|
ÖZET: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, İstanbul 53. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 02.05.2023 tarihli ek kararını inceledi. Bu karar, sanığın 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’na muhalefet suçundan aldığı cezanın, 7394 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler doğrultusunda uyarlanması üzerineydi. Daire, uyarlama yargılaması sırasında infaz yasası hükümlerinin göz önünde bulundurulmadığını ve lehe olan hükümlerin belirlenmesinde gerekli karşılaştırmaların yapılmadığını tespit etti.
Daire, 7394 sayılı Kanun’un 4. maddesi uyarınca, suçun birden fazla takvim yılı içinde işlenmesi durumunda 5237 sayılı Kanun’un 43. maddesi gereğince ceza artırımının yapılması gerektiğini vurguladı. Somut olayda, sanığın 2014 yılı içerisinde birden fazla kez sahte belge kullanması nedeniyle, temel cezanın belirlenmesinin ardından artırım yapılması gerektiği sonucuna vardı. Sonuç olarak, Yargıtay, İstanbul 53. Asliye Ceza Mahkemesi’nin kararında hukuka aykırılık tespit ederek, kanun yararına bozma isteminin değerlendirilmesi için dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmasına karar verdi. Bu durum, ceza hukuku uygulamalarında lehe olan düzenlemelerin titizlikle değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. |
11. Ceza Dairesi 2024/562 E. , 2024/12573 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
İstanbul 53. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.05.2023 tarihli ve 2017/64 Esas, 2018/440 Karar sayılı ek kararına yönelik, Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 29.12.2023 tarihli ve 2023/25120 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.01.2024 tarihli ve KYB-2024/3266 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.01.2024 tarihli ve KYB-2024/3266 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
” 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’na muhalafet suçundan sanık …’in, anılan Kanun’un 359/b-1, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 43/1 ve 62/2. maddeleri uyarınca 3 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair İstanbul 53. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/09/2018 tarihli ve 2017/64 esas, 2018/440 sayılı kararının, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 12/02/2019 tarihli ve 2019/1267 esas, 2019/1044 sayılı kararı ile sonuç cezanın 3 yıl 1 ay 15 gün olarak belirlenmek suretiyle istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilerek kesinleşmesini müteakip, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 15/04/2022 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7394 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi Ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 4, 5 ve 6. maddeleri ile 213 sayılı Kanun’da yapılan değişiklik nedeniyle uyarlama yapılması talebinde bulunulması üzerine, yapılan uyarlama yargılaması sonunda sanığın anılan suçtan 213 sayılı Kanun’un 359/b-1 ve 5237 Kanun’un 62/2. maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İstanbul 53. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/05/2023 tarihli ve 2017/64 esas, 2018/440 sayılı ek kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, uyarlama yargılaması yapılırken infaz yasası hükümleri nazara alınmaksızın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2. maddesi ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme karşısında, önceki ve sonraki temel ceza kanunlarının ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi gerektiği, temel cezanın ne şekilde saptanacağının belirlenmesi ve bireyselleştirmenin yapılması için de duruşma açılması gerektiği hususlarının gözetilmemesinde,
Kabule göre de, sanık hakkında, İstanbul 53. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/09/2018 tarihli kararı ile 213 sayılı Kanun’un 359/b-1 ve 43/1. maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet hükmünün kesinleşmesini müteakip, anılan Kanun’un ilgili suç maddesine yönelik, 7394 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeler uyarınca koşulları oluşmadığından 5237 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca artırım yapılmasına yer olmadığına karar verildiği anlaşılmış ise de,
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 359 uncu maddesinin (a) fıkrasına 7394 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile son fıkrasından önce gelmek üzere eklenen fıkralarda, “Bu maddede yazılı fiillerle verginin ziyaa uğratıldığının tespit edilmesine bağlı olarak tarh edilen verginin, gecikme faizi ve gecikme zammının tamamı ile kesilen cezaların yarısı ve buna isabet eden gecikme zammının; soruşturma evresinde ödenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında, kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödenmesi halinde ise verilecek ceza üçte bir oranında indirilir.
Tarh edilen vergi ve vergi aslına bağlı olarak kesilen cezanın bulunmadığı durumlarda verilecek ceza yarı oranında indirilir.
Yukarıdaki fıkralarda belirtilen ceza indiriminden faydalanabilmek için vergi mahkemesinde dava açılmaması, açılmışsa feragat edilmesi, kanun yollarına başvurulmaması veya başvurulmuşsa vazgeçilmesi şarttır.
Bu maddede düzenlenen suçların birden fazla takvim yılı veya vergilendirme dönemi içinde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmesi halinde, Türk Ceza Kanununun 43 üncü maddesi uygulanır.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında,
7394 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile 213 sayılı Kanun’un 359. maddesine eklenen fıkra uyarınca, suçun birden fazla takvim yılı içerisinde işlenmesi halinde 5237 sayılı Kanun’un 43. maddesi kapsamında artırım yapılması gerektiği, aynı takvim yılında birden fazla işlenmesi halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı yönünde bir düzenlemenin bulunmadığı gözetilerek,
Somut olayda, 2014 takvim yılı içerisinde ve değişik zamanlarda birden çok kez sahte belge kullandığı anlaşılan sanık hakkında, temel cezanın belirlenmesini takiben, 5237 sayılı Kanun’un 43/1. maddesi uyarınca artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesinde,
İsabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. İstanbul 53. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.05.2023 tarihli ve 2017/64 Esas, 2018/440 Karar sayılı ek kararı yönünden; uyarlama yargılaması yapılabilmesi için, önceden ceza veya güvenlik tedbirine hükmolunmasının gerekeceği, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmaması anlamına gelen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının, yüklenen eylemin suç olmaktan çıkarılması hali dışında uyarlamaya konu olamayacağı, 7394 sayılı Kanunla yapılan değişikliğin de eylemi suç olmaktan çıkarmadığı gözetilmeden, 26.09.2018 tarihinde defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan hükmün açıklanmasına karar verilen 15 ay hapis cezasına ilişkin uyarlama yargılaması yapılarak, sanığın 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve yeniden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde,
2. İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.03.2019 tarihli ve 2019/333 Değişik iş sayılı kararı yönünden; sanığın 01.06.2017 tarihli savunmasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmediğini beyan etmesi ve sanık müdafiinin verilen karara bu yöndeki itirazına rağmen, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde,
İsabet görülmemiştir.
3. Belirlenen hususlar yönünden de kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde tespit edilen hususlar yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,Oy birliğiyle, 04.11.2024 tarihinde karar verildi.