ÖZET: Bu Danıştay kararında, başvuranın, boşanmış olduğu eşinin evlenmesi ve çocuklarının velayetinin annede olması nedeniyle Diyarbakır’dan İstanbul veya Sakarya’ya nakil talebi incelenmiştir. Başvuran, bu durumu olağanüstü bir durum olarak nitelendirerek aile birliğinin sağlanması amacıyla nakil istemektedir. Ancak, idare, başvuranın mazeretinin işe giriş tarihinden önce gerçekleştiğini ve bu nedenle olağanüstü bir durum olarak değerlendirilemeyeceğini belirtmiştir.

İdare, 28’inci Dönem Grup Toplu İş Sözleşmesi’nin 37. maddesi çerçevesinde, nakil taleplerinin sağlık, can güvenliği ve zorunlu atama gibi mazeretlere dayalı olarak değerlendirileceğini ifade etmiştir. Bu bağlamda, başvuranın talebinin hukuka uygun olmadığına ve idarenin takdir yetkisini kullanarak başvuruyu reddettiğine karar verilmiştir. Sonuç olarak, başvuranın nakil talebinin reddi, idarenin mevzuata uygun hareket ettiğini göstermektedir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2022/1146-S.22.1767

BAŞVURU NO : 2021/13087

KARAR TARİHİ : 25/01/2022

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, çocukları ile yakından ilgilenebilmek ve aile bütünlüğünü sağlamak için Diyarbakır ilinden İstanbul veya Sakarya iline nakil talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 02/08/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Başvuran başvuru dilekçesinde özetle; Millî Savunma Bakanlığı 52. Bakım Fabrika Müdürlüğü

bünyesinde 06/05/2019 tarihinde göreve başladığını, yaşamış olduğu ailevi sorunlar sebebiyle psikolojik olarak etkilendiğini, iki ay önce boşanmış olduğunu ve aynı zamanda çocuklarının annesi olan eski eşinin evlenerek Ankara iline taşındığını, velayetin annelerinde olması sebebiyle çocukları ile Diyarbakır ilinde vakit geçiremediğini, çocuklarının anneannelerinde Sakarya ilinde kaldığını, eşinin evlenmesi ve çocuklarının anne babasından ayrı kalması durumunun işe başladıktan sonra gerçekleşen olağanüstü bir durum olduğunu, dolayısıyla 27’inci dönem Grup Toplu İş Sözleşmesinin 37/a maddesine göre tayin talebinin bulunduğunu, İstanbul ya da Sakarya iline tayin olması durumunda çocuklarına babalık görevini yapabileceğini belirtmektedir. Başvuran, İstanbul ya da Sakarya iline atanmayı talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Millî Savunma Bakanlığı tarafından Kurumumuza gönderilen 12/10/2021 tarih ve sayılı yazı

ve eklerinde özetle;

2.1) ’ nin 06/05/2019 tarihinde Diyarbakır 52. Bakım Fabrika Müdürlüğünde tank makinisti

(sürekli işçi) kadrosunda çalıştırılmak üzere işe başladığı,

2.2) İş yerlerinde istihdam edilen işçilerin kişisel nedenlerle başka bir iş yerine nakil başvurularına ilişkin

usul ve esasın 28. Dönem Toplu İş Sözleşmesi (TİS)’nin 37. maddesinde düzenlendiği, buna göre;“İşçilerin, iş sözleşmelerinin devamı müddetince işe alındıkları iş yerinde ve meslek kolunda çalıştırılmalarının esas olduğu, ancak işçilerin sağlık, can güvenliği ve zorunlu atamaya tabi kamu görevlisi eşin atanması mazeretleri ile ilk işe giriş tarihinden sonra ortaya çıkan başka bir olağanüstü durum halinde Bakanlığa

bağlı başka bir iş yerinde nakil talebinde bulunabileceği, işçinin sağlık mazeretine dayanarak yer değiştirme talebinde bulunulabilmesi için kendisi, eşi, bakmakla yükümlü olduğu çocukları, annesi ve babasının (üvey anne ve baba dahil) hatalığının çalıştığı iş yerinin bulunduğu yerde tedavisinin mümkün olmadığı veya mevcut görev yapılan yerin söz konusu kişilerin sağlık durumunu tehlikeye düşüreceğinin mevzuata uygun olarak alınacak sağlık kurulu raporu ile belgelendirilmesi gerektiği, işçilerin nakil taleplerini, nakle esas mazeretlerini de belgelemek suretiyle her yılın Mart ayının 15’ine kadar çalıştıkları iş yerlerine yazılı olarak bildirecekleri, nakil taleplerinin işçinin nakil talep ettiği ilde TİS kapsamında bir iş yerinin bulunması kaydıyla iş yerlerinin kadro ve ihtiyaç durumu çerçevesinde değerlendirilerek sonuçlandırılacağının hüküm altına alındığı,

2.3) Başvuru yapan işçinin nakil talebine gerekçe olarak sunduğu mazeretin (eşinden ayrıldığı ve

çocuklarının velayetinin eşinde olması durumunun) işe giriş tarihinden 2 yıl önce gerçekleştiği, söz konusu mazeretin TİS hükümlerinde yer alan mazeretlerin dışında olduğu, ayrıca mevcut iş yerinde işçinin hizmetine ihtiyaç duyulmakla birlikte nakil talebinde bulunduğu illerde konuşlu işyerlerinin tank makinisti meslek kolunda işçi ihtiyacı bulunmadığı, Sakarya ve İstanbul iline nakledilmesi hususunda yaptığı başvurusunun uygun görülmediği,

2.4) Bakanlığın iş yerlerinde istihdam edilen işçilerin özlük haklarının düzenlendiği 28’inci dönem TİS’in

37’inci maddesinde açıkça belirtildiği üzere, askeri iş yerlerinde çalışan işçilerin hedeflenen üretim ve hizmetin aksatılmadan gerçekleştirilebilmesi için bir iş gücü planı dahilinde ve işe alındığı işyerinin ihtiyacını karşılamak üzere alındığı, zorunlu atamaya bağlı olarak aile bütünlüğünün bozulması, sağlık nedenleri, can güvenliği gibi bazı özel durumlar nedeniyle işçilerimize kadro ve ihtiyaç durumuna göre iş yerleri arasında nakledilmelerine imkan sağlandığı, bir kamu işvereni olarak sosyal devlet olmanın ilkeleri doğrultusunda, bahsedilen özel durumlara dayalı nakil talep eden işçilerin bu taleplerinin incelenerek yerine getirildiği, ancak söz konusu nakil talebinde olduğu gibi işe giriş tarihinden önce ortaya çıkmış durumlarını mazeret göstererek yapılan ve o iş yerinde çalışmak üzere işe yerleştirildiğini bilerek iş başı yapmış olan işçilerin nakil başvurularının, Türk Silahlı Kuvvetlerinin faaliyetlerinin etkin bir biçimde sürdürülebilmesi noktasında hayati öneme sahip olan silah, araç ve gereçlerin bakım, onarım, modifikasyon ve üretim süreçlerinin aksatılmaması maksadıyla olumlu karşılanmadığının değerlendirildiği, Belirtilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3) 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın;

3.1) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde;

“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”,

3.2) “Devletin iktisadî ve sosyal ödevlerinin sınırları” başlıklı 65 inci maddesinde, “Devlet, sosyal ve

ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir.”

4) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin

birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,

5) 4857 sayılı İş Kanunu’nun;

5.1) “Amaç ve kapsam” başlıklı 1’inci maddesi: “Bu Kanunun amacı işverenler ile bir iş sözleşmesine

dayanarak çalıştırılan işçilerin çalışma şartları ve çalışma ortamına ilişkin hak ve sorumluluklarını düzenlemektir.”,

5.2) “Tanımlar” başlıklı 2’nci maddesi: “Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi

çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir. İşveren tarafından mal veya hizmet üretmek amacıyla maddî olan ve olmayan unsurlar ile işçinin birlikte örgütlendiği birime işyeri denir.”,

6) 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun;

6.1) “Toplu iş sözleşmesi ve çerçeve sözleşmenin içeriği” başlıklı 33’üncü maddesi: “(1) Toplu iş

sözleşmesi, iş sözleşmesinin yapılması, içeriği ve sona ermesine ilişkin hükümleri içerir…(5) Toplu iş sözleşmeleri ve çerçeve sözleşmeler, Anayasaya ve kanunların emredici hükümlerine aykırı düzenlemeler içeremez.”,

6.2) “Toplu iş sözleşmesinin kapsamı ve düzeyi” başlıklı 34’üncü maddesi: “(1) Bir toplu iş sözleşmesi

aynı işkolunda bir veya birden çok işyerini kapsayabilir.

(2) Bir gerçek ve tüzel kişiye veya bir kamu kurum ve kuruluşuna ait aynı işkolunda birden çok işyerinin bulunduğu işyerlerinde, toplu iş sözleşmesi ancak işletme düzeyinde yapılabilir.

(3) Grup toplu iş sözleşmesi, tarafların anlaşması üzerine bir işçi sendikası ile bir işveren sendikası arasında, birden çok üye işverene ait aynı işkolunda kurulu işyerleri ve işletmeleri kapsamak üzere yapılır.”,

7) Milli Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı (Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik

Komutanlığı) ve Askeri Fabrikalar ve Tersaneler Anonim Şirketi İşyerleri için Türk Ağır Sanayii ve

Hizmet Sektörü Kamu İşverenleri Sendikası (TÜHİS) ile Türk Harb Sanayi, Savunma ve Güvenlik

Çalışanları Sendikası (TÜRK HARB-İŞ) arasında akdedilen 28’nci Dönem Grup Toplu İş

Sözleşmesinin “İşçinin Nakil İsteği” başlıklı 37’nci maddesi; a. İşçiler iş sözleşmelerinde belirtilen işyerinin işgücü ihtiyacını karşılamak üzere işe alınır ve iş sözleşmelerinin devamı süresince aynı işyerinde ve işe alındıkları meslek kolunda çalıştırılmaları esastır.

Ancak; sağlık, can güvenliği ve zorunlu atamaya tabi kamu görevlisi eşin atanması mazeretleri ile işe giriş tarihinden sonra ortaya çıkan başka bir olağanüstü durum hâlinde bu Toplu İş Sözleşmesi kapsamındaki başka bir işyerine nakil talep edebilirler.

b. Nakle esas olacak söz konusu mazeretlerin belgelendirilmesi zorunludur.

(1) İşçinin sağlık mazeretine dayanarak yer değiştirme talebinde bulunabilmesi için; kendisi, eşi, bakmakla yükümlü olduğu çocukları, annesi ve babasının (üvey anne ve baba dahil) hastalığının çalıştığı işyerinin bulunduğu yerde tedavisinin mümkün olmadığı veya mevcut görev yapılan yerin söz konusu kişilerin sağlık durumunu tehlikeye düşüreceğinin mevzuata uygun olarak alınacak sağlık kurulu raporu ile belgelendirilmesi gerekir.

(2) İşçinin can güvenliği mazereti ile nakil talep edebilmesi için yetkili makamlardan koruma / uzaklaştırma kararının bulunması gerekir.

(3) İşçinin eş durumu nedeniyle, nakil talep edebilmesi için kamu görevlisi eşin zorunlu atamaya tabi bir personel olması gerekir. Eşlerin kendi istekleri ile başka bir işyerine / kuruma atanmaları durumu, işçinin nakli için mazeret teşkil etmez.

(4) Yukarıda belirtilenler dışında işe giriş tarihinden sonra ortaya çıkan durumlara bağlı (sağlık kurulu raporu, vasi tayini kararı vb. bir belgeye dayanan) nakil talepleri işçinin ibraz ettiği belgeler ve mazereti göz önüne bulundurularak değerlendirilir.

c. İşçiler nakil taleplerini her yılın 15 Mart tarihine kadar işyerine yazılı olarak yapar, işveren vekilleri işçilerin nakil taleplerini, görüşlerini de eklemek suretiyle Mart ayının sonuna kadar bağlı oldukları Kuvvet

Komutanlığına / Genel Müdürlüğe gönderir.

ç. Kuvvet Komutanlıkları bağlısı işyerlerinde istihdam edilen işçilerden aynı Kuvvet Komutanlığına bağlı başka bir işyeri için yapılan talepler Kuvvet Komutanlığınca yapılarak sonuçlanır. MSB Genel

Müdürlükleri bağlısı işyerlerinde istihdam edilen işçilerin nakil talepleri ile Kuvvet Komutanlıkları bağlısı işyerlerinde istihdam edilen işçilerden farklı bir Kuvvet Komutanlığına veya MSB Genel Müdürlüklerine bağlı işyerlerine yapılan nakil talepleri ilgili Kuvvet Komutanlığının/Genel Müdürlüğün görüşleri de eklenerek Mayıs ayının 15’ine kadar Personel Genel Müdürlüğüne bildirilir. Bu işçilerin nakil talepleri

Personel Genel Müdürlüğünce değerlendirilerek Personel Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakan

Yardımcısının onayı ile yapılır. İçişleri Bakanlığına bağlı Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik

Komutanlığına bağlı işyerlerinde çalışan işçilerin nakilleri de ilgili Kuvvet Komutanlığınca yapılarak tamamlanır.

d. İşçinin nakil talebi, nakil istenilen ilde bu TİS kapsamında işyeri bulunması ile birlikte o işyerinde işçinin mesleğine uygun kadro ve ihtiyaç bulunması hâlinde değerlendirilir…”, Şeklindedir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

8) Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; Başvuranın iddiaları, İdarenin

konu ile açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya birlikte değerlendirilerek başvurunun reddi yönünde hazırlanan Ret Karar Önerisi Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

9) Bir numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verildiği üzere başvuran özetle; boşanmış olduğu eşinin

evlenmesi ve çocuklarının anne babasından ayrı kalması durumunun işe başladıktan sonra gerçekleşen olağanüstü bir durum olması sebebiyle aile birliği gözetilerek naklinin Diyarbakır ilinden İstanbul ya da

Sakarya iline yapılmasını talep etmektedir.

10) 4857 sayılı İş Kanununa göre bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi; işçi çalıştıran

gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren; işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye de iş ilişkisi denir. Faaliyet konularına bakılmaksızın bütün işyerlerine, işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine ve işçilerine İş Kanunu uygulanır. İşçi ile işveren arasındaki iş ilişkisi ise iş sözleşmesi ile kurulur. İş sözleşmesi de bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren)

da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşme olarak tanımlanmaktadır.

11) 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu uyarınca da, işçi sendikası ile işveren tarafı

arasında, iş sözleşmesinin yapılması, içeriği ve sona ermesine ilişkin hususları düzenlemek üzere Toplu İş

Sözleşmesi akdedilmektedir. Bir gerçek ve tüzel kişiye veya bir kamu kurum ve kuruluşuna ait aynı işkolunda birden çok işyerinin bulunduğu işyerlerinde, toplu iş sözleşmesi ancak işletme düzeyinde yapılabileceğinden; bu işyerlerindeki iş ilişkilerine ve iş sözleşmelerine ilişkin şartlar, İşletme Toplu İş

Sözleşmesi ile belirlenmektedir. Ayrıca 6356 sayılı Kanunun 33’üncü maddesi uyarınca toplu iş sözleşmeleri ve çerçeve sözleşmeler, Anayasaya ve kanunların emredici hükümlerine aykırı düzenlemeler içermemesi gerekmektedir.

12) Somut olayda başvuran, 4857 sayılı İş Kanununa tabi olarak çalıştığından, bahse konu nakil talebi 4857

sayılı Kanun ve 28’inci Dönem Grup Toplu İş Sözleşmesi hükümleri doğrultusunda incelenmesi gerekmektedir.

13) Anayasanın 65 inci maddesinde yer alan Devletin sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen

görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirmesi de gerekmektedir. Kişilerin aile birliği gibi “bir takım mazeretler çerçevesinde başka yere atanma konusunda talep hakları var ise de atamaya ilişkin mazeretlerini değerlendirip karara bağlayacak olan idarenin, kendi mevzuatı çerçevesinde, ifa edilen kamu hizmetinin gerekleri, insan kaynaklarının verimli kullanılması, teşkilat yapısının elverişliliği ve benzeri faktörleri dikkate alması kaçınılmazdır. Zira kamu hizmetinin sağlıklı ve kesintisiz bir şekilde yerine getirilmesi için gerekli tedbirleri almak, ilgili idarenin öncelikli görevi ve sorumluluğudur.” (Anayasa Mahkemesinin 20/02/2014 tarihli ve 2012/606 başvuru numaralı Kararı).

14) Başvuranın şikayet konusu yaptığı nakil talebiyle ilgili olarak; başvuranın işvereni konumundaki Milli

Savunma Bakanlığı’nın belirli illerde çalışma yerlerinin olduğu anlaşılmaktadır. Bakanlığın nakil isteğini takdir yetkisi çerçevesinde personel durumunu gözeterek yapmadığı anlaşılmıştır. 28’inci Dönem Grup

Toplu İş Sözleşmesinin 37’nci maddesinde, işçilerin nakil taleplerine ilişkin hususlar düzenlenmiştir. Buna göre 37’nci maddede işçilerin nakil talepleri; sağlık, can güvenliği ve zorunlu atamaya tabi kamu görevlisi eşin atanması mazeretleri ile işe giriş tarihinden sonra ortaya çıkan başka bir olağanüstü durumlar değerlendirilmek suretiyle, işveren vekillerinin görüşleri de eklenerek, bağlı olunan Kuvvet Komutanlığı veya Genel Müdürlük tarafından sonuçlandırılacağı şeklinde hükme bağlanmıştır. Olağanüstü durumların değerlendirilmesi noktasında da İdarelere takdir hakkı tanınmaktadır.

15) Olağanüstü durum kavramı, hem bireylerin hem de toplumların normal yaşam süreçlerini sekteye

uğratan birçok olay olarak tanımlanabilir. Örneğin; doğal yıkım, tehlikeli salgın hastalık, ağır ekonomik bunalım, yaygın şiddet olayları gibi toplumun sağlığını ve kamu düzenini ciddi olarak tehdit eden bir durumun varlığı halinde olağanüstü bir durumdan söz edilebilir. Somut olay özelinde, başvuranın boşanmış olduğu eşinin evlenmesi, çocuklarının anne ve babasından ayrı kalması durumunun, boşanmanın işe başlama tarihinden önce bir tarihte (2017 yılında) gerçekleşmesi ve velayetin annede bulunması sebebiyle işe başladıktan sonra gerçekleşen olağanüstü bir durum olarak değerlendirilmediği anlaşılmaktadır.

16) Bilindiği üzere idareye belli konularda takdir yetkisinin tanınması idarenin görevlerinin niteliği gereği

zorunludur. Ancak, İdareye belli konularda takdir yetkisinin tanınması, idarenin keyfi olarak hareket edebileceği anlamına da gelmez. Bu doğrultuda idare takdir yetkisini kullanırken yasanın koyduğu sınırlar içinde kalmalı, eşitlik ilkesine önem vermeli, bu yetkiyi kamu yararı için kullanmalı, yasanın öngördüğü amaçtan başka ya da kamu yararı dışında bir amaç için kullanamamalı ve bu yetkiyi gerekçeli olarak kullanmalıdır (Prof. Dr. Şeref Gözübüyük, “Yönetim Hukuku”, Eylül/1991 s.204). Bu çerçevede işçi nakillerine ilişkin mevzuat hükümleri ve İdarenin öne sürdüğü gerekçeler dikkate alındığında, söz konusu nakil talebinin yapılmaması için kullanılan takdir yetkisinde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiştir.

17) Yukarıda yapılan açıklamalar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili

mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuranın görev yerinin bulunduğu Diyarbakır ilinden, annesinin veya çocuklarının ikametine yakın olan

İstanbul veya Sakarya iline nakil talebinin reddinde idarenin ilgili mevzuat çerçevesinde hukuken geçerli ve kabul edilebilir sebeplere dayanılarak işlem tesis ettiği, bu nedenle idarenin işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı kanaat ve sonucuna varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

18) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvuru kapsamında ilgili idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde “kanunlara uygunluk”, “makul sürede karar verme”, “hesap verilebilirlik”, “şeffaflık”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, ancak idarenin, başvurana verdiği cevaplarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup, idareden bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

19) 6328 sayılı Kanunun 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ

tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Uyuşmazlık Mahkemesinin 05/04/2021 tarihli E: / , K: / sayılı kararı uyarınca Diyarbakır İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın BAŞVURANA ve MİLLÎ SAVUNMA BAKANLIĞI’NA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi