|
ÖZET: Başvuru, İstanbul’un Sarıyer ilçesindeki taşınmazların, 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu’nun geçici 4. maddesi gereği “yeşil alan” statüsünde olduğunu ve bu nedenle kamulaştırılmasını talep etmektedir. Başvuran, taşınmazlarının üzerindeki tasarruf yetkisinin kısıtlandığını, ayrıca anıt ağaçların bulunduğunu iddia ederek mağduriyetinin giderilmesini istemektedir. İlgili idareler, başvurunun değerlendirildiği süreçte, taşınmazların Boğaziçi Öngörünüm Bölgesi’nde yer aldığını ve bu alanlarda yapılaşmanın yasak olduğunu belirtmişlerdir.
İlgili idarelerin sunduğu belgeler ve yapılan incelemeler sonucunda, başvuranın taşınmazlarının kesin yapılaşma yasağına tabi olduğu ve bu nedenle kamulaştırılmasının gerektiği sonucuna varılmıştır. 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu’nun hükümleri doğrultusunda, başvurunun kabul edilmesi ve taşınmazların kamulaştırılması yönünde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na tavsiyede bulunulması önerilmiştir. Bu tavsiye, Anayasa’nın mülkiyet hakkı ile ilgili maddeleri çerçevesinde, başvuranın haklarının korunmasını amaçlamaktadır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/17819-S.21.28550
BAŞVURU NO : 2021/11315
KARAR TARİHİ : 21/12/2021
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI
ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI
2960 sayılı Boğaziçi Kanunu’nun Geçici 4. maddesi hükmü
BAŞVURUNUN KONUSU :
kapsamında “yeşil alan” statüsünde olan ve yürürlükteki imar planları kullanım kararları gereği üzerinde kesin yapılaşma yasağı bulunan taşınmazların kamulaştırılması istemine ilişkindir.
BAŞVURU TARİHİ : 24/06/2021
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran özetle, İstanbul ili, Sarıyer ilçesi, İstinye mahallesi, adada bulunan taşınmazlarının 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu’nun geçici 4. maddesi hükmü gereği yeşil alan statüsünde olduğunu, ayrıca ve numaralı parseller üzerinde anıt ağaç bulunduğunu, taşınmazları üzerindeki tasarruf yetkisinin kısıtlandığını iddia ve şikâyetle, taşınmazlarının kamulaştırılarak mağduriyetinin giderilmesi hususunda gereğini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün 21.9.2021 tarihli
ve – – sayılı cevabi yazısı ve ekinde yer alan belgelerde özetle:
2.1. Talep konusu ada , , , , , , ve parsellerin İstanbul 3 Numaralı Kültür
Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü uzmanlarınca mahallinde yapılan incelemesi neticesinde hazırlanan 15.09.2021 tarihli uzman raporunda; ada ve parsellerin bir kısmında niteliksiz tek katlı yapıların bulunduğu, , , , , ve parsellerde otopark faaliyetinde bulunulduğu, söz konusu parsellerde korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı bir yapıya rastlanılmadığı, ada ,
, , , , , ve parsellerle, bu parsellere komşu ve cephe veren parsellerin korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil kaydının bulunmadığı; 2.2. Söz konusu parsellere ilişkin işlem dosyasının ve alınmış Kurul kararının bulunmadığı, taşınmazların
Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulunun (G.E.E.A.Y.K.) 14.12.1974 tarihli, 8172 sayılı kararıyla tespit ve ilan edilen Boğaziçi Sit Alanında, anılan Yüksek Kurulun 24.06.1983 tarihli, 15175 sayılı kararıyla uygun bulunarak 22.07.1983 tarihinde yürürlüğe giren 1/5000 ölçekli Boğaziçi Nazım İmar
Planında Boğaziçi Öngörünüm Bölgesinde, 1/1000 Boğaziçi Sahil Şeridi ve Öngörünüm Bölgesi Uygulama
İmar Planında kısmen konut, kısmen park alanında kaldığı tespitlerine yer verildiği; 2.3. 18.11.1983 tarihli, 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu’nun Geçici 4 üncü maddesinde; “Boğaziçi kıyı, sahil şeridi ve öngörünüm bölgelerinde 22/7/1983 tasdik tarihli 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli imar uygulama planları ile konut kullanımına ayrılmış, ancak yapı yapılmamış olan yerlerde yeşil alan statüsü uygulanır.” hükmü bulunduğu; 2.4. “Sit Alanlarında Kalan Taşınmazların Hazine Taşınmazları İle Değiştirilmesi Hakkında Yönetmelik”in
Trampa Edilebilecek Taşınmazlar başlıklı 4 üncü maddesinde; “(1) Sit alanlarından, I. ve II. derece arkeolojik sit alanı ile I. derece doğal sit alanı olarak tescil edilen ve 1/1000 ölçekli onanlı koruma amaçlı imar planında kesin inşaat yasağı getirilen korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının bulunduğu yerlerde kalan ve Bakanlık tarafından her yıl belirlenecek trampa programlarına alınan yerlerde bulunan gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerine ait taşınmazlar Hazine taşınmazları ile trampa edilebilir. (2)
Bakanlık izniyle gerçekleştirilen kazıların yapıldığı alanlarda bulunan parsellerde 1/1000 ölçekli onanlı koruma amaçlı imar planı şartı aranmaz” hükümlerinin bulunduğu, talep konusu taşınmazın söz konusu
Yönetmelik hükmü uyarınca I. ve II. derece arkeolojik sit alanı olarak tescilli olmadığından taşınmazın trampasının Bakanlıklarınca değerlendirilemeyeceği, bu doğrultuda, konunun Çevre ve Şehircilik
Bakanlığınca değerlendirilmesi gerektiği; Açıklamalarına yer verilmiştir.
3. Sarıyer Belediye Başkanlığı Yazı İşleri Müdürlüğünün 27.09.2021 tarihli ve – –
sayılı cevabi yazısında özetle:
3.1. Sarıyer İlçesi, İstinye mahallesi, Adada yer alan taşınmazların Boğaziçi Öngörünüm Bölgesinde kaldığı, 2960 sayılı Boğaziçi Kanununa göre tüm yetki ve sorumluluğun Boğaziçi İmar Müdürlüğüne ait olduğunun tespit edildiği; Açıklamalarına yer verilmiştir.
4. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Boğaziçi İmar Müdürlüğünün 26.10.2021 tarihli ve
– – sayılı yazısı ile 03.11.2021 tarihli ve – –
sayılı cevabi yazısında özetle:
4.1. Sarıyer ada, , , , , , , , parsellerin; Gayrimenkul Eski Eşerler ve
Anıtlar Yüksek Kurulunun 14.12.1974 gün 8172 sayılı kararı ile Boğaziçi Doğal ve Tarihi Sit Alanı olarak
tespit ve ilan edilen Boğaziçi Sit Alanında, Öngörünüm Bölgesinde kalmakta olduğu, bu alanlardaki uygulamaların, 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu, bu kanuna aykırı olmayan 1/5000 ve 1/1000 ölçekli meri plan ve plan hükümleri doğrultusunda yürütüldüğü; 4.2. Dosyasında yapılan incelemede, ve parselde 1 adet Anıt Ağaç mevcut olduğu, 22.07.1983 onaylı, 1/1000 Ölçekli Boğaziçi Sahil Şeridi ve Öngörünüm Bölgesi Uygulama İmar Planı Plan Notlarının 2.8. maddesinde, ‘Kesin yerleri ağaç rölevesi yapılarak tespit edilecek ve korunacaktır. Tanımlamalarda
Tabiat Varlıklarını Koruma Merkez Komisyonunun İlke Kararları dikkate alınacaktır.” denildiği; 4.3. Söz konusu parsellerin; kadastro parseli olduğu, , , , ve parsellerin, 24.02.1984
Onaylı 1/5000 Ölçekli Boğaziçi Doğal ve Tarihi Sit Değerlerini İçeren Nazım İmar Planında, “Şartları
Değiştirilen İskan Alanları” lejantında, , ve parsellerin ise, 24.02.1984 onaylı 1/5000 ölçekli
Boğaziçi Doğal ve Tarihi Sit Değerlerini İçeren Nazım İmar Planında, “Şartları Değiştirilen İskan Alanları” lejantında kısmen de “Park Alanı” lejantında, , , , ve parsellerin; 22.07.1983 onaylı, 1/1000 ölçekli Boğaziçi Sahil Şeridi ve Öngörünüm Bölgesi Uygulama İmar Planında, “Konut Alanı” lejantında kalmakladır. , ve parsellerin ise; 22.07.1983 onaylı, 1/1000 ölçekli Boğaziçi Sahil
Şeridi ve Öngörünüm Bölgesi Uygulama İmar Planında, “Konut Alanı” lejantında, kısmen de “Park Alanı” lejantında kaldığı; 4.4. “2960 sayılı Boğaziçi Kanunu’nun Geçici 4.maddesinde, konut kullanımına ayrılmış ancak yapı yapılmamış yerlerde yeşil alan statüsü uygulanır.” denildiği, gezi alanları, park, çocuk bahçesi, görsel nedenlerle ağaçlandırılarak korunacak alanlar ve manzara teraslarına ayrılan alanlar olduğu, bu kullanımlara ayrılan parsellerde korunması gerekli kültür varlığı uygulaması dışında hiçbir yapı yapılamayacağı; 4.5. 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu’nun 5. maddesinde, “Yeşil alan sayılan yerlerde mahalli mahsullerin yetiştirilmesine devam edilir. İmar planında yeşil alan olarak belirlenen arsaların ağaçlandırması için gerekli tedbirler Boğaziçi İmar Müdürlüğünce alınır, Boğaziçi Alanındaki yabancı ülke temsilciliklerine ait koruların bu nitelikleri korunur.” denildiği; 4.6. Taşınmazın bulunduğu alana ilişkin 24.02.1984 onaylı 1/5000 Ölçekli Boğaziçi Doğal ve Tarihi Sit
Değerlerini İçeren Nazım İmar Planı ve 22.07.1983 onaylı, 1/1000 ölçekli Boğaziçi Sahil Şeridi ve
Öngörünüm Bölgesi Uygulama İmar Planının yürürlükte olduğu, başvuranın İmar planlarına herhangi bir itirazının bulunmadığının görüldüğü; 4.7. Taşınmazın bulunduğu bölgede 3194/18. madde uygulaması yapılmadığı, İmar Kanunu’nun 10.maddesi doğrultusunda herhangi bir İmar programı hazırlanmadığı, kesinleşen bir imar programı bulunmadığı, söz konusu parseller üzerinde yapı bulunmadığı; 4.8. Taşınmazın güncel rayiç bedeli üzerinden kamulaştırması talebi ile ilgili işlemlerin, Başkanlıkları
Kamulaştırma Müdürlüğü’nün yetki ve sorumluluk alanına girdiği;
4.9. Taşınmazın bir kısmı mer’i planda konut alanında, bir kısmı da yeşil alanda kalmakta olduğundan, her iki fonksiyonda da eski eser uygulaması dışında herhangi bir uygulama yapılamadığından, trampa ile imar hakkı verilmesinin mer’i mevzuat doğrultusunda mümkün olmadığı; 4.10. Boğaziçi Öngörünüm Alanı; mevcut yasa ve yönetmelikler doğrultusunda İmara kapalı bir alan olduğundan, plan tadilatı ile imara açılmasının mümkün olmadığı; Açıklamalarına yer verilmiştir.
5. İstanbul Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünün 29.11.2021 tarihinde
Kurum kayıtlarına giren – – sayılı cevabi yazısında özetle:
5.1. Sarıyer ilçesi, İstinye Mahallesi ada , , , , , , ve parsellerin, Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu’nun 14/12/1974 tarih ve 8172 sayılı kararı ile tespit ve ilan edilen Boğaziçi Sit Alanında ve aynı Kurul’un 24/06/1983 tarih ve 15175 sayılı kararı ile uygun bulunarak 22.07.1983 onanlı 1/5000 Ölçekli Boğaziçi Doğal ve Tarihi Sit Değerlerini İçeren Nazım İmar
Planı’nda Öngörünüm Bölgesi’nde kaldığı; 5.2. Müdürlükleri arşivinde yapılan incelemede; ada ve parsellerde anıt ağaç varlığı bilgisine rastlanılmadığı, ancak Boğaziçi İmar Müdürlüğü’nün 06.05.2014 tarih ve 89366 ile 02.05.2014 tarih ve
87470 sayıları yazılarında “Ayrıca parselde 1 adet anıt ağaç mevcuttur. Kesin yeri ağaç rölövesi yapılarak
tespit edilecek ve korunacaktır. Tanımlamalarda Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ilke kararları dikkate alınacaktır.” denildiği; 5.3. Ayrıca söz konusu parsellerde anıt ağaç olup olmadığı bilgisinin, varsa arşiv dosyasının, İstanbul 3
Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğünce, ada , , , , , , ve parsellere ilişkin takyidatlı tapu kaydının Sarıyer Tapu Müdürlüğünce KEP adresi üzerinden İl
Müdürlüklerine ivedilikle iletilmesinin talep edildiği, iletilen takyidatlı tapu kaydında anıt ağaçlara ilişkin bir şerh olmadığının görüldüğü, ayrıca takyidatlı tapu kaydında ada , , , , , , ve parsellerin 1/3 hissesinin ‘a ait olduğu, parsellerin arsa vasfında olduğu, bütün parsellerde haciz şerhinin bulunduğunun görüldüğü; 5.4. 05.11.2021 tarihinde İl Müdürlükleri teknik personelince söz konusu parsellerin bulunduğu alana gidilerek yerinde yapılan incelemede; ve parsellerde herhangi bir ağaç varlığına rastlanmadığı, parselde 1 adet tek katlı, parselde 1 adet tek katlı ve parsele tecavüzlü yapıların olduğu; parselde otoparka ait tek katlı ticari ofis yapının bulunduğu bu yapının bir kısmının ise parselde kaldığı; anılan parsellerin içinde kalmayan ancak parsellere komşu 2 adet dişbudak ağacının olduğu ve ortalama çaplarının 52 cm. olduğu; , ve parsellerin otopark olarak kullanıldığının tespit edildiği; bu bağlamda söz konusu parsellerdeki yapıların yasallığına ilişkin bilgi ve belgenin İstanbul Büyükşehir
Belediye Başkanlığı Boğaziçi İmar Müdürlüğü’nden talep edilmesi ve yasal dayanakları var ise , ve parseller için kesin inşaat yasağından bahsedilemeyeceğinin düşünüldüğü;
5.5. Danıştay 1. Dairesi’nin 17.05.1993 tarih ve 88 sayılı kararında, “Belirtilen nedenlerle Boğaziçi Sahil
Şeridi ve Öngörünüm Bölgelerinde öncelikle 2960 sayılı Boğaziçi Kanunun hükümlerinin uygulanması gerektiğine karar verildi.” denildiği; 5.6. Diğer yandan Boğaziçi Öngörünüm Alanı’ndaki yapılaşma koşulları meriyetteki 22.07.1983 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli Boğaziçi Öngörünüm Tatbikat Planı’na göre belirlenmiştir. Söz konusu ada’nın bir kısmının h:6.50 m. yüksekliğinde kitle ve çekme mesafeleri verilmiş “konut” alanında”, bir kısmının ise
“park” alanında kaldığı görülmektedir. adanın içerisinde ağaç lejantı bulunmakta olup söz konusu planın lejantında bu ağaçlar için “Anıt Ağaç veya mevcut ağaç topluluğu” ifadesinin yer aldığı; 5.7. Boğaziçi Kanunu’nun Geçici 4. Maddesinde belirtilen “Boğaziçi kıyı, sahil şeridi ve öngörünüm bölgelerinde 22/7/1983 tasdik tarihli 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli imar uygulama planları ile konut kullanımına ayrılmış, ancak yapı yapılmamış olan yerlerde yeşil alan statüsü uygulanır.” hükmü uyarınca söz konusu parsellerin konut alanında kalan kısımlarında yapı yapılmamış olması, kanunun uygulanma tarihi itibariyle parselde konut veya başka bir yapı yapılamayacağı sonucuna ulaşıldığı, ayrıca söz konusu taşınmazlar üzerinde takyidatlı tapu kaydında satışa ilişkin belirtme olup olmadığının gözetilmesi gerektiğinin düşünüldüğü; 5.8. ada , , , , , , ve parsellerin, 27.VI.1975 tasdik tarihli 1/5000 ölçekli
Boğaziçi Tarihi ve Doğal Sit Alanı Planı kapsamında “Mevcut Köy Yerleşmeleri” lejantında “h:9.50 m.
TAKS:0,20, KAKS:0.60 yapılaşma koşullarında “konut” alanında kaldığının görüldüğü; 5.9. Söz konusu parselleri kapsayan yürürlükteki üst ölçekli planın, İstanbul Büyükşehir Belediye
Meclisi’nin 13.02.2009 tarih ve 103 sayılı kararı ile uygun bulunan 1/100.000 ölçekli İstanbul Çevre Düzeni
Planı olduğu ve 15.06.2009 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığınca onaylanarak yürürlüğe girdiği, söz konusu parsellerin, 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda “Boğaziçi Alanı” lejantının içinde kaldığının tespit edildiği; 5.10. Plan notlarının Özel Hükümler bölümünün Çevresel Sürdürülebilirlik Açısından Koruma Alanları başlığı altındaki 8.4.1.3.5. Boğaziçi Alanı maddesinde “Boğaziçi Kanunu hükümleri geçerlidir.” denildiği, Ayrıca 8.2.15. maddesinde “Sit alanlarında ve Boğaziçi Alanı’nda kentin siluetini olumsuz gelişmelerden kaçınılacaktır.” hükümleri bulunduğu; 5.11. Söz konusu parselleri kapsayan yürürlükteki 1/5000 ölçekli planın, 22.07.1983 tasdik tarihli 1/5000 ölçekli Boğaziçi Doğal ve Tarihi Sit Değerlerini İçeren Nazım Planı olduğu, , , , ve parsellerin “şartları değiştirilen iskan alanları” lejantında, , ve parsellerin ise bir kısmı “şartları değiştirilen iskan alanları” lejantında, bir kısmı ise “yeşil alan” lejantında kaldığı; 5.12. Söz konusu plana ilişkin 24.02.1984 tasdik tarihli plan açıklama raporunun 7.2. Şartları Değiştirilmiş
İskân Alanları başlığı altında “Bu alanlar muhtelif tarihlerde İmar ve İskan Bakanlığınca onanarak yürürlüğe giren mevzii imar planlarının kapsadığı bölgelerdir. Boğaziçi doğal ve tarihi varlığının kentsel gelişmeye rağmen korunabilmesi amacıyla hazırlanan bu nazım planda mevzii imar planlarının yasal sorunları meydana getirmeyecek şekilde, planın arazi kullanış kararları ile uyumluluklarını sağlanması
gerekli olmuştur. Bu nedenle bulundukları bölgenin özellik ve Boğaziçi peyzajındaki etkinlik durumu ile teşekkül durumuna göre, kısmen muhafaza, kısmen düzeltme ve yeniden tanzim edilmek suretiyle yerleşme alanı olarak Boğaziçi nazım planında yer almaları kabul edilmiştir. Bu durumda gerigörünüm kırsal alana bağımlı etkilenme ve şehir merkezine bağımlı etkilenme bölgelerinde uygulama ve imar planlarının hazırlanması sırasında mevzii imar planlarından yapılanması bitmiş olanlar (kot alma noktası hariç) aynen kabul edilecek, yapılanma getirilmemiş veya kısmen getirilmiş olanlarında ise kot alma noktası, imar istikameti, yeşil alan ve yapılanma düzeni, mevzi imar planı ile getirilen yapılanma hakkı, Boğaziçi Nazım plan şartları, silüet, çevre yapılanma durumu, arazi topoğrafik yapısı yönünden irdelenerek karar getirilecektir. Bu karar sonucunda Boğaziçi Nazım Planı bölge şartlarını aşacak yapılanma olması halinde aynen korunacaktır. Ayrıca mevzii imar planı hükmü ne olursa olsun kot bloğun oturduğu zeminin en düşük noktasından alınacaktır.” denildiği; 5.13. Söz konusu parselleri kapsayan 22.07.1983 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli Boğaziçi Öngörünüm
Tatbikat Planı’nda ada , , , ve parsellerin h:6.50 m. yüksekliğinde kitle ve çekme mesafelerinin verildiği “konut” alanı” lejantında, , ve parsellerin ise bir kısmının h:6.50 m.
yüksekliğinde kitle ve çekme mesafeleri verilmiş “konut” alanında”, bir kısmının ise “park” alanında kaldığının görüldüğü, adanın içerisinde ağaç lejantının bulunduğu ve söz konusu planın lejantında bu ağaçlar için “Anıt Ağaç veya mevcut ağaç topluluğu” ifadesinin yer aldığı, ayrıca plan lejantı paftası üzerinde “Bu lejantta genel yapılanma koşulları belirtilmiştir. İmar tatbikat planlarında parsel bazında getirilen özel hükümler o parsel için uygulamada öncelik alacaktır.” hükmü ile “Bu plan hudutları içinde iskân alanında kalan ve yapıldığı tarihteki meri plan ve mevzuata uygun olarak bitirilmiş yapıların, yasal hakları nedeni ile yıkılıp yeniden yapılıncaya kadar hiçbir ilave ve tadilat yapılmamak şartı ile korunması ilke olarak kabul edilmiştir. Ancak yeni yapılanma koşulları bu planlarda belirtilmiştir.” hükmünün mevcut olduğu; 5.14. Söz konusu parsellerin, 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu’nca belirlenen Boğaziçi Öngörünüm Alanı’nda kaldığı, imar planındaki kullanım kararlarının değiştirilmesine ilişkin işlemlerin Boğaziçi Kanunu’nun 10.
Maddesi “…öngörünüm” bölgelerinde İstanbul Büyükşehir Belediyesince hazırlanarak Belediye
Meclisinin kararı ve Belediye Başkanının onayından sonra “Boğaziçi İmar Yüksek Koordinasyon Kurulu” onayı ile yürürlüğe girer.” hükmünce yürütüldüğü; 5.15. Bakanlıkları Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğü’nün 27.04.2015 tarih ve 6877 sayılı yazısında “İlgi (c) Makam Oluru gereği, 644 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 2 inci maddesinin 1 inci fıkrasının (h) bendindeki hükmü kapsamında Boğaziçi Geri Görünüm ve Etkilenme Alanında ve 2960 sayılı Boğaziçi
Kanununa tabi sahil şeridi ve öngörünüm bölgelerinde; 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu’nun 10. maddesinin uygulanması ile Genel Müdürlüklerine verilen Boğaziçi İmar Yüksek Koordinasyon Kurulu Sekreterya
Görevlerinin, Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünce yürütüleceği…”nin bildirildiği; 5.16. 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu’nun 9. maddesi ve 10/7/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 1 Nolu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 109. Maddesinin c , ç ve e fıkralarına atıfla 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu’nun öncelikli kanun olduğu gözetilerek taşınmazların yatırım programına dahil edilmesi, Boğaziçi Öngörünüm Alanında Boğaziçi İmar Müdürlüğü’nün yetki ve sorumluluğunda olduğu;
5.17. Başvuruya konu parsellerin, Trampa ile ilgili Tabiat Varlıkları, Doğal Sit Alanları Ve Özel Çevre
Koruma Bölgelerinde Kalan Yapı Yasaklı Taşınmazların Hazine Taşınmazları İle Değiştirilmesi Hakkında
Yönetmelik’in 4. Maddesine göre konut alanına alınmış ancak yapı yapılmamış yerlerde yeşil alan statüsü uygulanır hükmüne istinaden hazine parselleriyle trampaya konu edilemeyeceğinin düşünüldüğü, öte yandan Boğaziçi Kanunu’nun Muafiyet başlıklı 17. maddesinde “Bu Kanun hükümlerine göre yapı hakkı verilmeyip ticari geliri de olmayan arsalar ile üzerinde kültür ve tabiat varlığı bulunan arsalar emlak vergisinden muaftır.” denildiğinden, bu kanun maddesine göre söz konusu parsellerde yapı hakkı verilmediği ve ticari faaliyete konu olmadığının ispatlanması durumunda vergiden muaf kabul edilebileceğine ilişkin işlemler yapılabileceğinin değerlendirildiği; 5.18. Anayasa Mahkemesi’nin 14.10.2020 tarih ve 2017/25596 başvuru numaralı kararı ve Danıştay Altıncı
Dairesinin 26/10/2017 tarihli ve E.2017/4323, K.2017/8356 sayılı kararı, ilgili yasal mevzuatlar ile
Boğaziçi Kanunu’nun Geçici 4. Maddesi göz önüne alındığında, başvuranın kesin yapılaşma yasağı ile ilgili takas yöntemini kullanmasının bir çözüm olarak önerilebileceği düşünülmekte ise de Tabiat Varlıkları, Doğal Sit Alanları Ve Özel Çevre Koruma Bölgelerinde Kalan Yapı Yasaklı Taşınmazların Hazine
Taşınmazları İle Değiştirilmesi Hakkında Yönetmelik’in 4. Maddesine göre hazine parselleriyle trampaya konu edilemeyeceğinin değerlendirildiği; Açıklamalarına yer verilmiştir.
6. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığının 02.12.2021 tarihli ve – – sayılı cevabi yazısında özetle, 6.1. 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu’nda Boğaziçi Alanının; Boğaziçi kıyı ve sahil şeridi, öngörünüm bölgesi, geri görünüm bölgesi ve etkilenme bölgesi olmak üzere 4 bölgeye ayrıldığı, başvuru konusu edilen İstanbul ili, Sarıyer ilçesi, İstinye Mahallesi, ada , , , , , , ve parsellerin, Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu’nun 14.12.1974 tarihli ve 8172 sayılı kararı ile tespit ve ilan edilen Boğaziçi Sit Alanında ve aynı Kurulun 24.06.1983 tarihli ve 15175 sayılı kararı ile uygun bulunarak 22.07.1983 tarihinde onanan 1/5000 Ölçekli Boğaziçi Doğal ve Tarihi Sit Değerlerini İçeren
Nazım İmar Planında Öngörünüm Bölgesi’nde kaldığı; 6.2. Boğaziçi öngörünüm bölgelerinde yapılaşmaya ilişkin ilgili mevzuatın 2960 sayılı Boğaziçi
Kanunu’nun; 6.2.1. 1 inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı; İstanbul Boğaziçi Alanının kültürel ve tarihi değerlerini ve doğal güzelliklerini kamu yararı gözetilerek korumak ve geliştirmek ve bu alandaki nüfus yoğunluğunu artıracak yapılanmayı sınırlamak için uygulanacak imar mevzuatını belirlemek ve düzenlemektir.” , 2 nci maddesinin (c) bendinde; “Öngörünüm bölgesi; Boğaziçi sahil şeridine bitişik olan ve 22/7/1983 tarihli 1/1000 ölçekli imar uygulama planında gösterilen bölgedir.” 3 üncü maddesinin (e) bendinde; “Boğaziçi
Alanındaki yapılar bu Kanun hükümlerine ve imar planları esaslarına göre yapılır, aykırı olanlar derhal yıkılır veya yıktırılır.”, 3 üncü maddesinin (h) bendinde; “Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesinde turizm ve rekreasyon amacı ile ayrılan alanlara toplumun yararlanmasına ayrılan yapı yapılır ve bu husus
tapu sicillerine işlenir. Toplumun yararlanmasına ayrılan bu yapılar amaç dışı kullanılamaz.”, şeklinde düzenlendiği; 6.2.2. 6 ncı maddesinde; “Bu Kanun amaçları doğrultusunda Boğaziçi Alanında yerleşme ve yapılaşmanın planlanması, koordinasyonu, imar uygulamalarının yapılması ve denetlenmesi için Boğaziçi İmar Yüksek
Koordinasyon Kurulu, Boğaziçi İmar İdare Heyeti ve Boğaziçi İmar Müdürlüğü kurulmuştur.” hükmünün yer aldığı; iş bu hükümde 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 46 ncı maddesinde; “Bu Kanunla 2960 sayılı
Boğaziçi Kanununun 6 ncı maddesine göre kurulan organlar kaldırılmıştır. Bu kuruluşların görev ve sorumlulukları aşağıda belirtilen çerçeve dahilinde İstanbul Büyük Şehir ve ilgili İlçe Belediye
Başkanlıklarınca yürütülür. Şöyle ki: 2960 sayılı Boğaziçi Kanununun 2 nci maddesinde belirlenen ve 22/7/1983 onay tarihli plana göre Boğaziçi alanında gösterilen “Boğaziçi Sahil Şeridi” ve “Öngörünüm” bölgelerindeki uygulamalar İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığınca, “gerigörünüm” ve “etkilenme” bölgelerindeki uygulamalar da ilgili İlçe Belediye Başkanlıklarınca yapılır.” şeklinde düzenleme yapıldığı; 6.2.3. 10 uncu maddesinde; “…Gerekli görüldüğü takdirde “Boğaziçi Alanı” için yapılan planların revize edilmesi “geri görünüm” ve “etkilenme” bölgelerinde 3030 sayılı Kanuna göre,”sahil şeridi” ve
“öngörünüm” bölgelerinde İstanbul Büyükşehir Belediyesince hazırlanarak Belediye Meclisinin kararı ve
Belediye Başkanının onayından sonra “Boğaziçi İmar Yüksek Koordinasyon Kurulu” onayı ile yürürlüğe girer. İlgili kamu kurum ve kuruluşları ile meslek kuruluşları, Büyükşehir Belediye Başkanlığında bir ay süre ile ilan edilen “Sahil Şeridi” ve “Öngörünüm” bölgeleri ile ilgili planlara itiraz edebilir. Ancak, itirazlar yürürlüğü durdurmaz. Belediye Başkanlığı planı itirazları ile inceler ve görüşünüde ekleyerek Belediye
Meclisine sunar. Belediye Meclisi durumu bir ay içinde inceleyerek karara varır. Netice, Büyükşehir
Belediye Başkanının ve Boğaziçi İmar Yüksek Koordinasyon Kurulunun onayı ile kesinleşir… .” hükmüne yer verildiği; 6.2.4. Kanunun 18 inci maddesinin üçüncü paragrafında; “Boğaziçi Alanında tarihi ve doğal güzelliklerin yoğunlaştığı kıyı, sahil şeridi ve öngörünüm bölgesinde doğal yapıyı tahrip eden veya niteliğini bozanların fiilleri daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde iki aydan bir yıla kadar hapis ve 200.000 liradan 500.000 liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır. Ayrıca, bu filleri işleyenler, doğal yapıyı en geç bir yıl içinde aslına uygun hale getirmekten sorumludurlar. Aksi halde doğal yapı Boğaziçi İmar Müdürlüğünce, masrafları iki katı ile failden ve mal sahibinden müteselsilen tahsil edilerek aslına uygun hale getirilir.” hükmüne yer verildiği, 6.2.5. Geçici 4 üncü maddesinde; “Boğaziçi kıyı, sahil şeridi ve öngörünüm bölgelerinde 22/7/1983 tasdik tarihli 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli imar uygulama planları ile konut kullanımına ayrılmış, ancak yapı yapılmamış olan yerlerde yeşil alan statüsü uygulanır.”, Geçici 5 inci maddesinde; “22/7/1983 tarihinde onaylanan Boğaziçi Alanı 1/5000 ölçekli nazım plan ile öngörünüm bölgesi ve sahil şeridine ait 1/1000 ölçekli imar uygulama planlarının bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur…”, Geçici 9 uncu maddesinde; “Boğaziçi Alanında bulunan ve 2/6/1981 tarihinden önce yapılan gecekonduların sahiplerinden hak sahipliği belirlenenlere, sahil şeridi ve öngörünüm bölgesinden başlamak üzere Boğaziçi Alanı dışındaki 16/03/1983 tarih ve 2805 sayılı Kanuna göre ıslah imar planı yapılan alanlarda veya gecekondu önleme ve ıslah bölgelerinde İstanbul Belediye Başkanlığınca beş yıl içinde arsa veya konut tahsisinde öncelik verilir.” hükümlerinin yer aldığı;
6.3. Başvuru konusu talebe benzer nitelikteki taleple açılan davada verilen Danıştay 6. Dairesi’nin 2017/3161E-2017/10690K sayılı kararında; “…davaya konu taşınmaz için yapılaşma izni verilmesinin yasal olarak mümkün olmadığı, zira taşınmazın baştan beri Boğaziçi Öngörünüm bölgesinde olması ve doğal sit alanında kalması nedeniyle zaten konumu gereği kısıtlı bir taşınmaz olduğu, …bulunduğu alan veya bölge gereği doğal olarak kısıtlılık halini bünyesinde barındıran taşınmazlarda 2942 sayılı Kamulaştırma
Kanununun uygulanamayacağı…” gerekçelerine yer verilerek, aslında taşınmazın kısıtlılığının 2960 sayılı
Boğaziçi Kanunu’ndan kaynaklandığı ve sit alanlarında idarelerin kamulaştırma yapmak zorunda olmadıklarının ifade edildiği; 6.4. 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu’nun 9. maddesinde; “Boğaziçi İmar Müdürlüğünün görevlerinin şunlardır; a) Boğaziçi imar planlarını ve Boğaziçi Alanında bu Kanunun amacına uygun yatırımları ve ilgili diğer faaliyetleri düzenleyen imar uygulama programlarını ve ilgili diğer planları hazırlamak ve Belediye
Başkanlığına sunmak.” hükmü, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 10 uncu maddesi ve 10.07.2018 tarihli ve
30474 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 1 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin
109.maddesi hükümleri gereği, 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu’nun özel nitelikli ve öncelikli Kanun olduğu gözetilerek taşınmazların yatırım programına dâhil edilmesinin, Boğaziçi Öngörünüm Alanında Boğaziçi
İmar Müdürlüğü’nün yetki ve sorumluluğunda olduğu; 6.5. Boğaziçi Kanunu’nda söz konusu parsellerin, konut alanına alınmış ancak yapı yapılmamış yerlerinde yeşil alan statüsü uygulanacağı düzenlendiğinden, 21.07.1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat
Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 15inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi; Tabiat Varlıkları, Doğal
Sit Alanları Ve Özel Çevre Koruma Bölgelerinde Kalan Yapı Yasaklı Taşınmazların Hazine Taşınmazları
İle Değiştirilmesi Hakkında Yönetmelik’in 4üncü maddesi hükmü gereği trampaya konu edilemeyeceğinin değerlendirildiği; 6.6. Başvuranın mağduriyetinin giderilmesine yönelik olarak Boğaziçi Kanunu’nun Geçici 4 üncü maddesi yürürlükte iken herhangi bir işlem yapılamayacağı, ayrıca satışa konu edilemeyeceği, ancak 9 uncu maddede belirtilen plan değişikliği ile parsellerin başka bir fonksiyona alınması durumunda yapılaşma sağlanabileceği, ancak Boğaziçi Kanunu’nun 1 inci maddesinde belirtilen Kanunun amacının “Boğaziçi
Alanının kültürel ve tarihi değerlerini ve doğal güzelliklerini kamu yararı gözetilerek korumak ve geliştirmek ve bu alandaki nüfus yoğunluğunu artıracak yapılanmayı sınırlamak için uygulanacak imar mevzuatını belirlemek ve düzenlemektir” olduğu, ayrıca 03/05/1985 tarih ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun
Ek 8inci–(Ek:14/2/2020-7221/12 md.) maddesinde “Plan değişiklikleri, plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak şekilde ve teknik gerekçeleri sağlamak şartıyla yerleşmenin özelliğine uygun olarak yapılır. Plan değişikliği tekliflerinde ihtiyaç analizini içeren sosyal ve teknik altyapı etki değerlendirme raporu hazırlanarak planı onaylayacak idareye sunulur. Parsel bazında; nüfusu, yapı yoğunluğunu, kat adedini, bina yüksekliğini arttıran imar planı değişiklikleri yapılamaz.” hükmü ile birlikte düşünüldüğünde yapı ve nüfus yoğunluğu öneren bir plan değişikliği teklifinin öncelikli olarak yürütülmesi gereken 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu’nun amacı ve düzenlemeleri ile akabinde 3194 sayılı İmar Kanunu ile uyuşmayacağının değerlendirildiği; 6.7. Anayasa Mahkemesi’nin 14.10.2020 tarih ve 2017/25596 başvuru numaralı kararı ve Danıştay Altıncı
Dairesinin 26/10/2017 tarihli ve E.2017/4323, K.2017/8356 sayılı kararı ile ilgili yasal mevzuatlar
değerlendirildiğinde; başvuranın kesin yapılaşma yasağı ile ilgili takas yöntemini kullanmasının bir çözüm olarak önerilebileceği düşünülmekte ise de, Tabiat Varlıkları, Doğal Sit Alanları Ve Özel Çevre Koruma
Bölgelerinde Kalan Yapı Yasaklı Taşınmazların Hazine Taşınmazları İle Değiştirilmesi Hakkında
Yönetmelik’in 4 üncü maddesine göre konut alanına alınmış ancak yapı yapılmamış yerlerde yeşil alan statüsü uygulanır hükmüne istinaden hazine parselleriyle trampaya konu edilemeyeceği ve kamulaştırılmasının zorunlu olmadığı, kamulaştırma yapılacak ise de, söz konusu kamulaştırmanın ilgili idarelerince diğer bir ifade ile Büyükşehir ve İlçe Belediyeleri tarafından yapılması gerektiğinin değerlendirildiği; Açıklamalarına ye verilmiştir.
7. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Boğaziçi İmar Müdürlüğünün 02.12.2021 tarihli ve E– – sayılı cevabi yazısı ve eki ile 16.12.2021 tarihinde Kurumumuz kayıtlarına giren – sayılı cevabi yazısı ve ekinde yer alan belgelerde özetle, 7.1. Başvuruya konu İstanbul ili, Sarıyer ilçesi, İstinye Mahallesi, adada yer alan parsellerin Boğaziçi
Öngörünüm Bölgesi sınırları içinde kaldığı, bu alanlarda kalan parsellerde, 2960 sayılı Boğaziçi
Kanunu’nun Geçici 4. Maddesi uyarınca konut kullanımına ayrılmış ancak yapı yapılmamış yerlerde yeşil alan statüsü uygulanacağı, Boğaziçi Sahil Şeridi ve Öngörünüm Bölgesi Plan hükümleri gereği, bu alanlarda kalan parsellerde hiçbir yapı yapılamayacağı; 7.2. Özel bir yasa olan 2960 sayılı Boğaziçi Yasasının 22.11.1983 tarihinde yürürlüğe girdiği, Boğaziçi
Kanunu’nun, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında her yerde uygulanacağı genel kuralının istisnalarından olduğu, bu alanda 2690 sayılı Boğaziçi Kanunu’nun öncelikle uygulandığı; 7.3. Boğaziçi Yasasının amacının, Boğaziçi Alanının kültürel ve tarihi değerlerini ve doğal güzelliklerini kamu yararı gözetilerek korumak ve geliştirmek ve bu alandaki nüfus yoğunluğunu artıracak yapılanmayı sınırlamak için uygulanacak imar mevzuatını belirlemek ve düzenlemek olduğu; 7.4. 2960 sayılı Boğaziçi Kanunun Geçici 5. maddesinde; “22.7.1983 tarihinde onaylanan Boğaziçi alanı 1/5000 ölçekli Nazım Plan ile Öngörünüm Bölgesi ve sahil şeridine ait 1/1000 ölçekli imar uygulama planlarının bu kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur” hükmü yer aldığı, ayrıca kanun ekinde “Boğaziçi Alanı Krokisi” ve “22.7.1983 onay tarihli ve 1/5000 ölçekli Boğaziçi Nazım
Planına göre çizilmiş krokidir. Uygulama anılan plana göre yapılacaktır.” Notunun Kanunun eki olarak yayımlandığı, dolayısıyla, 22.7.1983 onanlı 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planların Kanunun eki olan ve Kanun maddesi hükmünde olan planlar olduğu; 7.5. 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu’un 3. maddesinin ( g ) bendinde, Boğaziçi kıyı ve sahil şeridinde ve öngörünün bölgesinde konut yapılamayacağı, tevhit ve ifraz işlemleri yapılmasına izin verilemeyeceği kuralının getirildiği, ancak söz konusu hükmün 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 47. maddesiyle değiştirilerek
Boğaziçi öngörünüm bölgesinde muhtelif koşullarla sınırlandırılmak üzere yapılaşma imkanının getirildiği,
3194 Sayılı “İmar Kanunu’nun 8., 21., 22., 24., 25., 26., 27., 44., 46., 47., 48. maddeleri ile Geçici 5. ve 7.
maddelerinin Anayasanın kimi maddelerine aykırılığı nedeniyle iptali davasında Anayasa Mahkemesi Esas
Sayısı: 1985/11, Karar Sayısı: 1986/29 ve 11.12.1986 tarihli kararında; 3194 sayılı Kanunun 47.
maddesinin, 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu’nun 3. maddesinin (g) fıkrasını değiştiren hükümlerinin, Anayasa’nın 2. ve 56. maddelerine aykırı olduğu sonucuna varılarak iptaline karar verildiği; 7.6. Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçesinde belirtildiği üzere, Boğaziçi Öngörünüm Bölgelerine ilişkin olarak imar planlarında yapılan düzenlemelerin kamu yararını içerdiği ve kamu yararına bağlı olarak da bu bölgelerde yapı yapılmasının yasaklandığı, imar sınırlamasının kanunla getirildiği ve Anayasaya aykırı olmadığına karar verildiği; 7.7. 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu’nun 6. maddesine gereğince, bu Kanun amaçları doğrultusunda Boğaziçi
Alanında yerleşme ve yapılaşmanın planlanması, koordinasyonu, imar uygulamalarının yapılması ve denetlenmesi için Boğaziçi İmar Yüksek Koordinasyon Kurulu, Boğaziçi İmar İdare Heyeti ve Boğaziçi
İmar Müdürlüğü kurulduğu; 3/5/1985 tarih ve 3194 sayılı İmar Kanununun 46 ncı maddesiyle, bu maddeye göre kurulan organların kaldırıldığı; bunların görev ve sorumluluklarının mezkür 46 ncı maddede belirtilen çerçeve dâhilinde İstanbul Büyükşehir ve ilgili ilçe Belediye Başkanlıklarınca yürütüleceği; 7.8. 2960 sayılı Kanunun 7. maddesinde; Boğaziçi İmar Yüksek Koordinasyon Kurulu; Başbakan veya görevlendireceği Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısının başkanlığında, İmar ve İskân, Milli Savunma, Maliye, İçişleri, Bayındırlık, Sağlık ve Sosyal Yardım, Ulaştırma, Tarım ve Orman, Kültür ve Turizm, Sanayi ve Teknoloji, Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlarından oluşur. Gerektiğinde ilgili kurum ve kuruluşların temsilcileri kurul toplantılarına çağrılabilir. Kurulun sekreterya hizmeti İmar ve İskân
Bakanlığınca yürütülür. Boğaziçi İmar Yüksek Koordinasyon Kurulu yılda en az iki defa toplanır ve çalışma esasları Başbakanlıkça belirlenir. Boğaziçi İmar Yüksek Koordinasyon Kurulunun görevleri şunlardır: a) Boğaziçi imar planlarının yapılmasını kararlaştırmak, imar planlarını ve diğer ilgili planları görüşmek ve kabul etmek, b) Boğaziçi imar uygulama programlarını onaylamak, c) Boğaziçi imar uygulama programları gereği kamu yatırımlarını planlamak ve Bakanlar Kurulunun onayına sunmak, d)
Boğaziçi İmar Müdürlüğünün mali yardım isteklerini incelemek ve karara bağlamak, e) İmar ve İskân
Bakanlığınca getirilen Boğaziçi Alanı ile ilgili konuları görüşmek ve kararlaştırmak.” hükme bağlandığı; 7.9. 2960 sayılı Kanunun Ek Madde 1 (Ek: 2/7/2018-KHK-703/190 md.)’de, “Mevzuatta İmar Yüksek
Koordinasyon Kuruluna yapılmış olan atıflar, Cumhurbaşkanınca belirlenen kurul veya mercie yapılmış sayılır.” denildiği; 7.10. 2960 sayılı Boğaziçi Kanununun Ek 1 inci maddesi gereğince; Boğaziçi İmar Yüksek Koordinasyon
Kurulunun teşkiline ilişkin 5/2/2019 Tarihli ve 709 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararının Eki Kararın yayımlanıp yürürlüğü girdiği; buna göre; Boğaziçi İmar Yüksek Koordinasyon Kurulu; Cumhurbaşkanının veya katılamadığında Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında, Çevre ve Şehircilik Bakanı, Hazine ve
Maliye Bakanı, İçişleri Bakanı, Kültür ve Turizm Bakanı, Milli Savunma Bakanı, Tarım ve Orman Bakanı ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanından oluşur. Bakanların katılamadığı toplantılara ilgili bakan tarafından görevlendirilecek bir bakan yardımcısı, İstanbul
Büyükşehir Belediye Başkanının katılamadığı toplantılara ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel
Sekreteri katılır.” düzenlemesinin öngörüldüğü;
7.11. İstanbul Boğaziçi Alanının, Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulunun 14 Aralık 1974 tarih, 8172 sayılı Kararı ile Doğal Sit Alanı olarak ilan edildiği ve sit alanlarında tasarruf yetkisinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nda olduğu; 7.12. 644 sayılı KHK uyarınca Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun
Hükmünde Kararnamenin 13/A maddesinin (ç) bendine göre, tabiat varlıkları, doğal tarihi, arkeolojik ve kentsel sitler ile koruma statüsü bulunan diğer alanların çakıştığı yerlerde koruma ve kullanma esaslarını ilgili bakanlık görüşünü alarak belirlemek ve bu alanların kısmen veya tamamen hangi idarelerce yöneltileceğine karar vermek, her tür ve doğal sit alanları ile tarihi sit, arkeolojik sit, kentsel sit, kentsel arkeolojik sit, tescilli kültür ölçekteki çevre düzeni, nazım ve uygulama imar planlarını yapmak, yaptırmak ve onaylamak Çevre ve Şehircilik Bakanlığına ait olduğu; 7.13. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın, B.09.0.TVK.0.14.02-252/1005 sayılı 14.2.2012 tarihli yazısı ile
“644 Sayılı KHK uyarınca Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun
Hükmünde Kararnamenin 13/A maddesi ile Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünün görev ve sorumluluklarının belirlendiğini” 644 Sayılı KHK’nin 13/A maddesinde açıkça belirtilen alanlardaki çakışan alanlarda yetkinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığında olduğunu” belirttiği; 7.14. Nitekim 6 Şubat 2019 tarihli ve 30678 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı’nın 709 sayılı Kararı ile Boğaziçi İmar Yüksek Koordinasyon Kurulu’nun kurulduğunu, karar hükümlerinin
Cumhurbaşkanlığı tarafından yürütüleceği belirtilmiştir. Dolayısıyla kanunda 2690 sayılı Boğaziçi
Kanunu’nda tanımlanan Bayındırlık Bakanlığı olarak belirtilen tüm atıfların Çevre ve Şehircilik
Bakanlığına yapıldığının açık olduğu; 7.15. Yukarıda izah edilen açıklamalar kapsamında; başvuruya konu taşınmazın imar planındaki kullanım kararının değiştirilmesinin hukuken mümkün olmadığı, 1982 Anayasası’nın mülkiyet hakkını düzenleyen 35. maddesinde “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” hükmü uyarınca; başvurucunun mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla kanunla sınırlandırıldığının açık olduğu; 7.16. Açıklanan nedenlerle; 644 Sayılı KHK uyarınca Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve
Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 13/A maddesi ve Cumhurbaşkanlığı’nın 709 sayılı kararı ile kurulan Boğaziçi İmar Yüksek Koordinasyon Kurulunun yetkiye ilişkin hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; başvurucunun taşınmazının kamulaştırılması hususundaki yetki ve sorumluluğun
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na ait olduğu; bu alanlarda kalan taşınmazların belirli bir program ve sıra dâhilinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca kamulaştırılarak taşınmaz maliklerinin mağduriyetinin giderilebileceğinin düşünüldüğü; 7.17. Ayrıca, söz konusu parseller ile ilgili olarak; Müdürlüklerinde bulunan imar işlem dosyasında yapılan incelemede, bahsi geçen parsellerin üzerindeki yapıların yasal ve ruhsatlı olduklarına dair herhangi bir belge bulunmadığı, bu sebeple, 2960 sayılı Kanun’un 4.maddesi doğrultusunda kazanılmış hak kapsamında değerlendirilemediği;
Açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
8. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın, 8.1. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35. maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”, 8.2. “Kamulaştırma” başlıklı 46. maddesinin birinci fıkrasında; “Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir.”, 8.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 9. 04/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 9.1. Ek 1. maddesinin birinci fıkrasında, “(Ek: 20/8/2016-6745/33 md.) Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır. (İptal: Anayasa
Mahkemesinin 20/12/2018 tarihli ve E.: 2016/181 K.: 2018/111 sayılı Kararı ile); 10. 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 10.1. “Tanımlar ve kısaltmalar:” başlıklı 3. maddesinde; “Bu Kanunda geçen tanımlar ve kısaltmalar şunlardır: a) Tanımlar: … (3) “Sit”; tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları, kültür varlıklarının yoğun olarak bulunduğu sosyal yaşama konu olmuş veya önemli tarihi hadiselerin cereyan ettiği yerler ve tespiti yapılmış tabiat özellikleri ile korunması gerekli alanlardır. …
(13) (Ek: 8/8/2011-KHK-648/41 md.) “Doğal (tabii) sit”; jeolojik devirlere ait olup, ender bulunmaları nedeniyle olağanüstü özelliklere sahip yer üstünde, yer altında veya su altında bulunan korunması gerekli alanlardır.”, 10.2. “Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları:” başlıklı 6. maddesinde; “Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları şunlardır: a) Korunması gerekli tabiat varlıkları ile 19 uncu yüzyıl sonuna kadar yapılmış taşınmazlar,… Tarihi mağaralar, kaya sığınakları; özellik gösteren ağaç ve ağaç toplulukları ile benzerleri; taşınmaz tabiat varlığı örneklerindendir.”,
10.3. “Kamulaştırma:” başlıklı 15. maddesinde; “Taşınmaz kültür varlıkları ve bunların korunma alanları, aşağıda belirlenen esaslara göre kamulaştırılır: a) Kısmen veya tamamen gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetine geçmiş olan korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanları Kültür ve Turizm Bakanlığınca hazırlanacak proğramlara uygun olarak kamulaştırılır. Bu maksat için, Kültür ve
Turizm Bakanlığı bütçesine yeterli ödenek konur. … e) (Değişik: 17/6/1987 – 3386/5 md.) Kamulaştırma işlemleri, bu Kanun hükümleri ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerine göre yapılır. f) (Ek: 17/6/1987 – 3386/5 md.; Değişik: 25/6/2009-5917/24 md.) Sit alanı ilan edilen ve 1/1000 ölçekli onanlı koruma amaçlı imar planında kesin inşaat yasağı getirilen korunması (1)
gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının bulunduğu parseller, (…) başka Hazine arsa veya arazileri ile müstakil veya hisseli olarak değiştirilebilir. …”, 10.4. “Sit alanlarında geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları ile koruma amaçlı imar Plânı” başlıklı 17. maddesinde (Değişik: 14/7/2004 – 5226/8 md.); “a) Bir alanın koruma bölge kurulunca sit olarak ilanı, bu alanda her ölçekteki plân uygulamasını durdurur. Sit alanının etkileşim-geçiş sahası varsa 1/25.000 ölçekli plân kararları ve notları alanın sit statüsü dikkate alınarak yeniden gözden geçirilerek ilgili idarelerce onaylanır. (Değişik ikinci paragraf: 8/8/2011-KHK-648/42 md.) Koruma amaçlı imar planı yapılıncaya kadar, koruma bölge kurulu tarafından üç ay içinde geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları belirlenir. Belediyeler, valilikler ve ilgili kurumlar söz konusu alanda üç yıl içinde koruma amaçlı imar planı hazırlatıp incelenmek ve sonuçlandırılmak üzere koruma bölge kuruluna vermek zorundadır. Üç yıllık süre içinde zorunlu nedenlerle plan yapılamadığı takdirde koruma bölge kurulunca gerekçeli olarak bu süre uzatılabilir. Uzatılan süre içerisinde geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları uygulanır.
…b) Koruma amaçlı imar plânlarıyla kesin yapılanma yasağı getirilen sit alanlarında bulunan gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetindeki taşınmazlar malikin başvurusu üzerine, belediye ve il özel idaresine ait taşınmazlarla takas edilebilir. …”, 10.5. Ek Madde 4 – (Ek: 8/8/2011-KHK-648/51 md. ); “(1) Taşınır tabiat varlıkları hariç tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları ile ilgili olarak bu Kanunda öngörülen iş, işlem ve kararlar bakımından görevli ve yetkili bakanlık, Çevre ve Şehircilik Bakanlığıdır.”, 11. 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun, 11.1. “İstisnalar:” başlıklı 4. maddesinde; “2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu, 2863 sayılı Kültür ve
Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, bu Kanunun ilgili maddelerine uyulmak kaydı ile 2960 sayılı İstanbul
Boğaziçi Kanunu ve 3030 sayılı Büyük Şehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun ile diğer özel kanunlar ile belirlenen veya belirlenecek olan yerlerde, bu Kanunun özel kanunlara aykırı olmayan hükümleri uygulanır.”, 11.2. “İmar programları, kamulaştırma ve kısıtlılık hali:” başlıklı 10. maddesinde; “Belediyeler; imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlarlar. Beş yıllık imar programlarının görüşülmesi sırasında ilgili yatırımcı kamu kuruluşlarının temsilcileri görüşleri esas alınmak üzere Meclis toplantısına katılır. Bu programlar, belediye meclisinde kabul edildikten sonra kesinleşir. Bu program içinde bulunan kamu kuruluşlarına tahsis edilen alanlar, ilgili kamu kuruluşlarına bildirilir. Beş yıllık imar programları sınırları içinde kalan
alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiş olan yerleri ilgili kamu kuruluşları, bu program süresi içinde kamulaştırırlar. Bu amaçla gerekli ödenek, kamu kuruluşlarının yıllık bütçelerine konulur. İmar programlarında, umumi hizmetlere ayrılan yerler ile özel kanunları gereğince kısıtlama konulan gayrimenkuller kamulaştırılıncaya veya umumi hizmetlerle ilgili projeler gerçekleştirilinceye kadar bu yerlerle ilgili olarak diğer kanunlarla verilen haklar devam eder.”, 11.3. “İmar planlarında umumi hizmetlere ve kamu hizmetlerine ayrılan yerler:” başlıklı 13.
maddesinde (Başlığı ile Birlikte Değişik:4/7/2019-7181/7 md.), “Özel hukuk kişilerinin mülkiyetinde olup uygulama imar planında düzenleme ortaklık payına konu kullanımlarda yer alan taşınmazlar; a) Bu kullanımlardan umumi hizmetlere ayrılan alanlar öncelikle 18 inci maddeye göre arazi ve arsa düzenlemesi yapılarak, b) 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında sırasıyla, ilgisine göre
Hazine veya ilgili idarelerin mülkiyetindeki taşınmazlar ile trampa yapılmak veya satın alınmak suretiyle, ilgili kamu kurum ve kuruluşunca kamulaştırılarak kamu mülkiyetine geçirilir. …” 11.4. 46. maddesinde, “Bu Kanunla 2960 sayılı Boğaziçi Kanununun 6 ncı maddesine göre kurulan organlar kaldırılmıştır. Bu kuruluşların görev ve sorumlulukları aşağıda belirtilen çerçeve dâhilinde
İstanbul Büyük Şehir ve ilgili İlçe Belediye Başkanlıklarınca yürütülür. Şöyle ki :2960 sayılı Boğaziçi
Kanununun 2 nci maddesinde belirlenen ve 22/7/1983 onay tarihli plana göre Boğaziçi alanında gösterilen
“Boğaziçi Sahil Şeridi” ve “Öngörünüm” bölgelerindeki uygulamalar İstanbul Büyük Şehir Belediye
Başkanlığınca, “gerigörünüm” ve “etkilenme” bölgelerindeki uygulamalar da ilgili İlçe Belediye
Başkanlıklarınca yapılır.” 11.5. Ek Madde 8 (Ek:14/2/2020-7221/12 md.), “Plan değişiklikleri, plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak şekilde ve teknik gerekçeleri sağlamak şartıyla yerleşmenin özelliğine uygun olarak yapılır. Plan değişikliği tekliflerinde ihtiyaç analizini içeren sosyal ve teknik altyapı etki değerlendirme raporu hazırlanarak planı onaylayacak idareye sunulur. Parsel bazında; nüfusu, yapı yoğunluğunu, kat adedini, bina yüksekliğini arttıran imar planı değişiklikleri yapılamaz. …” 12. 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu’nun, 12.1. “Amaç:” başlıklı 1. maddesinde; “Bu Kanunun amacı; İstanbul Boğaziçi Alanının kültürel ve tarihi değerlerini ve doğal güzelliklerini kamu yararı gözetilerek korumak ve geliştirmek ve bu alandaki nüfus yoğunluğunu artıracak yapılanmayı sınırlamak için uygulanacak imar mevzuatını belirlemek ve düzenlemektir.”, 12.2. “Tanımlar:” başlıklı 2. maddesinde, “Bu Kanunda kullanılan bazı terimlerin tanımları aşağıda gösterilmiştir. a) Boğaziçi Alanı; Boğaziçi kıyı ve sahil şeridinden, öngörünüm bölgesinden, geri görünüm bölgesinden ve etkilenme bölgelerinden oluşan ve sınırları ve koordinatları bu Kanuna ekli krokide işaretli ve 22/7/1983 onay tarihli nazım planda gösterilen alandır. … c) Öngörünüm bölgesi; Boğaziçi sahil şeridine bitişik olan ve 22/7/1983 tarihli 1/1000 ölçekli imar uygulama planında gösterilen bölgedir. …”, 12.3. “Yeşil alanlar:” başlıklı 5. maddesinde, “…İmar planında yeşil alan olarak belirlenen arsaların ağaçlandırılması için gerekli tedbirler Boğaziçi İmar Müdürlüğünce alınır. ….”,
12.4. “Kuruluş:” başlıklı 6. maddesinde, “Bu Kanun amaçları doğrultusunda Boğaziçi Alanında yerleşme ve yapılaşmanın planlanması, koordinasyonu, imar uygulamalarının yapılması ve denetlenmesi için
Boğaziçi İmar Yüksek Koordinasyon Kurulu, Boğaziçi İmar İdare Heyeti ve Boğaziçi İmar Müdürlüğü (1)
kurulmuştur.
12.5. “Gelirlerin tahsili:” başlıklı 16. maddesinde, Boğaziçi İmar Müdürlüğü gelirlerinden;… b)
Belediyeler ve il özel idareleri ortak fonlarından her yıl Boğaziçi Alanı için ayrılan pay, İller Bankası Genel
Müdürlüğünce Boğaziçi Alanında yapılacak kamulaştırma işlemlerine ve alt yapı yatırımlarına tahsis edilir. Bu payın kullanılmasına ilişkin esas ve usuller İmar ve İskan Bakanlığınca hazırlanacak yönetmelikte belirtilir.
12.8. Geçici 4. maddesinde; “Boğaziçi kıyı, sahil şeridi ve öngörünüm bölgelerinde 22/7/1983 tasdik tarihli 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli imar uygulama planları ile konut kullanımına ayrılmış, ancak yapı yapılmamış olan yerlerde yeşil alan statüsü uygulanır.”, 13. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun, 13.1. “Kurumun Görevi” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 14. 03/08/2013 tarihli ve 28727 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tabiat Varlıkları, Doğal Sit
Alanları ve Özel Çevre Koruma Bölgelerinde Kalan Yapı Yasaklı Taşınmazların Hazine
Taşınmazları ile Değiştirilmesi Hakkında Yönetmelik’in, 14.1. “Trampa edilebilecek taşınmazlar” başlıklı 4. maddesinde; “(1) Bakanlar Kurulu kararı ile tescil ve ilan edilen, 1/1000 ölçekli onanlı koruma amaçlı imar planında kesin inşaat yasağı getirilen tabiat varlıkları, doğal sit alanları, orman rejimine tabi olmayan koruma alanları ve özel çevre koruma bölgelerinde kalan, Genel Müdürlük tarafından her yıl belirlenecek trampa programlarına alınan gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerine ait taşınmazlar Hazine taşınmazları ile trampa edilebilir. (2) Ancak… k) İmar planında yola, oto parka, yeşil sahaya rastlayan veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarının görevleri kapsamında sorumlu bulundukları veya bakım ve onarım ile görevli oldukları, taşınmazlar, Hazine taşınmazlarıyla trampaya konu edilemez. …” 15. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği
Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 15.1.“Tavsiye kararı” başlıklı 32. maddesinde, “İnceleme ve araştırma sonucunda şikâyetin yerinde olduğu kanaatine varılması hâlinde tavsiye kararı verilir…”; Hükümlerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
16. Kamu Denetçisi inceleme ve araştırması neticesinde başvurunun kabulü ile 2960 sayılı Boğaziçi
Kanunu’nun Geçici 4. maddesi hükmü kapsamında “yeşil alan” statüsünde olan ve yürürlükteki imar planları kullanım kararları gereği üzerinde kesin yapılaşma yasağı bulunan başvuranın taşınmazlarının, Anayasa’nın 13., 35. ve 46. maddelerindeki güvencelere uygun olarak, makul bir süre içinde kamulaştırılması yönünde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına tavsiyede bulunulmasını önermiştir.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 17. Başvuran özetle, İstanbul ili, Sarıyer ilçesi, İstinye mahallesi, adada bulunan taşınmazlarının 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu’nun geçici 4. maddesi hükmü gereği “yeşil alan” statüsünde olduğunu, ayrıca ve numaralı parseller üzerinde anıt ağaç bulunduğunu, bu sebeplerle taşınmazları üzerindeki tasarruf yetkisinin sınırlanmış olduğunu iddia ve şikâyetle, taşınmazlarının kamulaştırılarak mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.
18. Dosyası kapsamına idarelerin sunduğu bilgi ve belgelerin incelenmesinden özetle:
18.1. Başvuruya konu İstanbul ili, Sarıyer ilçesi, İstinye mahallesi, adada bulunan parsellerin takyidatlı tapu kaydından, , , , , , , ve parsellerin 1/3 hissesinin başvurana ait olduğu, başvuranın söz konusu taşınmazları tapunun 03/08/2001 tarih ve yevmiye sayılı işleminden satış suretiyle edindiği ve tapu kaydında anıt ağaçlara ilişkin bir şerh olmadığı; 18.2. Mahallinde yapılan inceleme neticesinde, ve parsellerde herhangi bir ağaç varlığına rastlanmadığı, parselde 1 adet tek katlı, parselde 1 adet tek katlı ve parsele tecavüzlü niteliksiz yapıların olduğu; parselde otoparka ait tek katlı ticari ofis yapının bulunduğu, bu yapının bir kısmının ise parselde kaldığı, söz konusu yapıların yasal ve ruhsatlı olmadıkları; , ve parsellerin otopark olarak kullanıldığı, söz konusu parsellerde korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı bir yapıya rastlanılmadığı, bu parsellere komşu ve cephe veren parsellerin korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil kaydının da bulunmadığı; 18.3. ada, , , , , , , ve parsellerin Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar
Yüksek Kurulunun 14.12.1974 gün 8172 sayılı kararı ile Boğaziçi Doğal ve Tarihi Sit Alanı olarak tespit ve ilan edilen Boğaziçi Sit Alanında, anılan Yüksek Kurulun 24.06.1983 tarihli, 15175 sayılı kararıyla uygun bulunarak 22.07.1983 tarihinde yürürlüğe giren 1/5000 ölçekli Boğaziçi Nazım İmar Planında
Boğaziçi Öngörünüm Bölgesinde kaldıkları; , , , ve parsellerin; 22.07.1983 onaylı, 1/1000 ölçekli Boğaziçi Sahil Şeridi ve Öngörünüm Bölgesi Uygulama İmar Planında, “Konut Alanı” lejantında, , ve parsellerin ise; 22.07.1983 onaylı, 1/1000 ölçekli Boğaziçi Sahil Şeridi ve
Öngörünüm Bölgesi Uygulama İmar Planında, kısmen “Konut Alanı”, kısmen de “Park Alanı” lejantında kaldığı;
18.4. Söz konusu parselleri kapsayan yürürlükteki üst ölçekli planın, İstanbul Büyükşehir Belediye
Meclisi’nin 13.02.2009 tarih ve 103 sayılı kararı ile uygun bulunan 1/100.000 ölçekli İstanbul Çevre Düzeni
Planı olduğu ve 15.06.2009 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığınca onaylanarak yürürlüğe girdiği, söz konusu parsellerin, 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda “Boğaziçi Alanı” lejantının içinde kaldığı; Hususları anlaşılmıştır.
19. Başvuranın, Boğaziçi Öngörünüm bölgesinde yer alan taşınmazlarından , , , ve parseller, 22.07.1983 onaylı, 1/1000 ölçekli Boğaziçi Sahil Şeridi ve Öngörünüm Bölgesi Uygulama İmar
Planında, “Konut Alanı” lejantında, , ve parseller ise kısmen “Konut Alanı” kısmen de “Park
Alanı” lejantında kalmakta olup 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu’nun Geçici 4. maddesi gereği konut kullanımına ayrılmış, ancak yapı yapılmamış olan parseller “yeşil alan” statüsünde olduğundan başvuran taşınmazları üzerindeki tasarruf yetkisinin sınırlanmış olması nedeniyle, söz konusu taşınmazların kamulaştırılarak mağduriyetinin giderilmesini talep etmiştir.
20. Başvuruya konu İstanbul ili, Sarıyer ilçesi, İstinye mahallesi, adada yer alan parseller Boğaziçi
Öngörünüm Bölgesi sınırları içinde kalmakta olup bu alanda kalan taşınmazlar 3194 sayılı İmar
Kanunu’nun belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında her yerde uygulanacağı genel kuralının istisnaları arasında yer almaktadır. Bir başka anlatımla, söz konusu taşınmazlar yönünden 2960 sayılı
Boğaziçi Kanunu hükümlerinin öncelikle uygulanması gerekmektedir (Danıştay Altıncı Daire,
E:2019/6101-K:2019/8447, 02.10.2019).
21. 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu’nun amacı Kanunun 1 inci maddesinde, İstanbul Boğaziçi Alanının kültürel ve tarihi değerlerini ve doğal güzelliklerini kamu yararı gözetilerek korumak ve geliştirmek ve bu alandaki nüfus yoğunluğunu artıracak yapılanmayı sınırlamak için uygulanacak imar mevzuatını belirlemek ve düzenlemek olarak açıklanmış, “Boğaziçi Alanı” ise Kanunun tanımlar başlıklı 2 inci maddesinde; Boğaziçi kıyı ve sahil şeridinden, öngörünüm bölgesinden, geri görünüm bölgesinden ve etkilenme bölgelerinden oluşan ve sınırları ve koordinatları bu Kanuna ekli krokide işaretli ve 22/7/1983 onay tarihli nazım planda gösterilen alan olarak, Öngörünüm bölgesi; Boğaziçi sahil şeridine bitişik olan ve 22/7/1983 tarihli 1/1000 ölçekli imar uygulama planında gösterilen bölge olarak tanımlanmıştır.
22. Bu Kanunun amaçları doğrultusunda Boğaziçi Alanında yerleşme ve yapılaşmanın planlanması, koordinasyonu, imar uygulamalarının yapılması ve denetlenmesi için Boğaziçi İmar Yüksek Koordinasyon
Kurulu, Boğaziçi İmar İdare Heyeti ve Boğaziçi İmar Müdürlüğü Kanunun 6 ncı maddesiyle kurulmuş olup 3/5/1985 tarih ve 3194 sayılı İmar kanununun 46 ncı maddesiyle, bu maddeye göre kurulan organlar kaldırılmış; bunların görev ve sorumluluklarının mezkûr 46 ncı maddede belirtilen çerçeve dâhilinde
İstanbul Büyükşehir ve ilgili ilçe belediye başkanlıklarınca yürütüleceği hükme bağlanmıştır. Bu bağlamda,
2960 sayılı Boğaziçi Kanununun 2 nci maddesinde belirlenen ve 22/7/1983 onay tarihli plana göre Boğaziçi
alanında gösterilen “Boğaziçi Sahil Şeridi” ve “Öngörünüm” bölgelerindeki uygulamaların İstanbul
Büyükşehir Belediye Başkanlığınca, “gerigörünüm” ve “etkilenme” bölgelerindeki uygulamaların da ilgili
İlçe Belediye Başkanlıklarınca yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Kanunun amacına uygun yatırımların, kamulaştırma için gerekli olan ödeneğin nereden sağlanacağı hususuna ise Kanunun “Gelirlerin tahsili:”
başlıklı 16. maddesinde yer verilmiş olup Boğaziçi İmar Müdürlüğü gelirlerinden, Belediyeler ve il özel idareleri ortak fonlarından her yıl Boğaziçi Alanı için ayrılan payın, İller Bankası Genel Müdürlüğünce
Boğaziçi Alanında yapılacak kamulaştırma işlemlerine ve alt yapı yatırımlarına tahsis edileceği, bu payın kullanılmasına ilişkin esas ve usullerin İmar ve İskân Bakanlığınca hazırlanacak yönetmelikte belirtileceği hüküm altına alınmıştır.
23. Başvuran taşınmazlarının 2960 sayılı Kanun’un Geçici 4. maddesi kapsamında yeşil alan statüsüne alındığını iddia ve şikâyet etmekte, söz konusu Kanun hükmü ve imar planlarıyla nedeniyle taşınmazları üzerindeki tasarruf yetkisinin kısıtlandığından bahisle taşınmazlarının kamulaştırılması talebinde bulunmaktadır.
24. 2960 sayılı Kanun’un geçici 4. maddesi “Boğaziçi kıyı, sahil şeridi ve öngörünüm bölgelerinde 22/7/1983 tasdik tarihli 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli imar uygulama planları ile konut kullanımına ayrılmış, ancak yapı yapılmamış olan yerlerde yeşil alan statüsü uygulanır.”, hükmünü amirdir.
25. 2960 sayılı Kanun’un genel gerekçesinde ve ilgili madde gerekçesinde söz konusu düzenleme ile
getirilen kısıtlamaya neden ihtiyaç duyulduğu şu şekilde açıklanmıştır:
“Dünya üzerindeki şehirlerarasında müstesna yeri olan İstanbul’un tarihî, doğal güzellikleri ve jeopolitik konumu yanında, artan toplum sorunlarıyla yapılanma biçimi itibariyle şehircilik açısından değerini yitirmeye doğru giden bir gelişim içinde olduğu, bu nedenle sorunları çözümlemek, şehri tarihî ve doğal güzellikleriyle yaşanılabilir bir seviyeye ulaştırabilmek amacıyla yasal düzenlemeler yapılması zorunlu hale gelmiş bulunmaktadır. İstanbul şehri bünyesinde Boğaziçinin haiz olduğu her bakımdan kendine has durumu ile yukarıda değinilen 2805 sayılı Kanunun, özel bir kanun çıkarılmasını öngörmüş bulunması karşısında, Boğaziçi Kanununun öncelik ve ivedilikle çıkarılması gerekli olmuştur. … Bu Kanun ile; Boğaziçinin tarihî ve doğal değerlerinin korunması, toplumun yararlanmasına açık tesis ve faaliyetlerin yaratılıp düzenlenmesi, geleneksel fonksiyonlarına ve askerî ihtiyaçlara uygun kullanım sağlanması, Boğaziçinde nüfus yoğunluğunu artırıcı konut yapımının önlenmesi çevre sorunlarını azaltacak ve önleyecek hizmetlerin esaslarının belirlenmesi suretiyle Boğaziçinin gerek İstanbul şehri ve gerekse memleketimiz açısından haiz olduğu gerçek değerinin daha da artırılarak ortaya konulmasına yönelik hükümler getirilmiştir. … Bu maddede kıyı kuşağı ve öngörünüm bölgesinde konut kullanımı için inşaat amacıyla hiçbir inşaat müsaadesi verilmeyeceği vurgulanmaktadır. Zira kıyı kuşağı ve öngörünüm bölgesi
Boğaziçi alanının en hassas yerini teşkil ettiğinden Kanundan etkin sonuç alınması için bu yola gidilmesi tercih edilmiştir. Bu görüşün doğal sonucu olarak 22.7.1983 tasdik tarihli ve 1/1 000 ölçekli imar
Uygulama Planının konut kullanımına ait esaslarının uygulanmaması da hükme bağlanmıştır.” 26. 2960 sayılı Kanun’un genel gerekçesi ve ilgili madde gerekçesi kapsamında başvuruya konu şikâyet incelendiğinde, başvuranın Boğaziçi Öngörünüm bölgesinde yer alan taşınmazlarının bir kısmının 22/7/1983 tarihli 1/1000 ölçekli imar uygulama planında kısmen “konut alanı” kısmen “park alanı” fonksiyonunda kamusal alan kullanımına ayrıldığı, bir kısmının ise sadece “konut alanı” fonksiyonunda yer aldığı, konut alanı fonksiyonunda yer alan taşınmazlar üzerinde yapı bulunmadığından 2960 sayılı
Kanun’un geçici 4. maddesi gereği söz konusu yerlerin “yeşil alan” statüsünde kabul edildiği görülmekle, başvuranın taşınmazları üzerindeki tasarruf yetkisine getirilen sınırlamanın imar planı kullanım
kararlarından ve 2960 sayılı Kanun hükümlerinden kaynaklandığı anlaşılmıştır. Bununla birlikte, söz konusu taşınmazlara getirilen kısıtlama ile İstanbul Boğaziçi Alanının kültürel ve tarihi değerlerinin ve doğal güzelliklerinin korunmasının, geliştirilmesinin ve bu alandaki nüfus yoğunluğunu artıracak yapılaşmanın sınırlanmasının amaçlandığı, 2960 sayılı Kanunla bu minvalde getirilen düzenlemelerin kamu yararı gereği olduğu değerlendirilmiştir.
27. Başvuruya konu taşınmazların bulunduğu alan ayrıca Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek
Kurulunun 14.12.1974 gün 8172 sayılı kararı ile Boğaziçi Doğal ve Tarihi Sit Alanı olarak tespit ve ilan edilen Boğaziçi Sit Alanında, doğal sit statüsünde olup 2960 sayılı Kanun hükümleri ile taşınmaza getirilen kısıtlama dışında taşınmazın sit statüsünden kaynaklanan bir kısıtlama da söz konusudur.
28. Korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile sit alanlarına ilişkin düzenlemelere
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nda yer verilmiş olup 2863 sayılı Kanun
hükümleri çerçevesinde yapılan inceleme neticesinde “korunması gereken taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile bunların koruma alanlarının”, “sit” alanlarından farklılık arz ettiği, kısmen veya tamamen özel mülkiyete geçmiş olan “taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve bunların koruma alanlarının” bir program dâhilinde kamulaştırılması esası öngörülmüş iken, “sit” alanı ilan edilen ve koruma amaçlı imar planında kesin inşaat yasağı getirilen taşınmazlar için kamulaştırılma esasının öngörülmeyip takas imkânının getirildiği anlaşılmıştır. Danıştay Altıncı Dairesince, taşınmazların doğal sit alanı olarak ilan edilmesi ve mülkiyet hakkına getirilen sınırlamalar sebebiyle idareye yapılan başvuruların reddi üzerine açılan idari işlemin iptali ve tazminat istemli pek çok davanın temyiz ve karar düzeltme incelemesinde de; taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının ve sit alanlarının korunmasındaki kamu yararı ayrı ayrı açıklanarak sonuç itibarıyla korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının bir değeri, sit alanının ise arz üzerindeki statüyü ifade ettiği vurgulanarak bu ayrımın bir sonucu olarak gerçek veya tüzel kişilerin mülkiyetine geçmiş olan korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları için Kanun’un 15.
maddesinin (a) fıkrasında taşınmazların program dâhilinde kamulaştırılması esası getirilmiş iken sit alanında bulunan taşınmazlar için kamulaştırma esası benimsenmeyip bunun yerine aynı maddenin (f)
bendinde takas imkânının getirildiği belirtilmiştir (AYM, B.No: 2014/5326, 28/9/2016: Danıştay 6.
Dairesinin 19/6/2015 tarihli ve E.2014/7813, K.2015/4418; 19/6/2015 tarihli ve E.2014/5549, K.2015/4419; 19/6/2015 tarihli ve E.2014/668, K.2015/4416; 19/6/2015 tarihli ve E.2014/1226, K.2015/4417 sayılı kararları).
29. 2863 sayılı Kanun hükümleri kapsamında sit alanı ilan edilen yerde kalan taşınmazlar yönünden mutlak bir inşaat veya satış yasağının öngörülmemekle birlikte Kanun’un 17. maddesi ile sit ilan edilen alanda ilgili maddede tanımlanan idari sürecin sonunda onanlı koruma amaçlı imar planının hazırlanmış olması ve bu planda taşınmaza “kesin inşaat yasağı” getirilmiş olması koşullarına bağlı olarak taşınmazın takasa konu edilebilmesi imkânı sağlanmıştır.
30. Tabiat varlıkları ve doğal sit alanları ile özel çevre koruma bölgelerinde; bölgenin sahip olduğu çevre değerlerini korumak için bu alanların koruma-kullanma esaslarını belirleyen onaylı uygulama imar planlarında, yapılaşma yasağı getirilen yerlerde kalan gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetindeki taşınmazların Hazine taşınmazlarıyla trampa edilmesine ilişkin usul ve esaslar 03/08/2013 tarihli ve 28727 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tabiat Varlıkları, Doğal Sit Alanları ve Özel Çevre Koruma
Bölgelerinde Kalan Yapı Yasaklı Taşınmazların Hazine Taşınmazları ile Değiştirilmesi Hakkında
Yönetmelik ile düzenlenmiş olup Yönetmeliğin Trampa edilebilecek taşınmazlar başlıklı 4. maddesinde; Bakanlar Kurulu kararı ile tescil ve ilan edilen, 1/1000 ölçekli onanlı koruma amaçlı imar planında kesin inşaat yasağı getirilen tabiat varlıkları, doğal sit alanları, orman rejimine tabi olmayan koruma alanları ve özel çevre koruma bölgelerinde kalan, Genel Müdürlük tarafından her yıl belirlenecek trampa programlarına alınan gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerine ait taşınmazların Hazine taşınmazları ile trampa edilebileceği düzenlenmiştir. Söz konusu maddenin devamında ancak denilmek suretiyle söz konusu maddenin kapsamı dışında kalan istisnalara yer verilmiş olup k) bendinde imar planında yola, oto parka, yeşil sahaya rastlayan veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarının görevleri kapsamında sorumlu bulundukları veya bakım ve onarım ile görevli oldukları, taşınmazların, Hazine taşınmazlarıyla trampaya konu edilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
31. 2863 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde başvuru konusu taşınmazlar ele alınıp incelendiğinde, Danıştay’ın yerleşik içtihatları uyarınca idarelerin sit alanında kalan taşınmazlar yönünden kamulaştırma yapma zorunluluklarının bulunmadığı, söz konusu taşınmazların Hazine taşınmazları ile trampaya konu edilebilmesi için ise koruma amaçlı imar planı ile kesin yapılaşma yasağının getirilmiş olması gerektiği; başvuruya konu taşınmazların üzerindeki kesin yapılaşma yasağının 2960 sayılı Kanun hükümleri ve eki imar planlarından kaynaklandığı, 2960 sayılı Kanun’un geçici 4. maddesi kapsamında yeşil alan statüsünde olan taşınmazların Doğal Sit Alanları ve Özel Çevre Koruma Bölgelerinde Kalan Yapı Yasaklı
Taşınmazların Hazine Taşınmazları ile Değiştirilmesi Hakkında Yönetmelik’in 4 üncü maddesinin k) bendi kapsamına girdiği ve trampaya konu edilemeyeceği; değerlendirilmiştir.
32. Nitekim Boğaziçi Öngörünüm Bölgesi uygulama imar planında park alanı, nâzım imar planında ise yeşil alan statüsünde kalan taşınmaz üzerinde tasarruf yetkisinin sınırlanmış olması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiası kapsamında Anayasa Mahkemesine yapılan 2017/15318 sayılı bireysel başvuruya ilişkin değerlendirme ve tespitlerin Kurumumuza yapılan başvuru açısından aydınlatıcı ve yol gösterici olduğu değerlendirilmiştir.
33. Söz konusu başvuruya ilişkin kararın “İlgili Hukuk” başlığı altında, Danıştay Altıncı Dairesinin 26/10/2017 tarihli ve E.2017/4323, K.2017/8356 sayılı, 12/12/2017 tarihli ve E.2017/3161, K.2017/10690 sayılı ve 28/12/2020 tarihli ve E.2016/11961, K.2020/13828 sayılı kararlarına da yer verilmiş “İnceleme ve
Gerekçe” başlığı altında söz konusu kararlara atıfla kabul edilebilirlik yönünden aşağıdaki
değerlendirmelerde bulunulmuştur:
“30. Konu ile ilgili önceki Danıştay içtihatlarında; kamulaştırmasız el atma davalarının, üzerinde yapılaşma imkânı bulunan taşınmazların sonradan kamu hizmetine ayrılması sonucunda taşınmazda meydana gelen hukuki kısıtlamalar nedeniyle açılabileceği açıklanmıştır. Buna karşın bulunduğu alan ve bölge gereği doğal olarak kısıtlılık hâlini bünyesinde barındıran taşınmazlarda 2942 sayılı Kanun’un uygulanamayacağı, 2863 sayılı Kanun’daki şartlar sağlanarak trampa talebinde bulunulabileceği, bu talebin de somut olaya göre değerlendirileceği ifade edilmiştir. İdarelerin sit alanlarında kamulaştırma yapma zorunluluklarının bulunmadığı, bu statüde bulanan taşınmazlara Hazine taşınmazlarıyla trampa imkânı sunulması için koruma amaçlı imar planı bulunması gerektiği, koruma amaçlı imar planı yapımı için idarelere sit alanı ilanından itibaren belirli bir yasal sürenin tanındığı belirtilmiştir. Taşınmazlardaki
kısıtlılığın 2960 sayılı Kanun’dan kaynaklandığı, kamulaştırılması zorunlu bir statüde bulunmadığı dile getirilmiş ve kamulaştırmasız el atma nedeniyle oluşan bir zarardan söz edilemeyeceği ifade edilmiştir (bkz.
§§ 23, 24).
31. Benzer nitelikteki Ayla Doğuoğlu (B. No: 2017/25596, 14/10/2020) başvurusunda da önceki Danıştay içtihatlarına da atıf yapılarak 2863 sayılı Kanun’un 15. maddesinin (f) bendinde sit alanında bulunan, gerçek veya tüzel kişilerin mülkiyetine geçmiş olan taşınmazlar için kamulaştırma esası benimsenmeyip takas imkânının getirildiği belirtilmiştir (Ayla Doğuoğlu, § 39).
32. Ancak Danıştay’ın yakın tarihli son içtihatlarında Yönetmelik’in 4. maddesinin ikinci fıkrasının (k)
bendi gerekçe gösterilerek Boğaziçi Sahil Şeridi ve Öngörüm Bölgesi Uygulama İmar Planında park-çocuk bahçesi, oyun ve açık spor alanları olarak düzenlenecek alan kapsamında kalan taşınmazlar için takas imkânının mümkün olmadığı ve kamulaştırılması gerektiği vurgulanmıştır (bkz. § 25).” 34. Anayasa Mahkemesi yukarıdaki tespitlerden hareketle, uygulama imar planında park alanı, nazım imar planında yeşil alan olarak kabul edilen başvuru konusu taşınmazın Yönetmelik’in 4. maddesinin ikinci fıkrasının (k) bendinde ifade ediliş şekliyle yeşil sahaya rastlayan taşınmaz kapsamında kaldığını ve yakın tarihli Danıştay içtihatları doğrultusunda takas imkânının olmadığını değerlendirmiş ve somut olay özelinde etkili yol olmadığı anlaşılan takas yoluna başvurulmaması nedeniyle başvuru yollarının tüketilmediğinin söylenemeyeceğini ifade etmiştir.
35. Mahkeme esas yönünden yaptığı incelemesi neticesinde ise, başvurucunun doğal sit alanı olmaları dışında imar durumundaki bu kısıtlamalar ve kesin yapılaşma yasağı nedeniyle taşınmazını dilediği gibi kullanamadığı ve taşınmazından tasarruf edemediğinin açık olduğunu belirtmiş ve takas imkânı da bulunmayan başvuru konusu taşınmaz yönünden Anayasa’nın 13., 35. ve 46. maddelerindeki diğer güvencelere de uygun olarak ve makul bir süre içinde kamulaştırma yapılması suretiyle müdahalenin ihlal oluşturmayacağını ifadeyle başvuranın mülkiyet hakkının ihlal edildiğine, karar vermiştir.
36. Başvuruya konu talep, dosyası kapsamında mevcut bilgi ve belgeler, ilgili mevzuat, konuya ilişkin yüksek mahkeme içtihatları çerçevesinde incelendiğinde, başvuranın 2960 sayılı Kanun hükümleri ve yürürlükteki imar planları gereği üzerinde kesin yapılaşma yasağı bulunan Boğaziçi Öngörünüm bölgesinde bulunan taşınmazları üzerindeki tasarruf yetkisinin kısıtlanmış olduğu; Boğaziçi Öngörünüm Bölgesinde yapı ve nüfus yoğunluğu öneren bir plan değişikliği teklifinin 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu’nun amacı ve düzenlemeleri ile 3194 sayılı İmar Kanunu’na aykırı olacağı bu yönden plan değişikliği yoluyla başvuranın mağduriyetinin giderilemeyeceği; 2863 sayılı Kanun ve sair mevzuat hükümleri yönünden konu ele alındığında ise, taşınmazlar üzerinde korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı bir yapının bulunmaması karşısında taşınmazın kamulaştırmaya konu edilemeyeceği, öte yandan taşınmazların imar planındaki kullanım kararları ve hukuki statüleri nedeniyle ilgili Yönetmelik gereği trampa kapsamında da olmadığı; değerlendirilmiş, 2690 sayılı Kanun çerçevesinde bahse konu taşınmazın kamulaştırılmasına engel bir hüküm bulunmaması, ayrıca Kanunun amacına uygun yatırımların ve Boğaziçi Alanında yapılacak kamulaştırma işlemleri için gerekli olan ödeneğin nereden sağlanacağına ilişkin getirilen düzenlemeler karşısında başvuruya konu taşınmazların Anayasa’nın 13., 35. ve 46. maddelerindeki diğer güvencelere de
uygun olarak ve makul bir süre içinde kamulaştırılması gerektiği kanaati ve sonucuna varılmış, idareye bu yönden tavsiyede bulunulması kararlaştırılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkelerine Uygunluk Yönünden Değerlendirme 37. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarelerin Kurumumuzun bilgi ve belge talebine ilişkin cevabi yazılarının süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği değerlendirildiğinden iyi yönetim ilkelerinden “dürüstlük”, “makul sürede karar verme” “nezaket”, “şeffaflık”, “hesap verilebilirlik” ilkelerine uygun davranıldığı hususları tespit edilmiştir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
38. 6328 sayılı Kanunun 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre; ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden arta kalan sürede İstanbul Mahkemelerinde dava yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE;
2960 sayılı Boğaziçi Kanunu’nun Geçici 4. maddesi hükmü kapsamında “yeşil alan” statüsünde olan ve
yürürlükteki imar planları kullanım kararları gereği üzerinde kesin yapılaşma yasağı bulunan başvuranın taşınmazlarının, Anayasa’nın 13., 35. ve 46. maddelerindeki güvencelere uygun olarak, makul bir süre içinde kamulaştırılması yönünde İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞINA
TAVSİYEDE BULUNULMASINA;
6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis edilecek
işlemin veya eylemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna; Kararın, Başvurana, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına ve bilgileri için Çevre, Şehircilik ve
İklim Değişikliği Bakanlığına tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi