ÖZET: Başvuru, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından bağlanan kısmi yaşlılık aylığına ilişkin birikmiş ödemelere ek olarak yasal faiz veya enflasyon farkı talebini içermektedir. Başvuran, Avusturya ile yapılan sosyal güvenlik sözleşmesi çerçevesinde kendisine 27.433,22 TL toplu ödeme yapıldığını ancak bu tutara ek bir ödeme yapılmadığını belirtmiştir. Başvuru, 14 Temmuz 2021 tarihinde yapılmış olup, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun ilgili işlemleri sonucunda başvuranın aylık ve ek ödemeleri 20 Temmuz 2021 tarihinde Ziraat Bankası aracılığıyla ödeneceği bildirilmiştir.

Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın talebine ilişkin olarak mevzuatta yasal faiz uygulanmasına dair bir hüküm bulunmadığını ifade etmiştir. Bu nedenle, başvuranın ek ödeme talebinin yerine getirilmesi mümkün olmamıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun incelenmesi sonucunda, başvuranın haklarının zamanında ödenmemesi nedeniyle yasal faiz talebinin dikkate alınması gerektiği yönünde bir tavsiye kararı hazırlamıştır. Bu karar, Sosyal Güvenlik Kurumu’na gerekli yasal düzenlemelerin yapılması için öneride bulunulmasını içermektedir.

Sonuç olarak, başvuranın emekli aylığı ve ikramiyesinin geç ödenmesi durumunda yasal faiz talebinin karşılanması için Sosyal Güvenlik Kurumu’na gerekli adımların atılması önerilmiştir. Kurumun, bu tavsiyeye uygun hareket etmesi beklenmektedir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/17193-S.21.27493

BAŞVURU NO : 2021/12429

KARAR TARİHİ : 07/12/2021

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın kendisine yapılan birikmiş aylık ödemesine ek olarak yasal faiz veya enflasyon farkı adı altında ek bir ödeme yapılması talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 14/07/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza tarihinde yapılan başvuruda başvuran özetle, Avusturya ile yapılan sözleşme kapsamında SGK tarafından kendisine kısmi yaşlılık aylığı bağlandığını, tarafına 27.433.22 TL toplu ödeme ve maaş ödemesi yapıldığını, ancak faiz veya enflasyon farkı adı altında ödeme yapılmadığını belirterek, maaşların/ikramiyelerin geciken ödemesinden dolayı tarafına enflasyon veya yasal faiz ödenmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2.Kurumumuzun 18/08/2021 tarihli ve – -S sayılı bilgi-belge isteme yazısına istinaden Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünden alınan cevabi yazı ve eklerinin tetkikinden özetle; 2.1. Başvuranın dosyasının tetkik edilmesi sonucu, sigortalının tahsis talep tarihinin 10/02/2020 kabul edilerek kendisine 01/03/2020 tarihi itibariyle Türkiye-Avusturya Sosyal Güvenlik Sözleşmesi kapsamında 0,6086 sabit sayısı ile kısmi sözleşme aylığı bağlandığı, 27.433,22 TL birikmiş aylık ödemesinin sigortalının hesabına gönderildiği, 24/06/2021 tarihli ve sayılı yazı ile sigortalıya 20/07/2021 tarihinden itibaren Ziraat Bankası Sancaktepe Şubesine müracaatı halinde aylık ve ek ödeme toplam tutarı olan 1.760,83 TL ve birikmiş aylık ve ek ödeme toplam tutarı olan 27.433,22 TL’nin tarafına ödeneceği bilgisinin verildiği,

2.2. Sigortalının 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında toplam

2593 gün hizmetinin bulunduğu, bağlanmış olan aylığın niteliğinin sözleşme aylığı olduğu, bahse konu

sözleşme aylığının 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunun geçici 81 inci maddesinin A bendi kapsamında bağlandığı, anılan madde kapsamında sigortalıya aylık bağlanmasının sebebinin sigortalının ilk işe giriş tarihinin 01/02/1972 tarihi olması ve 08/09/1999 tarihi itibariyle 18 yıllık sigortalılık süresini doldurarak

50 yaş, 15 yıl ve 3600 gün sigortalılık süresi şartını yerine getirdiği,

2.3. Sigortalıya 10/02/2020 tarihli tahsis talebi esas alınarak 01/03/2020 tarihi itibariyle sözleşme aylığı bağlandığı, faiz uygulanmaksızın 27.433,22 TL birikmiş aylık ödemesinin sigortalının hesabına gönderildiği, mevzuatta birikmiş aylığa yasal faiz uygulanacağına dair herhangi hüküm bulunmaması nedeniyle adı geçene ödenen birikmiş tutara faiz ödemesinin yapılmadığı, 2.4. Başvuranın 10/02/2020 tarihinde aylık talebine ilişkin dilekçe verdiği, talebinin 01/09/2020 tarih ve sayılı yazı ile reddedildiği, bu durum üzerine başvuranın 07/09/2020 tarihli dilekçe ile itiraz ettiği, 01/10/2020 tarihli ve sayılı yazı ile itiraz dilekçesine cevap verildiği, 2.5. Sigortalının idareye yapmış olduğu 18/11/2020 tarihli başvurunun, SGK’ya intikal etmesi neticesinde dosyasının incelendiği, 10/03/2021 tarihli ve sayılı yazı ile sigortalıya 01/03/2020 tarihinden geçerli olmak üzere Türkiye-Avusturya Sosyal Güvenlik Sözleşmesi kapsamında kısmi sözleşme aylığı bağlanması yönünde Unkapanı Sosyal Güvenlik Merkezimize talimat verildiği, ilgili idare tarafından 24/06/2021 tarihli ve sayılı yazı ile sigortalıya, aylık ve ek ödeme tutarı olan 1.760,83 TL ile aylık ve ek ödemenin birikmiş toplam tutarı olan 27.433,22 TL’nin 20/07/2021 tarihinden itibaren Ziraat Bankası

Sancaktepe Şubesine müracaatı halinde başvurucuya ödeneceği bilgisinin verildiği, 2.6. Başvuranın birikmiş aylık ödemesine ek olarak yasal faiz veya enflasyon farkı adı altında ek bir ödeme yapılmasına ilişkin talebinin mevzuatta bir hüküm bulunmaması sebebiyle yerine getirilmesine imkan bulunmadığı, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan iş ve işlemlerin yürürlükteki mevzuat hükümleri çerçevesinde sonuçlandırıldığı, Hususları bildirilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde, “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…” ,

4. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı

5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü

eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,

5. 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun “Borçlunun Temerrüdü” başlıklı 117 nci maddesinin birinci fıkrası; “Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.”,

6. 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun “Temerrüt faizi” başlıklı 120 nci maddesi; “Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.”,

7. 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunu’nun “Temerrüt faizi” başlıklı 2 nci maddesinin birinci fıkrası; “Bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1 inci maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur.”,

Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

8. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

9. Başvuran özetle, Avusturya ile yapılan sözleşme kapsamında SGK tarafından kendisine kısmi yaşlılık aylığı bağlandığını, tarafına 27.433.22 TL toplu ödeme ve maaş ödemesi yapıldığını, ancak faiz veya enflasyon farkı adı altında ödeme yapılmadığını belirterek, maaşların/ikramiyelerin geciken ödemesinden dolayı tarafına enflasyon veya yasal faiz ödenmesini talep etmektedir.

10. Bu çerçevede uyuşmazlığın başvuranın emekli aylığı ve emekli ikramiyesi tahsis işlemleri tamamlanmasına rağmen bunlara ilişkin ödemelerin geç ödenmesi ve bu nedenle başvuranın hak kazandığı emekli aylığı ve emekli ikramiyesinden bu süre zarfı içerisinde yoksun kalması nedeniyle yasal faiz ödenmesi noktasında düğümlenmektedir.

11.Kurumumuz tarafından geç ödenen aylık ve/veya emekli ikramiyesine yasal faiz ödenmesi yönünde

Kurumunuza verilen 21/07/2017 tarihli ve 2017/428 Başvuru no’lu Tavsiye Kararında da belirtildiği

üzere:

11.1. Faiz, hukukumuzda 6098 sayılı Borçlar Kanunu ve 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine

İlişkin Kanunda düzenlenmekle birlikte Kanunda tanımına yer verilmemiştir. Ancak öğreti ve yargı kararları ışığında faiz; “alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlem ile belirlenmiş, para borçları bakımından özel olarak düzenlenen, tahsili için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir

tür tazminat, bir medeni semeredir.” (HELVACI Mehmet, Borçlar ve Ticaret Kanunu Bakımından Para

Borçlarında Faiz Kavramı, Beta Basım Yayım Dağıtım, İstanbul 2000, s. 65). Bu tanımdan yola çıkarak somut olayda faizi tanımlarsak; Sosyal Güvenlik Kurumunun tahsis işlemleri tamamlanmasına rağmen başvuranın emekli aylığı ve emekli ikramiyesinin 13 ay sonra ödenmesi anına kadar geçen süre bakımından

hak ettiği parayı kullanamaması nedeniyle, mahrum kalınan süreye bağlı olarak ödenmesini talep edebileceği bir karşılık ve tazminattır.

11.2. Yüksek yargı kararları incelendiğinde, Yargıtay 10. H.D. E. 2006/1347 K. 2006/10584. Sayılı ve

“Davacının 01.04.2003-17.06.2005 tarihleri arasında adına tahakkuk eden birikmiş yaşlılık aylıkları tutarlarına ay be ay, ödeme tarihine kadar işletilecek yasal faiz tutarlarından şimdilik … YTL´nin ödenmesine karar verilmesi” istemli kararında; “Alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlemle belirlenmiş, para borçları açısından özel olarak düzenlenen, tahsil için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semere olarak tanımlan faiz kavramı kapsamındaki temerrüt faizi de; muhtemel zararların giderilmesi amacıyla doğrudan doğruya yasa koyucu tarafından öngörülmüş bir karşılık olup, talep edilebilmesi için gerçekten bir zarar görülmüş olması GEREKLİ DEĞİLDİR. Bu konuda borçluya bir ispat hakkı tanınmadığı gibi; borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olması da ŞART

DEĞİLDİR. Borçlunun para borcunu zamanında ödememesi ve temerrüde düşmesi üzerine kanun gereği kendiliğinden işlemeye başlayan ve temerrüdün devamı müddetince varlığını sürdüren bir karşılık olarak, alacaklının aksi iddia olunmayan farazi zararının asgari oranda giderilmesine yönelik, para borcunun fer’isi niteliğindeki (BK. Md. 113/2 ve 131) faizin, asıl alacakla birlikte sona ermemesi için saklı tutulması, ya da, halin icabından saklı tutulduğunun anlaşılması da yasal BİR GEREKLİLİKTİR.” Yine Yargıtay 10. H.D.’nin 2008/20370 E., 2009/5184 K. sayılı ve yaşlılık aylığının geç bağlanması nedeniyle davacının uğradığı zararın giderilmesi talebiyle açılan davada verdiği kararında;“Zararın kapsamının saptanmasında

Kurum işleminin niteliği ile davacının istek ve amacının göz önünde tutulması gerekir. Hal böyle olunca davacının mal varlığında husule gelen zarar, davacıya bağlanması gereken yaşlılık aylığıdır. Ayrıca alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında, elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlem ile belirlenmiş, para borçları açısından özel olarak düzenlenen, tahsil için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semere olarak tanımlanan faiz kavramı kapsamındaki muhtemel zararların giderilmesi amacıyla doğrudan doğruya yasa koyucu tarafından öngörülmüş bir karşılık olup, talep edilebilmesi için gerçekten bir zarar görülmüş olmayan faiz olarak belirlenen temerrüt faizi de zarar içinde mütalaa edilmelidir.

Davacının asıl alacağı tahsili sırasında açıkça faiz hakkını saklı tutması (ihtirazı kayıt) karşısında davalı

Kurumun yasal faizle sorumlu tutulacağı açıktır.” hükmünü kurduğu görülmektedir.

11.3. Yapılan bu değerlendirme neticesinde; Kurumun kusurlu işlemi sonucu, sosyal güvenlik mevzuatlarında düzenlenen yaşlılık aylığından yararlanma şartlarını yerine getirilmesi ile yaşlılık aylığına hak kazanıldığı, yaşlılık aylığının konusunu para borcunu oluşturulması ve kişilere ödenecek bu paranın hangi usul ve esaslara göre hesaplanacağının Kanun tarafından belirlenmiş olması, (bu para borçlarının belirlenebilir nitelikte oldukları), hak kazanılan yaşlılık aylıkları bakımından Kurumun aylıkları zamanında ve eksiksiz bağlama borcuna aykırı davrandığı durumlarda Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere Kurumun temerrüt faizi ile sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.

11.4. Yüksek yargının istikrar kazanmış içtihatlarının aksine Kurumun asıl alacak öderken mevzuatta açık düzenleme olmadığı gerekçesiyle kendiliğinden faiz ödememesi, bu hususun yargılamaya konu olmasına ve yine istikrar kazanmış yargı kararları uyarınca ilave yargılama gideri ve vekâlet ücreti ödemek yanında yargı yükünün artmasına ve vatandaşların da yargılama sürelerinin uzunluğu nedeniyle mağduriyet yaşamasına neden olmakta, diğer bir deyişle Kurumun ödemek zorunda olduğu miktar giderek artmakta ve bu da Kurum için ayrı bir gider kalemi oluşturmaktadır.

11.5. Kurumumuz tarafından faiz ödenmesine yönelik verilen Tavsiye Kararlarına Kurumunuzca verilen cevabi yazılarda, “…yapılan ödemelere ilişkin olarak Kurumumuzca ayrıca yasal faiz ödenmesine

imkân tanıyacak bir hükmün bulunmaması nedeniyle, Tavsiye Kararının bu bölümünün uygulanmasına kanunen imkân bulunmamaktadır.” denilerek bu konuda yasal düzenleme yapılması gerektiği aksi halde ödeme yapılamayacağı belirtilmekte olup bu cevap istikrar kazanmıştır. Bu kapsamda faiz ödenmesine yönelik 21/07/2017 tarihli ve 2017/428 Başvuru No’lu Tavsiye Kararı dikkate alınarak, gerekli yasal düzenlemelerin hazırlanması hususunda gerekli çalışmaların yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

12. Günümüzde demokratik, modern ve katılımcı yönetim anlayışında idarelerden sadece hukuka uygun olarak hareket etmeleri değil aynı zamanda iyi yönetişim ilkelerine de uygun işlem tesis etmeleri de beklenmektedir. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup İdarenin başvuruya konu işleminde “kanunlara uygunluk” ve “haklı beklentiye uygunluk” ilkelerine uymadığı tespit edildiğinden

İdareden bahse konu ilkeye uygun davranması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

13. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE;

Yukarıda anlatılanlar çerçevesinde ve açıklanan gerekçelerle; ilgililerin emekli aylığı ve/veya emekli ikramiyelerinin geç ödenmesi nedeniyle faiz talebinde bulunmaları halinde ayrıca yargı organlarınca verilecek bir karar aranmasını gerektirmeyecek şekilde faiz düzenlemesi yapılması hususunda gerekli çalışmaların başlatılması hususunda SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA

TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca

bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi