onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, davacının boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı gerekçesiyle kesilen ölüm aylığının yeniden bağlanması ve yapılan kesintinin iadesi talebine ilişkindir. Davacı, boşanmanın muvazaalı olmadığını ve yalnızca insani sebeplerle eski eşine yardım ettiğini savunmuştur. Ancak, mahkeme, davacının ve boşandığı eşinin adres kayıtları, tanık beyanları ve sosyal güvenlik denetim raporları gibi delilleri değerlendirerek, boşanmış olmalarına rağmen fiilen birlikte yaşadıklarına kanaat getirmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesi’nin kararını onayarak, davacının ölüm aylığının kesilmesinin ve yersiz ödemelerin geri alınmasının hukuka uygun olduğuna hükmetmiştir. 5510 sayılı Kanun’un 56. maddesi uyarınca, boşanmış olup fiilen birlikte yaşayanların aylıklarının kesileceği belirtilmiştir. Bu durum, sosyal güvenlik sisteminin korunması ve haksız kazançların önlenmesi amacını taşımaktadır.

Sonuç olarak, mahkeme, davacının temyiz başvurusunu reddederek, ilk kararın yerinde olduğunu ve davacının boşandığı eşiyle birlikte yaşadığına dair delillerin yeterli olduğunu tespit etmiştir. Bu bağlamda, hukuki değerlendirme, sosyal güvenlik mevzuatının uygulanması ve aile yapısının korunması açısından önem taşımaktadır.

10. Hukuk Dairesi         2024/9811 E.  ,  2024/10874 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2023/588 E., 2024/948 K.
    KARAR : Esastan red
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 13. İş Mahkemesi
    SAYISI : 2020/412 E., 2022/400 K.

    Taraflar arasındaki terditli olarak ölüm aylığının kesildiği dönem yönünden yeniden bağlanması ve aylıklardan yapılan kesintinin iadesi veya borç tahakkuk işleminin iptali davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

    Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I.DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının annesi … … ‘tan ölüm aylığı almakta iken, davalı Kurum tarafından 5510 sayılı Kanun’un 56 ncı maddesinin ikinci fıkrası dayanak gösterilerek boşandığı eşiyle muvazaalı olarak boşandığı, fiili olarak birlikte yaşadığı gerekçesiyle 01.04.2007 – 09.03.2016 tarihleri arasında almış olduğu ölüm aylığının yersiz ödeme olduğu iddiasıyla davacıya 13.03.2019 tarihli 100.608,73 TL borç bildirim belgesi gönderildiği, davacı tarafından 28.03.2019 tarihli dilekçe ile Kuruma başvuru yapıldığı, ancak Kurum tarafından başvurusunun borçlandırma işleminin aksi sabit oluncaya kadar geçerli olması nedeniyle herhangi bir işlem yapılamayacağının bildirilerek reddedildiği, davacının 02.03.2007 tarihinde Mudanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/64 Esas, 2007/59 Karar sayılı ilamı ile eşinden şiddetli geçimsizlik nedeniyle anlaşmalı şekilde boşandığı, boşanmanın muvazaalı olmayıp tarafların ciddi geçimsizlikleri nedeniyle olduğu, sadece müşterek çocuk ve torunlarının olması sebebiyle bayram ve doğum günü gibi özel günlerde bir araya geldikleri iddiasıyla davacının almakta olduğu ölüm aylığının 01.04.2007 – 09.03.2016 tarihleri arasını kapsar şekilde kesilmesi işleminin iptaline, kesilen ölüm aylıklarının ve yersiz ödeme kapsamında davacının aylığından yapılan kesintilerin yasal faizi ile tahsili ile ödenmesine, Kuruma borçlu olmadığının tespitine, Mahkeme aksi kanaatte ise 5510 sayılı Kanun’un yürürlük tarihi ve 09.02.2009 tarihi öncesi borçlandırma işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

    II.CEVAP
    Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı Kurumdan ölüm aylığı almış olup, daha sonra Kurumca yapılan araştırma neticesinde eşi ile salt ölüm aylığı alabilmek amacıyla muvazaalı olarak boşandığının tespit edildiği, bu nedenle 5510 sayılı Kanun’un ilgili hükümlerine istinaden davacının aylığının iptal edildiği, 5510 sayılı Kanun’un 56 ncı maddesinde; “Eşinden boşandığı halde eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” şeklinde bir hüküm düzenlendiği, anılan düzenleme ile Kurumdan gelir ve aylık almak için eşlerinden boşanarak birlikte yaşamaya başlayan hak sahiplerinin Kurumu zarara uğratmalarının önüne geçilmesinin amaçlandığı, ayrıca anılan düzenleme ile Anayasa’da güvence altına alınan ailenin korunmasının amaçlandığı, anılan düzenlemenin aksi yönündeki bir uygulamanın toplumun temeli olan aile yapısını sarsacağı, boşanarak birlikte yaşamaların artacağı ve bu şekilde Kurumdan haksız kazanç elde etme yolunun da açılacağı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

    III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
    İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile tüm dosya kapsamı ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde, dosya kapsamında davacı ve boşandığı eşi …’in boşadıktan sonraki geçmişe yönelik adres kayıtlarının incelenmesinde, davacının 16.02.2007 – 08.04.2014 tarihleri arasında, boşandığı eşinin ise 16.02.2007 – 30.12.2009 tarihleri arasında “… Mah. 1. … Sk. … Apt. Sit. N:2/1/4 Osmangazi/Bursa” adresinde ortak adres kaydının bulunduğu, dosya kapsamında Osmangazi ilçe Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenen 26.08.2019 tarihli raporda,”… Mah. 1. … Sk. N:2/1/4 Osmangazi/Bursa” adresinde yapılan araştırmada, eski yönetici yardımcılarından 6 nolu dairede oturan … ile görüşüldüğünde davacı ve boşandığı eşinin adreste aynı çatı altında kaldıklarının, taşınana kadar beraber oturduklarının beyan edildiğinin bildirildiği, duruşmada dinlenen denetmen raporunda ismi geçen … de beyanında, … ve …’i tanıdığını, 2. katta oturduklarını, tam olarak hatırlayamamakla birlikte yaklaşık 10 sene önce …’in 2. katta oturduğunu, … ile …’in evine girip çıkarken, balkonda otururken birkaç sefer görmüşlüğü olduğunu, …’i eşi olarak bildiğini beyan ettiği, yine dosya kapsamında davacının boşandığı eşinin boşandıktan sonra 2010-2013 yılları arası adres kayıt sisteminde görünen “Altıparmak Mah. 2. Anadolu Sk. … Apt. 3/2/5 Osmangazi/Bursa” adresinde yapılan emniyet araştırmasında, eski komşu … ile yapılan görüşmede, davacı ve boşandığı eşinin adreste 5-6 yıl önce aynı çatı altında sürekli beraber kaldıklarının, …’in 2016 yılında vefat ettiğinin beyan edildiğinin bildirildiği, her ne kadar … emniyete verdiği ifadesini kabul etmese de, yine de duruşmadaki beyanında “daha çok …’in kendisini gördüğünü, ayrıca kızını ve torununu gördüğünü, 5-6 seferde hanımı olarak bildiği …’i gördüğünü, …’i apartmanın bahçesinde giderken veya gelirken 5-6 sefer gündüz vakti gördüğünü, …’in evli veya boşanmış olup olmadığını bilmediğini ancak hanımı olarak …’i bildiğini,” beyan ettiği, denetmen raporunda “Hüdavendigar Mah. … Cd. Öğren Apt. Sit. N:18/2 Osmangazi/Bursa” adresinde 18.10.2018 tarihinde yapılan çevre soruşturmasında, 1 nolu dairede oturan …’nin beyanında, davacı ve boşandığı eşinin 2015-2017 yılları arasında aile birlikteliği içinde yaşadıklarının beyan edildiğinin belirtildiği ancak duruşmadaki beyanında söz konusu beyanları inkar ettiği, …’i tanıdığını, …’in üst katlarında oturduğunu, yanlış hatırlamıyorsa 2015 yılı civarında burada oturmaya başladığını, yaklaşık tam olarak hatırlamamakla birlikte 2,5-3 sene burada oturduğunu, sorulan …’i tanımadığını, …’in oturduğu süre içersinde kızı … ve torunu ile oturduğunu, bekar olup olmadığını bilmediğini, çünkü ailecek görüşmediklerini, … ile de çok öyle muhabbetlerinin olmadığını, yolda görüştüklerinde selamlaştıklarını, kızı ve torunu dışında bildiği kadarıyla başka bayan olmadığını beyan ettiği, her ne kadar denetmen tarafından belirtilen beyanında imzadan imtina ettiği beyan edilmiş ise de, denetmene verilen beyanların yıl içerir şekilde ayrıntılı olarak verildiği, denetmen ile tanığın veya tarafların herhangi bir husumet içerisinde bulunmadığı, denetmenin resmi Kurum memuru olduğu, tanığın beyanların aksine bir şekilde beyanlar geçirerek resmi evrak niteliğinde rapor düzenlemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, yine davacının tekrar evlenmeden önce 08.02.2016 tarihinde bu … Mah. … Cd. 18/2 Osmangazi/Bursa adresinde oturmaya başladığı ve gerek kendisinin gerekse çocuklarının beyanlarından boşandığı eşi ile tekrar evlenmeden önce rahatsızlığı nedeniyle zaten sık sık bu adrese geldiği, boşandığı eşinin bakımını yaptığı ve hatta son dönemde kalmaya başladığının beyan edilmesi karşısında tanığın duruşmadaki beyanlarına itibar edilemeyeceği, tüm dosya kapsamı, geçmişe yönelik adres kayıtları, ortak MEDULA kayıtları, emniyet araştırma kayıtları ve komşu tanıklarının beyanları dikkate alındığında davacının boşandığı eşi ile boşandıktan sonra fiilen birlikte yaşadığı kanaatine varıldığı, denetmen raporunun aksinin ortaya konulamadığı, davacının annesinden aldığı ölüm aylığının 5510 sayılı Kanun’un 56 ncı maddesi gereğince iptal edilmesi ve yersiz ödenen aylıklara ilişkin 5510 sayılı Kanun’un 96/a maddesi uyarınca borç tahakkuk işleminin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

    IV.İSTİNAF
    A. İstinaf Sebepleri
    Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının boşandıktan sonra boşandığı eşi ile birlikte yaşamadığı ve tanık beyanları ile de bu hususun sabit olduğu, eşinin kanser hastası olmasından dolayı davacının, muhtaç olan boşandığı eşine insani olarak yardım ettiği, davacı ile boşandığı eşinin adres kayıt sisteminde adreslerinin aynı olmasının birlikte yaşadıklarını anlamına gelmeyeceği iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

    B. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Sosyal Güvenlik Denetmeni tarafından düzenlenen ve aksi sabit oluncaya kadar geçerli sayılması gereken 24.12.2018 tarih ve OŞ/138 sayılı araştırma – inceleme raporunun içeriği, davacı ile boşandığı eşinin 16.02.2007 – 30.12.2009 tarihleri arasında …’in nüfus kayıtlarındaki “Altıparmak Mah. 1…. Sok. … Apt. Sitesi No:2/1 Osmangazi/Bursa” adresinde ikamet etmeleri, Çarşı Polis Merkez Amirliğinin 26.08.2019 tarihli tutanağında; davacı ile boşandığı eşinin anılan adreste ve “… Mah., 2. Anadolu Sok., … Apt. No: 3/2-5” adresinde birlikte yaşadıklarının tespit edildiğinin belirtilmesi, boşanma tarihinden sonra davacı adına herhangi bir abonelik kaydının bulunmaması, MEDULA kayıtlarından; davacının 27.11.2014 tarihinde Özel Hayat Hastanesine, 03.09.2013 tarihinde Özel … Kemik Kas Eklem Sağlığı Cerrahi Tıp Merkezine “Altıparmak Mah. … Sok. … Apt. Sitesi No:2/1 No:4 Osmangazi/ Bursa” adresini, 30.06.2014 tarihinde Özel Burtom Biyofis Tıp Merkezine de “Çırpan Mah. Altıparmak Sok. … Apt. No:32/4 Osmangazi/Bursa” adresinde ikamet ettiğini bildirmesi ve bu adreslerin ise boşandığı eşi …’in beyan ettiği adreslerin olması ayrıca 17.06.2013 ve 26.06.2013 tarihlerinde ortak MEDULA kayıtlarının bulunması, Altıparmak Mah. 1…. Sokakta ikamet eden tanık Huriye Tülümen’in; davacının, boşandığı eşiyle birlikte yaşadığını beyan etmesi, aksi sabit oluncaya kadar geçerli bulunan Kurum denetmen raporunun içeriği ve yapılan tespitler ile bunların aksinin davacı tarafından somut ve inandırıcı delillerle kanıtlanamaması hep birlikte değerlendirildiğinde; davacı ile boşandığı eşinin, boşanmış olmalarına rağmen, boşandıkları tarih ile yeniden evlendikleri tarih arasında da fiilen birlikte yaşamaya devam ettikleri anlaşıldığından ve dolayısıyla İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

    V.TEMYİZ
    A. Temyiz Sebepleri
    Davacı vekili istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Değerlendirme ve Gerekçe
    Uyuşmazlık, terditli olarak boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı gerekçesiyle kesilen ölüm aylığının kesildiği dönem yönünden yeniden bağlanmasına ve aylıklardan yapılan kesintinin iadesine veya borç tahakkuk işleminin iptaline ilişkindir.

    1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

    2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    12.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.