ÖZET: Başvuran, 1416 sayılı Kanun çerçevesinde Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Amerika Birleşik Devletleri’ne yüksek lisans ve doktora programları için gönderilmiş, ancak çeşitli nedenlerle geri dönememiştir. Bu durum, kendisine verilen bursun geri talep edilmesiyle sonuçlanmış ve icra takibi başlatılmıştır. Başvuran, borcunun yapılandırılması ve faizlerin silinmesi talebinde bulunmuş, ancak başvurusu, ilgili idari yolların tüketilmediği gerekçesiyle reddedilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı, borcun taksitlendirilmesi için azami sürenin beş yıl olduğunu ve bu sürenin aşılmasının mümkün olmadığını belirtmiştir.

Başvuranın avukatı, borcun çözümüne yönelik bir karar verilmesini talep etmiş, ayrıca borcun ana tutarının yanı sıra eklenen faizlerin ödenebilir miktarı aştığını ifade etmiştir. İdare, borcun muaccel olması nedeniyle taksitlendirme işlemi yapamayacağını ve icra takibinin devam edeceğini belirtmiştir. Başvurunun reddi, kesinleşmiş mahkeme kararları ve mevcut mevzuat çerçevesinde değerlendirilmiş, idarenin takdir yetkisi doğrultusunda kamu yararının gözetilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Sonuç olarak, başvuranın talepleri hukuki çerçevede değerlendirildiğinde, mevcut düzenlemeler ve mahkeme kararları doğrultusunda borcun taksitlendirilmesi veya faizlerin silinmesi mümkün görülmemiştir. Başvuru, bu gerekçelerle reddedilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2019/8720-S.13400

BAŞVURU NO : 2019/6406

KARAR TARİHİ : 19/09/2019

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, 1416 sayılı Kanunun ilgili hükümlerini ihlali nedeniyle yükümlendirildiği borcunun yapılandırılması talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 19/03/2019

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran tarafından Kurumumuza yapılan 07/01/2019 tarihli başvuruda başvuran özetle;

1416 sayılı Kanun kapsamında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, genetik mühendisliği

alanında yüksek lisans ve doktora programları için Amerika Birleşik Devletleri’ne gönderildiğini, bununla birlikte elinde olmayan sebeplerle ülkeye geri dönemeyişi üzerine tarafına verilen bursun geri istenmesi suretiyle hakkında borç çıkartılarak icra takibi başlatıldığını, kendisinin 28 Şubat mağduru olduğunu, borcun yapılandırılmasına ilişkin konunun avukatı tarafından takip edildiğini, yapılandırma talebinin 2007 yılında kabul edildiğini ancak bu hususun 2012 yılında taraflarınca öğrenildiğini, avukatları tarafından kendisine herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, bu süreçte avukat ücretlerinin ve kefillerinin malvarlığı hakkında gerçekleştirilen yakalama ya da çevrilme kefaletlerinin ödenmesinin iyi niyet göstergesi olduğunu açıklayarak, borçlarının makul ölçülerde taksitlendirilmesi veya yapılandırılması, mümkünse ana borç dışındaki cezalarda indirim veya iyileştirme yapılması talepleriyle Kurumumuza başvuruda bulunmuştur.

2. Başvurunun, ilgili idari başvuru yolları tüketilmeden gerçekleştirildiğinin anlaşılması üzerine

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca

başvuru hakkında Gönderme Kararı verilmiş, 25/01/2019 tarihli Gönderme Kararı üzerine başvurana hitaben yazılan Milli Eğitim Bakanlığı Yükseköğretim ve Yurt Dışı Eğitim Genel

Müdürlüğünün 08/02/2019 tarihli cevabi yazısında 657 sayılı Kanunun ek 34 üncü maddesine atıf yapılarak azami beş yıla kadar taksitlendirme yapılabileceği hatırlatılarak, bu süreyi aşan taksitlendirmenin hukuken mümkün olmadığı, keza anılan borcun muaccel olması ve hakkında icra takibi başlatılmış olması nedeniyle borç taksitlendirmesinin İdarelerince yapılmasının mümkün olmadığı, ödemelerin ilgili icra dairesinin hesabına yatırılması ve icra dosyası hakkındaki görüşmelerin ilgili icra dosyasındaki idare avukatı ile görüşülmesi gerektiği belirtilerek talebin reddedildiği görülmüştür.

3. Anılan cevabi yazı üzerine başvuran vekili tarafından Kurumumuza yapılan tarihli başvuruda “borcun çözülmesine ait yapıcı bir karar” verilmesinin talep edildiği görülmüş, ekte sunulan ve başvuran tarafından hazırlandığı anlaşılan dilekçede; anılan uyuşmazlık konusunda alacaklı tarafın Milli Eğitim Bakanlığı olduğu ve dosyayı takip eden avukatın taksitlendirme hususunda yetkili olmadığı, 675 sayılı KHK’nın 10 uncu maddesi ile bu madde kapsamında olanların mecburi hizmet yükümlülüklerinin ve bu hizmete bağlı borçlarının ortadan kaldırıldığı, 28 Şubat sürecinde mağdur edildiği, kefillerin zor durumda bulunduğu, ana borca eklenen faizlerle takip masraflarının ödenebilir miktarı aştığı ileri sürülmüş ve nihai olarak, borcun taksitlendirilmesi, faizlerin silinmesi mümkün değil ise durdurulması, bunun da mümkün olmaması halinde yasal düzenleme yapılana kadar uzun vadeli taksitlendirme yapılması taleplerinde bulunulmuştur.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

4. Kurumumuzun bilgi ve belge isteme yazısına istinaden Milli Eğitim Bakanlığı

Yükseköğretim ve Yurt Dışı Eğitim Genel Müdürlüğünün 03/07/2019 tarihli ve … sayılı cevabi yazısında özetle;

4.1. Başvuranın 1416 sayılı Kanun kapsamında Bakanlık hesabına Adnan Menderes

Üniversitesi adına, yurt dışında lisansüstü öğrenim için gönderildiği, taahhüdünü ihlal etmesi nedeniyle kendisi ve kefilleri hakkında ilgili kanun uyarınca borç takibine başlandığı, başvuran ve kefilleri aleyhine 20.11.2003 tarihinde Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde kamu alacağının tahsili için alacak davası açıldığı, Bakanlık tarafından talep edilen para borcunun mevzuata uygun olduğunun mahkeme kararı ile de hüküm altına alınarak davanın idare lehine sonuçlandığı, Bakanlık tarafından bursiyerlerin 28 Şubat sürecinde mağdur edilmediği, 657 sayılı Kanunun ek 34 üncü maddesi uyarınca 5 yıldan fazla taksitlendirmenin mevzuata aykırı olacağı, Bakanlığa bir ödeme planı sunularak ödemenin düzenli bir şekilde yapılmasının tazminatlı kimsenin sorumluluğunda olduğu, başvuran ve kefilleri hakkında icra takibinin başlatıldığı ve borcun muaccel olması nedeniyle borcun taksitlendirilmesi ile ilgili olarak idarece yapılacak bir işlemin bulunmadığının mahkeme kararı ile sabit olduğu,

4.2. İlaveten, Yükseköğretim ve Yurt Dışı Eğitim Genel Müdürlüğünce başlatılan tazminat takibi sonunda kanuni alacağın mevzuat çerçevesinde tahsil edilememesi halinde, dosya alacağın tahsilinin dava yolu ile sağlanması amacıyla Bakanlık Hukuk Hizmetleri Genel

Müdürlüğüne gönderildiği, burada birime bağlı bir avukat tarafından ilgili mahkemede açılacak kamu alacağının tahsili talepli alacak davasının yapılan yargılaması sonucunda Yerel

Mahkemece tesis edilecek kararın, ilgili avukat tarafından icraya konularak, alacak cebri icra yolu ile tahsil edildiği, bu aşamaya gelindiğinde dosyanın faiz borcunun, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin de asıl alacağa eklenerek alacağın tahsilinin sağlandığı, bununla birlikte somut olayın meydana geldiği tarihte Bakanlığın ayrı bir hukuk birimi olmadığından, muhakemat hizmetinin Maliye Bakanlığı Defterdarlık (Ankara) Muhakemat Müdürlüğünden temin edildiği, dolayısıyla alacağın tahsilinin bir avukat eliyle ve yargı yolu ile Defterdarlık

Muhakemat Müdürlüğünce yapılması nedeniyle, cebri icra yolu ile tahsiline başlanan somut olayda ödemelerin icra dairesine yapılması ve dosya hakkındaki görüşmelerin de dava dosyasında görevli avukat ile yapılmasının gerektiği, öte yandan hakkında bir mahkeme kararı bulunan ve icra takibi başlatılan bir kamu alacağının, yargının tespit ettiği miktarının tamamının tahsilinin yasal zorunluluk olduğu ve aksi halde kamu zararına sebep olunduğundan ilgili memura rücu edilmesi gerektiği,

4.3. Maliye Bakanlığı Defterdarlık Muhakemat Müdürlüğünce açılan kamu alacağı davasının yapılan yargılaması sonucunda Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 11.12.2007 tarihli ve

…, … sayılı kararı ile alacağın kısmen kabulüne karar verildiği, temyiz üzerine yapılan inceleme sonucunda Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin 23.09.2008 tarihli ve …, … sayılı ilamı ile Yerel Mahkemenin kararının bozulduğu, bozma ilamı doğrultusunda yeniden yapılan değerIendirme sonucunda Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 13.04.2010 tarihli ve …, … sayılı kararı tesis edilerek bu karar doğrultusunda Ankara Valiliği Defterdarlık Muhakemat

Müdürlüğünce Ankara 14. İcra Dairesi’nin …/… sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı,

açıklanmıştır.

