ÖZET: Başvuru, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçici 4. maddesi çerçevesinde, borçlanılan sürelerin sigortalılık başlangıç tarihinin belirlenmesi ve 5434 sayılı Kanun’un geçici 205. maddesinin uygulanması talebiyle ilgilidir. Başvuran, 1997-1999 yılları arasında eğitim aldığı meslek yüksekokulundan mezun olduktan sonra 2000 yılında Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda göreve başlamıştır. Borçlanma talebinin emeklilik yaşını etkilemediğini öğrenen başvuran, bu durumun kendisiyle aynı koşullarda görev yapan meslektaşlarına göre dezavantaj oluşturduğunu belirterek, sigorta başlangıç tarihinin güncellenmesini ve mevcut sigorta süresine eklenmesini talep etmiştir.

Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın memuriyete başlama tarihine göre emeklilikte 5434 sayılı Kanunun mülga 39. maddesine tabi olduğunu, borçlanmanın sigortalılık başlangıcını geriye götürmeyeceğini ifade etmiştir. Ayrıca, 4447 sayılı Kanun ile getirilen kademeli yaş uygulamasının yürürlüğe girmesinden önceki sürelerin borçlanmasının, emeklilik şartlarını etkilemeyeceği belirtilmiştir. Başvuranın talebi, hukuki ve hakkaniyet açısından değerlendirildiğinde, borçlanılan sürelerin emeklilik şartlarının belirlenmesinde dikkate alınabileceği, ancak sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesine dair bir düzenlemenin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Sonuç olarak, başvuranın sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi talebi reddedilmiş, ancak borçlandığı sürelerin emeklilik şartlarının hesaplanmasında dikkate alınması yönünde Sosyal Güvenlik Kurumu’na tavsiyede bulunulmuştur. Bu karar, başvuranın durumunun, kendisinden sonra göreve başlayan meslektaşlarıyla eşitlenmesi açısından önem taşımaktadır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/10897-S.21.17521

BAŞVURU NO : 2021/3070

KARAR TARİHİ : 26/07/2021

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI

Adres:

SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUYA KONU İDARE :

BAŞVURUNUN KONUSU : 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesinin onuncu fıkrası kapsamında borçlanılan sürelerin sigortalılık başlangıç tarihinin belirlenmesinde ve 5434 sayılı Kanunun geçici 205 inci maddesinin uygulanmasında dikkate alınması talebi hakkındadır

BAŞVURU TARİHİ : 09/02/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran özetle, 01.09.1997-01.07.1999 tarihleri arasında öğrenim gördüğü Afyon / Bolvadin

Meslek Yüksek Okulundan mezun olduktan sonra 01.09.2000 tarihinde Kara kuvvetleri Komutanlığında

Astsubay olarak göreve başladığını, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Geçici

4 üncü maddesinin 10 uncu fıkrası kapsamında sivil öğrencilikte gecen başarılı süresini borçlanması

durumunda emeklilik yaşının geri çekilmediğini öğrendiğini, bu durumun 1999, 2000 ve 2001 yıllarında göreve başlayan kendisiyle aynı durumdaki meslektaşlarını kendilerinden sonra göreve başlamış meslektaşlarına göre dezavantajlı duruma soktuğunu, bunun hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığını belirterek sigorta başlangıç tarihinin 01.09.1997 olarak güncellemesini, borçlanma talebine konu sürenin mevcut sigorta suresine eklenmesini, durumunun 2003 tarihinden sonra mezun ve memuriyete başlamış meslektaşlarıyla ayni şekilde değerlendirilmesini ve emeklilik tarihinin kademeli yas grubu tablosuna göre belirlenmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün başvuru konusuna ilişkin 17/06/2021 tarihli ve sayılı yazısı ve eklerinde özetle; 2.1. İlgilinin sivil öğrencilik borçlanma sürelerini gösterir tablo ile Kurumunca Hizmet Takip

Programına (HİTAP) aktarılan göreve giriş tarihini gösterir hizmet belgesini içeren emeklilik sicil dosyasının bir örneğinin ekte gönderildiği, 2.2. Başvuranın memuriyete başlama tarihine göre emeklilikte 5434 sayılı Kanunun mülga 39 uncu maddesine tabi olduğu, sivil öğrencilik borçlanmasının iştirakçilik başlangıcı olarak kabul edilmesi halinde emeklilikte tabi olacağı yaşın 5434 sayılı Kanunun geçici 205 inci maddesine göre hesaplanacağı, dolayısıyla kademeli yaşa tabi olacağı ve fiili hizmet süresi zamlarında da emeklilikte tabi olacağı yaştan 3 yıla kadar yarısı değil 8 yıla kadar tamamının düşülmesi sonucunu doğuracağı, 2.3. Emeklilikte kademeli yaş uygulamasını getiren 4447 sayılı Kanun 8/9/1999 tarihinde yürürlüğe girdiği, söz konusu Kanunun 23 üncü maddesi ile 5434 sayılı Kanunun 39 uncu maddesinin o tarihte yürürlükte olan (b) bendinin değiştirildiği, aynı Kanunun 26 ncı maddesi ile de 5434 sayılı Kanuna geçici

205 inci madde eklenerek iştirakçilerin kademeli yaş geçişlerinin düzenlendiği ancak, 4447 sayılı Kanunun

bazı maddelerinin Anayasaya aykırı olduğu iddiasıyla Anayasa Mahkemesinde Kanunun ilgili hükümleri hakkında iptal davası açıldığı, anayasal yargılama sürecinin 23/2/2001 tarih ve sayılı kararıyla tamamlanıp gerekçeli kararın da 23/11/2001 tarihinde Resmi Gazetede yayımlandığı, söz konusu karar ile Anayasa Mahkemesinin 5434 sayılı Kanunun geçici 205 inci maddesinin birinci fıkrasını ve bu fıkranın (a) bendine ilişkin iptal talebini reddettiği ancak, (b) bendi ve devamı bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkraları ise söz konusu madde ile yapılan kademeli geçişe ilişkin düzenlemenin, makul, adil ve ölçülü olmadığı, bu nedenle düzenlemenin Anayasa’nın 2, 5 ve 60 ıncı maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptal ettiği, bu iptal hükmünün geçerliliğinin de kararın Resmi Gazetede yayımlandığı 23/11/2001 tarihinden itibaren altı ay sonrası (23/5/2002) olacağının hükme bağlandığı, 2.4. Buna göre, 4447 sayılı Kanunun 26 ncı maddesi ile gelen geçici 205 inci maddenin ilk halinin, bu hususta Yüksek Mahkeme tarafından verilmiş herhangi bir yürürlüğünün durdurulması kararı da olmadığından Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yürürlük tarihi olan 23/5/2002 tarihine kadar geçerliliğini sürdürdüğü, ,yasama organının da iptal kararının yürürlük tarihi olan 23/5/2002 tarihinde 4759 sayılı Kanun ile 5434 sayılı Kanunun geçici 205 inci maddesinin iptal edilen hükümlerini daha kapsamlı bir şekilde yeniden düzenlediği, bu bağlamda 8/9/1999 ila 23/5/2002 tarihleri arasında, iştirakçiler açısından kazanılmış hakka sebebiyet verecek bir yürürlük boşluğunun oluşmadığı, 23/5/2002 tarihine kadar 8/9/1999 tarihinde yürürlüğe giren geçici 205 inci maddenin ilk halinin hukuken geçerliliğini koruduğu ve bu kapsamdaki iştirakçiler için kazanılmış hak oluşmadığı, ayrıca ilk kademeli geçiş tarihinin

“3 yıl ila 3 yıl 6 ay” olarak belirlenmesinde de 8/9/1999-23/5/2002 tarihleri arasından daha uzun bir süre ölçüt alındığından, herhangi bir borçlanma olmadan bu kademede yer almanın fiilen mümkün olmadığı, 2.5. Yapılan açıklamalar çerçevesinde, SGK’ ya başvuruda bulunan 4/1-c kapsamındaki başvuranın 8/9/1999 tarihinden önce sigortalılık başlangıcı veya iştirakçiliği olmadığından herhangi bir kazanılmış hak söz konuşu olamayacağından geçici 205 inci madde hükümlerinden yararlanmasına imkân bulunmayıp hakkında emeklilik aylığına hak kazanma koşulları açışından 5434 sayılı Kanunun 39 uncu maddesi hükümleri uygulanacağı, /

2.6. Öte yandan, 4759 sayılı Kanun ile 5434 sayılı Kanuna eklenen geçici 205 inci maddenin dördüncü fıkrasınca “32 inci madde gereğince fiilî hizmet sürelerine zam yapılanların bu maddede belirtilen yaş hadlerinden, hizmetlerine eklenen fiilî hizmet süresi zammı kadar indirim yapılır.” hükmü amir olduğu, bu hükme göre geçici 205 inci madde kapsamına giren iştirakçilerin, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan bentlerde değerlendirilecek yaşlarından fiili hizmet süresi zamlarının 8 yıla kadar tamamı düşülmektedir.

Ancak 8/9/1999 tarihinden sonra sigortalılık başlangıcı veya iştirakçilik hizmeti olanlar geçici 205 inci madde kapsamında yer almayacaklarından, bunlar hakkında 39 uncu maddenin son fıkrasına göre, fiili hizmet süresi zamlarının üç yıldan çok olmamak üzere yarısının yaş hadlerinden indirileceği, 2.7. 5434 sayılı Kanuna göre iştirakçilik ve iştirakçiliğin başlangıcı: 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 2008 yılı Ekim ayı başından önce sosyal güvenlik bakımından 5434 sayılı Kanuna tabi çalışmaları bulunanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında 5510 sayılı Kanunun geçici maddeleri ile belirlenmiş esaslar çerçevesinde, yürürlükten kaldırılmış olsa da 5434 sayılı Kanun hükümleri uygulanmaya devam edileceği, 5434 sayılı Kanuna tabi haklardan yararlanabilmek için ilgililerin mülga 12 nci madde gereğince iştirakçi olmalarının gerektiği, iştirakçiliklerinin ve böylece de 5434 sayılı Kanun kapsamında sağlanan haklarının başlangıcı, fiilen göreve başlamalarının ardından ilk alınan keseneklerinin ilgili bulunduğu aybaşı olarak belirlendiği, 2.8. 5434 sayılı Kanunda yapılan düzenlemeler ile fakülte, yüksekokul veya meslek yüksekokullarında kendi hesabına okuduktan sonra veya okumakta iken subaylığa naspedilenlerin kendi hesabına okumakta oldukları okul sürelerinin zorunlu olarak borçlandırılması uygulamasına, 4681 sayılı Kanunun Resmi

Gazetede yayımlandığı tarih olan 6/6/2003 tarihinden itibaren fakülte, yüksekokul veya meslek yüksekokullarında kendi hesabına okuduktan sonra astsubaylığa naspedilenlerin de dâhil edildiği ancak kanun koyucu, fakülte, yüksekokul veya meslek yüksekokullarında kendi hesabına okuduktan sonra 6/6/2003 tarihinden önce astsubay naspedilenlerin okul sürelerinin hizmet sürelerine ekleneceğine dair herhangi bir geçici madde ihdas etmediği için 06/06/2003 tarihinden önce fakülte, yüksekokul veya meslek yüksekokullarında kendi hesabına okuduktan sonra astsubaylığa naspedilenlerin okul sürelerin hizmet olarak alınabilmesi için zorunlu veya isteğe bağlı olarak borçlandırılabilmesinin de söz konusu olamadığı, 2.9. 2.9. Buna karşılık, 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesinin onuncu fıkrasında; “… Ayrıca, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce üniversitelerin çeşitli fakülte, yüksekokul veya meslek yüksekokullarında kendi hesabına öğrenim yaptıktan sonra muvazzaf astsubay naspedilenlerin sözü edilen okullarda geçen başarılı öğrenim süreleri de istekleri halinde; borçlanma talep tarihinde en az aylık alan astsubay çavuşun emekli keseneğine ait unsurlar üzerinden, bu fıkradaki esaslar dâhilinde borçlandırılarak tahsil edilmek suretiyle hizmetten sayılır.” hükmünü amir olduğu, 2008 yılı Ekim ayı başından itibaren yürürlüğe giren söz konusu düzenleme ile de 5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden önce üniversitelerin çeşitli fakülte, yüksekokul veya meslek yüksekokullarında kendi hesabına öğrenim yaptıktan sonra muvazzaf astsubay naspedilenlerin sözü edilen okullarda geçen başarılı öğrenim sürelerinin istekleri üzerine borçlandırılarak hizmetten sayılması imkânı getirilmesiyle 4681 sayılı Kanun kapsamında 5434 sayılı Kanunun mülga 12 ve 15 inci maddelerinde yapılan düzenlemeyle eksik bırakılan hususların tamamlandığı, 2.10. 2.10. Borçlanmanın sigortalılık başlangıç tarihini geriye götürmesi: Borçlanma işleminin, emeklilik veya sigortalılık hakkı tanınmadan geçirilmiş sürelerin, çeşitli kanunlarda öngörülen kurallara uyularak sigortalıların talep etmeleri ve tahakkuk edecek olan borç tutarını ödemeleri suretiyle uzun vadeli sigorta kolları işlemlerinde nazara alınmasına yönelik “hizmet saydırma” veya “hizmet satın alma” işlemi olduğu,

buna göre, bir sürenin borçlandırılabilmesi için; sigortalılık kapsamında olmaması, bu sürenin borçlanma yolu ile fiili hizmete eklenebileceğine dair kanun hükmü bulunması ve iştirakçinin/sigortalının borçlanma isteğini SGK’ ya yazılı olarak veya E-Devlet üzerinden bildirmesi gerektiği, yine borçlanmanın iştirakçiye/sigortalıya fiili hizmet kazandırdığı gibi aylık bağlama oranını ve emekli ikramiyesinin de artmasını sağlayan bir hak olduğu, 2.11. 2.11. Borçlanmanın, sosyal güvenlik mevzuatında, sosyal sigortacılığın temel prensiplerine aykırı, aktüeryal dengeleri bozan istisnai bir hak olarak yer aldığı, istisnai hakların da hukukta dar yorumlanması gerektiği, bu nedenle, borçlanmaya ilişkin sosyal güvenlik normları düzenlenirken; hangi sürelerin borçlanabileceği, kimlerin bu kapsamdan yararlanabileceğinin açıkça belirtilmesinin zorunlu olduğu, istisnai normlar olmaları nedeniyle; bir husus veya sigortalının borçlanma kapsamında olduğu belirtilmiyorsa, bu husus ve sigortalılar hakkında düzenleme olmadığından, hakkın kapsamı dışında kalacakları, başka bir anlatımla, bir sigortalının, yorum, kıyas gibi yöntemlerle borçlanma hakkı olduğunun iddia edilemeyeceği ve yasal düzenlemelerde kapsam dışında olduklarının açıkça belirtilmesinin de gerekmediği, 2.12. 2.12. Esasen kanun koyucunun, bazı durumlarda sosyal güvenlik hukukunda borçlanmanın sigortalılık başlangıcını geriye götüreceğini (506 sayılı Kanunun yaşlılık aylığının düzenlendiği 60 ıncı maddesinde, yine aynı kanunda borçlanmaya ilişkin genel hükmün yanı sıra aynı Kanunun geçici 38-4458-68-80-92 ve ek geçici madde 1 inci maddesi uyarınca yapılan borçlanmalarda, yine 1479 sayılı

Kanunun, askerlik borçlanmasının düzenlendiği ek 9 uncu maddesinde ve 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan

Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi

Hakkında Kanun ile yurtdışı borçlanması yapan sigortalı ve iştirakçiler için) özel olarak düzenlendiğini, görüleceği üzere, kanun koyucunun sadece 5434 sayılı Kanuna tabi olanlar için değil diğer sosyal güvenlik statülerine ilişkin sigortalılıklarda da (506 sayılı Kanunda sekiz ayrı borçlanma maddesinde, 1479 sayılı

Kanunda, 3201 sayılı Kanunda ilgili maddelerde), borçlanmanın geriye yürümesinin düzenlenmesinin amaçlanması halinde, borçlanmanın geriye yürüyeceğine ilişkin ayrıntılı olarak düzenleme yapma ihtiyacı taşıdığını, 2.13. 2.13. Her ne kadar, 5510 sayılı Kanunun 41. maddesinin 4. fıkrasında; “Bu Kanuna göre tespit edilen sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler için borçlandırılma halinde, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlandırılan gün sayısı kadar geriye götürülür” kuralına yer verilmiş ise de doğum borçlanması hakkında

Danıştay 11. Dava Dairesi 10.3.2014 tarih ve sayılı kararında özetle: “sigortalı kadının tescil tarihinden önce gerçekleşen doğumlar nedeniyle borçlanma hakkından yararlanmasının mümkün olmadığı” ifade edilerek sigortalılık başlangıcının borçlandırılacak süre kadar geriye götürülmesinin borçlanılacak sürelerin tümüne tanınmış bir hak niteliğinde bulunmadığı ve gerek 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi uyarınca hakkında 5434 sayılı Kanun hükümleri uygulananlar için, gerekse 2008 yılı Ekim ayı başından sonra ilk defa 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki sigortalılar için kural olarak borçlanma işlemlerinin geriye yürümeyeceği, 2.14. Diğer taraftan, 5434 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca, fakülte, yüksekokul veya meslek yüksekokullarında kendi hesabına okuduktan sonra veya okumakta iken subaylığa ve astsubaylığa naspedilenlerin yükseköğrenim süreleri fiili hizmetten sayıldığından zorunlu olarak ödeme karşılığında hizmetten sayılan bu süreleri esasında bir borçlanma değil, kendine özgü yapıda iştirakçinin iradesinin aranmadığı yasal zorunluluk olan bir hizmet saydırma biçimi olduğu, 5510 sayılı Kanunun geçici

/

4 üncü maddesinin onuncu fıkrası uyarınca Kanunun yürürlüğe girmesinden önce üniversitelerin çeşitli

fakülte, yüksek okul veya meslek yüksek okullarında kendi hesabına öğrenim yaptıktan sonra muvazzaf astsubay naspedilenlerin sözü edilen okullarda geçen başarılı öğrenim süreleri istekleri halinde; borçlanma talep tarihinde en az aylık alan astsubay çavuşun emekli keseneğine ait unsurlar üzerinden, bu fıkradaki esaslar dâhilinde borçlandırılarak tahsil edilmek suretiyle hizmetten sayıldığı, dolayısıyla bu fıkra uyarınca yapılan işlemin ilgililerin talepleri doğrultusunda yapılan bir borçlanma işlemi olduğu, 2.15. Sosyal güvenlik hukukunda “borçlanma” kavramını tanımlarken belirtilen ve borçlanma hakkının kurucu unsurlarından olan, “emeklilik veya sigortalılık hakkı tanınmadan geçirilmiş süreler” ve

“sigortalıların talepleri” 5434 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin (e) bendinin uygulamasında bulunmadığı, zira bu bentte yer alan sürelerin, iştirakçilikten sayıldığı ve iştirakçilerin bu yöndeki taleplerinin aranmadığı, Borçlanma işleminin kurucu unsurlarını taşımaması nedeniyle düzenlenen hükmün bir borçlanma hakkı olmadığı, yapılan açıklamalarda da belirtildiği üzere kanun koyucunun; sadece iştirakçilikte değil diğer sosyal güvenlik statülerine ilişkin sigortalılıklarda borçlanmanın geriye götürülmesinin amaçlanması halinde, borçlanmanın geriye yürüyeceğine ilişkin ayrıntılı olarak düzenleme yapma ihtiyacını her zaman taşıdığı, borçlanmanın sigortalılık başlangıcını geriye götüreceğine ilişkin bir düzenlemenin yapılmamış olmasının kesinlikle bu konuda hukuki ve yasal bir boşluk oluşturmadığı, kanun koyucunun kasıtlı olarak bu hakkın çerçevesini dar tuttuğu, 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesinin onuncu fıkrası ile isteğe bağlı yeni bir borçlanma hakkı getirilmiş ise de, kanun koyucu tarafından bu kapsamda yapılan borçlanma hakkı için borçlanmanın geriye yürüyeceğine ilişkin bir ifadeye kasıtlı olarak yer verilmediği, 2.16. Buna göre, söz konusu normun, kamu düzenine ilişkin mutlak emredici bir hüküm olması ve kıyas veya hukuki yorum yöntemleriyle genişletilebilmesinin hukuken mümkün olmadığı anılan hükümde astsubay naspedilenlerin aynı dönemdeki emsalleri ile farklı bir hizmet süresine sahip olmamaları adına 18 yaş sonrası sivil öğrencilikleri zorunlu bir ödeme karşılığında hizmet sayıldığı, başka bir anlatımla bu hüküm kapsamındaki iştirakçiler için borçlanma ile geriye yürüme söz konusu olmayıp, sivil öğrencilikte geçen sürelerin hizmetten sayılmakta olduğu bu kapsamda, bir borçlanma işleminin geriye yürütülmesi ancak kanun koyucunun bu noktada sarih bir düzenlemeye yer vermesi ile mümkün olabileceğinden ve bu hususta kasıtlı olarak bir düzenleme yapılmadığından borçlanmanın geriye yürümesinin hukuken mümkün olmadığı, 2.17. Benzer nitelikte müracaatların reddi üzerine açılan davaların çoğunluğunun Kurumları lehine sonuçlandığı, Kayseri 2. İdare Mahkemesinin 20/10/2020 tarihli ve sayılı kararında özetle; 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesinin onuncu fıkrası uyarınca yapılan borçlanma işleminin isteğe bağlı borçlanma niteliğinde olduğu ve zorunlu hizmet borçlanması / hizmet süresinden sayma işlemlerinden farklı nitelik taşıdığı, bu nedenle yasada açık bir düzenleme bulunmadığından sigortalılık başlangıç tarihinin geriye götürülmesine konu edilemeyeceği açıklamalarına yer verilmek suretiyle davanın reddine karar verildiği, Ankara 3. İdare Mahkemesinin 30/11/2020 tarihli ve sayılı kararında özetle; 5434 sayılı Kanunun geçici 205 inci maddesinin Anayasa

Mahkemesince iptali hükmünün 23/5/2002 tarihi itibarıyla geçerli olacağının karar bağlandığı, bu nedenle 9/9/1999 tarihinde iştirakçi olduğu görülen davacının emekliliğe hak kazanma koşulları açısından 8/9/1999 tarihinde yürürlüğe giren 4447 sayılı Kanun gereği 5434 sayılı Kanunun 39 uncu maddesine göre belirlenmesi gerektiği açıklamalarına yer verilmek suretiyle davanın reddine karar verildiği, İfade edilmiştir.

/

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2 nci maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.” 3.1. 3.1. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesinde; “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.” 3.2. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10 uncu maddesinde; “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.” 3.3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının “Sosyal güvenlik hakkı” başlıklı 60 ıncı maddesinde; “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.” 3.4. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının “Devletin iktisadî ve sosyal ödevlerinin sınırları” başlıklı 65 inci maddesinde; “Devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir.” 3.5. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” 4. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 5. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrası; /

“Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile 2925 sayılı Tarım

İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a)

bendi kapsamında, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar

Kanunu ve bu Kanunla mülga 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar

Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında kabul edilir.” 5.1. Geçici 2 nci maddesinin yedinci fıkrası; “…Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı veya iştirakçi olup, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra aylık talebinde bulunanlardan, farklı sosyal güvenlik kurumlarına ya da bu Kanunda belirtilen sigortalılık hallerinden birden fazlasına tabi olanlara aylık bağlanmasına esas alınacak kanun, bu Kanunla mülga 2829 sayılı Kanun hükümlerine göre tespit olunur ve bunlar hakkında, bu Kanunun geçici maddelerindeki hükümler uygulanır. Ancak, bunlardan bu Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamına girmeyenlere 5434 sayılı Kanun hükümleri uygulanmaz. Bu Kanunla mülga 2829 sayılı

Kanuna göre 5434 sayılı Kanun hükümleri uygulanması gerekenlerden, bu Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamına girmeyenler için, bu maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri esas alınır. (a) bendi hükümlerinin uygulamasına esas alınacak kanun, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c)

bendi kapsamında geçen süreler hariç, bu Kanunla mülga 2829 sayılı Kanun hükümlerine göre belirlenir.

Bu Kanuna tabi hizmetlerle 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine tabi sandıklarda geçen hizmetlerin birleştirilmesinde de bu fıkra hükümleri esas alınmak suretiyle bu Kanunla mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri uygulanır.” 5.2. Geçici 4 üncü maddesinin dördüncü, beşinci ve onuncu fıkrası; “Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır. Bu fıkra kapsamına girenlerden 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 10 uncu maddesi kapsamında bulunanların emekli kesenekleri ile kurum karşılıklarının hesabında, işgal ettikleri kadrolar için ilgili mevzuatında belirlenen unsurlar esas alınır.

Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır. Ancak, Polis Akademisinde öğrenim görmekte olan öğrencilerin yetim aylıkları bu öğrenimleri süresince kesilmeksizin ödenmeye devam edilir.

…

Ayrıca, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce üniversitelerin çeşitli fakülte, yüksekokul veya meslek yüksekokullarında kendi hesabına öğrenim yaptıktan sonra muvazzaf astsubay naspedilenlerin sözü edilen okullarda geçen başarılı öğrenim süreleri de istekleri halinde; borçlanma talep tarihinde en az aylık alan

/

astsubay çavuşun emekli keseneğine ait unsurlar üzerinden, bu fıkradaki esaslar dâhilinde borçlandırılarak tahsil edilmek suretiyle hizmetten sayılır.” 5.3. 41 inci maddesinin 3. Fıkrası; “Bu Kanuna göre tespit edilen sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler için borçlandırılma halinde, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlandırılan gün sayısı kadar geriye götürülür. Sigortalılık borçlanması ile aylık bağlanmasına hak kazanılması durumunda, ilgililere borcun ödendiği tarihi takip eden ay başından itibaren aylık bağlanır.” 6. 08/06/1949 tarihli ve 5434 sayılı mülga Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun; 6.1. Mülga 13 üncü maddesi;

“Bu Kanunla tanınan haklar şunlardır:

a)Emekli aylığı, b)Adi malullük aylığı, c)Vazife malullüğü aylığı, ç)(Mülga : 21/04/2005 – 5335/29 Md.)

d)Dul ve yetim aylığı, e)Harp malullüğü zammı, f)Toptan ödeme, g)Emekli keseneklerinin geri verilmesi, h)(Mülga: 23/2/1965-545/4 Md.)

i)65 inci maddede yazılı yardımların yapılması, j)İkramiyeler” hükmünü, Aynı Kanunun 30 uncu maddesi; “İştirakçilere bu kanunun 13 üncü maddesi ile tanınan haklar, durumlarına göre 14 üncü maddenin (a)

veya (b) fıkraları gereğince ilk alınan keseneklerin ilgili bulunduğu aybaşından başlar.” 6.2. Kanundan faydalanacakları belirleyen mülga 12 nci maddesi; “Bu Kanunla tanınan haklardan aşağıda (I) işaretli fıkrada yazılı yerlerde çalışanlardan, Türk Vatandaşı olmak ve 18 yaşını bitirmiş olmak şartıyla (II) işaretli fıkrada gösterilenler faydalanırlar.” 6.3. 6/6/2003 tarihli ve 25130 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 28/5/2003 tarih ve 4861 sayılı

Kanunun 20 nci maddesi ile değiştirilen kimlerin iştirakçi sayılacağını düzenleyen mülga 12 nci maddesinin (II) işaretli fıkrasının (j) bendi; “Harp okulları, Fakülte ve yüksekokullarda Türk Silahlı Kuvvetleri hesabına okuyan veya kendi hesabına okumakta iken askeri öğrenci olanlar ile astsubay meslek yüksekokulları ve astsubay nasbedilmek üzere temel askerlik eğitimine tabi tutulan adaylar; Fakülte veya meslek yüksekokullarında kendi hesabına okuduktan sonra muvazzaf subay veya astsubay nasbedilen veya askerlik hizmetini müteakip muvazzaf subay veya astsubaylığa geçirilenler;”

6.4. Emekli keseneğine esas tutulacak aylık, ücretler ve ödenekleri düzenleyen ve 4861 sayılı

Kanunun 21 inci maddesi ile değiştirilen mülga 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi; “Harp okulları fakülte ve yüksekokullarda Türk Silahlı Kuvvetler hesabına okuyanlar ile astsubay meslek yüksekokulları ve astsubay nasbedilmek üzere temel askerlik eğitimine tabi tutulanların öğrenci harçlıkları ile teğmen veya astsubay çavuş aylıkları arasındaki farkın keseneği aynı esaslara göre öğrenciler adına kurumlarınca ödenir.

Bunların 31 inci madde gereğince emeklilik müddetlerinden indirilen yılları takip eden yıla ait aylıklarından kesenek alınmaz.

Fakülte, yüksekokul veya meslek yüksekokullarında kendi hesabına okuduktan sonra muvazzaf subay veya astsubay nasbedilen veya askerlik hizmetini takiben muvazzaf subay veya astsubaylığa geçirilenler ve 1 yıllık deneme süresini başarıyla tamamlayarak Türk Silahlı Kuvvetleri kadrolarına asil olarak atananların yüksek öğrenim süresinin fiili hizmetlerinden sayılması nedeni ile doğacak borçlanmaya ait borç miktarı, göreve başladıkları tarihteki rütbeleri aylığının emekli keseneğine ait unsurları ve borçlanmanın yapıldığı tarihteki katsayı rakamı esas alınarak hesaplanır. Borç miktarına ait kesenek ilginin aylığından kesilerek, karşılığı da kurumlarınca verilmek suretiyle tebliğ tarihinden itibaren 3 yıl içinde Türkiye Cumhuriyeti

Emekli Sandığına ödenir.

Ancak, yüksek öğrenim süresinin fiili hizmetlerden sayılması nedeniyle yapılacak borçlanma tahakkukunun

1 yıllık deneme süresinin bitiminden itibaren 6 ay içinde yapılması şarttır. Tahakkukun 6 aylık sürenin

bitiminden sonra yapılması durumunda, borç tahakkuku, tahakkukun yapıldığı tarihteki hükümler dikkate alınarak yukarıda belirtilen esaslar dahilinde yapılır. Deneme süresi içerisinde veya bitiminde, Türk Silahlı

Kuvvetlerinden ilişiği kesilen kişiler, yüksek öğrenim süresini borçlanamaz.” 6.5. Emekli Aylığı Bağlanacak Haller başlıklı mülga 39 uncu maddesi; “c)(Değişik: 25/8/1999 4447/23 md.) İştirakçilerden 40 ıncı madde gereğince haklarında yaş haddi hükümleri uygulanacak olanlar kurumlarınca re’sen veya (61) yaşını doldurduklarında istekleri üzerine; ç) (Değişik: 25/8/1999 4447/23 md.) 87 nci maddenin (a, b, c, d, e, g, h, i, j ve m) fıkralarında gösterilenlerden 25 fiili hizmet yılını dolduran iştirakçilerden kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını dolduranların istekleri üzerine, d) (Değişik: 25/8/1999 4447/23 md.) 88 inci madde gereğince emekli kesenekleri geri verilememiş olanların (61) yaşını doldurmalarında istekleri üzerine ve (b) fıkrasındaki durumda iseler re’sen; Değişik paragraf (Değişik: 25/8/1999 4447/23 md.) Emekli aylığı bağlanabilmesi için yukardaki (c ve d)

fıkralarında yazılı hallerde ilgililerin fiili hizmet müddetlerinin 15 yılı, (e ve f) fıkralarında yazılı hallerde de 25 yılı doldurmuş olmaları şarttır. (b) fıkrasının ikinci paragrafı ile (27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk

Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu gereğince kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk edilenler hariç) (d,e ve f) fıkraları kapsamına girenlere 61 yaşını doldurmadan emekli aylığı bağlanmaz.

(Ek: 25/8/1999 4447/23 md.) (b) ve (ç) fıkralarında gösterilenlerden 32 nci madde gereğince fiili hizmet sürelerine zam yapılanların yaş hadlerinden; eklenilen bu sürenin üç yıldan çok olmamak üzere yarısı indirilir.” 6.6. Geçici 205 inci maddesi; Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte;

Kadın iştirakçilerden 20, erkek iştirakçilerden 25 fiili hizmet yılını dolduranların istekleri üzerine emekli aylığı bağlanır.

a) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya 2 yıldan az kalan iştirakçilerden kadın ise 38, erkek ise 43 yaşını, (Ek ibar e: 23/5/20024759/5 md.) 23.5.2002 tarihinde; b) (Ek: 23/5/20024759/5 md.) Emeklilik hizmet sürelerini dolduranlar ile doldurmaya; 2 tam yıl veya daha az kalan iştirakçilerden kadın ise 40, erkek ise 44 yaşını, c) (Yeniden düzenleme: 23/5/20024759/5 md.) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya; 2 tam yıldan fazla,

3 tam yıl veya daha az kalan kadın iştirakçiler 41, 2 tam yıldan fazla, 3 yıl 6 ay veya daha az kalan erkek

iştirakçiler 45 yaşını, d) (Yeniden düzenleme: 23/5/20024759/5 md.) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya; 3 tam yıldan fazla,

4 tam yıl veya daha az kalan kadın iştirakçiler 42, 3 yıl 6 aydan fazla, 5 tam yıl veya daha az kalan erkek

iştirakçiler 46 yaşını, e) (Yeniden düzenleme: 23/5/20024759/5 md.) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya; 4 tam yıldan fazla,

5 tam yıl veya daha az kalan kadın iştirakçiler 43, 5 yıldan fazla, 6 yıl 6 ay veya daha az kalan erkek

iştirakçiler 47 yaşını, f) (Yeniden düzenleme: 23/5/20024759/5 md.) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya; 5 tam yıldan fazla,

6 tam yıl veya daha az kalan kadın iştirakçiler 44, 6 yıl 6 aydan fazla, 8 tam yıl veya daha az kalan erkek

iştirakçiler 48 yaşını, g) (Yeniden düzenleme: 23/5/20024759/5 md.) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya; 6 tam yıldan fazla,

7 tam yıl veya daha az kalan kadın iştirakçiler 45, 8 yıldan fazla, 9 yıl 6 ay veya daha az kalan erkek

iştirakçiler 49 yaşını, h) (Yeniden düzenleme: 23/5/20024759/5 md.) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya; 7 tam yıldan fazla,

8 tam yıl veya daha az kalan kadın iştirakçiler 46, 9 yıl 6 aydan fazla, 11 tam yıl veya daha az kalan erkek

iştirakçiler 50 yaşını, i) (Yeniden düzenleme: 23/5/20024759/5 md.) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya; 8 tam yıldan fazla,

9 tam yıl veya daha az kalan kadın iştirakçiler 47, 11 yıldan fazla, 12 yıl 6 ay veya daha az kalan erkek

iştirakçiler 51 yaşını, j) (Yeniden düzenleme: 23/5/20024759/5 md.) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya; 9 tam yıldan fazla,

10 tam yıl veya daha az kalan kadın iştirakçiler 48, 12 yıl 6 aydan fazla, 14 tam yıl veya daha az kalan

erkek iştirakçiler 52 yaşını, k) (Yeniden düzenleme: 23/5/20024759/5 md.) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya; 10 tam yıldan fazla,

11 tam yıl veya daha az kalan kadın iştirakçiler 49, 14 yıldan fazla, 15 yıl 6 ay veya daha az kalan erkek

iştirakçiler 53 yaşını, l) (Ek: 23/5/20024759/5 md.) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya; 11 tam yıldan fazla, 12 tam yıl veya daha az kalan kadın iştirakçiler 50, 15 yıl 6 aydan fazla, 17 tam yıl veya daha az kalan erkek iştirakçiler

54 yaşını,

m) (Ek: 23/5/20024759/5 md.) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya; 12 tam yıldan fazla, 13 tam yıl veya daha az kalan kadın iştirakçiler 51, 17 yıldan fazla, 18 yıl 6 ay veya daha az kalan erkek iştirakçiler 55 yaşını, n) (Ek: 23/5/20024759/5 md.) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya; 13 tam yıldan fazla, 14 tam yıl veya daha az kalan kadın iştirakçiler 52, 18 yıl 6 aydan fazla, 20 tam yıl veya daha az kalan erkek iştirakçiler

56 yaşını,

o) (Ek: 23/5/20024759/5 md.) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya; 14 tam yıldan fazla, 15 tam yıl veya daha az kalan kadın iştirakçiler 53, 20 yıldan fazla, 21 yıl 6 ay veya daha az kalan erkek iştirakçiler 57 yaşını, p) (Ek: 23/5/20024759/5 md.) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya; 15 tam yıldan fazla, 16 tam yıl veya daha az kalan kadın iştirakçiler 54, 21 yıl 6 aydan fazla, 22 tam yıl kalan erkek iştirakçiler 58 yaşını, r) (Ek: 23/5/20024759/5 md.) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya; 16 tam yıldan fazla, 17 tam yıl kalan kadın iştirakçiler 55 yaşını, Doldurmaları ve kadın iştirakçinin 20, erkek iştirakçinin 25 fiilî hizmet süresini tamamlamaları halinde istekleri üzerine emekli aylığı bağlanır.

(Değişik: 23/5/20024759/5 md.) 39 uncu maddenin (e) ve (f) fıkraları kapsamına girenlere 25 fiilî hizmet yılını ve yukarıdaki yaşları doldurmaları halinde emekli aylığı bağlanır.

(Değişik: 23/5/20024759/5 md.) 32 inci madde gereğince fiilî hizmet sürelerine zam yapılanların bu maddede belirtilen yaş hadlerinden, hizmetlerine eklenen fiilî hizmet süresi zammı kadar indirim yapılır.” düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

7. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin hazırlanan “Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Karar

Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. Başvuran özetle, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Geçici 4 üncü maddesinin onuncu fıkrası kapsamında yapacağı borçlanma neticesinde sigorta başlangıç tarihinin sivil öğrenciliğinin başladığı 01.09.1997 olarak güncellemesini, borçlanma talebine konu sürenin mevcut sigorta suresine eklenmesini, durumunun 2003 tarihinden sonra mezun ve memuriyete başlamış meslektaşlarıyla ayni şekilde değerlendirilmesini ve emeklilik tarihinin kademeli yas grubu tablosuna göre belirlenmesini talep etmektedir.

9. Sosyal Güvenlik Kurumunca özetle, borçlanmanın sosyal güvenlik mevzuatında, sosyal sigortacılığın temel prensiplerine aykırı, aktüeryal dengeleri bozan istisnai bir hak olarak yer aldığı, istisnai hakların da hukukta dar yorumlanması gerektiği, açıkça kanunun borçlanma hakkının sigortalılık başlangıcını geriye çekileceğini ifade ettiği durumlarda sigortalılık başlangıcını geriye götüreceği, somut olayda başvuran açısından da isteğe bağlı olarak borçlanılan söz konusu sürenin sigortalılık başlangıcını geriye götüreceğine ilişkin açık bir hüküm olmadığı, kendisinden sonra mesleğe başladığı halde daha erken

emekli olabilen meslektaşları yönünden yürütülen uygulamanın ise isteğe bağlı borçlanma niteliğinde olmayıp kanun gereği zorunlu hizmet borçlanması, zorunlu hizmetten sayma niteliğinde olduğu, benzer durumda olduklarını ifade ettiği meslektaşları yönünden yapılan işlemin belirtilerek mevzuattan örnekler sunulmak suretiyle talebin reddedildiği görülmektedir.

10. 8/9/1999 tarihinde yürürlüğe giren 4447 sayılı Kanun ile sosyal güvenlik sisteminde emeklilik şartlarının belirlenmesine ilişkin ölçütlerde değişiklik yapılmış ve kanunda belirlenen yaşların doldurulması emekli aylığına hak kazanma şartları arasına eklenmiştir. Anılan kanunun yürürlüğü öncesinde sosyal sigorta sistemine dâhil olmuş kişiler yönünden ise kamuoyunda kademeli yaş olarak bilinen ve ilgililerin sisteme dâhil olma tarihlerine ya da mevcut hizmet sürelerine dayalı bir geçiş öngörülmüştür. 4447 sayılı

Kanunla getirilen geçiş şartlarına ilişkin bazı düzenlemelerin Anayasa Mahkemesince iptali sonrasında

4759 sayılı Kanunla aynı ilkeler çerçevesinde fakat bu kez daha dar kademeler ile ve daha geniş kapsamda

yeniden düzenleme yapılmıştır. 4759 sayılı Kanun 23/5/2002 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

11. Bu çerçevede sosyal güvenlik sistemine 5434 sayılı Kanuna tabi olarak ilk defa 8/9/1999 ile 23/5/2002 tarihleri arasında iştirakçi olarak dâhil olup iştirakçilik tarihinden önceki sürelerini borçlananlar hakkında uygulanacak hükümlerin belirlenmesine yönelik uyuşmazlıklar kapsamında Kurumumuza birden fazla başvuru yapılmıştır. Kurumumuzca yapılan araştırma ve inceleme neticesinde verilen kararlarda özetle, 5434 sayılı Kanunda iştirakçilik başlangıç tarihinin borçlanma yoluyla geriye çekileceğine dair bir hüküm bulunmadığı bu nedenle iştirakçilik başlangıç tarihinin değişmeyeceği, ancak geçiş hükümlerine tabi olabilmek için kanunda (geçici madde 205) aranan şartların iştirakçilerin hizmet süresine dayalı olarak belirlendiği bu nedenle ilgililer hakkında geçiş hükümlerinin uygulanması gerektiği sonucuna varılmıştır (20/12/2019 tarihli ve 2019/11497 Başvuru No’lu, 21/2/2020 tarihli ve 14448 Başvuru No’lu, 16/11/2020 tarihli ve 2020/66856 Başvuru No’lu Tavsiye Kararları, 12/01/2021 tarihli ve 2020/90408 Başvuru No’lu, 19/01/2021 tarihli ve 2020/92946 ve 2020/93102 Başvuru No’lu, 4/01/2021 tarihli ve 2020/93580 Başvuru

No’lu Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Kararları).

12. Öte yandan, yukarıda atıfta bulunulan borçlanma işlemleri neticesinde sigortalılık başlangıç süresi, sigortalılık haklarından faydalanma ve emeklilik şartlarının tespiti konulu dosyalarda Kurumumuzca verilen borçlanılan sürelerin emeklilik şartlarının tespitinde dikkate alınması gerektiği yönündeki tavsiyenin; sigorta başlangıç tarihinin geri çekilmesi yönünden olmayıp, borçlanılan sürelerin 5434 sayılı

Kanunun geçici 205 inci maddesindeki haklardan faydalanması açısından ilgililerin hizmet süresinin hesabında dikkate alınması yönünde olduğunun vurgulanmasında fayda görülmektedir.

13. Başvuru konusu uyuşmazlığın, başvuranın 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesinin onuncu fıkrası kapsamında borçlandırılan sürelerinin fiili hizmet süresinden sayılmasına rağmen sigortalılık başlangıç tarihi olarak dikkate alınması/iştirakçilik başlangıç tarihini geriye çekmesi, 5434 sayılı Kanunun geçici 205 inci maddesi kapsamında emeklilik şartlarının belirlenmesinde dikkate alınması ve başvuranın hiyerarşik öneme sahip bir meslek grubunda kendisinden sonra mesleğe dâhil olanlardan daha geç emekli olmasının hukuki ve mesleki sonuçları noktalarında düğümlendiği görülmektedir. Bu çerçevede mevcut başvuru yukarıda ifade edilen başlıklar altında incelenmiştir.

Borçlandırılan sürenin sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edilmesi/iştirakçilik başlangıç tarihini geriye çekmesi yönünden 14. Sosyal hukuk devleti, insan haklarına dayanan, kişilerin huzur, refah ve mutluluk içinde yaşamalarını güvence altına alan, kişi hak ve özgürlükleriyle kamu yararı arasında adil bir denge kurabilen, /

sosyal güvenlik hakkını yaşama geçirebilen, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak sosyal adaleti ve toplumsal dengeleri gözeten devlettir. Sosyal hukuk devletinin somut göstergelerinden biri sosyal güvenlik hakkıdır. Niteliği itibarı ile ekonomik ve sosyal bir hak olarak sosyal güvenlik hakkı, devlete bu hakkı hayata geçirmek için gereken tedbirleri almak ve teşkilatı kurmak gibi bir yükümlülük yükler. Bu kapsamda devletin toplumda yaşayan herkesin kişiliğinin gelişmesini sağlamak için kanuni düzenlemeleri yapmak ve herkesin sosyal güvenliğini sağlayacak tedbirleri alma yükümlülüğü ve ödevi mevcuttur. İzah edildiği üzere, sosyal güvenlik hakkının nitelikleri; vazgeçilmez ve devredilmez bir hak olması, haktan yararlanmanın zorunlu bulunması ve devletin sosyal güvenlik hakkının yaşama geçirilmesinde müdahalesinin gerekli olması olarak belirlenmiştir. (Ercan Turan, Sosyal Güvenlik Hakkı, Kamu-İş, C.7, S.3, sh.319 vd.)

15. 5510 sayılı Kanunun Geçici 4’üncü maddesinde, iştirakçi iken, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar hakkında 5510 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı kurala bağlanmaktadır. Ayrıca bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında 5510 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümlerinin ayrıca dikkate alınacağı öngörülmektedir.

16. 5434 sayılı Kanunun Geçici 205 inci maddesinde, 23.05.2002 tarihi itibarıyla emeklilik hizmet süresinin doldurulmasına kalan süre esas alınmak suretiyle belirlenen yaşlara göre kadın iştirakçilerden 20, erkek iştirakçilerden 25 fiili hizmet yılını dolduranlara istekleri üzerine aylık bağlanacağı düzenlenmiştir.

Maddede kademeli emeklilik yaşının belirlenmesinde iştirakçilik/sigortalılık başlangıç tarihi bir ölçüt olarak belirlenmediği gibi 23.5.2002 tarihi itibarıyla dikkate alınacak fiili hizmet süresi hesaplanırken borçlanmak suretiyle kazanılan sürelerin dikkate alınmayacağına dair herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Diğer taraftan, mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen

Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 4 üncü ve 7 nci maddeleri gereği diğer sigortalılık statülerinde prim bildirimine/ödemesine konu olan süreler bahse konu fiili hizmet süresinden sayılmakta ancak salt sigortalılık süresi olarak geçip prim bildirimine/ödemesine konu olmayan süreler ise fiili hizmet süresinden sayılmamaktadır. Buna göre iştirakçilik /sigortalılık başlangıç tarihi dikkate alınmaksızın gerek borçlanmadan kaynaklı hizmet kazanımıyla olsun gerekse önceki statülerden gelen prim bildirimine/ödemesine konu süreleriyle olsun 23.5.2002 tarihi itibarıyla fiili hizmet müddetini doldurmaya en az 17 tam yıl kalan kadınlar ile en az 22 tam yıl kalan erkeklerin (yani en az 3 tam yıl fiili hizmet süresi bulunanların) madde kapsamında yer aldığı anlaşılmaktadır.

17. Bunun yanında, sigorta borçlanması sosyal güvenlik hukukunda istisnai bir uygulama olarak, sigortalının iradesi dışında sigortalılık süresinin kesilmesi, sona ermesi veya askıya alınması halinde bu sürelerin primlerinin sonradan ödenerek sigortalılık hizmetinden saydırılması neticesinde emekli olma tarihi ve/veya emekli maaş miktarı olumlu yönde değiştirebilen bir işlemdir (ÖZDAMAR Murat, 5510

Sayılı Kanunda Düzenlenen Sigorta Borçlanmaları, https://dergipark.org.tr/en/download/articlefile/299550 , s.220). Ayrıca sigorta borçlanması neticesinde kazanılan sürenin fiili hizmet süresi olarak kabul edilmesi de kanunun gereğidir. Buna göre sigorta borçlanması işleminin: sigortalının prim gün sayısını artırma, ilk defa sigortalı olunan tarihin borçlanma gün sayısı kadar öne çekilmesi, prim gün sayısı artışına bağlı olarak emekli aylığını arttırması ve gelir vergisi açısından indirim konusu yapılabilmesi gibi

/

işlevlerinin olduğu ifade edilmektedir (ÖZDAMAR Murat, a.g.e, s.228 https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/299550). Nitekim mer’i ve mülga mevzuatlar incelendiğinde sosyal güvenliğe ilişkin olarak yapılan her temel düzenlemede sosyal güvenliğin yapısında ve doğasında yer alan bir işlem olarak sigorta borçlanmasına yer verildiği görülmektedir. Anılan borçlanma işlemleri ilgili mevzuatlarında düzenlenirken kurulu sisteme özgü esaslar dikkate alınarak kurgulanmıştır.

18. Sigortalılık süresinin ve tescil başlangıç tarihinin sigortalılık haklarından faydalanma ve emeklilik işlemleri yönünden önem arz etmesi sebebiyle, 506 sayılı Kanuna ve 3201 sayılı Kanuna tabi sigortalılar için borçlanma işlemlerinin sigortalılık başlangıcını geriye yürütmesi ve bu durumun mevzuatta düzenlenmesi anılan statülerin doğal bir sonucudur. Sigortalılık süresi ve tescil başlangıç tarihi yerine toplam hizmet süresinin sigortalılık haklarından faydalanma ve emeklilik işlemleri yönünden önem arz ettiği 5434 sayılı Kanunda ise sigortalılık başlangıcın geriye yürütülüp yürütülmemesi açısından kanun koyucunun açıkça bir düzenleme yapmaması da 5434 sayılı Kanunla kurulan sistemin yapısının doğal bir sonucudur. Nitekim gerek 1999 gerekse 2002 yıllarında kademeli yaş geçiş şartları belirlenirken 506 sayılı

Kanunun geçici 81 inci maddesinde “sigortalılık süresinin”, 5434 sayılı Kanunun Geçici 205 inci maddesinde ise “hizmet süresinin” esas alınması bu durumun bir göstergesidir. Bu bağlamda borçlanma işleminin sigortalılık başlangıcını geriye götürüp götürmeyeceği değerlendirmesinin ilgili kanunla kurulan sistemin yapısına uygun olarak yapılması gerekmektedir.

19. 5434 sayılı Kanunda iştirakçilere anılan kanunla tanınan hakların başlangıcının ilk alınan keseneklerin ilgili bulunduğu aybaşı olarak belirlendiği görülmektedir. Söz konusu borçlanmanın ilgili olduğu dönemin iştirakçiliğin başlangıcından önceki bir tarihe tekabül ettiği durumda borçlanmaya bağlı olarak iştirakçiliğin borçlanma yapılan tarihten başlatılacağı ya da borçlanma yapılan süre kadar geriye götürüleceği yönünde herhangi bir hükme de yer verilmediği görülmektedir. Bu itibarla başarılı geçen öğrenim sürelerinin borçlanılarak hizmetten sayılması ve borçlanmanın iştirakçiliğin başlangıcından önceki döneme ilişkin olması sebebiyle iştirakçiliğin borçlanmaya konu tarihten başlatılmasına ya da borçlanılan süre kadar geriye götürülmesine imkân bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.

Borçlandırılan sürelerin 5434 sayılı Kanunun geçici 205 inci maddesi kapsamında emeklilik şartlarının belirlenmesinde dikkate alınması ve başvuran durumundakilerin kendilerinden sonra göreve başlayan meslektaşlarından daha geç emekli olmasının hukuki ve mesleki etkileri yönünden 20. 5434 sayılı Kanuna göre iştirakçilikten önceki sürelerin borçlanılması suretiyle iştirakçilik başlangıç tarihini değiştirmesine imkân bulunmadığı görülmekle birlikte yukarıdaki paragraflarda da izah edildiği üzere 5434 sayılı Kanunun Geçici 205’inci maddesinde, sigortalılık haklarından faydalanma ve emeklilik işlemleri açısından sigortalılık süresinin ve sigortalılık başlangıç tarihinin değil toplam hizmet süresinin esas alındığı görülmektedir. Bu itibarla söz konusu düzenlemeye tabi sigortalılar bakımından sigortalılık başlangıcından önceki döneme denk gelen sürelerin borçlanılması halinde yaş şartının hesabında bu sürelerin dikkate alınabilmesi için sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekileceği yönünde açık bir düzenlemeye gerek olmadığı görülmektedir.

21. Astsubay meslek yüksek okulları ve astsubay naspedilmek üzere temel askerlik eğitimine tâbi tutulan adaylar ile fakülte veya yüksek okullar ile meslek yüksek okullarında kendi hesabına okuduktan sonra astsubay naspedilenlerin söz konusu okullarda geçen süreleri 5434 sayılı Kanunda 4861 sayılı

Kanunla yapılan değişiklik neticesinde 6/6/2003 tarihinden itibaren zorunlu hizmet olarak kabul edilmiştir.

Bunlardan ilk grubun sosyal güvenliğe ilişkin prim ödemeleri kurumlarınca, kendi adına okumuş olanların prim ödemeleri ise göreve başladıktan sonra yapılan zorunlu borçlanma karşılığı kurumlarınca ve kişilerin

/

kendileri tarafından yapılmaya başlanmıştır. Nitekim 6/6/2003 tarihinden sonra astsubay naspedilenlerin fakülte, yüksekokul veya meslek yüksekokullarında geçen sürelerinin fiili hizmet sürelerine eklenmesi zorunlu kılındığından anılan kapsamdaki astsubaylar yönünden okullarda geçen sürelerin, Kanunun geçici

205 inci maddesi kapsamında kademeli emeklilik yaşı hesabında dikkate alındığı görülmektedir.

22. Diğer yandan, yukarıda yer verilen yasa değişiklik tarihi (6/6/2003) öncesinde astsubay naspedilmiş olanların anılan okul sürelerinin borçlanılmak suretiyle ya da doğrudan fiili hizmetten sayılacağına yönelik olarak 5434 sayılı Kanunda herhangi bir düzenlemeye gidilmemiştir. Bu kapsamdaki astsubayların anılan okullarda geçen sürelerinin borçlanma suretiyle fiili hizmetten sayılmasına yönelik düzenleme ancak 2008 yılında 5510 sayılı Kanunun Geçici 4 üncü maddesinin onuncu fıkrasıyla yapılmış ve söz konusu sürelerin fıkradaki esaslar dâhilinde borçlandırılarak tahsil edilmek suretiyle hizmetten sayılacağı düzenlenmiştir.

23. Buna göre, 5434 sayılı Kanun kapsamındaki iştirakçilerin emeklilik şartlarının belirlenmesi yönünden sigortalılık süreleri ve tescil başlangıç tarihleri yerine toplam hizmet sürelerinin önem arz ettiği göz önüne alındığında, 5510 sayılı Kanunun Geçici 4 üncü maddesinin onuncu fıkrası kapsamında göreve başlamadan önceki okul sürelerini borçlanmak isteyen astsubaylardan, 6/6/2003 tarihinde ve öncesinde astsubay naspedilenlerin emeklilik şartlarının belirlenmesi yönünden, sigortalılık başlangıcının açıkça geriye çekilmesi gerektiğini ifade eden bir düzenlemeye gerek olmadığı, dolayısıyla söz konusu borçlanmaların, ilgililerin 23.5.2002 tarihi itibarıyla toplam hizmet süreleri içinde dikkate alınarak 5434 sayılı Kanunun geçici 205 inci maddesi kapsamında değerlendirilmesi için yeterli olduğu anlaşılmaktadır.

24. Öte yandan askerlik mesleği, emir- komuta ve rütbeler arasındaki hiyerarşik yapının dikkate alındığı ve mesleğin gereği gibi icrasında bu değer yargılarının önem kazandığı bir meslek türüdür. Astsubaylar arasında askerlik mesleğinde rütbeler arası hiyerarşiyi etkileyen en önemli unsurun mesleğe kabul tarihinin önceliği olduğu kabul edilmektedir. Bir başka deyişle mesleğe önce kabul edilen astsubayın mesleğe kendisinden daha sonra kabul edilen astsubayın hiyerarşik üstü olduğu, aynı zamanda askerlik mesleğinde bir üst rütbeye geçişte de meslekte geçirilen sürenin dikkate alındığı hususları birlikte değerlendirildiğinde

Sosyal Güvenlik Kurumunun uygulaması neticesinde 8/9/1999 tarihinden önce okul sürelerini borçlanmak isteyen 9/9/1999-6/6/2003 tarihleri arasında astsubay naspedilen başvuranın mesleğe kendisinden sonra kabul edilen 6/6/2003 ve sonrası nasıplı astsubaylardan yaklaşık (7 -10 yıl) daha sonra emekli olması sonucunu doğurduğu bu durum askerlik mesleğinin hiyerarşik yapısıyla örtüşmediği görülmektedir.

25. Yukarıda yer alan tablodan da anlaşılacağı üzere sosyal güvenlik statüsü açısından 8/9/1999 ve öncesi nasıplı astsubaylar, 9/9/1999-6/6/2003 tarihleri arasında naspedilen astsubaylar ve 6/6/2003 ve sonrası nasıplı astsubayların hepsinin sosyal güvenlik yönünden tabi oldukları Kanunun 5434 sayılı Kanun olduğu görülmekte olup sosyal güvenlik statüsü bakımından aynı statü içerisinde yer aldıkları açıktır.

26. İzah edilen hususlar ışığında, Sosyal Güvenlik Kurumunca Kanunda hizmet başlangıcının geri çekileceği yönünde açık hüküm bulunmadığı gerekçesiyle başvuranların 6/6/2003 tarihinden önce anılan okullarda geçen ve borçlanmaları üzerine fiili hizmetten sayılan sürelerinin, 23.5.2002 tarihinden önceki hizmet süreleri toplamında dikkate alınmayıp haklarında 5434 sayılı Kanunun geçici 205 inci maddesinin uygulanmamasının, özdeş meslek grubu içerisinde yer alan kişilerden mesleğe daha önce kabul edilen astsubayların mesleğe kendisinden daha sonra kabul edilen astsubayların hiyerarşik üstü olmasına rağmen mesleğe sonra girenlerden daha sonra ve daha geç yaşta emekli olması sonucunu doğurduğu, bahse konu gruplar arasında emeklilik yaşı yönünden yaklaşık 7 ila 10 yıl fark ortaya çıkardığı dikkate alındığında aynı

sosyal güvenlik statüsü içerisinde yer alan kişiler arasında bu denli ciddi bir farka sebep olan uygulamanın adil ve makul olmayıp Anayasanın 10 uncu maddesinde yer alan eşitlik ilkesiyle de bağdaşmadığı değerlendirilmektedir.

27. Başvuranın iddiaları, başvuruya konu idarelerce sunulan bilgi ve belgeler, doktrin görüşü, Anayasa Mahkemesi kararları dikkate alınarak Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde;

5434 sayılı Kanunun geçici 205 inci maddesinde yer verilen kademeli emeklilik şartlarından yararlanmak

için aranan şartın ilgililerin 23.5.2002 tarihi itibarıyla en az 3 tam yıl fiili hizmet süresinin bulunması olduğu, anılan sürenin hesabında borçlanılan sürelerin dikkate alınmasının önünde herhangi bir engel bulunmadığı, 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesinin onuncu fıkrası uyarınca borçlanılan okul sürelerinin de bu kapsamda bulunduğunun açık olduğu, bunun yanında asıl olanın kanunda tanınmış hakkın varlığı olup sınırlama yapılacaksa sınırlandırmanın açıkça kanunla olması gerektiği, sosyal güvenlik hakkının tesisi için yapılan borçlandırma işleminin dar yorumlanmasının sonuçları itibarıyla da eşitliğe aykırı ve hakkaniyetsiz bir sonuç doğurduğu değerlendirildiğinden Sosyal Güvenlik Kurumunca, başvuranın 6/6/2003 tarihinden önce anılan okullarda geçen ve 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesinin onuncu fıkrası kapsamında borçlanması üzerine fiili hizmetten sayılan süresinin, kanunda açıkça sigortalılık başlangıcının geriye çekileceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı gerekçesiyle 23.5.2002 tarihinden önceki hizmet süresi toplamında dikkate alınmayıp ilgililer hakkında 5434 sayılı Kanunun geçici

205 inci maddesinin uygulanmaması yönünde tesis edilen işlemlerde hukuka ve hakkaniyete uygunluk

bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 28. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu

Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı

6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; Sosyal Güvenlik Kurumunun Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve

belgeleri süresinde gönderdiği ve böylece “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, ancak başvurana hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle “makul sürede karar verme”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ve “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkelerine uymadığı anlaşılmış olup; idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması beklenilmektedir.

29. Başvuru konusu kapsamında Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Hava Kuvvetleri Komutanlığı (Hv.K.K.)

Personel Başkanlığının başvuru konusuna ilişkin 27 Eylül 2019 tarihli ve 130412 sayılı yazısı ve eklerinde sadece Hv.K.K.’ da başvurunlar ile benzer nitelikte 2500 kişinin olduğu bu durumun çok sayıda dava açılma ihtimaline sebebiyet verebileceği dikkate alındığında idarenin borçlanma işlemine konu mevcut uygulamasını gözden geçirmesinin iyi yönetim ilkelerine uygun olacağı değerlendirilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

30. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. 21’inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre; ilgili idarenin eylem ve işlemine karşı dava açma süresinden (varsa) arta kalan sürede Ankara İdare

Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

/

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜNE-KISMEN REDDİNE; Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Sigortalılık başlangıç tarihinin borçlanma işlemine bağlı olarak geriye çekilmesi talebinin REDDİNE

Başvuranın borçlandığı okul süresinin, emeklilik şartlarının ikmal edilmesi yönünden 5434 sayılı Kanunun geçici 205 inci maddesi kapsamındaki toplam hizmet süresi olarak dikkate alınması hususunda SOSYAL

GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Sosyal

Güvenlik Kurumunca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA TEBLİĞİNE, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

/