onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararında, davacının 03.01.1994 tarihinden 2004 yılı sonuna kadar çalıştığının tespiti istemi hukuki uyuşmazlık olarak ele alınmıştır. Davacı, belirtilen süre zarfında davalı şirketlerde çalıştığını ve sigorta kaydının yapılmadığını iddia etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, davacının 01.08.1998-01.07.2004 tarihleri arasında çalıştığını tespit etmiş, ancak davacının diğer dönemlerdeki çalışmasının tespitine yönelik taleplerini reddetmiştir.

Yargıtay, çalışmanın ispatı konusunda her türlü kanıtın kabul edilebilir olduğunu, ancak ücretin tespiti için yazılı delil gerekliliğini vurgulamıştır. Davacının prime esas kazanç tespiti talebinin olup olmadığına dair beyanının alınması gerektiği, bu talep varsa ilgili belgelerin celp edilmesi ve bilirkişi raporu alınarak inceleme yapılması gerektiği belirtilmiştir. Mahkemece, bu hususların göz önünde bulundurulmadan karar verilmesi, usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğinden kararın bozulmasına hükmedilmiştir.

Sonuç olarak, Yargıtay, davacının çalıştığı sürelerin tespiti ve prime esas kazancının belirlenmesi için gerekli incelemelerin yapılması gerektiğini ifade ederek, İlk Derece Mahkemesi kararını bozmuştur. Bu durum, hizmet tespiti davalarında çalışma olgusunun ispatının geniş bir çerçevede ele alınması gerektiğini göstermektedir.

10. Hukuk Dairesi         2024/9395 E.  ,  2024/8831 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
    SAYISI : 2022/139 E., 2023/318 K.
    KARAR : Kısmen kabul

    Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar Kurum ve … Tur. İnş. Taah. İth. İhr. San. Tic. A.Ş. vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı, davalı şirketlerde … sigorta sicil numarası ile 1994 yılının başından itibaren 2004 yılı sonuna kadar çalıştığını, davalı şirketlerin aynı işverenlere ait olduğunu, ilk aşamada 1994 yılı başında işe girdiğini, aynı işverenlere ait Kitaş Şti’de işe başladığını, 1 yıl çalıştığını ve sigorta kaydının yapılmadığını öğrendiğini, 18 aylık askerlik dönemi hariç 2004 yılı sonuna kadar çalıştığını, her iki şirketin de Yönetim Kurulu Üyesi … olduğunu, 1994 yılında SGK’lı yapılmadığı, daha sonra dönemlerde eksik sigortalı yapıldığı, giriş çıkışlar yapıldığını, SGK hizmetinin kontrol edildiğinde 1995 yılında sigorta kaydının yapıldığını, işe giriş çıkışların verildiğini, her ay tam gün çalıştığını, diğer davalı SGK’nın ise denetimleri eksik ve yetersiz yaptığını, 1996 tarihinde 50 gün çalışmış olup, 18 ay askere gidip döndüğünde askerlik sebebi ile çalışmadığını, gerekli düzenlemenin yapılmasını belirterek 1994 yılı başından itibaren aynı işverene ait şirketlerde çalıştığını, her ay tam gün çalıştığı halde 2004 yılı dahil sigortalı yapılmadığını, ancak eksik gösterildiğini, her ay tam gün olarak düzeltilmesini talep etmiştir.

    II. CEVAP
    Davalılardan … Şti. vekili, davanın hak düşürücü süre yönünden reddinin gerektiğini, 1994 yılına ilişkin iddiası ve 1995 yılından sonra hizmetlerinin eksik bildirildiği iddiasında yasal hak düşürücü sürelerin geçtiğini, 2004 yılında davalı müvekkil şirketteki işinden ayrıldığını, davalı şirketlerin aralarında organik bir bağ olmayan iki ayrı tüzel kişilik olduğunu, davalı müvekkil şirketin Güngören, Beylikdüzü ve Silivri Belediye Başkanlıkları tarafından yapılan temizlik ihalelere katıldığını, davacının müvekkil şirketteki bütün çalışması benzer şekilde Sosyal Güvenlik Kurumuna tam ve doğru olarak bildirildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.

    Davalı Kurum vekili, davacının hizmet döküm cetvelinin tetkikinde dava konusu edilen dönemlerde davacının birden fazla işyerinden bildirimlerinin yapıldığının tespit edildiğini, ilk defa 1014377 sicilli işyerinden 1995/3 döneminde 15 gün 1998 yılında 65 gün 1999 yılında 84 gün 2000 yılında 149 gün 2002 yılında 204 gün, 2003 yılında 63 gün, 2004 yılında 391 gün muhtelif işyerlerinden bildiriminin bulunduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin 03.03.2020 tarihli ve 2019/30 Esas, 2020/18 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne, davacı 10167051208 TC. kimlik numaralı … ‘ın davalılara ait iş yerinde 1.8.1998-13.1.2000,1.2.2000-01.07.2004 tarihleri arasında hizmet akti ile çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar Kurum ve … Tur.İnş.Taah…A.Ş. vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin 21.10.2020 tarihli ve 2020/1186 Esas, 2020/1278 Karar sayılı kararıyla; davalı … Tur.İnş.Taah…A.Ş. ve davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

    V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
    A. Bozma Kararı
    1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar Kurum ve … Tur.İnş.Taah…A.Ş. vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

    2. Dairemizin 25.04.2022 tarihli, 2021/5484 E., 2022/6275 K. kararında; ticaret sicil kaydı re’sen terkin edilen ve daha sonra ihyasına karar verilen davalı Kitaş Konut İnş…A.Ş.’ye tasfiye memuru atanması gerektiği, ilgili şirkete tasfiye memuru atanması için davacı tarafa kesin süre verilmesi, davalı Kurum ile terkin olunan şirket arasındaki ilişkinin şekli anlamda mecburi dava arkadaşlığı olduğu gözetilip, gereğinin yerine getirilmemesi halinde söz konusu şirket hakkındaki işlemin pasif husumet nedeniyle reddi gerekeceğinin değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.

    B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
    Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kısmen kabulüne, davacının davalılara ait iş yerinde Kuruma bildirilen süreler haricinde 1.8.1998-30.11.1998 arası 100 gün, günlük 2.336.625 TL1.12.1998-31.12.1998 arası 25 gün, günlük 2.336.625 TL 1.1.1999-14.3.1999 arası 12gün, günlük 3.112.200 TL 15.3.1999-1.6.1999 arası 35 gün, günlük 3.112.200 TL 1.7.1999-31.12.1999 arası 155 gün, günlük, 3.790.000 TL 1.1.2000-13.1.2000 arası 13 gün, günlük, 4.000.000 TL1.2.2000-31.3.2000 arası 60 gün, günlük, 4.000.000 TL 1.4.2000-31.7.2000 arası 120 gün, günlük 5.000.000 TL -31.3.2001 arası 109 gün, günlük 5.000.000 TL1.4.2001-31.12.2001 arası 270 gün, günlük 7.000.000 TL 1.1.2002-31.3.2002 arası 90 gün, günlük 7.400.000 TL 1.4.2002-30.6.2002 arası 12 gün, günlük 9.262.000 TL 1.7.2002-31.3.2003 arası 150 gün, günlük 10.919.449 TL1.4.2003-30.6.2003 arası 27 gün, günlük 13.103.320 TL 1.7.2003-1.1.2004 arası 180 gün, günlük 15.267.194 TL 1.1.2004-1.7.2004 arası 70 gün günlük 18.320.633 TL ile hizmet akti kapsamında çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum ve davalı … Tur…A.Ş. vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı Kurum vekili, çalışmanın ispatlanamadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

    Davalı … Tur…A.Ş. vekili, yeterli inceleme yapılmadığını, SPEK yönünden kurulan hükmün yerinde olmadığını, her şirket yönünden ayrı hüküm kurulması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, davacının 03.01.1994 tarihinden 2004 yılı sonuna kadar çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 506 sayılı Kanun’un 79 ncu maddesidir.

    3. Değerlendirme
    İnceleme konusu dosyada; davacı 03.01.1994 tarihinden 2004 yılı sonuna kadar çalıştığının tespitini talep etmiş, davacının 01.08.1998-01.07.2004 döneminde davalılar nezdinde çalıştığının tespitine karar verilmiştir.

    1)Somut dosyada davacı davalılar nezdinde …, … ve … Belediyelerinin temizlik işlerinde çalıştığını belirtmiş olup, davalı şirketler ile belediyeler arasındaki ihale sözleşmeleri celp edilmeli, aynı zamanda ilgili belediyelerden işçilerin işe giriş ve çıkış tarihlerine ilişkin kayıtların olup olmadığı sorulmak suretiyle, ilgili bilgi ve belgeler celp edilmeli, her bir davalı şirket nezdinde geçen çalışma dönemi ayrı ayrı belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.

    2) 506 sayılı Kanun’un “Prime esas ücretler” başlığını taşıyan 77 nci maddesinin 1 inci fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır.

    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun; 200 üncü maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belirli bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı, bildirilmiş, bu madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 202 nci maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça veya temsilcisi tarafından verilen belgeler olduğu belirtilmiştir.

    Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.10.2010 tarihli ve 2010/10-480 Esas – 2010/523 Karar, 20.10.2010 tarihli ve 2010/10-481 Esas – 2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 Esas – 2010/525 Karar, 19.10.2011 tarihli ve 2011/10-608 Esas – 2011/649 Karar, 19.06.2013 tarihli ve 2012/10-1617 Esas – 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.

    Mahkemece hizmet tespiti ile birlikte prime esas kazanç yönünden de karar verildiği ve davalılar

    tarafından Kuruma yapılan SPEK miktarları esas alınarak hüküm kurulduğu görülmektedir. Davacı dava dilekçesinde hizmetinin tespitini talep etmiş olup, prime esas kazancının tespiti talebinin olup olmadığı yönünden davacının beyanı alınmak suretiyle bu husus açıklığa kavuşturulmalıdır. Davacının prime esas kazanç tespiti talebi var ise yukarıda açıklandığı üzere araştırma ve inceleme yapılmalı, ücret tespitinde yazılı delil arandığı hususu gözetilmeli, gerekmesi halinde denetime elverişli bilirkişi raporu alınmak suretiyle elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.

    Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

    Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

    23.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.