5. Yazı ekinde ayrıca başvuranın öğrenim aşamalarını-tarihsel dönemlerini gösteren Milli

Eğitim Bakanlığı (mülga) Yükseköğretim Genel Müdürlüğünün 28/11/2001 tarihli ve … sayılı yazısının; Ankara 14. İcra Müdürlüğünün …/… sayılı icra dosyasında hesap tablosu çıkarılmak suretiyle Ankara Defterdarlık Muhakemat Müdürlüğünce hesaplanan toplam borç bilgisini (20/03/2015 tarihi itibariyle 505.222,97TL) ve anılan icra dosyasına başvuran vekili tarafından 07/07/2015-20/09/2016 tarihleri arasında toplam 5 kez yapılmış olan ödeme bilgilerini gösteren anılan Müdürlüğün 15/03/2019 tarihli ve … sayılı yazısının; son olarak, başvuranın master öğrenimi yapmak üzere yurt dışına gönderilmeden önce imzalamış olduğu yüklenme senedinin sunulduğu görülmüştür.

6. Kurumumuzun bilgi ve belge isteme yazısına istinaden Hazine ve Maliye Bakanlığı

Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğünün 09/05/2019 tarihli ve …

sayılı cevabi yazısında özetle; borçlu hakkında Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan alacak davası sonucunda verilen; Mahkemenin 13/4/2010 tarih ve …/… Esas, …/…

Karar sayılı kararın infazı için, Ankara 14. İcra Müdürlüğünün …/… Esas sayılı dosyasında icra takibine başlandığı bildirilerek, 659 sayılı KHK’nın 11 inci maddesinin ikinci fıkrası ile anılan KHK’nın 9 uncu maddesinin dördüncü fıkrasına atıf yapılmış, başvuruya konu talebin

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiş, ek olarak, Bakanlıklarının 01/10/2012 tarihli ve “Taksitlendirme ile İlgili usul ve esaslar” başlıklı 25672 sayılı Genel Yazısında; “…14/7/1965 tarihli ve 657 Devlet Memurları Kanununun Yurt Dışı

Eğitim Masraflarının Tahsili başlıklı Ek 34 üncü maddesi ile 19/10/2006 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliğin 16ncı maddesinde borcun tutarı ile tahakkuk edecek muhtemel faiz göz önünde tutularak anapara ve faiz dâhil toplam borcun azami beş yıla kadar taksitlendirme yapılabilmesi mümkün bulunmaktadır. Ancak bu beş yıllık sürenin her taksit teklifi için uygulanması söz konusu değildir. Borcun taksitle ödenmesinde borç tutarı ve gerçek kişinin mali durumu dikkate alınacaktır…” ifadelerine yer verildiği aktarılmıştır.

III. İLGİLİ MEVZUAT

7. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın;

7.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,

7.2. “Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138 inci maddesi; “Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler.

Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.

Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz.

Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”,

8. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesi; (1) Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir. (2) Ancak; a) (Mülga: 2/7/2018 – KHK/703/110 md.) b) Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler, c) Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar, ç) Türk

Silahlı Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri, Kurumun görev alanı dışındadır.”,

9. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Yurtdışı Eğitim Masraflarının Tahsili” başlıklı Ek 34 üncü maddesi; “İlgili kanunlarına veya Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine göre; öğrenim yapmak, yetiştirilmek, eğitilmek, bilgilerini artırmak, staj yapmak veya benzeri bir nedenle geçici süreli görevlendirilmek suretiyle, üç ay veya daha fazla süre ile yurtdışına gönderilen kamu personeli yurtdışında bulundukları sürenin iki katı kadar mecburi hizmetle yükümlüdürler. Bu şekilde yurt dışına gönderilecek personelden, örneği Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanmış “Yüklenme Senedi ile Muteber İmzalı Müteselsil Kefalet Senedi” alınır.

Anılan personelin mecburi hizmet yükümlülüğünü yerine getirmeden veya tamamlamadan görevinden ayrılması, müstafi sayılması ya da bir ceza ile görevine son verilmesi halinde, kendileri için kurumlarınca fiilen döviz olarak yapılmış olan her türlü masraflar aynı döviz cins ve miktarı üzerinden borçlandırılır. Döviz borcu toplamından mecburi hizmetin tamamlanan kısmı için hesaplanan miktar indirilir. Hesaplanan borç miktarı, ilgilinin durumu ve ödettirilecek meblağ dikkate alınarak azami beş yıla kadar taksitlendirilebilir. Borç miktarı ilgili tarafından Türk Lirası ile ödenir ve yapılan ödeme miktarı tahsil tarihindeki T.C. Merkez

Bankasınca tespit ve ilan edilen efektif satış kuru üzerinden dövize çevrilerek yukarıda belirlenen şekilde hesaplanan döviz borcundan mahsup edilir.

(Değişik üçüncü fıkra: 17/9/2004 – 5234/1 md.) Yönetmelikle belirlenen başarısızlık ve geri çağrılma hallerinde de ilgililer için fiilen döviz olarak yapılmış olan her türlü masrafların tamamı aynı esaslara göre ödettirilir. Bu yönetmelik Maliye ve Millî Eğitim bakanlıklarının görüşü üzerine Devlet Personel Başkanlığınca hazırlanır.

30.4.1992 tarih ve 3797 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında

Kanunun 19 uncu maddesine 492 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile eklenen (ı) bendi kapsamında bulunanlar hakkında üçüncü fıkra hükmü, 8.4.1929 tarih ve 1416 sayılı Ecnebi

Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanun ve diğer kanun hükümleri uyarınca yurtdışına gönderilen öğrenciler hakkında da bu madde hükümleri uygulanır.

Kendi imkanları ile yurtdışında öğrenim gören öğrenciler bu madde hükmünün dışındadır.

10. 1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanunun;

10.1. 1 inci maddesi; “Umumi ve mülhak bütçe ile idare olunan Devlet devairi ve inhisar idarelerinin, vilayetlerin, şehremanetleri ile belediyelerin, ticaret odalarının ve mukavelenameleri mucibince talebe göndermeğe mecbur olan şirketlerin tahsil için ecnebi memleketlere gönderecekleri talebe bu kanun ahkâmına tabidir.”,

10.2. (Başvuranın öğrenim için yurt dışına gönderildiği tarihte yürürlükte olan haliyle) 19 uncu maddesi; “Geriye çağrılan talebe ile tahsillerini bitirerek üç ay zarfında avdet eylemeyen ve (17, 18) inci maddeler mucibince müracaat ve teklif olunan hizmetleri kabul etmeyen talebe ile bunlardan mecburi hizmet müddeti içinde istifa eden veyahut memuriyetten ihraç cezasına uğrayanlar Memurin Kanununun altmış dördüncü maddesine tevfikan tahsil masraflarını faizleriyle beraber ödemeğe mecburdurlar.”,

10.3. (Yürürlükte olan haliyle) 19 uncu maddesi; “(Değişik: 2/12/2016-6764/17 md.) Geriye çağrılan talebe ile tahsillerini bitirerek iki ay zarfında avdet eylemeyen, 17 nci ve 18 inci maddeler mucibince müracaat ve teklif olunan hizmetleri kabul etmeyen talebe ile bunlardan mecburi hizmet müddeti içinde istifa eden veyahut memuriyetten ihraç cezasına uğrayanlar,

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ek 34 üncü maddesine göre tahsil masraflarını

faizleriyle birlikte ödemeye mecburdur.

Yurt dışına gönderilenlerden ruh veya beden sağlığının öğrenimini sürdürmesine imkân tanımaması durumu, eğitim ve araştırma hastaneleri veya üniversite hastanelerinden alınacak sağlık kurulu raporu ve bu hususla ilgili olarak Millî Eğitim Bakanlığınca istenen diğer destekleyici belgeler ile tespit edilenlerin öğrencilikle ilişiği kesilir. Bu kişilerden tahsil masrafı istenmez ve bu kişiler mecburi hizmetle yükümlü tutulmaz.”,

11. 02/11/2011 tarihli ve 28103 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 659 sayılı Genel Bütçe

Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin

Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin;

11.1. “Adli uyuşmazlıklarda sulh” başlıklı 9 uncu maddesi; “(1) İdarelerin adli yargıda dava açmadan veya icra takibine başlamadan önce karşı tarafı sulhe davet etmesi esastır. İdareler, kendi aleyhlerine dava açılacağını veya icra takibine başlanılacağını öğrenmeleri durumunda da karşı tarafı sulhe davet edebilirler. Sulhe davet, uyuşmazlığın tarafı olan gerçek veya tüzel kişilerce de yapılabilir. İlgili mevzuatında daha uzun bir süre öngörülmediği takdirde, sulhe davette karşı tarafa, ifa, itiraz veya sulh teklifinde bulunmak üzere otuz güne kadar süre verilir.

(2) Gecikmesinde sakınca bulunan veya işin mahiyeti gereği süre verilmesinde fayda görülmeyen hallerde doğrudan dava ve icra yoluna başvurulabilir. (3) Dava konusu edilmiş veya icraya intikal etmiş uyuşmazlıklarda da taraflarca sulh teklifinde bulunulabilir. (4)

21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamı dışında kalan tüm taksit tekliflerinin değerlendirilmesi de bu madde kapsamında yapılır. (5)

Sulh başvurularının altmış gün içinde sonuçlandırılması zorunludur. Sulh başvurusu altmış gün içinde sonuçlandırılmamışsa istek reddedilmiş sayılır.”,

11.2. “Adli uyuşmazlıklarda sulhün usul ve esasları” başlıklı 10 uncu maddesi; “(1) Sulh anlaşması, anlaşma tutanağında belirtilen tutar kadar bir hakkın tanınması, menfaatin terki, bir şeyin verilmesi, yapılması ya da yapılmaması konusunda anlaşmalar veya sözleşme değişikliklerini kapsar. Sulhe konu işte birden çok ihtilaf bulunduğu takdirde asıl olan, ihtilafın tamamının çözümlenmesidir. Ancak kamu menfaati görüldüğünde kısmi sulh de mümkündür.

(2) Maddi ve hukuki nedenlerle kamu menfaati görülmesi halinde, 11 inci maddedeki yetkiler çerçevesinde asıl alacak ve fer’ilerinden kısmen ya da tamamen vazgeçilebilir. (3) Bu Kanun

Hükmünde Kararname çerçevesinde yapılan sulh anlaşmalarına ilişkin tutanak ilam hükmünde olup ilamların icrasına dair genel hükümlere göre infaz olunur. Ancak vadeye bağlanmamış alacaklarda tutanağın imzalandığı tarihten itibaren iki aylık sürenin dolmasından, vadeye bağlanmış alacaklarda ise vadenin dolmasından önce tutanak icraya konulamaz. Sulh anlaşması hükümleri yerine getirilmediği takdirde alacak muaccel olur ve sulhe konu edilen hak veya alacaklar, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanan faizi ile birlikte takip ve tahsil edilir. (4) Sulh halinde üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz. (5)

Tarafların sulhe davet yazısının diğer tarafa tebliği ile uyuşmazlık konusu hak ve alacağın tabi olduğu kanuni süreler durur. Sulhün sağlanamaması halinde bu husus tutanağa bağlanır, tutanak tarihinden itibaren uyuşmazlığın niteliğine göre kanuni süreler yeniden işlemeye başlar. Mücbir sebep halinde genel hükümlere göre işlem yapılır.”,

11.3. “Adli uyuşmazlıkların sulh yoluyla halli, uzlaşma ve vazgeçme yetkileri” başlıklı 11 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkrası; “(1) İdarelerin; a) Kendi aralarında ortaya çıkan her türlü hukuki uyuşmazlığın sulh yoluyla hallinde, dava açılmasında, bunlardan yargı veya icra mercilerine intikal etmiş olanların takiplerinden veya davalarda verilen kararlara karşı kanun yollarına gidilmesinden vazgeçilmesinde, sözleşmelerin değiştirilmesinde veya sona erdirilmesinde, b) Gerçek veya tüzel kişilerle aralarındaki sözleşmelerde belirtilen sebeplerle yapılan her türlü sözleşme değişikliklerinin yapılmasında, bu hususlarla ilgili olarak çıkabilecek uyuşmazlıkların sözleşme hükümleri çerçevesinde sulh yoluyla hallinde, hukuk birimlerinin uyuşmazlığın bu şekilde sonlandırılmasında maddi ve hukuki sebeplerle kamu menfaati bulunduğu yönündeki görüşü üzerine, buna dair onay ve anlaşmaları imzalamaya bakanlıklarda bakan, diğer idarelerde üst yönetici yetkilidir. Bakan ya da üst yönetici bu yetkisini sınırlarını açıkça belirlemek suretiyle alt kademelere devredebilir. (2) Birinci fıkrada belirtilenler dışında, idarelerin, herhangi bir sözleşmeye dayanıp dayanmadığına, yargıya intikal edip etmediğine bakılmaksızın gerçek veya tüzel kişilerle aralarında çıkan her türlü hukuki uyuşmazlığın sulh yoluyla halline, her türlü dava açılmasından veya icra takibine başlanılmasından, bunlardan yargı veya icra mercilerine intikal etmiş olanların takiplerinden veya verilen kararlara karşı karar düzeltme yoluna gidilmesi dışındaki kanun yollarına gidilmesinden vazgeçmeye, davaları kabule, ceza uyuşmazlıklarında şikayetten vazgeçmeye veya uzlaşmaya, davadan feragat etmeye, sözleşmede belirtilmeyen sebeplerle sözleşmelerin değiştirilmesinde veya sona erdirilmesinde maddi ve hukuki sebeplerle kamu menfaati görülmesi halinde, buna dair onay veya anlaşmaları imzalamaya, vazgeçilen veya tanınan ya da terkin edilen hak ve menfaatin değeri dikkate alınmak suretiyle; a) Tutara ilişkin olmayanlar ile 1.000.000 Türk Lirasına kadar olanlarda (1.000.000 Türk

Lirası dahil) hukuk biriminin görüşü alınarak, ilgili harcama yetkilisinin teklifi üzerine üst yönetici yetkilidir…”(4) 7 nci maddeye göre başka idare tarafından takip edilen davalar ile

Maliye Bakanlığı tarafından takip edilen diğer idarelere ait dava ve icra işlerindeki vazgeçme, feragat ve kabul işlemleri ile yargıya intikal etmiş uyuşmazlıkların sulhen çözümlenmesine ilişkin işlemler, dava veya icra dosyasını takip eden idarenin tabi olduğu usulde yapılır.”

11.4. “Yürürlükten kaldırılan ve uygulanmayacak hükümler ile atıflar” başlıklı 18 inci maddesinin dördüncü fıkrası; “İdarelerin hukuk hizmetlerine, uyuşmazlıkların sulh yoluyla halline, avukatlık hizmeti satın alınmasına ve davalarla ilgili vazgeçme yetkilerine dair diğer kanunlarda yer alan hükümlerden bu Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine aykırı olanlar uygulanmaz.”,

12. 19/10/2006 tarihli ve 26324 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu Zararlarının

Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Kamu zararından doğan alacaklarda taksitlendirme” başlıklı 16 ncı maddesi; (Değişik:RG-15/6/2019-30802-C.K.1147/11 md.) (1) Kamu zararından doğan alacaklar, sorumluların ve/veya ilgililerin talebi üzerine kamu idaresince taksitlendirilebilir. (2) Taksitlendirme süresi azami beş yıl olup bu süre içerisinde asıl alacağın faiziyle birlikte tahsil edilmesi gerekir. (3) Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idarelerde taksitlendirme işlemleri, 659 sayılı

Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine, kapsamdaki diğer kamu idarelerinde ise ilgili mevzuat hükümlerine göre gerçekleştirilir. (4) Sorumluların ve/veya ilgililerin yazılı taksitlendirme talebi üzerine, sorumlu ve/veya ilgili ile takibe yetkili birim arasında, taksitlendirmenin süresini, taksit sayısı ve tutarları ile ödeme zamanlarını belirleyen bir ödeme planı yapılır. Sorumlulardan ve/veya ilgililerden taksitlerini ödeme planına uygun ve vadesinde düzenli olarak ödeyeceklerine dair “borç senedi ve kefaletname” alınır. (5) Sorumlular ve/veya ilgililer, taksitlendirme taleplerine ilişkin yetkili makamın onayı alınıncaya kadar dilekçede belirtilen ilk taksit miktarını hemen, takip eden taksitleri de düzenli olarak, faiziyle birlikte muhasebe birimine ödeyebilir. Yetkili makamdan alınan taksitlendirme onayında kararlaştırılan taksit miktarı ödenen taksit miktarından fazla olduğu takdirde, onayda belirtilen ilk taksit tarihinden itibaren geçen taksit sürelerine ait toplam fark peşin olarak tahsil edilir.

(6) Taksitlerden birinin, ödeme planına ve “borç senedi ve kefaletname”ye uygun olarak vadesinde ve faiziyle birlikte tamamen ödenmemesi halinde alacağın tamamı muaccel olur. Söz konusu alacak, muaccel olduğu tarihten itibaren 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme

Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanan faizi ile birlikte genel hükümlere göre takip ve tahsil edilir.”

hükümlerini haizdir.

IV. KAMU DENETÇİSİ AV. HÜSEYİN YÜRÜK’ÜN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

13. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; borçlunun taksitlendirme teklifi sonrasında, idarece borcun miktarı ve borçlunun mali durumu dikkate alınarak teklifin değerlendirmeye alınması, bu yolla kamu alacağının anlaşma yoluyla tahsili yönünde Tavsiye Karar Önerisi Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

14. Yukarıda 1-3 numaralı paragraflarda ayrıntısıyla yer verildiği üzere, başvuran vekili tarafından, 1416 sayılı Kanun kapsamında Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından, genetik mühendisliği alanında yüksek lisans ve doktora programları için Amerika Birleşik

Devletleri’ne gönderilen ancak kişisel sebeplerle ülkeye geri dönemeyen başvuran için anılan idare tarafından yükümlendirilen ve mahkeme kararı ile de kesinleşen borcun, makul süre ile taksitlendirilmesi veya yapılandırılması, faizlerin silinmesi mümkün değil ise durdurulması, bunun da mümkün olmaması halinde yasal düzenleme yapılana kadar uzun vadeli taksitlendirme yapılması talebiyle Kurumumuza başvuruda bulunulmuştur.

15. Alacaklı idare tarafından, özet olarak, Bakanlık tarafından talep edilen para borcunun mevzuata uygun olduğunun mahkeme kararı ile de hüküm altına alınarak davanın idare lehine sonuçlandığı, Bakanlığa bir ödeme planı sunularak ödemenin düzenli bir şekilde yapılmasının tazminatlı kimsenin sorumluluğunda olduğu, başvuran ve kefilleri hakkında icra takibinin başlatıldığı ve borcun muaccel olması nedeniyle borcun taksitlendirilmesi ile ilgili olarak idarece yapılacak bir işlemin bulunmadığının mahkeme kararı ile sabit olduğu, hakkında bir mahkeme kararı bulunan ve icra takibi başlatılan bir kamu alacağının, yargının tespit ettiği miktarının tamamının tahsilinin yasal zorunluluk olduğu ve aksi halde kamu zararına sebep olunduğundan ilgili memura rücu edilmesi gerektiği belirtilmiştir.

16. Başvuran ile başvuran vekili tarafından farklı tarihlerde sunulan dilekçeler ile idare tarafından öne sürülen açıklamalar karşısında ilk olarak, uyuşmazlığa konu olan talebin net olarak ortaya konması, daha sonra bu talebin hukuken mümkün olup olmadığının tartışılması gerekmektedir. Bu kapsamda dosyaya sunulan taleplerin temelinde, ana borca eklenen faizlerle borcun ödenebilir miktarı aştığı ve bu durumun, başta başvuran ve kefilleri mağdur ettiği açıklaması yer almaktadır.

17. Dosyaya sunulan ve künye bilgileri yukarıda 5 numaralı paragrafta yer verilen Milli Eğitim

Bakanlığının yazısından anlaşıldığı üzere başvuran; 1416 sayılı Kanun kapsamında Milli

Eğitim Bakanlığı tarafından burslu olarak Adnan Menderes Üniversitesi adına Amerika

Birleşik Devletleri’ne, 27/02/1995-24/08/1995 tarihleri arasında dil öğrenimi için, 30/08/199516/08/1997 tarihleri arasında master öğrenimi için, son olarak 17/08/1997-Ağustos 2000 tarihleri arasında ise doktora öğrenimi için gönderilmiştir. Ankara 16. Asliye Hukuk

Mahkemesinin 13/04/2010 tarihli ve …/… …/… sayılı kararında da yer verildiği şekilde, Hüyük Noterliğince düzenlenen 31/05/1994 tarih ve …/… numaralı yüklenme senedi ile

Şikago Başkonsolosluğunca düzenlenen 28/10/1997 tarih ve … numaralı ek taahhütname hükümleri uyarınca, öğrenim için yurt dışına gönderilen başvuranın, yüklenme senedi ve ek taahhütname hükümlerine uymadığı takdirde MEB tarafından kendisi için yapılmış bütün masrafların her biri için ödeme tarihinden itibaren tahakkuk ettirilecek kanuni faiz vs. ödemelerle birlikte ve %50 fazlasıyla Hazine emrine ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği anlaşılmıştır.

18. Milli Eğitim Bakanlığının 5 numaralı paragrafta anılan yazısından tespit edildiği üzere, doktora öğrenimi süresi 31/08/2001 tarihinde sona ermiş başvurana süre uzatımı istemesi gerektiği hususunda iki yazı yazılmış, bu yazılar cevapsız kalmış, Bakanlık tarafından okul ile yapılan görüşme neticesinde, başvuran Güz 2001 döneminde kayıt yaptırabilecekken 16/11/2001 tarihi itibariyle kayıt yaptırmayarak, Eğitim Ateşeliğinin izni, Bakanlığın onayı olmaksızın okumakta olduğu okuldan ayrılarak ilgili dönemde yürürlükte olan Yönetmelik ve yukarıda yer verilen yüklenme senedi hükümleri ihlal edilmiştir. Anılan ihlal nedeniyle, 1416 sayılı Kanunun 19 uncu maddesi ve yüklenme senedi hükümlerine göre başvuranın ve kefillerinin, başvurana İdare tarafından gerçekleştirilen harcamalardan (asıl borç) ve bu borca işleyen faizden müştereken ve müteselsilen sorumluluğu mevcuttur.

19. Başvuran ve kefillerinin sorumluluğuna ve bu kapsamda ödenmesi gereken miktara, Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13/04/2010 tarihli ve …/…, …/… sayılı kararı ile hükmedilmiş olup kararın kesinleşmesi karşısında; master öğrenimi için 5.404,40TL asıl alacak, 4.848,00TL işlemiş yasal faiz için toplam 10.252,40TL, asıl alacak için 5535 sayılı

Kanunun yürürlük tarihi olan 08/07/2006 tarihinden itibaren tahsil tarihine kadar yasal faiz işletilmesine, doktora öğrenimi masrafı olan 101.244USD tutarındaki asıl alacak içinse 08/07/2006 tarihinden itibaren Devlet bankalarının bir yıl vadeli Amerikan dolarına uyguladıkları en yüksek mevduat faiz oranının uygulanmasına hükmedildiği açıktır.

20. Anılan Kanun hükmü, yüklenme senedinde verilen taahhüt ve daha da önemli olarak mezkûr mahkeme kararında verilen hüküm karşısında, söz konusu borç tutarının tamamının ödenmesine kadar yasal faiz ile Devlet bankalarının bir yıl vadeli Amerikan dolarına uyguladıkları en yüksek mevduat faiz oranının işleyeceği açıktır. Keza, başvuranın taksitlendirme teklifi kabul edilse bile, Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrasında, asıl alacağın faiziyle birlikte tahsil edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Açıklanan gerekçelerle, asıl alacağa işlemiş faiz tutarının silinmesinin ya da durdurulmasının mümkün olmadığı anlaşılmıştır. İlaveten, aksi bir durumun tartışılmasının kesinleşmiş mahkeme kararının tartışılması anlamına geleceği, bu durumda ise, mahkeme kararlarının bağlayıcılığı ilkesinin yanında, Anayasanın 138 inci maddesi ile 6328 sayılı Kanunun 5 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendine aykırılık anlamına geleceği değerlendirilmiştir.

21. Bununla birlikte, incelenmesi gerekli bir başka husus, mahkeme kararıyla haklılığı kabul edilen alacağın muaccel olması ve hakkında icra takibi başlatılmış olmasından bahisle başvuranın taksitlendirme talebine ilişkin idarece herhangi bir işlem yapılamayacağına ilişkin açıklamadır. Yukarıda 11 numaralı paragrafta yer verildiği üzere, 02/11/2011 tarihli ve 28103 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 659 sayılı

KHK’nın 9 uncu ve devamındaki maddeler ile, idare ve gerçek kişi arasındaki her türlü hukuki uyuşmazlığın sulh yoluyla halline imkan tanınmış olup, anılan KHK’nın 11 inci maddesinin ikinci fıkrasıyla getirilen hüküm mucibince, anılan maddede belirtilen yetki ve usul takip edilmek suretiyle, icra mercilerine intikal etmiş olan uyuşmazlıklarda idarenin takipten vazgeçmesinin dahi mümkün olduğu belirtilmelidir.

22. Bu kapsamda başvuranın, borcun taksitlendirilmesi, faizlerin silinmesi mümkün değil ise durdurulması, bunun da mümkün olmaması halinde yasal düzenleme yapılana kadar uzun vadeli taksitlendirme yapılması taleplerinin, 659 sayılı KHK kapsamında, alacaklı taraf olan

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından değerlendirilebileceği açıktır. Bununla birlikte; anılan düzenleme ile idareye bir takdir yetkisi tanınmış olup bu yetkinin kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda kullanılması gerekliliği dışında, takdir yetkisinin belirli bir yönde kullanılması hususunda idarenin zorlanamayacağı değerlendirilmiştir. Bu noktada ifade edilmelidir ki, başvuranın taksitlendirme talebi İdarece kabul edilse dahi, 657 sayılı Kanunun ek 34 üncü maddesi hükmü uyarınca, taksitlendirme süresinin azami 5 yıl olabileceği, dolayısıyla başvuranın “yasal düzenleme yapılana kadar uzun vadeli taksitlendirme yapılması” talebinin kabul edilebilir olmadığı kanaatine varılmıştır.

23. Kurumumuz tarafından yapılan değerlendirme neticesinde; kesinleşmiş mahkeme kararıyla her kalem için asıl borç ve buna işlenecek faizin hüküm altına alınmış olması, uyuşmazlık konusu hakkında sulhe gidilip gidilmeyeceği hususunda idarenin takdir yetkisinin bulunması, bu yetkinin belirli bir yönde kullanılmasına ilişkin olarak idarenin zorlanamayacağı ve açık Kanun hükmü karşısında 5 yıldan uzun süre için taksitlendirme imkânının olmaması karşısında, başvurunun reddi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

24. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde ilgili İdarenin iyi yönetim ilkelerinden; “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı görülerek idarenin bahse konu ilkeye uygun davranılması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

25. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliği tarihinden itibaren (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, ilgili idarenin işlemine karşı Ankara İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre;

BAŞVURUNUN REDDİNE,

Kararın BAŞVURAN VEKİLİNE ve MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verilmiştir.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi