|
ÖZET: Başvuru, Sungurlu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda yaşanan iddialara dayanmaktadır. Başvurucu, 6 Temmuz 2023 tarihinde tekli odaya alındıktan sonra, kurum personeli tarafından küfür ve darp edildiğini, ayrıca başka bir mahkûmun da dövüldüğünü belirtmiştir. Başvurucu, yaşananların kamera kayıtlarıyla kanıtlanabileceğini ve darp sonrası sağlık raporu aldığını ifade etmiştir. Ayrıca, 25 ve 28 Ağustos 2023 tarihlerinde başmemurun kendisini şikâyetinden vazgeçirmeye çalıştığını iddia etmiştir.
Adalet Bakanlığı, başvurunun incelenmesi için gerekli belgeleri talep etmiş, ancak kamera kayıtlarının arşiv süresinin dolması nedeniyle erişim sağlanamadığını bildirmiştir. Bakanlık, ceza infaz kurumlarında kamera kayıtlarının depolanmasına ilişkin herhangi bir yönetmelik bulunmadığını ve bu kayıtların sadece adli soruşturma durumunda muhafaza edileceğini belirtmiştir. Başvurucu, kötü muamele iddialarını adli makamlara iletmiş, ancak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Soruşturma Yapılmasına Yer Olmadığı”na dair karar verilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun incelenemeyeceğine ve Adalet Bakanlığı’na, ceza infaz kurumlarındaki kamera sisteminin standartlarının belirlenmesi ve kayıtların en az altı ay süreyle saklanması konusunda tavsiyede bulunulmasına karar vermiştir. Bu karar, insan hakları ve güvenlik standartlarının sağlanması açısından önem taşımaktadır. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/4076-S.24.6461
BAŞVURU NO : 2023/14231
KARAR TARİHİ : 19.04.2024
TAVSİYE KARARI ,TCKN:
Adres:
ADALET BAKANLIĞI
BAŞVURUYA KONU İDARE :
BAŞVURUNUN KONUSU : Sungurlu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna ilişkin iddia ve şikâyet hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 06.09.2023
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
(1) Sungurlu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırılan mahkûm başvurucu tarafından iletilen mektupta kayıtlı hususlarda özetle; tutulduğu koğuşta yaşananların ardından 6 Temmuz
2023 tarihinde tekli odaya alındığı, bu odada ismi mektupta kayıtlı başmemur ve diğer görevliler
tarafından küfürler eşliğinde darp edildiği, bu esnada getirilen farklı bir mahkûmun da görevlilerce dövüldüğü ve bu kişinin kafasının kanadığını gördüğü, yaşananların kamera görüntülerinden tespit edilebileceği, darp edilmesinin ardından Kurum revirinden rapor aldığı; 25 ve 28 Ağustos 2023 tarihlerinde başmemurun kendisini çağırıp, şikâyetinden vazgeçmeye zorladığı, ancak bu sayede sağlık sorunları ile ilgileneceği ve hastaneye sevk edeceğini ifade ettiği hususlarında iddia ve şikâyette bulunularak, gereğinin yapılması talep edilmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
(2) Kurumumuzca, verilecek karara esas olmak üzere, 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı nezdinde inceleme ve araştırma gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda;
14.09.2023 tarih ve S. sayı, 06.11.2023 tarih ve S. sayı, 05.01.2024 tarih ve S.
sayı ve 22.01.2024 tarih ve S. sayılı yazılarımızla Adalet Bakanlığından bilgi, belge, doktor raporları, varsa olaya ilişkin soruşturma evrakı, kamera kaydı, ilgili komisyonlarca gerçekleştirilen ziyaret ve raporlara ait evrak ve başvuranın iddialarına ilişkin açıklama talep edilmiştir.
(3) Adalet Bakanlığından alınan 11/01/2024 tarih ve E- – [ – / sayılı ve 01/03/2024 tarih ve E- – [ – / sayılı cevabi yazılarda özetle,
aşağıda kayıtlı hususlar altında bilgi, belge ve değerlendirme tarafımıza iletilmiştir:
– 06.07.2023 tarihinde saat 12.35 sıralarında A Blok – no’lu odanın acil ikaz butonunun çalması üzerine görevli memurlar tarafından güvenlik önlemleri alınarak – odasına girildiği, adı geçen ile başka bir hükümlünün kavga ettiklerinin tespit edildiği, hükümlülerin oda dışına çıkartılarak ayrı odalara alındığı, sonrasında darp-cebir durumunun tespiti için Kurum tabipliğine götürülerek haklarında darp-cebir raporu tanzim edildiği, – Bu kapsamda, Kurum Disiplin Kurulunun 20.07.2023 tarihli ve / Karar sayılı kararı gereğince adı geçenin eylemine uygun disiplin cezası verildiği, aynı kişinin, anılan karara karşı infaz hâkimliğine şikâyet başvurusunda bulunduğu, Sungurlu İnfaz Hâkimliğinin 03.08.2023 tarihli ve / Esas, / Karar sayılı kararı ile başvurunun reddine dair karar verildiği, söz konusu karara karşı yapılan itiraz neticesinde, Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesinin 23.08.2023 tarihli ve / .İş sayılı kararı gereğince itirazın reddine dair karar verildiği, – Adı geçenin anılan Kurumda kötü muameleye maruz kaldığı ve dilekçelerinin çıkış yapılmadığı iddiası ile Cumhuriyet Başsavcılığına yapmış olduğu şikâyeti neticesinde, Sungurlu Cumhuriyet Başsavcılığı
Hazırlık Bürosunun 22.09.2023 tarihli ve / Dosya, / Karar sayılı kararı gereğince
“Soruşturma Yapılmasına Yer Olmadığına” dair karar verildiği, – Başvurucunun, anılan Kurumda görevli infaz ve koruma başmemuru tarafından kötü muameleye maruz kaldığı ve darp edildiği iddiası ile Cumhuriyet Başsavcılığına yapmış olduğu şikâyeti neticesinde, Sungurlu
Cumhuriyet Başsavcılığı Hazırlık Bürosunun 22.09.2023 tarihli ve / Dosya, / Karar sayılı kararı gereğince “Soruşturma Yapılmasına Yer Olmadığına” dair karar verildiği, – Kurum başmemurluk odasını gösterir kamera kayıtları incelendiğinde, NVR (Network Video Recorder)
cihazlarının HDD çalışma prensiplerinin on iki hard diskinin 6’lı Raid sistemine göre çalıştığı, – Ceza infaz kurumlarda kamera kayıtlarının depolanmasına yönelik iş ve işlemleri düzenleyen herhangi bir yönetmelik yönerge, genelge bulunmadığı, anılan Kurumda barındırılan hükümlü ve tutukluların disiplin, tebligat ve başmemur görüşü gibi işlemlerinin kamera açısı içerisinde yapıldığı ancak, hükümlünün ihbarda bulunduğu tarihte kayıt arşiv süresinin geçmesi nedeniyle görüntülere erişim sağlanamadığı, – Kurum başmemurluk odasını gösterir kamera kayıtları incelendiğinde, her kameranın ışık ve görüntü yoğunluğunun ve NVR cihazına kayıtlı kamera sayısının depolama süresini etkilediği, C-4KOR (NVR-2)
kamerasına 17.09.2023 tarih saat 02.33’den ve C-MLT5(NVR-2) kamerasına ise 16.09.2023 tarih saat 04.31’den önceki kayıtlara video kayıt süreleri nedeniyle erişim sağlanamadığı, ayrıca olayın adli ve idari soruşturmaya konu olması halinde olaya ilişkin kamera kayıtlarının soruşturma tamamlanıncaya kadar muhafaza edildiği, – Ulusal ve uluslararası mevzuat çerçevesinde gerek ceza infaz kurumlarında insan haklarına ilişkin standartların en üst seviyede uygulanması, gerek personelin asılsız iddia ve şikâyetlere muhatap olmamasını teminen ceza infaz kurumlarında hükümlü ve tutukluların disiplin soruşturması kapsamında yürütülen ifade alma, hükümlü ve tutukluların bilgilendirilmesi, tebligat gibi idari işlemlerin mevcut güvenlik kameralarının görüş açısı içerisindeki bir alanda gerçekleştirilmesi, böyle bir alanın bulunmaması halinde kurumun uygun bir alanında bu tür iş ve işlemler için kameralı bir alan oluşturulması, yukarıda sayılan bu iş ve işlemlerin kamerasız alanlarda yapılmaması hususlarında Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün
16.10.2020 tarihli ve E. – – – / ile 17.03.2022 tarihli ve E-
– / sayılı yazılarıyla tüm Cumhuriyet başsavcılıklarına gerekli talimatın verildiği, değerlendirmelerinde bulunulmuştur.
/
III. İLGİLİ MEVZUAT
Uyuşmazlığın çözümünde dikkate alınan ve bu kararın hukuki dayanağını oluşturan uluslararası ve ulusal
mevzuat hükümleri aşağıdaki gibidir:
(4) 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın; (4.1) “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13’üncü maddesinde, “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” hükmü düzenlenmiştir.
(4.2) “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17’nci maddesinde, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu; tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamayacağı; kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı ve kimsenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamayacağı güvence altına alınmıştır.
(4.3) “Kişi hürriyeti ve güvenliği” başlıklı 19’uncu maddesinde, herkesin kişi hürriyeti ve güvenliğine sahip olduğu güvence altına alınmıştır.
(4.4) “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20’nci maddesi birinci fıkrasında, “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.” hükmü düzenlenmiştir.
(4.5) “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36’ncı maddesinde “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz” hükmüne yer verilmek sureti ile etkili başvuru hakkı güvence altına alınmıştır.
(4.6) “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40’ıncı maddesinde, Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkesin, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahip olduğu güvence altına alınmıştır.
(4.7) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde, herkesin kamu denetçisine başvurma hakkının olduğu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumunun, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceleyeceği hüküm altına alınmıştır.
(5) Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 3’üncü maddesinde yaşamak, hürriyet ve kişi emniyetinin her ferdin hakkı olduğu belirtilmiştir. 5’inci maddesinde, hiç kimsenin işkenceye, zalimane, gayriinsani, haysiyet kırıcı cezalara veya muamelelere tabi tutulamayacağı güvence altına alınmıştır. Sözleşme’nin 8’inci maddesinde de herkesin kendine anayasa veya kanun ile tanınan ana haklara aykırı muamelelere karşı fiilli netice verecek şekilde milli mahkemelere müracaat hakkı olduğu hususu düzenlenmiştir.
(6) Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin “İşkence yasağı” başlıklı 7’nci maddesinde, hiç kimsenin işkenceye veya zalimane, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele veya cezaya maruz bırakılamayacağı; “Tutulanların Hakları” başlıklı 10’uncu maddesinde, birinci fıkrasında
özgürlüğünden mahrum bırakılan herkesin, insani muamele ve insanın doğuştan sahip olduğu insanlık onuruna saygı görme hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir.
(7) Birleşmiş Milletler İşkence ve Diğer Zalimane, Gayri İnsani veya Küçültücü Muamele veya
Cezaya Karşı Sözleşme’nin, “İşkence yasağı hakkında eğitim verilmesi” başlıklı 10’uncu maddesinde, her bir taraf devletin işkence yasağı konusundaki eğitim ve bilginin sivil veya askeri bütün kanun adamlarının, sağlık personelinin, kamu görevlilerinin ve her hangi bir biçimde gözaltına alınan, tutulan veya hapsedilen bireylerin nezaretiyle, sorgulanmasıyla veya ıslahıyla meşgul olan diğer kimselerin eğitim programlarına dâhil edilmesini sağlayacağı; “Sorgulama yöntemlerini ve uygulamayı denetleme” başlıklı 11’inci maddesinde, her bir taraf devletin, kendi egemenliği altındaki bir ülkede her hangi bir işkence olayının meydana gelmesini önlemek amacıyla, sorguya dair kurallar, talimatlar, yöntemler ve uygulamalar ile her hangi bir biçimde gözaltına alınan, tutulan veya hapsedilen kimselerin nezareti ve ıslahına dair düzenlemelerini de sistematik olarak denetleyeceği; “İşkence fiillerini soruşturma” başlıklı 12’nci maddesinde, her bir taraf devletin, kendi egemenliği altındaki bir ülkede bir işkence fiilinin işlendiğine inanmak için makul sebepler bulunması halinde, yetkili makamlar tarafından derhal ve tarafsız bir soruşturma yapılmasını sağlayacağı ve “Yetkililere şikayet hakkı” başlıklı 13’üncü maddesinde, her bir taraf devletin, kendi egemenliği altındaki bir ülkede işkence gördüğünü iddia eden bireylere şikayet etme ve şikayetinin yetkili makamlar tarafından derhal ve tarafsız bir biçimde incelenmesini isteme hakkı sağlayacağı, şikayet edenin ve tanıkların, şikayetin veya yapılan tanıklığın sonucu olarak her hangi bir kötü muamele veya tehdide karşı korunmasını sağlayacak gerekli tedbirleri alacağı düzenlenmiştir.
(8) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “İşkence yasağı” başlıklı 3’üncü maddesinde hiç kimsenin işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamayacağı; “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8’inci maddesinde herkesin, özel ve aile hayatına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahip olduğu; “Etkili başvuru hakkı” başlıklı 13’üncü maddesinde de bu Sözleşmede tanınmış olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkesin, ulusal bir merci önünde etkili bir yola başvurma hakkına sahip olduğu hüküm altına alınmıştır.
(9) Avrupa Konseyinin 28/01/1981 tarih ve 108 numaralı “Kişisel Nitelikli Verilerin Otomatik İşleme
Tabi Tutulması Karşısında Şahısların Korunmasına Dair Sözleşmesinin, (17.3.2016 tarih ve 29656 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2016/8576 sayılı Bakanlar Kurulu ile onaylanan) “Tanımlar” başlıklı 2 nci maddesinde kişisel veri, “Kimliği belirli veya belirlenebilen bir gerçek kişi (ilgili kişi) hakkındaki tüm bilgiler” şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Sözleşmenin “Verilerin niteliği” başlıklı 5 inci maddesinde,
“Otomatik işleme konu olan kişisel veriler:
a) Adil biçimde ve yasal yoldan elde edilir ve işlenir; b) Belli ve meşru amaçlar için kaydedilir ve bu amaçlara aykırı şekilde kullanılmaz; c) Kaydedilme amaçlarına göre uygun ve yerinde olur ve aşırı olmaz; d) Doğru bilgileri yansıtır ve gerektiğinde güncellenir; e) Kaydedilme amaçlarını gerçekleştirmek için gerekli olan süreyi aşmayacak şekilde ilgili kişilerin kimliklerini belirlemeye imkan veren bir biçimde saklanır.” şeklinde düzenlenmeye yer verilmiştir.
(10) Avrupa Birliğinin 24/10/1995 tarih ve 95/46EC sayılı Kişisel Verilerin İşlenmesinde Gerçek
Kişilerin Korunması Yönergesinin, “Verilerin güvenliği” başlıklı 7 nci maddesinde, “Otomatik fişlere kaydedilen kişisel nitelikteki verileri korumak için, bunların kazaen veya izinsiz olarak imhasına veya zayi
/
olmasına veya bunların elde edilmesine, değiştirilmesine veya izinsiz olarak dağıtılmasına karşı uygun güvenlik önlemleri alınması zorunludur. Veriler yasal çerçevede toplanabilir ve verinin öznesine sistem hakkında bilgilendirme yapılır. Verilerin gizliliği ve güvenliği esastır.” hükmü düzenlenmiştir.
(11) 18/12/2000 tarih ve 45/2001(CE) sayılı Avrupa Parlamentosu Kararında; (Kişisel Verilerin
Avrupa Topluluğu Kurumları ve Kuruluşları Tarafından İşlenmesine İlişkin Olarak Bireylerin
Korunması ve Bu Verilerin Serbest Dolaşımı Hakkındaki Yönerge) “Kişisel veriler, adil ve yasal olarak belirlenen, açık ve yasal olan amaçlar için toplanmalı ve ancak bu amaçlar doğrultusunda kullanılmalı, toplanma amacıyla ilgili ve yeterli ölçüde olmalı, bu amacı aşmamalı, doğru ve güncel olmalı ve ancak amaca uygun olarak gerektiği sürece saklanmalıdır.” ifadeleri yer almaktadır.
(12) Avrupa Temel Haklar Şartının “Kişisel bilgilerin korunması” başlıklı 8 inci maddesinde, “1.
Herkes, kendisine ilişkin kişisel bilgilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. 2. Bu tür bilgiler, belirtilen amaçlar için ve ilgili kişinin muvafakatine veya yasada öngörülen başka meşru temele dayalı olarak adil şekilde kullanılmalıdır. Herkes, kendisi hakkında toplanmış olan bilgilere erişme ve bunlarda düzeltme yaptırma hakkına sahiptir.” düzenlemesi kayıt altına alınmıştır.
(13) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun; (13.1)“Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında, Kamu Denetçiliği Kurumunun, şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevli olduğu hüküm altına alınmıştır.
(13.2) Aynı 5’inci maddesinin ikinci fıkrasında ise; “Ancak; b) Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler, c) Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar, ç) Türk Silahlı Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri, Kurumun görev alanı dışındadır” ifadelerine yer verilerek Kurumun görev alanı dışında olan hususlardan biri belirtilmiştir.
(13.3) “Başvuru ve usulü” başlıklı 17’nci maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde, yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış uyuşmazlıklara ilişkin başvuruların incelenemeyeceği, hüküm altına alınmıştır.
(14) 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un; (14.1) “İnfazda temel ilke” başlıklı 2’nci maddesinde, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kuralların hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken ve siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanacağı, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamayacağı düzenlenmiştir.
(14.2) “İnfazda temel amaç” başlıklı 3’üncü maddesinde, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amacın, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak olduğu ifade edilmiştir.
/
(14.3) “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6’ncı maddesinin birinci fıkrasının (a)
bendinde, “Hükümlüler ceza infaz kurumlarında güvenli bir biçimde ve kaçmalarını önleyecek tedbirler alınarak düzen, güvenlik ve disiplin çerçevesinde tutulurlar” hükmü; (b) bendinde, “…Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî ve manevî koşullar altında çektirilir…” hükmü; (c) bendinde, “Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır. Hükümlünün kanun ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır” hükmü; (d) bendinde, “İyileştirmeye gereksinimleri olmadığı saptanan hükümlülere ilişkin infaz rejiminde, bu hükümlülerin kişilikleriyle orantılı bireyselleştirilmiş programlara yer verilmesine özen gösterilir ve bu hususlar yönetmeliklerde düzenlenir” hükmü; (e)
bendinde, “Cezanın infazında adalet esaslarına uygun hareket edilir. Bu maksatla ceza infaz kurumları kanun ve yönetmeliklerin verdiği yetkilere dayanarak nitelikli elemanlarca denetlenir” hükmü; (f)
bendinde, “Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur” hükmü ve (h) bendinde de “Kanunlarda gösterilen tutum, davranış ve eylemler ile kurum düzenini ihlâl edenler hakkında Kanunda belirtilen disiplin cezaları uygulanır. Cezalara, Kanunda belirtilen merciler, sürelerine uygun olarak hükmederler. Cezalara karşı savunma ve itirazlar da Kanunun gösterdiği mercilere yapılır” hükmü düzenlenmiştir.
(14.4) “İyileştirmede başarı ölçütü” başlıklı 7’nci maddesi şu şekildedir: “(1) Hapis cezalarının infazında hükümlülerin iyileştirilmeleri amacını güden programların başarısı, elde ettikleri yeni tutum ve becerilerle orantılı olarak ölçülür. Bunun için iyileştirme çabalarına yönelik olarak hükümlünün istekli bulunması teşvik edilir. (2) Hapis cezasının, kendisinde var olan zararlı etki yapıcı niteliğini mümkün olduğu ölçüde azaltacak biçimde düzenlenecek programlar, usuller, araçlar ve zihniyet doğrultusunda yerine getirilmesi esasına uyulur. İyileştirme araçları hükümlünün sağlığını ve kişiliğine olan saygısını korumasını sağlayacak usul ve esaslara göre uygulanır.” (14.5) “Kapalı ceza infaz kurumları” başlıklı 8’inci maddesi şu şekildedir: “(1) Kapalı ceza infaz kurumları, … hükümlünün gereksinimine göre bireysel, grup hâlinde veya toplu olarak iyileştirme yöntemlerinin uygulanabileceği tesislerdir.” (14.6) “Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları” başlıklı 9’uncu maddesinde, “(1) Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesislerdir…” hükmü düzenlenmiştir.
(14.7) “Hükümlüler ile yakınları ve ilgililerin bilgilendirilmesi” başlıklı 22’nci maddesinde, “(1)
Hükümlülere, kuruma alındıklarında uygulanacak iyileştirme çalışmaları, disiplin suçları ve cezaları, bilgi edinme ve şikâyet yolları, hak ve sorumlulukları gibi konular ile kurumdaki yaşam biçimine uyum sağlamaları için gereken bilgiler, kurum yöneticileri tarafından sözlü olarak anlatılır ve yazılı olarak tebliğ olunur…” hükmüne yer verilmiştir.
(14.8) “Kurumların iç güvenliği” kenar başlıklı 33’üncü maddesinde, kurumların iç güvenliğinin infaz ve koruma görevlileri tarafından sağlanacağı, iç güvenlik görevlilerinin gerektiğinde dış güvenlik görevlileri ile işbirliği yapabileceği, açık kurumlar ile çocuk eğitim evlerindeki idare ile infaz ve koruma görevlilerinin, firarların önlenmesi, asayiş ve disiplinin sağlanması bakımından gözetim ve denetimle yükümlü oldukları düzenlenmiştir.
(14.9) “Yönetim tarafından alınabilecek tedbirler” başlıklı 49’uncu maddesinin ikinci fıkrasında, “(2)
Kurumun düzeninin ve kişilerin güvenliklerinin ciddî tehlikeyle karşı karşıya kalması hâlinde, asayiş ve düzeni sağlamak için Kanunda açıkça belirtilmeyen diğer tedbirler de alınır…” hükmü düzenlenmiştir.
(14.10) “Zorlayıcı araçların kullanılması” başlıklı 50’nci maddesinde, kelepçe ve bedensel hareketleri kısıtlayıcı araçların kullanılabileceği haller düzenlenmiş olup bunlar arasında a) sevk ve nakil sırasında kaçmayı önlemek, b) tıbbî nedenlerle ve diğer kontrol usullerinin yetersizliği hâlinde kendisine veya başkalarına zarar vermesine veya eşyayı tahrip etmesine engel olmak sayılmıştır.
(14.11) “İyileştirme programlarının belirlenmesi” başlıklı 73’üncü maddesinin birinci fıkrası şu şekildedir: “(1) Hükümlünün geçmişi, suçluluk nedenleri, suç sicili, fizik yeteneği ve ruhsal yapısı, kişisel doğası, arz edebileceği tehlike hâlleri, hapis cezasının süresi, salıverildikten sonraki beklentisi dikkate alınarak, toplumun hukuka uygun hareket eden ve üretken bir üyesi olarak yaşamını sürdürmesini sağlayacak ve bireysel ihtiyaçlarına uygun bir biçimde iyileştirme programları uygulanır. Bu programların hazırlanması ve uygulanması amacıyla ceza infaz kurumlarında eğitim ve psiko-sosyal hizmet servisleri oluşturulur.” (15) 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunun “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesi birinci fıkrasında “kişisel veri”, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi şeklinde; “kişisel verilerin işlenmesi” ise kişisel verilerin tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla elde edilmesi, kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hâle getirilmesi, sınıflandırılması ya da kullanılmasının engellenmesi gibi veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlem şeklinde tanımlanmıştır.
(16) Aynı Kanunun “Genel İlkeler” başlıklı 4 üncü maddesinde, “(1) Kişisel veriler, ancak bu Kanunda ve diğer kanunlarda öngörülen usul ve esaslara uygun olarak işlenebilir. (2) Kişisel verilerin işlenmesinde aşağıdaki ilkelere uyulması zorunludur: a) Hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma. b) Doğru ve gerektiğinde güncel olma. c) Belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme. ç) İşlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma. d) İlgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilme.” düzenlenmiştir.
(17) 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun “Özel hayatın gizliliğini ihlal” başlıklı 134, “Kişisel verilerin kaydedilmesi” başlıklı 135, “Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” başlıklı 136, “Verileri yok etmeme” başlıklı 138 ve “Gizliliğin ihlali” başlıklı 285 inci maddeleri, kişisel verilerin korunmasının sağlanması konusunda yaptırıma tabi bir dizi müeyyideyi hüküm altına almaktadır.
(18) 17/12/2015 tarihli Birleşmiş Milletler Mahpusların Islahı İçin Asgari Standart Kuralları’nın (Nelson Mandela Kuralları) (1955 tarihli BM Mahpusların Islahı İçin Asgari Standart Kurallar Bütününün revizyonu); (18.1) 1’inci maddesinde, “Bütün mahpuslara insanlık onuru ve değerine uygun olarak saygıyla davranılır. Hiçbir mahpus, gerekçesi ne olursa olsun işkence ve diğer zalimane, insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele ve cezaya maruz bırakılamaz ve bütün mahpuslar böylesi muamele ve cezaya karşı korunur…” hükmü, (18.2) 2’nci maddesinde, “Mevcut kurallar, taraf gözetmeden uygulanır. Irk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal ya da başka bir görüş, ulusal ya da toplumsal köken, mülkiyet, doğum ya da diğer bir statü temelinde bir ayrımcılık yapılamaz…” hükmü, /
(18.3) 3’üncü maddesinde, “Hapislik ve kişilerin dış dünyayla ilişkilerin kesilmesiyle sonuçlanan diğer tedbirler, bu kişileri özgürlüklerinden yoksun bırakarak, kendi kaderlerini belirleme hakkını ellerinden aldığı için sıkıntı vericidir. Bu nedenle hapishane sistemi, olaya özgü olarak haklı görülebilir ayırma ya da disiplin gerekçeleri hariç, böylesi bir duruma ilişkin ıstırabı, daha ağır hale getiremez” hükmü, (18.4) 4’üncü maddesinin birinci fıkrasında, “Hapis cezasının ya da kişinin özgürlüğünü kısıtlayan benzer tedbirlerin amacı, öncelikle toplumu suça karşı korumak ve suçun tekrarını azaltmaktır. Ancak bu amaçlar, eğer hapislik dönemi, bu kişiler tahliye olduklarında mümkün olduğunca topluma yeniden uyumlarını sağlayacak biçimde kullanılırsa başarılabilir; böylece yasalara uymaları ve kendi yaşamlarını sürdürmeleri sağlanabilir” hükmü yer almaktadır.
(19) Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından 11/1/2006 tarihinde 952. Delegeler Komitesi toplantısı sırasında kabul edilen Üye Devletlere Avrupa Cezaevleri Kuralları Hakkında REC (2006) 2 No.lu
Tavsiye Kararı’nın ekinde yer alan Avrupa Cezaevi Kurallarında; (19.1) 1 numaralı kuralda, “Özgürlüğünden yoksun bırakılan tüm kişilere insan haklarına saygılı bir şekilde davranılmalıdır”, (19.2) 6 numaralı kuralda, “Bütün alıkonma biçimleri, özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilerin özgür toplumla yeniden bütünleşmelerini kolaylaştıracak şekilde düzenlenmelidir”, (19.3) 9 numaralı kuralda, “Bütün cezaevleri, düzenli olarak resmi denetime ve bağımsız izlemeye tabi tutulmalıdır” hususları düzenlenmiştir.
(19.4) 18.10 numaralı kuralda, “Bütün mahpusların kaldıkları yerler, onların kaçma ve kendilerine veya başkalarına zarar verme tehlikesine karşı asgari sınırlayıcı güvenlik düzenlemelerine uygun koşullarda olmalıdır.” hükmüne yer verilmiştir.
(20) Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9/12/1988 tarih ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen Herhangi
Bir Biçimde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunması İçin Prensipler Bütününün, “İnsani tarzda muamele yükümlülüğü” başlıklı 1’inci maddesi, “Her hangi bir biçimde tutulan veya hapsedilen bir kimse, insaniyetin ve insanın doğuştan sahip olduğu insanlık onuruna saygının gerektirdiği bir biçimde muamele görür” ifadesini haizdir. Söz konusu Prensiplerin “İşkence yasağı” başlıklı 6’ncı maddesinde, her hangi bir biçimde tutulan veya hapsedilen bir kimsenin, işkenceye veya zalimane, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele veya cezaya maruz bırakılamayacağı kayıt altına alınmıştır.
(21) 1990 yılında Havana’da toplanan Suçların Önlenmesi ve Suçluların Islahı Üzerine Sekizinci Birleşmiş
Milletler Konferansı tarafından kabul edilen Kanun Adamlarının Zor ve Silah Kullanmalarına Dair
Temel İlkeler’in 15’inci maddesinde, “Kanun adamları, kurum içinde güvenliğin ve düzenin sürdürülmesi için gerekli olmadıkça veya kişisel güvenlikleri tehdit edilmedikçe, hapsedilen kişilerle olan ilişkileri sırasında zor kullanamazlar” düzenlemesine yer verilmiştir.
(22) 28.03.2013 tarih ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği’nin
“Karar verme süresi” başlıklı 36’ncı maddesinde “Kurum, inceleme ve araştırmasını şikâyet tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
(23) 29.03.2020 tarih ve 31083 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza İnfaz
Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin, “Güvenlik ve
/
gözetim servisi” kenar başlıklı 10’uncu maddesinde, güvenlik ve gözetim servisinin; kurumun güvenliği, düzeni ve disiplininden sorumlu olduğu, infaz ve koruma memurunun, kurumun güvenlik, düzen ve disiplininin sağlanması, hükümlülerin kurum içindeki hareketlerinin takip ve kontrolü ile gözetimi ve kurumun temiz tutulması ile hükümlülerin iç yönetmeliklere uygun surette hareket etmelerini sağlamakla görevli oldukları ifade edilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ Av. Dr. FATMA BENLİ YALÇIN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
(24) Kamu Denetçisi tarafından dosya kapsamında yapılan değerlendirme neticesinde, başvuru konusuna ilişkin olarak hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Açısından Değerlendirme (25) Şikâyet başvurusu; iş bu Kararın (1) nolu paragrafında açıklandığı üzere özetle; başvurucunun tutulduğu odada başka bir mahpusla kavga etmesinin ardından 6 Temmuz 2023 tarihinde tekli odaya alındığı, isimleri başvuru belgesinde kayıtlı başmemur ve diğer görevliler tarafından küfürler eşliğinde darp edildiği, bu esnada odasına getirilen farklı bir mahkûmun da dövüldüğü ve bu kişinin kafasının kanadığını gördüğü, yaşananların kamera görüntülerinden tespit edilebileceği, darp edilmesinin ardından Kurum revirinden rapor aldığı şeklindeki iddia ve şikâyetine istinaden, gereğinin yapılması talebine dayanmaktadır.
(26) 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17’nci maddesinde; herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu; tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamayacağı; kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı ve kimsenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamayacağı güvence altına alınmıştır.
(27) Aynı husus, başta Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) olmak üzere, ülkemizin de tarafı olduğu birçok uluslararası hukuk belgesinde de kayıt altına alınmıştır. AİHS’nin “İşkence yasağı” başlıklı 3’üncü maddesinde bu husus, hiç kimsenin işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamayacağı şeklinde teminat altına alınmıştır.
(28) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM/Mahkeme) de birçok kararında, devletin, alıkonulan her kişiden sorumlu olduğunu vurgulayarak, işkence ve kötü muamelenin hem maddi hem de manevi şahsiyet üzerinde yol açtığı etkilerin tespitine yönelik ayrıntılı temel ilkeleri belirlemiştir.
(29) Somut başvuruda, Adalet Bakanlığının anlatımı ile 06.07.2023 günü Saat 12.35 sıralarında A Blok nolu odanın acil ikaz butonunun çalması üzerine görevli memurlar tarafından güvenlik önlemleri alınarak
– odasına girildiği, başvurucu ve isimli hükümlülerin kavga ettiklerinin tespiti üzerine, bu hükümlülerin ayrı odalara alındığı, sonrasında kişilerin, darp-cebir durumunun tespiti için
Kurum tabipliğine götürülerek haklarında darp-cebir raporu tanzim edildiği; bu yaşanan mahkûmlar arası kavga olayının ardından, Kurum Disiplin Kurulunun 20.07.2023 tarihli ve / sayılı kararı gereğince başvurucu eylemine uygun disiplin cezası verildiği, hükümlünün anılan karara karşı infaz hâkimliğine şikâyet başvurusunda bulunduğu, Sungurlu İnfaz Hâkimliğinin 03.08.2023 tarihli ve
/ Esas, / Karar sayılı kararı ile başvurunun reddine dair karar verildiği, söz konusu karara karşı adı geçen tarafından yapılan itiraz neticesinde, Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesinin 23.08.2023
tarihli ve / D.İş sayılı kararı gereğince itirazın reddine dair karar verildiği görülmektedir. Ayrıca, adı geçenin anılan Kurumda kötü muameleye maruz kaldığı ve dilekçelerinin çıkış yapılmadığı iddiası ile
Cumhuriyet Başsavcılığına yapmış olduğu şikâyeti neticesinde, Sungurlu Cumhuriyet Başsavcılığınca
22.09.2023 tarihli ve / Dosya, / sayılı kararı uyarınca “Soruşturma Yapılmasına Yer
Olmadığına” dair karar verildiği; keza aynı olayla bağlantılı olarak adı geçenin, anılan Kurumda görevli infaz ve koruma başmemuru tarafından kötü muameleye maruz kaldığı ve darp edildiği iddiasına istinaden
Cumhuriyet Başsavcılığına yapmış olduğu şikâyeti neticesinde, Sungurlu Cumhuriyet Başsavcılığınca
22.09.2023 tarihli ve / Dosya, / sayılı kararı uyarınca “Soruşturma Yapılmasına Yer
Olmadığına” dair karar verildiği anlaşılmaktadır.
(30) Bu noktada, başvuranın “kötü muameleye maruz kaldığı ve darp edildiği” iddiası ve
“dilekçelerinin çıkış yapılmadığı” iddiasıyla ilgili adli makamlara ilettiği iki ayrı ihbarından, 18.09.2023 tarihli dilekçesi ile vazgeçtiği, bunun üzerine Sungurlu Cumhuriyet Başsavcılığınca bir üstteki paragrafta da kaydedilen 22.09.2023 tarihli ve / Dosya, / sayılı ve 22.09.2023 tarih ve
/ sayılı iki ayrı “Soruşturma Yapılmasına Yer Olmadığına” dair karar verildiği anlaşılmaktadır.
(31) Bu nedenle, başvurucunun darp edildiği ve kötü muameleye maruz kaldığı iddialarına ilişkin kısmı;
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5’nci maddenin ikinci
fıkrasında düzenlenen ve Kamu Denetçiliği Kurumunun görev alanı dışında tutulan olan hususlardan birisi olan; “… c) Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar,…” hükmü ile 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun
Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 4’üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c)
bendinde yer alan, yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış uyuşmazlıklara ilişkin başvuruların incelenemeyeceği yönündeki düzenlenme uyarınca, inceleme ve araştırma haricinde tutulmuştur. Kurumumuz tarafından yapılan inceleme, yasal mevzuat uyarınca, Sungurlu Cumhuriyet Savcılığının Kovuşturma Yapılmasına Yer Olmadığına dair kararlarına konu edilen kötü muamele ve darp iddialarını kapsamamaktadır. İşbu inceleme ve araştırmanın kapsamı, yargı makamlarınca incelenmemiş olan ceza infaz kurumlarında kamera kayıt sisteminin usul ve esasları ile sınırlandırılmıştır.
(32) Ayrıca başvurucu, dosyasında mevcut 18.09.2023 tarihli dilekçesinde, “Sayın Savcım daha önce vermiş olduğum şikâyet dilekçelerimde hepsinden vazgeçiyorum hiç kimseden kurum personelinden şikâyetim yoktur…” ifadesine yer vermiştir. Söz konusu beyan, adli makamlara muhatap yazılmış olup, başvuranın Kurumumuza ikinci kez ilettiği dilekçenin 02.10.2023 tarihli olduğu anlaşıldığından, bu durum, Kurumumuzca inceleme ve araştırma yapılmasına yönelik hukuki bir engel teşkil etmemektedir. Aynı şekilde başvuran darp raporunun var olduğunu ifade etmiş olup; dosyada başvurucu ve kavga ettiği diğer mahkûm adına düzenlenen 2 adet doktor raporu bulunmaktadır. Başvurana ait Genel Adli Muayene
Raporunda, “Sol kolda Humerus dış yüzde yüzeyel Abrazyon mevcut. Sol diz kapağının üzerinde iki cm kızarıklık mevcut. Basit tıbbi müdahale ile giderilebilir. Hayati tehlikesi yoktur. Durum bildirir katı hekim raporudur” ibaresinin, başvuran ile kavga ettiği anlaşılan diğer mahkûmun Genel Adli Muayene Raporunda ise “Sırt orta hatta sekiz-on adet yüzeyel Abrazyon mevcut. Sol dirsekte kızarıklık mevcut. Yüz sağ bölgede yüzeyel Abrazyon mevcut. Basit tıbbi müdahale ile giderilebilir. Hayati tehlikesi yoktur. Durum bildirir katı hekim raporudur”. ifadesinin yer aldığı anlaşılmıştır. Bu noktada raporda var olan bulguların mahkumların yaptığı kavga haricinde bir sebepten kaynaklandığını düşündüren herhangi bir veri tespiti mümkün olmamıştır.
/
(33) Kamera kayıtlarının muhafazasına ilişkin ise ülkemizde ceza adalet sisteminin işleyişinin, insan onurunu gözetecek şekilde teşkiline yönelik önemli adımlar atmış, bu amaçla 5237 sayılı Türk Ceza
Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı
Hakkında Kanun bütüncül bir bakış açısıyla baştan sona gözden geçirilerek 2004 yılında kabul edilmiştir.
(34) Ceza infaz sisteminin işleyişinin temel dayanak belgesi niteliğinde olan, ceza ve güvenlik tedbirlerinin amaç, kapsam ve ilkeleri ile ceza infaz kurumları ve tutukevlerinin yönetimine dair temel hukuk kurallarının belirlendiği 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “İnfazda temel ilke” başlıklı 2’nci maddesinde, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kuralların, ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken vs. hiçbir konuda ayrım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanacağı; ayrıca ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamayacağı güvence altına alınmıştır.
(35) İnfaz sistemlerinin temel amacı, “tutulu kişilerin” bir yandan cezalarının infazı, diğer yandan da bu kişilerin ıslahı ve topluma yeniden katılımlarının kolaylaştırılması amacına dayanmaktadır. Bu husus, 5275 sayılı Kanun’un “İnfazda temel amaç” başlıklı 3’üncü maddesinde, hükümlünün öncelikle genel ve özel önlemesinin sağlanmasının (cezanın infazı) yanı sıra, yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak şeklinde tarif edilmiştir. Yine Kanun’un “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6’ncı maddesinde; “hükümlülerin güvenli bir biçimde ve kaçmalarını önleyecek tedbirler alınarak düzen, güvenlik ve disiplin çerçevesinde tutulacakları”, “hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten mahrumiyetin, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî ve manevî şartlar altında çektirileceği”, “cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve imkânların kullanılacağı”, “hükümlünün kanun ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkelerinin esas alınacağı”, “hükümlülerin kişilikleriyle orantılı bireyselleştirilmiş programlara yer verilmesine özen gösterileceği” ve “ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınmasının zorunlu olduğu” şeklinde açıklanan ilkelere yer vermek suretiyle bu amacın sağlanmasına yönelik tedbirler teminat altına alınmıştır.
(36) Kurumumuzca tesis edilen çok sayıda kararda da belirtildiği üzere, meşru makamlar tarafından usulüne uygun şekilde hürriyetinden mahrum bırakılan ve kapalı kurumlarda barındırılan, dolayısı ile dış dünya ile iletişimi kısıtlanan veya sonlandırılan tutulu kişiler, temel hak ve özgürlüklerinin korunması noktasında kamu idaresinin sorumluluğu altındadır.
(37) Konunun insan hakları hukuku açısından taşıdığı önem nedeniyle, kapalı kurumlarda tutulan kişilerin barındırılmasına ilişkin usul ve esaslar, bu kişilerin kurumlara ilk girişinden itibaren ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. Benzer şekilde, kamu gücü kullanan her görevlinin yetki, görev ve sorumluluğu ile buna ilişkin işleyiş, hem birincil hem de ikincil/üçüncül mevzuat hükümleri tarafından ayrıntılı şekilde kurala bağlanmıştır. Dolayısı ile bir mahkeme kararı ile kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunan veya kanunla ihtilafa düştüğü gerekçesi ile tutuklama kararı verilip bir ceza infaz kurumuna getirilen tutulu kişilerin, bu kapalı kurumlara ilk girişinden çıkışına kadar, burada tutuldukları/yaşayacakları süre zarfında her ânı, kamu idaresince tanzim edilmekte; bunun doğal neticesi olarak yaşanacak her olaydan da kamu idaresi sorumlu olmaktadır.
(38) 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 8 ve 9’uncu maddelerinde, kapalı ve yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarının, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fiziki
/
engellerle donatılacağı hüküm altına alınmıştır. Her iki madde hükmünde geçen firara karşı teknik, mekanik, elektronik veya fizikî engellerle donatılmış olma, kamera kayıt sistemini de içerecek şekilde değerlendirilmektedir. Ayrıca, Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu Komitesinin üye devletlere Avrupa
Cezaevi Kuralları Hakkında 2006/2 No’lu Tavsiye Kararının “Yerleştirme ve Barınma” başlıklı 18’inci maddesinin onuncu fıkrasında, “Bütün mahpusların kaldıkları yerler, onların kaçma ve kendilerine veya başkalarına zarar verme tehlikesine karşı asgari sınırlayıcı güvenlik düzenlemelerine uygun koşullarda olmalıdır.” hükmüne yer verilmiş olup; kamera sisteminin, bu kuralda geçen sınırlayıcı güvenlik düzenlemesi tanımı içerisinde olduğu değerlendirilmektedir.
(39) İlgi mevzuat hükümlerine dayalı olarak, ceza infaz kurumlarının ortak alanlarının kamera ile izlenmesi, bu kayıtların depolanması yasal mevzuata ve hukuka uygun bir uygulama olup; bu kayıtlar, hükümlü ve tutuklular arasında meydana gelebilecek şiddet olaylarının önlenmesinde veya erken müdahale ile daha ileri boyutlara ulaşmadan sonlandırılmasında, olaydan sonra delillerin tespitinde, hükümlü ve tutukluların birbirleri üzerinde tahakküm kurmasının engellenmesinde önemli bir araçtır. Keza firar ve benzeri müessif olaylara ve güvenlik zafiyetine meydan verilmemesi adına kamera kaydı hayati öneme haizdir.
(40) Diğer taraftan; ceza infaz kurumlarında, hükümlü ve tutukluların kullandıkları tuvalet, banyo ve yatakhane gibi alanların, kameraların görüş alanı dışında bırakılması, özel hayatın ve mahremiyetin korunması adına kati bir kuraldır.
(41) 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun; “Kurumların iç güvenliği” kenar başlıklı 33’üncü maddesinde, kurumların iç güvenliğinin infaz ve koruma görevlileri tarafından sağlanacağı, iç güvenlik görevlilerinin gerektiğinde dış güvenlik görevlileri ile işbirliği yapabileceği, açık kurumlar ile çocuk eğitim evlerindeki idare ile infaz ve koruma görevlilerinin firarların önlenmesi, asayiş ve disiplinin sağlanması bakımından gözetim ve denetimle yükümlü olduklarının düzenlendiği, (42) Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin, “Güvenlik ve gözetim servisi” kenar başlıklı 10’uncu maddesinde, güvenlik ve gözetim servisinin; kurumun güvenliği, düzeni ve disiplininden sorumlu olduğu, infaz ve koruma memurunun, kurumun güvenlik, düzen ve disiplininin sağlanması, hükümlülerin kurum içindeki hareketlerinin takip ve kontrolü ile gözetimi ve kurumun temiz tutulması ile hükümlülerin iç yönetmeliklere uygun surette hareket etmelerini sağlamakla görevli oldukları ifade edilmiştir.
(43) Ceza infaz kurumlarında ortak kullanım alanlarının kameralarla izlenmesi, ceza infaz kurumu personeline yüklenen iç güvenlik, denetim ve gözetim yükümlülüklerinin daha etkili surette yerine getirilmesi noktasında önem arz etmektedir. Zira kamera kayıt sistemleri, hükümlü ve tutukluların işledikleri disiplin suçlarının delillendirilmesi, takibi ile sonuçlandırılmasında; olabilecek intihar teşebbüslerinin adli-idari yönden hem önlenmesinde, hem takibinde hem de sonuçlandırılmasında; kurum personelinin hükümlü ve tutuklulara karşı, hükümlü ve tutukluların da kurum personeline karşı kötü muamele suçlamasında bulunmasının engellenmesi, tespiti, delillendirilmesi ve adil bir şekilde sonuca bağlanmasında; ortak yaşam alanlarında oynanabilecek her türlü yasak oyunların takibi, tespiti ve önlenmesinde; oda/koğuşlarda meydana gelebilecek baskı ve şiddet uygulamaları ile hırsızlık olaylarının tespit ve engellenmesinde önemli rol oynamaktadır. Nitekim Adalet Bakanlığının yazılı cevabında, “Ulusal ve uluslararası mevzuat çerçevesinde gerek ceza infaz kurumlarında insan haklarına ilişkin standartların en üst seviyede uygulanması, gerek personelin asılsız iddia ve şikâyetlere muhatap olmamasını teminen ceza infaz kurumlarında hükümlü ve tutukluların disiplin soruşturması kapsamında yürütülen ifade alma, hükümlü ve tutukluların bilgilendirilmesi, tebligat gibi idari işlemlerin mevcut güvenlik kameralarının görüş açısı içerisindeki bir alanda gerçekleştirilmesi, böyle bir alanın
bulunmaması halinde kurumun uygun bir alanında bu tür iş ve işlemler için kameralı bir alan oluşturulması, yukarıda sayılan bu iş ve işlemlerin kamerasız alanlarda yapılmaması hususlarında Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün 16.10.2020 tarih ve E. – – – / sayı ile
17.03.2022 tarih ve E- – – / sayılı yazılarıyla tüm Cumhuriyet
başsavcılıklarına gerekli talimatın verildiği” ifadeleriyle Kurumumuzun verdiği çok sayıda tavsiye kararlarında da yer alan hassasiyet ortaya konmuştur. Zira tutulu kişilerin, zorunlu olmadıkça tek kişi olarak kamera görmeyen idari kısımlara götürülmemesi ve kurum görevlileri ile tutulu kişiler arasında kamerasız ortamlarda temas kurulmaması, muhtemel olumsuzlukların önüne geçilmesi ve iddiaların doğruluğu ya da gerçek dışılığı konusunda tespit yapabilme açısından önemlidir.
(44) Ülkemiz modern infaz sisteminin en önemli unsuru olan insan hayatına verilen değerin göstergesi olarak, devlete emanet edilmiş bireylerin ceza infaz kurumu hayatında infazlarının sonuna kadar güvenli ortamda yaşayarak, suçtan arındırılmaları ve topluma kazandırılmalarının, ıslah edilmelerinin en başta gelen adalet hedeflerinden olduğu, ceza infaz kuruluşlarındaki kameraların da bu bağlamda insan hayatını korumak, tehlikeleri önlemek için önem arz ettiği ortadadır.
(45) Bu noktada hükümlü ve tutukluların ortak yaşam alanlarına ilişkin görüntü ve kayıtların, sadece merkez kontrol odası görevlilerince izlenebilmesi, kayıtlara, yetkisiz kişilerce ulaşılmasının engellenmesi ve güvenli bir ortamda, standart usul, esas ve sürelerde muhafazası önemlidir.
(46) Ceza infaz kurumlarında yaşanabilecek olumsuz olayların adli ve idari anlamda soruşturulmasında oynadığı rolden hareketle, kapalı kurumların sadece kamera ile izlenmesi dışında, söz konusu kamera kayıtlarının makul süre saklanması da gerekmektedir. Bu noktada kamu idaresinin, kişisel verilerin korunması ilkesine uygun olarak, söz konusu veriyi saklamaya yönelik bilgi işlem alt yapısını kurması, bu alt yapısının işletilmesinden sorumlu personelin, özellikle “kişisel verilerin korunması” ve “özel hayatın gizliliği” ilkeleri bağlamında meslek içi eğitimi de önemlidir. Ayrıca bu konuda tüm kapalı kurumlar açısından bir dizi “yeknesak standartların” tesis edilmesi de gerekmektedir. Bu standartlar, söz konusu görüntü kayıtlarının “çözünürlüğü, “ses kaydı”, “saklanma süresi”, bu “kayıtlara erişime yetkili kişilerin belirlenmesi”, erişim kayıtlarına ait “log bilgilerinin izlenmesi” ve görüntülerin güvenli şekilde saklanmasının ardından “imha edilmesi” şeklinde hayati öneme haiz hususları öngörmelidir.
(47) Ceza infaz kurumlarının, güvenlik amacı ile kamera ile izlenmesi ve bu kayıtların muhafazası, yasal dayanağa sahip bir uygulamadır. Bununla birlikte bu uygulamanın “amaca hizmet edecek orantıda” olması ve “özel hayatın gizliliği” ile “kişisel verilerin korunması” açısından titizlik gösterilmesi gerekmektedir.
(48) Bu alanların teknolojik araçlarla izlenmesi ile izlenen görüntülerin kaydedilmesinin farklı hukuki sonuçlara sahip olacağı gerçeği açısından da konu önem arz etmektedir. Sadece izleme veya gözetleme açısından, önleyici kolluk yetki ve görevi sadedinde mevcut mevzuat hükümleri uyarınca izlemenin icra edilmesinin önünde bir engel bulunmadığı değerlendirilmektedir. Nitekim bir infaz koruma memuru görevlisinin bizzat gözleri ile bir nokta veya alanı izlemesi ile teknolojik bir araçtan yararlanarak izlemesi arasında bir fark bulunmamaktadır. Fakat görüntü kayıtlarının sadece izlenmesi değil, aynı zamanda bunların kaydedilmesi, depolanması, farklı zamanlarda yeniden bu kayıtlara erişilmesi ve bu kayıtların işlenmesi farklı bir hukuki rejime tabidir. Mevzuatla ceza infaz birimlerine ve görevlilerine verilen yetki ve görevler kapsamında, muhataplarda tedirginliğe yol açmayacak, özel hayata müdahale niteliği taşımayacak ve kişisel verilerin korunmasını güvence altına alacak şekilde, görüntülerin kaydının yapılması, depolanması, korunması ve bu kayıtların imha edilmesinin yeknesak bir usulünün oluşturulması gerekmektedir.
/
(49) Başvuruya konu somut olay açısından meselenin tetkikinde; başvurucu Kurumumuz kayıtlarında tarihinde geçen 04.09.2023 tarihli dilekçe ile Kurumumuza başvuruda bulunmuştur.
Başvurucu 06.07.2023 tarihinde mahkûmlara ait ortak yaşam alanında, kamu görevlilerince kötü muamelede bulunulduğunu iddia etmiştir. Somut yer ve tarih bildirmek suretiyle darp iddiasında bulunduğu için Kurumumuzca, “idareye başvuru şartı” aranmaksızın ivedilikle esas incelemesine geçilmiştir.
Kurumumuzca 14.09.2023 tarihli yazı ile iddia konusu olaya ilişkin kamera görüntüleri talep edilmiş; Adalet Bakanlığınca, “Kurum başmemurluk odasını gösterir kamera kayıtları incelendiğinde, NVR (Network Video Recorder) cihazlarının HDD çalışma prensiplerinin on iki hard diskinin 6’lı Raid sistemine göre çalıştığı, kayıt arşiv süresinin geçmesi nedeniyle kamera görüntülerine erişim sağlanamadığı.” şeklinde açıklamada bulunulmuştur.
(50) Bunun üzerine adı geçen Bakanlıktan müteakip yazımız ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin
İnfazı Hakkında Kanun hükümlerine göre yasal dayanağa sahip olduğu Kurumumuzca da düşünülen ceza infaz kurumların kamera ile izlenmesi ve bu kamera kayıtlarının depolanmasına yönelik iş ve işlemleri düzenleyen ayrıntılı hukuki belgelerin (yönetmelik yönerge, genelge vs.) bir suretinin iletilmesi, kamera kayıtlarının hangi süre ile saklandığı ve kamera görüntülerinin depolama süresinin uzatılıp uzatılmaması ile buna ilişkin bilgi işlem alt yapısının yeterliliği konusundaki değerlendirme ve söz konusu kamera kayıtlarının kayıt arşiv süresinin geçmesi nedeniyle kamera görüntülerine erişim sağlanamaması hakkındaki açıklama talep edilmiştir.
(51) Adalet Bakanlığından alınan 01.03.2024 tarih ve E- – [ – / sayılı cevabi yazıda özetle; “Ceza infaz kurumlarda kamera kayıtlarının depolanmasına yönelik iş ve işlemleri düzenleyen herhangi bir yönetmelik yönerge, genelge bulunmadığı, anılan Kurumda barındırılan hükümlü ve tutukluların disiplin, tebligat ve başmemur görüşü gibi işlemlerinin kamera açısı içerisinde yapıldığı ancak, hükümlünün ihbarda bulunduğu tarihte kayıt arşiv süresinin geçmesi nedeniyle görüntülere erişim sağlanamadığı, Kurum başmemurluk odasını gösterir kamera kayıtları incelendiğinde, NVR (Network Video Recorder)
cihazlarının HDD çalışma prensiplerinin on iki hard diskinin 6’lı Raid sistemine göre çalıştığı, her kameranın ışık ve görüntü yoğunluğunun ve NVR cihazına kayıtlı kamera sayısının depolama süresini etkilediği, C-4KOR (NVR-2) kamerasına 17.09.2023 tarih saat 02.33’den ve C-MLT5(NVR-2) kamerasına ise 16.09.2023 tarih saat 04.31’den önceki kayıtlara video kayıt süreleri nedeniyle erişim sağlanamadığı, ayrıca olayın adli ve idari soruşturmaya konu olması halinde olaya ilişkin kamera kayıtlarının soruşturma tamamlanıncaya kadar muhafaza edildiği…” şeklinde açıklamada bulunulmuştur.
(52) Bakanlığın cevabi yazısına göre; şikâyete konu ceza infaz kurumunun kamera görüntü kayıtları, takriben iki ay süre ile sistem tarafından otomatik olarak muhafaza edildiği; sadece adli ve idari soruşturmaya konu bir olay durumunda, olaya ilişkin kamera kayıtlarının, soruşturma tamamlanıncaya kadar muhafazası sağlandığı; ayrıca ülke genelinde ceza infaz kurumlarda kamera kayıtlarının alınması ve depolanmasına yönelik iş ve işlemleri düzenleyen herhangi bir yönetmelik yönerge, genelge vb. ikincil ve üçüncül bir düzenlemenin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
(53) Bu noktada ilgili kamu idaresinin, ceza infaz kurumlarında güvenlik ve disiplinin sağlanmasında, ayrıca tutulu kişiler ve görevlilerin haklarının korunmasında bu denli öneme haiz kamera sisteminin, ülke genelindeki ceza infaz kurumlarında yeknesak bir şekilde kurulması ve işletilmesi hususunda, yasal mevzuat ve ülkemizin de taraf olduğu uluslararası hukuk kurallarına uygun surette ikincil, gerekiyorsa
üçüncül ayrıntılı kuralları oluşturması ve kamera kayıtlarının muhafazası için makul altı aylık bir sürenin öngörülmesi amacıyla teknik çalışma yapılması gerektiği değerlendirilmektedir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme (54) 28/3/2013 tarih ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde bir dizi iyi yönetim ilkesine yer verilmiştir.
(55) Adalet Bakanlığının, Kurumumuz bilgi ve belge talep yazılarına gerekçeli olarak cevap verdiği değerlendirildiğinden, idarenin iyi yönetim ilkelerinden “kararların gerekçeli olması” ilkesine uygun davrandığı görülmüştür. Ancak Bakanlık tarafından bilgi ve belge talep yazılarımıza süresinde cevap verilmediği anlaşıldığından, idarenin bundan sonra Kurumumuz yazılarına süresinde cevap verilmesini teminen, “makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun olarak hareket etmesi beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
(56) 14/06/2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21’inci maddesinde, Kamu Denetçiliği Kurumunun inceleme ve araştırmasını, başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde sonuçlandıramaması hâlinde, durmuş olan dava açma süresinin kaldığı yerden işlemeye başlayacağı belirtilmiştir. Kurumumuzca, ilki başvuru alındığı tarihten sonraki 15 gün içerisinde olmak üzere, üç defa bilgi, belge ve değerlendirme talebinde bulunulmuştur. Esas hakkında karar vermek için gerekli bilgi belge temini, altı ay içerisinde mümkün olmadığından, incelemenin 6 ayda bitirilememe gerekçesi, dava açma süresinin kaldığı yerden 06.03.2024 tarihinde yeniden işlemeye başlayacağı hususu ve yargı yolunun yetkili idare mahkemeleri nezdinde açık olduğu, 05.03.2024 tarih ve
– / -S. sayılı yazımız ile başvurucuya bildirilmiştir.
VII. KARAR
İlgili mevzuat hükümleri, yukarıda yer verilen açıklamalar ve dosya kapsamına göre, Başvurucunun, Kurumda görevli infaz ve koruma başmemuru tarafından kötü muameleye maruz kaldığı ve darp edildiği iddiası hakkında Sungurlu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 22.09.2023 tarihli ve
/ Dosya, / sayılı kararı ve 22.09.2023 tarihli ve / Dosya, / sayılı kararı verildiği anlaşıldığından; 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin ikinci fıkrası ile 28/3/2013 tarih ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmelik’in “Kurumca incelenmeyecek şikâyet başvuruları” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca; başvuruya konu iddiaların, bahse konu Kovuşturma Yapılmasına Yer Olmadığına Dair kararlarda belirtilen hususlar yönünden İNCELENMEMESİNE, Ceza infaz kurumlarının kamera ile izlenmesi ve kamera kayıtlarının depolanması uygulamasında kamera ve depolama sisteminin taşıması gereken asgari şartların (izlenecek alanların tayini, yasak alanlar, açı, çözünürlük, ses kaydı, hak ihlali iddialarına ilişkin hesap verilebilirliği güvence altına alacak şekilde makul altı aylık bir depolama süresi, kayıtlara erişim yetkisi ve benzeri hukuki ve teknik özellikler) belirlenmesi ve genel düzenleme haline getirilmesi hususunda ADALET BAKANLIĞINA TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
/
Kararın Başvurana ve Adalet Bakanlığına tebliğine,
6328 sayılı Kanunun 20’inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığınca bu karar üzerine tesis
edilecek işlemin, otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi