ÖZET: Bu karar, bir tutuklunun 04/02/2022 tarihinde Çorum L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda maruz kaldığı şiddet ve kötü muamele iddialarını incelemektedir. Başvuran, infaz koruma memurları tarafından saldırıya uğradığını, hastaneye sevk edilmediğini ve dilekçelerinin ilgili kurumlara iletilmediğini belirtmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, Adalet Bakanlığı’ndan alınan bilgi ve belgeler doğrultusunda, başvuranın iddialarını incelemiş ve darp iddialarının araştırılmasının devam ettiğini tespit etmiştir.

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 2. maddesi gereği, ceza infaz kurumlarında insan onuruna saygı gösterilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca, başvuranın dilekçelerinin ilgili kurumlara gönderilmediği iddiasının, başvuranın 25 adet dilekçesinin kayıtlara geçtiği göz önüne alındığında, makul olmadığı sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, başvuranın darp ve kötü muamele iddialarının yasal mevzuat gereği incelenemeyeceğine, ancak ceza infaz kurumlarında fiziksel temasın kısıtlanması ve denetimlerin artırılması gerektiğine dair tavsiyelerde bulunulmuştur.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2022/15840-S.22.24192

BAŞVURU NO : 2022/4028

KARAR TARİHİ : 07/12/2022

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI

Çorum L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna ilişkin iddialar

BAŞVURUNUN KONUSU :

hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 14/03/2022

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

(1) Çorum L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda A-10 koğuşunda tutuklu olarak bulunduğunu belirten tarafından Kurumumuza gönderilmiş olan dilekçede özetle; 04/02/2022 tarihinde kameraların olmadığı bir odada, başmemur öncülüğünde, yaklaşık on infaz koruma memurunun saldırısına, linç girişimine, hakaretine, şiddetine maruz kaldığı, hastaneye gitmek istediğini söylemesine, bu talebini defalarca cezaevi yönetimine ve memurlara iletmesine rağmen hastaneye gönderilmediği, Cezaevi yönetimi ve memurların, adli makamlara ve resmi kurumlara gönderdiği dilekçeleri ilgili kurumlara göndermediği, üzerinde mobbing uygulayarak davasından vazgeçirmeye çalıştıkları, Kurum doktorunun ve sağlık çalışanının vücudundaki darp izlerine şahit oldukları halde hastaneye sevk etmedikleri, Cezaevi yönetiminin, memurların ve çalışanların söz birliği yaparak işlenen suçun üzerini örtmeye çalıştıkları iddia ve ifade edilerek, konuyla ilgili yardım edilmesi talep edilmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

(2) Kurumumuzca, verilecek karara esas olmak üzere, 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı nezdinde inceleme ve araştırma gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda, 13/04/2022 tarih ve sayı, 15/06/2022 tarih ve sayı, 01/08/2022 tarih ve sayı ve 31/08/2022 tarih ve sayılı yazılarımızla adı geçen Bakanlıktan bilgi, belge, kamera

kaydı, doktor raporları, soruşturma evrakı ve ilgili Ceza İnfaz Kurumu ve Tutukevi İzleme Kurulunun adı geçen Kurumda en son gerçekleştirdiği ziyaretin tarihi ve buna ilişkin raporun bir sureti talep edilmiştir.

(3) Adalet Bakanlığından alınan 12/08/2022 tarih ve sayılı cevabi yazıda özetle, aşağıda kayıtlı hususlar altında bilgi, belge ve değerlendirmeler tarafımıza

iletilmiştir:

– Şikâyete konu 04/02/2022 tarihinde başvuranın cezasının infaz edildiği A-10 koğuşundan çıktığı andan odasına giriş anına kadar olan tüm kamera kayıtlarının bir örneğinin gönderildiği, – Şikâyete konu olay sonrasında şikâyetçinin rapor aldırılmak üzere 2 defa kurum tabipliğine götürüldüğü kurum tabipliğine ilk gittiğinde kurum aile hekimi kurumda olmadığından dolayı kurum sağlık memurundan rapor istenildiği, sağlık memurunun rapor verme yetkisi bulunmadığından dolayı revir biriminin yanında bulunan geçici koğuşa götürüldüğü, – Kurum aile hekimi kuruma geldikten sonra şikâyetçinin 2 defa revir birimine götürüldüğü, kurum aile hekimine darp edildiğini beyan etmesi üzerine, muayenesi yapılmak istenildiğinde “burada muayene yaptırmak istemiyorum, hastaneye gitmek istiyorum” şeklinde beyanda bulunduğu, kurum aile hekiminin de adli muayenesini bu aşamada yapması gerektiğini, daha sonra gerekli bir durum tespit edildiği takdirde hastaneye sevk edebileceğini kendisine belirttiği, sonrasında kurum aile hekimliğince “herhangi bir darp veya cebir izi, kırık, kızarıklık veya herhangi bir hassasiyet görülmemiştir” ibareli 04/02/2022 tarihli adli muayene raporunun tanzim edildiği, – Kurum aile hekimi tarafından adli muayene raporu verilmesine rağmen bir süre sonra rapor aldırılmadığı yönünde iddialarda bulunması nedeniyle 23/02/2022 tarihinde tekrar kurum aile hekimliğine götürüldüğü, yapılan muayenesi sonucunda kurum aile hekimliğince ikinci defa adli muayene raporu düzenlendiği, – Şikâyetçinin yukarıda belirtilen 2 adet genel adli muayene raporu olmasına rağmen Hitit Üniversitesi Erol

Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesine Adli Tıp raporu alınmak üzere 09/03/2022 tarihinde sevkinin sağlandığı 17/03/2022 tarihli adli tıp raporunun tanzim edildiği, adli tıp uzmanının sol kaburga kemiğinde eski kırık olduğunu belirttiği, adı geçenin yapılan muayenelerine ilişkin evrakın bir örneğinin ekte sunulduğu, – Şikâyetçi anılan kurumda “Silâhlı terör örgütüne üye olma” (FETÖ/PDY) suçundan

Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/09/2018 tarihli ve Esas sayılı kararı ile 7 yıl 6 ay hapis cezasına hükmen tutuklu olarak bulunmakta iken Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/04/2022 tarihli ve Esas sayılı kararı ile tahliyesine karar verildiği, – Anılan kurumda A-10 koğuşunda barındırılmakta olan tarafından kurum görevlilerine karşı kapalı zarf usulü ile yazmış olduğu mektubun incelenmesi sonucunda içeriğinde, “B-5 koğuşundan A-10 koğuşuna tadilat yapıldığı gerekçesi ile koğuşun taşındığını, koğuş değişimi esnasında battaniye, seccade, Kuran’ı Kerim’in verilmediğini ve fazla malzemelerini attıklarını beyan ederek kurum görevlilerine karşı beddua ve tehditvari söylemlerde bulunduğunun tespit edildiği, bunun üzerine adı geçenle 04/02/2022 tarihinde yapılan görüşmede bahse konu söylemlerine devam ettiği ve agresif hareketlerde bulunarak kafasını sağ sola vurmaya çalıştığı, ancak görevli memurların buna izin vermediği, daha sonra adı geçenin kurum tabipliğince muayenesinin yaptırıldığı, herhangi bir darp ve cebir izine rastlanılmadığının belirtildiği, olayla ilgili disiplin soruşturması başlatıldığı, yapılan disiplin soruşturması neticesinde kurum görevlilerine hakaret veya tehditte bulunmak eyleminden dolayı Disiplin Kurulu Başkanlığının 11/02/2022

/

tarihli ve 2022/109 sayılı kararıyla adı geçene “Hücreye Koyma/1 Gün” disiplin cezası verildiğinin tespit edildiği, – Şikâyetçinin 04/02/2022 tarihinde önce eşyasının teslim edilmek üzere hazır kuvvet birimine getirildiği, eşya işlemleri bittikten sonra kurum tabipliğine gitmek istemesi üzerine kurum aile hekimi kurumda olmadığından revir birimine yakın olan geçici koğuşta yarım saat kadar bekletildiği, daha sonra iki defa kurum tabipliğine götürüldüğü oradaki işlemleri tamamlandıktan sonra A-10 koğuşuna götürüldüğü, – Şikâyetçinin yukarıda belirtilen yerler dışında kurum personeli tarafından kurumun başka yerlerine götürülmediği, – Anılan kurumda kameraların olmadığı odaların bulunduğu, bu odaların kurum personeli tarafından kullanıldığı, 04/02/2022 tarihinde adı geçenin aile hekimliği odası hariç hiç bir odaya götürülüp getirilmediği, – 04/02/2022 tarihinde meydana gelen olay neticesinde disiplin soruşturması başlatıldığı, yapılan disiplin soruşturması neticesinde hakkında 5275 sayılı Kanun’un 44’üncü maddesinin ikinci fıkrasının (j) bendi gereğince “Kurum görevlilerine hakaret veya tehditte bulunmak.” eyleminden dolayı ‘Bir gün hücreye koyma’ disiplin cezası verildiği, – 08/02/2019 tarihinde anılan kurumda C 5 no.lu koğuşun sabah sayımı sırasında koğuş ortak alanında 1 adet çöp poşetinden yapılma 2 metre uzunluğunda kalın ip bulunduğu ve söz konusu ipin tarafından yapılarak spor amaçlı kullanıldığının anlaşıldığı, hakkında 5275 sayılı Kanun’un 39’uncu maddesinin ikinci fıkrasının (j) bendi uyarınca “İdarece verilen eşya ve benzeri şeyleri kötü kullanmak.” eyleminden dolayı “kınama” cezası verildiği, ayrıca adı geçen hakkında düzenlenen psikolojik değerlendirme raporu bulunmadığı, – Şikâyetçinin, 04/02/2022 tarihinde ve sonrasında adli makamlara ve diğer resmi kurumlara dilekçe yazdığı, bu dilekçelerinin ilgili makam ve kuruluşlara gönderildiği, gönderilen dilekçe ve dilekçe gönderme üst yazılarının bir örneğinin ekte gönderildiği, – Adı geçenin kurum görevlilerine hakaret veya tehditte bulunmak eyleminden hakkında Kurum Disiplin

Kurulu Başkanlığının 11/02/2022 tarih ve sayılı kararı ile “Hücreye Koyma/1 Gün” disiplin cezası verildiği, – Adı geçenin başvurusu doğrultusunda Çorum Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma, soruşturma dosyalarından adli yönden soruşturmanın devam ettiği, şikâyetçi ile anılan kurum arasında yargı organlarında görülmekte olan veya karara bağlanan uyuşmazlık bulunmadığının tespit edildiği, değerlendirmesinde bulunulmuştur.

