|
ÖZET: Bu karar, başvuranın 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu çerçevesinde Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’ne yaptığı bilgi edinme talebinin reddine ilişkin hukuki değerlendirmeleri içermektedir. Başvuran, talep ettiği sayısal verilerin idarenin elinde mevcut olduğunu ve bu bilgilerin sağlanmasının yasal bir yükümlülük olduğunu savunmuştur. İdare ise, talebin özel bir çalışma gerektirdiğini belirterek ret kararı vermiştir.
Danıştay, bilgi edinme hakkının Anayasa’nın 74. maddesi ve 4982 sayılı Kanun ile güvence altına alındığını vurgulayarak, idarenin bu hakkı kısıtlayıcı bir yaklaşım sergilememesi gerektiğini belirtmiştir. İdarenin, talep edilen bilgileri sağlamak için gerekli tedbirleri alması gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu bağlamda, Adalet Bakanlığı’na, başvuranın talebinin yeniden değerlendirilmesi ve gerekli idari tedbirlerin alınması yönünde tavsiyede bulunulmuştur. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2020/69232-S.20.75412
BAŞVURU NO : 2020/3990
KARAR TARİHİ : 24/08/2020
TAVSİYE KARARI
ADALET BAKANLIĞI
BAŞVURUYA KONU İDARE :
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın bilgi edinme talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 27/02/2020
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran, 4982 sayılı Kanun çerçevesinde Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne yaptığı 17.12.2019 tarihli bilgi edinme başvurusuna verilen cevabın usul ve 4982 sayılı Yasaya aykırı olduğunu ifade ederek, idarenin hatalı davranışının kabulü ile bilgi edinme başvurusunun reddine ilişkin 31.12.2019 tarihli kararının geri alınmasını ve talep ettiği bilgilerin tarafına verilmesi yönünde Adalet Bakanlığı’na tavsiyede bulunulmasını talep etmektedir.
2. Kurumumuza iletilen başvuru formunun ve ekli belgelerin incelenmesinden, başvuranın, özetle; 2.1. Genel Müdürlüğün 18/1 sayılı Genelgesi kapsamında TCK’nın 299 ve 301’inci maddeleri gereğince soruşturma veya kovuşturma yapılması Adalet Bakanının iznine bağlı suçlarla ilgili olarak “2014-2018 yılları arasında TCK 299 maddesi kapsamında kaç tane “kovuşturma yapılması” talebi ile Adalet Bakanlığından izin istenildiği ve bu taleplerden kaç tanesine izin verildiği ve TCK 301 maddesi kapsamında kaç tane “soruşturma yapılması” talebi ile Adalet
Bakanlığından izin istenildiği ve bu taleplerden kaç tanesine izin verildiği” sorularını ilettiği, 2.2. Bakanlıkça verilen 31/12/2019 tarihli yanıtta “istenen hususların ayrı veya özel bir çalışma gerektirmesi, bu kapsamdaki bilgilere cevap verilmesinin kanun ile kurumların takdirine bırakılması sebebi ile takdir hakkı kullanılarak Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında cevap verilemediğinin” belirtildiğini, ancak soruşturma ve kovuşturma izni taleplerinin ve bu talepler kapsamında verilen izinlerin kurum bünyesinde bulunduğunu ve evrak kayıt sistemine işlenmiş olması gerektiğini, 2.3. Bakanlığın yürütmekle yükümlü olduğu bir faaliyete ilişkin olması sebebiyle yasal olarak elinde bulunan ve 4982 sayılı Yasa gereğince bilgi edinme hakkının kullanımını kolaylaştıracak şekilde tasnif ederek sistematik kullanıma sokması gereken bilgi ve belgelere ilişkin istatistiklerin Kanunun 7/2 maddesine dayalı olarak reddinin mümkün olabilmesi için idarenin bu konuda elinde hiç kayıtlı veri veya belge olmaması gerektiğini, 2.4. Öte yandan mevcut bilgi ve belgelerden faydalanılarak istatistik hazırlanması için ayrı bir çalışma yapılması söz konusu olsa dahi, bu bilgilerin açıklanması ile sağlanacak şeffaflığının getireceği kamu yararının, bu bilgilerin derlenmesinin gerektireceği kamu külfetine üstün tutulması gerektiğini, 2.5. 4982 sayılı Kanunun 7 nci maddesinde yer istisna hükmünün Kanunun amacı olan yönetimde “şeffaflığın” sağlanması amacına uygun olduğunu; ancak hükmün kamu kurum ve kuruluşları için bir “koruma kalkanı” olarak öngörülmediğini, 2.6. Bu kapsamda, 4982 sayılı Kanunda yer alan istisna hükümlerine girmeyen ve sadece istatistiki bilgileri kapsayan talebin karşılanmamasının Anayasanın 74 üncü maddesinde koruma altına alınan bilgi edinme hakkına, 4982 sayılı Kanunun 4 ve 5 inci maddelerine, Danıştay ve İdare Mahkemelerinin yerleşik içtihatlarına, Bilgi Edinme ve Değerlendirme
Kurulu kararları ile Kurumumuzun tavsiye niteliğindeki kararlarına, hukukun genel ilkelerine, hakkaniyete, insan haklarına ve şeffaflık ilkelerine aykırı olduğunu ifade ve şikayet ettiği görülmüştür.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
3. Kurumumuzun 08/04/2020 tarih ve sayılı yazısı ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla idareden bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Adalet Bakanlığı
Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 29/04/2020 tarihinde Kurum kayıtlarımıza giren
sayılı cevabi yazısında özetle:
3.1. 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanununun 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında “Kurum ve kuruluşlar, ayrı veya özel bir çalışma, araştırma, inceleme ya da analiz neticesinde oluşturulabilecek türden bir bilgi veya belge için yapılacak başvurulara olumsuz cevap verebilirler.” ve Bilgi Edinme Hakkı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Esas ve Usuller
Hakkında Yönetmeliğin 12 nci maddesinin ikinci fıkrasında “Kurum ve kuruluşlar; ayrı veya özel bir çalışma, araştırma, inceleme ya da analiz neticesinde oluşturulabilecek türden bir bilgi veya belge için yapılacak başvurular ile tekemmül etmemiş bir işleme ilişkin bilgi veya belge için yapılacak başvurulara olumsuz cevap verebilirler.” hükümleri nazara alınarak, başvuran tarafından istenen hususların ayrı veya özel bir çalışma gerektirmesi, bu kapsamdaki bilgilere cevap verilmesinin kanun ile kurumların takdirine bırakılması sebebiyle takdir hakkı kullanılarak Kanun kapsamında cevap verilmediği, 3.2. Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında 1 Nolu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 41 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan “Soruşturma veya kovuşturma yapılması
Adalet Bakanının veya Adalet Bakanlığının iznine ya da talebine bağlı suçlarla ilgili işlemleri yapmak ve sonuçlarını takip etmek” hükmüne göre, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel
Müdürlüğünün, başvuranın talep ettiği istatistiki bilgileri yapmak gibi bir görevi bulunmadığı gibi talep edilen hususları yapmak için birim bünyesinde bu bilgiyi yapacak ayrı bir memur görevlendirilip ayrıntılı ve özel bir çalışma gerekeceğinden, talebinin yerine getirilmesinin bu aşamada mümkün olmadığı, 3.3. Başvuranın daha önce benzer bir taleple Genel Müdürlükten bilgi talep ettiği, talebin Genel
Müdürlükçe reddedilmesi üzerine Bilgi Edinme Değerlendirme Kuruluna başvurduğu ve bu talebin Kurulun 27/08/2015 tarihli ve sayılı karar ile reddedildiğinin anlaşıldığı, bildirilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 4.1. “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2 nci maddesi; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir” 4.2. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesi “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”, 4.3. “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” başlıklı 26 ncı maddesinde “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet Resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir. Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir…” 4.4. “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40 ıncı maddesinin ilk iki fıkrası
“Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. (Ek fıkra: 3/10/2001-4709/16 md.)
Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.” 4.5. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi; “(1) Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye
Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir. (2) Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu gecikmeksizin, dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir. (3) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.”, 5. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 19 uncu maddesinde; “Herkes, görüş ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir: Bu hak, müdahale söz konusu olmaksızın … bilgi ve düşünceleri her türlü medya yoluyla aramak, almak ve yaymak özgürlüğünü içerir.” hükmüne, 6. Birleşmiş Milletler Kişisel, Siyasal Medeni Haklar Uluslararası Sözleşmesinin 19 uncu maddesi; “Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak…iletişim vasıtasıyla her türlü bilgi ve düşünceyi arama, edinme ve ulaştırma özgürlüğünü de içerir. Bu…haklar…sadece hukuken öngörülen ve aşağıdaki sebeplerle gerekli olan sınırlamalara tabi tutulabilir: a) Başkalarının haklarına ve itibarına saygı; b) Ulusal güvenliği veya kamu düzenini veya sağlık ve ahlakı koruma.” hükmüne, 7. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 10 uncu maddesi; “Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak,…haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar.…Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerin kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda…başkalarının şöhret ve haklarının korunması, gizli bilgilerin yayılmasının önlenmesi…için gerekli olan bazı formaliteler, koşullar, sınırlamalar veya yaptırımlara tabi tutulabilir.” 8. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesi; “(1) Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 9. 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu; 9.1. “Amaç, Kapsam ve Tanımlar” başlıklı birinci bölümünde yer alan “Amaç” başlıklı 1 inci maddesi; “Bu Kanunun amacı; demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına ilişkin esas ve usulleri düzenlemektir.”, 9.2. “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesi; “… Bilgi: Kurum ve kuruluşların sahip oldukları kayıtlarda yer alan bu Kanun kapsamındaki her türlü veriyi, … ifade eder.” 9.3. “Bilgi edinme hakkı” başlıklı 4 üncü maddesi; “Herkes bilgi edinme hakkına sahiptir.
Türkiye’de ikamet eden yabancılar ile Türkiye’de faaliyette bulunan yabancı tüzel kişiler, isteyecekleri bilgi kendileriyle veya faaliyet alanlarıyla ilgili olmak kaydıyla ve karşılıklılık ilkesi çerçevesinde, bu Kanun hükümlerinden yararlanırlar…” 9.4. “Bilgi verme yükümlülüğü” başlıklı 5 inci maddesi; “Kurum ve kuruluşlar, bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri almakla yükümlüdürler. Bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren diğer kanunların bu Kanuna aykırı hükümleri uygulanmaz.”, 9.5. “İstenecek bilgi veya belgenin niteliği” başlıklı 7 nci maddesi “Bilgi edinme başvurusu, başvurulan kurum ve kuruluşların ellerinde bulunan veya görevleri gereği bulunması gereken bilgi veya belgelere ilişkin olmalıdır. Kurum ve kuruluşlar, ayrı veya özel bir çalışma, araştırma, inceleme ya da analiz neticesinde oluşturulabilecek türden bir bilgi veya belge için yapılacak başvurulara olumsuz cevap verebilirler…” 10. Bilgi Edinme Hakkı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Esas ve Usuller Hakkında
Yönetmeliğin; 10.1. “Bilgi verme yükümlülüğü kapsamında alınacak tedbirler” başlıklı 6 ncı maddesi; “Kurum ve kuruluşlar, Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi, Kanunda ve bu Yönetmelikte belirlenen esas ve usullere göre başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere gerekli idari ve teknik tedbirleri almakla yükümlüdür. Kurum ve kuruluşlar, ellerinde mevcut olan ve bilgi edinme başvurusuna konu olabilecek bütün bilgi veya belgeleri, bilgi edinme hakkının kullanımını kolaylaştıracak şekilde tasnif ederler. Bu amaçla kurum ve kuruluşların belge kayıt, dosyalama ve arşiv düzeniyle ilgili gerekli idari ve teknik tedbirler alınır…” 10.2. “İstenecek bilgi veya belgelerin niteliği” başlıklı 12 nci maddesinin ilk iki fıkrası
“Bilgi edinme başvurusu, başvurulan kurum ve kuruluşların ellerinde bulunan veya görevleri gereği bulunması gereken bilgi veya belgelere ilişkin olmalıdır. Kurum ve kuruluşlar; ayrı veya özel bir çalışma, araştırma, inceleme ya da analiz neticesinde oluşturulabilecek türden bir bilgi veya belge için yapılacak başvurular ile tekemmül etmemiş bir işleme ilişkin bilgi veya belge için yapılacak başvurulara olumsuz cevap verebilirler…”
Hükümlerini amirdir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
11. İlgili mevzuat, içtihat, idarenin cevabı ve tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde, başvuran tarafından idareden talep edilen sayısal verilerin 4982 sayılı Kanun kapsamında temini mümkün görülen bilgi/belgelerden olduğu değerlendirilmiş olup; söz konusu bilgi edinme başvurusunun etkin, süratli ve doğru sonuçlandırılması amacıyla gerekli idarî ve teknik tedbirlerin alınması ve yapılacak çalışma sonucunda talebin yeniden değerlendirilmesi yönünde
Adalet Bakanlığı’na tavsiyede bulunulmasına ilişkin hazırlanan Tavsiye Karar Önerisi Kamu
Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
IV. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Açısından Değerlendirme 12. Başvuran (1) numaralı paragrafta yer verildiği üzere, 4982 sayılı Kanun çerçevesinde
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne yaptığı 17.12.2019 tarihli bilgi edinme başvurusuna verilen cevabın usul ve 4982 sayılı Yasaya aykırı olduğunu ifade ederek, idarenin hatalı davranışının kabulü ile bilgi edinme başvurusunun reddine ilişkin 31.12.2019 tarihli kararının geri alınmasını ve talep ettiği bilgilerin tarafına verilmesi yönünde Adalet
Bakanlığı’na tavsiyede bulunulmasını talep etmektedir.
13. Cumhuriyetin nitelikleri arasında yer alan ve Anayasanın 2 nci maddesinde anlamını bulan hukuk devleti, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı, devletin tüm eylem ve işlemlerinin var olan hukuk kurallarına uygun yapıldığı ve vatandaşların hukuki güvenliğe sahip olduğu bir yönetim modelidir. Hukuk Devletinin doğal ve zorunlu sonucu, idari faaliyetler yürütülürken temel hak ve özgürlüklerin Anayasa ve kanunlarda öngörüldüğü şekli ile kullanımının sağlanmasıdır.
14. Anayasanın 26 ncı maddesinde; herkesin, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahip olduğu, bu hürriyetin resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestisini de kapsayacağı belirtilmiş, bu suretle bilgi edinme hakkının düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin ayrılmaz bir parçası olduğu kabul edilmiştir.
15. Anayasanın 74 üncü maddesinde ise herkesin bilgi edinme hakkına sahip olduğu belirtilerek, bilgi edinme hakkı ayrıca ve açıkça güvence altına alınmıştır. Söz konusu madde genel bir düzenleme olup, hakkın sınırı konusunda ayrıca bir düzenleme içermemektedir.
Ancak elbette ki, söz konusu hak da mutlak bir hak olmayıp, Anayasanın 13 üncü maddesi kapsamında belli bazı kısıtlamalara tabi tutulabilecektir.
16. Ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde de herkesin ifade özgürlüğü hakkına sahip olduğu, bu hakkın kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin haber ve görüş alma ve verme özgürlüğünü de kapsayacağı, bu özgürlüklerin kullanılmasının bazı sınırlamalar içerebileceği yönünde düzenlemelere yer verildiği görülmektedir.
17. Yasa koyucu bilgi edinme hakkının eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak kullanımını güvence altına almak amacıyla hakkın kullanımına ilişkin esas ve usulleri düzenleyen 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanununu çıkarmıştır. Anılan Kanunun 3 üncü maddesinde bilgi edinme hakkının konusunu oluşturan “bilgi” kamu kurum ve kuruluşlarının sahip olduğu kayıtlarda yer alan her türlü veri olarak tanımlanmıştır. Kanunun 4 üncü maddesinde ise herkesin bilgi edinme hakkı bulunduğu belirtilmiş; Türkiye’de ikamet eden yabancılar ile faaliyette bulunan yabancı tüzel kişilerin de Kanunda belirtilen şartlar çerçevesinde, bu Kanun hükümlerinden yararlanması mümkün kılınarak hakkın kullanıcıları için geniş bir kapsam belirlenmiştir.
18. Anayasa ile güvence altına alınan bilgi edinme hakkının kullanımının zorlaştırılması veya imkânsız hale getirilmesinin önüne geçmek amacı ile 4982 sayılı Kanunun 5 inci maddesi uyarınca, kamu kurum ve kuruluşları, bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri alma yükümlüğünde bırakılmıştır. Kurum ve kuruluşların yükümlülüklerinin kapsamının ne olduğu ve bilgi verme yükümlülüğünün sınırlarının neler olduğu yasa koyucu tarafından Kanunda belirlenmiştir.
Dolayısıyla, Kanunun temel amacı açısından serbesti kural olmakla birlikte, 4982 sayılı Kanun kapsamındaki bir bilgi edinme başvurusu bu Kanunun getirdiği bir istisnaya dayanılarak reddedilebilecektir.
19. Bilgi edinme hakkının sınırları 4982 sayılı Kanunun 4. Bölümünde düzenlemiş olup, 15 ila
27 nci maddeleri arasında 13 adet istisnaya yer verilmiştir. Kanunda yer alan bu istisnaların,
yargı denetimi kapsamındaki işlemler, devlet sırrına, ülkenin ekonomik çıkarlarına, istihbarata, idari ve adli soruşturma ve kovuşturmaya ilişkin bilgi ve belgeler, özel hayatın ve haberleşmenin gizliliği, ticari sır, fikir ve sanat eserleri, kurum içi düzenlemeler, kurum içi görüş, bilgi notu ve tavsiyelerden oluştuğu görülmektedir. Bilgi edinme hakkının istisnalarının somut olarak belirlenmesi, bilgi edinme hakkının kullanımının temel amaç ve gayesinin belirlendiği aynı Kanunun 1 inci maddesinde vücut bulan demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine işlerlik kazandırmaktadır.
20. Kanunda bilgi edinme sınırlarının belirtildiği bölümde yer almamakla birlikte, istenecek bilgi veya belgenin niteliğinin açıklandığı Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrasında, bilgi edinme başvurularının başvurulan kurum ve kuruluşların ellerinde bulunan veya görevleri gereği bulunması gereken bilgi veya belgelere ilişkin olması gerektiği, ikinci fıkrasında kurum ve kuruluşların ayrı veya özel bir çalışma, araştırma, inceleme ya da analiz neticesinde oluşturulabilecek türden bir bilgi veya belge için yapılacak başvurulara olumsuz cevap verebilecekleri düzenlenmiştir. Benzer bir düzenlemenin yer aldığı Bilgi Edinme Hakkı
Kanununun Uygulanmasına İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Yönetmeliğin 12 nci maddesinin ikinci fıkrasında da “Kurum ve kuruluşlar; ayrı veya özel bir çalışma, araştırma, inceleme ya da analiz neticesinde oluşturulabilecek türden bir bilgi veya belge için yapılacak başvurular ile tekemmül etmemiş bir işleme ilişkin bilgi veya belge için yapılacak başvurulara olumsuz cevap verebilirler.” denmektedir.
21. Söz konusu düzenlemeyle Kanunun 5 inci maddesi ile bilgi verme yükümlülüğü altına sokulmuş olan kurum ve kuruluşlara, bu yükümlülüğü yerine getirip getirmeme konusunda bir takdir hakkı verilmiştir. Kurumlar, bu tür başvurulara olumlu cevap verebileceği gibi olumsuz da cevap verebilirler. Ancak, Kanun metninin tamamı incelendiğinde, hakkın kullanılmasında asıl olanın idarenin, görevi gereği sahip olduğu ya da olmak zorunda bulunduğu bilgi ve belgeleri talepte bulunan kişilerle paylaşmasının zorunlu olduğu, yani bilgi verme yükümlülüğünün kural, vermemenin istisna olduğu, idarelerin talep edilen bilgiyi vermek amacıyla gerekli tedbirleri almakla yükümlü oldukları, idari aşamada dahi kişilerin bilgi ve belgelere erişmelerinin bir hak olarak kabul edilmek suretiyle yasal güvenceye kavuşturulduğu, bu hakkın ancak Kanunda belirtilen hallerde sınırlanabileceği dikkate alındığında; bilgi edinme hakkının kötüye kullanılmasının önüne geçilebilecek bir önlem olarak değerlendirilmesi gereken bu takdir yetkisinin, idarece Kanunun genel amacına ve ilkelerine uygun bir şekilde kullanılması beklenmektedir.
22. Bu bağlamda, 4982 sayılı Kanun kapsamında talep edilen bilgi ve belgelere ilişkin özel araştırma, çalışma veya analiz yapılması gerektiği hallerde; yapılacak bu çalışmaların idareye getireceği külfet ile bilgiye erişimin sağlanması halinde sağlanacak fayda arasında makul bir denge gözetilerek madde hükmünün uygulanması doğru olacaktır. Zira erişime açık olan hemen her bilgi ve belge için ilgili kurum veya kuruluşların kayıtlarında bir çalışma, araştırma ve/veya inceleme yapılacağı, bilgi veya belgelerin bulundukları yerlerden bu suretle çıkartılarak başvuru sahiplerinin erişimine sunulacağı açıktır ve bu nitelikteki taleplerin salt bu gerekçeyle reddedilmemesi gerekir.
23. Kurumumuzca verilen 2016/2118 sayılı Tavsiye Kararında “… idarelerin yasal yükümlülükleri gereği ellerinde kayıtlı olan ve bilgi edinme hakkının kullanımını kolaylaştıracak şekilde tasnif etmeleri gereken veri niteliğindeki bilgiyi veya belgeyi başvurucuyla paylaşmak zorunda oldukları, bu bilgilerin özel olarak düzenlenmemiş olmasının idarenin sorumluluğunda olduğu, bu maddeye dayalı olarak başvuruların reddinin mümkün olabilmesi için idarenin bu konuda elinde hiç kayıtlı veri veya belge olmaması gerektiği” belirtilmiştir.
24. Bu konudaki yargı içtihatları incelendiğinde de; Danıştay Onuncu Dairesinin sayılı Kararında; davacı bir sendikanın, 26 ilde Milli Eğitim Bakanlığı’na ait okul ve kurumlarda vekâleten, tedviren ve geçici olarak görevlendirilen idarecilerin ayrı ayrı sayısal sonuçlarının 4982 sayılı Kanun uyarınca tarafına verilmesi için Milli Eğitim
Bakanlığı’na başvuruda bulunduğu; ilgili idarenin ise, istenilen bilgilerin özel bir çalışmayı gerektirdiğini öne sürerek sendikanın bilgi edinme talebini reddettiği; bunun üzerine sendikanın idarenin ret işleminin iptali istemiyle dava açtığı; dava sonucunda, Ankara 1. İdare
Mahkemesinin, davacı sendika tarafından istenilen verilerin, Milli Eğitim Bakanlığı’nın, görevi gereği kayıtlarında hazır halde bulundurması gereken veriler olduğuna ve idarece herhangi bir araştırma ve incelemeyi gerektirecek nitelikte olmadığına, davacı sendika isteminin 4982 sayılı Yasa uyarınca yerine getirilmesi gerektiğine, aksi yönde tesis edilen işlemde ise hukuka uyarlık bulunmadığına; bu nedenle dava konusu işlemin iptaline karar verdiği; kararın
Danıştay 10. Dairesi tarafından usul ve hukuka uygun bulunarak onanmasına karar verildiği görülmektedir.
25. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun sayılı
Kararında ise; davacının İzmir İlinde yürütülmekte olan birinci basamak sağlık hizmetlerine ilişkin tespit edilen çok sayıdaki ve çeşitli verinin (canlı doğum sayısı, alınan FKÜ veya NTP sayısı, 0-1 yaş arası bebek sayısı, 1-5 yaş arası çocuk sayısı, bebek/çocuk izlem oranı ve sayısı, tespit edilen gebe sayısı, loğusa izlem oranı ve sayısı, bebek/anne ölümü sayısı, İzmir İli yıl ortası erkek ve kadın nüfusu, 15-49 yaş kadın sayısı, … yapılan çeşitli aşı sayısı ve oranı ile aşı zayi miktarı ve oranı,… İzmir İli’nin ETF nüfusu ve aile hekimliği sistemine kayıtlı kişi sayısına ilişkin istatistiki verilerin 2006-2007 yıllarının ilk 6 aylık dönemi ile ikinci aylık 6 aylık dönemlerini kapsayacak şekilde toplu olarak veya ay ay tarafına bildirilmesi istemiyle İzmir
Valiliği’ne yapılan başvurunun 4982 sayılı Kanunun 7. maddesi uyarınca reddedilmesi üzerine davalı idare kararının iptali istemiyle dava açıldığı; Ankara 5. İdare Mahkemesi’nin 28.01.2009 günlü, sayılı kararıyla; davacı tarafından istenilen verilerin niteliği incelendiğinde, bir çok verinin sağlık müdürlüğünün görevi gereği yaptığı faaliyetlerden kaynaklanan veriler olduğu ve bu verilerin sağlık müdürlüğünce kayıt altına alınması gerektiği, bu durumda, davacı tarafından istenilen verilerin bazılarının idarenin görevi gereği kayıtlarında hali hazırda bulunması gereken veriler olduğu ve idarece herhangi bir araştırma ve incelemeyi gerektirecek nitelikte veriler olmadığı dikkate alındığında; davacı tarafından talep edilen verilerin bir bütün halinde reddedilmesine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği; anılan kararın, Danıştay
Onuncu Dairesi’nin 09.05.2013 günlü, sayılı kararıyla; davacı tarafından istenilen verilerin ayrı ve özel bir çalışma, araştırma, inceleme ya da analiz neticesinde oluşturulabilecek türden bilgi ve belgelerden olduğu ve İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle bozulduğu, İdare Mahkemesinin bozma kararına uymayarak ilk kararında ısrar etmesi üzerine yapılan incelemede “istenilen bilgi ve belgelerin bir kısmının, il sağlık müdürlüğü ve il sağlık müdürlüğüne bağlı birimlerin görevi gereği yaptığı faaliyetlerle ilgili olması nedeniyle, İl Sağlık Müdürlüğünden doğrudan temin edilebileceği görülmekle birlikte, söz konusu verilerin bir kısmının, ayrı ve özel bir çalışma, araştırma, inceleme ya da analiz neticesinde oluşturulabilecek türden bilgi ve belgelerden olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, … dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.” dendiği görülmüştür.
26. Somut dosyada başvuranın bilgi edinme başvurusunun, idare tarafından anılan Kanun ve
Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak, başvuran tarafından istenen hususların ayrı veya özel bir çalışma gerektirmesi, bu kapsamdaki bilgilere cevap verilmesinin kanun ile kurumların takdirine bırakılması sebebiyle takdir hakkı kullanılarak Kanun kapsamında cevap verilmediği; Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında 1 Nolu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 41 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan “Soruşturma veya kovuşturma yapılması
Adalet Bakanının veya Adalet Bakanlığının iznine ya da talebine bağlı suçlarla ilgili işlemleri yapmak ve sonuçlarını takip etmek” hükmüne göre, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel
Müdürlüğünün, başvuranın talep ettiği istatistiki bilgileri yapmak gibi bir görevi bulunmadığı, talep edilen hususları yapmak için birim bünyesinde bu bilgiyi yapacak ayrı bir memur görevlendirilip ayrıntılı ve özel bir çalışma gerekeceğinden, talebinin yerine getirilmesinin bu aşamada mümkün olmadığı gerekçeleriyle olumsuz yanıtlandığı görülmüştür.
27. İdarenin açıklamaları değerlendirildiğinde, sayısal veriden ibaret talebin idarenin görevi gereği elinde bulunan bilgilere ilişkin olduğu ve Kanunda yer alan istisna hükümleri arasında sayılmayan erişime açık bilgi olduğu; uyuşmazlığın söz konusu verinin idarenin elinde kayıtlı olan bilginin talebe uygun olarak düzenlenememesinden kaynaklandığı, zira talep edilen istatistiki bilginin hazırlanmasının idare için bu aşamada karşılanması zor bir külfet oluşturduğu, bu kapsamda idareye tanınan takdir yetkisine dayanılarak talebin reddedildiği anlaşılmaktadır.
28. İdare, başvuranın benzer taleple yaptığı önceki başvurusunun idarece aynı Kanun maddesine dayanılarak reddedilmesi üzerine Bilgi Edinme Değerlendirme Kuruluna yaptığı başvurunun Kurulun 27/08/2015 tarihli ve sayılı karar ile reddedildiğini bildirmektedir. Söz konusu kararda başvurana bilgi edinme talebini reddetme gerekçesini açıklanmadığı görülmüştür. Bununla birlikte, 2015 yılında yapılan başvuruya idarece verilen yanıt değerlendirildiğinde, Bakanlığa bağlı birimlerin görevi gereği yaptığı faaliyetlerle ilgili talebin karşılanması amacıyla gerekli tedbirlerin bugüne değin alınamadığı müşahede edilmiştir.
29. Daha önce de belirtildiği üzere, bilgi edinme hakkı temel hak ve özgürlüklerin kullanılması bağlamında vazgeçilmez haklardan biri olup, hakkın kullanımı bireylerin, kamu kurum ve kuruluşları tarafından sunulan hizmetlerle ilgili olarak bilgi edinebilmesi, kamu yönetiminde ve sunulan hizmetlerde şeffaflığın sağlanması bakımından önem arz etmektedir. İdarenin tek taraflı kamusal faaliyetlerinden etkilenecek kişilerin, bu idari faaliyetlerden haberdar olmaları ve gerekirse sürece katılmaları, idarenin yürüttüğü kamusal faaliyetlerde hukuk sınırları içerisinde hareket etmesinin sağlanması açısından önemlidir. Bununla birlikte, bazı bilgilerin paylaşımı Kanunla hakkın kapsamı dışında tutulmuş, Kanunun 7/2 maddesiyle de bazı bilgi ve belgelerin paylaşımı idarenin takdirine bırakılmıştır. İdareye tanınan bu takdir yetkisi kullanılırken, talebin karşılanmasının idareye ağır bir yük yüklememesi, bilgiyi hazırlama külfeti ile bilgiye erişimin sağlanması halinde sağlanacak fayda arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekmektedir.
30. Somut olayda, talep edilen sayısal verilerin yasa kapsamında temini mümkün görülen bilgi/belgelerden olduğu değerlendirilmiş ise de idarenin işleminin Kanunun 7/2 maddesine uygunluğunun tespiti için bilginin hazırlanması için Bakanlıkça yapılacak özel çalışma veya analizin, idareye getirdiği iş yükünün anlaşılmasını; bunun ise idarenin söz konusu bilgiyi nasıl depoladığının ve tasnif ettiğinin bilinmesini gerektirdiği tespit edilmiştir. İdarenin cevabından, mevcut bilgi/belge arşiv ve yönetim alt yapısının istenilen çalışma ve analizi hızlı ve kolay bir şekilde yapmaya elverişli olmadığı, dolayısıyla bilgiyi hazırlamanın idareye ağır bir külfet yüklediği düşünülerek takdir yetkisinin olumsuz yönde kullanıldığı anlaşılmış; Kanun kapsamında kalan bu türlü bilgi edinme başvurularının etkin, süratli ve doğru sonuçlandırılması amacıyla gerekli idarî ve teknik tedbirlerin alınması gerektiği değerlendirilmiştir.
31. Yukarıdan bu yana yapılan açıklamalar kapsamında sonuç olarak; başvuran tarafından idareden talep edilen sayısal verilerin 4982 sayılı Kanun kapsamında temini mümkün görülen bilgi/belgelerden olduğu değerlendirilmiş olup; söz konusu bilgi edinme başvurusunun etkin, süratli ve doğru sonuçlandırılması amacıyla gerekli idarî ve teknik tedbirlerin alınması ve yapılacak çalışma sonucunda talebin yeniden değerlendirilmesi yönünde Adalet
Bakanlığı’na tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 32. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin Kurumumuzun bilgi ve belge talebine ilişkin cevabi yazıları incelendiğinde, “dürüstlük”, “nezaket”, “şeffaflık”, “makul sürede karar verme”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun hareket ettiği, ancak idare tarafından başvuranın dilekçesine verilen cevabi yazıda “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun hareket edilmediği değerlendirilmiş olup, idareden bundan böyle bu ilkeye de uygun hareket etmesi beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
33. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara
İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜ İLE; Başvuran tarafından idareden talep edilen sayısal verilerin 4982 sayılı Kanun kapsamında temini mümkün görülen bilgi/belgelerden olduğu değerlendirilmiş olup; söz konusu bilgi edinme başvurusunun etkin, süratli ve doğru sonuçlandırılması amacıyla gerekli idarî ve teknik tedbirlerin alınması ve yapılacak çalışma sonucunda talebin yeniden değerlendirilmesi yönünde
ADALET BAKANLIĞI’NA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kanunun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Adalet Bakanlığı tarafından
bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın Başvurana ve Adalet Bakanlığı’na tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi