onecikan-yargitay

ÖZET: Yargıtay kararı, davacılar ile kooperatif yöneticileri ve teknik sorumlular arasındaki tazminat davasında, binaların depreme dayanıklılığına ilişkin sorumlulukları incelemektedir. Davacılar, 2011 depreminde ağır hasar gören binaların inşasında gerekli önlemlerin alınmadığını ve bu nedenle tazminat talep etmektedir. Mahkeme, binaların 1975 tarihli deprem yönetmeliğine uygun inşa edilmediğini ve çeşitli davalıların kusur oranlarını belirleyerek kısmi tazminata hükmetmiştir.

Yargıtay, daha önceki kararında, tazminat hesaplamasının gizli ayıbın ortaya çıktığı tarihteki rayiç değerler üzerinden yapılması gerektiğini vurgulamış ve tazminat miktarına hakkaniyet indirimi uygulanmasının doğru olmadığını belirtmiştir. Mahkeme, bilirkişi raporuna dayanarak, davalıların inşaatın fen ve sanat kurallarına uymadığını ve bu nedenle zarardan sorumlu olduklarını tespit etmiştir.

Sonuç olarak, Yargıtay, davacıların temyiz itirazlarını kabul ederek, tazminat miktarının hakkaniyet indirimi olmaksızın belirlenmesi gerektiğine ve kararın bozulmasına hükmetmiştir. Bu durum, inşaatın güvenliğini sağlamak için gerekli önlemlerin alınmaması durumunda sorumluluğun nasıl belirleneceğine dair önemli bir içtihat oluşturmuştur.

6. Hukuk Dairesi         2023/2558 E.  ,  2024/5099 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2018/174 E., 2022/264 K.
    HÜKÜM/KARAR : Asıl ve Birleşen Davalar Kısmen Kabul

    Taraflar arasındaki asıl ve birleşen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar …,… vekilince duruşmasız, davalılar …, …, …, … vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.12.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

    Belli edilen günde asıl ve birleşen davada davalılar … vd. vekili Avukat … geldi.Tebligata rağmen başka gelen olmadığı anlaşılmakla onların yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    Asıl ve birleşen davalarda davacılar vekili, müvekkillerinin davalılardan …’un statik proje müellifi ve teknik uygulama sorumlusu, diğer davalıların ise kooperatif yöneticisi olduğunu, imal edilen binalardan davacıların bağımsız bölüm elde ettiğini, 23.10.2011 tarihinde meydana gelen depremde ağır hasarlanan binaların yıkıldığını, davalıların eylemleri ile depreme dayanıklı bina inşa etmediklerini ileri sürerek tazminata karar verilmesini istemiştir.

    Asıl ve birleşen davalarda davalılar vekilleri, davaların reddini istemişlerdir.
    Mahkemece yapılan yargılama sonunda; gizli ayıbın ortaya çıkmasından sonra açılan bu davalarda zamanaşımının dolmadığı, binaların 1975 yılında yürürlüğe giren deprem yönetmeliğine uygun imal edilmediği, davacıların 4539 sayılı Yasanın 3/A maddesi uyarınca adli yardımdan faydalanacakları, yüklenicinin % 25, teknik uygulama sorumlusu ve aynı zamanda statik proje müellifinin % 38, Van Belediye Başkanlığının % 29, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının % 8 oranında kusurlu olduğu, yüklenici ve aynı zamanda kooperatif yöneticisi olan … ile diğer kooperatif yöneticileri, … ve … ile teknik uygulama sorumlusu ve statik proje müellifinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, diğer davalıların kusurlarının bulunmadığı gerekçesiyle, asıl davada davacılardan ….’in davalarının feragat nedeniyle reddine, asıl ve birleşen davalarda davalılardan …, …, ….ve ….yönünden davalar takip edilmediğinden karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar aleyhine açılan davaların ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    Kararın, asıl ve birleşen davalarda davalılardan …, …, … ve … mirasçıları vekilleri tarafından temyiz edilmesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi’nin 2014/7488 Esas, 2016/127 Karar ve 15.01.2016 tarihli kararı ile özetle; davalılardan … dışındaki davalıların kooperatif yöneticisi olup olmadıkları, duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi ve hükmedilecek tazminat hesabının, gizli ayıbın ortaya çıktığı tarihteki mahalli rayiçlere göre yapılması gerekirken, 2012 yılı Bayındırlık Birim Fiyatlarına göre yapılan tazminat hesabı nazara alınarak hüküm tesisinin doğru olmadığı, ayrıca tazminat hesabı içerisinde tapusu davacılar üzerine olan yıkılan bina arsası bedelinin bulunup bulunmadığı da anlaşılamadığından, bu konularda denetime elverişli ek bilirkişi raporu alınması gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

    Bozma ilamına uyan mahkemece yapılan yargılama sonunda özetle; davalılar …, …, … ve …’ın kooperatif yönetim kurulunda görevli oldukları, bu nedenle doğan zarardan sorumlu oldukları, davalı …’un statik proje müellifi ve teknik uygulama sorumlusu olması nedeniyle sorumlu olduğu, bozma ilamı doğrultusunda depremin meydana geldiği 2011 yılı piyasa rayiçlerine göre dava konusu taşınmaz bedellerinin arsa bedelleri düşülmek suretiyle belirlendiği, yıpranma payı da düşülmek suretiyle her davacı yönünden zarar miktarının bilirkişi raporları ile tespit edildiği, belirlenen tazminattan olay tarihinde yürürlükte bulanan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 43. maddesi (TBK 51/1) gereğince adalete uygun bir hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği, davacıların zararın bir kısmına katlanmalarının hakkaniyete uygun olacağı gözetilerek depremin şiddeti, binanın yaşı hususları da dikkate alınarak %30 oranında hakkaniyet indirimi yapılmak suretiyle yıkılan dairelerle ilgili maddi tazminat istemleri hüküm altına alınmıştır.

    Söz konusu karar davacılar …, … vekilince duruşmasız, davalılar …. vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmiştir.

    1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve bozma ilamına göre araştırma ve inceleme yapılmış olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kalan hususların kesinleşmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalılar …, …, … ve … mirasçıları vekillerinin tüm, asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

    2- Asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince;

    818 Sayılı mülga BK’nın 43/1 inci (6098 Sayılı TBK’nın 51/1) maddesinde; tazminat miktarı tayin edilirken bir taraftan failin kusurunun derecesi, diğer taraftan durumun gereği yani olayın özelliklerinin dikkate alınması gerektiği belirtilmektedir. Buna göre, failin kusurunun ağır olmaması, zararı karşılayacak tam tazminattan daha düşük miktarda bir tazminatı haklı kılabileceği gibi, olayın özellikleri de tazminatın miktarında indirim yapılmasına yol açabilir.

    Mahkemece bilirkişi raporuna göre belirlenen bedelden 818 sayılı Mülga BK’nın 43. maddesi gereğince %30 oranında hakkaniyet indirimi uygulanmak suretiyle hüküm kurulmuş ise de, olayda hakkaniyet indirimi uygulanmak suretiyle hüküm kurulması mümkün değildir. Zira konusunda uzman bilirkişi kurulundan alınan raporda, yıkılan bloklara ait statik proje detayları incelendiğinde, kolon enine donatı detaylarının verilmediği, kolon uç bölgelerinde etriye sıkıştırmasının yapılmadığı, 1975 tarihli Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik uyarınca perde uç bölgelerinin oluşturulmadığı, projede beton dayanımı ve çelik donatı dayanımı ile ilgili bilgi verilmediği, deprem bölgesinde plan ve proje denetimlerinin yerine getirilmediği, söz konusu bloklara dair 1994 tarihli yapı ruhsatında toplam kat sayısı 3, aynı yerle ilgili 1996 tarihli yapı ruhsatında ise toplam kat sayısı 7 olmasına rağmen verilen yapı ruhsatlarının ikisinde de 31.08.1994 tarihli mimari, statik ve tesisat projelerinin ruhsat eki olarak sunulduğu ve herhangi bir revizyon yapılmadan aynen kabul edildiğinin görüldüğü, statik projede kolon etriye detaylarının verilmemesi ve etriye sıkıştırmalarının yapılmamış olmasının belediye denetimi aşamasında tespit edilmediği ve bu duruma müdahale edilmediği, 19.11.2013 tarihinde yapının enkazı incelendiğinde etriye aralıklarına uyulmadığının gözlendiği, deprem etkilerinde oluşan kesme kuvvetlerine karşı etriyelerin kolon ve kiriş uçlarında sıkılaştırmanın yapılmamasının binanın deprem yüklerine karşı savunmasız olacağını gösterdiği, AFAD’ın 07.12.2011 tarihinde düzenlediği kesin hasar tespit raporunda tüm blokların ağır hasarlı olduğunun belirlendiği ve bu rapora dayanarak tüm blokların yıktırıldığı, yapının beton kalitesi incelendiğinde standart dışı agregaların kullanıldığının görüldüğü, incelenen bina enkazının temel üstü kolonlarında etriye aralıklarının statik projeye uymadığının gözlemlendiği, böylelikle deprem sonucu blokların ağır hasarlanmasında dava dışı Van Belediyesi’nin denetim görevini tam olarak yerine getirmemesinden dolayı %29, yüklenici kooperatif yönetim kurulu üyeleri davalıların malzeme kalitesinin iyi olmaması, statik projeye tam olarak uyulmamasından dolayı %25, statik fenni mesul, statik proje müellifi davalı …’un malzeme kalitesinin iyi olmaması, statik projeye tam olarak uyulmaması, binanın iyi projelendirilmemiş olmasından dolayı %38, dava dışı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın denetim görevini tam olarak yerine getirmemesinden dolayı %8 oranında kusurlu oldukları belirtilmiş olup, blokların deprem sonucu ağır hasarlı olmasına sebebiyetin inşaatın fen ve sanat kurallarına uygun yapılmamasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Binanın deprem nedeniyle hasarlanmasında davacıların da kusuru bulunmadığından bilirkişilerce saptanan hasar bedelinin tamamından davalıların sorumlu tutulması gerekirken belirlenen tazminattan hakkaniyet indirimi yapılması doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.

    SONUÇ : Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle, davalılar …, …, … ve … mirasçıları vekillerinin tüm, asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın asıl ve birleşen davalarda davacılar yararına BOZULMASINA, davacılar Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunmadığından yararlarına duruşma vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde davalılara iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.12.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.