ÖZET: Başvurucu, Silivri 4 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda, 18/11/2019 tarihinde eşi ve üç arkadaşının yaklaşık 30 memur tarafından darp edildiğini, eşine kitap verilmediğini ve dilekçelerinin yanıtlanmadığını iddia ederek, darp olayına karışan görevliler hakkında işlem yapılmasını talep etmiştir. İnceleme, darp iddiasının mahiyetine odaklanmıştır. Ceza infaz kurumlarında güvenlik ve disiplin gereği bazı hakların kısıtlanmasının zorunlu olduğu, bu nedenle her tutuklu/hükümlü için sınırsız kitap bulundurma hakkı verilemeyeceği vurgulanmıştır.

Adalet Bakanlığı, olayda memurların orantılı güç kullandığını, kavgaya karışan hükümlülerin koğuştan alındığını ve darp raporu için hastaneye sevk edildiklerini belirtmiştir. Başvurucunun talep ettiği kitapların kendisine teslim edildiği, dolayısıyla idarenin işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, başvurunun reddine karar verilmiştir. Bu durum, ceza infaz kurumlarındaki disiplin ve güvenlik önlemlerinin gerekliliğini ortaya koymaktadır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2020/7020-S.20.11131

BAŞVURU NO : 2020/371

KARAR TARİHİ : 07/05/2020

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI (Ceza ve Tevkifevleri Genel

Müdürlüğü)

BAŞVURUNUN KONUSU : Ceza infaz kurumunda darp iddia ve şikâyeti hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 07/01/2020

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

(1) Başvurucu tarafından, Silivri 4 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda, 18/11/2019 tarihinde, yaklaşık 30 memurun odalarına girmek sureti ile eşi …’ı ve 3 arkadaşını darp ettikleri, eşine kitaplarının verilmediği ve dilekçelerinin cevaplandırılmadığı, bu olayın ardından eşinin keyfi şekilde Bursa’daki infaz kurumuna nakledildiği, iddia ve şikâyet edilerek; söz konusu darp olayına karışan görevliler hakkında gereğinin yapılması talep edilmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

(2) Kurumumuzca, verilecek karara esas olmak üzere başvuru belgesinde yer alan iddiaların doğruluğunun tespiti amacı ile 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı nezdinde inceleme ve araştırma gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda; (a) Silivri 4 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda, 18/11/2019 tarihinde meydana geldiği iddia edilen bahse konu olayın mahiyeti ile bu konuda adli merciler nezdinde yürütülmüş veya yürütülmekte olan soruşturma olup olmadığı hakkında bilgi, (b) söz konusu olayın yaşandığı zaman dilimine ait olmak üzere, …’ın tutulduğu odaya ait ve bu odayı gören koridora ait kamera kayıt örnekleri, (c) aynı odanın fiziki kapasitesi ile fiilen tutulan mahkûm/tutuklu sayısı hakkında bilgi, (ç) bu olayın ardından adı geçen hakkında düzenlenen doktor raporunun onaylı bir sureti, doktor raporu düzenlenmedi ise bunun nedeni, (d) adı geçene kitap verilmediği, bu kişinin dilekçelerinin cevaplanmadığı ve keyfi olarak bir başka kuruma nakledildiği iddiaları hakkında değerlendirme ve (e) Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı bünyesindeki Adalet

Müfettişlerince ve Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü bünyesindeki Kontroller Kurulu

Başkanlığı Kontrolleri tarafından bahse konu Kurumda en son hangi tarihte teftiş ve denetim gerçekleştirildiği, varsa bu konuda düzenlenen raporların bir sureti talep edilmiştir.

(3) Söz konusu iddialar hakkında Adalet Bakanlığından alınan 24/3/2020 tarih ve … sayılı yazı ve ekleri Kurumumuza ulaşmış ve dosyasında muhafaza edilmektedir. Buna göre Adalet

Bakanlığı tarafından; (3.1) 18/11/2019 tarihinde Kurumun … koğuşunda barındırılan hükümlüler arasında kavga yaşandığı, görevlilerin olaya müdahale ederek kavgaya karışan hükümlüleri koğuştan aldıkları esnada hükümlü …’nin memurlara müdahale edip, hükümlü …’nin koğuştan alınmasını engellemeye çalışarak memurlara görevini yaptırmamaya çalıştığı; bunun üzerine orantılı güç kullanılarak mahpusların koğuşlarından alındıkları ve darp cebir raporu için hastaneye sevk edildikleri, daha sonra da güvenlik amacı ile ayrı ayrı koğuşlara yerleştirildikleri, tanzim edilen tutanağa istinaden başlatılan disiplin soruşturmasında Kurum Disiplin Kurulunun 28/11/2019 tarihli ve 2019/2616 sayılı kararı ile hükümözlü …, tutuklular … ve …‘ye, eylemine uygun disiplin cezası verildiği, hükümlü …’ın olayla ilgisi olmadığı için hakkında soruşturma yapılmadığı ve sağlık raporu alınmadığı, (3.2) Anılan … koğuşunun kapasitesinin sekiz kişi olduğu ve 18/11/2019 tarihinde söz konusu koğuşta sekiz hükümlünün barındırıldığı, (3.3) Ceza İnfaz Kurumları Kütüphane ve Kitaplık Yönergesinin 30 uncu maddesine göre, “Oda veya koğuşta okunmak üzere, kütüphane ve kitaplıklarda bulunan süreli ve süresiz yayınlar, hükümlü ve tutuklulara zimmetle verilir. Verilecek yayın sayısı, kütüphane ve kitaplık hizmetlerini aksatmayacak, oda veya koğuş düzenini bozmayacak şekilde, oda veya koğuştaki hükümlü ve tutuklu mevcudu ile kütüphane veya kitaplıkta bulunan yayın sayısı dikkate alınarak eğitim kurulu kararıyla belirlenir.” hususlarına yer verildiği, buna göre hükümlü ve tutukluların odalarında bulundurabilecekleri kitap sayısının sınırsız olacağına dair bir hükmün bulunmadığı gibi idarenin bir kısım tedbirler almasının kurum içi disiplin kurallarına riayet edilmesinin temini bakımından önemli olduğu, (3.4) Bununla birlikte, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 1/4/2009 Tarihli, 2008/20816 Esas ve 2009/3797 sayılı kararıyla, kitap sınırlandırılmasına karşı yapılan itirazın reddi yönündeki kararı da gözetilerek, her bir tutuklu/hükümlü için Kurum Kütüphanesinden en fazla 3 adet olmak üzere toplamda, Kurumun yüksek güvenlikli bölümündeki tekli odalarında barındırılan tutuklu/hükümlü için en fazla 15, üçlü odalarında barındırılan her bir tutuklu/hükümlü için en fazla 10, çoklu koğuşlarda barındırılan her bir tutuklu/hükümlü için ise, en fazla 10 dergi ve kitap olarak sınırlandırılmasına İdare ve Gözlem Kurulunun 02/03/2017 tarihli ve 2017/1560 sayılı kararı ile karar verildiği, (3.5) Diğer taraftan, adı geçenin dış kantin aracılığı ile talep etmiş olduğu 28 kitabın yapılan kontrollerin ardından kendisine teslim edildiği, hâlihazırda talep ettiği halde temin edilmeyen herhangi bir kitap bulunmadığı, ayrıca kurum kütüphanesinden bugüne kadar değişimli olarak

12 kitap aldığının tespit edildiği,

(3.6) Hükümlü …’ın, Silivri 4 No’lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırılmakta iken

5275 sayılı Kanunun “Zorunlu Nedenlerle Nakil” başlıklı 56 ncı maddesi ile 5/6/2015 tarihli

ve 167 No.lu Genelgenin “İkinci Bölüm” 17 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince Bursa H

Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledildiği, bilgi ve değerlendirmesi Kurumumuza iletilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

(4) 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının, (4.1) “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17 nci maddesinde, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu; tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamayacağı; kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı ve kimsenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamayacağı kayıt altına alınmıştır.

(4.2) “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40 ıncı maddesinde, Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkesin, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahip olduğu güvence altına alınmıştır.

(4.3) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi, Ek fıkra 1’de, herkesin kamu denetçisine başvurma hakkına sahip olduğu hüküm altına alınmıştır.

(5) Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 5 inci maddesinde, hiç kimsenin işkenceye, zalimane, gayriinsani, haysiyet kırıcı cezalara veya muamelelere tabi tutulamayacağı güvence altına alınmıştır.

(6) Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmenin, “İşkence yasağı” başlıklı 7 nci maddesinde, hiç kimsenin işkenceye veya zalimane, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele veya cezaya maruz bırakılamayacağı; “Tutulanların Hakları” başlıklı 10 uncu maddesi birinci fıkrasında, özgürlüğünden mahrum bırakılan herkesin, insani muamele ve insanın doğuştan sahip olduğu insanlık onuruna saygı görme hakkına sahip olduğu, üçüncü fıkrasında da ceza infaz sisteminin, mahpusları iyileştirme ve toplumsal rehabilitasyonlarını sağlama gibi temel amaçlara sahip olacağı hususları kayıt altına alınmıştır.

(7) Birleşmiş Milletler İşkence ve Diğer Zalimane, Gayri İnsani veya Küçültücü Muamele veya

Cezaya Karşı Sözleşmenin, “İşkence fiillerini soruşturma” başlıklı 12 nci maddesinde, her bir taraf devletin, kendi egemenliği altındaki bir ülkede bir işkence fiilinin işlendiğine inanmak için makul sebepler bulunması halinde, yetkili makamlar tarafından derhal ve tarafsız bir soruşturma yapılmasını sağlayacağı ve “Yetkililere şikâyet hakkı” başlıklı 13 üncü maddesinde, her bir taraf devletin, kendi egemenliği altındaki bir ülkede işkence gördüğünü iddia eden bireylere şikâyet etme ve şikâyetinin yetkili makamlar tarafından derhal ve tarafsız bir biçimde incelenmesini isteme hakkı sağlayacağı, şikâyet edenin ve tanıkların, şikâyetin veya yapılan tanıklığın sonucu olarak her hangi bir kötü muamele veya tehdide karşı korunmasını sağlayacak gerekli tedbirleri alacağı düzenlenmiştir.

(8) Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunması İçin İlkeler

Bütününün, “İşkence yasağı” başlıklı 6 ncı maddesinde, her hangi bir biçimde tutulan veya hapsedilen bir kimsenin, işkenceye veya zalimane, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele veya cezaya maruz bırakılamayacağı düzenlenmiştir.

(9) İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin “İşkence yasağı” başlıklı 3 üncü maddesinde hiç kimsenin işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamayacağı; “Etkili başvuru hakkı” başlıklı 13 üncü maddesinde de bu Sözleşmede tanınmış olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkesin, ulusal bir merci önünde etkili bir yola başvurma hakkına sahip olduğu hüküm altına alınmıştır.

(10) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında, Kamu Denetçiliği Kurumunun, şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevli olduğu hüküm altına alınmıştır.

(11) 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanununun, (11.1) “İnfazda temel ilke” başlıklı 2 nci maddesinde, “(1) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kurallar hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken ve siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanır.

(2) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz.” hükmü, (11.2) “İnfazda temel amaç” başlıklı 3 üncü maddesinde, “(1) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.” hükmü, (11.3) “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6 ncı maddesi birinci fıkrası (b) bendinde, “…Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî ve manevî koşullar altında çektirilir…” hükmü, düzenlenmiştir.

(12) Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında

Tüzük hükümleri.

(13) BM Mahpusların Islahı İçin Asgari Standart Kurallar Bütünü.

(14) Birleşmiş Milletler Konferansı tarafından kabul edilen Kanun Adamlarının Zor ve Silah

Kullanmalarına Dair Temel İlkeler.

(15) Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında Rec (2006) 2

Sayılı Tavsiye Kararı.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

(16) Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek, başvurunun reddi yönünde hazırlanan “Ret Kararı Önerisi”

Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Açısından Değerlendirme (17) Başvurucu tarafından özetle; Silivri 4 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırılan eşi … ve üç arkadaşının, 18/11/2019 tarihinde, odalarına giren yaklaşık 30 memur tarafından darp edildikleri, eşine kitaplarının verilmediği ve eşinin dilekçelerinin cevaplandırılmadığı, ayrıca bu olayın ardından eşinin, keyfi şekilde Bursa’daki infaz kurumuna nakledildiği, iddia ve şikâyet edilerek; söz konusu darp olayına karışan görevliler hakkında gereğinin yapılması talep edilmektedir.

(18) Başvurucunun talebi de göz önünde bulundurularak, inceleme araştırmanın kapsamı, hükümlü …’ın darp edildiği iddia olunan olayın mahiyetinin tetkiki ile sınırlandırılmıştır.

(19) Bunun dışında, hükümlülerin ceza infaz kurumunda bulunmalarının doğal sonucu olarak birtakım haklarının kısıtlanmasının zorunlu olduğu, bu nedenle hem güvenlik hem de disiplin açısından birtakım önlemlerin alınması gerektiği, ayrıca ceza infaz kurumlarında, son yıllarda yaşanan yoğunluk nedeniyle, kurumda bulunan tutuklu-hükümlü kişilerin barındırıldıkları yerdeki kişi sayısı düşünüldüğünde, her bir tutuklu-hükümlü için sınırsız sayıda kitap bulundurma hakkı verilemeyeceğinin açık olduğu, bu nedenle hükümlülerin odalarda bulundurabilecekleri eşyaların türü ve sayısının kısıtlanmasının makul olduğu, nitekim idarenin cevabi yazısı dikkate alındığında başvuranın talep ettiği kitaplarını aldığı anlaşıldığından, idarenin, başvuranın kitap talebi konusunda tesis ettiği işleminde herhangi bir hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmıştır.

(20) Adalet Bakanlığının anlatımı ile 18/11/2019 tarihinde, Silivri 4 Nolu L Tipi Kapalı Ceza

İnfaz Kurumu … Alt koğuşunda barındırılan hükümlüler arasında kavga yaşanmış, memurların olaya müdahale ederek kavgaya karışan hükümlüleri koğuştan aldıkları esnada, hükümlü …’nin görevlilere müdahale edip, hükümlü …’nin koğuştan alınmasını engellemeye çalışarak memurlara görevini yaptırmamak şeklinde direnmesi üzerine, orantılı güç kullanılarak mahpuslar koğuşlarından alınmış, bu kişiler darp cebir raporu için hastaneye sevk edildikten sonra, güvenlik amacı ile ayrı ayrı koğuşlara yerleştirilmişlerdir. Yaşanan bu olay hakkında başlatılan disiplin soruşturması neticesinde, Kurum Disiplin Kurulunun 28/11/2019 tarihli ve 2019/2616 sayılı kararı ile hükümözlü …, tutuklular … ve …’ye eylemine uygun disiplin cezası verilmiş; başvuruya konu hükümlü …’ın olayla ilgisi olmadığı için hakkında soruşturma yapılmamış ve sağlık raporu alınmamıştır.

(21) Adalet Bakanlığından temin edilen kamera kayıtlarının (odanın bulunduğu koridordaki kamera, odanın genel yaşam alanını gören kamera ve oda avlusunu gören kamera) tetkiki neticesinde, olay öncesi çok sayıda görevlinin önce … koğuşunun bitişiğindeki bir başka odaya girdiği, ardından … odasına girdiği, görevlilerin … odasına girdikleri sırada, odada tutulu kişiler arasında bir kavganın yaşanıp yaşanmadığının tespit edilemediği, görevlilerin tutulu kişileri oda avlusuna aldıkları, bu esnada görevliler ile tutulu kişiler arasında arbede yaşandığı, avluda konuşlu kameranın ses kaydının olmaması nedeni ile yaşanan arbedenin ne sebepten çıktığının tespit edilemediği, görevliler ile tutulu kişiler arasında 30 saniye civarında süren bu arbedenin ardından, elleri arkada tutulmak sureti ile etkisiz hale getirilen 5 tutulu kişinin, görevliler tarafından tek tek odadan çıkartılıp koridor boyunca farklı bir yere götürüldükleri anlaşılmaktadır.

(22) Bilindiği gibi özgürlüklerinden mahrum bırakılan kişiler, dış dünya ile bağlantıları kısıtlanmış ve temel hak ve özgürlüklerinin temini ve korunması, tamamen kamu idaresinin sorumluluğu altında olan kişilerdir. Bu mekânlardaki uygulamalarından kaynaklanabilecek hatalar, kamu mercilerinin diğer sıradan hatalarından farklı olarak, telafisi mümkün olmayan hak ihlallerine yol açabilmektedir. Bu öneminden hareketle ceza infaz sisteminin kuruluş ve işleyişinin sıkı kurallara bağlanması ve sıkı bir denetime tabi tutulması önem arz etmektedir.

Bu mekânlarda “güvenlik ve asayişin temini” ile “disiplinin sağlanması”, ceza infaz sisteminin kendisinden beklenen sonucu vermesi noktasında önem arz etmektedir.

(23) Modern infaz rejiminin “güvenlik ve disiplin” kadar bir diğer olmazsa olmazı da “insan hakkı ve onurudur”. Kanunla ihtilafa düşmüş veya düştüğü iddia olunan kişiler hakkında uygulanan ceza ve güvenlik tedbirlerinin amaç, kapsam ve ilkelerinin belirlendiği ve ülkemiz ceza infaz sisteminin işleyişini düzenleyen temel yasal dayanak niteliğindeki 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kuralların, hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken ve siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanacağı, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamayacağı düzenlenmiştir. Kanunun 3 üncü maddesinde, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amacın, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak olduğu vurgulanmıştır.

(24) 5275 sayılı Kanun, hürriyeti bağlayıcı cezaların infazında gözetilecek temel ilkeleri de belirlemiştir. Kanunun 6 ncı maddesine göre hükümlülerin ceza infaz kurumlarında güvenli bir biçimde ve kaçmalarını önleyecek tedbirler alınarak düzen, güvenlik ve disiplin çerçevesinde tutulacakları, hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten mahrumiyetin, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî ve manevî koşullar altında çektirileceği; cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve imkânların kullanılacağı; hükümlünün kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkelerinin esas alınacağı; cezanın infazında adalet esaslarına uygun hareket edileceği, bu maksatla ceza infaz kurumlarının kanun, tüzük ve yönetmeliklerin verdiği yetkilere dayanarak nitelikli elemanlarca denetleneceği; hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınmasının zorunlu olduğu; hükümlülerin, infazın amacına uygun olarak kanun, tüzük ve yönetmeliklerin belirttiği hükümlere uyması zorunlu olduğu; kanunlarda gösterilen tutum, davranış ve eylemler ile kurum düzenini ihlâl edenler hakkında Kanunda belirtilen disiplin cezalarının uygulanacağı ve bu cezalara karşı savunma ve itirazların da Kanunun gösterdiği mercilere yapılabileceği düzenlenmiştir.

(25) 5275 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi hükmünde de görüleceği üzere, hürriyeti bağlayıcı cezaların infazında hükümlülerin temel hak ve özgürlüklerinin korunması gereği yanı sıra, bu kişilerin, görevlilerin, toplumun ve kurumun güvenliğinin sağlanması gerekliliği de gözetilecektir.

(26) Modern ceza infaz rejiminin hem “güvenlik” hem de “insan hakkı ve onuru” bağlamında temel nirengi noktası açısından somut olayın tetkiki yapıldığında, şu değerlendirmelere ulaşılmaktadır.

(27) İddia olunan darp olayı açısından, “işkence ve kötü muamele yasağı”, 2709 sayılı Türkiye

Cumhuriyeti Anayasasının “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17 nci maddesinde düzenlenmiş olup; madde hükmü ile herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu; tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamayacağı; kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı ve kimsenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamayacağı güvence altına alınmıştır. İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme de “İşkence yasağı” başlıklı 3 üncü maddesi ile hiç kimsenin işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamayacağı şeklinde, Sözleşmeye taraf devletleri yükümlülük altına sokmuştur.

(28) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi birçok kararında, devletin, alıkonulan her kişiden sorumlu olduğunu vurgulayarak, doktor tarafından muayene edilmeyi isteme hakkının, işkence ve kötü muamele ile mücadelede önemine atıf yapmaktadır. Mahkeme, işkence ve kötü muamele iddialarının tespitinde en temel delillerden birisinin, meydana gelen ihlal ile olay arasında bir illiyet bağı oluşturan doktor raporları olduğu değerlendirmesinde bulunmaktadır. [Sadece örnek için: Ayşe Tepe – Türkiye, Başvuru No : 2020/371 29422/95, Tarih: 22.07.2003, Paragraf 38], [Selmouni – Fransa, Başvuru No : 2020/371 25803/94, Tarih: 28.07.1999, Paragraf. 90] (29) Anlaşılacağı üzere, özgürlüğünden usulüne göre mahrum bırakılmış kişiler açısından

“doktor raporları”, bu kişilerin barındırıldığı mekânlardaki kötü uygulamaların önüne geçilmesi noktasında, diğer tedbirlerle birlikte anahtar öneme sahip temel güvencelerden birisini oluşturmaktadır. Bu hakkın etkili bir şekilde kullanılabilmesi noktasında ise kişinin kendi istediği doktora erişiminin sağlanması; doktorların, kişilerin isteği ne olursa olsun elindeki bilgileri paylaşma zorunluluğu altında hareket etmeleri, özellikle fiziki muayene konusunda eğitilmesi gerektiği, raporlarında sadece yaralanma bilgilerine yer vermemesi, bu yaralanmanın kaynağına (nedenine/öyküsüne) dair kendi düşüncesini de sunması gerektiği değerlendirilmektedir.

(30) Somut olay açısından mesele masaya yatırıldığında; öncelikle ortada bir doktor raporunun bulunmadığı görülmektedir. Bu konuda başvurucu, başvuruda bulunduğu eşinin bahse konu olay sonucunda yaralanıp yaralanmadığı, vücudunda çürük ve morlukların oluşup oluşmadığı hususunda da bir açıklama getirmemektedir. Mevzuat açısından, hükümlü ve tutukluların kuruma ilk kabulleri, diğer ceza infaz kurumlarına sevki ve adli vakaya esas olmak üzere doktor raporu alınmasının zorunlu olduğu hususu ve başvuruya konu darp olayının bir adli olay olduğu gerçeği göz önünde bulundurulduğunda; vuku bulduğu iddia olunan darp iddiasının doktor raporu ile desteklenmemesi ciddi soru işareti oluşturmaktadır.

(31) Üstelik Adalet Bakanlığı, başvuruya konu olayın ardından, … koğuşunda tutulu bulunanlardan üçünün hakkında doktor raporu aldırıldığı açıklamasında bulunmaktadır. Aynı olayın muhatabı kişilerden bir kısmı hakkında doktor raporu alınıp, diğer bir kısmı veya birisi hakkında rapor aldırılmaması, hakkında doktor raporu düzenlenmeyen kişi/kişiler açısından ciddi bir fiziki yaralanma olmadığı tezini güçlendirmektedir. Bu durumda, Adalet Bakanlığının resmi yazısında yer verdiği, hükümlü …’ın olayla ilgisi olmadığı için hakkında soruşturma yapılmadığı ve sağlık raporu alınmadığı açıklamasına itibar etmek için bir engel bulunmamaktadır.

(32) Bu noktada hem kamera kayıtları, hem de başvurucunun açıklamaları bir darp olayını ve bu olaya dair bir doktor raporunun varlığını ortaya koyamamaktadır. Dolayısı ile yaşanmamış bir darp eyleminden kaynaklanabilecek işkence veya kötü muameleden de söz etmek söz konusu olamayacaktır. Netice olarak, başvuruya konu kişi açısından, bir kamu görevlisinin darp eyleminden kaynaklanan ve doktor raporuna konu edilen bir yaralanma bulunmadığı değerlendirilmektedir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme (33) İyi yönetim ilkelerine 28.3.2013 tarih ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin

Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; Adalet Bakanlığı tarafından Kurumumuzca talep edilen bilgi, belge ve değerlendirme talep yazımıza, gereken hassasiyet ile süresinde cevap verilmiştir.

(34) Bununla birlikte, Kurumumuzca, ceza infaz kurumlarında yaşanan ihlal iddiaları sadedinde bundan evvel kaleme alınan çok sayıda kararda Adalet Bakanlığına hatırlatıldığı üzere; bir kişinin devletin gözetimi altında iken vücudunda yaralanma tespit edildiği durumlarda, söz konusu yaralanmanın nasıl oluştuğu hususunda makul bir açıklama getirme ve mağdurun bu yöndeki iddiaları hakkında şüpheye yer bırakmayacak nitelikte delilleri sunma yükümlülüğünün devlete ait olduğu hususu göz önünde bulundurularak, bu iddiaların söz konusu olabileceği durum ve ortamlarda kayıt imkânını ortadan kaldırabilecek uygulamalara gidilmemesi, tutuklu ve hükümlülerle yapılacak görüşmelerin ancak kamera bulunan ortamlarda yapılması yönünde tedbir alınması, kamera kayıtları alınırken tarih ve saatin kamera ekranında gerçek zamanlı olarak gösterilmesi için önlemlerin alınması ve kamera çözünürlüğü konusunda gerekli iyileştirmenin yapılması hususlarına özen gösterilmesi, kamu idaresinden beklenilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

(35) 6328 sayılı Kanunun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Kararın başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden arta kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, İstanbul İnfaz Hâkimliği nezdinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE,

Bu Kararın, BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞINA tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi