ÖZET: Bu Danıştay kararında, başvuranın Bilgi Edinme Hakkı Kanunu çerçevesinde talep ettiği bilgi ve belgelerin, kişisel veriler ve özel hayatın gizliliği kapsamında değerlendirildiği belirtilmiştir. Başvuran, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nda görev yapan kişilere ait davaların kararlarını talep etmiştir. Ancak, bu bilgilerin açıklanmasının, ilgili kişilerin mesleki şeref ve haysiyetine haksız müdahale oluşturabileceği ve özel hayatlarının ihlaline yol açabileceği vurgulanmıştır.

İdarenin, başvuranın talebini 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun 21’inci maddesi gereğince reddetmesi, hukuka ve hakkaniyete uygun bulunmuştur. Bu karar, bilgi edinme hakkı ile özel hayatın gizliliği arasında bir denge kurulması gerekliliğini ortaya koymakta ve kişisel verilerin korunmasına yönelik yasal düzenlemelerin önemini vurgulamaktadır. Sonuç olarak, başvurunun reddi yönündeki karar, hukuki bir temele dayanmaktadır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/15751-S.21.25192

BAŞVURU NO : 2021/10901

KARAR TARİHİ : 03/11/2021

RET KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : AFET VE ACİL DURUM YÖNETİMİ BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın bilgi edinme talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 16/06/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran özetle; Afet ve Acil Durum Yönetimi

Başkanlığı bünyesinde çalıştığını, Kurumun birçok operasyon kapsamında geçici görevlendirmeler yaptığını, ancak söz konusu görevlendirmeler personelin rızası ile yapılmadığı için idare ile çalışanlar arasında çoğu kez ihtilafa neden olduğunu, kendisinin de geçici görevlendirilmesine ilişkin olarak Ankara

İdare Mahkemesi nezdinde görülmekte olan davası bulunduğunu ve bu dava kapsamında emsal teşkil etmesi için daha önce geçici görevlendirme işlemine karşı dava açan ve ’ya ait dava dosyalarına ilişkin yürütmeyi durdurma kararlarının, mahkeme bilgilerinin ve davalar sonuçlanmış ise ilk derece mahkemesi kararlarının tarafına verilmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Kurumumuzun 06/07/2021 tarih ve S.

sayılı yazısı ile Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’ndan bilgi ve belge talep edilmiş olup, ilgili

idarenin 03/08/2021 tarihli ve sayılı cevabi yazısı ve eklerinde özetle:

2.1. Anayasa’nın “Özel hayatın gizliliği” 20 nci maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.” denilmek suretiyle kişilerin özel hayatının anayasal güvence altına alındığı, ikinci fıkrasında özel sınırlama sebepleri ve sınırlamayı yapabilecek yetkili makamlar ve sürelerin tespit edildiği, maddenin üçüncü fıkrasında ise “Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.” şeklinde yer alan hüküm ile kişisel

verilere ilişkin temel hususlar belirlenerek detayların kanuna bırakıldığı, 2.2. Kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak ve kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esasları düzenlemek amacıyla 24/03/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması

Kanunu çıkarıldığı, 6698 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinde kişisel verinin “Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi” şeklinde tanımlandığı, 12 nci maddenin üçüncü fıkrasında ise veri sorumluları ile veri işleyen kişilerin, öğrendikleri kişisel verileri 6698 sayılı Kanun hükümlerine aykırı olarak başkasına açıklayamayacağı ve işleme amacı dışında kullanamayacağının hüküm altına alındığı ve bu yükümlülüğün görevden ayrılmalarından sonra da devam edeceğinin ifade edildiği, 2.3. 09/10/2003 tarihli ve 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun 21 inci maddesinde kişinin izin verdiği haller saklı kalmak üzere, özel hayatın gizliliği kapsamında, açıklanması halinde kişinin sağlık bilgileri ile özel ve aile hayatına, şeref ve haysiyetine, mesleki ve ekonomik değerlerine haksız müdahale oluşturacak bilgi veya belgelerin, bilgi edinme hakkı kapsamı dışında olduğunun hüküm altına alındığı, 2.4. 15/04/2011 tarihli ve 27906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2 seri numaralı Kamu Personeli Genel

Tebliği’nin “Özlük Dosyası Tutulmasına İlişkin Usul Ve Esaslar” başlıklı (D) kısmının 5 inci maddesine göre memur hakkında yapılan disiplin soruşturmalarına ilişkin evraklar ile verilen disiplin cezalarının, yargı organlarınca memur hakkında verilmiş karar örneklerinin, görevden uzaklaştırmaya ilişkin belgeler ile varsa inceleme, soruşturma ve denetim raporlarının özlük dosyasında saklanacağı ve 9 uncu maddesinde özlük dosyalarının tutulması ve muhafazasında özel hayatın gizliliği ilkesine riayet edileceği, özlük dosyası içeriği hakkında soruşturma ve kovuşturmaya yetkili merciler dışındakilere açıklama yapılamayacağı ve bilgi verilemeyeceği, ayrıca kişinin rızası olmaksızın özlük dosyasındaki bilgiler ve kayıtların esas alınarak kişi hakkında yayında bulunulamayacağı hükmüne amir olduğu, 2.5. Başvuran talep ettiği bilgilerin 6698 sayılı Kanun’un 12 nci maddesi ve 4982 sayılı Kanunun 21’inci maddesi gereğince Başkanlıkta görev yapan ve ‘ya ait davaların ara karar ve nihai kararlarının kişisel veri kapsamında olması ve ilgili kişilerin açık rızası bulunmadığı dolayısıyla verilmesinin mümkün olmadığı, 2.6. Başvuran İyileştirme Daire Başkanlığı İdari Büro Çalışma Grup Başkanlığı’ndan

Planlama ve Zarar Azaltma Daire Başkanlığı Afet ve Acil Durum Eğitim Merkezi Müdürlüğü’nde görevlendirilmesine ilişkin işlemin iptali talebine ilişkin Başkanlıkları aleyhine Ankara 8. İdare

Mahkemesinin / esasına kayden açılan davada / sayılı karar ile davanın reddine karar verildiği, başvuran/davacı tarafından istinafa başvurulduğu, 2.7. Başvuran tarafından talep edilen ve ‘ya ait davaların içeriğinin, anılan personellerin İçişleri Bakanlığı Güvenlik ve Acil Durumlar Koordinasyon Merkezi’nde geçici görevlendirilmelerinin iptali talebine ilişkin olduğu, söz konusu geçici görevlendirmeler ile başvuranın görevlendirilmesinin konu unsurunun farklı olduğu, başvuran Başkanlık merkez birimlerinden olan Afet ve

Acil Durum Eğitim Merkezi Müdürlüğü’nde görevlendirilmişken; ve ’nun, İçişleri Bakanlığı ana hizmet birimlerinden Güvenlik ve Acil Durumlar Koordinasyon Merkezi’nde geçici görevlendirildiği, başvuranın görevlendirilmesinin bir geçici görevlendirme olmayıp, Başkanlık birimleri arasında görev yeri değişikliği olduğu, söz konusu durumun Ankara 8. İdare Mahkemesinin 25/06/2019 tarihli ve /

E.- / K. sayılı kararında da hüküm altına alınarak davacının talebinin hukuka uygun bulunmadığını ve davanın reddine karar verildiği,

2.8. Başvuran ile doğrudan aynı durumda olup Başkanlık aleyhine açılan bir dava bulunduğu, söz konusu davada davacının, Başkanlığın ek hizmet binasında faaliyet gösteren Afet ve Acil Durum Eğitim Merkezi

Müdürlüğü’nde görevlendirilmenin iptalini talep ettiği, Ankara 14. İdare Mahkemesinin 05/12/2017 tarihli ve 20126/3421 E.-2017/3554 K. sayılı kararının başvuran tarafından şikayet konusuyla ilgili Başkanlık aleyhine açılmış olan davada emsal karar olarak savunmaya cevap dilekçesinde ifade edildiği ve istinafa başvuru dilekçesinin ekinde mahkemeye sunulduğu, açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın; 3.1. “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2’nci maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir”, 3.2. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20. maddesinde; “… Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.”, 3.3. “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36’ncı maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz”, 3.4. “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40’ıncı maddesinde; “ Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”, 3.5. ”Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde; “Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir. Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu gecikmeksizin, dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir. Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesine göre; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir. Ancak; Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler, Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar, Türk Silahlı Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri, Kurumun görev alanı dışındadır.”,

5. 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun; 5.1. “Bilgi edinme hakkı” başlıklı 4’üncü maddesinde; “Herkes bilgi edinme hakkına sahiptir…” 5.2. “Bilgi verme yükümlülüğü” başlıklı 5’inci maddesinde; “Kurum ve kuruluşlar, bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri almakla yükümlüdürler.

Bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren diğer kanunların bu Kanuna aykırı hükümleri uygulanmaz.”, 5.3. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 21’inci maddesinde; “Kişinin izin verdiği hâller saklı kalmak üzere, özel hayatın gizliliği kapsamında, açıklanması hâlinde kişinin sağlık bilgileri ile özel ve aile hayatına, şeref ve haysiyetine, meslekî ve ekonomik değerlerine haksız müdahale oluşturacak bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır. Kamu yararının gerektirdiği hâllerde, kişisel bilgi veya belgeler, kurum ve kuruluşlar tarafından, ilgili kişiye en az yedi gün önceden haber verilerek yazılı rızası alınmak koşuluyla açıklanabilir.”, 6. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun; 6.1. “Tanımlar” başlıklı 3’üncü maddesinde, “Bu Kanunun uygulanmasında; … Kişisel veri: Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi, Kişisel verilerin işlenmesi: Kişisel verilerin tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla elde edilmesi, kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hâle getirilmesi, sınıflandırılması ya da kullanılmasının engellenmesi gibi veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlemi

… ifade eder.”, 6.2. “Kişisel verilerin aktarılması” başlıklı 8’inci maddesinde; “Kişisel veriler, ilgili kişinin açık rızası olmaksızın aktarılamaz.

Kişisel veriler; a) 5 inci maddenin ikinci fıkrasında, b) Yeterli önlemler alınmak kaydıyla, 6 ncı maddenin üçüncü fıkrasında, belirtilen şartlardan birinin bulunması hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın aktarılabilir.

Kişisel verilerin aktarılmasına ilişkin diğer kanunlarda yer alan hükümler saklıdır.” 7. 27/04/2004 tarihli ve 25445 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Bilgi Edinme Hakkı Kanununun

Uygulanmasına İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Yönetmelik’in; “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 32’nci maddesinde; “Kişinin izin verdiği haller saklı kalmak üzere, özel hayatın gizliliği kapsamında, açıklanması halinde kişinin sağlık bilgileri ile özel ve aile hayatına, şeref ve haysiyetine, mesleki ve ekonomik değerlerine haksız müdahale oluşturacak bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır.

Kamu yararının gerektirdiği hallerde, kurum ve kuruluşların kayıtlarında bulunan kişisel bilgi veya belgeler, kurum ve kuruluşlar tarafından, ilgili kişiye en az yedi gün önceden haber verilerek yazılı rızası alınmak koşuluyla açıklanabilir.” düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ SN. YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

8. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvurunun reddi gerektiği yönündeki öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 9. Başvuran, (1) numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında talep ettiği bilgi ve belgelerin tarafına verilmesini talep etmektedir.

10. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 19’uncu maddesinde herkesin düşünce ve anlatım özgürlüğü hakkı olduğu bu hakkın bilgi ve düşünceleri her yoldan araştırmak, elde etmek ve yaymak hakkını gerekli kılacağı düzenleme altına alınmıştır.

11. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “İfade özgürlüğü” başlıklı 10’uncu maddesinde ise herkesin ifade özgürlüğü hakkına sahip olduğu, bu hakkın kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, haber, görüş alma ve verme özgürlüğünü de kapsayacağı belirtilmiştir.

12. Anayasamızın 26’ncı maddesinde; herkesin, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahip olduğunu, bu hürriyetin resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestisini de kapsayacağını belirtmek suretiyle bilgi edinme hakkının düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin ayrılmaz bir parçası olduğunu kabul etmektedir.

13. Bilgi edinme hakkı, idarenin tek taraflı iradesiyle, kişilerin ve toplumun hukuki durumunda değişiklik oluşturan eylem, işlem ve kararlarına ilişkin bilgilerin herhangi bir özel yararın ispatına gerek olmaksızın bireyler tarafından elde edilebilmesini garanti altına alan bir insan hakkıdır ve hakkın sahibi olan kişiye idareden bilgi ve belge elde edebilme yetkisi verirken hakkın muhatabı olan idareye ise bilgi ve belge verme ödevi yüklemektedir. (Yrd. Doç. Dr. Ayhan DÖNER, Şeffaf Devlette Bilgi Edinme Hakkı ve Sınırları, On İki Levha

Yayıncılık, 1. Baskı, İstanbul, Kasım 2010, s.98)

14. Hak arama hürriyetinin ayrılmaz bir parçası olan bilgi edinme hakkı Anayasanın 74’üncü maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddede “herkesin bilgi edinme hakkına sahip olduğu” belirtilerek, bilgi edinme hakkı güvence altına alınmıştır. Söz konusu madde genel bir düzenleme olup hakkın sınırı konusunda ayrıca bir düzenleme içermemektedir. Ancak elbette ki, söz konusu hak da mutlak bir hak değildir. Dolayısı ile hakkın Anayasanın 13’üncü maddesi kapsamında belli bazı kısıtlamalara tabi tutulması mümkündür. Nitekim yasa koyucu bilgi edinme hakkının eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak kullanımını güvence altına almak amacıyla hakkın kullanımına ilişkin esas ve usulleri 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanununu ile düzenlemiştir. Anılan Kanunun 3’üncü maddesinde bilgi edinme hakkının konusunu oluşturan “bilgi” kamu kurum ve kuruluşlarının sahip olduğu kayıtlarda yer alan her türlü veri olarak tanımlanmıştır. Kanunun 4’üncü maddesinde ise herkesin bilgi edinme hakkı bulunduğu belirtilmiştir.

15. Bilgi edinme hakkının kullanımının zorlaştırılması veya imkânsız hale getirilmesinin önüne geçmek amacı ile 4982 sayılı Kanunun 5’inci maddesi uyarınca, kamu kurum ve kuruluşları, bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri almakla yükümlü kılınmıştır. Kurum ve kuruluşların yükümlülüklerinin kapsamının ne olduğu ve bilgi verme yükümlülüğünün sınırlarının neler olduğu Kanunda belirlenmiştir. Dolayısıyla, 4982 sayılı Kanunun temel amacı açısından serbesti kural olmakla birlikte, Kanun kapsamındaki bir bilgi edinme başvurusu bu Kanunun getirdiği bir istisnaya dayanılarak reddedilebilecektir.

/

16. Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu (BEDK) söz konusu hususu 22/06/2005 tarihli ve 2005/476

Karar sayılı kararında; “…4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun 4’üncü maddesinin 1’inci fıkrası

“Herkes bilgi edinme hakkına sahiptir” hükmünü amirdir. Bu hükme göre bilgi edinme hakkının başvuru yoluyla kullanılabilmesi için ilgililik şartı aranmamaktadır. 4982 sayılı Kanun’un 5’inci maddesinin 1’inci fıkrası ise “Kurum ve kurulular, bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri almakla yükümlüdürler.” hükmünü amirdir. Dolayısıyla 4982 sayılı

Kanun kapsamındaki bir bilgi edinme başvurusu ancak yine bu Kanun’un getirdiği bir istisnaya dayanılarak reddedilebilir.” şeklinde belirtmiştir.

17. Bilgi edinme hakkının istisnaları 4982 sayılı Kanunun 4’üncü bölümünde 15 ila 27’nci maddeleri arasında düzenlenmiş ve 13 adet istisnaya yer verilmiştir. Hakkın sınırı açısından bahsedilen 13 istisnadan biri, Kanunun 21’inci maddesinde düzenleme altına alınmıştır. Madde düzenlemesine baktığımızda; kişinin izin verdiği hâller saklı kalmak üzere, özel hayatın gizliliği kapsamında, açıklanması hâlinde kişinin sağlık bilgileri ile özel ve aile hayatına, şeref ve haysiyetine, meslekî ve ekonomik değerlerine haksız müdahale oluşturacak bilgi veya belgelerin, bilgi edinme hakkı kapsamı dışında olduğu, kamu yararının gerektirdiği hâllerde ise, kişisel bilgi veya belgelerin, kurum ve kuruluşlar tarafından, ilgili kişiye en az yedi gün önceden haber verilerek yazılı rızası alınmak koşuluyla açıklanabileceği hüküm altına alınmıştır.

18. Herkes bilgi edinme hakkına sahip olduğu gibi özel hayatının gizliliği ve korunması hakkına da sahiptir.

Demokratik hukuk devletinin vazgeçilmezi olan bu iki hak arasında kabul edilebilir hassas bir dengenin kurulması zorunludur. Hem ulusal hem de uluslararsı hukuk düzenlemelerinde özel hayatın gizliliği ve korunması kavramı; bireyin kişiliğini geliştirmek ve manevi değerlerine güvence sağlamak için başkaları tarafından bilinmesini istemediği hususların oluşturduğu ve korunması hukuken gerekli görülen hayat üzerindeki hak olarak tanımlanmıştır. Kişinin özel hayatının, diğer kişilerin müdahalesine karşı korunabilmesi için kapsamının belirlenmesi gerekir. Bu gereklilikten yola çıkarak öğretide kişinin hayat çevresi; ortak hayat(kamusal hayat), özel hayat ve gizli hayat olmak üzere üçlü bir ayrıma tabi tutulmaktadır. Bu kapsamda kural olarak kişinin kamusal/ ortak hayatının bilgi edinme hakkına konu olabilecek iken özel ve gizli hayatı ise istisna kapsamına girmektedir. (Hasan GÖK, Bilgi Edinme

Değerlendirme Kurulu Kararlarında Özel Hayatın Gizliliği İstisnası, TBB Dergisi, 2012 (99))

19. Kişilik, insanın kendisine bağlı hukuki değer ve varlıklarının bütününü ve hukuken korunmaya değer bulduğu bedeni ve manevi nitelikteki varlıklarının bütünüdür. Mutlak bir hak olan kişilik hakkı ise kişinin maddi ve fiziki bütünlüğü ile şeref ve haysiyeti gibi manevi bütünlüğü, bedeni, manevi ve fikri bütünlüğü üzerindeki hakkıdır. Kişilik Hakkının konusunu, kişinin maddi bütünlüğüne ilişkin değerler, şeref ve haysiyet gibi kişinin manevi bütünlüğüne ilişkin değerler, mesleki şeref ve haysiyeti gibi kişinin ekonomik bütünlüğüne ilişkin değerler oluşturur. Kişiler birey olarak toplum içinde sahip oldukları değerlerin yanında, mesleki faaliyetleri açısından da saygınlık taşırlar. Modern devletler kişilerin özel hayatları ve kişilik hakları hakkında birçok bilgiyi ellerinde bulundurmaktadırlar. Bu bilgilerin üçüncü kişilerin eline geçmesi bireyin temel hak ve özgürlükleri ile özel hayatını tehdit edebilir veya ihlal edebilir. O halde somut olayda özel hayat ile bireyin bilgi edinme hakkından hangisinin “üstün değer” taşıdığının tespit edilmesi önem taşır. (Dr. Aydın AKGÜL, Danıştay ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları Işığında Kişisel

Verilerin Korunması, Beta, İstanbul, 2014)

20. Anayasa Mahkemesi’nin 31/03/1987 tarih, E.1986/24, K.1987/8 sayılı kararında; “…Özel hayatın korunması her şeyden önce bu hayatın gizliliğinin korunması, başkalarının gözleri önüne serilmemesi demektir. Orada cereyan edenlerin yalnız kendisi veya kendisinin bilmesini istediği kimseler tarafından

bilinmesini istemek hakkı, kişinin temel haklarından biridir. Bu niteliği sebebiyledir ki, özel hayatın gizliliğine dokunulmaması, insan haklarına ilişkin beyanname ve sözleşmelerde korunması istenilmiş, ayrıca tüm demokratik ülke mevzuatında açıkça belirlenen istisnalar dışında bu hak devlet organlarına, topluma ve diğer kişilere karşı korunmuştur. İnsanın mutluluğu için büyük önemi olan özel hayata saygı gösterilmesi hakkı onun kişiliği için temel bir hak olup yeteri kadar korunmadığı takdirde kişilerin ve dolayısıyla toplumun kendini huzurlu hissedip güven içinde yaşaması mümkün değildir. Bu nedenlerle söz konusu gizliliği çeşitli biçimde ihlal eylemleri suç sayılarak ceza yaptırımlarına bağlanmıştır…” hususları belirtilmiştir.

21. Bilgi Edinme ve Değerlendirme Kurulu’nun 20/12/2004 tarihli ve 2004/240 Karar Sayılı kararında özetle; Başvuranın, “Özellikle bu ret kararı öncesinde, Enstitüde doçentlik ve profesörlük kadrolarına atanmak için yapılan boş kadro ilan edilmesiyle ilgili başvurulardan reddedilenler olup olmadığı, varsa hangileri olduğu ve gerekçeleri ile kendisinin doçentlik ve profesörlük için yaptıkları da dahil olmak üzere şimdiye dek yapılan tüm başvurular üzerine ilan edilen doçentlik ve profesörlük kadrolarının unvanlarının neler olduğu ve hangi öğretim üyelerinin başvuruda bulunduğu, Doçentlik ve profesörlük için ilan verilmiş olmasına karşın ataması yapılmayan kadrolar olup olmadığı, olmuşsa hangileri olduğu ve gerekçeleri” taleplerine ilişkin olarak; isimlerin başvuruna bildirilmesinin ilgili kişilerin izin verdiği haller saklı kalmak üzere Bilgi Edinme Hakkı Kanununun 21’inci maddesi uyarınca doğru olmayacağına talebinin kişinin mesleki değerlerine haksız müdahale oluşturabilecek nitelikte bir bilgiye ilişkin olması nedeniyle başvuru sahibine ancak ilgili kişilerin izin vermesi durumunda bilgi verilebileceği yönünde karar verildiği anlaşılmaktadır.

22. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, Kurumumuz kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Somut olayda, kişilerin birey olarak toplum içinde sahip oldukları değerlerin yanında, mesleki faaliyetleri açısından da saygınlık taşıdıkları dikkate alındığında; başvuranın talep ettiği, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığında görev yapan ve

‘ya ait davaların ara karar ve nihai kararlarının söz konusu kişilerin mesleki şeref ve haysiyetini ilgilendiren ve ekonomik bütünlüğüne ilişkin değerlerden olduğu ve bu bilgilerin üçüncü kişilerin eline geçmesi halinde kişinin temel hak ve özgürlükleri ile özel hayatının tehdit edebilir veya ihlal edebilir olduğu değerlendirilerek idarenin başvuranın Bilgi Edinme Kanunu kapsamında yaptığı başvurusunun 21’inci madde kapsamında reddedilmesi işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 23. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup, söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; idare tarafından istenilen bilgi ve belgelerin Kurumumuza süresi içinde ve gerekçeli olarak gönderildiği, bu bakımdan kanunlara uygunluk ilkesine uygun davranıldığı anlaşılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

24. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden arta kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, Ankara İdare Mahkemelerinde dava yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın BAŞVURANA ve AFET VE ACİL DURUM YÖNETİMİ BAŞKANLIĞI tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi