|
ÖZET: Başvuran, Keskin T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunmakta olup, ailesinin Mersin ilinde yaşadığını belirterek, 2018 yılından bu yana ailesine yakın ceza infaz kurumlarına nakil talep ettiğini ifade etmiştir. Ancak, Adalet Bakanlığı’nın kapasite doluluğu gerekçesiyle bu taleplerini reddettiğini iddia ederek, doluluk oranı düşük olan ceza infaz kurumlarının listesinin kendisine iletilmesini istemiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuruyu değerlendirerek, Adalet Bakanlığı’ndan bilgi talep etmiş ve başvuranın talep ettiği kurumların doluluk oranlarının yüksek olduğunu tespit etmiştir.
İdare, başvuranın nakil talebinin reddedilmesinin gerekçelerini açıklamış ve bu durumun hem güvenlik hem de ceza infaz kurumlarının işleyişi açısından meşru bir sebep olduğunu belirtmiştir. Ayrıca, hükümlülerin nakil taleplerinin, ceza infaz kurumlarının kapasitesi ve güvenliği gibi unsurlar göz önünde bulundurularak değerlendirildiği vurgulanmıştır. Başvuranın, nakil koşullarını taşıması durumunda, ileride uygun kurumların bulunması halinde nakil talebinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Sonuç olarak, başvuranın talep ettiği ceza infaz kurumu listesinin verilmesi talebi reddedilmiş, ancak Adalet Bakanlığı’na, başvuranın nakil koşullarını taşıması durumunda uygun kurumların bulunması halinde nakil talebinin yeniden değerlendirilmesi önerilmiştir. Bu karar, Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından alınmış ve ilgili taraflara tebliğ edilmiştir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/12594-S.24.19040
BAŞVURU NO : 2024/9367
KARAR TARİHİ : 19.11.2024
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, nakil olabileceği ceza infaz kurumlarına ilişkin liste talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 30.07.2024
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza şikayet başvurusunda bulunan , Keskin T Tipi Kapalı Ceza İnfaz
Kurumunda barındırıldığını, ailesinin Mersin İlinde ikamet ettiğini, 2018 yılından itibaren ailesine yakın ceza infaz kurumlarına nakil talebinde bulunduğunu, kapasite dolu gerekçesi ile ret cevabı aldığını; kapasite dolu olmayan ve nakline engel bulunmayan ceza infaz kurumlarının listesini talep ettiğini; ancak Ceza ve
Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün talebine sebep göstermeksizin reddettiğini iddia ve ifade ederek; ailesine yakın Mersin İline, kapasite doluluğu olmayan ve başka engel nedeni olmayan ceza infaz kurumu listesinin tarafına bildirilmesi talebinin kabul edilmesi konusunda karar verilmesini Kurumumuzdan talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuz 14/8/2024 tarihli ve sayılı ile 19/9/2024 tarihli ve sayılı yazılar ile şikayet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Ceza ve Tevkifevleri Genel
Müdürlüğünden bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 16/9/2024 tarihli ve – – – sayılı ile 23/10/2024 tarihli ve – – – sayılı cevabi yazılar ve eklerinde özetle;
2.1. Adı geçenin barındırılmakta olduğu Keskin T Tipi Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1200,
mevcudunun 1750, doluluk oranının %146 olduğu,
2.2. 07.08.2024 tarihli dilekçesi ile naklini talep ettiği;
-Tarsus 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1000, mevcudunun 1308, doluluk oranının
%131,
-Tarsus 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1000, mevcudunun 1330, doluluk oranının
%133,
-Tarsus 3 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1000, mevcudunun 1393, doluluk oranının
%139,
-Silifke M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 404, mevcudunun 582, doluluk oranının %144,
-Anamur T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 330, mevcudunun 432, doluluk oranının %131 olduğu
2.3. Ülke genelinde bulunan yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarının doluluk oranları Genel
Müdürlüklerince titizlikle takip edilmekte, doluluk oranları %100’e ulaştığında bahse konu kurumlardan diğer kurumlara (nakli istenilen kişilerin, hükümlü ve tutuklu bilgi formu ile kurum dosyasında incelemeler yapıldıktan sonra, bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmasında bir sakınca bulunmadığı tespit edilen kişiler belirlenerek) kapasite nedeniyle nakiller yapılarak, yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarının mevcutları (olağan dışı durumlar hariç) hiç bir zaman kapasitenin üzerine çıkarılmadığı, Genel Müdürlüklerince yapılan bu uygulamanın, Ülkemizde her an meydana gelmesi muhtemel olaylarla mücadele edebilmek için tedbir amaçlı olduğu,
2.4. Yukarıda belirtilen oranların ve sayıların kurumların genel doluluk oranlarını gösterdiği, adı geçenin,
5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinde barındırılması gereken hükümlü profili olduğundan yüksek
güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli olan kurumlarda barındırılması gerektiği, talep ettiği kurumlarda terör suçundan bulunan hükümlü/tutuklulara ayrılan odaların kapasitelerinin dolu olması, ceza infaz kurumlarında kapasite üstünde hükümlü ve tutuklu barındırılması durumunda kişi ve kurum güvenliğinin tehlikeye düşebileceği, radikalleşmenin artacağı dolayısıyla kamu düzenin bozulacağının değerlendirildiği,
2.5. Öte yandan, aynı suç türünden çok fazla tutuklu ve hükümlünün aynı kurumda barındırılması durumunda bu tutuklu ve hükümlülerin fikir ve eylem birliği içinde hareket etmeleri nedeniyle kurum güvenliğini zafiyete uğratabileceğinin değerlendirildiği,
2.6. Bu kapsamda, adı geçenin de kendi suç türünden tutuklu ve hükümlülerin yoğun olduğu kurumları talep etmesi ve yukarıda açıklanan nedenlerle talep ettiği ceza infaz kurumlarına nakil talebinin uygun görülmediği,
2.7. Adı geçenin, bilgi formunun incelenmesi sonucunda infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığı,
2.8. Hükümlü ve tutukluların kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde, ”İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması” ifadelerine yer verildiği; bu nedenle, birçok ceza infaz kurumunda kapasitelerinin üstünde hükümlü ve tutuklu barındırılması nedeniyle, nakil taleplerinin incelenmesinde; kurumun kapasitesi, güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu, kişilerin can güvenliğine ilişkin olarak da, talepte bulunanın hasım olarak bildirdiği bir kişinin talep ettiği kurumda bulunup bulunmadığı gibi hususlar göz önünde bulundurulduğundan, her talebin uygun değerlendirilemediği,
2.9. Adı geçenin son nakil talebinin Genel Müdürlüklerinin 27.08.2024 tarihli ve – – sayılı yazısıyla naklinin uygun görülmediği, 2.10. 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunan ve özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya iyileştirme tedbir, araç ve usullerine ısrarla karşı koyanlar) barındırılan kişilerin, yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmak zorunda oldukları, dolayısıyla hükümlü ve tutukluların nakil taleplerinin ceza miktarları ve örgütteki konumlarının dikkate alınarak değerlendirildiği, 2.11. Hükümlü ve tutukluların nakil taleplerine karşın yapılan işlemler ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken, siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulandığı, 2.12. Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların; hastalık, disiplin, güvenlik, özellikle toplu nakiller ve tutukluların mahkeme nedeniyle yapılan sevkleri sonucu, ceza infaz kurumlarının kapasitelerinin günaşırı değişmesine yol açtığı; bu nedenle, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin nakil talepleri Genel Müdürlüklerine ulaştığı anda, talep edilen kurumların kapasiteleri o günkü veriler göz önüne alınarak değerlendirildiği, 2.13. Adı geçenin nakil dönemlerinde konumuna uygun en az üç yeri belirtir dilekçesi ile nakil talebinde bulunması halinde mevzuat çerçevesinde değerlendirilebileceği, 2.14. Adı geçene ait 28/08/2023-27/08/2024 tarihleri arası ziyaret raporuna göre 6/9/2023 ila 3/7/2024 tarihleri arasında ziyaret edildiği ve 15/4/2022 ila 23/8/2024 tarihleri arasında sair zamanlarda telefon görüşmesi yaptığı, 2.15. Ceza infaz kurumlarında barındırılmakta olan hükümlü ve tutukluların nakil taleplerine ilişkin ceza infaz kurumu listelerinin kendilerine verildiği, anılan Kurum tarafından hükümlü ve tutuklulara verilen ceza
infaz kurumu listesinin bir örneğinin ekte gönderildiği hususunu, 2.16. Keskin T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda fotokopi biriminin bulunduğu, söz konusu birim tarafından nakil döneminde UYAP sistemi üzerinden nakile kapalı ve açık ceza infaz kurumları listesinin ücreti karşılığında talep eden hükümlü ve tutuklulara nakil dönemi içerisinde teslim edildiği, çoklu odalarda barındırılmakta olan hükümlü ve tutukluların tek liste istediği, bu sebeple adı geçene listenin teslim edilip edilmediğine ilişkin tespitinin yapılamadığı, Açıklamalarına yer verilmektedir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın,
3.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” 3.2. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20 nci maddesinin birinci fıkrasında; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”, 3.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.”, “Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8 inci maddesinde;
“Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”, 5. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı Kararıyla kabul edilen
“Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin Prensipler Bütünü
“nün, 5.1. “Aile mensupları ve dış dünya ile iletişim kurma hakkı” başlıklı 19 uncu maddesinde; “Tutulan veya hapsedilen bir kimseye kanunda veya kanuna dayanan bir düzenlemede belirtilen makul şartlara ve sınırlamalara tabi olarak, özellikle aile üyeleri tarafından ziyaret edilebilme ve onlarla haberleşme gibi, dış dünya ile iletişim kurabilmesi için kendisine yeterli imkan verilir.”,
5.2. “İkametgahına yakın bir yerde tutulma hakkı” başlıklı 20 nci maddesinde; “Tutulan veya hapsedilen kimse talep ettiği zaman eğer mümkünse genellikle ikamet ettiği yere makul uzaklıktaki bir tutukevinde veya hapishanede tutulur.”, 6. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun, 6.1. “İnfazda temel amaç” başlıklı 3 üncü maddesinde; “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.”, 6.2. “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının ilgili
bentlerinde; “Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:
… c) Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır.
Hükümlünün kanun ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır. … f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur. ”,
6.3. “Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları” başlıklı 9 uncu maddesinde; “Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesislerdir. Bu kurumlarda bireysel veya grup hâlinde iyileştirme yöntemleri uygulanır.
Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar ile süresine bakılmaksızın, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya bu örgütün faaliyeti çerçevesinde, Türk Ceza Kanununda yer alan; a) İnsanlığa karşı suçlardan (madde 77, 78), b) Kasten öldürme suçlarından (madde 81, 82), c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan (madde 188), d) Devletin güvenliğine karşı suçlardan (madde 302, 303, 304, 307, 308), e) Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315), Mahkûm olanların cezaları, bu kurumlarda infaz edilir…
Birinci fıkrada tanımı yapılan kurumların ihtiyacı karşılama bakımından yetersiz olması hâlinde, diğer kapalı ceza infaz kurumlarının yüksek güvenlikli bölümleri kullanılır…”,
6.4. “Nakiller” başlıklı 53 üncü maddesinde; “Hükümlüler, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler.”,
6.5. “Kendi istekleri ile nakil” başlıklı 54 üncü maddesinde; “Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için; a) Gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri, b) Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri, c) Ceza infaz kurumlarında bulunulması gereken sürenin üç aydan fazla olması, d) İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması, e) İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması, f) Mahkûmiyet sürelerine uygun hükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması, g) Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması, Gerekir. …”,
7. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
8. 29/03/2020 tarihli ve 31083 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi
İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik’in; “Hükümlülerin nakillerinde dikkat edilecek hususlar” başlıklı 127 nci maddesinin ilk fıkrasında; “Hükümlülerin nakillerinin 5275 sayılı Kanunun 53 ilâ 58 inci maddeleri hükümlerine göre gerçekleştirilir…”,
9. Adalet Bakanlığının 05/06/2015 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe konulan 167 No.lu Ceza İnfaz
Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu Genelgenin “Hükümlülerin Kendi
İstekleri İle Nakilleri” başlıklı 15 inci maddesinde, Kanunun ve Yönetmelik’ in “Kendi istekleri ile nakil” maddelerinde aranan şartlara ek olarak;
“h) Talep ettikleri ceza infaz kurumunda kendileri, diğer hükümlüler ve kurum açısından güvenlik riski oluşturmaması, ı) Disiplin nedeniyle ayrıldıkları kurumlar hariç, talep ettikleri kurumlarda daha önce kalmış iseler, Bakanlıkça değerlendirilmek üzere; kendileri, diğer hükümlüler veya kurum açısından somut gerekçelerle güvenlik riski oluşturup oluşturmayacakları hususunda bu yer idare ve gözlem kurulunun taleple ilgili görüşünün alınmış olması, j) Bakanlık tarafından dönem itibariyle isteğe bağlı nakle kapatılmış olmaması, gerekir” , 10. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında
REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek’in; 10.1. “Temel ilkeler” başlıklı 3 üncü maddesinde; “Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.”, 10.2. “Yerleştirme ve barındırma” başlıklı 17.1 inci, 17.2 nci ve 17.3 üncü maddelerinde; “Mahpuslar, mümkün olabildiğince evlerine veya sosyal rehabilitasyon ortamlarına yakın cezaevlerine yerleştirilmelidirler.”, “ Cezaevlerine yerleştirmede, suçun devamlı takibi, güvenlik ve emniyet gerekleri
ve tüm mahpuslara uygun rejimlerin sağlanması ihtiyacı hesaba katılmalıdır.”, “ İlk yerleştirme ve sonradan yapılacak bir cezaevinden diğerine nakil konusunda, mümkün olabildiğince mahpusa danışılmalıdır…”, 10.3. “Dış dünya ile ilişki” başlıklı 24.1 inci, 24.4 üncü ve 24.5 inci maddelerinde; “Mahpusların mümkün olabilen sıklıkta mektup, telefon veya diğer iletişim vasıtalarıyla aileleriyle, başka kişilerle ve dışarıdaki kuruluşların temsilcileriyle haberleşmelerine ve bu kişilerin mahpusları ziyaret etmelerine izin verilmelidir.”, “Ziyaretler için yapılan düzenlemeler, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.”, “Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara “uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar.”, Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
11. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin “Kısmen
Tavsiye Kısmen Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 12. Kurumumuza şikayet başvurusunda bulunan başvuran, 1 No.lu paragrafta açıklandığı üzere, Keskin T
Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan ailesinin ikamet ettiği Mersin İline, kapasite doluluğu olmayan ve başka engel nedeni olmayan ceza infaz kurumu listesinin tarafına bildirilmesi talebinin kabul edilmesi konusunda karar verilmesini Kurumumuzdan talep etmektedir.
13. Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazıyla ulaşılmak istenen temel amaç, 5275 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde, “…öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak …” olarak ifade edilmiştir. Bu düzenleme doğrultusunda Kanun koyucu, bir taraftan suçun karşılığı olan cezanın uygulanmasıyla benzer fiilleri engellemeyi hedeflemekte; diğer taraftan ise, hükümlüyü topluma kazandırarak sosyal barışı tesis etmeye çabalamaktadır. Dolayısıyla infazın özellikle hapis cezasının infazının amacı, sadece belli bir yerde çekilmesi gereken cezanın sürekliliği için hükümlünün infaz kurumunda muhafaza edilmesi değildir.
Hükümlü, cezanın infazından sonra yeniden topluma döneceğinden, infaz sırasında hükümlünün yeniden toplumun bir üyesi olmasını sağlamak ve suç işlenmesini önlemek amacıyla iyileştirilmesi gerekliliği ön plana çıkmıştır. Bu bakımdan, hükümlülerin yakınlarıyla olan ilişkilerinin devamının sağlanması, infaz rejiminin ıslah edici rolünün bir parçasıdır.
14. 5275 sayılı Kanunun “Hükümlülerin nakilleri” başlıklı dokuzuncu bölüm altında, 53 üncü maddede
“Nakiller” ve 58 inci maddede “Nakillerde alınacak tedbirler” başlıklarında nakile ilişkin hükümler; 54 üncü maddede “Kendi istekleri ile nakil”, 55 inci maddede “Disiplin nedeniyle nakil”, 56 ncı madde de
“Zorunlu nedenlerle nakil” ve 57 inci maddede “Hastalık nedeniyle nakil” şartları düzenlenmiştir.
15. 5275 sayılı Kanun, ilgili Yönetmelik ve 167 sayılı Genelge hükümlülerin, ailelerinin ikamet yerlerine yakın ceza infaz kurumlarına yerleştirilmelerine yönelik emredici bir hüküm içermemektedir. Buna karşılık
5275 sayılı Kanun, ilgili Yönetmelik ve 167 sayılı Genelge ’de, hükümlülerle ilgili düzenlenen ‘Kendi
istekleri ile nakil’ hükmü ile disiplin cezası, zorunlu hal, hastalık hali olmasa dahi, maddede düzenlenen şartlar oluştuğu takdirde naklin mümkün olduğunun düzenlenmiş olması, bu maddedeki nakil sebebinin hükümlüler tarafından genel olarak ‘Ailelerinin ikamet ettiği yer veya ailelerine yakın yerlere nakil’ hükmü olarak değerlendirilip, nakil gerekçesinde bu hükme dayanmışlardır.
16. Anayasamızın 20 inci maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)’nin 8 inci maddesi uyarınca, herkesin ‘özel ve aile hayatına saygı hakkına’ sahip olduğu düzenlenmiştir. Hapis cezasına mahkumiyet, doğası gereği, hükümlünün özel ve aile hayatının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır. Ancak mahkumun yakınları ile bağlantıda kalmasının, özel ve aile hayatına saygı hakkının esaslı unsurlarından olduğu ve cezaevi idaresinin bu konuda gerekli yardımı sağlaması gerektiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından vurgulanan bir husustur. (Messina v. Italy, 25498/94; Epners-Gefners v. Latvia, 37862/02)
17. Ayrıca, Anayasamızın 41 inci maddesinde aile, Türk toplumunun temeli olarak kabul edilmiş, Devlete ailenin huzur ve refahı için gerekli tedbirleri almak yükümlülüğü yüklenmiştir.
18. AİHM, Vintman davasına ilişkin olarak vermiş olduğu 23/1/2015 tarihli Daire kararında (Vintman v.
Ukrayna, 28403/05); AİHS’nin, mahkûmlara cezalarının nerede infaz edileceği konusunda bir seçim hakkı tanımadığını, mahkûmların ailelerinden ayrı olduklarını ve ailelerinden uzak olmalarının hapis cezasının bir sonucu olduğunu; ancak mahkumun, ailesinin ziyaretlerini zorlaştıracak ya da imkânsız hale getirebilecek denli uzak bir bölgede barındırılmasının, aile hayatına müdahale teşkil edebileceğini belirtmiştir. Mahkeme orantılılık yönünden yaptığı incelemesinde ise; mahkûmun, ailesine yakın bir kuruma transfer talebinin reddi için, cezaevlerindeki aşırı yoğunluğun meşru bir gerekçe olarak öne sürülebileceğini, ancak bu durumda dahi mahkumun görece daha yakın cezaevlerine nakli hususunun değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Aksi halde, yani kişinin nispeten daha yakın bir bölgeye nakli önünde meşru bir engel yokken uzakta bulunan bir kurumda barındırılması halinde, AİHS’nin 8 inci maddesinin ihlali sonucu doğabileceğini vurgulamıştır.
19. AİHM kararlarında, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin
Prensipler Bütünü”nün ilgili maddesinde; ayrıca Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere
Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararının 17.1. maddesinde, hükümlülerin evlerine (ailelerine) yakın ceza infaz kurumuna yerleştirilmelerinin uygun olduğu belirtilmiştir.
20. Hükümlülerin dış dünyayla temaslarının makul düzeyde devam ettirilmesi, bu bağlamda özellikle aileleriyle etkin bir iletişim kurmalarına yardımcı olunması, bu kişilerin rehabilitasyonu ile de yakından ilgilidir. Aile bağlarının korunup geliştirilmesinin hükümlülerin psikolojisi açısından olumlu sonuçlar doğurduğu, yeniden sosyalleşmeleri ve tekrar suç işlemelerinin önlenmesinde önemli bir unsur olduğu sıklıkla ifade edilmektedir (Bu konuda bakınız; İngiltere ve Galler Bölgesi Ceza İnfaz Kurumları
Denetçiliği, Yetişkin Mahkûmların Rehabilitasyonu konulu Rapor, Eylül 2014).
21. 5275 sayılı Kanunun “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6 ncı maddesinin (b)
bendinde, hükümlülerin, insan onuruna yaraşan maddî ve manevî koşullar altında düzenli bir yaşam sürdürmelerinin sağlanacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda, idarenin söz konusu bendin gereği olarak, hükümlülerin iyi şartlar altında cezalarını çekmesini temin etme yükümlülüğü bulunmaktadır.
22. Somut dosyaya başvuran tarafından sunulan dilekçe ile idare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinden, başvuranın Keskin T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda olduğu, halihazırda infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığı, ailesinin Mersin İlinde ikamet ettikleri, son nakil talebinin Genel Müdürlüğün 27.08.2024 tarihli ve – – sayılı yazısıyla uygun olarak değerlendirilemediği, hususları tespit edilmiştir.
23. Başvuranın nakil talebinin reddine yönelik işlemde idare tarafından ise özetle; başvuranın naklini talep ettiği Tarsus 1 No.lu, 2 No.lu ve 3 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu ile Silifke M Tipi Kapalı Ceza
İnfaz Kurumunun doluluk oranının kapasitenin üstünde olması; başvuranın nakil taleplerinin değerlendirilmesinde ceza infaz kurumunda kapasitelerinin üstünde hükümlü/tutuklu barındırıldığından, nakil taleplerinin incelenmesinde; kurumun kapasitesi, güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu, kişilerin can güvenliğine ilişkin olarak, talepte bulunanın hasım olarak bildirdiği bir kişinin talep ettiği kurumda bulunup bulunmadığı gibi hususlar göz önünde bulundurulduğundan, her talebin uygun değerlendirilemediği; 5275 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca barındırılan kişilerin, yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmalarının gerektiği, dolayısıyla hükümlü ve tutukluların nakil taleplerinin ceza miktarları ve örgütteki konumları dikkate alınarak değerlendirildiği; adı geçenin de 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinde barındırılması gereken hükümlü profilinde olduğu ve yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli olan kurumlarda barındırılması gerektiği, talep ettiği kurumlarda terör suçundan bulunan hükümlü/tutuklulara ayrılan odaların kapasitelerinin dolu olması ve yukarıda doluluk oranları verilen ceza infaz kurumlarının verileri bir bütün halinde değerlendirildiğinde, ceza infaz kurumlarında kapasite üstünde hükümlü ve tutuklu barındırılması durumunda kişi ve kurum güvenliğinin tehlikeye düşebileceği; ayrıca aynı suç türünden çok fazla tutuklu ve hükümlünün aynı kurumda barındırılması durumunda bu tutuklu ve hükümlülerin fikir ve eylem birliği içinde hareket etmeleri nedeniyle kurum güvenliğini zafiyete uğratabileceğinin değerlendirildiği; Genel Müdürlüğün isteğe bağlı nakillerde hükümlülerin nakil gitmek istedikleri yer dışında re’sen kurum belirleme yetkisinin bulunmadığı; nakil taleplerine karşın yapılan işlemlerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken, siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulandığı; ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların; hastalık, disiplin, güvenlik, özellikle toplu nakiller ve tutukluların mahkeme nedeniyle yapılan sevkleri sonucu, ceza infaz kurumları mevcutlarının günaşırı değiştiği, bu nedenle de
nakil talepleri Genel Müdürlüğe ulaştığı anda, talep edilen kurumların kapasitelerinin o günkü veriler göz önüne alınarak değerlendirildiği; ayrıca her ay isteğe bağlı nakillerin açıldığının tüm Cumhuriyet başsavcılıklarına bildirildiği, adı geçenin de sonraki nakil dönemlerinde konumuna uygun en az üç yeri belirtir dilekçesi ile nakil talebinde bulunması halinde mevzuat çerçevesinde değerlendirildiği belirtilerek ret işlemi tesisi edildiği görülmekte olup; öte yandan, Keskin T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda fotokopi birimi tarafından nakil döneminde UYAP sistemi üzerinden nakile kapalı ve açık ceza infaz kurumları listesinin ücreti karşılığında talep eden hükümlü ve tutuklulara nakil dönemi içerisinde teslim edildiği, çoklu odalarda barındırılmakta olan hükümlü ve tutukluların tek liste istediğinden adı geçene listenin teslim edilip edilmediğine ilişkin tespitin yapılamadığı; ancak ceza infaz kurumlarında barındırılmakta olan hükümlü ve tutukluların nakil taleplerine ilişkin ceza infaz kurumu listelerinin kendilerine verildiği ve anılan Kurum tarafından hükümlü ve tutuklulara verilen ceza infaz kurumu listesi örneğinde de nakile kapalı olan ceza infaz kurumlarına ayrıca yer verildiği anlaşılmaktadır.
24. İdarenin ret işlemine dair gerekçeleri değerlendirildiğinde, meşru bir sebebin gözetildiği tespit edilebilmektedir. Çünkü “kurum kapasitesi”’nin üstünde bir doluluğun varlığı, hem nakil talep eden bakımından hem de nakil istenen infaz kurumunda mukim hükümlüler bakımından, cezanın çekilmesini zorlaştıracak ve gayri insani şartları doğuracak bir durumdur. Ancak, hükümlülerin nakil taleplerine ilişkin değerlendirmelerin, genel olarak ‘cezaevi kapasitesi’ bakımından değerlendirilmesi, “kendi istekleri ile nakil” düzenlemeleri kapsamında yeterli olmamaktadır. Yalnızca hükümlü açısından değil, hükümlüyü ziyaret etmek isteyen aile açısından da değerlendirme yapılmalı, ailelerin yakınını (hükümlüyü) görmek, daha rahat şartlarda ziyaret edebilmek hakkının, hükümlünün bulunduğu kurum ile ailesinin ikamet ettiği yer arasındaki mesafenin, ulaşım olanaklarının, ailenin hükümlüyü ziyarete gelme sıklığı bilgilerinin birlikte ele alınarak nakil taleplerinde daha geniş çaplı ele alınması gerekmektedir.
25. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı çerçevesinde, hükümlülerin ailelerine yakın ceza infaz kurumunda barındırılmalarının, ceza infaz kurumlarının kapasitesi ve hükümlülerin yerleştirilmelerinde dikkat edilmesi gereken diğer hususlar nedeniyle maddi olarak her zaman uygun olmadığı; başvuranın talep ettiği ceza infaz kurumlarının kapasitesinin genel itibari ile dolu olduğu, başvuranın nakil talebinin reddedilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu, bununla birlikte başvuranın nakil koşullarını taşıması kaydıyla (disiplin cezası almamış olması ya da kaldırılmış olması/nakil giderlerini peşin ödemeyi kabul etmeleri gibi) nakil talep edilen kurumlarda boşalma olması yahut ailesine daha yakın illerde durumuna uygun ve kapasitesi müsait kurumların bulunması durumunda, nakil taleplerinin idarece yeniden değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 26. İyi yönetim ilkelerine 28/3/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvuranın dilekçesi ve şikâyet başvurusunun incelenmesi ve araştırılması kapsamında Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verildiği, İdarenin başvuranla ilgili işlemlerinde “kanunlara uygunluk”, “makul sürede karar verme”, “hesap verilebilirlik”, “şeffaflık”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı; ancak İdarenin, şikâyetçiye verdiği
cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
27. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup anılan 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun
Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre; ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı (varsa) dava açma süresinden arta kalan sürede Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda yapılan açıklamalar, anılan mevzuat hükümleri ve tüm dosya kapsamına göre,
BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ VE KISMEN REDDİ;
Başvuranın talep ettiği ceza infaz kurumu listesinin tarafına bildirilmesi talebinin REDDİ, Başvuranın nakil koşullarını taşıması kaydıyla, talep ettiği kurumlarda boşalma olması yahut ailesine daha yakın illerde durumuna uygun ve kapasitesi müsait infaz kurumlarının bulunması durumunda nakil talebinin yeniden değerlendirilmesi hususunda ADALET BAKANLIĞI’NA TAVSİYEDE
BULUNULMASI,
6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis edilecek işlemin
veya eylemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğu; Kararın, BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞI’NA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Sadettin KALKAN
Kamu Başdenetçisi V.