onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, davalının yüksek lisans ve doktora eğitim programlarına katılım sağlayacak personelin onaylarını hukuka aykırı olarak paraf etmesi nedeniyle oluşan kamu zararının tazmini talebine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi, davalının parafının bulunduğu makam oluru ile yapılan işlemin hukuka uygun olduğunu, kamu zararı ile davalı arasında illiyet bağının bulunmadığını belirterek davayı reddetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi de, davalının işleminin hukuki sonuç doğurmadığını ve kamu zararının gerçekleşmediğini vurgulayarak istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Yargıtay, davalının görevi kötüye kullanma suçundan yargılandığı ceza davasının sonucunun henüz kesinleşmediğini ve bu durumun mevcut davayı etkileyebileceğini belirterek, ceza mahkemesinin kararının kesinleşmesini beklemek gerektiğine hükmetmiştir. Bu bağlamda, eksik inceleme ile verilen kararın usul ve yasaya uygun olmadığını ifade ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermiştir. Böylece, hukuki süreçte ceza davasının kesinleşmesinin önemine dikkat çekilmiştir.

4. Hukuk Dairesi         2022/10918 E.  ,  2024/5568 K.

    “İçtihat Metni”

    İNCELENEN KARARIN
    MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2022/1180 Esas – 2022/1150 Karar
    HÜKÜM/KARAR : Ret/Esastan Ret
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 34. Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2021/61Esas – 2022/37 Karar

    Taraflar arasındaki kurum zararından kaynaklanan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

    Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde; Mülkiye Müfettişliği tarafından düzenlenen 12.07.2016 tarih ve 16/555 sayılı tazmin raporu ile davalının ilgili mevzuat ve Bakanlar Kurulu kararına aykırı olacak şekilde yüksek lisans/doktora eğitim programlarına katılım sağlayacak ve görev süresi uzatılacak personelin onaylarını almak üzere İçişleri Bakanlığı makam olurunu hukuka aykırı olarak imzalarıyla paraf ettiğinin tespit edildiğini, davalının Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığında görevli Daire Başkanı 1. Sınıf Emniyet Müdürü olarak görev yaptığını, davalının usulsüzlüğü tespit edilen 29.07.2009 tarihli İçişleri Bakanlığı makam olurunun alınması için gerekli ve yeterli incelemeleri yapmamak suretiyle görevinin gereklerini yapmakta ihmal gösterdiğini, bu şekilde hukuka aykırı ödeme yapılmak suretiyle kamu zararı oluşmasına sebebiyet verdiğini belirterek fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 100,00 USD ve 100,00 sterlinin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

    II. CEVAP
    Davalı vekili cevap dilekçesinde; meydana gelen zarar ile müvekkili arasında illiyet bağı bulunmadığını, davaya konu işlemde müvekkilinin parafı bulunmadığını, işlemde parafı olduğu kabul edilse bile müvekkilinin görevini mevzuata uygun olarak yerine getirdiğini, davaya konu kararın tek kişinin inisiyatifinde olmadığını, müvekkilinin işleminin onaya hazırlık işlemi olup sorumluluğu doğmadığını, müvekkilinin idari bir emri yerine getirdiğini, paraf etmenin icrai bir hareket olmadığını ve hukuki bağlayıcılığı bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu makam olurunun bakan oluru olduğu, anılan bakanlık oluru ile yurt dışında doktora eğitimine devam eden ve eğitim süresi içerisinde kendileri ve yurt dışı eğitim koordinatörlüğünün talebi doğrultusunda müracaat eden personele ilişkin onay makamına arz notu hazırlanarak davalı tarafından paraflandığı, imza kısmında ise …İçişleri Bakanlığı Müsteşarının ve İçişleri Bakanı’nın yer aldığı, bu kişiler tarafından imzalanmak suretiyle süre uzatımının yapıldığı, davalının yapmış olduğu paraf işlemi ile meydana geldiği iddia edilen kamu zararı arasında illiyet bağının var olduğunun kabul edilmesinin mümkün olmadığı, verilen olurda mevzuata aykırı herhangi bir davranış bulunulmadığı, ortada bir kurum zararı var ise bu zararın yurt dışına gönderilen ilgili personelden tahsil edilmesinin gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. İstinaf Sebepleri
    Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu işlemde davalının görevinin gereklerini yapmakta ihmal göstererek kamu zararının doğmasına sebebiyet verdiğini, mevzuat gereğince yüksek lisans eğitiminin onayının en fazla iki yıla kadar, doktora eğitiminin onayının ise en fazla 3 yıla kadar verilebilmesine rağmen dava konusu işlemde doğrudan 4 yıla kadar eğitim süresi temin edildiğini, hukuka aykırı olarak 3 ve 4 yıllık olurların alınmasına sebebiyet verdiğini, bilirkişi raporuna karşı itirazlarının dikkate alınmadığını, davalının görevinin gereklerini yapmakta ihmal göstererek kişilere haksız kazanç sağlamak suretiyle görevini kötüye kullandığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu işlemin davalının parafının bulunduğu makam oluru ile başlanılan doktora programına ilişkin süre uzatım onayı olduğu ve doğrudan dört yıl süreli bir görevlendirme onayı olmadığı, davalının parafının bulunduğu yurt dışı görevlendirmesine ilişkin süre uzatımının tek başına hukuki sonuç doğuran bir işlem mahiyetinde olmadığı, anılan süre uzatım kararının davalı yanında genel müdür yardımcısının parafı, müsteşarın arzı, Emniyet Genel Müdürünün imzası ve İçişleri Bakanının oluru ile vücut bulmuş olduğu, ödemelerin fiilen yurt dışında bulunulan günler ve harcamalar için ödendiği, ifa edilen eğitim/çalışma karşılığı olduğu, yurt dışına giden personel tarafından yurt dışında fiilen bulunulduğu/eğitim alındığı, eğitim faaliyetinin sürdürüldüğü hususları bir arada değerlendirildiğinde kamu zararının gerçekleşmediği, bu ödemelerde davalının bir usulsüzlük yaptığına ilişkin tespit bulunmadığı, anılan dönemde idare tarafından bu uzatmanın olağan şekilde uygulandığı, kaldı ki kurum personelinin doktora sürelerinin uygulanmasına ilişkin idari işlemde davalının karar verici konumda bulunmadığı, yurt dışına gönderilen personele ilişkin davacı kurumun işleyişi ve önceki uygulamaları doğrultusunda yapılan işlemi paraf etmek suretiyle amirlerine sunduğu, işlemin geçerliliğinin üstleri tarafından uygun görülmesi ve imzalanmasına bağlı olduğu, davalının yapılan idari işlemde üstlerini yanıltıcı bir belge ya da sahte bir evrak kullandığının iddia edilmediği, davalının kasıt, kusur veya ihmali işlem ve eylemi ile davacı kurumu zarara uğrattığının ispat edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) esastan reddine karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, davalının ilgili mevzuat ve Bakanlar Kurulu Kararına aykırı olacak şekilde yüksek lisans/doktora eğitim programlarına katılım sağlayacak ve görev süresi uzatımı yapılacak personelin onaylarını almak üzere İçişleri Bakanlık makam olurunu hukuka aykırı olarak paraf ettiğinden bahisle oluşan kamu zararının tahsiline ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 49 ve 74 üncü maddeleri.

    3. Değerlendirme
    1. Dosya kapsamından; davalı …’in olay tarihinde Emniyet Genel Müdürlüğü(EGM) Dış İlişkiler Daire Başkanlığında görevli daire başkanı olduğu, davanın dayanağı olan 12.07.2016 tarihli ve 16/555 sayılı tazmin raporu ile 29.07.2009 tarihli İçişleri Bakanlığı makam olur işleminin davalı tarafından hukuka aykırı olarak paraf edildiğinin ve bu nedenle davacı kurumun zarara uğradığının tespit edildiği, eldeki davada meydana geldiği iddia edilen kurum zararının tazmininin talep edildiği, ayrıca anılan tazmin raporuna istinaden davalı hakkında Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/637 Esas sayılı dosyası ile görevi kötüye kullanma suçundan kamu davası açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonunda davalının beraatine karar verildiği, verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulduğu ve kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.

    6098 sayılı Kanun’un 74 üncü maddesi uyarınca hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değil ise de, aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak alınan maddi olgularla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusunda tamamen bağlı olacağı gerek öğreti gerekse de yargısal uygulamada istikrarla kabul edilmektedir. Hal böyle olunca, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır (HGK, 24.12.2014 gün ve 2014/4-846 Esas, 2014/1091Karar).

    Davaya konu uyuşmazlıkla ilgili olarak davalının görevi kötüye kullanma suçundan yargılandığı Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/637 esas sayılı dosyasının henüz istinaf incelemesinin sonuçlanmadığı ve beraat kararının kesinleşmediği anlaşılmaktadır. Dava konusu olayın özelliği nedeniyle ceza davası sonucunun eldeki davayı etkilemesi söz konusudur. Açıklanan nedenle, ceza mahkemesindeki davanın kesinleşmesi beklenilmeli, kesinleşmiş ceza kararı da değerlendirilerek varılacak sonuca uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

    2. Bozma nedenine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir.

    VI. KARAR
    1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

    2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

    3. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle bozma nedenine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

    Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

    03.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.