(4) Adalet Bakanlığından alınan 28/09/2022 tarih ve sayılı cevabi yazıda özetle, aşağıda kayıtlı hususlar altında bilgi, belge ve değerlendirmeler tarafımıza

iletilmiştir:

– Şikâyete konu olayın gerçekleştiği 04.02.2022 tarihinde bahse konu oda içerisinde kamera bulunmadığı, – 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 34 üncü maddesinde, kapıların hangi hallerde açılıp açılmayacağına ilişkin olarak “(l) Kapalı ceza infaz kurumlarında oda ve koridor

kapıları kapalı tutulur. Kapılar aşağıdaki hâllerde açılır: a) Kurum hekimine, revir, hamam ve berbere güme, başka odaya nakil. b) Hastane ve duruşmaya gönderme ve başka kuruma nakil. c) Tahliye, ziyaret, arama, sayım, denetim, eğitim, öğretim, spor ve iyileştirme çalışmaları, kurumda çalıştırma. d) Kurullara çağrılma.

e) Ölüm, deprem veya yangın gibi olağanüstü hâller. f) Cezaevi idaresince gerekli görülen hâller.” ifadelerinin yer aldığı, adı geçenin 04.02.2022 tarihli başvuru dilekçesine istinaden güvenlik ve gözetim servisinin başında bulunan sorumlu infaz ve koruma başmemurluğu hazır kuvvet birimine getirildiği, – Şikâyetçinin, Hazır Kuvvet Biriminde görüşme yapılan odaya girişinin ve çıkışının bulunduğu kamera görüntülerinin odada bulunduğu süreyi kapsayacak şekilde gönderilmesi hususu ile ilgili olarak ilgili kamera görüntülerini içeren CD’nin bir örneğinin ekte sunulduğu, – Adı geçenin, anılan kurumda darp edildiği iddiasına ilişkin olarak düzenlenen adli raporlar, tüm tıbbi evrak, kamera kayıtlarında adı geçenin gündelik yaşantısına ilişkin tespitlerin incelenerek iddia edilen olay sonrasında hareketlerinde kısıtlılık olup olmayacağı, yaralanmasının olay tarihinden eski olup olmadığı, yaralanması iddiası sonrasında düzenlenen ilk adli muayene raporu ve tanık anlatımları dikkate alındığında, iddiaları ile tespit edilen durum arasında uygun illiyet bağı olup olmadığı hususlarının tespit edilmesi hususunda Çorum Cumhuriyet Başsavcılığınca İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2 inci İhtisas

Kurulundan talepte bulunulduğu ancak işlemlerin henüz sonuçlanmadığı, Çorum Cumhuriyet

Başsavcılığının başvuru konusu ile ilgili 2022/2764 no. soruşturmasının devam ettiği, – Bahse konu olayla ilgili ihmal ve kusurlarının olup olmadığının tespiti için Kurum disiplin amirliğince

28.03.2022 tarihli ve no. disiplin soruşturmasının başlatıldığı, ancak henüz sonuçlanmadığı,

değerlendirmesinde bulunulmuştur.

(5) Adalet Bakanlığı tarafından ayrıca, CD ortamında, 04/02/2022 tarihine ait toplam 68 saatlik 20 ayrı kamera görüntüsü, şikâyetçi tarafından farklı mercilere hitaben yazılmış olan 25 adet dilekçe, 15/02/2019 tarihli Disiplin Soruşturma Raporu ve 18/02/2019 tarihli ve sayılı Ceza Verme Kararı, 04/02/2022 tarihli Savunma İstemi, 04/02/2022 ve 23/02/2022 tarihli Genel Adli Muayene Raporu, 09/02/2022 tarihli

Muhakkik Raporu, 11/02/2022 tarihli ve Karar No.lu Ceza Verme Kararı, 18/03/2022 tarihli şikâyetçinin itiraz dilekçesi, Çorum İnfaz Hakimliğinin 22/03/2022 tarihli ve sayılı kararı, başvuran tarafından yazılmış olan bila tarihli mektup, Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma

Hastanesi tarafından düzenlenmiş olan 17/03/2022 tarihli ve sayılı rapor, Çorum Ceza İnfaz

Kurumu ve Tutukevleri İzleme Kurulu Başkanlığı tarafından Çorum L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna yapılan ziyarete ilişkin düzenlenen ilk 4 aylık dönem raporunun bir örneği ve diğer ilgili tutanak ve belgelerden oluşan takım evrak Kurumumuza iletilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

(6) 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın; (6.1) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde, herkesin kamu denetçisine başvurma hakkının olduğu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumunun, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceleyeceği hüküm altına alınmıştır.

(6.2) “Yargı yetkisi” başlıklı 9’uncu maddesinde, yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı hüküm altına alınmıştır.

/

(6.3) “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17’nci maddesinde, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu; tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamayacağı; kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı ve kimsenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamayacağı güvence altına alınmıştır.

(6.4) “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36’ncı maddesinde “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz” hükmüne yer verilmek sureti ile etkili başvuru hakkı güvence altına alınmıştır.

(6.5) “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40’ıncı maddesinde, Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkesin, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahip olduğu güvence altına alınmıştır.

(6.6) “Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138’inci maddesinde, hâkimlerin görevlerinde bağımsız olduğu, hiçbir organ, makam, merci veya kişinin, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremeyeceği güvence altına alınmıştır.

(7) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin;

(7.1) “İşkence yasağı” başlıklı 3’üncü maddesi; “Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz”, (7.2) “Etkili başvuru hakkı” başlıklı 13’üncü maddesi; “Bu Sözleşme’de tanınmış olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, söz konusu ihlal resmi bir hizmetin ifası için davranan kişiler tarafından gerçekleştirilmiş olsa dahi, ulusal bir merci önünde etkili bir yola başvurma hakkına sahiptir.” hükümlerini içermektedir.

(8) Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 5’inci maddesinde, hiç kimsenin işkenceye, zalimane, gayriinsani, haysiyet kırıcı cezalara veya muamelelere tabi tutulamayacağı güvence altına alınmıştır. Sözleşme’nin 8’inci maddesinde de herkesin kendine anayasa veya kanun ile tanınan ana haklara aykırı muamelelere karşı fiilli netice verecek şekilde milli mahkemelere müracaat hakkı olduğu hususu düzenlenmiştir.

(9) Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin “İşkence yasağı” başlıklı 7’nci maddesinde, hiç kimsenin işkenceye veya zalimane, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele veya cezaya maruz bırakılamayacağı; “Tutulanların Hakları” başlıklı 10’uncu maddesinde, birinci fıkrasında özgürlüğünden mahrum bırakılan herkesin, insani muamele ve insanın doğuştan sahip olduğu insanlık onuruna saygı görme hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir.

(10) Birleşmiş Milletler İşkence ve Diğer Zalimane, Gayri İnsani veya Küçültücü Muamele veya

Cezaya Karşı Sözleşme’nin, “İşkence yasağı hakkında eğitim verilmesi” başlıklı 10’uncu maddesinde, her bir taraf devletin işkence yasağı konusundaki eğitim ve bilginin sivil veya askeri bütün kanun adamlarının, sağlık personelinin, kamu görevlilerinin ve her hangi bir biçimde gözaltına alınan, tutulan veya hapsedilen bireylerin nezaretiyle, sorgulanmasıyla veya ıslahıyla meşgul olan diğer kimselerin eğitim programlarına dâhil edilmesini sağlayacağı; “Sorgulama yöntemlerini ve uygulamayı denetleme” başlıklı 11’inci maddesinde, her bir taraf devletin, kendi egemenliği altındaki bir ülkede her hangi bir işkence

olayının meydana gelmesini önlemek amacıyla, sorguya dair kurallar, talimatlar, yöntemler ve uygulamalar ile her hangi bir biçimde gözaltına alınan, tutulan veya hapsedilen kimselerin nezareti ve ıslahına dair düzenlemelerini de sistematik olarak denetleyeceği; “İşkence fiillerini soruşturma” başlıklı 12’nci maddesinde, her bir taraf devletin, kendi egemenliği altındaki bir ülkede bir işkence fiilinin işlendiğine inanmak için makul sebepler bulunması halinde, yetkili makamlar tarafından derhal ve tarafsız bir soruşturma yapılmasını sağlayacağı ve “Yetkililere şikayet hakkı” başlıklı 13’üncü maddesinde, her bir taraf devletin, kendi egemenliği altındaki bir ülkede işkence gördüğünü iddia eden bireylere şikayet etme ve şikayetinin yetkili makamlar tarafından derhal ve tarafsız bir biçimde incelenmesini isteme hakkı sağlayacağı, şikayet edenin ve tanıkların, şikayetin veya yapılan tanıklığın sonucu olarak her hangi bir kötü muamele veya tehdide karşı korunmasını sağlayacak gerekli tedbirleri alacağı düzenlenmiştir.

(11) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun; (11.1)“Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında, Kamu Denetçiliği Kurumunun, şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevli olduğu hüküm altına alınmıştır.

(11.2) Aynı 5’inci maddesinin ikinci fıkrasında ise; “Ancak; b) Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler, c) Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar, ç) Türk Silahlı Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri, Kurumun görev alanı dışındadır” ifadelerine yer verilerek Kurumun görev alanı dışında olan hususlardan biri belirtilmiştir.

(11.3) “Başvuru ve usulü” başlıklı 17’nci maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde, yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış uyuşmazlıklara ilişkin başvuruların incelenemeyeceği, hüküm altına alınmıştır.

(12) 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un; (12.1) “İnfazda temel ilke” başlıklı 2’nci maddesinde, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kuralların hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken ve siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanacağı, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamayacağı düzenlenmiştir.

(12.2) “İnfazda temel amaç” başlıklı 3’üncü maddesinde, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amacın, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak olduğu ifade edilmiştir.

(12.3) “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6’ncı maddesinin birinci fıkrasının (a)

bendinde, “Hükümlüler ceza infaz kurumlarında güvenli bir biçimde ve kaçmalarını önleyecek tedbirler alınarak düzen, güvenlik ve disiplin çerçevesinde tutulurlar” hükmü; (b) bendinde, “…Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî ve manevî koşullar altında çektirilir…” hükmü; (c) bendinde, “Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır. Hükümlünün kanun ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve

hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır” hükmü; (d) bendinde, “İyileştirmeye gereksinimleri olmadığı saptanan hükümlülere ilişkin infaz rejiminde, bu hükümlülerin kişilikleriyle orantılı bireyselleştirilmiş programlara yer verilmesine özen gösterilir ve bu hususlar yönetmeliklerde düzenlenir” hükmü; (e)

bendinde, “Cezanın infazında adalet esaslarına uygun hareket edilir. Bu maksatla ceza infaz kurumları kanun ve yönetmeliklerin verdiği yetkilere dayanarak nitelikli elemanlarca denetlenir” hükmü; (f)

bendinde, “Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur” hükmü ve (h) bendinde de “Kanunlarda gösterilen tutum, davranış ve eylemler ile kurum düzenini ihlâl edenler hakkında Kanunda belirtilen disiplin cezaları uygulanır. Cezalara, Kanunda belirtilen merciler, sürelerine uygun olarak hükmederler. Cezalara karşı savunma ve itirazlar da Kanunun gösterdiği mercilere yapılır” hükmü düzenlenmiştir.

(12.4) “İyileştirmede başarı ölçütü” başlıklı 7’nci maddesi şu şekildedir: “(1) Hapis cezalarının infazında hükümlülerin iyileştirilmeleri amacını güden programların başarısı, elde ettikleri yeni tutum ve becerilerle orantılı olarak ölçülür. Bunun için iyileştirme çabalarına yönelik olarak hükümlünün istekli bulunması teşvik edilir. (2) Hapis cezasının, kendisinde var olan zararlı etki yapıcı niteliğini mümkün olduğu ölçüde azaltacak biçimde düzenlenecek programlar, usuller, araçlar ve zihniyet doğrultusunda yerine getirilmesi esasına uyulur. İyileştirme araçları hükümlünün sağlığını ve kişiliğine olan saygısını korumasını sağlayacak usul ve esaslara göre uygulanır.” (12.5) “Kapalı ceza infaz kurumları” başlıklı 8’inci maddesi şu şekildedir: “(1) Kapalı ceza infaz kurumları, … hükümlünün gereksinimine göre bireysel, grup hâlinde veya toplu olarak iyileştirme yöntemlerinin uygulanabileceği tesislerdir.” (12.6) “Hükümlüler ile yakınları ve ilgililerin bilgilendirilmesi” başlıklı 22’nci maddesinde, “(1)

Hükümlülere, kuruma alındıklarında uygulanacak iyileştirme çalışmaları, disiplin suçları ve cezaları, bilgi edinme ve şikâyet yolları, hak ve sorumlulukları gibi konular ile kurumdaki yaşam biçimine uyum sağlamaları için gereken bilgiler, kurum yöneticileri tarafından sözlü olarak anlatılır ve yazılı olarak tebliğ olunur…” (12.7) “Kapıların açılmaması ve temasın önlenmesi” başlıklı 34’üncü maddesinde, “(1) Kapalı ceza infaz kurumlarında oda ve koridor kapıları kapalı tutulur. Kapılar aşağıdaki hâllerde açılır: a) Kurum hekimine, revir, hamam ve berbere gitme, başka odaya nakil. b) Hastane ve duruşmaya gönderme ve başka kuruma nakil. c) Tahliye, ziyaret, arama, sayım, denetim, eğitim, öğretim, spor ve iyileştirme çalışmaları, kurumda çalıştırma. d) Kurullara çağrılma. e) Ölüm, deprem veya yangın gibi olağanüstü hâller. f) Cezaevi idaresince gerekli görülen hâller. (2) Hükümlüler, yukarıda sayılan hâller dışında, diğer odalardaki hükümlüler ve kurum görevlileri ile temasta bulunamazlar.”

(12.8) “Disiplin cezaları ve tedbirleri” başlıklı 38’inci maddesi şu şekildedir:

“(1) Çocuklar haricindeki hükümlüler hakkında uygulanabilecek disiplin cezaları ağırlık derecesine göre

şunlardır:

a) Kınama.

… f) Hücreye koyma.

(2) Toplu, bedensel, zalimane, insanlık dışı veya küçültücü cezalar disiplin cezası olarak uygulanamaz.” hükmüne yer verilmiştir.

(12.9) “Kınama” başlıklı 39’uncu maddesinde “(1) Kınama cezası, hükümlüye eyleminin kötü niteliğinin ve uygunsuzluğunun açıklanması ve tekrarı durumunda doğuracağı sonuçlara dikkatinin çekilmesidir.” şeklinde tanımlanmıştır.

(12.10) “Hücreye koyma” başlıklı 44’üncü maddesi birinci fıkrasında, hücreye koyma cezası, “…

hükümlünün eylemlerinin nitelik ve ağırlığına göre bir günden yirmi güne kadar, açık havaya çıkma hakkı saklı kalmak üzere, geceli ve gündüzlü bir hücrede tek başına tutulması ve her türlü temastan yoksun bırakılmasıdır.” şeklinde tanımlanmıştır.

(12.11) “Yönetim tarafından alınabilecek tedbirler” başlıklı 49’uncu maddesinin ikinci fıkrasında, “(2)

Kurumun düzeninin ve kişilerin güvenliklerinin ciddî tehlikeyle karşı karşıya kalması hâlinde, asayiş ve düzeni sağlamak için Kanunda açıkça belirtilmeyen diğer tedbirler de alınır…” hükmü düzenlenmiştir.

(12.12) “Zorlayıcı araçların kullanılması” başlıklı 50’nci maddesi birinci fıkrasında, “Hiçbir hâlde zincir ve demire vurmak tedbir olarak uygulanmaz. Kelepçe ve bedensel hareketleri kısıtlayıcı araçlar; a)

Yetkili makamın önüne getirildiğinde çıkarılmak kaydıyla, sevk ve nakil sırasında kaçmayı önlemek için, b)

Hekimin talimat ve gözetiminde olmak üzere tıbbî nedenlerle, c) Diğer kontrol usûllerinin yetersizliği hâlinde hükümlünün kendisine veya başkalarına zarar vermesine veya eşyayı tahrip etmesine engel olmak için kurum en üst amirinin emriyle, Kullanılabilir.” hükmü düzenlenmiştir.

(12.13) “Hükümlünün mektup, faks ve telgrafları alma ve gönderme hakkı” başlıklı 68’inci maddesinde, “(1) Hükümlü, bu maddede belirlenen kısıtlamalar dışında, kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma ve ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, gönderme hakkına sahiptir. (Ek cümle:17/6/20217328/7 md.) Hükümlü, usul ve esasları Adalet Bakanlığınca belirlenmek suretiyle, gerekli teknik altyapının bulunduğu kurumlarda elektronik yöntemlerle de mektup alıp gönderebilir.

(2) Hükümlü tarafından gönderilen ve kendisine gelen mektup, faks ve telgraflar; mektup okuma komisyonu bulunan kurumlarda bu komisyon, olmayanlarda kurumun en üst amirince denetlenir.

(3) Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez.

Hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmez.

(4) Hükümlü tarafından resmî makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbi değildir. (Ek cümle:17/6/2021-7328/7 md.) Bu iletiler, alıcısı dışındaki kişilerin erişimini engelleyici tüm tedbirler alınarak hükümlünün talebine göre posta yoluyla veya elektronik ortamda alıcısına ulaştırılabilir. …” (13) 29/3/2020 tarih ve 31083 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza İnfaz

Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin “Güvenlik ve gözetim servisi” başlıklı 10’uncu maddesinde, “(1) Güvenlik ve gözetim servisi; kurumun güvenliği, düzeni ve disiplininden sorumludur. Güvenlik ve gözetim servisinde; infaz ve koruma başmemurları ile infaz ve koruma memurları görev yapar.

(2) Kurum müdürü tarafından seçilen bir infaz ve koruma başmemuru “sorumlu infaz ve koruma başmemuru” olarak görev yapar.

(3) Sorumlu infaz ve koruma başmemuru, kurumun güvenlik ve gözetiminden, bu serviste görev yapmakta olan, infaz ve koruma başmemurları ile infaz ve koruma memurlarının sevk ve idaresi ile organizasyonundan sorumludur. Güvenlik ve gözetim servisinin nöbet cetvellerini düzenler ve bunları kurum müdürüne onaylatır. Müdürün bulunmaması durumunda ikinci müdür ya da idare memuru onay makamıdır.

(4) İnfaz ve koruma başmemuru, kurumdaki güvenlik, düzen ve disiplinin sağlanması için infaz ve koruma memurlarının sevk ve idaresinden sorumlu olup, bu hizmetlerin yerine getirilmesi sırasında kurum müdürü, ikinci müdür veya bu amirlerin bulunmadığı kurumlarda idare memurunun vermiş olduğu emirlerin yerine getirilmesini ve uygulanmasını sağlar. Bu görevlerini yerine getirirken, sorumlu infaz ve koruma başmemurunun talimatına göre hareket ederler.

(5) İnfaz ve koruma memuru, kurumun güvenlik, düzen ve disiplininin sağlanması, hükümlülerin kurum içindeki hareketlerinin takip ve kontrolü ile gözetimi ve kurumun temiz tutulması ile hükümlülerin iç yönergelere uygun surette hareket etmelerini sağlamakla görevli olup, müdür ve ikinci müdür veya bunların bulunmadığı yerlerde idare memuru ile infaz ve koruma başmemuru tarafından verilen görevleri yapar.

(6) Güvenlik ve gözetim servisinde görev yapanlar, aşağıdaki görevleri düzenli olarak yerine getirir: …” (13.1) “Kapıların açılmaması ve temasın önlenmesi” başlıklı 33’üncü maddesinde, “(1) Kapalı kurumlarda oda ve koridor kapıları kapalı tutulur. Kapılar aşağıdaki hâllerde açılır: a) Cezaevi tabibine, revire, hamama veya berbere gitme ya da başka odaya nakil hâllerinde. b) Hastane ve duruşmaya gönderme veya başka kuruma nakil hâllerinde. c) Salıverilme, ziyaret, arama, sayım, denetim, eğitim, öğretim, spor ve iyileştirme çalışmaları veya kurumda çalıştırma hâllerinde. ç) Kurullara çağrılma hâllerinde. d) Ölüm, deprem veya yangın gibi olağanüstü hâllerde. e) Kurum idaresince gerekli görülen diğer hâllerde. (2) Hükümlüler, birinci fıkrada sayılan hâller dışında, diğer odalardaki hükümlüler ve kurum görevlileri ile temasta bulunamazlar. …” (14) 17/12/2015 tarihli Birleşmiş Milletler Mahpusların Islahı İçin Asgari Standart Kuralları’nın (Nelson Mandela Kuralları) (1955 tarihli BM Mahpusların Islahı İçin Asgari Standart Kurallar Bütününün revizyonu); (14.1) 1’inci maddesinde, “Bütün mahpuslara insanlık onuru ve değerine uygun olarak saygıyla davranılır. Hiçbir mahpus, gerekçesi ne olursa olsun işkence ve diğer zalimane, insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele ve cezaya maruz bırakılamaz ve bütün mahpuslar böylesi muamele ve cezaya karşı korunur…” hükmü, (14.2) 3’üncü maddesinde, “Hapislik ve kişilerin dış dünyayla ilişkilerin kesilmesiyle sonuçlanan diğer tedbirler, bu kişileri özgürlüklerinden yoksun bırakarak, kendi kaderlerini belirleme hakkını ellerinden aldığı için sıkıntı vericidir. Bu nedenle hapishane sistemi, olaya özgü olarak haklı görülebilir ayırma ya da disiplin gerekçeleri hariç, böylesi bir duruma ilişkin ıstırabı, daha ağır hale getiremez.” hükmü, (14.3) 4’üncü maddesinin birinci fıkrasında, “Hapis cezasının ya da kişinin özgürlüğünü kısıtlayan benzer tedbirlerin amacı, öncelikle toplumu suça karşı korumak ve suçun tekrarını azaltmaktır. Ancak bu amaçlar, eğer hapislik dönemi, bu kişiler tahliye olduklarında mümkün olduğunca topluma yeniden uyumlarını sağlayacak biçimde kullanılırsa başarılabilir; böylece yasalara uymaları ve kendi yaşamlarını sürdürmeleri sağlanabilir” hükmü yer almaktadır.

/

(15) Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından 11/1/2006 tarihinde 952. Delegeler Komitesi toplantısı sırasında kabul edilen Üye Devletlere Avrupa Cezaevleri Kuralları Hakkında REC (2006) 2 No.lu

Tavsiye Kararı’nın ekinde yer alan Avrupa Cezaevi Kurallarında; (15.1) 1 numaralı kuralda, “Özgürlüğünden yoksun bırakılan tüm kişilere insan haklarına saygılı bir şekilde davranılmalıdır”, (15.2) 6 numaralı kuralda, “Bütün alıkonma biçimleri, özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilerin özgür toplumla yeniden bütünleşmelerini kolaylaştıracak şekilde düzenlenmelidir”, (15.3) 9 numaralı kuralda, “Bütün cezaevleri, düzenli olarak resmi denetime ve bağımsız izlemeye tabi tutulmalıdır” hususları düzenlenmiştir.

(16) Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9/12/1988 tarih ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen Herhangi

Bir Biçimde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunması İçin Prensipler Bütünü’nün, “İnsani tarzda muamele yükümlülüğü” başlıklı 1’inci maddesi, “Her hangi bir biçimde tutulan veya hapsedilen bir kimse, insaniyetin ve insanın doğuştan sahip olduğu insanlık onuruna saygının gerektirdiği bir biçimde muamele görür” ifadesini haizdir. Söz konusu Prensiplerin “İşkence yasağı” başlıklı 6’ncı maddesinde, her hangi bir biçimde tutulan veya hapsedilen bir kimsenin, işkenceye veya zalimane, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele veya cezaya maruz bırakılamayacağı kayıt altına alınmıştır.

(17) 1990 yılında Havana’da toplanan Suçların Önlenmesi ve Suçluların Islahı Üzerine Sekizinci Birleşmiş

Milletler Konferansı tarafından kabul edilen Kanun Adamlarının Zor ve Silah Kullanmalarına Dair

Temel İlkeler’in 15’inci maddesinde, “Kanun adamları, kurum içinde güvenliğin ve düzenin sürdürülmesi için gerekli olmadıkça veya kişisel güvenlikleri tehdit edilmedikçe, hapsedilen kişilerle olan ilişkileri sırasında zor kullanamazlar” düzenlemesine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ AV. FATMA BENLİ YALÇIN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

(18) Kamu Denetçisi tarafından, 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca başvuranın darp ve şiddet iddiasına ilişkin Çorum

Cumhuriyet Başsavcılığınca adli soruşturma başlatıldığı, Başsavcılık tarafından darp iddiası ile yaralanma arasındaki illiyet bağına ilişkin İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Kurulundan talepte bulunulduğu ve idari soruşturmanın henüz tamamlanmadığı anlaşıldığından yasal mevzuat gereği başvuruya konu şikâyetin darp ve kötü muamele iddialarına yönelik hususlar yönünden incelenmemesi; İdare tarafından Kurumumuza gönderilmiş cevabi yazı ekinde başvuran tarafından farklı mercilere hitaben yazılmış olan 25 adet dilekçenin kayıtlara geçtiği, bahse konu dilekçeler kapsamında Çorum Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından soruşturma açıldığı, başvuran tarafından Kurumumuza hitaben yazılmış olan dilekçenin de idare tarafından Kurumumuza gönderildiği, dolayısıyla başvuranın dilekçelerinin ilgili kurumlara gönderilmediği iddiasının kayda geçen 25 dilekçe ile uyuşmadığı anlaşıldığından, şikayet başvurusunun başvuranın dilekçelerinin ilgili kurumlara gönderilmediği iddiasına yönelik hususlar yönünden reddi; Ceza İnfaz Kurumu görevlileri ile tutulu kişilerin zorunlu durumlar dışındaki her türlü fiziki temasının, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Kapıların açılmaması ve temasın önlenmesi” başlıklı 34’üncü maddesinin birinci fıkrasında sayılan hallerde ve kamera gören ortamlarda gerçekleştirilmesine özen gösterilmesi, özel hayatın gizliliği ilkesi gereği kameranın takılmaması gereken alanlar dışında ceza infaz kurumlarında kameranın bulunmadığı kör noktaların kalmaması amacı ile gerekli tedbirlerin alınması ve Ceza İnfaz Kurumlarının denetiminde bu hususlara özellikle dikkat edilmesine yönelik çalışma yapılması hususunda tavsiyede bulunulması yönünde hazırlanan öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Açısından Değerlendirme (19) Şikâyet başvurusu özetle; 04/02/2022 tarihinde kameraların olmadığı bir odada, başmemur öncülüğünde yaklaşık on infaz koruma memurunun saldırısına, linç girişimine, hakaretine, şiddetine maruz kaldığı, sağlık çalışanlarınca sevk edilip hastaneye gönderilmediği, dilekçelerinin ilgili kurumlara gönderilmediği, cezaevi yönetiminin, memurların ve çalışanların söz birliği yaparak işlenen suçun üzerini örtmeye çalıştıkları iddiasına dayanmaktadır.

(20) Türkiye, ceza adalet sisteminin işleyişinin, insan onurunu gözetecek şekilde teşkiline yönelik önemli adımlar atmış, bu amaçla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun bütüncül bir bakış açısıyla baştan sona gözden geçirilerek 2004 yılında kabul edilmiştir.

(21) Ceza infaz sisteminin işleyişinin temel dayanak belgesi niteliğinde olan, ceza ve güvenlik tedbirlerinin amaç, kapsam ve ilkeleri ile ceza infaz kurumları ve tutukevlerinin yönetimine dair temel hukuk kurallarının belirlendiği 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “İnfazda temel ilke” başlıklı 2’nci maddesinde, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kuralların, ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken vs. hiçbir konuda ayrım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanacağı; ayrıca ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamayacağı güvence altına alınmıştır.

(22) İnfaz sistemlerinin temel amacı, “tutulu kişilerin” bir yandan cezalarının infazı, diğer yandan da bu kişilerin ıslahı ve topluma yeniden katılımlarının kolaylaştırılması amacına dayanmaktadır. Bu husus, 5275 sayılı Kanun’un “İnfazda temel amaç” başlıklı 3’üncü maddesinde, hükümlünün öncelikle genel ve özel önlemesinin sağlanmasının (cezanın infazı) yanı sıra, yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak şeklinde tarif edilmiştir. Yine Kanun’un “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6’ncı maddesinde; “hükümlülerin güvenli bir biçimde ve kaçmalarını önleyecek tedbirler alınarak düzen, güvenlik ve disiplin çerçevesinde tutulacakları”, “hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten mahrumiyetin, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî ve manevî şartlar altında çektirileceği”, “cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve imkânların kullanılacağı”, “hükümlünün kanun ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkelerinin esas alınacağı”, “hükümlülerin kişilikleriyle orantılı bireyselleştirilmiş programlara yer verilmesine özen gösterileceği” ve “ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınmasının zorunlu olduğu” şeklinde açıklanan ilkelere yer vermek suretiyle bu amacın sağlanmasına yönelik tedbirler teminat altına alınmıştır.

(23) Görüleceği gibi 5275 sayılı Kanunun 6’ncı maddesi hükmü uyarınca, hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten mahrum bırakma ve ceza infaz kurumlarının düzen, güvenlik ve disiplininin sağlanmasına yönelik olarak Kanununla öngörülen müeyyideler haricinde bir “kısıtlama”, “tedbir” veya

“ceza” hukuka aykırılık oluşturacaktır.

(24) Kurumumuzca tesis edilen çok sayıda kararda da belirtildiği üzere, meşru makamlar tarafından usulüne uygun şekilde hürriyetinden mahrum bırakılan ve kapalı kurumlarda barındırılan, dolayısı ile dış dünya ile

iletişimi kısıtlanan veya sonlandırılan tutulu kişiler, temel hak ve özgürlüklerinin korunması noktasında kamu idaresinin sorumluluğu altındadırlar. Bu kişilerin maruz kalabileceği hak ihlallerinin önüne geçilmesi ve yaşanabilecek mağduriyetlerin soruşturulması devletin sorumluluğundadır.

(25) Konunun insan hakları hukuku açısından taşıdığı önem nedeniyle, kapalı kurumlarda tutulan kişilerin barındırılması, bu kişilerin kurumlara ilk girişinden itibaren ayrıntılı şekilde düzenlenmiş olup her kişi ve görevlinin sorumlulukları ile birlikte süreçlere dair ayrıntılı usul kuralları belirlenmiştir. Bir ceza infaz kurumuna getirilen tutulu kişiler hakkında yapılacak işlemler mevzuatta ayrıntılı surette belirlenmiş ve uygulanışına dair kurallar açık bir şekilde belirlenmiştir.

(26) Somut başvuruda yukarıda da aktarıldığı üzere, başvuran 04/02/2022 tarihinde darp edildiği, hastaneye sevk edilmediği ve dilekçelerinin işleme alınmadığı iddiasında bulunmaktadır. Söz konusu başvuru tarafımızca, tarihinde sistem üzerinden kayıt altına alınmıştır. Başvuru konusu şiddet iddiaları ile dilekçelerinin ilgili kurumlara iletilmediği iddialarını içerdiğinden, dilekçe ekinde idari başvuru yollarının tüketildiğine ilişkin belge sunulmamasına rağmen, idari başvuru yollarının tüketilmesi şartı aranmaksızın Kurumumuzun tabi olduğu düzenlemeler doğrultusunda doğrudan inceleme ve araştırmaya geçilmiş, iddiaların doğruluğunun incelenmesi amacıyla idareye bilgi belge talep yazısı gönderilmiş, gerekli inceleme ve araştırmanın yapılabilmesi amacıyla dört defa yazışma yapılmıştır.

(27) Adalet Bakanlığı tarafından; başvuranın 04/02/2022 tarihli başvuru dilekçesine istinaden güvenlik ve gözetim servisinin başında bulunan sorumlu infaz ve koruma başmemurluğu hazır kuvvet birimine getirildiği, şikâyete konu olayın gerçekleştiği 04/02/2022 tarihinde bahse konu oda içerisinde kamera bulunmadığı, (27.1) Şikâyete konu olay sonrasında şikâyetçinin rapor aldırılmak üzere 2 defa kurum tabipliğine götürüldüğü, kurum tabipliğine ilk gittiğinde kurum aile hekimi kurumda olmadığından dolayı kurum sağlık memurundan rapor istenildiği, sağlık memurunun rapor verme yetkisi bulunmadığından dolayı revir biriminin yanında bulunan geçici koğuşa götürüldüğü, kurum aile hekimi kuruma geldikten sonra şikâyetçinin 2 defa revir birimine götürüldüğü, kurum aile hekimine darp edildiğini beyan etmesi üzerine, muayenesi yapılmak istenildiğinde “burada muayene yaptırmak istemiyorum, hastaneye gitmek istiyorum” şeklinde beyanda bulunduğu, kurum aile hekiminin de adli muayenesini bu aşamada yapması gerektiğini, daha sonra gerekli bir durum tespit edildiği takdirde hastaneye sevk edebileceğini kendisine belirttiği, sonrasında kurum aile hekimliğince “herhangi bir darp veya cebir izi, kırık, kızarıklık veya herhangi bir hassasiyet görülmemiştir” ibareli 04/02/2022 tarihli adli muayene raporunun tanzim edildiği, (27.2) Kurum aile hekimi tarafından adli muayene raporu verilmesine rağmen bir süre sonra rapor aldırılmadığı yönünde iddialarda bulunması nedeniyle 23/02/2022 tarihinde tekrar kurum aile hekimliğine götürüldüğü, yapılan muayenesi sonucunda kurum aile hekimliğince ikinci defa adli muayene raporu düzenlendiği, yukarıda belirtilen 2 adet genel adli muayene raporu olmasına rağmen Hitit Üniversitesi Erol

Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesine Adli Tıp raporu alınmak üzere 09/03/2022 tarihinde sevkinin sağlandığı, 17/03/2022 tarihli adli tıp raporunun tanzim edildiği, adli tıp uzmanının sol kaburga kemiğinde eski kırık olduğunu belirttiği, (27.3) Anılan kurumda A-10 koğuşunda barındırılmakta olan tarafından kurum görevlilerine karşı kapalı zarf usulü ile yazmış olduğu mektubun incelenmesi sonucunda içeriğinde, B-5 koğuşundan A-

10 koğuşuna tadilat yapıldığı gerekçesi ile koğuşun taşındığını, koğuş değişimi esnasında battaniye,

seccade, Kuran’ı Kerim’in verilmediğini ve fazla malzemelerini attıklarını beyan ederek kurum görevlilerine karşı beddua ve tehditvari söylemlerde bulunduğunun tespit edildiği, bunun üzerine adı

geçenle 04/02/2022 tarihinde yapılan görüşmede bahse konu söylemlerine devam ettiği ve agresif hareketlerde bulunarak kafasını sağ sola vurmaya çalıştığı, ancak görevli memurların buna izin vermediği, daha sonra adı geçenin kurum tabipliğince muayenesinin yaptırıldığı, herhangi bir darp ve cebir izine rastlanılmadığının belirtildiği, olayla ilgili disiplin soruşturması başlatıldığı, yapılan disiplin soruşturması neticesinde kurum görevlilerine hakaret veya tehditte bulunmak eyleminden dolayı Disiplin Kurulu

Başkanlığının 11/02/2022 tarihli ve sayılı kararıyla başvurana “Hücreye Koyma/1 Gün” disiplin cezası verildiğinin tespit edildiği, (27.4) Başvuranın 04/02/2022 tarihinde önce eşyasının teslim edilmek üzere hazır kuvvet birimine getirildiği, eşya işlemleri bittikten sonra kurum tabipliğine gitmek istemesi üzerine kurum aile hekimi kurumda olmadığından revir birimine yakın olan geçici koğuşta yarım saat kadar bekletildiği, daha sonra iki defa kurum tabipliğine götürüldüğü, oradaki işlemleri tamamlandıktan sonra A-10 koğuşuna götürüldüğü, (27.5) Yukarıda belirtilen yerler dışında kurum personeli tarafından kurumun başka yerlerine götürülmediği, kurumda kameraların olmadığı odaların bulunduğu, bu odaların kurum personeli tarafından kullanıldığı, 04/02/2022 tarihinde başvuranın aile hekimliği odası hariç hiçbir odaya götürülüp getirilmediği, (27.6) 04/02/2022 tarihinde meydana gelen olay neticesinde disiplin soruşturması başlatıldığı, yapılan disiplin soruşturması neticesinde hakkında 5275 sayılı Kanun’un 44’üncü maddesinin ikinci fıkrasının (j) bendi gereğince “Kurum görevlilerine hakaret veya tehditte bulunmak.” eyleminden dolayı

‘Bir gün hücreye koyma’ disiplin cezası verildiği; 08/02/2019 tarihinde sabah sayımı sırasında koğuş ortak alanında 1 adet çöp poşetinden yapılma 2 metre uzunluğunda tarafından yapılan kalın ip bulunduğu, bu eyleminden dolayı “kınama” cezası verildiği; kurum görevlilerine hakaret veya tehditte bulunmak eyleminden hakkında Kurum Disiplin Kurulu Başkanlığının 11/02/2022 tarih ve sayılı kararı ile “Hücreye Koyma/1 Gün” disiplin cezası verildiği, (27.7) Başvuranın 04/02/2022 tarihinde ve sonrasında adli makamlara ve diğer resmi kurumlara dilekçe yazdığı, bu dilekçelerinin ilgili makam ve kuruluşlara gönderildiği, gönderilen dilekçe ve dilekçe gönderme üst yazılarının bir örneğinin ekte gönderildiği, başvurusu doğrultusunda Çorum Cumhuriyet

Başsavcılığının soruşturma, soruşturma dosyalarından adli yönden soruşturmanın devam ettiği, (27.8) Başvuranın anılan kurumda darp edildiği iddiasına ilişkin olarak düzenlenen adli raporlar, tüm tıbbi evrak, kamera kayıtlarında adı geçenin gündelik yaşantısına ilişkin tespitlerin incelenerek iddia edilen olay sonrasında hareketlerinde kısıtlılık olup olmayacağı, yaralanmasının olay tarihinden eski olup olmadığı, yaralanması iddiası sonrasında düzenlenen ilk adli muayene raporu ve tanık anlatımları dikkate alındığında, iddiaları ile tespit edilen durum arasında uygun illiyet bağı olup olmadığı hususlarının tespit edilmesi hususunda Çorum Cumhuriyet Başsavcılığınca İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Kurulundan talepte bulunulduğu ancak işlemlerin henüz sonuçlanmadığı, Çorum Cumhuriyet Başsavcılığının başvuru konusu ile ilgili no. soruşturmasının devam ettiği, (27.9) Bahse konu olayla ilgili ihmal ve kusurlarının olup olmadığının tespiti için Kurum disiplin amirliğince 28/03/2022 tarihli ve no. disiplin soruşturmasının başlatıldığı, ancak henüz sonuçlanmadığı belirtilmiştir.

(28) 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17’nci maddesinde; herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına

sahip olduğu; tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamayacağı; kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı ve kimsenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamayacağı güvence altına alınmıştır.

(29) Aynı husus, başta Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) olmak üzere, ülkemizin de tarafı olduğu birçok uluslararası hukuk belgesinde de kayıt altına alınmıştır. AİHS’nin “İşkence yasağı” başlıklı 3’üncü maddesinde bu husus, hiç kimsenin işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamayacağı şeklinde teminat altına alınmıştır.

(30) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM/Mahkeme) de birçok kararında, devletin, alıkonulan her kişiden sorumlu olduğunu vurgulayarak, işkence ve kötü muamelenin hem maddi hem de manevi şahsiyet üzerinde yol açtığı etkilerin tespitine yönelik ayrıntılı temel ilkeleri belirlemiştir.

(31) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme’nin 3’üncü maddesi ile ilgili içtihatlarında kötü muamele yasağının demokratik toplumların en temel değeri olduğunu vurgulamıştır. Kötü muamele yasağının Sözleşme’nin 15’inci maddesinde belirtilen toplum hayatını tehdit eden kamusal tehlike hâlinde

dahi hiçbir istisnaya yer vermediği içtihatlarda hatırlatılmıştır (Selmouni/Fransa, B. No:

25803/94, 28/7/1999, § 95; Labita/İtalya [BD], B. No: 26772/95, 6/4/2000, § 119).

(32) Diğer yandan Mahkeme, Sözleşmenin 3’üncü maddesinde düzenlenen işkence ve kötü muamele yasağının tespiti ve bu maddenin koruma alanından yararlanılabilmesi noktasında, yerleşik içtihadı uyarınca (i) iddiaların doktor raporuyla ispat edilmesi ve (ii) yapılan kötü muamelenin belirli bir seviyeye ulaşması gerekliliğini araştırmaktadır. Yani bir muamele veya cezanın kötü muamele olduğunu söyleyebilmek için eylemin “minimum ağırlık eşiği”ni aşması beklenir (Raninen/Finlandiya, B. No: 20972/92, 16/12/1997, § 55; Erdoğan Yağız/Türkiye, B. No: 27473/02, 6/3/2007 §§ 35-

37; Gafgen/Almanya [BD], B. No: 22978/05, 1/6/2010, §§ 88-90; Costello-Roberts/Birleşik Krallık, B. No:

13134/87, 25/3/1993, § 30). Bu nokta, yani “kötü muamelenin belirli bir noktaya ulaşması” ise örnek niteliğinde aşağıda verilen bir dizi kararda Mahkeme tarafından somutlaştırılmıştır: “…delilleri değerlendirirken genellikle makul şüphenin ötesinde bir ispat ölçütü… bu durumda ispat yükünün, tatminkâr ve ikna edici bir açıklama yapmak zorunda olan yetkili makamlara ait olduğu” (Bkz. İrlanda – Birleşik Krallık davası, 18.1.1978, Paragraf 161), “…kötü muamele iddiaları Mahkeme önünde tutarlı delillerle desteklenmelidir… makul şüpheye yer bırakmayacak derecede bir ispat ölçütüne göre bir delil, yeterince ciddi, açık ve tutarlı çıkarımlar toplamından veya olaylara ilişkin itiraza mahal bırakmayan fiili karinelerden çıkabilir.” (Bkz. Klaas – Almanya davası, 22.9.1993 Paragraf 30) “Mahkeme, tıp uzmanları tarafından tamamen bağımsız koşullarda hazırlanan tıbbi belge ve raporların, Bay Tomasi’nin maruz kaldığı darbelerin sayısı ve yoğunluğunu ispatladığını görmenin yeterli olduğunu düşünmektedir; bunlar söz konusu muameleyi insanlık dışı ve onur kırıcı kılan yeterince ciddi iki unsurdur.” (Tomasi – Fransa davası, 27.8.1992, Paragraf 110)

(33) AİHM, tutuklu ve hükümlülerle ilgili olarak onların korunmasız ve zayıf durumda olduklarını ve yetkililerin en zor şartlarda dahi bu kişilerin fiziksel esenliklerini korumakla sorumlu olduklarını

belirtmiştir (Keenan/Birleşik Krallık, B. No; 27229/95, § 91; Tarariyeva/Rusya, B. No:

4353/03, 14/12/2006, § 73; Vlademir/Romanov/Rusya, B. No: 41461/02, 24/7/2008, § 57). Sözleşme’nin 3’üncü maddesinin güvenliği sağlamak için güç kullanılmasını yasakladığı söylenemez ancak bu güç

zorunlu hâllerde kullanılmalı ve aşırı olmamalıdır (Ivan Vasilev/Bulgaristan, B. No:

48130/99, 12/4/2017,§ 63).

(34) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (Mahkeme) birçok kararında, doktor tarafından muayene edilmeyi isteme hakkının, işkence ve kötü muamele ile mücadelede önemine atıf yapmaktadır (Örnek için: Ayşe Tepe

/

– Türkiye, Başvuru No : 2022/4028 29422/95, Tarih: 22.07.2003, Paragraf 38). Mahkeme, işkence ve kötü muamele iddialarının tespitinde en temel delillerden birisinin, meydana gelen ihlal ile olay arasında bir illiyet bağı oluşturan doktor raporları olduğu değerlendirmesinde bulunmuştur (Selmouni – Fransa, Başvuru

No: 25803/94, Tarih: 28.07.1999, Paragraf. 90). Mahkeme vermiş olduğu bir kararda, doktor muayenesinin, uzman hekim tarafından, hiçbir polis memurunun hazır bulunmadığı bir ortamda yapılması ve muayene raporunda hem yara bulgularının ayrıntılı olarak açıklanması, hem de bu yaraların nasıl oluştuğuna dair hastanın ifadesi ile bu ifadenin yara bulgularıyla tutarlı olup olmadığına ilişkin hekim görüşüne yer verilmesi gerekliliğini vurgulamış; doktor raporlarında, muayenenin üstünkörü yapılmaması, kişinin taşıdığı yaraların ayrıntılarının yanı sıra, bu yaraların neden meydana geldiğinin de açıklanması gerektiğinin altını çizmiştir. (Nebahat Akkoç – Türkiye, Başvuru No : 2022/4028 22947 ve 22948/93, Tarih: 10.10.2000, Paragraf 118)

(35) Anlaşılacağı üzere, özgürlüğünden mahrum bırakılmış kişiler açısından “doktor raporları”, bu kişilerin barındırıldığı mekânlardaki kötü uygulamaların önüne geçilmesi noktasında, diğer tedbirlerle birlikte anahtar öneme sahip temel güvencelerden birisini oluşturmaktadır.

(36) İşkence ve kötü muamele iddialarının tespitinde AİHM içtihadına paralel bir şekilde, Anayasa

Mahkemesinin (AYM) de aynı ilkeye uygun davrandığı görülmektedir. “… bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında olabilmesi için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olması gerekir. Bu asgari eşik, göreceli olup her olayın somut koşulları dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu kapsamda muamelenin süresi, bedensel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler önem taşır…” (Ahmet Şenol ve diğerleri başvurusu, Başvuru No : 2022/4028 2017/, Karar Tarihi : 07/12/2022 22.2.2018, Paragraf 80).

(37) Anayasa Mahkemesine göre ceza infaz kurumunda saldırganlık gösterme riski yüksek olan hükümlü ve tutuklulara yönelik olarak ceza infaz kurumu personelinin kendilerini korumak, cezaevinde güvenliği ve disiplini sağlamak için daha geniş takdir yetkilerinin olduğu kabul edilmelidir. Ancak bu takdir yetkisinin iyi niyetli olarak temel hak ve özgürlüklere saygı çerçevesinde kullanılması gerekmektedir (Cihan Koçak, B. No: 2014/12302, 21/9/2017, § 61).

(38) Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi, Anayasanın 17’nci maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde ceza infaz kurumlarında tutulma koşullarını değerlendirirken, başvurucular tarafından ileri sürülen somut olaylara ilişkin iddialarla birlikte koşulların bir bütün olarak gözetilmesi ve bu kapsamda önlemlerin şiddeti, süresi, amacı ve bireyler için sonuçlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini de kabul etmiştir (Anayasa Mahkemesi Kararı, B. No: 2014/5100, 16/2/2017, § 38). Dolayısıyla her başvuruda somut olayın özel koşulları, alınan tedbirin niteliği, süresi, amacı ve söz konusu kişi üzerindeki etkisi değerlendirilmelidir. (Anayasa Mahkemesi Kararı, B. No: 2018/33190, 09/05/2019, § 44)

(39) 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Kapıların açılmaması ve temasın önlenmesi” başlıklı 34’üncü maddesinin birinci fıkrasında kapalı ceza infaz kurumlarında oda ve koridor kapılarının kapalı tutulacağı hükmüne yer verilmiş, kapıların açılacağı durumlar ise

“a) Kurum hekimine, revir, hamam ve berbere gitme, başka odaya nakil. b) Hastane ve duruşmaya gönderme ve başka kuruma nakil. c) Tahliye, ziyaret, arama, sayım, denetim, eğitim, öğretim, spor ve iyileştirme çalışmaları, kurumda çalıştırma. d) Kurullara çağrılma. e) Ölüm, deprem veya yangın gibi olağanüstü hâller. f) Cezaevi idaresince gerekli görülen hâller.” şeklinde sayılmıştır. İkinci fıkrada ise hükümlülerin sayılan hâller dışında, diğer odalardaki hükümlüler ve kurum görevlileri ile temasta bulunamayacakları kayıt altına alınmıştır. Benzer bir düzenlemeye Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin 33’üncü maddesinde de yer verilmiştir.

(40) Ceza infaz kurumlarının “iç güvenliği” ve “disiplininin” temini, kamu idaresinin öncelik ve sorumluluklarından birisidir. Ancak kurum iç güvenliğinin ihlali ile kurum disiplininin ihlalinin ayrı ayrı değerlendirilmesi ve buna göre yaptırım veya güç kullanımına başvurulması gerekmektedir. İç güvenliğin ihlalinin daha ciddi ve öncelikli bir mesele olarak görülebileceği; buna karşılık kurum disiplininin ihlaline yönelik her eyleme, ‘zor kullanarak ve zorlayıcı araçların kullanılması’ yolu ile mukabele edilmeyeceği, mevzuatta öngörülen “disiplin cezaları” ile karşılık verilebileceği değerlendirilmektedir.

(41) Başvuruya konu somut olayda, şikâyetçi tarafından 04/02/2022 tarihinde hakarete, şiddete, saldırıya maruz kaldığı, sağlık çalışanlarınca hastaneye sevk edilmediği, dilekçelerinin ilgili kurumlara gönderilmediği iddia ve şikâyet edilmiştir.

(42) İddialara ilişkin olarak cevabi yazı ekinde yer alan, 04/02/2022 tarihine ait kamera görüntülerinden oluşan CD, toplam yaklaşık 68 saatlik 20 ayrı kamera görüntüsü, şikâyetçi tarafından farklı mercilere hitaben yazılmış olan 25 adet dilekçe, 15/02/2019 tarihli Disiplin Soruşturma Raporu ve 18/02/2019 tarihli ve sayılı Ceza Verme Kararı, 04/02/2022 tarihli Savunma İstemi, 04/02/2022 ve 23/02/2022 tarihli Genel Adli Muayene Raporu, 09/02/2022 tarihli Muhakkik Raporu, 11/02/2022 tarihli ve

Karar No.lu Ceza Verme Kararı, 18/03/2022 tarihli şikâyetçinin itiraz dilekçesi, Çorum İnfaz Hakimliğinin 22/03/2022 tarihli ve sayılı kararı, başvuran tarafından yazılmış olan bila tarihli mektup, Hitit

Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenmiş olan 17/03/2022 tarihli ve sayılı rapor, Çorum Ceza İnfaz Kurumu ve Tutukevleri İzleme Kurulu Başkanlığı tarafından

Çorum L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna yapılan ziyarete ilişkin düzenlenen ilk 4 aylık dönem raporunun bir örneği ve diğer ilgili tutanak ve belgelerden oluşan ekler incelenmiştir.

(43) Adalet Bakanlığına muhatap bilgi ve belge talep yazımızda, “Başvuru konusu olay sonrası kişiye herhangi bir doktor raporu alınıp alınmadığı, alındı ise raporun bir örneği, alınmadı ise gerekçesi” sorulmuş ve ilgili doktor raporları temin edilmiştir.

(44) Darp iddialarının araştırılmasında en önemli verilerden biri olan doktor raporları incelendiğinde; 04/02/2022 ve 23/02/2022 tarihli Genel Adli Muayene Raporunda “… şahısta darp ve cebir izine rastlanmamıştır. …” şeklinde belirtildiği, Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve

Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenmiş olan 17/03/2022 tarihli ve sayılı raporda ise

“… bileşkede eski fraktür … Kişinin yapılan muayenesi ve tıbbi evrakının incelenmesi neticesinde: 1 adet kırığı ve 2 adet kırığı tespit edildiği, olay tarihli herhangi bir tıbbi evrakı bulunmadığından tespit edilen kırıkların ne zaman gerçekleştiğinin tam olarak tespit edilemeyeceği, …” şeklinde belirtildiği, (44.1) Ayrıca idare tarafından olay sonrasında şikâyetçinin rapor aldırılmak üzere 2 defa kurum tabipliğine götürüldüğü, kurum tabipliğine ilk gittiğinde kurum aile hekimi kurumda olmadığından dolayı kurum sağlık memurundan rapor istenildiği, sağlık memurunun rapor verme yetkisi bulunmadığından dolayı revir biriminin yanında bulunan geçici koğuşa götürüldüğü, Kurum aile hekimi kuruma geldikten sonra şikâyetçinin 2 defa revir birimine götürüldüğü, kurum aile hekimine darp edildiğini beyan etmesi üzerine, muayenesi yapılmak istenildiğinde “burada muayene yaptırmak istemiyorum, hastaneye gitmek istiyorum” şeklinde beyanda bulunduğu, kurum aile hekiminin de adli muayenesini bu aşamada yapması gerektiğini, daha sonra gerekli bir durum tespit edildiği takdirde hastaneye sevk edebileceğini kendisine belirttiği, Kurum aile hekimi tarafından adli muayene raporu verilmesine rağmen bir süre sonra rapor aldırılmadığı yönünde iddialarda bulunması nedeniyle 23/02/2022 tarihinde tekrar kurum aile hekimliğine götürüldüğü, yapılan muayenesi sonucunda kurum aile hekimliğince ikinci defa adli muayene raporu düzenlendiği, belirtilen 2 adet genel adli muayene raporu olmasına rağmen Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve

Araştırma Hastanesine Adli Tıp raporu alınmak üzere 09/03/2022 tarihinde sevkinin sağlandığı, 17/03/2022 tarihli adli tıp raporunun tanzim edildiği açıklamalarına yer verildiği, (44.2) Başvuranın anılan kurumda darp edildiği iddiasına ilişkin olarak düzenlenen adli raporlar, tüm tıbbi evrak, kamera kayıtlarında adı geçenin gündelik yaşantısına ilişkin tespitlerin incelenerek iddia edilen olay sonrasında hareketlerinde kısıtlılık olup olmayacağı, yaralanmasının olay tarihinden eski olup olmadığı, yaralanması iddiası sonrasında düzenlenen ilk adli muayene raporu ve tanık anlatımları dikkate alındığında, iddiaları ile tespit edilen durum arasında uygun illiyet bağı olup olmadığı hususlarının tespit edilmesi hususunda Çorum Cumhuriyet Başsavcılığınca İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas

Kurulundan talepte bulunulduğu, ancak işlemlerin henüz sonuçlanmadığı, Çorum Cumhuriyet

Başsavcılığının başvuru konusu ile ilgili no. soruşturmasının devam ettiği açıklamalarına yer verildiği tespit edilmiştir.

(45) İddiaların açıklığa kavuşturulması açısından Kurumumuzca, darp ve aşağılayıcı muamele iddiaları yanında tüm iddialara ilişkin bilgi belge talep yazıları yazılmış olup, şikâyetçinin tarih bilgisi ve “Hazır

Kuvvet Biriminde kameraların olmadığı bir odada” ifadesi dışında darp, şiddet ve işkence iddiasını destekleyen somut bir başka bilgi ve zaman aralığı bilgisine yer vermemesi karşısında Kurumumuz tarafından “Darp ve işkence iddiaları ile darp izlerinin mevcut olup olmadığının anlaşılabilmesini sağlayacak şekilde şikâyet tarihine ilişkin şikâyetçinin bulunduğu genel kamera görüntülerinin gönderilmesi” talep edilmiş ve Adalet Bakanlığından temin edilen A-10 Koridoru, Mahkum Kabul Geçici

Koğuşu, C1 Blok Önü Koridoru, C1 Blok Monitör Önü, Hazır Kuvvet Önü, Mahkum Kabul Ana Koridoru, Mahkum Kabul Birim Önü Koridoru, Mahkum Kabul Emanet Eşya Önü Koridoru, Mahkum Kabul Koli

Odası Koridoru görüntülerini içeren toplam 67 saatlik 19 ayrı kamera görüntüsü incelenmiştir.

(46) Buna göre; görüntülerin tamamının incelenmesinden şikâyetçinin A-10 Koğuşunun bulunduğu koridordan çıkartılmasından koğuşa geri dönüşüne kadarki süreçte herhangi bir şiddet ve darba maruz kaldığına ilişkin bir görüntünün bulunmadığı, görüntülerin tamamında şikâyetçinin yürüyüşünde, hareketlerinde, elbiselerinde ve fiziksel görüntüsünde bir olumsuzluk yer almadığı, serbest vaziyette hareket ettiğinin gözlemlendiği, şikâyete konu iddiaları destekler nitelikte bir emare ve herhangi bir olağanüstülük bulunmadığı, şikâyetçiye refakat eden infaz koruma memurlarının belirgin tavırlarında herhangi bir olumsuzluğun, herhangi bir itme, tutma, kelepçe vs. güç kullanımının söz konusu olmadığı, şikâyetçiye refakat etme eylemi dışında şikâyetçiye yönelik herhangi bir müdahalenin yer almadığı tespit edilmiştir.

(47) Anılan tespit üzerine Kurumumuz tarafından, başka herhangi bir olasılığının gözden kaçmaması için yapılan yeni bir yazışma ile “Hazır Kuvvet Biriminde şikâyetçi ile görüşme yapılan odada kamera bulunup bulunmadığı” ve “Şikâyetçinin Hazır Kuvvet Biriminde görüşme yapılan odaya girişinin ve çıkışının bulunduğu kamera görüntülerinin odada bulunduğu süreyi kapsayacak şekilde gönderilmesi” hususlarına ilişkin bilgi ve belge talep edilmiştir.

(48) Anılan idare tarafından “Şikâyete konu olayın gerçekleştiği 04.02.2022 tarihinde bahse konu oda içerisinde kamera bulunmadığı” belirtilerek ilgili kamera görüntüleri gönderilmiştir.

(49) 1 saat 15 dakikalık kamera görüntüleri incelendiğinde, – Hazır Kuvvet Biriminde iddiaya konu odanın hemen önünde yer aldığı anlaşılan kamera görüntülerinden odanın giriş kapısının kamera açısı nedeniyle görülemediği, dolayısıyla kapıdan giriş ve çıkış anına ilişkin görüntülerin bulunmadığı, ancak odanın önünden itibaren bütün koridorun görülebildiği, dolayısıyla kapıdan girene kadarki ve kapıdan çıktıktan sonraki görüntülerin bulunduğu, /

– Saat 08:14:15’de başvurana ait olduğu anlaşılan eşyaların odanın hemen önüne getirildiği, – Saat 08:18:57’de başvuranın 2 infaz koruma memuru refakatinde odanın önüne getirildiği, başvuranın ellerinde kelepçe bulunmadığı, herhangi bir zor kullanma emaresinin bulunmadığı, getirildikten sonra eşyaların tek tek kontrol edildiği, – Saat 08:29:30’da infaz koruma memurlarının sayısının arttığı, başvuranla aralarında konuştukları, ancak herhangi bir temasın gerçekleşmediği, hemen sonrasında eşyaların kontrolüne devam edildiği, – Saat 08:35:10’da başvuranın 1 infaz koruma memuru refakatinde koridorun sonuna doğru gittiği, – Saat 08:40:51’de başvuranın 2 infaz koruma memuru refakatinde geri geldiği, sonrasında eşyaların yanında genelde tek başına beklediği, zaman zaman 1 infaz koruma memuru ile konuştuğu, – Saat 08:57:17’de başvuranın 1 infaz koruma memuru ile listeyi kontrol ederek imzaladığı, – Saat 09:02:15’de başvuranın eşyalarla birlikte 2 infaz koruma memuru refakatinde koridorun sonuna doğru gittiği, memurların başvuranın koluna girdiği, başvuranın ellerinde kelepçe bulunmadığı, öncesinde şiddete, darba veya herhangi bir zor kullanmaya maruz kaldığına dair bir emarenin bulunmadığı, normal bir şekilde ve yürür vaziyette ilerlediği, arkalarından 6 infaz koruma memurunun yürüdüğü tespit edilmiştir.

(49.1) Görüntülerin devamı niteliğindeki “A-B Blok Arası C1 Monitör Önü Kamerası” olarak adlandırılan kamera görüntüleri incelendiğinde ise saat 09:02:37’de başvuranın 2 infaz koruma memuru refakatinde yürüdüğü, arkasında 2 infaz koruma memuru daha bulunduğu, arkalarından 3 infaz koruma memurunun daha yürüdüğü tespit edilmiştir.

(50) Diğer yandan görüntülerin tamamının incelenmesinden idarenin cevabi yazısında şikâyetçinin götürüldüğünün belirtildiği yerler dışında kurum personeli tarafından kurumun başka yerlerine veya kameraların bulunmadığı bir yere giriş ve çıkışının bulunduğuna ilişkin bir görüntü tespit edilememiştir.

(51) Başvuranın bir diğer iddiası dilekçelerinin ilgili kurumlara gönderilmediğine ilişkin olup, söz konusu iddiaya ilişkin dosya kapsamında yapılan incelemede, İdare tarafından Kurumumuza gönderilmiş cevabi yazı ekinde şikâyetçi tarafından farklı mercilere hitaben yazılmış olan 25 adet dilekçenin kayıtlara geçtiği, bahse konu dilekçeler kapsamında Çorum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma açıldığı, başvuran tarafından Kurumumuza hitaben yazılmış olan dilekçenin de idare tarafından Kurumumuza gönderildiği tespit edilmiştir. Başvuru dosyasının incelenmesinden, başvuran tarafından

Kurumumuza gönderilen dilekçede iletilen işkence ve şiddet iddiasının 07/02/2022 tarihli dilekçe ile

Çorum İnfaz Hakimliğine, 07/02/2022 tarihli, 08/02/2022 tarihli ve 10/02/2022 tarihli dilekçe ile de Çorum

Cumhuriyet Başsavcılığına iletildiği, dilekçelerinin ilgili kurumlara gönderilmediği iddiası hakkında ise 21/03/2022 tarihli ve 01/04/2022 tarihli dilekçe ile Çorum Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu, başvuranın başvuruları doğrultusunda Çorum Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma, soruşturma dosyalarından adli yönden soruşturmanın devam ettiği anlaşılmıştır.

(52) Başvuranın darp edildiği iddiası ile Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenmiş olan 17/03/2022 tarihli ve sayılı raporda, olay tarihli herhangi bir tıbbi evrakı bulunmadığından tespit edilen kırıkların ne zaman gerçekleştiğinin tam olarak tespit edilemeyeceği, …” şeklinde ifade yer aldığından, yaralanmasının olay tarihinden eski olup olmadığı, iddiaları ile tespit edilen durum arasında uygun illiyet bağı olup olmadığı hususları hakkında Çorum Cumhuriyet

Başsavcılığınca İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Kurulundan talepte bulunulduğu, Çorum

Cumhuriyet Başsavcılığının başvuru konusu ile ilgili no. soruşturmasının devam ettiği, bahse konu olayla ilgili ihmal ve kusurlarının olup olmadığının tespiti için Kurum disiplin amirliğince 28/03/2022 tarihli ve no. disiplin soruşturmasının devam ettiği, ayrıca başvuranın başvurusu doğrultusunda Çorum Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma dosyalarından adli yönden soruşturmanın devam ettiği ve söz konusu adli ve idari soruşturmaların günümüz itibarıyla hâlen derdest olduğu anlaşılmıştır.

(53) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin ikinci fıkrasında kayıtlı, “Ancak; … c) Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar, …, Kurumun görev alanı dışındadır” hükmü yer almaktadır.

(54) 28/3/2013 tarih ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in

“Kurumca incelenmeyecek şikâyet başvuruları” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan, “Yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış uyuşmazlıklar hakkında

Kuruma yapılan şikâyetler incelenmez” düzenlemesi mevcuttur.

(55) Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 5’nci maddesinin ikinci fıkrasının iptali istemiyle

Anayasa Mahkemesi’ne gidilmiş olup, Anayasa Mahkemesi’nin 27/12/2012 tarih ve E.2012/96

K.2012/206 sayılı Kararında; “Kuvvetler ayrılığı ilkesi genellikle hukuk devleti ilkesi ile ilişkilendirilmektedir. Günümüzde kuvvetler ayrılığı bir taraftan hükümet sistemlerinin tanımlanmasının bir aracı olarak kullanılmakta, diğer taraftan ise farklı devlet organları arasında bir kontrol ve denge sistemi olarak görülmektedir. Bu ilkenin tek bir anlamı ve uygulama biçimi olmadığından her ülkenin özgün tarihsel ve siyasal koşullarına bağlı olarak farklı uygulamaların ortaya çıkması doğaldır. Bu farklı tercihlerden birisinin, diğerlerine göre üstün tutulması söz konusu değildir. Anayasa’nın Başlangıç’ının dördüncü paragrafında kuvvetler ayrılığının, “Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medeni bir işbölümü ve işbirliği olduğu” ifade edilmektedir….İptali istenen kuralla, ‘Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar’ da Kurumun görev alanı dışında tutulmuştur. Yapılan düzenlemeyle, yargı mensuplarının, yargısal görevlerini yerine getirirken verdikleri kararların, Kurumun görev alanı kapsamı dışına çıkarılmasının, Anayasa’nın 138. ila 140. maddelerinde yer alan ‘mahkemelerin bağımsızlığı’ ve

‘hâkimlik-savcılık teminatı’na ilişkin hükümlerle uyum içerisinde olduğu ve TBMM ile ilişkili bir kurumun yargı kararlarını denetlemesinin mahkemelerin bağımsızlığı ve kuvvetler ayrılığı ilkesini ihlal edeceği açıktır.” ifadelerine yer verilmek suretiyle ilgi düzenlemenin Anayasaya aykırı olmadığı ve kuvvetler ayrılığı ilkesinin bir gereği olduğu değerlendirilerek TBMM ile ilişkili bir kurum olan Kamu

Denetçiliği Kurumunun yargı kararlarını denetlemesinin mahkemelerin bağımsızlığı ve kuvvetler ayrılığı ilkesini ihlal edeceği belirtilmiştir.

(56) Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Başvuru ve usulü” başlıklı 17’nci maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde, yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış uyuşmazlıklara ilişkin başvuruların incelenemeyeceği, hüküm altına alınmıştır. Benzer bir düzenlemeye Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına ilişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliği’nin 5’inci maddesinin birinci fıkrasında da ayrıca yer verilmiştir.

(57) Anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığı gereğince (m.11), her organın yetkisini, kendine ayrılmış alan içerisinde yerine getirmesi ve bunu ihlal etmemesi gerekir. Kurumumuza yargıya müracaat öncesinde başvuru yapılabilmekte ve Kurumumuz tarafından karar verilene kadar 6 ay süreyle yargı mercilerine başvuru süresi durmaktadır. Yukarıda yer verilen ilgili mevzuatın amir hükümleri

uyarınca yargıya intikal eden bir konuda Kamu Denetçiliği Kurumunun karar verme imkânı bulunmamaktadır. Bu noktada Kurumumuz tarafından yapılan inceleme ve değerlendirme, Cumhuriyet Başsavcılığına iletilen ve incelemesi devam eden konuların dışında idare tarafından şikâyete konu süreçle ilgili hukuka ve hakkaniyete uygun işlem tesis edilip edilmediğinin incelenmesi ile sınırlı tutulmuştur.

(58) Bu kapsamda dosyadaki bilgi, belge, doktor raporları ve kamera görüntüleri ışığında, Cumhuriyet Başsavcılığına iletilen hususlar dışında İdare tarafından yapılmış olan işlem, eylem ile tutum ve davranışa ilişkin hukuka ve hakkaniyete uygunluk açısından yapılan incelemede; (58.1) Şikâyet konusuna ilişkin idare tarafından şikâyete konu 04/02/2022 tarihine ait tüm kamera kayıtlarının bir örneğinin gönderildiği, toplam yaklaşık 67 saatlik 19 ayrı kamera görüntüsü ve başvuranın

Hazır Kuvvet Biriminde darp edildiği iddiasına ilişkin Kurumumuz tarafından ayrıca talep edilen Hazır

Kuvvet Biriminin önünde eşyaların incelenmesi, tutanak altına alınması dahil yer alan 1 saat 15 dakikalık kamera görüntülerinin ve devamının incelenmesinden, şikâyete konu iddiayı destekleyen bir görüntü olmadığı, başvuranın yürüyüşünde, hareketlerinde, davranışlarında, kıyafetlerinde bir zorlama, elbiselerinde ve fiziksel görüntüsünde bir olumsuzluk ve herhangi bir olağanüstülük, başvuranın şiddete, darba veya herhangi bir zor kullanmaya maruz kaldığına dair bir emare bulunmadığı, başvurana refakat eden infaz koruma memurlarının belirgin tavırlarında herhangi bir olumsuzluğun, herhangi bir itme, tutma, kelepçe vs. güç kullanımı görülmediği, başvurana refakat etme eylemi dışında başvurana yönelik herhangi bir müdahalenin, dolayısıyla şikâyete konu iddiaları destekler nitelikte bir tespitin yapılamadığı, ancak odanın içinde kamera bulunmadığı, (58.2) Şikâyete konu olay sonrasında başvuranın rapor aldırılmak üzere 2 defa kurum tabipliğine götürüldüğü, kurum aile hekimliğince “herhangi bir darp veya cebir izi, kırık, kızarıklık veya herhangi bir hassasiyet görülmemiştir” ibareli 04/02/2022 tarihli ve 23/02/2022 tarihli adli muayene raporu düzenlendiği, Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesine 09/03/2022 tarihinde sevkinin sağlandığı ve 17/03/2022 tarihli raporun tanzim edildiği, “… Sol 6. kostada kostokondral bileşkede eski fraktür … Kişinin yapılan muayenesi ve tıbbi evrakının incelenmesi neticesinde: 1 adet kırığı ve 2 adet kırığı tespit edildiği, olay tarihli herhangi bir tıbbi evrakı bulunmadığından tespit edilen kırıkların ne zaman gerçekleştiğinin tam olarak tespit edilemeyeceği, …” şeklinde belirtildiği, (58.3) 04/02/2022 tarihinde meydana geldiği iddia edilen şikâyet konusu ile ilgili disiplin soruşturması başlatıldığı, başvuranın savunmasının alındığı, yapılan disiplin soruşturması neticesinde kurum görevlilerine hakaret veya tehditte bulunmak eyleminden dolayı Disiplin Kurulu Başkanlığının 11/02/2022 tarihli ve sayılı kararıyla başvurana “Hücreye Koyma/1 Gün” disiplin cezası verildiği, cezaya ilişkin başvuranın itirazının alındığı, (58.4) Başvuranın darp edildiği iddiası ile yaralanmasının olay tarihinden eski olup olmadığı iddiaları ile tespit edilen durum arasında uygun illiyet bağı olup olmadığı hususları hakkında Çorum Cumhuriyet

Başsavcılığınca İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Kurulundan talepte bulunulduğu, Çorum

Cumhuriyet Başsavcılığının başvuru konusu ile ilgili no. soruşturmasının devam ettiği, bahse konu olayla ilgili ihmal ve kusurlarının olup olmadığının tespiti için Kurum disiplin amirliğince 28/03/2022 tarihli ve no. disiplin soruşturmasının devam ettiği, ayrıca başvuranın başvurusu doğrultusunda Çorum Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma dosyalarından adli yönden soruşturmanın devam ettiği ve söz konusu adli ve idari soruşturmaların günümüz itibarıyla hâlen derdest olduğu,

(58.5) Açıklanan gerekçelerle Cumhuriyet Savcılığı tarafından başlatılan soruşturma neticesinde darp ve şiddet iddiasına ilişkin gerekli inceleme yapılacağından ve Başsavcılık tarafından darp iddiası ile yaralanma arasındaki illiyet bağına ilişkin İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas

Kurulundan talepte bulunulduğundan ve idari soruşturma sürdüğünden, darp ve kötü muamele iddialarının yasal mevzuat gereği bu aşamada Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından yapılan inceleme kapsamı dışında kaldığı, (58.6) İdare tarafından Kurumumuza gönderilmiş cevabi yazı ekinde şikâyetçi tarafından farklı mercilere hitaben yazılmış olan 25 adet dilekçenin kayıtlara geçtiği, bahse konu dilekçeler kapsamında Çorum

Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma açıldığı, şikâyetçi tarafından Kurumumuza hitaben yazılmış olan 07/03/2022 tarihli dilekçenin de idare tarafından Kurumumuza gönderildiği, dolayısıyla şikâyetçinin dilekçelerinin ilgili kurumlara gönderilmediği iddiasının kayda geçtiği tespit edilen 25 dilekçe ile uyumlu olmadığı anlaşılmıştır.

(58.7) Diğer yandan darp ve şiddet iddiaların kamera bulunmayan Hazır Kuvvet Biriminde gerçekleştiği anlaşıldığından, Kurumumuz tarafından daha önce verilmiş olan farklı kararlarda da ifade edildiği üzere, Ceza İnfaz Kurumlarının özelliği gereği en ufak bir olumsuzluk ve herhangi bir ihlal iddiasına yol açmamak için ceza infaz kurumu görevlileri ile tutulu kişiler arasında kurulacak her türlü fiziki temasın, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında

Kanun’un “Kapıların açılmaması ve temasın önlenmesi” başlıklı 34’üncü maddesinin birinci fıkrasında sayılan hallerde ve -zorunlu durumlar hariç- kamera gören ortamlarda gerçekleştirilmesi, özel hayatın gizliliği ilkesi gereği kameranın takılmaması gereken alanlar dışında ceza infaz kurumlarında kameranın bulunmadığı kör noktaların olmaması amacı ile gerekli tedbirlerin alınması ve Ceza İnfaz Kurumları denetiminde bu hususlara özellikle dikkat edilmesi gerekmektedir.

C. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

(59) 28/3/2013 tarih ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde bir dizi iyi yönetim ilkesine yer verilmiştir. Adalet

Bakanlığının, Kurumumuz bilgi ve belge talep yazılarına gerekçeli olarak cevap verdiği değerlendirildiğinden, idarenin iyi yönetim ilkelerinden “kararların gerekçeli olması” ilkesine uygun davrandığı görülmüştür. Ancak Bakanlık tarafından bilgi ve belge talep yazılarımıza süresinde cevap verilmediği anlaşıldığından, idarenin bundan sonra Kurumumuz yazılarına süresinde cevap verilmesini teminen, “makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun olarak hareket etmesi beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

(60) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21’inci maddesinde, Kamu Denetçiliği Kurumunun inceleme ve araştırmasını, başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde sonuçlandıramaması hâlinde durmuş olan dava açma süresinin kaldığı yerden işlemeye başlayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda yapılan yazışmalar doğrultusunda incelemenin altı ayda bitirilememe gerekçesi, dava açma süresinin kaldığı yerden yeniden işlemeye başlayacağı hususu ve yargı yolu başvurana 12/09/2022 tarihli ve sayılı yazı ile bildirilmiştir.

VII. KARAR

İlgili mevzuat hükümleri, yukarıda yer verilen açıklamalar ve dosya kapsamına göre,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin ikinci

fıkrası hükmü ile 28/3/2013 tarih ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren

Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in

“Kurumca incelenmeyecek şikâyet başvuruları” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca başvuranın darp ve şiddet iddiasına ilişkin Çorum Cumhuriyet Başsavcılığınca adli soruşturma başlatıldığı, Başsavcılık tarafından darp iddiası ile yaralanma arasındaki illiyet bağına ilişkin İstanbul Adli Tıp Kurumu

Başkanlığı 2. İhtisas Kurulundan talepte bulunulduğu ve idari soruşturmanın henüz tamamlanmadığı anlaşıldığından yasal mevzuat gereği başvuruya konu şikâyetin darp ve kötü muamele iddialarına yönelik hususlar yönünden İNCELENMEMESİNE, İdare tarafından Kurumumuza gönderilmiş cevabi yazı ekinde başvuran tarafından farklı mercilere hitaben yazılmış olan 25 adet dilekçenin kayıtlara geçtiği, bahse konu dilekçeler kapsamında Çorum Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından soruşturma açıldığı, başvuran tarafından Kurumumuza hitaben yazılmış olan dilekçenin de idare tarafından Kurumumuza gönderildiği, dolayısıyla başvuranın dilekçelerinin ilgili kurumlara gönderilmediği iddiasının makul olmadığı anlaşıldığından, şikâyet başvurusunun başvuranın dilekçelerinin ilgili kurumlara gönderilmediği iddiasına yönelik hususlar yönünden REDDİNE, Ceza İnfaz Kurumlarında her türlü hukuka aykırılık iddialarını önlemek üzere, Ceza İnfaz Kurumu görevlileri ile tutulu kişilerin zorunlu durumlar dışındaki her türlü fiziki temasının, 5275 sayılı Ceza ve

Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Kapıların açılmaması ve temasın önlenmesi” başlıklı 34’üncü maddesinin birinci fıkrasında sayılan hallerde ve kamera gören ortamlarda gerçekleştirilmesine özen gösterilmesi, özel hayatın gizliliği ilkesi gereği kameranın takılmaması gereken alanlar dışında ceza infaz kurumlarında kameranın bulunmadığı kör noktaların kalmaması amacı ile gerekli tedbirlerin alınması ve Ceza İnfaz Kurumlarının denetiminde bu hususlara özellikle dikkat edilmesine yönelik çalışma yapılması hususlarında ADALET BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA, Kararın BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞINA TEBLİĞİNE,

6328 sayılı Kanunun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığınca bu karar üzerine

tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi