|
ÖZET: Danıştay kararında, Muş İl Jandarma Komutanlığı’na yapılan BİMER ve CİMER başvuruları nedeniyle verilen disiplin cezasının hukuka uygunluğu incelenmiştir. Başvuran, yaptığı başvuruların Anayasa ve ilgili mevzuat çerçevesinde haklı olduğunu, ancak bu başvurular nedeniyle disiplin cezası verilmesinin hukuka aykırı olduğunu iddia etmiştir. İdare ise, başvuranın müracaatlarının usulsüz olduğunu ve disiplin cezasının mevzuata uygun olarak verildiğini savunmuştur.
Kararda, başvuranın disiplin cezasının gerekçeleri ve süreci detaylı bir şekilde ele alınmış, disiplin cezasının verilmesinin hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca, disiplin soruşturmasının yapılmadığına dair iddiaların da asılsız olduğu belirtilmiştir. Sonuç olarak, başvuranın iddialarının haklılık taşımadığı ve disiplin cezasının iptal edilmesine gerek olmadığına karar verilmiştir. Bu durum, kamu yönetiminde iyi yönetim ilkelerinin uygulanması açısından da önemli bir örnek teşkil etmektedir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
: 94019529-101.07.05.99-E.
SAYI
BAŞVURU NO : 2018/8486
KARAR TARİHİ
RET KARARI
BAŞVURAN
BAŞVURAN VEKİLİ/ TEMSİLCİSİ
BAŞVURUYA KONU İDARE Muş İl Jandaıma Komutanlığı
BAŞVURUNUN KONUSU Başvuranın; BİMER ve CİMER müracaatları sebebiyle verilen disiplin cezasının, mevzuatla belirlenen esas ve usullere, aynca iyi yönetim ilkelerine aykırı olduğu iddiası ile söz konusu cezanın iptal edilmesi yönündeki talebine ilişkindir.
BAŞVURU TARİHİ 26.6.2018
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Kurumumuza elektronik başvuru yoluyla yapılan sayılı şikayet başvurusu ve
eklerinde, adlı başvuran özetle:
1.1. Anayasanın 25 ‘inci maddesinde, herkesin düşünce ve kanaat hüniyetine sahip olduğunun, her ne sebep olursa olsun kimsenin düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamayacağının ve suçlanamayacağının hükme bağlandığını; 1.2. Anayasanın 74’üncü maddesinde yer alan “Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla
Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Biiyiik Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir.” hükmü ile; vatandaşlara, dilek ve şikayetleri hakkında müracaatta bulunma hakkının tanındığını;
1 / 25 1.3. Kendisinin de Anayasal hakkını kullanarak, Başbakanlık İletişim Merkezi (BİMER)
aracılığıyla 09/ 05/ 2017 tarihli ve sayılı başvuruda bulunduğunu; söz konusu
BİMER başvurusunun “F ETÖ/PDY ile mücadele amacıyla, terör örgütünün Devletimizin kurumlarında liyakat sistemi üzerinden bırakmış olduğu tahribatı ortadan kaldırmaya yönelik” mevzuat teklifinden ibaret olduğunu; 1.4. BİMER yetkililerinin, başvuru türü bakımından “istek” olarak kaydettikleri ve genel nitelikte bir mevzuat teklifinden ibaret olan bu başvurusunu, Başbakanlığın mevzuat ve strateji birimlerine veya Devlet Personel Başkanlığı’na yönlendirmek yerine, İçişleri Bakanlığı’na gönderdiğini; İçişleri Bakanlığı’nın da başvurusunu Jandarma Genel Komutanlığı ile Sahil Güvenlik
Komutanlığı’na ilettiğini; son olarak ise Muş İl Jandarma Komutanlığı’nın, yaptığı bu BİMER müracaatı nedeniyle “usulsüz müracaatta bulunduğu” gerekçesiyle hakkında soruşturma başlattığını ve 1’inci disiplin amiri tarafından alınan yazılı savunması sonucunda kınama disiplin cezası ile tecziye edildiğini; söz konusu disiplin cezasına yaptığı itirazın ise bir üst disiplin amiri tarafından reddedildiğini; 1.5. Söz konusu disiplin cezasına, 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun
Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 8’inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde yer alan “Mevzuatta belirlenmiş usul ve kurallara riayet etmeden sözlü, yazılı veya elektronik olarak müracaat veya şikâyette bulunmak .” hükmü kapsamında karar verildiğini; 1.6. Diğer yandan; 25/ 07/ 2016 tarihli ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 657 sayılı
Devlet Memurları Kanunu’nun 36’ncı maddesine Jandarma Hizmetleri Sınıfı’nın da eklendiğini; anılan maddede yer alan “Bu kanuna tabi kurumlarda çalıştırılan memurların sınıfları aşağıda gösterilmiştir : … VIII- Jandarma Hizmetleri Sınıfı ” hükmüne göre, Jandarma Genel Komutanlığı personelinin artık 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi olduğunu; 1.7. 657 sayılı Devlet Memurlar Kanunu’nun “Müracaat, şikâyet ve dava açma” başlıklı 21’inci maddesinde ise, “Devlet memurları kurumlarıyla ilgili resmi ve şahsi işlerinden dolayı müracaat; amirleri veya kurumları tarafından kendilerine uygulanan idari eylem ve işlemlerden dolayı şikâyet ve dava açma hakkına sahiptirler . Müracaat ve şikâyetler söz veya yazı ile en yakın amirden başlayarak silsile yolu ile şikâyet edilen amirler atlanarak yapılır . Müracaat ve şikâyetler incelenerek en kısa zamanda ilgiliye bildirilir . Müracaat ve şikâyetlerle ilgili esas ve usuller
Başbakanlıkça hazırlanacak bir yönetmelikle düzenlenir .” hükmünün yer aldığını; 1.8. 12/ 12/ 2016 tarihli Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Personel
Yönetmeliği’nin 32’inci maddesinin dördüncü fıkrasında da, müracaat ve şikâyetlerle ilgili olarak
657 sayılı Kanun’un 21’inci maddesine dayanılarak hazırlanan ve 28/ 11/ 1982 tarihli ve 8/ 5743
sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Devlet Memurlarının Şikâyet ve
Müracaatları Hakkında Yönetmelik hükümlerinin uygulanacağının belirtildiğini;
2 / 251.9. Devlet Memurlarının Şikâyet ve Müracaatları Hakkında Yönetmelik’te de “müracaat” ve
“şikâyet” tanımlarının yapılmış olduğunu; buna göre, Devlet Memurlarının amirleri veya kurumları tarafından kendilerine uygulanan idari eylem ve işlemlerden dolayı şikâyet; kurumları ile ilgili resmi ve şahsi işlerinden dolayı müracaat hakkına sahip oldukları; kendisinin yaptığı başvurunun iki tanıma da girmediğini; nitekim BİMER aracılığıyla yaptığı söz konusu başvuruda, kurumuyla ilgili şahsi ya da resmi bir işi için müracaatta veya kurum personeliyle ilgili bir şikâyette bulunmadığını ; BİMER başvurusu ile tüm kamu kurum ve kuruluşlarını ilgilendiren genel nitelikte bir mevzuat değişikliği teklifinde bulunduğunu; bu nedenle de ilgili
Yönetmeliklerde açıklanan silsile usulünü takip etmesinin gerekli olmadığını; diğer ifadeyle, Anayasal hakkını kullanarak genel bir konuda yaptığı teklifi BİMER aracılığıyla ilgili makamlara sunmasının, “usulsüz/mevzuata aykırı” müracaat olarak nitelendirilemeyeceğini; 1.10. Jandarma Genel Komutanlığı personeli tarafından yapılan müracaat veya şikâyetin , “Mevzuatta belirlenmiş usul ve kurallara riayet etmeden” yapıldığının kabul edilebilmesi ve bundan dolayı disiplin cezası verilebilmesi için, yapılan şikâyet ve müracaatın, yukarıda sıralanan mevzuatla birlikte, Anayasamızın ilgili maddeleri, 3071 sayılı Dilekçe Hakkının
Kullanılmasına Dair Kanun ve 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında da değerlendirilmesi gerektiğini; BİMER başvurusu nedeniyle kendisine disiplin cezası verilmesinin, Anayasa’ya, Kanun ve Yönetmeliğe, aynı zamanda hukuka ve iyi yönetim ilkelerine aykırı olduğunu; 1.11. Daha önce makamında kendisine silahla saldıran ve ölümle tehdit eden bir başçavuş, ağır ceza mahkemesinde yargılanıyor olmasına rağmen, tanık ifadelerine karşın başçavuşa herhangi bir disiplin cezası verilmemesinin, aksine takdir belgesi düzenlenmesinin ve genel nitelikte yaptığı bir
BİMER başvurusu nedeniyle hakkında müfettiş görevlendirilmesinin, bu müfettişin kendisi aleyhinde beyan verecek herkesle görüşüp kendisinin beyanına başvurmamasının, bu nedenle savunma hakkını kullanamamasının, kendisinde korku ve tedirginlik yarattığını; bu nedenle ilk BİMER başvurusuna ek olmak üzere, 22/ 05/ 2018 tarihli ve sayılı ikinci bir
BİMER başvurusunda daha bulunduğunu ve söz konusu başvurusunda, hiçbir kişi, kurum ya da makam hakkında şikâyet, ihbar ya da imada bulunmadığını özellikle ifade ettiğini; çekincelerini anlatarak , yapmış olduğu tüm müracaatları geri çektiğini bildirdiğini; bu müracaatının başında ek müracaat olduğunun yazılı olduğunu; esasen bu şekilde müracaatlarını geri çekmesinin bile korku ve endişesini açıklamaya yeterli olduğunu; dolayısıyla BİMER müracaatlarını zaten geri çekmiş olduğundan, hakkında usulsüz müracaattan işlem yapmaya da yer olmadığını ; 1.12. Öte yandan, bu ikinci BİMER müracaatında, meydana gelen olayları (hakkında müfettiş görevlendirilmiş olduğunu) anlatarak , ilk müracaatını geri çekmek istediğini belirtmiş olmasına ve BİMER tarafından hiçbir işlem yapılmamasını talep etmesine rağmen, BİMER müracaatının Jandarma Genel Komutanlığı’nda açık ve ‘işleme devam’ olarak gözükmekte olduğunu; başvurusunu neden hala kapatmadıklarını ve tarafına da bir cevap vermediklerini
3 / 25anlayamadığını; şüpheli durumları anlatmasına ve müracaatlarını geri çektiğini bildirmesine
rağmen konu kapanmadığı ve müfettişle ilgili olarak da bir bildirim gelmediği için tedirginliğinin arttığını; bu nedenle 15/ 08/ 2017 tarihinde CİMER’e müracaat ederek söz konusu BİMER sürecinin incelenmesini talep ettiğini; CİMER müracaatı incelendiğinde, bunun da önceki BİMER müracaatları ile ilgili bildirimde bulunmak amacını taşıdığının görüleceğini; dolayısıyla CİMER müracaatının da usulsüz müracaat ve şikâyet olarak değerlendirilemeyeceğini; 1.13. Yapmış olduğu BİMER ve CİMER müracaatları nedeniyle haksız olarak disiplin cezasına çarptırılmasının yanı sıra, hakkında yürütülen disiplin sürecinin de hukuka ve iyi yönetim
ilkelerine uygun olmadığını; şöyle ki :
a. 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul
Edilmesine Dair Kanun’un 29’uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, “Kanunda sayılan fiilleri işleyenler hakkında bu fiillerin işlendiğinin disiplin amiri tarafından öğrenildiği tarihten itibaren; uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kısa ve uzun süreli durdurma cezalarında bir ay içinde … disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.” hükmünün yer aldığını; diğer yandan aynı Kanun’un 13’üncü maddesinin beşinci fıkrasında, disiplin soruşturması yapma ve disiplin cezası verme görev ve yetkisinin üst disiplin amirleri tarafından da kullanılabileceğinin hükme bağlandığını; uygulamada ise, tüm kamu kurumlarında, üst disiplin amirleri tarafından tespit edilen disiplinsizliklerde çoğu zaman üst disiplin amirinin, konuyu en alt seviyedeki disiplin amirine bildirerek bu makam tarafından işlem yapılmasını talimatlandırdığını; ancak bu durumda, Kanun’un 29’uncu maddesine göre işleyen zamanaşımının, üst amirin disiplinsizliği öğrenmesi ile başlayacağını; kademeler arasında yazışma ve sair sebeplerle harcanan zamanın ise idarenin kendi sorumluluğunda olduğunu; Jandarma Genel Komutanlığı’nın, 09/ 05/ 2017 tarihli ve sayılı ilk
BİMER başvurusunu ve bunu izleyen 22/ 05/ 2017 tarihli ve sayılı ikinci BİMER başvurusunu uzun zaman önce -sırasıyla 31/ 05/ 2017 ve 12/ 06/ 2017 tarihlerinde- resmi olarak öğrendiğini; BİMER başvuru ekranından, başvurularının Jandarma Genel Komutanlığı’na ne zaman ulaştığının açık olarak görülebileceğini; aynı şekilde 15/ 08/ 2017 tarihli ve sayılı
CİMER başvurusunun da 24/ 08/ 2017 tarihinde İçişleri Bakanlığı’na iletilmiş olduğunu; mevzuat düzenlemeleriyle Jandarma Genel Komutanlığı’nın tamamen İçişleri Bakanlığı’na bağlanması nedeniyle, İçişleri Bakanının teşkilatın en üst disiplin amiri konumunda olduğunu; diğer ifadeyle, İçişleri Bakanı, Jandarma Genel Komutanı, Vali, İl Jandarma Komutanı, İl
Jandarma Komutan Yardımcısı ile görevli bulunduğu Şubenin Müdürünün kendisinin sıralı amirlerini oluşturduğunu ; kurumların şube ve birimlerinin veya karargâhlarının, kuşkusuz ki o kurum amiri adına işlem tesis ederek faaliyet yürütmekle görevli olduklarını ; dolayısıyla yukarıda sayılan hangi disiplin amiri tarafından fiil öğrenilirse öğrenilsin, zamanaşımının bu tarihte başlayacağını ; diğer ifadeyle, her üç müracaat açısından da disiplin soruşturma ve ceza zamanaşımı dolduğu halde, Jandarma Genel Komutanlığı’nın Muş İl Jandarma
Komutanlığı’na muhatap 31/ 01/ 2018 tarihli emri neticesinde, kendisine disiplin cezası verilmesinin, mevzuata ve hukuka aykırı olduğunu ve iptal edilmesi gerektiğini;
4 / 25b. Ayrıca, ildeki en üst disiplin amirinden (Validen) usulüne uygun soruşturma izni
alınmadığını ; bu durumun da hukuka aykırılık teşkil ettiğini; c . Buna ilaveten, disiplin soruşturması yapılmaksızın , sadece savunmasının alınması suretiyle tesis edilen disiplin işleminin de hukuka uygun olmadığını; bu durumun; “disiplin cezası veren amir ile savunma alıp değerlendirenin tarafsız olması ve ceza veren amir haricinde tarafsız bir muhakkik görevlendirilmesi gerektiği, savunma alan ile ceza verenin aynı kişi olamayacağı ” şeklindeki emsal yargı kararlarına da aykırı olduğunu; ç . Ayrıca, BİMER başvurusu nedeniyle hakkında işlem yapmak için görevlendirilen müfettişin, kendisiyle iletişime dahi geçmediğini; kendisinin beyanına hiçbir suretle başvurmadığını ; sadece şahsı aleyhinde yorum ve dedikodu yapabilecek kişilerle görüşüp, çay-kahve içip, Birliğinden (Muş İl Jandarma Komutanlığı’ndan), Hatay İl Jandarma Komutanlığı’ndan ve Adana
Bölge Komutanlığı’ndan şahsi özlük dosyasını, içeriğindeki disiplin ve mahkeme evraklarının suretlerini alarak Ankara’ya döndüğünü; hâlbuki kendisinin müfettiş gelmeden önce hayati öneme sahip bir olaya (silahla tehdide) maruz kaldığını; kendisi hakkında bir müfettiş görevlendirildi ise, müfettişin BİMER/CİMER başvurularına ek olarak bu olayı da soruşturmasının, şahsının ve tanıkların beyanlarına başvurmasının gerekli olduğunu; d. Buna ilaveten, m üfettiş incelemesinden sonra ilgililere rapor veya sonuç gönderilmesi gerektiğini; söz konusu müfettişin resmi olarak hazırladığı rapor her ne ise, taraf olduğu halde kendisine tebliğ edilmediğini; böylelikle savunma hakkının ve şeffaflık ilkesinin çiğnendiğini ; e . Son olarak, Jandarma Genel Komutanlığı tarafından doğrudan İl Jandarma Komutanlığı’na bildirim yapılarak hakkında usulsüz müracaattan işlem yapılmasının istenildiğini; diğer ifadeyle, ilin Mülki İdare Amiri olan Valilik Makamının atlanmış olduğunu; 1.14. Netice itibariyle; yapmış olduğu BİMER ve CİMER müracaatlarının, ilgili Kanun ve
Yönetmeliklere uygun olduğunu; Anayasanın ilgili maddelerinde açıklanan bireysel hak ve özgürlükler kapsamında yapıldığını; kendisine BİMER/CİMER başvuruları nedeniyle verilen disiplin cezasının ise, yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı esasen ve usulen hatalı; ayrıca iyi yönetim ilkelerine aykırı olduğunu İDDİA EDEREK; Muş İl Jandarma Komutanlığı TEM Şube
Müdürlüğü’nün 2018/ 1 sayılı kınama cezası kararının iptal edilmesini ve özlük dosyasından imha edilmesini TALEP ETMİŞTİR .
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Kurumumuz tarafından 16/ 07/ 2018 tarihli ve sayılı yazı ile Jandarma Genel
Komutanlığı’ndan şikâyet konusu hakkında detaylı bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur .
Jandarma Genel Komutanlığı, şikâyet edilen idare ile ilgili gerekli incelemeleri yaptıktan/yaptırdıktan sonra, kendisine muhatap bilgi/belge talep yazımıza doğrudan cevap
5 / 25vermek yerine, 23/ 07/ 2018 tarihli ve sayılı yazısı ile bilgi/belge talep yazımızı ve
ekindeki başvuruyu şikâyet edilen Muş İl Jandarma Komutanlığı’na göndermiş ve ilgili İl
Jandarma Komutanlığı’nı, adı geçenin başvurusunu inceledikten sonra Kurumumuza cevap vermesi konusunda talimatlandırmıştır .
3) Bilgi/belge talep yazımıza, iki ay geçmesine rağmen herhangi bir cevap alınamaması
üzerine, Jandarma Genel Komutanlığı’na 17/ 09/ 2018 tarihli ve sayılı tekit yazımız gönderilmiş; Jandarma Genel Komutanlığı, aynı şekilde bu yazımızı da şikâyet edilen İl Jandarma
Komutanlığı’na iletmiştir .
4) Şikâyet edilen idare konumunda olan Muş İl Jandarma Komutanlığı ise, Kurumumuzun
bilgi/belge talebine 24/ 09/ 2018 tarihli ve sayılı yazısı ile detaylı olarak cevap vermiş; ayrıca ilgili olabilecek tüm bilgi ve dokümanları cevabi yazısı ekinde Kurumumuza göndermiştir .
İlgili İdare, cevabi yazısı ve eklerinde özetle :
4.1. ‘ün 09 Mayıs 2017 ve 22 Mayıs 2017 tarihli iki BİMER müracaatı ile 15
Ağustos 2017 tarihli bir CİMER müracaatı olmak üzere, birbirini takiben yapılmış toplamda üç müracaatının bulunduğunu; adı geçenin, Muş İl Jandarma Komutanlığı bünyesinde sadece 16/ 07/ 2017 tarihinden itibaren görev yapıyor olduğunu; bu nedenle BİMER müracaatlarının
Hatay İl Jandarma Komutanlığı’nda görevli olduğu sırada, CİMER müracaatının ise Jandarma Genel
Komutanlığı’nın 2017 Yılı Genel Atamaları ile atandığı Muş İl Jandarma Komutanlığı’nda görevli iken yapılmış müracaatlar olduğunu; bağlı olduğu TEM Şube Müdürlüğü’nün ise, adı geçenin müracaatlardan, Muş İl Jandarma Komutanlığı’nın 13 Şubat 2018 tarihli yazısı ile haberdar olduğunu; 4.2. ’ün birinci BİMER müracaatının, kendisinin de belirttiği gibi Fetullahçı
Terör Örgütünün/Paralel Devlet Yapılanmasının kamu personeline verdiği zararların bertaraf edilmesine yönelik tüm kamu kurum ve kuruluşlarını ilgilendiren genel hususları içerdiğini; 4.3. Ancak, ikinci BİMER müracaatında, (aslında öyle olmamasına rağmen) ilk BİMER müracaatına istinaden görev yaptığı birliğe geldiğini düşündüğü müfettişten, kendisi hakkında uygulanan disiplin ve sağlık işlemlerinden ve daha önce adli makamlara intikal ettirilen bir personelin kendisini silahla tehdit ettiğinden bahsetmek suretiyle, kurumla ve personeliyle ilgili bir takım iddialarda bulunduğunu; diğer ifadeyle, daha önce görev yaptığı birlikte problem yaşadığı/silahla tehdit olayını gerçekleştiren personeli, konuyla ilgili tahkikat yapan görevlileri, o dönemdeki birlik komutanını ve BİMER müracaatı üzerine görev yaptığı birliğe geldiğini düşündüğü müfettişi şikâyet ettiğini; adı geçenin birkaç sefer ilk yaptığı BİMER müracaatından vazgeçtiğini ve kimse ile ilgili ihbar ve şikâyeti olmadığını belirtmesine rağmen, yaptığı müracaatın içeriği incelendiğinde kendisi ile çeliştiğinin açık olarak görülebileceğini; 4.4. Adı geçenin CİMER’e yaptığı müracaatında ise, daha önce yaptığı BİMER müracaatlarından bahsetmek suretiyle Cumhurbaşkanlığı Makamı tarafından Jandarma Genel Komutanlığı personeli
6 / 25olmayan sivil bir müfettiş görevlendirilerek müracaatlarının incelenmesini talep ettiğini;
4.5. ’ün birbirini takiben yaptığı bu müracaatların, disiplin amiri tarafından,
13 Şubat 2018 tarihli yazı neticesinde öğrenilmesi ve bu üç müracaatın birlikte
değerlendirilmesi sonucunda; söz konusu müracaatlarının, o dönem yürürlükte olan ve 7068 sayılı
Kanun ile değişiklik yapılmadan aynen kabul edilen 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri
Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname’nin 8’inci maddesinin ikinci fıkrasının “b” bendi, diğer ifadeyle “Mevzuatla belirlenmiş usul ve kurallara riayet etmeden sözlü, yazılı veya elektronik olarak müracaat ve şikâyette bulunmak .” kapsamında değerlendirilerek, personelin savunmasının alındığını; savunmasının yetersiz görülmesi üzerine de, adı geçenin ilgili mevzuatta söz konusu filler için belirlenen kınama cezası ile tecziye edildiğini; 4.6. Muş İl Jandarma Genel Komutanlığı TEM Şube Müdürlüğü tarafından, ’e, genel hususları içeren birinci BİMER başvurusu nedeniyle değil , müteakiben yaptığı
BİMER/CİMER başvurularındaki kurum ve bazı kurum personeli hakkındaki iddia ve talepleri nedeniyle disiplin işlemi uygulandığını; zaten bu durumun disiplin cezası kararında da açıklanarak, adı geçene tebliğ edildiğini; 4.7. Öte yandan, ’ün, kendisine hangi başvurusu nedeniyle disiplin cezası verildiğini bilmesine rağmen , Kamu Denetçiliği Kurumu’na yaptığı başvuruda ısrarla genel hususları içeren ilk BİMER müracaatından bahsetmekte olduğunu; ayrıca, daha önceki birliğinde (Hatay’da görev yaparken) yaşadığı (Muş il Jandarma Komutanlığı ile ilgisi bulunmayan) olayları gündeme getirmeye çalıştığını; 4.8. ’ün disiplin amirinin, 7068 sayılı Kanun tarafından kendisine verilen yetkiyi kullandığını; bu sebeple verilen disiplin cezası kararının herhangi bir usulsüzlük içermediğini; 4.9. Adı geçen personelin, ildeki en üst disiplin amirinden (Validen) usulüne uygun soruşturma izni alınmadığı için bu durumun usulsüzlük içerdiğini de iddia ettiğini; lakin 7068 sayılı Kanun’a tabi
Jandarma personeli hakkında uygulanacak disiplin işlemleri için ildeki en üst disiplin amiri olan Validen soruşturma izni alınması gerektiği şeklinde bir hükmün ilgili mevzuatta yer almadığını; 4.10. Ayrıca, disiplinsizliğin disiplin amiri tarafından öğrenildiği 13 Şubat 2018 tarihi ile “savunma istem yazısının” verildiği 10 Mart 2018 tarihi arasındaki süre dikkate alındığında 1 aylık zaman aşımı süresinin aşılmadığının ve soruşturmaya kanuni süre içerisinde başlandığının da görülebileceğini; 4.11. ’ün, İçişleri Bakanı, Jandarma Genel Komutanı, Vali, İl Jandarma Komutanı, İl Jandarma Komutan Yardımcısı ile görev yaptığı Şubenin Müdürü’nün kendisinin sıralı amirlerini oluşturduğunu; hangi disiplin amiri tarafından fiil öğrenilirse öğrenilsin, 1 aylık soruşturma açma
7 / 25zamanaşımının bu tarihte başlayacağını; kendisine bu süre geçtikten sonra disiplin cezası
verilmesinin bu nedenle mevzuata aykırı olduğunu iddia ettiğini; öte yandan, 7068 sayılı Kanun’un 29’uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, Kanunda sayılan fiilleri işleyenler hakkında bu fiillerin işlendiğinin disiplin amiri tarafından öğrenildiği tarihten itibaren; uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kısa ve uzun süreli durdurma cezalarında 1 ay içinde …disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağının kaydedildiğini; diğer yandan ikinci fıkrasında, disiplin cezasını gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren 2 yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağının belirtildiğini; üçüncü fıkrasında ise, zamanaşımının, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği, zincirleme suçlarda ise son suçun işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlayacağının kaydedildiğini; yani burada bahsedilen 1 aylık sürenin, ceza verme açısından değil, soruşturmaya başlanması açısından belirlenen bir süre olduğunu ve bir önceki paragrafta da açıklandığı üzere bu süreye uygun hareket edildiğini; ‘ün müracaatlarının, değerlendirilmek üzere ilgili kurumlara gönderilmesinin ve ilk disiplin amiri tarafından müracaatların değerlendirilerek savunmasının alınmasının da zaten soruşturma kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ; ayrıca, müracaatların en üst disiplin amiri tarafından öğrenildiği tarihten itibaren, hatta müracaatların yapıldığı tarihten itibaren 2 yıllık süre dolmadığından, verilen disiplin cezası bakımından da zamanaşımından bahsetmenin mümkün olmadığını; ilaveten, İçişleri
Bakanlığı’nın ve Jandarma Genel Komutanlığı’nın personel mevcutları göz önünde bulundurulduğunda, İçişleri Bakanının ve Jandarma Genel Komutanının Türkiye genelindeki personelin tamamını yakından tanımalarının mümkün olamayacağını; nitekim İçişleri Bakanlığı ve
Jandarma Genel Komutanlığı personelinin Türkiye’nin 81 ilinde ve bu illere bağlı ilçelerde, merkezden çok uzakta görev yapmakta olduklarını; 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri
Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un “Takdir hakkının kullanımı” başlıklı 6’ncı maddesi kapsamında, takdir hakkının doğru, yerinde ve hakkaniyetle kullanılması açısından ve aynı Kanun kapsamında disiplinin en kısa sürede tesis edilmesi bakımından, ’ün başvurusunda talep ettiği şekilde tüm personele
“en üst disiplin amiri”, diğer ifadeyle İçişleri Bakanı tarafından ceza verilmesinin ya da zamanaşımının fiilin en üst disiplin amirinin öğrendiği tarihten itibaren başlamasının uygun bir hareket tarzı olmayacağının açık olduğunu; 4.12. Ayrıca, adı geçene BİMER ve CİMER müracaatları nedeniyle disiplin işlemi uygulandığı dikkate alındığında; konuya müdahil başka personel bulunmaması, olayın tamamlanmış olması ve iddiaların tamamen yazılı ve somut bir şekilde ortada olması nedeniyle, ayrıyeten soruşturmacı görevlendirilmesine gerek duyulmadığını ; dolayısıyla adı geçenin kanaatinin aksine, BİMER/CİMER müracaatları için Muş İl Jandarma Komutanlığı tarafından görevlendirilen bir müfettişin bulunmadığını; müfettiş görevlendirilmediği için , konuya ilişkin herhangi bir müfettiş raporunun da mevcut olmadığını ; ayrıca, 7068 sayılı Kanuna göre bir soruşturmacı/müfettiş görevlendirilmesinin zaten zorunlu olmadığını ; 4.13. ’e, tebliğ edilen ceza kararında, ilk müracaatının genel hususları kapsadığının,
8 / 25ancak ikinci ve üçüncü müracaatlarının kendisi ve kurumla ilgili olduğunun açıklandığını ve verilen
kınama cezasına itiraz etmek üzere yazdığı dilekçesinin bir üst disiplin amirine gönderilmesi suretiyle de haklarını sonuna kadar kullanmasının sağlandığını; hatta ceza kararı kendisine tebliğ edildiğinde izne ayrılacağını ve itiraz hakkını kullanamayacağını beyan ettiğinden dolayı, ceza kararının tebliğinin personelin izin dönüş tarihinden sonraya bırakıldığını ; öte yandan, adı geçenin yaptığı itirazın, bir üst disiplin amiri tarafından haklı ve yeterli görülmemesi nedeniyle reddedildiğini; 4.14. , her ne kadar yaptığı şikâyet ve müracaatlarının genel hususları içerdiğinden bahisle, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Personel Yönetmeliği’nin ve
Devlet Memurlarının Şikâyet ve Müracaatları Hakkında Yönetmeliğin ilgili maddelerinde açıklanan silsile yolunu takip etmesine gerek olmadığını iddia etse de, kurumuyla ilgili iddia ve talepleri nedeniyle , mevzuat gereği, şikâyet ve müracaatlarını ilk amirinden başlamak suretiyle yapması gerektiğinin açık olduğunu; 4.15. ’ün, Hatay İl Jandarma Komutanlığı bünyesinde çalıştığı sırada başına gelen olaylara atıfta bulunarak, endişe ve korkularından bahsettiğini; hâlbuki başvuranın
2017 yılında Muş İl Jandarma Genel Komutanlığı’na atandığını; amir-memur ilişkileri
değiştiği için korku ve endişeye kapılmasına neden olabilecek bir hususun bulunmadığını; en azından üçüncü müracaatını yeni atandığı birlikteki ilk disiplin amirine yaparak, müracaatının üst disiplin amirlerine iletilmesini sağlayabilecekken, kendisinin doğrudan CİMER’e müracaat ederek usulsüz müracaatta bulunmayı tercih ettiğini; 4.16. Ayrıca, ’ün, sanki Jandarma Genel Komutanlığı personeli değil de, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi bir memur gibi, ilgili Kanunun şikâyet ve müracaatlarla ilgili maddelerine atıfta bulunarak, örnekler vermeye çalıştığını; diğer yandan, adı geçenin
Jandarma Genel Komutanlığı’nda “subay” statüsünde görev yaptığını; 657 sayılı Devlet
Memurları Kanunu’nun 1’inci maddesinin son fıkrasında, subay, astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş ve erlerin, özel kanun hükümlerine tabi olduğunun açık olarak belirtildiğini (Kanunda TSK veya Jandarma Genel Komutanlığı ayrımı ise yapılmadığını); 4.17. İlaveten, 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu’nun 2’nci maddesinde, söz konusu Kanunun Jandarma Teşkilatındaki karargâh, birlik ve kurumlar ile buralarda hizmet gören personeli ve bunlarla ilgili faaliyet ve esasları kapsadığının; 3’üncü maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti Jandarmasının emniyet ve asayiş ile kamu düzeninin korunmasını sağlayan ve diğer kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin verdiği görevleri yerine getiren silahlı genel kolluk kuvveti olduğunun ; 13’üncü maddesinde, Jandarma Hizmetleri Sınıfı personelinin her türlü özlük işlerinde, söz konusu Kanun’da hüküm bulunmayan hallerde , 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun uygulanacağının; 15’inci maddesinde ise, Jandarma personelinin disiplin işlerinin özel kanun hükümlerine göre yürütüleceğinin kaydedildiğini;
9 / 254.18. Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Personel Yönetmeliği’nin
32’nci maddesinde de, personelin, kurumlarıyla ilgili resmi ve şahsi işlerinden dolayı müracaat; amirleri veya kurumlan tarafından kendilerine uygulanan idari eylem ve işlemlerden dolayı şikâyet ve dava açma hakkına sahip olduğu; müracaat ve şikâyetlerin söz veya yazı ile en yakın amirden başlayarak silsile yolu ile şikâyet edilen amirlerin atlanarak yapılacağının belirtildiğini;
4.19.7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin
Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 1’inci maddesinde, söz konusu Kanunun amacının, Emniyet
Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline ilişkin disiplinsizlik ve cezaları, disiplin amirlerini ve kurullarını, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususları düzenlemek olduğunun; 2’nci maddesinde ise Kanunun, Jandarma Genel
Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı teşkilatlarında görev yapan subay , astsubay, sözleşmeli subay, sözleşmeli astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş, sözleşmeli erbaş ve sözleşmeli erler ile diğer sınıflardaki memurları kapsadığının açık olarak ifade edildiğini; diğer ifadeyle Jandarma Genel Komutanlığı’nda subay statüsünde görev yapan
’ün disiplin işlemleri bakımından 7068 sayılı Kanun hükümlerine tabi olduğunun açık olduğunu ; 4.20. 7068 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinde ise “mevzuatta belirlenmiş usul ve kurallara riayet etmeden sözlü, yazılı veya elektronik olarak müracaat veya şikâyette bulunmak” fiilinin kınama cezası gerektiren fiiller arasında sayıldığını ; bu nedenle hakkında yukarıdaki tanıma uyan fiili nedeniyle verilen kınama cezasının mevzuata tamamen uygun olduğunu; 4.21. Son olarak; ’ün kıta özlük dosyasının incelenmesi neticesinde; gerek
Kara Harp Okulu öğrencisi iken gerekse mezun olduktan sonra birçok kez disiplin cezasına çarptırıldığının, ayrıca hakkında devam eden yargılamaların mevcut olduğunun görüldüğünü; Kamu Denetçiliği Kurumu’na yaptığı başvuruda ise çok sayıda iddiada bulunduğunu; bazı konularda kendisi ile çeliştiğini; adı geçenin hakkında verilen disiplin cezasından kurtulmak, aynı zamanda idareyi ve amirlerini baskı altına almak ve işleyişi yavaşlatmak maksadıyla aklına gelen her hususu, konuyla ilgisi olsun olmasın, müracaatında dile getirdiğinin değerlendirildiğini Kurumumuza
BİLDİRMİŞTİR .
III. İLGİLİ MEVZUAT
5) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma
hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde; “Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla
Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir .
Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu gecikmeksizin, dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir .
Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir . Türkiye Büyük Millet
10 / 25Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili
şikâyetleri inceler .”
6) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci
maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir .”
7) 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun “Amaç” başlıklı 1’inci maddesinde; “Bu
Kanunun amacı; demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına ilişkin esas ve usulleri düzenlemektir .”
8) 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun’un “Amaç” başlıklı 1’inci
maddesinde; “Bu Kanunun amacı, Türk vatandaşlarının ve Türkiye’de ikamet eden yabancıların kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında , Türkiye Büyük Millet Meclisine ve yetkili makamlara yazı ile başvurma haklarının kullanılma biçimini düzenlemektir .”
9) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Kapsam” başlıklı 1’inci maddesinde; “Bu Kanun ,
Genel ve Katma Bütçeli Kurumlar, İl Özel İdareleri, Belediyeler, İl Özel İdareleri ve Belediyelerin kurdukları birlikler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlarda, kanunlarla kurulan fonlarda, kefalet sandıklarında veya Beden Terbiyesi Bölge Müdürlüklerinde çalışan memurlar hakkında uygulanır … subay, astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş ve erler ile
Emniyet Teşkilatı mensupları özel kanunları hükümlerine tabidir .”
10) 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu’nun :
10.1. “Kapsam” başlıklı 2’nci maddesinde; “Bu Kanun, Jandarma Teşkilatındaki karargâh, birlik ve kurumlar ile buralarda hizmet gören personeli ve bunlarla ilgili faaliyet ve esasları kapsar .” 10.2. “Tanım” başlıklı 3’üncü maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti Jandarması, emniyet ve asayiş ile kamu düzeninin korunmasını sağlayan ve diğer kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin verdiği görevleri yerine getiren silahlı genel kolluk kuvvetidir .” 10.3. “Personel kaynakları ve uygulanacak mevzuat” başlıklı 13’üncü maddesinde; “Jandarma
Hizmetleri Sınıfı personelinin her türlü özlük işlerinde, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde , 14/ 7/ 1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu uygulanır …” 10.4. “Disiplin ve soruşturma usulleri” başlıklı 15’inci maddesinde; “Jandarma personeli hakkında disiplin ve soruşturma işlemleri aşağıdaki usullere göre yapılır . a)Disiplin işleri özel kanun hükümlerine göre yürütülür …”
11 / 2510.5. Geçici 4’üncü maddesinde; “a) Disiplin işlerine ilişkin özel kanun çıkarılana kadar
jandarma personelinin disiplin suç ve cezaları Emniyet Teşkilatı disiplin mevzuatına göre belirlenir . Diğer hususlarda 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümleri uygulanır .”
11) 21/ 01/ 2017 tarihli ve 29995 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Jandarma Genel
Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Personel Yönetmeliği’nin :
11.1. “Soruşturma usulleri” başlıklı 53’üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Jandarma Genel
Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı teşkilatları personeli hakkında disiplin ve soruşturma işlemleri aşağıdaki usullere göre yapılır . a) Disiplin işleri özel kanun hükümlerine göre yürütülür .” 11.2. “Müracaat, şikâyet ve dava açma” başlıklı 32’nci maddesinde; “( 1) Personel, kurumlarıyla ilgili resmî ve şahsi işlerinden dolayı müracaat; amirleri veya kurumları tarafından kendilerine uygulanan idari eylem ve işlemlerden dolayı şikâyet ve dava açma hakkına sahiptir . ( 2) Müracaat ve şikâyetler söz veya yazı ile en yakın amirden başlayarak silsile yolu ile şikâyet edilen amirler atlanarak yapılır . ( 3) Müracaat ve şikâyetler incelenerek en kısa zamanda ilgiliye bildirilir . ( 4)
Müracaat ve şikâyetlerle ilgili olarak 28/ 11/ 1982 tarihli ve 8/ 5743 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Devlet Memurlarının Şikâyet ve Müracaatları Hakkında Yönetmelik hükümleri uygulanır .”
12) Devlet Memurlarının Şikâyet ve Müracaatları Hakkında Yönetmelik’in :
12.1. “Şikâyet Hakkı” başlıklı 3’üncü maddesinde; “Devlet Memurları amirleri veya kurumları tarafından kendilerine uygulanan idari eylem ve işlemlerden dolayı şikâyet hakkına sahiptirler .” 12.2. “Yapılma Şekli” başlıklı 5’inci maddesinde; “Şikâyetler söz veya yazı ile en yakın amirden başlanarak silsile yolu ile ve şikâyet edilen amirler atlanarak yapılır . Yazılı şikâyetler maksadı en iyi ifade edecek şekilde ve mevzuat hükümlerine uygun olarak yazılan bir dilekçe ile yapılır…” 12.3. “Karar Mercii” başlıklı 6’ncı maddesinde; “Şikayet hakkında karar verme yetkisi şikayet edilenin ilk disiplin amirine aittir …Şikayeti kabul eden ancak karar verme yetkisi bulunmayan amirler bunları silsile yolu ile ve kendi görüşlerini de ilave etmek suretiyle birinci fıkrada belirtilen amirlere 3 gün içinde intikal ettirirler …” 12.4. “Şikâyet Edenin Sorumluluğu” başlıklı 10’uncu maddesinde; “Şikâyet haklarını kullanan
Devlet Memurlarına şikâyetlerinden dolayı bir ceza verilemez . Ancak, şikâyet haklarını bu
Yönetmelikte tespit edilen usul ve esaslara aykırı surette kullananların veya her ne surette olursa olsun bu haklarını kullanırken bir suç işleyenlerin sorumlulukları saklıdır .” 12.5. “Müracaat Hakkı” başlıklı 11’inci maddesinde; “Devlet Memurları kurumları ile ilgili
12 / 25resmi ve şahsi işlerinden dolayı müracaat hakkına sahiptirler .”
13) 08/ 03/ 2018 tarihli ve 30354 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7068 sayılı Genel Kolluk
Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair
Kanun’un :
13.1. “Amaç” başlıklı 1’inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı; Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline ilişkin disiplinsizlik ve cezaları, disiplin amirlerini ve kurullarını, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususları düzenlemektir .” 13.2. “Kapsam” başlıklı 2’nci maddesinde; “( 1)Bu Kanun; a) …b) Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı teşkilatlarında görev yapan subay, astsubay, sözleşmeli subay, sözleşmeli astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş, sözleşmeli erbaş ve sözleşmeli erler ile diğer sınıflardaki memurları, kapsar .” 13.3. “Tanımlar” başlıklı 3’üncü maddesinde; “( 1) Bu Kanunun uygulanmasında; a) Amir : Kadro ve kuruluş yönünden bağlı olunan kimse ile amir olarak yetkilendirilmiş olan diğer kişileri, b)
Bakan : İçişleri Bakanını, c) Bakanlık : İçişleri Bakanlığını, ç) Disiplinsizlik : Bu Kanuna göre disiplin cezası ile cezalandırılan fiilleri, d) Disiplin amiri : Bu Kanun ile disiplin cezası vermeye yetkili kılınmış ilk amiri, …f) Disiplin cezası : Disiplinsizlik nedeniyle disiplin amirleri veya kurulları tarafından verilen ve bu Kanunda gösterilen yaptırımları, g) Disiplin soruşturması : Disiplinsizlik yaptığı iddia edilen personel hakkında karar vermek amacıyla disiplin amirleri veya kurulları tarafından yapılan veya yaptırılan araştırma ve incelemeyi, ğ)…,k) Üst disiplin amirleri : Disiplin amirinin kadro ve kuruluş yönünden bağlı bulunduğu ve disiplin cezası verilecek personelden makam, rütbe veya kıdemce büyük olan yetkili sıralı tüm amirleri , ifade eder .” 13.4. “Takdir hakkının kullanımı” başlıklı 6’ncı maddesinde; “( 1) Bu Kanun ile disiplin cezası vermeye yetkilendirilen disiplin amirleri veya kurulları, disiplin cezası uygulanması ile ilgili takdir haklarını ölçülü, adaletli ve hakkaniyetli bir şekilde kullanırlar . ( 2) Takdir hakkı mutlaka gerekçeli olarak kullanılır . ( 3) Takdir hakkı kullanılırken; a) Disiplinsizliğin işleniş biçimi, b)
Disiplinsizliğin işlendiği zaman ve yer, c) Disiplinsizliğin hizmete olumsuz etkisinin ağırlığı, ç)
Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, d) Disiplinsizlik yapan personelin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı, e) Disiplinsizlik yapan personelin daha önceki disiplin durumu, f)
Disiplinsizlik yapan personelin samimi ikrarı ve gösterdiği pişmanlık, gözönüne alınır .( 4) İtiraz üzerine yetkili makamlar tarafından verilen kararlar hariç olmak üzere, hiçbir idari makam tarafından, disiplin cezası ile ilgili takdir hakkının kaldırılması sonucunu doğuran bir karar verilemez veya uygulama yapılamaz .” 13.5. “Disiplin cezası verilecek fiiller” başlıklı 8’inci maddesinde; “….. ( 2) Kınama cezasını gerektiren fiiller şunlardır : a) Görev sırasında veya dışında , mevzuat veya talimatlarla yasaklanan davranışlarda bulunmak . b) Mevzuatta belirlenmiş usul ve kurallara riayet etmeden sözlü, yazılı
13 / 25veya elektronik olarak müracaat veya şikâyette bulunmak …”
13.6. “Disiplin amirleri” başlıklı 13’üncü maddesinde; “( 1) Disiplin amirinin, disiplin cezası verilecek personelden makam, rütbe veya kıdemce büyük olması ve amir konumunda bulunması gerekir . ( 2)…Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline resen disiplin cezası vermeye yetkili olanlar, disiplin cezası verilecekler ve verebilecekleri cezalar ekli ( 4) sayılı çizelgede gösterilmiştir . ( 3) Kaymakamlar ilçe, valiler il teşkilatındaki diğer disiplin amirlerine göre en üst disiplin amiridir . Valiler kaymakamlara, Bakan ise Emniyet Genel Müdürü, Jandarma
Genel Komutanı ve Sahil Güvenlik Komutanı ile valilere göre bir üst disiplin amiridir . ( 4) Disiplin amirleri , disiplin amiri oldukları her rütbe ve derecedeki tüm personel hakkında disiplin soruşturması açabilir . ( 5) Disiplin soruşturması yapma ve disiplin cezası verme görev ve yetkisi üst disiplin amirleri tarafından da kullanılabilir . ( 6) Bakanlık merkez, taşra ve bağlı kuruluşları personelinden görevlendirme, atama veya herhangi bir nedenle mensubu bulunduğu teşkilat dışında görev yapanlar hakkında disiplin soruşturması fiilen görevli olduğu teşkilat bünyesinde yapılır ve disiplin soruşturma dosyası bu Kanun hükümlerine göre işlem yapılmak üzere hakkında disiplin soruşturması yapılan personelin mensubu olduğu teşkilatın yetkili disiplin amiri ve kurullarına gönderilir .” 13.7. “Disiplin amirlerinin soruşturmaya ilişkin yetkileri” başlıklı 14’üncü maddesinde; “( 1)
Maiyetinden birinin disiplinsizlik teşkil eden bir fiilini veya mesleğe aykırı tutum ve davranışını herhangi bir şekilde öğrenen disiplin amirleri, olayın araştırılmasının gerektiğine kanaat getirirse bizzat ya da yazılı olarak görevlendireceği soruşturmacılar vasıtasıyla disiplin soruşturması yapar .
( 2) Disiplin soruşturmacısı olarak hakkında disiplin soruşturması yapılacak kişinin üstü konumundaki bir veya birden fazla kişi ya da Bakanlık ve/veya ilgisine göre Emniyet Genel
Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ya da Sahil Güvenlik Komutanlığı müfettişi görevlendirilebilir …( 3) Disiplin soruşturmacıları ve heyeti, kendilerini görevlendiren disiplin amiri adına disiplin soruşturmasıyla ilgili bilgi ve belgeleri toplama, ifade alma, tanık dinleme, bilirkişi görevlendirme, keşif yapma, hâkim veya savcı kararı gerektirmeyen durumlarda kriminal inceleme yaptırma da dahil olmak üzere her türlü inceleme yapma ve ilgili makamlarla yazışma yetkisini haizdir . Müfettişlerin özel mevzuatlarından doğan yetkileri saklıdır…” 13.8. “Disiplin amirinin disiplin cezası verme yetkisi” başlıklı 15’inci maddesinde; “( 1)
Disiplinsizlik yaptığı tespit edilen personele disiplin amiri tarafından bu Kanundaki esaslara uygun olarak disiplin cezası verilir …( 4) Disiplin amirliği yetkisi devredilemez .” 13.9. “Disiplin amirlerinin ve kurullarının belirlenmesi ve çalışmasına dair esaslar” başlıklı 26’ncı maddesinde; “( 1) Karar vermeye yetkili disiplin amirinin veya disiplin kurulunun tespit ve tayininde, disiplinsizlik yaptığı iddia edilen personelin son görev ve sıfatı esas alınır …( 4)
Jandarma teşkilatında geçici olarak kurulan bölge komutanlıklarındaki personelin disiplin amirleri,
19 uncu maddeye göre belirlenir . Bölge komutanlığı personeli hakkında diğer disiplin iş ve işlemleri
ise bölge komutanlığının konuşlu bulunduğu ilin il jandarma komutanlığı personelinin tabi olduğu usul ve esaslara göre yürütülür .”
14 / 2513.10. “Zamanaşımı” başlıklı 29’uncu maddesinde; “( 1) Bu Kanunda sayılan fiilleri işleyenler
hakkında bu fiillerin işlendiğinin disiplin amiri tarafından öğrenildiği tarihten itibaren; a)
Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kısa ve uzun süreli durdurma cezalarında bir ay içinde, b)… .disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar. ( 2) Disiplin cezasını gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar. ( 3) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği, zincirleme suçlarda ise son suçun işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar…” 13.11. “Cezalara itiraz ve cezanın kesinleşmesi” başlıklı 30’uncu maddesinde; “( 1) Disiplin amirleri tarafından verilen disiplin cezalarına karşı, cezanın tebliğ edilmesinden itibaren on gün içinde itiraz edilebilir . İtiraz, bir üst disiplin amirine yazılı olarak yapılır . Ancak vali, Emniyet
Genel Müdürü, Jandarma Genel Komutanı veya Sahil Güvenlik Komutanının doğrudan verdikleri disiplin cezalarına karşı Bakanlık Yüksek Disiplin Kuruluna itiraz edilir . İtiraz üzerine Kurulun verdiği karar kesindir . Kaymakamın doğrudan verdiği disiplin cezalarına karşı ise valiye itiraz edilir . Süresi içinde itiraz edilmeyen cezalar kesinleşir . ( 2) İtiraz, yetkili merci tarafından otuz gün içinde karara bağlanır . ( 3) İtiraz haklı görülürse itirazı inceleyen merci verilen cezayı hafifletebilir veya tamamen kaldırabilir . İtiraz haklı görülmez ise ret olunur . Karar itiraz edene tebliğ edilerek kesinleşir . ( 4) İtiraz üzerine önceki cezadan daha ağır ceza verilemez . ( 5) Bakan ile disiplin kurullarının verdiği disiplin cezalarına karşı ancak idari yargı yoluna başvurulabilir .” 13.12. “Savunma hakkı” başlıklı 31’inci maddesinde; “( 1) Disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından savunma alınmadan disiplin cezası verilemez . ( 2) Disiplin amirince veya yetkili disiplin kurulu başkanı ya da görevlendireceği kurul üyelerinden biri tarafından ilgiliden savunma istenir . Savunma için verilen süre yedi günden az olamaz . Süresi içinde savunmasını yapmayan personel, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır . ( 3) Hakkında disiplin soruşturması yapılan personel, ikinci fıkra gereğince kendisinden savunma istenmesinden itibaren soruşturma evrakını inceleme hakkına sahiptir …” 13.13. “Uygulanacak hükümler” başlıklı 34’üncü maddesinde; “( 1) Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 657 sayılı Kanunun disipline ilişkin hükümleri uygulanır . ”
Hükümlerine yer verilmiştir .
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
14) Kamu Denetçisi tarafından, başvuranın iddialarının, İdarenin sunduğu bilgi ve belgelerin ve ilgili
mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi neticesinde; şikâyete konu idare tarafından yürütülen işlemlerde hukuka aykırılık tespit edilemediğinden, başvurunun reddi gerektiği yönünde hazırlanan “Ret Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur .
15 / 25V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
15) Muş İl Jandarma Komutanlığı bünyesinde subay ( ) statüsünde görev
yapmakta olan adlı başvuran özetle; Anayasanın ilgili maddelerinde açıklanan bireysel hak ve özgürlükler kapsamında ve ilgili kanun ve yönetmeliklere uygun olarak yaptığı
BİMER müracaatı sebebiyle kendisine verilen disiplin cezasının, esasen ve usulen hatalı, ayrıca iyi yönetim ilkelerine aykırı olduğunu; Devlet Memurlarının Şikâyet ve Müracaatları Hakkında
Yönetmelik’in ilgili hükümlerinde “müracaat” ve “şikâyet” tanımlarının yapılmış olduğunu; buna göre, Devlet Memurlarının amirleri veya kurumları tarafından kendilerine uygulanan idari eylem ve işlemlerden dolayı şikâyet; kurumları ile ilgili resmi ve şahsi işlerinden dolayı ise müracaat hakkına sahip olduklarını; kendisinin BİMER kanalıyla yaptığı başvurunun iki tanıma da girmediğini; söz konusu başvuruda, kurumuyla ilgili şahsi ya da resmi bir işi için müracaatta veya kurum personeliyle ilgili bir şikâyette bulunmadığını; BİMER başvurusunun “FETÖ/PDY ile mücadele amacıyla, terör örgütünün Devletimizin kurumlarında liyakat sistemi üzerinden bırakmış olduğu tahribatı ortadan kaldırmaya yönelik” mevzuat teklifinden ibaret olduğunu; bu nedenle de ilgili mevzuatta açıklanan silsile usulünü takip etmesinin gerekli olmadığını; diğer ifadeyle, Anayasal hakkını kullanarak, genel bir konuda yaptığı mevzuat teklifini BİMER aracılığıyla ilgili makamlara iletmesinin
“usulsüz/mevzuata aykırı” bir müracaat olarak nitelendirilemeyeceğini iddia etmiş ve kendisine
“usulsüz müracaatta bulunma” gerekçesiyle verilen kınama cezasının iptal edilerek, özlük dosyasından imha edilmesini talep etmiştir .
16) İdare ise; adlı personelin 09 Mayıs 2017 ve 22 Mayıs 2017 tarihli iki BİMER
müracaatı ile 15 Ağustos 2017 tarihli bir CİMER müracaatı olmak üzere, birbirini takiben yapılmış toplamda üç müracaatının bulunduğunu; disiplin amirinin (TEM Şube Müdürünün) birbirini takiben yapılan bu müracaatlardan 13 Şubat 2018 tarihli yazı neticesinde haberdar olduğunu; adı geçen
Jandarma personeline genel hususları içeren birinci BİMER başvurusu nedeniyle değil , müteakiben yaptığı BİMER/CİMER başvurularındaki kurum ve bazı kurum personeli hakkındaki iddia ve talepleri nedeniyle disiplin işlemi uygulandığını; söz konusu disiplin işleminin ise, o dönem yürürlükte olan ve 7068 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmadan aynen kabul edilen 682 Sayılı Genel
Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname’nin 8’inci maddesinin ikinci fıkrasının “b” bendi, diğer ifadeyle “Mevzuatla belirlenmiş usul ve kurallara riayet etmeden sözlü, yazılı veya elektronik olarak müracaat ve şikâyette bulunmak .” hükmü kapsamında tesis edildiğini;
’e tebliğ edilen ceza kararında, ilk müracaatının genel hususları kapsadığının, ancak ikinci ve üçüncü müracaatlarının kendisi ve kurumla ilgili olduğunun zaten açıklandığını; ayrıca, verilen kınama cezasına itiraz etmek üzere yazdığı dilekçesinin bir üst disiplin amirine gönderilmesi suretiyle de haklarını sonuna kadar kullanmasının sağlandığını; hatta ceza kararı kendisine tebliğ edildiğinde izne ayrılacağını ve itiraz hakkını kullanamayacağını beyan ettiğinden dolayı, ceza kararının tebliğinin personelin izin dönüş tarihinden sonraya bırakıldığını; öte yandan, personelin yaptığı itirazın, adı geçenin bir üst disiplin amiri tarafından, haklı ve yeterli görülmemesi nedeniyle reddedildiğini; adı geçenin ilk disiplin amirinin, 7068 sayılı Kanun tarafından kendisine
16 / 25verilen yetkiyi kullandığını; bu sebeple verilen disiplin cezası kararının herhangi bir hukuka
aykırılık/usulsüzlük içermediğini; İlgili İdarenin tamamen ilgili mevzuata uygun olarak hareket edildiğini Kurumumuza bildirmiştir .
17) ’ün konu hakkında Kurumumuza yaptığı şikayet başvurusunda, hakkında tesis
edilen 2018/ 1 sayılı Kınama Disiplin Cezası işlemine karşı, idareye yönelik birçok hukuka/usule aykırılık iddiasında bulunduğu görüldüğünden, başvuranın iddiaları ayrı başlıklar altında
incelenecektir :
17.1. Anayasada açıklanan bireysel hak ve özgürlükler kapsamında yaptığı BİMER ve CİMER başvurularının “usulsüz/mevzuata aykırı müracaat” olarak değerlendirilemeyeceği; kendisine
verilen disiplin cezasının bu nedenle hukuka aykırı olduğu iddiası bakımından :
a. ; ilk BİMER başvurusunun FETÖ/PDY ile mücadele amacıyla yapılan mevzuat teklifinden ibaret olduğunu; kurumuyla ilgili şahsi ya da resmi bir işi için müracaatta veya kurum personeliyle ilgili şikâyette bulunmadığını; bu nedenle de ilgili mevzuatta açıklanan silsile usulünü takip etmesinin gerekli olmadığını; 22/ 05/ 2018 tarihli ikinci BİMER başvurusunu ise, ilk
BİMER başvurusu nedeniyle hakkında müfettiş görevlendirilmesi ve daha önce yaşadığı silahla tehdit olayı nedeniyle yaşadığı korku ve tedirginliklerden dolayı, ilk başvurusuna ek olarak yaptığını ve bu ikinci başvurusunda hiçbir kişi, kurum ya da makam hakkında şikâyet, ihbar ya da imada bulunmadığını özellikle ifade ettiğini; çekincelerini anlatarak , yapmış olduğu tüm müracaatları geri çektiğini bildirdiğini; bu müracaatının başında ek müracaat olduğunun yazılı olduğunu; dolayısıyla
BİMER müracaatlarını zaten geri çekmiş olduğundan, hakkında usulsüz müracaattan işlem yapmaya da yer olmadığını; diğer taraftan, bu ikinci BİMER müracaatında, meydana gelen olayları (hakkında müfettiş görevlendirilmiş olduğunu) anlatarak , ilk müracaatını geri çekmek istediğini belirtmiş olmasına ve BİMER tarafından hiçbir işlem yapılmamasını talep etmesine rağmen, BİMER müracaatının Jandarma Genel Komutanlığı’nda açık ve ‘işleme devam’ olarak gözükmekte olduğunu; başvuru kaydını neden hala kapatmadıklarını ve tarafına da bir cevap vermediklerini anlayamadığını; şüpheli durumları anlatmasına ve müracaatlarını geri çektiğini bildirmesine rağmen konu kapanmadığı ve müfettişle ilgili olarak da bir bildirim gelmediği için tedirginliğinin arttığını; bu nedenle 15/ 08/ 2017 tarihinde CİMER’e müracaat ederek, söz konusu BİMER sürecinin incelenmesini talep ettiğini; CİMER müracaatı incelendiğinde, bunun da önceki BİMER müracaatları ile ilgili bildirimde bulunmak amacını taşıdığının görüleceğini; dolayısıyla BİMER müracaatları gibi CİMER müracaatının da usulsüz müracaat ve şikâyet olarak değerlendirilemeyeceğini iddia etmektedir .
b. ’ün bahse konu 09 Mayıs 2017 ve 22 Mayıs 2017 tarihli iki BİMER müracaatı ile 15 Ağustos 2017 tarihli CİMER müracaatının tam metni temin edilmiş olup; başvuranın iddialarının tutarlılık içermediği, yaptığı başvuruların içeriği incelendiğinde zaten görülebilmektedir .
c . Başvuranın, 09/ 05/ 2017 tarihli ilk BİMER başvurusunda , kendi çalıştığı Jandarma Genel
17 / 25Komutanlığı’nı da işaret ederek, Jandarma Genel Komutanlığı’nda ve diğer askeri kurumlar ile
Emniyet Genel Müdürlüğü’nde görev yapan FETÖ üyesi kamu görevlilerinin, kendilerinden, yani FETÖ’cü olmayanların görevde yükselmelerini engellediklerini; bu kişileri, mobbing, baskı ve yıldırma ile istifaya zorladıklarını ve kurumdan atılmaları için sicil notu ve disiplin cezası işlemlerini yoğun şekilde uyguladıklarını iddia ettiği görülmektedir . Başvuran bu ifadelerinde “sicil notu” ve “disiplin cezası” ifadelerini büyük harfle yazmış; ardından ise iki teklifte bulunmuştur . Bunlardan ilki, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve
Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından son beş yılda beşten fazla disiplin işlemi görmüş ve adli/askeri mahkemeye sevk edilmiş olan personelin ilgili kurum merkezi tarafından tespit edilmesine ve söz konusu personel ile Ankara’da mülakat yapılarak bu disiplin ve mahkemeye sevk işlemlerinin FETÖ’cüler tarafından yapılıp yapılmadığının tespit edilmesine yönelik iken; diğeri, tüm kamu kurum ve kuruluşlarında görevli personele kurum ayrımı gözetmeksizin genel sicil/performans notu ve disiplin affı getirilmesine yöneliktir . Her ne kadar başvuran, ilk
BİMER müracaatının tüm kurumları ilgilendiren genel bir mevzuat teklifinden ibaret olduğunu iddia etse de; ayrıca bu başvurusunda, “kurum ayrımı gözetilmeksizin” ifadesini kullanarak genel bir talepte bulunuyor gibi görünse de, başvuranın kendi durumuna işaret ettiği ortadadır . Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde görevli ’ün kurumundan sicil dosyası istenmiş ve bu zamana kadar birçok kez ( 10’dan fazla) disiplin cezasına çarptırıldığı ve hakkında süregelen yargılamaların mevcut olduğu tespit edilmiştir .
Başvuranın şikâyet başvuru evrakı incelendiğinde ise, Hatay İl Jandarma Komutanlığı emrinde çalıştığı döneme işaret ederek, mobbinge maruz bırakıldığını iddia ettiği ve bazı amirleri hakkında FETÖ’cü oldukları yönünde ima ve iddialarda bulunduğu da görülmektedir . Defalarca disiplin cezası almış olan, mobbinge maruz kaldığını ve bunu
FETÖ’cü amirlerin yaptığını iddia eden bir Jandarma personeli olarak, kişinin Jandarma
Genel Komutanlığı’nı da işaret ederek, disiplin cezası veren “FETÖ’cü” amirleri konu yaptığı ve disiplin cezası alan kişilerin geriye dönük affedilmesi, aldıkları cezaların ise sicil dosyalarından silinmesi teklifinde bulunduğu bir BİMER başvurusunu, “kamuyu ilgilendiren genel bir talep” olarak yorumlamak güçtür .
ç . Ayrıyeten, , 22/ 05/ 2017 tarihli ikinci BİMER başvurusuna eklediği dilekçesinde , bizzat kendi kurumuyla ve kurum personeliyle ilgili birçok iddiayı BİMER yetkilileri ile paylaşmıştır . Adı geçenin, söz konusu başvurunun ekinde, daha önce görev yaptığı birlikte problem yaşadığı/silahla tehdit olayını gerçekleştiren personeli, konuyla ilgili tahkikat yapan görevlileri, o dönemdeki birlik komutanını ve ilk BİMER müracaatı üzerine görev yaptığı birliğe geldiğini düşündüğü müfettişi şikâyet ettiği görülmektedir . , bu ikinci BİMER müracaatında, maruz kaldığı silahla tehdit olayının, kendisinin FETÖ hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayet dilekçesi vermesinden bir hafta sonra gerçekleştiğini ve kendisini silahla tehdit eden kişinin amirleri tarafından özellikle korunup kollandığını belirterek, aslında kendisini tehdit eden astını ve söz konusu kişiyi koruyup kolladıklarını iddia ettiği üstlerini FETÖ mensubu olmakla itham etmektedir . İşte tüm bu sebeplerle, başvuranın Jandarma personeli olarak aldığı disiplin cezalarının sayısı ve ikinci
BİMER başvurusundaki şikayetleri/ithamları birlikte değerlendirildiğinde, ilk BİMER
18 / 25başvurusunun dahi aslında kendi durumu ile ilgili olduğunu anlamak zor değildir . Başvuranın
ikinci BİMER başvurusunda, bu başvurusunu ilk BİMER başvurusunu geri çekmek amacıyla yaptığını, hiçbir kimseyle ilgili ihbar ve şikayetinin olmadığını söyledikten sonra Kurumuyla ve kurum personeliyle ilgili birçok ima ve şikayette bulunması ise kendi içinde tutarlılık içermemektedir .
d. Ayrıca başvuranın CİMER’e de konu hakkında müracaatta bulunarak , daha önce yaptığı
BİMER müracaatlarından bahsetmek suretiyle Cumhurbaşkanlığı makamı tarafından
Jandarma Genel Komutanlığı personeli olmayan sivil bir müfettiş görevlendirilmesini istemesi de konunun mevzuat teklifinden ibaret olmadığını, kişinin aynı konuları Cumhurbaşkanlığı makamının da dikkatine getirmeye çalıştığını göstermektedir .
e . İdare, ’e, ilk BİMER müracaatı nedeniyle değil, sonraki BİMER/CİMER müracaatları nedeniyle, birbirini takiben yapılan müracaatların birlikte değerlendirilmesi neticesinde kınama cezası verildiğini zaten belirtmiştir . Diğer taraftan, ’ün bu durumu bilmesine rağmen (nitekim kişiye tebliğ edilen disiplin cezası kararında açıklandığı görülmektedir) Kurumumuza yaptığı başvuruda, “tüm kamu kurumlarını ilgilendiren mevzuat teklifinde bulunduğu” hususunu ön plana çıkartmaya çalıştığı görülmektedir . Hâlbuki özellikle ikinci BİMER başvurusundan görüleceği üzere, başvuran, Kurumuyla ve Kurumunun hakkında tesis ettiği işlemlerle ilgili şikayette, ima ve ithamlarda bulunmuştur .
f . Başvuranın yukarıda açıklanan üç başvurusu da Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında değerlendirilebilecek başvurular değildir . Söz konusu başvurular bir bütün olarak incelendiğinde, her ne kadar öyle iddia edilse de, konunun kamuyu ilgilendiren genel bir talepten/tekliften ibaret olmadığı; başvuranın BİMER ve CİMER yetkililerinin önüne getirdiği konuların kendisine ve kurumuyla ilgili yaşadığı sıkıntılara ilişkin olduğu; Jandarma personeli olan başvuranın mevzuat gereğince silsile yolunu takip ederek usulüne uygun şikâyette/müracaatta bulunmak yerine, aslında BİMER/CİMER aracılığıyla kurumuyla ilgili şikâyette ve kendisini doğrudan etkileyecek taleplerde bulunduğu görülmektedir .
g. Bu hususlara ilaveten, , Kurumumuza yaptığı başvuruda, 657 sayılı Devlet
Memurları Kanunu’na tabi bir kamu görevlisi olduğuna, bu nedenle hakkında ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanması gerektiğine de vurgu yapmaya çalışmaktadır . Öte yandan, idarenin de belirttiği üzere, ’ün subay statüsünde görev yapan bir Jandarma personeli olduğu unutulmamalıdır . 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu’nda da belirtildiği üzere, Türkiye Cumhuriyeti Jandarması emniyet ve asayiş ile kamu düzeninin korunmasını sağlayan silahlı genel kolluk kuvvetidir . Ayrıca, gerek 2803 gerekse 657 sayılı
Kanunlarda Jandarma personelinin özel kanun hükümlerine tabi olduğu/ disiplin işlerinin özel kanun hükümlerine göre yürütüleceği açık olarak belirtilmektedir . Bu nedenle olarak görev yapan ’ün disiplin işlemlerinde, şikayete konu disiplin işleminin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan 682 Sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri
Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname’nin uygulanması gerektiği açıktır . Söz konusu i
.
19 / 25KHK, 7068 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmadan aynen kabul edilmiştir . İlgili KHK’nın 8’inci
maddesinin ikinci fıkrasının “b” bendinde, “Mevzuatla belirlenmiş usul ve kurallara riayet etmeden sözlü, yazılı veya elektronik olarak müracaat ve şikâyette bulunmak” kınama cezasını gerektiren bir fiil olarak sayılmıştır .
ğ. Açıklanan nedenlerle, hakkında 7068 sayılı Kanun’un ilgili maddesindeki tanıma uygun fiili nedeniyle verilen kınama cezasının mevzuata uygun olduğu, bu nedenle başvuranın ilk iddiasının haklılık içermediği ve reddedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır .
17.2. BİMER/CİMER başvurularından dolayı disiplin cezası verilmesi için disiplin soruşturma ve ceza zamanaşımının dolduğu; bu nedenle disiplin cezası verilmesinin hukuken mümkün
olmadığı iddiası bakımından :
a. Bir yandan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi olduğunu söylerken, diğer yandan
7068 sayılı Kanun’daki zamanaşımı sürelerine atıfta bulunan , 7068 sayılı
Kanun’un 13’üncü maddesinin beşinci fıkrası ile, disiplin soruşturması yapma ve disiplin cezası verme görev ve yetkisinin üst disiplin amirleri tarafından da kullanılabileceğinin hükme bağlandığını; bu nedenle anılan Kanun’un 29’uncu maddesine göre 1 aylık soruşturma açma zamanaşımının, üst amirin disiplinsizliği öğrenmesi ile başlayacağını; mevzuat düzenlemeleriyle
Jandarma Genel Komutanlığı’nın tamamen İçişleri Bakanlığı’na bağlanması nedeniyle, İçişleri
Bakanının teşkilatın en üst disiplin amiri olduğunu; diğer ifadeyle, İçişleri Bakanı, Jandarma
Genel Komutanı, Vali, İl Jandarma Komutanı, İl Jandarma Komutan Yardımcısı ile görevli bulunduğu Şubenin Müdürünün kendisinin sıralı amirlerini oluşturduğunu; dolayısıyla söz konusu fiil hangi disiplin amiri tarafından öğrenilirse öğrenilsin, zamanaşımının bu tarihte başlayacağını; Jandarma Genel Komutanlığı’nın, 09/ 05/ 2017 tarihli ilk BİMER başvurusunu ve bunu izleyen 22/ 05/ 2017 tarihli ikinci BİMER başvurusunu uzun zaman önce -sırasıyla 31/ 05/ 2017 ve 12/ 06/ 2017 tarihlerinde- resmi olarak öğrendiğini; BİMER başvuru ekranından, başvurularının
Jandarma Genel Komutanlığı’na ne zaman ulaştığının açık olarak görülebileceğini; aynı şekilde 15/ 08/ 2017 tarihli CİMER başvurusunun da 24/ 08/ 2017 tarihinde İçişleri Bakanlığı’na iletilmiş olduğunu; diğer ifadeyle, her üç müracaatı açısından da disiplin soruşturma ve ceza zamanaşımı dolduğu halde, Jandarma Genel Komutanlığı’nın Muş İl Jandarma Komutanlığı’na muhatap 31/ 01/ 2018 tarihli emri neticesinde, kendisine disiplin cezası verilmesinin hukuka aykırı olduğunu iddia etmektedir .
b. Halbuki başvuranın atıfta bulunduğu 7068 sayılı Kanun’un “Zamanaşımı” başlıklı 29’uncu maddesinin birinci fıkrasında; “Bu Kanunda sayılan fiilleri işleyenler hakkında bu fiillerin işlendiğinin disiplin amiri tarafından öğrenildiği tarihten itibaren ; a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kısa ve uzun süreli durdurma cezalarında bir ay içinde , b)… .disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar …” hükmü yer almaktadır .
Anılan Kanun’un “Tanımlar” başlıklı 3’üncü maddesinde “disiplin amiri”nin tanımı da yapılmış olup; buna göre “disiplin amiri” bu kanun ile disiplin cezası vermeye yetkili kılınmış
İLK AMİRİ ifade etmektedir . Başvuranın ilk amiri kendisinin de başvurusunda belirttiği
20 / 25üzere TEM Şube Müdürüdür . Nitekim söz konusu Şube Müdürü adı geçen personele disiplin
cezası vermeye 7068 sayılı Kanunla yetkili kılınmıştır . İlgili Kanuna ek 4 sayılı çizelgeye göre; Jandarma Yb./Şube Müdürü her rütbe ve her sınıftan personele uyarma, kınama ve 3 güne kadar aylıktan kesme cezası verme yetkisine sahiptir . Başvurana, söz konusu çizelgeye uygun olarak, kınama cezasını veren amir, kendi Şube Müdürü olan Yarbaydır . TEM Şube Müdürü, ’ün BİMER/CİMER başvurularından, İl Jandarma Komutanlığı’nın 13
Şubat 2018 tarihli yazısı ile haberdar olmuştur . 1 aylık soruşturma açma zamanaşımı, Kanunda tanımı yapılan “disiplin amiri”nin fiili öğrenmesinden itibaren başlayacağından, TEM Şube Müdürünün 13 Mart 2018 tarihine kadar adı geçen hakkında soruşturma başlatıp başlatmadığının incelenmesi gerekmektedir . İlgili idareden soruşturma evrakı temin edilmiş olup, başvuranın savunma istem yazısının kendisine 10 Mart 2018 tarihinde, diğer ifadeyle filin öğrenilmesinden itibaren 1 ay içinde tebliğ edildiği görülmüştür .
c . Başvuran, her ne kadar İçişleri Bakanının ve Jandarma Genel Komutanının da kendisinin disiplin amirleri olduğunu ifade etse de, 7068 sayılı Kanun’un 13’üncü maddesinin devamında; “( 1) Disiplin amirinin, disiplin cezası verilecek personelden makam, rütbe veya kıdemce büyük olması ve amir konumunda bulunması gerekir . ( 2)…Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil
Güvenlik Komutanlığı personeline resen disiplin cezası vermeye yetkili olanlar, disiplin cezası verilecekler ve verebilecekleri cezalar ekli ( 4) sayılı çizelgede gösterilmiştir . ( 3) Kaymakamlar ilçe, valiler il teşkilatındaki diğer disiplin amirlerine göre en üst disiplin amiridir . Valiler kaymakamlara, Bakan ise Emniyet Genel Müdürü, Jandarma Genel Komutanı ve Sahil Güvenlik
Komutanı ile valilere göre bir üst disiplin amiridir . ( 4) Disiplin amirleri , disiplin amiri oldukları her rütbe ve derecedeki tüm personel hakkında disiplin soruşturması açabilir . ( 5) Disiplin soruşturması yapma ve disiplin cezası verme görev ve yetkisi üst disiplin amirleri tarafından da kullanılabilir . ( 6) Bakanlık merkez, taşra ve bağlı kuruluşları personelinden görevlendirme, atama veya herhangi bir nedenle mensubu bulunduğu teşkilat dışında görev yapanlar hakkında disiplin soruşturması fiilen görevli olduğu teşkilat bünyesinde yapılır ve disiplin soruşturma dosyası bu
Kanun hükümlerine göre işlem yapılmak üzere hakkında disiplin soruşturması yapılan personelin mensubu olduğu teşkilatın yetkili disiplin amiri ve kurullarına gönderilir .” hükümlerine yer verilmiştir . Söz konusu Kanun maddesinde, Valilerin il teşkilatındaki en üst disiplin amiri olduğu açık olarak zaten belirtilmiş olup; başvuranın İçişleri Bakanının ve Jandarma Genel
Komutanının da kendisinin üst disiplin amirleri olduğunu iddia etmesi bu nedenle yerinde değildir . Ayrıca, aynı maddede yer alan “disiplin soruşturması yapma ve disiplin cezası verme görev ve yetkisi üst disiplin amirleri tarafından da kullanılabilir ” ifadesinden de görüleceği üzere, üst disiplin amirinin böyle bir yetkisi olmakla birlikte, böyle bir zorunluluğu bulunmamaktadır . Nitekim somut olayda da İl Jandarma Komutanı, adı geçenin
BİMER/CİMER başvurularından haberdar olduktan sonra, disiplin soruşturmasını yapma yetkisini kendisi kullanmayı tercih etmemiş; onun yerine başvuranın müracaatlarını, konunun disiplin hükümleri açısından değerlendirilmesi için başvuranın ilk amirine iletmiş; başvuranın ilk amiri ise soruşturma açma zamanaşımı süresi içerisinde soruşturmaya başlamıştır .
ç . Netice itibariyle; soruşturma açma zamanaşımına uygun hareket edildiği görülmekte olup;
21 / 25ceza verme zamanaşımına uygun hareket edilip edilmediğini ise 7068 sayılı Kanun’un 29’uncu
maddesinin ikinci fıkrası ile tarafından değinilmeyen üçüncü fıkrası çerçevesinde değerlendirmek gerekmektedir . İlgili maddede “….( 2) Disiplin cezasını gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar . ( 3) Zamanaşımı , tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği, zincirleme suçlarda ise son suçun işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar …” hükmü yer almaktadır . İdare, başvurana ilk BİMER başvurusu nedeniyle değil, bu başvuruyla ilgili olarak sonradan yaptığı BİMER ve CİMER başvuruları nedeniyle disiplin cezası verdiğini zaten ifade etmiş olup; başvuranın tek bir müracaatı değil, birbirini takiben yaptığı zincirleme müracaatları söz konusudur . Başvuran; son müracaatını CİMER’e
15 Ağustos 2017 tarihinde yapmış olduğundan ve son suçun işlendiği tarihten itibaren 2 yıl
geçmeden, 8 Mayıs 2018 tarihinde disiplin cezası ile tecziye edildiğinden, soruşturma açma zamanaşımına ilaveten, ceza verme zaman aşımına da uygun hareket edildiği ortadadır . Bu nedenle başvuranın bu iddiasının da haklılık içermediği sonucuna varılmıştır .
17.3. Disiplin soruşturması yapılmaksızın, sadece savunması alınarak disiplin cezası verilmesinin hukuka aykırı olduğu; ceza veren disiplin amiri dışında tarafsız bir muhakkik
görevlendirilmesi gerektiği iddiaları bakımından :
a. Başvurana BİMER ve CİMER müracaatları nedeniyle disiplin işlemi uygulandığı dikkate alındığında; idarenin de açıkladığı üzere konuya müdahil başka personel bulunmaması, olayın tamamlanmış olması ve iddiaların tamamen yazılı ve somut bir şekilde ortada olması nedeniyle, ayrıyeten soruşturmacı görevlendirilmesine gerek duyulmaması ve disiplin soruşturmasının personelin savunmasının alınması suretiyle yapılması anlaşılırdır . Başvuran her ne kadar disiplin soruşturması yapılmadığını iddia etse de, ilk disiplin amiri tarafından müracaatlarının incelenerek savunmasının istenmesinin soruşturma kapsamında değerlendirilmesi gerektiği açıktır .
b. Nitekim, 7068 sayılı Kanun’un “Disiplin amirlerinin soruşturmaya ilişkin yetkileri” başlıklı 14’üncü maddesinde; maiyetinden birinin disiplinsizlik teşkil eden bir fiilini veya mesleğe aykırı tutum ve davranışını herhangi bir şekilde öğrenen disiplin amirinin, olayın araştırılmasının gerektiğine kanaat getirirse bizzat YA DA yazılı olarak görevlendireceği soruşturmacılar vasıtasıyla disiplin soruşturması yapacağı açık olarak kaydedilmiş; böylelikle disiplin amirlerinin kendilerinin de bizzat soruşturma yapmaya yetkili olduğu hükme bağlanmıştır .
c . Buna ilaveten, ’e itiraz hakkının kullandırıldığı; hatta ceza kararı kendisine tebliğ edildiğinde izne ayrılacağını ve itiraz hakkını kullanamayacağını beyan ettiğinden dolayı, İdare tarafından ceza kararının tebliğinin personelin izin dönüş tarihinden sonraya bırakıldığı da görülmüştür . Başvuran, hakkında TEM Şube Müdürü tarafından tesis edilen disiplin işlemine karşı bir üst disiplin amirine böylelikle itirazda bulunmuş; savunması bu nedenle 2’nci bir kişi (İl Jandarma Komutan Yardımcısı) tarafından da incelenmiştir .
ç . Tüm bu hususlar dikkate alındığında, İdarenin işleminde herhangi bir hukuka aykırılık,
22 / 25Jandarma personeli olan ve disiplin işlemleri bakımından 7068 sayılı Kanun hükümlerine tabi olan
başvuranın iddialarında ise haklılık tespit edilememiştir .
17.4. BİMER başvurusu nedeniyle hakkında işlem yapmak için görevlendirilen müfettişin, kendisinin beyanına hiçbir suretle başvurmadığı; ayrıca, resmi olarak hazırladığı rapor her ne ise, taraf olduğu halde kendisine tebliğ etmediği; böylelikle savunma hakkının ve şeffaflık
ilkesinin çiğnendiği iddiaları bakımından :
İlgili İdare, adı geçenin kanaatinin aksine, BİMER/CİMER müracaatları için Muş İl Jandarma
Komutanlığı tarafından görevlendirilen herhangi bir müfettişin bulunmadığını; müfettiş görevlendirilmediği için konuya ilişkin bir müfettiş raporunun da mevcut olmadığını bildirdiğinden; ayrıca, yukarıda da açıklandığı üzere 7068 sayılı Kanuna göre bir soruşturmacı/müfettiş görevlendirilmesi zaten zorunlu olmadığından, İdarenin mevzuata uygun hareket ettiği, başvuranın iddialarının ise haklılık içermediği sonucuna varılmıştır .
17.5. İldeki en üst disiplin amirinden (Validen) usulüne uygun soruşturma izni alınmadığı; ayrıca Jandarma Genel Komutanlığı tarafından doğrudan İl Jandarma Komutanlığı’na bildirim yapılarak ilin Mülki İdare Amiri olan Valilik Makamının atlanmış olduğu iddiaları
bakımından :
a. Adı geçen personelin, ildeki en üst disiplin amirinden (Validen) usulüne uygun soruşturma izni alınmadığı için usulsüzlük iddiasında bulunduğu da görülmektedir . Lakin 7068 sayılı Kanun’da, bu
Kanuna tabi Jandarma personeli hakkında uygulanacak disiplin işlemlerine yönelik, ildeki en üst disiplin amiri olan Validen soruşturma izni alınması şeklinde bir hüküm yer almamaktadır .
Validen soruşturma izni alınması, disiplin soruşturması değil, ceza soruşturması kapsamında gerekli olup; söz konusu uygulama ise 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin
Yargılanması Hakkında Kanun’da açıklanmıştır . Anılan Kanun’un “Amaç” başlıklı 1’inci maddesinde, Kanunun amacının, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı yargılanabilmeleri için izin vermeye yetkili mercileri belirtmek ve izlenecek usulü düzenlemek olduğu; “İzin vermeye yetkili merciler” başlıklı 3’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, soruşturma izni yetkisinin, ilde ve merkez ilçede görevli memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında Vali, yokluğunda ise vekilleri tarafından bizzat kullanılacağı; “Kapsam” başlıklı 2’nci maddesinde ise, disiplin hükümlerinin saklı olduğu kaydedilmiştir .
b. Buna ilaveten, başvuran, yapılan yazışmalarda ilin Mülki İdare Amiri olan Valilik Makamının atlanmış olduğu iddiasında da bulunmaktadır . Valilik ve Kaymakamlık Birimleri Teşkilat, Görev ve
Çalışma Yönetmeliği’nin “Kuruluşların yazışmaları” başlıklı 7’nci maddesinin birinci fıkrasında, merkezi idarenin merkez kuruluşları ile il ve ilçe kuruluşları arasındaki yazışmaların valilik kanalı ile yapılacağı; ancak, talep niteliği taşımayan veya valilerin bilmeleri gerekmeyen, hesap ve teknik hususlara, ayrıntıya ilişkin istatistikî bilgilere, bazı maddi olay ve durumların kaydına, tespitine, belirlenmesine , bilinmesine veya aksettirilmesine ilişkin yazışmaların, valilik kanalından geçirilmeden, il kuruluşları ile merkezi idarenin merkez kuruluşları arasında
23 / 25yapılabileceği; hangi evrakın bu nitelikte olduğunun ise valilikçe çıkarılan İmza Yetkileri
Yönergesinde belirtileceği kaydedilmiştir . Muş Valiliği İmza Yetkileri Yönergesi incelendiğinde ise , “Bakanlık Yüksek Disiplin Kurulunda görüşülmesi gereken devlet memurluğundan çıkarma teklif yazıları”, “İl Disiplin Kurullarınca verilen cezalara karşı yargı mercilerine yapılacak itirazlara ilişkin savunma yazıları”, “Vali Yardımcılarına, Kaymakamlara, İl Hukuk İşleri Müdürüne, İl İdare
Şube Başkanlarına ve Birim Amirleri ile diğer kamu personeline Başarı ve Üstün Başarı Belgesi, ödül ile disiplin cezası verilmesine ilişkin teklifler, onaylar, kararlar”, “657 sayılı Devlet Memurları
Kanununa göre disiplin yönünden yapılacak soruşturmalara ilişkin onaylar ve işlemden kaldırma onayları” ve “İl Disiplin Kurulu, Polis Disiplin Kurulu, Milli Eğitim Disiplin Kurulu ve İl Özel
İdare Disiplin Kurulu kararlarının onaylanması” hariç, disiplin işlemleriyle ilgili yazıların, Vali tarafından bizzat imzalanacak yazılar arasında da Valinin onayına bağlı işler ve kararlar arasında da yer almadığı görülmektedir . Ayrıca, Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri
Yönetmeliği’nin 5’inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, Jandarma bölge komutanlıkları, il jandarma komutanlıkları, ilçe jandarma komutanlıkları, komando alay/tabur/bölük komutanlıkları, jandarma komando özel harekât tabur komutanlıkları ile asayiş komando bölük komutanlıklarının, Jandarma Genel Komutanlığı’nın taşra teşkilatını oluşturduğu; 60’ıncı maddesinin birinci fıkrasında ise, Jandarma Genel Komutanlığı merkez ve taşra teşkilatlarının birbirleriyle; mahalli vakalar hakkında malumat istemek ve teknik, muhasebe, lojistik ve özlük konularına dair işlemler haricinde resen muhabere edemeyeceği ve yazışma yapamayacağı; diğer ifadeyle belirtilen konular haricinde, taşra teşkilatının merkez teşkilatıyla, merkez teşkilatının taşra teşkilatıyla yapacağı yazışmaların Bakanlık ve mülki amirler aracılığı ile yapılacağı kaydedilmiştir . Disiplin işlemi ise özlük konularına ilişkin olduğundan, resen muhabere edilmesi, diğer ifadeyle Jandarma Genel Komutanlığı’nın doğrudan taşra teşkilatı olan İl Jandarma Komutanlığı ile yazışma yapması önünde bir engelin bulunmadığı değerlendirilmektedir .
c . Yapılan açıklamalar çerçevesinde, başvuranın yukarıda açıklanan iddialarının da diğerleri gibi yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır .
18) NETİCE İTİBARİYLE; başvuranın iddialarının, ilgili idare tarafından yapılan açıklamaların ve
ilgili mevzuat hükümleri ile gönderilen bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde; başvuranın, hakkında tesis edilen disiplin işleminin mevzuata uygun olmadığı, ayrıca disiplin işlem sürecinin birçok usulsüzlük/iyi yönetim eksikliği içerdiği yönündeki iddialarının haklılık içermediği, bu nedenle de reddi gerektiği SONUÇ VE KANAATİNE VARILMIŞTIR .
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
19) İyi yönetim ilkelerine 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin, tesis ettiği disiplin işleminin gerekçesini yazılı ve detaylı olarak başvurana açıkladığı; itiraz yolunu gösterdiği; ayrıca söz konusu disiplin kararının tebliğini, başvuranın izin dönüş tarihine bırakarak itiraz hakkını
24 / 25kullanabilmesine imkân tanıdığı; bu çerçevede, iyi yönetim ilkeleri arasında sıralanan “şeffaflık”,
“hesap verilebilirlik”, “bilgi edinme hakkı”, “dinlenilme hakkı”, “savunma hakkı”, “kararların gerekçeli olması” ve “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” gibi iyi yönetim ilkelerine uygun hareket ettiği memnuniyetle gözlenmiştir .
20) Diğer yandan, Jandarma Genel Komutanlığı’nın doğrudan kendisine muhatap bilgi/belge talep
yazımızı, yapacağı/yaptıracağı inceleme ve araştırmanın sonuçlarına göre cevaplamak yerine, yazıyı şikayet edilen idareye havale etmekle yetindiği ve takibini gerçekleştirmediği görülmüştür . Jandarma
Genel Komutanlığı’nın, merkez teşkilat olarak şikayete konu işlemler konusunda gerekli incelemeyi ve denetimi yapmak yerine, yazımızı incelemeden taşra teşkilatına havale etmesi nedeniyle, şikayet başvurusunda yer alan kendisine yönelik bir iddiayı (Genel Komutanlığın Valilik makamını atladığı yönündeki şikayeti) fark edip cevaplayamadığı da tespit edilmiştir . Ayrıca, idarenin talep ettiğimiz bilgi/belgeleri Kurumumuza miadı dolmasına rağmen göndermediği görülmüş; bunun üzerine
Kurumumuza en kısa sürede cevap verilmesi gerektiği tekit yazısı ile hatırlatılmış; fakat Jandarma
Genel Komutanlığı bu yazımızı da taşra birimine havale etmiştir . İlgili İdarenin bundan böyle, kendisine muhatap bilgi/belge talep yazılarını şikayet edilen birime/komutanlığa havale etmekle yetinmemesi; gerekli kontrol, inceleme ve takibi merkez teşkilat olarak bizzat sağlaması ve kamu idaresinin hukuka, hakkaniyete, insan haklarına ve iyi yönetim ilkelerine uygun işlem tesis etmesi için kurulmuş, anayasal bir kurum olan Kamu Denetçiliği Kurumu’nun yazılarını gerekli hassasiyeti göstererek cevaplandırması beklenmektedir .
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
21) 6328 sayılı Kanun’un 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana
tebliğ tarihinden itibaren, Muş İl Jandarma Komutanlığı’nın disiplin işlemine karşı, ( mevcut ise )
dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup; ilgili İdarenin işlemine karşı Van İdare Mahkemesi’nde yargı yolu açıktır .
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE; Kararın, BAŞVURANA ve JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI’na tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi .
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi