ÖZET: Bu Danıştay kararında, başvuranın ceza infaz kurumunda dışarıdan temin etmek istediği terlik ve iç çamaşırının, Ceza İnfaz Kurumlarında Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında Yönetmelik çerçevesinde ikame edilebilir nitelikte olduğu belirtilmiştir. Başvuran, kurum kantinindeki malzemelerin kalitesiz olduğunu ve istediği ebatlarda bulunmadığını öne sürse de, bu eşyaların özel bir yarar sağlamadığı ve diğer eşyalarla ihtiyaçlarının karşılanabileceği ifade edilmiştir. Ayrıca, başvurana verilmemesi durumunun önemli bir zarar doğurmayacağı sonucuna varılmıştır.

Kararda, başvuranın talep ettiği eşyaların güvenlik açısından da bir tehdit oluşturmadığı ve bu nedenle idarenin kararının hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İdarenin, başvuranın ihtiyaçlarını karşılamak adına sunduğu alternatiflerin yeterli olduğu değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, başvuranın terlik ve iç çamaşırının verilmemesi yönündeki talebi reddedilmiş, ancak mest talebi için idareye tavsiyede bulunulmuştur. Bu durum, ceza infaz kurumlarındaki eşyaların yönetimi ve mahkumların hakları açısından önemli bir içtihat oluşturmuştur.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/3232-S.21.5198

BAŞVURU NO : 2020/97093

KARAR TARİHİ : 25/02/2021

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : CEZA VE TEVKİFEVLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın terlik, iç çamaşırı, mest ve korse gibi kişisel kullanım eşyalarının dışardan temin etmelerine izin verilmesi istemi

BAŞVURU TARİHİ : 22/09/2020

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvurucu tarafından özetle, bulunduğu ceza infaz kurumunda terlik, iç çamaşırı, mest ve korse gibi kişisel kullanım eşyalarının dışardan temin etmelerine izin verilmediğini, bu tür eşyaların kurum dış kantininden temin edilebileceği gerekçe gösterilerek izin verilmediğini, kurum kantinindeki malzemelerin hem kalitesiz olduğu hem de istediği ebatlarda bulunmadığını, ayrıca mevcut korsesinin tamir edilerek kullanmaya devam etme durumu olmasına rağmen ailesi tarafından tamir edilen korsenin kendisine verilmediğini iddia ederek sorununun çözülmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN ŞİKÂYETE İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif

Evleri Genel Müdürlüğünden 12/10/2020 tarihli ve S. sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, yazımıza cevaben anılan İdarenin 29/01/2021 tarihli ve sayılı yazısında özetle; 2.1. Adı geçenin talep etmiş olduğu mestin hükümlü ve tutuklulara verilmesine ilişkin mevzuatta yerinin olmaması sebebiyle talebinin karşılanmadığı, korse kullanımına ilişkin olarak doktor tarafından rapor verilmesi halinde kurum aracılığıyla temininin sağlanacağı, korsenin tamiri gerekliyse kurum terzihanesinde tamir işlemlerinin yapılabileceği, kurum terzisinde tamiri mümkün olmaması halinde dışarıda tamir ettirilerek tekrar kuruma alınmasının hem güvenlik hem de mevzuat sebebiyle gerçekleştirilemeyecek olması nedeniyle bu talebin yerine getirilemeyeceği ancak yenisi ile değiştirilmek suretiyle kullanılmasına izin verilebildiği, hükümözlünün talep etmiş olduğu terlik ve iç çamaşırının kurum kantininden temin edebileceği, 2.2. Adı geçenin talebi hakkında verilmiş olan herhangi bir kurul veya mahkeme kararının bulunmadığı, 2.3. Adı geçenin kişisel eşyasını tamir ettirmek istediğine dair kurum idaresine herhangi bir talebinin olmadığı, 2.4. Yapılan dosya incelemesinde, adı geçene ailesi tarafından gönderilen ve kendisine teslim edilmeyen herhangi bir eşyasına rastlanılmadığı, 2.5. Adı geçenin söz konusu başvuruda belirtmiş olduğu taleplerine ilişkin olarak, iç çamaşırı ihtiyacını kurum kantinden temin edebileceği, talep etmiş olduğu mestin, Ceza İnfaz

Kurumlarında Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında Yönetmelikte sayılan eşya arasında bulunmadığından temin edilemeyeceği, korse kullanımının zorunlu olması halinde doktor tarafından rapor edilmesi ile Kurum aracılığıyla temin edilebileceği, tamiri gerekli bir korse var ise kurum terzihanesinde tamirinin yaptırılabileceği, 2.6. Ceza infaz kurumlarında barındırılan tutuklu/hükümlülerin bulundurabilecekleri eşya hakkında Ceza İnfaz Kurumlarında Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında

Yönetmelik hükümleri uyarınca işlem tahsis edildiği,”

İfade edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 1982 Anayasasının; 3.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesi: “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”, 3.2. “Mülkiyet Hakkı” başlıklı 35. Maddesinde; “ a) Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

b) Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.

c) Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz..”,

3.3 “Milletlerarası Andlaşmaları Uygun Bulma” başlıklı 90. Maddesinin 5.fıkrasında;

“Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar

hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle:

7/5/2004- 5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrası: “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 1 No’lu Ek Protokolün 1. maddesinde; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka harçların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.” kuralına yer verilmiştir.

6. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Oda ve eklentilerinde bulundurulabilecek kişisel eşyalar” başlıklı 35’inci maddesinin 1’inci fıkrasında “Kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin oda ve eklentilerinde bulundurabilecekleri veya bulunduramayacakları kişisel eşya, gıda, tıbbî malzeme ve diğer ihtiyaç maddeleri yönetmelikle düzenlenir.”, 7. Ceza İnfaz Kurumlarında Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında

Yönetmelik’in “Koğuş, Oda ve Eklentilerinde Bulundurulabilecek Kişisel Eşya, Gıda, Tıbbi Malzeme ve Diğer İhtiyaç Maddeleri” başlıklı İkinci Bölümün 7 nci maddesinde; “Hükümlülerin koğuş, oda ve eklentilerinde birer adet palto, manto ve mont, iki adet ceket veya ceket yerine kullanılabilen hırka, dört adet pantolon ve/veya etek, bayan için iki adet elbise, bir takım eşofman, dört adet gömlek, iki adet kazak, iki takım pijama, bir spor ayakkabısı, bir kışlık ayakkabı, bir iskarpin, üç adet tişört, iki adet kravat, bir adet kemer, gerektiği kadar iç çamaşırı, çorap, bir terlik, havlu ve bir bornoz ile kaşkol, 25.11.1925 tarihli ve 671 sayılı Şapka İktisâsı

Hakkında Kanuna aykırı olmayan bir adet şapka bulundurulmasına izin verilir.

Hükümlüler; ceza infaz kurumu dışından getirilmesine izin verilen giyim eşyalarından eskiyenlerini, yenileriyle değiştirebilir.”,

7.1 Ceza İnfaz Kurumlarında Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında

Yönetmelik’in “Temizlik” kenar başlıklı 13 üncü maddesinde; ”hükümlüler, koğuş, oda veya eklentilerinde, kantinden temin edilmek koşuluyla kişisel ve çevresel temizliklerini temin için tarak, saç fırçası, sabun, kese, diş macunu, diş fırçası, tıraş sabunu, şampuan, parfüm, krem, saç boyası, çakısı bulunmayan tırnak makası, plastik saplı tıraş bıçağı, beş adet plastik elbise askısı, çamaşır mandalı ve gündelik hayatta kullanılan plastik eşyalar ile idarece uygun görülen uzunlukta çamaşır ipi bulundurabilir.

Merkezi sıcak su sistemi kurulmamış ceza infaz kurumlarında, koğuş veya odaların mevcuduna göre, hükümlülerin banyo ve diğer temizlik ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla, idare; koğuş veya odaların dışında yeteri kadar tüp gaz bulundurur.”, 7.2. Ceza İnfaz Kurumlarında Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında

Yönetmelik’in ” Dinî ihtiyaçlar ” kenar başlıklı 11’inci maddesinde; “Her hükümlüye, mensup olduğu dinîn ibadetlerinde kullanılan eşyayı, dinî yaşamı bakımından zorunlu olan kitap ve eserleri temin ve bulundurmasına izin verilir.”, 8. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında

Yönetmelik’in ‘Dışarıdan gönderilen hediyeleri kabul etme hakkı’ başlıklı 77 nci maddesinin birinci fıkrasında,”(1) Kapalı kurumlardaki hükümlü, mensup olduğu dinin bayram günlerinde, yılbaşında ve nüfus kaydında belirtilen doğum günlerinde dışardan gönderilen ve kurum güvenliği için tehlikeli olmayan hediyeyi, aşağıda belirtilen esaslar

dahilinde kabul etme hakkına sahiptir:

a)Hükümlü hediye olarak ancak kitap veya giyim eşyası kabul edebilir, b)Hediye, ziyaretçi tarafından verilebileceği gibi posta veya kargo yolu ile de gönderilebilir.”; 9. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında, Kamu Denetçiliği Kurumunun, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevli olduğu düzenlenmiştir. Anılan Kanunun “Başvuru ve usulü” başlıklı 17 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde, yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış uyuşmazlıklara ilişkin başvuruların incelenemeyeceği düzenlenmesine yer verilmiştir.

Hükümleri yer almaktadır.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

10. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin

“Kısmi tavsiye Kısmi Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 11. Bir numaralı paragrafta yer verildiği üzere başvuran; bulunduğu ceza infaz kurumunda terlik, iç çamaşırı, mest ve korse gibi kişisel kullanım eşyalarının dışardan temin etmelerine izin verilmediğini, bu tür eşyaların kurum dış kantininden temin edilebileceği gerekçe gösterilerek izin verilmediğini, kurum kantinindeki malzemelerin hem kalitesiz olduğu hem de istediği ebatlarda bulunmadığını, ayrıca mevcut korsesinin tamir edilerek kullanmaya devam etme durumu olmasına rağmen ailesi tarafından tamir edilen korsenin kendisine verilmediğini iddia ederek sorununun çözümünü talep etmektedir.

12. Bilindiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 1 No’lu Ek Protokolün 1. maddesinde mülkiyet hakkı güvence altına alınmış ve bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla yasada belirlenen sınırlandırma sebepleriyle sınırlı ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olmak şartıyla sınırlandırılabileceği ifade edilmiştir. Anayasamızın 35’nci maddesinde de

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesiyle uyumlu bir düzenleme getirilmiş ve mülkiyet hakkı anayasal teminat altına alınmıştır. Ülkemiz AİHS’ne ve 1 nolu ek protokolüne 10/03/1954 tarih ve 6366 sayılı kanunla taraf olmuş ve Anayasamızın 90’ıncı maddesi gereği temel hak ve özgürlüklere ilişkin olan AİHS’nin 1 nolu protokolü iç hukuk normu haline gelmiştir.

13. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Oda ve eklentilerinde bulundurulabilecek kişisel eşyalar” başlıklı 35’inci maddesinin 1’inci fıkrasında ceza infaz kurumlarında bulundurulabilecek eşya ve maddelerin yönetmelikte düzenleneceği belirtilmiş ve Ceza İnfaz Kurumlarında Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında

Yönetmelik’in 4-16 maddelerinde bulundurulabilecek eşyalar belirlenmiştir.

14. Anayasa Mahkemesi, mahpusların ceza infaz kurumunda yanında bulundurmak istedikleri (nakil geldikleri kurumdan getirdikleri ya da ailelerin kendisine gönderdiği eşyalar gibi)

eşyaları ile ilgili birçok karar vermiş, bir kararında, ceza infaz kurumunda bulunan tutukluya kendi Kur’an-ı Kerim nüshasının verilmemesinin din ve vicdan özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkin olan başvuruda (Anayasa Mahkemesi, Başvuru No : 2020/97093 2017/24331, 9/5/2018 tarihli kararı); 14.1. “Anayasa Mahkemesi için başka alternatiflerin bulunup bulunmaması da değerlendirilmesi gereken bir önemli unsurdur. Somut olayda ilk derece mahkemesi, başvurucunun kütüphaneden Kur’an-ı Kerim’in bir nüshasını temin edebileceği gerekçesine yer vermiştir. İdarenin hükümlü ve tutuklulara Kur’an-ı Kerim temin etmesi, bunların kendilerine ait Kur’an-ı Kerim nüshalarını yanlarına almayı istemelerindeki haklılığı ortadan kaldıran bir neden olarak görülebilir. Ancak başvurucu; Ceza İnfaz Kurumu kütüphanesindeki Kur’an-ı

Kerim nüshalarının sayı itibarıyla yetersiz olduğunu, bunların tutuklu ve hükümlülere süreli olarak verildiğini öne sürmektedir. Kur’an-ı Kerim okumanın İslam dininin önemli bir ibadeti olarak kabul edildiği ve bu ibadetin herhangi bir zaman dilimiyle sınırlı olmaksızın yapılabildiği gözetildiğinde başvurucunun yanında sürekli olarak Kur’an-ı Kerim bulundurmak istemesinin makul karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. Ayrıca Kanun’un açık hükmü de bunu gerektirmektedir. (Başvuru No : 2020/97093 2017/24331, 9/5/2018 tarihli kararı, § 45.)

14.2. “5275 sayılı Kanun’un 62. maddesi uyarınca bir mahpusun mahkemelerce yasaklanmamış olması koşuluyla süreli ve süresiz yayınlardan bedelini ödeyerek yararlanma hakkı da bulunmaktadır. Dolayısıyla başvurucunun emanet para hesabından karşılanması koşuluyla

Ceza İnfaz Kurumu aracılığıyla Kur’an-ı Kerim alınması mümkündür. Buna karşın başvuruya konu olayda Eğitim Kurulu Başkanlığı 7/2/2017 tarihli kararında Kanun’daki bu düzenlemeyi daha da daraltarak yalnızca kurum kütüphanesinde bulunmayan kitapların Ceza İnfaz Kurumu aracılığıyla alınmasına karar vermiş, Kur’an-ı Kerim’e bir istisna getirmemiştir. Başka bir deyişle somut olayda başvurucunun Ceza İnfaz Kurumu aracılığıyla kendisine ait bir

Kur’an-ı Kerim nüshası almasının da mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.” (Başvuru No : 2020/97093 2017/24331, 9/5/2018 tarihli kararı, § 48.) diyerek, ceza infaz kurumlarında, mahkumlarına verilmeyen eşyaların ikamesi olup olmadığının önemine değinmiştir.

15. Anayasa Mahkemesi bir başka kararında, Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan hükümlüye posta yoluyla gönderilen kol saatinin teslim edilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin başvuruda (Anayasa Mahkemesi, Başvuru No : 2020/97093

2014/6190, 06/7/2017 tarihli kararı) şu değerlendirmelerde bulunmuştur:

15.1. “Kol saati zamanı bildirme işlevi gördüğüne göre başvurucunun etkilenen menfaatinin zamanı öğrenememe ihtimalinden ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Buna karşılık Cezaevi idaresinin kol saatlerine Cezaevi güvenliği açısından sorun teşkil edebilen cihazların yerleştirileceğine yönelik kaygılarının ciddi bir nitelik taşıdığının belirtilmesi gerekmektedir.

Anılan cihazların monte edilme ihtimali bulunan bir saatin başvurucuya teslim edilmesinin sebep olabileceği ciddi güvenlik riski, başvurucunun saatini kullanmaktan elde edeceği yararın göz ardı edilmesini haklılaştıracak düzeydedir. ( Başvuru No : 2020/97093 2014/6190, § 36 )

15.2. (….) Saatin başvurucuya teslim edilmemesinin saatin kullanılamamasıyla sınırlı bir etki yarattığı gözetildiğinde başvurucuya aşırı ve katlanılamaz bir külfet yüklemediği sonucuna ulaşılmaktadır. Kaldı ki başvurucunun, tesliminden imtina edilen saat dışında başka saat veya diğer yollarla zamandan haberdar olma imkanının bulunmadığına yönelik bir iddiası da bulunmamaktadır. Dolayısıyla başvurucunun mülkiyet hakkına yönelik açık bir ihlalin söz konusu olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.” ( Başvuru No : 2020/97093 2014/6190, § 37 ) Diyerek, başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.

16. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun vasisi tarafından gönderilen takvim kartlarının ceza infaz kurumu tarafından başvurucuya verilmemesi nedeniyle maddi ve manevi varlığının ihlal edildiği iddiasına ilişkin değerlendirmede şu hususlara değinmiştir: “5275 sayılı Kanunu’nun 35. maddesinin gerekçesinde “Bu madde kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin, oda ve eklentilerinde bulundurabilecekleri veya bulunduramayacakları kişisel eşya, gıda, tıbbı malzeme ve diğer ihtiyaç maddelerinin yönetmelikte gösterileceğini belirtmektedir.” Bu kapsamda Kanun, yürütme organına hükümlü ya da tutukluların hangi eşyaları bulundurabileceğine ilişkin düzenleme yetkisi vermektedir. Anayasal sınırlar içerisinde kalmak koşuluyla cezaevinin güvenliği ve düzeni için öngörülen bir takım kurallar konulması pek tabiidir. Somut olayda başvurucu, cezaevinde bulunan bir hükümlü olması sebebiyle bu düzenlemenin kendisine uygulanacağı açıktır.” (Anayasa Mahkemesi, Başvuru

No: 2013/4342, 23/3/2016 tarihli kararı, § 30, 31)

17. Anayasa Mahkemesi bir kararında şalvar, makas, para bandı, keçeli kalem talep eden başvuranla ilgili yapılan değerlendirmede, Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, anayasal ve kişisel önemi düşük olan veya bulunmayan başvuruların esastan incelenmeksizin reddedilebileceği hüküm altına alındığını belirterek, başvuranın talebinin kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. (Anayasa

Mahkemesi, Başvuru No : 2020/97093 2015/19665, 28/06/2018 tarihli kararı ) Söz konusu kararda, 17.1. “Öte yandan İnfaz Kurumu tarafından alıkonulan ve başvuruya konu edilen eşyaların mevzuat çerçevesinde ikame edilebilir nitelikte olduğu ve yaşamsal bir öneminin bulunmadığı görülmektedir. Ayrıca edebi ve sanatsal çalışmalarını sürdürecek şekilde başvurucuya imkanlar sunulduğu, yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumunda tutulmasından dolayı başvurucunun birtakım sınırlamalara maruz kalmasının doğal olduğu ve bu bağlamda söz konusu sınırlamanın ölçülülükten uzak olmadığı anlaşılmaktadır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu eşyaların güvenlik gerekçesiyle başvurucuya verilmemesinin kendisi açısından önemli bir zarar doğurmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. (Başvuru No : 2020/97093 2015/19665, §37)

17.2. Bu açıklamalar çerçevesinde Mahkemenin sıklıkla uygulanmış açık bir içtihadının bulunduğu -kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiğine ilişkin- somut başvurunun Anayasa’nın yorumlanması ve uygulanması açısından önem taşımadığı gibi başvurucunun da önemli bir zarara uğramadığı sonucuna varılmaktadır.” (Başvuru No : 2020/97093 2015/19665, § 38) Değerlendirmelerinde bulunmuştur.

18. Anayasa Mahkemesi bir başka kararında ise, hükümlünün, ailesi tarafından gönderilen ajandaların ceza infaz kurumuna alıkonulması üzerine yaptığı başvuruda, ajandaların içeriğinde düşünce ve kanaat hürriyeti ya da ifade hürriyeti kapsamında değerlendirilebilecek herhangi bir yazı ya da notun bulunmadığı anlaşıldığından, içeriği boş olan ajandaların başvurucunun dış dünya ile iletişim kurmasını sağlayan bir materyal özelliği taşımadığı da dikkate alındığında, başvurunun kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı kapsamında incelenmesi gerektiğini, anayasal ve kişisel önemi düşük olan veya bulunmayan başvuruların esastan incelenmeksizin reddedilebileceği hüküm altına alındığını belirterek, başvuranın talebinin kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. (Anayasa Mahkemesi, Başvuru No : 2020/97093 2014/5674, 08/06/2017 tarihli kararı ) Söz konusu kararda; 18.1. “(…) içeriği boş olan ajandaların birer kırtasiye malzemesi olduğu, kırtasiye malzemelerinin Ceza İnfaz Kurumu kantininden temin edilebileceği ve söz konusu eşyanın yaşamsal nitelikte bir öneminin de bulunmadığı açıktır. Tüm bunlar birlikte değerlendirildiğinde, boş ajandaların kurum güvenliğinin tehlikeye düşebileceği gerekçesiyle başvurucuya verilmemesinin kendisi açısından önemli bir zarar doğurmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.” (Başvuru No : 2020/97093 2014/5674, §34)

Değerlendirmelerinde bulunmuştur.

19. Yukarıda, ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere, 19.1. Başvuranın talep ettiği terlik ve iç çamaşırının ikame edilebilir nitelikte eşya olduğu, her ne kadar kurum kantinindeki malzemelerin hem kalitesiz olduğu hem de istediği ebatlarda bulunmadığını ileri sürülmüş ise de, her iki eşyanın da başvurana ‘özel herhangi bir yarar sağlayan’ nitelikte eşya olmadığı, diğer eşyalar ile de sağlamak istediği yararın gerçekleşeceği, 19.2. Ceza infaz kurumlarında kalan kişi sayısı, Ceza İnfaz Kurumlarında Bulundurulabilecek

Eşya ve Maddeler Hakkında Yönetmelik’in 15/son fıkrada düzenlenen “bu Yönetmelikte sayılmayan ve güvenliğini tehlikeye düşürmeyen eşyaların stok oluşturmayacak şekilde koğuş, oda ve eklentilerde bulundurulmasına izin verilebilir” hükmü ile, 19.3. Başvuranın talep ettiği terlik ve iç çamaşırının kantinden temin edilmesinin kendisi açısından önemli bir zarar doğurmadığı, hususları birlikte dikkate alındığında, adı geçen eşyaların başvurana verilmemesinde hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmıştır.

19.4. Başvuranın mevcut korsesini kurum dışında tamir ettirme istemine karşı idare “korse kullanımına ilişkin olarak doktor tarafından rapor verilmesi halinde kurum aracılığıyla temininin sağlanacağı, korsenin tamiri gerekliyse kurum terzihanesinde tamir işlemlerinin yapılabileceği, kurum terzisinde tamiri mümkün olmaması halinde dışarıda tamir ettirilerek tekrar kuruma alınmasının hem güvenlik hem de mevzuat sebebiyle gerçekleştirilemeyecek olması nedeniyle bu talebin yerine getirilemeyeceği ancak yenisi ile değiştirilmek suretiyle kullanılmasına izin verilebildiği,” şeklinde değerlendirmede bulunmaktadır. Görüleceği üzere başvuranın korsesinin talebi halinde kurum terzihanesinde tamir ettirilebileceği, kullanılamaz durumda olması halinde ise yenisiyle değiştirilebileceği anlaşılmaktadır. Başvuran yönünden esas amacın, korsenin tamiri ya da kullanılamaz durumdaysa yenisiyle değiştirilmesi olmalıdır.

Korsesinin kurum dışında tamir ettirilmesinde başvuranın özel bir yararının bulunmadığı, bu nedenle korse tamirinin kurum dışında yaptırılmasına izin verilmemesi şeklindeki idare işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmıştır.

20. Başvuranın mest talebine karşı idare cevabında “Talep etmiş olduğu mestin, Ceza İnfaz

Kurumlarında Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında Yönetmelikte sayılan eşya arasında bulunmadığından temin edilemeyeceği,” şeklinde değerlendirmede bulunmaktadır.

20.1. Öncelikle mesh verilmesi ve bunun için kullanılan mest ismindeki eşyanın dini açıdan ne anlama geldiğinin tespiti gerekmektedir. Ayağa giyilen ve “Mest” adı verilen mest hükmündeki şeyler üzerine, abdest alınırken meshedilmesi caizdir. Bu, islam dininin gösterdiği bir kolaylıktır. Meshin müddeti, ikame halinde olan(yolcu hükmünde bulunmayan) kimse için bir gün bir gece, yani yirmi dört saattir.(BİLMEN Ö.N., Büyük İslam İlmihali, Mayıs 2011, 18.Baskı, s.108,110)

20.2. Görüldüğü üzere, mest ismindeki eşyanın islam dini inancına göre abdest alma konusunda birtakım kolaylıklar sağladığı görülmektedir. Özellikle kış mevsimi koşulları düşünüldüğünde bu kolaylıkların daha da önem kazandığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar idare cevabında mestin

Ceza İnfaz Kurumlarında Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında Yönetmelikte sayılan eşya arasında bulunmadığı iddia edilmiş ise de, Yönetmeliğin ” Dinî ihtiyaçlar ” kenar başlıklı 11’inci maddesinde; “Her hükümlüye, mensup olduğu dinîn ibadetlerinde kullanılan eşyayı, dinî yaşamı bakımından zorunlu olan kitap ve eserleri temin ve bulundurmasına izin verilir.” Hükmü yer almaktadır. Mest adındaki eşyanın başvuranın ibadetinde kullanıldığı ve dini yaşamı bakımından önem taşıdığı kaçınılmaz bir gerçektir. Başvuran tarafından bu eşyanın kullanılmasında özel ve korunmaya değer bir menfaati bulunmaktadır. Bu eşyanın ceza infaz kurumunda bulundurulması halinde, ceza infaz kurumunun güvenliğini tehlikeye düşürüp düşürmediğinin de değerlendirilmesi gerekmektedir. Söz konusu eşya, çoğunlukla deri ya da suni deriden yapılan, fermuarı ve kapama düğmesi olan bir eşyadır. Bu eşyanın malzemesi itibariyle ceza infaz kurumunun güvenliğini tehlikeye düşürmediği değerlendirilmektedir. İdare tarafından bu eşyanın ceza infaz kurumunun güvenliğini tehlikeye düşürdüğüne dair bir değerlendirme yapılmadığı gibi somut olarak hangi gerekçelerle güvenliği tehlikeye düşürdüğünün de ortaya konulmadığı anlaşılmaktadır. Başvuranın dini ibadetinde kullanmak istediği ve kullanmasında özel yararı bulunan eşyanın, ceza infaz kurumu tarafından başvurana verilmemesi, şeklindeki işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı anlaşıldığından başvurana mest ismindeki eşyanın verilmesi için idareye tavsiyede bulunulması gerektiği kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 21. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvuru kapsamında ilgili idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde Kurumumuza gönderilmediği, bu nedenle

“makul sürede karar verme”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranılmadığı, başvurana itiraz ve şikayet mercii ve süresi bildirilmediğinden “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkelerine uygun davranılmadığı, idareden bundan böyle bu ilkelere de uyması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

22. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, (varsa)

durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar, 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili İdarenin işlemine karşı Antalya

İnfaz Hakimliği nezdinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE, Başvuranın mest talebi dışında kalan taleplerinin REDDİNE, Diğer yandan başvuranın mest isteminin bulunması halinde kurum kantininden bulunmaması halinde ise dış kaynaktan karşılanması konusunda ADALET BAKANLIĞI Ceza ve

Tevkifevleri Genel Müdürlüğüne TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kanunun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Adalet Bakanlığı tarafından

bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞI Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğüne tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi