantılarına katılan avukatların toplantılarda olumlu veya olumsuz görüş bildirme sayıları veya yüzdeliklerini” yani avukatların kurul kararlarının oluşumuna dayanak teşkil eden görüş bildirme sayılarına yönelik istatistiki veriyi bilgi edinmeye konu etmiştir. Başvuran, söz konusu istatistiki bilgiyi hangi amaçla kullanacağına, bilgilerin paylaşılmasının neden gerekli olduğuna dair herhangi bir açıklama yapmamıştır.

18.7. Somut başvuruda, kesin nitelikteki bir yargı kararıyla devlete yüklenen bilgi verme yükümlülüğünün yerine getirilmemesi durumu söz konusu değildir. O hâlde başvuru konusu olayın belirlenen yüksek

Mahkeme içtihatlarıyla (bkz. prg. 17) belirlenen asgari ölçütler kapsamında değerlendirilerek, “idarede tutulan verilere erişimin düşüncenin açıklanması özgürlüğünün kullanılmasında araçsal bir işlev üstlenmesi” ikinci durumuna denk gelip gelmediğinin tespit edilmesi gerekmektedir.

18.8. Bu amaçla, ilk olarak başvuranın kimliğinin ve kamuoyunun bilgilendirilmesi konusundaki rolünün anlaşılması gerekmektedir. Başvuran Kurumumuza ilettiği dilekçesinde Diyarbakır Barosuna kayıtlı fiilen avukatlık yapan bir kişi olduğunu ifade etmiş, ancak Baro, sivil toplum kuruluşu, akademi, gazete, sosyal dijital platformlar veya benzeri herhangi bir çatı altında ceza infaz kurumlarının işleyişine yönelik yürüttüğü herhangi bir çalışmasına veya kamuoyunu bilgilendirmeye yönelik herhangi bir

/

faaliyetine değinmemiştir. Avukatların bir kamu hizmeti yürüttüğü kabul edilmekle birlikte, başvuranın mesleğinin doğrudan kamuoyunun bilgilendirilmesi amacına yönelik bir işlevi olduğunun kabulü mümkün değildir. Mesleği dışında herhangi bir açıklama yapılmamış olması sebebiyle, başvuranın talebe konu ettiği bilgiyi kamuoyunu bilgilendirmek için yapıp yapmadığı belirsiz kalmıştır.

18.9. İkinci olarak, talep edilen bilginin niteliğinin incelenerek kamu yararını ilgilendiren bir husus olup olmadığı ele alınmalıdır. Başvuran, talebine konu bilginin edinilmesi ile sağlanacak kamu yararı hakkında herhangi bir açıklama yapmamıştır. Başvuranın tüm sorularına birlikte bakıldığında, izleme kurullarına avukatların dâhil edilip edilmediği, ediliyor ise avukatların kurullardaki etkinliğinin sorgulandığı anlaşılmakla birlikte, herhangi bir meslek grubuna özgülenen bu tür bir araştırmanın kişisel merakın karşılanmasının ötesine geçerek ceza infaz kurumlarındaki ya da izleme kurullarındaki işleyiş hakkında kamuoyunu aydınlatacak ne tür bir fayda, kamusal yarar sağlayacağı açıklanmamıştır.

18.10. Somut başvuruda tespiti gereken üçüncü husus, başvuranın bilgi edinme talebinin düşüncenin açıklanması amacının bir ön koşulu olup olmadığıdır. Başvuruda “Kurul toplantılarına katılan avukatların toplantılarda olumlu veya olumsuz görüş bildirme sayıları veya yüzdelikleri kaçtır?” sorusu ile talep edilen bilginin nerede, hangi amaçla kullanılacağının belirtilmediği görülmektedir. Ceza infaz kurumlarındaki işleyiş, şüphesiz kamuoyunu ilgilendiren temel tartışma konularından biridir. Diyarbakır

Barosuna kayıtlı fiilen avukatlık yapan bir kişi olarak, 4681 sayılı Kanunla yapılan izleme faaliyetlerinin ve buna ilişkin olarak avukat görüşlerinin başvuranın doğal ilgi alanında olduğu kabul edilebilecekse de, başvuranın Baro ya da herhangi başka bir sivil toplum kuruluşu veya akademik, vb. çatı altında yürüttüğü herhangi bir çalışmasına veya kamuoyunu bilgilendirmeye yönelik herhangi bir faaliyetine işaret etmediği, talep ettiği bilgiye erişimin nasıl bir kamusal tartışma platformunda düşüncenin oluşması/açıklanması sürecine katkı sunmak amacıyla talep edildiği belirsiz kalmaktadır. Dolayısıyla, talep edilen bilginin düşüncenin oluşumu sürecinde faydalanılmak üzere ulaşılması gerekli bir araç olduğunun ortaya konulamadığı, bilgiye erişimin düşüncenin açıklanması amacının bir ön koşulu olduğu dikkate alındığında, gerekli ön koşulun sağlanmadığı değerlendirilmiştir.

18.11. Son olarak, talep edilen bilginin şikâyete konu idaredeki mevcudiyeti hususunda da bir açıklık bulunmamaktadır. Bu amaçla, mevzuatın adli yargı komisyonlarının, ellerinde bulunan izleme kurulu toplantı karar tutanaklarından derlenecek “Kurul toplantılarına katılan avukatların toplantılarda olumlu veya olumsuz görüş bildirme sayıları veya yüzdeliklerine” ilişkin ayrıştırılmış bilgiyi kapsayıp kapsamadığı hususu tartışılmalıdır.

18.12. Belirtildiği üzere, Anayasa’nın 26. maddesinin resmî makamlara bilgi ve veri toplama yükümlülüğü yüklemediği, bu nedenle ancak hazır ve kullanılabilir olan bilgiye erişim taleplerinin reddedilmesi halinde ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale oluştuğu kabul edilmektedir.

18.13. Bilgi Edinme Hakkı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Yönetmelik’in 6.

maddesinin ikinci fıkrası ile kurum ve kuruluşlara, ellerinde mevcut olan ve bilgi edinme başvurusuna konu olabilecek bütün bilgi veya belgeyi bilgi edinme hakkının kullanımını kolaylaştıracak şekilde tasnif etme görevi yüklenmiş; bu amaçla kurum ve kuruluşların belge kayıt, dosyalama ve arşiv düzeniyle ilgili gerekli idari ve teknik tedbirleri alması gerektiği belirtilmiştir. Bu bağlamda, olağan bir çalışma ile kolayca oluşturulabilecek, filtrelenmesi ve derlenmesi hususunda idareye çok fazla külfet yüklemeyecek türden bilgi taleplerinin ayrı ve özel bir araştırma yapılmasını gerektiren talepler olarak değerlendirilemeyeceği açıktır.

18.14. 4982 sayılı Kanunun “istenecek bilgi veya belgenin niteliğinin” açıklandığı 7 nci maddenin birinci fıkrasında ise bilgi edinme başvurularının başvurulan kurum ve kuruluşların ellerinde bulunan veya görevleri gereği bulunması gereken bilgi veya belgelere ilişkin olması gerektiği, ikinci fıkrasında kurum ve kuruluşların ayrı veya özel bir çalışma, araştırma, inceleme ya da analiz neticesinde oluşturulabilecek türden bir bilgi veya belge için yapılacak başvurulara olumsuz cevap verebilecekleri düzenlenmiştir.

Benzer bir düzenlemenin yer aldığı Bilgi Edinme Hakkı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Esas ve Usuller

Hakkında Yönetmeliğin 12 nci maddesinin ikinci fıkrasında benzer düzenlemeye yer verilmiştir.

18.15. Söz konusu düzenlemeyle Kanunun 5 inci maddesi ile bilgi verme yükümlülüğü altına sokulmuş olan kurum ve kuruluşlara, bu yükümlülüğü yerine getirip getirmeme konusunda bir takdir hakkı verilmiştir. Kurumlar, bu tür başvurulara olumlu cevap verebileceği gibi olumsuz da cevap verebilirler.

Ancak, Kanun metninin tamamı incelendiğinde, hakkın kullanılmasında asıl olanın idarenin, görevi gereği sahip olduğu ya da olmak zorunda bulunduğu bilgi ve belgeleri talepte bulunan kişilerle paylaşmasının zorunlu olduğu, yani bilgi verme yükümlülüğünün kural, vermemenin istisna olduğu, idarelerin talep edilen bilgiyi vermek amacıyla gerekli tedbirleri almakla yükümlü oldukları, bu hakkın ancak Kanunda belirtilen hallerde sınırlanabileceği, dikkate alındığında; bilgi edinme hakkının kötüye kullanılmasının önüne geçilebilecek bir önlem olarak değerlendirilmesi gereken bu takdir yetkisinin, idarece Kanunun genel amacına ve ilkelerine uygun bir şekilde kullanılması beklenmektedir.

18.16. Bu bağlamda, 4982 sayılı Kanun kapsamında talep edilen bilgi ve belgelere ilişkin özel araştırma, çalışma veya analiz yapılması gerektiği hallerde; yapılacak bu çalışmaların idareye getireceği külfet ile bilgiye erişimin sağlanması halinde sağlanacak fayda arasında makul bir denge gözetilmesi gerekmektedir.

18.17. Yüksek mahkeme kararlarında da idarelerin ellerinde bulunan bilgilerin başvuranların kendi belirlediği parametrelere göre filtrelenmesi ve derlenmesi yönündeki bilgi taleplerinin karşılanmasında bunun idareye getireceği iş yüküne bakıldığı görülmektedir. Bubon/Rusya kararında AİHM, idare tarafından seçilen parametrelere göre kamuya açık olarak yayımlanan suç istatistiklerinin yeterli görülmeyip daha spesifik bilgiye dayanan istatistiki bilgi talebinin önemli ölçüde iş yüküne yol açacağını 6 dikkate alarak, başvuruyu kabul edilemez bulmuştur.

18.18. Somut başvurunun, belirtilen mevzuat ve içtihat kapsamında incelenmesinden, “Kurul toplantılarına katılan avukatların toplantılarda olumlu veya olumsuz görüş bildirme sayıları veya yüzdelikleri kaçtır?” sorusu ile adli yargı komisyonlarındaki izleme kurullarına ait karar ve tutanaklardan derlenmesi talep edilen istatistiki bilginin ayrı veya özel bir çalışma, araştırma, inceleme ya da analiz neticesinde oluşturulabilecek türden bir bilgi olduğu, bu sebeple idarenin bahse konu bilgiyi paylaşmama konusunda takdir yetkisinin bulunduğu, başvuranın söz konusu istatistiki bilgiyi talep etme amacına ve getireceği kamusal yarara dair herhangi bir açıklama yapmamış olması nedeniyle talebin idareye yükleyeceği külfetle sağlanacak kamusal yarar arasında denge kurulmasının mümkün olmadığı, bu kapsamda başvuranın talebine konu bilginin karşılanmaması sebebiyle ifade özgürlüğüne haksız müdahale edildiği iddiasının kabul edilebilir olmadığı değerlendirilmiştir.

19. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı çerçevesinde, başvuranın (1) numaralı sorusuna idarece verilen yanıtın yeterli olduğu, (2) numaralı sorusuna verilen yanıtın eksik olduğu, (3) ve (4) numaralı sorulara verilen yanıtların yeterli olduğu ancak idarenin işleminin gecikmeli olarak tesis edildiği ve paylaşılmayan bilgilerin gerekçelerinin açıklanmadığı tespit edilmiş, idarece bilgi edinme

6 AİHM Bubon/Rusya (B. No: 63898/09, 7/5/2017)

taleplerinin karşılanmasında daha özenli davranılması gerektiği değerlendirilmiştir. Başvuranın (5)

numaralı sorusuna yanıt verilmemesi ve buradan yola çıkarak sorularına hiç, eksik yahut gecikmeli yanıt verilmesi ile ifade özgürlüğünün ihlaline sebebiyet verildiği iddiası ise başvuranın söz konusu bilgileri talep etme amacına, bilgilerin nerede kullanılacağına, getireceği kamusal yarara dair herhangi bir açıklama yapmamış olması sebebiyle kabul edilebilir bulunmamıştır.

20. Belirtilen gerekçelerle sonuç olarak; (2) numaralı sorusunda eksik kalan bilgilerin başvuranla paylaşılması ve Kararda belirtilen hususlar çerçevesinde bilgi edinme taleplerinin karşılanmasında daha özenli davranılması amacıyla ilgili idareye tavsiyede bulunulması; bilgi edinme başvurusunun gereğince karşılanmaması sebebiyle ifade özgürlüğünün ihlaline sebebiyet verildiği iddiasının reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 21. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgeler bakımından idare tarafından süresi içerisinde işlem tesis edildiği; böylece “makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı anlaşılmıştır. Buna karşılık, başvurana iletilen cevabi yazıda

“karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranılmadığı tespit edilmiş olup, idareye bu ilkeye de uygun davranması ve işbu kararın içeriğinde yer verilen hususlara özen göstermesi önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

27. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, (varsa) durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar, 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili

İdarenin işlemine karşı Diyarbakır İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, Başvuranın (2) numaralı sorusunda eksik kalan bilgilerin paylaşılması ve Kararda belirtilen hususlar çerçevesinde, bilgi edinme taleplerinin karşılanmasında daha özenli davranılması amacıyla

DİYARBAKIR ADLİ YARGI İLK DERECE MAHKEMESİ ADALET KOMİSYONU

BAŞKANLIĞI’NA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

Başvuranın bilgi edinme talebinin gereğince karşılanmaması nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlaline sebebiyet verildiği iddiasının REDDİNE,

6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis edilecek işlemin

veya eylemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna;

Kararın, Başvurana ve Diyarbakır Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığı’na ve bilgileri için Adalet Bakanlığı’na tebliğine;

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

/