|
ÖZET: Başvuran, ceza infaz kurumundaki yaşam koşullarına ilişkin birçok şikayette bulunmuştur. Koğuşların kalabalık olması, sık aramalar, kişisel eşyaların toplanması, kantin malzemelerinin kalitesizliği, sağlık hizmetlerine erişim zorluğu ve pandemi nedeniyle sunulan hizmetlerin kısıtlanması gibi konular başvuranın iddiaları arasındadır. İdare ise, bu şikayetlerin çoğuna yönelik olarak, mevcut mevzuat ve uygulamalar çerçevesinde gerekli önlemlerin alındığını, aramaların yasal çerçevede yapıldığını ve başvuranın ihtiyaçlarının karşılandığını belirtmiştir.
Hukuki değerlendirmede, ceza infaz kurumlarında hükümlülerin haklarının korunması ve insan onuruna saygı gösterilmesi gerektiği vurgulanmış, ancak başvuranın iddialarının somut bir şekilde kanıtlanamadığı sonucuna varılmıştır. İdarenin uygulamalarının, ceza infaz kurumlarının güvenliği ve sağlığı açısından gerekli olduğu belirtilmiş ve başvurunun reddine karar verilmiştir. Bu durum, ceza infaz kurumlarındaki yaşam koşullarının, insan onuruna uygun bir şekilde sağlanması gerektiği ilkesini de göz önünde bulundurarak değerlendirilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2022/2382-S.22.3615
BAŞVURU NO : 2021/14040
KARAR TARİHİ : 21/02/2022
RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın ceza infaz kurumu şartları ve uygulamalarına yönelik şikayeti hakkındadır
BAŞVURU TARİHİ : 20/08/2021
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran özetle, ; koğuşların çok kalabalık olduğunu, infazın temel amacının kişiyi tekrar topluma kazandırmak olduğunu, tam tersi uygulamalar olduğunu, sık ve baskın şeklinde koğuş aramaları yapıldığını, daha önceki idarecilerin hak olarak verdiği bazı konuların ellerinden alındığını, yastık, battaniye, bıçak gibi eşyaların toplandığını, kantin malzemelerinin kalitesiz ve yetersiz olduğunu, soğuk yemekleri ve kantinde satılan ürünleri ısıtmak için kullandıkları küçük tencerelerin alındığını, mevsimlik yatağı bırakın sağlığa uygun yatak verilmediğini, berber ve terzinin olmadığını, pandemi gerekçesiyle bu hizmetlerin durdurulduğunu, ancak pandemi sürecinde 30 kişiyle aramaların haftada bire düşürüldüğünü ve maskesiz yapıldığını, kargoların geç dağıtıldığını, tuvalet kağıdını kendi parasıyla almasına rağmen kısıtlandığını, müdür görüşlerinin sorun çözme yetkisi olmayan memurlara verildiğini, revir taleplerinin karşılanmadığını, açık saha ve kapalı spor salonunun kapatıldığını, açık görüşlerin kaldırıldığını, kapalı görüşlerin azaltıldığını, dış kantinden iç çamaşırı almalarının yasaklandığını ve aileleri tarafından gönderilen iç çamaşırlarının verilmediğini, denetçi görevlendirilerek sorunun yerinde incelenmesi gerektiğini iddia ederek sorunun çözümünü talep etmektedir.
II. İDARENİN ŞİKÂYETE İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel
Müdürlüğünden 08/10/2021 tarihli ve sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, yazımıza cevaben anılan İdarenin 05/01/2022 tarihli ve sayılı yazısında özetle;
2.1. …hükümlü ve tutukluların kuruma kabul işlemleri esnasında, üzerlerinde ve vücut boşluklarında kuruma sokulması veya bulundurulması yasak madde veya eşya bulunduğuna dair makul ve ciddi emarelerin varlığı ve kurumun en üst amirinin gerekli görmesi halinde duyarlı kapı veya el dedektörü ile tespit edilemeyen girişi yasak maddelerin kuruma sokulmasının önlenmesi amacı ile ilgili mevzuat hükümleri uyarınca aramaların yapıldığı, anılan Kurum tarafından yapılan aramalara ilişkin arama tutanaklarının ekte gönderildiği, 2.2. Ceza İnfaz Kurumlarında Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında Yönetmelik’in
“Bulundurulabilecek hayvanlar ile diğer eşyalar” başlıklı 15 inci maddesinde, “Hükümlüler, kendilerine idare tarafından verilen nevresim takımı ve battaniye dışında, kantinden temin edilmek şartıyla bir adet nevresim takımı ve iklim koşulları değerlendirilerek idarenin uygun göreceği sayıda battaniye bulundurabilir.” hükmüne yer verildiği, anılan mevzuat hükümleri uyarınca da, Kuruma kabulû yapılan hükümlü ve tutuklulara Kurum tarafından battaniye, nevresim takımı, yastık, çarşaf ve bir adet yatak verildiği, 2.3. Bu kapsamda, adı geçenin kullandığı nevresim takımının yıpranması ve ihtiyacı karşılayamaması durumunda dilekçe ile talep etmesi üzerine yenisiyle değiştirilebileceği, kurum çamaşırhanesinde nevresimlerin yıkanması işleminin ücret karşılığında yapıldığı, 2.4. Yine anılan Yönetmelik’in ”Yeme ve içmede kullanılan araç ve gereçler” kenar başlıklı 6 ncı maddesinde, ”Koğuş, oda ve eklentilerinde, her hükümlü için kantinden temin edilmek şartıyla bir adet uç kısmı sivri olmayan on santimetre uzunluğunda bıçak, plastik veya yumuşak metalden imal edilmiş çatal, yemek ve çay kaşığı, 0.50 mm. kalınlığında iki adet metal yemek tabağı ve ikişer adet cam su bardağı ile çay bardağı ve tabağı bulundurulabilir.” hükümleri uyarınca hükümlü ve tutukluların temel ihtiyaçları olan eşyanın odalarına verildiği, 2.5. Ayrıca, adı geçenin ifade ettiği bıçakların toplanması iddiasına istinaden oda, koğuş ve eklentilerinde bulundurulabilecek bıçak sayısının Kurum İdare ve Gözlem Kurulu tarafından değerlendirildiği ve
02.08.2021 tarihli ve sayılı karar ile çoklu koğuşlarda 5 (beş) adet meyve bıçağının koğuşlara
verilmeye başlandığı, bu kapsamda konuya ilişkin olarak herhangi bir mağduriyetin idareye yansımadığı, 2.6. Diğer taraftan, Değişik Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve
Kuruluşların Teşkilatı Hakkında 4 No.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi kapsamında, Ceza İnfaz
Kurumları ile Tutukevleri İşyurtları Kurumunca tedarik sisteminin yeniden yapılandırılması amacıyla konsinye satış işlemlerinde uygulanacak usul ve esasları düzenleyen Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri
İşyurtları Kurumu Konsinye Satış İşlemlerine Dair Yönetmelik’in 01.11.2018 tarihli ve 30582 sayılı Resmî
Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdiği, 2.7. Konsinye satış sisteminin temel amacının kişilerin ihtiyaçları ve kendi tercihleri doğrultusunda daha ucuz, kamu maliyesine yük getirmeden mal temin edilmesi olduğu, konsinye satış sözleşmeleri ile aynı ürün ya da ürün grubunda birden çok markanın satışa sunulabildiği, ayrıca ürün fiyatlarının tüm kantinlerde aynı olacağı, bu şekilde hükümlü ve tutukluların, beğenilerini ve ürün fiyatlarını dikkate alarak karar vermesine imkân tanınmasının amaçlandığı, 2.8. Bu kapsamda, konsinye sistemde satışa konu ürünlerin nihai satış fiyatının, ulusal düzeyde faaliyet gösteren zincir mağazalardan daha düşük olmasının sağlanılmaya çalışıldığı, bu şekilde de ceza infaz
kurumlarında satışa sunulan ürünlerin çeşit ve fiyatlarının aynı olmasının hedeflendiği, ayrıca Kurum kantininde 400 farklı çeşit malzeme bulunduğu, 2.9. Diğer yandan, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutuklulara dağıtımı yapılan yemeklerin günlük kalori miktarının Sağlık Bakanlığı ve Bakanlığımız tarafından birlikte kararlaştırıldığı, söz konusu kalori miktarını teminen ceza infaz kurumlarının günlük asgari beslenme ihtiyacının belirlendiği, bu kapsamda 26.05.2005 tarihli ve 25978 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Hükümlü ve
Tutuklular ile Ceza İnfaz Kurumu Personelinin İaşe Yönetmeliği’nin 4 ve 5’inci maddesi uyarınca günlük iaşe bedelinin 01.03.2021 tarihinden itibaren uygulanmak üzere; hükümlü ve tutuklular ile görevi başında bulunan personel için 10,00 TL’den 11,50 TL’ye, ceza infaz kurumlarında barındırılan çocuk hükümlü ve tutuklular için 18,00 TL’den 23,00 TL’ye, kurumda annesiyle birlikte kalan çocuklar ile süt emziren hükümlü ve tutuklu anneler ve hamileler için 18,00 TL’den 23,00 TL’ye yükseltildiği, 2.10. 5275 sayılı Kanun’un “Hükümlünün Beslenmesi” kenar başlıklı 72 nci maddesinde de düzenlendiği gibi hükümlü ve tutuklulara; kalori esasına göre, sağlıklı ve güçlü kalması için nitelik ve nicelik olarak besleyici, sağlık koşullarına uygun, makul çeşitlilikte, yaş, sağlık, çalıştığı işin özelliği, dinî ve kültürel gerekleri göz önünde tutularak besin verildiği ve içme suyu sağlandığı, 2.11. Hükümlü ve tutuklular ile kurum personelinin doğru ve sağlıklı beslenmesi amacıyla yemeklerin uzmanlar tarafından hazırlandığı, inancı gereği veya vegan, vejetaryen, diyet yemek gibi özel durumu olan hükümlü ve tutukluların beslenmesi ile ilgili de düzenlemelerin yapıldığı, 2.12. Bu kapsamda, anılan Kurumda barındırılmakta olan hükümlü, tutuklu ve görevli personelin yemek ihtiyaçlarının uzman diyetisyen hekimlerce günlük besin değerlerine uygun şekilde programlanarak günde
3 öğün olmak üzere karşılanmakta olduğu ve hükümlü/tutuklular ile görevli personel için aynı menünün
temin edildiği, 2.13. Anılan Kurumda barındırılan hükümlü ve tutukluların kullanmış olduğu yatakların belirli aralıklar içerisinde yenileriyle değiştirildiği, ceza infaz kurumuna ücreti kendi hesabından karşılanmak üzere Kurum dışından yatak alımı yapılmadığı, mevcut yatakların kurum ihtiyacını karşıladığı, 2.14. Covid-19 tedbirleri kapsamında ceza infaz kurumlarının toplu olarak yaşanan yerler olması ve bulaşıcı hastalıklar açısından risk oluşturması nedeniyle 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı
Hakkında Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile
Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik’in 96 ncı maddesi ve Bakanlık genel yazıları doğrultusunda ceza infaz kurumlarında özel önlemlerin alınmasına yönelik ihtiyaç duyulduğu, bu kapsamda berber ve terzi gibi faaliyetlerin kullanılmasının alınan tedbirler kapsamında geçici olarak ertelendiği, hükümlü/tutukluların ihtiyaçlarının giderilebilmesi için her koğuşa 1 adet traş makinası verilerek yararlanmalarının sağlandığı, 2.15. Ceza infaz kurumlarında arama işlemlerinin, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı
Hakkında Kanun’un 36 ncı maddesinde yer alan, “(1)Kurumlarda, odalar ve eklentilerinde, hükümlülerin üst ve eşyasında habersiz olarak her zaman arama yapılabilir. Her ay bir kez mutlaka arama yapılır.
(2)Aramalar, gerektiğinde dış güvenlik görevlileri veya kolluk kuvvetleriyle veya diğer kamu görevlilerince ortaklaşa gerçekleştirilebilir.” hükümlerine göre yapıldığı,
2.16. Bu kapsamda, anılan Kurumda yapılan kısmi ve genel aramaların da söz konusu hükümler çerçevesinde gerçekleştirildiği, hükümlü/tutukluların yapılan üst aramalarının Covid-19 tedbirleri kapsamında sosyal mesafeyi koruma ve fiziki temastan kaçınmak amacıyla hijyen şartlarına özen gösterilerek yapıldığı, görevli personelin siperlik, eldiven ve maske gibi koruyucu kıyafetleri giyerek söz konusu arama işlemini gerçekleştirdiği, 2.17. Ayrıca, kurumda barındırılan hükümlü/tutuklular adına kargo yolu ile gelen eşyanın mevzuata uygun olup olmadığının kontrol edildiği, gelen kolilerin hükümlü/tutukluların gözetiminde açıldığı, Ceza İnfaz
Kurumlarında Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında Yönetmelik uyarınca yanlarında bulundurmalarında sakınca bulunmayan eşyanın dağıtımının yapıldığı, sakınca bulunması halinde ise eşyanın emanet eşya deposuna alındığı ve tahliye ya da nakil olmaları durumunda kendilerine teslim edildiği ya da posta yoluyla tekrar ailelerine gönderildiği, 2.18. Ancak Covid-19 salgın hastalığı nedeniyle bahse konu Kurumda barındırılan hükümlü ve tutuklular adına dışarıdan posta veya kargo ile gelen eşyanın belirli bir süre bekletildikten sonra ilgilisine teslim edildiği, söz konusu başvuruda iddia edildiği gibi hükümlü ve tutuklular adına gelen posta ve kargonun ilgilisine teslim edilmemesi gibi bir durumun söz konusu olmadığı, 2.19. Diğer taraftan her ne kadar tuvalet kağıdı vb. ürünlerin kısıtlandığı iddia edilmiş ise de, adı geçenin barındırıldığı koğuş olan koğuşunun kantin gününün her hafta salı günü olduğu, talep etmesi halinde ürünlerin kısıtlanmaksızın verildiği, 2.20. Adı geçenin, 04.06.2021, 12.07.2021 ve 04.10.2021 tarihli müdür ve infaz ve koruma başmemuru ile şahsi sorunlarını görüşmek istediğine dair dilekçesi doğrultusunda, kurum nöbetçi müdürü tarafından gerekli görüşmenin sağlandığı, 2.21. Tutuklu her ne kadar revir taleplerinin karşılanmadığını iddia etmiş ise de; kurumda barındırılmaya başlandığı 30.11.2020 tarihinden itibaren toplam 33 defa yazmış olduğu dilekçelerine istinaden farklı şikâyetlerle kurum revirinde muayene edildiği, 08.02.2021 ilâ 04.11.2021 tarihleri arasında 11 defa Silivri
Ceza İnfaz Kurumu Devlet Hastanesi ile Silivri Devlet Hastanesine sevk edilerek gerekli muayene ve tedavilerinin yapıldığı, 2.22. Adı geçen açık saha ve kapalı spor salonunun kapatıldığını, açık görüşlerin olmadığını, kapalı görüşlerin azaltıldığını, kurum kantini dışında iç çamaşırı almalarının yasaklandığını, aileler tarafından gönderilen iç çamaşırlarının da verilmediğini iddia etmiş ise de, Covid-19 hastalığının yüksek bulaşıcılığının önemli bir tehdit olarak kabul edilmesi, ceza infaz kurumlarının toplu yaşanan yerler olması ve bulaşıcı hastalıklar açısından risk oluşturması nedeniyle özel önlemlerin alınmasına ihtiyaç duyulduğu, bu kapsamda tutuklu ve hükümlülerin atölye, kurs, berber, terzi, açık ve kapalı saha kullanımı gibi toplu bulundukları ortamların kullanımının kısıtlandığı, kuruma gelen günlük gazetelerin olası bulaşı engellemek amacıyla ertesi gün koğuşlara dağıtılmasının sağlandığı, 2.23. Tutuklu ‘ın, Kurum kantininden iç çamaşırı aldığına dair kantin fişleri ve alışveriş yaptığına dair son 4 aylık alışveriş fişlerinin kurum kayıtlarında sabit olduğu, kantin fişlerinde
Kurumda bulunmayan istediği marka iç çamaşırı olmaması nedeniyle talebinin gerçekleştirilemediği, 2.24. Kaldı ki, günümüz itibarıyla terzi hizmetleri ve açık saha kullanımına başlandığı, atölye ve kapalı saha tadilatlarının bitiminde bu alanların da hizmete açılacağı
2.25. Bunun yanı sıra, Genel Müdürlüğümüzün 26.11.2021 tarihli ve E-57551099-207.01-6642/122695 sayılı “Bilim Kurulu Kararı Gereğince Tedbir Kararlarının Devamı” konulu yazısı gereğince; Hükümlü ve
Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik uyarınca yaptırılan açık ve kapalı görüşlerin belirlenen kurallar çerçevesinde 2021 yılı Aralık ayı içerisinde 2 yakını ve çocukları ile 1 kez açık görüş, 2 kez kapalı görüş şeklinde yaptırılması, açık görüş hakkını kullanmayan ya da kullanmak istemeyen hükümlü ve tutuklulara 3 kez kapalı görüş yaptırılması, bunun dışındaki diğer ziyaretlerin 1 Ocak 2022 tarihine kadar ertelenmesi, 1 Ocak 2022 tarihinde durumun tekrar değerlendirilmesi, zorunluluk arz eden durumlarda Cumhuriyet Başsavcılığının yazılı izni ile görüşlerin yaptırılmasının bildirildiği, buna göre işlem tesis edildiği, 2.26. Anılan Kurumda 61 adet çoklu koğuşun bulunduğu, hükümlü ve tutuklu sayısında olağan artış olması nedeniyle koğuşlara ek ranza yerleştirilerek koğuş mevcudunun zorunlu olarak arttırıldığı, adı geçenin
Kurumunuza başvuru yaptığı 19.08.2021 tarihindeki güncel koğuş mevcudunun 29 olduğu ve sigara içilmeyen koğuşta barındırıldığı, 2.27. Hükümlü ve tutukluların yatakhane bölümünün yedi odadan oluştuğu, ortak kullanılan havalandırma bahçesinin (12,50×5,20)= 65 m², alt kat ortak yaşam alanının 72,21 m², üst kat ortak yaşam alanının 28,70 m², merdivenin (1,21×6,11)= 7,39 m², iki adet tuvaletin her birinin (0,95×1,15)= 1,09 m², iki adet banyonun her birinin (0,95×0,85)= 0,80 m², lavabonun (2,10×2,60)= 5,46 m², mutfağın ise 3,46 m² olduğu, 2.28. Ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutukluların kurum uygulamalarına karşı öncelikle infaz hâkimliklerine şikâyet, infaz hâkimliği kararlarına karşı da ağır ceza mahkemelerine itiraz edebildikleri, kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararlara karşı ise, süresinde bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz imkânının bulunduğu, yargı bağımsızlığına sahip hâkim kararlarına karşı idarenin hiçbir şekilde telkin veya tavsiye suretiyle müdahale imkânı bulunmadığı,”
İfade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 3.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”, 3.2. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17. Maddesinde; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz.
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.
(…) meşru müdafaa hali, yakalama ve tutuklama kararlarının yerine getirilmesi, bir tutuklu veya hükümlünün kaçmasının önlenmesi, bir ayaklanma veya isyanın bastırılması (…) veya olağanüstü hallerde
yetkili merciin verdiği emirlerin uygulanması sırasında silah kullanılmasına kanunun cevaz verdiği zorunlu durumlarda meydana gelen öldürme fiilleri, birinci fıkra hükmü dışındadır.”,
3.3. Anayasanın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin 3. ve 4. fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”, 4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “İşkence yasağı” başlıklı 3. maddesinde; “Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz.”, 5. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 1 No’lu Ek Protokolün 1. maddesinde; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka harçların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.” kuralına yer verilmiştir.
6. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 7. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun; 7.1. “İnfazda temel amaç” başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasında; “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.”, 7.2. “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının ilgili
bentlerinde; “Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:
b) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin düzenli bir yaşam sürdürmeleri sağlanır. Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî ve manevî koşullar altında çektirilir. Hükümlülerin, Anayasada yer alan diğer hakları, infazın temel amaçları saklı kalmak üzere, bu Kanunda öngörülen kurallar uyarınca kısıtlanabilir c) Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır. Hükümlünün kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır.
f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.”;
7.3. “Sağlığın korunması kurallarına uyma” başlıklı 27. Maddesinde; “- (1) Hükümlü, sağlığının korunması ve salgın hastalıkların önlenmesi için gerekli ve alınmış tedbirlere uymak, kişi sağlığı için tehlike doğuran durumları gecikmeksizin kurum yönetimine bildirmek, kendi ve içinde yaşadığı ortamın temizliğine uygun davranışlar göstermek zorundadır. (2) Hükümlü, hem kendi, hem de diğer hükümlülerin sağlığını tehlikeye düşürebilecek eylemlerden kaçınmakla yükümlüdür.”, 7.4. “Oda ve eklentilerinde bulundurulabilecek kişisel eşyalar” başlıklı 35’inci maddesinin 1’inci fıkrasında “Kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin oda ve eklentilerinde bulundurabilecekleri veya bulunduramayacakları kişisel eşya, gıda, tıbbî malzeme ve diğer ihtiyaç maddeleri yönetmelikle düzenlenir.”, 7.5. “Arama” başlıklı 36’ncı maddesinde; “(1) Kurumlarda, odalar ve eklentilerinde, hükümlülerin üst ve eşyasında habersiz olarak her zaman arama yapılabilir. Her ay bir kez mutlaka arama yapılır.
(2) Aramalar, gerektiğinde dış güvenlik görevlileri veya kolluk kuvvetleriyle veya diğer kamu görevlilerince ortaklaşa gerçekleştirilebilir.
7.6. “Hükümlünün barındırılması ve yatırılması” başlıklı 63. Maddesinde; “ (1) Tehlikeli hâli bulunan hükümlü ancak bir veya üç kişilik odalarda, diğer hükümlüler ise kurumun fizikî yapısı, kapasite durumu ve güvenlik gerekleri göz önüne alınarak cezaevi yönetimi tarafından belirlenecek sayıda mahkûmun kalabileceği odalarda barındırılırlar.
(2) Her hükümlüye yöresel iklime uygun nitelikte tek tip yatak ve yeterli sayıda yatak takımı verilir.
(3) Kadınların erkeklerle, hükümlülerin tutuklularla, çocukların yetişkinlerle, örgüt veya çıkar amaçlı örgüt suçluları ile terör suçlularının Kanunda sayılan hâller dışında bir araya gelmelerine ve bağlantı kurmalarına izin verilmez.
(4) Oda ve kısımlarda iklim koşulları göz önüne alınarak yeterli yer, ışık, ısınma, havalandırma ve hijyen sağlanır.
7.7. “Hükümlünün beslenmesi” başlıklı 72. Maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; “- (1)
Hükümlüye Adalet ve Sağlık bakanlıklarınca birlikte belirlenecek kalori esasına göre, sağlıklı ve güçlü kalması için nitelik ve nicelik olarak besleyici, sağlık koşullarına uygun, makul çeşitlilikte, yaş, sağlık, çalıştığı işin özelliği, dinî ve kültürel gerekleri göz önünde tutularak besin verilir ve içme suyu sağlanır.
(2) Hükümlü, kendisine verilen günlük besin ve ihtiyaç maddeleri dışındaki ihtiyaçlarını kurum kantininden sağlayabilir. Kantini bulunmayan kurumlarda, bu maddeler, idarenin izin ve kontrolü altında dışardan sağlanabilir. ”, 7.8. “Hükümlünün muayene ve tedavisi” başlıklı 78. Maddesinin birinci fıkrasında; “ (1) Kurumun sağlık koşullarının düzenlenmesi, hükümlünün acil veya olağan muayene ve tedavisi kurumun hekimi tarafından yapılır. Genel veya hastalık nedeniyle yapılan tüm muayene ve tedavi sonuçları, sağlık izleme kartına işlenir ve dosyasında saklanır.”, 7.9. “Hastaneye sevk” başlıklı 80. Maddesinin birinci fıkrasında; “ (1) Hükümlünün sağlık nedeniyle hastaneye sevkine gerek duyulduğunda durum, kurum hekimi tarafından derhâl bir raporla ceza infaz kurumu yönetimine bildirilir.”,
7.10. “Beden eğitimi” başlıklı 87. maddesinde “(1) Hükümlünün toplumsal, ruhsal ve bedensel gelişmelerini sağlamak amacıyla fizik ve ruhsal sağlık durumlarının elverdiği ölçüde spor, beden eğitimi ve eğlendirici etkinliklere katılmasına müsaade olunur ve olanaklar ölçüsünde yer ve araç sağlanır.
(2) Açık havada çalışmayan veya kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlüye, hava koşulları elverdiği ölçüde, günde en az bir saat açık havada gezinmek olanağı verilir. Bu süre içerisinde bireysel spor da yapılabilir. Kurum dışındaki etkinliklere açık ceza infaz kurumları ile çocuk eğitimevlerinde bulunan hükümlüler katılabilirler.”, 8. 29/3/2020 tarih ve 31083 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi
İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin; 8.1. “Arama, güvenlik tatbikatı ve sayım” alt başlıklı 34 üncü maddesinin 1,4 ve 9’uncu fıkralarında; “(1) Kurumlarda, oda ve eklentilerinde, hükümlünün üst ve eşyasında habersiz olarak her zaman arama yapılabilir. Kurumun tamamında her ay bir kez mutlaka arama yapılır. Oda ve eklentilerinde yapılacak aramalarda bir hükümlü hazır bulundurulur.
(4) Aramalar, gerektiğinde dış güvenlik görevlileri veya kolluk kuvvetleriyle ya da diğer kamu görevlilerince ortaklaşa gerçekleştirilebilir.
(9) (Değişik:RG-12/11/2021-31657-CK-4773/14 md.) Arama ve sayımlar sırasında insan onuru ve haysiyetine saygı ile utanma duygusunun ihlal edilmemesi esastır. Bu kapsamda gerekli her türlü tedbir alınır.
8.2. “Hükümlünün beslenmesi” başlıklı 65. Maddesinde; “(1) Hükümlülerin beslenmesinde, 5275 sayılı
Kanunun 72 nci maddesinde belirtilen hükümler uygulanır.
(2) Hükümlülerin beslenmesine ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikte gösterilir.”, 8.3. “Hükümlülerin giydirilmesi, barındırılması ve yatırılması” başlıklı 66. Maddesinde;“(1)
Hükümlülerin giydirilmesi, barındırılması ve yatırılmasında 5275 sayılı Kanunun 63 ve 64 üncü maddeleri uygulanır.
(2) Hükümlüler idare tarafından hazırlanan ve koridordaki oda kapılarının yanına asılan resimli yatma planına uygun olarak yerleştirilir.”, 8.4. ‘Dışarıdan gönderilen hediyeleri kabul etme hakkı’ başlıklı 77 nci maddesinin birinci fıkrasında,”(1) Kapalı kurumlardaki hükümlü, mensup olduğu dinin bayram günlerinde, yılbaşında ve nüfus kaydında belirtilen doğum günlerinde dışardan gönderilen ve kurum güvenliği için tehlikeli olmayan
hediyeyi, aşağıda belirtilen esaslar dahilinde kabul etme hakkına sahiptir:
a)Hükümlü hediye olarak ancak kitap veya giyim eşyası kabul edebilir, b)Hediye, ziyaretçi tarafından verilebileceği gibi posta veya kargo yolu ile de gönderilebilir.”, 8.5. “Hükümlülerin temizliği” başlıklı 94. Maddesinde; “(1) Hükümlülerin kişisel bakım ve temizliklerinin sağlanmasına yönelik tedbirler kurum idaresince alınır.
(2) Hükümlülerin barındırıldıkları odalarda gerekli sağlık ve hijyen kurallarına uymaları özendirilir.
(3) Hükümlülerin, kurum olanakları ölçüsünde kısa aralıklarla yıkanmaları sağlanır.
(4) Hükümlülerin, toplum içinde alışılmışın dışında saç, bıyık ve sakal uzatmalarına izin verilmez.
(5) Hükümlülerin kişisel bakım ve temizliklerinin sağlanmasına ilişkin esas ve usuller kurum iç yönergesinde düzenlenir.”, 8.6. “Bulaşıcı hastalıklardan korunma” başlıklı 96’ncı maddesinin birinci fıkrasında; “(1) Kurumda, 24/4/1930 tarihli ve 1593 sayılı Umumî Hıfzıssıhha Kanununun 57 nci maddesinde ve 30/5/2007 tarihli ve
26537 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Bulaşıcı Hastalıklar Sürveyans ve Kontrol Esasları
Yönetmeliğinde yer alan hastalık veya durumlardan birisinin çıkması veya çıkma şüphesinin ya da bu türden bir hastalık sebebiyle ölümün meydana geldiği hâllerde durum cezaevi tabibince kurumun en üst amirine bildirilir. Bu bildirimin alınması üzerine kurum en üst amiri durumu gecikmeksizin ilgili mercilere bildirir.”, 8.7. “Eşyanın postadan alınması” başlıklı 107 nci maddesinde; “ (1) Hükümlülerin adlarına posta veya kargo ile gönderilen havale ve eşya, kurum mutemedi tarafından en geç yedi gün içinde postadan alınır.
Gönderi, içeriği itibarıyla kuruma sokulması ve bulundurulması mevzuat hükümlerince sakıncalı olmaması hâlinde hükümlüye teslim edilir.
(2) Sakıncalı olduğu belirlenen gönderiler hakkında, posta veya kargodan alındığı tarihten itibaren on beş gün içerisinde hükümlüye yazılı bilgi verilir. Hükümlü, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren on beş gün içerisinde infaz hâkimliğine itiraz hakkını kullanmadığı takdirde, gönderi, göndericiye veya hükümlünün göstereceği kişiye iade edilir. Hükümlünün isteği hâlinde ilk ziyaret günü yakınlarına verilmek üzere kurum emanet deposunda saklanabilir. Ancak eşyanın bozulabilir olması veya maddi değerinde azalma olasılığının bulunması hâlinde, gönderi gönderene iade edilir.”, 9. Ceza İnfaz Kurumlarında Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında Yönetmelik’in; 9.1. “Yeme ve içmede kullanılan araç ve gereçler” 6’ncı maddesinde; “Koğuş, oda ve eklentilerinde, her hükümlü için kantinden temin edilmek şartıyla bir adet uç kısmı sivri olmayan on santimetre uzunluğunda bıçak, plastik veya yumuşak metalden imal edilmiş çatal, yemek ve çay kaşığı, 0.50 mm.
kalınlığında iki adet metal yemek tabağı ve ikişer adet cam su bardağı ile çay bardağı ve tabağı bulundurulabilir.”, 9.2. “Koğuş, Oda ve Eklentilerinde Bulundurulabilecek Kişisel Eşya, Gıda, Tıbbi Malzeme ve Diğer
İhtiyaç Maddeleri” başlıklı İkinci Bölümün 7 nci maddesinde; “Hükümlülerin koğuş, oda ve eklentilerinde birer adet palto, manto ve mont, iki adet ceket veya ceket yerine kullanılabilen hırka, dört adet pantolon ve/veya etek, bayan için iki adet elbise, bir takım eşofman, dört adet gömlek, iki adet kazak, iki takım pijama, bir spor ayakkabısı, bir kışlık ayakkabı, bir iskarpin, üç adet tişört, iki adet kravat, bir adet kemer, gerektiği kadar iç çamaşırı, çorap, bir terlik, havlu ve bir bornoz ile kaşkol, 25.11.1925 tarihli ve
671 sayılı Şapka İktisâsı Hakkında Kanuna aykırı olmayan bir adet şapka bulundurulmasına izin verilir.
Hükümlüler; ceza infaz kurumu dışından getirilmesine izin verilen giyim eşyalarından eskiyenlerini, yenileriyle değiştirebilir.”, 9.3. “Temizlik” kenar başlıklı 13 üncü maddesinde; ”hükümlüler, koğuş, oda veya eklentilerinde, kantinden temin edilmek koşuluyla kişisel ve çevresel temizliklerini temin için tarak, saç fırçası, sabun,
kese, diş macunu, diş fırçası, tıraş sabunu, şampuan, parfüm, krem, saç boyası, çakısı bulunmayan tırnak makası, plastik saplı tıraş bıçağı, beş adet plastik elbise askısı, çamaşır mandalı ve gündelik hayatta kullanılan plastik eşyalar ile idarece uygun görülen uzunlukta çamaşır ipi bulundurabilir.
Merkezi sıcak su sistemi kurulmamış ceza infaz kurumlarında, koğuş veya odaların mevcuduna göre, hükümlülerin banyo ve diğer temizlik ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla, idare; koğuş veya odaların dışında yeteri kadar tüp gaz bulundurur.”, 9.4. ” Bulundurulabilecek hayvanlar ile diğer eşyalar ” kenar başlıklı 15’inci maddesinin dördüncü ve onuncu fıkralarında; “Hükümlüler, kendilerine idare tarafından verilen nevresim takımı ve battaniye dışında, kantinden temin edilmek şartıyla bir adet nevresim takımı ve iklim koşulları değerlendirilerek idarenin uygun göreceği sayıda battaniye bulundurabilir.
Ceza infaz kurumu işyurdu yönetim kurulunca kantinde satışına karar verilen, bu Yönetmelikte sayılmayan ve kurum güvenliğini tehlikeye düşürmeyen eşyaların stok oluşturmayacak şekilde koğuş, oda ve eklentilerde bulundurulmasına izin verilebilir.”, 10. Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İşyurtları Kurumu Konsinye Satış İşlemlerine Dair
Yönetmelik “Temel ilkeler ve uygulama esasları” başlıklı 4’üncü maddesinin 21 ve 22’inci fıkralarında; “(21) Konsinyatör firma ve kantinde görevli personel, satış istatistiklerini dikkate alarak yeterli miktarda ürünün kantinde bulunmasını sağlarlar. Her ay satış miktarları dikkate alınarak gerekli ürün teslim programları hazırlanır. Kurum ve konsinyatör firma, belirli aralıklarla ürün teslimi ve uygulamada karşılaşılan sorunlara yönelik toplantılar yapabilir. Stok ve dağıtım faaliyetlerinin etkin bir şekilde yürütülebilmesi için depo, lojistik ve konsolidasyon ile dağıtım merkezleri oluşturulabilir. Bu depo ve merkezlerin oluşturulması ve işletilmesine yönelik usul ve esaslar Kurul kararıyla belirlenir.
(22) Konsinyatör firmanın sözleşmesi kapsamında yer alan kantinler için tek fiyat uygulaması yapılır.
Ancak belirli kantin ya da kantinlerde indirimli satış uygulaması yapılabilir. Bu durumda konsinye satış geliri sabit tutar olarak alınıyorsa bu tutar indirimden etkilenmez. Meyve ve sebzeler için haftalık satış fiyatları belirlenebilir. Bu belirleme, toptancı hal fiyatları üzerinden indirim oranları şeklinde olabilir.
Fiyatların belirlenmesinde 7/7/2012 tarihli ve 28346 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sebze ve Meyve
Ticareti veToptancı Halleri Hakkında Yönetmelikte yer alan sistem internet sayfası ile toptancı hallerinin resmî internet sayfasındaki fiyatlardan yararlanılabilir. Fiyatların belirlenmesinde yararlanılan verilerin belgeleri veya çıktıları muhafaza edilir.
11. Bulaşıcı Hastalıklar Sürveyans Ve Kontrol Esasları Yönetmeliğinin; 11.1. “Bildirim sistemi kapsamındaki hastalıklar” başlıklı 18’inci maddesinde; “(1) Bildirim sistemi kapsamında yer alan hastalıkların listesi bu Yönetmeliğin ekinde yer alan (EK-I)’de, seçim ölçütleri (EKII)’de, vaka tanımları ise (EK-III)’te belirtilmiştir.”, 12. Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmeliğin; 12.1. “Temel ilkeler” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasının ‘c)’ ve ‘d)’ bentlerinde; “c) Görüşler kapalı ve açık olmak üzere iki biçimde yaptırılır.
d) (Değişik:RG-13/9/2017-30179) Kurum idaresinin uygun göreceği bir hafta açık görüş, ayın diğer haftaları kapalı görüş olmak üzere, hükümlü ve tutuklular bu Yönetmelikte belirtilen yakınları ile haftada bir kez olacak şekilde görüşme yapabilir.” 12.2. “Ziyaret gün ve saatleri” başlıklı 10’uncu maddesinde; “Ziyaret günleri ve saatleri ile bir hükümlü ve tutuklunun görüşebileceği ziyaretçi sayısı, kurumun fiziki yapısı ve kapasitesi dikkate alınarak, kurumca belirlenir.
(Değişik fıkra:RG-14/9/2021-31598) Görüş süresi, yarım saatten az, bir buçuk saatten fazla olacak şekilde belirlenemez. Görüş süresi, görüşmenin fiilen başladığı andan itibaren işletilir. Çocuk hükümlü ve tutuklular için ziyaret süresi bir saatten az, üç saatten fazla olmamak üzere belirlenir.”, Hükümleri yer almaktadır.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
13. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilemediğinden, başvurunun reddi yönünde hazırlanan “Ret Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden 14. Başvurucu 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; koğuşların çok kalabalık olduğunu, sık ve baskın şeklinde koğuş aramaları yapıldığını, battaniye, bıçak gibi eşyaların toplandığını, kantin malzemelerinin kalitesiz ve yetersiz olduğunu, soğuk yemekleri ve kentinde satılan ürünleri ısıtmak için kullandıkları küçük tencerelerin alındığını, mevsimlik yatağı bırakın sağlığa uygun yatak verilmediğini, berber ve terzinin olmadığını, pandemi gerekçesiyle bu hizmetlerin durdurulduğunu, ancak pandemi sürecinde 30 kişiyle aramaların haftada bire düşürüldüğünü ve maskesiz yapıldığını, kargoların geç dağıtıldığını, tuvalet kağıdını kendi parasıyla almasına rağmen kısıtlandığını, müdür görüşlerinin sorun çözme yetkisi olmayan memurlara verildiğini, revir taleplerinin karşılanmadığını, açık saha ve kapalı spor salonunun kapatıldığını, açık görüşlerin kaldırıldığını, kapalı görüşlerin azaltıldığını, dış kantinden iç çamaşırı almalarının yasaklandığını ve aileleri tarafından gönderilen iç çamaşırlarının verilmediğini, denetçi görevlendirilerek sorunun yerinde incelenmesi gerektiğini iddia ederek sorununun çözümünü talep etmektedir.
15. Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazıyla ulaşılmak istenen temel amaç, Kanunun 3. maddesinde, “…öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak…” olarak ifade edilmiştir. Bu düzenleme doğrultusunda Kanun koyucu, bir taraftan suçun karşılığı olan cezanın uygulanmasıyla benzer fiilleri engellemeyi hedeflemekte; diğer taraftan ise, hükümlüyü topluma kazandırarak sosyal barışı tesis etmeye çabalamaktadır. Dolayısıyla hapis cezasının infazının amacı, sadece belli bir yerde çekilmesi gereken cezanın sürekliliği için hükümlünün infaz kurumunda muhafaza edilmesi değildir. Hükümlü, cezanın infazından sonra yeniden topluma döneceğinden, infaz sırasında hükümlünün yeniden toplumun bir üyesi olmasını sağlamak ve suç
işlenmesini önlemek amacıyla iyileştirilmesi gerekliliği ön plana çıkmıştır. Bu bakımdan, hükümlülerin maddi ve manevi yönden sağlıklı olmaları infaz rejiminin ıslah edici rolünün bir parçasıdır.
16. Benzer konuda Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesinde; 16.1. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme’nin 3. maddesi ile ilgili içtihatlarında kötü muamele yasağının demokratik toplumların en temel değeri olduğunu vurgulamıştır. Terörizmle ya da organize suçla mücadele gibi en zor şartlarda dahi Sözleşme’nin mağdurların davranışlarından bağımsız olarak işkence, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlerden men ettiği belirtilmiştir. Kötü muamele yasağının Sözleşme’nin 15. maddesinde belirtilen toplum hayatını tehdit eden kamusal tehlike hâlinde dahi hiçbir istisnaya yer vermediği içtihatlarda hatırlatılmıştır (Selmouni/Fransa [BD], B. No: 25803/94, 28/7/1999, § 95; Labita/İtalya [BD], B. No: 26772/95, 6/4/2000, § 119).
16.2. AİHM, mahpusların Sözleşme’de yer alan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olarak sahip olduğunu pek çok kararında yinelemiştir (Hirst/Birleşik Krallık (No. 2) [BD], B. No: 74025/01, 6/10/2005, § 69). Bununla birlikte ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi kurumda güvenliğin sağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda sahip olunan haklar sınırlanabilir (Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 5947/72…, 25/3/1983, §§ 99-105).
16.3. AİHM, Sözleşme’nin 3. maddesi çerçevesinde ceza infaz kurumunda tutulma koşullarını değerlendirirken başvurucular tarafından yapılan somut olaylara ilişkin iddialarla birlikte koşulların bir bütün olarak gözetilmesi gerektiğini belirtmiştir (Dougoz/Yunanistan, B. No: 40907/98, 6/3/2001, § 46).
Bu kapsamda önlemlerin şiddeti, süresi, amacı ve ilgili üzerindeki etkileri birlikte değerlendirilmelidir (Van der Ven/Hollanda, B. No: 50901/99, 4/2/2003, § 51).
16.4. AİHM’e göre infazın yöntemi ve infaz sürecindeki davranışların mahpusları özgürlükten mahrum kalmanın doğal sonucu olan kaçınılmaz elem seviyesinden daha fazla sıkıntılı veya eziyetli bir duruma sokmaması gerekir. Ceza infaz kurumunda tutulmanın pratik gerekleri çerçevesinde mahpusların sağlık ve esenlikleri gibi hususların yeterli bir şekilde güvence altına alınması ve mahpuslara gerekli tıbbi yardım
sağlanması da insan onuruna yakışır şartların sağlanması için gereklidir (Piechowicz/Polonya, B. No:
20071/07, 17/4/2012, § 162).
16.5. Öte yandan bir muamele veya cezanın kötü muamele olduğunu söyleyebilmek için eylemin minimum ağırlık eşiğini aşması beklenir (Raninen/Finlandiya, B. No: 20972/92, 16/12/1997, § 55; Erdoğan
Yağız/Türkiye, B. No: 27473/02, 6/3/2007, §§ 35-37; Gäfgen/Almanya [BD], B. No: 22978/05, 1/6/2010, §§ 88-90; Costello-Roberts/Birleşik Krallık, B. No: 13134/87, 25/3/1993, § 30).
16.6. AİHM, başvuruya konu olaylarda başvurucuların aşağılanmasını ve alçaltılmasını amaçlayan bir muameleye dair herhangi belirtinin olmadığı hâllerde de muamelenin amacının mağdurları küçük düşürmek ya da alçaltmak olup olmadığı sorunu değerlendirmeye alınacak bir faktör olmasına rağmen böyle bir amacın yokluğunun Sözleşme’nin 3. maddesinin ihlaline engel olmayacağını belirtmektedir. AİHM; başvurucunun çok uzun bir süre katlanmak zorunda kaldığı tutukluluk koşullarının -somut olayın kendine özgü koşullarını dikkate alarak- ciddi ruhsal hastalık ve acıya neden olabileceğini, insanlık onurunu zedeleyebileceğini, aşağılanma ve alçaltılmaya neden olan böylesi duyguları ortaya çıkarabileceğini dikkate aldığını belirtmektedir (Kalashnikov/Rusya, B. No: 47095/99, 15/7/2002, § 101).
16.7. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi (Bakanlar Komitesi) tarafından 11/1/2006 tarihinde 952.
Delegeler Komitesi toplantısı sırasında kabul edilen Üye Devletlere Avrupa Cezaevleri Kuralları
Hakkında REC (2006) 2 numaralı Tavsiye Kararı’nın ekinde yer alan Avrupa
Cezaevi Kuralları’nın (Kurallar) 17. ve 18. maddeleri hükümlüler ve tutukluların yerleştirme ve
barındırmalarına ilişkin kriterleri düzenlemektedir. Bu kuralların ilgili bölümleri şöyledir:
” Yerleştirme ve Barındırma
…
18.1 Mahpuslara sağlanan barınma yerleri ve özellikle yatakhane bölümleri, insan onuruna ve mümkün
olabildiğince özel yaşama saygı gösterecek biçimde olmalı, iklim koşulları ve özellikle zemin alanı, havanın metreküp miktarı, aydınlatma, ısıtma ve havalandırma dikkate alınarak, sağlık ve temizlik gereklerini karşılamalıdır.
18.2 Mahpusların yaşadığı, çalıştığı veya bir araya geldiği tüm binalarda:
a. Pencereler mahpusların normal koşullarda gün ışığında okumalarını veya çalışmalarını mümkün kılmaya yeterli büyüklükte olmalı ve klima sistemiyle yeterli ölçüde bir havalandırmanın yapıldığı yerler hariç temiz havanın içeriye girmesi sağlanmalıdır.
…” 27. Kurallar’ın hijyen ile giyim ve yatak malzemelerine ilişkin kriterleri düzenleyen 19. ve 21.
maddelerinin ilgili bölümleri şöyledir:
“…
19. 4 Genel hijyenin sağlanması için her mahpusun, iklime uygun sıcaklıkta ve mümkünse her gün, değilse haftada en az iki kez (ve gerekiyorsa daha sık olarak) banyo ve duş yapabilmesi için uygun tesisler sağlanmalıdır.
19. 5 Mahpuslar kendilerini, giysilerini ve kaldıkları yerleri temiz ve düzenli tutmalıdırlar.
…
21. Her mahpusa, düzenli biçimde muhafaza edilen ayrı bir yatak ile temiz tutulmasının sağlanması için gerekli sıklıkta değiştirilen ayrı ve uygun bir yatak takımı sağlanmalıdır.” 16.8. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin bu hakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen şekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarını gerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı gösterme yükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 81).
16.9. Diğer taraftan Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası ve Sözleşme’nin 3. maddesi herhangi bir sınırlama öngörmemekte ve işkence, insanlık dışı ve onur kırıcı muamele ve cezaların yasaklanmasının mutlak mahiyetini belirtmektedir. Kötü muamele yasağının mutlak mahiyeti
Anayasa’nın 15. maddesi kapsamında belirtilen savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike hâlinde dahi istisna öngörmemiştir. Aynı şekilde Sözleşme’nin 15. maddesi de benzer bir
düzenleme ile kötü muamele yasağına ilişkin herhangi bir istisna öngörmemiştir (Turan Günana, B. No:
2013/3550, 19/11/2014, § 33).
16.10. Tutulma koşulları, tutulanlara yapılan bazı uygulamalar, ayrımcı davranışlar, devlet görevlileri tarafından sarf edilen hakaretamiz ifadeler, kişiye normal olmayan bazı şeyleri yedirme, içirme gibi muameleler kötü muamele olarak ortaya çıkabilir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 90). Mahpuslar,
Anayasa’nın 19. maddesi kapsamında hukuka uygun olarak kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkından mahrum bırakılabilirken (İbrahim Uysal, B. No: 2014/1711, 23/7/2014, §§ 29-33) genel olarak Anayasa ve Sözleşme’nin ortak alanı kapsamında kalan diğer temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Bununla birlikte ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi ceza infaz kurumunda güvenliğin sağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda sahip olunan haklar sınırlanabilir (Turan Günana,§ 35).
16.11. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasındaki “Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.” şeklindeki kural mahpuslara yönelik uygulamalar için de geçerlidir. Bu husus, 5275 sayılı Kanun’un “İnfazda temel ilke” kenar başlıklı 2. maddesinin (2) numaralı fıkrasında “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz” ve yine aynı Kanun’un 6.
maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde “Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî ve manevî koşullar altında çektirilir.” şeklindeki düzenlemelerle açıkça vurgulanmıştır. Dolayısıyla verilen bir mahkûmiyet veya tutuklama kararının infazında mahpuslar için sağlanacak şartlar insan onuruna saygıyı koruyacak nitelikte olmalıdır (Turan Günana,§ 36).
16.12. Ceza infaz kurumlarında kötü muamele olarak kabul edilecek hususlar farklı şekillerde tezahür edebilir. Bunlar ceza infaz kurumu idaresi ve görevlilerinin kasıtlı davranışlarından kaynaklanabileceği gibi yönetim hataları veya yetersiz kaynaklar sebebiyle de ortaya çıkabilir. Bu nedenle mahpuslar için bir cezaevindeki yaşam tüm yönleriyle değerlendirilmelidir. Ceza infaz kurumlarındaki yaşam, bunlara sağlanan aktivitelerin genişliğinden, mahpuslar ve ceza infaz görevlileri arasındaki ilişkilerin genel durumuna kadar geniş bir alanda değerlendirilmelidir(Turan Günana, § 37). Anayasa’nın 17. maddesi, ceza infaz kurumunda tutulan bir mahpusun içinde bulunduğu şartların insan onuruna yakışır bir şekilde olmasını da koruma altına almaktadır. İnfazın yöntemi ve infaz sürecindeki davranışların mahpusları özgürlükten mahrum kalmanın doğal sonucu olan kaçınılmaz elem seviyesinden daha fazla sıkıntılı veya eziyetli bir duruma sokmaması gerekir (Turan Günana, § 39).
16.13. Öncelikle başvurucunun kişisel temizliğini sağlayabilmesi için gereken sıcak suyun yeterince verilmemesi ile havalandırmanın yetersiz olması iddialarının Ceza İnfaz Kurumunun ilgili yazısı ile doğrulanmadığı anlaşılmıştır. Başvurucunun tutulduğu odadaki mahpusların müşterek olarak bir tuvalet ve banyoyu kullanmasının ise kullanımın gün içinde süre kısıtlamasına tabi tutulmamış olması, birden fazla lavabonun olması, bu bölümlerin temizliğinde sorunlar yaşandığının belirtilmemesi ile özellikle başvurucu, söz konusu tuvalet ve banyonun odadan ayrı bir bölüme sahip olmadığını, görünür olması sebebiyle odada kişilerin önünde tuvaleti kullanmak veya banyo yapmak zorunda kaldığını ileri sürmemiştir. Böyle bir durumun da tespit edilmemiş olması dikkate alındığında kötü muamele yasağı bakımından gerçek bir sorun teşkil etmediği ortadadır. Anayasa Mahkemesi, başvuruda söz konusu tuvalet ve banyonun mahremiyeti bulunmayan pis ve bakımsız bir yer olduğunun ileri sürülmediğini özellikle dikkate almaktadır. Öte yandan her mahpusun kendisinin ve içinde yaşadığı ortamın temizliğine uygun davranışlar göstermek zorunda olduğu da hatırdan çıkarılmamalıdır.
16.14. Başvurucu, diğer mahpuslarla ortak olarak kullandığı açık havalandırma alanının yetersiz olduğuna ilişkin iddiasını ise odadaki kişi sayısını gerekçe göstererek ve metrekareye düşen insan sayısı hesabıyla ileri sürmüştür. Söz konusu toplam 33,75 m²lik alanın havanın aydınlanmasından kararmasına kadar bir süre sınırlaması olmaksızın kullanılmasına izin verildiği dikkate alındığında tüm mahpusların bu alandan aynı anda faydalanmak zorunda kalması sonucu başvurucunun şikâyetinde ileri sürdüğü gibi bir sıkışıklığın söz konusu olmayacağı değerlendirilmiştir. Tüm mahpusların bunu isteyip istemeyecekleri bir yana istedikleri takdirde alanı aynı anda kullanmalarının mümkün kılınmasının
gerektiği de söylenemez. Alanın birden fazla mahpusun açık hava imkânından birlikte istifade edebileceği büyüklükte olması ve mahpusların bu imkândan diğer mahpuslarla birlikte faydalanabilmelerine gündüz saatlerinde bir süre sınırlaması da olmaksızın izin verilmesi bu konudaki değerlendirme bakımdan yeterli görülmüştür.
16.15. Sonuç olarak ceza infaz kurumlarında kötü muamele kabul edilecek hususlar farklı şekillerde tezahür edebilir. Ceza infaz kurumu koşulları bu bağlamda olayın kendine özgü koşullarına göre söz konusu yasak kapsamında değerlendirilebilir. Bununla birlikte tutulmaya ilişkin koşulların söz konusu uygulamanın niteliğinden kaynaklanan ve özgürlükten mahrum kalmanın doğal sonucu olan kaçınılmaz elem seviyesinin ötesinde asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olması gerekmektedir. Somut olaydaki tutulma koşulları ayrı ayrı ve başvurucu üzerindeki toplu etkileri hesaba katılarak değerlendirildiğinde söz konusu asgari eşik derecesinin aşılmadığı sonucuna varılmıştır.” Şeklinde değerlendirmelerde bulunmaktadır. (Mehmet Hanifi Baki, B. No: 2017/36197, 27/6/2018, § …)
17. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 3’üncü maddesi, Anayasamızın 17’nci maddesi ve 5275 sayılı
Ceza ve Güvenlik tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 6’ncı maddesinde kötü muamele yasaklanmıştır.
Yukarıdaki Anayasa Mahkemesi kararında ayrıntıları belirlendiği üzere ceza infaz kurumunda bulunan tutuklu ve hükümlülere yönelik hangi uygulamaların kötü muamele olarak değerlendirilebileceği belirlenmiştir. Buna göre, ceza infaz kurumunda bulunmanın doğal sonucu olan kısıtlamalar ile ceza infaz kurumunun düzen ve disiplini için zorunlu olan uygulamaların ihlal oluşturmayacağı, diğer uygulamaların ise ihlal oluşturabilmesi için asgari eşik derecesinin aşılması gerektiği anlaşılmaktadır. Asgari eşik derecesinin aşılıp aşılmadığının ise her somut olaya göre değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Bu durumda başvuranın şikayetine konu ceza infaz kurumu uygulamalarının ayrı ayrı ele alınması gerekmektedir.
18. Başvuranın koğuşların çok kalabalık olduğu iddiaları yönünden; 18.1. Başvuran tarafından, koğuşların çok kalabalık olduğu ileri sürülmektedir. İdare cevabında; hükümlü ve tutuklu sayısında olağan artış olması nedeniyle koğuşlara ek ranza yerleştirilerek koğuş mevcudunun zorunlu olarak arttırıldığı, başvuranın başvuru yaptığı 19.08.2021 tarihindeki güncel koğuş mevcudunun
29 olduğu, yatakhane bölümünün yedi odadan oluştuğu, ortak kullanılan havalandırma bahçesinin
(12,50×5,20)= 65 m², alt kat ortak yaşam alanının 72,21 m², üst kat ortak yaşam alanının 28,70 m², merdivenin (1,21×6,11)= 7,39 m², iki adet tuvaletin her birinin (0,95×1,15)= 1,09 m², iki adet banyonun her birinin (0,95×0,85)= 0,80 m², lavabonun (2,10×2,60)= 5,46 m², mutfağın ise 3,46 m² olduğu ifade edilmektedir. Ceza infaz kurumu ile yapılan şifahi görüşmede başvuranın tekli koğuşta karantinada olduğu, normalde kaldığı koğuşun kapasitesinin 40 kişi olduğu ve mevcutta 15 hükümlü barındırıldığı bildirilmiştir.
Başvuranın şikayetinin idare tarafından yerine getirilerek koğuştaki kalabalığın azaltıldığı anlaşıldığından, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu
Kanununun Uygulanmasına ilişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Şikâyete konu talebin idarece yerine getirilmesi” başlıklı 27 nci maddesi ve “Dostane çözüm kararı” başlıklı 33/A maddesi uyarınca dostane çözüm kararı verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
19. Başvuranın sık ve baskın şeklinde koğuş aramaları yapıldığı, pandemi sürecinde 30 kişiyle aramaların haftada bire düşürüldüğü ve maskesiz yapıldığı iddiaları yönünden; 19.1. Başvuran tarafından, sık ve baskın aramalar yapıldığı, 30 kişiyle ve maskesiz aramalar yapıldığı iddia edilmektedir. İdare tarafından, Ceza infaz kurumlarında arama işlemlerinin 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik
Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 36 ncı maddesi uyarınca yapıldığı, hükümlü/tutukluların yapılan üst aramalarının Covid-19 tedbirleri kapsamında sosyal mesafeyi koruma ve fiziki temastan kaçınmak
amacıyla hijyen şartlarına özen gösterilerek yapıldığı, görevli personelin siperlik, eldiven ve maske gibi koruyucu kıyafetleri giyerek söz konusu arama işlemini gerçekleştirdiği, anılan Kurum tarafından yapılan aramalara ilişkin arama tutanaklarının ekte gönderildiği ifade edilmiştir.
19.2. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 36’ncı maddesinin birinci fıkrası ile Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında
Yönetmeliğinin 34’üncü maddesi uyarınca oda ve eklentilerinde, hükümlünün üst ve eşyasında habersiz olarak her zaman arama yapılabileceği düzenlenmiştir. Başvuran tarafından aramaların kalabalık olarak yapıldığı ve maske takılmadığı iddia edilmiş ise de, adı geçen Kanunun 36’ncı maddesinin ikinci fıkrası ile adı geçen yönetmeliğin 34’üncü maddesinin 4’üncü fıkrasında “gerektiğinde dış güvenlik görevlileri veya kolluk kuvvetleriyle ya da diğer kamu görevlilerince ortaklaşa gerçekleştirilebileceği” ifade edilmiş olup idare tarafından “görevli personelin siperlik, eldiven ve maske gibi koruyucu kıyafetleri giyerek söz konusu arama işlemini gerçekleştirdiği,” ifade edilmiştir. İdarenin gönderdiği arama tutanakları incelendiğinde, aramalara başlamadan önce pandemi tedbirlerinin alındığı, aramaların iki sefer 30 kişi ile yapıldığı, diğer aramaların daha az görevliyle yapıldığı görülmüştür. Bu durumda haftada bir arama yapılması işleminin hukuka uygun olduğu, aramaların kalabalık yapıldığı ve maske takılmadığı iddiaları hakkında ise idarenin ifadesinin aksi tespit edilemediğinden şikayetin reddine karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
20. Başvuranın battaniye, bıçak gibi eşyaların toplandığı, ısıtmak için kullandıkları küçük tencerelerin alındığı, mevsimlik yatağı bırakın sağlığa uygun yatak verilmediği, tuvalet kağıdını kendi parasıyla almasına rağmen kısıtlandığı, dış kantinden iç çamaşırı almalarının yasaklandığını ve aileleri tarafından gönderilen iç çamaşırlarının verilmediği ve kargoların geç dağıtıldığı iddiaları yönünden; 20.1. Başvuran tarafından, battaniye, bıçak gibi eşyaların toplandığı, ısıtmak için kullandıkları küçük tencerelerin alındığı, mevsimlik yatağı bırakın sağlığa uygun yatak verilmediği, tuvalet kağıdını kendi parasıyla almasına rağmen kısıtlandığı, dış kantinden iç çamaşırı almalarının yasaklandığı ve aileleri tarafından gönderilen iç çamaşırlarının verilmediği iddia edilmiştir. İdare tarafından; Kuruma kabulû yapılan hükümlü ve tutuklulara Kurum tarafından battaniye, nevresim takımı, yastık, çarşaf ve bir adet yatak verildiği, nevresim takımının yıpranması ve ihtiyacı karşılayamaması durumunda dilekçe ile talep etmesi üzerine yenisiyle değiştirilebileceği, kurum çamaşırhanesinde nevresimlerin yıkanması işleminin ücret karşılığında yapıldığı, oda, koğuş ve eklentilerinde bulundurulabilecek bıçak sayısının Kurum İdare ve Gözlem Kurulu tarafından değerlendirildiği ve 02.08.2021 tarihli ve sayılı karar ile çoklu koğuşlarda 5 (beş) adet meyve bıçağının koğuşlara verilmeye başlandığı, bu kapsamda konuya ilişkin olarak herhangi bir mağduriyetin idareye yansımadığı, Kurumda barındırılan hükümlü ve tutukluların kullanmış olduğu yatakların belirli aralıklar içerisinde yenileriyle değiştirildiği, ceza infaz kurumuna ücreti kendi hesabından karşılanmak üzere Kurum dışından yatak alımı yapılmadığı, mevcut yatakların kurum ihtiyacını karşıladığı, tuvalet kağıdı vb. ürünlerin kısıtlandığı iddia edilmiş ise de, adı geçenin barındırıldığı koğuş olan koğuşunun kantin gününün her hafta salı günü olduğu, talep etmesi halinde ürünlerin kısıtlanmaksızın verildiği, başvuranın Kurum kantininden iç çamaşırı aldığına dair kantin fişleri ve alışveriş yaptığına dair son 4 aylık alışveriş fişlerinin kurum kayıtlarında sabit olduğu, kantin fişlerinde Kurumda bulunmayan istediği marka iç çamaşırı olmaması nedeniyle talebinin gerçekleştirilemediği, Covid-19 salgın hastalığı nedeniyle bahse konu Kurumda barındırılan hükümlü ve tutuklular adına dışarıdan posta veya kargo ile gelen eşyanın belirli bir süre bekletildikten sonra ilgilisine teslim edildiği, söz konusu başvuruda
iddia edildiği gibi hükümlü ve tutuklular adına gelen posta ve kargonun ilgilisine teslim edilmemesi gibi bir durumun söz konusu olmadığı ifade edilmiştir.
20.2. Ceza İnfaz Kurumlarında Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında Yönetmelik’in 6’ncı maddesinde; bir adet uç kısmı sivri olmayan on santimetre uzunluğunda bıçak, plastik veya yumuşak metalden imal edilmiş çatal, yemek ve çay kaşığı, 0.50 mm. kalınlığında iki adet metal yemek tabağı ve ikişer adet cam su bardağı ile çay bardağı ve tabağı bulundurulabileceği ifade edilmiştir. Aynı yönetmeliğin 7’nci maddesinde, “Hükümlülerin koğuş, oda ve eklentilerinde……..gerektiği kadar iç çamaşırı,” bulundurabileceği ifade edilmiştir. Adı geçen yönetmeliğin 13’üncü maddesinde ise hükümlülerin, kantinden temin etmek şartıyla, kişisel temizliğinde kullanmak üzere bulundurabileceği eşyalar belirlenmiştir.
20.3. Ceza İnfaz Kurumlarında Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında Yönetmelik’in 15’inci maddesinin dördüncü fıkrasında; “Hükümlüler, kendilerine idare tarafından verilen nevresim takımı ve battaniye dışında, kantinden temin edilmek şartıyla bir adet nevresim takımı ve iklim koşulları değerlendirilerek idarenin uygun göreceği sayıda battaniye bulundurabilir.” Hükmü yer almaktadır. Aynı
Yönetmeliğin 15’inci maddesinin onuncu fıkrasında “Ceza infaz kurumu işyurdu yönetim kurulunca kantinde satışına karar verilen, bu Yönetmelikte sayılmayan ve kurum güvenliğini tehlikeye düşürmeyen eşyaların stok oluşturmayacak şekilde koğuş, oda ve eklentilerde bulundurulmasına izin verilebilir.”
Hükmü yer almaktadır.
20.4. Başvuranın bulunduğu ceza infaz kurumu ile yapılan şifahi görüşme sonucunda; söz konusu tencerelerin amaç dışı kullanımlarının tespit edilmesi, metal olması ve güvenlik yönünden risk oluşturması nedeniyle toplatıldığı, kantinden alınan soğuk gıdaların ise koğuş içerisinde bulunan iki adet semaverden biriyle ısıtılabildiği ifade edilmiştir. Başvuranın talep ettiği metal tencerenin Ceza İnfaz Kurumlarında
Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında Yönetmelikte bulundurulabilecek eşyalar arasında sayılmadığı, adı geçen yönetmeliğin 15’inci maddesinin onuncu fıkrasındaki “Ceza infaz kurumu işyurdu yönetim kurulunca kantinde satışına karar verilen, bu Yönetmelikte sayılmayan ve kurum güvenliğini tehlikeye düşürmeyen eşyaların stok oluşturmayacak şekilde koğuş, oda ve eklentilerde bulundurulmasına izin verilebilir.” Hüküm açısından değerlendirme yapılması halinde ise söz konusu eşyanın amaçdışı kullanıma yönelik tespitlerin bulunması ve metal olması nedeniyle güvenlik yönünden risk oluşturduğuna yönelik idarenin değerlendirmesinde hakkaniyete aykırı bir yön tespit edilemediğinden başvuranın bu talebi yönünden şikayetin reddine karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
20.5. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin 77’nci maddesi uyarınca hükümlülerin belirli günlerde dışarıdan kitap ve giyim eşyası kabul etme hakkı bulunduğu, bu eşyaların posta ve kargo yoluyla gönderilebileceği, bu eşyaların kurum güvenliğini tehlikeye sokmaması gerektiği belirtilmiş, adı geçen yönetmeliğin 107’nci maddesinde ise postanın en geç 7 gün içinde alınacağı, kuruma sokulması ve bulundurulması mevzuat hükümlerince sakıncalı olmaması hâlinde hükümlüye teslim edileceği ifade edilmiştir. Başvuran tarafından kargoların geç dağıtıldığı iddia edilmiş ise de somut olarak hangi eşyasının teslim edilmediği belirtilmemiş ve genel bir yakınmada bulunulmuştur.
Bu durumda başvuranın şikayeti hakkında hukuka aykırı bir yön tespit edilemediğinden şikayetin reddine karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
20.6. Başvuranın battaniye, nevresim takımı, yastık, çarşaf ve bir adet yatak verildiği, nevresim takımının yıpranması ve ihtiyacı karşılayamaması durumunda dilekçe ile talep etmesi üzerine yenisiyle değiştirilebileceği, kurum çamaşırhanesinde nevresimlerin yıkanması işleminin ücret karşılığında yapıldığı, başvuranın bıçak teminine yönelik talebinin idare tarafından yerine getirilerek 5 adet yönetmeliğe uygun bıçağın temin edildiği başvuranın tuvalet kağıdı ihtiyacını kantin gününde kantinden satın almak suretiyle temin edebileceğinin bildirildiği görülmüştür. İdarenin cevabi yazı ekinde sunulan, kantin harcama fişleri incelendiğinde söz konusu temin işlemlerinin Kurumumuzun dostane davetinden sonra gerçekleştiği anlaşıldığından, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği
Kurumu Kanununun Uygulanmasına ilişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Şikâyete konu talebin idarece yerine getirilmesi” başlıklı 27 nci maddesi ve “Dostane çözüm kararı” başlıklı 33/A maddesi uyarınca dostane çözüm kararı verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
20.7. Başvuranın dış kantinden iç çamaşırı almalarının yasaklandığı ve aileleri tarafından gönderilen iç çamaşırlarının verilmediği iddialarıyla ilgili olarak ise; başvuranın iç çamaşırı ihtiyacını kurum kantininden almak suretiyle giderebildiği, başvuranın iç çamaşırı almasındaki esas yararın kurum kantininden temin edilmesi halinde gerçekleşebildiği, başvuranın dış kantinden iç çamaşırı alması ya da ailesi tarafından gönderilen iç çamaşırlarını almasında korunmaya değer özel bir menfaatinin bulunmadığı anlaşıldığından başvuranın bu madde kapsamındaki şikayeti yönünden başvurunun reddine karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
21. Başvuranın Kantin Malzemelerinin Kalitesiz ve Yetersiz Olduğuna Yönelik Şikayeti Yönünden; 21.1. Başvuran tarafından kantin malzemelerinin kalitesiz ve yetersiz olduğu iddia edilmiştir. İdare tarafından; konsinye satış sözleşmeleri ile aynı ürün ya da ürün grubunda birden çok markanın satışa sunulabildiği, ayrıca ürün fiyatlarının tüm kantinlerde aynı olacağı, bu şekilde hükümlü ve tutukluların, beğenilerini ve ürün fiyatlarını dikkate alarak karar vermesine imkân tanınmasının amaçlandığı, konsinye sistemde satışa konu ürünlerin nihai satış fiyatının, ulusal düzeyde faaliyet gösteren zincir mağazalardan daha düşük olmasının sağlanılmaya çalışıldığı, bu şekilde de ceza infaz kurumlarında satışa sunulan ürünlerin çeşit ve fiyatlarının aynı olmasının hedeflendiği, ayrıca Kurum kantininde 400 farklı çeşit malzeme bulunduğu ifade edilmiş ve kantin malzeme listesi ile başvurana ait kantin harcama fişlerinin bir örneği gönderilmiştir. Kantinde satılan ürünlere ait malzeme listesi incelendiğinde, aynı ürün türünde farklı markaların ürünlerine yer verildiği, başvuranın somut olarak bir ürün grubuna yönelik şikayette bulunmadığı görülmüştür. Ayrıca başvurana ait kantin harcama fişleri incelendiğinde başvuranın çok sayıda ürün ve markayı içeren kantin alışverişi yaptığı görülmüştür. Bu durumda başvuranın kantinde satılan ürünlere yönelik şikayeti hakkında hukuka ve hakkaniyete aykırı bir yön tespit edilemediğinden şikayetin reddine karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
22. Başvuranın Berberin Olmadığı, Pandemi Gerekçesiyle Bu Hizmetlerin Durdurulduğu İddiaları
Yönünden; 22.1. Başvuran tarafından berber ve terzi olmadığı, pandemi gerekçesiyle bu hizmetlerin durdurulduğu iddia edilmiştir. İdare tarafından; Covid-19 tedbirleri kapsamında ceza infaz kurumlarının toplu olarak yaşanan yerler olması ve bulaşıcı hastalıklar açısından risk oluşturması nedeniyle ve Bakanlık genel yazıları doğrultusunda ceza infaz kurumlarında özel önlemlerin alınmasına yönelik ihtiyaç duyulduğu, bu kapsamda
berber ve terzi gibi faaliyetlerin kullanılmasının alınan tedbirler kapsamında geçici olarak ertelendiği, hükümlü/tutukluların ihtiyaçlarının giderilebilmesi için her koğuşa 1 adet traş makinası verilerek yararlanmalarının sağlandığı ifade edilmiştir. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında
Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve
Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik’in 96 ncı maddesi uyarınca tutuklu ve hükümlülerin sağlığı yönünden risk oluşturan bulaşıcı hastalıkların ortaya çıkması halinde gerekli tedbirlerin alınması mümkün olup 5275 sayılı Kanunun 27’nci maddesi uyarınca hükümlülerin alınan bu tedbirlere uygun davranma yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu kapsamda, Ülkemizde ve Dünyada yaygın bir salgın olan covid-
19 bulaşıcı hastalığıyla mücadele kapsamında, hastalığın yayılımını azaltacak tedbirler alınması zarureti
ortaya çıkmıştır. Ceza infaz kurumları gibi toplu halde yaşanılan yerlerde de bu tedbirlerin alındığı görülmektedir. İdare tarafından berber hizmetlerine yönelik olarak, her koğuşa bir adet tıraş makinesi temin edilmek suretiyle ihtiyacın giderildiği, başvuranın berber hizmeti alarak ulaşacağı faydaya verilen tıraş makinesini kullanmak suretiyle ulaşabileceği değerlendirildiğinden başvurunun reddine karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
23. Başvuranın Müdür Görüşlerinin Sorun Çözme Yetkisi Olmayan Memurlara Verildiği İddiaları
Yönünden; 23.1. Başvuran tarafından müdür görüşlerinde sorun yaşadığı iddia edilmiştir. İdare cevabında, başvuranın 04.06.2021, 12.07.2021 ve 04.10.2021 tarihli müdür ve infaz ve koruma başmemuru ile şahsi sorunlarını görüşmek istediğine dair dilekçesi doğrultusunda, kurum nöbetçi müdürü tarafından gerekli görüşmenin sağlandığı ifade edilmiştir. Başvuranın görüşme taleplerinin idare tarafında başvuru tarihinden önce ve sonra karşılanarak başvuranla gerekli görüşmelerin sağlandığı anlaşıldığından, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına ilişkin
Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Şikâyete konu talebin idarece yerine getirilmesi” başlıklı 27 nci maddesi ve “Dostane çözüm kararı” başlıklı 33/A maddesi uyarınca dostane çözüm kararı verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
24. Başvuranın Revir Taleplerinin Karşılanmadığı İddiaları Yönünden; 24.1. Başvuran tarafından revir taleplerinin karşılanmadığı iddia edilmiştir. İdare cevabında, kurumda barındırılmaya başlandığı 30.11.2020 tarihinden itibaren toplam 33 defa yazmış olduğu dilekçelerine istinaden farklı şikâyetlerle kurum revirinde muayene edildiği, 08.02.2021 ilâ 04.11.2021 tarihleri arasında
11 defa Silivri Ceza İnfaz Kurumu Devlet Hastanesi ile Silivri Devlet Hastanesine sevk edilerek gerekli
muayene ve tedavilerinin yapıldığı ifade edilmiştir. Başvuran tarafından revir taleplerinin karşılanmadığı iddia edilmiş ise de, çok sayıda kurum revirinde tedavi olduğu ve sevk halinde hastanede gerekli tedavilerin yapıldığı görülmüştür. Başvuranın revir taleplerine konu şikayeti hakkında hukuka ve hakkaniyete aykırı bir yön tespit edilemediğinden başvurunun reddine karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
25. Başvuranın Açık Saha ve Kapalı Spor Salonunun Kapatıldığı, terzinin olmadığı İddiaları
Yönünden; 25.1. Başvuran tarafından açık saha ve kapalı spor salonunun kapatıldığı ve terzinin olmadığı iddia edilmiştir. İdare tarafından, Covid-19 hastalığının yüksek bulaşıcılığının önemli bir tehdit olarak kabul edilmesi, ceza infaz kurumlarının toplu yaşanan yerler olması ve bulaşıcı hastalıklar açısından risk oluşturması nedeniyle özel önlemlerin alınmasına ihtiyaç duyulduğu, bu kapsamda tutuklu ve hükümlülerin atölye, kurs, berber, terzi, açık ve kapalı saha kullanımı gibi toplu bulundukları ortamların kullanımının kısıtlandığı, günümüz itibarıyla terzi hizmetleri ve açık saha kullanımına başlandığı, atölye ve kapalı saha tadilatlarının bitiminde bu alanların da hizmete açılacağı ifade edilmiştir. Başvuranın şikayetine
konu taleplerin yerine getirildiği, kapalı spor salonunun ise tamiratı tamamlandığında açılacağı anlaşıldığından, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği
Kurumu Kanununun Uygulanmasına ilişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Şikâyete konu talebin idarece yerine getirilmesi” başlıklı 27 nci maddesi ve “Dostane çözüm kararı” başlıklı 33/A maddesi uyarınca dostane çözüm kararı verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
26. Başvuranın Açık Görüşlerin Kaldırıldığı ve Kapalı Görüşlerin Azaltıldığı İddiaları Yönünden; 26.1. Başvuran tarafından açık görüşlerin kaldırıldığı ve kapalı görüşlerin azaltıldığı iddia edilmiştir. İdare tarafından, Genel Müdürlüğün 26.11.2021 tarihli ve E-57551099-207.01-6642/122695 sayılı “Bilim
Kurulu Kararı Gereğince Tedbir Kararlarının Devamı” konulu yazısı gereğince; Hükümlü ve Tutukluların
Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik uyarınca yaptırılan açık ve kapalı görüşlerin belirlenen kurallar çerçevesinde 2021 yılı Aralık ayı içerisinde 2 yakını ve çocukları ile 1 kez açık görüş, 2 kez kapalı görüş şeklinde yaptırılması, açık görüş hakkını kullanmayan ya da kullanmak istemeyen hükümlü ve tutuklulara 3 kez kapalı görüş yaptırılması, bunun dışındaki diğer ziyaretlerin 1 Ocak 2022 tarihine kadar ertelenmesi, 1 Ocak 2022 tarihinde durumun tekrar değerlendirilmesi, zorunluluk arz eden durumlarda Cumhuriyet Başsavcılığının yazılı izni ile görüşlerin yaptırılmasının bildirildiği, buna göre işlem tesis edildiği ifade edilmiştir. Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmeliğin 5’inci maddesinin birinci fıkrasının ‘d)’ bendinde, Kurum idaresinin uygun göreceği bir hafta açık görüş, ayın diğer haftaları kapalı görüş olmak üzere, hükümlü ve tutukluların yakınları ile haftada bir kez olacak şekilde görüşme yapabileceği belirtilmiştir. Yine aynı Yönetmeliğin 10’uncu maddesinin birinci fıkrasında, ziyaret günleri ve saatleri ile bir hükümlü ve tutuklunun görüşebileceği ziyaretçi sayısının, kurumun fiziki yapısı ve kapasitesi dikkate alınarak kurumca belirleneceği belirtilmiştir. İdarenin cevabi yazısından, covid-
19 tedbirleri kapsamında görüşme süreleri ve ziyaretçi sayısının belirlendiği anlaşılmaktadır. Ülkemizde ve
Dünyada yaygın bir salgın olan covid-19 bulaşıcı hastalığıyla mücadele kapsamında, hastalığın yayılımını azaltacak tedbirler alınması zarureti ortaya çıkmıştır. Ceza infaz kurumları gibi toplu halde yaşanılan yerlerde de bu tedbirlerin alındığı görülmektedir. Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında
Yönetmeliğin 10’uncu maddesinde, ziyaret günleri ve saatleri ile bir hükümlü ve tutuklunun görüşebileceği ziyaretçi sayısının, kurumun fiziki yapısı ve kapasitesi dikkate alınarak kurumca belirleneceği ifade edilmiştir. Kurum tarafından ziyaret gün ve saatleri ile ziyaretçi sayısı belirlenmesine yönelik işlemde hukuka aykırı bir yön tespit edilemediğinden başvurunun reddine karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
27. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı çerçevesinde, başvuranın açık saha ve kapalı spor salonu, müdür görüşü, koğuş mevcudunun azaltılması, terzi ve bıçak taleplerinin idare tarafından yerine getirildiği, atölye ve kapalı saha tadilatlarının bitiminde bu alanların da hizmete açılacağı anlaşıldığından, Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına ilişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğin “Şikâyete konu talebin idarece yerine getirilmesi” başlıklı 27 nci maddesi ve “Dostane çözüm kararı” başlıklı 33/A maddesi uyarınca dostane çözüm kararı verilmesi gerektiği, bu talepler dışında kalan talepleri hakkında idare tarafından tesis edilen işlemlerde herhangi bir keyfi tutum ya da hukuka aykırılık olmadığı anlaşıldığından başvurunun reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
28. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvurana itiraz ve şikayet mercii ve süresi bildirildiğinden “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı, başvuru kapsamında ilgili idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde Kurumumuza gönderilmediği, bu nedenle “makul sürede karar verme”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranılmadığı görülmüştür.
İdareden bundan sonra bu ilkelere de uyması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
29. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca gerekçeli ret kararının başvurana tebliğinden itibaren dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, İstanbul İnfaz Hakimliği nezdinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN REDDİNE,
Başvuranın açık saha ve kapalı spor salonu, müdür görüşü, koğuş mevcudunun azaltılması, terzi ve bıçak taleplerinin idare tarafından yerine getirildiği, atölye ve kapalı saha tadilatlarının bitiminde bu alanların da hizmete açılacağı anlaşıldığından DOSTANE ÇÖZÜM kararı verilmesine, Kararın BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi