ÖZET: Başvuran, eşiyle birlikte ceza infaz kurumunda bulunmakta ve deprem sonrası çocuklarının İstanbul’daki teyzelerinin yanına gitmek zorunda kaldığını, bu nedenle çocuklarıyla görüşemediklerini belirterek, İstanbul’daki ceza infaz kurumlarına nakil talep etmektedir. 5275 sayılı Kanun, ceza infazının amacını hükümlünün topluma kazandırılması ve aile ilişkilerinin devamının sağlanması olarak tanımlamaktadır. Ancak, mevcut mevzuat, hükümlülerin ailelerinin ikamet yerlerine yakın ceza infaz kurumlarına yerleştirilmesine dair emredici bir hüküm içermemektedir.

Başvuranın talebi, ceza infaz kurumlarının kapasite durumuna bağlı olarak reddedilmiştir. Ancak, mahkûmların aileleriyle olan iletişimlerinin sürdürülmesi, ceza infaz rejiminin ıslah edici rolü açısından önemlidir. AİHM kararları, mahkûmların ailelerinden uzak tutulmasının aile hayatına müdahale teşkil edebileceğini vurgulamaktadır. Dolayısıyla, başvuranın nakil talebinin, yalnızca ceza infaz kurumlarının kapasitesi değil, aynı zamanda aile hayatına saygı hakkı ve çocukların yüksek yararı açısından da değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu bağlamda, başvuranın nakil talebinin öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiği tavsiye edilmiştir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/14560-S.23.23017

BAŞVURU NO : 2023/10819

KARAR TARİHİ : 13/11/2023

TAVSİYE KARARI ,TCKN

Adres

BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI

Başvuranın çocuklarının bulunduğu İstanbul ilinde bulunan ceza infaz

BAŞVURUNUN KONUSU :

kurumlarından birine nakil istemi hakkındadır

BAŞVURU TARİHİ : 21/07/2023

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza şikayet başvurusunda bulunan başvurusunda özetle; eşiyle birlikte terör suçundan aynı ceza infaz kurumunda bulunduklarını, 7,10 ve 14 yaşında 3 çocuklarının olduğunu, 6

Şubat Kahramanmaraş depreminde çocuklarının yaşadığı evin ve çocuklarının okullarının ağır hasar aldığını, birçok akrabalarının öldüğünü, bu nedenle çocuklarına bakacak kimseyi bulamadıkları için çocuklarını İstanbul Ümraniye’de bulunan teyzelerinin yanına göndermek zorunda kaldıklarını, çocukların çok uzakta olmaları, küçük olmaları, maddi sebepler ve diğer yan sebepler nedeniyle çocuklarını göremediklerini, bu durumun ise çocukların gelişimini olumsuz etkilediğini, çocukların mağduriyetini azaltmak için her ay isteğe bağlı nakil talebinde bulunduklarını ancak kapasite dolu olduğu gerekçesiyle taleplerinin reddedildiğini, bulunduğu kurumda da kapasite fazlalığı olduğunu iddia ederek Maltepe 1 nolu

L Tipi, Maltepe 2 Nolu L Tipi, Ümraniye T Tipi, Ümraniye E Tipi, Kartal H Tipi, Metris 1 Nolu H Tipi ve

Metris 2 Nolu H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarından birine isteğe bağlı naklinin yapılmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 14/08/2023 tarihli ve sayılı yazısı ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünden bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 06.10.2023 tarihli ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;

Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr

2.1. Hükümlü ‘ın, başka bir ceza infaz kurumuna nakledilmesi ile ilgili olarak 04.08.2023 tarihli talep dilekçesine istinaden yapılan değerlendirme neticesinde talep ettiği kurumların kapasitelerinin dolu olması nedeniyle naklinin Genel Müdürlüğümüzün 31.08.2023 tarihli ve sayılı yazısıyla uygun olarak değerlendirilemediği, 2.2. Tutuklu ‘ın ise 2023 yılında Genel Müdürlüğümüze ulaşan herhangi bir nakil talep dilekçesinin bulunmadığı, 2.3. Hükümlü ve tutukların kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde ”İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması” ifadelerine yer verildiği, 2.4. Bu nedenle, nakil taleplerinin incelenmesinde; kurumun kapasitesi, güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu, talepte bulunanın hasım olarak bildirdiği bir kişinin talep ettiği kurumda bulunup bulunmadığı gibi hususlar göz önünde bulundurulduğundan her talebin uygun değerlendirilemediği, 2.5. Adı geçenin ve eşinin, bilgi formlarının incelenmesi sonucunda infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezalarının bulunmadığının tespit edildiği, 2.6. Adı geçenlerin barındırıldığı Osmaniye 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1000, mevcudunun 1170, doluluk oranının % 117, 2.7. Adı geçenlerden hükümlü ‘ın 04.08.2023 tarihli dilekçesiyle isteğe bağlı naklini talep ettiği; – Maltepe 1 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1756, mevcudunun 2349, doluluk oranının % 134, – Maltepe 2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1756, mevcudunun 2043, doluluk oranının % 116 olduğu, – Ümraniye T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, Ümraniye E Tipi

Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, Kartal H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, Metris 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza

İnfaz Kurumu ve Metris 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun ise suç türü bakımından adı geçenin konumuna uygun olmadığı, 2.8. Adı geçenin, 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmak zorunda olduğu, naklini talep ettiği kurumlarda terör suçundan bulunan hükümlü/tutuklulara ayrılan odaların kapasitelerinin ise dolu olduğu, 2.9. Ayrıca, aynı suç türünden çok fazla tutuklu ve hükümlünün aynı kurumda barındırılması durumunda bu tutuklu ve hükümlülerin fikir ve eylem birliği içinde hareket etmeleri nedeniyle kurum güvenliğini zafiyete uğratabileceğinin değerlendirildiği, 2.10. 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunan ve özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya iyileştirme tedbir, araç ve usûllerine ısrarla karşı koyanlar) barındırılan kişilerin, yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmak zorunda olduğu, dolayısıyla hükümlü ve tutukluların bahse konu kurumları talep etmesi halinde, talep eden kişilerin ceza miktarlarının ve örgütteki konumlarının dikkate alınarak ve incelenerek taleplerin değerlendirildiği, 2.11. Hükümlü ve tutukluların nakil taleplerine karşın yapılan işlemlerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken, siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulandığı,

Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr

2.12. Ülke genelinde, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların; hastalık, disiplin, güvenlik, özellikle toplu nakiller ve tutukluların mahkeme nedeniyle yapılan sevkleri sonucu, ceza infaz kurumların mevcutlarının günaşırı değiştiği, 2.13. Bu nedenle, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü/tutukluların nakil talepleri Genel

Müdürlüğümüze ulaştığı anda, talep edilen kurumların kapasitelerinin o günkü veriler göz önüne alınarak değerlendirildiği, 2.14. Öte yandan, Genel Müdürlüğümüzün 25.05.2022 tarihli ve E-35211520-249.01-3288/71804 sayılı yazısıyla her ayın 1’i ilâ 10’u arasında isteğe bağlı nakil taleplerinin alınacağının tüm Cumhuriyet başsavcılıklarına bildirildiği, 2.15. Bu kapsamda, adı geçenlerin ileriki aylarda belirtilen nakil dönemlerinde nakil talep dilekçelerini bulundukları ceza infaz kurumu idaresi aracılığıyla Genel Müdürlüğümüze göndermeleri halinde durumlarının mevzuat hükümleri uyarınca değerlendirileceği, 2.16. Söz konusu ziyaret ve telefonla görüşme raporlarının bir örneğinin ekte gönderildiği, İfadelerine yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 3.1. “Temel hak ve hürriyetlerin niteliği” başlıklı 12 nci maddesinde; “Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder.”, 3.2. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”, 3.3. “Kişi hürriyeti ve güvenliği” başlıklı 19 uncu maddesinde; “Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararının veya kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması veya tutuklanması; bir küçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüne çıkarılması için verilen bir kararın yerine getirilmesi; toplum için tehlike teşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseri veya hastalık yayabilecek bir kişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahı için kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerine getirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren, ya da hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişinin yakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz.”, 3.4. “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında; “Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.”, 3.5. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin ikinci fıkrasında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet

Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr

Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” kenar başlıklı

8 inci maddesinde; “(1) Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına

sahiptir.(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”, 6. Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında; “Özgürlüklerinden yoksun bırakılan herkese insanca ve kişinin doğuştan sahip olduğu onura saygı gösterilerek davranılır.”, 7. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un; 7.1. “İnfazda temel amaç” başlıklı 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.”, 7.2. “Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları” başlıklı 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasında; “Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar ile süresine bakılmaksızın, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya bu örgütün faaliyeti çerçevesinde, Türk Ceza Kanununda yer alan; a) İnsanlığa karşı suçlardan (madde 77, 78), b) Kasten öldürme suçlarından (madde 81, 82), c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan (madde 188), d) Devletin güvenliğine karşı suçlardan (madde 302, 303, 304, 307, 308), e) Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315), Mahkûm olanların cezaları, bu kurumlarda infaz edilir.

(3) Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunan ve özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya iyileştirme tedbir, araç ve usullerine ısrarla karşı koyanlar bu kurumlara gönderilirler.

(4) Birinci fıkrada tanımı yapılan kurumların ihtiyacı karşılama bakımından yetersiz olması hâlinde, diğer kapalı ceza infaz kurumlarının yüksek güvenlikli bölümleri kullanılır.

Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr

(5) (Değişik: 25/5/2005-5351/1 md.) Müebbet hapis cezasına hükümlülerden, 107 nci maddede belirtilen koşullu salıverilme süresinin üçte ikisini, süreli hapis cezasına hükümlülerden toplam cezalarının üçte birini, üçüncü fıkrada belirtilen hükümlülerden geriye kalan toplam cezalarının üçte birini bu kurumlarda geçirerek iyi hâl gösterenlerin, tutum ve kişiliklerine uygun diğer ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine karar verilebilir.”, 7.3. “Nakiller” başlıklı 53 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Hükümlüler, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler.”, 7.4. “Kendi istekleri ile nakil” başlıklı 54 üncü maddesinin birinci fıkrası (e) bendinde; “İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması.”, 8. Adalet Bakanlığının 05/06/2015 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe konulan 167 sayılı Ceza İnfaz

Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu Genelgenin “Hükümlülerin Kendi

İstekleri İle Nakilleri” başlıklı 15 inci maddesinin dördüncü fıkrasında; “Bakanlık tarafından kapasite yoğunluğu veya konumu itibariyle nakil yapılmayacak ceza infaz kurumları dönemsel olarak Cumhuriyet başsavcılıklarına bildirilebilecektir. Hükümlü ve hükümözlüler tarafından bu kurumlar için nakil talebinde bulunulması halinde gereksiz yazışmaları önlemek amacıyla Cumhuriyet başsavcılığı tarafından talepler reddedilecek ve ret gerekçesi ile birlikte ilgiliye tebliğ edilecektir. Sadece nakil yapılmayacak ceza infaz kurumları listesinde yer almayan ve konumlarına uygun ceza infaz kurumlarını belirten dilekçeler gönderilecektir. Listede yer alan ceza infaz kurumlarını tercih eden hükümlü ve hükümözlülerin dilekçelerine işlem yapılmayarak mahalline iade edilecektir.”, 9. ‘‘Aile mensupları ve dış dünya ile iletişim kurma hakkı’’ başlıklı 19’uncu maddesinde: “Tutulan veya hapsedilen bir kimseye kanunda veya kanuna dayanan bir düzenlemede belirtilen makul şartlara ve sınırlamalara tabi olarak, özellikle aile üyeleri tarafından ziyaret edilebilme ve onlarla haberleşme gibi, dış dünya ile iletişim kurabilmesi için kendisine yeterli imkan verilir.” 9.1. ‘‘İkametgahına yakın bir yerde tutulma hakkı’’ başlıklı 20’nci maddesinde: “Tutulan veya hapsedilen kişi talep ettiği takdirde, mümkün olduğu ölçüde ikamet ettiği yere makul uzaklıktaki bir tutukevinde veya hapishanede tutulmalıdır.” 10. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında

REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek, 10.1. “Temel İlkeler” başlıklı 3’üncü maddesinde: “Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.

10.2. “Yerleştirme ve Barındırma” başlıklı 17’nci maddesinde: “Mahpuslar, mümkün olabildiğince evlerine veya sosyal rehabilitasyon ortamlarına yakın cezaevlerine yerleştirilmelidirler.”, “Cezaevlerine yerleştirmede, suçun devamlı takibi, güvenlik ve emniyet gerekleri ve tüm mahpuslara uygun rejimlerin sağlanması ihtiyacı hesaba katılmalıdır.’’, ‘‘ İlk yerleştirme ve sonradan yapılacak bir cezaevinden diğerine nakil konusunda, mümkün olabildiğince mahpusa danışılmalıdır.” 10.3. “Dış Dünya ile İlişki’’ başlıklı 24’üncü maddesinde: ‘‘Mahpusların mümkün olabilen sıklıkta mektup, telefon veya diğer iletişim vasıtalarıyla aileleriyle, başka kişilerle ve dışarıdaki kuruluşların

Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr

temsilcileriyle haberleşmelerine ve bu kişilerin mahpusları ziyaret etmelerine izin verilmelidir.’’, ‘‘

Ziyaretler için yapılan düzenlemeler, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.’’, ‘‘Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara “uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar.’’ düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

11. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 12. Başvuran özetle; eşiyle birlikte ceza infaz kurumunda olduklarını, müşterek çocuklarının(7,10,14 yaşlarında) ise deprem sonrası İstanbul ilindeki teyzelerinin yanına gitmek zorunda kaldıklarını, mesafenin uzak olması ve maddi sebepler ile diğer başka sebepler yüzünden çocuklarıyla görüşemediklerini iddia ederek çocuklarının ikamet ettiği İstanbul ilinde bulunan Maltepe 1 nolu L Tipi, Maltepe 2 Nolu L Tipi, Ümraniye T Tipi, Ümraniye E Tipi, Kartal H Tipi, Metris 1 Nolu H Tipi ve Metris 2 Nolu H Tipi Kapalı

Ceza İnfaz Kurumlarından birine isteğe bağlı naklinin yapılmasını talep etmektedir.

13. Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazıyla ulaşılmak istenen temel amaç, 5275 sayılı Kanun’un 3’üncü maddesinde, “öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak” olarak ifade edilmiştir. Bu düzenleme doğrultusunda kanun koyucu, bir taraftan suçun karşılığı olan cezanın uygulanmasıyla benzer fiilleri engellemeyi hedeflemekte; diğer taraftan ise, hükümlüyü topluma kazandırarak sosyal barışı tesis etmeye çabalamaktadır. Dolayısıyla infazın özellikle hapis cezasının infazının amacı, sadece belli bir yerde çekilmesi gereken cezanın sürekliliği için hükümlünün infaz kurumunda muhafaza edilmesi değildir. Hükümlü, cezanın infazından sonra yeniden topluma döneceğinden, infaz sırasında hükümlünün yeniden toplumun bir üyesi olmasını sağlamak ve suç işlenmesini önlemek amacıyla iyileştirilmesi gerekliliği ön plana çıkmıştır. Bu bakımdan, hükümlülerin yakınlarıyla olan ilişkilerinin devamının sağlanması, infaz rejiminin ıslah edici rolünün bir parçasıdır.

14. 5275 sayılı Kanun, ilgili Yönetmelik ve 167 sayılı Genelge; hükümlülerin, ailelerinin ikamet yerlerine yakın ceza infaz kurumlarına yerleştirilmelerine yönelik emredici bir hüküm içermemektedir. Buna karşılık ilgili mevzuatta öngörülmüş olan, kendi istekleri ile nakil hükmü ile disiplin cezası, zorunlu hal, hastalık hali olmasa dahi, maddede düzenlenen şartlar oluştuğu takdirde naklin mümkün olduğunun düzenlenmiş olması, bu maddedeki nakil sebebinin hükümlüler tarafından genel olarak ailelerinin ikamet ettiği yer veya ailelerine yakın yerlere nakil hükmü olarak değerlendirilip nakil gerekçesinde bu hükme dayanılmaktadır.

15. Anayasa’nın 20’nci ve AİHS’nin 8’inci maddelerinde, herkesin ‘özel ve aile hayatına saygı hakkına’ sahip olduğu düzenlenmiştir. Hapis cezasına mahkûmiyet, doğası gereği, hükümlünün özel ve aile hayatının

Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr

kısıtlanması sonucunu doğuracaktır. Ancak mahkûmun yakınları ile bağlantıda kalmasının, özel ve aile hayatına saygı hakkının esaslı unsurlarından olduğu ve cezaevi idaresinin bu konuda gerekli yardımı sağlaması gerektiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından vurgulanan bir husustur. (Messina v. Italy, 25498/94; Epners-Gefners v. Latvia, 37862/02)

16. AİHM’in, Vintman davasına ilişkin olarak vermiş olduğu 23/01/2015 tarihli Daire kararında (Vintman v. Ukrayna, 28403/05); AİHS’nin, mahkûmlara cezalarının nerede infaz edileceği konusunda bir seçim hakkı tanımadığını, mahkûmların ailelerinden ayrı olduklarını ve ailelerinden uzak olmalarının hapis cezasının bir sonucu olduğunu, ancak, mahkûmun, ailesinin ziyaretlerini zorlaştıracak ya da imkânsız hale getirebilecek denli uzak bir bölgede barındırılmasının, aile hayatına müdahale teşkil edebileceğini belirtmiştir. Mahkeme orantılılık yönünden yaptığı incelemesinde ise; mahkûmun, ailesine yakın bir kuruma transfer talebinin reddi için, cezaevlerindeki aşırı yoğunluğun meşru bir gerekçe olarak öne sürülebileceğini, ancak bu durumda dahi mahkûmun görece daha yakın cezaevlerine nakli hususunun değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Aksi halde, yani kişinin nispeten daha yakın bir bölgeye nakli önünde meşru bir engel yokken uzakta bulunan bir kurumda barındırılması halinde, AİHS’nin 8.

maddesinin ihlali sonucu doğabileceğini vurgulamıştır.

17. Hem AİHM kararlarında, hem Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin

Prensipler Bütünü” nün ilgili maddesinde ve hem de Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye

Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararının 17.1. maddesinde, hükümlülerin evlerine (ailelerine) yakın ceza infaz kurumuna yerleştirilmelerinin uygun olduğu belirtilmiştir.

18. Hükümlülerin dış dünyayla temaslarının makul düzeyde devam ettirilmesi, bu bağlamda özellikle aileleriyle etkin bir iletişim kurmalarına yardımcı olunması, bu kişilerin rehabilitasyonu ile de yakından ilgilidir. Aile bağlarının korunup geliştirilmesinin hükümlülerin psikolojisi açısından olumlu sonuçlar doğurduğu, yeniden sosyalleşmeleri ve tekrar suç işlemelerinin önlenmesinde önemli bir unsur olduğu sıklıkla ifade edilmektedir (Bu konuda bakınız; İngiltere ve Galler Bölgesi Ceza İnfaz Kurumları

Denetçiliği, Yetişkin Mahkûmların Rehabilitasyonu konulu Rapor, Eylül 2014).

19. 5275 sayılı Kanun’un “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6 ncı maddesinin (b)

bendinde, hükümlülerin, insan onuruna yaraşan maddî ve manevî koşullar altında düzenli bir yaşam sürdürmelerinin sağlanacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda, idarenin söz konusu bendin gereği olarak, hükümlülerin iyi şartlar altında cezalarını çekmesini temin etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Başvuruya konu nakil talebinde ise, ilgili infaz kurumunun kapasitesinin dolu olması gerekçesiyle ret işlemi tesis edilmiştir. İdarenin ret işlemi değerlendirildiğinde, meşru bir sebebin gözetildiği tespit edilebilmektedir.

Gerçekten “kurum kapasitesi” nin üstünde bir doluluğun varlığı, hem nakil talep eden bakımından hem de nakil istenen infaz kurumunda mukim hükümlüler bakımından, cezanın çekilmesini zorlaştıracak ve gayri insani şartları doğuracak bir durumdur.

20. Ancak hükümlülerin nakil taleplerine ilişkin değerlendirmelerin, genel olarak ceza infaz kurumu kapasitesi bakımından yapılması, aile hayatına saygı hakkının gerekleri kapsamında yeterli olmamakta, bu nedenle, taleplerin, yalnızca hükümlü/tutuklu açısından değil, hükümlü/tutukluyu ziyaret etmek isteyen aile açısından da değerlendirilmesi, -özellikle ailede çocuk olması durumunda- çocuğun yüksek yararının

/

Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr

dikkate alınması, hükümlü/tutuklunun bulunduğu kurum ile ailesinin ikamet ettiği yer arasındaki mesafenin, ulaşım olanaklarının, ailenin maddi durumunun, sağlık sorunlarının, ailenin hükümlüyü ziyarete gelme sıklığı bilgilerinin birlikte ele alınarak değerlendirme yapılması gerekmektedir 21. Başvuranın (dilekçesinde belirttiği üzere) çocukları 18 yaşından küçük olduğundan, BM Çocuk Hakları

Sözleşmesi hükümleri somut olayda uygulama alanı bulacak olup ayrıca konuyla ilgili BM Çocuk Hakları

Komitesinin ilgili Genel Yorumlarına bakıldığında; 21.1. Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin Uygulanmasına Yönelik Genel Önlemlere ilişkin 5 No lu

Genel Yorumunda; yargısal, idari ve yasama ile ilgili her organdan veya kurumdan, yüksek yarar ilkesini, alınan kararların veya başlatılan girişimlerin çocukların haklarını ve çıkarlarını nasıl etkilemekte olduğu veya etkileyebileceğini irdelemesi beklendiği, böyle bir irdelemeye tabi tutulacaklar arasında, örneğin, çocukları ister doğrudan ister dolaylı biçimde etkilesin, halen yürürlükte olan veya önerilen yasalar veya politikalar, idari tasarruflar ve yargı kararlarının yer aldığı, Devletlerin, “gelişmeyi” çocuğun fiziksel, zihinsel, manevi, ahlaki, psikolojik ve sosyal gelişimini kapsayan en geniş anlamıyla, bütünlüklü bir kavram olarak yorumlamalarının beklendiği, 21.2. Çocuğun Yüksek Yararı Hakkının Öncelikli Olarak Dikkate Alınmasına ilişkin 14 No lu Genel

Yorumunda; çocuğun yüksek yararı kavramının, hem Sözleşme’de öngörülen tüm hakların eksiksiz biçimde gerçekleşmesini hem de çocuğun bütünsel gelişimini amaçladığı, çocuğun yüksek yararının, herhangi bir kamu kurumu tarafından gerçekleştirilecek her girişimde gerektiği gibi içselleştirilmesini ve tutarlı olarak uygulanmasını sağlama yükümlülüğünün, çocuklar üzerinde doğrudan ya da dolaylı etkisi olan tüm uygulama önlemleri, idari ve yargısal işlemler için özellikle geçerli olduğu, çocukları ilgilendiren tüm yargısal ve idari kararların, ayrıca politikaların ve yasal düzenlemelerin, çocuğun yüksek yararının birinci planda dikkate alınarak gerçekleştirildiğini gösterme yükümlülüğü olduğu ve yüksek yararın nasıl incelenip değerlendirildiğinin, alınan kararda buna ne ölçüde ağırlık tanındığının anlatılmasının da buna dâhil olduğu, çocuğun kendi ana babasından ayrılması olasılığının bulunduğu durumlarda çocuğun yüksek yararının değerlendirilmesinin ve belirlenmesinin vazgeçilmezlik taşıdığı, ifadelerinin belirtildiği görülmektedir.

22. Buna göre; idareler tarafından tesis edilecek işlemlerde ve işlemden çocuğun etkilenecek olması durumunda, çocuğun yüksek yararının özel olarak dikkate alınarak değerlendirme yapılmasının önemli olduğu belirtilmelidir. Somut olayda İdare tarafından, başvuranın nakil talebinin reddedilmesinde, 2 numaralı paragrafta öne sürülen hususların dikkate alındığı belirtilse de başvuranın çocuklarıyla görüşmekte zorluk yaşadığı iddialarına ilişkin bir değerlendirme yapılmamıştır. Oysa yukarıdan bu yana anlatıldığı üzere; söz konusu nakil taleplerine ilişkin İdarelerce yapılacak işlemlerde, başvuranın aile hayatına saygı hakkının ve çocukların babalarıyla görüş yapmaktaki menfaatlerinin dikkate alınarak korunması için gerekli değerlendirmelerin yapılması gerekmektedir.

23. Nitekim Anayasa Mahkemesi, çocuğun yüksek yararının mahkemeler, idari makamlar ile yasama organı tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde gözetilmesi gereken bir ilke olduğunu, bu bağlamda çocuklar üzerinde etki doğuracak bir işlem yapılacağı zaman bu işlemin çocuğun yararına uygun olup olmadığı yönünde bir değerlendirme yapılması aile hayatına saygı hakkının öngördüğü pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmesi açısından oldukça önemli olduğunu belirtmektedir (B. No: 2016/8660, 7/11/2019, § 33).

Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr

24. Öte yandan, başvuranın ve eşinin aynı anda çocuklarından uzak bir ceza infaz kurumunda bulunduğu göz önüne alındığında, söz konusu hususun; hem çocukların anne ve babasını ziyaret etmekte zorluk çekmesine yol açabileceği hem de, yalnızca bir eşin ceza infaz kurumunda bulunduğu durumlara göre, eşler için de aile birliğinin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesinde birtakım zorluklar oluşturabileceği değerlendirilmektedir. Konuya ilişin olarak; Anayasa Mahkemesi; devletin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla iletişimini devam ettirecek önlemleri almasının pozitif yükümlülüklerinin bir gereği olsa da hukuka uygun bir tutulmadan kaynaklanan kaçınılmaz sonuçlar nedeniyle aile hayatı kapsamındaki temasın sınırlandırılmasının doğal olduğunu, kamu düzeninin ve kurum güvenliğinin sağlanması yönündeki meşru amaç doğrultusunda ve makul bir gerekliliğin olması durumunda gerekçeleri ilgili ve yeterli şekilde açıklanarak belirli bir süre boyunca söz konusu pozitif yükümlülüğün karşılanmamasının da olağan kabul edilebileceğini, ancak aile hayatına saygı hakkının gereklerinin mümkün olan ilk fırsatta yerine getirilmesinin ve mahpusların ailesiyle olan temasının hızlı şekilde yeniden sağlanmasının bir gereklilik olduğunu, bu bağlamda tutuklu ya da hükümlünün yakın derecedeki aile bireyleriyle aile hayatını sürdürmesini sağlamaya yeterli olacak şekilde asgari düzeyde bir iletişim ve temas kurmasının her durumda sağlanması gerektiğini, böylesi bir yükümlülüğün yerine getirilmesinin ve tedbirler alınmasının, aile hayatına saygı hakkı kapsamında devletten beklenen asgari bir gereklilik olduğunu belirtmektedir (B. No: 2016/38867, 3/7/2019, § 56-57).

25. Kurumumuz tarafından aynı anda ceza infaz kurumunda kalan ve çocuklarından uazkta olan eşlerin nakil taleplerinde de, “eşlerin aileleri ile iletişim yönünden, diğer mahpuslara oranla son derece dezavantajlı olduğu, bu nedenle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği, Devletin, hükümlü ve tutukluların özellikle yakın derecedeki aile bireyleriyle temasını devam ettirecek önlemleri alması yönünde pozitif yükümlülüğü bulunduğu” hususları vurgulanarak, eşlerin dezavantajlı durumlarının giderilmesi amacıyla nakil taleplerinin öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiği yönünde Adalet Bakanlığına tavsiyede bulunulmuştur (Başvuru No : 2023/10819 2019/21724; 2019/19085; 2020/1618; 2020/616, 2020/88814, 2020/93019, 2021/398, 2021/294).

26. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 26.1. Hükümlülerin ailelerine yakın ceza infaz kurumunda barındırılmaları, ceza infaz kurumlarının kapasitesi ve hükümlülerin yerleştirilmelerinde dikkat edilmesi gereken diğer hususlar nedeniyle maddi olarak her zaman uygun olmadığı, 26.2. Başvuranın nakil talep ettiği ailesine yakın ceza infaz kurumlarından bir kısmının suç türü itibariyle konumuna uygun olmadığı, uygun olanların ise kapasitesinin oldukça dolu olduğu, ayrıca başvuranın yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılması ve dolayısıyla nakil talep ettiği ceza infaz kurumlarının yüksek güvenlikli kısmında kapasitenin uygun olması gerektiği hususları göz önünde bulundurulduğunda, talep edilen kurumların kapasitesi, güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu gibi kriterler dikkate alınarak İdare tarafından tesis edilen ret işleminde meşru nedenlerin gözetildiği, 26.3. Ancak aynı anda ceza infaz kurumunda bulunan eşlerin, hem birbirleri ile iletişim yönünden hem de aileleri ile iletişim yönünden, diğer mahpuslara oranla son derece dezavantajlı oldukları, Devletin, hükümlü ve tutukluların özellikle yakın derecedeki aile bireyleriyle temasını devam ettirecek önlemleri alması yönünde pozitif yükümlülüğünün olduğu ve bu bağlamda, aile hayatına saygı hakkının gereklerinin

Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr

mümkün olan ilk fırsatta yerine getirilmesi ve mahpusların ailesiyle olan temasının hızlı şekilde yeniden sağlanması gereklilikleri karşısında başvuranın, nakil koşullarını taşıması kaydıyla çocuklarının ikametine yakın (İstanbul İli) bir Ceza İnfaz Kurumuna nakil talebinin idarece öncelikle değerlendirilmesi gerektiği kanaati ve sonucuna varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 27. İyi yönetim ilkelerine, 28.03.2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; hem başvuranın dilekçesi hem de şikâyet başvurusunun inceleme ve araştırması kapsamında Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgeler bakımından idareler tarafından süresi içerisinde işlem tesis edildiği; böylece “makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı anlaşılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

28. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜ ile; Aynı anda ceza infaz kurumlarında bulunan eşlerin dezavantajlı durumlarının giderilmesi ve çocuk – ebeveyn bağının devamını da sağlamak amacıyla, başvuranın nakil koşullarını taşıması kaydıyla, çocuklarının ikametine yakın (İstanbul ili) bir ceza infaz kurumuna nakli yönündeki talebinin idarece öncelikle değerlendirilerek mağduriyetinin giderilmesi hususunda ADALET BAKANLIĞINA

TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Adalet

Bakanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Tavsiye Kararının BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞI’NA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr