|
ÖZET: Danıştay kararında, başvuran Dernek tarafından ceza infaz kurumlarında yaşanan çocuk ölümleri ve bu ölümlerle ilgili adli ve idari süreçlere dair bilgi edinme talebi incelenmiştir. Adalet Bakanlığı, başvuruyu 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun 25. maddesi uyarınca “kamuoyunu ilgilendirmeyen” gerekçesiyle reddetmiştir. Ancak, başvuranın talep ettiği bilgilerin, yaşam hakkı ve işkenceye karşı korunma gibi temel haklarla ilgili olduğu ve kamuoyunu doğrudan ilgilendirdiği belirtilmiştir.
Kararda, bilgi edinme hakkının demokratik ve şeffaf yönetim açısından önemi vurgulanmış, ceza infaz kurumlarındaki uygulamaların kamu denetimine tabi olması gerektiği ifade edilmiştir. Sonuç olarak, başvurunun yanıtlanması gerektiği ve Adalet Bakanlığı’na bu yönde tavsiyede bulunulması gerektiği karara bağlanmıştır. Bu durum, kamu hizmetlerinde şeffaflık ve hesap verilebilirlik ilkelerinin gereği olarak değerlendirilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/16128-S.21.25853
BAŞVURU NO : 2021/9517
KARAR TARİHİ : 12/11/2021
TAVSİYE KARARI
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :
BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI
Başvuran Derneğin bilgi edinme başvurusu hakkındadır.
BAŞVURUNUN KONUSU :
BAŞVURU TARİHİ : 17/05/2021
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran Derneği tarafından, mahpuslarla ilgili çalışmalar yürüten, mahpusların haklarını öğrenmesi, yaşadıkları sorunların tespiti ve bunların giderilmesi amacıyla çalışan bir dernek olarak CİMER üzerinden yapılan 15/03/2021 tarihli ve numaralı başvuru ile hapishanelerde yaşanan çocuk ölümleri ile bu ölümleri takiben başlatılan adli ve idari süreçler hakkında bilgi edinme başvurusunda bulunulduğu, başvurunun Bakanlık tarafından 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı
Kanununun 25. maddesi gerekçe gösterilerek cevaplandırılmadığı, ancak talep edilen bilgilerin Kanun maddesinde yer alan “kurum ve kuruluşların, kamuoyunu ilgilendirmeyen ve sadece kendi personeli ile kurum içi uygulamalarına ilişkin düzenlemelerden” olmadığı, cezaevlerinde Devlet gözetimi altındaki çocukların niçin öldüğü ve bu ölümlerin araştırılıp araştırılmadığı konularının kurum içi işleyişle ilgili olmadığı, aksine yaşam hakkı ile işkence ve kötü muameleden korunma hakkını barındıran bu ölüm vakalarının kamuyu ilgilendirdiği, bu soruların kişisel veri içermeyen, istatistiki veriye ilişkin sorular olduğu, hapishanedeki çocukları korumakla yükümlü olan Adalet Bakanlığı’nın bu sorulara cevap vermemesinin “şeffaflık” ilkesine aykırı olduğu kadar cezasızlık endişesi de doğurduğu, Bakanlığın daha önce de benzer içerikli başvurularına Kanunun istisna maddelerini gerekçe göstererek yanıt vermemesinin ve kamuyu bilgilendirmekten kaçınmasının, hukuk devleti ve demokratik yaşam güvencesini ihlal ettiği
iddia ve ifade edilerek, bahse konu bilgi edinme başvurusunun yanıtlanması için tavsiye kararı verilmesi talep edilmiştir.
1.1. Somut dosyada, başvuran Derneğin CİMER üzerinden yaptığı 15/03/2021 CİMER başvurusu
aşağıdaki gibidir:
“ Derneği’nin araştırmalarında kullanılmak üzere 01.02.2010 ve
01.03.2021 tarihleri arasında Türkiye hapishanelerinde hayatını kaybeden çocuklara ilişkin;
1- Ölüm yıllarına, ölüm orijinlere (kaza, intihar, cinayet), çocuğun yaşı ve tutulduğu ceza infaz kurumunun ismine göre kaç çocuk hayatını kaybetmiştir?
2- Yaşanan çocuk ölümlerine ilişkin kaç personel hakkında hangi idari ve hangi adli yaptırımlar uygulanmasına karar verilmiştir?
3- Yaşanan çocuk ölümlerine ilişkin kaç personel hakkında adli ya da idari ceza verilmemesine karar verilmiştir?”
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla ilgili idareden 22/06/2021 tarihli ve sayılı yazımızla bilgi ve belge talebinde bulunulmuş olup, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel
Müdürlüğü’nden alınan 02/08/2021 tarihli – sayılı cevabi yazıda özetle; 2.1. 4982 sayılı Bilgi Edinme Kanunu’nun “İstenecek bilgi veya belgenin niteliği” başlıklı 7 inci maddesinde “Bilgi edinme başvurusu, başvurulan kurum ve kuruluşların ellerinde bulunan veya görevleri gereği bulunması gereken bilgi veya belgelere ilişkin olmalıdır. Kurum ve kuruluşlar, ayrı veya özel bir çalışma, araştırma, inceleme ya da analiz neticesinde oluşturulabilecek türden bir bilgi veya belge için yapılacak başvurulara olumsuz cevap verebilirler.” ve “Kurum içi düzenlemeler” başlıklı 25 inci maddesinde ise “Kurum ve kuruluşların, kamuoyunu ilgilendirmeyen ve sadece kendi personeli ile kurum içi uygulamalarına ilişkin düzenlemeler hakkındaki bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkının kapsamı dışındadır. Ancak, söz konusu düzenlemeden etkilenen kurum çalışanlarının bilgi edinme hakları saklıdır.” hükümlerinin yer aldığı, 2.2. Başvuran Derneğin CİMER başvurusuna konu ettiği hususların personel hakkındaki adlî ve idarî soruşturmalara ilişkin verilerin paylaşılması istemine yönelik olduğu, 2.3. Kurum personeli hakkındaki iddialar üzerine adlî soruşturmaların Cumhuriyet başsavcılıklarınca, idari soruşturmaların ise Adalet Bakanlığı Disiplin Yönetmeliği Ekli Cetvelinde yer alan disiplin amirliklerince yürütüldüğü, Genel Müdürlük uhdesinde, söz konusu soruşturmalara ilişkin genel istatistiki verilerin bulunmadığı, 2.4. Somut olay ve belirli kişi belirtilerek yapılan başvurularda Bilgi Edinme Kanunu’nun izin verdiği ölçüde soruşturma makamlarından bilgi alınmak suretiyle cevap verilebildiği, bu haliyle sorulan hususların ayrı veya özel bir çalışma, araştırma, inceleme ya da analiz neticesinde oluşturulabilecek türden olduğu ve yukarıda bahsi geçen kanun hükümleri çerçevesinde bilgi edinme hakkı kapsamı dışında kaldığının değerlendirildiği,
belirtilmiş, Derneğin Bakanlığa yaptığı CİMER başvurusu ile verilen yanıtın örnekleri Kurumumuza gönderilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi “(1) Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla
Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir. (2) Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu gecikmeksizin, dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir. (3) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.”, 4. 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu; 4.1. “Amaç, Kapsam ve Tanımlar” başlıklı birinci bölümünde yer alan “Amaç” başlıklı 1 inci maddesi; “Bu Kanunun amacı; demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına ilişkin esas ve usulleri düzenlemektir.”, 4.2. “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesi; “… Bilgi: Kurum ve kuruluşların sahip oldukları kayıtlarda yer alan bu Kanun kapsamındaki her türlü veriyi, … ifade eder.” 4.3. “Bilgi edinme hakkı” başlıklı 4 üncü maddesi; “Herkes bilgi edinme hakkına sahiptir…” 4.4. “Bilgi verme yükümlülüğü” başlıklı 5 inci maddesi; “Kurum ve kuruluşlar, bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri almakla yükümlüdürler. Bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren diğer kanunların bu Kanuna aykırı hükümleri uygulanmaz.”, 4.5. “İstenecek bilgi veya belgenin niteliği” başlıklı 7 nci maddesi “Bilgi edinme başvurusu, başvurulan kurum ve kuruluşların ellerinde bulunan veya görevleri gereği bulunması gereken bilgi veya belgelere ilişkin olmalıdır. Kurum ve kuruluşlar, ayrı veya özel bir çalışma, araştırma, inceleme ya da analiz neticesinde oluşturulabilecek türden bir bilgi veya belge için yapılacak başvurulara olumsuz cevap verebilirler. İstenen bilgi veya belge, başvurulan kurum ve kuruluştan başka bir yerde bulunuyorsa, başvuru dilekçesi bu kurum ve kuruluşa gönderilir ve durum ilgiliye yazılı olarak bildirilir.” 4.6. “Kurum içi düzenlemeler” başlıklı 25 inci maddesi “Kurum ve kuruluşların, kamuoyunu ilgilendirmeyen ve sadece kendi personeli ile kurum içi uygulamalarına ilişkin düzenlemeler hakkındaki bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkının kapsamı dışındadır. Ancak, söz konusu düzenlemeden etkilenen kurum çalışanlarının bilgi edinme hakları saklıdır.” 5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesi; “(1)
Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”
6. 27.04.2004 tarih ve 25445 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Bilgi Edinme Hakkı Kanununun
Uygulanmasına İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Yönetmeliğin; 6.1. “Bilgi verme yükümlülüğü kapsamında alınacak tedbirler” başlıklı 6 ncı maddesi “Kurum ve kuruluşlar, Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi, Kanunda ve bu Yönetmelikte belirlenen esas ve usullere göre başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere gerekli idari ve teknik tedbirleri almakla yükümlüdür. Kurum ve kuruluşlar, ellerinde mevcut olan ve bilgi edinme başvurusuna konu olabilecek bütün bilgi veya belgeleri, bilgi edinme hakkının kullanımını kolaylaştıracak şekilde tasnif ederler. Bu amaçla kurum ve kuruluşların belge kayıt, dosyalama ve arşiv düzeniyle ilgili gerekli idari ve teknik tedbirler alınır…” 6.2. “İstenecek bilgi veya belgelerin niteliği” başlıklı 12 nci maddesi “Bilgi edinme başvurusu, başvurulan kurum ve kuruluşların ellerinde bulunan veya görevleri gereği bulunması gereken bilgi veya belgelere ilişkin olmalıdır. Kurum ve kuruluşlar; ayrı veya özel bir çalışma, araştırma, inceleme ya da analiz neticesinde oluşturulabilecek türden bir bilgi veya belge için yapılacak başvurular ile tekemmül etmemiş bir işleme ilişkin bilgi veya belge için yapılacak başvurulara olumsuz cevap verebilirler.” 6.3. “Kurum içi düzenlemeler” başlıklı 36 ncı maddesi “Kurum ve kuruluşların, kamuoyunu ilgilendirmeyen ve sadece kendi personeli ile kurum içi uygulamalarına ilişkin düzenlemeler hakkındaki bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkının kapsamı dışındadır. Ancak, söz konusu düzenlemeden etkilenen kurum çalışanlarının bilgi edinme hakları saklıdır.”
Hükümlerini amirdir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
7. İlgili mevzuat, içtihat, idarenin cevabı ve tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde, bilgi edinme başvurusunun yanıtlanması amacıyla ilgili idareye tavsiyede bulunulmasına ilişkin hazırlanan Tavsiye
Karar Önerisi Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
IV. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Açısından Değerlendirme 8. Başvuran Dernek (1) numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda özetle, 4982 sayılı Kanun çerçevesinde ceza infaz kurumlarında yaşanan çocuk ölümleri ile bu ölümleri takiben başlatılan adli ve idari süreçler hakkında bilgi edinme başvurusunda bulunduğunu, başvurunun Adalet
Bakanlığı tarafından 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun 25. maddesi gerekçe gösterilerek cevaplandırılmadığını, ancak talep edilen bilgilerin anılan Kanun maddesinde yer alan “kurum ve kuruluşların, kamuoyunu ilgilendirmeyen ve sadece kendi personeli ile kurum içi uygulamalarına ilişkin düzenlemelerden” olmadığını, ceza infaz kurumlarındaki çocukların yaşam hakkı ile işkence ve kötü muameleden korunma hakkına ilişkin olduğunu, kamunun genelini ilgilendiren başvurunun yanıtlanmamasının anılan Kanuna ve “şeffaflık” ilkesine aykırı olduğunu ifadeyle, başvuruya konu bilgilerin verilmesini talep etmektedir.
9. Bilindiği üzere, demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan bilgi edinme hakkı, 9/10/2003 tarihli ve
4982 sayılı yasa ile yürürlüğe girmiş, 2010 yılında gerçekleşen Anayasa değişikliği ile de anayasal
güvenceye kavuşturulmuştur.
10. Anayasanın 74 üncü maddesinde herkesin bilgi edinme hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Söz konusu madde genel bir düzenleme olup, hakkın sınırı konusunda bir düzenleme içermemektedir. Ancak elbette ki, söz konusu hak da mutlak bir hak olmayıp ilgili mevzuatı kapsamında belli bazı kısıtlamalara tabi tutulabilecektir.
11. Anayasa Mahkemesinin 4.12.2014 tarihli ve E:2013/114 ve K:2014/184 sayılı kararında “Bilgi edinme hakkı, yönetilenlerin yönetenleri denetleyebilmesinin, dolayısıyla hukukun üstünlüğünün sağlanabilmesinin önemli bir aracı olarak işlev görmektedir. Bilgi edinme hakkı, devletin demokratik niteliğinin geliştirilmesi ve bireyin temel hak ve özgürlüklerinin korunması hususlarında önemli bir rol oynadığından, demokratik hukuk devletinde vazgeçilmez bir hak niteliğine sahip bulunmaktadır. Bu hakkın sınırlanmasını öngören düzenlemelerin de Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen güvencelere ve bu bağlamda ölçülülük ilkesine uygun olması gerektiği açıktır.” denmek suretiyle, bilgi edinme hakkına getirilecek sınırlamanın çerçevesi çizilmiştir.
12. Bilgi edinme hakkının usul ve esasları 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nda düzenlemiş olup, Kanunun 4 üncü maddesinde Anayasa’da yer alan herkesin bilgi edinme hakkına sahip olduğu amir hükmü tekrarlanmıştır.
13. Anılan Kanunun 5 inci maddesi uyarınca, kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri almakla yükümlü kılınmıştır. Kurum ve kuruluşların yükümlülüklerinin kapsamının ne olduğu ve bilgi verme yükümlülüğünün sınırlarının neler olduğu yasa koyucu tarafından
Kanunun 15 ila 27 nci maddeleri arasında tahdidi olarak sayılmıştır. Kanunda yer alan bu istisnaların, yargı denetimi kapsamındaki işlemler, devlet sırrına, ülkenin ekonomik çıkarlarına, istihbarata, idari ve adli soruşturma ve kovuşturmaya ilişkin bilgi ve belgeler, özel hayatın ve haberleşmenin gizliliği, ticari sır, fikir ve sanat eserleri, kurum içi düzenlemeler, kurum içi görüş, bilgi notu ve tavsiyelerden oluştuğu görülmektedir.
14. Kanunun temel amacı açısından serbesti kural olmakla birlikte, 4982 sayılı Kanun kapsamındaki bir bilgi edinme başvurusu bu Kanunun getirdiği bir istisnaya dayanılarak reddedilebilecektir. Kanunda yer alan bu istisnaların somut olarak belirlenmesi, bilgi edinme hakkının kullanımının temel amaç ve gayesinin belirlendiği aynı Kanunun 1 inci maddesinde yer alan “demokratik ve şeffaf” yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine işlerlik kazandırmaktadır.
15. Somut dosyada, başvuran Derneğin 15/03/2021 tarihli CİMER başvurusunda “01.02.2010 ve
01.03.2021 tarihleri arasında Türkiye hapishanelerinde hayatını kaybeden çocuklara ilişkin; (1) Ölüm
yıllarına, ölüm orijinlere (kaza, intihar, cinayet), çocuğun yaşı ve tutulduğu ceza infaz kurumunun ismine göre kaç çocuk hayatını kaybetmiştir? (2) Yaşanan çocuk ölümlerine ilişkin kaç personel hakkında hangi
idari ve hangi adli yaptırımlar uygulanmasına karar verilmiştir? (3) Yaşanan çocuk ölümlerine ilişkin kaç personel hakkında adli ya da idari ceza verilmemesine karar verilmiştir?” soruları Bakanlığa yöneltilmiştir.
16. Başvuruya konu talep, Bakanlığın 15/04/2021 tarihli ve – – sayılı yazısı ile 4982 sayılı Kanunun 25 inci maddesinde yer alan “Kurum ve kuruluşların, kamuoyunu ilgilendirmeyen ve sadece kendi personeli ile kurum içi uygulamalarına ilişkin düzenlemeler hakkındaki bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkının kapsamı dışındadır. Ancak, söz konusu düzenlemeden etkilenen kurum çalışanlarının bilgi edinme hakları saklıdır.” hükmü gerekçe gösterilerek reddedilmiştir.
17. Kanunun 25 inci maddesi incelendiğinde, yapılan bir bilgi edinme başvurusunun anılan madde uyarınca reddedilebilmesi için talebin “kamuoyunu ilgilendirmeyen” ve “kurum ve kuruluşların sadece kendi personeli ile kurum içi uygulamalarına ilişkin düzenlemelere” ilişkin olması gerektiği; ancak bu iki şartın gerçekleşmesi halinde talebin bilgi edinme hakkının kapsamı dışında kalacağı anlaşılmaktadır.
18. Şikâyete konu bilgi edinme başvurusuna konu soruların içeriklerine bakıldığında; ilk soruda, ceza infaz kurumlarında kalmakta olan çocukların ölüm yıllarına, ölüm sebeplerine (kaza, intihar, cinayet), çocuğun yaşı ve tutulduğu ceza infaz kurumunun ismine göre kaç çocuğun hayatını kaybettiğine ilişkin sayısal verilerin talep edildiği görülmektedir. Talebin Bakanlığın kendi personeli ile kurum içi uygulamalarına ilişkin düzenlemeler hakkında olmadığı açıktır. Bilgi edinilmek istenen hususların, Kanunun 25 inci maddesinde sayılan “kamuoyunu ilgilendirmeyen” konulardan olduğunun kabulü de mümkün değildir.
19. Zira mevcut ceza infaz sisteminin amacı hükümlünün iyileştirilmesi ve topluma yeniden kazandırılması olarak tanımlanmış, cezanın infazında insan hak ve onuruna yakışır idari davranış usullerinin benimseneceği kabul edilmiştir. Dolayısıyla ceza infaz kurumlarındaki uygulamalar, temel hak ihlallerinin önüne geçilmesi amacıyla kamu tarafından takip edilen, diğer kamusal hizmetler gibi kamuoyunu doğrudan ilgilendiren konular arasındadır. İnsan hakkı ihlallerinin kapalı alanlarda yaşanma ihtimalinin daha yüksek olduğu gözetilerek, kamusal hizmetlerin geneli için geçerli olan “şeffaflık” ve
“hesap verilebilirlik” ilkelerine uyulmasına bu alanda daha fazla özen gösterilmelidir.
20. 30/04/2021 tarihli ve 31470 sayılı resmi Gazetede yayımlanan 2021/9 sayılı Cumhurbaşkanlığı
Genelgesi ile yürürlüğe giren İnsan Hakları Eylem Planında bu yöndeki Devlet iradesi açıkça ortaya konmuştur.
21. Planda “En yaygın tanımıyla insan hakları, insanın sadece insan olmasından dolayı sahip olduğu haklardır… İnsan olmak nedeniyle sahip olunan haklar, hukuk devletinin varlık sebebidir. Hukuk devletinin ahlaki özü ve meşruiyeti evrensel nitelikteki değerler ile hak ve özgürlük perspektifinde yatmaktadır. …
Bu çerçevede hukuk devleti, doğası ve tanımı gereği temeline insan haklarını koymaktadır… Devletin ödevi, hak ve özgürlükleri korumak ve geliştirmek; demokratik sistemi insan hakları ekseninde güçlendirmektir.
… 2002 yılından itibaren kesintisiz şekilde sürdürülen reform iradesi, insan hakları alanındaki yasal değişikliklerle somut biçimde ortaya konulmuştur… Özellikle ceza adaleti alanında önemli reformlar Yargı
Reformu Strateji Belgesi kapsamında hayata geçirilmiştir. Söz konusu değişikliklerle ifade özgürlüğü güçlendirilmiş, hak arama yolları genişletilmiş, soruşturma evresinde tutuklama süresi sınırlandırılmış ve seri muhakeme, basit yargılama, e-duruşma gibi yeni, sade ve hızlandırıcı usuller ihdas edilmiştir. …
Ayrıca, detaylı bir mevzuat taramasıyla hak ve özgürlükler alanını genişletici değişikliklerin yanında, kamu
hizmetlerinin erişilebilir, hesap verilebilir, eşit, şeffaf ve adil bir şekilde sunulması da hedeflenmektedir.
Böylece, insan hak ve özgürlüklerine ilişkin standartlar yükseltilecek, bunun doğal sonucu olarak demokrasinin vatandaş memnuniyeti odaklı güçlenme süreci yeni bir ivme kazanacaktır.” denmektedir.
22. Belge’de, ceza infaz kurumlarında insan hakları denetimlerinin etkinliğinin artırılması güçlü bir koruma sisteminin en önemli bileşenlerinden biri olarak görülmekte; “sivil toplum girişimlerinin, sistemi demokrasi temelinde dengeleyici ve denetleyici bir işlev gördüğü” belirtilmektedir. “İnfaz sistemi, ceza adaleti sisteminin son aşamasını içermektedir. Bu aşamadaki insan hakları karnesi, sistemin bütünü üzerinde fikir veren en sahici değerlendirme aracı olmaktadır. Bu nedenle, infaz işlem ve uygulamalarının insan hakları kurumlarının gözlem ve denetimine etkili bir şekilde açılması büyük önem taşımaktadır. İnsan haklarına tam koruma sağlayacak bir infaz sistemi için bağımsız denetim kurumlarının varlığı, hem idare hem hükümlüler hem de hükümlü yakınları için ciddi bir teminattır. Bu düşünceden hareketle Belgenin uygulama döneminde, ceza infaz sistemi için yeni ve sivil bir denetim sistemi getirilmesi hedeflenmektedir.
Bağımsızlık esası çerçevesinde kurulacak “Ceza İnfaz Kurumları İnsan Hakları İzleme Komisyonu”nda; barolar, sivil toplum kuruluşları ve üniversitelerden de temsilcilerin yer alması sağlanacaktır.” denmek suretiyle ceza infaz kurumlarında insan hakları denetimlerinin etkinliğinin artırılmasında sivil izlemenin gerekliliği vurgulanmaktadır.
23. Başvuran Dernek tarafından, Bakanlıktan talep edilen ilk sorudaki “01.02.2010 ve 01.03.2021 tarihleri arasında Türkiye hapishanelerinde hayatını kaybeden çocukların ölüm yıllarına, ölüm orijinlerine, yaşlarına ve tutulduğu ceza infaz kurumlarının isimlerine” ilişkin bilgilerin Bakanlığın görevi gereği elinde bulunması gereken ve 4982 sayılı Kanundaki istisna hükümler arasında sayılmayan, kamunun genelini ilgilendiren bilgiler olduğu ve yukarıda izah edilen ceza infaz kurumlarının hassas durumu dikkate alındığında, talebin başvuranla paylaşılmamasına yönelik idari işlemin 4982 sayılı Kanun ve ilgili
Yönetmeliğine uyarlı olmadığı değerlendirilmiştir.
24. Şikâyete konu CİMER başvurusunda ayrıca, ceza infaz kurumlarında yaşanan çocuk ölümlerine ilişkin diğer iki soruda “kaç personel hakkında hangi idari ve hangi adli yaptırımlar uygulanmasına, kaçı hakkında adli ya da idari ceza verilmemesine karar verildiğinin” Bakanlığa sorulduğu görülmüştür.
25. Bakanlık tarafından bu soruların 4982 sayılı Kanunun 25 inci maddesi ve 7 nci maddesi gerekçe gösterilerek yanıtlanmadığı anlaşılmaktadır. Ceza infaz kurumlarında yaşanan çocuk ölümlerine ilişkin olarak personel hakkında idari ve/veya adli yaptırımların uygulanıp uygulanmaması hususu şüphesiz öncelikle Bakanlığın kendi personelini ilgilendiren bir durumdur. Ancak insan haklarını odağına alan bir hukuk devletinde, temel insan hakları söz konusu olduğunda, kamu hizmetinin her aşamasının kamuoyunu ilgilendirdiği değerlendirilmektedir.
26. Nitekim bu hususta İnsan Hakları Eylem Planında hukukun üstünlüğü ve hukuk devletinin tam anlamıyla hâkim olabilmesi için yargının hızlı, adil ve etkin şekilde işlemesi kadar hukukun öngörülebilirliği ve idarenin şeffaflığının da elzem olduğu, idarenin işlemlerine karşı yapılan başvurularda bireylere hızlı ve tatmin edici cevap verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
27. Bilgi edinme hakkı, düşünce ve ifade özgürlüğü gibi birçok temel hak ve özgürlüğün kullanılması için vazgeçilmez haklardan biri olup, kamu hizmetlerinde şeffaflığın sağlanmasının ve kişilerin idarenin
faaliyetlerinden haberdar olarak, gerekirse sürece katılmalarının ve böylece idarenin hukuk sınırları içerisinde hareket etmesinin, bir diğer ifadeyle idarenin hesap verilebilirliğinin sağlanması açısından önemli bir hukuki araçtır.
28. Ceza infaz kurumlarında yaşanan çocuk ölümleri ile ilgili olarak sorumlu personele uygulanan adli ve idari yaptırımlarla ilgili bilgilerin, 4982 sayılı Kanunun 25 inci maddesinde belirtilen “kurum personeli ile ilgili bilgi” olmanın ötesinde kamunun genelini ilgilendiren bilgilerden olduğu, söz konusu bilginin paylaşılmasının sorumlularla ilgili gerekli hukuki süreçlerin izlenmediği şüphesini ortadan kaldırarak toplumda olumsuz bir algı oluşmasını engelleyeceği açıktır. Şikâyete konu bilgi edinme başvurusunun yanıtlandırılması suretiyle sağlanacak şeffaflığının getireceği kamu yararı gözetilerek, sayısal bilgi niteliğinde kalmak koşuluyla, talep edilen bilgilerin başvuran Dernekle paylaşılmasının 4982 sayılı
Kanun’a uyarlı olacağı gibi İnsan Hakları Eylem Planı ile ortaya konan kamu hizmetlerinde şeffaflığın ve hesap verilebilirliğin artırılması yönündeki iradeyle uyumlu olacağı değerlendirilmiştir.
29. Bakanlık tarafından her ne kadar talebe konu bilginin Ceza ve Tevkifleri Genel Müdürlüğü’nde bulunmadığı, dolayısıyla Kanunun 7 nci maddesi kapsamında paylaşılmamasının hukuka uygun olduğu ifade edilmiş ise de idarenin bütünlüğü ilkesi gereğince talep edilen bilgilerin Bakanlığın ilgili diğer birimlerinden derlenerek başvuran Derneğe iletilmesi mümkündür. Bununla birlikte, idarenin bilgi edinme talebinin ret gerekçesi olarak sunduğu ‘somut olay ve belirli bir kişi belirtilerek yapılan başvurular’ açıklamasının ise başvuranın bilgi edinme talebinin içerik ve kapsamı ile uyumlu olmadığı değerlendirilmiş, bu yönden başvuranın talebinin 4982 sayılı Kanunun 5 inci ve Kanunun Uygulama
Yönetmeliğinin “Bilgi verme yükümlülüğü kapsamında alınacak tedbirler” başlıklı 6 ncı maddesi kapsamında kaldığı sonucuna varılmıştır.
30. Belirtilen gerekçeyle, şikâyete konu bilgi edinme başvurusunun yanıtlandırılması suretiyle sağlanacak şeffaflığının getireceği kamu yararı gözetilerek şikâyetçi Derneğin başvurusunun yanıtlanması gerekirken,
4982 sayılı Kanunun 7 ve 25 inci maddelerine dayanılarak reddedilmesine ilişkin idari işlemin hukuka ve
hakkaniyete uyarlı olmadığı tespit edilmiştir.
31. Yukarıdan bu yana yapılan açıklamalar kapsamında sonuç olarak; ceza infaz kurumlarında hayatlarını kaybeden çocuklar ve sorumlu personelle ilgili yürütülen adli ve idari işlemler hakkında talep edilen bilgilerin idarenin görevi gereği elinde bulunan bilgilerden olduğu, söz konusu bilgilerin paylaşılmasının şüpheye dayalı olumsuz algı oluşmasının önünde engel oluşturacağı, talebin istatistiki veri olarak yanıtlanması halinde 4982 sayılı Kanunda yer alan istisna hükümlerine girmeyeceği, kamuoyunun genelini ilgilendiren ceza infaz kurumlarındaki işleyişe yönelik soruların yanıtlanmasının hesap verilebilirlik ve şeffaflık ilkelerinin de gereği olduğu değerlendirilerek, şikâyete konu CİMER başvurusundaki soruların yanıtlanması hususunda idareye tavsiyede bulunulması gerektiği değerlendirilmiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 32. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, idare ile yapılan yazışmalarda ve idarenin
başvuran derneğe verdiği yanıtta “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun hareket ettiği; ancak başvuranın dilekçesine verilen cevabi yazıda, yukarıdaki paragraflarda açıklanan sebeplerle “şeffaflık”, “hesap verilebilirlik” ve “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkelerine uygun hareket edilmediği değerlendirilmiş olup, idareden bundan böyle bu ilkelere uygun hareket etmesi beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
33. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)
dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜ İLE; Şikâyete konu bilgi edinme başvurusunun sayısal verilerle yanıtlandırılması hususunda ADALET
BAKANLIĞI’NA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis edilecek işlemin
veya eylemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna; Kararın başvuran Derneğe ve Adalet Bakanlığı’na tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi