|
ÖZET: Başvuran, Trabzon’daki Ceza İnfaz Kurumları İzleme Kurulu üye seçiminde, Adalet Komisyonu tarafından eski üyelerin yeniden seçilmesini ve bu süreçte kamuya ilan yapılmamasını eleştirmiştir. 4681 sayılı Kanun’a göre, izleme kurulu üyeleri, ilgili kamu kuruluşlarının görüşleri alınarak veya doğrudan başvuranlar arasından seçilmelidir. Başvuran, bu usulün ihlal edildiğini, şeffaflık ve demokratik ilkelerin göz ardı edildiğini savunmuştur.
İdare, seçimlerin kanun ve yönetmeliklere uygun yapıldığını, doğrudan başvuranlar arasından seçim yapma takdirinin bulunduğunu belirtmiştir. Ancak, başvurunun incelenmesi sonucunda, ilan yapılmamasının kamu yararı açısından daha uygun olacağına dair bir değerlendirme yapılmıştır. Sonuç olarak, başvuranın itirazı kısmen kabul edilmiş, ancak idarenin takdir yetkisine müdahale edilmediği belirtilmiştir. İdareye, gelecekteki seçimlerde ilan yapılması konusunda tavsiyede bulunulması gerektiği ifade edilmiştir. Bu durum, kamu yönetiminde şeffaflık ve iyi yönetim ilkelerinin önemini vurgulamaktadır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/8301-S.21.13337
BAŞVURU NO : 2020/102783
KARAR TARİHİ : 02/06/2021
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : TRABZON ADLİ YARGI İLK DERECE MAHKEMESİ ADALET
KOMİSYONU
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın ceza infaz kurumu izleme kurulu üye seçimine itirazı hakkındadır
BAŞVURU TARİHİ : 17/12/2020
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvurucu tarafından özetle, 4681 sayılı Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları Kanunu gereğince, Trabzon’da görev yapmakta olan kurul üyelerinin görev süresi dolması sebebiyle 2020 yılında yeniden oluşturulması sürecinde kurulda görev almak isteyen kişilerin başvurusu için ne ilan ne de o yerdeki ilgili kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının görüşleri alınmadan Adalet Komisyonu tarafından resen eski üyeler tekrar seçilerek görevlendirildiğini, 01.12.2020 tarihinde Komisyona bu usul nedeni ile yaptığı itiraza Komisyon Başkanı;”4681 sayılı Ceza İnfaz Kurumları ve İzleme Kurulları kanununun 5.
Maddesinde “İzleme kurullarının üyeleri, 3 ve 4 üncü maddelerde yazılı şartlara durumları uygun olan kişilerden resen veya o yerdeki ilgili kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının görüşleri alınarak ya da o yerin en büyük mülki amirinin yardımıyla belirlenecek olanlar ile doğrudan başvuranlar arasından adli yargı adalet komisyonunca oybirliğiyle seçilirler.” hükmü bulunduğu, muhakkak ilan edilir veya o yerdeki ilgili kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının görüşleri alınır ya da o yerin en büyük mülki amirinin yardımıyla veya doğrudan başvuranlar arasından seçilirler diye bir hüküm bulunmadığı, seçimin ne şekilde yapılacağının takdirini Adalet Komisyonlarına bırakmış olup, bu kapsamda Komisyonumuzca ilan yapılmasına gerek görülmeden oybirliği ile Trabzon Ceza Infaz Kurumları İzleme Kurulu seçimi yapılmıştır.” şeklinde cevap verildiğini, Komisyonca yapılan işlem ve verilen cevabın hukuk usul ve esaslarına aykırı olduğu gibi şeffaf demokratik toplum ve iyi yönetim ilkelerine de aykırı olduğunu, Ceza
İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları seçimi birçok ilde açık ilan bu konuda en yetki kamu
kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu olan baroların görüşleri alınarak yürütüldüğünü, Trabzon
Barosu’nun da insan hakları ve temel hak ve özgürlükler alanında son derece etkin çalışmaları olan kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşu olduğunu, Trabzon Barosu’nda 700’e yakın avukatın görev yaptığını, aynı şekilde Trabzon Barosu’nun Türkiye Barolar Birliği’nin 7 insan hakları merkezinden birini ve mazisi 20 yıldan fazla olan çocuk hakları komisyonunu bünyesinde barındırdığını, kendisinin de hem insan hakları merkezinde hem de çocuk hakları komisyonunda yıllardır görev aldığını, İnsan hakları alanında yapılan birçok faaliyetlerinin konusunu cezaevlerinin de oluşturduğunu, Bu sebeplerle hiçbir gerekçe ileri sürmeden Trabzon Barosu’nda görüş istenmeden ve şeffaflığı sağlamanın tek yolu olan kamuya ilan edilmeden resen kurula üye tayininin iyi yönetim, şeffaflık ve demokratik hukuk devleti ilkelerine aykırı olduğunu, Ayrıca kendisi gibi alanda çalışan hukukçuları kurulda görev almasını engelleyici nitelikte olduğunu, Demokratik hukuk düzeninde idareye verilen takdir yetkilerinin sınırsız, keyfi ve gerekçesiz olarak kullanılamayacağını, Adalet Komisyonunun da kararlarını ve takdir yetkilerini
Anayasa’ya uygun olarak bu çerçevede kullanmak zorunda olduğunu, en azından takdir yetkisini neden resen atama şeklinde kullandığını gerekçelendirmesi gerektiğini iddia ederek sorununun çözümünü talep etmektedir.
II. İDARENİN ŞİKÂYETE İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Trabzon Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi
Adalet Komisyonu Başkanlığından 29/12/2020 tarihli ve sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup yazımıza cevaben anılan idarenin 26/01/2021 tarihli ve Muh sayılı yazısında özetle; 2.1. 4681 sayılı Ceza İnfaz Kurumları ve İzleme Kurulları Kanunu ve Ceza İnfaz Kurumları ve İzleme
Kurulları yönetmeliğinin (Resmi Gazete Tarihi: 07/08/2001, Resmi Gazete Sayısı: 24486) 5. Maddesinde
“İzleme kurullarının üyeleri, 3 ve 4 üncü maddelerde yazılı şartlara durumları uygun olan kişilerden resen veya o yerdeki ilgili kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının görüşleri alınarak ya da o yerin en büyük mülki amirinin yardımıyla belirlenecek olanlar ile doğrudan başvuranlar arasından adli yargı adalet komisyonunca oybirliğiyle seçilirler.” hükmü ile İzleme Kurullarının oluşturulma şekli açıkça belirtilmiş olup, daha önce oluşturulan İzleme Kurulu üyelerinin görev sürelerinin sona ermesi nedeniyle
Komisyonumuzun 23/10/2020 tarih ve 2020/513 sayılı kararı ile Trabzon Ceza İnfaz Kurumları ve
Tutukevleri İzleme Kurulu seçimi yapılarak yeniden oluşturulmuş, ilgili Trabzon Cumhuriyet
Başsavcılığına ait “trabzoncbs@adalet.gov.tr”. e-posta adresi aracılığı ile 01/12/2020 tarihli dilekçesi ile
Komisyonumuzca oluşturulan İzleme Kurulu oluşumuna itirazda bulunmuş, Komisyon Başkanlığımızın 07/12/2020 tarih Muh. Sayılı yazıları ile itiraz sonucu ilgiliye bildirilmiştir.
2.2. Komisyonumuzca yapılan izleme kurulu seçimi Kanun ve yönetmeliklere uygun bir şekilde yapılmış olup, şikayet konusu ile ilgili olarak herhangi bir yargı kararı bulunmayıp, İzleme Kurulu üyeliğine seçilenlerden herhangi bir sebeple boşalma olması durumunda veya 4 yıllık seçilme süresi bitiminde seçim yapılacağından ilgilinin talebinin yerine getirilmesi bu aşamada mümkün bulunmamaktadır.”
İfade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 1982 Anayasasının;
3.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesi:
“…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”, 3.2. “Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları” başlıklı 135’inci maddesi; “Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzelkişilikleridir.” hükümlerine amirdir.
3.3. “Yargı yolu” başlıklı 125’inci maddesinin dördüncü fıkrasında; “Yargı yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idarî eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrası: “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. 4681 Sayılı Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları Kanun’un; 5.1. “Amaç ve kapsam” başlıklı 1’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Bu Kanunun amacı, yürürlükteki mevzuat ve ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle belirlenen ilkeler çerçevesinde ceza infaz kurumları ve tutukevlerinin yönetim, işleyiş ve uygulamalarını yerinde görmek, incelemek, bilgi almak ve tespitlerini rapor haline getirerek yetkili ve ilgili mercilere sunmak üzere, ceza infaz kurumları ve tutukevleri izleme kurullarının kurulmasına, görev ve yetkilerine ilişkin esas ve usulleri düzenlemektir.”, 5.2. “İzleme kurullarının kuruluşu” başlıklı 2’nci maddesinde; “Bulunduğu yargı çevresinde ceza infaz kurumu veya tutukevi olan her adlî yargı adalet komisyonunca bir izleme kurulu kurulur.
(Değişik ikinci fıkra: 20/11/2007-5712/1 md.) İzleme kurulu, başkanla birlikte beş asıl ve üç yedek üyeden oluşur. Asıl üyelerden en az birinin kadınlardan seçilmesi zorunludur. Üyeler dört yıl için seçilir. Süresi dolan üyeler yeniden seçilebilir.
İzleme kurulunun yetki alanı, adlî yargı adalet komisyonunun bulunduğu yargı çevresi ile sınırlıdır.
Yargı çevresinde müdürlük teşkilâtı olan birden çok ceza infaz kurumu ve tutukevi bulunması halinde buna uygun sayıda izleme kurulu kurulabilir. Bu durumda her izleme kurulunun yetki alanı, adlî yargı adalet komisyonunca belirlenir.
İzleme kuruluna çalışmaları için ilgili adlî yargı adalet komisyonunun bulunduğu binada bir yer ayrılır. İzleme kurulunun sekretarya hizmetleri, aynı adlî yargı adalet komisyonunun bürosu tarafından yürütülür.”.
5.3. “İzleme kurulu üyelerinde aranacak nitelikler” başlıklı 3’üncü maddesinde; “ İzleme kurullarına başkan ve üye seçilebilmek için 14.7.1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda öngörülen
genel şartlara ek olarak aşağıdaki nitelikler aranır:
/
1. Otuzbeş yaşını doldurmuş olmak.
2. Tıp, eczacılık, hukuk, kamu yönetimi, sosyoloji, psikoloji, sosyal hizmetler, eğitim bilimleri ve benzeri alanlarda en az dört yıllık yüksek öğretim kurumlarından veya bunlara denkliği kabul edilen yurt dışındaki yüksek öğretim kurumlarından mezun olmak ve mesleği ile ilgili olarak kamu kurum ve kuruluşlarında ya da özel sektörde en az on yıl çalışmış bulunmak.
3. Kişisel nitelikleri ile çevresinde dürüst, güvenilir ve ahlaklı olarak tanınmış olmak.
4. Herhangi bir siyasî partinin merkez, il veya ilçe teşkilâtlarında görevli bulunmamak.” 5.4. “İzleme kurulu üyelerinin seçimi ve andiçmesi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “İzleme kurullarının üyeleri, 3 ve 4 üncü maddelerde yazılı şartlara durumları uygun olan kişilerden re’sen veya o yerdeki ilgili kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının görüşleri alınarak ya da o yerin en büyük mülkî âmirinin yardımıyla belirlenecek olanlar ile doğrudan başvuranlar arasından adlî yargı adalet komisyonunca oybirliğiyle seçilirler.”, 6. 07/08/2001 tarihli ve 24486 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza İnfaz
Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları Yönetmeliğinin; 6.1. “Üyelerin Seçimi ve Andiçmesi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında; “İzleme kurulu üyeleri, Kanunun 3 ve 4 üncü maddelerinde yazılı şartlara durumları uygun olan kişilerden resen veya o yerdeki ilgili kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının görüşleri alınarak ya da o yerin en büyük mülkî âmirinin yardımıyla belirlenecek olanlar ile doğrudan başvuranlar arasından adalet komisyonunca oybirliğiyle seçilirler. Üye adaylarının doğrudan başvurularını sağlamak amacıyla adliye divanhanesi, yerel gazeteler ve benzeri mutat vasıtalarla ilân yapılabilir. İlânın şeklini adalet komisyonu belirler.
(Ek fıkra:RG-10/5/2014-28996) Adalet Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatında görev yapan kişiler bu kurullara seçilemezler.
Adalet komisyonu, üye adaylarının gerekli nitelikleri taşıyıp taşımadıklarına ilişkin her türlü araştırmayı yapar, bilgi ve belgeyi toplar. Üye adayları, adalet komisyonunun belirlediği süre içinde istenen bilgi ve belgeleri komisyona vermekle yükümlü olup; süresi içinde vermeyenler başvurularından vazgeçmiş sayılırlar.”, Hükümlerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
7. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin “Kısmi tavsiye Kısmi Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. Bir numaralı paragrafta yer verildiği üzere başvuran; 4681 sayılı Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri
İzleme Kurulları Kanunu gereğince, Trabzon’da görev yapmakta olan kurul üyelerinin görev süresi dolması sebebiyle 2020 yılında yeniden oluşturulması sürecinde kurulda görev almak isteyen kişilerin başvurusu için ne ilan ne de o yerdeki ilgili kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının görüşleri alınmadan
Adalet Komisyonu tarafından resen eski üyeler tekrar seçilerek görevlendirildiğini, 01.12.2020 tarihinde
Komisyona bu usul nedeni ile yaptığı itirazın kabul edilmediğini, Komisyonca yapılan işlem ve verilen cevabın hukuk usul ve esaslarına aykırı olduğu gibi şeffaf demokratik toplum ve iyi yönetim ilkelerine de aykırı olduğunu, hiçbir gerekçe ileri sürmeden Trabzon Barosu’nda görüş istenmeden ve şeffaflığı sağlamanın tek yolu olan kamuya ilan edilmeden resen kurula üye tayininin iyi yönetim, şeffaflık ve demokratik hukuk devleti ilkelerine aykırı olduğunu, ayrıca kendisi gibi alanda çalışan hukukçuları kurulda görev almasını engelleyici nitelikte olduğunu, demokratik hukuk düzeninde idareye verilen takdir yetkilerinin sınırsız, keyfi ve gerekçesiz olarak kullanılamayacağını, Adalet Komisyonunun da kararlarını ve takdir yetkilerini Anayasa’ya uygun olarak bu çerçevede kullanmak zorunda olduğunu, en azından takdir yetkisini neden resen atama şeklinde kullandığını gerekçelendirmesi gerektiğini iddia ederek sorunun çözümünü talep etmektedir.
9. İdare cevabi yazısında; Ceza İnfaz Kurumları ve İzleme Kurulları Kanunu ve Ceza İnfaz Kurumları ve
İzleme Kurulları yönetmeliğindeki hükümler uyarınca, daha önce oluşturulan İzleme Kurulu üyelerinin görev sürelerinin sona ermesi nedeniyle 23/10/2020 tarih ve 2020/513 sayılı kararları ile Trabzon Ceza
İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulu seçimi yapılarak yeniden oluşturulduğunu, başvuranın 01/12/2020 tarihli dilekçesi ile Komisyonumuzca oluşturulan İzleme Kurulu oluşumuna itirazda bulunduğunu, 07/12/2020 tarih ve Muh. Sayılı yazıları ile itiraz sonucunun başvurana bildirildiğini, beyan etmiştir. İdarenin cevabi yazı ekleri incelendiğinde Trabzon Adli Yargı İlk Derece
Mahkemesi Adalet Komisyonu’nun 05/10/2020 tarih ve karar sayılı kararı ile Trabzon Ceza İnfaz
Kurumları İzleme Kurulu asil ve yedek üye seçimine ilişkin karar alındığı, karar numarasının sehven hatalı bildirildiği anlaşılmaktadır. Adı geçen Komisyon kararının gerekçesinde “4681 sayılı kanunun 5.
Maddesinde “İzleme kurullarının üyeleri, 3 ve 4’üncü maddelerde yazılı şartlara durumları uygun kişilerden re’sen veya o yerdeki ilgili kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının görüşleri alınarak ya da o yerin en büyük mülkî âmirinin yardımıyla belirlenecek olanlar ile doğrudan başvuranlar arasından adlî yargı adalet komisyonunca oy birliğiyle seçilirler.” hükmü dikkate alınarak ilana çıkartılmaksızın resen başvuru yapanlar arasından seçilmesi düşünülmüş olup” ifadeleri yer almaktadır.
10. 4681 Sayılı Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları Kanun’un 1’inci maddesinde kanunun amacı “Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinin yönetim, işleyiş ve uygulamalarını yerinde görmek, incelemek, bilgi almak ve tespitlerini rapor haline getirerek yetkili ve ilgili mercilere sunmak üzere, ceza infaz kurumları ve tutukevleri izleme kurullarının kurulmasına, görev ve yetkilerine ilişkin esas ve usulleri düzenlemek” şeklinde ifade edilmektedir.
11. 4681 Sayılı Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları Kanun’un 2’nci maddesinde, bulunduğu yerde ceza infaz kurumu veya tutukevi olan her adlî yargı adalet komisyonunca bir izleme kurulu kurulması, İzleme kurulunun başkanla birlikte beş asıl ve üç yedek üyeden oluşması, asıl üyelerden en az birinin kadınlardan seçilmesi, üyelerin dört yıl için seçilmesi ve süresi dolan üyelerin yeniden seçilebileceği kararlaştırılmıştır. Başvuranın adı geçen madde kapsamına yönelik bir itirazı bulunmamaktadır.
12. 4681 Sayılı Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları Kanun’un 5’nci maddesinde; İzleme kurulları üyelerinin, 3 ve 4 üncü maddelerde yazılı şartlara durumları uygun olan kişilerden re’sen veya o yerdeki ilgili kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının görüşleri alınarak ya da o yerin en büyük mülkî âmirinin yardımıyla belirlenecek olanlar ile doğrudan başvuranlar arasından adlî yargı adalet komisyonunca oybirliğiyle seçilmesi öngörülmüştür. İşbu düzenleme ile Adli Yargı İlk Derece
/
Adalet Komisyonlarına izleme kurullarının seçimi konusunda takdir hakkı tanınmıştır. Düzenleme uyarınca; komisyonlar, kanunda belirlenen niteliklerdeki kişileri resen seçebileceği gibi kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının görüşünü alarak veya o yerin en büyük mülki amirinin yardımıyla belirlenecek kişiler ile doğrudan başvuranlar arasından da seçim yapabilecektir. İdare tarafından doğrudan başvuranlar arasından resen seçim yapılması kararlaştırılmış ve seçim bu usulle yapılmıştır.
13. Başvuran tarafından kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarından olan Trabzon Barosu’nun görüşü alınmadan, şeffaflığı sağlamanın tek yolu olan kamuya ilan edilmeden resen kurula üye tayininin iyi yönetim, şeffaflık ve demokratik hukuk devleti ilkelerine aykırı olduğu, en azından takdir hakkını bu şekilde kullanmasının gerekçesinin açıklanması gerektiği iddia edilmektedir. İzleme kurulları üyelerinin seçim usulüne idari işlemin sebep unsuru 4681 sayılı Kanunda ve Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri
İzleme Kurulları Yönetmeliğinde açıkça belirlenmemiştir. Mevzuatta izleme kurulları seçim usulünü belirlemeye yönelik işlemin sebep unsuru belirlenmemiş ise de, bu durum idareye sınırsız ve keyfi bir karar alma hakkı tanımamaktadır. Böylesi durumlarda idarenin kamu yararı ve hizmet gereklerini gözetmesi gerekmektedir. Başvuru konusu olayda idarenin kanunda yazan nitelikleri taşıyan kişiler arasından ve kanunda belirtilen usullerden birini seçmek suretiyle yaptığı atamalarda hizmet gerekleri ve kamu yararına aykırı davrandığına dair somut bir tespit yapılamadığı gibi idarenin açık değerlendirme hatası da bulunmamaktadır. Böylesi bir durumda idarenin takdir hakkını kısıtlayacak nitelikte bir karar verilmesinin
Anayasanın 125/4 maddesine ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/2 maddesine aykırı olacağı açıktır. Nitekim Danıştay bir kararında “Bu durumda, boş kadrolara kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek en uygun kişiyi atama konusunda, gerekli nitelikleri taşıyanlar arasında tercihte bulunma hususunda takdir yetkisine sahip olan davalı idarenin bir göreve atama yapıp yapmama veya elinde bulunan boş kadrolara atanma niteliği taşıyan kişilerin kadro sayısından fazla olması halinde bu kadrolara atayacağı kişileri hizmet gereklerini gözönüne alarak seçmek hususunda takdir yetkisine sahip olduğu ve açık değerlendirme hatası olmadıkça idarenin tercihini belli bir yönde kullanması konusunda yargı yoluyla zorlanmasına da hukuken olanak bulunmadığı; öte yandan, 2577 sayılı Kanunun 2. maddesi uyarınca idari yargı yerlerince de, idarelerin bu yöndeki takdir yetkisinin kaldırılması sonucunu doğuracak şekilde karar verilemeyeceği hususları birlikte değerlendirildiğinde; hukuka uygun olarak tesis edildiği anlaşılan dava konusu işlemlerin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında yasal isabet bulunmamaktadır.” Şeklinde değerlendirmelerde bulunmuştur.(Danıştay 2.D., 09/09/2015 tarih, 2015/776 E.,
2015/7223 K.)
14. İdare tarafından şikayete konu ceza infaz kurumu izleme kurulu üyelerinin seçiminden önce başvuruların temini için ilan yapılmasına gerek görülmediği bildirilmiştir. Ceza İnfaz Kurumları ve
Tutukevleri İzleme Kurulları Yönetmeliğinin 5’inci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesindeki “Üye adaylarının doğrudan başvurularını sağlamak amacıyla adliye divanhanesi, yerel gazeteler ve benzeri mutat vasıtalarla ilân yapılabilir. İlânın şeklini adalet komisyonu belirler.” şeklindeki düzenlemeye bakıldığında, ceza infaz kurumları ve tutukevleri izleme kurulları üyeliğine yapılacak başvuruların temini için ilan yapılıp yapılmayacağı ve ilanın ne şekilde yapılacağı konularında idarenin takdir yetkisi olduğu görülmektedir. Ancak bu durumda dahi idarenin takdir hakkını kullanırken kamu yararı ve hizmet gereklerini gözetmesi gerekmektedir. İdare tarafından; ilanın yapılması veya yapılmaması karşılaştırılarak, hangi durum, hizmet gerekleri ve kamu yararı yönünden daha avantajlı ise o yöntemin tercih edilmesi
gerekmektedir. İdare tarafından, doğrudan başvuruların temini için ilan yapılması halinde, seçilme niteliklerini taşıyan daha fazla kişinin seçimden haberdar olmasının sağlanacağı açıktır. Seçimden haberdar olan kişilerin başvuru yapması da muhtemeldir. Kanunda belirtilen nitelikleri taşıyan çok sayıda kişinin başvuruda bulunmasının ise, idareye fazla kişi arasından seçim yapma şansı tanıyacağında bir şüphe bulunmamaktadır. İlanın, adliyenin ilan panosu ve internet sitesi gibi hiçbir maddi yük getirmeyen yerler kullanılmak suretiyle yapılması da mümkün görünmektedir. İzleme kurulları üyeliğine doğrudan yapılacak başvuruların temini için ilan yapılmasının, ilan yapılmamasına kıyasla kamu yararı ve hizmet gereklerine daha uygun olduğu değerlendirilmiştir.
15. Yukarıdaki açıklamalar ve tüm dosya kapsamından; başvuran tarafından idarenin ceza infaz kurumu izleme kurulu üye seçiminin usule aykırı olduğu iddia edilmiştir. İdare tarafından; 4681 Sayılı Ceza
İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları Kanunu uyarınca doğrudan başvuranlar arasından üye seçiminin yapıldığı, o yerdeki ilgili kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının görüşleri alınarak ya da o yerin en büyük mülkî âmirinin yardımıyla üye seçimi yapılmasının taktiren tercih edilmediği, doğrudan başvuruların temini için ilan yapılmasına gerek görülmediği görülmektedir. İdarenin başvuru usulü ve başvuranlar arasından tercih yapmasında takdir hakkının bulunduğu, bu nedenle idarenin takdir hakkına müdahalenin Anayasanın 125’inci maddesine ve 5277 sayılı İdari Yargılama usulü Kanunun’2/2 maddesine aykırı olacağı değerlendirilmiştir. Doğrudan başvuruların temini için Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri
İzleme Kurulları Yönetmeliğinin 5’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ilan yapılması ve ilanın yapılış şekli konusunda da idareye takdir hakkı tanındığı, ancak başvuruların temini için ilan yapılması halinde aleniyetin sağlanacağı, 4681 Sayılı Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları Kanunu’nda belirlenen nitelikleri taşıyan daha fazla kişinin izleme kurulu üye seçiminden haberdar olması ve başvuru imkanının sağlanacağı, ilan yapılmasının kamu yararı ve hizmet gereklerine daha uygun olduğu değerlendirilmiştir. Açıklanan nedenlerle; idarenin 4681 Sayılı Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri
İzleme Kurulları Kanunu uyarınca ceza infaz kurumu izleme kurulu üye seçim usulü ve başvuranlar arasından yaptığı seçimde takdir hakkının kullanılması nedeniyle şikayetin reddine, diğer yandan idarenin bundan sonraki ceza infaz kurumu izleme kurulu üye seçimi yapılırken Ceza İnfaz Kurumları ve
Tutukevleri İzleme Kurulları Yönetmeliğinin 5’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ilan yapılması konusunda idareye tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 16. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvuru kapsamında ilgili idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde
Kurumumuza gönderildiği, bu nedenle “makul sürede karar verme”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı, başvurana itiraz ve şikayet mercii ve süresi bildirilmediğinden “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkelerine uygun davranılmadığı, idareden bundan böyle bu ilkelere de uyması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
17. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, (varsa) durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar, 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili
İdarenin işlemine karşı Trabzon İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİNE, Başvurunun REDDİNE, Diğer yandan ceza infaz kurumu izleme kurulu üye seçimi yapılırken başvuruların temini için ilan yapılması konusunda Trabzon İlk Derece Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanlığına TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kanunun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Trabzon Adli Yargı Adalet Komisyonu
Başkanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, kararın BAŞVURANA ve TRABZON ADLİ YARGI ADALET KOMİSYONU
BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi