ÖZET: Başvuran, Afyonkarahisar 1 No’lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda barındırıldığını ve aynı kurumda bulunan bazı hükümlülerle hasım olduğunu ifade ederek, can güvenliği nedeniyle başka bir ceza infaz kurumuna nakil talep etmiştir. Ancak, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, başvuranın nakil talebini, hasım olarak belirttiği kişilerin iddialarını kabul etmemesi ve alınan güvenlik önlemleri nedeniyle reddetmiştir. Başvuranın, barındırıldığı kurumda daha önce de benzer taleplerde bulunduğu ve bu taleplerin güvenlik gerekçeleriyle kabul edilmediği tespit edilmiştir.

İdare, başvuranın can güvenliğini korumak amacıyla gerekli tedbirleri almış olsa da, başvuranın hasımlarıyla karşılaşma riski bulunduğu değerlendirilmiştir. Bu nedenle, başvuranın durumunun, ceza infaz kurumları arasında uygun bir yere nakledilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın can güvenliği gerekçesiyle başka bir yüksek güvenlikli ceza infaz kurumuna naklini tavsiye etmiştir.

Sonuç olarak, Adalet Bakanlığı’na, başvuranın can güvenliği nedeniyle uygun bir ceza infaz kurumuna nakledilmesi hususunda tavsiyede bulunulmuştur. Bu karar, başvuranın güvenliğini sağlamak ve olası tehlikeleri önlemek amacı taşımaktadır.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/2675-S.24.4282

BAŞVURU NO : 2023/14640

KARAR TARİHİ : 11.03.2024

TAVSİYE KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI

Başvuranın, can güvenliği nedeniyle durumuna uygun başka bir infaz

BAŞVURUNUN KONUSU :

kurumuna nakil talebine ilişkindir.

BAŞVURU TARİHİ : 13.09.2023

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran özetle; Afyonkarahisar 1 No’lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırıldığını, aynı kurumda barındırılan ve isimli hükümlüler/tutuklular ile hasım olduğunu, şikâyeti üzerine adı geçenler hakkında Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Sor. No. ile başlatılan soruşturmanın devam ettiğini, anılan kişilerin halen kendisini tehdit ettiğini, bu itibarla can güvenliği nedeniyle nakil isteminde bulunduğunu ancak adı geçenler kendisi ile hasım olduklarını kabul etmediğinden talebinin reddedildiğini belirterek can güvenliği nedeniyle uygun görülecek durumuna uygun bir ceza infaz kurumuna nakil talebinde bulunmaktadır.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri

Genel Müdürlüğü’nden, 18/09/2023 tarih, sayılı ve 20/02/2024 tarih, sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş, Genel Müdürlüğün 08.12.2023, 19.02.2024 ve 01.03.2024 tarihli cevabi yazısında; 2.1. Adı geçenin, başka bir ceza infaz kurumuna nakledilmesine ilişkin isteğe bağlı son nakil talebinin

Genel Müdürlüğümüzün 29.09.2023 tarihli ve sayılı yazısıyla naklinin uygun görülmediği, 2.2. Ceza infaz kurumlarında can güvenliği nedeni ile nakillerin 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin

İnfazı Hakkında Kanun’un “Zorunlu Nedenlerle Nakil” başlıklı 56 ncı maddesi ile 05.06.2015 tarihli ve 167

No.lu Genelgenin “İkinci Bölüm” 17 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca gerçekleştirildiği,

2.3. Bu kapsamda da, adı geçenin nakil talebinin Genel Müdürlüğün 08.08.2023 tarihli ve sayılı yazısı ile uygun görülmediği, Bunun yanı sıra, Afyonkarahisar Cumhuriyet

Başsavcılığı Cezaevi Soruşturma Bürosunun 06.10.2023 tarihli ve sayılı yazısında “Cumhuriyet

Başsavcılığımızın soruşturma dosyası, kurum yazısı ile birlikte tetkik edilmiş olup sayılı soruşturma dosyasında hükümlü ‘ün hasım listesine yazdırdığı kişilerle tarafı bulunduğu soruşturma bulunduğu, hasım gösterdiği kişiler veya bu kişilerin yakınları ile karşılaşabilme ihtimalleri bulunmasından dolayı hükümlü ‘ün başka bir ceza infaz kurumuna nakil edilmesinin uygun olacağı” ifadelerine yer verildiği, buna istinaden adı geçen hakkında kurum idaresinin nakil talebinde bulunduğu, Genel Müdürlüğün 26.10.2023 tarihli ve sayılı yazısıyla nakil talebinin uygun görülmediği, 2.4. Adı geçenin, 14.06.2011 tarihinde ilk defa tutuklanarak Milas (Kapatılan) Ceza İnfaz Kurumuna alındığı, 17.06.2011 tarihinde “Suç türüne göre” Muğla E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna, 19.01.2015 tarihinde “Kapsama gücünün aşılması nedeniyle” Seydikemer-Eşen T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna,

30.06.2016 tarihinde “Kendi isteğiyle” Aydın E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna, 02.04.2018 tarihinde

“Asayiş ve güvenlik nedeniyle” Söke T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna, 21.09.2019 tarihinde “Kendi isteğiyle” Ödemiş M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna, 18.09.2020 tarihinde “Asayiş ve güvenlik nedeniyle” Afyonkarahisar 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna, 26.10.2022 tarihinde “Asayiş ve güvenlik nedeniyle” Afyonkarahisar E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna, 31.01.2023 tarihinde “Asayiş ve güvenlik nedeniyle” Afyonkarahisar 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledildiği ve halihazırda anılan Kurumda barındırılmaya devam edildiği, adı geçenin 18.09.2020 tarihinden bu yana barındırıldığı ceza infaz kurumlarında ikincil kazançlar elde etmek için kısa süreli açlık grevi eylemleri yaptığı, tutarsız davranışlar sergileyerek gerek hükümlü ve tutuklular ile gerekse görevli personelle sorun yaşadığı, bu sebeple barındırıldığı kurumlarda hasmının olduğunu belirterek can güvenliği gerekçesiyle farklı ceza infaz kurumlarına nakil talebinde bulunduğunun tespit edildiği, 2.5. Adı geçenin, anılan Kurumda barındırılan bazı hükümlü/tutuklular ile hasım olduğu iddiası ile Kurum idaresine başvurduğu, Kurum idaresi tarafından konuya ilişkin araştırma başlatıldığı, bu kapsamda;

25.07.2023 tarihinde adı geçenin iddiasına taraf olan hükümlü/tutukluların konuya ilişkin ifadelerinin

alındığı, adı geçenlerin ifadelerinde hasımlık iddialarını kabul etmediklerinin tespit edildiği, 2.6. Ayrıca gerekli önlemlerin alınması, bu kapsamda husumetli olduğunu belirttiği kişiler ile irtibat kuramayacağı konumuna uygun bir bölümde barındırılması, farklı günlerde ziyaret ve telefon görüşmesi yaptırılması, kaldıkları odalarda sık sık ve belirsiz tarihlerde arama yapılması suretiyle muhafazasına devam olunması hususunda gerekli talimatların verildiği, 2.7. Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için 5275 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde, ”İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması” ifadelerine yer verildiği, Bu nedenle, nakil taleplerinin incelenmesinde; kurumun kapasitesi, güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu, kişilerin can güvenliğine ilişkin olarak, talepte bulunanın hasım olarak bildirdiği bir kişinin talep ettiği kurumda bulunup bulunmadığı gibi hususlar göz önünde bulundurulduğundan, her talebin uygun değerlendirilemediği, 2.8. Bunun yanı sıra, 10.07.2015 tarihinden itibaren adlî suçlardan hükümlü ve tutukluların istek üzerine nakil işlemlerinin elektronik ortamda gerçekleştirilmekte olduğu ve taleplerin “Hükümlü Nakil Sistemi (HÜNSİS) Programı” çerçevesinde sistem tarafından otomatik olarak değerlendirildiği, Bu kapsamda,

kurumların sınıflandırılmaları, kapasiteleri ile mevcutları HÜNSİS ekranında tanımlanmış olup talep edilen ceza infaz kurumlarının kapasitesinin dolu olması halinde ret onayı, boş yer olması ve konumuna uygun olması durumunda da nakil uygun onayının sistem tarafından otomatik olarak verildiği, Adı geçenin de, ileriki aylardaki nakil dönemlerde, nakil talep dilekçesini bulunduğu ceza infaz kurumu idaresi aracılığıyla

Genel Müdürlüğe göndermesi halinde durumunun mevzuat uyarınca değerlendirileceği bilgisi ile başvuranın can güvenliği nedeniyle nakil talebine ilişkin Kurum İdare ve Gözlem Kurulunun 20.10.2023 tarihli ve 2023/7617 sayılı kararının bir örneğine yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13’üncü maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” 3.2. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” 17’nci Maddesinde “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz.

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.

[12] (…) meşru müdafaa hali, yakalama ve tutuklama kararlarının yerine getirilmesi, bir tutuklu veya

[13] hükümlünün kaçmasının önlenmesi, bir ayaklanma veya isyanın bastırılması (…) veya olağanüstü hallerde yetkili merciin verdiği emirlerin uygulanması sırasında silah kullanılmasına kanunun cevaz verdiği zorunlu durumlarda meydana gelen öldürme fiilleri, birinci fıkra hükmü dışındadır.” 3.3. “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36’ncı maddesi; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.” 4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Yaşam hakkı” başlıklı 2’nci maddesinde; “1. Herkesin yaşam hakkı yasayla korunur. Yasanın ölüm cezası ile cezalandırdığı bir suçtan dolayı hakkında mahkemece hükmedilen bu cezanın infaz edilmesi dışında, hiç kimsenin yaşamına kasten son verilemez.” 5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesi; “(1)

Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” , 6. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un; “Nakiller” başlıklı 53’üncü maddesi; “(1) Hükümlüler, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler…” 6.1. “Zorunlu nedenlerle nakil” başlıklı 56’ncı maddesi; “ (1) Kurumların elverişsiz ve yetersiz kalması, kapsama gücünün aşılması, kullanılamaz hâle gelmesi, asayiş, güvenlik, doğal afet, yangın ve büyük onarım gibi zorunlu nedenlerle başka kurumlara nakledilmeleri gerekli görülen hükümlüler, yargı çevresi dışında

Adalet Bakanlığınca belirlenen ve konumlarına uygun olan diğer kurumlara nakledilebilirler.”

7. 29/3/2020 tarih ve 31083 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi

İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin “Hükümlülerin nakillerinde dikkat edilecek hususlar” başlıklı 127’nci maddesinin ilk fıkrasında; “Hükümlülerin nakillerinin 5275 sayılı

Kanunun 53 ilâ 58 inci maddeleri hükümlerine göre gerçekleştirilir” 8. Adalet Bakanlığının 05/06/2015 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe konulan 167 sayılı Ceza İnfaz

Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu Genelgenin “Zorunlu nedenlerle nakil” başlıklı 17’nci Maddesi 1 ve 5’nci Fıkrasında; “Kurumların elverişsiz ve yetersiz kalması, kapsama gücünün aşılması, kullanılamaz hâle gelmesi, asayiş, güvenlik, doğal afet, yangın ve büyük onarım gibi zorunlu nedenlerle başka kurumlara nakledilmeleri gerekli görülen hükümlü ve tutuklular, yargı çevresi dışında Bakanlıkça belirlenen ve konumlarına uygun olan diğer kurumlara nakledilebilecektir.”

Kendi istekleri üzerine nakil talepleri uygun görülmeyen hükümlü ve tutuklular can güvenliği gerekçesiyle nakillerini sağlamaya çalıştıklarından, can güvenliği nedeniyle nakil talebinde bulunan kişilerin dilekçelerindeki iddialarla ilgili gerekli inceleme ve araştırma yapılacak, konunun doğruluk derecesi ayrıntılı şekilde incelenecek, ceza infaz kurumunda alınacak tedbirler ile sorunun çözülüp çözülemeyeceği, naklin zorunlu olup olmadığı zorunlu ise nedenini açıkça belirtir gerekçeli idare ve gözlem kurulu karan alınacaktır.

Konunun incelenmesi sonucunda; can güvenliği nedeniyle naklin zorunlu olmadığı idare ve gözlem kurulu tarafından gerekçeli karara bağlanmış olduğu durumlarda, nakil istemlerine ait dilekçeler gereksiz yazışmaları önlemek amacıyla Bakanlığa gönderilmeyip, Cumhuriyet başsavcılıklarınca mahallinde reddedilecek ve ret kararı gerekçesi ile birlikte ilgililere tebliğ edilecektir.

Yukardaki koşullar taşımayan can güvenliği nedeniyle nakil taleplerine ilişkin evrak, işlem yapılmadan mahalline iade edilecektir.” düzenlemesi yer almaktadır.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

9. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye

Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden 10. Başvuran barındırıldığı kurumda hasımları olduğunu belirterek can güvenliği nedeniyle başka bir infaz kurumuna naklini talep etmektedir.

11. 5275 sayılı “Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunu” 56’ncı maddesi ile zorunlu nedenlerin bulunması halinde hükümlülerin nakillerinin mümkün olduğu hükme bağlanmıştır. Kanunun 56’ncı maddesi, kurumların elverişsiz ve yetersiz kalması, kapsama gücünün aşılması, kullanılamaz hâle gelmesi, asayiş, güvenlik, doğal afet, yangın ve büyük onarım gibi zorunlu nedenlerle başka kurumlara nakledilmeleri gerekli görülen hükümlüler, yargı çevresi dışında Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen ve konumlarına uygun olan diğer kurumlara nakledilebilirler, hükmüne yer verilmiştir.

12. Zorunlu nedenlerle nakil gerekçeleri arasında can güvenliği de yer almaktadır. Can güvenliği gerekçesi zorunlu durumlarda bu maddeye istinaden bireysel nakle imkân vermektedir. 167 Sayılı Genelge’nin 17.

maddesinin 5. Fıkrasına göre; Can güvenliği nedeniyle yapılan nakil taleplerinde Kurum tarafından can güvenliği iddiasının doğruluğuna ilişkin Kurum tarafından gerekli inceleme ve araştırma yapılarak; sorunun ceza infaz kurumunda alınacak tedbirler ile giderilmesinin mümkün olmadığı ve naklin zorunlu olduğunun

idare ve gözlem kurulu tarafından gerekçeli karara bağlanmış olması gerekmektedir. Kurul tarafından naklin zorunlu olmadığına karar verilmesi halinde ilgili Cumhuriyet Başsavcılığınca ilgilin can güvenliği nedeniyle reddine karar verilmektedir. Karara karşı infaz hâkimliğine itiraz yolu açıktır. Kurul tarafından naklin zorunlu olduğuna kanaat getirilmesi halinde ise, ilgili Başsavcılık tarafından; hükümlünün can güvenliği nedeniyle nakil talebi, idare ve gözlem kurulu kararı ve diğer evraklar nihai karar için Adalet

Bakanlığı’na gönderilmektedir.

13. Somut olayda, Afyonkarahisar 1 No’lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü İdare ve Gözlem

Kurulu Başkanlığının, başvuranın can güvenliği nedeniyle nakil talebine ilişkin 20.10.2023 tarihli ve sayılı kararında; “Başvuran hükümlünün Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığı Sor. No’lu dosyasında hasım listesine yazdırdığı kişilerle taraf olduğu, Bu doğrultuda Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığı Cezaevi Soruşturma Bürosunun 06/10/2023 tarih sayılı yazısında başvuranın hasım gösterdiği kişiler veya bu kişilerin yakınları ile karşılaşabilme ihtimali bulunduğundan, başka bir cezaevine nakil edilmesinin uygun olacağının değerlendirildiği, Başvuran hükümlünün hasım olarak belirttiği kişilerin Kurum A Blok, B Blok ve C Blok olmak üzere toplam

3 Blokta barındırılmakta olduğu, adı geçenlerin birden fazla disiplin cezası almış olduğu ve kurum iç

sirkülasyonunu bozacak birden fazla eylem ve tutumda bulunduğunun tespit edildiği, kurumun iç sirkülasyonu ve fiziki yapısı da göz önünde alındığında, güvenlik tedbirleri üst düzeyde alınmış olsa da; başvuranın, mahkeme sevki, revir, telefon, spor faaliyetleri ve diğer sosyal faaliyetler gibi koğuşu dışında olduğu durumlarda, adı geçenler veya yakınları ile karşılaşabilme ihtimallerinin bulunduğu, Tüm bu bilgiler ışığında; Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun ilgili maddeleri gereği kurumda kalmakta olan diğer hükümlü ve tutukluların cezalarını infaz ederken herhangi bir mağduriyete uğramamaları, kurumun asayiş, huzur, disiplin ve güvenilirliğinin üst seviyede tutulabilmesi için, başvuran hükümlünün kurumda cezasının infazına devam edilmesi halinde zaman içerisinde istenmeyen durumlarla karşı karşıya kalınabiliceği öngörülerek; ileride telafisi mümkün olmayan müessif olayların yaşanmaması ve iyileştirme faaliyetlerinin başka bir ceza infaz kurumunda yapılmasının uygun olacağı değerlendirildiği için Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün 05/06/2015 tarihli ve 167 sayılı Ceza

İnfaz Kurumlarının tahsis ve nakil işlemleri genelgesinin 2. Bölüm 17 Maddesinin 1. Fıkrası gereğince, başvuranın “ASAYİŞ VE CAN GÜVENLİĞİ NEDENİYLE” durumuna uygun başka bir yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumuna naklinin yapılmasına karar verilebilmesi için, konumuna uygun Ceza İnfaz

Kurumlarından birine naklinin zorunlu olduğuna” karar verilmiştir.

14. Karar, Adalet Bakanlığı ve Ceza Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün takdirlerine sunulmuş; Genel

Müdürlükçe; başvuran ile aynı kurumda barındırılan ve başvuranın hasım olduklarını belirttiği kişilerin hasımlık iddialarını kabul etmediği, başvuranın anılan kişiler ile irtibat kurmayacak bir bölümde barındırılması, ziyaret ve telefon ile görüş günlerinin farklı günlerde gerçekleştirilmesi ve kişilerin kaldıkları odalarda sık sık ve farklı tarihlerde arama yapılması suretiyle başvuranın güvenliğinin sağlanmasına dönük önlemlerin alındığı, ayrıca başvuranın 18.09.2020 tarihinden bu yana barındırıldığı kurumlarda hasmı olduğunu belirterek, can güvenliği gerekçesiyle farklı ceza infaz kurumlarına nakil talebinde bulunduğunun tespit edildiği; tüm bu nedenlerle nakil talebinin kabul edilmediği belirtilmiştir.

15. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 2’nci, Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesinin 6’ncı ve

Anayasamızın 17’nci maddesi ile her insanın doğuştan gelen yaşama hakkına sahip olduğu ve bu hakkın yasalarla korunması gerektiği belirlenmiştir.

16. Bu hakkın kapsamı, kamusal otoriteleri, yalnızca insan yaşamına saygı gösterme anlamında negatif bir yükümlülük altında sokmamakta, aynı zamanda insan yaşamını etkin olarak korumak için gerekli adımları atmak, yaşama yönelik tehlike ve risklere karşı bireyleri diğer kişilerin eylemlerinden korumak için uygun önlemleri almak ve kişinin bizzat kendi yaşamına son vermesinin önüne geçmek için gerekli tedbirleri almak gibi pozitif yükümlülükler de yüklemektedir.

17. Yaşama hakkı hükümlü ve tutuklular ile gözaltında bulunan kişiler bakımından daha özel bir öneme sahiptir. Bu kişiler devletin denetimi ve gözetimi altında ve hassas bir konumda olduğundan etkin şekilde korunmaları gerekmektedir. Bu doğrultuda; 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında

Kanun`un 6. maddesinin (f) bendi ile de ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunlu kılınmıştır.

18. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında, tutuklu ve hükümlülerle ilgili olarak onların korunmasız ve zayıf durumda oldukları ve en zor şartlarda dahi yetkililerin bu kişilerin fiziksel esenliklerini korumakla sorumlu olduklarına işaret edilmekte; Sözleşmenin 2. maddesinin devletlere, kendi egemenlik yetkileri içinde bulunan kişilerin yaşamlarını korumak için gerekli tedbirleri almalarına dair pozitif yükümlülük yüklediği hatırlatılmaktadır ( Keenan/Birleşik Krallık, B. No: 27229/95, 3/4/2001; Tarariyeva/Rusya, B. No: 4353/03, 14/12/2006; Vlademir/Romanov/Rusya, B. No: 41461/02, 24/7/2008; L.C.B/İngiltere, B. No: 23413/94, 9/6/1998).

19. Yukarıda yer verilen yasal mevzuat ile yaşam hakkının kamu makamları tarafından diğer bireylerin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı korunması hususunda Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararları ile belirlenen ve bu kararda da tekrarlanan genel ilkeler dâhilinde incelenen başvuruya konu somut olayda, başvuran hükümlünün müşteki, barındırıldığı infaz kurumunda hasım listesine yazdırdığı kişilerin ise şüpheli sıfatı ile Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığı Sor. No’lu dosyasında taraf oldukları, idare tarafından başvuranın can güvenliğini korumak üzere, hasım olarak belirttiği kişiler ile bir araya gelmemesi adına koruyucu tedbirlerin alındığı belirtilmiş ise de; başvuranın aynı kurumda barındırıldığı hasım listesinde yer alan kişilerin birden fazla disiplin cezası almış olduğu ve kurum iç sirkülasyonunu bozacak birden fazla eylemde bulunduğu, ayrıca adı geçenlerin kurum içerisinde farklı bloklarda barındırılıyor olduğu ve bu bakımdan koğuş dışında gerçekleştirilen sosyal aktiviteler, ziyaret ve telefon hakkının kullanılması vb. durumlarda başvuranın, adı geçenler ve/veya yakınları ile karşılaşma riski olabileceği, İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığı ile Afyonkarahisar

Cumhuriyet Başsavcılığı Cezaevi Soruşturma Bürosu tarafından yapılan değerlendirmenin de bu doğrultuda olduğu dikkate alınarak; idarenin adı geçenlerin başvurana zarar verme ihtimalini en az seviyeye indirmek adına başvuranı konumuna uygun ceza infaz kurumlarından birine naklinin uygun olduğu kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 20. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak

Kurumumuza gönderildiği anlaşılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

21. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa)

durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili İdarenin işlemine karşı

Ankara İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle,

BAŞVURUNUN KABULÜ;

Başvuranın, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Zorunlu nedenlerle nakil” başlıklı 56’ncı maddesi ile Adalet Bakanlığı’nın 05/06/2015 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe konulan 167 sayılı Ceza İnfaz Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu

Genelgesinin “Zorunlu nedenlerle nakil” başlıklı 17’nci Maddesi 1’nci Fıkrası gereğince “Can Güvenliği

Nedeniyle” durumuna uygun başka bir ceza infaz kurumuna nakledilmesi hususunda ADALET

BAKANLIĞI’NA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

Kararın, BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞINA tebliğine,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20’inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, idare

tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi