ÖZET: Başvuran, Tavşanlı T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda hükümlü olarak sağlık raporu almak için hastaneye sevk edilmesini talep etmiştir. Ceza infaz kurumlarında tutuklu ve hükümlülerin sağlığa erişim hakkı, temel insan haklarından biri olarak kabul edilmektedir. Devlet, mahpusların sağlık haklarını korumak ve yaşam haklarını güvence altına almakla yükümlüdür.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), tutuklu ve hükümlülerin sağlık hizmetlerine erişiminde yaşanan gecikmelerin, yaşam hakkının ihlali olarak değerlendirilebileceğini belirtmektedir. Bu bağlamda, başvuranın sağlık hizmetine erişiminde yaşanan gecikmelerin makul sebeplere dayandığı ve idarenin eylem ve işlemlerinin hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla, başvurunun reddine karar verilmiştir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/12425-S.23.19722

BAŞVURU NO : 2023/10762

KARAR TARİHİ : 29/09/2023

RET KARARI ,TCKN:

Adres:

ADALET BAKANLIĞI

BAŞVURUYA KONU İDARE :

Başvuranın sağlık raporu alabilmek için hastaneye sevkinin

BAŞVURUNUN KONUSU :

sağlanması talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 20/07/2023

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran özetle; Tavşanlı T Tipi Kapalı Ceza İnfaz

Kurumunda hükümlü olarak kalmakta olduğunu, 2022 sayılı Yasa kapsamında tam teşekküllü hastaneden sağlık raporu almak için 03.10.2022 ile 28.10.2022 tarihlerinde Tavşanlı Cumhuriyet Başsavcılığına dilekçe yoluyla başvuruda bulunduğunu, başvurusunun üzerinden 9 ay geçmesine rağmen hastaneye sevkinin sağlanmadığını, mevcut gecikmeden ötürü mağdur durumda olduğunu iddia ve ifade ederek mağduriyetinin giderilmesini ve sorumlular hakkında gereğinin yapılmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN ŞİKÂYETE İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Kurumumuzun 31.07.2023 tarih ve sayılı yazısı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nden bilgi ve belge talep edilmiş olup,

ilgili idarenin 18.08.2023 tarihli ve sayılı cevabi yazısı ve eklerinde özetle:

2.1. Başvuranın farklı tarihlerde, farklı sağlık sorunları nedeniyle 59 defa Kurum revir biriminde muayene edildiği, gerekli tetkik ve tedavilerinin yaptırılarak hastaneye sevk edilmesi gereken durumlarda sevk işlemlerinin gerçekleştirildiği, 21 defa Tavşanlı Doç. Dr. Mustafa Kalemli Hastanesinde tetkik ve tedavisinin yaptırıldığı, 03.01.2023 tarihinde Göz Polikliniğine sevkinin sağlanarak yapılan muayene sonucunda gözlük reçete edildiği, ancak başvuranın 02.03.2023 tarihli dilekçesiyle gözlük almak istemediğini beyan ettiği, 24.01.2023 tarihinde FTR Poliklinik muayenesine gönderilmiş olup yapılan

/

muayene sonucunda 3 hafta Fizik Tedavisi önerildiği ve 05.06.2023 tarihi itibarıyla Fizik Tedavi seansına götürüldüğü, 17.02.2023 tarihinde ise Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesine sevkinin sağlanarak gerekli muayenesinin yaptırıldığı, yapılan muayene sonucunda 09.03.2023 tarihine hastaneye yatış randevusu verildiği, randevu tarihinde hastaneye sevkinin sağlandığı ve 31.03.2023 tarihinde tedaviyi reddederek anılan Kuruma tekrar getirildiği, 2.2. Başvuranın 2022 yılında engelli sağlık kurulu başvurusunda bulunduğu, ceza infaz kurumunda 2022 yılı engelli sağlık kurulu başvurusuyla ilgili olarak başvuru yapan ve hâlihazırda hastaneye gidip muayene olmayı bekleyen 50 hükümlü bulunduğu, başvuranın ise başvuru tarihine göre 36 ncı sırada olduğu, başvuru tarihinin ise 31.10.2022 olduğu, 2.3. Başvuranın kalmakta olduğu ceza infaz kurumunda poliklinik sevklerine (Dâhiliye, Kardiyoloji, Genel

Cerrahi vb.) öncelik verildiği, ivedi şekilde rapor tanzimlerinin istendiği, ceza tehiri işlemleri için başvuruların yapılarak bunlara öncelik sağlandığını ancak randevu alımlarında sıkıntı yaşandığı, Tavşanlı

Mustafa Kalemli Devlet, Hastanesinde bütün polikliniklerin bulunmayışı ve bu sebeple bazı poliklinikler için hükümlü ve tutukluların Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Evliya Çelebi Eğitim Araştırma

Hastanesine veya il dışında bir hastaneye sevk edilmeleri gerektiği ve bu sevklerin zaman aldığı ancak aile hekiminin öncelikli ve acil gördüğü sevklerin ivedilikle gerçekleştirildiği, kalan diğer sevklerin sevk sırasına göre yapıldığı, sağlık kurulu işlemlerinin en az 2-3 haftada tamamlanması nedeniyle işlemlerin uzun sürdüğü, bu nedenle 2022 Engelli Sağlık Kurulu muayenelerinde gecikme yaşandığı, haftalık planlamalarda sevk sırasına göre en az 2 tane 2022 Engelli Sağlık Kurulu muayenesinin eklendiği, 2.4. Ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutukluların sağlıklarının korunması, teşhis ve tedavilerinin yapılması, sağlığa erişim hakkının kolaylaştırılması ve korunmasının çağdaş infaz anlayışının temel unsurlarından olduğu, bu konuda herhangi bir aksamanın ve hak kaybının olmaması için azami çabanın gösterildiği ve gereken her türlü tedbirin alındığı, hükümlü ve tutukluların öncelikle ilde bulunan hastanelere, il düzeyinde tedavi imkânı bulunamaması hâlinde diğer illerdeki hastanelerin ilgili bölümlerine ve üniversite hastanelerine sevk edildikleri, hasta hükümlü ve tutuklunun hangi uzmanlık alanında tetkik edileceği ve tedavi göreceğine muayene eden kurum doktorunun, kurum doktoru bulunmuyorsa aile sağlığı merkezinde veya hastanede görevli doktorun karar verdiği, bu aşamada kurum idaresinin bir yetkisinin bulunmadığı, Ceza infaz kurumlarında yaşayan hükümlü ve tutukluların, özgürlüğünden yoksun olmayan her vatandaşın yararlanabildiği sağlık hak ve hizmetlerinden öncelikli olarak yararlandırıldığı, 2.5. UYAP Bilişim Sistemi kayıtlarının incelenmesi neticesinde, başvuru konusu talebe ilişkin yargı organlarında açılmış veya sonuçlanmış bir dava bulunmadığının tespit edildiği, 2.6. Tavşanlı T Tipi Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü tarafından hazırlanan

08.08.2023 tarih ve sayılı raporda ayrıca; “Başvuranın 2021 yılı itibariyle 21.06.2023 tarihine

kadar(Anemi, Vitamin Eksikliği, Miyalji, Scabiyez, A.Konjonktivit, GÖRH, Dermatit, DM, HL, Tinea Pedis)

şikâyetleri ile 59 kez revir biriminde muayene edildiği, gerekli medikal tedavileri düzenlenerek gerekli hastane sevk işlemleri yapıldığı, hastane yapılan sevklerine istinaden kontrol muayenesi ve acil haller olmak üzere toplamda(Eklem Ağrısı, Orta Depresif Nöbet, Lomber Diskopati, Akut Sistit, DM, Lakrimal

Bezin Bozukluğu, Mağnezyum Eksikliği, Allerjik Astım, Allerjik Rinit, Uyum Bozukluğu, Hiperlipidemi, İnsüline Bağımlı Olmayan D.M, Kendine Zarar Verme) tanılarıyla 21 kez Tavşanlı Doç. Dr. Mustafa

Kalemli Hastanesine sevkinin sağlandığı,” hususlarının ifade edildiği, Açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18.10.1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının

3.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13’üncü maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” , 3.2. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17’nci maddesinin ilgili fıkralarında;

“Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.

(…) Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”, 3.3. “Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması” başlıklı 56’ncı maddesinin ilgili fıkralarında; “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.

(…) Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler.”, 3.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin 3’üncü ve 4’üncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”, 4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “İşkence yasağı” başlıklı 3’üncü maddesinde; “Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz.”, 5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 6. 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunun 13’üncü maddesinde; “Bir şahsın ahvali bedeniye ve akliyasi hakkında rapor tanzimine münhasıran bu kanunla icrayı sanata salahiyeti olan tabipler mezundur. Türkiye’de icrayı sanat salahiyetini haiz olmayan tabiplerin raporları muteber olamaz”, 7. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanununun 7.1. “İnfazda temel ilke” başlıklı 2’inci maddesinde; “(1) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kurallar hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken ve siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanır.

(2) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz.”; 7.2. “Sağlığın korunması kurallarına uyma” başlıklı 27’nci maddesinde; “(1) Hükümlü, sağlığının korunması ve salgın hastalıkların önlenmesi için gerekli ve alınmış tedbirlere uymak, kişi sağlığı için tehlike doğuran durumları gecikmeksizin kurum yönetimine bildirmek, kendi ve içinde yaşadığı ortamın temizliğine uygun davranışlar göstermek zorundadır.

(2) Hükümlü, hem kendi, hem de diğer hükümlülerin sağlığını tehlikeye düşürebilecek eylemlerden kaçınmakla yükümlüdür.”, 7.3. “Hastalık nedeniyle nakil” başlıklı 57’nci maddesinde;

“(1) Hastaneye sevki zorunlu görülen hükümlü, bulunduğu yere en yakın tam teşekküllü Devlet veya üniversite hastanesinin hükümlü koğuşuna yatırılır.

(2) Bu hastanelere gönderilen hükümlülerin başka yerlerdeki hastanelere sevki, sağlık kurulu raporuyla, acil ve yaşamsal tehlikesi bulunması hâlinde, varsa biri hastalığın uzmanı olmak üzere iki uzman hekim tarafından verilip, başhekim tarafından onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğu hastanede gerçekleştirilemediği, hastaya nerede ve ne tür bir tedavi gerektiğini açıkça belirten bir raporla mümkündür. Bu durumda da en yakın ve hükümlü koğuşu bulunan Devlet veya üniversite hastaneleri tercih edilir.

(3) Hükümlünün bu hastanelerde kontrol ve tedavisinin devam edip etmeyeceğinin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi gerekir; aksi hâlde hükümlü ait olduğu kuruma iade edilir.

(4) Hükümlü, acil hâller dışında özel sağlık kuruluşlarında tedavi edilemez. Acil hâllerin varlığı hâlinde

Adalet Bakanlığına bilgi verilir.

(5) Hükümlü, sağlık nedenleriyle bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığı, kurum hekiminin önerisi ve en üst amirinin isteği üzerine alınacak sağlık kurulu raporuyla belirlendiği takdirde, başka kurumlara nakledilebilir.” 7.4. “Hükümlünün muayene ve tedavi istekleri” başlıklı 80’inci maddesinde; “(1) Hükümlü, beden ve ruh sağlığının korunması, hastalıklarının tanısı için muayene ve tedavi olanaklarından, tıbbî araçlardan yararlanma hakkına sahiptir. Bunun için hükümlü öncelikle kurum revirinde, mümkün olmaması hâlinde

Devlet veya üniversite hastanelerinin mahkûm koğuşlarında tedavi ettirilir.” 7.5. “Hükümlünün muayene ve tedavisi” başlıklı 78’inci maddesinde; “(1) Kurumun sağlık koşullarının düzenlenmesi, hükümlünün acil veya olağan muayene ve tedavisi kurumun hekimi tarafından yapılır. Genel veya hastalık nedeniyle yapılan tüm muayene ve tedavi sonuçları, sağlık izleme kartına işlenir ve dosyasında saklanır.

(2) Sağlık Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile üniversitelerin sağlık kuruluşları, hükümlülerin tedavileri bakımından gerekli yardımları yapmakla görevlidirler.

(3) Rızası olsa bile hiçbir hükümlü üzerinde tıbbî deney yapılamaz.” 7.6. “Hastaneye sevk” başlıklı 80’inci maddesinde; “(1) Hükümlünün sağlık nedeniyle hastaneye sevkine gerek duyulduğunda durum, kurum hekimi tarafından derhâl bir raporla ceza infaz kurumu yönetimine bildirilir.”, 8. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzüğün 8.1. “Hükümlünün muayene ve tedavi istekleri” başlıklı 94’üncü maddesinde;

“(1) Hükümlü, beden ve ruh sağlığının korunması, hastalıklarının tanısı için muayene ve tedavi olanaklarından, tıbbî araçlardan yararlanma hakkına sahiptir. Bunun için hükümlü öncelikle kurum revirinde, mümkün olmaması hâlinde Devlet veya üniversite hastanelerinin mahkûm koğuşlarında tedavi ettirilir”.

8.2. “Hastaneye sevk” başlıklı 115’inci maddesinde; “(1) Hükümlünün sağlık nedeniyle bir hastaneye sevkine gerek duyulduğunda durum, cezaevi tabibi tarafından bir raporla derhâl kurum en üst amirine bildirilir.”; 8.3. “Hükümlülerin hastanelerde muayene ve tedavileri” başlıklı 116’ncı maddesinde; “(1) Kurumda tedavisi mümkün olmayan hastalığı bulunan hükümlülerin muayene ve tedavileri Devlet ve üniversite hastanelerinde gerçekleştirilir. Hükümlülerin yatarak tedavileri bunlar için ayrılan hükümlü

koğuşlarında yapılır. Hükümlü koğuşu yoksa tedavileri dış güvenlikten sorumlu güvenlik görevlileri tarafından gerekli önlemler alınarak hastanelerin diğer birimlerinde yapılır.

(2) Açık kurumlar ile çocuk eğitimevi hükümlülerinin kurum dışındaki yatarak tedavileri, tedavi eden kurumun bulunduğu yerdeki kurumun iç güvenlik görevlileri gözetiminde ve hükümlü odası dışındaki bir bölümde yapılır.

(3) Kurum dışında yatarak tedavileri yapılan hükümlülerin yanında, tedaviyi yapan hekimin raporuyla zorunlu olduğunun bildirilmesi hâlinde, eşi, annesi, babası, kardeşi, çocuğu, bunların olmaması hâlinde

Cumhuriyet başsavcılığının uygun gördüğü bir aile yakını refakatçi olarak bulundurulabilir.”, 8.4. “Hükümlünün muayene ve tedavisi” başlıklı 117’nci maddesinde; “(1) Kurumun sağlık koşullarının düzenlenmesi, hükümlünün acil veya olağan muayene ve tedavisi cezaevi tabibi tarafından yapılır. Genel veya hastalık nedeniyle yapılan tüm muayene ve tedavi sonuçları, sağlık izleme kartına işlenir ve dosyasında saklanır.

(2) Kurumda, hükümlünün muayene veya tedavisi sırasında cezaevi tabibi tarafından talep edilmediği sürece muayene odasında sağlık personeli dışında görevli bulundurulmaz. Ancak güvenlik amacıyla ve konuşulanların duyulmayacağı şekilde, kurum idaresi tarafından gerekli tedbirler alınır.

(3) Sağlık Bakanlığı ile üniversitelerin sağlık kuruluşları, hükümlülerin tedavileri bakımından gerekli yardımları yapmakla görevlidirler.

(4) Rızası olsa bile hiçbir hükümlü üzerinde tıbbî deney yapılamaz.”, 9. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetim, Dış Koruma, Hükümlü ve Tutukluların Sevk ve Nakilleri İle

Sağlık Hizmetlerinin Yürütülmesi Hakkında Protokolün 9.1. “Sevk ve nakillerin yapılması, süresi ve esasları” başlıklı 19’uncu maddesinde; “(1) Ceza infaz kurumu idaresince hükümlü ve tutukluların hastane ve duruşmaya sevk yazıları, zorunlu haller dışında en geç iki gün öncesinden jandarmaya gönderilir ve jandarma koruma birlik komutanlığınca da istenilen gün ve saatte hizmete uygun olarak sevkler yapılır.”, 9.2. “Sağlık kurum ve kuruluşlarından randevu alınması” başlıklı 28’inci maddesinde; “(1) Acil veya hayati bir sağlık sorunu dışında hükümlü ve tutukluların muayene, tetkik, tahlil ve tedavileri için sağlık kurum ve kuruluşlarına sevklerinde, mümkün olduğu ölçüde önceden randevu alınır ve sevkler jandarma tarafından randevu saatinde sağlık kuruluşunda hazır olunacak şekilde yapılır.”; 9.3. “Hükümlü veya tutukluların muayene ve tedavilerinin yapılacağı hastaneler” başlıklı 34’üncü maddesinde; “(1) Hastaneye sevki zorunlu görülen hükümlü veya tutukluların muayene ve tedavileri, bulunduğu yer ya da en yakın Devlet veya üniversite hastanesinin hükümlü koğuşlarında yapılır.

(2) Bu hastanelere gönderilen hükümlü ve tutukluların başka yerlerdeki hastanelere sevki sağlık kurulu raporuyla; acil ve hayati tehlikesi bulunması hâlinde ise varsa biri hastalığın uzmanı olmak üzere iki uzman hekim tarafından verilen ve başhekim tarafından onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğu hastanede gerçekleşmediği, hastaya nerede ve ne tür tedavinin uygulanması gerektiğini açıkça belirten bir raporla olur. Bu durumda da en yakın ve hükümlü koğuşu bulunan Devlet veya üniversite hastaneleri tercih edilir.

(3) Hükümlü ve tutuklular acil haller dışında özel sağlık kuruluşlarına sevk edilmez.

(4) Kampüslerde kurulan semt polikliniklerinde, kampüste bulunan ceza infaz kurumu hasta hükümlü ve tutuklularının yanında, başka ceza infaz kurumlarından gelen hasta hükümlü ve tutukluların da muayene ve tedavisi yapılabilir.”, 10. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararının 10.1. “Temel İlkeler” başlıklı 3’üncü maddesinde; “3.Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.”, 10.2. “Tıbbi Bakım” başlıklı 39’uncu maddesinde, “39. Cezaevi yetkilileri tüm mahpusların sağlığını korumalıdır.”, 10.3. “Tıbbi Bakımın Temini” başlıklı 46’ncı maddelerde;

“46.1. Özel tedaviye ihtiyacı olan hasta mahpuslar cezaevinde bu tedavinin gerçekleştirilemediği hallerde bu amaca özgülenmiş kurumlara ya da sivil hastanelere nakledilmelidir.

46.2. Cezaevinin kendi sağlık tesislerinin bulunduğu hallerde bu tesisler tedavi için gelen mahpuslara uygun bakım ve hizmeti sunmaya yeterli personel ve ekipmanla donatılmış olmalıdır.”, 11. Tıbbi Deontoloji Nizamnamesinin 6’ncı maddesinde; “Tabip ve diş tabibi, sanat ve mesleğini icra ederken, hiç bir tesir ve nüfuza kapılmaksızın, vicdanî ve meslekî kanaatına göre hareket eder. Tabip ve diş tabibi, tatbik edeceği tedaviyi tâyinde serbesttir. ” 12. Hasta Hakları Yönetmeliğinin 12.1. “Tıbbi Gereklere Uygun Teşhis, Tedavi ve Bakım” başlıklı 11’inci maddesinde;

“ Hasta, modern tıbbi bilgi ve teknolojinin gereklerine uygun olarak teşhisinin konulmasını, tedavisinin yapılmasını ve bakımını istemek hakkına sahiptir.

Tababetin ilkelerine ve tababet ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı veya aldatıcı mahiyette teşhis ve tedavi yapılamaz.” 12.2. “Müracaat, Şikâyet ve Dava Hakkı” başlıklı 42’inci maddesinde; “Hastanın ve hasta ile ilgili bulunanların, hasta haklarının ihlali halinde, mevzuat çerçevesinde her türlü müracaat, şikâyet ve dava hakları vardır.”

Hükümleri yer almaktadır.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

13. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvurunun reddi gerektiği yönündeki öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 14. Bir numaralı paragrafta ayrıntılı olarak yer verilen başvuruda özetle; başvuran tam teşekküllü hastaneden sağlık raporu almak için hastaneye sevk edilmeyi talep etmektedir.

15. Tutuklu/hükümlülerin, ceza infaz kurumlarında tutulduğu süre içerisinde sağlığa erişim hakkı en temel insan haklarından birisidir. Adalet Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere devlet, mahpusların sağlığa erişim hakkını sağlamak ve ceza infaz kurumlarında mahpusların yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbiri almak zorundadır.

16. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), tutuklu/hükümlülerin tedavileri için gerekli teçhizat bulunmayan kurumlardan, bulunan kurumlara sevklerinde makul olmayan gecikmeler yaşanmasını ihlal

sebebi olarak görmektedir. AİHM, özellikle gecikme sebebiyle yaşamsal tehlike veya ölüm olaylarının meydana gelmesini, yaşam hakkının ihlali olarak kabul etmektedir. CPT (Avrupa İşkencenin

Önlenmesi Komitesi) raporlarında vurgulanan hususlardan birisi mahpusların sağlığa erişim haklarına keyfiyetle gecikme yaşatılmamasıdır. Tutukluların gözetim altında bulundukları süre boyunca, tutukluluk sürelerinden bağımsız olarak her zaman bir doktora erişimlerinin bulunması gereklidir. Sağlık hizmetleri, doktora danışma talepleri gereksiz gecikme olmadan karşılanacak şekilde düzenlenmelidir. Ayrıca cezaevi yetkilileri doktorla görüşme taleplerini kendine göre eleme yoluna gitmemelidir.

17. Yukarıda yer verilen uluslararası ve ulusal mevzuatlardan kaynaklanan yükümlülükler çerçevesinde, ceza infaz kurumunda devletin gözetim ve sorumluluğu altında olan tutuklu ve hükümlülerin içinde bulunduğu şartların insan onuruna yakışır bir şekilde olması gerekliliği de koruma altına alınmaktadır.

İnfazın yöntemi ve infaz sürecindeki davranışların mahkûmları, özgürlükten mahrum kalmanın doğal sonucu olan acı eşiğini aşan yoğunlukta bir sıkıntıya veya sınava maruz bırakmaması gerekir. Ceza infaz kurumunda tutulmanın pratik gerekleri çerçevesinde mahkûmların sağlık ve esenlikleri gibi hususların yeterli bir şekilde güvence altına alınması ve mahkûmlara gerekli tıbbi yardımın sağlanması da insan onuruna yakışır koşulların sağlanması için gereklidir (AYM, Turan Günana, B. No: 2013/3550, 19.11.2014).

18. AİHM’e göre cezaevi hastanelerinde verilen sağlık hizmeti, her zaman halkın istifade ettiği en iyi sağlık kurumlarıyla aynı düzeyde olmayabilir; bununla birlikte taraf devletlerin tutuklu ve hükümlülere gerekli tıbbi yardımı sağlayarak, onların sağlığını ve iyiliğini yeterince koruma yükümlülüğü bulunmaktadır (AİHM, Khudobin / Rusya (59696/00), 26.10.2006).

19. “Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilerin hasta olmaları durumunda devletin kontrolü altında tuttuğu bu kişilere gerekli tıbbi yardımı sağlama yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu yükümlülüğün hiç veya gerektiği gibi yerine getirilmemesi sonucunda kişinin yaşamı veya vücut bütünlüğü bakımından tehlike arz eden acil bir duruma, ağır veya uzun süreli bir acı çekmesine sebebiyet verilmiş olması, belirtilen sonuçlar ortaya çıkmamakla birlikte kişinin tıbbi yardımdan mahrum kalmış olması nedeniyle yaşadığı stres, huzursuzluk veya aşağılanma hissinin -olayın kendine has koşulları çerçevesinde- insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele düzeyine ulaşacak ciddiyette olması hâlinde Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiği kabul edilebilir. Bu kapsamdaki değerlendirmede kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılmasına bağlı dezavantajlı konumunun da dikkate alınması gerekir.”(AYM, Hayati Kaytan, B. No: 2014/19527, 16.11.2016).

20. Mevzuatımızda hükümlülerin muayene ve tedavilerine ilişkin hususlar 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda düzenlenmiş olup, hükümlünün beden ve ruh sağlığının korunması, hastalıklarının tanısı için muayene ve tedavi olanaklarından, tıbbî araçlardan yararlanma hakkına sahip olduğu, bunun için öncelikle kurum revirinde, mümkün olmaması hâlinde Devlet veya üniversite hastanelerinin mahkûm koğuşlarında tedavi ettirileceği hüküm altına alınmıştır. Tutuklu ve hükümlülere ilk muayene ve tedavi hizmeti öncelikli olarak tutuldukları hapishanelerde bulunan aile hekimliği birimlerinde veya revirlerde aile hekimleri tarafından verilmekte olup, ileri tetkik, tedavi ve rehabilitasyon gereken hallerde devlet hastanelerine, daha ileri sağlık hizmeti gereksinimi halinde ise üniversite hastanelerine sevk edilmektedirler.

21. 5275 sayılı Kanunun 57’nci maddesi uyarınca, hastaneye sevki zorunlu görülen hükümlü, bulunduğu yere en yakın tam teşekküllü Devlet veya üniversite hastanesinin hükümlü koğuşuna yatırılır. Hükümlünün bulunduğu ildeki devlet veya üniversite hastanelerinde tedavisinin mümkün olamaması durumunda, tedavisinin yapılabileceği daha kapsamlı hastanelerin bulunduğu illere sevk edilmek suretiyle tedavisi yaptırılmaktadır. Hükümlülerin başka yerlerdeki hastanelere sevki, sağlık kurulu raporuyla, acil ve yaşamsal tehlikesi bulunması halinde, başhekim tarafından onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin

hangi sebeple bulunduğu hastanede gerçekleştirilemediği, hastaya nerede ve ne tür bir tedavi gerektiğini açıkça belirten bir raporla mümkündür. Bu durumda da en yakın ve hükümlü koğuşu bulunan Devlet veya üniversite hastaneleri tercih edilir. Hükümlünün bu hastanelerde kontrol ve tedavisinin devam edip etmeyeceğinin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi gerekir; aksi halde hükümlü ait olduğu kuruma iade edilir.

22. İnfaz mevzuatından anlaşılacağı üzere hükümlü ve tutukluların öncelikle ilde bulunan hastanelere, il düzeyinde tedavi imkânı bulunamaması hâlinde diğer illerdeki hastanelerin ilgili bölümlerine ve üniversite hastanelerine sevk edildikleri, hasta hükümlü ve tutuklunun hangi uzmanlık alanında tetkik ve tedavi göreceğine muayene eden kurum doktoru, kurum doktoru bulunmuyorsa sağlık ocağı veya hastanede görevli doktor karar vermektedir. Bu aşamada ceza infaz kurumu idaresinin bir yetkisi bulunmadığı anlaşılmaktadır.

23. Sonuç olarak tüm bilgi ve belgeler ile ilgili mevzuat bir arada değerlendirildiğinde; Başvuranın bulunduğu Ceza İnfaz Kurumunda gerekli sağlık hizmetine erişiminin sağlandığı, bu kapsamda hem Ceza

İnfaz Kurumu bünyesinde tedavi edildiği hem de gerektiğinde daha donanımlı diğer hastanelere sevkinin sağlandığı ve başvurana gerekli muayene, tahlil, tetkik ve tedavi hizmetlerinin verildiği, Ceza İnfaz

Kurumuna yakın bulunan Tavşanlı Mustafa Kalemli Devlet Hastanesinde bütün polikliniklerin bulunmamasından kaynaklı sağlık kurulu raporu alınabilmesi için tutuklu/hükümlülerin Kütahya Sağlık

Bilimleri Üniversitesi Evliya Çelebi Eğitim Araştırma Hastanesine veya il dışında bir hastaneye sevk edilmelerinin gerektiği ve bu sebeple sevklerin zaman aldığı, 2022 yılında engelli sağlık kurulu muayenesi için başvuru yapan ve hâlihazırda hastaneye gidip muayene olmayı bekleyen 50 hükümlünün bulunduğu, başvuranın ise başvuru tarihine göre 36 ncı sırada olduğu, başvuru tarihinin ise 31.10.2022 olduğu dikkate alındığında başvuranın sağlık kurulu raporu alabilmesi için gerekli olan hastane sevk işlemlerinde gecikme yaşanmasının makul sebeplere dayandığı değerlendirildiğinden idarenin eylem ve işlemlerinde hukuka ayrılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 24. İyi yönetim ilkelerine 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde; “Kurum, inceleme ve araştırma yaparken idarenin, insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde; kanunlara uygunluk, ayrımcılığın önlenmesi, ölçülülük, yetkinin kötüye kullanılmaması, eşitlik, tarafsızlık, dürüstlük, nezaket, şeffaflık, hesap verilebilirlik, haklı beklentiye uygunluk, kazanılmış hakların korunması, dinlenilme hakkı, savunma hakkı, bilgi edinme hakkı, makul sürede karar verme, kararların gerekçeli olması, karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi, kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi, kişisel verilerin korunması gibi iyi yönetim ilkelerine uygun işlem ve eylem ile tutum veya davranışta bulunup bulunmadığını gözetir ve iyi yönetim ilkelerine uyar.” hükümlerine yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; İdarenin Kurumumuz tarafından istenilen bilgi ve belgeleri süresi içinde ve gerekçeli olarak gönderdiği anlaşılmıştır

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

25. 14.06.2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca gerekçeli ret kararının başvurana tebliğinden itibaren varsa dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, Kütahya İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞINA tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi