|
ÖZET: Bu Danıştay kararında, başvuranın bilirkişilerin raporlarıyla ilgili şikayetleri ve bu şikayetlerin incelenmesi süreci ele alınmıştır. Başvuran, bilirkişilerin hazırladığı raporların hatalı olduğunu ve bu nedenle mağduriyet yaşadığını ifade ederek, Ankara Bilirkişilik Bölge Kurulu’na başvurmuş, ancak bu başvuru reddedilmiştir. İdare mahkemeleri, bilirkişi raporlarının içeriğinin özel ve teknik bilgi gerektirdiği gerekçesiyle başvuruları incelememiştir.
Hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde, idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu vurgulanmış, Anayasa ve yasal düzenlemeler gereğince yargı kararlarının uygulanmaması durumunda idarenin sorumluluğu olduğu belirtilmiştir. Sonuç olarak, başvuranın talebi reddedilmiş ve idarenin işlemlerinde hukuka aykırılık bulunmadığına karar verilmiştir. Bu durum, yargı kararlarının uygulanmasının zorunluluğunu ve idarenin bu konudaki yükümlülüklerini net bir şekilde ortaya koymaktadır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/17969-S.21.28775
BAŞVURU NO : 2021/11193
KARAR TARİHİ : 22/12/2021
RET KARARI
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :
BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, mahkeme kararının uygulanmadığından bahisle mağduriyetinin giderilmesi talebi hk.
BAŞVURU TARİHİ : 22/06/2021
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza müvekkili aracılığıyla şikayet başvurusunda bulunan (T.C Kimlik
No: ) başvurusunda özetle; Düzce İli Merkez İlçesi Çamköy sınırlarında bulunan parsel sayılı taşınmazın maliki iken taşınmazda Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından kısmi kamulaştırma yapıldığı ve kısmi kamulaştırmaya isabet eden bölümün bedelinin Düzce 2.Asliye Hukuk
Mahkemesi’nin / E sayılı dosyasında görülen davada belirlendiğini, bedelin belirlenmesine esas alınan bilirkişi raporunu tanzim eden bilirkişilerin kasıtlı olarak yanlış rapor düzenlemek suretiyle müvekkilini zarara uğrattığını, bunun üzerine 6754 sayılı yasa gereğince Ankara Bilirkişilik Bölge Kurulu
Başkanlığına şikayet ettiklerini, şikayet üzerine kurul tarafından etkin bir soruşturma yürütülmeden bilirkişiler hakkında soruşturma açılmamasına karar verildiğini, karara karşı Ankara 9. İdare Mahkemesi
Başkanlığı nezdinde iptal davası açıldığını ve Ankara 9. İdare Mahkemesi / E – / K sayılı kararı ile kurulun soruşturma açılmamasına dair karanın iptal edildiğini, kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiğini, ancak kurul tarafından yine bilirkişiler hakkında etkin bir soruşturma yürütülmeden
tekrar soruşturma açılmamasına karar verildiğini söz konusu karara karşı da idari yargı yoluna gidildiğini ve Ankara 14.İdare Mahkemesinin / E – / K sayılı kararı ile söz konusu kurul kararının da iptal edildiğini, söz konusu kararında kesinleştiği ancak idarenin ısrarla mahkeme kararının gereğini yerine getirmediğini belirterek; söz konusu mahkeme kararlarının gereğinin yerine getirilerek mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 03/08/2021 tarih ve sayılı yazısı ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Adalet Bakanlığından bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Ankara
Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanlığı tarafından gönderilen 01/09/2021 tarih ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;
2.1 Ankara 9. İdare Mahkemesi’nin 25/04/2019 tarih, / E., / K. sayılı kararı
30/07/2019 tarihinde, Ankara 14. İdare Mahkemesinin 04/12/2020 tarih ve E: / ; K: / sayılı kararının ise 25/01/2021 tarihinde Adalet Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne tebliğ edilmiş olup, kararlar gereğinin yapılması için sırasıyla 01/08/2019 ve 26/01/2021 tarihli üst yazılar ile Kurula intikal ettirildiği,
2.2 Ankara 9. İdare Mahkemesi’nin 25/04/2019 tarih, / E., / K. sayılı kararı üzerine;
Kararın 30/07/2019 tarihinde adli tatil içerisinde tebliğinden sonra, kurul üyelerinin çoğunun adli tatilde olması nedeniyle adli tatilden hemen sonraki ilk toplantı olan 05/09/2019 tarih, / sayılı toplantıda, Ankara 9. İdare Mahkemesi’nin 25/04/2019 tarih, / E., / K. sayılı kararı doğrultusunda; Ankara 9. İdare Mahkemesinin kararı doğrultusunda evrak kapsamını inceleyip, görüşünü
Kurula sunması amacıyla üye görevlendirilmesine, İptal kararı doğrultusunda dosyanın tekrar incelemeye alındığına yönelik ilgileri de tutulmak suretiyle Adalet Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel
Müdürlüğü’ne müzekkere yazılmasına karar verildiği,
2.3 Kurul tarafından 11/10/2019 tarih, Muhabere numarası ile Düzce Belediye
Başkanlığına hitaben, “Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin / E. sayılı dosyasında davalı
‘in bilirkişiler … hakkında şikayetçi olması nedeniyle; yazımız ekinde bulunan şikayetçinin dilekçesi ve bilirkişi raporları doğrultusunda, davaya konu taşınmazın (Düzce İli, Merkez İlçesi. Çamköy Mahallesi, Kavlanlık mevkiinde bulunan Parsel sayılı taşınmaz) kadastro parseli mi, imar parseli mi olduğunun ve imar parseli ise imar gördüğü tarihin Kurulumuza bildirilmesi” hususunda yazı yazıldığı, Düzce
Belediye Başkanlığının 06/11/2019 tarih ve sayılı cevabi yazısında; “Düzce İli, Merkez İlçesi, Çamköy Mahallesi, Kavlanlık mevkiinde bulunan Parsel sayılı taşınmazın; Karayolları Genel
Müdürlüğünün almış olduğu 26/01/2010 tarih ve sayılı Kamulaştırma işlemine başlama kararına göre düzenlenerek 03/06/2014 tarih ve yevmiye nolu Tapu İşlemi ile 2205.25 m2 yüzölçümlü nolu parselin Arsa olarak ve 4678.75 m2 yüzölçümlü nolu parselin ise yol olarak ifraz işlemi ile yeni parseller oluştuğu, Düzce İli Merkez İlçesi Çamköy Mahallesi no’lu parselin; Belediyenin 07/05/2013 tarih ve 875 sayılı Meclis Kararı ile onaylı İmar Planlarında “Kentsel Servis Alanı” olarak düzenlendiği, söz konusu parsele Karayolları Genel Müdürlüğünce giriş-çıkış izni verilmediğinden imar parseli niteliğinde olmadığı” belirtilerek, İfraz Beyannamesi ve İmar Plan Örneğinin gönderildiği,
2.4 Ankara 14. İdare Mahkemesinin 04/12/2020 tarih ve E: / ; K: / sayılı kararı
üzerine; Kararın 25/01/2021 tarihinde tebliğinden sonraki ilk toplantı olan 05/02/2021 tarih, sayılı toplantıda, Ankara 14. İdare Mahkemesi’nin 04/12/2020 tarih, / – E. K. sayılı
kararı uyarınca Kurulumuzun 28/11/2019 tarih, / – Karar sayılı kararının kaldırılmasına, Mahkeme kararı doğrultusunda araştırma yapılmasına karar verildiği,
2.5 01/02/2021 tarihinde Düzce Belediye Başkanlığı İmar Ve Şehircilik Müdürlüğü’ne yazı yazılarak;
“Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin / E. Sayılı dosyasında davalı ‘in bilirkişiler …
hakkında şikayetçi olması nedeniyle; 1-Düzce İli Çamköy-Metek Mahallesi, Parselin, imar parseli mi yoksa kadastro parseli mi olduğunun tespiti, 2-Dava konusu Düzce İli Çamköy Mahallesi Kavlanlık
Mevkiinde bulunan parsele komşu olan parsellerin tespiti ile parselin bu parsel ile komşu olup olmadığının tespit edilerek Kurulumuza bilgi verilmesinin” talep edildiği, Düzce Belediye Başkanlığı
Emlak ve İstimlak Müdürlüğü’nün 08/02/2021 tarih, – – sayılı cevabi yazısında, “Düzce İli, Merkez İlçesi, Çamköy Mahallesi, parselin kadastro parseli olduğu, Metek mahallesinde parsel sayılı taşınmaz kaydına rastlanılmadığı, Çamköy Mahallesi parsel ile sayılı parselin komşu olmadığının” belirtildiği,
2.6 Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne yazı yazılarak; “ – / Esas sayılı dosyada, taraflarca
sunulmuş olan emsal değerlere ilişkin dilekçe ve ekleri ile mahkemece bu yönde araştırma yapılıp yapılmadığının tespiti ile hangi bedelin hesaplamada dikkate alındığının Kurulumuza bildirilmesi, 2Dosyada gerek şikayet edilen bilirkişiler, gerekse de başka bilirkişiler tarafından düzenlenen raporların birer suretlerinin Kurulumuza gönderilmesi, 3-Şikayete konu taşınmaz ile ilgili olarak karar verilip verilmediğinin, verilmiş ise verilen kararın kesinleşip kesinleşmediğinin tespiti ile verilen karardan bir suretinin kesinleşme şerhi ile Kurulumuza gönderilmesi” hususunda yazı yazıldığı ve ayrıca / E.
dosyasının incelenmesi için UYAP ortamında Mahkemesinden inceleme izni talep edildiği, verilen izin üzerine dosyanın incelendiği ve dosyasından ilgili bölümlerin örneğinin soruşturma dosyası içerisine alındığı,
2.7 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesinde yazılı “Danıştay, bölge idare
mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez” hükmü gereğince, Kurul tarafından işlem yapılmış, bu kapsamda İdare Mahkemesinin kararları doğrultusunda araştırma yapılarak, elde edilen yeni deliller de değerlendirilerek karar verildiği,
2.8 Başvuranın, 09/02/2017 tarihli şikayet dilekçesi ile Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin
24/02/2015 tarih, / K. sayılı kararına esas alınan bilirkişi raporunu tanzim eden bilirkişileri
Kurula şikayet ettiği,
2.9 Kurul tarafından 13/03/2017 tarih ve sayılı kararı ile “şikayetin 6754 sayılı Kanunun 14/3-
4 maddelerinde belirtilen özel ve teknik bilgilere ilişkin olması nedeniyle aynı yasa hükmü gereğince
incelenmeksizin REDDİNE” karar verildiği, kararın şikayetçiye usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, şikayetçinin 21/04/2017 tarihli dilekçesi ile kararımıza itiraz ettiği, Kurulun 27/04/2017 tarih, sayılı kararı ile itirazın reddine karar verdiği,
2.10 Şikayetçi tarafından bu kararın iptali yönünde açılan davada Ankara 9. İdare Mahkemesi’nin
25/04/2019 tarih, / E., / K. sayılı kararı ile, Kurul kararının iptaline karar verildiği,
2.11 Kurul tarafından, Ankara 9. İdare Mahkemesi’nin 25/04/2019 tarih, / E., / K. sayılı
kararı doğrultusunda işlem yapılarak 28/11/2019 tarih, / – sayılı karar ile “ ’in şikayeti nedeniyle bilirkişiler hakkında herhangi bir yaptırım uygulanmasına yer olmadığına” karar
verildiği, şikayetçinin 02/01/2020 tarihli dilekçesi ile bu karara da itiraz ettiği, Kurulumuzun 13/02/2020 tarih, sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği,
2.12 Şikayetçi vekili tarafından bu kararın da iptali yönünde açılan davada Ankara 14. İdare Mahkemesi’nin
04/12/2020 tarih, / – E. K. sayılı kararı Kurul kararının iptaline karar verildiği,
2.13 Kurulumuzca, Ankara 14. İdare Mahkemesi’nin 04/12/2020 tarih, / – E. K. sayılı kararı
doğrultusunda işlem yapılarak 19/03/2021 tarih, / – sayılı karar ile, “ tarafından yapılan şikayetin REDDİNE” karar verildiği, şikayetçi Vekili Av. ’nın 17/05/2021 tarihli itiraz tarihli dilekçesi ile bu karara da itiraz ettiği, Kurulumuzun 28/05/2021 tarih, / – sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği,
2.14 Buna göre şikayetçi ’in 09/02/2017 tarihli şikayet dilekçesi ile bilirkişiler şikayeti üzerine
Kurul tarafından yapılan her bir işlemin ilgilisine tebliğ edildiği,
2.15 Başvurucu ’in Düzce İli, Merkez İlçesi, Çamköy sınırları içerisinde bulunan taşınmazının
kamulaştırıldığı, 24/11/2011 tarihinde Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından aleyhine açılan ve Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin / Esas sayılı dosyası üzerinde görülen davada, dava konusu taşınmazın 1.276.082,28 TL bedelle kamulaştırılmasına karar verildiği, davacı tarafın kararı temyiz etmesi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin / E.- K. sayılı ilamı ile “Bilirkişilerin
Düzce ili dışından seçilmiş olması” nedeniyle kararın bozulduğu, bozma kararı üzerine, Düzce 2. Asliye
Hukuk Mahkemesi’nin / Esas sayılı dosyası üzerinde yargılama yapıldığı, 24/02/2015 tarih, / K. sayılı karar ile “09/02/2015 tarihli ek raporda ve bu rapora dayanak 20/11/2014 tarihli asıl raporda belirtilen hususlar ve ek rapordaki bedelin, mahkemece daha önce verilen ve bedel yönünden
Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen taşınmaz bedelleri ile bu taşınmazların dava konusu taşınmaza mesafeleri dikkate alınarak belirlendiğinden mahkememizce de kabule şayan görülmüştür.” gerekçesi ile DAVANIN KABULÜNE karar verildiği, kararın Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 02/05/2016 tarih, / – E. K. sayılı kararı ile onandığı,
2.16 Kurul tarafından Ankara 9. İdare Mahkemesi’nin 25/04/2019 tarih, / E., / K. sayılı
kararı ile Ankara 14. İdare Mahkemesi’nin 04/12/2020 tarih, / – E. K. sayılı kararında belirtilen şekilde araştırma yapılmış olup ilgili yerlerden gerekli bilgi ve belgelerin getirtilmiş ve
Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin incelemesinden geçmek suretiyle kesinleşmiş Düzce 2. Asliye Hukuk
Mahkemesi’nin 24/02/2015 tarih, / E. / K. sayılı kararı ile dava dosyası incelendiği,
2.17 Şikayete konu bilirkişi raporunda; bilirkişiler tarafından tarafların gösterdiği emsal parsel ile
ilgili değerlendirme yapıldığı, Yargıtay denetiminden geçmiş başka dosyalardaki bilirkişi raporlarından istifade edildiği, dikkate alınan ve alınmayan emsaller ile ilgili açıklamalar yapıldığı ve neden dikkate alındığı veya dikkate alınmadığının belirtildiği, Düzce Belediye Başkanlığı Emlak ve
İstimlak Müdürlüğü’nün 08/02/2021 tarih, – – sayılı yazısında, “Düzce İli, Merkez
İlçesi, Çamköy Mahallesi, parselin kadastro parseli olduğu, Metek mahallesinde parsel sayılı taşınmaz kaydına rastlanılmadığı, Çamköy Mahallesi parsel ile sayılı parselin komşu olmadığının” belirtildiği, buna göre Düzce İli Çamköy-Metek Mahallesi, parselin, kadastro parseli olduğunun anlaşıldığı, dava konusu taşınmaz ile ilgili Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24/02/2015 tarih, / E. – / K. sayılı kararı ile soruşturma konusu rapor esas alınarak karar verildiği, iş bu kararın Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 02/05/2016 tarih, / – E. K.
sayılı kararı ile onandığının görüldüğü,
2.18 6754 sayılı Kanunun 14/1. maddesinde; “bilirkişilerin, görevleriyle ilgili tutum ve davranışlarının
veya hazırladıkları raporların ilgili mevzuata uygunluğu bakımından bölge kurulları tarafından resen veya başvuru üzerine denetleneceği,” 14/2. maddesinde; “hâkim veya Cumhuriyet savcısının, görevlendirdiği bilirkişinin göreviyle ilgili tutum ve davranışlarının veya hazırladığı raporun mevzuata uygun olmadığına ilişkin kanaat edinmesi durumunda, bu hususu bölge kuruluna bildireceği,” 14/3. maddesinde; “Bölge kurullarının, bilirkişi raporlarını özel veya teknik bilgi yönünden denetleyemeyeceği,” 14/4. maddesinde; “bilirkişi raporlarının özel veya teknik bilgi yönünden içeriğine ilişkin bölge kurullarına başvuru yapılamayacağı; yapılan başvuruların incelenmeksizin reddedileceği,” 14/5. maddesinde, “Bölge kurulunun yaptığı inceleme sırasında yargı mercilerinden, kamu kurum ve kuruluşlarından, meslek odalarından, özel hukuk tüzel kişilerinden ve gerçek kişilerden inceleme konusuyla ilgili bilgi ve belge talep edebileceği, ilgililerce bu talebin yerine getirilmesinin zorunlu olduğu,”14/6. maddesi, “Bilirkişilik sicili ve listesinde kayıtlı olmayıp da 12 nci maddenin altıncı fıkrası uyarınca görevlendirilenler ile listeye kaydolmaktan muaf tutulanların, 3 üncü maddede belirtilen temel ilkeler ile etik ilkelere aykırı olarak bilirkişilik faaliyetinde bulunduklarının tespit edilmesi hâlinde, bölge kurulu kararıyla bilirkişilik yapmaktan yasaklanabileceği ve bu kararın, ilan edilmek üzere Daire Başkanlığına bildirileceği” hususlarının belirtildiği,
2.19 Şikayete konu olan Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24/02/2015 tarih, / E. – /
K. sayılı kararına dayanak 09/02/2015 tarihli ek rapor ve bu rapora dayanak 20/11/2014 tarihli asıl raporun, Mahkemesince ve temyiz incelemesi yapan Yargıtay 5. Hukuk Dairesi tarafından incelendiği, şikayete konu edilen hususların mahkemesince ve Yargıtay 5. Hukuk Dairesi tarafından eksiklik olarak kabul edilmediği, şikayetin açıkça bilirkişi raporunun özel veya teknik bilgi yönünden içeriğine ilişkin olduğu, 6754 sayılı
Kanunun 14/3- 4 maddesi uyarınca bilirkişi raporlarının özel ve teknik bilgi yönünden Kurulumuzca denetlenememesi karşısında Kurulumuzun kararlarında usule aykırı bir durum tespit edilemediği,
2.20 Öte yandan, 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu 24/11/2016 tarihinde, Bilirkişilik Yönetmeliği ise
03/08/2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Şikayete konu bilirkişi raporu 20/11/2014, ek rapor ise 09/02/2015 tarihli olup 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu ve Bilirkişilik
Yönetmeliği’nin yürürlüğünden önce düzenlendiği,
2.21 Şikayetçinin söz konusu raporlardan haberdar olmasına rağmen 2 (iki) yılı aşkın bir süreden sonra
şikayette bulunduğu,
2.22 Kurul tarafından başka bir bilirkişiye 27/04/2017 tarih ve / sayılı karar ile “16/06/2016
tarihinde mahkemesine ibraz etmiş olduğu bilirkişi raporundaki kanuna aykırılıklar dolayısıyla 3 ay süreyle geçici olarak bilirkişi listesinden çıkarılmasına” karar verildiği, bu karara yapılan itirazın Kurulun 22/06/2017 tarih ve / – sayılı kararı ile ret olunduğu, bu karara karşı açılan davada, 18. Ankara
İdare Mahkemesinin 26/12/2018 tarih ve E: / ; K: / sayılı kararı ile, “….. davacı tarafından hazırlanan 16/06/2016 tarihli bilirkişi raporu esas alınarak uygulanması, sonradan çıkan bir kanunun geçmişe yürütülerek, yürürlüğe girdiği tarihten önceki olaylara uygulanması sonucunu doğurduğu, bu durumun hukuk devleti, hukuk güvenliği ve kanunların geriye yürümezliği ilkelerine aykırı olacağı açık olduğundan, davacı hakkında uygulanan 3 ay süreyle geçici olarak bilirkişilik listesinden çıkarılmasına dair tesis edilen işlem ile bu işleme yapılan itirazın reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.” gerekçesi ile Kurulumuzun kararın iptaline karar verildiği, karara karşı Bakanlığımızca istinaf kanun yoluna başvurulduğu, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesinin 29/04/2019 tarih ve E: / ; K: / sayılı kararı ile Bakanlığın istinaf talebini reddettiği belirtilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının;
3.1 “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak
suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz”,
3.2 “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40. maddesinde; “ Anayasa ile tanınmış hak ve
hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”,
3.3 ”Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve
dördüncü fıkrasında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,
3.4 “Yargı yolu” kenar başlıklı 125. maddesinde; “…İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı
ödemekle yükümlüdür.”,
3.5 “Mahkemelerin Bağımsızlığı” başlıklı 138. maddesinin son fıkrasında; “Yasama ve yürütme
organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5. maddesine göre; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir…”, 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28. maddesinde: “(1)Danıştay, Bölge İdare
Mahkemeleri, İdare ve Vergi Mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz (30) günü geçemez. Konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ile her türlü davalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirim tarihinden itibaren, birinci fıkrada belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yatırılır.
Birinci fıkrada belirtilen süreler içinde ödeme yapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.”, 6. 6754 sayılı Bilirkişilik Kanun’un;
6.1 “Bilirkişilik bölge kurullarının görevleri” başlıklı 8. maddesinde; “Bölge kurullarının görevleri
şunlardır: a) Bilirkişilik hizmetlerinin ilgili mevzuata uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak. b)
Bilirkişiliğe kabule ve bilirkişilerin sicile ve listeye kaydedilmesine karar vermek. c) Sicile kayıtlı bilirkişilerin temel ve alt uzmanlık alanlarına göre bilirkişilik listelerini oluşturmak. ç) Bilirkişilerin sicil ve listeden çıkarılmasına karar vermek. d) İlgili mevzuat çerçevesinde bilirkişilerin denetimini yapmak ve performansını ölçmek. e) Özel hukuk tüzel kişilerinin bilirkişilik faaliyetinde bulunmalarına izin vermek,
izinlerini iptal etmek, bilirkişiliğe ilişkin faaliyet ve raporlarını denetlemek. f) Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.”,
6.2 “Bilirkişilik sicilinden ve listesinden çıkarılma” başlıklı 13. maddesinde; “Bilirkişiler, aşağıdaki
şartlardan birinin gerçekleşmesi hâlinde sicilden ve listeden çıkarılır: a) Bilirkişiliğe kabul şartlarının kaybedilmesi veya sicile kabul tarihinde gerekli şartların bulunmadığının sonradan tespit edilmesi. b)
Kanuni bir sebep olmaksızın bilirkişilik yapmaktan kaçınılması veya raporun belirlenen süre içinde mazeretsiz olarak verilmemesi. c) Bilirkişilik görevi ve bu görevin gerektirdiği etik ilkelerle bağdaşmayan, güven duygusunu sarsıcı tutum ve davranışlarda bulunulması. ç) 3 üncü maddede belirtilen temel ilkelere aykırı olarak bilirkişilik faaliyetinde bulunulması. d) Bölge kurulu tarafından yapılacak performans değerlendirmeleri sonucunda yeterli bulunulmaması. e) Bilirkişilik süresinin dolmasına rağmen süresi içerisinde yenileme talebinde bulunulmaması. f) Bilirkişinin sicilden çıkarılmayı talep etmesi. Birinci fıkranın (b), (c), (ç) ve (d) bentlerinde belirtilen hâllerde ihlalin niteliğine göre sicilden ve listeden çıkarma yaptırımı yerine uyarma veya bir yıla kadar geçici süreyle listeden çıkarma yaptırımı uygulanabilir.”,
6.3 “Denetim ve inceleme” başlıklı 14. maddesinde; “Bilirkişiler, görevleriyle ilgili tutum ve
davranışlarının veya hazırladıkları raporların ilgili mevzuata uygunluğu bakımından bölge kurulları tarafından resen veya başvuru üzerine denetlenir. Hâkim veya Cumhuriyet savcısı, görevlendirdiği bilirkişinin göreviyle ilgili tutum ve davranışlarının veya hazırladığı raporun mevzuata uygun olmadığına ilişkin kanaat edinmesi durumunda, bu hususu bölge kuruluna bildirir. Bölge kurulları, bilirkişi raporlarını özel veya teknik bilgi yönünden denetleyemez. Bilirkişi raporlarının özel veya teknik bilgi yönünden içeriğine ilişkin bölge kurullarına başvuru yapılamaz; yapılan başvurular incelenmeksizin reddedilir. Bölge kurulu yaptığı inceleme sırasında yargı mercilerinden, kamu kurum ve kuruluşlarından, meslek odalarından, özel hukuk tüzel kişilerinden ve gerçek kişilerden inceleme konusuyla ilgili bilgi ve belge talep edebilir. İlgililerce bu talebin yerine getirilmesi zorunludur. Bilirkişilik sicili ve listesinde kayıtlı olmayıp da 12 nci maddenin altıncı fıkrası uyarınca görevlendirilenler ile listeye kaydolmaktan muaf tutulanlar, 3 üncü maddede belirtilen temel ilkeler ile etik ilkelere aykırı olarak bilirkişilik faaliyetinde bulunduklarının tespit edilmesi hâlinde, bölge kurulu kararıyla bilirkişilik yapmaktan yasaklanabilir. Bu karar, ilan edilmek üzere Daire Başkanlığına bildirilir.”
6.4 “İtiraz ve dava hakkı” başlıklı 15. maddesinde; “Bölge kurulu kararlarına karşı, kararın tebliğ veya
ilan tarihinden itibaren otuz gün içinde kararı veren bölge kuruluna itiraz edilir. Bölge kurulunun itiraz üzerine verdiği kararlara karşı yetkili idare mahkemesine dava açılabilir.”, 7. 03/09/2017 tarihli ve 30143 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Bilirkişilik Yönetmeliğinin;
7.1 “Görevi kabul yükümlülüğü” başlıklı 11. maddesinde; “Sicile ve listeye kayıtlı olan bilirkişi
kendisine verilen görevi kabulle yükümlüdür. Bilirkişi, görevlendirildiği konuda uzmanlık bilgisi ve tecrübesinin yeterli olmadığını, konunun kendi uzmanlık alanına girmediğini, varsa görevi kabulden kaçınmasını haklı kılacak mazeretini, görevlendirmeyi yapan mercie bildirmekle yükümlüdür.”
7.2 ‘‘Bölge kurulunun görevleri’’ başlıklı 21. maddesinde; “Bölge kurulunun görevleri şunlardır: a)
Bilirkişilik hizmetlerinin ilgili mevzuata ve belirlenen ilkelere uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak.
b) Bilirkişiliğe kabule ve bilirkişilerin sicile ve listeye kaydedilmesine karar vermek. c) Sicile kayıtlı bilirkişilerin temel ve alt uzmanlık alanlarına göre bölge listesini oluşturmak. ç) Bilirkişilerin sicil ve bölge listesinden çıkarılmasına karar vermek. d) İlgili mevzuat ve Bakanlığın düzenleyici işlemleri ile belirlediği ilkeler çerçevesinde bilirkişilerin denetimini yapmak ve performansını ölçmek. e) Özel hukuk tüzel
kişilerinin bilirkişilik faaliyetinde bulunmalarına izin vermek, izinlerini iptal etmek, bilirkişiliğe ilişkin faaliyet ve raporlarını denetlemek. f) Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.”,
7.3 ”İtiraz ve Dava Hakkı” başlıklı 28. maddesinde; “Bölge kurulu kararlarına karşı, kararın tebliğ veya
ilan tarihinden itibaren otuz gün içinde kararı veren bölge kuruluna itiraz edilir. İtiraz üzerine bölge kurulu tarafından verilen karar yeniden değerlendirilerek itirazın kabulüne ya da reddine karar verilir ve karar itiraz edene tebliğ edilir. Bölge kurulunun itiraz üzerine verdiği kararlara karşı yetkili idare mahkemesinde dava açılabilir.”,
7.4 “Sicil ve Listeden Çıkarılma” başlıklı 48. maddesinde; “Bilirkişiler, aşağıdaki şartlardan birinin
gerçekleşmesi hâlinde sicilden ve listeden çıkarılır: “a) Bilirkişiliğe kabul şartlarının kaybedilmesi veya sicile kabul tarihinde gerekli şartların bulunmadığının sonradan tespit edilmesi. b) Kanuni bir sebep olmaksızın bilirkişilik yapmaktan kaçınılması veya raporun belirlenen süre içinde mazeretsiz olarak verilmemesi. c) Bilirkişilik görevi ve bu görevin gerektirdiği etik ilkelerle bağdaşmayan, güven duygusunu sarsıcı tutum ve davranışlarda bulunulması. ç) Temel ilkelere aykırı olarak bilirkişilik faaliyetinde bulunulması. d) Bölge kurulu tarafından yapılacak performans değerlendirmeleri sonucunda yeterli bulunulmaması. e) Bilirkişilik süresinin dolmasına rağmen süresi içerisinde yenileme talebinde bulunulmaması. f) Bilirkişinin sicilden ve listeden çıkarılmayı talep etmesi. Birinci fıkranın (b), (c), (ç) ve (d) bentlerinde belirtilen hâllerde ihlalin niteliğine göre sicilden ve listeden çıkarma yaptırımı yerine uyarma veya bir yıla kadar geçici süreyle listeden çıkarma yaptırımı uygulanabilir.”
7.5 “Bilirkişinin bildirim ve çekinme yükümlülüğü” başlıklı 53. maddesinde; “Bilirkişi, kendisine tevdi
olunan görevin, uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektirmediğini, temel ve alt uzmanlık alanına girmediğini, inceleme konusu iş ve işlemlerin açıklığa kavuşturulması için alanında uzman başka bir bilirkişi ile işbirliğine ihtiyaç duyduğunu veya varsa görevden çekinmeyi haklı kılacak bir mazeretinin bulunduğunu, görevin kendisine verilme tarihinden veya çekinmeyi gerektirecek durumun sonradan öğrenilmesi halinde bu tarihten itibaren en geç bir hafta içinde görevlendirmeyi yapan mercie bildirir.”
7.6 “Denetim ve İnceleme” başlıklı 59. maddesinde; “Bilirkişiler, görevleriyle ilgili tutum ve
davranışlarının veya hazırladıkları raporların mevzuata uygunluğu bakımından bölge kurulları tarafından resen veya başvuru üzerine denetlenir. Görevlendirmeyi yapan merci, görevlendirdiği bilirkişinin göreviyle ilgili tutum ve davranışlarının veya hazırladığı raporun mevzuata uygun olmadığına ilişkin kanaat edinmesi durumunda, varsa dayanak bilgi ve belgeleri de ekleyerek, bu hususu bölge kuruluna bildirir. Bilirkişi raporlarının özel veya teknik bilgi yönünden içeriğine ilişkin bölge kurullarına başvuru yapılamaz.”
7.7 “Denetim ve inceleme sonucu verilecek kararlar” başlıklı 62. maddesinde; “Bilirkişi raporlarının
özel veya teknik bilgi yönünden içeriğine ilişkin bölge kurullarına yapılan başvurular incelenmeksizin reddedilir. Bu yöndeki başvurular görevlendirmeyi yapan merci ile bilirkişinin bağlı bulunduğu meslek kuruluşu veya görev yaptığı kuruluşlara gönderilir. (2) Bilirkişiler hakkında yapılan denetim sonucunda
48 inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b), (c), (ç) ve (d) bentlerinde belirtilen şartlardan birinin
gerçekleşmesi hâlinde sicilden ve listeden çıkarma kararı verilir. (3) Bilirkişiler hakkında yapılan denetim sonucunda 48 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c), (ç) ve (d) bentlerinde belirtilen hâllerde ihlalin niteliğine göre sicilden ve listeden çıkarma yaptırımı yerine uyarma veya bir yıla kadar geçici süreyle listeden çıkarma yaptırımı uygulanabilir. (4) Bilirkişilik sicili ve listesinde kayıtlı olmayıp da 50 nci maddenin dördüncü fıkrası uyarınca görevlendirilenler ile listeye kaydolmaktan muaf tutulanlar, temel ilkeler ile etik ilkelere aykırı olarak bilirkişilik faaliyetinde bulunduklarının tespit edilmesi hâlinde, görevlendirmeyi yapan merciin yetki çevresinde bulunan bölge kurulu tarafından resen veya başvuru
üzerine denetim ve incelemeye tabi tutularak, bölge kurulu kararı ile bilirkişilik yapmaktan yasaklanabilir.
Bu karar, ilan edilmek üzere Daire Başkanlığına bildirilir. (5) Denetim raporu bölge kurulu denetim ve performans kaydına işlenir, bir sureti de Daire Başkanlığına sunulur. (6) Bölge kurulu, yaptığı denetim ve inceleme sonucunda bilirkişi hakkında bu maddenin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları uyarınca verdiği kararları, bilirkişinin görev yaptığı kamu kurum ve kuruluşlarına, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına ve ilgili diğer yerlere bildirir.”
7.8 “Listeden çıkarılma usulü” başlıklı 63. maddesinde; “Bölge kurulu, resen veya başvuru üzerine
yapacağı denetim ve inceleme sırasında bilirkişi hakkındaki iddiaları ciddi bulması halinde bilirkişiye tebligat yaparak bir hafta içinde yazılı savunma yapmasını ister. Yapılacak inceleme sonucunda 48 inci maddede sayılan sicilden çıkarılma ve yasaklama sebeplerinin gerçekleştiğinin anlaşılması hâlinde uyarma veya bir yıla kadar geçici süreyle listeden çıkarılmasına ya da bilirkişinin kalıcı olarak sicilden ve listeden çıkarılmasına karar verilebilir. Karar bilirkişiye tebliğ edilir. Bilirkişinin geçici veya sürekli olarak sicilden ve listeden çıkarılması ile bilirkişilik yapmaktan yasaklama kararına karşı yapılan itirazın bölge kurulunca reddedilmesi halinde, bu karar aleyhine idari yargı yoluna başvurulması durumunda ayrıca yürütmeyi durdurma kararı verilmedikçe ilgili, bilirkişilik yapmaktan el çektirilerek UYAP sistemindeki kaydı pasif hale getirilir. Bu madde hükümleri tüzel kişi bilirkişiler ve bünyesinde çalıştırdığı gerçek kişi bilirkişiler hakkında da uygulanır.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
7. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hazırlanan “Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. Başvuran 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; bilirkişileri şikayeti hakkında Ankara Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanlığı tarafından mahkeme kararlarına aykırı olarak karar verildiği belirterek; söz konusu kararın kaldırılarak bilirkişilerin cezalandırılmasını talep etmektedir.
9. Hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.” (Anayasa Mahkemesi
E.2013/44, K.2013/59, Resmi Gazete Tarihi: 02/05/2013)
10. İdare eylem ve işlemlerinde kanunun çizdiği sınırlar içerisinde kalmak zorundadır. Anayasanın 8.
maddesinde bu husus yürütme yetkisi ve görevi Anayasa ve Kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir denilerek ifade edilmiştir. (Kemal Gözler- Gürsel Kaplan İdare Hukukuna Giriş Ekin Basın Yayın
Dağıtım Ağustos 2017, s.28)
11. Yasama ve yürütme organları ile idareler, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş kararlar hiçbir suretle değiştirilemeyeceği gibi idareler bu kararların yerine getirilmesini de geciktiremez.
12. Kanun koyucu, Anayasa’nın 138. ve İdari Yargılama Usulü Kanunun 28. maddesi ile yargı kararlarının ne olursa olsun uygulanmamasından idareyi sorumlu tutmuş ve idarenin yargı kararlarını uygulaması hususunda idareye anayasal ve kanuni bir zorunluluk yüklenmiştir. Dolayısı ile idarenin kararı uygulama yükümlülüğü devam ettikçe, yargı kararının uygulanmamasından doğan sorumluluğu da devam edecektir.
(Bkz: 2017/5018 Başvuru Numaralı ve 24/10/2017 tarihli Tavsiye Kararı)
13. 6754 sayılı Bilirkişi Kanunu ve bilirkişilik hizmetlerinin etkin, düzenli ve verimli bir şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla Bilirkişilik Daire Başkanlığı oluşturulmadan önce bilirkişiler, adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonlarınca oluşturulan listelerde yer alan bilirkişiler arasından seçilmekte, bu listelerde istenilen uzmanlık alanında bilirkişinin bulunmaması halinde gerekçesi belirtilmek suretiyle liste dışından da bilirkişi görevlendirilebilmekteydi, adalet komisyonları tarafından liste oluşturulması dışında kurumsal bir yapının bulunmaması, tüm yargı kollarını kapsayacak bir bilirkişilik sistemi kurulmaması, bilirkişilerin mesleki yeterlilik ve yetkinlik düzeylerinin belirlenmemesi, temel bilirkişilik eğitimi verilmemesi, liyakati bulunan bilirkişilerin sisteme yeterince dahil edilememesi ve sertifikasyonunun sağlanamaması, denetim mekanizması kurulmaması, bilirkişilik alanına ilişkin düzenleyici işlemler yapılmaması, bilirkişilerin ihtiyaç duyulan yetkinlikte ve yeterlilikte olmamaları, bilirkişiliği meslek olarak görmeleri gibi uygulama ve doktrinden bilirkişilik kurumuna, bilirkişilere ve bu konudaki yargı uygulamalarına yönelik eleştiriler üzerine, sorunların çözümü ve etkin işleyen bir sistemin kurulabilmesi için bilirkişilik hizmetlerinde temel ve alt uzmanlık alanlarını belirleyerek bu uzmanlık alanlarına göre bilirkişilerin sahip olması gereken nitelikleri ve uyacakları rehber ilkeleri tespit edecek, bilirkişilerin uymaları gereken etik kuralları belirleyecek, temel usul hükümleri ile rapor yazım teknikleri gibi bilirkişi yeterliliğine ilişkin hususlarda verilecek eğitimlerin usul ve esaslarını düzenleyecek, bilirkişi listelerinin oluşturulmasından denetimlerine kadar bütün bir süreç üzerinde düzenleyici bir rol üstlenecek ve müstakilen bu alanda faaliyet gösterecek bir kurumsal yapının oluşturulmasının zaruret haline gelmesi üzerine adli ve idari yargı alanında yürütülen her türlü bilirkişilik faaliyetinin yürütülmesinde bilirkişilerin nitelikleri, eğitimi, seçimi ve denetimine ilişkin usul ve esasların belirlenmesi ile bilirkişilik için etkin ve verimli bir kurumsal yapı oluşturulması amacıyla 2016 yılında Bilirkişilik Kanunu ve akabinde bilirkişilik hizmetlerinin etkin, düzenli ve verimli bir şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla Adalet Bakanlığı
Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Bilirkişilik Daire Başkanlığı kurulmuştur. (Bkz: 6754 sayılı
Bilirkişi Kanunu Genel Gerekçe)
14. Somut olayda idare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinde;
14.1 Başvurucunun, Düzce İli, Merkez İlçesi, Çamköy sınırları içerisinde bulunan parsel numaralı
taşınmazının kamulaştırıldığı, Kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil için açılan ve Düzce 2. Asliye Hukuk
Mahkemesi’nin / Esas sayılı dosyası üzerinde görülen davada, dava konusu taşınmazın 1.276.082,28 TL bedelle kamulaştırılmasına karar verildiği, davacı tarafın kararı temyiz etmesi üzerine
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin / E.- K. sayılı ilamı ile “Bilirkişilerin Düzce ili dışından seçilmiş olması” nedeniyle kararın bozulduğu, bozma kararı sonrasında yerel mahkeme tarafından
/ Esas numarası ile yapılan yeni yargılamada yeni bir heyet oluşturulduğu ve 20/11/2014 tarihli bilirkişi raporu ve itiraz üzerine düzenlenen 09/02/2015 tarihli ek rapor nihayetinde Düzce 2. Asliye Hukuk
Mahkemesinin 24/02/2015 tarihli ve / E., / K. Sayılı kararı ile söz konusu taşınmazın kamulaştırılmasına karar verildiği ve kararın Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 02/05/2016 tarih ve /
E., / K. Sayılı kararı ile onandığı görülmüştür.
15. Kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil için açılan ve Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin /
Esas sayılı dosyası üzerinde görülen davadaki bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın vasfının
Arsa niteliğine sahip olduğunun tespit edildiği, davacı tarafın kararı temyiz etmesi üzerine “Bilirkişilerin
Düzce ili dışından seçilmiş olması” nedeniyle kararın bozulduğu, bozma kararı sonrasında yerel mahkeme tarafından / Esas numarası ile yapılan yeni yargılamada da, 20/11/2014 tarihli bilirkişi raporunda; davaya konu taşınmazın vasfının yine Arsa niteliğine sahip olduğunun tespit edildiği, ancak itiraz üzerine düzenlenen 09/02/2015 tarihli ek raporda ise dava konusu taşınmazın değerinin düşürülmesi için emsal olarak gösterilen parselin (Düzce İli, Çamköy-Metek Mahallesi ada Parsel) kadastro parseli olarak gösterildiği ancak emsal olarak gösterilen parselin Düzce Belediyesi imar planı içerisinde yer aldığı ve kadastro parseli olmadığı, zaten aynı bilirkişinin başka bir dosyada da emsal olarak gösterdiği aynı parseli (Düzce İli, Çamköy-Metek Mahallesi ada Parsel)imar parseli olarak beyan ettiği, yine aynı bilirkişi tarafından kasti bir şekilde emsal olarak gösterilen tapu satış tutarının da farklı dosyalarda farklı bildirildiği, aynı bilirkişi tarafından yine dava konusu taşınmazın yakınlarında yapılan kamulaştırma işlemlerinde ödenen en yüksek bedelin de kasti olarak yanlış beyan edildiği ve mahkeme nezdinde bu hatalı (09/02/2015 tarihli ek rapor) rapor kabul edilerek tespit edilen bedel üzerinden kamulaştırma yapılmasına karar verildiği gerekçesi ile başvuran tarafından, dosyada görev alan bilirkişiler hakkında şikayette bulunulduğu anlaşılmıştır.
16. Ankara Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanlığı tarafından başvuranın bilirkişi şikayetine ilişkin dilekçesi incelenmiş ve / E. , / K. Sayılı karar ile 13/03/2017 tarihinde söz konusu şikayet hakkında; yapılan şikayetin raporun içeriğine ve hazırlanması yöntemine ilişkin olduğu, söz konusu itirazların mahkemenin değerlendirme alanına girdiği, 6754 sayılı Kanunun 14/3-4 maddelerinde belirtilen özel ve teknik bilgilere ilişkin olması nedeniyle aynı yasa hükmü gereğince talebin reddedildiği, Başvurucunun itirazı üzerine, Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanlığı tarafından da / E. , /
K. , sayılı ve 27/04/2017 tarihli kararı ile itirazın reddine karar verildiği görülmüştür.
17. Başvuranın söz konusu kararın iptaline yönelik olarak açtığı davada; Ankara 9. İdare
Mahkemesi, 25/04/2019 tarihli ve / E., / K., sayılı kararında; taraflar arasındaki uyuşmazlığın konusunun davacının şikayet ettiği konuların özel ve teknik bilgileri gerektirip gerektirmediği noktasında düğümlendiği, davacının şikayet dilekçesinde bulunan iddialarının ilgili kamu kurumlarıyla yazışma yapılarak temin ve teyit edilebileceği hususları ile iptal kararın doğrudan davacının talebi doğrultusunda bilirkişilerin listeden çıkarılması ya da haklarında suç duyurusunda bulunulması şeklinde işlem tesisi anlamına gelmediği hususlarını da belirtilerek; Bilirkişilik Bölge
Kurulu Başkanlığı tarafından verilen / E. , / K. , sayılı ve 27/04/2017 tarihli kararın iptaline karar vermiştir.
18. 30/07/2019 tarihinde Adalet Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne tebliğ edilen
Ankara 9. İdare Mahkemesi’nin 25/04/2019 tarih, / E., / K. sayılı kararının, , kararın gereğinin yapılması için 01/08/2019 tarihinde Ankara Bilirkişilik Bölge Kurulu gönderildiği, Kararın 30/07/2019 tarihinde adli tatil içerisinde tebliğinden sonra, kurul üyelerinin çoğunun adli tatilde olması nedeniyle adli tatilden hemen sonraki ilk toplantı olan 05/09/2019 tarih, sayılı toplantıda, Ankara 9. İdare Mahkemesi’nin 25/04/2019 tarih, / E., / K. sayılı kararı doğrultusunda; inceleyip, görüşünü Kurula sunması amacıyla üye görevlendirilmesine ve iptal kararı doğrultusunda dosyanın tekrar incelemeye alındığına yönelik ilgileri de tutulmak suretiyle Adalet Bakanlığı Hukuk
Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne müzekkere yazılmasına karar verildiği, Kurul tarafından 11/10/2019 tarih, Muhabere numarası ile Düzce Belediye Başkanlığına hitaben, davaya konu taşınmazın (Düzce İli, Merkez İlçesi. Çamköy Mahallesi, Kavlanlık mevkiinde bulunan Parsel sayılı taşınmaz) kadastro parseli mi, imar parseli mi olduğunun ve imar parseli ise imar gördüğü tarihin bildirilmesi hususunda yazı yazıldığı, ve Düzce Belediye Başkanlığının 06/11/2019 tarih ve sayılı cevabi yazısına müteakiben yapılan inceleme sonucunda Ankara Bilirkişilik Bölge Kurulu
Başkanlığının 28/11/2019 tarih ve / – Karar sayılı kararı ile Bilirkişiler Hakkında
/
Herhangi Bir Yaptırım Uygulanmasına Yer Olmadığına karar verildiği, başvuranın, karara itirazı üzerine Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanlığı tarafından 13/02/2020 tarih, / Esas / Karar sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
19. Başvuran tarafından kararın iptaline yönelik açılan davada Ankara 14. İdare Mahkemesi tarafından 04/12/2020 tarihli ve / Esas, / Karar sayılı karar ile; başvuranın, şikayetinin ada parsele ilişkin olduğu, bu yönde kurul tarafından araştırma yapılmadığı, diğer iddiasının da emsal gösterilen taşınmazın m2 bedelinin hatalı olarak tespit edilmesi yönünden de herhangi bir araştırma yapılmadığı ve eksik incelemeye dayalı olarak işlem tesis edildiği hususları ile iptal kararın doğrudan davacının talebi doğrultusunda bilirkişilerin listeden çıkarılması ya da haklarında suç duyurusunda bulunulması şeklinde işlem tesisi anlamına gelmediği hususları da belirtilerek; Bilirkişilik
Bölge Kurulu Başkanlığı tarafından 13/02/2020 tarih, / Esas / Karar sayılı kararın iptaline karar verildiği görülmüştür.
20. Ankara 14. İdare Mahkemesinin 04/12/2020 tarih ve E: / ; K: / sayılı kararın 25/01/2021 tarihinde Adalet Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne tebliğ edildiği, kararın gereğinin yapılması için 26/01/2021 tarihli üst yazı ile de Ankara Bilirkişilik Bölge Kuruluna intikal ettirildiği anlaşılmıştır.
21. Kararın 25/01/2021 tarihinde tebliğinden sonraki ilk toplantı olan 05/02/2021 tarih, sayılı toplantıda, Ankara 14. İdare Mahkemesi’nin 04/12/2020 tarih, / – E. K. sayılı kararı uyarınca Kurulun 28/11/2019 tarih, / – Karar sayılı kararının kaldırılmasına ve mahkeme kararı doğrultusunda araştırma yapılmasına karar verildiği,
21.1 01/02/2021 tarihinde Düzce Belediye Başkanlığı İmar Ve Şehircilik Müdürlüğü’ne yazı yazılarak; “1-
Düzce İli Çamköy-Metek Mahallesi, Parselin, imar parseli mi yoksa kadastro parseli mi olduğunun tespiti, 2-Dava konusu Düzce İli Çamköy Mahallesi Kavlanlık Mevkiinde bulunan parsele komşu olan parsellerin tespiti ile parselin bu parsel ile komşu olup olmadığının tespit edilerek bilgi verilmesinin” talep edildiği,
21.2 Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne yazı yazılarak; “ – / Esas sayılı dosyada, taraflarca
sunulmuş olan emsal değerlere ilişkin dilekçe ve ekleri ile mahkemece bu yönde araştırma yapılıp yapılmadığının tespiti ile hangi bedelin hesaplamada dikkate alındığının Kurulumuza bildirilmesi, 2Dosyada gerek şikayet edilen bilirkişiler, gerekse de başka bilirkişiler tarafından düzenlenen raporların birer suretlerinin Kurulumuza gönderilmesi, 3-Şikayete konu taşınmaz ile ilgili olarak karar verilip verilmediğinin, verilmiş ise verilen kararın kesinleşip kesinleşmediğinin tespiti ile verilen karardan bir suretinin kesinleşme şerhi ile Kurulumuza gönderilmesi” istendiği,
21.3 UYAP ortamında dosyanın incelemesi izni talep edildiği, verilen izin üzerine dosyanın
incelendiği ve dosyasından ilgili bölümlerin örneğinin soruşturma dosyası içerisine alındığı, anlaşılmıştır.
22. Düzce Belediye Başkanlığı Emlak ve İstimlak Müdürlüğü’nün “Düzce İli, Merkez İlçesi, Çamköy
Mahallesi, parselin kadastro parseli olduğu, Metek mahallesinde parsel sayılı taşınmaz kaydına rastlanılmadığı, Çamköy Mahallesi parsel ile sayılı parselin komşu olmadığının” hususlarının belirtildiği 08/02/2021 tarih, – – sayılı cevabi yazısı, Düzce 2. Asliye
Hukuk Mahkemesi’nin / Esas sayılı dosyası üzerinde yargılama yapıldığı, 24/02/2015 tarih, / K. sayılı karar ile “09/02/2015 tarihli ek raporda ve bu rapora dayanak 20/11/2014 tarihli asıl
raporda belirtilen hususlar ve ek rapordaki bedelin, mahkemece daha önce verilen ve bedel yönünden
Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen taşınmaz bedelleri ile bu taşınmazların dava konusu taşınmaza mesafeleri dikkate alınarak belirlendiğinden mahkememizce de kabule şayan görülmüştür.”
Gerekçesi ve sonrasında dava konusu taşınmaz ile ilgili Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24/02/2015 tarih, / E. – / K. Sayılı kararının Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 02/05/2016 tarih, / – E. K. sayılı kararı ile onandığının anlaşılması üzerine yapılan incelemeye müteakiben Ankara Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanlığının 19/03/2021 tarih, / – sayılı kararı ile, “ tarafından yapılan şikayetin REDDİNE” karar verildiği, başvuranın itirazı üzerine, Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanlığının 28/05/2021 tarih, / – sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
23. Başvuranın Kurumumuza yapmış olduğu başvurusunda Kurul tarafından söz konusu mahkeme kararlarının gereğinin yerine getirilmediği belirtilerek; mağduriyetin giderilmesi talep edilmiştir.
23.1 Kurulun şikayete ilişkin ve iptal edilen ilk kararının 6754 sayılı Kanunun 14/4. maddesinin; “bilirkişi
raporlarının özel veya teknik bilgi yönünden içeriğine ilişkin bölge kurullarına başvuru yapılamayacağı; yapılan başvuruların incelenmeksizin reddedileceği,” hükmü gereğince oluşturulduğu ve söz konusu kararın Ankara 9. İdare Mahkemesinin 25/04/2019 tarihli ve / E., / K., sayılı kararı ile davacının şikayet ettiği konuların özel ve teknik bilgiyi gerektirmediği ve şikayet dilekçesinde bulunan iddialarının ilgili kamu kurumlarıyla yazışma yapılarak temin ve teyit edilebileceği gerekçesi ile incelenmesi gerektiğinden bahisle iptal edildiği anlaşılmıştır.
23.2 Kurul tarafından mahkeme kararının tebliği ile birlikte Mahkeme kararı doğrultusunda araştırma
yapılmasına karar verilmiş ve idare ile yazışmalar yapıldıktan sonra Ankara Bilirkişilik Bölge Kurulu
Başkanlığının 28/11/2019 tarih ve / – Karar sayılı kararı ile Bilirkişiler Hakkında Herhangi Bir
Yaptırım Uygulanmasına Yer Olmadığına karar verildiği tespit edilmiştir.
23.3 Başvuran tarafından kararın iptaline yönelik açılan davada Ankara 14. İdare Mahkemesi tarafından
04/12/2020 tarihli ve / Esas, / Karar sayılı karar ile; ada parsele ilişkin emsal gösterilen taşınmazın statüsü ve m2 bedelinin tespit edilmesi yönünden de herhangi bir araştırma yapılmadığı gerekçesiyle eksik incelemeye dayalı olarak işlem tesis edildiği belirtilmiştir.
23.4 Kurul tarafından mahkeme kararının tebliği ile birlikte yeniden mahkeme kararı doğrultusunda
araştırma yapılmasına karar verilmiş Düzce Belediye Başkanlığı İmar Ve Şehircilik Müdürlüğü’ne, Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne yazılar yazılmış, ayrıca UYAP ortamında Mahkemesinden dosyanın inceleme izni talep edildiği anlaşılmıştır. Yapılan incelemeye müteakiben de Ankara Bilirkişilik Bölge
Kurulu Başkanlığının 19/03/2021 tarih, / – sayılı kararı ile “ tarafından yapılan şikayetin REDDİNE” karar verildiği görülmüştür.
23.5 Gerek Ankara 9. İdare Mahkemesinin 25/04/2019 tarihli ve / E., / K., sayılı kararı,
gerekse de Ankara 14. İdare Mahkemesinin 04/12/2020 tarihli ve / Esas, / Karar sayılı kararlarında; söz konusu iptal kararlarının kararın doğrudan davacının talebi doğrultusunda bilirkişilerin listeden çıkarılması ya da haklarında suç duyurusunda bulunulması şeklinde işlem tesisi anlamına gelmediği vurgulanmıştır.
23.6 Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24/02/2015 tarih, / E. – / K. sayılı kararına
dayanak 09/02/2015 tarihli ek rapor ve bu rapora dayanak 20/11/2014 tarihli asıl raporun da, Mahkemesince
ve temyiz incelemesi yapan Yargıtay 5. Hukuk Dairesi tarafından incelendiği ve kararın kesinleştiği tespit edilmiştir.
24. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, Kurumumuz kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; idarenin işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 25. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde idare tarafından istenilen bilgi ve belgelerin Kurumumuza süresi içinde ve gerekçeli olarak gönderildiği anlaşılmıştır.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
26. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin birincisi fıkrası uyarınca, bu Ret
Kararının başvurana tebliğ edildiği tarihten itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN REDDİNE; Kararın BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞINA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi