|
ÖZET: Başvuru, Kadıköy Belediyesi tarafından kesilen çevre temizlik vergisi ve katı atık bedellerinin iptal edilmesi, yatırılan tutarın faiziyle geri ödenmesi talebine ilişkindir. Başvuran, 2005 yılından itibaren serbest avukatlık yapmakta olup, 17 Mayıs 2022 tarihinde kendisine tebliğ edilen vergi ihbarnamesinin hatalı olduğunu, aynı iş yerini kullanan eşinin de vergi mükellefi olduğunu belirterek mükerrer tahsilat yapıldığını iddia etmiştir. İtiraz üzerine yapılan incelemelerde, Kadıköy Belediyesi’nin mükellefiyetin doğru şekilde tesis edildiği ve yapılan işlemlerde herhangi bir hata bulunmadığı belirtilmiştir.
Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın iddialarını ve ilgili mevzuatı değerlendirerek, çevre temizlik vergisinin tahakkuk ve tahsilatında mükellefiyetin kullanıcı sayısına göre belirlenmesi gerektiğine karar vermiştir. Ayrıca, katı atık ücretlerinin tahsilinin abonelik sözleşmesi yapılmadan gerçekleştirilemeyeceği vurgulanmıştır. Bu bağlamda, Kadıköy Belediyesi’ne, başvuranın ödediği katı atık bedellerinin iade edilmesi ve mükellefiyetin yeniden değerlendirilmesi tavsiyesinde bulunulmuştur. Sonuç olarak, başvurunun kabulü ile birlikte, çevre temizlik vergisi ve katı atık bedelleri konusundaki mükellefiyetlerin yeniden gözden geçirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Bu süreçte, ilgili idarenin kararları ve işlemleri hakkında Kamu Denetçiliği Kurumu’na bilgi verilmesi zorunluluğu da belirtilmiştir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2023/2613-S.23.4441
BAŞVURU NO : 2022/8771
KARAR TARİHİ : 03/03/2023
TAVSİYE KARARI ,TCKN:
BAŞVURUYA KONU İDARE : KADIKÖY BELEDİYE BAŞKANLIĞI
Çevre temizlik vergisinin tahsili için düzenlenen vergi ihbarnamesinin
BAŞVURUNUN KONUSU :
iptal edilmesi, yatırılan tutarın faiziyle geri ödenmesi ile fazla alınan çevre temizlik vergisi ve katı atık bedellerinin iade edilmesi talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 18/06/2022
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza başvuruda bulunan (TC: tarafından özetle; “2005 yılından itibaren serbest avukatlık yaptığı, 17 Mayıs 2022 tarihinde Kadıköy Belediyesince tarafına vergi ihbarnamesi tebliği edildiği, söz konusu ihbarnamenin konusunun 2005-2022 yılları arası
Çevre Temizlik Vergisi, 2012–2022 yılları arası Katı Atık Gelirleri (ve bunun %18 KDV) ve İkinci Derece
Usulsüzlük Vergi Cezası alacak kalemlerinin (gecikme zamları hariç) oluşturduğu, söz konusu yazıya 13/06/2022 tarihli dilekçe ile itirazda bulunulduğu, İdare tarafından ise herhangi bir hata olmadığı ve bazı kalemlerde resen tarhiyat yapıldığı konulu cevabi yazının 16/06/2022 tarihinde tebliğ edildiği, 1.428,37TL ödemede bulunulduğu, ancak yapılan işlemlerin hatalı olduğu, 16 m2 yüz ölçüme sahip olan ve büro olarak kullanılan 80 no.lu bağımsız bölümün eşine ait olduğu, söz konusu alanın ÇTV hesaplanmasında
Belediye tarafından 1. derece bina niteliğinde kabul edildiği, oysaki söz konusu yerin 5. derecede belirtilen gruba dâhil olması gerektiği, ayrıca tek ve bağımsız bir yer olan (ayrı ayrı bölümleri ya da bölünmüş oda/odacıkları olmayan) büro için hem eşinin hem de kendisinin vergi ödediği ve bu şekilde İdarece mükerrer tahsilat yapıldığı iddia ve ifade edilerek Kadıköy Belediyesinin Vergi İhbarnamesinin, Ödeme ve
Cevap Yazısının, bunlara dayanılarak oluşturulan ÇTV mükellefiyetinin iptal edilmesi ve terkin edilmesi; 17/06/2022 tarihinde ödenmiş olan tutarın faiziyle geri ödenmesi ile eşinden fazla alınan çevre temizlik vergisi ve katı atık bedellerinin faizi ile birlikte iade edilmesi” talep edilmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kamu Denetçiliği Kurumumuzca verilecek karara esas olmak üzere başvuru belgesinde yer alan talebin karşılanabilmesi ve eğer mümkünse ilgili idare ile başvurucu arasında muhtemel bir dostane çözümün tesisi amacı ile 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu hükümleri uyarınca inceleme ve araştırma gerçekleştirilmiştir. 6328 sayılı Kanunun “Bilgi ve belge istenmesi” başlıklı 18’inci maddesi hükmü uyarınca 31/08/2022 tarihli ve S. sayılı yazımız ile Kadıköy Belediye Başkanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından (Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğü) bilgi ve belge talep edilmiştir. Kadıköy Belediye Başkanlığının 05/09/2022 tarihli ve sayılı cevabi yazısında özetle;
2.1. Yapılan incelemeler neticesinde Kadıköy Vergi Dairesi Müdürlüğüne bağlı 20/11/2000 tarihi itibariyle 21/11/2005 tarihi itibariyle de başvuranın Hukuk Danışmanlığı ve Temsil
Faaliyetleri adı altında faal mükellefiyet kayıtlarının olduğu, başvuranın çevre temizlik vergisi bildiriminde bulunmadığı tespit edildiğinden dolayı 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 44’üncü maddesi gereği
İdarece re ’sen tarhiyat işleminin yapılarak 17/05/2022 tarihinde tebliğ edildiği,
2.2. İtiraza konu taşınmazda ve başvuranın farklı vergi numaraları ile ayrı ayrı mükellefiyet kayıtlarının olduğu ve her bir mükellefin kendi mesleklerini icra ettiği, aynı taşınmazı ayrı ayrı vergi kimlik numaraları ile kullanan mükelleflerin çevre temizlik vergilerinin nasıl uygulanacağı hakkında İstanbul
Vergi Dairesi Başkanlığı Gelir Kanunları Diğer Vergiler Grup Müdürlüğünün 18/05/2022 tarih ve sayılı yazısı ile ‘aynı taşınmazı ayrı ayrı vergi kimlik numaraları ile kullanan her bir kişi için mükellefiyet tesis ettirmesi gerektiği’ şeklinde görüşünün bulunduğu,
2.3. 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun mükerrer 44’üncü maddesinde işyerleri ve diğer şekillerde kullanılan binalara ait çevre temizlik vergisi için belirtilen tarifelerin 13/12/2005 tarihli ve / sayılı
Bakanlar Kurulu Kararına göre tespit edileceğinin belirtildiği, ayrıca mezkur Kanunun mükerrer 44’üncü maddesinin on üçüncü fıkrasında; “Belediye meclisleri bulundukları sosyal ve ekonomik farklılıkları ile büyüklüklerini de dikkate alarak binaların hangi dereceye gireceğini tespit etmeye yetkilidir.” ile / sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 5’inci maddesinde; “Belediye meclislerinde, mükellef dikkate alınmaksızın bina grupları itibari ile derecelere intibak yapılır.” hükümlerinde istinaden belediye meclisleri mahallin sosyal ve ekonomik farklılıkları ile büyüklükleri gözetilerek bina derecelerinin tespitinde yetkili kılındığının açıkça belirtildiği, bu bağlamda Kadıköy Belediye Meclisi Kararına istinaden Belediye
Gelirleri Kanunu Genel Tebliğlerinde (Seri No:53 ve Seri No:54); Büyükşehir Belediyelerince uygulanacak çevre temizlik vergisi tarifelerinin belirtildiği, şikâyetçiye 7.Grup 1. Dereceden bahse konu vergilerin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümleri doğrultusunda tarh ve tebliği yapılan tutarda mevzuata ve usule aykırılık tespit edilemediği,
2.4. Şikâyetçi tarafından yapılan 13/06/2022 tarih ve sayılı başvuruda Vergi Usul Kanunu’nun 114’üncü maddesi gereği zamanaşımı hükümlerinin uygulanmadığının tespit edildiği, akabinde 2005-2016 yılları arası vergilerin zamanaşımı hükümleri çerçevesinde terkin edildiği,
2.5. Diğer şikâyet konusu olan katı atık gelirlerinin Atıksu Altyapı ve Evsel Katı Atık Bertaraf Tesisleri
Tarifelerinin Belirlenmesinde Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik hükümlerine istinaden tahakkuk ettirildiği, ayrıca 3065 sayılı Katma Değer Vergisinin birinci bölümünde verginin konusunu teşkil eden işlemler başlığının (g) bendi hükmüne istinaden evsel katı atık ücretlerinden %18 KDV tahsil edildiği,
2.6. Yukarıda bahsi geçen kanun hükümleri gereği farklı vergi numaraları ile vergi dairesinde faal mükellef olan ve (şikâyetçi) ayrı ayrı çevre temizlik vergisi
ödemesi gerektiği, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun bildirim verme süresini düzenleyen 352’nci maddesi gereği tahakkuk eden usulsüzlük cezasında herhangi bir hata bulunmadığından dolayı terkin ya da iade edilecek bir tutar bulunmadığı ifadelerine yer verilmiştir.
3. Kurumumuz tarafından başvuranın dilekçesinde ifade ettiği hususlarda; 16 m2 yüz ölçüme sahip olduğu belirtilen, bölünmüş odacıkları bulunmadığı ifade edilen büro adresinde iki farklı vergi kimlik numarası ile faaliyette bulunan her bir mükellef için; ayrı ayrı katı atık bedeli, çevre temizlik vergisi vb. vergilerin tahakkuk ettirilip/ettirilemeyeceği hususunun ve söz konusu kişiler için çevre temizlik vergisinin bildirime tabi olup/olmadığı bilgilerinin açıklığa kavuşturulması için 06/12/2022 tarih ve S. sayılı yazımız ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından (Yerel Yönetimler Genel
Müdürlüğü) görüş talep edilmiştir. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının (Yerel Yönetimler
Genel Müdürlüğü) 05/01/2023 tarihli ve sayılı cevabi yazıda özetle;
3.1. Çevre temizlik vergisi ile ilgili yapılan değerlendirmeler: Belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde bulunan ve belediyelerin çevre temizlik hizmetinden yararlanan konut, iş yeri ve diğer şekillerde kullanılan binalardan alınması gerektiği, verginin mükellefinin her ne sıfatla ve ne şekilde olursa olsun binaları kullanan gerçek ve tüzel kişiler olduğu, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun mükerrer 44’üncü maddesinde yer alan tarife cetvelinin işyerleri ve diğer şekillerde kullanılan binaların
Cumhurbaşkanınca/BKK tespit edilecek bina grupları ile belediye meclislerince tespit edilecek bina derecelerinin bina bazında uygulanmasını gösterdiği, mükelleflerden tahakkuk ve tahsilatın bu cetvele uygun yapılması gerektiği,
3.1.1. 2005/9817 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ekinde yer alan tablonun “Bina Grupları”nı gösteren bir tablo olduğu, tablonun yatay düzlemde beş farklı kategoride gösterilen sütunlarının binaların kullanım amaçlarını (alanlarını) temsil ettiği, başka bir deyişle bu sütunların belediyelerce tarifelerdeki derecelere intibak ettirilerek belirlenen bina derecelerini ifade etmediği, somut olayda mesleki faaliyette kullanımda bulunan binanın anılan BKK’nin “5. Personel Sayısı” esasına göre ilgili grubun belirleneceği, belirlenen gruba ait dereceye intibakının (ilgili tebliğde yer alan 1 ila 5 derece arasında) ise belediye meclisinde tarh/tahakkukunun yapıldığı dönemde yapılması gerektiği,
3.1.2. 2005/9817 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile çevre temizlik vergisi tarifesindeki bina gruplarından, hizmet bütünlüğü dışında kullanılanlar ile ayrı ayrı ya da bölümleri itibariyle hizmet bütünlüğü içinde veya dışında başka kişiler tarafından kullanılan ayrı bina olarak, dâhil oldukları gruplar ve kriterler dikkate alınarak vergilendirilmesi gerektiği, bu çerçevede aynı taşınmazlarda farklı vergi numaraları ve mükellefiyeti bulunan kişilerden ayrı ayrı vergi tarh, tahakkuk ve tahsilatın yapılması gerekeceği, bildirim yükümlülüğünün ise 30 Seri No.lu Belediye Gelirleri Kanunu Genel Tebliğine göre işyeri ve diğer şekillerde kullanılan binaların yıl içinde kullanılmaya başlanması halinde, mükelleflerin kullanmaya başladıkları tarihten itibaren 30 gün içinde yerine getirilmesi gerektiği,
3.1.3. Bildirim verme süresi içinde mükellef tarafından bildirilmeyen çevre temizlik vergisinin tarh ve tahakkukunda tarh zamanaşımının göz önünde bulundurulacağı, süresi içinde bildirim verilmediğinde ikinci derece usulsüzlük cezasının kesileceği, vadesinde ödenmeyen vergiler için ise gecikme zammı uygulanacağı,
3.1.4. Vergilendirme, 213 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri gereği vergi hatasının tespiti halinde düzeltme zamanaşımı süresi içinde ilgili belediye birimi müdürünce (vergi dairesi müdürü yetkisine haiz)
düzeltebileceği, fazla veya yersiz ödeme olması halinde verginin mükellefin vadesi gelmiş borçlarına mahsup edilebileceği, aksi durumda ret ve iade edilebileceği, /
3.1.5. Öte yandan, dava açma süresi geçen durumlarda 213 sayılı Kanun’un 124’üncü maddesi hükmü gereği şikâyet yolu ile düzeltme talebinde bulunabileceği, düzeltme talebinin ilgili idarece reddedilmesi (zımni ret dâhil) halinde mükellefe ilgili vergi mahkemesi nezdinde dava açma hakkının doğabileceği,
3.2. Katı atık ücreti ile ilgili yapılan değerlendirmeler ise: Evsel katı atık hizmetleri için ücretlendirme yapılırken tam maliyet ve kirleten öder esaslarının dikkate alınacağı, evsel katı atık idarelerince hizmetten yararlanan veya yararlanacak her abone ile karşılıklı sözleşme yapılarak evsel katı atık hizmetlerine ilişkin ücretlerin müstakilen, düzenli aralıklarla su faturaları üzerinden veya diğer usullerle tahsil edilebileceği, hizmetten yararlananlar bakımından sözleşme yapılmaması halinin evsel katı atık hizmetlerine ilişkin ücretleri tahsiline engel olmayacağı,
3.2.1. Yönetmelikte evsel katı atık ücretinin her ne kadar su faturası üzerinden alınacağı öngörülmüş olsa da Çevre Kanunu’nda “kirleten öder” ilkesinin öngörüldüğü, normlar hiyerarşisi gereği öncelikle kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği ve ayrıca su faturası düzenlenemeyenlerden bu ücretin alınmamasının
Anayasanın “eşitlik ilkesi”ni desteklemeyeceği gibi hususlar göz önünde bulundurulduğunda; ön ödemeli elektronik sayaç kullananlara, su ihtiyacını belediyece tesis edilmiş su şebekesi haricinde karşılayanlara ve herhangi bir su aboneliği bulunmayan konutlara ve işyerlerine (çarşı, han alışveriş merkezi vb. yerler içinde) ait evsel atık ücretlerinin, evsel katı atık hizmetlerinden yararlanan veya yararlanacak olan her evsel katı atık üretenler ile karşılıklı yapılan hizmet sözleşmesi kapsamında yetkili idarenin karar organı tarafından belirlenecek periyotlarda su faturası dışında müstakil olarak tahsil edilebileceği,
3.2.2. Büyükşehir olan illerde katı atıkların yeniden değerlendirilmesi, depolanması ve bertaraf edilmesine ilişkin hizmetlerin yerine getirilmesi, bu amaçla tesisler kurulması, kurdurulması, işletilmesi veya işlettirilmesi görev, yetki ve sorumluluğun büyükşehir belediyesi uhdesinde bulunduğu, ilçe belediyelerinin ise katı atıkların toplanması ve aktarma istasyonuna taşınması ilgili görev, yetki ve sorumluluğunun bulunduğu, diğer taraftan sayılan hizmetlerin, Çevre Kanunu uyarınca ücrete tabi olduğu, mezkur Kanun uyarınca “katı atık toplama, taşıma ve bertaraf ücreti”nin tek bir ücret olarak büyükşehir belediyesi tarafından tahsil edilmesi gerektiği,
3.2.3. Evsel katı atık ücretinin hesaplanmasına esas olan toplam sistem maliyetinin temel bileşenleri ise ilgili yönetmelik uyarınca toplama, taşıma, geri kazanım (kompost, yakma gibi), bertaraf (düzenli depo sahasının kurulması, işletilmesi, kapatılması, kapatma sonrası bakım ve gözetim) ve satış olup büyükşehir belediyelerinin sistemi bir bütün olarak değerlendirip bileşenleri dahil toplam sistem maliyetini bu duruma göre hesaplayarak tahsil etmesi gerektiği, ancak büyükşehir belediyelerinin fiilen yürütmediği, hizmetlerle ilgili (toplama ve taşıma) maliyet girdilerini (personel, malzeme, yakıt, amortisman, kredi ödemeleri vb.)
bilmesinin mümkün olmayacağı, dolayısıyla büyükşehir ilçe belediyelerinin, fiilen yürüttükleri toplama ve taşıma temel bileşenleri için Çevre Kanunu’nun 11’nci ve Belediye Gelirleri Kanunu’nun 97’nci maddeleri uyarınca ayrıca ücret belirleyemeyeceği, buna karşın büyükşehir belediyelerinin, hizmeti fiilen yürüten ilgili ilçe belediyelerinden toplama ve taşıma temel bileşenleri için ilgili yönetmelik (Atıksu Altyapı ve
Evsel Katı Atık Bertaraf Tesisleri Tarifelerinin Belirlenmesinde Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin
Yönetmelik) ve Kılavuza (Evsel Katı Atık Tarifelerinin Belirlenmesine Yönelik Kılavuz) göre hesaplanacak maliyet bilgisini bir rapor olarak alabileceği, buna göre hesaplanarak tahsil edilecek ücretlerden ilçe belediyesine toplama ve taşıma bedellerini aktarabileceğinin değerlendirildiği açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
/
4. 18/10/1982 tarih ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının;
4.1.“Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2.maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”
4.2. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13’üncü maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
4.3. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”,
4.4. “Vergi Ödevi” başlıklı 73’üncü maddesinde; “… Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Cumhurbaşkanına verilebilir.”,
4.5. “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40. maddesinde; “ Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”,
4.6. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin 3. ve 4.
fıkralarında; “(3) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. (4) Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,
5. İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye Ek 1 No.lu Protokolün
“Mülkiyetin Korunması” başlıklı 1’inci maddesinde; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler devletlerin mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri, yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.”,
6. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
7. 04/01/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun
7.1. “Mükellef ve vergi sorumlusu” başlıklı 8’inci maddesinde “Mükellef, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu terettübeden gerçek veya tüzel kişidir.
Vergi sorumlusu, verginin ödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişidir.
Vergi kanunlariyle kabul edilen haller müstesna olmak üzere, mükellefiyete veya vergi sorumluluğuna mütaallik özel mukaveleler vergi dairelerini bağlamaz.
Bu kanunun mütaakıp maddelerinde geçen “mükellef” tabiri vergi sorumlularına da şamildir.
(Ek: 24/6/1994-4008/1 md.; Değişik: 25/5/1995-4108/1 md.) Türkiye Cumhuriyeti tabiyetinde bulunan her gerçek kişi ile tüzel kişilere bir vergi numarası verilir. Bu hükmün uygulanmasına ilişkin usul ve esasları tespit etmeye ve vergi numarasının kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerce yapılacak işlemlerle ilgili kayıtlarda ve düzenlenecek belgelerde kullanılması mecburiyetini getirmeye Maliye
Bakanlığı yetkilidir.”
7.2. “Vergiyi doğuran olay” başlıklı 19’uncu maddesinde “Vergi alacağı, vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğar.
Vergi alacağı mükellef bakımından vergi borcunu teşkil eder.”
8. 03/07/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Belediyenin Yetkileri ve İmtiyazları” başlıklı 15’ inci maddesinde; “Belediyenin yetkileri ve imtiyazları şunlardır:… g) Katı atıkların toplanması, taşınması, ayrıştırılması, geri kazanımı, ortadan kaldırılması ve depolanması ile ilgili bütün hizmetleri yapmak ve yaptırmak…”,
9. 26/05/1981 tarihli ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun “Çevre Temizlik Vergisi” başlıklı mükerrer 44’ üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde bulunan ve belediyelerin çevre temizlik hizmetlerinden yararlanan konut, iş yeri ve diğer şekillerde kullanılan binalar çevre temizlik vergisine tabidir.”, üçüncü fıkrasında; “Verginin mükellefi, binaları kullananlardır. Mükellefiyet binanın kullanımı ile başlar.” altıncı fıkrasında; “Belediyenin çevre temizlik hizmetlerinden yararlanan ancak, su ihtiyacını belediyece tesis edilmiş su şebekesi haricinden karşılayan konutlara ilişkin çevre temizlik vergisi, yukarıdaki tarifenin yedinci grubunun belediye meclisince belirlenecek derecesi üzerinden hesaplanır.”, sekizinci fıkrasında; “İş yeri ve diğer şekillerde kullanılan binalara ait çevre temizlik vergisi, belediyelerce binaların tarifedeki derecelere intibak ettirilmesi üzerine her yılın Ocak ayında yıllık tutarı itibarıyla tahakkuk etmiş sayılır. Tahakkuk eden vergi, bir defaya mahsus olmak üzere, belediyelerin ilan mahallerinde bir ay süreyle topluca ilan edilir. İş yeri ve diğer şekilde kullanılan binalarla ilgili olarak tahakkuk eden bu vergi, her yıl, emlak vergisinin taksit sürelerinde ödenir.’’ dokuzuncu fıkrasında; “Su ve kanalizasyon idareleri büyük şehir dâhilindeki her ilçe veya ilk kademe belediyesinin belediye ve mücavir alan sınırları içinde bulunan konutlara ilişkin olarak tahsil ettiği çevre temizlik vergisi ile bu verginin süresinde ödenmemesi nedeniyle tahsil ettiği gecikme zammının yüzde seksenini tahsilatı takip eden ayın yirminci günü akşamına kadar bir bildirim ile ilgili belediyeye bildirerek aynı süre içinde öder. Tahsil edilen vergi ve gecikme zammının yüzde yirmisini ise münhasıran çöp imha tesislerinin kuruluş ve işletmelerinde kullanılmak üzere büyük şehir belediyesinin hesabına tahsilatı takip eden ayın yirminci günü akşamına kadar aktarır. Büyük şehir belediye sınırları içinde bulunan belediyelerin kendileri tarafından tahsil edilen çevre temizlik vergisinin yüzde yirmisi aynı esaslar çerçevesinde büyük şehir belediyelerine aktarılır.”, onuncu fıkrasında; “Tahsil ettiği vergiyi veya gecikme zammını yukarıda belirtilen süre içinde ilgili belediyeye yatırmayan idarelerden, bu tutarlar 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında
Kanun hükümlerine göre gecikme zammı tatbik edilerek tahsil edilir.’’, on ikinci fıkrasında; “Cumhurbaşkanı; beşinci fıkradaki tarifede yer alan bina gruplarını belirlemeye ve bu maddenin dördüncü ve beşinci fıkralarında yer alan tutarları yöreler, belediyelerin nüfusları ve bina grupları itibarıyla ayrı ayrı dörtte birine kadar indirmeye veya yarısına kadar artırmaya yetkilidir.’’
/
on üçüncü fıkrasında; ‘‘Belediye meclisleri, bulundukları mahallin sosyal ve ekonomik farklılıkları ile büyüklüklerini de dikkate alarak binaların hangi dereceye gireceğini tespit etmeye yetkilidir. ’’ ,
9.1. “Usul Hükümleri” başlıklı 98’inci maddesinde; “Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanuna göre alınacak vergi, harç ve katılma payları hakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve bunların ek ve tadilleri hükümleri uygulanır.”,
9.2. “Vergi Usul Kanun’unun Uygulanması” başlıklı 102’nci maddesinde; “213 sayılı Vergi Usul
Kanununda belirtilen vergi inceleme yetkisi hariç olmak üzere; 1. Belediye Gelir Şube Müdürü, Gelir Şube Müdürü olmayan yerlerde Belediye Hesap İşleri Müdürü, Hesap İşleri Müdürü olmayan yerlerde Muhasebeci, Vergi Dairesi Müdürü sıfat ve yetkisini haizdir.
2. Vergi Usul Kanununda mahallin en büyük malmemuruna verilmiş görev ve yetkiler, Belediye Gelirleri
Kanunu uygulaması yönünden Belediye Başkanı tarafından kullanılır.”,
10. 09/08/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanun’unun “İzin alma, arıtma ve bertaraf etme yükümlülüğü” başlıklı 11’ inci maddesinin on birinci fıkrasında; “Büyükşehir belediyeleri ve belediyeler evsel katı atık bertaraf tesislerini kurmak, kurdurmak, işletmek veya işlettirmekle yükümlüdürler. Bu hizmetten yararlanan ve/veya yararlanacaklar, sorumlu yönetimlerin yapacağı yatırım, işletme, bakım, onarım ve ıslah harcamalarına katılmakla yükümlüdür. Bu hizmetten yararlananlardan, belediye meclisince belirlenecek tarifeye göre katı atık toplama, taşıma ve bertaraf ücreti alınır. Bu fıkra uyarınca tahsil edilen ücretler, katı atıkla ilgili hizmetler dışında kullanılamaz.”,
11. 27/10/2010 tarihli ve 27742 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Atıksu Altyapı ve Evsel Katı Atık
Bertaraf Tesisleri Tarifelerinin Belirlenmesinde Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik’in
“Abonelik” başlıklı 10’uncu maddesinde; “Atıksu altyapı yönetimlerinin hizmet vermekle yükümlü olduğu tüm gerçek ve tüzel kişilerin abone olması zorunludur.”,
11.1. “Hizmet Sözleşmesi” başlıklı 12’nci maddesi birinci fıkrasında; “Her bir abone için toplam sistem maliyeti o aboneye verilen veya verilecek hizmete göre hesaplanır. Atıksu altyapı yönetimleri ve/veya evsel katı atık idareleri hizmetten yararlanan ve/veya yararlanacak her abone karşılıklı sözleşme yapmakla yükümlüdürler. ”, ikinci fıkrasında; “Sözleşme, abonenin ve/veya atık üreticisinin hangi hizmetlerden yararlandığını ve hangi tarife türü üzerinden ücretlendirileceğini tanımlar.”,
11.2. “Evsel Katı Atık Hizmetleri İçin Ücretlendirme” başlıklı 18’inci maddesinde; “(1) Evsel katı atık hizmetleri için ücretlendirme yapılırken tam maliyet ve kirleten öder esasları kullanılır. Bu esasların uygulanmasına yönelik detayları içeren ve tam maliyet esaslı tarifelerinin belirlenmesinde faydalanılabilecek usul ve esaslar Bakanlık tarafından Evsel Katı Atık Tarifelerinin Belirlenmesine
Yönelik Kılavuz adıyla Bakanlığın internet sayfasında yayımlanır…”,
11.3. “Evsel katı atık tarife türleri” başlıklı 20’nci maddesinde; “(1) Evsel katı atık hizmetleri atık miktarı belirleme yöntemine göre aşağıda sayılan iki farklı tarife türü üzerinden ücretlendirilebilir: a)
18’inci maddede belirtilen yöntemlere göre hesaplanmış ve değişken ücretlerden oluşan tarife, b) Kirleten öder ilkesi dikkate alınarak ve 18’inci maddede belirtilen yöntemlere göre idareler tarafından hesaplanmış ve üretilen atık miktarını atık üreticilerinin etkileyemediği sabit tarifeler.
(2) Evsel katı atık idareleri her atık üreticisine sadece aldıkları hizmetlerin maliyetlerini dikkate alarak tarife belirlerler.”,
/
11.4) “Faturalandırma” başlıklı 22’nci maddesinde; “Atıksu ve evsel katı atık hizmetlerine ait
ücretlendirme yapılan hizmetin karşılığı olarak müstakilen, düzenli aralıklarla su faturaları üzerinden yapılır.”,
12. 10/01/2004 tarihli ve 25342 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan 30 Seri No.lu Belediye Gelirleri
Kanunu Genel Tebliğinde;
“I- Verginin Konusu ve Kapsamı
Maddenin birinci fıkrası, verginin konusunu ve kapsamını belirlemektedir. Anılan fıkra hükmüne göre, belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde bulunan ve belediyelerin çevre temizlik hizmetlerinden yararlanan konut, işyeri ve diğer şekillerde kullanılan binalar çevre temizlik vergisine tabi bulunmaktadır.
Boş bulunan, dolayısıyla hiçbir şekilde kullanılmayan binalar, 01/01/2004 tarihinden itibaren çevre temizlik vergisine tabi tutulmayacaktır.
Maddenin birinci fıkrasında geçen, “Çevre temizlik hizmetinden”, bu madde kapsamındaki konut, işyeri ve diğer şekillerde kullanılan binalarda yeme, içme, kullanma, büro ve benzeri faaliyetler sonucu veya park ve piknik alanları gibi yerlerde oluşan ve çevrenin kirlenmesine neden olan her türlü çevresel atıkların, çevre ve insan sağlığına olumsuz etkilerinin önlenmesi için düzenli bir şekilde toplanması, taşınması, geri kazanılması, düzenli depolanması ve bertarafı suretiyle çevreye ve insan sağlığına zararsız hale getirilmesi ve bu suretle ekonomiye katkı sağlama işlemlerinin tümünün veya birkaçının anlaşılması gerekir.
III- Mükellef
Maddenin üçüncü fıkrasına göre verginin mükellefi, her ne sıfatla ve ne şekilde olursa olsun binaları kullanan gerçek ve tüzel kişilerdir.
Barınma amacı ile oturulan, dolayısıyla konut olarak kullanılan yerlerde, içme veya temizlik için su kullanan gerçek ve tüzel kişilerle belediyeler veya büyükşehir belediyesi bulunan yerlerde ise su ve kanalizasyon idareleri arasında bir hizmet sözleşmesi yapılmakta ve hizmet sözleşmesi yapan bu gerçek ve tüzel kişiler de “Abone” olarak adlandırılmaktadırlar.
Dolayısıyla konutların vergilendirilmesinde, kullandıkları konuta ait su aboneliği bulunanlar, çevre temizlik vergisinin de mükellefi olup, adlarına su bedeli ile birlikte tahakkuk edecek çevre temizlik vergisini de ödemekle yükümlü bulunmaktadırlar…
IV- Bildirim, Tahakkuk ve Ödeme
1- Bildirim Verilmesi Konutlara ait çevre temizlik vergisi, konutları kullananların su tüketim miktarı esas alınmak suretiyle su tüketim bedeli ile birlikte tarh ve tahakkuk ettirileceğinden, konutları kullananlar tarafından ilgili belediyelere, büyükşehir belediyesi bulunan yerlerde ise su ve kanalizasyon idarelerine bildirim verilmeyecektir.
Belediyenin çevre temizlik hizmetlerinden yararlanan ancak, su ihtiyacı belediyece veya büyükşehir belediyelerine bağlı su ve kanalizasyon idarelerince tesis edilmiş su şebekesi haricinde karşılayan konutlar ile işyeri ve diğer şekillerde kullanılan binaların yıl içinde kullanılmaya başlanması halinde, mükellefler; kullanmaya başladıkları tarihten itibaren 30 gün içinde bildirim vereceklerdir. Ancak, kullandıkları binalarla ilgili olarak daha önce bildirim veren mükellefler, grup, derece veya mükellefiyetlerinde herhangi bir değişiklik olmadığı sürece bildirimde bulunmayacaklar ve vergi her yılın
Ocak ayında kendiliğinden tahakkuk etmiş sayılacaktır. (…)
II. Verginin Tahakkuku ve Ödenmesi
… b) İşyeri ve Diğer Şekillerde Kullanılan Binalara İlişkin Verginin Tahakkuku ve Ödenmesi
5035 sayılı Kanunun 41 inci maddesiyle 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununa eklenen geçici 5’inci
madde ile 31/12/2005 tarihini geçmemek üzere, mükerrer 44 üncü maddede yer alan yetkiler kullanılıncaya kadar, işyeri ve diğer şekillerde kullanılan binalara ait çevre temizlik vergisinin tarh ve tahakkukunda, söz konusu maddenin değişmeden önceki hükümlerine göre çıkarılmış bulunan Bakanlar Kurulu Kararı ile belediyelerce alınmış kararların uygulanmasına devam edileceği hükme bağlanmıştır.
Bilindiği gibi, 93/5105 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile grupları tespit edilen binaların hangi dereceye gireceği, binaların bulundukları mahallin sosyal ve ekonomik farklılıkları, büyüklükleri ile binalardaki faaliyetin niteliği de dikkate alınarak belediye meclislerince belirlenmiş ve binaların derecelere intibakı belirli kriterler esas alınarak, 14 Seri No.lu Belediye Gelirleri Kanunu Genel Tebliğinde yer alan açıklamalar çerçevesinde daha önce yapılmış bulunmaktadır.
Bu açıklamalara göre, mükerrer 44’üncü maddede yer alan yetkiler kullanılıncaya kadar 93/5105 sayılı
Bakanlar Kurulu Kararı ile tespit edilen bina grupları ve bu gruplara göre belediyelerce yapılan binaların derecelere intibak işlemleri geçerli bulunmaktadır. (…)”,
13. 21/12/2021 tarihli ve 31696 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 54 Seri No.lu Belediye Gelirleri
Kanunu Genel Tebliğinin “Dayanak” başlıklı 2’nci maddesi birinci fıkrasında; “26/5/1981 tarihli ve
2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun mükerrer 44’ üncü maddesinde, belediye sınırları ve mücavir
alanlar içinde bulunan ve belediyelerin çevre temizlik hizmetlerinden yararlanan konut, işyeri ve diğer şekillerde kullanılan binaların çevre temizlik vergisine tabi olduğu; konutlara ait çevre temizlik vergisinin, su tüketim miktarı esas alınmak suretiyle metreküp başına büyükşehirlerde 15 kuruş, diğer yerlerde 12 kuruş olarak hesaplanacağı; işyerleri ve diğer şekilde kullanılan binalara ait çevre temizlik vergisinin maddede belirtilen tarifeye göre alınacağı ve büyükşehirlerde %25 artırımlı uygulanacağı; bu maddede yer alan tutarların her yıl yeniden değerleme oranında artırılacağı ve bu tutarların belirlenmesinde, vergi tutarlarının yüzde beşini aşmayan kesirlerin dikkate alınmayacağı hüküm altına alınmıştır.” ikinci fıkrasında; “Bakanlığımızca 2021 yılı için yeniden değerleme oranı %36,20 (otuz altı virgül yirmi) olarak tespit edilmiş ve 27/11/2021 tarihli ve 31672 sayılı Resmî Gazete’ de yayımlanan Vergi Usul Kanunu
Genel Tebliği (Sıra No:533) ile ilan edilmiş bulunmaktadır.” üçüncü fıkrasında; “Buna göre; 1/1/2022 tarihinden itibaren konutlar ile işyerleri ve diğer şekilde kullanılan binalara ait çevre temizlik vergisi bu
Tebliğde belirlenen tutarlara göre tahsil edilecektir.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ FATMA BENLİ YALÇIN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
14. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; çevre temizlik vergisine yönelik talebin reddi ile katı atık ücretine yönelik tavsiyede bulunulmasına yönelik “Kısmen Tavsiye, Kısmen Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme
15. Başvuran tarafından, iş bu Kararın 1 no.lu paragrafında ifade edildiği üzere özetle, tarafına kesilen vergi ihbarnamesinin iptal edilmesi, yatırılan tutarın faiziyle geri ödenmesi ile fazla alınan çevre temizlik vergisi ve katı atık bedellerinin iade edilmesi talep edilmiştir.
16. Başvuranın şikâyet dilekçesindeki iddialarının çözüme kavuşması için ayrıntılı olarak incelenmesinin yerinde olacağı değerlendirilmiştir. Bu kapsamda başvuruya konu iddialar sırasıyla incelendiğinde,
16.1. Başvuruya konu çevre temizlik vergisi bakımından öncelikle başvuranın mükellefiyet durumunun irdelenmesi gerekmektedir. Çevre temizlik vergisi 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun mükerrer 44’üncü maddesinde düzenlenmiş olup; belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde bulunan ve belediyelerin çevre temizlik hizmetlerinden yararlanan konut, iş yeri ve diğer şekillerde kullanılan binaların çevre temizlik vergisine tabi olacağı ilgili maddede hüküm altına alınmıştır. Çevre temizlik vergisinin mükellefi de binaları kullananlar olup mükellefiyet binanın kullanımı ile başlamaktadır. Bu kapsamda işyerleri ve diğer şekilde kullanılan binalara ait çevre temizlik vergisini hangi tarifeye göre ve nasıl hesaplanacağının mükerrer 44’üncü maddenin beşinci fıkrasında belirlenmiştir. İş yeri ve diğer şekillerde kullanılan binalara ait çevre temizlik vergisi, belediyelerce binaların tarifedeki derecelere intibak ettirilmesi üzerine her yılın Ocak ayında yıllık tutarı itibarıyla tahakkuk etmiş sayılacağı ve ayrıca belediye meclislerinin, bulundukları mahallin sosyal ve ekonomik farklılıkları ile büyüklüklerini de dikkate alarak binaların hangi dereceye gireceğini tespit etmeye yetkili olacağı hüküm altına alınmıştır.
16.1.1. Konutlar ile işyerleri ve diğer şekilde kullanılan binalara ait çevre temizlik vergisi tutarlarının tespit edilmesi hakkında yayımlanan 2005/9817 no.lu Bakanlar Kurulu Kararında: eki listede yer alan 7 grup ve 5 farklı kategoride (öğrenci sayısı, yatak kapasitesi, kullanım alanı, koltuk sayısı, personel sayısı) sayılan alanlarda uygulanacak çevre ve temizlik vergisi usul ve esaslarının söz konusu kararda belirlendiği, eki listede bulunan kategorilerde hizmet bütünlüğü dışında kullanılanlar ile ayrı ayrı ya da bölümleri itibariyle hizmet bütünlüğü içinde veya dışında başka kişiler tarafından kullanılanların ayrı bina olarak, dâhil oldukları gruplar ve kriterler dikkate alınarak vergilendirileceği, mezkûr kararda belediye meclislerince, mükellefler dikkate alınmaksızın bina grupları itibariyle derecelere intibak yapılabileceği ve bina grupları ve derecelerdeki değişiklikler ile vergi tutarlarını ihtiva eden listenin her yıl ilan edileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda yeniden değerleme oranlarının da yer aldığı söz konusu dereceler ve tutarlar Belediye Gelirleri
Genel Tebliği ile tespit edilmektedir. 01/01/2022 tarihi itibariyle güncel tutarlar 54 Seri No.lu Tebliğin 4’üncü maddesinin birinci fıkrası (b) bendinde; büyükşehir belediyelerinde uygulanacak çevre temizlik vergisi tarifesi bina dereceleri ve vergi tutarları yayımlanmıştır.
16.1.2. 30 Seri No.lu Belediye Gelirleri Kanunu Genel Tebliğinde ise çevre temizlik vergisinin uygulanması ile ilgili açıklamalar yer almaktadır. Belediyenin çevre temizlik hizmetlerinden yararlanan ancak, su ihtiyacı belediyece veya büyükşehir belediyelerine bağlı su ve kanalizasyon idarelerince tesis edilmiş su şebekesi haricinde karşılayan konutlar ile işyeri ve diğer şekillerde kullanılan binaların yıl içinde kullanılmaya başlanması halinde, mükelleflerin; kullanmaya başladıkları tarihten itibaren 30 gün içinde bildirim verecekleri hükümleri bulunmaktadır.
16.1.3. İdare tarafından, aynı odayı paylaştığı eşinin mükellefiyet kaydına rağmen başvuranın da vergi mükellefi olduğu belirtilerek cevap ekinde Kurumumuza sunulan İstanbul 8. Vergi Mahkemesinin
/ E. / K. sayılı Kararında;…“olayda her ne kadar davacı tarafından, çevre temizlik vergilerinin malik tarafından ödendiği, başkası tarafından kullanıldığı, söz konusu yerin birden fazla kişi kullansa bile tek bir vergiye tabi olması gerektiği itirazları ileri sürülmüş ise de; söz konusu adreste davacının 09/07/2018 tarihi itibariyle Hukuk Danışmanlığı ve Avukatlık Faaliyetleri ile iştigal etmek üzere işe başlandığı ve söz konusu yerin iş yeri olarak kullanıldığı… Söz konusu iş yerini birden fazla kişinin
kullanmasının vergilendirmeye engel teşkil etmeyeceği, söz konusu iş yerinin bölümlere ayrılarak ayrı kişiler tarafından kullanıldığı, yukarıda bahsi geçen Bakanlar Kurulu Kararı gereği olarak binanın ayrı kişiler tarafından kullanılması halinde vergilendirmenin de ayrı ayrı yapılacağı, söz konusu yılların vergilerinden davacının sorumlu olduğu, ayrıca tebliğlerle getirilen çevre temizlik vergisi bildirimi verme yükümlülüğünün ihlal edildiği sonuç ve kanaatine varıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.” açıklamalarına yer verilmiştir.
16.1.4. Yine ekte sunulan Gelir İdaresi Başkanlığı İstanbul Vergi İdaresi Başkanlığı Gelir Kanunları Diğer
Vergiler Grup Müdürlüğü’nün Maltepe Belediye Başkanlığına yazdığı 18/05/2022 tarih ve sayılı yazısında özetle; “aralarında ortaklık bulunmayan avukat, mali müşavir gibi farklı mesleklere mensup birden fazla gerçek ve tüzel kişi tarafından taşınmaz maliki ile imzaladıkları ayrı ayrı kira sözleşmelerine dayalı olarak kullanılan taşınmazların vergilerinin nasıl alınacağı sorusuna ayrı ayrı serbest meslek erbabı olarak faaliyette bulunanlara ayrı mükellefiyet tesis edilmesinin gerektiği” vurgulanmıştır.
16.1.5. Başvuranın idarece ibraz edilen mahkeme kararı ve yazı kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceğinin ortaya konulması bakımından somut olay yeniden irdelendiğinde; başvuranca uyuşmazlığa konu 127 odadan oluşan kargir işhanının 16 m2 yüzölçümlü, müstakil lavabo, wc ve mutfağı olmayan 80 kapı numaralı odasının mülkiyetinin 2000 yılından bu yana başvuranın avukat eşine ait olduğu, eşinin oda için çevre temizlik vergisi ve katı atık ücreti ödediği, vergi mükellefi olduğu, kendisinin burada
2005 yılından itibaren serbest meslek icra ettiği, eşinin yanı sıra kendisine de mükellefiyet ihdas
edilmesinin mükerrer vergilendirmeye sebebiyet vereceği, kendisinin veya eşinin mükellefiyetine son verilmesi gerektiği ileri sürülmekte; idarece aynı odayı kullanan eşlerin ayrı vergi numaralarına sahip olduklarından bahisle ayrı mükellefiyet kaydı oluşturması gerektiği yukarıda yer verilen mahkeme kararı ve yazıya dayalı olarak savunulmaktadır.
16.1.6. Başvuran adına vergi tahakkuk ettirilmesine dayanak alınan İstanbul 8. Vergi Mahkemesinin
/ E. / K. sayılı kararında işyerinin bölümlere ayrılarak ayrı kişiler tarafından kullanılması hali; Gelir İdaresi Başkanlığı İstanbul Vergi İdaresi Başkanlığı Gelir Kanunları Diğer Vergiler
Grup Müdürlüğü’nün Maltepe Belediye Başkanlığına yazdığı 18/05/2022 tarih ve sayılı yazıda da aralarında ortaklık bulunmayan avukat, mali müşavir gibi farklı mesleklere mensup birden fazla gerçek ve tüzel kişi tarafından taşınmaz maliki ile imzaladıkları ayrı ayrı kira sözleşmelerine dayalı olarak kullanılması söz konusu olduğundan mükellef eşiyle aynı meslek grubundan olup aynı odayı paylaşan başvuranın durumuna esas alınmayacakları kanaati oluşmuştur. Nitekim; Danıştay 9. Dairenin 08/02/2000 tarih ve / esas, / sayılı kararında; “uyuşmazlığın aynı apartman dairesi içerisindeki serbest meslek faaliyeti icra eden birden fazla kişinin ayrı ayrı çevre temizlik vergisi mükellefi olduğu kabul edilerek vergilendirilmesinden doğduğu, 2464 sayılı Kanunun mükerrer 44. maddesinde yer alan hükme göre, çevre temizlik vergisinin konusunun konut veya işyeri olan binalar, mükellefinin de bu binaları kullanan kişi olduğu, apartman diye nitelendirilen binalarda Kat Mülkiyeti Kanununa göre konutların veya işyerlerinin bağımsız birimler olarak tanımlandığı ve her dairenin bir bağımsız birimi oluşturduğu, bu durumda apartman olarak inşa edilen binadaki bağımsız birimi kullanan kişi veya birlikte kullanan kişilerin birlikte mükellef oldukları, olayda aynı apartman dairesinde davacı ile birlikte iki kişi serbest meslek faaliyetinde bulunduklarına göre bu daireden dolayı birlikte mükellef olmaları gerekmekte iken ayrı ayrı mükellefiyete tabi tutulmalarında isabet bulunmadığı, dolayısıyla bu husus 213 sayılı Vergi Usul
Kanununun 118. maddesi gereğince vergilendirme hataları kapsamında olduğundan düzeltme-şikayet başvurusunun reddinde kanuna uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle kabul ederek işlemi iptal eden … Vergi
Mahkemesinin … tarih ve … sayılı kararının; aynı bağımsız bölümde ayrı ayrı faaliyet gösteren kişilerin ayrı ayrı mükellef oldukları ve yapılan işlemin yerinde olduğu ileri sürülerek bozulması isteminin” reddine
karar verilerek yerel mahkeme kararı onanmıştır. Çevre Temizlik vergisi mükellefiyeti bakımından kullanımın, bağımsız birim olarak kabul edilen ünite esas alınarak belirtilendiği anlaşılmıştır.
17. Çevre Temizlik Vergisi mükellefiyeti olmayanların başvuruya konu katık atık bedelinden sorumlu olmayacaklarsa da konuyla ilgili mevzuatın irdelenmesi yararlı olacaktır. Bu kapsamda; Türkiye’de yerel yönetimler içerisinde sayılan belediyelere anayasal yapı içerisinde oluşturulmuş olup, mahallin önemli müşterek ihtiyaçları gideren belediyelerin yetki ve imtiyazlarına 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 15’ inci maddesinde yer verilmiştir. Belediyelerin katı atıkların toplanması, taşınması, ayrıştırılması, geri kazanımı, ortadan kaldırılması ve depolanması ile ilgili bütün hizmetleri yapmak ve yaptırmak mezkûr maddede sayılmıştır.
17.1.1. Katı atık toplama, taşıma ve bertaraf ücreti ise 2872 sayılı Çevre Kanunu ile düzenlenmiştir. Mezkûr
Kanun’un 11’inci maddesinin on birinci fıkrasında; Büyükşehir belediyeleri ve belediyelerin evsel katı atık bertaraf tesislerini kurmak, kurdurmak, işletmek veya işlettirmekle yükümlü oldukları, bu hizmetten yararlanan ve/veya yararlanacakların, sorumlu yönetimlerin yapacağı yatırım, işletme, bakım, onarım ve ıslah harcamalarına katılmakla yükümlü oldukları ve bu hizmetten yararlananlardan, belediye meclisince belirlenecek tarifeye göre katı atık toplama, taşıma ve bertaraf ücreti alınacağı hüküm altına alınmıştır.
17.1.2. Atıksu Altyapı ve Evsel Katı Atık Bertaraf Tesisleri Tarifelerinin Belirlenmesinde Uyulacak Usul
ve Esaslara İlişkin Yönetmelik’in “Tanımlar” başlıklı 4’üncü maddesinin ( m ) bendinde; “Ücret:
26/5/1981 tarihli ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun Mükerrer 44 üncü maddesi hükmü gereği çevre temizlik vergisi ile aynı Kanunun 87’inci maddesi uyarınca kanalizasyon harcamalarına katılma payı ve 2560 sayılı Kanunun 13’üncü maddesi uyarınca alınan kullanılmış suları uzaklaştırma bedelini de içerecek şekilde; atıksu ve evsel katı atık ile ilgili verilen tüm hizmetler karşılığında tam maliyet esaslı tarifeye göre belirlenen toplam sistem maliyetini karşılamak üzere evsel katı atık ve atıksu hizmetlerinden yararlananlar tarafından ödenmesi gereken parasal değeri,” ifade edeceği, söz konusu yönetmeliğin 10’uncu maddesinde; atıksu altyapı yönetimlerinin hizmet vermekle yükümlü olduğu tüm gerçek ve tüzel kişilerin abone olması zorunluluğuna hükmedildiği, ayrıca anılan yönetmeliğin 12’nci maddesinde ise; ‘‘Her bir abone için toplam sistem maliyeti o aboneye verilen veya verilecek hizmete göre hesaplanır. Atıksu altyapı yönetimleri ve/veya evsel katı atık idareleri hizmetten yararlanan ve/veya yararlanacak her abone karşılıklı sözleşme yapmakla yükümlüdürler. Sözleşme, abonenin ve/veya atık üreticisinin hangi hizmetlerden yararlandığını ve hangi tarife türü üzerinden ücretlendirileceğini tanımlar.’’ hükümleri kapsamında her abone ile karşılıklı sözleşme yapılması gerektiği belirtilmiştir.
17.1.3. Nitekim başvuru konusu benzer bir dosya kapsamında (2019/20187 no.lu başvuru) Çevre ve
Şehircilik Bakanlığından görüş talep edilmiş olup, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının (Çevre Yönetimi Genel
Müdürlüğü) 20/05/2020 tarih ve E.102031 sayılı cevabi yazısında özetle; Atıksu Altyapı ve Evsel Katı Atık
Bertaraf Tesisleri Tarifelerinin Belirlenmesinde Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik’inin 12’nci maddesi birinci fıkrası hükmü çerçevesinde Yönetmeliğin 4’üncü maddesi birinci fıkrası (e) bendinde de belirtildiği üzere büyükşehir belediyeleri, diğer belediyeler ve belediye birlikleri olarak tanımlanan evsel atık idareleri tarafından aboneler ile karşılıklı hizmet sözleşmesi yapılması ile ücretin tahsil edilmesi gerektiği ifadelerine yer verilmiştir.
17.1.4. Ayrıca Kurumumuza yapılan benzer bir dosyada katı atık bedellerinin bir amme alacağı olmadığı ve özel hukuk hükümlerine göre takip ve tahsil edilmesi hususu aşağıda yer alan mahkeme kararında ifade edilmiştir. Danıştay 14. Dairesi 2015/10947E. 2018/2673K. Sayılı Kararında; “Özel hukuk
Hükümlerine Tabi Alacakların Genel Hükümlere Göre Adli Yargıda Açılacak Alacak Davası veya
İcra Takibi Yolu ile Takip ve Tahsilinin Gerektiği kararı verilmiştir. “Dava; evsel katı atık ücretinin
/
tahsili amacıyla 6183 sayılı Kanun uyarınca dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği anlaşılmaktadır.
6183 sayılı Kanunun 1. maddesi kapsamında yer alan amme alacaklarının takip ve tahsili için 6183 sayılı
Kanun hükümlerine göre ödeme emri düzenlenebileceği, özel hukuk hükümlerine tabi alacakların ise genel hükümlere göre adli yargıda açılacak alacak davası veya icra ‘takibi yoluyla ‘takip ve tahsilinin gerektiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, amme alacağı niteliği taşımayan ve özel hukuk hükümlerine tabi olan evsel katı atık ücretinden kaynaklanan dava konusu alacağın, amme alacaklarının takip ve tahsili için öngörülen bir yöntem olan 6183 sayılı Kanun kapsamında “ödeme emri” ile istenilmesine hukuken imkân bulunmadığından, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka uyarlık, dava konusu ödeme emrinin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının bu kısmında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan; evsel katı atık ücretinin tahakkuk ettirilmesine ilişkin uyuşmazlıklarda yetkili ve görevli olan adli yargı merciinin, evsel katı atık ücretinden doğan alacağın tahsilinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda da görevli ve yetkili olacağı da açıktır.” şeklinde ifade edilerek evsel katı atık ücretine ilişkin alacakların 6183 sayılı Kanun hükümleri kapsamında takibi yapılamayacağı ortaya konulmuştur. Kurumumuz tarafından benzer bir dosya kapsamında verilen Tavsiye Kararında söz konusu mahkeme kararı na da yer verilerek; amme alacağı niteliği taşımayan ve özel hukuk hükümlerine tabi olan evsel katı atık ücretinden kaynaklanan şikâyet konusu alacağın, amme alacaklarının takip ve tahsili için öngörülen bir yöntem olan
6183 sayılı Kanun kapsamında “ödeme emri” ile istenilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı tespiti
yapılmış olup İdare tarafından söz konusu tavsiye kararına uyulduğu bilgisi konulu yazı Kurumumuza ulaştırılmıştır. (2019/11449 no.lu başvuru)
17.1.5. Somut dosyada, İdare tarafından 04/03/2022 tarihli Vergi İhbarnamesine çevre temizlik vergisi ve katı atık gelirlerinin birlikte konu edildiği anlaşılmıştır. Belediye Gelirleri Kanunu’na istinaden işyerleri ve diğer şekilde kullanılan binalar çevre temizlik vergisine tabidir. Belediye Gelirleri Kanunu’nun 98’inci maddesinde; bu Kanun’da aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanuna göre alınacak vergi, harç ve katılma payları hakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü
Hakkında Kanun ve bunların ek ve tadilleri hükümleri uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Diğer taraftan, yukarıdaki paragrafta yer verilen Danıştay 14. Dairesi’nin 2015/10947E. 2018/2673K. sayılı kararında evsel katı atık ücretine ilişkin alacakların takip ve tahsilinin özel hukuk hükümlerine göre yapılması gerektiği yönünde karar verildiği tespit edilmiştir.
18. Başvuru konusu somut olay ile yukarıda açıklanan iddiaların ve mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesi; başvurana Kadıköy Belediyesince vergi ihbarnamesi tebliğ edildiği, söz konusu ihbarnamesinin konusunu 2005-2022 yılları arası Çevre Temizlik Vergisi, 2012–2022 yılları arası Katı
Atık Gelirleri (ve bunun %18 KDV) ve İkinci Derece Usulsüzlük Vergi Cezası alacak kalemlerinin (gecikme zamları hariç) oluşturduğu, söz konusu yazıya başvuran tarafından 13/06/2022 tarihli dilekçe ile 2 itirazda bulunulduğu, yapılan işlemlerin hatalı olduğu, 16 m yüz ölçüme sahip olan ve büro olarak kullanılan 80 no.lu bağımsız bölümün eşine ait olduğu, söz konusu alanın ÇTV hesaplanmasında Belediye tarafından 1. derece bina niteliğinde kabul edildiği, oysa ki söz konusu yerin 5. derecede belirtilen gruba dâhil olması gerektiği, ayrıca tek ve bağımsız bir yer olan (ayrı ayrı bölümleri ya da bölünmüş oda/odacıkları olmayan) büro için hem eşinin hem de kendisinin vergi ödediği ve bu şekilde İdarece mükerrer tahsilat yapıldığı iddia edildiği, İdare tarafından yapılan araştırma ve inceleme neticesinde; 2005-
2016 yılları arasındaki vergilerin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun zamanaşımı hükümleri çerçevesinde
terkin edildiği, başvuruya konu diğer hususlarda ise herhangi bir hata bulunmadığından terkin ya da iadeye konu bir hususun olmadığı bilgisi verilmiştir.
19. Başvuruya konu çevre temizlik vergisinin ayrı ayrı kesildiği ve derecesinin yanlış hesaplandığı hususunda; çevre temizlik vergisinin binanın kullanımı ile doğduğu, mükellefin binayı kullananlar olduğu,
son yıllarda apartman, işhanı, plaza gibi daire ya da odalardan müteşekkil birden fazla bağımsız bölümden oluşan yapıların işyeri olarak kullanımlarının artış gösterdiği, ayrıca apartman içinde de bir bağımsız bölümün odalarının farklı hukuki akitlere dayalı olarak, farklı meslek grupları tarafından kullanımlarına da rastlanıldığı, uyuşmazlıkta dayanak alınan mahkeme kararı ve görüş yazısında esas alınanın bağımsız bölümün odalarından oluşan birimler olduğu, yoksa aynı oda içinde çalışan iki kişi hakkında bir değerlendirmeyi içermedikleri, başvuran ve eşinin aynı odanın içinde farklı vergi numaralarıyla faaliyet göstermelerinin serbest meslek kazançlarının vergilendirilmesinde, yani gelir vergisi bakımından önem arz ettiği, çevre temizlik vergisi bakımından 16 m2’lik aynı odada iki avukatın birlikte çalışması ile bir avukat ile büro elemanının birlikte çalışmasının arasında fark bulunmaması gerektiği, verginin işhanı odası baz alınarak anılan Bakanlar Kurulu kararında doğru sınıflandırma yapılmak suretiyle bir mükellef adına tahakkukunun gerektiği kanaati oluşmuştur.
19.1. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Mükelleflerin izahat talebi” başlıklı 413’üncü maddesi kapsamında mükellefler, Gelir İdaresi Başkanlığından veya bu hususta yetkili kıldığı makamlardan, vergi durumları ve vergi uygulaması bakımından müphem ve tereddüdü mucip gördükleri hususlar hakkında yazı ile izahat isteyebilir; Gelir İdaresi Başkanlığı, kendisinden istenecek izahatı özelge ile cevaplandırabileceği gibi, aynı durumda olan tüm mükellefler bakımından uygulamaya yön vermek ve açıklık getirmek üzere sirküler de yayımlayabilir. Bu kapsamda, somut olayda mükellefiyetin, matrahın ortaya konulmasının başvuran tarafından Gelir İdaresi Başkanlığından talep edilebileceğinin de belirtilmesi gerekmektedir.
19.2. Başvuruya konu katı atık bedelleri iadesi hususunda; çevre temizlik vergisi mükellefiyeti hususundaki belirlemelerin yanı sıra idare ile yapılan görüşmede ilgililer ile katı atık hususunda abonelik sözleşmesi bulunmadığı bilgisi verilmiştir. Atıksu Altyapı ve Evsel Katı Atık Bertaraf Tesisleri
Tarifelerinin Belirlenmesinde Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik kapsamında atıksu altyapı yönetimlerinin ve/veya evsel katı atık idarelerin hizmetten yararlanan ve/veya yararlanacak her abone ile karşılıklı sözleşme yapmakla yükümlü olduğu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı görüşü de dikkate alınarak katı atık bedellerinin abonelik sözleşmesi yapılmadan tahakkuk ettirilmemesinde fayda olacağı, ayrıca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının (Yerel Yönetimler Genel
Müdürlüğü) 05/01/2023 tarihli ve 5460620 sayılı görüş yazısında da; Büyükşehir olan illerde katı atıkların yeniden değerlendirilmesi, depolanması ve bertaraf edilmesine ilişkin hizmetlerin yerine getirilmesi, bu amaçla tesisler kurulması, kurdurulması, işletilmesi veya işlettirilmesi görev, yetki ve sorumluluğun büyükşehir belediyesi uhdesinde bulunduğu, ilçe belediyelerinin ise katı atıkların toplanması ve aktarma istasyonuna taşınması ilgili görev, yetki ve sorumluluğunun bulunduğu, diğer taraftan sayılan hizmetlerin, Çevre Kanunu uyarınca ücrete tabi olduğu, mezkur Kanun uyarınca “katı atık toplama, taşıma ve bertaraf ücreti” nin tek bir ücret olarak büyükşehir belediyesi tarafından tahsil edilmesi gerektiğinin değerlendirildiği hususları dikkate alındığında, katı atık ücretinin abonelerle sözleşme yapılarak büyükşehir belediyesince tahsil edilmesi gerektiği ve ilçe belediyesi tarafından tahsil edilen katı atık bedelleri tutarlarının ilgiliye iade edilmesi gerekliliği değerlendirilmiştir.
20. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, mahkeme kararları, görüş yazıları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; çevre temizlik vergisinin tahakkuk ve tahsilinde kirleten öder ilkesinden hareketle
2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu uyarınca mükelleflerin binayı kullananlar olarak belirlendiği ancak
mükellefiyet tesisinde kanunda geçen “kullanan” ifadesinin anlamının kapsayıcılığı nedeniyle bedelin tespitinde kullanıcı sayısı esas alınacak şekilde kullanım biriminden hukuki bir ilişkiye dayalı olarak istifade edenlerin mükellef addedilmelerinin gerektiği, başvurana mükellefiyet tesisinde esas alındığı belirtilen mahkeme kararı ve idari yazının bu kapsamda doğrudan somut uyuşmazlığa esas alınamayacağı, zira söz konusu karar ve yazıda bağımsız bölümlerin oda olarak belirlenen birimlerinin mükellefiyette esas
alındığı, başka bir ifade ile odayı kendi başına kullanan kişilerin mükellef sayıldıkları, oysa somut uyuşmazlıkta aynı odayı kullanan iki kişiye ayrı ayrı mükellefiyet tesis edildiği, serbest meslek kazançları nedeniyle ayrı ayrı gelir vergisi mükellefiyetlerinin bulunmasının birim kullanımı esas alınarak belirlenen çevre temizlik vergisi bakımından mükellef olunmasını gerektirmediği, iki ayrı vergide vergiyi doğuran olayların farklı olduğu, bu nedenle Gelir İdaresi Başkanlığından somut olayla ilgili görüş alınmadan aynı birim için iki ayrı çevre temizlik vergisi mükellefiyeti tesisinde hukuka ve hakkaniyete uyarlık bulunmadığı;
20.1. Öte yandan, Atıksu Altyapı ve Evsel Katı Atık Bertaraf Tesisleri Tarifelerinin Belirlenmesinde
Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmeliğinin 12’nci maddesinde; atıksu altyapı yönetimleri ve/veya evsel katı atık idareleri hizmetten yararlanan ve/veya yararlanacak her abone ile karşılıklı sözleşme yapma yükümlülüğünün hüküm altına alındığı, bu kapsamda hizmetten yararlananlar bakımından sözleşme yapılma yükümlüğü zorunlu olduğundan her bir abone için karşılıklı irade açıklanması ile kurulacak sözleşmenin yapılmasında fayda bulunduğu, bu kapsamda abonelik sözleşmesi yapılmadan evsel katı atık bedeli tahakkuk ettirildiği ve söz konusu evsel katı atık bedellerinin tahsili işleminde yetkili idarenin büyükşehir belediyesi olması hasebiyle katı atık bedelleri adı altında alınan tutarların ilgiliye iade edilmemesi işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
21. 28/03/2013 tarih ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu
Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde “(1) Kurum, inceleme ve araştırma yaparken idarenin, insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde; kanunlara uygunluk, ayrımcılığın önlenmesi, ölçülülük, yetkinin kötüye kullanılmaması, eşitlik, tarafsızlık, dürüstlük, nezaket, şeffaflık, hesap verilebilirlik, haklı beklentiye uygunluk, kazanılmış hakların korunması, dinlenilme hakkı, savunma hakkı, bilgi edinme hakkı, makul sürede karar verme, kararların gerekçeli olması, karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi, kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi, kişisel verilerin korunması gibi iyi yönetim ilkelerine uygun işlem ve eylem ile tutum veya davranışta bulunup bulunmadığını gözetir ve iyi yönetim ilkelerine uyar.” şeklindeki düzenlemeye yer verilmekte olup Kurumumuzca şikayet konuları iyi yönetim ilkeleri kapsamında da değerlendirilmektedir.
Somut uyuşmazlıkta söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvuranın iddiaları da göz önünde bulundurularak başvuru konusu ile ilgili yürütülen işlemlerde başvurana karşı kanunlara uygunluk, haklı beklentiye uygunluk ilkelerine uygun davranılmadığı ancak başvuruya ilişkin bilgi ve belgelerin Kurumumuza süresinde gönderildiği; İdarenin “makul sürede karar verme”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ve “kararların gerekçeli olması” ilkelerine uygun davrandığı anlaşılmış olup idarenin tüm işlemlerinde iyi yönetim ilkelerine uyması beklenmektedir
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
22. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu
Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup idarenin işlemine karşı yetkili İstanbul Vergi Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
/
VII. KARAR
İlgili mevzuat hükümleri, yukarıda yer verilen açıklamalar ve dosya kapsamına göre, BAŞVURUNUN
KABULÜNE;
Somut uyuşmazlık esas alınarak işhanının aynı odasını kullanan ve aynı işi yapan kimselerin mükellefiyetleri ve verginin miktarının 2005/9817 sayılı Bakanlar Kurulu kararı eki listedeki hangi grup ve dereceden belirleneceği hususunda Gelir İdaresi Başkanlığından görüş alınmak suretiyle yeniden değerlendirme yapılarak mükellefiyet konusunda işlem tesis edilmesi ve evsel katı atık bedellerinin abonelik sözleşmesi kurularak Büyükşehir Belediyesince tahsil edilmesi gerekliliği değerlendirildiğinden katı atık gelirleri adı altında tahsil edilen tutarların mülkiyet hakkı ihlaline sebebiyet verilmeksizin başvurana iade edilmesi hususunda KADIKÖY BELEDİYE BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
Kararın, BAŞVURANA ve KADIKÖY BELEDİYE BAŞKANLIĞINA TEBLİĞİNE,
6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, İdarece bu karar üzerine tesis edilecek
işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi
/