|
ÖZET: Başvuran, Büro Yönetimi ve Yönetici Asistanlığı programının Tıbbi Sekreterlik ortaöğretim programının üst öğrenimi sayılması nedeniyle, 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’na dayanarak zam ve tazminat haklarının geri verilmesini talep etmiştir. Ancak, Danıştay, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 152. maddesi gereği, sağlık hizmetleri sınıfında görevli memurların, bulundukları hizmet sınıfına atanılabilecek mesleki bir üst öğrenim bitirmeleri gerektiğini belirtmiştir. Başvuranın mezun olduğu programın sağlık hizmetleri sınıfına atanabilecek bir mesleki üst öğrenim olmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle, başvuranın üst öğrenim nedeniyle almakta olduğu zam ve tazminatlardan yararlanma talebi reddedilmiş, ayrıca 2019 yılının Ağustos ayından 2020 yılının Ocak ayına kadar ödenen zam ve tazminatlar için çıkarılan borç ve faizlerin iade edilmesi yönünde Sağlık Bakanlığı’na tavsiyede bulunulmuştur. Karar, kamu görevlilerinin kazanılmış haklarının korunması ve hukukun üstünlüğü ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/9483-S.21.15303
BAŞVURU NO : 2020/103602
KARAR TARİHİ : 28/06/2021
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI
,TCKN:
SAĞLIK BAKANLIĞI
BAŞVURUYA KONU İDARE :
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın üst öğrenime ilişkin zam ve tazminat haklarının geri verilmesi ve tarafına çıkarılan borcun iadesi talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 27/12/2020
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Başvuran, Kurumumuza yaptığı başvurusunda;
1.1) 10/09/2012 tarihinde Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Büro Yönetimi ve Yönetici
Asistanlığı ön lisans programından mezun olduğunu,
1.2) Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’nın 25/11/2009 tarihli ve 38646 sayılı “Üst Öğrenim Hk.”konulu
yazısı ve yine Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’nın 18/08/2010 tarihli Yükseköğretim Yürütme
Kurulu toplasında Büro Yönetimi ve Yönetici Asistanlığı programının Tıbbi Sekreterlik Ortaöğretim programının üst öğrenimi olduğuna karar verildiğinden 17/04/2006 tarihli ve 2006/10344 sayılı
Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı’nın 4 üncü maddesinin (e) fıkrasında öngörülen zam ve tazminatlardan yararlandığını,
1.3) Ancak, Sağlık Bakanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün 24/03/2020 tarihli ve E.
sayılı görüş yazısı ile üst öğrenim hakkının iptal edildiğini,
1.4) Konu ile ilgili 01/06/2020 tarihli ve sayılı itiraz dilekçesinin Bursa İl Sağlık Müdürlüğü’nün
05/06/2020 tarih ve E. sayılı yazısı ile Sağlık Bakanlığına iletildiğini, ancak Sağlık Bakanlığı tarafından bugüne kadar dilekçesine herhangi bir cevap verilmediğini,
1.5) Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu’nun 03/07/1989 tarihli ve E:1988/5, K:1989/3 sayılı kararında
“Kanunların geriye yürümezliği ilkesi, bir hukuki işlem veya eylemin, bir hukuki ilişkinin vuku bulduğu ya da meydana geldiği dönemdeki kanunun hükümlerine tabi kalmaya devam edeceğini ifade
eder. Sonradan çıkan kanun, kural olarak yürürlüğünden önceki olaylara ve ilişkilere uygulanmaz”.
hükmünün bulunduğunu,
1.6) Devlet Hastanesi tarafından tarafına çıkarılan borca ilişkin itiraz ettiğini, gelen cevabi yazıda
mevzuata uygun olduğu söylendiğini, ancak kendisinin bir hatasının olmadığının açık olduğunu, ifade ederek; Anayasa Mahkemesinin kazanılmış hakların geri alınamayacağına yönelik hükümleri doğrultusunda kazanılmış hakkı olan üst öğrenim hakkının geri verilmesini, ayrıca tarafına çıkarılan borç hakkında gereğinin yapılmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Sağlık Bakanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 05/04/2021 tarihli ve sayılı
yazısında;
2.1) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 152 nci maddesinde zam ve tazminatlara ilişkin
düzenlemeye ver verildiği ve kimlere hangi oranda zam ve tazminat ödeneceğinin Bakanlar Kurulu
Kararı ile belirleneceğinin hüküm altına alındığı,
2.2) Bu kapsamda çıkarılan 2006/10344 sayılı Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin
Bakanlar Kurulu Kararının uygulanmasına yönelik olarak (Mülga) Maliye Bakanlığınca yayımlanan
160 seri nolu Tebliğde, çalışan personelin yeni bir öğrenim bitirmesi halinde tarafına ne şekilde zam
ve tazminat ödenebileceğinin örnekler yöntemiyle de açıklandığı,
2.3) Ayrıca, (mülga) Maliye Bakanlığının 17/03/2014 tarihli ve sayılı yazısında “… teknik ve sağlık
hizmetleri sınıflarına dâhil kadrolarda bulunan personelin söz konusu hizmet sınıflarının atanılabilecek herhangi bir mesleki üst öğrenimi bitirmeleri halinde, kariyerleri için öngörülen zam ve tazminatın ödenmesinde, bitirilen üst öğrenimin “kadro göreviyle ilgili olması”, “kurumun görev alanıyla ilgili olması” veya “mevcut mesleki öğrenimin program ve bölüm bazında devamı mahiyetinde bir üst öğrenim olması” gibi şartların aranmasına gerek bulunmadığı, sadece bulunulan hizmet sınıfına atanılabilecek mesleki bir üst öğrenimin bitirilmiş olmasının yeterli görülmesi gerektiği değerlendirilmektedir. Bu itibarla, Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfına dâhil kadrolarda görev yapan personelin bitirmiş oldukları üst öğrenimlerin farklı bir programda olmakla birlikte anılan sınıfa dâhil kadrolara atanılabilecek mesleki sağlığa ilişkin herhangi bir üst öğrenim olması halinde 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Devlet
Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Kararın 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi hükmüne istinaden bitirilen üst öğrenim için öngörülen zam ve tazminatın ödenebileceği mütalaa olunmaktadır.” denildiği,
2.4) Konuya ilişkin, (mülga) Devlet Personel Başkanlığı’nın 28/10/2014 tarihli ve sayılı yazısında
“… Yükseköğretim Kurulu tarafından mesleki üst öğrenim olduğu yönünde karar verilmiş olsa dahi, memura kariyeri (mesleki üst öğrenimi) esas alınarak zam ve tazminat ödenebilmesi için; mezun olunan bölümün memurun bulunduğu hizmet sınıfına atanabilecek nitelikte bir öğrenim olması gerekmektedir.” şeklinde belirtildiği,
2.5) 2006/10344 sayılı Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Bakanlar Kurulu
Kararının uygulanmasına yönelik olarak (mülga) Maliye Bakanlığınca yayımlanan 160 seri nolu
Tebliğe göre, mezun olunan bölüm veya programın personelin mesleki üst öğrenimi olup olmadığının
2547 sayılı Kanunun 43/b maddesi uyarınca Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca belirleneceği,
2.6) Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının 19/04/2017 tarihli ve sayılı Bakanlığımıza göndermiş
olduğu yazısında; “13/04/2017 tarihli Yükseköğretim Yürütme Kurulu toplantısında yükseköğretim kurumlarında yer alan önlisans programlarından Sağlık Teknikeri Unvanını alan önlisans programlarının da ortaöğretim sağlık hizmetleri sınıfı için üst öğrenim sayılmasına” karar verildiği bildirildiği ve Başkanlıkça “büro yönetimi ve yönetici asistanlığı” önlisans programı mezunlarının
“meslek elemanı” sayılacağının ilan edildiği,
2.7) Bu itibarla, Büro Yönetimi ve Yönetici Asistanlığı önlisans programının sağlık hizmetleri ve yardımcı
sağlık hizmetleri sınıfına atanılabilecek mesleki sağlığa ilişkin bir öğrenim olmadığının düşünüldüğü,
3) Sağlık Bakanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 05/04/2021 tarihli ve sayılı
yazısının ekinde yer alan Sağlık Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığının 19/03/2021 tarihli ve sayılı yazısında;
3.1) (Mülga) Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğünün 21/08/2015 tarihli ve
sayılı yazısı ile (Mülga) Maliye Bakanlığı Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel
Müdürlüğünün 26/03/2014 tarihli ve sayılı görüş yazılarına göre işlem tesis edilmesi gerektiği,
3.2) Fazla veya Yersiz Ödemelerin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin amacına
bakıldığında, Sosyal Güvenlik Kurumunca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında fazla veya yersiz olarak yapılan her türlü ödemenin tespiti, tebliği, takibi ve tahsiline ilişkin usul ve esasları düzenlemek olduğu,
3.3) Bu Yönetmeliğin, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında
yapılan her türlü fazla veya yersiz ödemeyi kapsadığından başvurucunun talebindeki itiraz değerlendirilmesinde uygulanacak bir mevzuat olmadığının değerlendirildiği,
4) Sağlık Bakanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 05/04/2021 tarihli ve sayılı
yazısının ekinde yer alan Bursa İl Sağlık Müdürlüğünün 26/03/2021 tarihli ve sayılı yazısı ve eklerinde;
4.1) Başvuranın güncel hizmet belgesi incelemesinde, personelin 2002 yılında Erzurum Sağlık
Meslek Lisesinden mezun olup, 14/02/2011 tarihinde 657 4/B personel olarak sağlık Bakanlığında işe başladığı ve 01/08/2011 itibaren lise mezunu Tıbbi Sekreter olarak 657 Devlet Memurluğuna geçtiğinin, 10/09/2012 tarihinde 2 Yıllık Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Büro Yönetimi ve Yönetici Asistanlığı Ön Lisans programından mezun olduğunun, 25/05/2015 tarihinde Anadolu
Üniversitesi Açıköğretim İşletme Fakültesi Lisans programından mezunu olduğunun ve son olarak 09/07/2020 tarihinde Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Sağlık Yönetimi Lisans programından mezunu olduğunun anlaşıldığı,
4.2) Başvuranın Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Büro Yönetimi ve Yönetici Asistanlığı Ön
Lisans programından mezun olmasına ilişkin intibak işlemlerini gösterir hizmet belgesinden görüleceği üzere, üst öğrenim olarak 14/10/2012 tarihinde yapılan intibak işlemleri yapılıp 05/04/2014 tarihinde üst öğrenim olmaktan çıkarıldığından intibak işleminde düzeltme yapıldığı,
4.3) Başvurana, Ağustos 2019 döneminden Ocak 2020 dönemine kadar personel nakil belgesine göre
işlem tesis edilerek sehven 4 yıllık lisans zam ve tazminatları üzerinden, Şubat 2020 dönemi ile Mart
2020 dönemi 2 yıllık Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Büro Yönetimi ve Yönetici
Asistanlığı Ön Lisans zam ve tazminatları üzerinden, Nisan 2020 tarihinden Ağustos 2020 dönemine kadar ilgili hakkında talep edilen Bakanlık görüşü neticesi olarak Tıbbi Sekreter lise mezunu olarak maaş verildiği; akabinde başvuranın sözleşmeli yöneticiliğe geçtiği Eylül 2020 döneminde, son mezuniyetinin üst öğrenim kabul edilerek 09/07/2020 tarihinden itibaren lisans mezunu Sağlık
Tekinerleri zam ve tazminatlarından faydalanmaya hak kazandığı için maaşının mezkûr değerler üzerinden yapıldığı,
4.4) Konu ile ilgili anılan görüş yazılarının 2014 ile 2017 yılları arasını kapsadığı, Bakanlığın ilgili birimi
ve ayrıntılı bilgi için belirtilen Bakanlık personeli ile yapılan görüşme neticesinde Açıköğretim
Fakültesi Büro Yönetimi ve Yönetici Asistanlığı Ön Lisans programının üst öğrenim olmaktan çıkarıldığı 05/04/2014 tarihinden itibaren başladığı ve 2017 yılında son bulmadığı, görüş yazısında geçen “13/04/2017 tarihli Yükseköğretim Yürütme Kurulu toplantısında yükseköğretim kuramlarında yer alan önlisans programlarından Sağlık Teknikeri Unvanını alan önlisans programlarının da ortaöğretim sağlık hizmetleri sınıfı için üst öğrenim sayılmasına” kararının “Sağlık Teknikeri” unvanını kullanma hakkına haizleri kapsadığının, Büro Yönetimi ve Sekreterlik ön lisans mezunlarına
“Sağlık Teknikeri” unvanını kullanma hakkı verilmediğinin belirtildiği,
4.5) Başvuranın ödemesi talep edilen tutarın, aldığı – alması gereken – fark şeklinde yapıldığı ve ödeme
tarihine göre yasal faiz işletilerek hesaplandığı, başvuranın Ağustos 2019 döneminde Kuruma naklen tayin ile başlamış olduğu ve döner sermaye bütçeli olduğu için mezkûr dönemden başlayan bir tahsil işlemi yürütüldüğü ve konuya ilişkin eski kurumuna bilgi verildiği,
4.6) Yersiz yapılan ödemeler hakkında talep edilen görüş cevabı ve diğer yazışmalar Mart 2020 dönemine
kadar uzadığı için Ağustos 2019 ile Mart 2020 arasında borç çıkarılmak mecburiyetinde kalındığı, diğer taraftan başvuranın öğrenimi 05/04/2014 tarihinde üst öğrenim olmaktan çıkarıldığı için ilk ödemenin (intibakın) yapıldığı Kasım 2012 tarihinden başlatılmasının üst öğrenim sayıldığı dönemi de kapsayacağı, bu durumun da “Kanunların geriye yürümezliği ilkesi, bir hukuki işlem veya eylemin, bir hukuki ilişkinin vuku bulduğu ya da meydana geldiği dönemdeki kanunun hükümlerine tabi kalmaya devam edeceğini ifade eder. Sonradan çıkan kanun, kural olarak yürürlüğünden önceki olaylara ve ilişkilere uygulanmaz” ilkesine uymadığının düşünüldüğü, ayrıca başvuranın Kuruma gelmeden önce anılan dönemler içinde TKHB sözleşmeli çalışmalarının mevcut olduğu, ilgili çalışma dönemi ücretlerinin üst öğrenim zam ve tazminatlarından etkilenmediği,
4.7) Başvuranın Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 22/12/1973 tarihli ve E.1968/8, K.1973/14 sayılı
kararı uyarınca, ayrıca Muhasebat Genel Müdürlüğü Genel Tebliği (Sıra No: 16) ve 5018 sayılı Kamu
Mali Yönetimi ve Kontrolü Kanunu hükümleri gereğince, istisnai haller olan (yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi) söz konusu olmaması nedeniyle tahsil işleminin ancak son
60 güne ilişkin olabileceği yönündeki itirazı konusunda, ilgili tebliğde “İdarenin hatalı terfi veya
intibak işlemine dayanarak ödediği meblağın geri istenmesine bir mahkeme kararına lüzum olmadan işlem tesis edebileceği ve bu işleme karşı açılacak davaların çözümünün Danıştay’ın görevi içinde olduğu, İdarenin, yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde, süre aranmaksızın kanunsuz terfi veya intibaka dayanarak ödediği meblağı her zaman geri alabileceği ve
“ c) Yapılan terfi ve intibakta memurun kolayca anlayabileceği kadar açık bir hata mevcut olduğu halde idareyi haberdar etmemişse, yapılan fazla ödemelerin dayanağı olan hukuka aykırı
işlemlerin, 60 günlük süreye bağlı kalınmaksızın her zaman geri alınması mümkün bulunmaktadır. Ancak, bu hukuka aykırı işlem sebebiyle yapılan fazla, yersiz ve haksız ödemelerin geri alınmasında genel hükümlere göre zaman aşımı süresinin dikkate alınması gerekmektedir, denildiği ve başvuran memurun bu hususları kolayca anlayabilecek bir donanım ve konumda (personel terfi, intibak ve sicil işlemleri biriminde) sözleşmeli uzman olarak çalıştığı göz önünde bulundurularak mezkur tebliğde geçen “tahsil işleminin ancak son 60 güne ilişkin olabileceği” hükmünün uygulanamadığı,
4.8) Başvuran döner sermaye bütçeli olduğu için ve döner sermaye muhasebe biriminin veznesi mevcut
olmadığından hesaplama bittikten sonra muhtemel ödeme tarihine göre ödeme yapacak personellere ön muhasebe işlemleri gereği yasal faiz uygulandığı, ancak ödeme tarihinin değişmesi durumunda güncellenecek şekilde ilgili kişiye tebliğ edildiği,
4.9) Ayrıca, başvuranın Fazla veya Yersiz ödemelerin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki
Yönetmeliğin 10 uncu maddesinde yer alan borcun tahakkuk ettirilmesi esnasında herhangi bir faiz hesaplanmayacağı hükmü uyarınca hesaplama esnasında faiz uygulanmaması gerektiği yönündeki itirazı konusunda, Fazla veya Yersiz ödemelerin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki
Yönetmeliğinin 12 nci maddesinde yer alan “Kamu zararından doğan alacaklar, sorumlulardan ve/veya ilgililerden, zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikle tahsil edilir.” hükmü ve Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunda geçen “Kanuni faiz oranının, 1/1/2006 tarihinden geçerli olmak üzere yıllık % 12’den % 9’a indirilmesi 19/12/2005 tarihli ve 2005/9831 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kararlaştırılmıştır.” hükümlerinin uygulanması gerektiğinin mütalaa edildiği, ifade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
5) 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı”
başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”
6) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci
maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”
7) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun
7.1) “Tesis edilen sınıflar” başlıklı 36 ncı maddesinde;
“…I – GENEL İDARE HİZMETLERİ SINIFI:
Bu Kanunun kapsamına dahil kurumlarda yönetim, icra, büro ve benzeri hizmetleri gören ve bu
Kanunla tespit edilen diğer sınıflara girmeyen memurlar Genel İdare Hizmetleri sınıfını teşkil eder.
… III – SAĞLIK HİZMETLERİ VE YARDIMCI SAĞLIK HİZMETLERİ SINIFI:
Bu sınıf, sağlık hizmetlerinde (Hayvan sağlığı dahil) mesleki eğitim görerek yetişmiş olan tabip, diş tabibi, eczacı, veteriner hekim gibi memurlar ile bu hizmet sahasında çalışan yüksek öğrenim görmüş fizikoterapist, tıp teknoloğu, ebe, hemşire, sağlık memuru, sosyal hizmetler mütehassısı, biyolog, psikolog, diyetçi, sağlık mühendisi, sağlık fizikçisi, sağlık idarecisi ile ebe ve hemşire, hemşire yardımcısı, (Fizik tedavi, laboratuvar, eczacı, diş anestezi, röntgen teknisyenleri ve yardımcıları, çevre sağlığı ve toplum sağlığı teknisyeni dahil) sağlık savaş memuru, hayvan sağlık memuru ve benzeri sağlık personelini kapsar.
… ORTAK HÜKÜMLER
… 6- … b) Ortaokul ve dengi, lise ve dengi okulların, normal öğrenim süresinden fazla olması halinde, başarılı her öğrenim yılı için bir kademe ilerlemesi uygulanır. Bunlardan teknik öğretim okulları mezunlarına, meslekleri ile ilgili görevlerde çalışmaları halinde ayrıca bir kademe ilerlemesi daha verilir.
… 12- d) Memuriyette iken veya memuriyetten ayrılarak (87 nci maddeye tâbi kurumlarda çalışanlar dahil) üst öğrenimi bitirenler, aynı üst öğrenimi tahsile ara vermeden başlayan ve normal süresi içinde bitirdikten sonra memuriyete giren emsallerinin ulaştıkları derece ve kademeyi aşmamak kaydıyla, bitirdikleri üst öğrenimin giriş derece ve kademesine memuriyette geçirdikleri başarılı hizmet sürelerinin tamamı her yıl bir kademe, her üç yıl bir derece hesabıyla ilave edilmek suretiyle bulunacak derece ve kademeye yükseltilirler.”
7.2) “Zam ve Tazminatlar” başlıklı 152 nci maddesinde;
“…II- Tazminatlar:
… b) Sağlık Hizmetleri Sınıfına dahil kadrolarda görev yapanlardan; 1. Eğitim görevlisi, Başasistanlık görevini yapanlar ile Uzman Tabipler için % 215 ine,(1)
2. Diğer dört yıl ve daha fazla süreli yükseköğrenim veren okul mezunları İçin % 145 ine, 3. Dört yıldan aşağı yükseköğrenim veren okul mezunları için % 100 üne, 4. Lise dengi mesleki öğrenim veren okul mezunları için % 72 sine, 5. Ortaokul dengi mesleki öğrenim veren okul mezunları için % 60 ına
Ancak, Sağlık Hizmetleri Sınıfına ait kadrolarda görevli olup da, bu görevleri ile ilgili olmayan bir üst öğrenimi bitirenler için önceki öğrenim durumlarına ait tazminat oranları esas alınır.”
…
I- Ortak Hükümler:(1)
Bu zam ve tazminatların hangi işi yapanlara ve hangi görevlerde bulunanlara ödeneceği, miktarları, ödeme usul ve esasları bütün kurumları kapsayacak şekilde ve 154 üncü madde uyarınca katsayının
Cumhurbaşkanınca değiştirilmesi durumu hariç yılda bir defa olmak üzere hazırlanır ve
Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulur.”
8) 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun “Lisans düzeyinde öğretim” başlıklı 43 üncü
maddesinde, “… b. Aynı meslek ve bilim dallarında, eğitim – öğretim yapan üniversitelerde, eğitim – öğretim, metod, kapsam, öğretim süresi ve yıl içindeki değerlendirme esasları bakımından eşdeğer olması ve öğrenimden sonra kazanılan unvanların aynı ve elde edilen hakların eşdeğer sayılması hususu
Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine; öğretmen yetiştiren birimler için belirtilen esasların tespiti Milli Eğitim Bakanlığı ile de işbirliği yapılarak, Yükseköğretim Kurulunca düzenlenir.”
9) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun
9.1) 77 nci maddesinde;
“Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür.
Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur.”
9.2) 117 nci maddesinde;
“Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.
Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır.”
10) 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Kamu zararı” başlıklı 71 inci
maddesinde; “Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.
Kamu zararının belirlenmesinde; a) İş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması, b) Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılması, c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması, d) İş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınması veya yaptırılması, e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması, f) (Mülga: 22/12/2005-5436/10 md.)
g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması, /
esas alınır.
Kontrol, denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamu zararı, zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikte ilgililerden tahsil edilir.
Kamu zararının, bu zarara neden olan kamu görevlisinden veya diğer gerçek ve tüzel kişilerden tahsiline ilişkin usûl ve esaslar, Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.”
11) 19/10/2006 tarihli ve 26324 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kamu Zararlarının Tahsiline
İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin
11.1) “Kontrol, denetim veya inceleme sonucunda tespit edilen zararın değerlendirilmesi” başlıklı 7/A
maddesinde; “(1) Kontrol, denetim veya inceleme sonucunda tespit edilen zarara ilişkin hususlar, ilgili harcama yetkilisinin görüşünü de içeren ve harcama birimi tarafından düzenlenen Ek-1’deki Değerlendirme
Formu ile birlikte merkezde üst yöneticinin, taşrada ise idarenin taşrada bulunan en üst yöneticisinin değerlendirmesine sunulur. Merkezde üst yönetici, taşrada ise taşrada bulunan idarenin en üst yöneticisi gerek görmesi halinde hukuk biriminin görüşüne, sorumluların ve/veya ilgililerin bilgisine başvurabilir. Değerlendirme altmış gün içerisinde sonuçlandırılır.
… (4) Üst yönetici veya idarenin taşrada bulunan en üst yöneticisi tarafından yapılan değerlendirmede, kamu zararının oluştuğuna karar verilmesi halinde Değerlendirme Formu ile zararın tespitine ilişkin belgeler takibe yetkili birime gönderilir.
(5) Tespit edilen zararın, sorumlular ve/veya ilgililerce defaten ödenmesi veya ödeneceğinin yazılı olarak taahhüt edilmesi halinde söz konusu alacak, yukarıdaki fıkralarda belirtilen işlemlere gerek kalmaksızın borç tahakkuk kaydı yaptırılarak tahsil edilir.
(6) Kontrol, denetim veya inceleme sonucunda tespit edilen zararın, yapılan değerlendirme sonucunda kamu zararı niteliği taşımamakla birlikte, tahsili gereken bir alacak olduğuna karar verilmesi halinde bu alacak genel hükümlere göre takip ve tahsil edilir.”
11.2) “Kamu zararından doğan alacağın tebliği ve takibi” başlıklı 10 uncu maddesinde;
“(1) Kamu zararından doğan alacaklar, takibe yetkili birimce sorumlular ve ilgililerin bilinen adreslerine imzaları alınmak suretiyle veya 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilir.
(2) Kontrol, denetim veya inceleme sonucunda tespit edilen kamu zararından doğan alacakların sorumlulara ve ilgililere tebliğ işlemlerine, 7/A maddesi gereğince yapılacak değerlendirme işlemlerinin tamamlanarak değerlendirme formunun takibe yetkili birime ulaştırıldığı tarihten itibaren beş iş günü içerisinde başlanır. Tebliğde; borcun miktarı, sebebi, doğuş tarihi, faiz başlangıç tarihi, ödeme yeri belirtilir ve sorumlulara ve/veya ilgililere ödeme, itiraz veya sulh teklifinde bulunmak üzere otuz gün süre verilir.
a) Sorumluların ve/veya ilgililerin varsa itirazları 15 gün içinde sonuçlandırılır. Bu süre içinde sonuçlandırılmayan başvurular reddedilmiş sayılır. İtiraz, merkezde üst yönetici, taşrada ise idarenin
/
taşrada bulunan en üst yöneticisi tarafından, gerek görülmesi halinde harcama birimi ve/veya hukuk biriminin de görüşüne başvurularak sonuçlandırılır.”
12) 27/09/2008 tarihli ve 27010 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Fazla veya Yersiz Ödemelerin
Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin
12.1) “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde;
“Bu Yönetmeliğin amacı; Sosyal Güvenlik Kurumunca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel
Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında fazla veya yersiz olarak yapılan her türlü ödemenin tespiti, tebliği, takibi ve tahsiline ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.”
12.2) “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde;
“Bu Yönetmelik, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında yapılan her türlü fazla veya yersiz ödemeyi kapsar.”
12.3) “İlgililerin kasıtlı ve kusurlu davranışlarından doğan fazla veya yersiz ödemeler” başlıklı 5 inci
maddesinde; “(1) Bu Yönetmeliğin uygulamasında; a) Kuruma verilen veya ibraz edilen belgelerle gerçeğe aykırı bildirimde bulunulması, b) Örneği Kurumca hazırlanan belgelerle bildirilmesi taahhüt edilen durum değişikliklerinin bir ay içinde Kuruma bildirilmemesi, c) Kanunda öngörülen şartlar yerine gelmediği hâlde, sahte bilgi ve belgelerle sağlık hizmetleri ve diğer haklardan, ödeneklerden yararlanılması ile gelir veya aylık bağlatılması, ç) Sahte hizmet kazandırılmak suretiyle sağlık hizmetleri ve diğer haklardan, ödeneklerden yararlanılması ile gelir veya aylık bağlatılması, d) Boşanma nedeniyle gelir veya aylık bağlandıktan sonra boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşanması, e) Gelir ve aylıklarının kesilmesi gerektiği hâlde durumun gizlenmesi ve/veya bildirilmemesi, f) Sigortalılar ile gelir veya aylık alanlara yapılan ödemelerden, hak sahipliği sona ermesine rağmen her hangi bir kişi tarafından tahsilat yapılması, ilgililerin kasıtlı ve kusurlu davranışlarını oluşturur. …
(2) Birinci fıkrada sayılan durumların tespit edildiği tarihten geriye doğru en fazla on yıllık süre içinde yapılan fazla veya yersiz ödemeler, her bir ödemenin yapıldığı tarihten itibaren hesaplanacak kanunî faizi ile birlikte tahsil edilir.”
12.4) “Kurumun hatalı işlemlerinden doğan fazla veya yersiz ödemeler” başlıklı 6 ncı maddesinde;
“(1) İlgililerin kasıtlı ve kusurlu davranışları dışında kalan, Kurum çalışanlarının kasıtlı veya kusurlu davranışı, ihmali, dikkatsizliği ve bilgisizliği gibi sebeplerden kaynaklanan yersiz ödemeler
Kurumun hatalı işlemlerini oluşturur.
(2) Birinci fıkrada sayılan sebeplerin tespit edildiği tarihten geriye doğru en fazla beş yıllık süre içinde yapılan ödemeler, borcun ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmi dört ay içinde ödendiği takdirde faizsiz; yirmi dört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemeler, bu sürenin dolduğu tarihten itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte tahsil edilir.”
12.5) “Fazla veya yersiz ödemeden kaynaklanan alacağın tahakkuk ettirilmesi” başlıklı 10 uncu
maddesinde; “(1) Düzenlenen borç tablosu üzerinde ilgilinin kasıtlı ve kusurlu davranışı sebebiyle yapılan fazla veya yersiz ödemelerin her biri için, ödemenin yapıldığı tarihten hatalı işlemin tespit edildiği tarihe kadar kanunî faiz hesaplanır.
(2) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanan fazla veya yersiz ödemeler için de bir önceki fıkrada belirtilen borç tablosu düzenlenir. Ancak, bu tür alacaklar için borcun tahakkuk ettirilmesi sırasında her hangi bir faiz hesaplanmaz. Bu şekilde tahakkuk ettirilen borçlar için faiz başlangıç tarihi, borcun ilgiliye tebliğ edildiği tarihi takip eden yirmi dördüncü ayın bittiği tarihtir.”
13) 05/05/2006 tarihli ve 26159 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 17/04/2006 tarihli ve 2006/10344
sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve
Tazminatlara İlişkin Kararın
13.1) “Esas alınacak sınıf, kariyer, kadro ve görev unvanları” başlıklı 3 üncü maddesinde;
“… b) I sayılı Cetvelin (B) ve (C) bölümlerinde yer alan zamlar ile II sayılı Cetvelin (C), (E) ve (F)
bölümlerinde yer alan özel hizmet tazminatının ödenmesinde, anılan bölümlerde ayrıca belirtilen istisnai durumlar hariç olmak üzere, personelin işgal ettiği kadronun sınıfı ve kariyeri, … esas alınır.”
13.2) “Bazı özel durumlara ilişkin esaslar” başlıklı 4 üncü maddesinde;
“ (1) Bu Karara ekli I, II ve III sayılı cetvellerde yer alan zam ve tazminatların ödenmesinde
aşağıdaki esaslara uyulur:
… e) Kurumların teknik ve sağlık hizmetleri sınıflarına ait kadrolarında bulunanlardan, bulundukları hizmet sınıflarına atanılabilecek mesleki bir üst öğrenimi bitirenlere, cetvellerde ayrıca belirtilen istisnai durumlar hariç olmak üzere, kariyerleri (mesleki üst öğrenimleri) esas alınarak zam ve tazminat ödenir. Kadroları teknik ve sağlık hizmetleri sınıflarında bulunanlardan, bulundukları hizmet sınıflarından bir kadroya atanılamayacak herhangi bir üst öğrenimi bitirenlere ise bitirdikleri üst öğrenimden dolayı zam ve tazminat ödenmez.”
13.3) “Tereddütlerin giderilmesi ile emsal kadro ve unvan tespiti” başlıklı 13 üncü maddesinde;
“a) Bu Karar ve eki cetvellerin uygulanmasından doğacak her türlü sorunu çözüme bağlamaya
Devlet Personel Başkanlığının görüşü üzerine, Maliye Bakanlığı, /
b) Bu Kararda yer almayan kadro ve unvanlar için, ekli cetvellerde bulunan benzeri kadro ve unvanları dikkate alarak emsal kadro ve unvanlar tespit etmeye; mahalli idareler için İçişleri
Bakanlığı aracılığıyla, diğer kurum veya kuruluşlar için ise ilgili kurum veya kuruluşlarca doğrudan, Devlet Personel Başkanlığından alınacak görüş üzerine Maliye Bakanlığı, yetkilidir.”
14) 11/05/2006 tarihli ve 26165 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 160 Seri Nolu Devlet Memurları
Kanunu Genel Tebliğinde; “657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve aynı Kanunun ek geçici 9 uncu maddesi kapsamına giren kurumlardan aylık alanlara, 2006 yılında ne miktarda zam ve tazminat verileceğine dair 17/4/2006 tarihli ve 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan “Devlet Memurlarına
Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Karar” (bundan sonra “Karar” olarak adlandırılacaktır) ve eki cetveller 5/5/2006 tarihli ve 26159 sayılı Resmî Gazetede yayımlanmış olup söz konusu Kararının uygulanması sırasında ortaya çıkması muhtemel tereddütlerin giderilmesi ve uygulama birliğinin sağlanması amacıyla aşağıdaki açıklamaların yapılması gerekli görülmüştür.
…
E- Uygulamaya İlişkin Ortak Açıklamalar
… Kararın 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde de belirtildiği üzere, kadroları teknik ve sağlık hizmetleri sınıflarında bulunan personelden, bulundukları hizmet sınıflarına atanılabilecek mesleki bir üst öğrenimi bitirerek, diploma veya çıkış belgelerini kurumlarına ibraz edenlere, intibak işlemlerinin yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın, belgelerin kuruma ibrazını takip eden ay başından geçerli olmak üzere, ita amirlerinden alınacak ödeme onayı ile, cetvellerde ayrıca belirtilen istisnai durumlar hariç olmak üzere bitirilen aynı sınıfla ilgili mesleki üst öğrenimin karşılığı olan zam ve tazminatlar ödenecek, bunlar için ayrıca yıl içinde kontrol işlemi yapılmayacaktır.
Sağlık ve teknik hizmetler sınıflarında yer alan personelin bitirdiği üst öğrenimin mesleki bir üst öğrenim olup olmadığı hususu, 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanununun 43 üncü maddesinin (b) bendi uyarınca alınan Yükseköğretim Kurulu kararlarına istinaden tespit edilecektir.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
15) Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın 2006/10344 sayılı
Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara ilişkin Kararın 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde üst öğrenim belirlenen zam ve tazminatlardan yararlanmaya devam etmesi yönündeki talebinin reddi; 2019 yılının Ağustos ayından
2020 yılının Ocak ayına kadar geçen dönemde başvurana ödenen lisans mezunları için belirlenen üst
öğrenim zam ve tazminatlar için başvurana çıkarılan borca ilişkin faizlerin, ayrıca 2020 yılının Ocak ve Şubat aylarında başvurana ödenen önlisans mezunları için belirlenen üst öğrenim zam ve tazminatlar için başvurana çıkarılan borcun ve faizlerinin başvurana iade edilmesi yönünde idareye tavsiyede bulunulması gerektiği yönünde hazırlanan öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
Başvuran, özetle, Yükseköğretim Kurulu kararına istinaden Büro Yönetimi ve Yönetici Asistanlığı programının Tıbbi Sekreterlik ortaöğretim programının üst öğrenimi sayılarak 17/04/2006 tarihli ve 2006/10344 sayılı Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Bakanlar Kurulu
Kararı’nın 4 üncü maddesinin (e) fıkrasında öngörülen zam ve tazminatlardan yararlanmakta iken, üst öğrenim hakkının iptal edilmesinin hukuka aykırı ve kazanılmış hakkının ihlali olduğunu iddia ederek üst öğrenim hakkının geri verilmesini, ayrıca tarafına çıkarılan borç hakkında gereğinin yapılmasını talep etmektedir.
Zam ve Tazminatlardan Yararlanma Hakkına İlişkin Değerlendirme
16) Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi Devlet memurlarına ödenecek iş güçlüğü,
iş riski, temininde güçlük ve mali sorumluluk zamları ile özel hizmet tazminatı ve diğer tazminatlar, bu Kanunun l52 nci maddesinde düzenlenmiş olup, bu maddede Sağlık Hizmetleri Sınıfına ait kadrolarda görevli olup da, bu görevleri ile ilgili olmayan bir üst öğrenimi bitirenler için önceki öğrenim durumlarına ait tazminat oranları esas alınacağı, ayrıca bu zam ve tazminatların hangi işi yapanlara ve hangi görevlerde bulunanlara ödeneceği, miktarları, ödeme usul ve esasların
Cumhurbaşkanı Kararı (02/07/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle değiştirilmeden önceki halinde Bakanlar Kurulu Kararı) ile belirleneceği düzenlenmiştir.
17) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 152 nci maddesi uyarınca 17/04/2006 tarihli ve 2006/10344
sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve
Tazminatlara ilişkin Kararın 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, istisnai durumlar hariç olmak üzere, personelin işgal ettiği kadronun sınıf ve kariyerinin esas alınacağı hükme bağlanmış; 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde ise, sağlık hizmetleri sınıfına ait kadrolarda bulunanlardan, bulundukları hizmet sınıflarına atanılabilecek mesleki bir üst öğrenimi bitirenlere, cetvellerde ayrıca belirtilen istisnai durumlar hariç olmak üzere, kariyerlerinin (mesleki üst öğrenimleri) esas alınarak zam ve tazminat ödeneceği, bulundukları hizmet sınıflarından bir kadroya atanılamayacak herhangi bir üst öğrenimi bitirenlere ise bitirdikleri üst öğrenimden dolayı zam ve tazminat ödenmeyeceği düzenlemesine yer verilmiştir.
18) Ayrıca, söz konusu Bakanlar Kurulu Kararının uygulanması sırasında ortaya çıkması muhtemel
tereddütlerin giderilmesi ve uygulama birliğinin sağlanması amacıyla hazırlanan ve 11/05/2006 tarihli ve 26165 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 160 Seri Nolu Devlet Memurları Kanunu Genel
Tebliğinin “E-Uygulamaya İlişkin Ortak Açıklamalar” bölümünün 3 üncü sırasında, kadroları sağlık hizmetleri sınıfında bulunan personelden bulundukları hizmet sınıflarına atanılabilecek mesleki bir üst öğrenimi bitirerek, diploma veya çıkış belgelerini kurumlarına ibraz edenlere, intibak işlemlerinin yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın, belgelerin kuruma ibrazını takip eden ay başından geçerli olmak üzere, cetvellerde ayrıca belirtilen istisnai durumlar hariç olmak üzere bitirilen aynı sınıfla ilgili mesleki üst öğrenimin karşılığı olan zam ve tazminatlar ödeneceği; personelin bitirdiği üst öğrenimin mesleki bir üst öğrenim olup olmadığı hususunun ise, 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanununun 43 üncü maddesinin (b) bendi uyarınca alınan Yükseköğretim Kurulu kararlarına istinaden tespit edileceği ifade edilmiştir.
19) 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanununun 43 üncü maddesinin (b) bendi uyarınca, aynı meslek ve bilim
dallarında eğitim-öğretim yapan üniversitelerde, eğitim-öğretim, metot, kapsam, öğretim süresi ve yıl
içindeki değerlendirme esasları bakımından eşdeğer olması ve öğrenimden sonra kazanılan unvanların aynı ve elde edilen hakların eşdeğer sayılması görevi Yükseköğretim Kuruluna aittir.
20) Yükseköğretim Yürütme Kurulunun 15/04/2009 tarihli toplantısında; Avrupa Yeterlikler
Çerçevesinde Mesleki Yeterlik Kurumu ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen Mesleki ve
Teknik Ortaöğretim düzenlemelerine uyum sağlamak amacıyla, uluslararası standartlar dikkate alınarak, 2009-2010 öğretim yılından itibaren uygulanmak üzere, Sekreterlik, Ofis Teknolojileri ve
Yönetimi, Büro Yönetimi ve Yönetici Asistanlığı, Büro Yönetimi, Büro Yönetimi ve Sekreterlik programları adlarının Büro Yönetimi ve Yönetici Asistanlığı Programı olarak değiştirilmesine ve söz konusu programların birbirine eşdeğer olduğuna karar verilmiştir.
21) Diğer yandan, Sağlık Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün 19/10/2009 tarihli ve sayılı
görüş talebi üzerine Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının 25/11/2009 tarihli ve sayılı yazısının ekinde yer alan listede, Büro Yönetimi ve Sekreterlik programının Sağlık Meslek Lisesi
Tıbbi Sekreterlik bölümünün üst öğrenimi olduğu ifade edilmiştir. Ayrıca, Yükseköğretim Kurulu
Başkanlığı’nın 18/08/2010 tarihli Yürütme Kurulu toplantısında, Anadolu Üniversitesi Açıköğretim
Fakültesi Büro Hizmetleri ve Sekreterlik Bölümünün iki yıl süreli Büro Yönetimi ve Yönetici
Asistanlığı programının tıbbi sekreterlik ortaöğretim programının üst öğrenimi olduğuna karar verilmiştir.
22) Bunun üzerine, İstanbul Hastanesinde Sağlık Memuru
(Tıbbi Sekreter) olarak çalışmakta iken 14/09/2012 tarihinde Anadolu Üniversitesi Açıköğretim
Fakültesi Büro Yönetimi ve Yönetici Asistanlığı önlisans programından mezun olan başvuranın dilekçesine istinaden 14/10/2012 tarihinden geçerli olmak üzere intibak işlemi yapılmış; ayrıca 15/11/2012 tarihinden itibaren 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan
Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara ilişkin Kararın 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca üst öğrenime ilişkin zam ve tazminatlardan yararlanmaya başlamıştır.
23) Devlet memurlarının kadro görevleri nedeniyle 657 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesinde belirtilen
hizmet sınıflarından hangisinin kapsamında olduğuna ve bitirilen üst öğrenimin ilgililerin kadro görevleri dikkate alınarak, bulundukları hizmet sınıfı kapsamına girecek nitelikte bir üst öğrenim olup olmadığına bakılmaksızın, anılan maddenin 12/d bendi gereğince intibaklarının yapılması gerekmektedir. Diğer bir ifadeyle, kendi hizmet sınıfında atanıp, atanamayacağına ya da mesleği ile ilgili bir üst öğrenim olup olmadığına bakılmaksızın eğitim durumuna göre kişilerin kadro derece intibakı yapılmaktadır. Bu kapsamda, Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Kurumu’nun 05/11/2012 tarihli ve sayılı Olur’u ile başvuranın 657 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesinin 12/d ve 6/b fıkraları uyarınca 14/10/2012 tarihinden geçerli olmak üzere terfisine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
24) Ancak, 657 sayılı Kanun’un 152 nci maddedeki tazminatların ödenebilmesi için bu yeterli
olmamaktadır. Zira, yukarıda yer verildiği üzere, mezkur maddede, sağlık hizmetleri sınıfında çalışanların görevleriyle ilgili olmayan bir mesleki öğrenimi bitirmeleri halinde önceki eğitim durumuna ait zam ve tazminatlardan yaralanacağı hükmüne yer verilmiş; bu madde uyarınca çıkarılan 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara ilişkin Kararın 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde ve 160 Seri Nolu
Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliğin de sadece bulundukları hizmet sınıflarına atanılabilecek
mesleki bir üst öğrenimi bitirenlerin söz konusu üst öğrenime ait zam ve tazminatlardan yararlanacağı düzenlenmiştir.
25) Buna göre, sağlık hizmetleri sınıfında yer alan bir personelin, üst öğrenime ilişkin zam ve
tazminatlardan yararlanılması için bitirilen bölümün mesleki bir üst öğrenim olması yeterli olmayıp, bu bölümün yine sağlık hizmetleri grubu içerisinde yer alan bir unvana atanabilecek bir mesleki üst öğrenim olması gerekmektedir. Zira, Yükseköğretim Kurulu tarafından 43/b maddesi ile verilen yetki çerçevesinde eğitim müfredatı, içeriği ve benzeri konularda yapılan inceleme neticesinde sadece hangi bölümlerin mesleki üst öğrenim sayılacağı konusunda karar verilmekte olup, bu kapsamda alınan kararlar ilgili mesleki üst öğrenimi bitiren personelin görev yapmakta olduğu sınıftaki bir unvana atanabileceği anlamına gelmemektedir. 657 sayılı Kanun’un 36 ıncı maddesinde yer alan hizmet sınıflarında yer alan unvanlar ve bu unvanlara atanmak için aranan öğrenim şartı, personelinin istihdam şartlarını düzenleyen personel kanunları ve ilgili mevzuat ile belirlenmektedir.
26) Örneğin, Çevre Sağlığı bölümü mezunu olan bir kişi için Çevre Mühendisliği üst öğrenim
sayılmaktadır. Ancak, bu bölümlerden ilki sağlık hizmetleri sınıfı iken diğeri teknik hizmetler sınıfı olmaktadır. Bu durumda, çevre mühendisliği bölümünden mezun olan sağlık hizmetleri sınıfında görev yapmakta olan bir çalışanın sağlık hizmetleri sınıfına atanabileceği bir bölüm bitirmemiş olması nedeniyle mezkur zam ve tazminatlardan faydalanamayacaktır. Dolayısıyla, mezun olunan bölümün mesleki bir üst öğrenim sayılması, o bölümün personelin görev yapmakta olduğu hizmet sınıfına atanabilecek bir mesleki üst öğrenim olduğu anlamına gelmemektedir.
27) Bu noktada, bitirilen mesleki üst öğrenimin personelin bulunduğu hizmet sınıfında bir unvana
atanılabilecek bir bölüm olup olmadığına karar vermek Yükseköğretim Kurulu’nun görev alanında olmadığından, personelin mezun olduğu bölümün 657 sayılı Kanun’un 152 nci maddesi uyarınca çıkarılan 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Devlet Memurlarına
Ödenecek Zam ve Tazminatlara ilişkin Kararda üst öğrenim için belirlenen zam ve tazminatlardan yararlandırılabileceği nitelikte (personelin bulunduğu hizmet sınıfına atanabileceği) bir üst öğrenim olup olmadığına ilgili idarece karar verilmesi gerekmektedir.
28) Konuyla ilgili olarak, (Mülga) Maliye Bakanlığı Bütçe Mali Kontrol Genel Müdürlüğü’nün Sağlık
Bakanlığına gönderdiği 17/03/2014 tarihli ve sayılı yazısında “… teknik ve sağlık hizmetleri sınıflarına dâhil kadrolarda bulunan personelin söz konusu hizmet sınıflarının atanılabilecek herhangi bir mesleki üst öğrenimi bitirmeleri halinde, kariyerleri için öngörülen zam ve tazminatın ödenmesinde, bitirilen üst öğrenimin “kadro göreviyle ilgili olması”, “kurumun görev alanıyla ilgili olması” veya “mevcut mesleki öğrenimin program ve bölüm bazında devamı mahiyetinde bir üst öğrenim olması” gibi şartların aranmasına gerek bulunmadığı, sadece bulunulan hizmet sınıfına atanılabilecek mesleki bir üst öğrenimin bitirilmiş olmasının yeterli görülmesi gerektiği değerlendirilmektedir. Bu itibarla, Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfına dâhil kadrolarda görev yapan personelin bitirmiş oldukları üst öğrenimlerin farklı bir programda olmakla birlikte anılan sınıfa dâhil kadrolara atanılabilecek mesleki sağlığa ilişkin herhangi bir üst öğrenim olması halinde 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Devlet Memurlarına
Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Kararın 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi hükmüne istinaden bitirilen üst öğrenim için öngörülen zam ve tazminatın ödenebileceği mütalaa olunmaktadır.” şeklinde; (mülga) Devlet Personel Başkanlığı’nın 28.10.2014 tarihli ve sayılı yazısında “… Yükseköğretim Kurulu tarafından mesleki üst öğrenim olduğu yönünde karar verilmiş olsa dahi, memura kariyeri (mesleki üst öğrenimi) esas alınarak zam ve tazminat ödenebilmesi için;
mezun olunan bölümün memurun bulunduğu hizmet sınıfına atanabilecek nitelikte bir öğrenim olması gerekmektedir.” şeklinde görüş verilmiştir.
29) Yukarıda bahsedilen genel görüş yazılarının yanında, Büro Yönetimi ve Sekreterlik Programı ile ilgili
olarak, (mülga) Devlet Personel Başkanlığı tarafından Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Başkanlığına gönderilen 18/03/2016 ve E. sayılı yazıda “Sağlık Meslek Liselerinin Tıbbi Sekreterlik
Bölümünden mezun olup, Kurumunuzda sağlık memuru (tıbbi sekreter) olarak görev yapan ve Büro
Yönetimi ve Sekreterlik Programından mezun olan ilgililerin, bitirdikleri üst öğrenimin sağlık hizmetleri sınıfına atanabilecek mesleki bir üst öğrenim olmaması sebebiyle, 2006/10344 sayılı
Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan “Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara ilişkin Karar”da mezun oldukları üst öğrenim itibarıyla öngörülen zam ve tazminatlardan yararlanamayacakları değerlendirilmektedir” denilmiş; (mülga) Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali
Kontrol Genel Müdürlüğü tarafından yine tarafından Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Başkanlığına gönderilen 09/09/2016 tarihli ve 7747 sayılı yazıda ise “Kurumunuzda Sağlık Meslek Lisesi “Tıbbi
Sekreterlik” bölümü mezunu olarak Sağlık Hizmetleri Sınıfına dahil “Sağlık Memuru” kadrosunda görev yapan ve Meslek Yüksekokullarının “Büro Yönetimi ve Sekreterlik” ön lisans programını tamamlayan personele, bu öğrenimin mesleki sağlığa ilişkin bir yükseköğrenim olmaması nedeniyle 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara ilişkin Karar eki I sayılı “İş Güçlüğü, İş Riski, Temininde Güçlük ve Mali Sorumluluk
Zammı” Cetvelinin “(C) Sağlık Hizmetleri Bölümü”nün 3-b sırasında öngörülen zamlar ile II sayılı
“Özel Hizmet Tazminatı” Cetvelinin “(F) Sağlık Hizmetleri” bölümünün 6-b sırasında öngörülen özel hizmet tazminatının ödenmesine devam edilmesi gerektiği mütalaa olunmaktadır.” denilmiştir.
30) Öte yandan, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’nın Sağlık Bakanlığı Yönetim Hizmetleri Genel
Müdürlüğüne gönderdiği 08/04/2016 tarihli ve sayılı yazıda, Yükseköğretim Yürütme
Kurulu’nun toplantısında 03/03/2016 tarihli Büro Yönetimi ve Sekreterlik ön lisans programının
Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfında çalışan personel için mesleki sağlığa ilişkin bir üst öğrenim olmadığına karar verildiği; Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından
Sağlık Bakanlığına gönderilen 19/04/2017 tarihli ve sayılı yazıda “Sağlıkta Lisans
Tamamlama hakkı verilen lisans bölümlerinden hangilerinin önlisans programları için üst öğrenim olup olmadığından ziyade tamamlanan lisans öğreniminin Sağlık Hizmetleri Sınıfında sayılıp sayılmadığına bakılarak değerlendirilmesi gerektiğine, 03/03/2016 tarihli ve sayılı kararın iptal edilmesinin uygun olduğuna, yükseköğretim kurumlarımızda yer alan önlisans programlarından Sağlık Teknikeri unvanı alan önlisans programlarının ortaöğretim sağlık hizmetleri sınıfı için üst öğrenim sayılmasına karar verildiği”; Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından
Kurumumuza gönderilen 07/06/2017 tarihli ve sayılı yazıda ise bunlara ilaveten “Meslek
Yüksekokulları bünyesinde yer alan Büro Yönetimi ve Sekreterlik Programının İktisadi ve İdari
Programlar Bölümü bünyesinde yer aldığı ve mezunlarının “Meslek Elemanı (ilgili alanın)” unvanını kullanabilmekte olduğu ve Genel İdari Hizmetler Sınıfından sayıldıkları” ifade edilmiştir.
31) Bu noktada belirtmek gerekir ki, başvuranın üst öğrenim hakkının kanunların geriye yürümezliği
ilkesine aykırı olduğu ve kazanılmış hakkının bulunduğu yönündeki iddialarına itibar edilmemiştir.
Zira, kanunların geriye yürümezliği ilkesi mevzuata aykırı işlemlerin iptaline ilişkin olmayıp, yeni yapılan bir düzenlemenin geçmişe dönük olarak uygulanamayacağına işaret etmekte olup, kazanılmış haktan bahsedilmesi için de işlemin tesis edildiği tarih itibariyle yürürlükte olan mevzuat çerçevesinde elde edilen meşru hakların ileriye yönelik olarak da korunması gerektiği anlamına gelmektedir. Ancak, yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere, Yükseköğretim Kurulu’nun Büro
Yönetimi ve Yönetici Asistanlığı bölümünün tıbbi sekreterlik meslek yüksekokulu mezunları için mesleki üst öğrenim olduğu yönünde kararları mevcut olsa da, üst öğrenim nedeniyle zam ve tazminat ödenmesine ilişkin mevzuat düzenlemeleri açısından sağlık hizmetleri sınıfında bir unvana atanabileceği bir bölüm olmaması nedeniyle, en başından itibaren üst öğrenim için öngörülen zam ve tazminatlardan yararlanmaması gerektiğinden, mevzuat hükümlerinin geriye yürütüldüğünden veya kazanılmış hak oluştuğundan bahsedilmesi mümkün değildir.
32) Bu itibarla, başvuranın mezun olduğu Büro Yönetimi ve Yönetici Asistanlığı programının sağlık
hizmetleri sınıfına atanabileceği bir mesleki üst öğrenim olmadığı anlaşıldığından, başvuranın üst öğrenim nedeniyle almakta olduğu zam ve tazminatlardan faydalanmaya devam etmesi yönündeki talebinin zımnen reddedilmesine yönelik idarenin işleminde hukuka aykırılık bulunmaması sebebiyle, başvurunun bu kısmının reddedilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Kurumumuzca daha önce verilen 22/09/2017 tarihli ve E.11230 sayılı karar da bu yöndedir.
Ödenmiş zam ve tazminatların geri istenip istenemeyeceği hakkında değerlendirme
33) Somut olayımızda, başvuranın görev yapmakta olduğu Bursa Hastanesinde
05/08/2019 tarihinde göreve başladığı, başvurana ödenecek zam ve tazminatlar konusunda tereddüte düşülmesi nedeniyle Bursa İl Sağlık Müdürlüğünün 19/03/2020 tarihli ve E. sayılı yazısı ile
Sağlık Bakanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğünden görüş talep edildiği, Yönetim
Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 24/03/2020 tarih ve E. sayılı görüş yazısı ile başvuranın mezun olduğu bölümün üst öğrenim sayılamayacağı yönünde görüş bildirildiği, bunun üzerine başvurana üst öğrenim nedeniyle ödenen zam ve tazminatların 2020 yılının Nisan ayından başlayarak kesildiği ve lise mezuniyetine göre ödeme yapıldığı, ayrıca Bursa Devlet Hastanesi’nin 22/04/2020 tarihli ve E. sayılı yazısıyla başvurana üst öğrenim geri tahsil işlemi yürütüldüğü ve 3419,96 TL’lik tahsil tutarının 30/04/2020 tarihine kadar ödemesi istendiği, başvuran tarafından ise 30/04/2020 tarihi itibariyle ödeme yapıldığı görülmektedir.
34) Başvuranın geri ödemesinin istendiği tutarın hesaplanması konusunda ise, başvuranın Bursa
Devlet Hastanesinde göreve başladığı tarih esas alınarak işlem tesis edilmiş, bu kapsamda başvurana
2019 yılının Ağustos ayı ile 2020 yılının Mart ayı (dahil) dönemi için geri hesaplama yapılarak geri
tahsil işlemi yürütülmüştür.
35) Ancak, idarenin Kurumumuza gönderdiği bilgi ve belgelerden, geri tahsil işlemine konu olan söz
konusu 8 aylık dönemde iki farklı durumun bulunduğu anlaşılmaktadır. Zira, başvuranın Bursa
Devlet Hastanesinde göreve başladıktan sonra ilk maaş ayı olan 2019 yılının Ağustos ayı ile
2020 yılının Ocak ayı (dahil) arasındaki 6 aylık dönemde başvurana Personel Hareketleri Onayında
yer alan İşletme bölümü Lisans mezuniyeti göz önünde bulundurularak lisans düzeyinde zam ve tazminat ödenmiş, 2020 yılının Şubat ve Mart ayları için ise önlisans düzeyinde zam ve tazminat ödenmiştir.
36) 2019 yılının Ağustos ayı ile 2020 yılının Ocak ayı dönemi açısından bakıldığında, başvuranın lisans
mezunu olduğu için zam ve tazminatlardan yararlanması talebiyle bir başvurusunun bulunmadığı görülmekte olup, yapılan yanlış işlemin tamamen gerekli özenin gösterilmeyerek başvuranın talep etmediği ve mevzuat açısından hak edilmeyen bir durum üzerinden gerçekleştirildiği açıktır. Zira, İşletme bölümünün mezuniyeti tıbbi sekreterlik için üst öğrenim olarak kabul edilmesine imkan olmadığı gibi, bu konuda başvuranın bir talebi ve yapılmış bir intibak işlemi de bulunmamaktadır.
2020 yılının Şubat ve Mart ayları açısından ise, başvuranın daha önceden yaralanmakta olduğu Büro
Yönetimi ve Yönetici Asistanlığı önlisans bölümü mezuniyeti nedeniyle ödenen üst öğrenim zam ve tazminatı işleminin devamı mahiyetinde bir işlem tesis edildiği görülmektedir.
37) Her ne kadar idare tarafından geri tahsili istenen bütün aylara ait fazla ödendiği iddia edilen zam ve
tazminatlar bir bütün olarak kamu zararı olarak nitelendirilmekte ise de, söz konusu iki dönem için gerçekleştirilen işlemler hukuki açıdan farklı hususiyetler ihtiva ettiği ve farklı sonuçlar doğuracağı için ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir.
38) Öncelikle, ilk 6 aylık dönemde ödenen lisans mezuniyeti esas alınarak ödenen zam ve tazminatlar,
mevzuatın yanlış yorumlanmasından kaynaklanan bir ödeme olmasından ziyade, hiçbir mevzuat dayanağı olmaması nedeniyle fazladan ödenen yersiz bir ödeme olduğunun kabul edilmesi gerekmektedir.
39) (Mülga) Maliye Bakanlığı Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğünün 26/03/2014
tarihli ve 7077 sayılı hukuki mütalaada, fazla maaş ödemelerinin kamu zararı olup olmadığı konusunda Danıştay 2. Dairesi tarafından verilen 2010/6876 Esas ve 2010/5111 Karar ve 2010/6877
Esas ve 2010/5117 Karar numaralı kararlarda, 5018 sayılı Kanuna göre kamu zararı sayılan halleri belirlemek için anılan maddenin (5018 sayılı Kanun’un 71 inci maddesi) ikinci fıkrasına bakmak gerekliği belirtilmiş, adı geçen kararlarda Devlet memurlarına sehven ya da mevzuatın yorumunda hataya düşülerek yapılan aylık ve ücret farkı ödemelerinin, 5018 sayılı Kanın Mali Yönetimi ve
Kontrol Kanunu kapsamında tahsil edilip edilemeyeceği hususunun incelendiği, Danıştay 2. Dairesi tarafından ikinci fıkra ile belirlenen kapsam içinde, kamu malına zarar verilmesi, kamu görevlilerinin hukuka aykırı eylemleri nedeniyle kişilere verdikleri zararın kamu tarafından ödenmek zorunda kalınması ya da mevzuatta ödenmesi öngörülmekle birlikte mevzuatın yorumunda hataya düşülmek veya ihmal ve kasıt yoluyla fazla ödeme yapılması hallerinin sayıldığı, ikinci fıkra bir bütün olarak değerlendirildiğinde “g” bendinde yer alan “mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” kuralının kapsamının, yine mal ve hizmet alanları nedeniyle yapılan ödemeler sonucu oluşan kamu zararı şeklinde anlaşılması gerektiği değerlendirilerek memurlara sehven ya da hataya düşülerek yapılan fazla veya yersiz ödemelerin kamu zararı olmadığına karar verildiği ifade edilmektedir.
40) Buna göre, söz konusu ödemelerin idare tarafından kamu zararı olarak tanımlanmasında isabet
bulunmadığı gibi, kamu zararı olarak düşünülmesi durumunda 19/10/2006 tarihli ve 26324 sayılı
Resmî Gazete’de yayımlanan Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmelikte yer alan usullerin (Ek-1 Değerlendirme Formunun doldurulması, ilgiliye 30 gün süre verilmesi, itiraz hakkı verilmesi, rızaen tahsil durumunda aylıktan kesme usulünün uygulanması, taksitlendirme vb.) işletilmediği, başvurana sadece 1 haftalık süre verildiği görülmektedir.
41) Diğer taraftan, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun, 14/06/1974 tarihli Resmi Gazetede
yayımlanan 22/12/1973 tarihli ve E. 1968/8, K.l973/14 sayılı kararında: idarenin, yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde, süre aranmaksızın kanunsuz terfi veya intibaka dayanarak ödediği meblağı her zaman geri alabileceği, belirtilen istisnalar dışında kalan hatalı ödemelerin geri alınmasının, hatalı ödemenin yapıldığı tarihten başlamak üzere 60 gün içinde mümkün olduğu, 60 günlük süre geçtikten sonra ise geri istenmesinin mümkün olamayacağı belirtilmiştir.
42) Açık hata, basit bir yanılmayı değil, işlemin muhatabı tarafından da belirlenebilecek bir hataya işaret
etmektedir. Danıştay 11. Dairesi’nin 11/06/2015 tarihli ve E.2015/2048, K.2015/3062 sayılı kararında “Davacıya makam ve görev tazminatı ödeneceğine ilişkin mevzuatta bir düzenleme yer
almadığından dolayı mevzuatın yanlış yorumlanmasından da bahsetme imkanı bulunmadığı dikkate alındığında, davacıya yapılan yersiz ödemelerin “açık hata” kapsamında yapılan ödemeler olduğu açıktır. Bu durumda, açık hata kapsamında kabul edilmesi gereken söz konusu fazla ödemenin dava açma süresi ile bağlı olmaksızın geri alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığından, işlemin iptali yolunda verilen Mahkeme kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır” hükmüne varılmıştır.
43) Benzer bir şekilde, başvurana ödenen ilk 6 aylık döneme ait zam ve tazminatlar da, mevzuatın yanlış
yorumlanmasından değil, mevzuatta öngörülmediği halde açık hataya düşülerek başvurana yapılan yersiz bir ödeme olarak değerlendirilmelidir. Bu durumda, mevzuata aykırı olarak ödenen miktarın her zaman geri istenmesi mümkün hale gelmektedir. Bu durumda, kamu zararından değil, ancak açık hataya dayanan bir ödeme nedeniyle tahsili gereken bir zarardan bahsetmek mümkündür.
44) Ayrıca, (mülga) Maliye Bakanlığı Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğünün
26/03/2014 tarihli ve 7077 sayılı yazısında, Danıştay kararları doğrultusunda kamu zararı olarak nitelendirilemeyeceği ifade edilen zararın, 19/10/2006 tarihli ve 26324 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 7/A maddesinin 6 ncı fıkrasında yer alan tespit edilen zararın kamu zararı niteliği taşımamakla birlikte tahsili gereken bir alacak olduğuna karar verilmesi halinde bu alacak genel hükümlere göre takip ve tahsil edileceği hükmüne uygun olarak, genel hükümler ihtiva eden 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tahsil edileceği belirtilmiştir.
45) Sağlık Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığının 19/03/2021 tarihli ve 461 sayılı yazısında da, bahsi
geçen yazı çerçevesinde işlem tesis edilmesi gerektiği ifade edilmektedir. Bu çerçevede, ilk altı aylık döneme ilişkin olarak, işletme lisans mezuniyeti nedeniyle başvurana ödenen zam ve tazminatların, herhangi bir mevzuat hükmüne dayanmayan sehven yapılmış bir ödeme olması nedeniyle, açık hata kapsamında değerlendirilerek, başvurandan geri tahsil edilmesinin hukuka aykırı olmadığı değerlendirilmektedir.
46) 2020 yılının Şubat ve Mart ayları için geri tahsili istenen fazla ödenen zam ve tazminatlara ilişkin
olarak ise, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun, 14/06/1974 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 22/12/1973 tarihli ve E. 1968/8, K.l973/14 sayılı kararı açısından yapılan değerlendirmede, başvuranın önlisans mezuniyeti nedeniyle üst öğrenim için belirlenen zam ve tazminatlarından yaralanması konusunda, başvuranın gerçek dışı veya hilesi bulunmasının yanında, yasayla yetkili kılınan Yükseköğretim Kurulu’nun yönlendirici kararları nedeniyle yokluk veya açık hatadan da bahsetmek mümkün değildir. Zira, Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarının Yükseköğretim Kurulu
Başkanlığı, (mülga) Devlet Personel Başkanlığı ve (mülga) Maliye Bakanlığından müteaddit defa görüş talep ettiği bir hususta tesis edilen yanlış işlemin tarafların kolaylıkla anlayabileceği açık bir hata olarak nitelendirilmesi doğru değildir.
47) Bununla birlikte, yukarıda açıklandığı üzere, mevzuatın yanlış yorumlanması nedeniyle yapılan
yanlış idari tasarrufun kazanılmış hak oluşturmayacağı açıktır. Bu sebeple, ister talep üzerine isterse re’sen yaptığı bir tespit üzerine hukuka aykırı bir tasarrufu tespit eden idarenin hukuk devleti ilkesi ve kamu yararı gereğince o işlemi geri alması ve işlemin ileriye dönük olarak düzeltilmesi gerekmektedir. Ancak, hukuk güvenliği ve istikrar ilkesi açısından, işlemin hukuka aykırılığında bir etkisi bulunmayan, diğer bir ifadeyle idarenin yanlış işlem yapmasına gerçek dışı beyanı veya hilesi sebebiyet vermemiş olan iyiniyetli kişilerin kazanılmış durumlarının korunması da gerekmektedir
48) Bu sebeple, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun, 14/06/1974 tarihli Resmi Gazetede
yayımlanan 22/12/1973 tarihli ve E. 1968/8, K.l973/14 sayılı kararında ve bu karara dayanarak verilen birçok Danıştay ve idare mahkemesi kararında, ayrıca Yargıtay İçtihadı Birleştirme
Kurulunun 27/01/1973 tarihli ve E.1972/6, K.1973/2 sayılı kararında, idarenin yanlış şart tasarrufunu ancak iptal süresi içerisinde geri alabileceği yönünde kararlar vermiştir.
49) Bu kapsamda, idarenin, başvurana 2020 yılının Ocak ve Şubat aylarında önlisans mezuniyeti
nedeniyle üst öğrenime göre yaptığı ödemeleri, 22/04/2020 tarihli yazıyla geri ödemesini istediği göz önünde bulundurulduğunda, söz konusu aylara ilişkin ödemeler 15/01/2020 ve 15/02/2020 tarihlerinde yapılmış olduğundan 60 günlük süre geçirilmiş olması nedeniyle başvurandan geri istenemeyeceği sonucuna ulaşılmaktadır.
Ödenmesi istenen meblağa faiz işletilip işletilemeyeceği hakkında değerlendirme
50) İdare tarafından başvuranın geri ödemesi istenen 8 aylık dönem için hesaplanan miktarlara, ödemenin
yapıldığı tarihler esas alınarak ayrı ayrı faiz işletildiği görülmektedir. Bu konuda, başvuran tarafından 27/09/2008 tarihli ve 27010 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Fazla veya Yersiz Ödemelerin
Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesi uyarınca faiz işletilemeyeceği; buna karşılık idare tarafından ise aynı Yönetmeliğin 10 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca ödemenin yapıldığı tarihten itibaren faiz işletileceği iddia edilmektedir.
51) Ancak, Sağlık Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığının 19/03/2021 tarihli ve sayılı yazısında,
Yönetmeliğin amacının ve kapsamının 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Kanunu kapsamında fazla veya yersiz olarak yapılan her türlü ödemenin tespiti, tebliği, takibi ve tahsiline ilişkin usul ve esasları düzenlemek olduğuna dikkat çekilerek, somut olayımız açısından bu
Yönetmeliğin uygulanmasının mümkün olmadığı ifade edilmektedir. Gerçekten de münhasır bir alanda uygulanmak için çıkarılan mezkur Yönetmeliğin diğer konularda da kullanılmasına imkan bulunmamaktadır.
52) Kaldı ki, söz konusu Yönetmeliğin somut olayımızda uygulanması mümkün olsa dahi, Yönetmeliğin
6 ncı maddesi ve 10 uncu maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca, başvuranın kasıtlı ve kusurlu davranışları
dışında kalan, çalışanların ihmali, dikkatsizliği ve bilgisizliği gibi sebeplerden kaynaklanan ödemelerde, borcun ilgiliye tebliğ tarihinden itibaren 24 aylık sürenin dolduğu tarihten itibaren faiz işletilebilmekte olup, Yönetmeliğin 10 uncu maddesinin 1 inci fıkrasında yer verilen ilgilinin kasıtlı ve kusurlu davranışı sebebiyle yapılan fazla veya yersiz ödemelerin her biri için ödemenin yapıldığı tarihten kanuni faiz işletileceği yönündeki hükmün uygulanmasına imkan bulunmamaktadır. Zira, başvurandan geri tahsili istenen ödemelerin kendisine yapılması konusunda, başvuranın kasıtlı ve kusurlu bir davranışı söz konusu değildir.
53) Yine, Sağlık Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığının 19/03/2021 tarihli ve sayılı yazısında,
(mülga) Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğünün 21/08/2015 tarihli ve sayılı yazısı ile (mülga) Maliye Bakanlığı Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğünün 26/03/2014 tarihli ve 7077 sayılı görüş yazılarına göre işlem tesis edilmesi gerektiği belirtilmektedir.
54) (Mülga) Maliye Bakanlığı Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğünün 26/03/2014
tarihli ve 7077 sayılı yazısında “6098 sayılı Kanunun 77 nci maddesi uyarınca haklı bir sebep olmaksızın bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşenin bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlü olduğu, 117 nci maddesine göre de sebepsiz zenginleşmede zenginleşmenin
gerçekleştiği tarihte borçlunun temerrüde düşmüş olacağı, ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hallerde temerrüt için bildirimin şart olduğuna yer verildiği; ayrıca, maaş veya ücret ödemelerinin geri alınmasında ödeme yapılan kişinin herhangi bir beyanının bulunmadığı durumlarda iyiniyetli olduğunun, ancak aile yardımı gibi beyan gerektiren durumlarda memurların eksik ve yanlış beyan vermesi nedeniyle geri alınacak tutarda kötü niyetli olduğunun değerlendirilebileceğinin düşünüldüğü, …. ilgilinin doğrudan bir dahlinin olmadığı (yalan beyan vs.
gibi) bu durumda kişinin iyiniyetli olduğunun kabulü ile bu gibi durumlarda borçlunun temerrüde düşürülmesi ve temerrüd tarihinden itibaren faiz uygulanması gerektiği değerlendirilmektedir.” görüşüne yer verilmiştir.
55) (Mülga) Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğünün 21/08/2015 tarihli ve 8132 sayılı
yazısında ise, “… iyi niyetli borçluların temerrüde düşürülmesi gerektiğinden idare tarafından borç bildiriminin yapıldığı tarihin faiz başlangıç tarihi olarak alınmasının gerektiği, idarelerce fazla veya yersiz ödenen miktarların 60 günlük süre içerisinde idari işlemle, bu süre geçtikten sonra da sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri İstenebileceği değerlendirilmektedir.” görüşüne yer verilmiştir.
56) Benzer bir konuda, Danıştay 5. İnci Dairesinin 09/06/2015 tarihli ve E.2012/9592, K.2015/6248 sayılı
kararında, açık hata nedeniyle davacıdan fazladan ödenen miktarın istenilmesi mümkün ise de, yasal faiz istenebilmesinin, geri alınma işleminin davacıya tebliğinden sonra, verilen süre içinde ödenmemesi halinde mümkün olduğu, öte yandan açık hata kapsamında yapılan ödemelere yasal faiz hükmedileceğine yönelik herhangi bir mevzuat hükmünün bulunmadığı dikkate alındığında; davacıdan geri istenilen miktara yasal faiz uygulanmasında hukuka ve hakkaniyete uyarlık bulunmadığı hükmüne varılmıştır.
57) Somut olayımızda, başvurana açık hata kapsamında ödenen ilk 6 aya ait zam ve tazminatların
ödenmesi konusunda başvuranın herhangi bir talebi olmaması sebebiyle başvuranın iyi niyetli olduğunda tereddüt bulunmamakta olup, ayrıca geri tahsili söz konusu olan bu borca faiz işletilebilmesi için başvuranın temerrüde düşmesi gerekmekte olup, idarenin 22/04/2020 tarihli geri tahsile ilişkin yazısında ödemenin 30/04/2020 tarihine kadar yapılmasının istendiği dikkate alındığında, borcun ifa edileceği tarih bildirim suretiyle belirlenmiş olduğundan, başvuranın ancak bu tarihi geçirmesi halinde temerrüde düşmesi söz konusu olacağından, bununla birlikte başvuranın süresi içinde ödemeyi gerçekleştirmiş oldurduğundan söz konusu borca faiz işletilmesine olanak bulunmamaktadır.
58) Sonuç olarak, Kurumumuzca yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; yukarıdan bu yana
bahsedilen mevzuat hükümleri yüksek yargı kararları ve açıklamalar çerçevesinde, başvuranın 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara ilişkin Kararın 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde üst öğrenim belirlenen zam ve tazminatlardan yararlanmaya devam etmesi yönündeki talebinin reddedilmesi,
2019 yılının Ağustos ayından 2020 yılının Ocak ayına kadar geçen dönemde başvurana ödenen lisans
mezunları için belirlenen üst öğrenim zam ve tazminatlar için başvurana çıkarılan borca ilişkin faizler ile 2020 yılının Ocak ve Şubat aylarında başvurana ödenen önlisans mezunları için belirlenen üst öğrenim zam ve tazminatlar için başvurana çıkarılan borcun ve faizlerinin başvurana iade edilmesi yönünde idareye tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
59) 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu
Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde iyi yönetim ilkelerine yer verilmiş olup; Kurumumuzca talep edilen bilgi ve belgelerin idare tarafından süresi içinde gönderildiğinden “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkesine uygun hareket ettiği; ancak, başvurana dilekçeleri verilen cevabi yazılarda başvuranın talebini reddederken bu işlem karşısında hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğinin göstermemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edilmiş olup, idareden bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
60) 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, 6328 sayılı Kanunun 21 inci
maddesinin birinci fıkrası uyarınca, başvurunun Kurumumuz tarafından reddedilmesi halinde, durmuş olan dava süresi gerekçeli kararın ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise, tavsiye kararı üzerine idare tarafından otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmazsa, durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre, ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı dava açma süresinden (varsa) arta kalan sürede Bursa İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, Başvuranın 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Devlet Memurlarına
Ödenecek Zam ve Tazminatlara ilişkin Kararın 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde üst öğrenim belirlenen zam ve tazminatlardan yararlanmaya devam etmesi yönündeki talebinin
REDDİNE,
2019 yılının Ağustos ayından 2020 yılının Ocak ayına kadar geçen dönemde başvurana ödenen lisans
mezunları için belirlenen üst öğrenim zam ve tazminatlar için başvurana çıkarılan borca ilişkin faizlerin, ayrıca 2020 yılının Ocak ve Şubat aylarında başvurana ödenen önlisans mezunları için belirlenen üst öğrenim zam ve tazminatlar için başvurana çıkarılan borcun ve faizlerinin başvurana iade edilmesi yönünde SAĞLIK BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,
SAĞLIK BAKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde
Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın Başvurana ve gereği için SAĞLIK BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi