|
ÖZET: Bu Danıştay kararı, Silivri 3 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda bulunan bir hükümlünün MS hastalığı nedeniyle tedavi edilmediği iddiasını incelemektedir. Hükümlü, tedavi sürecinin yetersiz olduğu ve gerekli müdahalelerin yapılmadığı yönünde şikayette bulunmuştur. Ancak Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, hükümlünün sağlık durumunun sürekli olarak takip edildiğini, gerekli muayene ve tedavi süreçlerinin gerçekleştirildiğini, hastaneye sevklerinin yapıldığını ve tedaviye yönelik tüm işlemlerin usulüne uygun olarak yerine getirildiğini belirtmiştir.
Karar, hükümlünün tedavi edilmediği iddialarının asılsız olduğu sonucuna vararak başvurunun reddine hükmetmiştir. Bu bağlamda, infaz kurumlarının sağlık hizmetleri ve tedavi süreçleri ile ilgili mevzuata uygun hareket ettiği, hükümlünün sağlık haklarının ihlal edilmediği vurgulanmıştır. Sonuç olarak, başvurunun reddi, infaz kurumlarının sağlık hizmetleri sunma yükümlülüğünü yerine getirdiği gerekçesiyle desteklenmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2020/67189-S.20.73130
BAŞVURU NO : 2020/3517
KARAR TARİHİ : 10/08/2020
RET KARARI
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :
BAŞVURUYA KONU İDARE : CEZA VE TEVKİFEVLERİ GENEL
MÜDÜRLÜĞÜ
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuran hükümlünün, ceza infaz kurumunca gerektiği gibi tedavilerinin yaptırılmadığı iddiası.
BAŞVURU TARİHİ : 20/02/2020
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Silivri 3 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırılan hükümlü adına başvuran Av. tarihli başvurusunda özetle; ’ın MS (multipl skleroz) hastası olduğunu, MS hastalığının sıkı takip ve geçirilen ataklara acil müdahale gerektirdiğini, müdahalede geç kalındığında sinirler zarar gördüğü için telafisi mümkün olmayan kişiyi yatağa mahkum eden durumlar oluşabildiğini, adı geçenin tutukluluk halinden önce voleybol oynayabilecek kadar iyi durumdayken geçirdiği kısmi felç sonucu desteksiz yürüyemeyecek halde olduğunu, yaklaşık iki senedir düzenli tedavi görmediğini, hastane sevki yapılsa da birçok kez hiçbir şey yapılmadan cezaevine geri döndüğünü, rahatsızlığından dolayı tuvalet problemleri yaşamakta olduğunu, en son kampüs içindeki Kurul’un kararıyla 10 günlük yatarak kortizon tedavisi uygulandığını, fakat sonuçta bir fayda görmediğini, adı geçenin multidisipliner bir tedavi görmesinin gerektiğini, kortizon tedavisinin yanında fizik tedavinin de de elzem olduğunu, uygulanan idame tedavisinin de artık etki etmediğini ve değişmesi gerektiğini iddia ederek, gerekenin yapılmasını talep etmiştir.
II. İDARENİN ŞİKÂYETE İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Şikayet konusuyla ilgili olarak Kurumumuzun 27/02/2020 tarih ve sayılı bilgi ve belge talep yazısına cevaben Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü 08/04/2020 tarih ve sayılı yazısında; “…Yapılan araştırma ve inceleme sonucunda; Ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutukluların sağlıklarının korunmasının, teşhis ve tedavilerinin yapılmasının, sağlığa erişim hakkının kolaylaştırılması ve korunmasının çağdaş infaz anlayışının temel unsurlarından olduğu, bu konuda herhangi bir aksamanın ve hak kaybının olmaması için azami çabanın gösterildiği ve gereken her türlü tedbirlerin alındığı, anılan Kurum görevlileri tarafından adı geçenin de kontrol altında tutulduğu ve sağlık durumuna ilişkin gerek Kurum revirinde, gerekse de Devlet hastanelerinde tedavisinin yaptırıldığı, Bu kapsamda, adı geçenin gerek anılan Kurum revirinde gerekse Devlet hastanelerinde tetkik ve tedavisinin yapıldığı, anılan Kurumda barındırıldığı süre içerisinde kurum revirinde farklı tarihlerde 39 defa, Silivri Ceza İnfaz Kurumları Devlet Hastanesinin ilgili
Polikliniklerinde 25 defa, Silivri Devlet Hastanesinin ilgili Polikliniklerinde 6 defa, Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesinin ilgili Polikliniklerinde 6 defa muayene olduğu, muayenesi sonucu gerekli tedaviye başlanıldığı, reçete edilen ilaçların eksiksiz olarak temin edilerek kendisine teslim edildiği, son olarak 30/10/2019 tarihinde Okmeydanı
Eğitim ve Araştırma Hastanesine gönderildiği, ancak adı geçenin müteakip kontrollere gitmek istemediği yönünde dilekçe verdiği, bu nedenle bu tarihten sonraki kontrollerine götürülemediği, rahatsızlığına istinaden 02/03/2020 tarihinde Silivri Ceza İnfaz Kurumları
Devlet Hastanesine sevk edildiği, yapılan muayenesi sonucu Bağcılar Eğitim ve Araştırma
Hastanesine sevk edildiği, sevki üzerine 11/03/2020 tarihinde anılan Hastanenin ilgili
Polikliniğine sevkinin sağlandığı, gerekli muayenesinin yapıldığı, muayene sonucu 31/03/2020 tarihine kontrol verildiği, ancak yaşanan salgın hastalık sebebiyle kontrol randevusunun ertelendiği, Öte yandan; hükümlü ‘ın kurum aile hekiminin 07/11/2019 tarihli ve sayılı raporuna istinaden ceza ertelemesi durumunun değerlendirilmesi için Silivri
Ceza İnfaz Kurumları Devlet Hastanesi Sağlık Kuruluna gönderildiği, kurul tarafından düzenlenen 12/11/2019 tarihli ve sayılı raporda, hastalığının sürekli tedaviyi gerektirir halinin bulunduğu fakat cezasının ertelenmesine gerek olmadığına dair karar verildiği, ayrıca adı geçenin sağlık durumunun kurum reviri tarafından yakından takip edildiği, hastane randevularına gönderildiği ve ilaçlarının düzenli olarak kendisine verildiği, İnfaz mevzuatına göre hükümlü ve tutukluların öncelikle ilde bulunan hastanelere, il düzeyinde tedavi imkânı bulunamaması halinde diğer illerdeki hastanelerin ilgili bölümlerine ve üniversite hastanelerine sevk edildikleri, hasta hükümlü ve tutuklunun hangi uzmanlık alanında tetkik ve tedavi göreceğine muayene eden kurum doktorunun, kurum doktoru bulunmuyorsa sağlık ocağı veya hastanede görevli doktorun karar verdiği, bu aşamada kurum idaresinin bir yetkisinin bulunmadığı, Ayrıca, ceza infaz kurumlarında barındırılan tüm hükümlü ve tutuklulara olduğu gibi adı geçenin sağlık sorunları ile ilgili gerekli tüm tetkiklerin ve tedavilerin özenle yerine getirildiği, infaz kurumlarında yaşayan hükümlü ve tutukluların, özgürlüğünden yoksun olmayan her vatandaşın yararlanabildiği sağlık haklarından ve hizmetlerinden öncelikli olarak yararlandırıldığı, yapılan işlemlerin usûl ve yasaya uygun olduğu, muayene ve tedavi kayıtlarına bakıldığında herhangi bir ihmalin söz konusu olmadığı anlaşılmış olup adı geçenin sağlık işlemlerine ilişkin belgelerin bir örneğinin ekte gönderildiği”
Belirtilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 3.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13’üncü maddesinde;
“Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik
Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” , 3.2. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17’nci maddesinin ilgili fıkralarında;
“Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.
(…) Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”, 3.3. “Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması” başlıklı 56’ncı maddesinin ilgili fıkralarında;
“Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.
(…) Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler.”, 3.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin 3’üncü ve 4’üncü fıkralarında;
“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”, 4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “İşkence yasağı” başlıklı 3’üncü maddesinde;
“Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz.”,
5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun:
“Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 6. 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunun 13’üncü maddesinde; “Bir şahsın ahvali bedeniye ve akliyasi hakkında rapor tanzimine münhasıran bu kanunla icrayı sanata salahiyeti olan tabipler mezundur. Türkiye’de icrayı sanat salahiyetini haiz olmayan tabiplerin raporları muteber olamaz”, 7. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanununun 7.1. “İnfazda temel ilke” başlıklı 2’inci maddesinde;
“(1) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kurallar hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken ve siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanır.
(2) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz.”; 7.2. “Sağlığın korunması kurallarına uyma” başlıklı 27’nci maddesinde;
“(1) Hükümlü, sağlığının korunması ve salgın hastalıkların önlenmesi için gerekli ve alınmış tedbirlere uymak, kişi sağlığı için tehlike doğuran durumları gecikmeksizin kurum yönetimine bildirmek, kendi ve içinde yaşadığı ortamın temizliğine uygun davranışlar göstermek zorundadır.
(2) Hükümlü, hem kendi, hem de diğer hükümlülerin sağlığını tehlikeye düşürebilecek eylemlerden kaçınmakla yükümlüdür.”, 7.3. “Hükümlünün muayene ve tedavi istekleri” başlıklı 71’inci maddesinde;
“(1) Hükümlü, beden ve ruh sağlığının korunması, hastalıklarının tanısı için muayene ve tedavi olanaklarından, tıbbî araçlardan yararlanma hakkına sahiptir. Bunun için hükümlü öncelikle kurum revirinde, mümkün olmaması hâlinde Devlet veya üniversite hastanelerinin mahkûm koğuşlarında tedavi ettirilir.” 7.4. “Hükümlünün muayene ve tedavisi” başlıklı 78’inci maddesinde;
“(1) Kurumun sağlık koşullarının düzenlenmesi, hükümlünün acil veya olağan muayene ve tedavisi kurumun hekimi tarafından yapılır. Genel veya hastalık nedeniyle yapılan tüm muayene ve tedavi sonuçları, sağlık izleme kartına işlenir ve dosyasında saklanır.
(2) Sağlık Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile üniversitelerin sağlık kuruluşları, hükümlülerin tedavileri bakımından gerekli yardımları yapmakla görevlidirler.
(3) Rızası olsa bile hiçbir hükümlü üzerinde tıbbî deney yapılamaz.” 7.5. “Hastaneye sevk” başlıklı 80’inci maddesinde; “(1) Hükümlünün sağlık nedeniyle hastaneye sevkine gerek duyulduğunda durum, kurum hekimi tarafından derhâl bir raporla ceza infaz kurumu yönetimine bildirilir.”, 8. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında
Tüzüğün 8.1. “Hükümlünün muayene ve tedavi istekleri” başlıklı 94’üncü maddesinde;
“(1) Hükümlü, beden ve ruh sağlığının korunması, hastalıklarının tanısı için muayene ve tedavi olanaklarından, tıbbî araçlardan yararlanma hakkına sahiptir. Bunun için hükümlü öncelikle kurum revirinde, mümkün olmaması hâlinde Devlet veya üniversite hastanelerinin mahkûm koğuşlarında tedavi ettirilir”.
8.2. “Hastaneye sevk” başlıklı 115’inci maddesinde; “(1) Hükümlünün sağlık nedeniyle bir hastaneye sevkine gerek duyulduğunda durum, cezaevi tabibi tarafından bir raporla derhâl kurum en üst amirine bildirilir.”; 8.3. “Hükümlülerin hastanelerde muayene ve tedavileri” başlıklı 116’ncı maddesinde; “(1) Kurumda tedavisi mümkün olmayan hastalığı bulunan hükümlülerin muayene ve tedavileri Devlet ve üniversite hastanelerinde gerçekleştirilir. Hükümlülerin yatarak tedavileri bunlar için ayrılan hükümlü koğuşlarında yapılır. Hükümlü koğuşu yoksa tedavileri dış güvenlikten sorumlu güvenlik görevlileri tarafından gerekli önlemler alınarak hastanelerin diğer birimlerinde yapılır.
(2) Açık kurumlar ile çocuk eğitimevi hükümlülerinin kurum dışındaki yatarak tedavileri, tedavi eden kurumun bulunduğu yerdeki kurumun iç güvenlik görevlileri gözetiminde ve hükümlü odası dışındaki bir bölümde yapılır.
(3) Kurum dışında yatarak tedavileri yapılan hükümlülerin yanında, tedaviyi yapan hekimin raporuyla zorunlu olduğunun bildirilmesi hâlinde, eşi, annesi, babası, kardeşi, çocuğu, bunların olmaması hâlinde Cumhuriyet başsavcılığının uygun gördüğü bir aile yakını refakatçi olarak bulundurulabilir.”, 8.4. “Hükümlünün muayene ve tedavisi” başlıklı 117’nci maddesinde; “(1) Kurumun sağlık koşullarının düzenlenmesi, hükümlünün acil veya olağan muayene ve tedavisi cezaevi tabibi tarafından yapılır. Genel veya hastalık nedeniyle yapılan tüm muayene ve tedavi sonuçları, sağlık izleme kartına işlenir ve dosyasında saklanır.
(2) Kurumda, hükümlünün muayene veya tedavisi sırasında cezaevi tabibi tarafından talep edilmediği sürece muayene odasında sağlık personeli dışında görevli bulundurulmaz.
Ancak güvenlik amacıyla ve konuşulanların duyulmayacağı şekilde, kurum idaresi tarafından gerekli tedbirler alınır.
(3) Sağlık Bakanlığı ile üniversitelerin sağlık kuruluşları, hükümlülerin tedavileri bakımından gerekli yardımları yapmakla görevlidirler.
(4) Rızası olsa bile hiçbir hükümlü üzerinde tıbbî deney yapılamaz.”, 9. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetim, Dış Koruma, Hükümlü ve Tutukluların Sevk ve
Nakilleri İle Sağlık Hizmetlerinin Yürütülmesi Hakkında Protokolün 9.1. “Sevk ve nakillerin yapılması, süresi ve esasları” başlıklı 19’uncu maddesinde; “(1) Ceza infaz kurumu idaresince hükümlü ve tutukluların hastane ve duruşmaya sevk yazıları, zorunlu haller dışında en geç iki gün öncesinden jandarmaya gönderilir ve jandarma koruma birlik komutanlığınca da istenilen gün ve saatte hizmete uygun olarak sevkler yapılır.
(2) Başka ceza infaz kurumuna nakledilecek hükümlü ve tutukluların nakilleri, ilgili yazıların jandarmaya intikal etmesinden itibaren zorunlu haller dışında en geç bir hafta içinde yapılır.
(3) Nakilleri yapılacak hükümlü ve tutuklulara ait sevk bilgileri zorunlu haller dışında nakilden en geç bir gün önce jandarma tarafından kurum idaresine bildirilir.
(4) Bayan hükümlü ve tutukluların hastane sevki hariç, duruşmaya sevkleri ve nakilleri sırasında bayan infaz ve koruma memuru görevlendirilmez.”, 9.2. “Sağlık kurum ve kuruluşlarından randevu alınması” başlıklı 28’inci maddesinde; “(1) Acil veya hayati bir sağlık sorunu dışında hükümlü ve tutukluların muayene, tetkik, tahlil ve tedavileri için sağlık kurum ve kuruluşlarına sevklerinde, mümkün olduğu ölçüde önceden randevu alınır ve sevkler jandarma tarafından randevu saatinde sağlık kuruluşunda hazır olunacak şekilde yapılır.”; 9.3. “Hükümlü veya tutukluların muayene ve tedavilerinin yapılacağı hastaneler” başlıklı 34’üncü maddesinde; “(1) Hastaneye sevki zorunlu görülen hükümlü veya tutukluların muayene ve tedavileri, bulunduğu yer ya da en yakın Devlet veya üniversite hastanesinin hükümlü koğuşlarında yapılır.
(2) Bu hastanelere gönderilen hükümlü ve tutukluların başka yerlerdeki hastanelere sevki sağlık kurulu raporuyla; acil ve hayati tehlikesi bulunması hâlinde ise varsa biri hastalığın uzmanı olmak üzere iki uzman hekim tarafından verilen ve başhekim tarafından onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğu hastanede gerçekleşmediği, hastaya nerede ve ne tür tedavinin uygulanması gerektiğini açıkça belirten bir raporla olur.
Bu durumda da en yakın ve hükümlü koğuşu bulunan Devlet veya üniversite hastaneleri tercih edilir.
(3) Hükümlü ve tutuklular acil haller dışında özel sağlık kuruluşlarına sevk edilmez.
(4) Kampüslerde kurulan semt polikliniklerinde, kampüste bulunan ceza infaz kurumu hasta hükümlü ve tutuklularının yanında, başka ceza infaz kurumlarından gelen hasta hükümlü ve tutukluların da muayene ve tedavisi yapılabilir.”, 10. Sağlık Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı Arasında Ceza İnfaz Kurumlarındaki Sağlık
Hizmetlerinin Düzenlenmesi Hakkında Protokolün “Ceza İnfaz Kurumu Semt Polikliniği” başlıklı 4’üncü maddesinde; “Ankara-Sincan, İstanbul-Silivri ve İstanbul-Maltepe Ceza İnfaz Kurumları kampüsleri bünyesindeki sağlık birimleri. Sağlık Bakanlığınca uygun görülen hastanelere bağlanır ve ceza infaz kurumu semt polikliniği olarak yapılandırılır ve hizmete devam eder. Hükümlü ve tutuklu mevcudu ile kurum personeli ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişi sayısının toplamı 5000’i aşan kampüsler bünyesinde; Adalet Bakanlığının talebi ve Sağlık
Bakanlığının onayı ile ceza infaz kurumu semt polikliniği açılabilir.”, 11. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları
Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararının 11.1.“Temel İlkeler” başlıklı 3’üncü maddesinde;
“3.Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.”, 11.2.“Tıbbi Bakım” başlıklı 39’uncu maddesinde, “39. Cezaevi yetkilileri tüm mahpusların sağlığını korumalıdır.”, 11.3.“Tıbbi Bakımın Temini” başlıklı 46’ncı maddelerde;
“46.1. Özel tedaviye ihtiyacı olan hasta mahpuslar cezaevinde bu tedavinin gerçekleştirilemediği hallerde bu amaca özgülenmiş kurumlara ya da sivil hastanelere nakledilmelidir.
46.2. Cezaevinin kendi sağlık tesislerinin bulunduğu hallerde bu tesisler tedavi için gelen mahpuslara uygun bakım ve hizmeti sunmaya yeterli personel ve ekipmanla donatılmış olmalıdır.”, 12. Tıbbi Deontoloji Nizamnamesinin 6’ncı maddesinde;
“Tabip ve diş tabibi, sanat ve mesleğini icra ederken, hiç bir tesir ve nüfuza kapılmaksızın, vicdanî ve meslekî kanaatına göre hareket eder. Tabip ve diş tabibi, tatbik edeceği tedaviyi tâyinde serbesttir. ” 13. Hasta Hakları Yönetmeliğinin 13.1. “Tıbbi Gereklere Uygun Teşhis, Tedavi ve Bakım” başlıklı 11’inci maddesinde;
“ Hasta, modern tıbbi bilgi ve teknolojinin gereklerine uygun olarak teşhisinin konulmasını, tedavisinin yapılmasını ve bakımını istemek hakkına sahiptir.
Tababetin ilkelerine ve tababet ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı veya aldatıcı mahiyette teşhis ve tedavi yapılamaz.” 13.2. “Müracaat, Şikayet ve Dava Hakkı” başlıklı 42’inci maddesinde;
“Hastanın ve hasta ile ilgili bulunanların, hasta haklarının ihlali halinde, mevzuat çerçevesinde her türlü müracaat, şikayet ve dava hakları vardır.”
Hükümleri yer almaktadır.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
14. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları ve ilgili mevzuat birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Ret Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 15. Bir numaralı paragrafta ayrıntılı olarak yer verilen başvuruda özetle; Silivri 3 Nolu L
Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırılan hükümlü nın MS hastası olduğu, tutuklandıktan sonra yaklaşık iki senedir düzenli tedavi görmediği, hastane sevki yapılsa da birçok kez hiçbir şey yapılmadan cezaevine geri döndüğü, en son kampüs içinde ki Kurul’un kararıyla 10 günlük yatarak kortizon tedavisi uygulandığı, fakat sonuçta bir fayda görmediği, adı geçenin multidisipliner bir tedavi görmesinin gerektiği, kortizon tedavisinin yanında fizik tedavinin de de elzem olduğu, uygulanan idame tedavisinin de artık etki etmediği ve değişmesi gerektiği iddia edilerek, gerekenin yapılmasın talep edilmiştir.
16. İki numaralı paragrafta ayrıntılı olarak yer verilen Ceza ve Tevkifevleri Genel
Müdürlüğünün cevabi yazısında özetle: Silivri 3 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu görevlileri tarafından nın kontrol altında tutulduğu ve sağlık durumuna ilişkin gerek
Kurum revirinde, gerekse de Devlet hastanelerinde tedavisinin yaptırıldığı; anılan Kurumda barındırıldığı süre içerisinde kurum revirinde farklı tarihlerde 39 defa, Silivri Ceza İnfaz
Kurumları Devlet Hastanesinin ilgili Polikliniklerinde 25 defa, Silivri Devlet Hastanesinin ilgili
Polikliniklerinde 6 defa, Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesinin ilgili Polikliniklerinde
6 defa muayene olduğu, muayenesi sonucu gerekli tedaviye başlanıldığı, reçete edilen ilaçların
eksiksiz olarak temin edilerek kendisine teslim edildiği, son olarak 30/10/2019 tarihinde
Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesine gönderildiği, ancak adı geçenin müteakip kontrollere gitmek istemediği yönünde dilekçe verdiği, bu nedenle bu tarihten sonraki kontrollerine götürülemediği, rahatsızlığına istinaden 02/03/2020 tarihinde Silivri Ceza İnfaz
Kurumları Devlet Hastanesine sevk edildiği, yapılan muayenesi sonucu Bağcılar Eğitim ve
Araştırma Hastanesine sevk edildiği, sevki üzerine 11/03/2020 tarihinde anılan Hastanenin ilgili Polikliniğine sevkinin sağlandığı, gerekli muayenesinin yapıldığı, muayene sonucu 31/03/2020 tarihine kontrol verildiği, ancak yaşanan salgın hastalık sebebiyle kontrol randevusunun ertelendiği; öte yandan, hükümlünün kurum aile hekiminin 07/11/2019 tarihli ve sayılı raporuna istinaden ceza ertelemesi durumunun değerlendirilmesi için Silivri Ceza
İnfaz Kurumları Devlet Hastanesi Sağlık Kuruluna gönderildiği, kurul tarafından düzenlenen 12/11/2019 tarihli ve sayılı raporda, hastalığının sürekli tedaviyi gerektirir halinin bulunduğu fakat cezasının ertelenmesine gerek olmadığına dair karar verildiği; ayrıca adı geçenin sağlık durumunun kurum reviri tarafından yakından takip edildiği, hastane randevularına gönderildiği ve ilaçlarının düzenli olarak kendisine verildiği; infaz mevzuatına göre hükümlü ve tutukluların öncelikle ilde bulunan hastanelere, il düzeyinde tedavi imkânı bulunamaması halinde diğer illerdeki hastanelerin ilgili bölümlerine ve üniversite hastanelerine sevk edildikleri, hasta hükümlü ve tutuklunun hangi uzmanlık alanında tetkik ve tedavi göreceğine muayene eden kurum doktorunun, kurum doktoru bulunmuyorsa sağlık ocağı veya hastanede görevli doktorun karar verdiği, bu aşamada kurum idaresinin bir yetkisinin bulunmadığı; yapılan işlemlerin usûl ve yasaya uygun olduğu, muayene ve tedavi kayıtlarına bakıldığında herhangi bir ihmalin söz konusu olmadığı belirtilmiştir.
17. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün cevabi ekinde sunulan evrakların incelenmesi
neticesinde özetle:
17.1. Başvuranın tutuklanmadan evvel 2014 yılında tanısı konulan MS hastalığının takip ve tedavisi için Silivri 3 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurum tarafından 2017 yılı Kasım ayından itibaren hem İstanbul Silivri Ceza infaz Kurumu Devlet Hastanesine hem de
Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevklerinin yapıldığı, adı geçen hastanelerde görevli nöroloji uzman hekimleri tarafından gerekli tetkik ve takiplerinin yapıldığı, örneğin sadece beş kez MR tetkiki yapıldığı, 17.2. 18/11/2019- 27/11/2019 tarihleri arasında Silivri Ceza infaz Kurumu Devlet Hastanesinde yatarak pulse (kortikosteroidlerin intravenöz yoldan yüksek dozda verilmesi) tedavisi aldığı, 17.3. Başvuruda bahsi geçen fizik tedavilere İstanbul Silivri Ceza infaz Kurumu Devlet
Hastanesinde başlanıldığı, ancak ’nın 10/12/2019 tarihli dilekçesiyle fizik tedavi seanslarının iptalini istediği, 17.4. ’nın Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından istenen MR’ın henüz çekilmediğini ve adı geçen hastanede yapılacak tedavisinin kampüste yapıldığını belirten 13/12/2019 tarihli dilekçeyle randevularının iptalini talep ettiği, çekilmediği belirtilen 09/12/2019 tarihli MR’ın cihazın bozuk olması nedeniyle 18/12/2019 tarihinde çekildiği, 17.5. 02/01/2020 tarihinde Silivri Ceza infaz Kurumu Devlet Hastanesi Nöroloji polikliniğine, 17/01/2020 tarihinde aynı hastanenin FTR polikliniğine, 03/02/2020 tarihinde aynı hastanenin üroloji polikliniğine, 03/02/2020 tarihinde aynı hastanenin yine nöroloji polikliniğinde sevklerinin yapıldığı, Silivri Ceza infaz Kurumu Devlet Hastanesi sağlık kurulu kararı ile ileri tetkik ve tedavi amaçlı Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevkinin uygun bulunduğu, Görülmüştür.
18. Sonuç olarak tüm bilgi ve belgeler ile ilgili mevzuat bir arada değerlendirildiğinde; Silivri
3 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunca ’nin hastalığının takip ve tedavisini
yapabilecek uzman personele ve ekipmana sahip hastanelere ilgili mevzuatı çerçevesinde sevklerinin yapıldığı, bu hastanelerde farklı uzman hekimler tarafından değerlendirilerek hem medikal tedavi hem de fizik tedavi uygulandığı değerlendirildiğinden, Hükümlü ’nin gerektiği gibi tedavi edilmediği iddiasıyla yapılan başvurunun reddi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 19. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğin 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup, dosya kapsamında ilgili idarelerin iyi yönetim ilkelerine uymayan herhangi eylem, işlem, tutum ya da davranışı tespit edilmemiştir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
20. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca gerekçeli ret kararının başvurana tebliğinden itibaren varsa dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, İstanbul İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın BAŞVURANA ve CEZA VE TEVKİFEVLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi